onedio
"Yayınlamayan Şerefsizdir"
Beşiktaş'ın tecrübeli kalecisi Tolga Zengin, Antalya kampında basın toplantısı düzenledi. Kendisi hakkında çıkan haberlere tepki gösteren Tolga, 'Benim için gece hayatı yazdılar. Elinde fotoğraf olup da yayınlamayan şerefsizdir' dedi.Siyah-beyazlı ekip, ikinci yarı öncesi hazırlıklarını Antalya’da sürdürürken, kaleci Tolga Zengin basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Kendisi hakkında çıkan haberlere tepki gösteren Tolga, “Benim hakkımda, yaşamadığım görmediğim haberler çıktı. Benim için gece hayatı yazdılar. Bu haberleri yapan belli kişilerdir. Ben de bu haberlere karşılık, ‘elinde fotoğraf olup da yayınlamayan şerefsizdir, eğer ortada fotoğraf varsa da ben şerefsizimdir’ dedim. Böyle dönemlerin de olması gerekiyor. İnsanları tanıyorsun. Ben burada çok mutluyum. Buraya da ben isteyerek geldim. Beşiktaş’a gelirken 1 lira para konuşmadan geldim” dedi.Ligin ikinci yarısında maçlarını Ankara’da oynayacaklarını ve Olimpiyat Stadı’nda oynamadıkları sürece stadımızın olmaması bizim için tabii ki bir dezavantaj. Şu anda baktığımızda şartlar da bu. Bundan daha iyisi yok. Mecbur bir yerlerde oynayacağız. Yönetimimiz en iyi bulmaya çalışıyor. Biz de çıkıp oynuyoruz. Bu stat bitene kadar bu işi böyle götüreceğiz. İnşallah bu şekilde de şampiyon olursak, çok daha güzel bir şampiyonluk olacak. Şimdi Ankara’da oynayacağız maçlarımızı. O da iyi bir stat. Çok da önemli değil nerede oynadığımız, Olimpiyat Stadı’nda oynamadığımız sürece çok da önemli değil nerede oynayacağımız.Açık Mert Korkusuz
Öğrenmeyi Kolaylaştıran Besinler
Vücut ağırlığımızın sadece %2 ile 3'ü oranındaağırlığı olan beynimiz günlük kalorilerimizin ortalama %30'unu harcamakta veenerji kaynağı olarak da sadece glikozu kullanmaktadır. Araştırmalarda,algılamayı arttıran ve hafızayı güçlendiren bazı besinlerin olduğu ortayakonmuş olmasına rağmen daha güçlü bir hafıza ve konsantrasyon yeteneği içinsadece belli besinlere yönelmek ve bu besinlerden mucize beklemek doğrudeğildir. Ancak; beyin gelişimini ve hafızayı sağlıklı ve dengeli beslenme ilemaksimum performansa ulaştırabilmeye çalışabiliriz. Yeterli ve dengelibeslenme; beş grup besinin (et, ekmek, süt-yoğurt, sebze-meyve, yağ-şeker)yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları, kişiye göre değişir. Bireyinyaş, cinsiyet, sağlık, besin ve öğün tercihleri ve fiziksel aktivite durumu tüketim ve ihtiyaç  miktarlarını etkiler. Bununla beraber beyin gelişimini,  konsantrasyon yeteneğini artırdığı veöğrenmeyi kolaylaştırdığı bilinen besinleri ve maddeleri tanımakta fayda var. ·        B grubundan bir vitamin olan “Folik Asit” beyiniçin çok önemlidir. Beyin gelişimi ve zeka üzerine olan etkileri daha annekarnından itibaren takip edilmektedir. Folik asit yetersizliği zeka geriliğinesebep olabilmektedir. Bir nevi beynin gıdası diyebiliriz. USA Rice Federation’agöre 100 gr. pirinç, 4 mikrogram folik asit içerir. Özellikle pirinç tüketerekfolik asit ihtiyacını önemli ölçüde karşılayabiliriz.·         B grubuvitaminleri strese, yorgunluğa, paniğe çok iyi gelir. Yetersizliğinde konsantrasyonundüştüğü ve unutkanlık, öğrenme zorluğu geliştiği gözlemlenir. Kuru baklagiller,kırmızı et, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler,tavuk eti,  yerfıstığı, muz, kavun,brokoli, ıspanak, domates, yumurta, kavun ve enginar B grubu vitaminlerindenzengindir. ·        Bir çeşit B vitamini olan kolin yağlarınenerjiye çevrilmesini kolaylaştırır. Sinir iletiminde çok önemli görevlerivardır ve yapılan çalışmalarda güçlü hafıza ile arasında güçlü bir bağlantıbulunmuştur. Kolin her canlı hücrede bulunur. Her türlü hayvan etinde vesebzede vardır. ·        Omega 3 yağ asitlerinden zengin sardalya, tonbalığı, somon balığı, koyu yeşil yapraklı sebzeler, keten tohumu ile beslenmekzeka gelişimini ve hafızayı olumlu yönde etkiler.·  ·        Yeterli miktarda protein tüketilmesi uykuhalinin azalmasını ve enerjinin tamamen kullanılmasını sağlar. Balık, et,yumurta, fındık, fıstık ve ceviz kaliteli protein kaynaklarıdır ve içerdikleriyağ asitleri de beyin hücrelerinin çalışması üzerinde çok önemli rol oynar.                                                                                                             Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş
Microsoft'tan Sanal Gerçeklik Gözlüğü: HoloLens
İşletim sistemi Windows 10′u tanıtan Microsoft, Windows Holographic adlı yepyeni bir projenin de duyurusunu yaptı. HoloLens adlı bir gözlük yardımıyla kullanılan bu teknoloji, kullanıcıların gözü önünde sanal görüntüler oluşturuyor. HoloLens hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Kral'ın İlk Ataması Oğluna
Suudi Arabistan'ın yeni Kralı Selman görev değişikliklerine başladı, oğlu Muhammed Bin Selman'ı ikinci veliaht prens, savunma bakanı ve Kraliyet Divan Başkanı olarak tayin etti.Kral Selman, oğlu Muhammed Bin Selman’ı ikinci veliaht prens, savunma bakanı ve Kraliyet Divan Başkanı olarak tayin etti.Kral Abdullah, üvey kardeşi Prens Mukrin’i Veliaht Prens Selman’dan sonraki veliaht olarak tayin etti.Kral Selman göreve geldikten sonra yaptığı ilk açıklamada, 'Allah beni halkımızın başarısı ve isteklerini yerine getirmede başarılı kılsın. Ülkemize ve halkımıza güven ve istikrar versin. Onu her türlü kötülükten korusun. Allah’ın dileğinden başka bir şey olmaz. Barış, rahmet ve kardeşlik dini olan İslam’ın emirleri doğrultusunda Ümmetin hizmetinde olmaya devam edeceğim. Allah’a dua ediyorum. Bana hakkı hak, Batılı da batıl olarak göstersin. Ülkemizin kurucusu Bin Abdulaziz’in yolunda ilerlemeye devam edeceğim. Kur’an yolundan ayrılmayacağım.' dedi.Suudi Arabistan'da tahta oturan Selman bin Abdulaziz 1935’te doğdu. Suudi Arabistan’ın ilk kralı Abdülaziz’in Hüsa Sudayri’den doğma yedi oğlundan biri.Dini ve temel eğitimini kraliyet çocuklarının gittiği Prens Okulu'nda aldı. Siyasi hayatına 1954’te henüz 19 yaşındayken Riyad Valisi olarak başladı. 1960 ile 1962 arasında kraliyet ailesindeki taht mücadelesinde bir süre ara verdiği valilik görevini 50 yıldan fazla sürdürdü.2011 yılında Savunma Bakanlığı görevine getirildi, bir yıl sonra da veliaht prens oldu.Selman bin Abdulaziz, muhafazakar ve gelenekçi bir isim olarak biliniyor. Oğulları devlet kademesinde önemli görevlerde.80 yaşındaki Selman bin Abdulaziz’in sağlık durumunun, yoğun çalışma temposu için elverişli olup olmadığı tartışma konusu.Kaynak: Al Jazeera
“Hayatınızı Değiştiren Yirmi Kitap”
Fransız televizyonlarının en çok izlenen edebiyat programları arasında özel bir yeri olan La Grande Librairie, France 5 kanalının 20. kuruluş yılı nedeniyle ilginç bir araştırma gerçekleştirmiş. 2008’den beri yayınlanan program sözü izleyicilere vererek “Hayatınızı hangi kitap değiştirdi?” sorusunu sormuş. Gelen binlerce cevaba göre en fazla oy alan yirmi kitabı 11 Aralık günkü yayında açıklayan programda açıklandığı üzere Fransızların hayatlarını en fazla değiştiren kitaplar aşağıdakiler.Peki sizin hayatınızı değiştiren kitap hangisi?1- Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry2- Yabancı – Albert Camus3- Gecenin Sonuna Yolculuk – Louis-Ferdinand Céline4- Günlerin Köpüğü – Boris Vian5- Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust6- Adsız Ülke – Alain Fournier7- Simyacı – Paulo Coelho8- Yüz Yıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez9- Belle du Seigneur – Albert Cohen10- Kötülük Çiçekleri – Charles Baudelaire11- Veba – Albert Camus12- Harry Potter – J.K. Rowling13- 1984 – George Orwell14- The World According to Garp – John Irving15- Suç ve Ceza – Dostoyevski16- Yüzüklerin Efendisi – JRR Tolkien17- Koku – Patrick Süskind18- Anne Frank’ın Günlüğü – Anne Frank19- Madam Bovary – Gustave Flaubert20- Sefiller – Victor Hugonotosoloji
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Olurdu olmazdı derken nur topu gibi bir ‘fiili başkanlık sistemi’miz oldu.Cumhurbaşkanı seçiminden önce, Erdoğan işlerin böyle gelişeceğini söylemişti. ‘AK medya’ da sarayda yapılan ilk kabine toplantısını başkanlık sisteminin ilk adımı ilan edip kutlamalara girişti. Gerisi, fiili durumu resmileştirmek, yani Anayasa değişikliğiyle ‘Türk usulü başkanlık sistemi’ni yasalaştırmak.Zenginin parası fukaranın çenesini yorarmış… Fiili duruma itirazı olanlar hala işin anayasal boyutunu, olurunu olmazını tartışıyor.
Reklam
İztuzu'nda Çevrecileri Sevindirecek Karar
İztuzu Kumsalı’nın özel şirkete kiralanması işlemi hukuka aykırı bulundu.Muğla 2. İdare Mahkemesi, İztuzu Kumsalı’nı özel şirkete peşkeş çeken Muğla Valiliği bünyesindeki MUÇEV’in protokol imzalama yetkisi bulunmadığı vurgulayarak, kiralama işleminin yürütmesini durdurdu.Mahkemenin kararında; “ MUÇEV’in İztuzu’nun doğrudan doğruya kiralama, kullanma izni, işletme hakkı verilebilecek kurum, kuruluş ve kişiler arasındaü yer almadığı için ihalesiz olarak doğrudan doğruya işletme protokolü imzalanamayacağı ve bu protokolün başbakanlık genelgesine uygun bulunmasına ilişkin başbakanlık işlemininde hukuka ve mevzuata uygun olmadığı” belirtildi.Mete Kızık‘ın Cumhuriyet’te yer alan haberine göre, mahkemenin oy çokluğuyla aldığı kararın beş sayfalık gerekçesinde şu görüşlere yer verildi: “Davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca MUÇEV Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. Arasında imzalanan protokolün Tabiat varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmenlik’in 42. maddesine dayanılarak doğrudan doğruya kiralanması, kullanılma izni, işletme hakkı verilebilecek kurum, kuruluş ve kişiler arasında yer almadığı için bu madde hükümlerine göre ihalesiz olarak doğrudan doğruya işletme protokolü imzalanamayacağı ve bu bu protokolün yapılması için Başbakanlık’ın 2012/15 sayılı genelge hükümlerine onay verilemeyeceği açıktır” denildi.Gerekçeli kararda “ hukuka aykırılığı ortaya konulan işlemlerin uygulanması halinde söz konusu alanın anılan şirkete teslim edilmesi ve protokolde verilen izin doğrultusunda anılan şirkete tarafından başka şirketlere kiralama yapabileceği de dikkate alındığında, yürütmenin durdurulması kararı için gerekli olan “ telafisi güç veya imkansız zararların oluşma şartı” da bulunmaktadır” görüşüne yer verildi.İztuzu’nun aralarında AKP Ortaca Belediye başkan adayı Ramazan Oruc’unda ortağı olduğu yabancı ortaklı DALÇEV şirketine ihalesiz peşkeş çekilmesine karşı dava açan Ortaca Belediyesi Avukatı Berna Babaoğlu Ulutaş” İztuzu için çok önemli bir karar. İztuzu’nun halkın olması için verilen mücadele açısından da çok olumlu zafer olarak görüyorum. En başından beri öne sürdüğümüz gerekçelerin ne kadar haklı olduğu mahkeme kararıyla da onaylanmış oldu. Bu kararla birlikte Muğla’daki benzer durumdaki 14 yerle de emsal bir karar değeri var “ dedi.Türkiye Çevre ve Koruma Vakfı’yla Muğla’ya Hizmet Vakfı ortaklığında kurulan MUÇEV, yerel seçimlerin ardından CHP’li Ortaca Belediyesi’nin 15 yıl boyunca işlettiği İztuzu Kumsalı’nı, yaptığı özel protokolle DALÇEV’e kiralamıştı. Tepki çeken uygulamanın ardından başlayan direniş on binlerce kişinin desteğini kazanmıştı.Cumhuriyet
'Kanal 7 Halkın Parasıyla Kuruldu 3 Adamın Kişisel Malı Oldu'
İslami ve muhafazakar camianın içinden gelen Yazar Levent Gültekin yaşadığı tanıklıkları anlattığı “İslamcılar yolsuzluklara niçin duyarsız?’ başlıklı yazısında çarpıcı açıklamalar yaptı.Levent Gültekin, Kanal 7 ’nin halkın parasıyla kurulup 3 adamın kişisel malı olduğunu, Erbakan ’ın Bosna için vb diye topladığı 35 milyon doları Kent Bank’ta Offshore hesabına faize yatırdığını, İhlas Grubu ’nun “ Müslümanların ilk özel TV’sini kuracağız” diye halktan para topladığını o TV ve holdingin bir ailenin üzerine geçirildiğini, Deniz Feneri ’nin Kanal 7’yi, Kimse Yok Mu Derneği nin Gülen Cemaati’ni finanse etmek için kurulduğunu, Erbakan’ın da kendine kaynak üretmek için Can Suyu Derneği ’ni kurduğunu yazdığı yazısında “Para toplamayı, oradan iktidar olmayı bize dindarlık olarak pazarladılar” ifadelerine yer verdi..İşte Levent Gültekin’in internethaber.com’daki o çarpıcı yazısı:İSLAMCILAR YOLSUZLUKLARA NİÇİN DUYARSIZ?Uzun zamandır bu soruya cevap arıyordum.Ortalama ahlaki standarda sahip hiç kimsenin kabul edemeyeceği iddiaları sineye çekiyorlar.Mesela Egemen Bağış’ın Meclis’teki oylamada verdiği o poz (Ne olduğunu bilmeyenler gazetelerden bakabilirler) normalde herkesi ayağa kaldırırdı.Özellikle İslamcıların, “Sen bizim 100 yıllık emeğimize böyle bir lekeyi nasıl sürersin” diyerek isyan etmeleri gerekirdi.Fakat etmediler.Niçin?Bu sorulara cevap ararken bir şey fark ettim:İslamcılar, dindar cemaatler, yapılar evrensel ahlak anlayışından farklı bir ahlak ürettiler.O ahlaka göre tutum belirlediler. O ahlaka göre işler yaptılar. O ahlaka göre insanları eğittiler. O ahlaka göre varlıklarını sürdüler.Şimdi de o ahlak anlayışına göre de olup biteni sineye çekiyorlar.Helal- haram dairesinde üretilen bu ahlaki anlayışına göre yolsuzluklar tolere edilebiliyor.Çünkü herkes helal- haram tanımını kendi çıkarına göre yapıyor.Tüm bu olup biten karşısında şöyle düşünüyorum: Yolsuzluk, adam kayırma özellikle son 40 yıldır İslamcılık hareketinin iskeleti oldu.Bu hareket bir anlamda yolsuzluk hareketiydi.Biliyorum çok ağır bir itham.Fakat tam olarak ne dediğimi açıkladığımda çok abartılı olmadığını göreceksiniz.Dört bakan hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve bu iddiaların sineye çekilmesi dindarlar arasındaki ilk olay değil.Şimdi geçmişten günümüze bazı olayları size anlatmak istiyorum.Tüm parçalar bir araya geldiğinde ortaya çıkacak fotoğrafa eminim ki siz de çok şaşıracaksınız.Kanal 7 meselesi…İslamcılar arasındaki en büyük yolsuzluk olaylarının başında gelir.Yoksul dindar halkın parasıyla kurulan bir kanal günün sonunda 3 adamın kişisel malı oldu.Hem gurbetçilerden, hem de Türkiye’deki dindarlardan otel lobilerinde toplanan paralarla kurulmuştu.Yüzbinlerce insanın emeğini 3 kişi bütün İslamcı aydınların gözü önünde gasp ettiler.Bunun bir yolsuzluk olduğunu bütün bir mahalle bildiği halde kimse ses çıkarmadı.Hiçbir İslamcı aydın, yazar, kanaat önderi tek bir gün bu durumu mesele etmedi.O kanalın kurulmasına sermaye veren dindarların da yapacağı birşey yoktu.“İslam’a hizmet edecek” diye kurulan kanal şimdilerde taverna kanalı oldu.Erbakan meselesi…Erbakan yıllarca “dava için” milyonlarca (trilyonlarca) lira para topladı.Biz bir süre sonra fark ettik ki toplanan bu paralar amacı doğrultusunda kullanılmıyor.TV kuracağız diye para topladılar. Bosna’ya yardım yapacağız diye para topladılar. “Dava için” diyerek gurbetçilerden kurban parası topladılar ve kurban kesmeyip bu paraları başka yerlerde harcadılar.Bunları duyuyorduk ama hiç birimiz aslında ne olduğunu kavrayamadığımız için ses çıkaramıyorduk.Erbakan’ın ölümünden 3 yıl önce ortaya bir belge düştü: Erbakan toplanan 35 milyon doları Kent Bank’ta Offshore hesabına faize yatırmış. Ve Kent Bank battığında bütün o paralar da batmıştı.Ölümünden sonra aile içinde çıkan mal paylaşım kavgası hepimizin gözü önünde oldu.Tüm bunlara hiç birimiz ses çıkarmadık.Hiç birimiz nasıl olur da her ağzını açtığında bize “Faiz kötülüklerin anasıdır” diyen bir İslamcı liderin parayı faize yatırmasını sorgulamadık.Bugün AKP ‘de üst düzey görevde bulunan birine Saadet Partisi’ndeyken şöyle bir soru yönelttim: “Erbakan’ın parasal ilişkileri konusunda kalbin rahat mı?”“Hayır” dedi. “Peki niçin hala oradasın?” dedim. “Başka nerede siyaset yapabilirim ki” dedi.Erbakan’ın bu durumunu bilen, gören İslamcı yazar, kanaat önderleri buna da tek bir gün yüksek sesle itiraz etmediler.“İslamcılığı kirletiyorsun” diyerek ortalığı ayağa kaldırmaları gerekiyordu. Ama yapmadılar.Kapalı kapılar ardında Erbakan’ın dedikodusunu yapmakla yetindiler.İhlas Grubu meselesi…Müslümanların ilk özel TV’sini kuracağız diye halktan para topladılar.TV kuruldu birkaç yıl sonra da o TV ve holding bir ailenin üzerine geçirildi.Bunu bile sineye çektik.Gülen cemaati…Bütün varlığını topladığı bağışlara borçludur.“Size daha iyi bir dindarlık sunacağız” diye insanlardan zorla bağış topladılar.İslam’da bağış toplamak diye bir şey olmadığı halde bağış toplamayı bir görev haline getirdiler.Toplarken din adına topladılar, dağıtırken kendi adlarına dağıttılar. Hepsini de değil bir kısmını.Para toplamanın en kolay yolu yardım kuruluşu kurmaktı.Oradan toplanan paraları dini bir yorumla farklı alanlarda kullandılar. Bu vesileyle kendi iktidarlarını güçlendirdilerİslam gerilerken yükselen bunlar oldu.Cübbeli Ahmet hoca meselesi…İnsanlara resmen din pazarladı.Dini en pespaye şekilde yorumlayarak istediği kalıba sokmaktan imtina etmedi.Kendisi lüks ve şatafat içinde yüzerken takipçilerine bir lokma bir hırka öğütlüyordu.Jet Fadıl gibi defalarca halkı dolandırmış birinin yeni yolsuzluk kampanyasında reklam yüzü olmaktan imtina etmedi.Para geldiğinde kaynağını tek bir gün sorgulamadılar.Dindarlık görüntüsü altında organize olan cemaatlerle, tarikatlarla ilgili benzer olaylar var.İçlerinde temiz, gerçekten dine hizmet etti diyeceğimiz neredeyse yok denecek kadar az.Deniz Feneri Kanal 7’yi finanse etsin diye kurulmuştu.Kimse Yok mu derneği Gülen Cemaati’ni finanse etmek için kurulmuştu.Kanal 7 ve Deniz Feneri’nde kontrolü kaybeden Erbakan kendine kaynak üretmek için Can Suyu derneğini kurdu.Tüm bunları niçin yazıyorum? Üstelik niye bugün?Geldiğimiz noktada İslamcıların bu davranışları yüzünden İslam korkunç şekilde lekelendi.Bunların derdi aslında İslam değil, dindarlık görüntüsü altında başka işler yapmaktı.Bunu anlatmak istiyorum.Aynen Hristiyanlardaki gibi İslam’ın ruhban sınıfını kurdular ve insanlara resmen cennet pazarladılar.Güç toplamak, iktidar olmak, kendilerine alan yaratmak için din bir anlamda örtü görevi görüyordu.Daha doğrusu görüyormuş. Bunu şimdi fark ediyorum.Geçmişte bunu fark etmemiz çok zordu.Çünkü çok sağlam bir tezgah kurmuşlardı.Mesela Erbakan bize her gün merkez medyanın “Siyonist uşağı, İslam düşmanı” olduğunu anlatırdı.Bizim gözümüzde “Öteki” düşmandı. Yazdıkları yalandı. Bize düşmanlık ettikleri için iftira atıyorlardı.Merkez medya “Erbakan Bosna paralarını faizde batırdı” diye haber yaptığında bunun gerçek haber değil, İslam düşmanlığı olduğunu düşünüyorduk.Bir cemaatin, tarikatın, ya da partinin fanatiği olup da oranın dışına çıkmak çok zordur.Bunu bilemezsiniz.Bundan dolayı fark edemiyorduk.Bugün İslam’ın aldığı yaraya, Türkiye’nin geldiği noktaya, dindarların durumuna bakınca büyük bir kazık yediğimizi görüyorum.Temiz inancımızı kirli hesaplarına malzeme yaptılar.Para toplamayı, oradan iktidar olmayı bize dindarlık olarak pazarladılar.“Para verin gazete kuralım” dediler. “Para verin okul açalım” dediler. “Para verin vakıflar kuralım” dediler.“Para verin yoksullara dağıtalım” dediler.Velhasıl “para verin dinimizin bayrağını yüceltelim” dediler.Verdiğimiz o paralarla kurulan kurumlar şimdi birilerinin kişisel malı oldu.Tüm bunları geçmişte anlayamıyorduk.Çünkü bize umut sattılar. “Ülkeye barış ve huzur getireceğiz” dediler.“Tertemiz, hak yemeyen, kimsenin malına el uzatmayan, çalışkan nesiller yetiştireceğiz” dediler.Hem hayallerimizi çaldılar hem de o temiz inancımızı.Hem bizim hayatımızı mahvettiler hem de çocuklarımızın geleceğini.40 yılın sonunda ne dinimiz kaldı ne de dindarlığımız.Çünkü amaçları din ve dindarlık değilmiş.Yazını tamamı için: tıklayınız 
Reklam
Ronaldo'dan Minik Hayranına Büyük Sürpriz
Cristiano Ronaldo minik bir taraftarına Madrid'in en işlek caddelerinden birinde önemli bir sürprize imza attı.Ronaldo bu minik taraftarla olan randevusuna evsiz biri olarak giyinerek peruk ve bıyık takmış şekilde gitti. Eline almış olduğu kendi imzasını taşıyan bir futbol topu ile dolaşan Portekizli yıldız küçük hayranının yanına giderek üzerindekilerini çıkartıp 'Ben Cristiano Ronaldo'yum' dedi.Bu jesti gören ve şaşkınlığını gizleyemeyen taraftar, etmiş peruk ve bıyığı çıkarttığında Ronaldo'nun üzerine atlayarak O'na sarıldı. Çevredekilerin şaşkınlıkla izlediği bu olayla Ronaldo'nun çok iyi bir rol yaptığı ve yakında sinemaya da el atacağı yorumları yapıldı.DHA
Mafya Cinayetlerinde 14 Kişi Gözaltında
Nişantaşı'nda, yeraltı dünyasının tanınmış isimlerinden Vedat Şahin ile korumasının uzun menzilli silahların kullanıldığı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili operasyonda gözaltına alınanların sayısı 14'e yükseldi.İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ile Asayiş Şube Müdürlüğü'nün ortaklaşa yürüttüğü operasyonlarda, sabah saatlerinde 10 kişi gözaltına alınmıştı. Akşam saatlerine doğru 4 şüpheli daha gözaltına alındı. Böylece, soruşturmada gözaltı sayısı 14'e yükseldi. Şüphelilerin Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusu devam ediyor.Gözaltına alınanların, yeraltı dünyasının tanınmış isimlerinden Sedat Şahin'in kardeşi Vedat Şahin ve korumasının 24 Aralık 2014'te Nişantaşı'nda otomatik silahların kullanıldığı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili oldukları belirtiliyor.  CNN Türk
CampusWings, Üniversite Öğrencilerini Mobilde Bir Araya Getirmek İstiyor
Campuswings, tıpkı Facebook gibi sadece üniversite öğrencilerini bir araya getirmek için yola çıkıyor. Ancak ortada çalınan örğrenci bilgileri yok ve Facebook gibi işe webden değil, mobilden başlıyor.Android ve iOS uygulamaları kısa süre önce yayınlanan bir mobil sosyal ağ Campuswings’e sadece .edu uzantılı e-posta adresleriyle kayıt olunabiliyor. Aldığımız bilgiye göre Türkiye’de 5.5 milyon üniversite öğrencisi bulunuyor. Bunların yüzde 85’i de sosyal medyayı mobilden aktif olarak kullanıyor.Campuswings’in kurucusu Anıl Altun, Zuckerberg gibi üniversitenin öğrenci bilgilerini ele geçirerek işe başlamamış. İlk aşamada 4 üniversiteden 150 kadar öğrenciyle test edilen sosyal ağ, özellikle kulaktan kulağa pazarlama yoluyla büyümeyi amaçlıyor.
Reklam
LG G Flex 2 Satışa Çıkıyor
LG'nin son akıllı telefonu G Flex 2, çok yakında satışa çıkacak? Peki, kavisli LG G Flex 2'nin fiyatı nasıl olacak? İşte LG G Flex 2'nin satış detayları ve fiyatı.Güney Koreli teknoloji devi LG, CES 2015'te son akıllı telefonu G Flex 2'yi, güçlü Snapdragon 810 işlemci ile duyurdu. Akıllı telefonun yanı sıra yeni nesil akıllı televizyonlarını da tanıtan LG, kavisli akıllı telefonu G Flex 2'yi satışa çıkarmaya hazırlanıyor.Önceki kavisli G Flex'ten farklı olarak 5,5 inç olarak küçültülen Full HD ekrana sahip LG G Flex 2, içeirisndeki güçlü donanımla da, bir süre en güçlü akıllı telefonlardan biri olarak boy gösterecek.Özellikle Snapdragon 810 işlemcinin Quad-HD ekran yerine Full HD ekranlı bir cihazda kullanılması ile yüksek performans göstermesi beklenen LG G Flex 2 hakkında, daha detaylı bilgi ya da ön inceleme videosu için aşağıdaki bağlantıları ziyaret edebilirsiniz.30 Ocak iyibariyle LG'nin ilk olarak kendi ülkesin olan Güney Kore'de satışa çıkaracağı G Flex 2, peşin olarak yaklaşık 737 dolar fiyat ile son kullanıcıya ulaşacak.Fiyatı TL'ye çevrildiğinde yaklaşık 1700 TL fiyatın ortaya çıktığı görülüyor. Ancak yüksek vergiler ve pazarın işleyişine bakıldığında, LG G Flex 2'nin ülkemize 2500 lira dolaylarında bir fiyat ile gelmesi bekleniyor.ShiftDelete.Net
Ekonomik Olarak En İyi Performans Gösteren Şehirler Arasında 4 Türk Şehri
Türkiye'den 4 büyük kent, 2014 yılında dünyanın ekonomik olarak en iyi performans gösteren kentleri sıralamasında ilk 10'a girdi.ABD'nin saygın düşünce kuruluşu Brooking Enstitüsü tarafından hazırlanan ve dünya çapında 300 kenti kapsayan rapora göre sırasıyla İzmir, İstanbul, Bursa ve Ankara ilk 10 arasında yer aldı.Macau'nun birinci olduğu sıralamda, İzmir 2., İstanbul 3., Bursa 4. ve Ankara 9. oldu.Türkiye'den dört kentin ilk 10'a girmesini değerlendiren Brooking Enstitüsü araştırma uzmanı Joseph Parilla, 'Dünyada haber manşetlerine bakarsanız, Türkiye'nin haberlerde ekonomik başarısı nedeniyle yer almadığını görürsünüz ama muhtemelen öyle olması gerekirdi. Oldukça sağlam makroekonomik politikalara sahip' dedi.Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:'Ulusal güvenlikle ilgili endişelere rağmen, 2014 Türk metropolitan bölgeleri için fevkalade bir yıl oldu; ticaret ve finansal hizmetler alanında güçlü gelişme gösteren İzmir, İstanbul ve Bursa dünyanın en iyi performans gösteren ilk beş kenti arasında yer aldı.'Kentler büyüme ve istihdam ve ekonomik çıktı sonuçlarına göre sıralandı.Raporda, Türkiye'nin konum olarak Avrupa ile Asya arasında olmasının sağladığı coğrafi avantajların yanı sıra yollar ve diğer alt yapı hizmetlerine yapılan yüklü yatırımların faydasını gördüğü belirtildi.1 Macau, Macau 8%; 4.2%2 Turkey, Izmir 2% 6.6%3 Turkey, Istanbul 2%, 6.5%4 Turkey, Bursa 1.8% 6.4%5 UAE, Dubai 4.5% 4.7%6 China, Kunming 8.1% 2.9%7 China, Hangzhou 7% 3.3%8 China, Xiamen 8.6% 2.6%9 Turkey, Ankara 1.1% 5.7%CNN Türk
Dünyada Sigara Paketlerine Açılan Savaş Ne Durumda?
İngiltere hükümeti ülkede tüm sigara markalarının tek tip pakette satılması planlarını erkene alacağını açıkladı.Yasa tasarısının İngiltere Parlamentosu'ndan geçmesi halinde, ülkede faaliyet gösteren tütün şirketleri, ürünlerini kendi markalarını gösteren paketlerde satamayacaklar.Hükümet böylece sigarayı özellikle çocuklar için daha az ilgi çekici hale getirmeyi hedefliyor.İngiltere'de sigara paketlerinin üzerinde sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin uyarılar uzun süredir var.Televizyonda epeydir ve yazılı basında da daha yakınlarda sigara reklamları yasaklandı; sigara tiryakilerini bu alışkanlıktan vazgeçirme amaçlı parasız programlar, yaygın şekilde duyurulmakta.Sigara karşıtı kampanya yürütenler ise daha fazla önlem alınmasını istiyorlardı.İngiltere bu yönde bir karar alırsa, Avustralya'nın izinden gidecek.Avustralya'da tütün şirketlerinin sert muhalefetine rağmen, 2012'de çıkarılan yasayla sigara paketleri tek tip olarak satılmaya başlamıştı.
Reklam
TÜBİTAK'ta Sahte Diplomalı Damat Skandalı
Paralel Yapı operasyonu sırasında sahte diploma ile TÜBİTAK’a girdiği ortaya çıkan ve tutuklanan Hasan Başaran’ın, eski Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün yeğeninin eşi olduğu ortaya çıktı. Ergün, TÜBİTAK’a girmesini sağladığı iddia edilen damatla ilgili, “En ufak katkım yok” dedi.Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın haberine göre Tüm ailenin, gözaltına alındığında sahtekârlığı öğrendiğini belirten Ergün şunları söyledi:AİLE ŞOKTA“Söz konusu Hasan Başaran, benim ağabeyimin kızı, yani yeğenimle 7 yıl önce evlendi. Herkes onu ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu sanıyordu. Gözaltına alınana kadar eşi dahil ailelerden kimse sahte diplomaya sahip olduğunu bilmiyordu. Ailesi olayla birlikte büyük bir şok ve travma yaşadı. Öğrendik ki, yıllar önce Başkent Üniversitesi’nin 2 yıllık Bilgisayar Bölümü’nde okula başlamış. Sonra ailesine dikey geçişle ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ne geçtiğini söylemiş. Sonra da mezun oldum deyip, sahte diplomayla askere gitmiş ve kısa dönem askerlik yapmış.YENİ ÖĞRENDİKÖnce Kocaeli Belediyesi’nde ardından da TÜBİTAK’ta işe girmişti. Gözaltı olayına kadar tüm aile ve bizler bunun doğru olduğunu sanıyorduk. Gözaltı olayında, sahte diploma olayı ortaya çıktığında tüm aile perişan oldu. Yeğenimle 7 yıldır evli ve bir oğulları var. Eşi de herkesle birlikte öğrendi. Evet bir yakınlığım var ama mağdur edilenin yakınıyım. Şimdi devlet bunun hesabını sorar. Ne suç işlediyse cezasını çeker. Sahtecilikten de ceza alır. Olmadı devletten aldıklarının parasını tahsil eder. Ama bir de ailesinin kaybettikleri var. Aile de şu anda perişan. Eşi ve oğlunun durumunu düşünün. Bundan sonra ne yaparlar bilmiyoruz.BEN İŞE ALMADIMBenim bakanlık yaptığım dönemde TÜBİTAK’ta işe başladı. Ama işe alınması sürecinde hiçbir dahlim ve katkım olmadı. Ne ben, ne de benim bürokratlarımın aracılığı oldu. TÜBİTAK’ın kendi iç inceleme ve eleme sistemiyle kuruma alındı. Bilgisayar Mühendisi olduğunu söyleyen, diploması olan ve kriptoloji lisansı yaptığını gösteren belgeleri olan biri olarak başvurmuş ve tüm elemelerden geçmiş. Asıl sorun da burada bana göre. Ne askerlik yapma aşamasında, ne de kamuda göreve alınma aşamasında gösterdiği belgelerin hiçbiri ciddi bir kontrolden geçmemiş. Daha önce de böyle sahtekârlar yakalandı. Sahte doktor olaylarını bile gördük. Aslında YÖK ile temasa geçip tek bir düğmeye basılarak, bu belgelerin teyidinin yapılması gerekir. Bir soruşturma konusu olmadan böyle bir sahtekârlık ortaya çıkmıyor.TÜBİTAK’ta Paralel Yapı’yla ilgili olarak operasyon başladıktan sonra tüm diplomalar tarandığı için bu olay ortaya çıkıyor. Ailemizde, Paralel Yapı’yla bağı olduğuna dair tek bir bilgi yok. Adamın diplomasının sahte olduğunu bile ailede herkes gözaltına alındıktan sonra öğrendi.”e-imzanın başındaydıHASAN Başaran’ın ODTÜ’den alınmış gibi düzenlenen sahte diploma ile TÜBİTAK’ta işe girdiği ortaya çıkmıştı. ‘Paralel’cilerle ilişkisi olduğu öne sürülen Başaran’ın TÜBİTAK Gebze’de tüm kamu kurumlarında kullanılan e-imzaların hazırlandığı Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin başında görev yaptığı öğrenildi. Başaran, Temmuz 2012’de Kamu Sertifikasyon Merkezi bünyesinde işe başlayıp 4 ay sonra aynı birimin başına geçti. Başaran’ın o dönem BİLGEM Başkanı Hasan Palaz’ın önerisi ve TÜBİTAK Başkanı Yücel Altınbaşak’ın onayı ile Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin başına getirildiği öğrenildi. Kurumdan 7 bin TL maaş aldığı öğrenilen Başaran’ın sorgusunda, “Diplomamın sahte olduğunu anlayan olmadığı için askerliğimi de kısa dönem yaptım. İşe giriş esnasında sunduğum diplomayı da 2005’te bilgisayarımda Photoshop’la kendim yaptım. Ailem de gerçek sandı. İşe girişte, bana genellikle kriptografi üzerine sorular sordular. Sürekli makaleler okuduğum için rahatlıkla cevapladım” dediği iddia edildi.
Reklam
Davutoğlu Dört Eski Bakanı Yüce Divan'a Göndermek İstemiş
Çağlayan, Bağış, Güler ve Bayraktar, AK Parti grup başkanvekilleri Mustafa Elitaş ile Mahir Ünal, soruşturma komisyonu karar oylamasından bir gece önce Başbakan Davutoğlu ile bir araya geldi.Hürriyet'ten Deniz Zeyrek'in haberine göre; 21 Aralık gecesi 2.5 saat süren toplantıda AK Partili komisyon üyelerinin ‘Yüce Divan’a gönderme’ eğilimini öğrenen Davutoğlu, 4 eski bakana, “Kendiniz gitmek istediğinizi açıklayın” dedi. Bir bakanın AK Parti’yle ilgili çok sayıda bilginin ortaya saçılacağını söylemesi üzerine de Davutoğlu, “Saçılacaksa saçılsın” diye sert tepki gösterdi. Ancak 4 eski bakanın temsilci seçtiği Çağlayan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşünce, komisyon üyelerinin tavrı değişti.AK Partili 4 eski bakan, TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylama sonucunda Yüce Divan’a gönderilmekten kurtuldu. Oylama sonrasında ortaya çıkan bilgilere göre, Soruşturma Komisyonu’nun AK Partili üyeleri 4 eski bakanı Yüce Divan’a göndermek istedi. Ancak 4 eski bakanın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı devreye sokmasının ardından durum değişti.KRİTİK 2.5 SAATHürriyet’in elde ettiği bilgilere göre, Soruşturma Komisyonu’nun AK Partili üyeleri, 22 Aralık 2014 günü yapılacak karar oylaması öncesinde, AK Parti TBMM Grup Yönetimi ile görüşmelerde, “Yüce Divan yönünde oy kullanacağız” mesajını verdi. Bunun üzerine, AK Parti grup başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Mahir Ünal, 4 eski bakan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, 21 Aralık akşamı Başbakanlık Konutu’nda 2.5 saatlik kritik bir toplantı yaptı.‘YÜCE DİVAN’A GÖNDERME EĞİLİMİNDELER’Toplantı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Ünal’dan bilgi istemesi ile başladı. Ünal, diğer Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın bilgi sahibi olduğunu söyledi. Komisyonun AK Partili üyeleriyle görüştüklerini anlatan Elitaş da, “Yüce Divan’a gönderme eğilimindeler” bilgisini paylaştı. Bunun üzerine Davutoğlu, konuyu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile de görüştüğünü anımsatarak, bakanlara, “O zaman onlar bu yönde karar almadan siz kendiniz gitmek istediğinizi açıklayın” dedi.‘KONGREDE YANINIZA OTURABİLECEK MİYİM?’Davutoğlu’nun bu sözlerinin ardından 4 eski bakan tek tek kendi pozisyonlarını aktardı. Zafer Çağlayan, Yüce Divan’a gitmemeleri gerektiğini belirterek, “Bize sahip çıkmalısınız” diye tepki gösterdi. Egemen Bağış ile Muammer Güler, benzer beklentilerini dile getirseler de bu yönde bir çağrı yapılması halinde katılabileceklerini beyan etti. Muammer Güler, Davutoğlu’na, “Biz gidelim desek Yüce Divan’da sahip çıkacak mısınız? Ya da yanınızda dolaşmamıza izin verecek misiniz? Aday yapacak mısınız? Mesela Mardin Kongresi’nde beni yanınıza oturtacak mısınız?” diye sordu. Bir bakan, Yüce Divan’a gidilmesi halinde sadece kendileriyle ilgili değil, AK Parti ve AK Parti yöneticileriyle ilgili çok sayıda bilginin ortaya saçılacağını ve tartışılacağını söyledi. Davutoğlu’nun buna tepkisi sert oldu, “Saçılacaksa saçılsın” sözleri tartışmayı bitirdi.CUMHURBAŞKANI’NAToplantıda 4 eski bakan, Davutoğlu’ndan bekledikleri desteği alamazken, Yüce Divan’a gitme isteğini deklare etme talebi de kabul edilmedi. Durumlarını Cumhurbaşkanı ile paylaşmayı kararlaştıran 4 eski bakan, Zafer Çağlayan’ı temsilci seçti. Çağlayan, Erdoğan ile görüştü. Görüşme sonrasındaki 2 haftalık süre içinde komisyon üyelerinin kararı değişti. Bir AK Parti yetkilisi, “Üyeler kararlarını nasıl değiştirdiler?” sorumuza, “Başkan Hakkı Köylü dışında bütün üyeler genç çocuklar, partide siyaset yapmaya devam etmek, yeniden aday olmak istiyorlar. Bunun etkisi olmuştur” karşılığını verdi.
Dakikalarca Topun Peşinden Koştuktan Sonra Yorgunluktan Bayılan Pixel
Bir şeylerin peşinden koşmayı çok seven Pixel'i daha önce de kedi ile kavga ederken izlemiş ve kendisine hayran kalmıştık. Bu defa bizi ona hayran bırakan ise yorgunluğun ardından kendini yere bırakıp uykuya dalışı oldu. Oyun sevdası sevimli köpeğin uyku sevdasının önüne geçememiş :)
NBA All-Star'da İlk Beşler Açıklandı
64'üncüsü düzenlenecek NBA All-Star maçında Doğu ve Batı karmalarının ilk beşleri belli oldu. En fazla oyları Stephen Curry ve LeBron James aldı.İnternet üzerinden yapılan oylama sonucunda;Doğu Karması sahaya John Wall, Kyle Lowry, LeBron James, Carmelo Anthony ve Pau Gasol ilk beşiyle çıkacak.Batı Karması'nın ilk beşi ise Stephen Curry, Kobe Bryant, Blake Griffin, Marc Gasol ve Anthony Davis'ten oluştu.10 oyuncudan en fazla oyları LeBron James (1,470,483) ve Stephen Curry (1,513,324) aldı.Curry, Twitter üzerinden gönderdiği videoda kendisine oy verenlere teşekkür etti.İspanyol Gasol kardeşlerin farklı karmalarda sahaya ilk beşte çıkacak olmaları da dikkatlerden kaçmadı.Kaynak: Reuters
Reklam