İstanbul İçin Fırtına ve Sürekli Yağış Uyarısı
Meteoroloji, İstanbul ve Marmara'nın doğusunda kuvvetli poyraz ile sürekli yağış uyarısında bulundu.Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da bugün sabah saatlerinde başlayacak yağışın, geceye kadar aralıksız ve kuvvetli poyraz fırtınasıyla devam etmesi, metrekareye 25-50 milimetre arasında yağış düşmesi bekleniyor.Fırtına ve sürekli yağmurun meydana getirebileceği olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.İDO'dan sefer iptaliİstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), hava muhalefeti nedeniyle bugün yapılması planlanan iki seferini iptal etti.İDO'nun internet sitesinde yer alan duyuruya göre, bugün 07.30 Bandırma-Yenikapı-Bostancı Deniz Otobüsü ile 08.00 Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı-Kadıköy Deniz Otobüsü seferleri yapılamayacak.Muhabir: Esra Altınmakas | AA
Michael Jackson Hakkında Az Bilinen 100 Kısa Bilgi
Patentini aldığı icadı neydi, neden beyazlaşıyordu, beslediği ilginç hayvanlar nelerdi, ne kadar albüm sattı, kırdığı rekorlar nelerdi, müzikten ne kadar para kazandı, hangi takımı tutuyordu...Dünya’nın en tanınmış kişilerinden bir olan Michael Jackson’ın fazla bilinmeyen pek çok yönü de vardı. İşte ‘Popun Kralı’nın az bilinen 100 özelliği
Aday Oldukları İlde Partilerini Şaha Kaldıracak 10 Bilim İnsanı
Bir önceki galerimizde 'Aday Oldukları İlde Partilerini Şaha Kaldıracak 7 Hogwarts'lı Aday Adayı'nı listelemiştik.Ama sihirle, büyüyle bile bu ülke'deki sistemin düzelmeyeceğini anladık.Bu yüzden düşündük taşındık, pozitif bilimler dururken büyüden, üfürükçüden medet ummamayı, bizi seçeceklerin bilim insanları olması gerektiğine karar verdik.Gelin hep beraber bakalım,Hangi ünlü bilim insanı hangi partiden aday olarak gösterilmiş.Bir önceki galerimiz için;
Her Göztepeli'nin Bilmesi ve Yapması Gereken 20 Şey
1925 Yılında Altay’ın yaptığı bir seyahat sırasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle kulüpten ayrılan bazı futbolcular, seyahat dönüşü vapur iskelesi yanındaki Mez Gazinosunda toplanarak Göztepe semtinde bir spor kulübü kurmaya karar verirler. 14 Haziran 1925’te yapılan kongrede Göztepe Spor Kulübü kurulur. Kulübümüzün ilk resmi adresi Mithatpaşa Caddesi 1091’dir. O gün yapılan ilk kongrede Göztepe’nin Fahri Başkanlığına o günün Valisi Kazım Dirik seçilir. Kuruluş Kongresinde kulübün adının bulunduğu semtin adı olan “Göztepe” ismini almasına ve renklerinin sarı ve kırmızı , formasının çubuklu olmasına karar verilir. Göztepemiz 1967 yılında halen merkezimiz olan Mithatpaşa Caddesi 1170 nolu adrese taşınır. Kulübümüzün ilk yönetim kurulunda Fehmi Simsaroğlu, Turan Dirik, Mühendis Aziz Bey, Mustafa Bey, Murtaza Bey, Şerif Bey, Alaaddin Bey, Ahmet Özgirgin, Adil Burgöz, Muammer Akar, Nüzhet Bandak, Ahmet Serimoğlu, Kenan Bey, Nebil Çobanoğlu ve Cevat Bey görev alırlar.Göztepe tarihinin ilk efsane ismi Fuat Göztepe, 1931 yılında Altay’dan Göztepe’ye geçmiştir. Soyadını Kulübünden alan Fuat Göztepe 5 kez Milli Takım formasını da giymiştir. Kulübümüzün kurulduğu yıllarda ulusal müsabakalar olmadığından Göztepe’miz Mahalli Lig müsabakalarına katılmıştır. 1937 yılında dönemin Vali'sinin emriyle İzmirspor ile birleşip Doğanspor adı alır. O sezonda Doğanspor adıyla Mahalli Lig şampiyonu olan Göztepe'miz, Vali'nin tayininin çıkmasıyla tekrar Göztepe adıyla faaliyetlerine devam eder. 1940’lı yıllara Mahalli Lig'de damgasını vuran Göztepe'miz, 1941,1942,1943,1945 ve 1949 yıllarında toplam 5 kez İzmir Mahalli Lig Şampiyonu olur. 1950 senesinde final gruplarında rakiplerini yenen Göztepe’miz “TÜRKİYE ŞAMPİYONU' unvanı ile ilk ulusal başarısını kazanır. Aynı sene Başbakanlık Kupası’nda, Fenerbahçe ile yaptığı karşılaşmada 2-1 yenilir. 1959 yılında Türkiye Profesyonel Birinci Ligi’nin kurulması ile birlikte Göztepe'miz İstanbul, Ankara ve İzmir’den seçilen 16 takım arasına girer. İlk yıllarda orta sıralarda yer alan bir takım hüviyeti taşıyan takımımız bu dönemde ilkeli ve tutarlı yönetimiyle efsane takımının altyapısını oluşturdu. Göztepe Efsanesi esas olarak 1960’lı yıllarda oluşur. Efsane takımı oluşturan yöneticilerimiz, teknik direktörümüz ve futbolcularımız o dönemde aşağıdaki başarılara imza attı : - Avrupa Fuar Şehirleri Kupasında Çeyrek Final (1967 – 1968)- Avrupa Fuar Şehirleri Kupası Yarı Final 1968 – 1969 (Şimdiki UEFA Kupası)- 2 Türkiye Kupası Şampiyonluğu (1968 - 1969, 1969 – 1970)(1967-68 Sezonunda Altay ile oynanan final karşılaşması 2-2 sonuçlanır.Kura sonucu kupayı Altay kazanır)- 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası (1969- 1970)( F.Bahçe’yi 3-1 yenerek)Göztepe'miz 1976-1977 yılında 18 yıl aralıksız mücadele ettiği Türkiye Birinci Ligi’nden 2. Lig’e düşer. 1977-1978 sezonunda 2.lig şampiyonu olup yeniden Türkiye 1. ligine döner. İki sezon Türkiye 1.Liginde oynayan Göztepe’miz ne yazık ki 1979-1980 sezonu sonunda bir kez daha 2.lige düşer. 1980-1981 sezonunda yeni bir başarı gelir ; Ligi şampiyon olarak bitirir ve Türkiye 1.ligine yükselir. Ancak Göztepe’miz yeni bir başarısızlık ile karşı karşıya kalır ve 1981-1982 sezonunda 2.lige düşer 2.Lig’de 18 yıl mücadele edilir.1997 yılında Dinç Bilgin yönetimi Göztepe Spor Kulübü Futbol Takımının Türkiye Birinci Lig özlemini 1998-1999 sezonunda sona erdirir. Ancak 1999- 2000 sezonunda Türkiye 1. Ligi’nde başarılı olamayan takımımız yeniden 2. Lig’e düşer. Bir sonraki sene tekrar Birinci Lige çıkma başarısı gösteren futbol takımımız, 2001-2002 ve 2002-2003 sezonlarını Süper Lig’de tamamlar.2002-2003 sezonu sonunda son kez oynadığı Süper Lig’e veda eden Göztepe’de tam bir çöküş başlar. 2003-2004 yılında 2.lig A kategorisine veda eden Göztepe’miz, ertesi yıl 3.lige düşer. 2005-2006 sezonunda zor da olsa 3.ligde kalan Göztepe’miz, 2006-2007 sezonu sonunda tarihinde ilk kez profesyonel liglere veda eder. Borçları nedeniyle transfer yasağı konan, tüm mallarına haciz gelen, elektrik ve suyu kesilen Göztepe, Ağustos 2007’de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkartılır. Yapılan ihale sonucu Altınbaş Holding Göztepe’mize sahip çıkarak efsaneyi yeniden canlandırmak için çalışmalara başlar.2007-2008 sezonunu tarihinde ilk kez amatör ligde geçiren Göztepe’miz sezon sonunda yeniden Profesyonel Lig’e döner. 2008-2009 sezonuna TFF Üçüncü Ligi’nde start verir.2008-2009 sezonunda 3. Lig 2. Grupta mücadele eden Göztepe’miz, 2008-2009 sezon sonunda T.F.F. 3. Ligi Yükselme Grubunu birinci sırada bitirerek T.F.F. 2.Ligi'ne şampiyon olarak çıkar. 2009-2010 Sezonunda 2.Lig’te Yükselme Grubu'na kalan Göztepe’miz burada 8.olunca 1.Lig'e çıkamaz. Ancak 2010-2011 sezonu gene başarı ile biter. 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Göztepe’miz ligi lider bitirerek 2010- 2011 sezonunda Bank Asya 1.Lig'e yükselir. 2011-2012 sezonunda Bank Asya 1.liginde mücadele eden Göztepemiz ligi 41 puanla 13.sırada bitirdi. 2012-2013 sezonunda PTT. 1 ligden Spor Toto 2.lige düşen Göztepemiz’de Başkanlık koltuğuna Hüseyin Altınbaş oturdu. 2013-2014 sezonunda Hüseyin Altınbaş’ın başkanlığında Spor Toto 2.ligde mücadele eden Göztepemiz şampiyonluğu 1 puanla elinden kaçırdı. Şampiyonluğu 1 puanla kaçıran Göztepemiz Play Off mücadelelerinde yarışmaya hak kazandı. Play Off karşılaşmalarının ilk maçında Kartalspor’u deplasmanda 1-0 yenen Göztepemiz, İzmir’de de Kartalspor’u 2-0 mağlup ederek yarı finale çıktı. Yarı finalde Hatayspor’la karşılaşan Göztepemiz deplasmanda Hatayspor’a 2-0 mağlup oldu.  Göztepemiz rövanş karşılaşmasında Hatayspor’u 3-1 yenmesine karşın bu skor turu atlamaya yetmedi.2013-2014 sezonunun bitimi ile Göztepemiz’de başkan değişikliği yaşandı.  Sayın Mehmet Sepil 2014-2015 sezonu itibarıyla Göztepe Spor Kulübü Başkanlık görevine başladı.
Cumhuriyet Yazarlarına Charlie Hebdo Karikatürü Nedeniyle Hapis İstemi
Charlie Hebdo dergisinin Hz. Muhammed olduğu iddia edilen karikatürünü köşelerinde yayınladıkları gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesi yazarları Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya hakkında ''halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama'' suçundan ayrı ayrı 4,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.İddianamede, bin 280 kişi müşteki sıfatıyla yer aldı. İddianameden: 'Şüphelilerin köşelerinde yer verdikleri karikatürün ilk bakışta bile dini İslam olan birey veya toplumun büyük bir kısmının benimsediği değerleri aşağılama kastı ile yayımlandığı açıktır. İslam dininin peygamberine yönelik aşağılama ve küçük düşürme kastı ile çizilen karikatürün toplumsal barışı ve kamu düzenini bozmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır.'İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Charlie Hebdo dergisinin Hz. Muhammed olduğu iddia edilen karikatürünü köşelerinde yayınladıkları gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesi yazarları Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya hakkında ''halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama'' suçundan ayrı ayrı 4,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Vedat Yiğit, Charlie Hebdo dergisinin Hz. Muhammed olduğu iddia edilen karikatürü Cumhuriyet gazetesindeki köşelerinde yer veren Karan ve Çetinkaya hakkındaki soruşturmasını tamamladı.Karan ve Çetinkaya'nın ''şüpheli'', bin 280 kişinin de 'müşteki' sıfatıyla yer aldığı 38 sayfalık iddianamede, asliye ceza mahkemesine sunuldu.İddianamede, Çetinkaya ve Karan'ın 14 Ocak tarihli köşe yazılarında, Fransa'da faaliyet gösteren 'Charlie Hebdo' dergisinde yayımlanan Hz. Muhammed'e ait olduğu iddia edilen, 'beyaz sarıklı, sakallı, uzun burunlu, burnunun her iki yanında aşağıya doğru sarkan ağız ve sakalı ile elinde beyaz bir döviz üzerinde Je Suis Charlie (Ben Çarliyim) yazan beyaz giysili' kişinin tasvir edildiği karikatüre yer verdikleri anlatıldı.Yazarların köşe yazılarına ve savcılıkta alınan ifadelerine yer verilen iddianamede, söz konusu karikatürün Charlie Hebdo dergisinde yayımlanmasının tüm dünyada yankı uyandırdığı vurgulandı.İddianamede, 7 Ocak'ta dergiye yönelik silahlı saldırıda 12 kişinin hayatını kaybettiği ve 11 kişinin de yaralandığı anımsatılarak, her iki olayın da dünya basınında geniş yer bulduğu ve toplumsal hareketlere neden olduğu belirtildi.Olayların tüm sıcaklığı devam ederken şüphelilerin köşe yazılarında söz konusu karikatürü yayımladığı hatırlatılan iddianamede, 'Avrupa ülkesi Fransa'da yaşanan böyle bir olayın ardından çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde aynı karikatürlerin yayımlanmasının sonuçlarının öngörülememesi mümkün değildir'' denildi.Karikatürün yayımlanmasında herhangi bir kamu yararının bulunmadığı gibi düşünce özgürlüğü kapsamında da değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı kaydedilen iddianamede, karikatürlerin yayımlanmasının ardından gazete binası önündeki gösterilerde bazı kişilerin gözaltına alındığı aktarıldı. İddianamede, bu gösterilerle karikatürün yayınlanmasının toplumsal harekete dönüştüğü ve kamu barışının bozulması için elverişli bir ortamın yaratıldığı kaydedildi.''Peygamberin tasviri hiç yapılmadı''İddianamede, yaklaşık 1400 yıllık geçmişi olan İslam dininde bir Müslüman kişi, kurum veya kuruluş tarafından Hz. Muhammed'in tasvirinin yapılmadığı hatta bir çok dini filmde de seslendirmesinin dahi kullanılmadığı vurgulanarak, şu görüşlere yer verildi:'Bu hali ile yaklaşık 1400 yıllık geleneğe dönüşerek İslam Peygamberi'nin herhangi şekilde tasvir veya seslendirmesinin hakaret olarak algılanmasında herhangi bir İslam ulemasının beyanına gerek olmadığı gibi Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinde belirtilen 'dini değerler' kriterlerine dahil olduğu açıktır. Her ne kadar şüpheliler, mevcut karikatürün yayınlanmasının basın ve ifade özgürlüğü anlamında değerlendirilmesi gerektiğini beyan etmişlerse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 'din ve vicdan özgürlüğü', 'düşünceyi açıklama ve haberleşme özgürlüğü'nün ayrıntılı olarak ele aldığı, düşünce açıklama ve haberleşme özgürlüğünden bahsederken din ve vicdan özgürlüğünün bir kenara bırakılamayacağı, salt anlamda evrensel değerlerdeki bir özgürlüğün diğer özgürlüklere üstünlüğünün söz konusu olamayacağı anlaşılmıştır.Bu anlamda bütün dünyada semavi olsun veya olmasın, ideolojik veya düşünsel anlamda insanlar tarafından kutsal sayılan değerlerin kişisel, toplumsal ve devletsel anlamda gerekli saygıyı görmesi gerektiğinin herkes tarafından bilinmesinin zorunlu olduğu, büyük ekseriyeti Hristiyan dinine mensup Avrupa kıtasında bulunan Fransa ülkesindeki İslam peygamberine izafeten çizilen ve onu aşağılayan karikatürün, bireysel veya toplumsal anlamda oluşturacağı algı ve tepki şekli ile tamamına yakını Müslüman olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ndeki şeklinin aynı olmasının beklenmesi izahtan varestedir.''
Reklam
Kocasakal'dan Erdoğan'a: 'Kartallar Yüksek Uçar Ama Çakılmaları da Şiddetli Olur'
İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Baro Başkanlığı binasında, yanında Yönetim Kurulu üyeleri olduğu halde basın toplantısı düzenleyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün “Muhtarlar Toplantısı'nda kendisine yönelttiği eleştirilere cevap verdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Muhtarlar Toplantısı'nda şahsı ve avukatlarla ilgili bazı sözler sarf ettiğini kaydeden Kocasakal, “Oysa öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasa'nın 103. maddesi uyarınca edilen tarafsızlık yemini ve 104. maddede belirtilen görev ve yetkiler karşısında, özellikle genel seçimlere gidildiği bir süreçte, muhtarlarla toplantı yapmak suretiyle ve bunu kullanarak, siyasi gündeme ilişkin taraflı değerlendirme ve siyasi propaganda yapmak, Cumhurbaşkanı'nın anayasal görev ve yetkileri arasında bulunmamaktadır. Bu durum Anayasa'ya açıkça aykırıdır' dedi.'EY CUMHURBAŞKANI!'Erdoğan'ın kendisine hitap ettiği şekliyle hitap edeceğini söyleyen Kocasakal, “Ey Cumhurbaşkanı! Benim için iyi bir şey söylese zaten şaşırır ve kendimden şüphe ederdim. Kendisi her gün yaptığı açıklamalarla ülkeyi germeyi, toplumu parça parça bölerek kamplaştırmayı, kişileri ve kurumları hedef göstermeyi herhalde iyi bir şey zannediyor, ama ülkeye büyük zarar veriyor. Anayasayı, hukuku tanımıyor, kendisini her şeyin üzerinde görüyor ve zannediyor. Kartallar yüksek uçar ama çakılmaları da şiddetli olur…. Sanırım kendisini halen Başbakan zannediyor. Birilerinin kendisine artık Başbakan olmadığını, ettiği yemin ışığında tarafsız olması gereken bir Cumhurbaşkanı olduğunu hatırlatmasında yarar bulunmaktadır' diye konuştu.'ELİMİZDEN GELEN HER ŞEYİ YAPTIK'Savcı Mehmet Selim Kiraz ile 2 teröristin öldüğü rehine operasyonuna değinen Ümit Kocasakal, olay yerine kendiliğinden gitmediğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:“Faillerin bazı kişilerle birlikte beni talep ettikleri bilgisinin Başsavcılıkça tarafıma iletilerek yapılan davet ve rica üzerine, bir zorunluluğum bulunmadığı halde, insani ve vicdani bir görevi yerine getirmek üzere gittim. Sonuçlarını da hiç düşünmedim. Nitekim konuşmada açıkça güvenlik güçlerinin her yola başvurarak Baro Başkanı'nı ve babayı getirttiğini, görüştürdüğünü bizzat kendisi ifade ediyor. İnsan yaşamı söz konusuyken, hesap yapılmaz. Bugün olsa yine yaparım. Vicdanen müsterihim. Çünkü bu süreçte gerek ben, gerekse avukat meslektaşlarım elimizden gelen her şeyi yaptık. Bunun şahitleri de var. Nitekim bu nedenle gerek sayın İstanbul İl Emniyet Müdürü, gerekse Başsavcılık şahsıma teşekkür etmişlerdir. Teşekküre gerek olmamakla birlikte, ben de kendilerine teşekkür ediyorum. Elbette başarılı olmak, netice almak isterdim ama, elimde sihirli bir değnek maalesef yok. Ancak emniyet görevlileri de görüştü, peki onlar netice aldılar mı? Netice almanın bir garantisi mi var? Benim suçu önleme, suçla mücadele gibi bir görev ve yetkim mi mevcut? Yoksa o görev siyasi iktidarlara, savcılara ve emniyet kuvvetlerine mi ait ? Kaldı ki benim sözlerim çok dinleniyor olsa, bugün ülkedeki bu hukuksuzluklar olmazdı… Saldırı ile ilgili yaklaşımımız ve açıklamalarımız ise ortadadır. Üstelik bizimkisi timsah gözyaşları da değildir.''BANA ESKİ TÜRKİYE'Mİ GERİ VERİN'Kocasakal, şöyle devam etti:“Benim bütün avukatları temsil etmediğim, yargı oylarının üçte birini temsil ettiğim iddiasına gelince; herhalde burada bir matematik hatası var. Kendisi, aldığı yüzde 52 oyla ne kadar milleti temsil ediyorsa, ben de aldığım yüzde 67 oyla o kadar İstanbul Barosu avukatlarını ve baroyu temsil ediyorum. Bu çerçevede yargı adına değil, şerefli cübbem vesilesiyle yargının kurucu unsurlarından birisi olan savunma adına konuşuyorum ve konuşmaya da devam edeceğim. Hesap vereceğim tek yer de avukatlardan oluşan İstanbul Barosu Genel Kurulu'dur. Türkiye'de sorun cübbelilerin ülke gündemi ile ilgili olarak konuşması değil, cübbesiz olanların ve asla giyemeyecek olanların cübbe giymeye, yargı rolüne soyunmalarıdır. Yeni Türkiye'ye gelince, Anayasanın ve hukukun askıya alındığı, toplumun ayrıştırılarak birbirine düşman edildiği, yalan, talan, gerginlik ve kaosun hüküm sürdüğü, dış politikada bataklığa saplanıldığı, gelecekten endişe duyulan Yeni Türkiye'niz alın, sizin olsun. Bana eski Türkiye'mi geri verin.''AMAÇ BAROLARI YIPRATMAK'Kimsenin, avukatların hiçbir dahli olmadığı ve avukatlarla ilgisi olmayan bir olayı avukatların üzerine yıkamayacağını söyleyen Kocasakal, “Tekil örneklerden hareketle, onları birer potansiyel suçlu gibi göremez. Bundaki amaç, bir yandan hedef saptırarak sorumluluğun gizlenmesi çabası, öte yandan da hukuk devletinin en önemli güvencesi, hukuksuzlukların önünde de en büyük engel olan savunmayı, avukatları ve baroları yıpratmaktır. Yaşanan elim olayın sorumluluğu, cübbenin altına gizlenemez. Esasen bu denli büyük bir cübbe de bulunmamaktadır. Bugün bu olaydan hareketle bilinçaltlarında gizledikleri avukat düşmanlığını ortaya koyanlar, yarın bir gün kendilerine de savunma ve adil yargılanma hakkı, dolayısıyla avukat gerekeceğini bilmelidir. Yakın geçmişte ve günümüzde bunun pek çok örneği bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, kimse sarayları birbirine karıştırmasın. Ak-saray ile adalet sarayı birbirinden farklıdır. Adalet saraylarının gerçek sahibi avukat-hakim ve savcıdan oluşan yargı camiasıdır. Dünyanın her demokratik ülkesinde avukatların adliyelere girişlerinde birtakım ayrıcalıkları ve güvenceleri vardır. Evrensel düzenlemelere dayanan bu güvenceler, avukatlar için değil, haklarını savundukları müvekkilleri, yani yurttaşlar için gereklidir' şeklinde konuştu.Kocasakal, sözlerini, “Cumhurbaşkanı bu tarz konuşma ve yaklaşımları ile insanları tahrik, hukuku tahrif ve tağyir etmektedir. Ancak bilinmesini isterim ki, bu tür hedef göstermeler, hedef saptırmalar, üstü kapalı tehditler, beni ve İstanbul Barosu'nu doğru bildiğini yapmaktan ve söylemekten, hukuk devleti ve demokrasi mücadelesinden alıkoyamaz. Bizler bir yemin ettik ki dönemeyiz, dönmeyiz. Ettiğimiz yemini çiğnemeyiz. Bunun için gerekirse her türlü bedel ödemeye hazırız. Tarih herkesi hak ettiği yere koyacaktır' şeklinde tamamladı.DHA
Bu Bukalemuna Dikkatli Bakın! Bu Bukalemun Aslında Bir Bukalemun Değil; 2 Kadın!
Fazlasıyla yetenekli vücut boyama sanatçısı İtalyan Johannes Stötter; vücutlarını boyadığı kadınlarla hazırladığı görsel şölenle görenleri şaşkına çeviriyor. Çünkü bukalemun sandığımız şey aslında iki kadının yarattığı bir göz yanılması. Bunun farkında vardığınızda ise Johannes'in o göz alıcı sanatıyla karşı karşıya kalıyorsunuz.2012 yılında Dünya Vücut Boyama Şampiyonu olan Johannes'in tam yarattığı bu illüzyonu görenler gerçekten hayret ediyor; bukalemun vücuduna saklanan iki kadına bir bakan bir daha bakıyor. İşte o bukalemun...
Reklam
Gördüğünüzde Her Şeyin Yavrusu Güzel Diyeceğiniz Avustralyalı Minik Yarasalar
Kundağa sarılmış minik yarasa yavrularından daha tatlı ne olabilir ki şu yalan dünyada? Anneleri ölen bu minik yavrulara Avustralya Yarasa Kiliniği ve Doğal Yaşam Travma Merkezi sahip çıkıyor hatta klinik bu bebeklere sahip çıkmakla kalmayıp yetişkin yarasaları da bir çok hastalıktan kurtarıp onlara ev sahipliği yapıyor. Bu küçük battaniyeler yalnızca sevimli gözükmek adına yapılmıyor çünkü annelerinin kanatlarından mahrum kalan yavru yarasaların sıcak bir kucağa ihtiyacı var.Yarasalardan korkuyorsanız; bu minik bebeklerin fotoğraflarını gördükten sonra yeniden düşüneceksiniz, bizden söylemesi...
Putin'den Yunanistan'a 'Türk Akımı' Daveti
Derin mali krizdeki Yunanistan çıkış yolu arıyor. Başbakan Çipras kritik ziyaret için Moskova'da. Avrupa ziyareti kaygıyla izliyor. Rusya'ya yönelik yaptırımlara karşı çıkan Çipras yeni sayfa açmaya geldim dedi. Putin de Atina'nın Türk gazı projesine dahil olması halinde kredilerini ödeyebilir mesajı verdi. Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmesinde Türk Akımı ile ilgili Rusya’nın önerilerini değerlendirdi.Türk Akımı isminin kendilerine hoş gelmediğini ifade eden Tsipras, “Türk Akımı doğalgaz boru hattı ismi Yunanistan’da kulağa hoş gelmiyor. Ancak projenin Yunanistan ve Türkiye arasında ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyorum.” dedi.Ortak basın toplantısında konuşan Putin, Güney Akım’ın iptalinin ardından Türkiye üzerinden inşa edilecek Türk Akımı’nın Yunanistan açısından önemli bir fırsat olacağını söyledi. Anlaşma konusunda net bir şey söylemenin henüz zor olduğunu, kurumsal düzeyde çalışmaların yapılacağını ifade eden Putin, Yunanistan’ın projeye katılıp katılmayacağı ile ilgili kararın kendilerine ait olduğunu belirtti.Rusya Devlet Başkanı Putin, söz konusu proje ile Yunanistan’ın jeopolitik statüsünün artacağını, Avrupa ’nın güneyi ve merkezi için transit ülkeye dönüşeceğini ve yıllık yüz milyonlarca avro kazanacağını ifade etti.Türkiye sınırından Yunanistan’a uzanacak doğalgaz boru hattının hem Yunanistan enerji ihtiyacını karşılayacağını, hem de Avrupa’nın enerji güvenliğini artıracağını kaydeden Tsipras, proje konusunda Yunanistan ve Avrupa Birliği yasaları ile uygun hareket etmek zorunda olduklarını hatırlattı. CNN Türk
Fenerbahçe Saldırısında Failler Hâlâ Meçhul
Türkiye'yi ayağa kaldıran saldırının üzerinden dört gün geçti ama soruşturmada önemli bir ilerleme sağlanamadı. Vali'nin 'deliller, bulgular, büyük ipuçları var' açıklamasının altı henüz doldurulamadı.Fenerbahçe kafilesine yönelik silahlı saldırı soruşturmasında gözaltına alınan iki şüpheli Nihat S ve Emre A 48 saat dolmadan delil yetersizliğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Haberi kamuoyuna Sürmene Belediye Başkanı Rahmi Üstün duyurdu.Salı sabahı saat 07:13’de gözaltı haberini duyuran Trabzon Valisi Abdil Celil Öz ise herhangi bir açıklama yapmadı.Şüphelilerin avukatı Turan Çelik ise Al Jazeera’ye “Müvekkillerim suçlamaları kabul etmiyor. Zaten ortada somut bir delil yok. Tüfekteki izler örtüşmüyor” demişti. Çelik şüphelilerin neden gözaltına alındığı sorusuna, “Onu gözaltına alanlara soracaksınız” diye yanıt vermişti.‘Büyük ipuçları’ mı?Vali Öz 7 Nisan sabahı, saldırının yaşandığı 4 Nisan gecesinden 7 Nisan sabahına kadar yaptığı her şeyi basın karşısında tek tek anlattıktan sonra saldırının av tüfeğiyle gerçekleştirildiği bilgisini verdi. Ardından da iki şüphelinin gözaltına alınması sürecini anlattı ve gazetecilere ' büyük ipuçları, deliller ve bulgular' olduğunu söyledi:“Alan çalışmaları, deliller, tanıklar, istihbaratlar ve diğer çalışmalarla beraber sabaha doğru 2 kişi üzerinde yoğunlaştık. Bu iki kişiden birisinin otobüsle beraber konvoyla Rize'den intikal eden, bir kişinin de silahlı saldırıyı gerçekleştiren kişi olduğu yönünde bulgular vardı ve bu iki kişiyi sabah erken saatlerde aldık. …. Deliller, bulgular, olay yerindeki araç, plaka ve diğer ibarelerin bu iki kişiyi doğruluyor. … Tahkikat devam ediyor ve bu iki kişinin büyük oranda olayın failleri olduğunu değerlendiriyoruz. … Bulgular var ancak dediğimiz için alan çalışmaları, teknik bilgiler, deliller, görgü tanıkları ve bölgede aldığımız ifadeler, bunların bu işin faili olduğu yönünde büyük ipuçları veriyor'Vali “büyük oranda olayların failleri olduklarını değerlendiriyoruz”, “büyük ipuçları” gibi ifadeler kullandı. Ancak gazetecilerin soruları üzerine henüz şüphelilerin parmak izlerinin alınmadığı, telefon trafiklerinin kontrol edilmediği de anlaşıldı.Vali Öz şüphelilerin konvoydaki aracının görüntülere takıldığını belirtti, bazı televizyonların çekimlerinde o kişiyi olay yerinde olduğunu teyit eden görgü tanıklarının bulunduğunu da ekledi.‘Vali ne söyleyecek, merak ediyorum’Şüphelilerin aileleriyse seslerini duyurmaya çalıştı. Emniyetin önünde gelişmeleri takip eden Nihat S.'nin amcası Dursun S. yeğeni ile teyze oğlunun haksız yere gözaltında tutulduklarını öne sürmüş ve Vali’nin iki şüpheliyi daha ortada net bir şey yokken suçlu ilan ettiğinden yakınmıştı:“Ellerinde ne delil var? Nihat, Trabzon ile Sürmene arasında dolmuşçuluk yapıyor. Hat kiralamış, üç çocuğunun nafakasının peşinde. Olay akşamı, teyze uşağı Emre Rize’den geliyor. O da otobüsçülük yapıyor zaten. Nihat, Emre’yi telefonla arıyor buluşmak için. İki kuzenin buluşmasından daha doğal ne olabilir? Emre de yaklaştıkça telefonla buradayım, şuradayım diye bilgi veriyor. Sürmene girişinde olayı gören Emre durup fotoğraf çekiyor. Yeğenlerimin bu olayla ilgisi bundan ibaret. Ne parmak izi var, ne başka bir şey. Köprü dibinde bir tane çift kırma uyduruk tüfek bulmuşlar. Ne olmuş, kim atmış onu oraya belli değil. … Sayın Vali çocuklarımızı daha ortada net bir şey yokken suçlu ilan etti basının önünde. Şimdi bu çocuklar serbest kalırsa ne söyleyecek çok merak ediyorum.”Şüphelilerden Emre A 'nın eniştesi Ömer Yıldızbaşoğlu da akrabalarının suçsuz olduğunu anlatmaya çalışıyor ve medyaya “saldırganların İstanbul bağlantısı olarak anlatılan seyahatin bir hasta ziyareti olduğunu belirtiyordu:“İki gündür araştırıyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Ama ortada ne var? İstanbul bağlantıları araştırılıyor diye bir şey attılar ortaya. Oysa bu çocukların bir teyzeleri Avusturya’da kanser hastası. İki ay önce İstanbul’a geldi. Tüm aile hatta benim eşim de dahil İstanbul’a gitti, teyzeleriyle buluşup helallik aldılar. Şimdi bu son derece insani bir durumu bile sanki bir örgüt bağlantıları varmış gibi sunuyorlar. Herkesi vicdanlı olmaya davet ediyorum.”Fenerbahçe kafilesine düzenlenen saldırının üzerinden dört gün geçti. Ligler bir hafta ertelendi. Fenerbahçeli futbolcular Sürmene’den geçerken otobüse av tüfeğiyle ateş açan saldırganlar hâlâ bulunamadı.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
80 Bin The Interview DVD'si Balonlarla Kuzey Kore'ye Bırakıldı
Güney Koreli bir aktivist, Kuzey Kore'nin diktatör liderini konu alan The Interview filminin DVD'lerini helyum balonlarıyla ülkeye dağıttı.2014'ün Aralık ayından bu yana çok fazla gündeme gelen ve Sony'nin hacklenmesine sebep olan The Interview filmi, tüm siber saldırılara ve tehditlere rağmen internet üzerindenyayınlanmıştı. Kuzey Kore'nin yönetim şeklini ve dolayısıyla diktatör olarak tanımlanan lideri Kim Jong-un'u konu alan film, şimdi de bir aktivistin gerçekleştirdiği ilginç bir olay ile tekrar gündeme geldi.Ayrıca Bkz: Tüm Detaylarıyla 'Sony Pictures' Hack SkandalıGüney Koreli Lee Min-bok adında bir aktivist, The Interview filminin DVD'lerini balonlara yerleştirerek, yasaklar ülkesi olarak bilinen Kuzey Kore'nin semalarından aşağıya bıraktı. Güney Kore ile Kuzey Kore sınırında hazırlanan balonlar ile 80 bin DVD'yi ülkeye dağıtan aktivist bir anda gündeme oturdu.CNN'e konuşan Lee Min-bok, rejimin bu filmden nefret ettiğini; zira filmin Kim Jong-un'u bir tanrı olarak değil insan olarak gösterdiğini belirtti.
Başbakan Davutoğlu: 'Teşvik Sistemini Yeniden Değerlendireceğiz'
Başbakan Davutoğlu, sadece il bazında değil, ilçe bazında teşvik sistemini yeniden değerlendireceklerini belirtti.ANKARABaşbakan Ahmet Davutoğlu, TOBB genel merkezinde düzenlenen 8. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası kapanış toplantısının yaklaşık 6,5 saat sürdüğünü, Hakkari’den Edirne’ye, Muğla’dan Artvin’e kadar Türkiye’nin her yerinden gelen temsilcilerden bütün Türkiye’yi dinlediklerini belirtti.Teşvik sisteminin, iller arasındaki farklı avantajların değerlendirilmesi amacıyla ortaya konulan bir mekanizma olduğunu belirten Davutoğlu, ''Hem gelir dağılımı adaletsizliklerini ve alt yapı farklılıklarını ortadan kaldırmak hem de belli alanlarda, belli sektörleri belli bölgelerde teşvik ederek, Türkiye'nin geneline ekonomik kalkınmayı yaymak... Şimdi o çerçevede teşvik sistemi uygulamasını performans değerlendirmesine tabi tutuyoruz ve sizden bugün gelen talepleri de göz önünde bulundurarak, sadece il bazında değil, ilçe bazına inecek şekilde teşvik sistemini yeniden değerlendireceğiz'' diye konuştu.Toplantının kendisi için çok faydalı bir istişare olduğunu vurgulayan Davutoğlu, toplantıda Organize Sanayi Bölgesi Kanunu'nun geçici 9. maddesindeki 'bedelsiz parsel tahsisinin' 12 Nisan 2015’ten itibaren 2 yıl daha uzatılmasının kararlaştırıldığını bildirdi.Başbakan Davutoğlu, 'Şu anda hibe ve destekte kadın girişimcilere yüzde 20, kredi garanti fonunda ise yüzde 10 ek destek sağlama kararı almış bulunuyoruz' dedi.Çözüm süreciToplantıda, kendisini memnun eden bir hususun, geçen hafta ilan edilen istihdamı ve üretimi teşvik paketinin çok kısa sürede özümsenmiş ve benimsenmiş olması olduğunu kaydeden Davutoğlu, 'Birçok konuşmacımız bu teşvik paketine atıfta bulundu. Bunun ekonomide bize katkı sağlayacağını ifade etti. Bunun, bu teşvik paketinin böylesine benimsenmiş olması bizim için çok önemli göstergedir. Bu yönde gelebilecek ek tekliflere, her zaman açığız' ifadesini kullandı.'Yine beni çok memnun eden, gerçekten ülkemizin geleceği açısından sadece ekonomik bağlamda değil siyasi bağlamda da ümitlenmemizi, ümitvar olmamızı güçlendiren husus da özellikle Güney ve Doğu Anadolu bölgelerinden gelen oda temsilcilerimizin çözüm sürecine yaptığı atıftır' diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:'Çözüm Süreci sadece siyasal bir proje değildir, kültürel proje değildir. Bugün sizlerin de ortaya koyduğu gibi büyük bir ekonomik projedir, sosyoekonomik projedir ve ülkemizin kalkınmasındaki en önemli katkı alanlarından biridir. Çevre ülkelerde etnik ve mezhep ayrımlı çatışmalarla ülkeler bir ateş hattında yaşarken Türkiye, Çözüm Süreci üzerinden, demokratik bir seçime giderken demokrasinin getirdiği olumlu ortam üzerinde bir bütünleşme, bir araya gelme, kenetlenme dönemi yaşıyor. 6-7 Ekim olaylarından sonra yine bu salonda, Doğu ve Güneydoğu’dan gelen oda başkanlarımızla buluşmuştuk. O günkü bazı karamsar yorumların kısa zamanda nasıl dağılmış olduğunu, nasıl tekrar bir heyecan ve güvenin bölgeye yayılmış olduğunu görmekten büyük memnuniyet duydum. Gün bugündür. Bu ülkenin geleceğini bu ülkenin etnik ve mezhebi bakımdan hangi kökenden gelirse gelsin bütün vatandaşların refahını düşünenler birlik, milli birlik ve beraberlik için ayağa kalkmalılar. Hakkari’dekiler Edirneliler ile birlikte ayağa kalkmalılar, Diyarbakırlılar Bursalılarla birlikte ayağa kalkmalı. Batmanlılar, Sakaryalılarla birlikte ayağa kalkmalılar. Urfalılar, Rizelilerle birlikte ayağa kalkmalı. Hep beraber ayağa kalkmalıyız, kenetlenmeliyiz, bütünleşmeliyiz ki bin yıllık kardeşliği teminat altına alalım. Ben bugün bu çerçevede ortaya çıkmış olan güçlü iradeyi görmekten, bizim sergilediğimiz güçlü siyasi iradenin sizler tarafından da benimsenmiş olduğunu görmekten büyük memnuniyet duydum.'Davutoğlu, 'Bütün ülkemizde her köşesinden gelmiş olan işadamlarımız bilsinler ki ülkemizin her köşesinde kamu düzeni egemen olacak' dedi.Kamu düzenini bozmak isteyen, kamu düzeni üzerinden iş dünyasını tarumar etmek isteyen, iş yerlerini yakan yıkan çabalara hiçbir zaman izin vermeyeceklerini bildiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Kamu düzenini mutlaka egemen kılacağız ve kamu düzeni üzerinden de ekonomik yatırımlarınızın garanti edilmesini sağlayacağız. Hiç tereddüdünüz olmasın. Türkiye’nin her bir santimetrekaresinde hem barış ve kardeşlik hakim olacak hem de kamu düzeni olacak. Bu konuda Doğu ve Güneydoğu’dan gelen oda başkanlarımıza gösterdikleri hassasiyet ve kararlılık dolayısıyla bir kez daha teşekkür ediyorum.''Mesleki eğitimi yeniden yapılandıralım'Oda başkanlarından bir seferberlik ilan etmelerini rica ettiğini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:''Gelin, fabrikalarınızda, iş yerinizde çalışan insanlarımızın niteliklerini güçlendirelim. Gelin, işçi ya da teknisyen ararken, rastgele arama çabasının yerine hep beraber eğitimi birlikte üstlenelim. Mesleki eğitimi, iş dünyasıyla yeniden yapılandıralım. Milli Eğitim Bakanlığı'nda yaptığım toplantıda söyledim, odalarımızdan gelecek ara eleman anlamında ne talep varsa sizler alt yapı, bina konusunda destek verin, biz insan kaynağı konusunda... Yüzde 50 resmi, yüzde 50 özel katılımlarla meslek liselerini en kaliteli hale getirelim. Nihayetinde o yetişen kaliteli insan unsuru sizde istihdam edilecek ve siz onun üzerinden markalaşma değerinizi yükselteceksiniz.''Bazı sektörlerde de dile getirilen özel projeleri aktaran Davutoğlu, 'Turizmle ulaştırmanın birleştirildiği talepler oldu. Çok doğru talepler. Antalya-Kayseri hızlı tren talebi. Antalya'nın turizm havzasını Kapadokya'nın turizm havzasıyla birleştirecek hızlı tren projesi zaten gündemimizde. Bunun en kısa zamanda hayata geçirilmesi çalışmaları sürüyor' değerlendirmesinde bulundu.Başbakan Davutoğlu, Nisan sonuna kadar da ödeneceklerin toplamının 1 milyar 383 milyon lira olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:'Tarıma destek ve hibeler konusundaki hiçbir ödemede bir günlük dahi gecikme yok. Devlet söz verdiğinde yapar. Borçlu olduğunda da vatandaşına, çiftçisine borcunu günü gününe öder. İşte devlet olmak bu demek. Dolayısıyla 2015 Nisan sonuna kadar toplam 4 milyar 952 milyon Türk lirası ödemiş olacağız. Mayıs ayında ödenecekler ise toplam 1 milyar 384 milyon Türk lirası. Mayıs ayı bittiğinde, 5 ayda toplamda yüzde 64 tarımsal destek ödemesi yapılmış olacak ve 6 milyar 400 milyon Mayıs sonuna kadar ödenecek. Devletimizin ve ülkemizin bereketi, çiftçimizin de bu anlamda semeresini almasıyla inşallah en iyi düzeye çıkarılacak.'AA
Reklam
Reklam
Time Lapse Olarak Kaydedilmiş Güneş Hareketleri
NASA'nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi( Solar Dynamics Observatory) güneşin 2011-2015 yılları arasındaki önemli hareketlerinden time lapse video yaratmış. Daha öncede 5. yılını kutlayan NDS şöyle bir videoya yer vermişti.
Banvit Avrupa'ya Veda Etti
Banvit, ULEB Avrupa Kupası yarı final ilk maçında sahasında 1 sayı farkla yendiği Khimki'ye rövanşta 93-89'lük skorla yenildi ve elendi.Tarihinde ilk kez Eurocup yarı finalinde mücadlee eden Banvit, ilk maçta 1 sayı ile yendiği Khimki’ye deplasmanda 93-89 mağlup olarak finali kaçırdı.Son 4 takım arasına giren ve çok iyi bir mücadele ortaya koyan Bandırma ekibi, son periyotta Rice’ın performansına ve verilen 19 hücum ribaunduna engel olamadı.Maça müthiş başlayıp 7-0 üstünlük sağlayan Banvit daha sonra yakalansa da farkın fazla açılmasını engelledi. Hep bir adım geride olan ve üçüncü periyotta çift haneli rakamlarla geri düşmesine karşın dış atışlarıyla dönen Banvit son periyotta 4 kısaya döndü. Eşleşmeli alan savunması yapmasına karşın hücum ribauntları veren Banvit, Rice’e bir türlü çare bulamadı. Rice’ın sorumluluk almasıyla Khimki son 4 dakikaya 15 sayı önde girdi. (87-72) Üst üste top kayıpları da gelince Khimki ‘maçı kazandım’ havasına girdi. Ancak üst üste gelen iki üçlükle son 13 saniyede fark 4′e inince Banvit yeniden umutlandı. Ancak süre yeterli olmadı ve Khimki maçı 93-89 kazanarak finale çıktı.Şampiy10
Hrant Dink Ödülü İçin Aday Önerileri Bekleniyor
15 Eylül 2015 günü yedinci kez sahiplerini bulacak olan Uluslararası Hrant Dink Ödülü için aday önerileri süreci başladı.Ödül, her yıl ayrımcılıktan, ırkçılıktan, şiddetten arınmış, daha özgür ve adil bir dünya için çalışan, bu idealler uğruna bireysel risk alan, ezber bozan, barışın dilini kullanan, bunları yaparken, insanlara mücadeleye devam etme yolunda ilham ve umut veren kişi, kurum veya gruplara verilecek. Hrant Dink Vakfı, ödülle, bu yönde çaba gösterenlere, seslerinin duyulduğunu, yaptıklarının görüldüğünü ve yalnız olmadıklarını hatırlatmayı, onlara manen destek olmayı, tüm insanları idealleri uğruna mücadeleye teşvik etmeyi amaçlıyor.Bu yılın ödülleri için aday önerileri, 30 Nisan 2015 tarihine kadar kabul edilecek.Aday önerilerini, 30 Nisan 2015 tarihine kadar başvuru formunu doldurarak ya da vakfın adresine postalayarak ulaştırmak mümkün. AGOS
Reklam