onedio
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (4)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Biz, tek bir yapı, tek bir ulusal uydu üretim şirketi kurarak hem insan kaynağını bir araya toplamak hem kaynakları bir araya getirmek hem de çok daha verimli bir şekilde hareket etmek ve sinerji oluşturmak istiyoruz.' dedi. Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.Milli Uzay Programı kapsamında önemli hedeflerden birinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dün ilan edilen uydu üretim şirketi kurmak olduğunu belirten Varank, bu alanda ticari marka oluşturmak istediklerini söyledi.Varank, İMECE uydusunun Türkiye'nin yüksek çözünürlüklü görüntü ihtiyacını karşılamak üzere TÜBİTAK Uzay liderliğinde yürütülen milli bir proje olduğunu, TUSAŞ'ta bunun entegrasyonunun bir kısmının, USET'te de test faaliyetlerinin yürütüldüğünü, önemli ekipmanlar ve kartların tasarımında Aselsan'ın görevlerinin olduğunu ama işin dizayn edilmesinden uygulanmasına kadar tüm süreçlerin TÜBİTAK UZAY tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi.Bu alandaki insan kaynağının tüm bu şirketlere, kurum ve kuruluşlara dağılmış durumda olduğunu vurgulayan Varank, 'Biz, tek bir yapı, tek bir ulusal uydu üretim şirketi kurarak, hem insan kaynağını bir araya toplamak hem kaynakları bir araya getirmek hem de çok daha verimli bir şekilde hareket etmek ve sinerji oluşturmak istiyoruz.' diye konuştu.Roket teknolojilerinde Roketsan ve TÜBİTAK SAGE'nin çalışmalarının olduğuna dikkati çeken Varank, 'İşte tüm bunları aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınma planları, programları kapsamında değil, tek bir Milli Uzay Programı kapsamında yönlendirebilmek, onlara destek verebilmek, gerekli katkıyı sağlayabilmek için Türkiye Uzay Ajansını kurduk.' ifadelerini kullandı.Roketsan, Aselsan, TUSAŞ'ın yanı sıra ticari firmaların da bu işi yaptığına işaret eden Varank, geçen hafta Türkiye'nin uzay çalışmalarında kullandığı ya da ürettiği bütün işlerin kablolama işini yapan, iki kardeşin kurduğu bir ticari firmanın açılışına katıldığını, bu firmanın bazı eksikliklerinin bulunduğunu, Türkiye Uzay Ajansının da tek elden bu eksiklikleri belirleyeceğini, verimli yatırım alanlarının takip ve koordinasyonunu yapacağını kaydetti.'Yabancı ülkelerden oldukça güzel dönüşler aldık'Varank, uzayın sivil amaçlarla kullanımının uluslararası iş birlikleri gerektirdiğini, şu anda var olan Uluslararası Uzay İstasyonunu, birçok ülkenin ortak kullanabildiğini, bu alanda daha fazla uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.Türkiye Uzay Ajansının kurulmasıyla yabancı ülkelerden oldukça güzel dönüşler aldıklarına işaret eden Varank, şöyle konuştu:'Şu ana kadar üç ülkeyle uluslararası anlaşma imzaladık. Pakistan ve Azerbaycan ile anlaşmalar hazır, imza aşamasına geldi. Bunun yanında ABD, Rusya, Japonya, Hindistan, Çin'deki şirketlerle görüşmelerimiz devam ediyor. Burada kendimize koyduğumuz hedeflerin bir kısmını yapmak üzere uluslararası iş birliklerine de ihtiyacımız olacak. Uzay alanında ülkelerin farklı yaklaşımları var, iş birliğinin daha fazla ön plana çıktığı bir alandan bahsediyoruz. Bu manada da uluslararası iş birliklerimize elbette devam edeceğiz. Orada bizimle çalışmak isteyen, kendileri geçmişte birtakım teknolojilere sahip olan artık o teknolojileri güncelleyemedikleri için uzay alanında bunları kullanamayan ülkeler, bizimle beraber bu teknolojileri güncellemek istiyorlar. Dolayısıyla bu alanda önemli iş birliklerini önümüzdeki dönemde görebileceğiz.' 'Vatandaştaki heyecanı bize gelen mesajlardan görebiliyoruz'Varank, sosyal medyada dolaşan, uzaya gönderilecek astronota yönelik esprileri nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya, 'Türkiye'ye heyecan vermenin çok güzel bir şey olduğunu' söyleyerek yanıt verdi. Türkiye'ye bu heyecanı, ülkenin iddialı olabileceği teknoloji alanında verebilmenin çok hoş bir durum olduğunu dile getiren Varank, 'Biz bunlardan çok mutlu oluyoruz. Bu iş çok sahiplenildi. Vatandaştaki heyecanı bize gelen mesajlardan görebiliyoruz. Türk insanı çok zeki, çok ince espriler yapabiliyor. Yani okuduğunuzda, bazen bizi iğneleyen işler de oluyor ama 'Vay be, helal olsun. Böyle bir espriyi yapabilen bir milletimiz var' diyebiliyorsunuz. Biz bunlardan mutlu oluyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.'Türkiye hedefleri başarabilirse dünyadaki 6-7 ülkeden birisi olacak''Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzay çalışmalarını anlatırken dile getirdiği 6 ülkenin ardından Türkiye'nin 7'nci ülke mi olacağı'na ilişkin soru üzerine Varank, söz konusu ülkelerin kendi roketleriyle uzaya erişebildiklerini söyledi.Varank, bu ülkelerin Ay misyonunun hiç olmadığını belirterek, 'Türkiye eğer bu hedefleri başarabilirse dünyada bunları yapan belki 6-7 ülkeden birisi olacak. Bu işleri başarabilmiş, insanlık tarihine katkı sağlamış, bilimi ve teknolojiyi ileri noktaya götürmüş ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz.' ifadelerini kullandı. Eski ABD Başkanı John Kennedy'nin Ay misyonuna ilişkin Soğuk Savaş döneminde yaptığı konuşmanın çok etkileyici olduğunu vurgulayan Varank, şöyle devam etti:'Ben Milli Uzay Programı ilan edilirken, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın konuşmasını da aynı heyecanla takip ettim. Çok da etkilendim, çok güzel bir konuşma yaptı. Biz, kadim medeniyetimizin bize yüklediği sorumluluklarla beraber Türkiye'yi teknoloji pazarı değil, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla kendi teknolojisini geliştirip, üreten ve bundan ekonomik katkı ve fayda sağlayan ülke konumuna getireceğiz. Bunun örneklerini özellikle son 4-5 yılda ciddi biçimde görüyoruz. Bunu uzay alanında da göreceğimizden benim hiçbir şüphem yok. Biz bilim insanlarımıza, insanımıza güveniyoruz. Bu altyapıları 18 yıllık dönemde kurduk, iş artık son gayreti göstermeye bakıyor.' 'Dünyadan çok güzel tepkiler oldu'Varank, Göbeklitepe'de ilgi gören monalitin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı çalışanları tarafından hazırlandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Genç, gündemi sıkı takip eden çalışma arkadaşlarımın böyle bir önerisi oldu. 'Bu monalitler dünyanın her tarafında ortaya çıkıyor, biz de böyle bir şey yapsak, üstüne de böyle mesaj yazsak, bunu da Göktürkçe yapsak gizemi biraz daha artırsak' dediler. Arkadaşlar böyle bir şey hazırladılar. En uygun yer olarak Şanlıurfa'nın Göbeklitepe yakınlarında bir yer seçtik. Bir gece yarısı arkadaşlarımız onu oraya diktiler. Yerel yönetimin haberi vardı. Dünyadan da gerçekten çok güzel tepkiler oldu. Anadolu Ajansı da bir haber yaptı, dünya medyasında ciddi yansımalarını gördük. Milli Uzay Programı'nın heyecanını artıracak güzel bir espriydi.'(Sürecek)
Erdoğan 'Esnaf' Açıklaması: 'Hazinemiz Emirlerinde'
AKP grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına değindi. Yeni anayasanın kapsayıcı olması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, 'Tüm partilerin sürece katılmasını tercih ederiz' dedi. Erdoğan pandemi nedeniyle sıkıntı yaşayan esnaf için ise 'Hazinemiz milletimizin emrinde' dedi...
Müjde Ne Olacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan Müjde Açıklaması Ne Zaman Yapılacak?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ‘Çarşamba günü yapacağım ulusa sesleniş konuşmasında önemi bir müjde vereceğim’ demişti. Koronavirüs yasaklarıyla bunalan vatandaşlar, Erdoğan’ın ne müjdesi vereceğini merak ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağı müjde tam olarak bilinmiyor. İşte muhtemel Erdoğan müjdeleri…
Biontech Almanya'da Aşı Üretimine Başladı
BERLİN (AA) - Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından kurulan Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının Almanya'da da üretimine başlandığı bildirildi.BioNTech firmasından yapılan açıklamada, aşı üretimine başlanan Marburg kentindeki tesislerde bu yılın ilk yarısında 250 milyon doz aşı üretileceği ve ilk aşıların nisan başında teslim edilmesinin planlandığı belirtildi.BioNTech, bu yıl dünyanın farklı ülkelerindeki 6 üretim tesisinde toplam 2 milyar doz aşı üretmeyi hedefliyor.
AB Komisyonu Aşı Stratejisindeki Hatalarını Kabul Etti, Toplu Alım Kararını Savundu
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşılarla ilgili stratejisinde hatalar yaptığını kabul etti ancak aşıları topluca alma kararının doğru olduğu savunmasını yaptı. Von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Genel Kurul oturumuna katılarak AB genelinde yavaş ilerleyen aşılamalardaki son durum hakkında bilgi verdi ve son günlerde eleştirilen aşı stratejisiyle ilgili eleştirileri yanıtladı.AB Komisyonunun aşı stratejisinde bazı hatalar yaptığını söyleyen von der Leyen, 'Hala olmak istediğimiz yerde değiliz. Aşılara onay vermede geç kaldık. Toplu üretim konusunda çok fazla iyimserdik. Ayrıca verdiğimiz siparişlerin zamanında teslim edileceğine fazla inandık.' diye konuştu. Von der Leyen, AB'nin bugüne kadar 2,3 milyar doza varan toplu aşı alımı yapma kararının ise arkasında durdu. Von der Leyen, şunları söyledi:'Bir avuç büyük üye ülke aceleci davranıp aşıların hepsini alsaydı ve diğer herkesin eli boş kalsaydı ne olacağını tahmin bile edemiyorum. Böyle bir durum iç pazar için ve Avrupa'nın birliği için ne anlama gelecekti? Ekonomik anlamda da saçmalık olacaktı ve bence topluluğumuzun sonu olacaktı.'İlaç firmalarına uyarıAşıların üretimindeki zorluklara dikkati çeken von der Leyen, 'Normalde 5-10 yılda geliştirilecek aşı 10 ayda geliştirildi. Bilim sanayiyi geçti. Ama yeni aşıların üretimi çok karmaşık bir süreç ve bu aşılar için bir gecede üretim tesisi kurulamıyor. Aşılarda 400 kadar içerik madde bulunuyor ve üretimde 100 kadar tesis rol oynayabiliyor.' dedi.Von der Leyen, AB olarak üretim kapasitesinin artırılması için çalıştıklarını, ilaç firmalarının zorluklarını anladıklarını ancak AB olarak kapasitelerin artırılması amacıyla önceden milyarlarca avro yatırım yaptıklarını söyledi.'Şimdi artık öngörülebilirlik istiyoruz.' diyerek ilaç firmalarını uyaran von der Leyen, bunun için AB içinde üretilen aşıların ihracatında izin mekanizması oluşturduklarını vurguladı.Üretimdeki zorluklara örnek veren von der Leyen, 'Şu andaki engellerden biri, iki sentetik molekülle ilgili. Şirketlerin dediğine göre, ellerinde bunlardan 250 gram daha fazla olursa 1 milyon doz daha fazla aşı üretebilecekler.' ifadesini kullandı.'Kuzey İrlanda konusunda hatalıydık'Von der Leyen, AB’nin Birleşik Krallık’a geçiş için kullanılabileceği gerekçesiyle Kuzey İrlanda’yı Kovid-19 aşısı ihracat sınırlamasına başta dahil edip aynı gün geri adım atmasıyla ilgili olarak ise 'Bu kararın alınması sürecinde hatalar yapıldı ve bundan üzüntü duyuyorum ama sonuçta doğru olanı anladık.' diye konuştu.Von der Leyen, AB Komisyonunun Brexit sürecinde olduğu gibi Kuzey İrlanda’daki barışı korumak için elinden geleni yapacağına işaret etti.17 milyon kişi aşılandıAB Komisyonu Başkanı, bu yaz AB ülkelerindeki yetişkin nüfusun yüzde 70'inin aşılanmış olması için koyulan hedefte de değişiklik yapmadıklarını söyledi.AB, yüzde 70'lik hedefe rağmen aşılamalarda tedarikten kaynaklanan sıkıntılar ve kesintiler nedeniyle yavaş ilerliyor ve bu nedenle AB Komisyonuna eleştiriler yöneltiliyor. Aralık sonunda aşılamaların başlamasından bu yana AB ülkelerine 26 milyon doz aşı gönderildi ve 17 milyondan fazla kişi aşılandı.
Afyonkarahisar'dan 30 Ülkeye "Salkım Domates" İhracatı
AFYONKARAHİSAR (AA) - ARİF YAVUZ - Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde üretimi yapılan salkım domatesler, Rusya, Hollanda ve Romanya başta olmak üzere 30 ülkeye ihraç ediliyor. İlçedeki 24 modern jeotermal serada, hava sıcaklığı sıfırın altında 25 dereceye kadar düşse de salkım domates üretimi yaz kış devam ediyor.Sandıklı Belediye Başkanı Mustafa Çöl, AA muhabirine, Türkiye'deki jeotermal seracılığın yüzde 35'inin ilçede bulunduğunu yapıldığını söyledi.Jeotermal suyun ısınmada kullanılmasının ardından seralarda değerlendirildiğini dile getiren Çöl, şöyle konuştu:'İlçedeki günlük sıcaklık farkının yüksek olması, yetiştirilen domatesin kalitesini artırıyor. Domateslerimizin 29 gün raf ömrü ve dayanıklılık süresi var. Seralarımızda yetiştirilen salkım domatesler 30 ülkeye ihraç ediliyor. Bu ticaret hacmi de ülke ekonomimize ciddi katkı sağlamaktadır.'Çöl, 2024 yılına kadar hedeflerinin kentte, 2 milyon metrekarenin üzerindeki alanı jeotermal seracılığa kazandırmak olduğunu vurguladı.Domatesler iyi tarım uygulamasıyla yetiştiriliyorİlçedeki bir jeotermal seranın yetkilisi Mücahit Gürsel de kentte 2016 yılından bu yana cam serada dönümünden 60 ton salkım domates üretimi yaptıklarını aktardı.Seralarında organik ve iyi tarım uygulamalarıyla domates yetiştiriciliği yaptıklarını anımsatan Gürsel, 'Fidelerimiz, Hindistan cevizi kabuğuna dikiliyor. 2 ay gibi bir süre ile ürün vermeye başlıyor. Çiçeklenme döneminde ise arılar ile doğal yollarla bitkinin döllenmesi sağlanıyor. Yani hiçbir şekilde kimyasal madde kullanmıyoruz. İyi tarım uygulamalarıyla üretim gerçekleştiriyoruz.' dedi.Rusya'nın Türkiye'den aldığı domates kotasını artırmasının jeotermal sera üreticilerini sevindirdiğine dikkat çeken Gürsel, ürettikleri ürünlerin yurt içinden Ankara, İstanbul ve İzmir'e yurt dışında ise başta Avrupa ülkeleri ile Rusya, Hollanda ve Romanya'ya ihraç ettiklerini ifade etti.
Reklam
ABD Savaş Gemisi İstanbul Boğazı'ndan Geçti
İSTANBUL (AA) - ABD Donanması’na bağlı güdümlü füze destroyeri ‘USS Donald Cook’, İstanbul Boğazı’ndan geçiş yaparak Marmara Denizi’ne açıldı.Tatbikat için Gürcistan’a giden ve görevini tamamlayıp dönen ABD savaş gemisine, Boğazı geçişinde Türk gemisi de eşlik etti.
Hasta Oğlunun Tedavisinin Sağlanması İçin 18 Günde İzmir'den Ankara'ya Yürüdü
ANKARA (AA) - Kistik fibrozis hastası 2,5 yaşındaki oğlu Ateş Çiçek ve aynı hastalığa yakalananların tedavisi hakkında farkındalık yaratmak isteyen Caner Çiçek, İzmir'den Ankara'ya yürüdü. Caner Çiçek, 18 gün süren yürüyüşün ardından Eskişehir Yolu Söğütözü mevkisinde Kistik Fibrozis Derneği Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılandı. Çiçek, burada yaptığı açıklamada, 2,5 yaşındaki oğlu Ateş Çiçek gibi kistik fibrozis hastası olan ve ilaç temini bekleyen birçok hasta için yürüyüşü gerçekleştirdiğini belirterek, kendisine destek veren herkese teşekkür etti.Amacının siyasi bir mesaj verme veya devletin ilgili kurumlarını karalama olmadığını vurgulayan Çiçek, şöyle konuştu:'Bizler çocuklarımızın yaşam mücadelesi için buradayız. Kistik fibrozis hastalarının tedavisinde kullanılan ve yurt dışında geliştirilen ilaçların Türkiye'ye getirilmesi adına farkındalık yaratmak için bu yürüyüşe karar verdim. Devletimizin bize bu konuda yardımcı olacağına ve bu yolda yalnız bırakmayacağına kalpten inanıyorum. Yarından itibaren de yetkililer ile görüşmeye çalışacağım.' Kistik Fibrozis Derneği Yönetim Kurulu üyeleri de farkındalık yürüyüşünden dolayı Çiçek'e teşekkür ederek, çiçek verdi.
Reklam
Rusya'da Yehova Şahitleri'nin Bazı Üyeleri Gözaltına Alındı
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yasaklanan Yehova Şahitleri'nin bazı üyelerinin gözaltına alındığı belirtildi.Rusya Soruşturma Komitesinden yapılan açıklamaya göre, başkent Moskova'da yasaklanmasına rağmen açık ve çevrim içi olarak faaliyetlerini sürdürdüğü tespit edilen Yehova Şahitleri'nin bazı üyelerinin evlerine operasyon düzenlendi.Operasyonda 16 adreste arama yapıldı, bazı Yehova Şahitleri üyeleri 'aşırıcı' faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle gözaltına alındı.Yehova Şahitleri Rusya'da yasaklanmıştıRusya Yüksek Mahkemesi, 2017'de, Adalet Bakanlığının Yehova Şahitleri'nin yasaklanması için yaptığı başvuruyu değerlendirerek, grubu 'aşırıcı organizasyon' olarak kabul etmiş, tasfiye edilmesi ve ülke genelinde yasaklanmasına hükmetmişti.Kararda, Rusya'da Yehova Şahitleri'ne bağlı 395 topluluğun faaliyetlerine derhal son verilmesi ve mal varlıklarına el konulması istenmişti.ABD, Rusya'nın söz konusu kararına tepki göstererek, yasağın kaldırılmasını istemişti.Yehova Şahitleri de karara itiraz ederek, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşımıştı.
Konya'da Halı Yıkamacıyı Tabancayla Öldüren Sanığa Müebbet Hapis İstemi
KONYA (AA) - Konya'da birlikte çalıştığı halı yıkamacıyı tabancayla öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık Halil Ağralı'nın müebbet hapisle cezalandırılması istendi.Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Ağralı, öldürülen Yusuf Öztürk'ün yakınları ve taraf avukatları katıldı. Sanık Ağralı, savunmasında, maktul ile halı yıkama dükkanında ortak çalıştıklarını, olay öncesi aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığını öne sürdü. Olay günü iş yerine geç gelen maktule, 'Bu saate kadar neredeydin? Hesap kitap yapmamız lazım' dediğini söyleyen sanık Ağralı, 'Bu sözüm üzerine, 'Sana hesap mı vereceğim' dedi. Aramızda tartışma çıktı. Tartışma sırasında bana ağır sözler söyledi. Ben de üzerimdeki tabancayı çıkardım ama ateş etmedim. Maktul 'Erkeksen ateş edersin' dedi, hakaretler etti. Ben de tahrik oldum. Sinirle ateş ettim. Öldürme kastım yoktu.' ifadelerini kullandı. Tanık Alperen Ağralı da sanığın oğlu olduğunu, bu nedenle söz konusu iş yerinde geçen olaylardan haberi bulunduğunu öne sürdü. Babası Halil Ağralı'nın, maktulün teklifi üzerine arabasını satarak halı yıkamacı dükkanına ortak olduğunu kaydeden Ağralı, 'Parasal konularla ilgili babam ve maktul arasında bazı ufak tartışmalar yaşanmıştı. Ancak bunun dışında aralarında herhangi bir husumet yoktu. Zaman zaman babam bana, 'Hesaplar karışıyor' şeklinde sözler söylüyordu. Bir de zaman zaman dükkana maktulün alacaklıları geliyordu. Bu kişiler 'tekin' tipler olmadığı için maktul ve babam bir tabanca almıştı. Bu tabanca da genellikle iş yerinde dururdu.' beyanlarında bulundu. Tanık olarak dinlenen mali müşavir Mustafa B. ise 'Söz konusu iş yerinin ve iş yeri sahibi olan, maktulün eşi Küpra Öztürk'ün resmi işlemlerini takip ediyordum. Maktul ve sanık bu iş yerinde sigortalı olarak çalışıyordu. İş yeri Küpra Öztürk'ün üzerindeydi ve sanık da orada personel durumundaydı.' diye konuştu. Beyanların ardından mütalaasını açıklayan iddia makamı, sanık Ağralı'nın 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi. OlayMerkez Karatay ilçesi Fevziçakmak Mahallesi 10533 Sokak'taki bir halı yıkama dükkanında alacak meselesi nedeniyle 28 Mayıs 2020'de çıkan tartışmada Halil Ağralı (42), birlikte çalıştığı Yusuf Öztürk'ü (36) tabancayla öldürmüştü.Tutuklanan Halil Ağralı hakkında 'kasten öldürme' suçlamasıyla dava açılmıştı.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (2)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'den ilk uzay yolculuğunun turistik bir seyahat amacıyla değil, bilimsel bir misyon kapsamında gerçekleştirileceğini belirterek, 'Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun uzaya gitmesi. En uygun vatandaşımızın orada misyonu gerçekleştirmesini sağlayacağız.' dedi.Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, Milli Uzay Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.Türkiye Uzay Ajansının koordinasyonu yürüteceğini belirten Varank, bunun yanında söz konusu alanda yapılacak yatırımlarla ilgili kaynak tahsisini de gerçekleştireceğini söyledi.Varank, belirlenen hedeflerle Türkiye'yi uzay yarışında önemli bir ülke konumuna getireceklerini söyledi.Türkiye'nin doğru zamanda doğru yere yatırım yaptığını vurgulayan Varank, 'Şu anda tüm dünya Türkiye'nin insansız hava araçlarında geldiği noktayı, onun cephede nasıl oyun değiştirici olduğunu konuşuyor ve Türkiye'yi çok sıkı şekilde takip ediyor.' diye konuştu.Varank, TOGG'da da doğru zamanda, doğru yere yatırım yapıldığına işaret ederek, endüstrinin değiştiğini gördüklerini ve bu değişirken özellikle otomobilin artık bir teknolojik alet olma noktasına gittiği dönemde yatırımların yapılmaya başlandığını dile getirdi.Klasik markaların da elektrikli otomobillerle ilgili takvimini öne çekmeye başladığını anımsatan Varank, bu alanda çok büyük ve hızlı bir değişim olduğunu anlattı.'Türkiye'yi çok daha katma değerli bir ekonomi üreten ülke haline getirebileceğiz'Varank, uzay yarışının da özellikle son 3-4 senede çok hızlı bir şekilde gelişmeye başladığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: 'Uzay yarışına ülkeler yatırım yapmaya başladılar. Burada farklı ülkeler, farklı misyonlar açıkladılar. Tabii burada önemli olan şey bu yarışın getirisini götürüsünü hesaplayarak doğru yere ve alana yönlenebilmek. Biliyorsunuz birtakım ülkeler parasını ödeyip, 'Bilmem ne aracı yaptırdık, Mars'a gönderdik' diye reklam yapıyorlar. Bunu o ülkenin teknolojisine, insan kaynağına ve özellikle çarpan etkisiyle o ülkede oluşturulan ekonomiye bir katkısı var mı, yok mu ona bakmamız lazım. İşte bu programın önemi o.'Varank, 'Mevcut kabiliyetlerimizin farkındayız.' diyerek, dünyada da yarışın nereye gittiğinin farkında olduklarını söyledi. Uzayda paranın nereden kazanılabileceğini değerlendirdiklerini ve gördüklerini vurgulayan Varank, 'Dolayısıyla şunu diyoruz, biz bu programı uygularsak ülkemizin kalkınmasına katkımız olacak. Türkiye'yi çok daha katma değerli bir ekonomi üreten ülke haline getirebileceğiz. Tabiiki vatandaşımıza onun gururunu da yaşatacağız. Çünkü çok önemli, doğru bir alana harcama yapacağız ve bunun topluma yayılmış bir geri dönüşü olacak.' ifadelerini kullandı.'Bu bir bilimsel misyon olacak'Bakan Varank, uzaya gönderilecek vatandaşa ilişkin bilgi vererek, 'Bir turistik seyahat olmayacak. Yani ülkeler bunu 'Bir vatandaşımı uzaya gönderdim, ne kadar mutluyuz, gururluyuz.' diyebilirler, bunun örnekleri var ama biz asla böyle bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Bu bir bilimsel misyon olacak.' dedi. Bu manada da alanında temayüz etmiş insanlar arasından, böyle bir görevin yükünü, stresini ve fiziki zorluklarını kaldırabilecek bir vatandaşın seçileceğini vurgulayan Varank, 'Genelde dünyada havacılık alanında tecrübesi olan insanlar seçiliyor. Seçerek uzaya göndereceğiz ve orada Uluslararası Uzay İstasyonu'nda bir bilimsel çalışma yapmasının ve oradaki altyapıyı kullanmasının önünü açmış olacağız.' diye konuştu.'Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun Türkiye adına uzaya gitmesi'Burada ne yapılacağına, hangi bilimsel misyonun yerine getirileceğine ortak akılla karar verileceğini ifade eden Varank, şöyle konuştu:'Bu tabiat bilimlerinde yapılacak bir çalışma olabilir ya da kendi geliştirdiğimiz, uzay tarihçesi kazandırmak istediğimiz ya da uzaydaki dayanıklılığını test etmek istediğimiz bir ekipmanın oraya götürülüp test edilmesi de olabilir. Hatta bir mini uydunun uzaya çıkarılıp direkt Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan uzaya salınması da olabilir. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Hem yaptığımız teknolojilere uzay tarihçesi kazandıracağız hem de uzay ekonomisi alanında önemli bir güç haline geleceğiz.'Varank, uzaya kimin gönderileceğine ilişkin de 'Sayın Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun Türkiye adına uzaya gitmesi. En uygun vatandaşımızın orada misyonu gerçekleştirmesini sağlayacağız.' ifadelerini kullandı. Bu bilimsel misyona uygun yapılacak seçimlerin gönüllük esasına uygun bir çağrıyla gerçekleştirileceğini vurgulayan Varank, sonucunda en uygun vatandaşı uzaya göndereceklerini ve bilimsel misyonun gerçekleştirmesini sağlayacaklarını bildirdi.'Uzaya gitmiş bir Türk vatandaşı, gençler ve çocuklar için rol model olacak'Astronot kelimesi yerine kullanılacak Türkçe kelimenin ne olacağına ilişkin de Varank, 'Cumhurbaşkanı'mızın Türkçe hassasiyetini hepimiz biliyoruz.' dedi.Varank, dünyada en çok bilinen özellikle ABD'nin yetiştirdiği uzay insanlarına 'astronot' ve Sovyet döneminden itibaren yetiştirilen uzay insanlarına ise 'kozmonot' isminin verildiğini hatırlatarak, farklı ülkelerin bu manada çalışmaları olduğunu dile getirdi.Burada gerçekten Türkçe bir isim bulmak istediklerini belirten Varank, şunları kaydetti:'Madem bir vatandaşımızı göndereceğiz, madem bu vatandaşımızın üzerine yatırım da yapacağız, bunlar basit hadiseler değil. Bu vatandaşımızın 2 yıla yakın eğitim alması lazım. Özellikle uzaya gitmiş bir Türk vatandaşı, gençler ve çocuklar için rol model olacak. Tüm dünyada astronotlar konuşmacı olarak davet ediliyor, deneyimleri paylaşılıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin önüne koyacağımız bir rol modeli çok iyi şekilde yetiştireceğiz. İsminin de Türkçe olması bizi mutlu eder.' (Sürecek)
Reklam
Huzurevinin Çınarları Salgın Döneminde Sosyal Etkinliklerle Moral Buluyor
SİVAS (AA) - SERHAT ZAFER - Sivas İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Huzurevinde kalan yaşlılar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde çeşitli sosyal ve sportif etkinliklerle hayata bağlanıyor.Salgın döneminde dışarı çıkamayan huzurevi sakinlerinin yaşamlarına daha rahat ve sağlıklı devam etmeleri için çok sayıda sportif ve sosyal aktivite düzenleniyor. Huzurevinde kurulan bocce takımı ise Türkiye şampiyonasına hazırlanıyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tan, AA muhabirine, koronavirüs çıkınca ilk olarak yaşlıları salgından korumanın uğraşı içerisine girdiklerini söyledi. Bakanlığın salgının ilk günlerinden itibaren huzurevlerinde vardiyalı sistemi uygulamaya koyduğunu anımsatan Tan, personelin gerekli tetkiklerin ardından 10 gün boyunca dışarı çıkmadan görev yaptığını ifade etti. Tan, salgın döneminde huzurevinde kalan yaşlılar için çeşitli sosyal ve sportif faaliyetler düzenlediklerini anlatarak, 'Bu dönemde yaşlılarımızın, ulu çınarlarımızın canları sıkılmasın diye, özellikle vakit geçirici, bilinçlerini diri tutucu çeşitli etkinlikler yapıyoruz.' dedi. Huzurevi bocce takımı için kurumun bahçesinde kapalı alan oluşturduklarını dile getiren Tan, takımdaki huzurevi sakinlerinin çalışmalarına devam ettiğini belirtti.Tan, huzurevinde şu ana kadar Kovid-19 vakasına rastlanmadığını vurgulayarak, 'Kendimize nasıl bakıyorsak onlara da öyle baktığımızın bir nişanesi oldu.' diye konuştu. Bocce takımı Türkiye şampiyonasına hazırlanıyor Huzurevinde düzenlenen faaliyetler hakkında bilgi veren Tan, şunları kaydetti:'El becerisi olarak genellikle resim çiziyorlar, bilinçlerini diri tutucu oyunlar oynuyorlar, kadınlarımız işlemeler yapıyor. Huzurevindeki personelimiz sürekli el işleriyle uğraşıyordu, buradaki yaşlılarımız bütün faaliyetleri öğrendiler. Bu dönemde boş zamanları çok olduğu için onlarla devamlı uğraştılar. Yaşlılarımız bundan memnun kaldılar. Vakitlerini verimli ve iyi bir şekilde geçirmenin düşüncesi içerisinde biz de onlara yardımcı olduk. Onlar da bizlere zorluk çıkartmadılar ve güzel etkinlikler oldu.'Huzurevi Bocce Takımı'nın geçen yıl bölge birincisi olduğunu ve Türkiye Şampiyonası'na gittiğini dile getiren Tan, 'Bu bizim için bir ilk oldu ve daha da ilerleteceğiz.' ifadesini kullandı. Huzurevi sakinlerinden Salih Torun da tüm görevlilerin kendileriyle yakından ilgilendiğini söyledi. Bocce sporuyla uğraştığını, bunun yanı sıra çeşitli el sanatları yaptıklarını aktaran Torun, 'Boyama, işleme, tespih yapıyoruz. Tüm el sanatlarından yapıyorum.' şeklinde konuştu.Fahri Dağıstanlı ise 26 yıldır huzurevinde kaldığını, kendilerine çok iyi davranıldığını ve her türlü imkanın sunulduğunu vurguladı. Halit Nazik de bocce ile zaman geçirdiğini, katıldıkları turnuvalardan başarıyla döndüklerini ifade ederek, 'Çalışan insanın beyni her zaman açık olur.' dedi.
Bursa'da Bir Kişi Yol Kenarında Tabancayla Öldürülmüş Bulundu
BURSA (AA) - Bursa'nın Osmangazi ilçesinde bir kişi tabancayla öldürülmüş bulundu.Alınan bilgiye göre, Çukurca Mahallesi'nden Yeniceabat Mahallesi'ne giderken yol kenarında bir kişinin hareketsiz yattığını gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Servis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, vücudunda mermi bulunan kişinin yaşamını yitirdiğini belirledi. Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri, ölen kişinin Murat Bahadır (41) olduğunu belirledi.Çevrede inceleme yapan ekipler, şüpheli ya da şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
Konya Şeker, Bu Sene Üreticiden Aldığı Patatesin Ücretini Ödedi
İSTANBUL (AA) - Seydibey Tarım Ürünleri Entegre Tesisinin tarımsal ham madde ihtiyacı için sözleşmeli patates ekimi yaptıran Konya Şeker, bu sene üreticiden aldığı patatesin ücretini ödedi.Konya Şeker açıklamasına göre, Konya Şeker tarafından 2009 yılında Seydişehir ile Beyşehir ilçelerinin orta noktasına yapılan ve Türkiye’nin çift üretim hattı ile dondurulmuş parmak patateste en büyük kapasitesine sahip olma unvanını elinde bulunduran, kampüs içinde Türkiye’nin tek Patates Nişastası Fabrikası da yer alan Seydibey Tarım Ürünleri İşleme Entegre Tesisleri, üreticilerden aldığı patatesleri, işleyerek hem üreticilere hem de Türkiye ekonomisine kazandırmaya devam ediyor.Salgın nedeniyle mart ayından beri başta hizmet sektörü ve turizm sektörü olmak üzere birçok sektörün kapalı olmasına rağmen piyasadaki durgunluğu üreticisine yansıtmayan ve ürün alımlarını sürdüren Konya Şeker’in bu yıl içerisinde üreticilerden aldıkları patates bedellerini üreticiye ödemesi üreticilere rahat bir nefes aldırdı.Açıklamaya göre, bir önceki yıl patates fiyatlarının yüksek olması nedeniyle Türkiye’nin pek çok yerinde üreticilerin patates ekimine yönelmesi, buna karşılık salgın sürecinde hizmet sektöründe yaşanan durgunluk nedeniyle tüketimde daralmanın da etkisiyle hasatla birlikte 95 kuruşlar civarından piyasaya çıkan patates fiyatları hızla düşmüş, 60-65 kuruşlar civarında alıcı bulamayan üretici fiyatları 50 kuruşlar seviyesine gerilemiş, çok sayıda firmanın patates fiyatlarındaki düşüş üzerine sözleşmeli ekim yaptırdıkları patatesi almadıklarına ve piyasadan ucuz patates temin ettiklerine dair iddialar gündeme gelmişti. Konya Şeker, hem patates üreticisini avanslarla desteklemeye devam etti hem de alımını gerçekleştirdiği patates için sözleşme şartlarını eksiksiz yerine getirdi. 'Konya Şeker üreticisine neyi taahhüt ettiyse yerine getirdi'Açıklamada görüşlerine yer verilen 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, 'Tarımsal üretimde sürdürülebilir üretimin en önemli koşullarından biri üreticinin kötü sürprizlerle karşılaşmamasıdır. Yani aylarca emek sarf ederek ürettiği ürün üreticinin elinde kalır ya da üretici ürününü maliyetinin altında elinden çıkarmak zorunda kalırsa ürün arzında gelgitlerin yaşanması kaçınılmazdır. Bir önceki sene patates azdı, fiyatlar zirve yapmıştı ve ülkemizin birçok yerinde üretici patates ekimine yöneldi. Ancak bu sene üretici pazarda beklediğini bulamadı. Sosyal medya ve haberlere de yansıdığı üzere 95 kuruştan piyasaya çıkan mahsul, 60-65 kuruşa alıcı bulamadı. Üretici fiyatlarının 50 kuruşa kadar düştüğüne dair haberleri hepimiz okuduk. Üreticiye sözleşmeli ektirilen patatesin birçok firma tarafından tek taraflı bir kararla alınmadığına dair şikayetler, duyumlar bize kadar geldi. Konya Şeker üreticisine neyi taahhüt ettiyse yerine getirdi.' ifadelerini kullandı.'Patatese ülkemiz üretici fiyatları ortalamasının üzerinde fiyat verdi'Salgın sürecinde 'fast foodların' iş hacmi azalmasına, dolayısıyla dondurulmuş parmak patates tüketiminin düşmesine rağmen Seydibey Tesisi'ni geniş üretim portföyü sayesinde mamul ürün pazarındaki daralmanın üretimi ve üreticiyi etkilemesine müsaade etmediğini aktaran Konuk, şunları kaydetti:'Seydibey Dondurulmuş Parmak Patates Tesisinde ülkemizin tek patates nişastası üreten nişasta fabrikası da çalıştı ve tarımsal üretimin daralmasına müsaade etmedi. Dünyanın en büyük fast food zincirlerine dondurulmuş parmak patates ve patates kroketi, soğan halkası vermeye bu dönemde de devam eden Konya Şeker, iç pazardaki daralmayı ihracatla aşacak adımlar atarak sürecin tarımsal üretimi etkilememesini sağladı. Bu süreçler gelip geçer, bizim için önemli olan üretim alışkanlığının kaybolmaması ve üretimde sürekliliğin sağlanmasıdır.​​​​​​​ Önce dondurulmuş parmak patates üretimi yapacak tesisi tamamlandı. Bu tesisi üretimi tetikledi, sonrasında hem bölge üreticimizin daha çok patates üretmesini hem de ülkemizin ithalat için yabancı ülkelere döviz akıtmasının önüne geçmek için Türkiye’de üretimi yapılmayan patates nişastasını üretmek için patates nişastası fabrikası kuruldu. Neticede, 2008 yılında sadece 222 bin 75 ton patates üretimi gerçekleştirilen Konya’da patates üretimi 2019 yılında 611 bin tona ulaştı. Bu sene fiyatlar üreticinin beklentisinin altında oluşmasına rağmen Konya Şeker sözleşmedeki taahhüdünü eksiksiz yerine getirdi ve patatese ülkemiz üretici fiyatları ortalamasının üzerinde bir fiyat verdi. Desteğimiz de sadece ürün fiyatlaması ile de sınırlı kalmadı.'Konya Şeker’in salgın önlemleri çerçevesinde hizmet sektöründeki durgunluğun patates üreticisini etkilememesi için pazardaki alternatif kanalları da değerlendirdiğini aktaran Konuk, 'Ülkemizde dışa bağımlılığı bitirecek patates nişastası üretimi ile hem üreticinin elindeki ikinci sınıf ürünlerin de para etmesini sağladı hem de patates nişastasında ithalatçı konumda olan ülkemizin söz konusu üründe ihracatçı olmasını sağlayarak ülke ekonomisine katkı yaptı. Bunun yanı sıra da McDonald’s gibi dünyaca ünlü firmalara donuk gıda tedarikini kesintisiz devam ettirerek tarladaki üretime teminat olmaya devam ederken sadece patateste değil, üreticimizin ürününü ve tarımsal üretimine de her alanda destek oldu.' değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan açıklamaya göre, Türkiye’de dondurulmuş parmak patates, soğan halkası ve kroket gibi ürünlerin üretimini gerçekleştiren Seydibey Entegre Tesislerini 2009 yılında üretime başlatan Konya Şeker, 2014 yılında da Türkiye’nin ihtiyacının tamamını ithalat yoluyla karşıladığı patates nişastasında ithalatı sıfırlayıp ithalata giden dövizin bölge üreticisinin geliri olması için patates nişastası fabrikası yatırımını da tamamlamıştı. Doku Kültürü Laboratuvarı'nı da kurarak sıfır jenerasyon patates tohumluğu üretimine başlayan Konya Şeker, üreticilerine dağıttığı sıfır jenerasyon ve hastalıklardan ari patates tohumluğu ile de dekara verimde Konya’nın büyük bir sıçrama yapmasına öncülük etmişti.
Reklam
Hrant Dink Cinayetine İlişkin Davada Müdahil Avukatları Beyanda Bulunuyor
İSTANBUL (AA) - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu, 13'ü firari 76 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, hakkında ev hapsi kararı bulunan tutuksuz sanık eski Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Ali Öz, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler katıldı.Bazı sanıkların, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılım sağladığı duruşmada, taraf avukatları da hazır bulundu.Duruşmada, önceki celsede alınan ara karar gereği, müdahil Dink ailesinin avukatlarına esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için söz verildi.Aileyi temsilen 3 avukatın konuşacağının bildirildiği duruşma, avukat Emel Ataktürk Sevimli'nin beyanda bulunmasıyla sürüyor.Esas hakkındaki mütalaadanSavcılığın mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaada, cinayet döneminde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ali Poyraz hakkında, 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından 8 yıldan 16 yıla kadar hapis cezası isteniyor.Mütalaada, yine cinayet döneminde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Terör Olayları Kısım Amiri (Yüzbaşı) olarak görev yapan Ali Barış Sevindik'in, 'Anayasayı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 'FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmaktan' 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.Sanıklar, dönemin İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri Mehmet Ali Özkılıç ve Şükrü Yıldız'ın, Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığında görevli sanıkları korudukları, FETÖ'nün amaçları doğrultusunda hareket ettikleri belirtilen mütalaada, Mehmet Ali Özkılıç'ın 'FETÖ'ye üye olmak' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 8 yıldan 16 yıla, sanık Şükrü Yıldız'ın 'yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs', 'FETÖ üyeliği' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından 10 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Sanık polis memuru Muhittin Zenit'in faillerle irtibatlı olarak Dink'in öldürülmesine yardım ettiği belirtilen mütalaada, bu kişinin 'tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek', 'FETÖ'ye üye olmak', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından 25 yıl 9 aydan 43 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.Mütalaada, cinayet döneminde Trabzon Emniyet Müdürü olan sanık Reşat Altay'ın 'kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi', 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' ve 'görevi kötüye kullanma' suçlarından toplam 23 yıl 3 aydan 33 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenirken, cinayetten önce Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapan sanık Sabri Uzun, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü tutuksuz sanık Ahmet İlhan Güler, cinayetten önce dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında 'görevi kötüye kullanma' suçundan 3 aydan birer yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz'ün,'Anayasayı ihlal' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'kasten öldürme' suçundan müebbet, diğer suçlardan 10 yıldan 24 yıla kadar hapsi talep edilen mütalaada, diğer sanıkların da benzer suçlardan 15 yıl ila müebbet hapis cezaları arasında değişen oranlarda mahkumiyetlerine karar verilmesi isteniyor.Mütalaada, 11 sanık hakkında ise tüm suçlardan beraat kararı verilmesi talep ediliyor.Firari sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı, Coşgun Çakar, Halil İbrahim Koca, Mehmet Akif Yılmaz, Mehmet Faruk Mercan, Metin Canbay, Ömer Faruk Kartın, Serkan Şahan, Yılmaz Angın, Yunus Yazar ve Zekeriya Öz'ün dosyalarının ayrılması talep edilen mütalaada, sanık Şeref Ateş hakkında ise yargılama devam ettiği sırada vefat ettiği için dava dosyasının düşürülmesi isteniyor.Mütalaanın ardından ara celselerde mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar Veysal Şahin, Volkan Şahin ve Okan Şimşek hakkında yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararları doğrultusunda 3 sanık da tutuklandı. Sanık Volkan Şahin delil durumunun lehine değişmesi sonucu daha sonra tahliye edildi. Böylece dosyada tutuklu sayısı 6'ya yükseldi.
Endonezya: Yolcu Uçağının Düşüşüne Arızalı Otomatik Gaz Kelebeği Yol Açmış Olabilir
CAKARTA (AA) - Endonezyalı yetkililer, 9 Ocak'ta Sriwijaya Hava Yollarına ait yolcu uçağının düşüşünün nedeninin arızalı otomatik gaz kelebeği olabileceğini belirtti.KNKT Kaza Araştırma Alt Komite Başkanı Nurcahyo Utomo, yayımlanan ön rapora ilişkin açıklamasında, karakutudaki verilere göre 8 bin 150 fitte uçağın sol motorunda güç kaybı olduğu ve 10 bin 600 fitte de sola doğru hareket etmeye başladığını ifade etti.Uçağın en yüksek irtifası olan 10 bin 900 fitte alçalmaya başladığını aktaran Utomo, otomatik pilot devreye girerken sol motorun kontrolünü sağlayan gaz kolunun geriye hareket ettiği ve bu durumun da denize çakılıştan önce motorun itici gücünü zayıflattığı bilgisini paylaştı.Utomo, önceki uçuşlarda pilotların, 26 yıllık uçağın otomatik gaz kelebeğiyle ilgili sorunlar bildirdiğini ifade etti.Şu anki sonuçların ön rapor bilgilerini içerdiğini ve soruşturmanın sürdüğünü dile getiren Utomo, uçağın kesin düşüş nedenine ilişkin nihai sonuç raporunun beklenmesi gerektiğini vurguladı.Öte yandan Sriwijaya Hava Yolları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 9 ay kullanılmayan uçağın Aralık 2020'de uçuşlara başlamadan önce denetimlerden geçtiğini savunuyor.Kazanın nedenine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 2 Şubat’ta, motor gücünü kontrol eden otomatik gaz kelebeği dahil 5 parça ABD ve İngiltere’ye gönderilmişti.Kaza sonrası ses kayıt cihazını içeren ikinci karakutuyu arama çalışmaları hala sürüyor. Kalkıştan yaklaşık 5 dakika sonra iletişimin kesildiği, 50 yolcu ile 12 kişilik mürettebatın bulunduğu 'SJ182' sefer sayılı Boeing 737-500 tipi yolcu uçağının, 9 Ocak'ta başkent Cakarta'nın kuzey açıklarındaki Laki ve Lancang Adası arasında düştüğü açıklanmış, uçaktan kurtulan olmamıştı.
Reklam
Eskişehir'deki Uyuşturucu Davasında İki Sanığa Hapis Cezası
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de uyuşturucu ticareti yaptıkları gerekçesiyle yargılanan biri tutuklu iki sanığa 12 yıl 6'şar ay hapis cezası verildi. 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Murat C, tutuksuz sanık Meryem Y. ve avukatları katıldı.Son sözleri sorulan sanıklar suçlamaları reddederek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.Mahkeme heyeti, sanıkları 'uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan 12 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırdı. İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince geçen yıl düzenlenen operasyonda yakalanan iki zanlıdan biri tutuklanmış, diğeri tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Bilecik'te Yanan Ahırda 58 Küçükbaş Hayvan Telef Oldu
BİLECİK (AA) - Bilecik'in Söğüt ilçesinde bir ahırda çıkan yangında 58 küçükbaş hayvan telef oldu.Tuzaklı köyünde Ali Savcı'ya ait ahırda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangına müdahalede bulundu. Söndürme çalışmalarına köylüler de destek verdi.Yaklaşık 2 saat süren çalışma sonucu alevleri kontrol altına alan ekipler, soğutma çalışması yaptı.Ahırın kullanılamaz hale geldiği, 58 küçükbaş hayvanın telef olduğu yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
Tayland’da Koronavirüse Çok Benzeyen Yeni Bir Virüs Keşfedildi: RacCS203
Yeni tip corona virüsün (Covid-19) kökenini araştıran bilim insanları, Tayland'ın doğusunda yaşayan alt nalı yasalarında Covid-19'a neden olan Sars-CoV-2 virüsüne yüzde 90’dan daha fazla benzeyen farklı bir virüs türü keşfetti. Araştırmacılar, “RacCS203” adlandırdıkları virüs de dahil olmak üzere, yeni tip corona virüsle akraba olan virüslerin birçok Asya ülkesindeki yarasalarda mevcut olduğunu söyledi. Söz konusu keşif, corona virüsün kaynağı olduğu düşünülen alanı 4 bin 800 kilometrekareye kadar genişletti.
Kilis'te 377 Bin 100 Uyuşturucu Hap Ele Geçirildi
KİLİS (AA) - Kilis'te bir araçta 377 bin 100 uyuşturucu hap ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları istihbarat çalışması sonucunda Oylum Mahallesi'nde 31 KMB 36 plakalı bir aracı durdurdu.Ekipler, araçta yaptığı aramada 377 bin 100 uyuşturucu hap ve 1,72 gram metamfetamin ele geçirdi.Gözaltına alınan S.G. ve Irak uyruklu R.T.F.O. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Reklam