Onlarca insanın içinde porno izlemek bir yana sesin dışarıya çıkıp rezil olmak bir yana. Kulaklık girişini takmayı unutan çocuk tüm sınıfın ortasında rezil oldu.
Hooman, tuvaletteki insanlardan kağıt havlu istiyor ve uzatılan kağıt havluyu alırken insanların eline dışkıymış gibi Nutella sürerek onları delirtiyor. İyi seyirler!
İrlanda’da Barrow Nehri’nin kıyısındaki verimsiz topraklarda yetiştirilecek çimlerle, hem elektrik üretilecek hem de karbondioksit depolanacak.Avrupa genelinde yürütülen bir araştırma projesinde bilim insanları, Barrow Nehri kıyısındaki bu topraklar ve üzerinde büyüyen çimlerin bir enerji devriminde önemli rol oynayacağı fikrindeler. Araştırmacılardan John Finnan , Myscanthus bitkisinin alternatif enerji üretimi için ideal; biyokütle üretme kapasitesinin çok geniş olduğunu ve az enerji tüketerek çok fazla biyokütle üretebildiğini söylüyor. Ayrıca doğal bölgesi Asya ve Afrika’da olan bu çim türü, verimsiz topraklarda verimli topraklarda olduğundan daha fazla biyokütle üretimine uygun.
Denizli’nin Çivril ilçesinde bulunan Beycesultan Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucunda yeni bir yerleşim yeri ortaya çıkarıldı. 5 bin yıllık bir geçmişe sahip olan yerleşimde bulunan iskelet ve toprak kaplarının şu ana kadar literatüre girmediği belirlendi.
Metroda en çok yaşanan kazalardan biri raylara düşmek ve o kaçınılmaz sonu yaşamak. Japonya’da 2013 yılında bu sebeple yaşamını yitiren 221 kişi kaydedilmiş. Ölenlerin yüzde 60’ının ise alkollü olduğu tespit edilmiş. Dünyanın en büyük ve en kalabalık metro ağlarından birine sahip olan Japonya, benzer olayların önüne geçmek için önemli bir güvenlik önlemi almaya hazırlanıyor.
Antalya'da yüzde 80'lere ulaşan nem kentin üstüne sis bulutu gibi çöktü. Lara'dan Beldibi sahillerine uzanan geniş bir seyir imkanı sunan kentin 618 rakımlı terası Tünektepe'den nem bulutları izlendi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Mimar Sinan tarafından 442 yıl önce inşa edilen Büyük Piyalepaşa Cami'nin önünde bulunan bostana inşa etmek istediği yeraltı otoparkına Koruma Kurulu'ndan durdurma kararı çıktı.
Instagram'da daha iyi bir fotoğraf çekmeniz için yaşam fotoğrafçısı Nanette Wong sizler için hazırladığı bu videodan ipuçlarını kapıp, uygulamaya geçebilirsiniz. Önemli olan noktalar; çekim açısı, doğal ışık kullanımı, kare çekim ve düzenleme. Türkçe alt yazı seçeneğini açarak detayları daha iyi anlayabilirsiniz.
Bingöl'de PKK'lı teröristlerin yola önceden döşedikleri patlayıcıyı infilak ettirmeleri sonucu şehit olan 3 askerin cenazeleri, gözyaşları eşliğinde memleketlerine gönderildi. Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki çatışmada şehit olan komiser Ahmet Çamur için ise Trabzon Havalimanı'nda tören düzenlendi.
Simit veya tercihe göre gevrek nam gıda, her öğünün sevilen simalarından... Gelin görün ki çeşitli tartışmalara da gebe bu yuvarlacık bir nefaset fışkiyesi! Bu tartışmalarda başı çeken madde elbette ki “gevrek mi, simit mi?” sorunsalı… Şöyle ki:
Derin denizleri keşfetmek, karışık olduğu kadar, aynı zamanda tehlikeli bir çaba gerektirmekte. Bununla birlikte denizlerin dibinde yer etmiş şeyleri keşfetmek, her zaman insanoğlunun tutkularından biri olmuştur. 1715 yılında İngiliz mucit John Lethbridge, 18 metre derine inebilen ve 30 dakika kadar da orada kalabilen bir dalgıç elbisesi geliştirdi. 19. yüzyılın ortalarında ise su geçirmez olan metal dalgıç kıyafetleri kullanılmaya başlandı. Bu giysilerde kaskta bulunan boru yüzeyde kalıyordu ve böylece dalgıçlar nefes alabiliyorlardı. Fakat basınç yüzünden dalgıçlar çok derine inemiyorlardı.
İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, sanatçı Leman Sam ile ilgili davada kurbanın ibadet değil, bir gelenek olduğuna hükmettiği ortaya çıktı.Leman Sam, geçen yıl Kurban Bayramı'nda, sosyal medya üzerinden, 'Benim için IŞİD ile bıçağını masum bir hayvanın boğazına dayayan aynı duygudadır. IŞİD beni şaşırtmıyor.' şeklinde bir mesaj paylaşmıştı. Bu paylaşımı sebebiyle Leman Sam hakkında 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmış ve Sam, geçtiğimiz temmuz ayında hakkında açılan bu davadan beraat etmişti.İbadet değil gelenekKarar metnine ulaşan Cihan Haber Ajansı'nın aktardığına göre mahkeme kurbanın ibadet değil, bir gelenek olduğunu vurguladı. Kurbanın tarihin ilk dönemlerinden bu yana çeşitli toplumlar tarafından kullanıldığını hatırlatan mahkeme, kurban hakkında 'dini yaşam tarzları içerisinde yer edinmiş gelenektir' nitelemesini yaptı. Karar metninde şu ifade yer aldı: 'Dolayısıyla kurban geleneğinin bir dini değer olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Emine Leman Şenkan (Leman Sam) hakkındaki suçlama oluşmadığı için beraatine karar verilmiştir.' Şikayetçi Avukat Turgay Balaban, mahkemenin kararına tepki gösterdi. Avukat Balaban, 'Leman Sam'a beraat kararı veren mahkeme kurban ibadetini, ibadet olarak görmemiş. Kararında, 'İlkçağlardan beri var olan bir şeydir, dini değer değildir' ifadesini kullanmış. En ilginci hakimin, 'kurban dini bir değer değildir.' gerekçesi. Bu hakim içinde yaşadığı toplumun sanırım farkında değil.' diye konuştu. CHA
Yarın binlerce insanın yaşamını yitirdiği 17 Ağustos depreminin yıl dönümü ancak aradan geçen 16 yıla rağmen alınan önlemler yeterli seviyeye ulaşabilmiş değil. İstanbul’un deprem tarihini derleyen ünlü tarihçi Murat Bardakçı İstanbul’un her 250 yılda bir büyük bir deprem yaşadığını belirterek felaketin yaşanmasına birkaç sene kaldı uyarısında bulundu. Bardakçı, “250 senede bir mutlaka gelir ama şehri tek bir defa vurup gitmez, en az 40 gün devam eder!” dedi. İşte Murat Bardakçı’nın Habertürk Gazetesi için derlediği İstanbul’un deprem kronoloji:Marmara’nın geçmişini şöyle üstünkörü bir incelediğiniz takdirde Anadolu’nun kuzey taraflarında, özellikle de İzmit çevresinde bir deprem olduğunda sarsıntıların yavaş yavaş batıya uzanıp mutlaka İstanbul’u da vurduğunu ve İstanbul depreminin bir geldi mi günlerce devam etmek gibi yapışkan bir âdeti olduğunu görürsünüz. Ama asıl endişe vermesi gereken nokta, şehrin 15 asırdan buyana her 250 senede bir onbinlerce can almış sarsıntılara kurban gitmesidir! Meselâ 1509’daki felâketi 1766’da yaşanan bir başka büyük felâket takip etmiş, sonra 1999 depremi gelmiştir. Bu deprem asıl büyük İstanbul depreminin habercisidir, 250 senelik limitin dolmasına, yani eskilerin tâbiri ile “küçük kıyamet”in kopmasına şunun şurasında sadece birkaç sene kalmıştır.Bol keseden atıp tarihi biraz daha ileriye iteleyelim, sadece on-on beş sene! Bugün bu sayfada, deprem konusunda Türkiye’nin en önde gelen bir uzmanından, arkadaşım Prof. Celâl Şengör’den aldığım bir fotoğrafı yayınlıyorum...Fotoğraf, Prof. Şengör’ün 1999 depreminden birkaç sene sonra Marmara’nın yüzlerce metre altında yaptığı araştırmalar sırasında çekilmiştir ve görünen kabarcıklar, denizin dibindeki yırtıklardan, yani faylardan sızan gazlardır.Sonuncusunu bundan 16 sene önce yaşadığımız ama neredeyse tamamen unuttuğumuz büyük felâketin, yani Marmara’yı her 250 senede bir altüst eden âfetin çok daha da büyüğü, işte bu gazların çıktığı yerden gelecek!Asırlar öncesinden buyana devam eden felâketlerin kronolojisini yine bu sayfadaki kutuda okuyup korkabilirsiniz...Deprem derdinin 2 bin senedir kayıtlı olan belâlar kronolojisiAşağıdaki bilgileri devletin 1952’de yaptığı resmî bir yayından, İstanbul Üniversitesi Jeoloji Enstitüsü’nden Nuriye Pınar ile Bayındırlık Bakanlığı’ndan Ervin Lahn’ın “Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu”ndan naklediyorum.Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Reisliği’nin yayınladığı kitapta Türkiye’de varlıkları o zamanlarda da bilinen faylar hakkında açıklamalar yapılıyor, deprem bölgeleri konusunda ayrıntılı bilgiler veriliyor ve “Türkiye Deprem Bölgelerinin Tarifesi” başlıklı bölümde 2 bin yıl öncesinden bugüne kadar yaşanan büyük depremler sıralanıyor...İşte, Marmara Bölgesi’nde Milâttan Sonra 29’dan bugüne kadar geçen 1986 sene boyunca yaşadığımız deprem maceramızın özeti:29: Marmara tarihten önceki zamanlarda da sallanmıştı ama tarihçilerin hakkında detaylı bilgi verdikleri ilk deprem Milâttan sonra 29’da oldu. Sarsıntının merkezi Gemlik Körfezi idi; İzmit, yani o zamanki adıyla “Nicomedia” ile yine o devirde “Nicea” denen İznik yerle bir oldu.1 Şubat 363: İstanbul’un etrafındaki geniş bir bölgede hissedildi ve zamanın Romalı tarihçileri hadiseyi “Bir felâket oldu” diye kaydettiler.434: İstanbul dört ay boyunca sarsıldı, deniz surlarının bir bölümü yıkıldı.26 Ocak 446: Sarsıntıdan şehrin bazı kapıları büyük hasar gördü ve deprem üç ay boyunca devam etti.25 Eylül 477: İstanbul 40 gün boyunca aralıksız sallandı. Bir sonraki yılın Eylül’ünde yeniden büyük bir deprem oldu ve şehrin meydanlarını süsleyen heykeller devrildi.15 Ağustos 553: İstanbul 40 gün boyunca tekrar sallandı. 554 yılının Temmuz ve Ağustos’unda da şehirde bir deprem fırtınası esti, Yedikule’nin etrafındaki surlar yıkıldı. Sarsıntılar tam bir yıl sonra yeniden geldi, bu defa kiliselerle surların geri kalan kısmı yerle bir oldu ve Marmara’da patlayan dev dalgalar şehrin iç kısımlarına kadar ilerledi. Aynı günlerde İzmit de sarsıldı ve baştan başa yıkıldı.Ekim-Kasım 557: Bu defa yeraltı gürültüleri, şiddetli bir fırtına ve yağmurla gelen deprem günlerce devam etti. O devrin tarihçileri, “sarsıntıların şiddetinden gökteki birkaç yıldızın bile yer değiştirdiğini” yazdılar.Ocak 1010: Ocak’ta başlayan sarsıntılar Mart’a kadar hiç kesilmedi. Depreme yeraltından yükselen korkunç gürültüler de iştirak etti ve bugün Fatih Camii’nin yerinde bulunan büyük kilise yerle bir oldu.1034 ilkbaharı: Şehir tam 140 gün boyunca beşik gibi sallandı. Binlerce evde ve kiliselerde büyük hasarlar oldu.18 Aralık 1037: İstanbul aralıklarla üç defa sarsıldı. Bu tarihten başlayarak 1040’a kadar şehirde dokuz büyük deprem oldu. İnsanlar yiyecek bulamadılar ve açlığın ardından salgınlar çıktı.23 Eylül 1063 veya 1064: İstanbul, Trakya’nın hemen hemen tamamı, Erdek ve İznik iki yıl boyunca sallandı.14 Eylül 1509: Artık Osmanlı’ya başkentlik etmekte olan şehir, bu defa 18 gün devam eden bir âfet yaşadı. Şehrin alçakta kalan mahallelerinde çok büyük hasarlar oldu, 109 cami ile 1070 ev yıkıldı. Kara ve deniz surlarıyla Topkapı Sarayı’nı çeviren duvarlar kısmen çöktü. O zamanın kayıtlarına göre 13 bin kişi can verdi ve sayısı bilinmeyen çok sayıda İstanbullu açılan yarıklara düşüp kayboldu.12 Haziran 1542: 40 günlük sarsıntılar yeniden geldi.1718’in yaz ayları: İstanbul üç gün boyunca cehennemi yaşadı. Yalı Köşkü ve etrafındaki binalar yıkıldı, Edirnekapı ile Yedikule taraflarındaki surlar yerle bir oldu. Birçok camiyle hamamın kubbeleri çöktü, sokaklar bina enkazlarından yürünemez hale geldi. 1719’un 5 Mart’ında gelen bir başka deprem ise 30 gün sürdü. Aynı senenin Mayıs’ında ise, bu defa İzmit tamamen yıkıldı ve sayılabildiği kadarıyla 1000 kişi can verdi.3 Eylül 1763: Sarsıntı altı gün devam etti, Fatih ve Bayezid camilerinin kubbelerini çökertti, sonra 23 Aralık’ta tekrar geldi. -23 Nisan 1766: İstanbul, tarihinin en büyük deprem serilerinden birini yaşadı. Merkezi Marmara Denizi olan ilk sarsıntı Çorlu ile Büyükçekmece’yi yerle bir etti. Şehir, Mayıs’ta yeniden sallandı ve birçok caminin kubbesi yıkıldı. O yılın sonbaharı hiç bitmeyen sarsıntılarla geçti. 5 Eylül’de İzmir harab oldu ve âfet 1767 Kasım’ında tekrar İstanbul’a döndü, Vezirhanı’nın ve Bayezid ile Fatih camilerinin kubbeleri çöktü. İstanbul’un yanısıra İzmir de bu tarihten sonra 28 yıl boyunca durmadan sallandı. Deprem fırtınasının son sarsıntısı 1795’in 29 Nisan’ında yaşandı ve şehir 15 Ağustos 1803’teki hafif depreme kadar yaralarını sarmaya çalıştı.10 Temmuz 1894: Şehir ardarda üç defa sarsıldı. Kapalıçarşı çöktü, Sirkeci rıhtımında 40 metrelik yarık açıldı, deniz suyu ısınıp kaynar hale geldi, suların kıyılardan açığa doğru çekildiği görüldü ve binlerce ev yıkıldı. Depremin artçıları aylarca devam etti ve Edirne’den Marmaris’e kadar uzanan geniş bir alanı haftalar boyunca salladı.17 Ağustos 1999: Yazmama lüzum yok, ne olduğunu hatırlıyorsunuz!Yazının tamamını okumak için tıklayınız..