Bir Zamanlar Kupkuruydu: Ne Devlet Ne Şirket, Her Şeyi Kunduzlar Yaptı
Amerika Birleşik Devletleri'nin yılda 25 santimetreden az yağış alan en kurak eyaleti Nevada'da bulunan Susie Deresi (Susie Creek), 1989 yılında çekilen resmi kayıtlarda söğüt ağaçlarının, yeşil bitki örtüsünün ve canlı yaşamının esamesinin okunmadığı, sadece kuru çakıllardan ibaret dar bir su şeridiydi. Onlarca yıl boyunca aşırı otlatma nedeniyle kıyıları çökmüş, yeraltı su seviyesi dibi görmüştü.
Ancak bugün aynı yer; derin su havuzları, yemyeşil otlakları ve yoğun söğüt ağaçlarıyla çölün ortasında adeta cennetten bir köşeyi andırıyor.
Bu devrim niteliğindeki dönüşümün arkasında ise milyon dolarlık bütçeler değil, doğanın en yetenekli mühendisleri olan kunduzlar yer alıyor.
Bölgedeki ekosistemi kurtarmak isteyen biyolog Carol Evans ve çiftlik sorumlusu Jon Griggs, radikal bir karar alarak yılın en sıcak aylarında sığırları dere kıyılarından uzak tuttu. Amaç, doğanın kendi kendini toparlamasına izin vermekti. Kısa sürede kıyılarda yerli otlar ve söğütler yeniden filizlenmeye başladı.
Takvimler 2003 yılını gösterdiğinde ise kimsenin beklemediği bir şey oldu: Genç söğüt ağaçlarının cazibesine kapılan kunduzlar, bölgeye kendiliğinden geri döndü.
Bölgeye yerleşen kunduzlar, içgüdüsel olarak çamur ve dallardan suyun akışını yavaşlatan bentler ve barajlar inşa etmeye başladılar.
Suyun akış hızı yavaşlayınca, su taşkın yataklarına yayılarak toprağın derinliklerine sızdı. Yüzeyin altında biriken su, devasa bir 'yeraltı süngeri' oluşturdu.
Kunduzların bu hummalı çalışması uydu görüntülerine de yansıdı: Bölgedeki doğal baraj sayısı kısa sürede 107'den 271'e yükseldi. Yeraltı su seviyesinin yükselmesiyle bitki kökleri toprağı tuttu ve ekosistem kendi kendini iyileştiren muazzam bir döngüye girdi.
Kunduzların mucizesi, 2012 yılından sonra bölgeyi vuran, tarihin en acımasız kuraklık döneminde kanıtlandı. Çevredeki komşu çiftçiler sığırları ölmesin diye kamyonlarla su taşımak zorunda kalırken, kunduzların mesken tuttuğu Susie Deresi'ndeki derin havuzlar ve yeşil bitki örtüsü ısıya meydan okudu.
Ayrıca bilimsel çalışmalar, kunduz barajlarının suyu serinleterek nehirlerdeki yerli alabalık ve somon türleri için hayati termal sığınaklar oluşturduğunu da tescilledi.
Mühendisler, kunduzların bu başarısından ilham alarak BDA (Kunduz Barajı Benzeri Yapılar) adı verilen yapay barajlar üretmeye başladı.
Sadece birkaç saatte ve bin doların altında bir maliyetle kurulan bu yapay bentler, geleneksel nehir ıslah projelerinin harcadığı on binlerce doları çöpe attı. Üstelik bu yapay yapıların kurulduğu bölgelere, bir süre sonra gerçek kunduzlar da gelerek bakım işini bedavaya üstlendi.
Eskiden kanalları tıkadığı için dinamitlerle patlatılan ve "zararlı hayvan" olarak görülen kunduzlar, artık su krizine karşı insanlığın en büyük müttefiki kabul ediliyor.
Susie Deresi'nin hikayesi, küresel su krizine karşı en etkili ve en ucuz çözümün bazen yapay zekada değil, doğanın tam kalbinde gizli olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın