Gazeteci Frederike Geerdink'in 5 Yıla Kadar Hapsi İsteniyor
Diyarbakır'da geçen ay gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink hakkında 'terör örgütü propagandası' suçlamasıyla 1 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.Twitter hesabından PKK propagandası yaptığı iddiasıyla geçen ay Diyarbakır'da gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Geerdink hakkında hazırlanan iddianame 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. İddianamede Geerdink'in 'Terör örgütü propagandası yapmak' suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede Emniyet Müdürlüğü ve Başbakanlık İletişim Merkezi'ne Geerdink'in sosyal paylaşım sitelerinde PKK propagandası yaptığının ihbar edildiği ifade edildi. İddianamede, ihbarlar üzerine yapılan incelemede Frederike Geerdink'in örgüt propagandası yaptığının tespit edildiği kaydedildi. Şüphelinin ifadesinde suçlamaları kabul etmediği, terörü öven ve devlet aleyhine olumsuz kanaat oluşmasına yönelik paylaşımlarda bulunmadığını belirttiği kaydedildi.Geerdink'in yargılamasına önümüzdeki günlerde Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacağı öğrenildi.DHA
Selek'in Başvurusuna AİHM'den Ret
AİHM, sosyolog Pınar Selek'in gözaltındayken kötü muamele gördüğü, adil yargılanmadığı ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiği temelinde dava açmak için yaptığı başvuruyu reddetti.Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına gerekçe olarak Selek'in AİHM'ye başvuru için 6 ay kuralına uymamış ve iç hukuk yollarını tüketmemiş olmasını gösterdi.Başvuru süresiKararı alan 3 kişilik yargıç heyeti, ulusal yargı organlarının Selek'in kötü muamele iddialarını ciddiye almadığını ve soruşturma başlatmadığını belirtmekle birlikte Selek'in de 2000 yılında serbest bırakılmasına rağmen AİHM'ye başvurmadan sadece 10 gün önce, yani 1 Haziran 2010 tarihinde kötü muamele iddiaları hakkında Almanya'da bir tıp merkezinden rapor aldığını not etti.Almanya'daki merkezin raporunda Selek’in 'muhtemelen gözaltı sırasındaki kötü muamele ve hakkındaki yasal sürecin uzunluğuna bağlı belirsizlik nedeniyle posttravmatik stres bozukluğu yaşadığı' kaydedilmişti.Kararda, Selek ve avukatlarının İstanbul 12'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin, kötü muamele iddialarına değinilmeyen 2008 yılı kararından en geç 6 ay sonra AİHM'e başvurmuş olmalarının gerektiği, bu yapılmadığı için başvurunun kabul edilemeyeceği belirtildi.'İç hukuk yolları tüketilmedi'Mahkeme, Selek'in 'uzun gözaltı süresi' hakkındaki başvurusunu da aynı gerekçeyle geri çevirdi.AİHM, Selek'in 'dava süresinin uzunluğu' konusundaki başvurunu ise 'iç hukuk yollarını tüketmediği' gerekçesiyle kabul edilemez buldu. AİHM, Türkiye’de yargı sürelerinin uzunluğuyla ilgili geçtiğimiz yıllarda yapılan yasal düzenlemeleri yeterli bulmuş ve bu konuda Türkiye'den gündemine taşınmış çok sayıda şikayet başvurusunu 'iç hukuk yolu oluşturulduğu' için geri çevirmişti.Strasbourg'daki mahkemesi, Selek'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair hiçbir bulguya rastlayamadığını belirtip bu başvuruyu da reddetti.Deutsche Welle Türkçe
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Şiddetli lodos nedeniyle devrilen vinç, uçan veya çöken çatılar Bursa'da 3, Samsun'da 1,  Çanakkale ve Balıkesir'de 1'er kişinin ölümüne yol açtı. Afyon ve Gaziantep'te 6 çocuk sobadan zehirlenerek hayatını kaybetti...
'Erdoğan'ın Seçim Gezilerine Çıkması Vatana İhanettir'
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim öncesi gezilere çıkmasına tepki göstererek, 'Cumhurbaşkanı 30 tane ilde seçim ziyaretleri yapacakmış, seçim gezileri yapacakmış. Böyle bir cumhurbaşkanlığı olamaz. Bu tarafsızlık yeminini çiğnemek demektir, bu anayasal suç demektir. Bu, yemine ve göreve ihanet demektir. Bu vatana millete ihanet demektir' dedi.CHP Milletvekili Umut Oran, partisinin Bolu il başkanlığını ziyaret ederek, partililerle bir araya geldi. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan'ın da bulunduğu ziyarette basın toplantısı düzenleyen Oran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı sert sözlerle eleştirdi. Erdoğan'ın Merkez Bankası Başkanı'nı eleştirmesine tepki gösteren Oran, 'Dünyanın hiçbir yerinde seçilmiş bir cumhurbaşkanı, hükümet varken başbakan varken, ekonomi kurmayları varken sabah akşam yatıp 'Faiz insin' demez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Cumhurbaşkanı Merkez Bankası'nı hedef gösteriyor, Merkez Bankası başkanını tehdit ediyor, şantaj yapıyor ve açıkça hedef gösteriyor. Bir cumhurbaşkanı 'Faiz insin' diyemez. Böyle bir yetkisi yok' diye konuştu.FAİZ LOBİSİNİ AÇIKLACumhurbaşkanı Erdoğan'ın faiz lobisini açıklamasını isteyen Oran, 'Faiz iniyor da ne oluyor. Son 10 günde Erdoğan'ın 'Faiz insin' söylemleri yüzünden şirketler 18.7 milyar TL zarar ettiler. Türkiye'nin borcu ikiye katlandı. Dış borcu da ikiye katlandı. Şu an Türkiye'nin borcu 400 milyar dolar. Erdoğan 'Faiz insin' deyip dolar yukarıya çıkınca ne oluyor, dolardaki bir kuruşluk artış bizim borcumuzu 4 milyar TL büyütüyor. Sen bu ülkede cumhurbaşkanısın, bu ülkede başbakanlık yaptın, MİT senin elinde, istihbarat senin elinde. Kimdir bu faiz lobisi? Açıkla faiz lobisini. Türkiye'de bir faiz lobisi olduğunu, faiz lobisinin kazandığını söylüyor. Açıkla o zaman bu faiz lobisini. Eğer açıklayamıyorsan, ortaya sadece suni gündem yaratmak için sürekli faiz lobisi diyorsan en büyük faiz lobicisi sensin o zaman. Bu ülkeyi sıcak paraya mahkum eden sensin. Bu ülkeye artık zarar verme konuşma' dedi.SEÇİM GEZİLERİNE ÇIKMAK ANAYASAL SUÇ DEMEKTİROran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim öncesi 30 ili ziyaret etmesini ise şu sözlerle eleştirdi:'Cumhurbaşkanı 30 tane ilde seçim ziyaretleri yapacakmış, seçim gezileri yapacakmış. Böyle bir şey olabilir mi? Sen seçilmiş cumhurbaşkanısın, 77 milyon seni seçti. Cumhurbaşkanı yemini ediyorsun ve ben tarafsız kalacağım diyorsun. Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini koruyacağım diyorsun. Bu görevi tarafsız şekilde yerine getireceğim diyorsun. Sana bu halk oy verdiyse, seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduysan bu halka hizmetkar olmak için seçilmiş olman lazım. Sen Ak Parti rozetimi takarım, 30 tane ile giderim ben Ak Parti'ye oy isterim diyorsun. Böyle bir cumhurbaşkanlığı olamaz. Bu tarafsızlık yeminini çiğnemek demektir, bu anayasal suç demektir. Bu, yemine ve göreve ihanet demektir. Bu vatana millete ihanet demektir. Sen 12'incisin ve senden önce 11 tane oldu. Senin partinden cumhurbaşkanı oldu. Senin partinden olan cumhurbaşkanı böyle mi yaptı? Senin seçim mitinglerinde yanına geldi de oy mu istedi? Sen kimden alıyorsun bu cesareti, yoksa bir şeylerden mi korkuyorsun? Yoksa Ak Parti'nin oyları düşüyor diye mi korkuyorsun? Ak Parti'nin oyları düştüğünde ben burada nasıl oturacağım diye mi korkuyorsun? Korkunun ecele faydası yok'YASA İLE İNSANLARIN ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLANIYORTBMM İçişleri Komisyonu üyesi olan CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, İç Güvenlik Yasası'nın çözüm sürecinin bir parçası olarak çıkartılacağını belirterek, 'İç Güvenlik reformu çözüm sürecinin bir sonucu. Bu yasa ile insanların özgürlükleri kısıtlanıyor. Polis istediğini gözaltına alabiliyor. Mitinge gitmek isteyenin gitmesine izin vermeyebiliyor. Bu çözüm süreci sonucunda ortaya çıkabilecek olumsuzluklar karşısında halkın tepkisini azaltmaya yönelik bir yasa. Çözüm sürecinin iki amacı vardı. Birincisi Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi ve karşılığında da Abdullah Öcalan'ın serbest kalması. Abdullah Öcalan serbest kalınca ne olacak, insanlar ayaklanacak, tepki gösterecek. Bu tepkiyi nasıl yumuşatacaksınız. Bu görüşmeler devam ederken bu terör örgütüyle sıcak ilişki içerisinde olan parti bu yasaya hiç muhalefet etmedi. İç Güvenlik Yasası çözüm sürecinin bir parçası olarak çıkartılıyor. Şırnak'ta, Cizre'de PKK'nın gençlik yapılanması olan gençler ellerinde kalaşnikoflarla yürüyorlar. Buna engel olmanız için yeni yasaya ihtiyacınız mı var?' dedi.Ağrı Valisi'nin PKK tarafından kaçırılan bir kişi için çözüm sürecine zarar vermemek için operasyon yapılmasına izin vermediğini ve bunun İçişleri Komisyonu'nda da doğrulandığını açıklayan Özcan, 'Somut bir şey anlatacağım, bakana da anlattım ve bakan da komisyonda doğruladı. Ağrı'da birkaç ay önce bir olay meydana geldi. Ağrı'da Saadet Partili belediye başkan adayının yeğeni PKK tarafından kaçırıldı. PKK sadece silahlı bir terör örgütü değil, aynı zamanda fidye isteyen IŞİD gibi bir terör örgütü. 300 bin TL fidye istiyorlar. Vatandaş da valiye giderek yardım istiyor. Vali ise 'Biz operasyon yaparsak süreç zarar görür. Sen en iyisi pazarlık yap fiyatta düşüyorlar' diyor. Vatandaş mecbur kalıyor ve pazarlık yaparak 80 bin TL karşılığında yeğenini kurtarıyor. Ben bunu komisyonda sorunca bakan doğrulamak zorunda kaldı. İş bu noktada' diye konuştu.DHA
TÜBİTAK'taki Sahte Diplomalı Damat 2 Yılda 423 Bin TL Almış
YASADIŞI dinlemeler soruşturmasında ‘Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık’ suçlamasıyla tutuklanan, eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün kardeşinin damadı Kamu Sertifikasyon Yöneticisi Hasan Başaran’ın TÜBİTAK’taki 2 yıllık görev süresi boyunca kurumdan 423 bin lira aldığı bildirildi.Askerlik şubesi de Başaran’dan sahte diploma ile kısa dönem askerlik yapması konusunda savunma istedi.HARCAMALARI DA İNCELEMEDETÜBİTAK’taki Cemaat yapılanması iddialarıyla ilgili sürdürülen soruşturmada Başaran, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği ve yüksek lisans diplomalarının sahte olduğunun anlaşılması üzerine 16 Ocak 2014’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Soruşturmayı yürüten Savcı Serdar Coşkun, Başaran’ın sahte diplomasını kullanarak kendisine ne kadar ödeme yapıldığını TÜBİTAK’a sormuştu. Hürriyet'ten Mesut Hasan Benli'nin haberine göre TÜBİTAK, savcılığa gönderdiği yanıtta Başaran’a görev yaptığı 2 yıllık süre boyunca yaklaşık 423 bin TL ödeme yapıldığını bildirdi. Savcılık kaynakları, Başaran’ın yaklaşık 7 yıl Kocaeli Belediyesi’nin şirketi KENT KONT’ta müdürlük yaptığı döneme ilişkin ücret bilgilerinin de gelmesi ile kendisine devlet tarafından yapılan ödeme miktarının artacağına dikkat çekti. Savcılığın, MASAK aracılığıyla, Başaran’ın aldığı paraları nerelere harcadığını da incelettiği öğrenildi.
Anayasa Mahkemesi'nden Son Kadın Üye de Gitti
17 üyesi bulunan Anayasa Mahkemesi'nde, Zehra Ayla Perktaş’ın yaş haddinden emekliye ayrılması ile, hiç kadın üye kalmadı.Perktaş'ın yerine Kadir Özkaya AYM üyeliğine atandı. Özkaya, bugün yemin ederek göreve başladı.
Reklam
16 Maddeyle Forbes 500 Garantili Tasarruf Planı
Malum şehir içi ulaşım ücretleri epey yüksek, yirmi dakikalık yol için bile 3-4 TL ödeyebiliyorsunuz. Ücretsiz şehir içi ulaşımı yalnızca bayramlarda değil, Allahın her günü tatmak için yönergeyi takip edin:-Otobüse binin, boş akbilinizi basın ve gelen boş akbil sesi sonrasında otobüse bakış atın.-Temsili uzatacağınız 10 TL'yi ısrarlarınıza rağmen almayacak (ısrar edeceksiniz çünkü gurur önemli, gururumuzu yitirmeyeceğiz) birini seçip, 'dostum akbilin varsa basabilir miyim' deyin. -İyi bir analiz yaptıysanız, paranızı almayacaktır. Eğer 4 TL bozuk uzatırsanız alabilir, 20 TL gibi üstünü hemen veremeyeceği değişik bir para uzatın. Cebinizde bir 20 TL her zaman olsun, onu full akbil olarak kullanacağız.
Rumeli Hisarı Açıkhava Tiyatrosu Cami Oluyor
Açıkhava Tiyatrosu’nun bulunduğu bölgede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde Boğazkesen Mescidi’nin ana duvarının inşasına başlandı. Tarihî Açıkhava Tiyatrosu’nun yerine inşa edilecek mescidi, şehir plancısı Ayşegül Başak Kutlu, Agos için değerlendirdi.Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi öncesinde yaptırılan ve günümüzde müze ve Açıkhava Tiyatrosu olarak kullanılan Rumeli Hisarı’ndaki restorasyon sırasında, Açıkhava Tiyatrosu’nun yer aldığı bölümde, 14. yüzyılda inşa edilen Boğazkesen Mescidi’nin minaresi ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine, İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 7 Ekim 2009’da, tarihî mescidin minaresinin, duvar ve sarnıç kalıntılarının mevcut durumlarıyla muhafaza edilmesine karar verirken, mescit 1. grup kültür varlığı olarak tescil edildi. Ardından da Açıkhava Tiyatrosu’nun bulunduğu bölgede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde Boğazkesen Mescidi’nin ana duvarının inşasına başlandı. Tarihî Açıkhava Tiyatrosu’nun yerine inşa edilecek mescidi, şehir plancısı Ayşegül Başak Kutlu, Agos için değerlendirdi.Mescidin kamusallığı tartışmalı“Türkiye’de son dönemde kentsel yenileme çalışmaları kapsamında yoğunluklu olarak cami, türbe ve medreselerin ihya edildiği apaçık ortada. Özellikle yandaş yerel yönetimler yıkılmış, yanmış veya herhangi başka bir nedenle harap duruma gelmiş türbe, cami ve medreseleri ihya ederek sergilediği “göstermelik” korumacı yaklaşımla iftihar ediyor. Ancak, dikkat çekici olan, yok olmanın eşiğinde çok sayıda kültürel miras olmasına rağmen, bu yapay korumacılık, varlığını yalnızca dinî yapılar üzerinden gösteriyor.”Sorular ve kuşkular“15. ve 18. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve günümüze yalnızca minare gövdesi ulaşabilen Boğazkesen Mescidi’nin ihya projesi, içinde pek çok soru işareti barındıran bir konu. İlk olarak Rumeli Hisarı’na yapılacak herhangi bir müdahalenin, hele ki bu bir rekonstrüksiyon projesi ise, alandaki fiziksel bütünlüğü bozmaması gerekir. Şimdiki Rumeli Hisarı Açıkhava Tiyatrosu’nun yerinde bulunan Boğazkesen Mescidi’nin restitüsyon projesinin olmaması, alandaki mimari bütünlük açısından şüpheyle karşılanıyor. Yeniden inşa edilecek olan mescidin, neye göre ve nasıl inşa edileceği başlı başına bir soru işareti. Ayrıca, yeniden inşa edilen mescidin kamusallığı da tartışmalı. Belirli bir ücret verilerek girilen Açıkhava Müzesi’nin içinde yapılacak mescidin kullanıcı kitlesi kim olacak? Ya da etrafı sac levhalarla çevrilip gizliden gizliye yürütülen daha kaç projeye şahit olacağız? Ve son bir soru olarak da, Bakanlar Kurulu’nun 8 Temmuz 2013 tarihli 2013/5118 no’lu kararı ile ‘riskli alan’ ilan edilen Rumeli Hisarı’nı, gelecekte neler bekliyor?”Vartan Estukyan | AGOS
Reklam
Red Bull'un ‘Kamuflaj’ Tasarımı Vettel'in Eseri
Vettel’in kask tasarımından esinlenen Red Bull, geleneksel tasarıma geri dönecek.Christin Horner, RB11’in kamuflaj tasarımını Sebastian Vettel’in kaskından esinlenerek yaptıklarını söyledi.Red Bull RB11, Jerez testinin ilk gününde ‘kamuflaj’ desenli tasarımıyla ortaya çıkmıştı.Red Bull’un bu tasarımı aracın ayrıntıları göstermemek için seçtiği düşünülüyor.Christian Horner “Sebastian geçen yıl bu kask tasarımıyla yarışmıştı. Biz farklı şeyler yapmaktan korkmuyoruz. Aynı zamanda bu tasarım kafa karıştırıyor ve aracın detaylarını göstermiyor” dedi.Buna karşılık Red Bull yeni sezonda geleneksel görünüme sahip olacak.TRF1.net
Ulaşımda Dayanışma İçin 'Yoldaş Araba' Yola Çıktı
İzmir’den bir grup yurttaş, ulaşımda dayanışmayı teşvik etmek adına “Yoldaş Araba” isimli bir proje başlattı.Projeye ilişkin Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Lokali’nde bir basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan proje destekçilerinden Emine Beğer, İzmir’in caddelerinde önümüzdeki günlerde ön camında 'Yoldaş Araba' çıkartması olan araçlar görülmeye başlanacağını ifade ederek, “Durakta beklerken göreceğiniz bu araçlara hiçbir ücret ödemeden binebilecek ve sürücünün güzergâhı boyunca şehirde istediğiniz yere kadar yolculuk yapabileceksiniz” diye konuştu.Beğer, bu arabaların tamamen gönüllü bir paylaşım hizmeti vereceğini dile getirirken, işi gereği kendi aracını kullanmak zorunda olan, ama bu mülkiyeti hemşehrileri ile paylaşmak isteyen gönüllü sürücülerin taleplerinin 'Yoldaş Araba' fikrini doğurduğunu vurguladı.'AMAÇ, KENT VE DAYANIŞMA KÜLTÜRÜNÜ YÜKSELTMEK'Beğer, sözlerini şöyle sürdürdü:“Bu proje ile amacımız, kapitalizmin bizleri yalnızlaştıran ve bireyselleştiren çabalarına karşın, inatla kent ve dayanışma kültürünü canlandırmak ve yükseltmek. Ayrıca bu yolla kent içinde kördüğüm haline gelen toplu ulaşımda vatandaşlarımızın mağduriyetlerini bir nebze olsun giderebileceğimize inanıyoruz.'Projeye dâhil olmak ve 'Yoldaş Araba' çıkartmalarını almak isteyen sürücüler, bu çıkartmaları şimdilik Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ile Ziraat Mühendisleri Odası Lokaline başvurarak alabilecekler.'Sürücüler, başvuru sırasında ruhsat ve kimlik bilgilerini ileterek bir form dolduracaklardır. Bu küçük bürokratik uygulamanın tek amacı, kötü amaçlı kullanım olasılığını en aza indirerek, yolcular açısından güvenilir 'Yoldaş Araba sürücüleri profili yaratmaktır.'Bireyselleşmenin yerine ortaklaşmayı ve dayanışmayı koyan Yoldaş Araba modelinin önce kentimizde ve sonra her yerde yaygınlaşması umuduyla, yurttaşlarımızı bu projeyi sahiplenmeye ve paylaşmaya çağırıyoruz.”PROJEYE DİSK VE TMMOB'DAN DESTEKProjeye destek olmak amacıyla toplantıya DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ve TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sekreteri Melih Yalçın da katılırken, Sarı ve Yalçın böyle bir projeyi anlamlı bulduklarını ve projenin üyeleri tarafından desteklenmesi ve yaygınlaşması doğrultusunda çalışmalar yapacaklarını dile getirdiler.Projenin web sayfasına www.yoldasaraba.net adresinden ulaşılabilecek.Kaynak: yurtsuz.net
Hırvatistan Yoksulların Borcunu Sildi
Hırvatistan hükümeti ülkenin en yoksul kesiminin tüm borçlarının silindiğini açıkladı. 'Yeni başlangıç' olarak adlandırılan borç silme uygulaması 60 bin kişiyi kapsıyor ve iç pazarda tüketimin canlandırılmasının temel amaç olduğu ifade ediliyor.Silinen borçlara tüm banka borçları, ödenemeyen faturalar ve kamuya olan borçlar da dahil. Toplamda 26,5 milyon euroluk borcun silineceği tahmin ediliyor.Hırvat hükümetinin 'Yeni başlangıç' planından faydalanmak isteyenlerin ise belli kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Aylık hanehalkı geliri 130 eurodan yüksek olanlar plana dahil edilmedi.Ayrıca herhangi bir mülk sahibi olanlar ya da birikimi bulunanlar da borç silme planından yararlanamıyor.Planı açıklayan Hırvatistan Başbakan Yardımcısı Milanka Opaciç, 'Yoksul kesime borç yükünden kurtularak hayata yeni bir başlangıç yapma fırsatını sunuyoruz' dedi.BBC Türkçe
Reklam
Polise Göre Gezi Eylemcileri “Ahlaki Açıdan Sorunlu”
Polis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Koca, Gezi eylemlerinde görev alan polislerle görüştü. Polisler eylemcileri, ‘ahlaki açıdan sorunlu’, ‘yabancı’ ‘öteki’ ve ‘sanki başka bir dünyadan’ sözleriyle tarif ettiPolis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erkan Koca’nın Gezi eylemlerinde görev alan polislerle görüşerek hazırladığı çalışma, orantısız güç olarak yansıyan müdahalelerin zihinsel arka planına ilişkin ilginç tespitleri barındırıyor. Mert İnan'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, birçok polisin Gezi eylemlerine katılanları “ahlaki açıdan sorunlu” olarak nitelediğine dikkat çeken Doç. Dr. Koca, “Pek çoğuna göre Gezi’ye katılanlar, ‘onlara benzemeyen’ veya ‘onların dünyasının dışında olanları’ temsil etmekteydi. Konuşulmayan ama bilindiği hissettirilen bir kurallar bütünü varmış ve eylemciler sadece yasalarda yazanları değil bu kuralları da ihlal ediyorlarmış gibi bir histe olduklarını düşündürüyorlardı” tespitlerinde bulundu.
TRT Grev Yasağını Neden Görmedi?
CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, DİSK/ Birleşik Metal-İş Sendikası'nın aldığı grev kararının Bakanlar Kurulu kararı ile ertelenmesini ve greve ilişkin haberlerin TRT'de verilmemesini TBMM gündemine taşıdı.Cihaner, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanıtlaması istemiyle Meclis'e sunduğu önergede Bakanlar Kurulu tarafından 'milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu' iddiasıyla metal işkolundaki grevin ertelenmesi kararının nasıl alındığını ve kararının hukuki dayanağını sordu. Cihaner ayrıca greve ilişkin karara TRT kanallarında yer verilip verilmediğini sordu. Cihaner, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın yanıtlaması istemiyle Meclis'e sunduğu önergede şu ifadelere yer verdi:Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu- DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile yapılan toplu sözleşme görüşmelerin olumsuz sonuçlanması üzerine greve çıktı.Grev, 29 Ocak'ta 22 fabrikada başladı, 30 Ocak 2015'te Bakanlar Kurulu kararı ile ertelendi.1)     Bu kadar geniş kapsamlı  ve büyük grev Anayasa'da ve yasasında tarafsız ve özerk olduğu belirtilen TRT'nin  radyo ve televizyon haber bültenlerinde haber olarak verilmiş midir?2)     Haber olarak verilmiş ise haber kaç kelimeden oluşmaktadır, hangi kanallarda, hangi saatlerde yayınlanan haber bültenlerinde verilmiştir?3)     Bütçesinin  % 80'i halktan doğrudan toplanan yayın bedelinden oluşan TRT'de bu grev haber olarak verilmemiş ise gerekçesi nedir?4)     Maden işçilerinin haklarını talep etme mücadelesinin  yasal bir sonucu olan grev  haber olarak verilmemiş ve haber değeri görülmemiş ise  greve katılan maden işçilerinin elektrik faturaları aracılığı ile TRT'ye ödediği 'TRT Payı' iade edilecek midir?5)     Bakanlar Kurulu'nun grevin ertelenmesine ilişkin aldığı karar TRT'nin  radyo ve televizyon haber bültenlerinde  haber olarak verilmiş midir?6)     Haber olarak verilmiş ise haber kaç kelimeden oluşmaktadır, hangi kanallarda, hangi saatlerde yayınlanan haber bültenlerinde verilmiştir?7)     Bakanlar Kurulu'nun kararı haber olarak verilmiş ise habercilik açısından asıl olayı vermeden o olaya bağlı başka bir gelişmeyi haber olarak vermenin gerekçesi nedir?Medyatava
Ukrayna'da Ayrılıkçılarından 'Seferberlik'
Çatışmaların şiddetlendiği Ukrayna'nın doğusunda ayrılıkçılar seferberlik başlattıklarını açıkladı, yeni gönüllülerle silahlı güçlerinin 100 bini bulacağını öne sürdü.Ukrayna'nın doğusunda ateşkesin bozulmasıyla yeniden şiddetlenen çatışmaların ardından Rusya yanlısı ayrılıkçılar seferberlik ilan etti. Ayrılıkçıların tek taraflı ilan ettiği Donetsk Halk Cumhuriyeti lideri Aleksandır Zakharşenko, Rus RIA haber ajansına yaptığı açıklamada seferberlik halinin 10 gün içinde başlayacağını ve ilk etapta 10 bin kişinin silahlandırılacağını söyledi.Zakharşenko, seferberlikle Donetsk ve Luhansk kentlerindeki güçlerinin 100 bin kişiyi bulacağını öne sürdü. Ayrılıkçı lider seferberliğin nasıl uygulanacağıyla ilgili soruya detaylara girmeden yanıtladı, “İlk aşama seferberlik, önce gönüllüleri toplayacağız sonraki aşamalara zamanı gelince bakacağız” dedi.Zakharşenko, hali hazırda kaç kişinin ayrılıkçıların saflarında savaştığını ise belirtmedi.Ukrayna hükümeti Pazartesi günü yaptığı açıklamada bölgede son 24 saatteki çatışmalarda beş asker ile üç sivilin öldüğünü bildirdi.ABD Kiev’e silah yardımını değerlendiriyorBeş ay aradan sonra çatışmaların yeniden başlaması üzerine ABD ve NATO Kiev yönetimine silah yardımını değerlendiriyor.ABD’de yayın yapan New York Times gazetesinin haberine göre, Washington hali hazırda devam eden çelik yelek gibi askeri ekipman yardımının yanı sıra ağır silah yardımını da gündemine aldı.Gazete Dışişleri Bakanı John Kerry ve Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’nin silah yardımını tartışmaya açık olduğunu yazdı. NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı General Philip Breedlove da fikre sıcak bakıyor.En az 5 bin ölüUkrayna'da geçen nisan ayında Kiev yönetimiyle doğudaki Rusya yanlısı ayrılıkçılar arasında başlayan çatışmalar son aylarda uygulanmaya çalışılan ateşkes girişimlerine rağmen devam ediyor. Bugüne kadar 5 binden fazla insanın öldüğü ve yaklaşık 1,5 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığı çatışmalardan dolayı Kiev ve Batılı ülkeler Rusya'yı suçluyor. Moskova'nın ayrılıkçılara silah ve asker desteği sağladığı iddiası var. Putin yönetimi ise bu iddiaları reddediyor.Kaynak: RIA, New York Times
Reklam
Ocak Ayında En Az 125 İşçi Yaşamını Yitirdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Ocak ayındaki işçi ölümlerine ilişkin bir rapor yayınladı. İSİG'in raporuna göre, Ocak ayında en az 125 işçi yaşamını yitirdi.Sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesi yürüten İSİG'in raporuna göre işçi ölümleri inşaat, taşımacılık, tarım ve enerji işkollarında yoğunlaştı.En yüksek ölüm oranı inşaat-yol işkolu, taşımacılık, tarım-orman ve enerji işkolunda yaşandı.İş cinayetlerinin en çok yaşandığı iller ise sırasıyla Antalya, İstanbul, Kocaeli, Adana, Antep ve Konya oldu.Ocak ayında yaşamını yitiren 125 emekçinin 115’i işçi ve memur statüsünde çalışan ücretlilerden oluşurken; 6’sı çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 4’ü esnaflardan olmak üzere 10’u kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluştu.İSİG'in raporunda, işçilerin en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük gibi nedenlerden hayatını kaybettiği belirtildi. Buna göre;Trafik, Servis Kazası nedeniyle 41 işçiDiğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, intihar, silahlı saldırı, çığ düşmesi, iç kanama) 25 işçi;Düşme nedeniyle 21 işçi;Ezilme, Göçük nedeniyle 15 işçi;Elektrik Çarpması nedeniyle 9 işçi;Patlama, Yanma nedeniyle 5 işçi;Kesilme, Kopma nedeniyle 5 işçi;Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi can verdiKaynak: Demokrat Haber
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın grevini erteleyen Bakanlar Kurulu kararı, 30 Ocak 2015 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.Kararda, bir gün önceye atıfta bulunularak “grev erteleme”nin, 29 Ocak’ta kararlaştırıldığı belirtiliyor.Yani “mealen” bize diyor ki Bakanlar Kurulu:“Ey millet. Siz bu kararın 30’unda yayımlandığına bakmayın. Biz grevi başlar başlamaz, yani 29 Ocak’ta erteledik.”
Reklam
Kuito Krizi: 'Gemideki Radyoaktivite Normalden 5 Kat Küksek'
ANGOLA açıklarında uzun yıllar ham petrol işleyen ve görev süresini tamamlanmasının ardından söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilmekte olan 'Kuito' adlı gemide radyoaktif atık yüklü olduğunu ileri süren TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Aliağa Gemi Söküm Tesisleri önünde basın açıklaması yaptı. Geminin İzmir'de karaya çıkması durumunda Angola'ya gönderilmesinin çok zor olduğuna değinen Bozoğlu, açıkta bekletilip ilgili yetkililer tarafından incelemelerin yapılması gerektiğini, tehlikeli bir durumda da gönderilmesini savundu.TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, odanın İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay ve oda yetkilileri, Angola'dan söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilmekte olan ve radyoaktif atık yüklü olduğu ileri sürülen 'Kuito' adlı gemiyle ilgili Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Tesisi önünde basın açıklaması yaptı. 'Uranüs' adlı römorkör tarafından çekilen gemide, tehlikeli atıkla radyoaktiviteye dair ciddi bulgular olduğunu savunan Bozoğlu, gemideki radyoaktivitenin normalden 5 kat yüksek olduğunu belirtti.“DAHA DETAYLI İNCELEME YAPILMALI'Bazı çevrecilerin de destek verdiği Bozoğlu, “Angola'da rafineri görevi yapan bir gemi şu anda Türkiye'ye geliyor. Gemi 2-3 gün boyunca Girit Adası çevresinde 8 çizen bir rotada bekledi. Bu lodos veya başka konular nedeniyle olabilir. Dün akşam saatlerinde 'Kuito' adlı gemi tekrar Türkiye'ye doğru yola çıktı. Bu gemi içinde tehlikeli atıkların, asbestin olduğunu ve radyoaktivitesinin çok yüksek olduğuna dair raporlar var elimizde. Texcom adlı firma tarafından hazırlanan raporun içinde, sınır değeri ve doğal olan radyoaktiften 5 kat yüksek radyoaktivitenin olduğu tespit edilmiş durumda. Ayrıca daha detaylı inceleme yapılması gerektiği vurgulanmış. Bunun yanında, rafineri görevi gören gemilerde, doğal radyoaktivitenin yüksek olacağının net bir şekilde vurgulandığını biliyoruz' diye konuştu.2 MİLYON METRE BORU SİSTEMİYıllardır ham petrolün işlendiği gemide tahminlerine göre yaklaşık 2 milyon metre uzunluğunda boru hattı olduğunu ve bu boruların içinin de petrol atığıyla kaplı olduğunu dile getiren Bozoğlu, “Bu geminin 1979 yılında denize çıktığını biliyoruz. Yıllardır petrolü işleyen geminin içinde, tahminimize göre 2 milyon metre uzunluğunda boru sistemi olduğunu ve bunun içinde de petrol atıklarının olduğunu biliyoruz. Bu bilgiler ışığında biz daha önce yetkililerden bu konuda önlem almalarıyla ilgili uyarıda bulunmuştuk. Ancak şu ana kadar ilgili kurumlardan hiçbir açıklama yapılmadı. Biraz önce Aliağa'da Liman Başkanlığı'nı ziyaret ettik ve bilgi almaya çalıştık. Fakat kendilerinde de geminin detaylarına, içinde ne olduğuna dair bilgilerinin bulunmadığını, geminin buraya gelmesinin ardından inceleme yapılacağını ifade ettiler. Bu, Türkiye'nin en büyük problemidir. Türkiye'nin havasını, suyunu, toprağını risk altına alan bir geminin Türkiye'ye yanaşmasına dair, yöneticisinin, bakanının, il müdürünün bu konuda hiçbir bilgisinin olmadığını net bir şekilde göstermektedir. 'Gemi bizim karasularımıza girdikten sonra bu gemide inceleme yapacağız' demek bilim dışıdır. O yüzden bu gemi buraya gelmeden önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı'nın detaylı bilgisinin olması gerekirdi. Gemiyle ilgili 3 kurumdan yazı alındığı söylendi, bunlardan biri şu anda Aliağa'da görev yapan işletmelerden oluşan bir derneğin paydaşıdır, yani 'Al gülüm ver gülüm' olayıyla karşı karşıyayız. Bu raporu hazırladığı iddia edilen ki ortaya henüz rapor konmuş değil, bu kurumda buradaki derneğin partneridir. Bunun yanında Angola'daki ilgili bakanlıktan tehlikeli atıkla radyoaktiviteye dair yazı aldıklarını söylüyorlar, Angola devletinin radyoaktivite ve tehlikeli atıklara dair nasıl bir bilgi birikimi olduğu konusunda bizim şüphelerimiz var. Elimizde, bu geminin ihalesine yönelik bir sözleşme var' dedi.ÇIKAN RADYOAKTİVİTE ANGOLA'YA GÖNDERİLECEKTürkiye'deki yetkililerle Angola hükümet yetkilileri arasında bir sözleşme yapıldığından söz edildiğini aktaran Bozoğlu, “Bu sözleşmenin 8. maddesinde net bir şekilde şu söyleniyor, doğal yollarla oluşmuş radyoaktivitenin yüksek olabilme ihtimalinden bahsediyor. Angola hükümeti ile Türkiye'deki yetkililer arasında, bir anlaşma yapılarak bu çıkan radyoaktivitenin Angola'ya gönderileceğine dair, sözleşmede belirtmişler' diye konuştu.TONU 250 DOLARA ALINMIŞSöküm aşamasına gelen bir geminin normalde tonunun 500 dolardan alındığını ancak bu geminin tonunun 250 dolardan alındığını belirten Bozoğlu şunları kaydetti;“Normalde Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelerde, gemi söküm işlemleri gerçekleştiriliyor. Bu ülkeler gemiyi alırken, gemi sahibine, tonuna yaklaşık 500 dolar veriyor. Türkiye'ye gelen bu geminin tonuna yaklaşık 250 dolar verilmiş. Siz bir gemi satıcısı olarak, Hindistan'a bu gemiyi satmak varken, daha fazla para kazanmak varken, neden Türkiye'ye daha ucuz bir şekilde sattınız? Bizim derdimiz, Türkiye'nin suyu, toprağı ve işçi kardeşlerimizin sağlığıdır. Gemi içindeki atıklar, parlayıcı ve yanıcı etkiye sahip, buradaki işçi kardeşlerimiz çalışma yaparken ölüm riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Bu endişelerimizden dolayı, apar topar açıklama yapılıp konunun üzerinin örtülmesini doğru bulmuyoruz. Biz Aliağa'da tiyatro oynattırmayacağız. Aliağa'ya gelen geminin temizlenmiş belirli noktalarının üzerine çıkıp, 'Burada bir problem yok' açıklaması bizi tatmin etmeyecek. 'Otopan' adlı gemi, Türkiye'nin önemli bir örneğidir. Türkiye'nin sularında batırılan gemiler, önemli örneklerdir. Umarız, bizim söylediklerimiz doğru çıkmaz, umarız atık yoktur ve radyoaktivite oranı yüksek değildir. Ama bunu bir şekilde ispatlamak adına yapılacak şeyler var. Gemi zaten Türkiye'ye gelmeden önce bu bilginin gelmiş olması gerekiyordu. Gemi, limana yanaşmadan, uzak bir noktada, durdurulup, bağımsız kurumlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkilileri tarafından inceleme yapılması, numune alınması gerekiyor. Mobil cihazlarla yapılan ölçüm bizi tatmin etmez. Bu süre de bir iki saat sürmez, ortalama 60 gün boyunca incelemelerin sürmesi gerekiyor. Gemi karaya çıktıktan sonra geri gönderilmesi biraz daha zorlaşıyor. Çünkü artık atık oluyor. Aslında şu an bile bu bir atık, bunu çeken Uranüs adında bir gemi var. Buraya bıraktıktan sonra gidecek. Gemide tehlikeli bir durum çıkarsa Angola'ya gönderecekleri yönünde söz veriyorlar. Biz de bu sözü güvenmek istiyoruz. Gemide inceleme yapmak için talebimiz olacak, eğer verilmezse hukuki süreç devam edecek.'
AK Partili Vekil: 'Kılıçdaroğlu da Bize Hayran Ama Söyleyemiyor'
2011 seçimleri sonrası 'Başbakana dokunmak bile ibadettir' sözüyle gündeme gelen Ak Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin,Ak Parti Milletvekili Hüseyin Şahin, Obama, Putin ve Merkel'in de aralarında bulunduğu bütün dünya liderleri Cumhurbaşkanı, Başbakan ve AK Parti'yi hayranlıkla izliyor. Kılıçdaroğlu da bize hayran fakat söyleyemiyorlar' diye konuştu.Bursa’nın Yenişehir İlçesi’nde partisinin gençlik kongresinde konuşan Ak Parti Milletvekili Hüseyin Şahin, ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de aralarında bulunduğu bütün dünya liderlerinin kendilerini ve yaptıklarını takdirle karşıladığını belirterek, 'Hepsi Cumhurbaşkanı, Başbakan ve AK Parti’yi hayranlıkla izliyor' dedi. Şahin ayrıca, 'Kılıçdaroğlu da, CHP de bize hayran fakat söyleyemiyorlar' ifadelerini kullandı.Genel seçimler sonrası 20 Temmuz 2011’de Ankara’da partililerle yaptığı toplantıda 'Başbakana dokunmak bile ibadettir' sözüyle gündeme gelen Ak Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, partisinin Yenişehir İlçesi Gençlik Kolları Kongresi’ne katılarak konuşma yaptı. Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın Başbakan Ahmet Davutoğlu’na 'AK Parti ile bizim görüşlerimiz farklı ancak sizin ülkenizde 13 yıldır yaptıklarınızı takdirle karşılıyoruz' dediğini hatırlatarak, 'Tüm bunlara rağmen ana Muhalefet Partisi CHP’de, Yunanistan Başbakanı’na hayran olduklarını söylüyor. Ana muhalefet Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da, CHP de bize hayran fakat söyleyemiyorlar. Bizim Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, AK Parti’mize, ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Almanya Başbakanı Angela Merkel de dahil olmak üzere bütün dünya liderleri hayran. Yaptıklarımızı alkışlıyorlar. Hayranlıklarını açıkça ifade ediyorlar' dedi.Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını kaydeden Şahin, 'Türkiye başkalarının önünde el pençe divan duran, IMF’den 1 milyar lira gelecek diye takla atan bir ülke değil, sadece Bursa’ya 15 milyarlık yatırım yapabilen büyük bir ülke' dedi.Nihat Bıçak, DHA
Meslek Lisesi Tercihi İkiye Katlandı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Yıldırım, üniversiteye girişte (28 Şubat süreciyle birlikte) getirilen katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasıyla, mesleki ve teknik eğitime devam eden öğrenci oranının yüzde 27'den yüzde 54'e çıktığını bildirdi.MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nce Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde düzenlenen toplantıya katılan Yıldırım, gazetecilere çalışmaları hakkında bilgiler verdi.Mesleki ve teknik eğitim okullarında 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3 bin 296 okul ve 1 milyon 875 bin 599 öğrencinin bulunduğunu belirten Yıldırım, mezunların işgücüne katılım oranının yüzde 65 düzeyinde olduğunu dile getirdi. Yıldırım, mesleki ve teknik lise mezunlarının yüzde 25-30'unun üniversiteye devam ettiğini söyledi.Mesleki ve teknik eğitimde geçen yıl yapılan düzenlemeyle 22 okul çeşidinin 'mesleki ve teknik anadolu lisesi' altında birleştirildiğini dile getiren Yıldırım, hazırlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve eylem planının uygulanmaya başladığını vurguladı. Eylem planına göre, mesleki ve teknik eğitimde kalite güvence sisteminin kurulacağını ifade eden Yıldırım, böylece okulların belli standardın üzerinde kalması ve bu standardı taahhüt etmelerine ilişkin çalışma yapılacağını ve okulların dış denetçilere açılacağını belirterek, 'akredite'ye dayalı bir sistemin kurma çalışmalarını da sürdürdüklerini bildirdi.Yıldırım, (28 Şubat süreciyle getirilen) üniversiteye girişte katsayı uygulamasının 2009'da kaldırılmasının ardından mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısında büyük artış yaşandığına dikkati çekerek, '2009'dan itibaren yüzde 27'lere düşen mesleki ve teknik eğitim öğrenci oranı, katsayının kaldırılmasının ardından kademeli olarak artarak, geçen eğitim-öğretim yılında yüzde 54'e ulaştı. Böylece Türkiye, mesleki ve teknik eğitimde okullaşma oranında, yüzde 46 olan OECD ortalamasının üzerine çıktı' dedi. TEOG sonuçlarına göre mesleki ve teknik eğitimi tercih eden öğrenci sayısının 2014-2015 döneminde 638 bine ulaştığını bildiren Yıldırım, mesleki ve teknik liselerin, kısa vadede meslek edinmek isteyenler için değil, aynı zamanda üniversiteye devam etmek isteyenler için de fırsatlar içerdiğini ifade etti.Meslek lisesi 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin fizik, kimya, matematik ve biyoloji derslerini zorunlu olarak, 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin de seçmeli olarak alabildiğini; teknik lisesi öğrencilerinin de bu dersleri 4 yıl boyunca zorunlu olarak aldıklarını bildiren Yıldırım, böylece lise eğitiminin ardından üniversiteye gitmek isteyen öğrencilerin akademik eğitimine de destek verildiğini kaydetti.Yıldırım, yapılan araştırmalara göre, mesleki ve teknik eğitim mezunu ve sektörde çalışan öğrencilerin okulda edindikleri becerilerden memnuniyet oranının yüzde 80 düzeyinde, sektörün öğrencilerden memnuniyetinin ise yüzde 70'in üzerine çıktığını bildirdi.Almanya'daki Türklere sertifika müjdesiAvrupa Birliği ülkelerinde özellikle 'usta' istihdamı için sadece meslek lisesi diplomasının yetmediğini, bunun yanında ayrıca belgeler gerektiğini aktaran Yıldırım, bu sebeple Ulusal Referans Noktası (URN) ile çalışmaların tamamlandığını ve URN sitesinde mesleki ve teknik eğitim alan ve dallarına ilişkin EUROPASS sertifika eklerinin yayımlandığını bildirdi. Yıldırım, bu uygulamanın Avrupa ülkelerinde işe girme ya da ücret artışı için gerekli olduğuna işaret ederek, özellikle Almanya'daki Türk vatandaşlarının mesleklerinde ilerlemeleri için büyük önem taşıdığını kaydetti.Enerji Meslek Lisesi'nin temeli atılacakOsman Yıldırım, mesleki ve teknik eğitimde Türkiye'de bir ilki hayata geçireceklerini bildirerek, Ankara'da 'yeşil teknoloji' konusunda uluslararası eğitim merkezi olarak faaliyet gösterecek bir okul yapmayı planladıklarını bildirdi.Bu okulun iş ve işlemleriyle ilgili ihale aşamasının Ankara Valiliği tarafından yürütüldüğünü belirten Yıldırım, 'Burada yenilenebilir enerji ile ilgili 3 yıl önce bir alan açtık. Öğrenciler, bu okulda rüzgar ve güneş enerjisi gibi dallarda eğitim alacaklar, bina ise kullandığı enerjiyi tamamen kendi üretecek. Yani okul tamamen akıllı bir okul olacak' bilgisini verdi.3. havaalanına personel yetiştirilecekMesleki ve teknik eğitimde ilk defa uygulamaya konulacak 'sivil havacılık' alanı yer hizmetleri öğretim programının geliştirileceğini ve uygulamaya konulacağını kaydeden Yıldırım, 'Ülkemizde dünyanın en büyük 3. havaalanı yapılacak. Bununla birlikte yer hizmetleri alanında çok fazla elemana ihtiyaç olacak. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için sivil havacılık yer hizmetleri öğretim programını taslak olarak hazırladık. Önümüzdeki yıl, bunu uygulamaya koyacağız' ifadesini kullandı.Eğitime 3. boyut geliyorOsman Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın 1. eğitim öğretim dönemi karnelerini dağıttığı Kızılcahamam Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde aynı anda 3D Laboratuvarının açılışını da yaptığını anımsatarak, 'Burada mesleki ve teknik eğitimde 3 boyutlu materyal hazırlama projesini tüm alanlar için yaygınlaştırıp video olarak tüm okullara yaygınlaştıracağız. Bundan sonra tüm meslek liselerinde 3 boyutlu eğitim materyalleri kullanılacak. Bu eğitimler bir perde üzerinde üç boyutlu görüntülerle verildiğinden gerçekten de sinema keyfi veriyor ve öğrencilerin motivasyonunu da arttırıyor' dedi.Genel Müdür Yıldırım, proje kapsamında bir ekip kurulacağını ve öğretmenlere eğitimler verileceğini sözlerine ekledi.Selma Kasap, AA
Türkiye’de 4 Milyon Hektar Alan Tarım Dışı Kaldı
Türkiye’de baklagil üretim yetersizliği ve ithalata olan bağımlılık her geçen yıl perçinlenerek adeta yapısal bir sorun haline geldi.Bunu farkeden hükümet geçtiğimiz haftalarda bu alanda prim ve destekleri artırmak üzere bir takım kararlar aldı. Peki Türkiye’de ne oldu da üretici baklagil üretiminden son yıllarda hızlı bir şekilde çekildi?Bloomberg HT Editörü İrfan Donat'ın analizine göre bunun birçok sebebi var.Geçtiğimiz haftalarda Ziraat Mühendisleri Odası’nın gerçekleştirdiği “Türkiye Ziraat Mühendisliği 8’inci Teknik Kongresi”nde bu konu da gündeme geldi. Yapılan sunumda baklagil üretiminde yaşanan düşüş ve artan ithalatın ana nedenleri, izlenen politikalar ve yapısal sorunlar şöyle sıralandı:1 – Türkiye’de üretim maliyetlerinin yüksekliği genel bir sorun.Üretimde kullanılan girdilerdeki fiyat yüksekliği bezginliği artırıyor. Bu sadece baklagiller için değil tüm tarım ürünleri için geçerli. Akaryakıt, gübre, ilaç, tohum gibi temel üretim araçlarında dışa bağımlı olan Türkiye’de girdi fiyatları sürekli artarken çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı aynı oranda artmıyor. Üretici para kazanamadığı için de üretimden kaçıyor. Türkiye’de tarım dışı kalan 4 milyon hektar alan bunun kanıtı niteliğinde.2 - Türkiye’de 1980’li yılların ikinci yarısında uygulanan destekleyici politikalar, baklagil üretimine önemli bir ivme kazandırdı. 1990’lı yıllarda uygulanan tam tersi politikalar ise baklagil üretimini olumsuz etkiledi. Baklagiller, 1994 yılında destekleme kapsamı dışında bırakılınca üretimin azalması yönünde sonuçlar ortaya çıktı. Alımının tamamen durdurulması ve yerine herhangi bir baklagil pazarlama politikası oluşturulamaması ile birlikte üretici, pazarlama sorunu yaşadı. Ürettiği ürün elinde kalanlar baklagil ekim alanlarını, fiyat garantisi olan ve üretimi daha kolay olan diğer ürünlere kaydırarak baklagil üretiminden kaçtı.3- Baklagil üretiminde işçilik maliyeti diğer alternatif ürünlere göre daha yüksek. Bu da üreticiyi zorluyor. Hasat, çoğunlukla işçiler tarafından elle toplanarak yapılıyor. Alternatif ürünlerde bu maliyet kısmen daha düşük. Üretim maliyetinin artması, verim düşüklüğü sonucu Türkiye’deki üreticiler dünya fiyatları ile yarışamıyor.4- Üretici tercihini makinalı hasat yapılan ürünlerden yana kullanıyor. Tarımda uygulanan yanlış politika ve yüksek maliyetler nedeniyle daha az zahmetli, maliyeti düşük, insan işgücüne daha az gereksinim duyulan ürünlere yöneliş var. Bu durum baklagil üretimi açısından gelecekte de büyük bir tehlikeye işaret.5- Kaliteli ve verimli tohum kullanımı yok denecek kadar düşük. Devlet ve tohumculuk firmaları baklagillerin üretimine ilgisiz. Bu yüzden kaliteli ve verimli tohum bulmak zor. Çok düşük miktarlar karşısında da üretici kendi yetiştirdiği üründen tohumluk ayırıyor. Bu da verim düşüklüğüne neden oluyor.6- Baklagil üretiminin iklim koşullarına sıkıca bağlı olması sorun oluşturuyor. Son yıllarda çok tekrarlanan kuraklık en çok baklagil üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye’de iklimsel verilere ilişkin öngörüler kısa süreleri kapsadığından, üreticilere gelecekte yapılacak yönlendirmeler söz konusu olmuyor.7- Türkiye baklagil üretiminde sorunlar ve darboğazlarla uğraşırken; Kanada, ABD ve Avustralya 1990’lı yıllardan sonra baklagil üretimine çok önem verdi. Bu ürünlerde araştırma çalışmalarına büyük kaynaklar aktararak altyapı oluşturdu. Elde edilen bulguları üretime aktarıp üretim ve ihracatlarını arttırdı. Türkiye’de kuru tarım alanlarında daha çok eski toprak işleme teknikleri uygulanmakta, sulu koşullarda ise bölgeden bölgeye, hatta çiftçiden çiftçiye değişen uygulamalar yapılmakta. Böylece, toprak işleme, ekim zamanı ve sıklığı, sulama, gübreleme, hastalıklarla savaşım ve hasat–harman gibi yetiştirme tekniği uygulamalarında yetersiz kalıyor. Bu nedenle birim alan verimi düşerken, üretim maliyeti artıyor.
Reklam