''Maçta Penaltı Vermiyorlar, Bari Burada Verin''
Spor Toto Süper Lig'in 30. haftasında Ankara'da Gaziantepspor'u ağırlayacak olan Beşiktaş, bu sabah yaptığı antrenman ile hazırlıklarını sürdürdü.Beşiktaş Nevzat Demir Tesisleri'nde yapılan idmana, çift kale maçın son saniyesinde gerçekleşen pozisyonda penaltı bekleyen Olcay Şahan 'ın isyanı damga vurdu.
Fenerbahçe'de Sivasspor Mesaisi
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 30. haftasında cumartesi günü deplasmanda Medicana Sivasspor ile yapacağı maçın hazırlıklarını bu akşam yaptığı antrenmanla sürdürdü.Can Bartu Tesisleri'nde teknik direktör İsmail Kartal yönetimindeki antrenman koşu, ısınma hareketleriyle başladı.
İspanya Futbol Federasyonu'ndan 'Futbolu Dondurma' Kararı
İspanya Futbol Federasyonu, yayın haklarıyla ilgili çıkan kararnameye karşı çıktığı için 16 Mayıs'tan itibaren profesyonel futbol liglerindeki tüm maçları süresiz durdurdu.Hükümetin yayın haklarıyla ilgili çıkardığı kararnameye karşı çıkan İspanya Futbol Federasyonu (RFEF), 16 Mayıs'tan itibaren profesyonel futbol liglerindeki tüm maçları süresiz durdurma kararı aldı.İspanya'da futbol kulüplerinin uzun süren talebi sonrasında 30 Nisan'da İspanyol hükümetinin kabul ettiği canlı yayın haklarıyla ilgili kararname, İspanyol futbolunu greve götürdü.İspanyol Futbolcular Derneği'nin (AFE) 17 Mayıs'tan itibaren greve gitmeyi planladığını açıklamasının ardından yönetim kurulunu toplayan RFEF de 16 Mayıs'tan itibaren La Liga ve 2. lig dahil tüm profesyonel futbol maçlarının süresiz durdurulması kararı alındığını açıkladı. RFEF, hükümetin çıkardığı kararnamenin, 600 binden fazla sporcuyu bünyesinde bulunduran İspanya'nın 17 özerk yönetimindeki futbol sektöründe yaşanan sorunlara cevap vermediğini savundu.AFE Başkanı Luis Rubiales'in de basın toplantısı düzenleyerek İspanyol futbolunda greve gitme kararı aldıklarını resmen açıklaması bekleniyor. Üye futbolcuların yüzde 50'sinden fazlasının maliyeyle sorun yaşadığını belirten AFE, hem bu sorunun çözüme kavuşturulmasını hem de yeni kararname, külüpler ve menajerler arasında yapılan ödemelerin vergilenmesiyle ilgili değişiklik yapılmasını istiyor.Hükümetin kabul ettiği ve 2016-2017 sezonundan itibaren yürürlüğe girecek kararnameyle kulüplerin menajerlere ödediği komisyonları, doğrudan değil de futbolcular üzerinden yapması ve maliyenin bunun vergilendirmesini futbolcudan talep etmesi öngörülüyor. Ayrıca Messi, Xavi, Casillas, Pique, David Villa ve Xabi Alonso gibi ünlü futbolcuları, son yıllarda maliyeyle karşı karşıya getiren imaj haklarının vergilendirilmesiyle ilgili sorunlar da İspanyol futbolcuları greve götüren diğer bir sebep olarak gösteriliyor.İspanya'da 1. ve 2. lig kulüplerinin bağlı olduğu Profesyonel Futbol Ligi (LFP), yayın haklarıyla ilgili kararnamenin çıkması için 2014'ün aralık ayından bu yana İspanyol hükümetine büyük baskı yapmış, hatta kararnamenin çıkmaması halinde greve gideceğini duyurmuştu. Hükümet yetkilileri ise 'özel sektöre müdahale etmekten kaçındıkları' için kararnamenin çıkmasını geciktirmişti. Kararnameyi kabul ederek LFP'yi memnun eden İspanyol hükümeti, bu sefer RFEF ve AFE'yi karşısına aldı.AA, Şenhan Bolelli
Galatasaray En Değerli 20. Kulüp
Forbes dergisi tarafından yapılan 'dünyanın en değerli 20 futbol kulübü' değerlendirmesine göre, piyasa değeri 294 milyon dolar olan Galatasaray, listenin 20. sırasında yer aldı.Ekonomi dergisi Forbes, 'dünyanın en değerli 20 futbol kulübü' sıralamasıyla ilgili son değerlendirmesini yayımladı.
Yavru Vatan Gerilimi Sonrası İki Lider Bir Arada
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ortak basın toplantısı düzenledi. İlk kez yüzyüze görüşme yapan liderler yapılan basın açıklamasında, 'Yavru vatan' polemiği hakkında yorumda bulunmadı.KKTC'nin yeni lideri Mustafa Akıncı ile  önümüzdeki dönemde atılacak ortak adımlara dair görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:'Her türlü iyi yaklaşıma, BM çabalarına destek verdik. Temennimiz en kısa zamanda sonuca ulaşılmasıdır. Sadece Türk tarafının gayretleriyle, özverisiyle sonuç almak mümkün değildir. Şimdiye kadar Kıbrıslı kardeşlerimiz, bu noktada her türlü gayreti göstermiş, güçlü irade koymuş ve çözümü isteyen taraf olduklarını açıkça ispat etmişlerdir. Artık Rum tarafının da işi yokuşa sürmekten vazgeçmesi ve bu yönde samimi çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi halinde biz, 2015 yılının Kıbrıs'ta çözüm yılı olabileceğine inanıyoruz.'Kıbrıs Türkünün meşru hakları muhafaza edilecek'Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, KKTC'ye destek vermeye devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, Yunanistan'ı da sürece katkı vermeye çağırdı:'Bugüne kadar nasıl destek vermişsek bundan sonra da destek vermeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanının ve kuracağı heyetin yanında olacağız. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm yalnızca adadaki tarafların değil tüm uluslararası toplumun yararınadır. Yunanistan'ın da gerekli katkıyı sağlaması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı ile Türkiye ve KKTC arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi için yapılabilecekleri ele aldık. Türkiye KKTC'nin su ihtiyacına kalıcı çözüm bulabilmek için asrın projesi denebilecek bir projeyi hayata geçiriyor. Yılda toplan 75 bin metreküp içme suyunu Kıbrıs'a taşıyoruz. Belki de temmuz ağustos gibi bitmiş olacak. Kıbrıs Türkünün meşru hakları daima muhafaza edilecektir. İnşallah aydınlık yarınların güçlü Kıbrıs'ının temellerini atmış olacağız.'Akıncı: Önemli bir eşikteyizKKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da açıklamalarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek başladı.Kıbrıs sorununda önemli bir eşiğe gelindiğini belirten Akıncı, Anastasiadis'in Annan Planı'na 'evet' diyen ilk lider olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:'Uluslararası ortamda da oluşan olumluluk, bizler için de ek bir güç kaynağıdır. Uluslararası konjonktürün de getirdiği, bizlerin çözüm vizyonu için göstereceğimiz gayretler için yararlı olacaktır. Sizlerin de belirttiği gibi tek taraflı bir uğraş olamaz. Çözüm vizyonunun Güney Kıbrıs lideri Anastasiadis tarafından kabul edilmesi dileğimdi. Dilerim ki, o 2004'te koyduğu vizyon yeniden gündeme gelsin ki, bu konuyu bir sonuca bağlayalım ve Kıbrıs Türk halkı uluslararası hukukun bir parçası haline gelsin. Biz kendi payımıza sizlerle yakın ilişki ve işbirliği içinde sonuca götürmek için çalışacağız. 2015'in çözüm yılı olması için var gücümüzle çalışacağız. Çözüm istiyoruz, en kısa zamanda istiyoruz. Ama ben bir sihirbaz değilim. Dokunup da bir çırpıda halledebilecek. Bu ancak iki tarafın ortak akıl yoluyla buluşması ve çözümü ortak bir ihtiyaç olarak algılamasıyla olabilir.'Akıncı, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz için de 'Kavga sebebi olmak yerine birleştirici olabilir' dedi.
Yarsuvat, Yıldırım İle Neden Buluşmadı?
Galatasaray, başkan Duygun Yarsuvat'ın, Aziz Yıldırım ile buluşacağı toplantıya katılmama nedenini resmi sitesi üzerinden açıkladı.Yarsuvat'ın, panelin düzenleyicisi olan Baro komisyonu üyelerinden birinin attığı twitler sebebiyle panele katılmama kararı aldığı belirtildi.Galatasaray'ın Açıklaması'Galatasaray Spor Kulübü Başkanlığı’ndan bidirilmiştir:Başkanımız Duygun Yarsuvat, Istanbul Barosu Spor ve Spor Hukuku Komisyonu’nun düzenlediği 'Sporda Şiddet ve Kulüpler Kanun Tasarısı Taslağı' adlı panele katılmama kararının gerekçesini açıkladı:'Panelin düzenleyicisi olan Baro komisyonu üyelerinden birinin şahsi Tweeter hesabından göndermiş olduğu, Galatasaray’ı rencide eden ifadeler ve aleni küfür içeren tweetlerin 6 Mayıs sabahı Başkan’a iletilmesi üzerine, Başkan tweetlerin gerçek olup olmadığını teyid için Baro komisyon üyeleri ile aynı gün saat 13:00’de acil bir toplantı düzenlemiştir. Toplantıda tweetlerin gerçek olduğu kabul edilince, Başkan bu tür tweetlerin bizzat panelin konusuna aykırı ve kabul edilemez olduklarını belirterek, panele katılmama kararı almıştır.'Sporx
Reklam
Yengeç Burcu Olanların Çok Hassas İnsanlar Olduklarının 17 Kanıtı
etiket
Yengeç burcundan olan insanlar için bugüne kadar birçok şey iddia edildi. Güvenmekte ne kadar çok zorlandıkları, ruhlarının ne kadar değişken olduğu ve hatta kendilerini tam olarak aşka teslim etmedikleri söylendi. Fakat biz biliyoruz ki, tüm bu özellikler yengeçlerin çok hassas insanlar oluşundan ileri geliyor. Yengeç burcundan olanlar öylesine hassas bir yapıya sahiptirler ki, boynu bükük bir çiçek bile onları üzebilir. İşte bu nedenle kendilerini korumayı ve planlı olmayı seçerler. Onların hassas kalbine sahip olamayan bizler, onları gerçekliği reddetmekle suçlasak da; onlar, iç dünyalarında yatan sevecen ve ılımlı duyguları asla kaybetmezler.İşte dünyanın en hassas insanlarının yapılarına ilişkin 17 gerçek;
Reklam
'Türkiye'de İlk Kez Bir Hayvana Zarar Veren İnsana Hapis Cezası Verildi'
Eskişehir'de, bir kafeden aldığı kediyi öldüren ve bu vahşet görüntülerini de sosyal medya üzerinden paylaşan öğrenci M.C.A., 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Türkiye'de ilk kez bir hayvana zarar veren insan hapis cezası aldı. Adliye çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulunan Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu adına açıklamalarda bulunan Avukat Buket Ünlü Hatip, Eskişehir Hayvan Hakları Komisyonu olarak ilk günden beri yakinen takipçisi oldukları 'İletki Kedi' davasında nihai kararın mahkemece verildiğini söyledi.'Katledilmesi neredeyse saniye saniye kaydedilen ve internet ortamında paylaşılan kedinin faili hakkında 3 yıl hapis cezası verilmiştir' diyen Buket Ünlü Hatip, 'Sanık, yargılama sürecinde vermiş olduğu ifadesinde, pişman olduğunu ve kendisine bir zarar bildirilmesi durumunda bu zararı ödemek istediğini belirtmiştir. Sanık tarafından verilen bu ifade, samimiyetten yoksun olup tümüyle ceza almaktan kurtulmaya yöneliktir. Kendisine sahipleri tarafından güvenilerek emanet edilen ve sadece onu koruyup, gözetilmesi istenen bir canlının öldürülmesi en başta onu emanet eden sahipleri olmak üzere hepimizi üzüntüye boğmuştur. Bu durum bize güven kavramının önemini bir kez daha hatırlatmıştır' ifadelerini kullandı.'3 yıl hapis cezası almış ve hiçbir erteleme uygulanmamıştır' Avukat Hatip, sanığın aldığı cezaya hiçbir erteleme uygulanmadığını da hatırlatarak, 'İletki'nin davası, bugüne kadar katledilmiş, eziyete uğramış, değersiz görüldükleri için çoğu zaman kasıtlı olarak hakları ihlal edilmiş ve savunulamamış birçok hayvan ve pek tabi bizler gibi hayatını onları korumaya adamış hayvan korumacılar için hukuk mücadelesine konu olması nedeniyle hukukumuzun önemli davalarından birisi olmuştur. Sanık Can Aksoy, belirttiğimiz gibi 3 yıl hapis cezası almış ve hiçbir erteleme uygulanmamıştır' dedi.
'Parlamento, Yargı, Üniversiteler Hepsi Saray'a Bağlansa Daha Süper Olur'
HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, ODTÜ’de öğrencilerle bir araya geldi.  'HDP baraj altında kalırsa süper olur' diyen Başbakan Yardımcısı Akdoğan'a cevap veren Demirtaş, 'Bütün parlamento Aksaray’a bağlansa daha süper olur. 7 Haziran akşamı neyin süper olduğunu görecekler' dedi.Demirtaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim yasaklarını ihlal ettiği gerekçesiyle HDP’nin YSK’ya yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Demirtaş, “Sonuç alıncaya kadar, son seçim gününe kadar ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne de arkadaşlarımız konuyu taşımak üzere hazırlık yapıyorlar. Belki yarın Anayasa Mahkemesi’ne de bu konuda bir başvurumuz da olacaktır” dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın ‘HDP barajın altında kalırsa süper olur’ şeklindeki açıklamasına Demirtaş, “Parlamento, yargı, üniversiteler, medya hepsi Aksaray’a bağlansa daha süper olur. Parlamentoda AKP dışında milletvekili olmasa mesela daha süper olur. Bence sadece HDP’nin girmemesi yetmez. Hayal ettikleri toplum, hayal ettikleri parlamento öyle bir parlamento. Fakat 7 Haziran akşamı neyin süper olduğunu görecekler. Kendisi de biraz bu konularda az konuşsa daha süper olur” dedi.“Hangi Başbakan söyledi onu'Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘Fitne odaklarına ilişkin inadına çözüm süreci’ açıklaması sorulması üzerine Demirtaş, “Hangi Başbakan söyledi onu? Davutoğlu olan. Ne söylediklerini inanın ki kaile almaya gerek yok. Biri ‘Kürt sorunu yoktur’ diyor. Öbürü ‘Çözüm sürecini ısrarla sürdüreceğiz’ diyor. İki Başbakan kendi aralarında anlaşamıyorlar. İki farklı kampanya sürdürüyorlar. Başbakanlardan biri AKP’nin bildirgesini savunuyor, diğer Başbakan ise, Cumhurbaşkanı olan yani, kendi seçim beyannamesini savunuyor. Onda Başkanlık dışında hiçbir şey yok. AKP seçim kazanırsa kendi beyannamesini uygulayamayacak” diye konuştu.“YSK'ya başvurumuz devam edecek”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim yasaklarını ihlal ettiği gerekçesiyle HDP’nin YSK’ya yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin olarak Demirtaş, “Yüksek Seçim Kurulu’nun adil olmadığının tescil edildiği bir ortamda doğrusu seçim güvenliğini nasıl sağlayacağız veya seçmen güvenliğini nasıl sağlayacağız. Bu ciddi bir tartışma konusudur artık. YSK, Sayın Cumhurbaşkanı’nın şu anda seçimlere müdahale etmediğini söyleyemez. Bu halkı aptal yerine koymaktır. Halk aptal değildir, herkes ne olduğunun farkında, bir suç işlendiğinin farkında. Fakat YSK bunu tescillemiyor. Her gün YSK’ya başvurumuz rutin olarak devam edecek. Sonuç alıncaya kadar, son seçim gününe kadar ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne de arkadaşlarımız konuyu taşımak üzere hazırlık yapıyorlar. Belki yarın Anayasa Mahkemesi’ne de bu konuda bir başvurumuz da olacaktır” dedi. Kaynak: DHA
Reklam
Görüntülenme Sayısının Şarkının Kendisiyle Pek Alakalı Olmadığı 23 Seksi Klip
'Ya bu şarkı nasıl bu kadar dinlenmiş' diyoruz ya bazen görüntülenme sayısını gördüğümüzde. Oysa ki biz de daha önce dinlemiştik o şarkıyı lakin klibini izlememiştik. O kadar görüntüleme sayısına ulaşılacak kadar güzel değildi değil mi? Hala da öyle. Klipleri sayesinde normalden kat kat görüntülenme sayısına ulaşan, eski-yeni bazı seksi klipleri derledik. Keyifli dinlemeler ya da izlemeler.
Çocuk Hayranından Demirtaş'a: Lan Bi Dur
Selahattin Demirtaş’la yolda karşılaşan bir çocuk, ‘selfie’ çekiyor. Yoluna devam etmek isteyen Demirtaş’a çocuk hayranı, “Lan bi dur!” diyor. Demirtaş gülümsüyor ve Demirtaş’ın etrafındaki kalabalık kahkaha atıyor. Demirtaş duruyor ve çocuk, Demirtaşı’ın fotoğrafını çekiyor. Fotoğrafı çektikten sonra Demirtaş, çocuğun yanaklarını sıkıp, başını okşadıktan sonra yoluna devam ediyor.
Reklam
Reklam
CHP'nin Meşhur Kedisi Şero'nun Kapanacak Twitter Hesabından Geriye Kalacak 14 Miyav
Türkiye'nin en sosyal demokrat kedisi olarak tanıdık onu. Deniz Baykal'ın genel başkanlığı döneminde Tayyip Erdoğan'ın ''laikliğin güvencesi biziz'' sözüne karşılık ''bizim genel merkezdeki Şero'ya ciğeri emanet ederim de sana laikliği emanet etmem'' sözüyle literatüre girmiştir. Yeri geldi kum ve süt harcamaları Anayasa Mahkemesi tarafından usulsüz harcama sayıldı, çoğunlukla Chp'ye muhalefet etti ancak en nihayetinde tüm kedilerin birleştirici gücü oldu. 2013 yılında sosyal medyaya adım atan Şero, bugün itibariyle hesabını kapatacağını açıkladı. Biz de Şero'nun en güzel tepkilerini derledik.
Fenerbahçe'den Milli Eğitim Bakanlığı'na Belgeli Yanıt
Fenerbahçe, Milli Eğitim Bakanlığı ile arasında kriz yaratan Kenan Evren Lisesi Arazi'si için belgeli bir açıklama yaptı.İŞTE FENERBAHÇE'NİN AÇIKLAMASI...'Başkanımız ve yönetim kurulu üyelerinin geçtiğimiz hafta içinde Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı ziyaretle ilgili son gelişmeler üzerine işbu açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur.Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden, basın müşavirliği vasıtasıyla dün gece 22.27’de Kenan Evren Lisesi arazisi ile ilgili bir Basın Açıklaması yayınlanmıştır. Kulüp başkanımız ve yöneticilerimizin bakanlığı ziyaretinden yaklaşık 1 hafta geçtikten sonra, gece yarısına yakın bir saatte yapılan bu açıklamada kulübümüzün protokollere uymadığı iddia edilmektedir. Ayrıca Kenan Evren Lisesi arazisinin değerinin 345 milyon TL olduğu vurgulanarak, arazinin kulübümüze devrinin ciddi bir kamu desteği olacağı ifade edilmiştir.Öncelikle bilinmelidir ki yapılan protokoller gereği Fenerbahçe Spor Kulübü Kenan Evren Lisesi Arazisi’nin sahibi olmayacak, söz konusu araziyi sadece yap işlet devret yöntemiyle kiralayacaktır. Burada Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından yapılacak olan ticari işletmeden elde edilen gelirlerden de yine protokol gereği her yıl devlete yaklaşık yüzde 26’lık bir kar payı ödenecektir. Dolayısıyla devletimiz bu araziden hem her yıl ciddi bir gelir elde edecek hem de sözleşmenin sona ermesi ile birlikte bu arazi üzerine yapılan tüm ticari üniteler arazi ile birlikte Maliye Bakanlığı’na devir edileceğinden, devletimize ait bir taşınmaz, değeri de artarak hazineye ait bir mal olarak bu özelliğini koruyacaktır.Ayrıca Fenerbahçe Spor Kulübü protokol, ek protokol, revize protokol ve ön izin sözleşmesi ile taahhüt edilen tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olup, bu husus hem Maliye Bakanlığı’nın hem de İstanbul Defterdarlığı’nın ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kabulündedir.Bu çerçevede;1.Okul Ataşehir Anadolu Lisesi adıyla Ataşehir Küçükbakkalköy’de 40 derslikli olarak 16.02.2010 tarihinde,2.Okul Yavuztürk İlköğretim Okulu adıyla 32 derslikli olarak Üsküdar Çengelköy’de 22.10.2010 tarihinde,4.Mevlana Kız Teknik ve Meslek Lisesi Spor Salonu ve İşlik derslikleri ise Ataşehir Mevlana’da 24.06.2013 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim edilmiştir ve tüm bu tesislerde eğitim faaliyetleri devam etmektedir.Kaldı ki kulübümüzün tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği bu süreç içinde Milli Eğitim Bakanlığında değişikliği yaşanmış ve yönetim kurulu üyelerimiz yeni bakan Sayın Nabi Avcı’ya 2013 yılında göreve geldikten kısa bir süre sonra ziyarette bulunmuş, kendilerine kulübümüzün konuyla ilgili talepleri ve beklentileri arz edilmiştir. Sayın Avcı da konuyu inceledikten sonra çözüm için gerekli talimatları vereceğini belirtmiştir. Aradan geçen 2 yılı aşkın bir sürede kulübümüze, protokoller tahtındaki taahhütlerine ilişkin bir eksiklik bulunduğu bildirilmemişken , uzun uğraşlar sonucu alınabilen randevu sonrası şimdi son derece zorlama bir şekilde böyle bir eksiklikten bahsedilmesi de manidardır.Unutulmamalıdır ki, Fenerbahçe Spor Kulübü kamu yararı statüsüne sahip bir dernektir. Yönetim kurulumuz bahsi geçen protokolü kulübün tüzel kişiliği adına yapmıştır ve fakat konu milyonlarca taraftarımızı ilgilendirmektedir. Kulübümüz hukuk bağlamında tamamen haklı olduğu bir konuda sadece haklarını savunmaktadır. Gelinen noktada tüm gelişmeler kulübümüzün bu ay içinde yapılacak olan Genel Kurulu’nda üyelerimize arz edilecek ve Genel Kurul’dan çıkacak karara göre hareket edilecektir.Diğer yandan bugün basında çıkan haberlerden Milli Eğitim Bakanlığı ziyareti sonrasında, bakanlık personelinin aralarında tanzim ve imza ettikleri tutanak ile başkanımız Sayın Aziz Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulunduğu öğrenilmiştir. Bilinmelidir ki başkanımız Aziz Yıldırım’ın Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı ziyaret sonrası söylediği iddia edilen sözler tamamen bir iftiradır. Ziyaret sırasında başkanımızla birlikte yöneticilerimiz Mahmut Uslu, Mithat Yenigün, Nihat Özbağı ve Şekip Mosturoğlu da hazır bulunmuştur ve tüm yöneticilerimiz de böyle bir söylemin olmadığına bizzat şahit olmuşlardır. Kaldı ki başkanımız konuyla ilgili her türlü şikayetlerini Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’ya bizzat makamında iletmiştir. Tutanak altına alındığı iddia edilen husus tamamen iftira olup, bu iftirayı atanlar hakkında hukuki ve cezai her türlü talep ve dava hakkımızı sonuna kadar kullanacağımızı belirtmek isteriz.Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Yüce Türk adaletinin hiçbir baskı altında kalmadan en doğru kararı vereceğine olan inancı tamdır.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ'
Arınç: 'Manisa'da Son Günlerde Bir Şeyler Oluyor'
Başbakan Yardımcısı Arınç'tan gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.NTV'de katıldığı televizyon programında soruları yanıtlayan Arınç'a, ilk olarak gündemin sıcak maddesi, Balyoz davası ve gerekçeli kararı soruldu.'Bu kararlar, Balyoz davasının sonuca ulaştığını gösteriyor' diyen Arınç, 'Deliller sahte ve üretilmiş ise mahkemenin verebileceği başka bir karar yok' diye konuştu.KIRMIZI KİTAPArınç, paralel yapı ile mücadelenin 'kırmızı kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ne girmesine ilişkin soruya da yanıt verdi. Kırmızı Kitap'ta 'legal görünümlü illegal görünümlü yapılanmalar' ifadesinin kullanıldığını belirten Arınç, 'Fethullah Gülen ile ilgili olarak şu örgütün faaliyetleri veya buna karşı alınacak tedbirler şeklinde münhasıran bir tabir getirilmedi' dedi.Muhalefet partilerini de 'paralel yapı'yla mücadele üzerinden eleştiren Arınç, şunları söyledi:'Hükümetlere karşı ve devletlere karşı mücadele eden bir topluluk varsa bununla her hükümet mücadele eder. Bu sadece AK Parti'nin meselesi değil. Bu insanlarla geçmişte yakın ilişki içerisinde olmam bu düşüncemi değiştirmez. Her cemaatin bir dini topluluk olarak devlete talip olmaması gerektiğini düşünürüm. Bu devleti benim yönetmem lazım dedikleri anda buna bütün hükümetlerin karşı çıkması lazım. Bu nedenle bu bütün partilerin mücadele etmesi lazım. Ama onlar AK Parti'nin hedef alındığı dönemde onlarla işbirliği yapmayı da seçebilir.'MANİSA'DA PARALEL YAPI OPERASYONLARIBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa'da bazı derneklere yapılan operasyonlara da tepki gösterdi. ''Manisa’da son günlerde bir şeyler oluyor'' diyen Arınç, ''Ben şimdi Manisa’ya oy verin diyeceğim, dedim de zaten. Bana demezler mi biz seni tanıyoruz, seviyoruz. Ama sen de bizim sevdiğimiz adamları basıyorsun. Örgütçü gibi emniyet müdürü şöyle yapıyor, böyle yapıyor dese ben ne diyeceğim? Ayıptır günahtır. Haklarında yeterli delil bulunmadıkça, makul şüphe bunların ötesine geçmek lazım'' ifadelerini kullandı.ÇÖZÜM SÜRECİÇözüm sürecinin masada olduğunu ve halen devam ettiğini söyleyen Arınç, 'Nevruz'da verilen sözler yerine getirilseydi, süreç çok iyi bir noktaya gelebilirdi. Bugünlerde de tahminen olmaz. Kandil'den yapılan açıklamalarda bunun mümkün olmadığı söyleniyor' ifadesini kullandı.Arınç, HDP'nin parlamentoya girememesinin çözüm sürecini etkilemeyeceğini ifade ederek, 'Çözüm sürecini başlatan zaten biziz. Bu süreci bugün HDP ile götürüyoruz. Olmazsa başka aktörlerle de, dışarıda olsun içeride olsun, bu süreci götürebiliriz' diye konuştu.'SİYASETİ BIRAKMAYI DÜŞÜNDÜM'Arınç, 27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan ve kamuoyunda e-muhtıra olarak bilinen bildiriden sonra siyaseti bırakmayı düşündüğünü de söyledi.'Meclis Başkanı olarak Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı seçmeyi çok isterdim ama buna imkan vermediler' diyen Arınç, '27 Nisan bildirisine hükümetin verdiği o soylu, o cesur, o erdemli cevap benim için çok sevindirici olmuştu' dedi.Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:Balyoz davasının gerekçeli kararı açıklandı ve delillerin kesin olarak sahte olduğu yolunda kararlar var. Vatandaşın hukuka güveni için yapılacaklar var mı?Bu kararların verilmiş olması en azından Balyoz davasının sonuca ulaştığını gösteriyor. İçindeki isimler kamuoyunun çok yakından hatırladığı yüksek rütbeli subaylardan başlayarak devam eden bir davaydı. Bir gazetede yayınlanan ve adına belge denilen kağıtlar yazıldığı zaman bunların ciddiyeti üzerinde bir dava açıldı. Tutuklamalar oldu, dava uzun süre devam etti. Mahkumiyet kararları verildi ve bildiğim kadarıyla Yargıtay kararların büyük bir kısmını tasdik etti. O sırada anayasa mahkemesi bireysel başvurular yeniden yargılamalar ve sonunda beraat. Eğer deliller sahte ve üretilmişse veya üzerinde oynanmış ve elverişsiz hale gelmişse mahkemenin vereceği başka bir karar yok. Buna benzer Ergenekon davası var yine başka davalar var aynı ölçekte olmasa da. Yine eski emniyet müdürlerinden Hanefi Avcı için verilen karar vardı. O da 4 küsur yıl cezaevinde yatıktan sonda bir şekilde tahliye edilmişti. Onunla ilgili de Yargıtay bozma kararı vermişse yeniden yargılama sonunda esastan bozma olunca mutlaka o da beraata yönelecektir diye tahmin ediyorum. Bu davalar yargılanan kişiler bakımından, iddialar bakımından önemlidir . Üçüncüsü de yargının durumuna bakmamız gerekiyor. Aslında bu kararları veren mahkemeler önceden özel yetkili mahkemeler olarak biliniyordu. Savcıları özel yetkiliydi. Özel yetkili mahkemelerin yargılama usulleri de çok farklıydı. Daha sonraları bunlar kalktılar yetkileri ağır ceza mahkemelerine devredildi. Buradaki iddia bu hakimler ve savcıların emniyette hazırlana bir takım bilgi ve belgelerle hareket ettikleri, irade birliği içinde oldukları ve sonunda delil mahiyetinde sayılmaması gerekirken sanıkların aleyhlerinde kullanılan delil dururuma geldiği ve ağır cezalara müstahak oldukları. Yani bu kararları vermiş olan hakimleri, onlarla irade birliği içinde olan savcılar, zaman zaman tahliye kararlarının retleri, zaman zaman duruma dışındaki bazı tutum ve davranışlar böyle bir sonucu hazırlamışsa yani yargı makamlarının tarafsızlığından veya adaletsizliğinden şüphelenilebilecek ortaya çıkacak bir iddia varsa belki onların aleyhine de dönecek bir süreçten bahsedebiliriz. Geçtiğimiz günlerde bazı kişiler için adliyede yetkileri dahilinde olmamasında rağmen işlemler yapıldı. Son iki yıldan bu yana sulh ceza hakimlikleri var. Tutuklama tahliye gibi yani yargı dışında sadece o hakimin karar vermesi gereken durumlarda kim varsa onlar hakkında bir reddi hakim talebinde bulunuldu. Hakimlerin bilgisi dışında ve onların bir görüşü alınmaksızın. Asliye ceza hakimi bunların tamamını kabul etti ve sulh ceza hakimlerinin hepsini reddetti. Ondan sonra ortada sulh ceza hakimi kalmadığı için tahliye taleplerini bir başka asliye ceza hekimliğinde sonuçlandırdılar. Tam tahliye edilecekken bir başka sulh ceza hakimi bu yok hükmünde bir karardır, bizim olan işlemlerden haberimiz yok, tahliyeye ilişkin bir kararı biz vermeliydik veya en azından reddedileceksek geriye kalanlar bunu yapmalıydı dedi. HSYK el koydu, adalet bakanlığı el koydu, kararlar yok farz edildi ama o iki asliye hakimi hakkında önce HSYK’nın kendi dairesi görevden el çektirdi müfettiş raporlarıyla da kendileri mahkemeye sevk edilip tutuklandı. Bu gelişmeleri birlikte düşünmekte mümkün. Geçmişe yönelik hukukta bir adaletsizlikle ilgili en azından HSYK’nın yapacağı şeyler vardır ve bunlar suç teşkile diyorsa haklarında dava da açılabilir diye düşünüyorum.Son MGK’da yine paralel yapı diye tanımlanan oluşumla ilgili bazı bilgiler vardı açıklamada. Kırmızı kitaba yani devletin güvenlik belgesine bu tür oluşumların girip girmeyeceğiydi merak edilen. O ne aşamada efendim?MGK anayasamızda yer alan bir kuruluş. Oradaki görüşmeler ve kararlar tamamen gizli, sonradan yayınlanan bildiri hangi konuların görüşüldüğüne yönelik bir bilgi. Sadece alınmış olan MGK kararının herhangi birisi açıklanması veya bir merciden talep edilmesi halinde MGK’nın kendi içinde toplanıp buna da bir karar vermesi lazım. Benim bulunduğum süre içinde 28 Şubat veya başka bir şeyle ilgili kararı biz ilgili mahkemesine gönderdik. Şimdi bu kapsamda sayın cumhurbaşkanımızın belli yerlerde yaptığı konuşmalarda bazı açıklamaları var. Paralel devlet yapılanmasına ilişkin bir tehdit ve tehlikenin artık milli güvenlik siyaset belgesine girdiğine dair. Bu doğrudur. MGK Genel sekreterlik Kanunu’nun galiba ikinci maddesinde de MGK Milli Güvenlik Siyaseti Belgesini hazırlar ve onaylanmak ve tatbik edilmek üzere bakanlar kuruluna sevk eder diyor. Bakanlar kurulunun da alacağı karar kesindir. Şu anda alınan karar bakanlar kuruluna gönderilmiştir daha bakanlar kurulunda görüşülüp gereği yapılacaktır. Ancak burada Türkiye Cumhuriyetinin milli menfaatleri, milli hedefleri, savunma politikaları, komşularıyla ilişkileri, geleceğe yönelik perspektifleri ayrıntılarıyla yazılıdır. 0 ve 5’li yıllarda genellikle değişeme uğruyor. Legal görünümlü illegal yapılanmalar adıyla sadece bu cemaatten örgüte dönmüş paralel devlet yapılanması dediğimiz olguyla ilgili değil şu anda mevcudiyeti düşünülebilecek veya gelecekte de başka cemaatler olabilir, başka sosyolojik bikrimler, başka yapılanmalar olabilir, farklı düşüncelere sahip gruplaşmaların adeta devlete ikinci bir alternatif gibi yapılanması olabilir bir genel tarif içine sokuldu. Yoksa Fetullah Gülen’le ilgili olarak şu örgütün faaliyetleri veya buna karşı alınacak tedbirler şeklinde münhasıran bir tabir getirilmedi. Sadece böyle bir tehdit söz konusu değil bunun benzerleri bugün vardır bundan sonrada olabilecektir şeklinde bazı tabirler yapıldı. Bunlara karşı yapılacak mücadelenin hukuk çerçevesi içinde veya hukuk devleti ilkelerine uygun olarak yapılabileceği de büyük harflerle yazıldı. Yasal zeminde faaliyetleri yürüten herkes cemaat de olsa özgürdür. Ama bu varoluşlarını devleti ele geçirmek hükümete paralel bir yapı kurmak ve devletin bütün kurumlarını kendi emir ve talimatları doğrultusunda yönetebilmek için bir oluşum meydana gelmişse onun korkması lazım.Yine de bu tür bir karar böylesine bir ifade karşısında istihbarat teşkilatının, emniyetin veya diğer devlet organlarının bazı refleksleri olur diye bir takım değerlendirmeler var.Bu tür yapılanmalar gücünü mutlaka medyadan alabilir, ticari kuruluşlardan alabilir, yurtiçi yurtdışı bağlantılardan alabilir, kendilerine eleman temin etmek üzere okul dershane benzeri yapılanmalardan olabilir. Çünkü adanmışlık ruhu içinde bir yapılanmada siz görev aldığınızı ve size talimat veren kişinin de bürokratik yapılanma içindeki amiriniz veya daha üstünüzdeki kişiler değil de kendi yapılanmanızın içindeki yargı ile ilgili olmayan kişilerse bunların bir tehlike olduğunu üşünmeniz lazım. Benim şuna imza atma yetkim yok ama öyle bir numara yapayım ki buna imza atayım ve buradan bir sonuç çıksın. Buna birisi talimat veriyor. O kişi kim? Sen şunu şöyle yapacaksın, şu dosyaya şöyle karar vereceksin diyor. Bunu söyleyen herhangi bir yerdeki birisi. O kendi planlamasını yapmış. Kendi ideali kendi hedefi için bir proje yapmış. Bu projede o hakimi, o savcıyı, o emniyet mensubunu, o valiyi, o kaymakamı, o polisi kullanabiliyorsa bu bir illegal yapılanmadır. Bugün bunlar Gülen cemaati üzerinden gidiyor derseniz emin olun o cemaate benzer başka topluluklarda vardır. Ama onlar bu güne kadar siyasete, devlete, hükümete talip olmadılar. Bundan sonra onlarında iştahları kabarır böyle bir şey yapmaya kalkarlarsa bu böyle olabilir. Hiç dini veya hizmet eksenli bir toplulukta olmayabilir. Her şeyi planlamışlardır ve devleti ele geçirmek için ne yapmak gerekir onu başka bir bazda da harekete geçirmek isteyenler olabilir. Maddi güçleri olmalıdır diyelim ki bankaları, medyası güçlü olmalıdır, bürokraside gülü olmalıdır oralara kilit noktalara insanlar yetiştirmelidir. Bunları düşünenler bu kapsam içinde değerlendirilecek. Biz bu olayı habersiz yaşasaydık belki ileride çok daha büyük tehlike haline gelecekti.Eğer farkına varmasaydık dediniz, ne olurdu?Hükümetler yıkılırdı, siyaset çökerdi, TBMM güçsüzleşirdi, yargı elden çıkmış olsaydı zaten şuanda da yüzde 20’ler seviyesinde yargıya güven. İnsanların adalete olan duygusu çok zayıfladı. Hukuk kendi kendine restore etmeli. Bir çok insan kötü örneklere bakarak gittikçe ümitsizleşiyor. Yargının kendi içinde bir ahlak reformunu adalet reformunu geliştirmesi lazım. Adalet ortadan kalkardı, siyaset itibar kaybederdi. Bir bakan, bir milletvekili bir başbakan hakkında tutuklama kararının çıkması, bir yüksek bürokrat diyelim MİT müsteşarına savcı gel bakalım senin ifadeni alacağım diyor. O zamanki yaşanan şartlarda biz anlamını çok iyi biliyoruz gel seni içeri atacağım demektir bu. Kanun var diyorsun gelsin ifadeni alayım diyor. Hiç yetkisi olmadığı halde tahliye kararına imza atan hakim bir bakan hakkında bir başbakan hakkında tutuklama kararı çıkarsa al bunu infaz et diye birisine verse altında hakimin imzası mührü var ben bunu uygulamak zorundayım diyecekler. Halbuki diyemezler. Bir bakanın yargılanması için meclis soruşturmasından geçmesi lazım. Bir bürokratında soruşturma izni verilip ondan sonra yargılanması lazım. 28 Şubat’ta bunu gördük biz. Sayın Tayip Erdoğan hakkında AK Parti’yi kurduğumuz günlerde biliyorum Rize’de 10 sene evvel yaptığı konuşmanın bandını bulmuşlar Ankara Cumhuriyet savcısı seni ifadeye çağırıyor dediler. Tayyip bey bizi topladı böyle bir şey var beni çağırıyorlar ne dersiniz dedi. Biz yıllarca avukatlık yapmış insanlarız ve başımıza da geldiği için efendim zaman aşımı var, aflar var siz burada bir suçta işlememişsiniz merak etmeyin. Nuh Mete Yüksek ifade alacak Ankara Cumhuriyet Adliyesi’ne geldik. Biz dışarı bekliyoruz 10 dakika sonra çıkacak diye. 2 saat sonra bir haber geldi mahkemeye sevk ediliyor tutuklama talebiyle. 146/1’den mahkemeye sevk etti tutuklama talebiyle. Bereket akıllı ve vicdanlı bir hakime denk geldik adam güldü geçti serbest bırakılmasına diye karar verdi. Bunları yaşayan insan böyle hakimlerin savcıların olduğunu bildiğimizden bir de böyle bir darbenin arkasında hükümet ne hale gelebilecekti düşünmek lazım. Çok şükür bir badire yaşamadan Türkiye bazı şeylerin farkına vardı .Haber Türk
Reklam