10 Bin Kişi Yaşıyordu Şimdi Sadece 216 Kişi Kaldı: Evler Terk Edildi Tiyatroya İnekler Girdi
Dünyanın en düşük nüfus yoğunluklarından birine sahip ve alan olarak dokuzuncu büyük ülkesi olan Kazakistan, tarihinin en büyük iç göç krizlerinden birini yaşıyor. Yüzyılın başından bu yana yaklaşık 1.800 yerleşim yerinin haritadan silindiği ülkede, kırsalın boşalması hem hayalet köyler yaratıyor hem de büyük şehirleri altyapı çöküşünün eşiğine getiriyor.
Zaozerny kasabası, kırsaldaki dramatik çöküşün en somut örneği.
Sovyetler Birliği'nin yıkıldığı 1991 döneminde, yakındaki uranyum madeninin sağladığı istihdamla yaklaşık 10.000 nüfusa sahip olan kasabada bugün sadece 216 kişi yaşıyor.
Terk edilen binlerce evin bulunduğu kasabada zamana yenik düşen yaşamın izleri dikkat çekiyor:
Eski şehir tiyatrosunun zemininde inekler dolaşıyor.
Eski hastane tamamen bir moloz yığınına dönüşmüş durumda.
Devasa bir Sovyet mozaiğindeki uranyum madencisi tasvirinin yüzünün yarısı yok olmuş halde.
Hayatın donup kalmadığını hatırlatan nadir detay ise okulun dışındaki yaklaşan belediye seçim afişi.
Ufukta tek başına yükselen çimento fabrikası kulesiyle çevrili kasabada, tek ulaşım hattı olan bakımsız yol yağmur ve karda geçilmez hale geliyor. En yakın şehre ulaşım 2 saat sürüyor.
33 yaşındaki öğretmen ve iki çocuk annesi Yulia Sadvakasova, ortamın sakinliğini ve çocukları gözetmenin kolaylığını sevse de koşulların ağırlığını, "Her şey çok kötü durumda. Ne zaman fırsat bulsak, zor olsa da bir yerlere gidiyoruz" sözleriyle açıklıyor.
1991'den bu yana ülkenin kuzey bölgesinden 1,2 milyon insan ayrıldı. Göçün ana nedenleri arasında ekonomik fırsatların yetersizliği, gençlerin dinamizm arayışı ve çoğunluğu Sovyet döneminde zorla yerleştirilen insanların torunları olan etnik Slav nüfusun yaşlanması ile bölgeden ayrılması yer alıyor.
Yaklaşık 20 milyon nüfuslu ülkede, halkın yüzde 25-30'u sadece üç merkezde toplanmış durumda: Başkent Astana ile güneydeki metropoller Almatı ve Şımkent.
Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev, bölgelerdeki sosyal olanak yetersizliği nedeniyle yaşanan bu toplu akının şehirler üzerinde 'muazzam bir baskı' oluşturduğu hususunda uyardı. Astana'da okulların aşırı kalabalıklaştığı, ısıtma ve su temin sistemlerinin yetersiz kaldığı belirtiliyor.
Diğer yandan, Astana merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Kosshy banliyösü, bu akının etkisiyle son 25 yılda nüfusunu 2.000'den 80.000'e çıkardı. Küçük ve kirli bir sanayi kasabasından Astana'ya taşınan öğretmen Anara Batalova, kentlerin çekim gücünü 'Astana beni ışıkları, gençleri, hareketliliği, yeni etkinlikleri ve sergileriyle kendine çekti. Tüm komşularımız farklı köy ve kasabalardan geldi' diyerek özetliyor.
Kırsalın boşalmasını engellemek ve kentlerdeki baskıyı azaltmak isteyen hükümetin uyguladığı adımlar ve son durum şöyle:
Devlet destekli kuzeye taşınma teşvikleri; sert kışlar ve düşük ücretler nedeniyle geri tepki verdi, gidenlerin çoğu geri döndü.
İlkbahardan itibaren hükümet radikal bir kararla, yurtdışından dönen yabancılar ile etnik Kazakların üç büyük şehirde (Astana, Almatı, Şımkent) oturma izni almasını yasakladı.
Belediye Başkan Vekili Olga Zhukova, geçen yıl köye şebeke suyu bağlandığını ve sokak lambaları takıldığını belirtti. Geçen yıl üretimi durunca yeni göçlere neden olan yakındaki çimento fabrikasının yeniden açılması, uzman ve işçi alımına başlaması kasabanın geleceği için tek umut kaynağı olarak görülüyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın