Az Bilinen Ama Cilt Bakımında Büyük Fark Yaratan 10 Detay
İnternette her gün binlerce mucizevi cilt bakım rutini, adını bile telaffuz edemediğimiz asitler, maskeler havada uçuşuyor. Ama dürüst olalım; bazen dünyanın en pahalı serumunu da kullansan o cildin bir türlü istediğin gibi parlamamasının sebebi, tamamen gözden kaçırdığın ufacık detaylar oluyor.
1. Banyo havlularını yüzünden uzaklaştırıyorsun!
Yüzünü yıkadıktan sonra o yumuşacık havluya gömülmek çok güzel hissettiriyor, biliyorum. Ancak o havlular, banyonun nemiyle tam bir bakteri yuvasına dönüşüyor. Serumunu sürmeden önce yüzüne kendi ellerinle bakteri transfer etmek istemiyorsan, ya kağıt havluyla pıt pıt yaparak kurula ya da cildini kendi kendine kurumaya bırak.
2. Nemlendiriciyi kupkuru bir cilde sürmek mi?
Nemlendiricilerin asıl olayı sıfırdan nem yaratmak değil, var olan nemi cildine hapsetmektir. Yüzünü kuruladıktan sonra içeride dizi izlemeye gidip yarım saat sonra krem sürüyorsan, geçmiş olsun; ürünün yarısı ziyan oldu bile. Yüzünü yıka, tam kurumasına izin vermeden, tenin henüz nemliyken kremini sür ki o nem cildine iyice kilitlensin
3. Yanaklardaki o bitmeyen sivilcelerin gizli suçlusu: Telefon ekranı!
Gün boyu ellerin nerelere dokunuyor bir düşün... Sonra o ellerle telefona sarılıp saatlerce yanağına yaslıyorsun. Özellikle yanak ve çene bölgende sivilce bir türlü bitmiyorsa suçlusu kozmetik ürünlerin değil, o telefon ekranındaki görünmez bakteriler olabilir. Her akşam telefonunu bir mendille şöyle bir sil, farkı kendi gözlerinle göreceksin.
4. Sadece yüzümüze odaklanıp yaşımızı ele veren o iki bölgeyi unutuyoruz.
Kremleri ve serumları yüzümüze sevgiyle sürüp tam çene hattında duruyoruz. Oysa yaşımızı en hızlı ele veren yer boyun ve dekolte bölgesi. Yüzünden kalan ürünleri, özellikle de güneş kremini, mutlaka boynuna da sür.
5. Pamuklu yastık kılıflarına veda vakti, lüksümüzden ödün vermiyoruz.
Geceleri 7-8 saatimizi yastıkla bitişik geçiriyoruz. Pamuklu kumaşlar hem yüzündeki kremi ve nemi emip cildi kurutuyor hem de yüzü çizip erken kırışıklık yapıyor. İpek ya da saten bir kılıfa geçmek şımarıklık değil, cildin için resmen bir yatırım. Tabii haftada iki kez değiştirmeyi de unutmuyoruz!
6. Sıcak suyla vedalaşmak.
Banyoda bu buharlı, sıcacık suların altında şarkı söyleyip rahatlamayı hepimiz seviyoruz; ancak o sıcak su, cildin koruyucu yağ tabakasına zarar veriyor. Cilt kuruyunca kendini korumak için deli gibi yağ üretiyor, sonra 'Neden sivilcem çıktı?' diye soruyoruz. Çözüm net: Yüz, her zaman ılık, hatta dayanabiliyorsan soğuğa yakın suyla yıkanmalı.
7. Banyoda sıralamayı değiştiriyoruz.
Saç maskeleri, kremleri, durulanmayan yağlar saçımıza harika geliyor ama içlerindeki yoğun silikonlar alında ve şakaklarda gözenekleri tıkamaya bayılıyor. Banyoda önce saç işini tamamen bitir, en son adım olarak yüzünü yıka ki saçtan akan o ağır yağ kalıntıları yüzünde kalmasın, temizlensin.
8. Ürünleri kafana göre üst üste sürme.
'Her şeyi sürüyorum ama cildim emmiyor, pütür pütür kalıyor' diyorsan, sıra hatası yapıyorsundur. Kural çok basit: En ince yapılıdan en yoğuna doğru gidilir. Önce tonik, sonra su bazlı serum, daha sonra nemlendirici, en son ise yüz yağı kullanılır. Yağı önden sürersen, arkadan gelen o serumların hiçbiri o bariyeri geçip cildine ulaşamaz; havaya uçar.
9. Kulak arkaları ve çene altı adeta birer kir biriktirme noktasıdır!
Makyaj temizlerken ya da yüz yıkarken genellikle sadece merkez bölgeye, aynada gördüğümüz yere odaklanıyoruz. Kulak arkaları ve çene altı temizlenmediğinde, oralarda biriken güneş kremi ve makyaj kalıntıları zamanla pütür pütür siyah noktalara dönüşüyor. Temizlik sınırlarını biraz genişletelim.
10. İçerik çılgınlığını bir kenara bırakalım.
Aynı akşam hem C vitamini, hem retinol, üstüne bir de asitli tonik... Sen cildini güzelleştirmiyorsun, aksine cilt bariyerini eritiyorsun! Az ve öz içerik her zaman kazanır. Güçlü aktif içerikleri farklı günlere böl, cildine biraz nefes alacak ve kendini onaracak zaman tanı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın