MHP'li muhaliflerin düzenlediği toplantı ve konferanslara yönelik saldırılara bir yenisi eklendi. Mersin'in Silifke ilçesinde konuşma yapmaya hazırlanan Ümit Özdağ ve Yusuf Halaçoğlu'nun bulunduğu salon, bir grup Ülkücü tarafından 'hareketin lideri Devlet Bahçeli' sloganlarıyla basıldı. Sahnedeki masa ve sandalyeler grup tarafından devrildi.
WikiLeaks, önceden duyurduğu CIA’e yönelik ‘en büyük ifşa’sına başladı ve kurum ile ilgili olduğunu iddia ettiği 8 bin 761 belgeyi yayımladı. Belgelerin yayımlanma amacının CIA'in yetkilerini aşıp aşmadığının tartışılması olduğu vurgulanıyor. Bu belgelere göre CIA, akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve televizyonlar üzerinden ortam dinlemesi yapıyor. CIA Sözcüsü belgelerde yer alan bilgilerin doğruluğuna yönelik bir yorumda bulunmayacaklarını söyledi.
Türkiye'nin birçok farklı şehrinde tüm dünyada olduğu gibi hem coşku, hem de bir o kadar mücadele ile kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, elbette markaların iletişimde hayli önemsediği bir gün olarak bu yıl da birbirinden çeşitli mesajları getirdi beraberinde.Sosyal medya kanallarını aktif olarak kullanan Türkiye'deki markaların denk geldiğimiz dikkat çekici Kadınlar Günü mesaj ve videolarından sizler için bir seçki oluşturduk.Bir kez daha kutlu olsun 👊
8 Mart Kadınlar Günü için hazırlanan bir reklam kampanyası ve bunun için üretilen uygulama kadınların gereksiz yere erkekler tarafından kesilen sözlerine odaklanıyor. Manterruption terimi; bir erkeğin, kadının anlattığını bölmesi, kesmesi veya gereksiz yere araya girmesi anlamına geliyor. Manterruption kelimesi etrafında şekillenen kampanya da kadınlara yönelik bu duruma odaklanırken reklamı da yapılan 'Woman Interrupted' uygulaması da kadınların kesilen sözlerini gün içinde sayıyor.
Nintendo'nun satışa yeni sunduğu oyun konsolu şirket tarihinin en hızlı satan oyun konsolu olmayı başarırken Waterjet Channel da bu konsol ile ilgili bir çalışma yaptı. Su jeti ile ortadan ikiye ayırdıkları objelerle isimlerini sık sık duyduğumuz kanal bu defa son zamanların popüler oyun konsolu olan Nintendo Switch'i kesti.
Türkiye'de kadın olmak, toplum baskısına göğüs germek belki de dünyanın en zor işi. Her gün aynı havayı soluduğumuz, selamlaşıp konuştuğumuz en yakınımızdaki insanların bile tacizle ve kadın olmanın zorluklarıyla ilgili sessiz çığlıkları var. İnsan olanı kahreden ama bir şekilde halı altına süpürülen, duymazdan gelinen bu acı gerçekleri Twitter'dan Earwen nickli bir kullanıcı uzun yazısıyla gözler önüne sermiş.
New York’ta bir dokuma fabrikasında başladı her şey... Zorlaşan koşullar karşısında işçi kadınların tahammülü kalmamış ve grev tek çözüm olmuştu. Talepler açıktı: 10 saatlik iş günlerinde, insancıl koşullarda çalışmak, eşit işe eşit ücret istiyordu kadınlar.Yöneticiler grevi bitirmek niyetindeydi. Grevdeki 40 bin kadın işçiye destek gelmemeliydi. Fabrikanın kapısına kilit vurulacak ve olay sessizce bastırılacaktı.Olmadı. Takvimler 8 Mart 1957’yi gösteriyordu. Çıkan bir yangınla çınlıyordu kulaklar. 129 ses, 129 nefes, tüm dünyayı o gün titretiyordu. Adları vardı elbet. Rosa ya da Çiğdem, Premala veya Lena, ne fark eder ki?O gün, o 129 kadın, yanarak kazandı bu günü tüm dünya kadınları için. Cenazelerine binlerce insan katıldı.Ardından bir kadın daha çıktı ortaya. Almanya Sosyal Demokrat Partisi üyesi Clara Zetkin. 8 Mart’ın Dünya ¨Emekçi¨ Kadınlar Günü olarak yad edilmesi gerektiğini savundu. Önerisi 1910 yılında 2. Entarnasyonal’de oy birliğiyle kabul edildi.19 Mart 1911’de ilk kez anılan bu günü, oy verme, seçme seçilme, meslek edinme ve eğitim hakkına sahip olmak isteyen kadınlar; Almanya, Danimarka , Avusturya ve İsviçre'de gösteriler düzenleyerek kutladılar.3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda bu günün her yıl 8 Mart’ta anılmasına karar verildi. BM 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti.
TRT 1 ekranlarında yayınlanan Altın Petek isimli bilgi yarışmasına konuk olan Gökhan isimli yarışmacı kazandığı parayı mültecilere bağışlayacağını açıkladı.
Metro İstanbul'un 9 kadın makinisti, milyonluk nüfusuyla ülkeleri geride bırakan dev metropolde, her sabah, her akşam, her an hayatı, hayalleri, umudu çelik çubuklar üzerinde bir yerden başka bir yere taşıyarak, demirden vagonları bir istasyonda azat edip bir diğer istasyonda dizginleyerek hayat mücadelesine devam ediyor...
Kadınlara yönelik taciz, psikolojik ve fiziksel şiddet, ülkemizin önüne geçilemeyen veya geçilmek istenmeyen sorunu olarak karşımıza çıkmaya ne yazık ki devam ediyor... 2016 yılında yerel ve ulusal medyaya yansıyan haberlere göre 328 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Yeni yılın ilk iki ayındaki verilere baktığımızda da durumun iç karartıcı olduğunu söyleyebiliriz. Ocak ayında 37, şubat ayında ise 30 kadın yine erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti.Öte yandan kadının sosyal hayat ve Meclis'teki yerine bakıldığında yine karamsar bir tabloyla karşılaşıyoruz. Meclis'te görevli 550 milletvekilinden yalnızca 81'i, 27 bakandan ise yalnızca biri kadın.
“Kadınların İş Gücüne Etkisi” başlıklı araştırma, iş yerlerindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin bütün kurumlar için bir tehdit unsuru olduğunu gösteren güncel araştırmaları doğruluyor. Verilere göre kadınların iş hayatına eşit katılımı, küresel ekonomiye 12 trilyon dolar daha ekleyebilir. Oysa kadınlar ya ev ve kariyer arasında seçim yapmak ya da insanüstü bir çaba ile çalışmak zorunda. Bakıcı tutamayan düşük gelirli kadınlar çalışma yaşamından çekiliyor. Türkiye'de her dört kadından yalnızca biri iş gücünde. Ülkemizde kadınlar, aynı pozisyondaki erkeklerden yüzde 20 daha az kazanıyor. İşsizlik ateşi kadınları daha çok yakıyor. Çocuk, temizlik, bulaşık, yemeğe ayrılan zamanda kadınlarımız OECD şampiyonu...
Özellikle Kız Çocuklarının Okula Devam Oranlarının Artırılması Projesi (KEP II), 2015 senesinden başlatılan, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin finanse ettiği, Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen bir projedir. Siz de bu proje ile neler hedeflediklerini ve başardıklarını merak ediyorsanız buyurun:
Türk bakanların Almanya'da katılacakları etkinliklere izin verilmemesiyle iki ülke arasında yaşanan gerginlik, Türkiye ve Almanya Dışişleri Bakanları tarafından ele alındı. Çavuşoğlu ve Gabriel Berlin'de bir araya geldi. Görüşmenin ardından konuşan Alman Bakan, 'Türkiye'nin iç tartışmaları Almanya'ya ihraç edilmemeli' dedi. Çavuşoğlu ise, 'İlişkilerimizin kötü olmasının iki ülkeye de faydası yok' ifadelerini kullandı.