Çocuk Gelişimi Uzmanı Duygusal Zekası Yüksek Çocukların Kullandığı İfadeleri Açıkladı
İnsan ilişkileri, zaman içinde öğrenilir. Çocuklar, duygusal zekalarını ve sınır koyma, empati yapma gibi yeteneklerini güvendikleri yetişkinleri izleyerek geliştirir. Duygusal zeka (yani EQ), kişinin kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, yönetme ve yönlendirme kapasitesidir. Duygusal zekası yüksek olan kişi, hem iş hem de özel hayatında başarılara imza atar.
Çocuk gelişim uzmanı Kelsey Mora, duygusal zekası yüksek çocukların kullandığı ifadeleri sıraladı.
Peki duygusal zekası yüksek çocuk nasıl anlaşılır?
Duygusal zeka (EQ) en az IQ kadar önemlidir.
Hepimizin aşina olduğu bir terim olan IQ, (Intelligence Quotient) bireyin bilişsel potansiyelini, akıl yürütme ve problem çözme becerilerini yaş grubu ortalamasına göre ölçen standartlaştırılmış testlerden elde edilen bir puandır. EQ (Emotional Quotient) ise kişinin kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, yönetme ve yönlendirme kapasitesidir.
EQ ve IQ seviyesinin yüksek ve dengeli olduğu bir insan, her alanda başarılı olabilir. Yalnızca IQ seviyesi yüksek bir insan, kendi duygularını ve başkalarının duygularını tanımadığı için bazı alanlarda başarısız olabilir. Fakat IQ ve EQ seviyesi yüksek kişi, iletişimsel konularda da başarılı olacaktır.
EQ, IQ'dan farklı olarak yaşam boyu geliştirilebilir ve öğrenilebilir. Duygusal zeka gelişimi kişiyi algı ve tutum konusunda da farklı bir yere taşır. Bu nedenle EQ seviyesi yüksek yetişkinlerde ve çocuklarda diğer kişilere göre farklı özellikler görülebilir.
Peki bir çocuğun yüksek EQ seviyesine sahip olduğu nereden, nasıl anlaşılır?
İşte EQ seviyesi yüksek bir çocuğun kullandığı ifadeler!
"Üzgünüm"
Güçlü insan ilişkileri becerilerine sahip, yani EQ seviyesi yüksek olan çocuklar, çevrelerindeki yetişkinlerin duyguları adlandırdığını ve işlediğini görürler. Zamanla bunu nasıl yapacaklarını öğrenirler. Bu, kendi duygularını tanımlamalarına ve bunları ifade etmekte rahat hissetmelerine yardımcı olur.
Çocuklar, sadece mutluluğu değil, üzüntüyü, korkuyu ve endişeyi da daha rahat bir şekilde hisseder ve anlamlandırırlar. Büyüdükçe, utanç, kıskançlık ve yalnızlık gibi daha karmaşık duyguları tanımlayabilirler. Bir çocuk, neden sinirlendiğini anlayabilir ve bu duyguyla nasıl baş etmesi gerektiğini bilir. 'Büyümüş de küçülmüş' dediğimiz çocuklar, aslında genellikle duygusal zekası yüksek olan çocuklardır.
"Kardeşim üzgün. Biraz yalnız kalmaya ihtiyacı var."
Duyguların açıkça konuşulduğu evlerde, çocuklar sadece kendilerinin değil, başkalarının duygularının ve ihtiyaçlarının da farkında olurlar. Genellikle başkasının bakış açısını anlayabilir ve ona karşı empati duyabilirler. Bu, başkasının gözyaşlarını veya sıkıntısını fark etmelerini ve bir arkadaş, kardeş veya akran olarak ona nasıl destek olmaları gerektiğini anlamalarını sağlar.
Kendilerinin veya başka birinin biraz zamana veya alana ihtiyaç duyabileceğini fark ederler ve zor olsa bile bunu vermeye çalışırlar. Bu çocuklar büyüdüklerinde, onlarla tartışmak zor olmaz. Çünkü tartışmak da problemleri çözmenin bir şeklidir ve tartışamadığınız insanla problemlerinizi çözemezsiniz.
"Başka kimler olacak?"
Çocuklarını yeni deneyimlere hazırlayan ve beklentilerini onlarla konuşan ebeveynler, çocuklarının daha uyumlu ve sosyal açıdan daha özgüvenli olduklarını görebilirler.
Yeni şeyleri denemek konusunda daha rahat olabilen çocuklar, yeni bir deneyimden önce hangi soruları sormaları gerektiğini bilirler. Bu, zorlukları önceden tahmin etmelerine, belirsizliklerin üstesinden gelmelerine ve bilinmeyeni aşmak için bir plan geliştirmelerine yardımcı olur. Fakat bu, çocukların korkusuz olduğu anlamına gelmez. Sonuçta hala çocuklar!
Onlar sadece bilgi toplamayı ve kendilerini önceden hazırlamayı öğrenirler. Böylece gerektiğinde uyum sağlayabilir ve kendilerini ortama göre ayarlayabilirler.
"Hata yaptım"
Her insan gibi, çocuklar da hata yapar. Hatta doğal olarak daha fazla yaparlar. Fakat hataları birer öğrenme fırsatı olarak görüldüğünde, çocuklar özür dileme, düzeltme ve tekrar deneme konusunda daha yetenekli olurlar. Yani çocuklar hata yaptıklarında onlara kızmak yerine bundan nasıl bir ders çıkarabileceklerini öğretmek gerekir.
Çocuklar, korku yaşamak yerine, sorunları düzeltmek ve çözmek için birlikte çalışırlar. Ayrıca kusurları daha iyi tolere edebilir ve zor anlara veya değişikliklere daha esnek bir şekilde yaklaşabilirler.
"Bir fikrim var."
Farkılıkların kutlandığı ve her fikre önem verilen evlerde büyüyen çocuklar, kendi fikirlerini dile getirmeye daha yatkındır. Ebeveynleri muhtemelen onlara fikirlerini paylaşma ve doğal güçlü yönlerini ve yeteneklerini kullanma fırsatları sağlamışlardır. Öte yandan bir konuda fikri sorulduğunda 'fark etmez' diyen kişi, muhtemelen çocukluğunda da kendi fikirlerini söyleyememiştir. Bu yüzden ne kendi isteklerinin farkında olur ne de kendi isteklerini savunabilir.
Bu, çocukların işbirliği içinde düşünme ve inisiyatif alma konusunda daha fazla özgüvene sahip oldukları anlamına gelir.
"Sevmiyorum."
Güçlü insan ilişkileri becerileri, başkalarını memnun etme çabasıyla aynı şey değildir. Bunun yerine, bu çocuklar nasıl davranılmak istediklerine dair net sınırlar belirleyebilirler. Bu sınırlarını anında, etkili, saygılı ve kararlı bir şekilde iletmekte kendilerini rahat hissederler.
İlişkilerinde güvenliğe, öz savunmaya ve duygusal farkındalığa öncelik verirler. İhtiyaçlarını paylaşmanın yanı sıra, farklılıklar olsa bile başkalarını dinlemeye, anlamaya ve saygı duymaya çalışırlar. Yani kendi güçlü oldukları konularda, başkalarının da güçlü olmasını sağlamaya çalışırlar. Çünkü ebeveynlerinden empatinin de ne kadar değerli olduğunu öğrenmişlerdir.
Öte yandan çocukluğunda 'sindirilen' kişiler, sadece diğer insanları memnun etmek için kendilerini istemedikleri şeyleri yaparken bulabilirler.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın