‘Nefesimiz Düşmanların Ensesinde Olacaktır’
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 'Nefesimiz, Türk ve Türkiye, Türk milleti düşmanlarının her an, her zaman, her daim enselerinden ayrılmayacaktır' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisince Kırşehir Cacabey Meydanı'nda düzenlenen 'Nefesimiz Ensenizde Olacaktır' temalı açık hava toplantısında yaptığı konuşmada, kendilerini görkemli heyecan dalgası altında kavuşturan Allah'a sonsuz şükrettiğini belirtti.Toplantı katılımcılarına teşekkürlerini sunan Bahçeli, şöyle konuştu:'Milli bir coşku içinde toplanan siz değerli kardeşlerimi kutluyor, şükranlarımı sunuyorum. Kırşehir'in gururu, milletimizin iftiharı, saza nefes veren, türküleriyle gönüllerimizi fetheden merhum ozanımız Neşet Ertaş diyor ki 'denizi seyretmek gibidir bozkırda gökyüzünü seyretmek.' Bugün Kırşehir'in semalarında, bozkırın tertemiz ufkunda milli vakarın, milli ruhun, milli asaletin sedası çınlamaktadır. Kırşehir'in manevi gökyüzünde umut yıldızları parlamakta, zafer güneşleri yılgınlık ve karamsarlık buzlarını eritmektedir. Ahiler diyarı Kırşehir doğrunun yanında, Hakk'ın ve hakkaniyetin tarafında sapasağlam duruş sergilemektedir. Cacabey'in torunları, Ahi Evran'ın ahfadı, istismar, inkar ve ihanetten kalpleri kaskatı kesilmiş çevrelere gönlü kapalı, yüzü dönük durmaktadır. Sizlerle gurur duyuyor ve iftihar ediyorum.'Ahiliğin önemini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:'Bu kaynak kuramayacak, bu sancak Allah'ın izniyle düşmeyecektir fakat Türk milletinin kazanımlarını, geçmişin hatıralarını hiçe sayan bir iktidar, Türkiye'yi hızla çöküşe götürmektedir. Nitekim vatan, nefes almakta zorlanmaktadır. Demokrasi yoğun bakımda, yoğun taarruz altındadır. Ay yıldızlı al bayrağımız solgun, üzgün ve yorgundur. Türkiye çok kötü yönetilmektedir. Kırşehirli kardeşim geleceğinden ümitsizdir. Hiç kimse hayatından memnun değildir. Ahi Evran'ın anıları yok sayılmakta, sözleri, tavsiyeleri terk edilmektedir. Devlet geleneğimiz, binlerce yıllık teamül ve tercihlerimiz nefsine yenik düşmüş, hırslarına teslim olmuş bir şahsiyet tarafından heba ve israf edilmektedir. Bir defa buna 'dur' demek, buna engel olmak hepimizin boynunun borcudur.''10 Ağustos 2014'te Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, istikrarsızlığın sembolü, kavga ve gerilimin simgesi mertebesine çıkarak ne huzur bırakmış ne de esenlik koymuştur' diyen Bahçeli, şunları söyledi:'Yaklaşık 5,5 ay önce yemin ederek resmen Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, bu kısa zamanda anayasal sınırlarını sayısız kere aşmış, yetki ve sorumluluklarını defalarca kötüye kullanmıştır. Erdoğan, anayasayı ihlal etmiştir. Erdoğan, yeminlerini bozmuş, yeminlerini çiğnemiştir. Şeref ve namusla arasına kalın duvarlar dikmiştir. Tarafsız olması gerekirken açıktan açığa 7 Haziran'da yapılacak milletvekilliği genel seçimleri için AKP'ye oy istemiştir. 30 Ocak'ta Kırşehir'e gelerek toplu açılış kisvesi altında siz muhterem vatandaşlarıma AKP'nin fiili eş başkanı gibi konuşmuştur. Durmamış, duraksamamış bu sorumsuz ve ahlaksız tavrına en son Bursa'da da devam etmiştir. Biz daha önce Erdoğan nerede miting yaparsa orada olacağımızı, aynısıyla cevap vereceğimizi ve karşı duracağımızı söylemiştik. Meydanın boş olmadığını kararlılıkla vurgulamıştık. Erdoğan'ın kanunsuz, hukuksuz ve despot uygulamalarını yanına bırakmayacağımızı, Türkiye'nin iflasına sessiz kalamayacağımızı ilan etmiştik. Bu itibarla madem Erdoğan buraya kadar gelip AKP lehine kule nöbetçiliğini, ileri karakol vazifesini Cumhurbaşkanlığı makamına yakıştırmış o zaman bize düşen de buna cevap vermektir. Erdoğan nerede olursa olsun, siyasi propagandaya nerede tevessül ederse etsin nefesimiz ensenizdedir.''Nefesimiz, hainlerin ensesinde olacaktır'Devlet Bahçeli, 'nefeslerinin zalimlerin, hainlerin, müzakerecilerin ensesinde olacağını' belirterek, 'Nefesimiz, Türk ve Türkiye, Türk milleti düşmanlarının her an, her zaman, her daim enselerinden ayrılmayacaktır çünkü bizim nefesimiz, Türk tarihi, Türk kültürü, Türk dilidir. Bizim nefesimiz, Anadolu'yu vatan yapan kahramanların şuurudur. Erdoğan ve havarileri, Türkiye'nin boğazına çöreklenmiştir. Erdoğan ve yandaşları, aziz milletimizin ve Kırşehir'in nefes borusunu kesmek için mücadele vermektedir. Buna izin veremeyiz, buna göz yumamayız. Bunu normal göremeyiz' dedi.Alandakilere, 'Erdoğan, PKK ile anlaştı, İmralı canisinden vize aldı diye başkanlık sistemine sıcak bakacak mısınız? 'Ne olmuş Amerika Birleşik Devletleri'nde de var Türkiye'de de olsun' diyecek misiniz? Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan adamın partizanlık yapmasına, siyasi taraf tutmasına hoşgörü gösterecek misiniz?' sorularını yönelten Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Cevabınız hayırsa, Erdoğan neden bahsetmekte, neyin peşinde koşmaktadır? Kırşehir'in azmi bu kadar kati ve kesinse Erdoğan kime neyi kabullendirecektir? 'Tek adam olacağım' diyorsa Kırşehir bu oyuna gelmeyecektir. 'Kral, emir, şah, tiran, dikdatör olacağım' hevesindeyse, buna Türk milleti müsaade etmeyecek, onay vermeyecektir. Yeni Türkiye parolasıyla milli bekayı, milli varlığı, milli kimliği parçalamak isteyenler hayallerinde boğulacak, bozgunculuğun çamurunda soluk alamayacaklardır. Sözüm Kırşehir'de yaşayan AKP'ye ve diğer partilere oy vermiş bütün kardeşlerimedir. Gelin elinizi vicdanınıza koyun, gelin samimiyetle muhasebe yapın. Özellikle AKP'ye oy vermiş kardeşlerim bir an için düşünün, bir an için tefekkür edin, Erdoğan'ı başbakan yaptınız, cumhurbaşkanı makamına layık gördünüz, buna saygı duyuyorum fakat 12 yıl Türkiye'yi yönetmiş Erdoğan hala sizden hala AKP'ye oy veren vatandaşlarımdan yetki istiyor, yeni unvanlar bekliyor. Kazanan Erdoğan'dır. 1 katrilyon 370 trilyona mal olan kaçak ve karanlık sarayda oturan Erdoğan'dır. Çalan, soyan, yürüten 17-25 Aralıkçılarıdır. Şu işe bakınız ki yükselen Erdoğan'dır, dolar milyarderi olan, villaları, gemileri, kupon arazileri sıra sıra düzen yine Erdoğan'dır. Kırşehirli mazlumu, mağduru, işsizi, yoksulu hatırlayan, önemseyen, derdiyle dertlenen var mıdır? Varsa nerededir?'MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti.'Ne berbat bir düzendir ki çalışan sizsiniz, çalan onlardır. Vergi ödeyen sizsiniz, aşıran onlardır. Emek veren sizsiniz, alın teri hırsızları onlardır. Onları uzaklarda aramayın, onları görmek için başka yerlere bakmayın, millete küfreden havuzcular, devletin malını deniz gören asalaklar onlardandır. 30 yaşındaki bir İranlı karaparacı ve bu karanlık simanın eline düşen eski bakanlar onlardandır. Ayakkabı kutularına milyon doları koyan, yatak odalarına servet saklayan hırsızlar onlardandır. Rüşveti bağış gören, yolsuzluğu kapatmak için fetvalar düzen sahte alimler onlardandır. Hırsızı günah işleme özgürlüğü olarak temin eden arsızlar onlardandır. Bir kolunuzdaki saate bakın bir de 700 bin liralık saat takanları düşünün. İşte bunlar ve elbise kılıflarında, çikolata kutularında rüşvet alan onlardandır. 17-25 Aralık'ta ele geçen soygun paralarını 'paralel polisler koydu' diyerek hayasızca iftira atan ve sonra da faiziyle birlikte geri alınca ses çıkarmayan haramzadeler, onlar arasındadır.''Onların gücü ve güvencesi saraydadır' ifadelerini kullanan Bahçeli, 'Onların sevk ve idaresi, sarayda oturmaktadır. Biliyorum sizler su, elektrik, kömür ve diğer ısınma faturalarını zar zor ödüyorsunuz. Son zamanlarda ilave kayıp kaçak bedellerine de mahkum ediliyorsunuz. Aylık elektrik faturası 700 bin lirayı aşan, ısınma bedeli ise 10 trilyon lirayı bulan bir sarayın maliyetini de maalesef sizler karşılıyorsunuz. Sizler kıt kanaat geçiniyorsunuz ama din diyen, diyanet sömürüsü yapan ne var ki Allah'tan da korkmayan müsrifler, münafıklar saraylarda lüks ve şatafat içinde yüzmektedir. Bu hak mıdır, adalet midir, insanlık mıdır? Sizler gideceğiniz yere ya yürüyerek ya dolmuş veya otobüsle ulaşıyorsunuz. Şu acınası hale bakınız ki maliyeti 410 trilyon lira olan ve tamamen cebinizden çıkan paralarla karşılanan uçan saray, birilerine dünya turu attırmaktadır. Aç kalan sizsiniz, açıkta kalan sizsiniz, muhtaç olan sizsiniz, ihtiyaç sahibi sizlersiniz. Buna karşılık doyan bellidir, yiyen bellidir, dolaşan, dolandıran, milli idareyi dolmuşa bindiren, servetine servet ekleyen yine bellidir' diye konuştu.Bahçeli, Kırşehir'in bağlarında üzüm kalmadığını, kalan ürünün de para etmediğini savunarak, 'Pekmez üreticisinin karnı doymadı, ürünü fayda etmedi. Kaman cevizi ithalatla rekabet edemedi, üreticilerimizin keyfi kaçtı, sattıkları borçlarına yetmedi. Çiçekdağlı çiftçimizin hasadı tarlada kaldı, Mucurlu esnafımızın siftahı belirsiz bir geleceğe bırakıldı. Erdoğan, Merkez Bankası ile kayıkçı kavgası yaparken döviz fırladı. Sıkıntılarınız arttı, dara düştünüz. Kırşehirli kardeşlerimin banka borçları devasa boyutlara ulaştı. Erdoğan'a sorarsanız bunlar fasa fisodur, fuzuli şikayetlerdir' dedi.Bahçeli, 'Erdoğan'a bakarsanız mesele başkanlık sistemidir, tüm meseleler, tüm sorunlar başkanlık sistemi gelince birdenbire çözülecektir. Bu zihniyete göre bugüne kadar parlamenter sistem hep engel çıkarmış, hep ayak bağı olmuştur. Kırşehirli ne yemiş, ne içmiş, nasıl geçinmiş Erdoğan'ın umrunda bile değildir. Şimdi AKP'ye oy veren kardeşlerim Allah için söylesin, Allah için itiraf etsin, bu zulüm düzenine, bu karanlık serüvene nereye kadar destek vereceklerdir? Yetmedi mi hırsızlıklar, yetmedi mi yolsuzluklar, yetmedi mi ihanet ve melanetler. Bu kara kışa, bu kabus geceye, bu karanlık seline, bu gelir dağılımı adaletsizliğine nereye kadar dayanılacaktır?' diye konuştu.'Haram sultası sürsün deniliyorsa AKP doğru adrestir' ifadesini kullanan Bahçeli, 'İhanet kervanı ilerlesin deniliyorsa AKP makul bir seçenektir. Türkiye federasyona gerilesin, İmralı canisi ev hapsine çıksın, PKK'lılar affedilsin, Türk milleti kardeş kavgası yaşasın isteniyorsa AKP ve başkanlık sistemi bulunmaz Hint kumaşıdır' dedi.Bahçeli, Erdoğan'ın, parlamenter sistemin bütün avantajlarını kullana kullana bugünlere geldiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:'12 Eylül, Türkiye'yi felaketten felakete sürüklemiş, iftira, ihanet, yalan, riya, nankörlük, vefasızlık çarkının dişlileri arasında ögütmüştür. Şimdilerde parlamenter sistemi tüm kötülüklerin anası olarak mahkum etmektedir. Türkiye'nin güçlü bir şekilde geleceğe yürümesi için başkanlık sistemini şart koşmaktadır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde vasat bulunan, hızlı karar alma, hızlı icraat kabiliyetlerinin başkanlıkla sağlanacağını iddia etmektedir. 2023 yılında Türkiye'nin dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girmesi başkanlıkla mümkün olacakmış. Dikkat ediniz Erdoğan, 'Türkiye'de çok başlılık var' demektedir. Halbuki 2002'den beri kendisi her şeyi kontrol etmekte, tek adamlığa oynamaktadır. Başkanlıkla ülkemizin uçacağını söylemektedir. Demek ki devri iktidarında Türkiye'nin süründüğünü, belini doğrultamadığını görmüş, sonunda yakayı ele vermiştir. Erdoğan, 'bu gömlek bu bedene dar gelmektedir' diyerek milletimizin aklıyla, irfanıyla alay etmektedir. Giydiği gömlekleri değiştirip kılıktan kılığa giren Erdoğan, yeni bir gömlek edebiyatına meyil etmiştir. Erdoğan, milli gömleğini çıkartıp BOP gömleğini giyerek yıllarca aldatmış, kandırmış, zamanımızı çalmıştır ancak Türk milleti gömlek değiştirmez, değiştireceği gömleği de asla giymez, giymemiştir. Şerefini gömlek gibi giyip çıkartan, tarafsızlık yeminini ampul gibi yakıp söndüren bir şahsiyet, Türkiye'ye istikamet çizemez. Milletimizin aklını artık çelemez.'Erdoğan'ın açıkça siyaset yaptığını savunan Bahçeli, 'Suç işlemekte, vatana ihanet konusunda arka arkaya delil üretmektedir. Bunu da 'istikbale yönelik kanaatlerimi söylüyorum' diyerek saptırmaya gayret etmektedir. Dahası Erdoğan'ın başkanlık sistemiyle ilgili sözleri geçmişini topyekün yalanlamaktadır. Parlamenter sistemin kusurları madem fazla varsa yıllarca söylenen 'geliştik, büyüdük, kalkındık, sözü dinlenen ülke olduk' iddialarını bugünlerde nasıl yorumlamak lazımdır. Erdoğan, baştan ayağa yalan olmuş çıkmıştır' diye konuştu.Devlet Bahçeli, şunları söyledi:'Sarayın ağzının içine bakan, ne söylediği, nerede durduğu belli olmayıp Erdoğan'a göre rota değiştiren fotokopi Başbakan ise zavallı ve çelimsiz bir hale düşmüştür. Erdoğan, Davutoğlu'nun yetersizliğinden, kamera şakası gibi bir başbakan olmasından dolayı devreye girmiş ve her şeyi göze almıştır. 7 Haziran seçimlerinde AKP'ye 400 milletvekili isteyen, bu yolla anayasayı değiştirip Öcalan canisiyle başkanlık sistemini kurma hedefine sahiplenen Erdoğan, geri dönüşü olmayan bir mecra ve maceraya sapmıştır. Erdoğan'ın umduğu, beklediği, dayattığı başkanlık sistemi Kırşehir'in büyümesine, zenginleşmesine hizmet etmeyecektir. Böyle giderse sistem değişikliği ve yeni bir rejim nakli konusunda ısrar devam ederse uyarıyorum, Türkiye demokrasi rayından çıkabilecektir. Erdoğan'ın şu anda tek kaygısı, kendisi ve etrafını emniyete almak, geleceklerini garanti etmektir. 'Bizim millete hizmetten başka gayemiz yok' sözü hikayedir. 'Hak davasından gayrı davamız yok' sözü ise kuyruklu yalandır çünkü Türk milleti, 7 Haziran'da iktidarı değiştirirse ki olacak olan budur, ne kadar kıyıda köşede haram yiyen ve hain varsa mutlaka hesap verecektir.''Türkiye, tek bir kişinin insafına kalmıştır'Merhum ozan Neşet Ertaş'ın 'Can yakıp da kalp kırma, senin de gül benzin solacak bir gün. Her canlının kalbi Allah'a bağlı, herkes ettiğini bulacak bir gün' sözünü anımsatan Bahçeli, 'Ertaş ne güzel söylemiş. Allah'ın şaşmaz adaletidir, herkes ettiğini bulacak, yaptığını çekecektir. Buna imanımız tamdır' dedi.'Halihazırda Türkiye'de hükümet fiilen yoktur. Türkiye, tek bir kişinin insafına kalmıştır' diyen Bahçeli, 'Başbakan etkisiz, yetkisiz, pasif ve edilgendir. Erdoğan hükümetin iplerini eline almış, Davutoğlu'nu çekip çevirmektedir. Şeffaflık konusunda geri atmak zorunda kalan Davutoğlu, yalancı baharlar gibidir. Davutoğlu'nun siyasi ilke ve yaptırım becerisi sıfırın altındadır. Saray görevlisi Başbakan'ın bize omurgalı olmaktan bahsetmesi boyunu aşan bir çamur, kendi omurgasızlığını kapatamayan bir kirlenmişliktir. Omurga mavalı okuyan Sayın Başbakan, onu bunu bırak da Erdoğan'ın tutsağı haline nasıl geldiğini açıkla. Yeni bir Misak-ı Milli'den bahseden, yani yeni baştan sınır çizmeye özenen müflis Davutoğlu, sen önce dilinin altındaki baklayı, kulağına fısıldanan fitneyi gel de Kırşehir'e anlat. Davutoğlu sistem değişikliği meselesini soğukkanlı bir şekilde ve rasyonel argümanlarla tartışmaya atıf yapsa da kendisini ciddiye alan yoktur. Yine bizzat Davutoğlu'nun insan haklarına inanan, evrensel temel ilkelerden hareket eden bir siyasi kültürün olduğu yerde başkanlık sistemi ve parlamenter sistem arasında fark olmayacağına dönük imasını duyan da görülmemektedir' şeklinde konuştu.Bahçeli, başkanlık sisteminin emperyalizmin bir tavsiyesi olduğunu, Erdoğan'ın da yıllar evvel bunu dile getirdiğini iddia ederek, 'Başkanlık sistemi, bir özentinin sonucudur, kaldı ki Erdoğan bir zamanlar bu görüştedir. Yıllar içinde komplonun, Türkiye'yi çekemeyen çevrelerin, Türklük hasımlarının kucağına düşen Erdoğan, dününü ezip geçmiştir. Öyle ki günü gününü tutmamıştır. Erdoğan, sürekli yön değiştiren, fırıl fırıl dönen, kara mizah, kararmış vicdandır. Bu şahsiyetten Türkiye'ye hayır gelmeyecektir. Denetimsiz bir başkanlık sistemiyle Türkiye'nin başına bela kesilecek, medeniyet mücadelemizin ayağından çekiştirecektir. Başkanlıkta her şeyin güzel olacağını söyleyen Erdoğan'a sorarım, bugünü kadar her şeyi kötü yaparken aklın neredeydi? İyi yapmak için elini tutan mı vardı? İkide bir ABD'yi örnek veren Erdoğan, bu ülkede başkanın esas itibarıyla dış politika ve savunma dışında ne kadar zayıf olduğunu bilmekte midir? Başkanlık sistemiyle federasyonun geleceğini yani milli ve üniter devlet yapısının iflas edeceğini niçin gizlemektedir?' ifadelerini kullandı.Bahçeli, şöyle devam etti:'Kırşehir'den soruyorum, Erdoğan, PKK terör örgütüyle kurduğu al ver sürecinde başkanlık sistemiyle ilgili aldığı destek sözünü ne zaman açıklayacaktır? Kandil'deki teröristlere kriptolu telefon hediye edip, arkasından geceleri sohbet eden Erdoğan, başkanlık karşılığında teröristlere ne vermiş, neyi vaad etmiştir? Görüyorsunuz, duyuyorsunuz, ibretle izliyorsunuz. AKP, özerkliğin önünü açmak üzeredir. İmralı'ya her gün ihanet katarı gidip gelmekte, pazarlıklar alçakça sürdürülmektedir. Türkiye, Erdoğan'ın şahsi ikbal ve ihtirasları uğruna kandan ve şiddetten beslenen vampirlere peşkeş çekilmektedir. Doğu ve Güneydoğu'da devlet geri çekilmiştir. Asker sinmiş, polis karakollara hapsolmuştur. Cizre, sözde kurtarılmış terör şehri gibidir. Pilot yakan, gazetecilerin kafasını kesen, masum canları alan cani sürüsü IŞİD, Türkiye düşmanı PKK, PYD, peşmerge, AKP ile kol koladır. Teröristler gemiyi azıya almıştır. Bölücülük, şehirleri mesken tutmuş, bölücü militanlar uzun namlulu silahlarla egemenlik haklarımıza nifak kusmuşlardır. Erdoğan, bölünme masasında sizlerin geleceği üzerinde kumar oynamakta, koltuk hırsıyla Kırşehir'e, şehit yadigarı bu kutlu vatana kasdetmektedir.'Alandakilere 'Şimdi siz söyleyin, gür sesle sorularıma lütfen cevap verin. Başkanlık kılıfı altında Türkiye bölünsün mü? Çözüm diyerek barış tantanası yargarasıyla bin yıllık kardeşlik hukuku bozulsun mu? İmralı canisi ev hapsine, sonra da özgürlüğüne kavuşsun mu? Vatandan cayalım mı, milletten vazgeçelim mi, devlete son verelim mi?' diye soran Bahçeli, 'Kırşehir 'hayır' diyorsa, AKP, PKK ortaklığı nasıl başaracak, milli ve manevi yok oluşumuzu nasıl sağlayacaktır? Hainleri baştacı yapan, gelmişimizi ve geçmişimizi bombalayan bir iktidar nasıl ayakta kalacak, bu milletin yüzüne ne hakla bakacaktır. İstenen çatısı delik, kapısı yıkık, önü kapalı, sırtı yaralı, muhafazasız, yalnız, itilmiş, kakılmış, sürülmüş bir millettir' dedi.'Projelendirilen kanlı bir iç kavgadır''Projelendirilen kanlı bir iç kavgadır. Planlanan büyüme soslu küçülme ve içe doğru büzülmedir' ifadesini kullanan Bahçeli, 'Ecdadın hatıraları yutulmaktadır. Cumhuriyet'in sütunları baltalanmaktadır. Vatan ve millet nedir bilmeyen namus yoksunları, milletimizin önüne derin hendekler kazmaktadır. Hem ruhlarını hem de yurtlarını satma konusunda tükenmez istismar madeni olan ruhsatlı ve sicilli bölücüler, sizleri, Kırşehir'i, aziz ülkemizi yakmak, kavurmak için sıradadır. Tehlike büyüktür görünüz, tehdit vahşidir anlayınız. Türkiye elimizden kayıp gitmektedir, 'artık yeter' deyiniz. Millete 'koyun' diyen, çıktığı her avda çantası dolu dönen AKP'den kurtulmak için ayağa kalkınız, sandıkta Türk ve İslam vicdanını bağımsız ve güçlü Türkiye ülküsüyle buluşturunuz. Buna var mısınız, buna hazır mısınız? MHP'ye 'evet', AKP'ye 'git' diyecek misiniz? 'Türkiye'de her şey terstir, çare başkanlıktır' diyecek Erdoğan'a sarayı dar edecek, hakkınızı, nafakanızı, helalinizi savunacak mısınız? Allah hepinizden razı olsun. Kunduna getirip 1923'ten Cumhuriyet'in emanetlerinden, Milli Mücadele'den intikam almaya hazırlanan Mondoros bakiyelerine, Sevr hayranlarına, yabancı beslemelerine teslim olmayacağınızı görmek gücümüze güç katıyor. Kırşehir'in umutlarıyla oynayanlar, milletimizin ayağına çelme takanlar boşuna sevinmeyin, bozkurtun nefesi alayınızın ensesindedir' diye konuştu.MHP'nin 46. kuruluş yıl dönümüBahçeli, bugünün aynı zamanda asırları aşarak gelen büyük milletin yakın tarihte özel bir misyon üstlenmiş olan MHP'nin 46. kuruluş yıl dönümü olduğunu belirterek, 'Hepimize kutlu olsun. 1969 yılının 8-9 Şubat'ında başlayan faziletli yolculuğun üzerinden 46 uzun yıl geçmiştir. Türkiye'ye sevdalı ve İslam'a bağlı gönüllerle milletimizin kucaklaşması sonsuza kadar yüreklerde yanacak millet aşkını alevlendirmiştir. Aklında vatan ve millet sevgisinden başka hiçbir kaygı taşımayan, tertemiz vicdanların al bayrağın yanına üç hilali sancak yaparak başladıkları yürüyüş çok şükür bugünlere gelmiştir' dedi.'Bu davanın ve dava arkadaşlarımızın yegana kazancı, müsterih olmuş bir vicdan, yerine getirilmiş milli bir görev, vatan nöbetinin haklı gururu, bir hilal uğruna toprağa düşmüş fidanlara okunan Fatiha'nın huzuru ve Allah katında ulaşılmış şehadetten başka hiçbir şey değildir' diyen Bahçeli, 'Bu itibarla geride kalan 46 yıl kolay geçmemiş, kolay yaşanmamıştır. Tarih ve olaylar, tanıktır. 46 yıl çiledir, çabadır, çalışmadır. 46 yıl heyecandır, inançtır, sevdadır. 46 yıl yürektir, şuurdur, sabırdır. 46 yıl kavgadır, mağduriyettir, mahkumiyettir. 46 yıl vicdanımızın sesi ve şehidimizin son nefesidir' diye konuştu.Bahçeli, 'Bizi bilenler bilir, biz kendimiz için hiçbir şey aramayız, istemeyiz, dilemeyiz ama milletimiz mevzubahis olursa kararlılığımızın, ülkülerimizin, arayışlarımızın sınırı yoktur. Bu yüzden MHP gözlerini ufkun ötesine sonsuzluğa dikmiştir. MHP, Türklüğün kucakladığı hakkaniyetli bir küresel dengenin tesisine imkan sağlamak için mücadele vermektedir. İnançsa aranan, heyecansa istenen, kadro, şuur, uzmanlık, cesaretse dilenen MHP, burada, Kırşehir'in huzurunda, Türk milletinin hizmetindedir' dedi.Yıllarca kendi yollarını kendilerinin çizdiğini, kimseye minnet etmediklerini dile getiren Bahçeli, 'Yıllarca önümüze çekilen engelleri aştık, örülen bariyerleri geçtik, yıllarca birleşecek gövde arayan ve millet kaynağından doğan pınarları bünyemize katarak büyüdük. Vatan dedik, bayrak dedik, millet dedik, dosdoğru olduk, doğrudan ayrılmadık. Türkiye dedik, Turan dedik, Kur'an dedik, kardeşlik şerbetinden içtik, herkesi bağrımıza bastık teslimiyetçi olmadık' şeklinde konuştu.'7 Haziran'da Türkiye kazansın, Türk milleti zenginleşsin diyoruz. Nusubet bulutlarını kovmak için hazırız, ihanetin belini kırmak için hazırız, istikrarı sağlamak, hepinize herkese kazandırmak için hazırız. Çiftçinin, esnafın, memurun, işçinin, sanayicinin nefesi ve kuvveti MHP'dir. Umutsuzluğun koyu sisini dağıtmak MHP inançlıdır. Yoksuklluğun, yolsuzluğun ve yasakların kökünü kurutmak için MHP iradelidir. MHP varsa huzur vardır, MHP varsa işsizlik, sefalet son bulacaktır. MHP varsa hainler, zalimler, eşkıyalar, döviz, faiz, rant lobisi kaçacak delik arayacaktır. Üç hilale verilen her oy, Türk milletinin aydınlık yarınlarına destektir. Üç hilale verilen her oy, Türkiye'nin kalkınma mücadelesine yardımdır. Üç hilale verilen her oy, mazluma şifa, garibe deva, kardeşliğe rızadır.''Kırşehirli kardeşlerim, 7 Haziran'da kendiniz, sevdikleriniz, sevenleriniz ve yavrularınız için oy vereceksiniz' diyen Bahçeli, 'Verdiğiniz oy yerini bulsun, sonuç versin diyorsanız MHP sizinle, sizlerin emrindedir. Verdiğiniz oy bağınıza, bahçenize, tezgahınıza, iş yerinize, hanenize bolluk ve güzellik getirsin diyorsanız MHP elini uzatmış sizleri beklemektedir. Türküm, Müslümanım, gelişmeye ve değişmeye açığım demek için son durak, MHP'nin iktidarıdır. İnsanca yaşamak için MHP son çaredir. MHP, içinde milletin olmadığı, içinde Türk ve İslam değerlerinin bulunmadığı hiçbir hedefi asla kabul etmeyecektir. MHP, aslını, neslini asla ve asla inkar etmeyecek Türkiye'yi şaha kaldırmak için, milletin yüzünü güldürmek için geceyi gündüze katacak ve çok çalışacaktır. Nefesimiz kötülerin, kötülük yapanların, milli değerlerimize diş bileyenlerin ensesinde olacaktır. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Ne mutlu Türküm diyene.'Tuğba Yardımcı, AA
Demirtaş: 'Çocukken Hayalim Astsubay Olmaktı'
Çocukluğunda hayali bir astsubay olmaktı. Kürt kimliğiyle, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in, Halepçe’de Kürtleri katlettiği günlerde tanıştı. Siyasi miladı, eski Diyarbakır HEP İl Başkanı Vedat Aydın’ın ölümünün ardından katıldığı cenaze yürüyüşü oldu. İşte bilinmeyenleriyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin DemirtaşSuriçi’nde geçim sıkıntısı çektikleri dönemde dünyaya gelir Sadiye ile Tahir Demirtaş’ın ilk çocuğu Nurettin... İlk çocuk tecrübesizliğine rastlar, zatürreeye yakalanmaktan kurtulamaz. İkincisiyse bir yıl sonra 10 Nisan 1973’te doğar...Komşuları güzelliğini konuşur, bölgedeki inanışa göre “Güzel doğan çocuğa Eser adının verilmesinin âdetten olduğunu” hatırlatır. Sadiye Demirtaş’ın babası Mehmet Ali Kaya ise “Selahattin” adında ısrarcıdır. Erkek tarafı itiraz etmez, nüfus kâğıdına dedesinin dediği yazdırılırken, aile içinde de Eser diye seslenilir...Zaten “Güzel doğan çocuğa iki isim verilirse ömrü uzun olur...” inanışı da bunda etkin olur. Çünkü Azrail, Eser için geldiğinde Selahattin; Selahattin için geldiğinde de Eser karşılayacaktır. Selahattin Demirtaş’a bu durumu anımsattığımda gülümsedi, “Biliyor musun, aile fertlerim bana Eser diye seslenir” dedi. Kendinden sonra 5 kardeş daha aileye katılır; Nurcan, Aygül, Süleyman, Şadiye ve Bahar... Ebeveynleri aralarında Zazaca konuşur, ancak çocuklarına öğretmekten kaçınır. Dört kardeş aynı ilkokulda okur; başarıları ortaokul ve lisede örnek gösterilir.‘ASTSUBAY OLMAK İSTERDİM’Selahattin Demirtaş o günleri anlatırken müstehzi gülümsemeyi yüzüne kondurup bir anısını şöyle paylaştı: “Ortaokuldayken bir komşumuz astsubaydı, onların çocuklarıyla oynarken imrenirdim; astsubay olmak isterdim...” Çocuklar büyür, baba Tahir de işçi olarak girdiği Köy Hizmetleri’nde su tesisatçılığını öğrenir ve dükkân açar.KÜRT KİMLİĞİYLE TANIŞMAMart 1988’de Ali Emiri Lisesi’nin ikinci sınıfında okurken dışarıdan gelen sloganlarla öğrenciler camlara koşar. Demirtaş o günü, “Kürt kimliğimi öğrendiğim gündü” diye niteliyor ve ekliyor: “Öğretmenimiz, Saddam Hüseyin’in Halepçe’de Kürtleri katlettiğini anlattı. O gün Kürtlüğün ne demek olduğunu, Kürt olmanın ağır sorumluluğunu öğrendim. Kimliğimle tanıştım.”Yine de anne tavsiyesine uyar, eylemlerden uzak durur. Lise mezuniyeti için düzenlenecek eğlenceye öğrencilerin kullanabildikleri enstrümanlarını da getirmeleri istenir. En yakın arkadaşı Ulaş’ın bağlama çaldığını da o gün öğrenir.“Bağlamayı almak için birlikte Ulaş’ın evine gittik” diye söze girdi, saz çalma hırsının nasıl oluştuğunu da kahkahalar içinde anlattı:“Asansörden inerken baktım tıngırdatıyor. O kıskançlıkla ertesi gün gidip saz aldım, kısa sürede öğrendim ve çalmaya başladım. Annem ve babamdan gizli Kürtçe müzik dinlerdim.”1990’da liseden mezun olduğu yıl ilk tercihlerini hukuk fakültelerinden yana yapar; sekizinci tercihi İzmir 9 Eylül Üniversitesi Denizcilik İşletmesi Bölümü’nü kazanır. Ağabeyi Nurettin de Muğla’da İşletme Fakültesi’nde okumaktadır. Ancak okuduğu bölümden hiç hoşnut kalmaz.SİYASET EŞİĞİNİ GEÇTİĞİ GÜNTemmuz 1991’de tatil için gittiği Diyarbakır sokaklarında HEP İl Başkanı Vedat Aydın’ın kaçırılıp öldürülmesinin protestosuyla karşılaşır. Demirtaş, siyaset eşiğinden geçtiği tarihi bugüne işaretleyip anlattı: “Vedat Aydın’ın cenazesi bulunana kadar geçen 3 gün içinde duygusal yönden çok etkilendim. Cenazenin kaldırılacağı gündü. Meydana doğru yürüyen bir grup gencin arasına katıldım, birlikte yürümeye başladım. Polisler ellerinde kalaslarla gençleri kovalamaya başladı. Ben de onlarla kaçtım. Mardinkapı önüne geldiğimizde bu kez kalabalığın üzerine ateş açıldı, bilinen acı olaylar yaşandı. Hayatımın rotası o gün değişti, siyasal kimliğimle o gün tanıştım; başka bir insan oldum.”CEZAEVİ GÜNLERİÜniversite için İzmir’e döndüğü günlerdir. Devletin gücüyle ilk karşılaşmasını da orada yaşar. PKK’nın gençlik örgütü olarak bilinen Yekitiya Civaka Kürdistan üyesi olmaktan, ağabeyi Nurettin Muğla’da, kendi de İzmir’de gözaltına alınır. “Emniyette bir hafta gözaltında sorgulandım, sonra bıraktılar ama Nurettin’i tutukladılar; 24 yıl hapse mahkûm ettiler” diye söze girdi, anlatmaya başladı:“Bir ayda toplanan para ortaya konur, giderler ayrılır, kalan denkleştirilip her ay Nurettin’i görmeye o paranın yettiği sayıda kişi giderdi. 8 kişi nasıl gitsin; elde kalan para ne kadarsa o kadar kişi işte. Annemin hazırladığı yollukla Diyarbakır’dan Nurettin’in yattığı Buca Cezaevi’ne 24 saat içinde gider gelirdik.”“Bugün görüş yok” denildiği için dönüp geldikleri günleri de anımsadı. “Anneniz yolluk olarak kızarttığı tavuğu lavaşa sararmış; siz çok severmişsiniz. Sırf tavuğu yemek için gitmekte ısrar edermişsiniz” dedim. Duygusallaştı, gözleri doldu. Ümit Turpçu’nun bu anını görüntülüyor olmasına aldırmadı; ağlamak ile dik durmak arasındaki iç savaşında ikincisini tercih etti.Derin nefes alıp gülümsedi, “Bunları kim anlattı? Evet öyleydi...” dedi, gerisini getirdi: “Buca Cezaevi’nin karşısında küçük bir büfe vardı, ancak orada çay içecek kadar paramız kalırdı. O gün görüş iptal edilmezse içeri girer, kirli, buğulu çift camın ardından Nurettin’i görür, çapraz teller arasından sohbet ederdik. Bir annenin oğlunun kokusunu duyamaması ne demek...”Fotoğraf: Ümit TURPÇUÇİFT CAMLARDAN SES GELMİYOR TÜRKÜSÜYaşadıkları acı bir olayı da aktardı: “Annem bir bileziğini ‘Senin çocuğunu bıraktırırım’ diyen yargı mensubuna kaptırmıştı. Nurettin’e paramız olmadığı için uzun süre avukat tutamadık. Bu kadar mı kimsesiz ve sahipsiz olur bir insan...”Bazen odasına kapanıp diğer odada oturan babasının çok sevdiği “Çift camlardan ses gelmiyor” türküsünü seslendirmiş. “Babamın türküyü dinlerken ağladığını bilirdim” dedi, hukuk okumaya da bu ortamın azmettirdiğini söyledi... Dediğini de yapmış Ankara Hukuk’u kazanmış, iki yıl sonra da iki kuzeni ve kardeşi Aysel kendisini takip etmiş. İlker semtinde bir ev bulmuşlar, anne öğüdünü tutmaya da devam etmişler; olaylara karışmak yerine kitap okuyup entelektüel tartışmaların içinde kalmayı yeğlemiş. Bunları anlatırken hafif doğruldu, Meclis’teki Genel Başkan odasının penceresinden görünen Dikmen Caddesi’ni işaret edip konuşmasını sürdürdü:GRUP PERİŞAN...“O kadar yıl şu caddeden fakülteye gidip geldim, bir gün olsun Meclis’e dönüp bakmadım. Aklımın ucundan dahi geçmedi.” Konu bağlamadan açılınca müzik grubu kurdukları yılları anımsadı...İzmir’de okuduğu İnciraltı Yurdu’nda kaldıkları yıllarda Ahmet Kaya, Ferhat Tunç, Grup Yorum türküleri söylerken akıllarına bir fikir gelmiş.Sonradan avukatı olan Faruk Duran’ın da arasında bulunduğu bir kız 4 erkek ile müzik grubu oluşturmuşlar. Adını “Komabelangaz” yani “Grup Perişan” koymuşlar... Bir yandan gülüp diğer yandan anlatmayı sürdürdü: “Hakikaten perişandık. Mesela gitar çalan arkadaşın gitarı yoktu. Bir zengin arkadaşımıza babası gitar almıştı gidip onu kamulaştırdık. Profesyonel değildik; eylemler olurdu, arkadaş grupları toplanırdı, oralarda çalardık. Sonra dağıldık.”'KURYELER YAKALANDI, DAĞA GİDEMEDİM'Üniversite yıllarında arkadaş baskısıyla da karşılaşır. “Herkes dağa giderken sen okumaktan başka ne yaparsın?” diyenler çoğalır. 1995’te dayanamayıp yaz tatilinde dağa gitmeye karar verir.Ancak öngörmediği bir gelişmeyle karşılaşır: “Dağa gitme konusunda çok bocaladım. Gitmemem de tamamen tesadüf. Tam gidecektim ki bizi dağa götürecek kuryeler yakalandığı için gidemedim. Hangi dağa gideceğimi, kime emanet edileceğimi de bilmiyordum. Bir yerlere emaneten gidecektim. Bir gün babamın dükkânına bakarken iki polis geldi. Yakalanan kuryelerin üzerinden ismim çıkmış. Beni dağda zannettikleri için babama ne zaman gittiğimi sormaya gelmişler.‘Selahattin Demirtaş’ı arıyoruz’ dediler. ‘Buyurun benim...’ dedim. Hemen dışarı çıktılar; kısa süre sonra dükkânın önünde yüzlerce polis vardı. 15 gün nezarette kaldım. Bana Selahattin’i soruyorlar, “Benim” deyince de inanmayıp tekrar sorguya alıyorlardı. Benim, ben olduğumu 15 günde ispat edebildim. Kurgusunu, hesabını, kitabını yaptığım bir serüven değildi...”SİYASİ HAYATHukuk Fakültesi bitip avukatlık belgesini aldığında yaşadığı olumsuzlukların acısını başkalarının da çekmemesi için bir kuruş almadan siyasi tutukluların avukatlığını üstlenir. Başında Osman Baydemir’in bulunduğu İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ile ilişkisi de o tarihte başlar.İHD, Silopi HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ile Yardımcısı Ebubekir Deniz’in karakolda kaybolması olayına bakmasını ister.Bütün uğraşlarına karşın izlerini bulamaz. Demirtaş, duygulu bir ifadeyle boşluğa baktı, “O dönem en cesur davranan Savcı İlhan Cihaner’di” dedi.Baydemir’in Belediye Başkanı olması üzerine İHD Şube Başkanlığı’nı üstlenir.Öncesinde hukukta okuduğu yıllarda çıktığı Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ni bitirip öğretmen olan Başak Demirtaş ile 2002’de evlenir.İlk kızının adını Kürtçe’de “Değerli” anlamına gelen Delal koyar. Askerden döndükten sonra da 2006’da aynı fakültede okuduğu kuzeni Sedat Demirtaş ve kardeşi Aysel ile birlikte avukatlık bürosu açar.Evin geçiminiyse öğretmen maaşıyla Başak Demirtaş karşılar.MİLLETVEKİLLİĞİAynı yıl, 33 yaşında DTP’den milletvekili adaylığı teklifi alır. Partinin başında da 12.5 yıl hapis yattıktan sonra 2004’te çıkan ağabeyi Nurettin Demirtaş vardır. Ailesi ve eşi sıcak bakmaz ancak Leyla Zana ve Hatip Dicle’nin de telkiniyle adaylığı kabul eder.İçlerinde ticari zekâsı en iyi olan, küçüklüğünden beri sakız, toka satıp evin geçimine katkı veren, tekstil mühendisi küçük kardeşi Süleyman Demirtaş’a iş düşer. Demirtaş’ın yüzünde bu anda sevgi halesi oluştu, anlatmaya başladı:“Süleyman küçükken tezgâh üstü mal satardı; mahallenin çocukları sataşıp eşyalarını yağmalayınca, ‘Tayınızı çağıracağım’, yani denginizi çağıracağım diye beni çağırırdı. Ben de gider onları barıştırırdım.”Seçim gezisini borçla aldıkları otomobil ve Süleyman Demirtaş’ın şoförlüğünde tamamlarlar. Sandığa gitmeye bir gün kala hamile olan eşi Başak Demirtaş rahatsızlanır.Doktorlar Ankara’ya götürmesini önerir. Eşini kardeşi Süleyman’a teslim eder, seçimin bittiği gün Ankara’dan kaygısını gideren haber gelir: “Tebrik ederim kızın doğdu...”22 Temmuz 2007 günü Demirtaş ikinci kızıyla birlikte milletvekilliğine de kavuşur. Bundan dolayı kızına Kürtçe “Yürekten gelen” anlamındaki Dılda adını koyar.CESUR SÖYLEMUzlaştırmacı kişiliğiyle Grup Başkanvekili olur. Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatacağını anladıkları 2010’da Gültan Kışanak ile Barış ve Demokrasi Partisi’nin Eş Genel Başkanlığı’nı üstlenir. KCK operasyonlarına karşı tavır koyar, “KCK buysa ben de genel başkanıyım” diyerek cesur çıkışlarda bulunur. 2006’da dile getirdiği, “Kürt sorununun çözümünde Öcalan’ın rolünün değerlendirilmesi gerekir” sözü o tarihte bir daha anımsanır. 2011’de bu kez Hakkâri’den milletvekili seçilir. 2014’te partinin adı bir daha değişirken Figen Yüksekdağ’la HDP’nin Genel Başkanı sıfatını alır. Cumhurbaşkanlığı seçimindeki performansı da yaşamının getirdiği sonuçtur.Haber Türk / Muharrem Sarıkaya
Sakalın Elin Anthony'si Kadar Yurdum Erkeğine de Yakıştığının 23 Kanıtı
Göze soka soka paylaşılmasından bildiğiniz üzere bir süredir sakal tüm dünyada moda. Bazıları moda olduğu için sakal bırakırken bazılarında modadan bağımsız bir tarz. Sakal Modasının En İyisi Olduğunun 17 Kanıtı içeriğimde ve diğer sakallı Onedio içeriklerinde fotoğrafları paylaşılan yakışıklılar yabancıydı. Haliyle 'Elin Anthonysinde güzel duruyor tabii' şeklindeki yorumlar da bu içeriklerin vazgeçilmezi oldu. Hayır gençler hayır! Bizim topraklarımızdan çıkma yakışıklı, sakallı yüzlerce insan var. İşte sakalın Anthony'ler kadar yurdum erkeğine de yakıştığının kanıtlarından bazıları :)
Reklam
Google'dan Görüntülü Müşteri Hizmetleri
Teknoloji devi Google, kendisinden tablet, telefon ya da Chromebook gibi cihazlar satın alanlara görüntülü müşteri hizmetleri desteği verecek.Google, Hangouts uygulaması ile videolu görüntülü hizmetleri servisini 2013 yılında ticari olarak kullanıma sunmuştu. Bu serviste kullanıcılar profesyonel başka kullanıcılardan ücret karşılığında görüntülü destek alabiliyordu.Bu hizmetin bir benzeri kendi ürünleri için test etmeye başlayan firma, kendisinden tablet, telefon ya da Chromebook gibi cihazlar satın alanlara görüntülü müşteri hizmetleri desteği verecek.Halen test aşamasında olan serviste kullanıcılar Hangouts yardımı ile destek personelleri ile görüntülü olarak görüşebilecekler. Ücretsiz olarak kullanılabilecek servis ile ilgili olarak Google adına açıklamalarda bulunan bir yetkili, ‘şimdilik sınırlı kullanıcılarla gerçekleştirdiğimiz testler sürüyor. Henüz tam anlamıyla planlarımızı açıklayabilecek durumda değiliz’ dedi.Google’ın resmi olmayan ismiyle 'Virtual Genius Bar’ adını verdiği servisinin ne zaman tam anlamıyla kullanıma sunulacağı ve kullanım şartlarının ne olacağı konusunda net bir açıklama yapılmadı.TechCrunch, Al Jazeera Turk
IŞİD Davasına 2. Erteleme
Savcılığın ‘Nakil’ talebine ilişkin mahkemenin görüş sorduğu emniyet, 12 maddelik cevabında provokasyon uyarısı yaparak, davanın nakli yönünde olumlu görüş bildirdi.
Reklam
'Bilimsel, Laik, Anadilde Eğitim' İçin Binler Kadıköy'de Buluştu
Alevi örgütleri ve Eğitim Sen’in Kadıköy’deki mitinginde bir araya gelen binler demokratik yaşam ve laik eğitim taleplerini haykırdı.Alevi örgütleri ve Eğitim Sen’in Kadıköy’deki mitinginde bir araya gelen binler demokratik yaşam ve laik eğitim taleplerini haykırdı. Mitingde öne çıkan talepler zorunlu din dersinin kaldırılması ve cemevlerine ibadethane statüsünün kazandırılması oldu. Mitingde sık sık “Laik, bilimsel, ana dilinde eğitim” ve “Öğretmenler greve öğrenciler boykota” sloganları atıldı.Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADF), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), eğitimin dini kurallara göre biçimlendirilmesine, ‘tek din, tek mezhep’ dayatmasına ve asimilasyona karşı Kadıköy’de miting yaptı.Miting alanı olan Kadıköy İskele Meydanı’na iki koldan yürüyüş gerçekleşti. Haydarpaşa Numune Hastanesi kolunda HDP, HDK, ESP, DTK, DİSK, KESK, TBB; TMMOB, Eğitim Sen, Beşiktaş Çarşı taraftar grubu ve Cem Vakfı yürüdü. Söğütlüçeşme kolundan da CHP, EMEP, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Yöre Dernekleri, Dersim Dernekleri Federasyonu, Halkevleri, Emek Gençliği, FKF, BHH, Kaldıraç, AKA-DER, Partizan, Mücadele Birliği, BDSP, Sürekli Devrim Hareketi ve Fenerbahçe Sol Açık taraftar grubu yürüdü.
Kıdem Tazminatı İşçinin Banka Hesabına Yatacak
Yürürlüğe giren Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca, kamu kurum veya kuruluşlarınca yapılacak kıdem tazminatı ödemeleri, doğrudan işçinin banka hesabına yapılacak.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından, Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik, 11 Eylül 2014'ten geçerli olmak üzere Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre, yapılan ihaleler kapsamında, alt işverenlerce çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesinde hizmet sürelerinin hesaplanması, alt işverenle alt işveren işçisinden istenecek belgeler, merkezi yönetim kapsamı dışındaki kamu, kurum veya kuruluşları arasındaki hizmet sürelerine tekabül eden tutarların tahsil ve ödeme işlemleriyle ilgili diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor.Aynı kamu kurum veya kuruluşunda çalışanlar için alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın, aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışan işçilerin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, bu işyerlerinde yapılan ihaleler kapsamında geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit edilecek.Son alt işverenleriyle yapılmış iş sözleşmeleri, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren işçilerin tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, ilgili kamu kurum veya kuruluşunca ödenecek.Farklı kamu kurum veya kuruluşunda çalışanlar için ise aynı alt işverence ve aynı iş sözleşmesine tabi olarak, farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılan işçilerin, kıdem tazminatına esas hizmet süreleri farklı kamu, kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak tespit edilecek.Bu işçilerden son alt işvereniyle yapılmış iş sözleşmeleri, kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin, tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşunca ödenecek.Kamudan sonra özelde çalışmaya devam edenlerAlt işverenle yapmış olduğu iş sözleşmesi sona ermeyen ve alt işverence, kanun kapsamında bulunan idarelere ait işyerleri dışında, bir işyerinde çalıştırılmaya devam olunanlardan iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren işçilerin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı veya farklı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak belirlenecek.Bu işçilerden son alt işverenleriyle yapılmış iş sözleşmeleri, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş olanların tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldıkları son kamu kurum veya kuruluşunca kendi işyerindeki en son ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanarak ödenecek.Doğrudan işçinin banka hesabına yatırılacakKamu, kurum veya kuruluşlarınca yapılacak kıdem tazminatı ödemeleri, doğrudan işçinin banka hesabına yapılacak.Hesaplanan kıdem tazminatı tutarı, işyerlerinde kıdem tazminatıyla ilgili açılacak bütçe tertibinden, hizmet alımı gider kaleminden, ödeneğin yetip yetmediğine bakılmaksızın doğrudan işçinin banka hesabına ödenecek.Farklı kamu, kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde ise kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenenkıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil edecek.Yazılı başvurulacakKıdem tazminatı, ödenmesi talebinde bulunan işçilerin veya ölümü halinde kanuni mirasçılarının, ilgili kamu kurum veya kuruluşuna banka hesap, IBAN numarasıyla birlikte yazılı olarak başvuruda bulunacak. Çalıştığı kamu kurum veya kuruluşlarının listesi ile iş sözleşmesinin hangi nedenle sona erdiğine ilişkin olarak alt işverenden alacağı belgeyi de eklemesi zorunlu olacak.İş sözleşmesinin hangi nedenle sona erdiğine ilişkin olarak alt işverenden alacağı belgenin, alt işverence düzenlenmemesi halinde SGK kayıtları esas alınacak. Düzenlenen belgede yer alan bilgilere ilişkin uyuşmazlık durumunda mahkemece verilecek karara göre işlem yapılacak.Tutar, hizmet cetvelleri esas alınarak tespit edilecekKıdem tazminatına hak kazananlar için düzenlenen ödeme belgesine; işçinin yazılı talebi, harcama talimatı, hizmet cetveli ve kıdem tazminatının hesaplanmasını gösteren belge de eklenecek.Kıdem tazminatı talebinde bulunan ve iş sözleşmesi kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermiş işçinin, kıdem tazminatına esas toplam süresi, yapılan ihaleler kapsamında çalışmasının bulunduğu kamu kurum veya kuruluşlarınca düzenlenmiş olan hizmet cetvelleri esas alınarak tespit edilecek.Hizmet cetvelinin kamu kurum veya kuruluşunca, herhangi bir nedenle düzenlenememesi halinde SGK kayıtları esas alınacakİşçi aradaki farkı işverenden talep edebilecekKıdem tazminatının hesabında, daha önce kıdem tazminatı ödenmiş süreler dikkate alınmayacak, aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı ödenmeyecek.Ödemede, işçinin son çalıştığı kamu kurum veya kuruluşundaki en son ücretinin asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı esas alınacak.Ayrıca kıdem tazminatı tutarının, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden aynı süreler dikkate alınarak hesaplanacak kıdem tazminatı tutarından daha düşük olması halinde, işçinin aradaki farkı işvereninden talep hakkı saklı olacak.Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında istihdam edilen ve iş sözleşmesi devam eden işçilerin kıdem tazminatlarının hesabında kamu kurum veya kuruluşlarında ilk işe başladıkları tarih esas alınacak.Tespit edilen hizmet süresine ilişkin kıdem tazminatı, 10 Eylül 2014 tarihli kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iş sözleşmesi feshedilmiş işçilere ödenmeyecek.İlkay Güder, AA
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Türk Sanat Müziği sanatçısı Müzeyyen Senar'ın kızı Feraye Işıl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zatürre teşhisiyle Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altında tutulan annesinin sabah 07.30 sıralarında vefat ettiğini kaydetti. Müzeyyen Senar'ın Yorumuyla Tadına Doyum Olmayan 15 Türk Sanat Müziği Şarkısı
Reklam
"Ne Çapulculara, Ne Paralel Çeteye, Ne de Vandallara Meydanı Bırakmadık"
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu , Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen AKP İstanbul 5. Olağan İl Kongresi'nde konuşuyor. Davutoğlu, AKP'nin eski genel başkanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 'a atfen 'Reis'in bütün emanetlerine sahip çıkacağız' dedi.8 yıldır AKP istanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Aziz Babuşçu , görevi Selim Temurci 'ye devretti.Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle'Reisin bütün emanetlerine sahip çıkacağız. İstanbul yüreğimizde hiç bitmeyen bir aşktır. İstanbul AK Parti'dir. AK Parti İstanbul'dur. İstanbul'u anlayan tarihi anlar. İstanbul gibi AK Parti'de tarihe mührünü vurmuştur. AK Parti İstanbul il başkanlığı görevi en ağır görevdir.İstanbul'un 7 ilçesine benzer AK Parti'de. İşte onlar nedir? Birlik, özgürlük, güvenlik, adalet, kudret, izzet ve adalettir. Biz birlik siyasetinin takipçileriyiz.'Reisin bütün emanetlerine sahip çıkacağız. İstanbul yüreğimizde hiç bitmeyen bir aşktır. İstanbul AK Parti'dir. AK Parti İstanbul'dur. İstanbul'u anlayan tarihi anlar. İstanbul gibi AK Parti'de tarihe mührünü vurmuştur. AK Parti İstanbul il başkanlığı görevi en ağır görevdir.İstanbul'un 7 ilçesine benzer AK Parti'de. İşte onlar nedir? Birlik, özgürlük, güvenlik, adalet, kudret, izzet ve adalettir. Biz birlik siyasetinin takipçileriyiz.Birlik siyasetinin en önemli parçası çözüm sürecidir. Çözüm süreci için söz verdik. Bu topraklarda etnik siyaset yapılmayacak. Kimse bu ülkeyi bölme faaliyetini asla bulamayacak. Tek bir milletin ferdi olduğunu unutmayacak.Sütçü imamın torunları üniversite kapılarından alınmıyordu. Bu zulmü ortadan kaldırdık. Öncelikli hedefimiz özgürlükçü bir anayasa getirmek.Çözüm süreci mutlaka başarıya ulaşması gereken projemiz. Vatandaşlarımız hiç merak etmesin, bir daha kimse bu ülkeyi bölecek şekilde faaliyet yapamayacak. Alevi-Sünni ayrımı yapılamayacak. Kürt, Türk, Çerkez demeyecek. Allah bizimle millet bizimle İstanbul bizimle. İstanbul yeni bir destan yazmaya hazır mısın? Dimdik durmaya hazır mısın? İnşallah 7 Haziran'da yüzde 60 demeye hazır mısın? İstanbul'da birlik varsa Türkiye'nin her yerinde vardır.Başörtülüler üniversite kapılarında hakarete maruz kalıyorlardı, İmam Hatip liselerine ikinci sınıf muamelesi yapılıyordu. Gayrimüslim azınlıklar iç tehdit algılanıyordu ama AK Parti geldi ve insan onuru önemlidir dedi. Başörtü yasağını, katsayı zulmünü kim kaldırdı? Her türlü zulme önce İstanbul önce AK Parti direndi. 12 yıl içinde demokrasileşme paketleriyle büyük devrimlere imza attık.Ne çapulculara, ne paralel çeteye, ne vandallara…Gezi provokasyonlarıyla, 17-25 Aralık kumpaslarıyla, 6-7 Ekim Kobani olaylarıyla kaos ortamı oluşturmak istediler. Bu provokasyonlara karşı AK Parti kadroları dimdik durdu. Ne çapulculara, ne paralel çeteye, ne de vandallara meydanı bırakmadık, bırakmayacağız.Ana paralel partisi misin?Biz milletimizle halayda beraberiz, onlarda Paralel çeteyle her türlü tuzakta beraberler. Öyle bir tuzakla karşı karşıyayız ki 7 Haziran seçimlerine giderken bütün milletimizin teyakkuzda olması lazım. Kılıçdaroğlu İç güvenlik paketine direnin derken aynı saatlerde ABD'de New York Times'ta paralel çetenin makalesi yayınlandı. Bir kampanya başlatıyorlar, Türkiye'de CHP, MHP ve HDP'ye mesaj yolluyor. AK Parti'den kurtulmak istiyorsanız, bizimle işbirliği yapın diyor. Kılıçdaroğlu da ona cevap veriyor. Her türlü provokasyonu yaparız diyor. Bu ülkede kaosa izin vermeyeceğiz. Sen ana muhalefet partisi misin? Ana paralel partisi misin?MHP'de 6-7 Ekim olaylarında döndü bize dedi ki neden el koymuyorsunuz. Bahçeli'ye diyoruz ki adın Devlet ama neden vandallarla işbirliği yapıp İç güvenlik partisine karşı çıkıyorsun?T24
Meteoroloji'den Kuvvetli Sağanak Uyarısı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü; Muğla, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş geneli ile Antalya ve Adana'nın doğu kesimlerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli yağışların beklendiğini duyurdu. Meteoroloji tarafından yapılan yazılı açıklamada yağışların gökgürültülü ve kuvvetli sağanak şeklinde meydana geleceği belirtilerek 'Yapılan son değerlendirmelere göre; Ege ve Akdeniz'de görülen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların; Muğla, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş il geneli ile Antalya ve Adana'nın doğu kesimlerinde kuvvetli, yer yer çok kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (su baskını, lokal dolu, yağış anında kuvvetli rüzgar vb.)dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir' ifadeleri kullanıldı.DHA
"Senar Her Zaman Sevgi ve Saygıyla Yad Edilecektir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müzeyyen Senar'ın vefatını derin bir teessürle öğrendiğini belirterek, 'Seslendirdiği eserlerle derin izler bırakan Senar, her zaman sevgi ve saygıyla yad edilecektir' değerlendirmesinde bulundu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Sanat Müziği sanatçısı Müzeyyen Senar’ın vefatı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Senar'ın vefatını derin bir teessürle öğrendiğini belirtti.Erdoğan, mesajında, şunları kaydetti:'Kıymetli sanatçımız Müzeyyen Senar'ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Türk Sanat Müziği'nin saygıdeğer ismi Müzeyyen Senar, unutulmaz sesiyle vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Seslendirdiği eserlerle kültür ve sanat hayatımızda derin izler bırakan Senar, her zaman sevgi ve saygıyla yad edilecektir. Müzeyyen Senar'a Allah'tan rahmet niyaz ediyor, ailesine, sevenlerine ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.'Muhabir: Durmuş Koçak | AA
Reklam
Galatasaray'a Burak Yılmaz Şoku
Galatasaray'ın sabah idmanında ağrı hisseden Burak Yılmaz, Eskişehir'e götürülmedi.Galatasaray Spor Toto Süper Lig'in 19. haftası için Eskişehir'e hareket ederken, hafta boyunca takımla antrenmanlara katılan Burak Yılmaz sabah antrenmanında ağrı hissedince kafiyele dahil edilmedi.eurosport
Reklam
Fenerbahçe'de Caner Erkin En Az 2 Maç Yok
Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında oynanan maçta önce sarı kart, maçın bitiş düdüğü ile beraber de direkt kırmızı kart gören Caner Erkin'in durumu da belli oldu.Toplam 4 sarı karttan dolayı Fenerbahçe'nin önümüzdeki hafta ligde Gaziantepspor ile oynayacağı maçta forma giyemeyecek olan Caner Erkin, direkt kırmızı karttan dolayı da sarı-lacivertli takımın Türkiye Kupası'nda Çaykur Rizespor ile oynayacağı maçta yer alamayacak.Hakem Bülent Yıldırım'a çirkin ve kötü sözlerinden dolayı kırmızı kartla cezalandırılan Caner Erkin'in cezasının hakemin raporuna göre artabilme ihtimali de bulunuyor.Sporx
Tayfun İçli CHP'den İstifa Etti
21. ve 23. Dönem milletvekili, Eski Devlet Bakanı Tayfun İçli CHP parti üyeliğinden istifa etti.İçli, iktidarın anamuhalefet partisi sayesinde iktidarını koruduğunu savundu. Eski Bakan, 2015 seçimlerinde CHP yönetiminin iktidar olma şansının da kalmadığını vurguladı ve “Bu yapı ve halkımız ve seçmenimiz için değil, mevcut iktidar için güvencedir” dedi.İçli açıklamasında, 'Cebren ve hile ile zapt edilen CHP, artık bir kast sistemi, bir zümre yönetimi tarafından ahbap çavuş ilişkileri ile yönetilmektedir. CHP programına ve kurucu ilkelerine aykırı davranan, yönetim anlayışında da AKP taklitçisi olan bu yeni yapının halkın umutlarını köreltmekten başka bir görevi bulunmamaktadır. Tüm bu üzüntü veren gelişmeler ışığında, Atatürk’e “kefere” diyebilen, Atatürk ilke ve devrimlerini benimsemeyen, mikro Kürtçü, tarikat ve cemaat atıkları tarafından işgale uğramış bir parti bünyesinde yer almayı başta Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak, sonrasında bir Atatürkçü, bir vatansever ve bir hukukçu olarak içime sindiremiyorum.Şahsım adına artık bu kirli oyunların oynandığı, gizli ortaklıklarla CHP’nin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir ortamda daha fazla bulunamayacağımdan parti üyeliğinden istifa ediyorum. Tüm bu süreç boyunca dik duruşunu koruyan, Atatürk’ün CHP’sine sahip çıkmaya çalışan tüm arkadaşlarıma şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum' dedi.Milliyet
Reklam