En Kaygan Kar Kazaları
Kar ve buzla dolu bölgelerde kameraya yakalanan birbirinden komik ve eğlenceli kar kazaları.
Yalçın Akdoğan: “Türkiye’de Başbakan Bellidir"
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'nın milletvekili adayı olmak için görevinden istifa etmesini değerlendiren Yalçın Akdoğan, 'Hakan Fidan, Ahmet Davutoğlu'nun yanında yer alacak, arkasında duracak en çok güvendiği isimlerden biridir' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, CNN Türk'te gündeme ilişkin soruları yanıtladı.AK Parti'nin Genel Başkanı'nın belli olduğunu, böyle bir arayış bulunmadığını vurgulayan Yalçın Akdoğan, şunları söyledi:' Hakan Fidan'nın böyle bir düşüncesi de yoktur. Bu tür şeylere çekmek Fidan'ı ve Başbakan'ı yıpratmaya dönük yorumlardır. Gülmeden edemiyorum. Komik şeyler bunlar. Hakan Fidan sanki Ahmet Davutoğlu'na karşı bir şekilde, bir senaryonun parçası olarak istifa ettirildi falan. Bu son derece yanlış. Büyük bir kara cehalettir bu. Davutoğlu'nun en güvendiği isimlerden biridir. Koruma kalkanı içine girme gibi bir şey yok niye korksun?'HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'Önümüzdeki günlerde yapılacak açıklama, çok büyük gelişmelere yol açacak gibi kimse beklenti içine girmesin, rutin devam ediyor' açıklamasına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Akdoğan, 'Önümüzdeki günlerde bir açıklama yapılacak ve bu açıklamayı böyle çok önemli bir gelişmelere sebep olacak gibi görmemek lazım' şeyi, çok anlamsız görüyorum' dedi.'Eğer Öcalan, İmralı görüşmesinden sonra bir mesaj veriyorsa; bu mesajı bir şekilde sıradanlaştırmaya çalışmak, rutin bir şey gibi göstermeye çalışmak... Buna ben anlam veremedim açıkçası' diyen Akdoğan, şunları kaydetti:'HDP Genel Başkanı niçin böyle bir şey yapar? İmralı'dan gelen mesajı sıradanlaştırmaya çalışır, buna çok anlam verebilmiş değilim. Yani, Öcalan bu görüşmeleri tarihi bir görüşme gibi algılarken ve nitelendirirken, bunları çok rutin, sıradan görüşmeler gibi takdim etmek ne derece doğrudur veya buradan diyelim ki çok pozitif bir mesaj çıkacak, siz 'ya bunu çok önemli görmemek lazım' gibi bir takdimde bulunmak ne derece doğrudur?Bunun iyi irdelenmesi gerekir. Burada ne yapılmaya çalışılıyor? Ben, çok kötüye yormak da istemiyorum. Neticede HDP, bu süreçte önemli bir rol oynuyor ama bu tür yaklaşımları doğru bulmam. Bu süreçte, bir asayişi bozan olaylar konusunda HDP'nin, o yapının hassasiyet göstermesi gerekir. İkincisi algıyı bozan olaylar veya söylemler konusunda hassasiyet gösterilmesi gerekir. Bunların hepsi, süreçte kırılganlık meydana getirir.''Tünelin ucundaki ışığın görülmesi açısından önemli noktaya geldik'Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akdoğan, bu konuda önemli bir aşamaya gelindiğini düşündüğünü söyledi.Akdoğan, görüşmelerin başlamasının ve devam ediyor olmasının başlı başına önemli olduğunu ifade ederek, 'Şu anda böyle bir çabanın sergilenmesi, ilk defa tünelin ucundaki ışığın görülmesi açısından önemli bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Bunu da çok sıradanlaştırmamak, değersizleştirmemek, önemsizleştirmemek gerektiğini düşünüyorum' diye konuştu.'Biz, kendimiz buna önem atfedersek, bu toplum tarafından daha çok önemsenir ama kendimiz küçümsersek bu doğru olmaz' diyen Akdoğan, hep birlikte toplumsal desteğin artmasını sağlayacak şekilde bir pozisyon alınması gerektiğini bildirdi.Akdoğan, bunun zor bir süreç olduğunu vurgulayarak, onbinlerce insanın hayatını kaybettiğini, bir sürü insanın yer değiştirdiğini ve geçmişte çok büyük acılar yaşandığına dikkati çekti. Bunun travmatik ve kronik bir sorun olduğunun altını çizen Akdoğan, şöyle devam etti:'Biz, Türkiye'nin birlik bütünlüğünü korumak için; kardeşliğimizi pekiştirmek için, 'Türkiye bölünmesin, başka sıkıntılar yaşamasın' diye bu süreçte bir neticeye varmaya çalışıyoruz. Bu kadar hayati bir süreç var önümüzde.Hükümet, büyük riskler alarak, büyük bir cesaret ve kararlılıkla taşın altına elini, yüreğini, gövdesini, her şeyini koymuş durumda. Yeter ki bu akan kan dursun, analar ağlamasın, akan gözyaşı dinsin diye çaba ortaya konuyor. Burada herkesin, 'ben nasıl katkıda bulunabilirim?' diye pozitif katkı yapması lazım.'Akdoğan, bunun yıllardır ele alındığını, konuşulduğunu dile getirerek, AK Parti iktidara geldikten sonra birçok reformlar yaptığını, ekonomik tedbirler alındığını, demokratik reformların gerçekleştirildiğini söyledi.'Birtakım süreçler olaylarla sabote edildi'AK Parti'nin çok önemli adımlar atarak meseleyi normalleştirmeye, yumuşatmaya başladığını ifade eden Akdoğan, 'Onun üzerine biz birtakım süreçler yaptık. Demokratik açılım süreci, milli birlik kardeşlik süreci... Bunların hepsi sabote edildi. Büyük terör hadiseleriyle, birtakım olaylarla sabote edildi' dedi. Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bugün benim daha çok umutlu olmam da; yani bir kere kendi içimizde bu meseleyi çözmeye çalışıyoruz. İkincisi, bir takım sabotaj girişimlerine rağmen, sürecin devam ediyor olması önem ifade ediyor. Düşünün, Kobani olayları gibi daha önceki süreçler, bu tür olaylarla hep sabote oldu. Bu sefer, hala görüşmeler, süreç devam ediyor. Yeni bir kazanımdır, bir tecrübedir. Yaşananlardan ders alabilmek, tekrar diyalog kapısının açık olması, ileriye doğru yol yürümeye çalışmak önemli şeyler. Türkiye, bunu öğrendi. Bizim, böyle bir tecrübemiz var mıydı? Sorunu çözme yöntemi olarak böyle bir tarz biliyor muyduk? Bilmiyorduk. Bir gelenek oluştu. Akil adamlar diye geleneğimiz oluştu. Bu diyalog mekanizmasıyla yeni bir gelenek oluşturmaya çalışıyoruz. Daha öncekileri denedik, bu yöntemlerle bu sorunlar çözülmedi, aksine daha da büyüdü.'Şimdi sürece ilişkin yeni şeyler yapıldığını ve buna şans tanınması gerektiğini ifade eden Akdoğan, 'Burada, AK Parti, Tayyip Erdoğan'a duyulan güvenle bu süreç, bu kadar toplumsal destek buldu. Güçlü bir iktidar var. Ahmet Davutoğlu'nun bu meseleye inanması, böyle bir vizyona sahip olması, bunların hepsi şans ve bu şansı iyi değerlendirmemiz lazım. Bardağın dolu tarafından bakarak bu meselenin götürülmesi lazım' diye konuştu. Akdoğan, çözüm sürecine ilişkin 'en umutlu dönemde' olduğunu söyledi.'Abdullah Öcalan bakımından, bu meselenin bütünüyle ortadan kalkması halinde, kişisel bir beklentisi ortaya çıkabilir mi?' şeklindeki bir soru üzerine Akdoğan, 'Böyle bir insan zihninde ne tür beklentisi olur, bilmiyorum ama kendisi ile ilgili meseleleri şu anda gündeme getiriyor değil. Yani, şu anda konuşulan konular içerisinde 'ben ne olacağım?' diye böyle bir konuyu gündeme taşımış değil, böyle bir konu da şu anda konuşuluyor değil' dedi.'HDP'nin barajı geçebileceğini düşünmüyorum'Akdoğan, 'HDP'nin barajı geçmesini ister misiniz?' şeklindeki bir soru üzerine de seçimlere yönelik sürekli araştırma yaptıklarını söyledi. 'HDP'nin barajı geçebileceğini düşünmüyorum' diyen Akdoğan, 'Çok ciddi bir emanet oy alması lazım, bir geçiş olması lazım. Şu anda AK Parti'ye bir şekilde zarar vermek isteyenler, zayıf düşürmek isteyenler, bu süreçte 'HDP'nin üzerine nasıl oynayabiliriz, nasıl destek sağlayabiliriz?' diye çaba içesine de girdiklerini görüyoruz' dedi.'Bu çaba, AK Parti'ye kaybettirme ittifakı, daha önceki iki seçimde de oldu ama başarılı olamadılar' diyen Akdoğan, bu sefer HDP'ye oynanması halinde de başarılı olunabilineceğine inanmadığını bildirdi. Akdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Çünkü, bu 'kaybet, kaybet' formülüne dönüşüyor. Bunu, 30 Mart'ta da 10 Ağustos'da da gördük. HDP, bu süreçte önemli rol oynuyor. 'Hep beraber destek olalım da HDP barajı geçsin, yoksa kıyamet kopar' Bunun takdim biçimi de yanlış. Düşünün, şöyle bir tehdit ve şantaj vari bir yaklaşım. 'Eğer barajı geçmezsek, alternatif parlamento kurarız, dünyaya bunu farklı yansıtırız' Böyle bir tehdit, demokrasiye inanmak açısından bir samimiyet ortaya koyar mı? Samimiyetsizliktir bu. Önce, demokrasiye inanacaksınız.Barajı geçseniz de demokratik sisteme inanacaksınız; geçmeseniz de inanacaksınız. Seçime, eğer bir şaibe karışmıyorsa, usulüne uygun bir seçim yapılıyorsa bu meşru bir seçimdir. İkincisi, Kürtleri sadece sen mi temsil ediyorsun? AK Parti'nin içinde belki 50-60-80 tane Kürt kökenli milletvekili olabilir, Kürt milletvekili olabilir. Kürtlerin temsili, sadece senin varlığınla ortaya çıkmıyor. Siyaset dışı kalmak değildir, barajı geçememek.''Siyaset sadece Meclis'te mi yapılıyor'Barajı geçemeyen başka siyasi partilerin de bulunduğuna dikkati çeken Akdoğan, 'Bunlar, siyaset dışında mı kalıyorlar? Siyaset, sadece Meclis'te mi yapılıyor? Bunların hepsi, demokratik münazaralar açısından sağlıklı yaklaşımlar değildir. Barajı geçip geçmemesi, milletin takdirinde olan bir şeydir. Millet oy verirse geçer, oy vermezse geçmez.' El birliğiyle bunu geçirelim, hadi biraz destek olalım' böyle bir şey olmaz' değerlendirmesinde bulundu.'HDP barajın altında kalırsa, çözüm sürecine etkisi azalır mı? Bir aktör olarak, bu oyun alanının dışına mı itilmiş olur? O zaman Öcalan ya da Kandil mi daha çok öne çıkıyor olur sürecin çözümünde?' sorusu üzerine, Akdoğan, şöyle konuştu:'Şimdi burada HDP'nin oynadığı bir rol var. HDP tabi ortadan kalkmış olmuyor. HDP, parti olarak barajı geçse de var geçmese de var. Şu anda mesela bağımsız olarak girdiler, sonra mesela Meclis'te grup kurdular. Bu şekilde bir rol oynayabiliyorlar. İmralı'ya gidenlerin hepsi de milletvekili değil, biliyorsunuz. Hatip Dicle'de gitti. Bunu o gün değerlendiririz. Ama benim gördüğüm zaten seçime kadar çözüm süreci belli bir kıvama ulaşır, belli bir noktaya varır diye düşünüyorum. Bunlar biraz çözüm sürecinin gidişatıyla da bağlantılı konular. Sadece HDP'nin olduğuyla alakalı konular değil. Çözüm sürecinin total olarak nereye doğru gittiğiyle ilgili konular.''Birilerinin ütopyaları olabilir'Türkiye'de çözüm sürecine kuşkuyla bakanlar ve Kürt devleti kurulacağı yönünde temal kaygıların hatırlatılması üzerine Akdoğan, kendisinin öyle bir endişesinin bulunmadığını söyledi.'Birilerinin bu tür Kızıl elmaları olabilir, hayalleri, ütopyaları olabilir. Bunları engellemek mümkün müdür? Adamın böyle bir hayali vardır, ütopyası vardır, bu olabilir. Böyle bir anlayışta olan insan varsa, siz siyaset zemininde bunla mücadele edersiniz. Eline silah alırsa sizde silahla mücadele edersiniz veya bir şekilde etkisizleştirmeye çalışırsınız. Veya birileri böyle düşünüyor olabilir' diyen Akdoğan, şöyle devam etti:'Bu süreç, yani çözüm süreci Türkiye bölünmesin diye, bu tür korkuları gidermek için zaten başlayan bir süreç. Bunlar olmasaydı Türkiye'nin bir beka sorunu olurdu, bu riskler ortaya çıkardı. Bunları telafi etmek için, gidermek için, biz bu sürecini yürütüyoruz. Öncelikle bunu anlamak lazım. Bu sürecini eleştirenler, 'Türkiye bölünecek vesaire.' Arkadaş sen zihninde bölmüşsün Türkiye'yi. Sen Şırnak'a gidemiyorsun, Hakkari'de siyaset yapamıyorsun. Yani Diyarbakır'da varlık gösteremiyorsun. Bu kadar, en böyle şiddeti eleştirenleri biraz zorlayın bir aşama sonrasında ver kurtulcu olurlar. Yani orayı bölelim, ayıralım biz burada rahat edelim. Bir adım sonra bunu söylemeye başlarlar. Biz bunların hepsine karşıyız. Ne ver kurtul çözüm, ne bu yaklaşımlar çözümdür. Bu süreç birilerinin ütopyasını, örgütsel hedeflerini yerine getirme süreci değil.'Akdoğan, 'Bu Türkiye hepimizin, biz birlikte Türkiyeyiz. AK Parti'nin sloganı bu ve oralarda varlık gösteren, siyaset yapabilen tek parti AK Parti kaldı. Türkiye'nin birliğinin, bütünlüğünün sigortası durumunda şu anda AK Parti' dedi.Bu yüzden tablonun doğru okunması gerektiğini vurgulayan Akdoğan, 'Biz bunları yapmazsak, bu sorunu çözmezsek, kan akmaya devam edersek, bu sosyal travmaya dönüşürse, insanlar birbirine kem gözle bakmaya başlarsa, o zaman bir risk vardır. Bunu gidermek lazım, biz de bunun için uğraşıyoruz. Yani biz toplumun kabul etmeyeceği, milletimizin içine sinmeyeceği bir adımı atmayız. Türkiye'nin birliğinin, bütünlüğünün teminatı da AK Parti iktidarıdır. Kimsenin ütopyasını gerçekleştirmek için de çaba göstermiyoruz. Böyle bir şeye de izin vermeyiz. Türkiye vatan topraklarında da ameliyata izin vermeyiz. Bunun için burada bu kaygıları, korkuları pompalamak doğru değil. Bunu kaşıyanların ne dediğine bakın, ne önerdiğine bakın, bu konuda bir şey söyleyebiliyorlar mı? Onların zihniyeti zaten bu sorunları derinleştirdi ve eğer o yaklaşımla hareket edilirse bu riskler o zaman büyür.''Seçim güvenliği de önemlidir, bunlara karşı da duyarlı olmak gerekir'1 Mayıs ve Nuvruz bayramlarının yaklaştığı, bazı dönemlerde olayların yaşandığı hatırlatılarak, bu senenin yumuşak geçip geçmeyeceği sorusu üzere, Akdoğan, Haziran'da yapılacak seçimin avantaj olduğunu kaydetti.Akdoğan seçim süreci olması hem bir avantajdır, hem bir dezavantajdır. Avantaj, seçim süreçlerinde, partiler sandığı odaklandığında, işte milletvekilliği listeleri, adaylıklar, kampanyalara odaklandıklarında, birtakım şeyler biraz devre dışı kalır. Farklı hesaplar, senaryolar, sandık ortaya geldiğinde, bütün siyaset seçime endekslendiğinde farklı birtakım senaryolar devre dışı kalır' dedi.Bazı grupların seçim günlerini bahane ederek siyasi rant peşinde koşabileceğini söyleyen Akdoğan, geçmişte bazı olayların yaşandığını hatırlattı.Akdoğan, 'Bunlar beklenebilecek şeylerdir. Elbette seçim güvenliği de önemlidir, bunlara karşı da duyarlı olmak gerekir. Ümit ederiz ki huzur içinde, güvenlik içerisinde, kardeşçe bir seçim süreci geçer, gerilim, tansiyon yükselmez. Hep birlikte, milletimizin iradesi nasıl tecelli edeceğini hep birlikte görmüş oluruz. Ben şu anda çok büyük olumsuzluklar beklemiyorum. Şuanda siyasi tansiyonda o kadar yükselmiş değil. Dediğim gibi seçim varsa, sandık varsa birtakım komplolar, oyunlar devre dışı kalmış demektir' diye konuştu.'MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın istifası ve milletvekilliğine aday olacağını iki türlü yorumladılar. AK Parti içinde Sayın Erdoğan'ın desteğiyle yeni bir başbakan adayı hatta 'başbakan olur' diyenler oldu. İkinci iddia da dokunulmazlık koruması zırhına ihtiyacı olduğu için milletvekili seçilmek istediği söylendi' sorusuna Akdoğan, 'Doğrusu çok komedi filmlerini takip edemiyorum, biraz da ciddi bir adam gibi beni görüyorlar. Ama bu tür siyasi değerlendirmeleri görünce gülmeden edemiyorum, çok komik şeyler bunlar' şeklinde cevap verdi.Akdoğan, 'Hakan Fidan'ın, Ahmet Davutoğlu'na karşı bir senaryonun parçası olarak istifa ettirildiği' gibi yorumların son derece yanlış olduğunu bildirdi.'Büyük bir kara cehalettir' diyen Akdoğan, Hakan Fidan'ın, Tayyip Erdoğan'ın da Davutoğlu'nun da en güvendiği isimlerden olduğunu söyledi.Akdoğan, 'Biz, 12 yıldır birlikteyiz. Hakan Fidan farklı kademelerde görev yaptı. TİKA Başkanı oldu, MİT Müsteşarı oldu. Biz, bir ekibin parçasıyız, Ahmet Davutoğlu'nun rızası olmadan böyle bir şey zaten olamaz. Böyle bir yorum yapmak, sanki Davutoğlu'na karşı başka bir siyasi senaryonun parçasıymış gibi, böyle konumlandırmak bu tamamen taban tabana zıt bir okuma biçimidir' değerlendirmesinde bulundu.'Fidan ne yanlış yaptı da korkacak?'Yalçın Akdoğan, iddia edildiği gibi Fidan'ın koruma zırhı, koruma kalkanı içerisine girmek gibi bir durumunun olmadığını belirterek, şunları söyledi:'Niye korksun Hakan Fidan, ne yanlış yaptı da korkacak? Yani kurulan kumpaslar, komplolar... Biz bunlarla mücadele ederek bugünlere geldik. Bunlar dün de vardı, bugün de olur, yarın da olabilir. Bunlardan korkumuz olsaydı bu işe girmezdik. Hakan Fidan da böyle bir şeyden korkacak bir karaktere sahip değildir. Bulunduğu pozisyonda bu açıdan hukuki bir şeye de sahip bir yerdir. Bunun için milletvekili olmasına falan da gerek yok. Hakan Fidan değerli bir devlet adamıdır. Onun üzerine bu tür farklı siyasi kurgular, senaryolar uydurmak da doğru değildir. Benim de şahsen çok sevdiğim, değer verdiğim, güvendiğim bir arkadaşımdır Hakan Fidan. Gerçekten son dönemde AK Parti iktidarında çok değerli bürokratlar ortaya çıktı, büyük bir tecrübe oluştu, bunların belki de en önemli isimlerinden birisi de Hakan Fidan'dır.''Hakan Fidan'ın böyle bir düşüncesi de yoktur''Hakan Fidan'ın Başbakanlığı gibi bir ihtimal söz konusu mu?' sorusu üzerine Akdoğan, şunları kaydetti:'Bu tür şeyler çok yanlış. Böyle bir ihtiyaç mı var, böyle bir konu mu var Türkiye'de? Şu anda Türkiye'de Başbakan bellidir, AK Parti'nin Genel Başkanı bellidir, böyle bir arayış da yoktur, Hakan Fidan'ın böyle bir düşüncesi de yoktur. Bu tür şeylere çekmek Hakan Fidan'ı ve Başbakan'ı yıpratmaya dönük yorumlardır. Bunları bir kere tamamen gündem dışında tutmak lazım. Hakan Fidan da buna karşı bir senaryonun içerisinde olacak kişi değildir. Ahmet Davutoğlu'nun yanında yer alacak, arkasında duracak en çok güvendiği isimlerden biridir. Hepimiz bir ekibiz, ekip olarak hareket ederiz, bu bir takım oyunudur, biz de bu hareketin, AK Parti ailesinin bir ferdi olarak hep birlikte hizmet ederiz. Bu tür yakıştırmaların, fitne fesat çabasının bir parçasıdır sadece.'Akdoğan, Hakan Fidan'ın Dışişleri Bakanı olacağı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de 'Bu tür siyasi görevlendirmeler Genel Başkan'ın, Başbakan'ın takdirinde olan konulardır. Elbette Cumhurbaşkanı'nın da onay merciyi olarak bir iradesi vardır. Onun ötesinde bizim yakıştırma yapmamız doğru olmaz. Hakan Fidan değerli, tecrübeli bir arkadaşımızdır. Her pozisyona da layıktır, ama onun ötesinde biz yorum yapamayız, bu siyasi takdirdir' dedi.'Fidan'ın kişisel tercihidir'Akdoğan, bir soru üzerine, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın katıldığı bir televizyon programında, 'Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığında başarılı olduğu, aslında milletvekilliğine çok anlam veremediği, Başbakan da olamayacağı' yönündeki açıklamalarını da değerlendirdi.Programı izlemediğini söyleyen Akdoğan, 'Bu Hakan Fidan'ın kendi kişisel tercihidir, elbette Sayın Başbakan ile de istişare etmiştir, değerlendirme yapmıştır ve kendi kararını vermiştir diye düşünüyorum' ifadesini kullandı.Akdoğan, 'Acaba Hakan Fidan'ın karar almasını etkileyen şey Sayın Davutoğlu'nun daveti mi oldu?' sorusuna karşılık, şu değerlendirmelerde bulundu:'Sayın Başbakanımızın burada bir değerlendirmesi, takdiri elbette olmuştur. Yani MİT Müsteşarı pozisyonundaki kişi, kendi kendine böyle bir karar alamaz. Dediğim gibi, biz bir ekibin parçasıyız, bu ekibin başında Sayın Başbakanımız var, onun rızasını almıştır. Burada tabii Hakan Fidan'ın neticede kişisel tercihi. Kolay bir görev değil MİT Müsteşarlığı, 5 yıldır bu görevi yürütüyor. Ne tür sıkıntılar yaşandığını hepimiz gördük, yaşadık. Bundan dolayı farklı bir görevde bulunmak istemiş olabilir. Buna da saygı duymak gerekir.''Fidan'ın varlığı çok önemliydi'Hakan Fidan sonrasında 'Hakan Fidan'sız bir MİT, böylesine bir dönemde bir dizi soruna neden olabilir gibi yoruma katılıp katılmadığı sorulan Akdoğan, şunları söyledi:'Bunlar Cumhuriyet döneminin en önemli kurumlarıdır. Hakan Fidan bu kurumun dönüşümünde, son dönemdeki performansını yükseltmesinde çok önemli katkılar yapmıştır. Onun oradaki varlığı da çok önemliydi. Elbette bu kurumsal yapı kendini bir şekilde devam ettirecek. Orada da çok değerli arkadaşlarımız var bu işi yapabilecek. Bir kurumun başarıyla devam etmesi kişilerden sonra o kişinin başarısıdır zaten. Eğer onu devam ettiremiyorsa orada, o kişide bir eksiklik aramak gerekir. Bu kurumun başarıyla devam etmesinde de Hakan Fidan'ın oradaki yaptıkları, dönüşümünün etkisi vardır, bu da Hakan Fidan'ın başarısı olur.'Star
Kolombiya'da 62 Kişiye Ait Toplu Mezar Bulundu
Cinayetleri faşist milis örgütü AUC'un işlemiş olduğu şüphesi var Kolombiya'nın güneybatısında içinde 62 kişiye ait kalıntıların olduğu toplu mezar bulundu. Mezardaki kalıntıların Kolombiya'da ABD destekli faşist milis örgütü AUC tarafından öldürülen kişilere ait olduğu tahmin ediliyor.Kolombiya'da bulunan toplu mezarlara bir yenisi daha eklendi. Ülkenin güneybatısında bulunan Olaya Herrera belediyesine bağlı Narino kasabasında Ekvador sınırına yakın yerde bulunan toplu mezarda 62 kişinin kalıntılarının yer aldığı tespit edildi. Bunlardan 13'ünün kimliği tespit edilirken, yetkililer mezarın tam olarak ne zaman bulunduğuna ilişkin bilgi vermekten kaçındı.FAŞİST AUC TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜKLERİ TAHMİN EDİLİYORYerel yönetim, savcılık, Kızıl Haç örgütü ve yerel adli tabip yetkililerinin eşliğinde açıldığı belirtilen mezarın ABD destekli faşist milis örgütü olarak bilinen Kolombiya Özsavunma Birliği (AUC) tarafından öldürülen kişilerin izini kaybettirmek için hazırlandığı tahmin ediliyor. Mezarda kalıntıları bulunanların 2000-2005 yılları arasında öldürüldüğü ve sadece Narino kasabasında değil, ülkenin diğer yerlerinde katledilenlerin de bulunduğu belirtildi.AUC ÜLKEDE HALA ÖRGÜTLÜABD desteği başta olmak üzere, ülkedeki gerici güçlerden de destek alarak faşist milislerin kurduğu Kolombiya Birleşik Öz savunma Güçleri (AUC), Kolombiya Anayasası'na göre yasadışı olsa da şu an 31 bini aşkın üyesi ile ülkenin birçok yerinde örgütlü bulunuyor.2006 yılı ortalarında eylemliliğini görece durdurarak hükümet ile görüşmelere başlayan örgüt, Kolombiya hükümeti tarafından yapılan Adalet ve Barış Yasası adı altında adeta koruma altına alındı. Söz konusu yasa ile insanlığa karşı işlenen suçlarda cezalarda indirime gidilirken, örgütün topluma adaptasyonu için de yasal çerçeve oluşturuldu.Evrensel
WhatsApp ve Facebook'tan Ortak Yenilik
Milyonlarca kişinin kullandığı WhatsApp ve Facebook’tan bir yenilik daha geliyor.Geçtiğimiz günlerde Web Whatsapp ile tarayıcı üzerinden WhatsApp kullanma özelliğinden sonra, şimdi de Facebook aracılığı ile giriş yapma imkanı sağlayan bir hizmet geliyor.Kullanıcılar ileride alpha.whatsapp.com sitesinden Facebook hesabı ile WhatsApp’a bağlanıp aynı anda hem Facebook bildirim ve mesajlarını, hem de WhatsApp mesajlarını bir arada görebilecekler. Facebook’un WhatsApp’ı satın aldıktan sonra iki uygulamayı birbirine bağlayan en büyük yeniliklerden biri bu hizmet olacak.Öte yandan iddiaya göre Facebook ile entegre olan WhatsApp’ın alpha.whatsapp.com adresinden şimdilik sadece WhatsApp çalışanlarının girişine izin verilmesi ise bilgiler arasında.İHA
"Devlete Sızan Acem Ajanları, Hapishaneye Giden Vatan Evlatları"
Selam-Tevhid soruşturmasında görev alan polislere yönelik algı opearsyonunda gözaltına alınan eski Başkomiser Mehmet Işık, sağlık kontrolünden geçirildi. Işık, hastaneye girerken 'Devlete sızan Acem ajanları, hapishaneye giden vatan evlatları' diye bağırdı.Selam-Tevhid terör örgütü soruşturmasında görev alan polislere yönelik operasyonda gözaltına alınanlar sağlık kontrolünden geçiriliyor. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ilk olarak Mehmet Işık getirildi. Işık, hastaneye girerken 'Devlete sızan Acem ajanları, hapishaneye giden vatan evlatları. Aynı saçmalıktan üçüncü kez gözaltına alınıyorum. Yeni Türkiye herkese hayırlı olsun. Yazıklar olsun!' diye tepki gösterdi.CİHAN
Trabzonspor Yönetiminden Fenerbahçe'ye Tepki
Spor Toto Süper Lig'de deplasmanda Fenerbahçe ile golsüz berabere kalanTrabzonspor'da, kulüp Başkan Yardımcısı Yakup Aslan, rakipleri karşısında aldıkları sonucun kendilerini memnun etmediğini söyledi.Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrika Uluslar Kupası'na giden milli oyuncular, sakatlıklar, cezalı oyuncular ve yeni transferlerin uyumu nedeniyle Fenerbahçe maçında istedikleri futbolu ortaya koyamadıklarını belirtti.Fenerbahçe karşısına her maçta olduğu gibi kazanmak için çıktıklarını ifade eden Aslan, 'İstanbul'a galibiyet için gitmiştik. 0-0'lık sonuç bizi memnun etmedi. Baskılı bir futbol ortaya koyamadık ama 3-4 net pozisyon yakaladık. Rakibimiz de kendi sahasında seyirci desteği önünde oynadı. Hakan iyi günündeydi ama Volkan da net kurtarışlar yaptı. Maçın en iyi oyuncuları kalecilerdi' dedi.Aslan, ligin ilk yarısında Fenerbahçe ile sahalarında golsüz biten karşılaşmada ise kendilerinin daha baskılı oynadığını söyleyerek, 'Trabzon'da oynanan maçta bizim 4-5 net pozisyonumuz vardı. Ligin ilk yarısında sahamızda oynanan maçta Fenerbahçe'nin yarım pozisyonu vardı. Biz çıkıp da 'büyük takım gibi oynamadılar' ifadesini kullanmadık' diye konuştu.-'Yıldırım'ın tek hatası Egemen'i atmamaktı'Karşılaşmanın hakemi Bülent Yıldırım'ın ortada bir maç yönettiğini belirten Aslan, 'Hakemin tek ciddi hatası Egemen'e Aykut Demir'e attığı tokat sonrası kırmızı kart vermemekti. Rakip takımın lehine bir penaltı pozisyonu söz konusu değildi' dedi.Aslan, Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun maç öncesi hakem Yıldırım'ı aramasına ilişkin de şunları söyledi:'Başkanımız, Yıldırım'ı aradığını da kendisi söylemiş, gizli kapaklı bir iş yapmamıştır, yaptığını kendisi açıklamıştır. Adalet istemek bir kulüp başkanının en doğal hakkıdır. Haftalardır aleyhimize yapılan hakem hatalarının bir türlü önünün alınmaması başkanımızı böyle bir yola sevk etti diye düşünüyorum. Başkanımızın yaptığı sadece hakkaniyetle bir maç yönetilmesini istemektir.'Kaynak: AA
Reklam
Galatasaray Yönetiminden Fernandao Garantisi
Galatasaraylı yöneticiler Hamzaoğlu'na, “Merak etme hocam, görevde kalırsak Fernandao'yu transfer edeceğiz” diyerek garanti verdi.Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Süper Lig’de en beğendiği oyuncunun Fernandao olduğunu belirtip, Göreve devam edersem mutlaka onunla çalışmak istiyorum” demişti. Sarı-Kırmızılı yöneticiler de son yapılan görüşmede Hamzaoğlu’na, 'Hocam sen merak etme, görevde kalırsak Fernandao’yu transfer edeceğiz” diyerek garanti verdiği öğrenildi. Ancak şu sıralarda Bursa cephesi, işi bitirmek için bastırıyor. Opsiyonu elinde tutan Yeşil-Beyazlılar, Brezilyalı golcünün menaceri Kuhlmann’la kulüp binasında bir araya geldi. Şimdi Fernandao’nun nasıl bir tutum sergileyeceği merak konusu. Bursa’da kalmak isterse, Galatasaray’ın işi zora girecek. Ancak Sambacı, kariyerine Galatasaray’da devam etmek istediğini söylerse, Sarı-Kırmızılılar tekrar devreye girecek.Fanatik
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
MİT Müsteşarı Hakan Fidan istifa etti. Her şey planlandığı gibi yürüyor. Muhtemelen milletvekili seçildikten sonra, Tayyip Erdoğan onu başbakanlığa getirecek. Sadece bakanlık hesabı yapılsa, dışarıdan da atanabilirdi. Belli ki, başbakanlık koltuğuna oturtulacak.Ahmet Davutoğlu, bir hakikati yavaş yavaş idrak ediyor mu? İçinize sinmeyen kararları benimser görünmek, boyun eğmek, makamı korumaya yetmiyor. Erdoğan, başarabilirse ya bir anayasa değişikliğiyle başkanlık sistemini kuracak ya da kendisiyle daha fazla uyum içinde gördüğü Hakan Fidan’ı başbakan olarak atayacak. MİT’ten gelen bir kişinin başbakan yapılması, “muhaberat devletine” doğru gidişi de hızlandıracaktır. Siz bakmayın usulsüz dinlemelerden dolayı polislerin cezaevine atıldığını. Onların çoğu iftira. O tutuklamalar, “Darbe yapıldı”iddiasına zemin oluşturmak üzere yaratılan bir hayali senaryoya hizmet ediyor. Şu anda, herkesin pervasızca dinlendiğine ve fişlendiğine eminim. Fişlemeler zaten gazetelere yansıdı. İstihbari dinlemelerde ise hâlâ bir düzenleme yapılmadı. Oysa 2010 tarihli Devlet Denetleme Kurulu raporunda, bu hususa dikkat çekiliyor ve istihbari dinlemelerde hiçbir sınırlama bulunmadığı belirtiliyordu. Hükümetin gerçek niyeti usulsüzlüğü nihayete erdirmek olsa herhalde işe istihbari dinlemelere çekidüzen vermekle başlardı.
Reklam
Hamdi Yasaman: "Ben Olsam Sneijder'i Satardım"
Galatasaray İkinci Başkanı Hamdi Yasaman, eğer yetki kendisinde olsaydı devre arasında ayrılması gündemde olan Wesley Sneijder’i satacağını söyledi.Yasaman “Bu kadar sıkıntı varken ben olsam Sneijder’i satardım. Ama yönetim olarak 4. yıldızı istiyorduk. Bu eğilim daha ağır bastı. Abdürrahim Albayrak da satılmaması için çok ısrar etti. 20 milyon Euro talep ederek tekliflerin önünü kestik. İyi ki satmamışız. Başarı gelince para ikinci plana düşüyor” diye konuştu.ÜNAL AYSAL ÇOK İYİ YÖNETTİYasaman, Duygun Yarsuvat ile arasına kara kedi giren eski Başkan Ünal Aysal’a da sahip çıktı.Yasaman konu ile ilgili şunları söyledi:“Aysal’a mektup gönderildiğini gazetelerden okudum. Bu Yarsuvat’ın kendi düşüncesidir. Ben Aysal’ın kulübü çok iyi yönettiğini düşünüyorum. Drogba ve Sneijder gibi dünya yıldızlarını takıma kazandırdı. Şampiyonluklar var. Başarı için harcama gerek… O dönem alkışlayıp sonra eleştirmek hoş değil… Aysal yönetiminin raporlarını inceledik. İbra olmamak gibi bir durumu yok…”Açık Mert Korkusuz
Tombiş Olmanın Şık Olmamakla Zerre Alakasının Olmadığını Gösteren 23 Kombin
Tontişkoluk başa bela gibi düşünülse de, biraz özgüvenle ve doğru parçaların seçilmesiyle tatlı bir avantaja da dönüşebiliyor. Bunun en önemli örneği; Kim Kardashian, Türkiye'de yaşasa mutsuzluktan eve kapanıp, sabahları Dukan tarifleri deneyen, akşamları nefsine hakim olamayıp baklava gömen bir karakter olacakken, Amerika'da özgüveni ve zekası sayesinde baş celebrity pozisyonunda. Doğru parçalar seçip, doğru kombinleyerek şık olabilen ve bu özgüveniyle belki de milyonlara idol olan bir blogger; Nadia Aboulhosn tüm tombişlere ilham verecek, buram buram kendine güven kokan 23 kombiniyle karşınızda
Reklam
Mısır'da 3 Kişiye İdam Cezası
Mısır'da terör örgütü El-Kaide için casusluk yaptıkları iddiasıyla yargılanan 3 kişi idama, bir kişi ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Yargı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Kahire Ceza Mahkemesi, terör örgütü El-Kaide için casusluk yaptıkları iddiasıyla gıyabi yargılanan 4 sanıktan 3'ünün idamına, birinin ise 10 yıl hapsine hükmetti. Kararın temyize açık olduğu kaydedildi.Savcılık söz konusu 4 kişi hakkında, 'El-Kaide üyesi olmak, örgüt için casusluk faaliyetinde bulunmak ve emniyet güçleri hakkında bilgi edinmek' gibi suçlamalar yöneltmişti.Savcılık iddianamesinde ayrıca bu kişilerin, 'Mısır'da terör eylemleri düzenlemek için merkezi ülke dışında bulunan terör örgütü için çalışan kişilerle haberleştikleri, El- Kaide yöneticileriyle Sina'daki silahlı kuvvetlere, ABD ve Fransa büyükelçilikleri ve benzeri diplomatik merkezlere yönelik terör saldırıları düzenlenmesi için işbirliği konusunda anlaştıkları' ileri sürülmüştü.Muhabir Islam Tawfik Farouk Fouad | AA
SGK'dan Uğur Kurt Özrü
Okmeydanı’nda polis kurşunuyla başından vurularak ölen Uğur Kurt’a hitaben “tedavi masrafının rücu edilmesi için ilgili belgeleri getirmesini” belirten bir yazı gönderen SGK, Kurt'un ailesinden özür diledi.Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, çıkan haberin ardından Okmeydanı'ndaki cemevinde bir polis memurunun silahla vurarak öldürdüğü Uğur Kurt’a gönderilen yazıyla ilgili özür açıklaması yaptı. SGK, yakınlarına hitaben yazılması gereken yazının ‘sehven’ Kurt’a yazıldığını belirtti. Başta Kurt'un ailesi olmak üzere tüm kamuoyundan özür diledi.SGK, Uğur Kurt’a hitaben, “Tedavi masrafının rücu edilmesi için olayda kusurlu üçüncü kişi olup olmadığını, kendisinin bir şikâyetinin bulunup bulunmadığını, varsa ilgili belgeleri getirmesini” belirten bir yazı göndermişti. Yazıda, Kurt’un 7 gün içerisinde SGK’ya gelerek, evrakı bizzat teslim etmesi ya da göndermesi isteniyordu.Cemevi avlusunda ölmüştü22 Mayıs 2014’te Gezi olaylarında ölen Berkin Elvan’ı anmak için eylemler düzenlenmiş, Okmeydanı’nda polisle göstericiler arasında çatışma çıkmıştı. Akrep olarak adlandırılan polis aracına molotofkokteyli isabet etmesinin ardından aracın içindeki polislerin açtığı ateşte Okmeydanı Cemevi’nde bir cenazeye katılan Uğur Kurt hayatını kaybetmişti. İncelemeler sonucunda Kurt’u vuran silahın polis memuru S. K. tarafından kullanıldığı tespit edilmişti.Savcı iddianamesinde, polis memuru S. K.'nın “taksirle adam öldürme' suçundan 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmasını istemiş, Asliye Ceza Mahkemesi ise suçun 20 ila 25 yıl arası hapis cezası öngören 'olası kastla adam öldürme' olduğunu belirtip dosyayı Ağır Ceza mahkemesine göndermişti.Kaynak: Al Jazeera ve DHA
Reklam
'Hak Etmeyen Birinin Milletvekili Olmasına Aracılık Eden, Onun İşlediği Bütün Suçlardan Sorumludur'
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP çevrelerinde görüşleri dikkatle dinlenen ilahiyat profesörü Hayrettin Karaman , 7 Haziran'da gerçekleşecek genel seçimler öncesi milletvekili adaylığı sürecini irdeledi. Bir çok insanın siyasi partilere başvurarak adaylık için aracılar da koyarak kuyruklar oluşturduğunu söyleyen Karaman, sürecin İslami kriterlere göre hak ve hukuk kurallarına dikkat çekerek, 'Hak etmeyen birinin milletvekili olmasına aracılık eden, onun işlediği bütün suçlardan sorumludur' dedi.Karaman, 'Kitabımıza göre ne menfaat, ne dostluk ve akrabalık, ne de düşmanlık ilişkisi insanı adaletten ayırmamalıdır' ifadelerini kullandı.Siyaseti kısaca devleti yönetmek, siyasetçiyi de bu yönetimi üstlenen yönetici diye tarif edersek siyasi ahlakı, siyaset adamlarının ahlaki değerlere sahip olmaları ve yönetimi hukuk ve ahlak kurallarına uyarak icra etmeleri şeklinde anlamamız hatalı olmaz.Hikmet onu gerektirir ki, bir ülkenin yöneticileri ve yönetme talebinde bulunanları (iktidar ve muhalefet adamları) bu büyük ve ağır emaneti taşıyacak ehliyete sahip olmalıdırlar. Mevzuata bakıldığında seçmek, seçilmek, belli makamlara atanabilmek için belli niteliklerden söz edilir; ama bunların içinde “liyakat şartı olarak güzel ahlak ve sahasında en iyi olmak” yoktur.İslam siyaset teorisinde hem cemaat imamlığı hem de devlet başkanlığı için liyakat şartları arasında “bilgi, ahlak ve yeterlik bakımında mevcutların en iyisi” olma şartı vardır. En iyisi var iken az iyisinin veya ehliyetsiz olanın vazife istemesi de, vazifeye tayini de caiz değildir, emanete hiyanettir ve kul hakkına tecavüzdür.Yakınlarda seçimler olacak, her seçim merkezinde yüzlerce kişi milletvekili olmak için başvuruyor; bununla yetinmiyor araya aracılar koyuyorlar, bunu da yeterli görmüyorlar rakipleri hakkında yalan haberler yayıyor, iftiralar ediyor, kumpaslar kuruyor, onların tepelerine basarak öne geçmek için her vasıtayı mübah sayıyorlar. Aynanın karşısına geçip kendini adilane değerlendirenlerin, “ben bu işe ehil miyim, daha ehil olanı var mı, var iken ben talip olursam bunun vebali yok mudur…” diyenlerin devede kulak olduğu anlaşılıyor.Konumuz siyasi ahlak ise mesela adaylık ve seçim yoluyla atanmanın sözkonusu olduğu durumlarda –mesela rektör, dekan, dernek başkanlığı, parti yönetimi gibi alanlarda da- ehliyet, liyakat, emanet erdemlerine büyük ihtiyaç vardır. Halbuki bu konularda da rakiplerin din, ahlak, vicdan, insaf ölçülerini bir yana bırakarak kıyasıya mücadele ettiklerini görüyor ve duyuyoruz.Ehil ve layık olmadığı halde bir kamu hizmet ve görevine talip olanlara “niçin böyle yapıyorsunuz, bu talebiniz meşru ve caiz değil” dendiği zaman cevapları şu oluyor: “Benim filandan kalır yerim, eksiğim nedir ki…” Onun filan dediği de eksikli; demek oluyor ki, ölçüt layık ve ehil olanlar değil, eksikli olanlardan seçiliyor. Bunun sonucu da bir fasit dairedir; emanet olan görevler hep eksiklilerin, liyakatsizlerin, nâehillerin arasında dolaşır durur.Eğer toplum erdemliler toplumu olsa layık olanlar bile belki daha layıkı vardır, talip olursam sorumlu da olurum, diyerek görev talep etmezler, tayin makamları arar tarar layık olanı bulur ve ona talep götürürler; yani layık olanlar talip (isteyen) değil, matlûb (istenen) olurlar.Halbuki biz, yağlı ballı makamlara insancıkların sinekler gibi hücum ettiklerini, rakiplerine karşı ahlak ve insaf dışı davrandıklarını, tayin makamlarını etkilemek için aracılara başvurduklarını da görüyoruz.Aracılık (şefaat) çok veballi ve sorumluluk getiren bir iştir. Bir makama layık olanı var iken layık olmayanı, hak edeni var iken hak etmeyeni getirmek üzere aracılık eden kimse din, ahlak ve hukuk bakımlarından sınır dışına çıkmış, kötülüğe ortak olmuş demektir. Şefaat ettiği kişinin işleyeceği bütün suçlar, günahlar, hiyanetler, haksızlıklardan onun da defterine kayıtlar düşülecektir.Tayin makamında olan, elinde güç ve yetki bulunanlar, bir işi ve görevi almak için gereğinden fazla çaba gösterenlerden, araya adam koyanlardan şüphe etmeli ve onlar hakkında daha titiz araştırma yapmalıdırlar. Tezkiye teklif ve tavsiye edenlerin de bu işe ne kadar ehil olduklarına dikkat etmelidirler.Kitabımıza göre ne menfaat, ne dostluk ve akrabalık, ne de düşmanlık ilişkisi insanı adaletten ayırmamalıdır vesselam.T24
Pamuk: 'Türkiye'deki Çatışmalar Dünyanın da Sorunu Oluyor'
Bursa’da bir söyleşiye katılan Nobel Ödüllü Yazar Orhan Pamuk, bir romancının görevinin ülkedeki herkese eşit mesafeden bakmak ve anlamak olduğunu belirterek, “Türkiye’nin hayatı dünya hayatına örnek olmaya başladı. Ülkemizdeki çatışmalar, din, gelenekler dünyanın da sorunu olmaya başladı, bu yüzden ilgi artıyor, kendilerinden bir şey buluyorlar” dedi.Merkez Nilüfer İlçe Belediyesi, Nobel Edebiyat Ödülü alan ilk Türk yazar olan Orhan Pamuk’u okurlarıyla buluşturdu. Nâzım Hikmet Kültür Evi’nde düzenlenen ve Semih Gümüş’ün moderatörlüğünü yaptığını söyleşide Orhan Pamuk, son romanı ile ilgi sohbet etti. Son kitabı ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ta İstanbul’da bir boza satıcısının 40 yıllık hikayesini anlattığını ifade eden Pamuk şunları söyledi:“Herkesin hayatı ülke şartlarına göre birbirine benzer. Bu romanı yazarken hayat hikayelerinin birbirine benzerliğini gördüm. Roman sanatı milli kültürün ürünüdür. Roman sanatı her zaman orta sınıfı ele alır. Alt sınıfa roman, yazarın ideolojisine göre eğilim gösterir. Bu romanda Bozacı Mevlüd’ü bir birey olarak topluma göstermek istedim. Kitapta din, yasaklar, kendini kandırmalar, gelenekler gibi konuları irdelemek için boza iyi malzemeydi. Boza satışlarında artma olduğunu öğrendim. Yılbaşı akşamı kapıma çağırdığım bozacı da bunu bilmeden de olsa esprili şekilde doğruladı.”‘Kafamda Bir Tuhaflık’ kitabının bir İstanbul romanı olduğunu ifade eden Pamuk, bu roman da şehrin dokusunu, değişen akımları, siyasi, ideolojik akımları ele aldığını aktardı. Kendisinin şehir romancısı olduğunu, ama günlük hayatı ve değişimi yazdığını ifade eden Pamuk şunları anlattı:“Günlük hayattan bazı kesitleri, hatta siyasi düşünceleri de kitaba taşıyarak cesur olmaya çalışıyorum. Kitaplarımdan okurların zevk alması çok önemli. Postmodernizm hayatımda çok önemli değil. Bir romancının görevi ülkedeki herkese eşit mesafede bakmak ve anlamaktır. Dünya değişiyor ve yaşam tarzları da buna paralel değişim gösteriyor. Türkiye’nin hayatı dünya hayatına örnek olmaya başladı. Ülkemizdeki çatışmalar, din, gelenekler dünyanın da sorunu olmaya başladı. Türkiye her yönüyle cennet ama tanıtamıyoruz. Kısacası Türkiye’nin sorunları ve hayatı dünyanın bildiği bir durum olmaya başladı. Onun için kitaplarım ve içerdiği konular dünyanın çeşitli ülkelerinde sevilmeye başladı. Artık dünyanın her yerindeki insanlar kitaplarımda kendilerinden bir şeyler bulmaya başladı. Bizim hayatımız herkese benziyor ve herkes okuyor.”Söyleşi sonunda Nilüfer Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Bozbey, Orhan Pamuk ve moderatör Semih Gümüş’e çiçek vererek teşekkür etti. DHA
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Albayrak'tan Amrabat'a Özel Telefon
Malaga'da kiralık oynayan Galatasaray'ın oyuncusu Amrabat'a sürpriz bir telefon geldi.Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak'ın, 2 gün önce Malaga forması giyen Nordin Amrabat’ı telefonla aradığı öğrenildi.Yeni sezonda yabancı sınırının 14'e kadar yükseleceğini hatırlatan Albayrak, 'Kafana hiçbir şeyi takma. İspanya'nın keyfini çıkar. Yeni sezonda tekrar Galatasaray forması giyeceksin' dedi.MALAGA'NIN OPSİYONU VARMalaga Sportif Direktörü Mario Husillos oyuncunun durumu ile ilgili, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 'Amrabat için 3.5 milyon euro satın alma opsiyonuna sahibiz. Bunun süresi 30 Nisan'da doluyor. Zamanı geldiğinde kendisiyle ilgili karar verilecek. Bizim için önemli bir oyuncu ancak bu konuda şu anda harekete geçmeyeceğiz' dedi.Kulübe yakın kaynaklar oyuncunun geçirdiği sakatlık sonrasındaki gerilemesine dikkat çekti. Milli maçta yaşadığı sakatlığın ardından bir ay sahalardan uzak kalan Nordin Amrabat'ın döndükten sonra performansında düşüş yaşadığına vurgu yapıldı. Bu yüzden ara transferde bonservisi almak üzere harekete geçilmediği, sezon sonuna kadar oyuncunun performansının izlenmeye devam edileceği ifade edildi.Fanatik
Reklam