Bebeklerin Temiz Hava Alması İçin Pencere Dışındaki Tel Kafese Koyulduğu Garip Dönem
20. yüzyılın başında New York ve Londra gibi kalabalık şehirlerde apartmanda yaşayan bazı aileler, bebeklerini pencereden dışarı sarkıtılan tel kafeslere koyuyordu. Amaç, bebeğin gün boyu temiz hava ve güneş almasıydı. Bu tuhaf düzeneğin arkasında dönemin önde gelen çocuk doktorlarından birinin tavsiyeleri vardı. Kafesin patenti bile alındı ve 1930'larda Londra'da bebek kulüpleri tarafından yaygınlaştırıldı.
Kullananlardan biri de ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in eşi Eleanor Roosevelt'ti!
Bebek Kafeslerinin Patentini Aldı
New York tarihini derleyen Ephemeral New York bloguna göre Buffalo Courier gazetesi 1913'te 'Bebeğinizi Kuş Kafesine Koyun' başlıklı bir haberle bu icadı duyurdu ve fikri Robert C. Lafferty'nin eşine atfetti.
Kafes, bugünkü klimalar gibi pencereden dışarı taşıyordu. Pervaza sabitlenen bir platformu, pencere çerçevesine bağlanan çubukları ve bebeğin kolunun geçemeyeceği sıklıkta teli vardı.
Bilinen en ünlü tasarım ise Spokane'de yaşayan Emma Read'e ait. Read'in 19 Temmuz 1922'de başvurduğu ve 1923'te onaylanan 'taşınabilir bebek kafesi' patentinde, yağmur suyunu akıtan ve yukarıdan düşebilecek şeylere karşı koruyan eğimli bir çatı da bulunuyordu.
Fikrin Arkasında Dönemin Ünlü Çocuk Doktoru Vardı
Bebekleri dışarıda 'havalandırma' fikri, ABD'li çocuk doktoru Luther Emmett Holt'un 1894'te yayımlanan 'Çocukların Bakımı ve Beslenmesi' (The Care and Feeding of Children) kitabına dayanıyordu.
Holt, bebek bir aylık olduğunda, soğuk havada bile havalandırmaya başlanmasını öneriyordu: Önce 15 dakika, ardından her gün 10-15 dakika artırarak günde 4-5 saate kadar.
Holt'a göre temiz hava 'kanı yenilemek ve arındırmak için' gerekliydi ve sağlık için en az doğru beslenme kadar önemliydi. Apartman dairesinde yaşayan ve bebeğinin başında saatlerce bekleyemeyen aileler için pencere kafesi, bu tavsiyeyi uygulamanın yolu oldu.
Eleanor Roosevelt Kullandı, Komşular Şikâyet Etti
Bu tavsiyeye uyanlardan biri de Eleanor Roosevelt'ti, yani Eski ABD Başkanı'nın eşi. Roosevelt, 1906'da ilk çocuğu Anna doğduktan sonra Manhattan'daki evinin arka penceresine, yanları ve üstü telle kaplı bir kutu yerleştirdi.
Otobiyografisinde bunu 'arka pencerelerimden birinde çocukları havalandırmak için tuhaf bir düzeneğim vardı' diye anlatıyor. Anna sabah uykularında kafeste yüksek sesle ağlayınca komşular şikâyet etti ve aileyi New York Çocuklara Yönelik Zulmü Önleme Derneği'ne bildirmekle tehdit etti.
Roosevelt bu tepkiye şaşırdığını, kendini 'son derece modern bir anne' sandığını yazıyor. Sonradan güneşin havadan daha önemli olduğunu öğrendi; kafes ise binanın gölgede kalan tarafındaydı. Uygulamayı bıraktı.
Asıl Moda Londra'da Oldu, Sonra Sessizce Kayboldu
Kafesler ABD'de hiçbir zaman çok yaygınlaşmadı, asıl ilgiyi Londra'da gördü. Daily Mail'in aktardığına göre 1930'larda Chelsea Baby Club, bahçesi olmayan yüksek binalarda yaşayan ailelere kafes dağıttı. East Poplar'daki yerel meclis de bazı binaların dış cephesine kafes takılmasını önerdi. British Pathé arşivinde 1949'da Hampstead'de bir balkona kurulmuş kafesin ve 1953'te çekilmiş başka bir kafesin görüntüleri bulunuyor.
Kayıtlara geçmiş bir kaza bilinmiyor, ama kafesler zamanla ortadan kalktı. Apartmanların havalandırması iyileşti, asansörler yaygınlaştı ve bebek arabasıyla dışarı çıkmak kolaylaştı.
Temiz hava fikri ise hiç kaybolmadı. İskandinav ülkelerinde bebeklerin dışarıda, bebek arabasında uyutulması bugün de yaygın bir alışkanlık.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!



Yorum Yazın