Yeni Şafak Sevda Türküsev ile Yollarını Ayırdı
2014 yılında Yeni Şafak yazar kadrosuna katılan Sevda Türküsev'in gazete ile yolları ayrıldı. Gazeteciler.com'un paylaştığı habere göre, Sevda Türküsev'in Yeni Şafak'la birlikte TV NET'teki işine de sessizce son verildi. Türküsev, TV NET'te yayınlanan Net Bakış programında yorumcu olarak yer alıyordu. Gazete yönetiminden ayrılıkla ilgili bir açıklama gelmezken, kulislerde ayrılık nedeninin Türküsev'in son zamanlarda tepkilere neden olan çıkışları olabileceği konuşuluyor.
Beşiktaş, Henrik Dettmann ile Sözleşme İmzaladı
Beşiktaş İntegral Forex'de Başantrenörlük görevine getirilen Henrik Dettmann, Fikret Orman'ın katıldığı törende resmi sözleşmeye imza attı.Beşiktaş İntegral Arena’da gerçekleştirilen imza törenine; Fikret Orman, Hakan Özköse, Yiğiter Uluğ ve Henrik Dettmann katıldı.Beşiktaş'ın Euroleague şampiyonu olabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu söyleyen Fikret Orman 'Beşiktaş’ta basketbol oynadım. Basketbol kökenliyim. Önemsediğim bir branş. Futbolla alakalı ne söylüyorsam basketbol için de geçerli. Basketbol branşımız kendi kaynaklarıyla ayakları üzerinde duruyor. Futboldaki yatırım işleri sona erince basketbolun gelir kaynaklarını artırmak için efor harcayacağız. Basketbol takımının Euroleague şampiyonu olabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum.' şeklinde konuştu.Dettmann'ın kendini kanıtlamış bir hoca olduğunu belirten Orman 'Dettmann kendini kanıtlamış bir hoca. Takımımıza hayırlı olmasını diliyorum. Onunla ilgili umutlarımız var. Kendini kanıtlamış bir hoca. Ligde önemli işlere imza atacağız. Play-Off’lara kalacağımıza inanıyoruz. Orada önemli işler yapacağımızı düşünüyorum. Umarım hocamı en kısa sürede adapte olur. Takım olmak zordur. Zor işleri çözecektir. Ona güveniyoruz. Kaliteli oyuncularla önemli işler yapacağına inanıyorum. Güzel günler göreceğiz.' dedi.Heyecan veren ve kazanan bir ekip yaratmak için çalışacağını söyleyen Dettmann ise şunları söyledi:“Türkçe öğrenmek için elimden geleni yapacağım. Beşiktaş’a geldiğim için çok mutluyum. Avrupa’da herkesin bildiği bir kulübe geldim. Beşiktaş’ın ne kadar büyük olduğunu yaşayarak göreceğim. Salona girdiğimde beni, “Başarısızlık kabul edilir ama denememek kabul edilemez” yazısı karşıladı beni. Sabırlı olmamız lazım. Heyecan veren ve kazanan bir takım ortaya çıkarmak istiyorum. Biraz sabırla bunun olabileceğine inanıyorum.Avrupa’da önemli yerlere gelme potansiyelimiz var. Liverpool maçını izledim. Futboldaki atmosferin basketbolla da ilgili olduğunu gördüm. Gelecekten yana umutluyum.”Eurosport 
“Dünyanın En Güvenli Akıllı Telefonu”
Akıllı telefon dünyası kavisli ekran, selfie kamerası gibi süslü özelliklerin etrafında dönerken bir şirket çıktı ve olaya bambaşka bir açıdan yaklaştı. Kriptolu haberleşme yazılımları geliştiren Silent Circle isimli şirket “dünyanın en güvenli akıllı telefonu” olduğunu belirttiği Blackphone 2 ‘yi duyurdu.Donanımdan başlamak gerekirse Blackphone 2 1080p çözünürlüklü 5 inç ekran, 64 bit Snapdragon 8 çekirdekli işlmeci, 3 GB RAM, 3.060 mAh kapasiteli pil gibi özelliklere sahip. Bünyesinde barındırdığı özelliklerle gayet makul ancak sıradan görünen telefon, iş yazılım kısmına geldiğinde farkını ortaya koyuyor.Blackphone 2, Android altyapısı üzerine kurulsa da Silent Circle’ın özel olarak geliştirdiği PrivateOS 1.1 işletim sistemini kullanıyor. Telefonda bulunan Silent Phone, Silent Text ve Silent Contacts uygulamaları sayesinde mesajlar, telefon aramaları ve video görüşmeleri şifreli bir şekilde gizleniyor. Kişisel veriler yine şifrelenmiş özel bir alanda saklanıyor. Blackphone 2 internet konusunda da fazlasıyla korunaklı. Yapılan aramalar veya gezilen internet siteleri takip edilemiyor.Telefonda aynı zamanda gizlilik ve güvenlik üzerinde kurulmuş olan Silent Store isimli bir uygulama mağazası bulunuyor. Yaz aylarından itibaren piyasadaki yerini almaya hazırlanan Blackphone 2’nin satış fiyatı 629 dolar .LOG
BHH'den Seçim Açıklaması: 'Hiçbir Kesimle Müzakere Yok'
BHH seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “Toplumsal talepleri inandırıcı biçimde sahiplenen güçlerle seçim sürecinde dayanışma içinde olacağız” dedi.Birleşik Haziran Hareketi (BHH), 2015 genel seçimlerine ilişkin izleyeceği yolu açıkladı. Haziran Hareketi’nin yaptığı açıklamada, “Bağımsız duruşun bir gereği olarak, altını çizdiğimiz toplumsal talepleri inandırıcı biçimde sahiplenen güçlerle seçim sürecinde dayanışma içinde olacağımızı da kamuoyu ile paylaşıyoruz” denildi.Açıklamanın tam metni şöyle:“Ülkenin dört bir yanında kurulan yerel meclislerimiz 15-28 Şubat 2015 tarihleri arasında yaptığı “seçim gündemli” forumlarda ortaya çıkan görüşleri Genel Yürütme Kurulumuza iletmiş; bu görüşler ışığında toplanan Kurulumuz, Birleşik Haziran Hareketi’nin 7 Haziran 2015 Seçimleri’ne yönelik tutumuna ilişkin aşağıdaki açıklamayı kamuoyuna duyurma kararı almıştır.Türkiye derin bir siyasal kriz yaşıyor; şiddetli bir ekonomik krizin patlaması an meselesi. Bu krizin sorumlusu, on üç yıldır talan ve yolsuzluklarını gericilik ve otoriterlikle iç içe geçirerek iktidarını sürdüren, bunu halka ağır bedeller ödeterek yapan AKP’dir.Eğer AKP iktidarı, bütün tutarsızlık ve zaaflarına karşın bugüne kadar hala durdurulamamışsa bunun gerisinde başta Parlamento’da konumlanan muhalefet partileri olmak üzere, muhalefetin etkin, kararlı ve birleşik bir mücadele yürütememesi vardır.Seçime giderken, bu tarihsel başarısızlığın AKP karşıtı her kesim açısından esaslı bir değerlendirmesinin yapılması gerekir. Önümüzdeki seçim AKP iktidarını geriletecekse, Gezi’ye katılan çok farklı kesimlerden gelen milyonların ifade ettiği sorun ve taleplere bakılması gerekmektedir.Milyonların mesajı açıktır: AKP’yi durdurmak neoliberal-piyasacılık karşısında halkçı/kamucu ekonomik politikaları, gericilik karşısında özgürlükçü ve laik yaşamı, otoriterlik ve faşizm karşısında demokrasi, açıklık ve halk iradesini, emperyalizme karşı bağımsızlığı, mezhepçilik ve milliyetçiliğe karşı Kürt ve Alevi yurttaşların eşitliğini savunan bir siyasal hattın kurulmasını gerektirmektedir.Birleşik Haziran Hareketi olarak bütün gücümüzü bu hattın kurulmasına adadık. AKP’yle mücadelenin altını çiziyor, sol ve toplumcu güçlerin kendi aralarında ve halkla diyaloğuna inanıyor; Türkiye’nin önündeki devasa sorunların, Kürt sorunundan demokrasiye, ekonomik krizden dış politikaya, ancak sol ve emek temelli değerlerin damgasını vurduğu bir iktidar tarafından çözülebileceğini biliyoruz.Başta seçim barajı olmak üzere, seçim sandığı üzerine düşen gölgeler halk iradesinin sandıkta ifade bulmasını imkânsız hale getirmiştir. İktidarın işleyiş ve karar alma iradesinin parlamento dışında şekillendiği her geçen gün biraz daha açık hale gelmektedir. Bu nedenle seçime yönelik mücadelenin AKP iktidarını durdurmanın tek yolu olmadığını bir kez daha vurgulama ihtiyacı duyuyoruz. Bununla birlikte, seçimlerin AKP’ye karşı verilen mücadelenin bir parçası olduğunu da görüyor, önemsiyoruz.Birleşik Haziran Hareketi’nin Seçimlere yönelik, başta CHP ve HDP olmak üzere, hiçbir kesimle parlamentoda temsiliyet kaygısı üzerinden bir müzakeresi söz konusu değildir. Birleşik Haziran Hareketi’nin kendi dışındaki sol kesim ve partilerle ilişkilerindeki temel duyarlılığı Gezi milyonlarının sorun, talep ve beklentileridir.Birleşik Haziran Hareketi, seçim süreci ve sonrasında bu konumunu korumak konusunda kararlıdır. Ancak bu bağımsız duruşun bir gereği olarak, altını çizdiğimiz toplumsal talepleri inandırıcı biçimde sahiplenen güçlerle seçim sürecinde dayanışma içinde olacağımızı da kamuoyu ile paylaşıyoruz.Çağrımız nihai olarak emekçi halkımızadır. Türkiye’yi yeniden inşa edecek kurucu bir iradeye ihtiyaç vardır. Bu görev önümüzdeki seçimin ötesindedir. Seçim bu sürecin bir parçasıdır. Bizler, Birleşik Haziran Hareketi olarak, bu görevi önümüze koyduk. Dün laik eğitim için sokaklara çıkıp, gericiliğe karşı mücadele ateşini yaktık. Bugün gündemimizde İç Güvenlik Yasası, faşist düzenin en önemli yapı taşı olan Başkanlık sistemi var. Bu düzenlemelere karşı mücadeleyi 7 Haziran’a bırakmadan, yaşamın her alanında yükselteceğiz.Haziran Meclisleri bu mücadelelerin örgütleneceği ana odaklar olarak, sadece faşizm ve gericiliğin durdurulmasının değil, içi boşaltılmış temsili demokrasinin yerine gerçek halk egemenliğini kurmanın da ana nüveleri olacaktır.İçine itildiğimiz karanlıktan rahatsızlık duyan geniş halk kesimlerini, seçim ve ötesine geçen bir mücadeleyi birlikte vermek için, Haziran Meclislerimize davet ediyoruz.İMC
'Cihatçı John' Ailesiyle En Son Türkiye'deyken İletişim Kurmuş
Kan donduran kafa kesme görüntüleriyle IŞİD'in propaganda videolarında yer alan 'Cihatçı John'un ailesi konuştu: Onunla 2013'ten bu yana iletişim kurmadık. En son o Türkiye'deyken telefon etti ve insani yardım kampanyası için gönüllü olarak Suriye'ye gittiğini söyledi.Hürriyet'ten Birce Bora'nın haberine göre; “Cihatçı John” lakaplı Londralı IŞİD militanı Muhammed Emwazi’nin Kuveyt’te yaşayan annesi Ghaneya’nın (47), örgütün yayınladığı videolardaki maskeli infazcının oğlu olduğunu fark ettiğinde, “Bu benim oğlum” diye bağırıp ağlamaya başladığı açıklandı.Ailenin gerçekleştirdiği infazlarla tüm dünyayı dehşete düşüren oğulları ile ilgili hafta sonu Kuveyt istihbaratına verdikleri ifadelerden detaylar Kuveyt’in önde gelen gazetelerinden Al-Qabas tarafından yayınlandı.Cihatçı John’un babası Jasem Emwazi’nin (51) verdiği ifadede, “Annesi IŞİD ile ilgili bir film izlerken, gazeteci James Foley’nin infaz edildiği videodaki yüzü maskeli, ABD’yi tehdit eden genci gördü. Şoka uğramıştı. Bir anda çılgına döndü ve ‘Bu benim oğlum’ diye bağırmaya başladı. Videoyu hep birlikte izliyorduk. Ve videoyu izlemeye korkuyorduk. Ancak izlemeye devam ettik ve o kişinin Muhammed olduğunu anladık. Tamamen yıkılmıştık” dediği belirtildi.Baba Emwazi ifadesinde “Benim oğlum çok dindar ve Batı’dan nefret ediyor. Batı’nın tacizine uğradığını düşünüyor” dedi.
Ahmet Altan: 'Çoluk Çocuğu Bırakın, Ne Konuşacaksanız Benimle Konuşun'
Cumhuriyet gazetesinin Mehmet Baransu’nun tutuklanması üzerine görüşlerini sorduğu Taraf gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan bir yazıyla cevap verdi. Balyoz iddialarının gündeme getirildiği dönemde gazetenin yayın yönetmeni olan Altan, Balyoz’la ilgili sorularına cevap istedi ve 'Çoluk çocuğu bırakın. Ne konuşacaksanız benimle konuşun. Haberi basan benim' dedi. İşte Ahmet Altan’ın yazısı...Bizim Mehmet Baransu’nun evini basmışlar, on saat aramışlar, gözaltına almışlar, sonra da mahkemeye sevk edip tutuklamışlar.Niye yapmışlar bütün bunları, neymiş suçu?“Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etmek, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek, devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak.”Örgüt kurmuş ama şimdilik “örgütün diğer üyelerini” saptayamamışlar.Bir bavul dolusu belgeyi savcılığa teslim ettiği halde “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri” yok ettiğini söylüyorlar, ne kadar belge vardı ki Baransu yok etti?En çok da Balyoz darbe planından “devletin güvenliğine ilişkin bilgi” ve “devletin gizli kalması gereken bilgileri” diye söz etmelerine bayıldım.Ne zamandan beri darbe planları “devletin güvenliğine ilişkin belge” ve “devletin gizli kalması gereken bilgileri” olarak niteleniyor?Ne zamandan beri olacak, hırsızlarla darbeciler hukuktan kurtulmak için kol kola girdiğinden beri…Hırsızlık yaparken yakalanan bir iktidar, paçasını kurtarabilmek için hırsızlıktan da büyük suçlar işlemeye başlayınca, gidip darbecilere sığınmaya karar verdi.Ellerinde planlarıyla ortaya çıkan darbeciler de, dizleri korkudan titreye titreye, hırsız olduklarını açıkça bildikleri adamların arkasına utanmadan saklandılar…Birlikte onların suçlarını ortaya çıkaranları suçlu ilan etmeye çalışıyorlar.‘Çoluk çocuğu bırakın’Önce işi bir netleştirelim.Ben Taraf gazetesinin kurucularından biriyim, o gazeteyi beş yıl yönettim, Balyoz darbe planlarının basılmasına ben karar verdim.O planları bin defa önüme getirseler bin defa da basarım.Darbecilerin zorbalığından da, hırsızların zorbalığından da nefret ederim.Bu duygum hiç değişmedi, hiç değişmeyecek.Onun için çeşitli insanların isimlerini ortada dolaştırarak, Baransu’yu tutuklayarak meselenin etrafında dolaşmaktan vazgeçin.Yasemin Çongar’ı, Baransu’yu, şimdi itirafçı olmuş çoluk çocuğu bir kenara bırakın.O itirafçılar kendilerinin “kullanışlı aptal” olduklarını söyledikten sonra bizim de “kullanışlı aptal” olduğumuzu söylüyorlarmış.O zavallı çocuklar, birkaç kuruş için bir hırsız çetesinin oda hizmetçiliğine soyundukları için hayat onlara alçaklıkla aptallıktan başka seçenek bırakmadı.Daha yaşları kırka varmadan, alçaklıklarını itiraf etmemek için aptal olduklarını söylemek zorunda kaldılar.Aptal olduklarını kabul etmezlerse, alçak olduklarını söylemek zorunda kalacaklar çünkü.Zavallı çocuklar.Onlarla uğraşmayın, onlar zaten sizin adamınız olmuş.O haberi basan, o haberi basmaya karar veren, Balyoz’un bir darbe hazırlığı olduğundan bir an bile kuşku duymayan adam benim.Hadi gelin bir konuşalım bakalım, Balyoz planları “devletin gizli kalması gereken” bilgisi miymiş?‘Donanmadaki belge aynı’Bana gelirken uğramanız gereken bir yer var. Genelkurmay Başkanlığı.Yayınladığımız belgeler, Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Dairesi Başkanlığı’ndan çıktı.Birebir aynı belgeler.Şimdi o belgelerin “sahte” olduğunu söyleyen hiç kimse gidip de Genelkurmay Başkanlığı’na, “O belgeler sizin Donanma istihbaratın merkezinden nasıl çıktı” diye sormuyor.Resmi bir kuruluşta bulunan, resmi belgeler onlar.O belgelerin sahte olduğunu mu söylüyorsunuz?O zaman, o “sahte” belgeler Donanma’nın istihbarat merkezinde ne arıyordu diye soracaksınız.Bütün subayların sicil numaralarını, görev yerlerini gösteren bavul dolusu belgeyi Donanma İstihbarat Merkezi’ne kim yerleştirdi?İstihbarat merkezi bu, halk plajı değil.Parolası, şifresi, kamerası, muhafızı, kayıt defteri olması gerek.Nerede kayıtlar? Nerede kamera görüntüleri?Kim koydu onları oraya?Neden Genelkurmay beş yıldan beri bu konuda tek bir açıklama bile yapmıyor?Neden “sahte” olduğu iddia edilen “resmi” belgeleri istihbarat merkezine koyanları açıklamıyor, yakalamıyor, suçlamıyor?Eğer Genelkurmay, kendi Donanma istihbaratına “bir bavul dolusu” belgeyi koyanı bulmaktan acizse, siz zaten o orduyu lağvedin gitsin… Ordu falan değil o.Ya da o belgeler gerçek ve bizzat askerler tarafından oraya saklandı.Şimdi bana bunu bir açıklayın önce.Darbeci kayınpederini aklayabilmek için kıvranıp duran damada da, “askeri vesayetin” yıkılmasında onurlu bir rolü bulunanlardan nefret eden “askerci” gazetecilere de şu soruyu sormak isterim:Neden aklınıza bu soruyu Genelkurmay’a sormak hiç gelmedi?Neden hiç gelmiyor?Neden o belgelerin Donanma İstihbarat Merkezi’nden çıktığından bir kere bile söz etmiyorsunuz?Çünkü darbeciliğin ortaya çıkmasından ödünüz patlıyor.Hırsız bir iktidarın zaaflarından yararlanarak darbeciliği aklamaya çalışıyorsunuz.Tabii ki darbecilerle ve hırsızlarla işim böyle bir soruyla bitmiyor.Bir adam var, adı Yalçın Akdoğan, şimdiki işi Başbakan Yardımcılığı.Bu rezilliği, “Ordumuza kumpas kuruldu” diyerek o başlattı.Bugüne kadar da hiçbir savcı ona “Bu kumpas hakkında ne biliyorsun” diye sormadı.Eğer bir kumpas varsa, Başbakan Yardımcısı bunun bilgilerine ve belgelerine sahipse, bunu derhal adalete ulaştırmak zorunda.Açıklasın bakalım şu “kumpasın” belgelerini.Eğer elinde bir belge yoksa, o zaman da bir davanın seyrini değiştirmekten muradının ne olduğunu, neden yalan söylediğini, iftira attığını bir anlatsın.“Askerci” gazetecilerin aklına bu konu da hiç gelmiyor nedense.Şimdi gelelim şu Balyoz Darbe Planları’na.Bir kere şunu söyleyeyim, başka hiçbir belge olmasaydı bile sadece oradaki generallerin “resmi” konuşma bantlarını dinleseydim, gene onları “darbe” hazırlığı olarak yayınlardım.Herkese soruyorum, bizzat darbe komutanının emriyle kayda alınan o konuşmaları dinlediniz mi?‘Yalçın Akdoğan’a soru’Yalçın Akdoğan’a da soruyorum, dinledin mi o konuşmaları?Adamlar neyi hazırladıklarını zaten o konuşmalarda açıkça anlatıyorlar.Şimdi o konuşmaları tümüyle unutup, bulunan diğer belgelerle ilgili olarak “belgeler sahte” diye ortada dolaşanlar var.Araya sahte belgeler karıştı mı karışmadı mı, o sorunun cevabını verecek bir yazılım uzmanlığına sahip değilim.Ama Namık Çınar’ın defalarca sorduğu bir soruyu, “belgeler sahte” diyenlere bir daha sormak istiyorum.O belgeler “sahte” ise “gerçekleri” nerede? Nerede gerçek belgeler?“Zaten hiç belge yoktu” demeye hazırlanan kurnaz hırsızlarla, kurnaz darbecilere ve kurnaz “askercilere” de cevap vermeleri gereken bir soru soracağım.‘Engin Alan’ın sözleri’Korgeneral Engin Alan’ın o seminerdeki konuşmasını dinlediniz mi ya da okudunuz mu?Ben size o konuşmanın bir bölümünü hatırlatayım:“Birlikler tamam. İstanbul üzerine çöküyoruz. Yönetime el koyuyoruz. Belediye başkanları, kamu kurumunda çalışanlar değiştirilecek. Tutuklanacaklar.Sert müdahale olacak. Acıma bilmem ne yapmak yok, tepeleme var. İsrail örneğinde olduğu gibi sert müdahale olacak.Rejim aleyhtarı dernek, gazeteler, yurtlar, kuruluşların listesi dosyada ve perdede.”Şimdi söyleyin bakalım, “sahte” olmayan listedeki “rejim aleyhtarları” kimler?Nerede o gerçek liste?Benim gördüğüm listenin tepesinde kardeşimin adı yazıyordu.Sizin “gerçek” listenizin üstünde kimlerin adı vardı?Kimleri tutuklayacak, vuracak, öldürecektiniz?O spor salonlarına, futbol sahalarına kimleri dolduracaktınız?Bütün hırsızlara, darbecilere, askercilere söylüyorum:Bunlara cevap verin, sonra isterseniz size daha başka sorular da sorarım.“Balyoz darbe planı değildi” ha, “ordumuza kumpas kuruldu” ha…“Devletin gizli kalması gereken belgeleri” ha…Bütün suçları işleyip şimdi bir de devletin gücünü elinize geçirdiniz diye, o suçları ortaya çıkaranları suçlamaya kalkıyorsunuz.Balyoz, bir darbe planıydı.O planları ben yayınladım.Ben buradayım.Ne konuşacaksanız benimle konuşun.Ve bana sorular sormadan önce, benim sorduğum sorulara cevap verin.Verebilirseniz tabii…Kaynak: Cumhuriyet
Reklam
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Her Lokmaya Analiz
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın doktorluğunu üstlenen AK Parti Ankara Milletvekili Cevdet Erdöl, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda 5 kişilik ‘Acil Tıp Ekibi’ kurduklarını bildirdi. Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın haberine göre, Erdoğan’ın yiyeceği tüm gıdaların analizden geçtiğini söyleyen Erdöl, yeni yapılanmanın acil tıbbi müdahalenin yanı sıra, gıda ve beslenme güvenliğini de kapsadığını anlattığı TBMM’deki sohbetinde şöyle konuştu:GIDA SUİKASTINA KARŞI ÖNLEMLER“Saray’da Acil Tıp Ekibi kurduk. 5 kişilik bu ekip, 24 saat esasına göre çalışıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sağlık, gıda ve beslenme güvenliğiyle ilgili çalışma planı yaptık. Buna göre, içtiği sudan, yediği yemeğe kadar her şey inceleme ve analizden geçiriliyor. Uluslararası koruma kriterlerine göre yapılan bu incelemelerde, yiyecek ve içeceklerde radyasyon, kimyasal madde, ağır metal ve bakteri taraması yapılıyor.Analizler düzenli tekrarlanıyor. Yurtiçi ve yurtdışındaki tüm seyahatlerde de aynı analizler yapılıyor. Dünya genelinde suikastların artık silahla değil, bu tür yollarla özellikle gıda yoluyla yapıldığı biliniyor. Bu ekipte gıda konusunda uzman olan doktorlar var. Alınan örnekler sadece Ankara’da değil, İstanbul’da da farklı farklı laboratuvarlarda analiz ediliyor.Saray’da da bir analiz laboratuvarı kurulmasını planlıyoruz. Bu konuda dünya literatürü izleniyor. Tüm dünya liderlerinin gıda güvenliği ve suikastlara karşı korunmasıyla ilgili tüm gelişmeler takip ediliyor. Ayrıca ben, bu konuda dünya ülkelerinden daha ileride olduğumuzu düşünüyorum.
Reklam
Galatasaray, Aleks Maric'in Sözleşmesini Uzatmadı
Ekonomik alanda sıkıntılar yaşayan Galatasaray Liv Hospital'da Carlos Arroyo'nun takımdan ayrılmasının ardından bir ayrılık daha yaşandı. 3 ay önce sarı kırmızılı takıma katılan Aleks Maric'in sözleşmesi uzatılmadı ve 30 yaşındaki oyuncu ile Galatasaray'ın yolları ayrıldı.Bu ayrılığın ardından Galatasaray Liv Hospital'ın Türkiye Basketbol Ligi için kullanabileceği oyuncu sayısı 10'a düştü.Eurosport
CHP'de Şafak Pavey Sürprizi
CHP'de toplam 550 milletvekili koltuğu için resmi aday adaylığında bulunan kişi sayısı 2 bin 822 oldu. Ancak CHP'li 15 vekil, yeniden adaylık için başvuru yapmadı.CHP’de 7 Haziran 2015 seçimleri için adaylık başvurusunda bulunmayanlar arasında genel başkan yardımcısı ve İstanbul milletvekili Şafak Pavey de var.Pavey’in İstanbul’da birinci sıradan aday gösterilmesi bekleniyordu.Aday olmayan isimler arasında Ergenekon davasından uzun süre tutuklu kalan Prof. Mehmet Haberal da bulunuyor.Ayrıca, Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün’ün de yeniden adaylık başvurusu yapmaması dikkat çekti. CHP’den ihracı yargı yolu ile durdurulan Süheyl Batum da aday olmayanlar arasında.CHP’de tekrar aday olmayan 15 isim şöyle:- Hüseyin Aygün - Aykan Erdemir - Oğuz Oyan - Alaattin Yüksel - Oktay Ekşi - Şevki Kulkuloğlu - Sabahat Akkiraz - Şafak Pavey- Osman Aydın- Kemal Ekinci - Mehmet Haberal- Osman Kaptan- Turhan Tayan- Binnaz Toprak - İhsan KalkavanObjektif Haber
Sokakların da Birer Tuval Olabileceğini Gösteren 28 Muazzam Resim
Bu harika sanatçılar, 2D olarak yaptıkları sanat eserlerini 3D olan bir çevreye muhteşem bir şekilde uyarlayıp hayatlarımıza yeni bir bahar getirmekteler. Oluşturdukları senaryoları hayal etme güçleri aslında onların çılgın yaratıcılıklarına sesleniyor. Bu yaratıcılık, muazzamlığı yakalamak için büyük bir fırsat.
Reklam
BDDK Vakıf Katılım Bankası'na İzin Verdi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) çeşitli vakıflar tarafından 300 milyon dolar sermayeli Vakıf Katılım Bankası A.Ş.'nin kurulmasına izin verdi.Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan BDDK kararına göre, kurucu ortaklar mazbut vakıflar adına Vakıflar Genel Müdürlüğü, Bayezid Han-ı Sani (II. Bayezit) Vakfı, Mahmud Han-ı Evvel bin Mustafa Han (I. Mahmut) Vakfı, Mahmud Han-ı Sani bin Abdülhamid Han-ı Evvel (II. Mahmut) Vakfı ve Murad Paşa bin Abdusselam (Murat Paşa) Vakfı tarafından Türkiye'de 'Vakıf Katılım Bankası A.Ş.' unvanlı 300 milyon dolar karşılığı TL sermayeli bir katılım bankası kurulmasına izin verildi.CNN Türk
İHD: Ocak ve Şubat’ta 52 Kadın Öldürüldü
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Kadın Hakları Komisyonu Ocak ve Şubat aylarındaki kadına yönelik şiddet ve hak ihlallerini raporunu açıkladı.Kadına yönelik şiddet ve hak ihlallerini bu kez İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Hakları Komisyonu açıkladı. Ocak ve şubat aylarından toplam 52 kadın öldürüldü. Komisyon üyeleri devletin erkekleri koruduğuna dikkat çekti.Ocak ayıİHD’nin kadına şiddet ocak ayı raporu şöyle:Öldürülen kadın sayısı: 28 kadınYaralanan kadın sayısı: 38 kadınTecavüze uğrayan kadın sayısı: 9 kadınFuhuşa uğrayan kadın sayısı: 31 kadınTacize uğrayan kadın sayısı: 16 kadınŞubat ayıİHD’nin kadına şiddet şubat ayı raporu:Öldürülen kadın sayısı: 24 kadınYaralanan kadın sayısı: 17 kadınKadın intiharları: 8 kadınMülteci kadınlarKadın komisyonu mülteci kadınların durumuna ilişkin de ise, “Ülkenin tüm sokakları el açan kadınlar ve çocuklarla dolu. Egemenlerin paylaşım kavgalarının savurduğu kadınlar, var olan yasaların da eksikliğiyle birlikte her türlü şiddet ile karşı karşıya kalmaktadırlar” denildi.Devlet ve şiddetRaporda devletin, kadına yönelik suç işleyen erkekleri koruduğuna ilişkin ise, “241 polis, 91 asker, 17 özel tim, 15 korucu, 45 gardiyan tacavüzden yargılanmış ve hiç ceza almamıştır” denilerek dikkat çekildi.İMC TV
Enflasyon Şubat Ayında Yüzde 7,55'e Çıktı
Şubat ayı enflasyonu, Ocak ayına göre göre yıllık bazda yükselerek 7,55 oldu. Fiyatı en fazla artan ürün ise yüzde 28,22 ile mandalina.Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre özel kapsamlı TÜFE göstergelerinden 'H' yıllık olarak Ocak'taki yüzde 9.36'dan Şubat'ta yüzde 8.44'e gerilerken, 'I' yüzde 8.63'ten yüzde 7.73'e gerilemiş oldu.Ana harcama grupları itibariyle aylık en yüksek artış yüzde 2.59 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşirken, endekste yer alan gruplardan ulaştırmada yüzde 1.77, lokanta ve otellerde yüzde 1.06, haberleşmede yüzde 0.94 ve sağlıkta yüzde 0.82 artış gerçekleşti.İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, 'Veri detayları, aylık enflasyona en büyük katkının öngördüğümüz gibi 0.67 puan ile gıda grubundan geldiğini gösteriyor. Enflasyona katkı yapan diğer unsur ise dolar/TL'de görülen artış ve petrol fiyatlarının kısmen yukarı gelmesinin etkisiyle artan ulaştırma grubu oldu. TCMB çekirdek göstergelerde iyileşmenin sürdüğünü göstererek Mart ayı politika toplantısında küresel risk iştahı ve dolar/TL izin verirse ölçülü bir indirime gidebilir' dedi.Verilere göre Yİ-ÜFE Şubat'ta yüzde 1.20 artarken, yıllık artış Ocak'taki yüzde 3.28'den Şubat'ta yüzde 3.10'a geriledi.Reuters'ın 21 kurumun katılımı ile yaptığı ankete göre Şubat'ta TÜFE'nin yüzde 0.75 artışla yüzde 7.58'e yükselmesi bekleniyordu.Verinin piyasa beklentilerine yakın gerçekleşmesi sonrası kur ve faizde anlamlı bir değişim olmadı.
Reklam
Düzenli Kahve İçenlerin Damarları 'Daha Temiz'
Güney Koreli araştırmacılara göre kalp hastalıklarına yol açan damar tıkanıklığının önüne geçilmesinde günde birkaç fincan kahve içilmesi yararlı olabilir.Güney Kore'de, iş yerlerinde düzenli sağlık kontrolünden geçen 25 bin kadın ve erkeğin incelenmesi sonucunda, günde 3-5 fincan kahve içenlerde, kalp hastalıklarının ilk işaretleri daha az görüldü.Bu sonuç, kahvenin kalp için yararlı mı, zararlı mı olduğu tartışmalarını yeniden başlatacak.Kahvenin kalp sağlığı üzerindeki etkileri konusunda büyük bir karışıklık mevcut.Kimi araştırmalarda kahve tüketimiyle yüksek kolesterol ve tansiyon gibi kalp hastalığı tehlikesi yaratan etmenler arasında ilişki saptanmış; kimi araştırmalarsa kahvenin kalp hastalığına karşı koruyucu nitelik taşıdığını ortaya koymuştu.Kahvenin yarar ve zararları konusunda kesin bir sonuç elde edilemezken, Heart dergisinde yayımlanan son araştırma tartışmalara bir yenisini ekleyecek.
Yasemin Çongar: 'Biz Gazetecilik Yaptık'
Taraf gazetesi eski yöneticisi Yasemin Çongar, Gazeteci Mehmet Baransu'nun tutuklanması üzerine yaptığı değerlendirmede, 'Bir gazeteci elindeki belgelerde 'sahtecilik' yapsa ya da bu belgelerin 'sahte' olabileceğini düşünse, bunları kendi eliyle devlete teslim eder mi? Bir gazetecinin amacı askeri sırları başka ülkelere satmak olsa, yani casusluk yapsa, bunu o sırlarla ilgili haberi gazetesinin manşetinden duyurarak, elindeki belgeleri de kendi devletine teslim ederek yapar mı? Gazetecilerin, toplumun bilgilenme hakkını gözardı ederek, devlet içindeki yasa dışı faaliyetlerle ilgili bilgi ve belgelerden uzak durmasını, bunları haberleştirmemesini mi savunmalıyız? Bu gazetecilikten vazgeçmek değil midir? Anayasa'nın 28. maddesinden, Basın Kanunu'nun 3. maddesinden vazgeçmek değil midir?' ifadesini kullandı.
Reklam
Galatasaray PFDK'ya Sevk Edildi
Galatasaray, Erciyesspor maçındaki çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle PFDK'ya sevk edildiTürkiye Futbol Federasyonu, haftasonu oynanan maçlarla ilgili disiplin sevklerini açıkladı. Galatasaray, Galatasaray, Erciyesspor maçındaki çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle PFDK'ya sevk edildi.TFF'den yapılan açıklama şöyle:'1- GALATASARAY A.Ş. Kulübü'nün 27.02.2015 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş. - SUAT ALTIN İNŞAAT KAYSERİ ERCİYESSPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.2- ESKİŞEHİRSPOR Kulübü'nün 28.02.2015 tarihinde oynanan ÇAYKURRİZESPOR A.Ş. - ESKİŞEHİRSPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasındaki '5 futbolcusunun sarı kart, 1 futbolcusunun kırmızı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine,ESKİŞEHİRSPOR Kulübü futbolcusu ADEWOLE RAHEEM LAWAL'ın aynı müsabakadaki 'kural dışı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi uyarınca 01.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.3- TORKU KONYASPOR Kulübü'nün 28.02.2015 tarihinde oynanan TORKU KONYASPOR - FENERBAHÇE A.Ş Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca ve 'saha olayları' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.4- KASIMPAŞA A.Ş. Kulübü futbolcusu ORHAN ŞAM'ın 01.03.2015 tarihinde oynanan GAZİANTEPSPOR - KASIMPAŞA A.Ş. Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasındaki 'kural dışı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.5- BURSASPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan BURSASPOR - MERSİN İDMANYURDU Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.6- BOLUSPOR Kulübü kaleci antrenörü İLKER YANAR'ın 27.02.2015 tarihinde oynanan BOLUSPOR - BUCASPOR A.Ş. PTT 1. Lig müsabakasındaki 'hakareti' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi uyarınca 28.02.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.7- ANTALYASPOR A.Ş. Kulübü'nün 28.02.2015 tarihinde oynanan ANTALYASPOR A.Ş. - MANİSASPOR PTT 1. Lig müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.8- MANİSASPOR Kulübü futbolcusu YUSUF AKYEL'in 28.02.2015 tarihinde oynanan ANTALYASPOR A.Ş. - MANİSASPOR PTT 1. Lig müsabakasındaki 'ihraç sonrası sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 36. maddesi uyarınca 01.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.9- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan BUGSAŞSPOR A.Ş. - MKE ANKARAGÜCÜ Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasındaki '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi uyarınca ve 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.10- BANDIRMASPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan BANDIRMASPOR - GÖZTEPE A.Ş. Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.11- TURGUTLUSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan TURGUTLUSPOR - AYDINSPOR 1923 Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasındaki 'saha olayları' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.12- AYDINSPOR 1923 Kulübü futbolcusu MEHMET AL'ın, 01.03.2015 tarihinde oynanan TURGUTLUSPOR - AYDINSPOR 1923 Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasındaki 'hakareti' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi uyarınca 03.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.13- KARTALSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan KARTALSPOR - CENTONE KARAGÜMRÜK Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.14- TUTAP ŞEKERSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan ÇATALCASPOR - TUTAP ŞEKERSPOR Spor Toto 3. Lig 1. Grup müsabakasındaki '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.15- DARICA GENÇLERBİRLİĞİ Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan DARICA GENÇLERBİRLİĞİ - TUZLASPOR Spor Toto 3. Lig 1. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca ve 'saha olayları' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.16- KIRIKHANSPOR Kulübü idarecisi İBRAHİM DONAT'ın, 01.03.2015 tarihinde oynanan KIRIKHANSPOR - BURSA NİLÜFERSPOR A.Ş Spor Toto 3. Lig 1. Grup müsabakasındaki 'hakareti' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine,KIRIKHANSPOR Kulübü futbolcusu METEHAN UÇAK'ın aynı müsabakadaki 'saldırısı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 44. maddesi uyarınca 03.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine,KIRIKHANSPOR Kulübü futbolcusu GÖKTUĞ YAPICI'nın aynı müsabakadaki 'saldırısı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 44. maddesi uyarınca 03.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.17- GAZİOSMANPAŞASPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan İSTANBULSPOR A.Ş. - GAZİOSMANPAŞA Spor Toto 3. Lig 1. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.18- DARDANELSPOR A.Ş. Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan DARDANELSPOR A.Ş. - YENİ DİYARBAKIR A.Ş. Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.19- YENİ DİYARBAKIR A.Ş. Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan DARDANELSPOR A.Ş. - YENİ DİYARBAKIR A.Ş. Spor Toto 3. Lig 2.Grup müsabakasındaki '4 futbolcusunun sarı kart ve 2 futbolcusunun kırmızı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.YENİ DİYARBAKIR A.Ş Kulübü futbolcusu SERDAR CANSU'nun aynı müsabakadaki 'kural dışı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.20- HALİDE EDİP ADIVARSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan HALİDE EDİP ADIVARSPOR - EYÜPSPOR Spor Toto 3. Lig 2. Grup müsabakasındaki 'talimatlara aykırı hareketi' nedeniyle 2014-2015 Sezonu Spor toto 3. Lig Müsabakaları Statüsü m. 6/7 ve Futbol Disiplin Talimatının 46. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine,HALİDE EDİP ADIVARSPOR Kulübü kaleci antrenörü MEHMET KOSOVALI'nın aynı müsabakadaki 'hakaretleri' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.21- EYÜPSPOR Kulübü futbolcusu UĞUR GEZEN'in 01.03.2015 tarihinde oynanan HALİDE EDİP ADIVARSPOR - EYÜPSPOR Spor Toto 3. Lig 2. Grup müsabakasındaki 'kural dışı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 46. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.22- SANCAKTEPE BELEDİYESPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan SANCAKTEPE BELEDİYESPOR - ÇANKIRISPOR Spor Toto 3. Lig 2. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.23- MALTEPESPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan MALTEPESPOR - ARSİNSPOR Spor Toto 3. Lig 2. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.24- 68 YENİ AKSARAYSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan 68 YENİ AKSARAYSPOR - SİVASDÖRTEYLÜL BELEDİYESPOR Spor Toto 3. Lig 2. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca ve 'saha olayları' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.25- SİVASDÖRTEYLÜL BELEDİYESPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan 68 YENİ AKSARAYSPOR - SİVASDÖRTEYLÜL BELEDİYESPOR Spor Toto 3. Lig 2. Grup müsabakasındaki '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.26- BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE ERZURUMSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE ERZURUMSPOR - BERGAMA BELEDİYESPOR Spor Toto 3. Lig 3. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.27- İSTANBUL GÜNGÖRENSPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan İSTANBUL GÜNGÖRENSPOR - ORHANGAZİSPOR Spor Toto 3. Lig 3. Grup müsabakasındaki '5 futbolcusunun sarı kart, 2 futbolcusunun kırmızı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine,İSTANBUL GÜNGÖRENSPOR Kulübü futbolcusu İBRAHİM NECİPOĞLU'nun aynı müsabakadaki ihraç öncesi 'kural dışı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi ve ihraç sonrası 'saldırısı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 44. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.28- KAHRAMANMARAŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR Kulübü futbolcusu ADLAN CANLIKA'nın, 01.03.2015 tarihinde oynanan KAHRAMANMARAŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR - BEYLERBEYİSPOR Spor Toto 3. Lig 3. Grup müsabakasındaki 'kural dışı hareketi' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.29- BEYLERBEYİSPOR Kulübü futbolcusu BERAT SATILMIŞ'ın, 01.03.2015 tarihinde oynanan KAHRAMANMRAAŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR - BEYLERBEYİSPOR Spor Toto 3. Lig 3. Grup müsabakasındaki 'hakareti' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi uyarınca 02.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.30- VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan ANKARADEMİRSPOR - VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR Spor Toto 3. Lig 3. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine,VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR Kulübü idarecisi EŞREF UKAY'ın aynı müsabakadaki 'hakem soyunma odasındaki sportmenliğe aykırı hareketi' ve 'hakaretleri' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 39. ve 41. maddeleri uyarınca 03.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine,VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR Kulübü teknik sorumlusu TARIK DAŞGÜN'ün aynı müsabakadaki 'sportmenliğe aykırı hareketi ' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 36. maddesi uyarınca 03.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine,VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR Kulübü antrenörü DÜZGÜN CANPOLAT'ın aynı müsabakadaki 'hakaretleri ve tükürmesi ' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi uyarınca 03.03.2015 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.31- AYVALIKGÜCÜ BELEDİYESPOR Kulübü'nün 01.03.2015 tarihinde oynanan AYVALIKGÜCÜ BELEDİYESPOR - FBM MAKINA BALÇOVA YAŞAMSPOR Spor Toto 3. Lig 3. Grup müsabakasındaki 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi uyarınca PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.Haber Türk
BlackBerry Leap Tanıtıldı
BlackBerry, bu sabah gerçekleştirdiği etkinlikte, yeni tam dokunmatik ekranlı modelini tanıttı. İşte BlackBerry'nin fiziksel klavyesi olmayan en yeni modeli, BlackBerry Leap.Samsung ve HTC kadar heyecan yaratmamış olsa da, BlackBerry 'de MWC 2015 kapsamındaki etkinliğinde güçlü bir akıllı telefon modelini tanıttı.Özelliklerine bakıldığında Passport ya da Classic kadar güçlü olmayan akıllı telefon, görünüşe göre BlackBerry 'nin uygun fiyatlı bir modeli olacak.Önünde 5 inç boyutta 720p HD çözünürlüklü IPS LCD ekranın yer aldığı BlackBerry Leap , 5x dijital zoom yapabilen 8 megapiksel arka kamerası ile Full HD video çekimleri yapabiliyor.Pil ömrünün tam dolumda 25 saat olduğu belirtilen akıllı telefon, çıkarılamayan 2800 mAh bataryaya sahip.16 GB depolama , 2 GB RAM , 128 GB kadar MicroSD kart desteği sunan akıllı telefonun içerisinde, Qualcomm 'un artık biraz eskidiğini söyleyebileceğimiz 1.5 Ghz hızda 4 çekirdekli Snapdragon S4 Plus MSM8960 işlemcisi yer alıyor.Selfie severlerinde düşünüldüğü BlackBerry Leap , önünde HD video kaydı ve 3x dijital zoom özelliği sunan 2 magapiksel kamera ile başarılı selfieler yakalayabilir.Muhtemelen Snapdragon S4 Plus nedeniyle Wifi AC desteği olmayan akıllı telefon, 4G LTE desteğine sahip.9.5 mm kalınlıkta ve 170 gram ağırlıkta olan telefonun çıkış tarihi ve fiyatı açıklanmazken, BlackBerry Leap belirtilene göre BlackBerry 'nin gençlere yönelik tam dokunmatik ekranlı bir modeli olacak.ShiftDelete.Net
Bahçeli’den 10 Maddelik Mutabakat Metnine 9 Madde ile Cevap
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin karanlık bir tünelde olduğunu ifade eden Bahçeli, “Başbakan aklınca selamlaşma kampanyası başlatsa da, insanlarımızın arasına nifak girmekte, selam sabah kesilmektedir. Milletimiz kararmış vicdanların elindedir. Vatanımız korkakların, kanlı ve terörist niyetlerin güdümündedir. Geri çekilmeler başarı olarak takdim edilmektedir. Etrafımızdaki çember giderek daralmaktadır. Önümüz engebelerle dolu, geleceğimiz risklerle çevrilidir. İç huzurumuz, toplumsal barış ve asayişimiz soluk alamamaktadır” dedi.“10 MADDELİK İHANET METNİNİ ÇÖZÜM DİYE SUNMAKTADIR”‘Terörü İmralı’dan yöneten eşkıya başı hayal dahi edemeyeceği bir konum ve duruma yükseltilmiştir’ diyen Bahçeli sözlerini söşye sürdürdü:“Bölücü örgüt jestlerle dirilmiş, tavizlerle silahlanmış, pazarlıklarla Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına sanki muadili bir güç, sanki eşit bir muhatabı gibi dikilmiştir. AKP, PKK’yı omuzunda taşımış, havalarda gezdirmiştir. AKP, PKK’ya ruhunu kaptırmış, irade ve iffetini devretmiştir. Kandil hayranlığı AKP’nin aklını almış ve afallatmıştır. AKP İmralı’nın izbeliklerinde kayıplara karışmış, şeref ve namusla yollarını çatallaştırarak ihanet katarına çoktan eklemlenmiştir. Görüyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bir teröristin, bir katilin, bir sabıkalı bölücünün 10 maddelik ihanet metnini çözüm diye sunmaktadır. Davutoğlu inanmadığı halde hala ortak aidiyet telaffuzuyla avunmakta, bize de çağrıda bulunmaktadır. Şehitlerimizin istismarı ya da hepimiz için kutsal olan kavramlar üzerinden siyaset geliştirmemiz halinde kaybedenin biz olacağını söylemektedir. İstismar AKP’ye has bir ilkelliktir. Takiyenin kime yakıştığı da bellidir. Davutoğlu unutmasın ki, eğer milletimiz kazanacaksa, eğer milletimiz huzura kavuşacaksa biz kaybetmeye ve yanılmaya baştan razıyız. Ama hiç de böyle olmayacaktır.”“İHANET METNİ TÜRKİYE’NİN VAROLUŞUNU İNKAR BEYANNAMESİDİR”Bahçeli, “İmralı canisinin sözlerine dikkat kesilen vicdanlı, milliyetçi-vatansever yürekler yaklaşan fırtınayı hissetmektedir. Her bir maddesi musibet, her bir maddesi melanet, her bir maddesi mahvoluş demek olan ihanet metni, Dolmabahçe Sarayı’ndaki Başbakanlık Ofisi’nde rahat koltuklarına kurulan müflis şahsiyetlerce açıklanmıştır. Neymiş, PKK olağanüstü kongre toplayıp silah bırakacakmış. Neymiş, barış gelecek, demokratik siyasetin önü açılacakmış. Öncelikle söylemek istediğim şudur: Sevr Antlaşması’na da barış diyorlardı ve Türk milletine nasıl bir cehennemi yaşatacağı da herkesin malumuydu. İmralı canisinin hazırlayıp Kandil çetesinin ihtiyatla paraf ettiği 10 maddelik ihanet metni; Türkiye Cumhuriyeti’nin çöküş belgesi, varoluşunu inkar beyannamesidir” dedi.“İKİYÜZLÜLER TÜRK MİLLETİNİ KAFA KOLA ALMAK İÇİN HİZAYA GEÇMİŞTİR”Bahçeli şunları söyledi:“AKP’ye oy veren kardeşlerim lütfen düşününüz; diz boyu olan rezaletlere, bacayı saran düşmanlıklara nasıl suskun kalalım? Türkiye parçalanıp, millet bölünüp, vatan satılırken hareketsiz mi kalalım? Çözüm isimli çözülme etaplarını, barış makyajlı batış ve bayağılık manifestosunu iyi ve güzel şeyler oluyor diyerek alttan mı alalım? Her dağa çıkan 30 yılda hükmünü geçirecekse, sözünü dinletip dayatmalarını kabullendirecekse, Türk milletinin payidarlığını, ırz-ı devleti, şeref-i devleti nasıl teminat altına alıp ilelebet muhafaza edeceğiz? Bundan sonra önüne gelen silahlanıp bir dağ köşesini, bir yol ağzını tutarsa, değerli arkadaşlarım söyleyiniz, onlara da teslim mi olacağız, saraylara buyur mu edeceğiz? Ne yapacağız, neyde karar kılacağız? Haysiyetini çıkarlarıyla değiştirmiş, yetmemiş, üste de milli emanetleri vaat etmiş AKP; eşkıyanın meydan okumasına, bölücülüğün hain isteklerine tamam demiş, olur vermiştir.Sevr’in kalıntıları, haçlı hesap ve özlemleri AKP’ye hulul etmiştir. Entrikacılar Türkiye’yi kefene sarmak için yola çıkmıştır. İkiyüzlüler Türk milletini kafa kola almak için hizaya geçmiştir.”“AKP-PKK MUTABAKATINA GÖZ AÇTIRMAMAKTA SON DERECE KARARLIYIZ”Geçtiğimiz Cumartesi Günü Dolmabahçe’de HDP heyetinin ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecine ilişkin şaptıkları açıklamaları ile ilgili olarak Bahçeli, “AKP-PKK-HDP ve Dolmabahçe’deki sahneleri iyimserlikle karşılayıp PKK’yı taraf gören CHP saf saf, öbek öbek Türkiye’nin karşısına dizilmişlerdir. İmralı canisi sonunda saraylara kadar fiilen gelmiş, mesajlarını Başbakanlık ofisinde okutmuştur. Caninin teklif ve tehdit dolu sözlerine AKP taşıyıcı bedenlik yapmıştır. Hükümet teröristlere kucak açmış, kulak kabartmış, kumandayı uzatmış, kulvarı boşaltmıştır. Kumpas tüm yönleriyle deşifre olmuştur. Milletimizin içine yuvarlandığı tezgah vasat bulmuştur. İhanetin kravatlı kravatsız aktörleri sobelenmiştir. AKP-PKK koalisyonun karanlıkta kalan noktaları vuzuha ermiştir. Öyle ki, AKP-PKK müştereken Türkiye’yi kundaklamış ve kuşatmıştır. Bebek katilinin 10 maddelik ihanet metni şiir dinletisi gibi dinlenmiş, gösterime giren tiyatro oyunu gibi izlenmiştir. Düşe kalka vizyonda tutulan çözülme süreci 10 maddelik ihanet ilavesiyle yeniden derlenip toparlanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak AKP-PKK mutabakatına göz açtırmamakta son derece kararlıyız. Yıkım projesine nasıl tepki gösterdiysek, çözülme sürecine nasıl direnmişsek, Oslo’dan İmralı ve Kandil’e uzanan hain pazarlıkları nasıl reddetmişsek, daha da fazlasını yapmaya, AKP-PKK’ya nefes aldırmamaya sonuna kadar hazırız. AKP’yle PKK; tekeri laçkalaşmış, her yeri sallanan, sürekli yalpalayan müzakere kağnısıyla daha fazla gidemeyecektir. Yok eğer giderse millet hepten kaybedecek, Türkiye’nin yerinde yeller esecektir” dedi.9 MADDELİK İTİRAZBahçeli, şöyle devam etti:“Bizim Dolmabahçe Sarayı’nda balosu yapılan 10 maddelik ihanet metnine sıcak bakmamız, olumlu yaklaşmamız en başta kendimizi inkar, milletimizi hiçe saymak olacaktır. Bu kapsamda olmak üzere, ihanetin belgeli haline tam bir itirazımız vardır ve maddeler halinde söyleyecek olursak şunlardan teşekkül edecektir:1-Öcalan canisi örgütünü silahlı mücadeleyi bırakma temelinde, stratejik ve tarihi kararı vermek için bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet etmektedir. Benzer bir açıklamayı 21 Mart 2013 tarihinde de yaptığı, silahların susmasını, fikirlerin konuşmasını lafta istediği akıllardadır. PKK silahtan vazgeçmemiş, tetikten elini çekmemiştir. Sınır dışına çıktı çıkıyor denilen teröristlerin, yalnızca yaşlı ve hastalıklı olanları vatan topraklarını terk etmişlerdir. O tarihlerde gerek Erdoğan, gerekse de diğer AKP’liler bundan sızlanmışlar, farklı zeminlerde eleştirmişler, millete söyledikleri yalanlarını bizzat tekzip etmek durumunda kalmışlardır. Diyeceğim odur ki, PKK’nın silah bırakma çağrısı zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibarettir. Silah bırakan varsa o da AKP Hükümeti’dir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir.PKK’nın silah bırakacağını, silahla yollarını ayıracağını ummak ve beklemek ahmaklık ve gaflettir. Bilakis Kandil’den ve HDP’nin çok konuşan Eşbaşkanından silahlarla yolların ayrılacağına dair en ufak teselli edici söz işitilmemiştir. Bu Eşbaşkan, Hükümet’in uygulamalarını hala umut verici görmemekte, Kandil’den gelen haberler AKP’yi açığa düşürmektedir.Kamuoyuna yansıyan 7 aşamalı silah bırakma etapları da psikolojik ve algı operasyonudur. Kiralık terör örgütü PKK, bu zamana kadar silahlı eylemleriyle gelmiş, kan akıtarak, can alarak ve AKP’yi esir ederek dişini geçirmiştir. Öldürmekte ustalaşan, kırmakta, dökmekte, yakmakta ve yok etmekte markalaşan malum terör örgütü, Türkiye’yi bölmeden veya devletin kahrıyla karşılaşmadan silahı kenara koymayacaktır. Bu nedenle PKK’nın silahlara veda etmesi hayaldir, Türk milletini aldatmaya dönük yalan, uydurma ve temelsiz bir propagandadır.2-PKK’nın olağanüstü kongreyle silah bırakmasını istemek; siyasallaşma ve meşrulaşma çabalarına sinsi bir ilavedir. AKP buna göz yummuş veya açıktan destek olmuştur.Kongreler demokratik zeminlerdir. Ortak akıl ve karar mekanizmaları kongrelerle tesis edilmektedir. Bir terör örgütünden ve katiller oluşumundan kongre toplamasını istemek, buna da çanak tutmak ancak ve ancak münafık ve mel’un zihniyetlerin işidir. Terör örgütünün sözde kongre toplamasını beklemek yerine, teröristleri saklandıkları inlerde arayıp, bulup çıkararak adalete teslim etmek ve bu eksende cesaret göstermek Hükümet’in milli ve tarihi bir sorumluluğudur. Ne var ki, ecdadımızın türbesini bile koruyamayan, sözüm ona asgari zaruretlere sığınarak vatan topraklarını bırakıp kaçan Davutoğlu ve Hükümeti’nin bunun yapması asla mümkün değildir.3-Caninin mesajı, silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanı olarak takdim ve servis edilmiştir. Kurnazca kaleme alınan ifadeler PKK’nın sözde zafer kazandığının, silah vasıtasıyla siyasal emellerine ulaşma sınırına geldiğinin dolambaçlı yollarla duyurusudur. İllegal ve yasa dışı terör örgütünün, hiçbir şey olmamış ve yaşanmamış gibi birden bire siyasal mücadele safhasına geçme teşebbüs ve zorlaması Türkiye’nin yenildiği anlamına gelecektir. Demokrasiyi katleden, siyasete kurşun sıkan, bebekleri öldüren bir terör örgütünü siyasete dahil etme hazırlığı en az şehit haberi almak kadar felakettir, fecaattir.4-10 maddelik ihanet metninde demokratik siyasetin tanım ve içeriğinden bahsedilmektedir. Bu apaçık bir şekilde PKK’nın silahlı ve silahsız militanlarının siyaset yapabilmesine dönük tuzaktır. Hayalet ve hamakat Başbakan ise demokratik siyasetin önü açılacak diyerek sevincini gizleyememiş, doğal olarak PKK’nın oltasına sazan gibi takılmıştır. Demokratik siyaset kavramı PKK ağzıdır ve AKP’nin üslubuna tutunmuştur. AKP’nin, PKK’lıları siyaset alanına taşıma tutkusu bölücülüğü aklama ve temize çıkarma arayışıdır ki, bu da ancak PKK’ya sedir, kanlı planlara payanda olmuş ruhsuzlara has bir tutum olacaktır.5-İmralı canisinin muğlak ifadelerle tanzim ettiği ihanet metninde demokratik çözümün yerel ve ulusal boyutlarıyla ilgili değerlendirmesi tamamen özerkliğin inşasına dönük bir projedir. AKP-PKK ortaklığı, üniter milli devlete vade biçmiştir. AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na uygun olarak Türkiye’nin rejim ve idari yapısı hedefe konmuştur.Erdoğan’ın, geçen hafta valilere 7 Haziran’dan sonra yetkilerinin arttırılacağını söylemesi bu çerçevede ele alınmalıdır. Görünen köyün kılavuz istemeyeceği bilinen bir gerçektir. AKP-PKK bölücü yapılanması, Türkiye Cumhuriyeti’ni masaya yatırmış, iblisten aldıkları taktiklerle, küresel güçlerden aldıkları talimatlarla cerrahi operasyona başlamışlardır. Ve nitekim Türk milleti AKP ile PKK ikizinin adı konulmamış soğuk savaş yöntemleriyle ve bölücü salvolarıyla sıkışmış, ölümcül darbeyi almasına da ramak kalmıştır.6-İmralı canavarı özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden dem vurmaktadır. Sorarım sizlere, Türkiye’de özgür, eşit olmayan vatandaş mı vardır? Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden maksat; tamı tamamına Anayasa’nın 66.maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımının enkaza çevrilmesi manasına gelecektir. AKP, buna da yetmez ama evet diyecek kadar fikren kokmuş, dibe çökmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konudaki görüşümüz nettir. Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes bizim için Türk’tür ve milletimizin yeri dolmayacak ferdidir. Anayasa’dan vatandaşlık tanımını tümden çıkarmak veya etnik temelde marjinal tanımları yerleştirmek vebaldir, suçtur ve soysuzluğun damgası olacaktır.7-Terörist başının ihanet metninde yer verdiği demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar kısmı; yasa ve ahlak dışı bölücü organizasyonların sivil toplum örgütü sayılmasını amaçlamaktadır.8-İmralı canisinin çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutlarıyla, sürecin sözde demokrasi, güvenlik ilişkisi, kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınmasını dayatması tam bir karartma ve akıl tutulmasıdır. Koruculuğun kaldırılması amacıyla AKP-PKK ilkesel çerçevede uzlaşmışlardır. Boşaltılan köylerle ilgili beklentilerin karşılanması hususunda fikir birliği kurulduğu anlaşılmaktadır. Ve AKP, PKK’nın kanlı borsasına varını yoğunu yatırmıştır. Günlerdir Meclis gündemini işgal eden, tartışma ve kavgalara neden olan İç Güvenlik Paketi HDP ve PKK’nın istek ve tenkitleri kapsamında tekrar ele alınacaktır. HDP rest çekmiş, AKP pert olmuş, uysallaşmıştır. HDP parlamış, AKP pısmış, kaçacak delik aramıştır. Şu acziyet ve rezalete bakınız ki, PKK İç Güvenlik Paketi’ne vize vermeyince AKP geri adım atmak durumunda kalmış, anlaşma yolunu tercih etmiştir. Bizi günlerce HDP’yle aynı karede gösterme izansızlığından özel bir zevk duyan Davutoğlu, şimdi nasılsın, ne durumdasın, nereye saklandın? HDP’nin kapısında dilencilik yapan Başbakan bilesin ki, PKK’yı kırmamak, kızdırmamak adına kanun tasarısını tekriri müzakere edecek kadar fossun, fuzulisin, korkaksın, baştan ayağa fiyaskosun. AKP, HDP’nin arka bahçesi, PKK’nın koşu bandıdır. Davutoğlu tüm sözlerini yemiş, tüm iddialarını bizatihi kendi müdahalesiyle çürütmüştür. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, AKP ile HDP aynı yastıkta hıyanet ömrünü geçirmek için İmralı ve Kandil huzurunda utanmadan söz kesmişlerdir.9-İmralı canisi yattığı hücreden, kimlik kavramı, tanımı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesine atıf yapmıştır. Bir terörist yeni baştan kimlik tanımlaması istemektedir. Tescilli bir hain, hüküm yemiş bir terör suçlusu çoğulcu demokratik anlayış demektedir. Ve daha acıklı yanı ise AKP’nin bebek katilinin tutsağı olmasıdır. Teröristbaşı kimlik tanımlamaktan bahsediyor, AKP ise buna ses çıkarmıyor. Teröristbaşı Türk milletine yoksun ve tarihin kaydından düşeceksin diyor; Erdoğan ve Davutoğlu’ndan hiçbir rahatsızlık hali görülmüyor. Teröristbaşı Cumhuriyet, ortak vatan ve milletin tanımlanmasını istiyor; Erdoğan ve Davutoğlu teşekkürlerini sunmakla kalmıyor, süreç hedefine ulaşıyor diye bayram ediyorlar. Teröristbaşı ihanetin yeni anayasaya dinamit lokumu gibi döşenmesini şart koşuyor; Erdoğan ve Davutoğlu ille de uygulama uygulama diyerek çığlık atıyor. Bilinmelidir ki; Öcalan-Erdoğan ve Davutoğlu sacayağı Türk kimliğinin utanma nedir bilmeyen hasımlarıdır. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı, bu ülkenin Başbakanı’nı PKK’lıdan ayıran, ayrı tutan ve farklılaştıran artık ne kalmış, geriye ne bırakılmıştır? PKK Başbakanlıktadır, PKK saraydadır, PKK sokaktadır, PKK medyadadır, PKK üniversitededir, PKK iş ve sanat hayatındadır. Bu durum, Milliyetçi Hareket için kabul edilemeyecek bir bozgundur. Bu durum, canlarıyla vatanı kurtaran kahramanlara karşı tam bir vefasızlıktır.”“7 HAZİRAN SON ŞANS, SON ÇARE, SON KAVŞAKTIR”Bahçeli “Milli kimliğimizin PKK’nın tezlerine uygun tanımlanma önerisi Erdoğan’ın umurunda değildir. Aksine gülmemek, alkışlamamak, havalara uçmamak için kendisini zor tutmaktadır. Anlaşılan, Öcalan ve Erdoğan aralarında saat gibi çalışan bir iş bölümü yapmışlardır. Erdoğan ve Öcalan yanlarına 23 Nisan Başbakanı’nı da alarak Türkiye’nin fişini çekmek için son gözden geçirmeleri, son rötuşları yapmaya koyulmuşlardır. AKP, PKK’yla ‘al ver’ mekanizmasında helalleşmiş, iki cambaz gibi hararetle tokalaşmıştır. Kandil’de petrol aramaya kadar işi götüren AKP, PKK’ya uyuşturucu ve silah kaçaklığından sonra yeni gelir kapıları açmanın derdindedir. AKP Şirin, PKK Ferhat olmuş; dağları delerek vicdanlarına müzakere kınası sürmüşler, beraberce milli ahlak ve güvenliğin kanını dökmüşlerdir. Türkiye’nin vatanı ve milletiyle PKK’ya teslimi, süreç ihanetinin mihmandarlığında son parkura girmiştir. Enselerinden vurulan Mehmetçiklerin kanı yerde kalmıştır. Bin yıllık kenetlenme açılamayacaktır. Mete Hanla coşan, Ergenekon’da eritilen demir parıltısıyla çağlayan, Orhun’dan kopup gelen, Atila’nın kırbacıyla Dünyayı titreten millete ihanetin üç elebaşısı engel olamayacaktır. Topraklarımızı, insanlarımızı, yönetimimizi, ocaklarımızı, camilerimizi, cemevelerimizi, okullarımızı, mahallerimizi, mezarlarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi, illerimizi, köylerimizi ayırmamızı dayatıyorlar. Türk milleti çelik gibi sağlamdır, kırmaya ne Erdoğan’ın, ne Öcalan’ın ne de Davutoğlu’nun nefesi yetmeyecektir. Bölücüyü dağda ve ovada aramaya artık gerek yoktur. Bölücü hükümettedir. Bölücüler iktidardadır. Ve bugün içinde bulunduğumuz bu karanlık ortam ve şartları baştan ayağa değiştirmek için 7 Haziran son şans, son çare, son kavşaktır” diye konuştu.“ERDOĞAN BÖLÜCÜLERİN GÖZÜNÜ BOYADIĞINI DERHAL AÇIKLAMALIDIR”Bahçeli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP ve PKK’yı kast ederek ’12 yılda ne istendi de vermedik’ cümlesini ağzından kurşun gibi çıkarmıştır. Erdoğan neler verdiğini, nelerin teminatıyla bölücülerin gözünü boyadığını derhal açıklamalıdır. Erdoğan böylece, Cumhurun başı olmak yerine, Cumhuru parçalayan kişi olduğunu kabul ve itiraf etmiştir. Erdoğan ve Davutoğlu’nun Öcalan’ın vesayeti altına girmesi yenilir yutulur şey değildir. Türkiye’nin kaderini İmralı’ya ipotek ettirmek ise tam bir travmadır. Acaba Öcalan ile Erdoğan haftanın hangi günlerinde hasret gidermektedir? Kandille kriptolu telefonlardan yapılan görüşmeler geceler boyunca sürmekte midir? Merakımız AKP içinden, terörün dağ kadrosuna katılmak isteyenler saraya mı, yoksa adaya mı müracaat edeceklerdir?” dedi.“ERDOĞAN İSTİKARARSIZLIĞIN SİMGESİ HALİNE GELMİŞTİR”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na yönelik sözlerine de değinen Bahçeli, şunları söyledi:“Merkez Bankası’na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Erdoğan istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline gelmiştir. Bizim bürokratlarla uğraştığımızı söyleyenler, Merkez Bankası Başkanı’nı hastanelik eden Erdoğan’a niçin sessizdir? Döviz lobisi hizmetkârlığına niçin kayıtsızdır? İrtifa kaybeden ihracat, tırmanan işsizlik, yayılan hayat pahalılığı, fırlayan yoksulluk, devleşen yolsuzluk, düşen büyüme, artan borç, dümeni kırılan ekonomi politikaları milletimizi kara kara düşündürmektedir. Erdoğan ve Davutoğlu Türk milletinin gerçek gündeminden sapmışlar, İmralı canisi ve çetesiyle iş tutmuşlardır. Esnafı duyan yoktur. Çiftçiyi gören yoktur. Memuru, işçiyi, emekliyi dikkate alan yoktur. Vatandaşlarımızın ekmeği pahalanmış, mutfak masrafları kabarmış; fakat iktidar bu gerçeklere yüzünü dönmüştür. Erdoğan ve yandaşları artan döviz fiyatlarından dolayı iyice zenginleşmişlerdir. Haram dolar ve avrolardan oluşan hazineleri de adeta darphane gibi para basmıştır. Havuzlar dolmuş taşmış, rüşvet çeşmeleri, hırsızlık kanalları gürül gürül akmıştır. Türkiye darboğazdadır. Türkiye fasit bir dairededir. Milliyetçi Hareket Partisi milleti ve ülkesi için korkusuzca mücadele edecek, Türkiye’yi AKP’den kurtaracaktır.Bu itibarla çok çalışacağız, çok uğraşacağız, çok gayret edeceğiz.”“TÜRK MİLLETİ, BÖLÜNMEYECEĞİNİ 7 HAZİRAN’DA İSPATLAYACAKTIR”Partililere seslenen Bahçeli sözlerini şöyle tamamladı:“Vatandaşlarımız seçim bölgelerinizde sizlerle kucaklaşmayı beklemektedir. Onlara ulaşınız, onlara mesaj, ilke ve hedeflerimizi özen ve özgüven içinde anlatınız. Aziz milletimiz TBMM’nin 24.Döneminde bizlere muhalefet görevi vermişti; inanıyorum ki gelecek dönemde de iktidara taşıyacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’ne artan teveccühün, yoğunlaşan destek ve ilginin hepiniz farkında olunuz. Bu bilinçle uyku orucundan ayrılmayınız, çalışmanın kölesi olmaktan yılmayınız. Zira Türkiye’nin Milliyetçi Hareket Partisi’ne ihtiyacı vardır. Sabahın ayazında uyanan yavrularımız için başarmak zorundayız. Okul harçlığını karşılamak için simit satan çocuklarımıza, tarlasında güneşten kavrulmuş borçlu çiftçilerimize, işsizlikten bunalmış biçarelerimize, mazlum ve mağdurlarımıza müjde vermek için iktidar olmalıyız. Emeklimizi güldürmek için koşmalıyız. Yetimlerimizi sevindirmek için çırpınmalıyız. Türkiye için iktidara talibiz. Türk milletinin dirliği ve esenliği için iktidara ulaşmalıyız ve mutlaka da ulaşacağız. Sizler, Türkiye’nin ağırlaşan sorunlarını, bu sorunlara yol açan faktörleri, müsebbipleri her zeminde söyleyiniz, partimizin düşündüğü çözüm yollarını sabırlar aktarınız. Giderek ağırlaşan ekonomik gelişmelerin hayata nasıl yansıyacağını, sorumlularının kimler olduğunu, olumsuz gelişmelerin nelere yol açacağını ve aileleri nasıl etkileyeceğini önemle vurgulayınız. Ve bu konulardaki bütün birikimlerinizi ve tecrübelerinizi aynı zamanda teşkilat mensuplarımızla paylaşınız ve sağlam bir işbirliği içine giriniz.Türk milleti, Yıkım taşeronlarına, ihanet odaklarına, İşbirlikçi lobilere, kötü adamlara rağmen, Ve Erdoğan’a, Davutoğlu’na inat ayrışmayacağını çatışmayacağını ve bölünmeyeceğini 7 Haziran’da ispatlayacaktır.”
Reklam