Bilime Göre İnsanlar Ateşi Neden Bu Kadar Büyüleyici Buluyor?
Soğuk bir kış gününde, sıcak çikolatanız eşliğinde, yanan şömine ışığında keyifli bir kitap okumayı kim istemez? Romantik ortamlarımızın, sıcak ambiyanslarımızın olmazsa olmazı ateştir. Piknikte, kampta, eğer mümkünse evlerimizde ateş yakmaya bayılırız. Üstelik ateş yakamıyorsak o ambiyansı yaşamamız için arkaplan videoları da vardır.
Peki hiç insanların neden bu kadar ateşi sevdiğini merak ettiniz mi?
İnsanlar, ateşi kontrol etmeye başladıklarından beri onu büyüleyici buluyorlar.
İşte Kaliforniya Üniversitesi'nde evrimsel antropolog olan Dr. Daniel MT Fessler'in ilginç teorisi!
Kışın böyle bir ortamda bulunmak kimi mutlu etmez ki?
Ateş, insanlık için uzun sayılabilecek bir geçmişe sahip. İnsanlığın ateşi kontrollü olarak kullanmaya başlaması yaklaşık 1 milyon ila 400 bin yıl öncesine, yani erken insan türü olan Homo Erectus dönemine dayanıyor. O zamandan beri insanlar, ateşi beslenme, avlanma veya korunma için kullanıyor. Elbette zamanla ateşin kullanımı da biraz değişti. Artık ateş sadece bir pratik ihtiyaç değil, zevk meselesine döndü.
Mangal yakmak isteyen, bulunduğu ortama romantik bir hava katmak isteyenler ateşi zevkleri için kullanıyor. Ateş yakmaya elverişli bir ortamı olmayanlar ise saatlerce süren şömine görüntülerini kullanıyor.
Peki ateşe olan düşkünlüğümüz nereden geliyor? Artık ateşe alışkın olduğumuz halda nasıl hala bizi büyüleyebiliyor?
Ateşe olan ilgi, onu kontrol altına alınca sönüyor.
Kaliforniya Üniversitesi'nde evrimsel antropolog olan Dr. Daniel MT Fessler'in bunun nedenine dair bir teorisi var. Fessler'e göre, zorunluluktan dolayı ateş yakmayı öğrenerek büyüyen çocuklar, bu beceriyi kazandıktan sonra ateşe olan ilgilerini kaybediyorlar. Fakat tam aksine, çocuklukta ateşi kontrol edemeyenler, büyüdükleri zamanda da ateşe karşı büyük bir ilgi duyuyorlar.
Fessler, 'İnsanlar ateş yakmakta ustalaştıktan sonra, artık o kadar ilgilenmiyorlar' diyor.
Bu teoriye göre, her insanın içinde ateşi kontrol etme arzusu bulunuyor. Eğer bu arzuyu çocukken yerine getirirseniz, kayboluyor. Bu, aynı zamanda neden bütün çocukların ateşi merak ettiğini de açıklayan bir teori.
Peki bu fikrin arkasında bir araştırma var mı?
Fessler'in bu konudaki orijinal araştırması, kendisi ve antropolog olan eşinin, Endonezya'nın Java adasının batısında yer alan büyük bir ada olan Güneybatı Sumatra'da yaklaşık üç yıl süren etnografik araştırmalarına dayanıyor. Yaşadıkları toplulukta çoğu hane odun ateşinde yemek pişiriyordu ve sadece birkaç hane gazyağı sobasına geçiş yapmıştı. Fessler'in gözlemine göre, bu topluluklarda çocuklar yürümeye başladıkları andan itibaren ateşin etrafındaydılar. Hatta çocuklar, oyunlarında çamurdan yemekler yapıyorlar ve yemeklerini pişirmek için de kül alıyorlardı.
Fessler'in dediğine göre, bu topluluktaki çocuklar 10 yaşına geldiklerinde, 'herhangi bir Amerikalı doğa tutkunu' kadar ateşi kontrol etme konusunda uzmandı. Ve işte tam o zaman da bu ilgi azalmaya başladı.
Fessler bunu, evrimsel psikologların hazırlanmışlık (preparedness) olarak adlandırdığı bir kavramın örneği olarak görüyor.
Psikolojide preparedness, organizmaların evrimsel olarak yılan veya örümcek gibi tehditlere karşı daha kolay korku geliştirmeye genetik yatkınlığı olan biyolojik hazırlık anlamına geliyor. Bu da, evrimin bizi her zaman her şey için eksiksiz talimatlarla donatmadığı, ancak önemli şeyleri hızlı bir şekilde öğrenmemiz için bize bir başlangıç avantajı sağladığı fikrine dayanıyor.
Ateş örneğinde, ateşe duyulan doğal bir hayranlık, onu ustalaşma motivasyonunu yönlendiriyor. Çocuklar ateş konusunda bir kez ustalaştıktan sonra, artık aynı güçlü çekiciliğe sahip olmuyor.
Ateşi izlemek, insanları fiziksel olarak da rahatlatıyor.
Ateşe olan meraklarını hiçbir zaman faydalı bir şekilde gideremeyen çocuklar, yetişkinlik hayatlarını saatlerce alevleri izleyerek geçirebilirler.
Alabama Üniversitesi'nde antropolog olan Christopher Lynn'in öncülüğünde yürütülen araştırmalar, alevleri izlemenin insan vücudu üzerinde farklı etkileri olduğunu kanıtladı. Araştırmada, gönüllülerin farklı koşullar altında ateşi izlerken kan basınçlarını takip edildi ve özellikle ateşin doğal çıtırtı sesini içerdiği durumlarda ölçülebilir bir düşüş kaydedildi. İzleme süresi uzadıkça etki daha da güçlendi. Sonuç olarak, ateşin zihnin sakinleşmesine katkıda bulunduğu görüldü.
Fessler, ateşin hala popüler olmasına şaşırmadığını şu sözlerle anlatıyor: 'Bu rahatlama etkilerini görmemiz beni şaşırtmıyor. Bunun bir kısmı muhtemelen ateşin kendisinin uyarıcı özelliklerinden, bir kısmı ona duyulan duygusal çekimden ve bir kısmı da açıkça kültürel faktörlerden kaynaklanıyor.'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın