Daha Az Çabayla Daha İyi Yaşamayı Öneren Yeni Akım: Lazymaxxing
Sabah 5'te kalkıp koşan, uykusunu saat saat takip eden, gününün her dakikasını verimli geçirmeye çalışan 'kendini optimize etme' kültürüne sosyal medyadan yeni bir itiraz geldi. İngilizcede 'lazymaxxing' adıyla yayılan akım, hayatı en zor yoldan yaşamak yerine az çabayla iyi hissetmeyi savunuyor. The Guardian yazarı Arwa Mahdawi de hafta sonu geç kalkmanın, sabah kahvesinin ve hatta küfretmenin bile bilimsel bir karşılığı olduğunu hatırlatarak akıma sahip çıktı. Uzmanlara göre mesele hiçbir şey yapmamak değil, enerjiyi nereye harcadığımızı yeniden düşünmek.
Kaynak: The Guardian
Hafta sonu biraz daha uzun uyumak tansiyonu koruyabilir
Akımın en sevilen savunmalarından biri, hafta sonu alarmı kapatıp biraz daha yatakta kalmak. Bu alışkanlığa bilimden de destek geldi. Kore Üniversitesi'nden Dr. Nawon Lee'nin Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin (ESC) 2026 kongresinde sunduğu araştırma, Güney Kore'de 2016-2023 yılları arasında toplanan sağlık verilerinden yola çıkarak 40 binden fazla yetişkini inceledi.
Sonuçlara göre hafta içi biriken uyku açığını hafta sonu 1-2 saatlik ek uykuyla kapatanlarda yüksek tansiyon görülme ihtimali yaklaşık yüzde 6 daha düşük çıktı. En uygun sürenin 1 saat 37 dakika civarında olduğu, gün içinde az hareket eden kişilerde ise bu koruyucu etkinin biraz daha belirgin olduğu görüldü.
Lee, yetersiz uykunun kalbi ve damarları daha fazla çalışmaya zorladığını hatırlatarak 'İnsanlar hafta sonu biraz daha uzun uyudukları için kendini tembel ya da suçlu hissetmemeli' dedi. Yine de çalışma gözlemsel; yani hafta sonu uykusunun tansiyonu doğrudan düşürdüğünü değil, ikisi arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Bulgular henüz hakemli bir dergide yayımlanmadı ve uzmanların çoğu her gün aynı saatte yatıp kalkmayı hala en sağlıklı yol olarak görüyor.
Sabah içilen kahve ve ağızdan kaçan küfür de listede
Arwa Mahdawi, sabahın köründe kalkıp kilometrelerce koşan şirket yöneticilerinin tarzına özenmek yerine kalbini hafta sonu uykusuyla korumayı tercih ettiğini söylüyor. Her saniyeyi ölçüp biçen, vücut verilerini sürekli takip eden ve çoğu zaman keyifsiz kalan bu yaşam tarzına karşı onun listesinde zahmetsiz ama etkili adımlar var.
Bunlardan biri sabah kahvesi. Tulane Üniversitesi'nden Lu Qi ve ekibinin 2025'te European Heart Journal'da yayımlanan çalışması, ABD'de 40 binden fazla yetişkinin yaklaşık 10 yıllık verisini inceledi. Kahvesini yalnızca sabah saatlerinde içenlerde erken ölüm riski kahve içmeyenlere göre yüzde 16, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riski ise yüzde 31 daha düşük bulundu. Kahveyi gün boyu içenlerde ise böyle bir fark görülmedi.
Listenin en şaşırtıcı maddesi küfür. İngiltere'deki Keele Üniversitesi'nin deneyleri, canı yanan birinin ağzından kaçırdığı bir küfrün ağrıya dayanma süresini uzatabildiğini ve kısa süreli odaklanmayı artırabildiğini gösteriyor.
Mahdawi akşamları kafa dağıtmak için izlenen hafif dizilerin de hakkını veriyor: Bu tür yapımlardan keyif almanın, geniş bir kültürel zevkin işareti olabileceğini öne süren araştırmalar da var. Kanepede uzanıp cips yiyerek polisiye okumanın sağlığa iyi geldiğini kanıtlayan bir çalışmaya ise henüz rastlamadığını esprili bir dille ekliyor.
Akımın asıl derdi iyi alışkanlıkları kolaylaştırmak
Akım ilk bakışta tembelliğe övgü gibi görünse de özünde 'daha çok yapmalıyım' düşüncesinden 'bunu nasıl daha kolay yaparım?' sorusuna geçişi anlatıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden davranış bilimci Wendy Wood da alışkanlıkların yalnızca iradeyle değil, çevrenin o davranışı ne kadar kolaylaştırdığıyla şekillendiğini vurguluyor. Yapmak istediğimiz şeyin önündeki küçük engelleri kaldırdığımızda o alışkanlığı sürdürmek de kolaylaşıyor.
Gündelik hayatta bunun karşılığı oldukça basit: Spor kıyafetini akşamdan hazırlamak, su şişesini çalışma masasında tutmak, her gün ayrı ayrı yemek yapmak yerine birkaç öğünü toplu pişirmek, faturaları otomatik ödemeye bağlamak ya da bulaşığı makineye bırakmak. Yorgun hissedilen bir günde ağır antrenmanı zorlamak yerine kısa bir yürüyüş veya evde birkaç dakikalık esneme de akımın mantığına uyuyor.
Akımın da bir sınırı var. Her işi kolaylaştırmak gün içindeki hareketi azaltabilir; emek isteyen ilişkiler ve uzun vadeli hedefler tamamen kenara itildiğinde de bu yaklaşım sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Z kuşağı uzmanı Hana Ben-Shabat'a göre gençler kendini geliştirmekten vazgeçmiş değil, sadece harcadıkları emeğin karşılığına daha dikkatli bakıyor. Yani akımın asıl mesajı 'daha az yap' değil, enerjini nereye harcadığına daha dikkatli bak.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın