'Fantastik Dörtlü'nün Kadrosu Kesinleşti
Hikayeyi baştan anlatacak olan yeni 'Fantastik Dörtlü' filminin ana kadrosu belirlenmeye başladı Marvel Comics çizgi romanlarının en bilinenlerinden 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four', 2005’de 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four' filmi ve peşinden 2007’de 'Fantastik Dörtlü: Gümüş Sörfçü'nün Yükselişi / Fantastic 4: Rise of the Silver Surfer' devam filmiyle sinema yolculuğuna başlamıştı. Ancak 2015 için hazırlanan yeni Fantastik Dörtlü uyarlaması, hikayeyi başka bir açıdan, yeni yüzlerle anlatacak. Fox'un yapımını üstlendiği yeni uyarlamanın kilit dörtlüsünü 'House of Cards' ve 'American Horror Story' dizilerinde yer alan Kate Mara, 'Doğaüstü / Chronicle' ve 'Son Durak / Fruitvale Station' filmlerinin başrolü Michael B Jordan, 'Mutluluğun Peşinde / Rabbit Hole' filminin Jason'ı Miles Teller ve 'King Kong'un Jimmy'si Jamie Bell canlandıracak. Mara, Görünmez Kadın Sue Storm'u, Jordan, Meşale Johnny'yi, Teller grup lideri Reid Richards'ı ve Bell de taş adam Ben Grimm'i beyazperdeye taşıyacak. Filmin kötü adamı Dr. Doom'u canlandıracak isim için oyuncu seçmeleri fala devam ediyor. Kadroya dahil olduğunu hayranlarına resmi Twitter hesabından duyuran Kate Mara, 'Harika hissediyorum' diye açıkladı. Filmin senaryosunu 'X-Men: Geçmiş Günler Gelecek / X-Men: Days of the Future Past'in senaristi Simon Kinberg ile birlikte yazan Josh Trank filmin yönetmenliğini de üstlenecek. Filmin 19 Haziran 2015 tarihinde vizyona girmesi bekleniyor. 2005 yılında çekilen ilk 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four' filminde kilit kadroyu Reid Richards olarak Ioan Gruffudd, Sue Storm rolünde Altın Küre adayı Jessica Alba, 'Kaptan Amerika'yı canlandıran Chris Evans ve Altın Küre ödüllü Michael Chiklis oluşturmuştu. Film izleyiciler tarafından pek beğenilmemiş ve bütçesini zar zor çıkarabilmişti. Milliyet Sanat
Olimpiyatlardan Sonra Kullanılmayan Tesislerin Yürek Burkan Yalnızlığı
İnsanların ülkelerinde Olimpiyatların yapılmasını istememesinin en büyük sebebi: Milyarlarca dolar harcanarak yapılan olimpiyat tesislerinin olimpiyatlar bittikten sonra atıl kalması. Rusya'nın Sochi Kış Olimpiyatları için 50 Milyar Dolar para harcadığı konuşuluyor. Rusya gibi spor kültürü çok derin ve yaygın olan bir ülkede bile bu harcamalar eleştiri konusu olurken, birkaç branş dışında hiç bir sporla alakası olmayan Türkiye'de bu tarz tesisler yapılsa muhtemelen aşağıdaki gibi görüntülerle karşılaşırız...
650 Metre Yüksekliğindeki Şanghay Kulesine Tırmanan Çılgın İkili
Vadim Makhorov ve Vitaliy Raskalov ismindeki Rus maceracılar 650 metre yüksekliğindeki halen inşaat halinde olan Şanghay Kulesi'nin en yüksek noktasına kadar tırmandılar. Bu tırmanışı kayda aldıkları video 12 Şubat 2014 tarihinde yayınlandı ve 8 milyon'un üzerinde izlendi. Bina 2014 yılı içinde tamamlanacak ve 632 metre yükseklikte olacağı düşünülüyor. Bu verilere göre bu yapı Çin'in en yüksek binası, dünyanın ise ikinci en yüksek binası olacak. ( Dünyanın en yüksek binası Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan Burj Khalifa'dır. ) İkili tırmanışa 31 Ocak tarihinde başladılar. Merdivenleri kullanarak 120. kata ulaşmaları 2 saat sürdü. Daha sonra uygun hava koşullarını bekleyerek binanın tepesine tırmanmaya başladılar. Bu yolculuk toplam 18 saat sürdü. Bu galeride bu ikilinin kendi objektiflerinden yansıyan inanılmaz fotoğraflar ve tırmanış videosunu göreceksiniz.
Semih Kaya'nın Fair Play Hareketi
Galatasaray'la Beşiktaş arasında oynanan maçta Semih Kaya'nın yaptığı bir hareket herkes tarafından alkış aldı. Maç devam ederken, tartışmalı bir pozisyonda Hakem Cüneyt Çakır, kale vuruşu kararını verdi. Ancak Semih Kaya hakemin bu kararını düzelterek çok büyük bir iş yaptı; çünkü sonuçta ardından yapılacak kornerden gol yemek de vardı. 'Sahalarda görmek istediğimiz hareketler' klişesinin de üstünde, hayatın her alanında görmek istediğimiz hareketler bunlar. Bravo Semih...
Reklam
2014 EKPSS'ye Kimler Girebilir?
EKPSS'ye, ortaöğretim kurumlarından, yükseköğretim ön lisans veya lisans programlarından mezun olan veya EKPSS'nin geçerlik süresi içinde mezun olabilecek durumda olan engelli adaylar başvuracak. Sınava girmesi gereken bu adaylar için başvuru süresi 24 Şubat'ta başlayacak, 7 Mart'ta sona erecek. Kuraya, ilkokul, ortaokul ve ilköğretim ile özel eğitim iş uygulama merkezi veya okulu mezunu olan veya EKPSS'nin geçerlik süresi içinde mezun olabilecek durumda olan engelli adaylar başvuracak. Bu adaylar sınava girmeyecek, sadece kuraya katılmak için başvuru yapacak ve bu adaylar için başvuru süresi 12 Mayıs'ta başlayacak, 23 Mayıs'ta sona erecek.
KPSS'ye Hazırlananlara Altın Değerinde Öneriler...
Milyonlarca adayın gireceği KPSS'ye  az bir sürenin kalması ile birlikte tüm adayların heyecanı artmaya başladı. Yarış son düzlükte kazanılır söyleminden de ilham alarak neredeyse tüm adaylar hazırlıklarını bu dönemlerde üst düzeye çıkardılar.Peki bundan sonraki süreçte eksikleri kapatmak için ne gibi bir yol izlemek lazım?Bu soru hemen hemen herkesin kafasında büyük bir yer işgal ediyor. Öyle ki çoğu kişi eksiklerinden ziyade en iyi oldukları konulara çalışarak boşa zaman harcıyorlar.KPSS test tekniğine dayalı sınavdır. Bu sınavlarda başarılı olmak test çözme becerisi kazanmayı gerektirir. Çünkü bu sınava müracaat eden aday sayısı her yıl artmakta kontenjanlarda sınırlı kalmaktadır. Yani kazanmak her yıl bir önceki yıla göre daha da güçleşmektedir. Bu güçlüğün üstesinden gelmek için adayın sınav süresince yaptığı netlerin yüksek olması gerekir. Test tekniğine dayalı sınavlarda başarısızlığın nedeni genellikle bilgi eksikliğinden değil, sorulara yaklaşım tarzından veya soru sitiline aşina olmamaktan kaynaklanır. Test tecrübesi sınav sonucunu etkileyen en önemli etkenlerdendir. Test çözme tekniğini iyi bilmek istenen sonucun alınmasını büyük oranda sağlayacaktır. Sınavdan önce çözülen yüzlerce hatta binlerce sorunun oluşturduğu bilgi birikimi adayın sınavda başarılı olmasını sağlar. Çünkü çözülen her soru gerçek sınav öncesi adaya tecrübe kazandıracaktır. Aday bu bilgi birikimiyle sorulara nasıl yaklaşacağını ve soruları nasıl çözeceğini, hangi yolları kullanacağını , ne kadar süre ayıracağını ve nelere dikkat edeceğini öğrenir. KPSS sorularının özellikle yoruma dayalı olması yani bilgiden ziyade öğrencinin bilgi birikimini kullanmayı ölçen nitelikte olması tecrübeli olmayı ön plana çıkarmaktadır. Tecrübe ise çözülen soru miktarıyla ölçülür. KPSS'de başarılı olmayı hedefleyen adayın test çözerken “bir sorudan ne çıkar canım” diyerek o soruyu yok sayması en büyük hatadır. Çözülen her bir soru tipi aday için bir avantajdır. Sınava hazırlanan adayın çözemediği her sorunun doğru cevabını öğrenmesi gerekir. Test Çözme Becerinizi Arttırın: Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz. Amaç KPSS’de başarılı olmak ise KPSS niteliğine uygun sorular çözmelisiniz. Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir. Bu yüzden 120 soru için 120 dakika süre tanınmaktadır. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın.Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır. ŞIKLARIN HEPSİNİ OKUYUNUZBütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.Uzun paragraftan oluşan soruları,  “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.NOT TUTMANIN FAYDASISayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın. Not tutmanın faydası derse olan ilgiyi artırmasıdır. Böylece, dinlerken dikkatin uzun süre diri kalması sağlanmış olur. Alınan notlar, yazanın kaleminden çıktığı için bilgi yazanın malı haline gelmiştir. Bu notlar tekrar edilerek yabancılık çekilmeyeceğinden, bir başka deyişle sizin ürününüz olacağından daha kalıcı olacaktır. Unutmayın ki beyniniz size ait olan kavramlara, cümlelere aşinadır. Not tutarken kağıt konusunda cömert davranın. Ufak kağıtlara, mikroskop yardımıyla okunacak yazılarla not almayın. Bu durum hem ders çalışma arzunuzu yok eder (estetik açıdan) hem de göz sağlığınız açısından sizin için zararlı olur. Ayrıca not tutarken kağıdın alt, üst ve yanlarında boşluk bırakınız. Bunun ne faydası olacak derseniz, not alırken sizin aklınıza gelen örnekleri, cümleleri, soruları buralara yazabilirsiniz. Bütün bunların yanında renkli kağıtlardan, renkli kalemlerden yararlanırsanız, çalıştığınız dersten zevk alabilirsiniz. Kısaca ders çalışmayı bir zevk haline getirebilirsiniz. Yazdığınız notların belli soruları yanıtlar nitelikte olması oldukça önemlidir. Böylece alınan notlar fonksiyonel olma özelliği taşır. 'Kim', 'nerede', 'ne zaman', 'nasıl', 'niçin', 'ne' gibi sorulara yanıt verecek şekilde olmalıdır alınan notlar. Size en önemli önerimiz mutlaka kendiniz için kısaltmalar yapın. Bu uygulama zaman kaybını engelleyecek ve hızlı bir şekilde not tutmanızı sağlayacaktır. Kendinize ait şifrelemelere başvurun. Belli kelimeleri anlayacağınız şekilde kısaltarak yazın ('örneğin' yerine 'ör.', 'bununla birlikte' yerine '+', 'aynı anlamda' yerine '=' gibi). Ayrıca önemli olan kavramların, can alıcı noktaların altını çizebilir ya da bunların yanına yıldız gibi çeşitli işaretler koyabilirsiniz. Yazı karakterini farklılaştırarak da (italik yazma ya da büyük harfleri kullanma gibi) dikkati bu cümleler ve kavramlar üzerinde yoğunlaştırabilirsiniz. Not tutarken karşılaştığınız ve anlamını bilmediğiniz kavramların ne olduğunu öğrenip o kelimeleri sık sık kullanarak hafızanıza yerleştirmeye gayret ediniz.
Reklam
Urla'da Irkçı Saldırı: 4'ü Ağır 7 Yaralı
Urla'da ırkçı saldırıya maruz kalan HDP'lilere dayanışmak için araçla ilçeye gelen yurttaşlar sopa ve demir çubuklarla linç girişimine maruz kaldı, 4 kişi ağır yaralandı. Toplam yaralı sayısının 7'ye yükseldiği kentte HDP'liler ise saldırıları protesto etmek için ilçe girişini trafiğe kapatarak oturma eylemi başlattı. Urla'ya çok sayıda çevik kuvvet polisi sevk edildi.Urla'da ırkçı saldırıya uğrayan HDP'lilerle dayanışmak için minibüsle Buca İlçesi'nden Urla'ya gelen HDP'liler de ırkçı saldırıya uğradı. Ellerindeki taş, demir çubuk ve sopalarla araçtaki HDP'lilere saldıran ırkçılar, araçta bulunan 4 HDP'liyi linç etmek istedi. Saldırıda 4 HDP'li çeşitli yerlerinden yaralanırken, araç kullanılamaz hale geldi. Ağır yaralanan 4 yaralı 9 Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Önceki saldırıda yaralananlarla birlikte yaralı sayısı 7'ye yükseldi. HDP İzmir Büyükşehir Eş Başkan adayı Osman Özçelik bacağından yaralanırken diğer yararlananlardan isimleri öğrenilenler şöyle: Ferhat Beyazıt, BDP İl yöneticisi Talip Çabuk, BDP Buca İlçe Başkanı Fazlı Toplayıcı, Nihat Çabuk ve Cemal Tekçe.Polis saldırganları koruduPolisin getirdiği sivil araçlarla ilçeden çıkarılan HDP'liler saldırıyı protesto etmek için Urla kavşağını trafiğe kapatarak saldırıları protesto etti. Burada bir konuşma yapan HDP İzmir İl BaşkanıCavit Uğur, saldırıların tekçi ve asimilasyoncu politikaların devamı olduğunu söyleyerek, 'AKP'si İşçi Partisi (İP), CHP'si ve MHP'si tamamı bugün buradaydı. Tamamı saldırganlar içerisindeydi. Çünkü onlar bu politikanın mimarlarıdır. Bu yüzden bir kez daha anladık ki HDP bu ülkede yaşayan bütün ezilenlerin ihtiyacı olan bir partidir. Bu ihtiyaç bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün buradaki saldırı burada kalmayacak. Dünden bu yana arkadaşlarımız emniyet güçleriyle irtibatta olup bu saldırlar hakkında gerekli önlemler alınmasını istemişlerdir. Emniyet yetkilileri gerekli tedbirleri almamıştır. Karşı tarafın sayısı çok az iken polis dağıtmamış ve onların çoğalmasını beklemiştir. Polis ırkçı grubu açık şekilde korumuştur. Polis gazları ayaklarımızın altına atmıştır. Urla'daki arkadaşlarımızın can güvenliğini yoktur. Bu saldırıların hesabı sorulacaktır' diye konuştu.'Roboski'de yaşananı yaşadık'Saldırıda ayağından yaralanan HDP İzmir Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Osman Özçelik ise, 'Bugün burada yaşanan Roboski'de yaşananların aynısıdır. Bizler burada linç edilmek istendik. Polis Kürdistan'da topuyla tüfeğiyle halka müdahale ederken, burada ise bizi linç etmek isteyen ırkçı grubu izledi. Saldırganlar attıkları taşlarla beni ayağımdan yaraladı. Aracımızda linç edilmek istendik. Biz bu saldırı çok gördük, asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz' dedi. HDP seçim bürosu açılışını iptal ederek İzmir’e döndü.Ayağından yaralanan HDP İzmir Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Osman Özçelik ise, ' Bugün burada yaşanan Roboski'de yaşananların aynısıdır. Bizler burada linç edilmek istendik. Polis Kürdistan'da topuyla tüfeğiyle halka müdahale ederken, burada ise bizi linç etmek isteyen ırkçı grubu izledi. Saldırganlar attıkları taşlarla beni ayağımdan yaraladı. Aracımızda linç edilmek istendik. Biz bu saldırıları çok gördük, asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz' dedi.Yapılan konuşmaların ardından seçim bürosu açılışını iptal eden partililer İzmir’e döndü.Karşıyaka'da da ırkçı provokasyonKonuşmaların ardından HDP'liler Karşıyaka'da seçim bürosu açılışına gitti. Karşıyaka'da açılmak istenen seçim bürosuna ise bir grup ırkçı demir çubuk ve sopalarla saldırı girişiminde bulundu. Saldırıya HDP'lilerin de karşılık vermesiyle çatışma çıktı.
Justin Timberlake'ten 5 Dakikada Rap Tarihi
Justin Timberlake ve çok yakın arkadaşı olan Amerikalı komedyen Jimmy Fallon, rap müziği çok eğlenceli bir biçimde özetlemiş. The Tonight Show Jimmy Fallon'da daha önce de Will Smith'i rap tarihini özetlerken izlemiştik. Devamı gelir umarız! (ki bu beşincisi)..
Reklam
9 Soruda ‘Yeni’ Ukrayna
Ukrayna’da Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yanukoviç’in görevden alınması sonrasında gerilim yüksek. Ülkede bir günde yaşanan siyasi değişimin ardından yol haritası yavaş yavaş belirginleşiyor. Ancak Rusya yanlılarıyla AB yanlıları arasındaki çatışma dineceğe benzemiyor. Peki Ukrayna’yı bundan sonra ne bekliyor, yer değiştirmiş görünen muhalefet ve iktidarın ana aktörleri kim? Yanukoviç’in görevden alınması sonrası, muhalifler Bağımsızlık Meydanı’nda ölenler için anma töreni düzenledi. 1 – KONTROL KİMDE? Parlamentoda çoğunluk, Yanukoviç’e karşı muhalefetin elinde. Milletvekilleri jet hızıyla oyşama yaparak, Timoşenko’nun eski müttefiki Oleksandr Turçinov’u geçici cumhurbaşkanlığına atadı. AB’yle serbest ticaret anlaşmasına karşı çıkan dışişleri bakanı Leonid Kozara ve müfredata Rusya yanlısı bir tarih anlatısı getirmekle eleştirilen eğitim bakanı Dimitri Tabaçnik başta olmak üzere, bir dizi bakan görevden alındı. Bağımsızlık Meysanı’ndaki şiddetten sorumlu tutulan içişleri bakanı Vitali Zakharçenko da cuma günü görevinden alınmıştı; eski bakanın saklandığı iddia edliyor. Salı gününe kadar ‘birlik’ hükümeti kurulması, 25 Mayıs’ta da seçim düzenlemesi bekleniyor. 2 – CADI AVI MI BAŞLADI? Polis muhalefetin yanında olduğunu duyururken, eski yönetimin bir dizi yetkilisi hakkında kovuşturma başlatıldı. Eski vergi bakanı Oleksander Klimenko ve Timoşenko’nun hapse atılmasından sorumlu tutulan eski başsavcı Viktor Pshonka hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Parlamento, son dönemdeki şiddet olaylarından sorumlu tutulan bir dizi yetkiliye yurtdışına çıkış yasağı getirdi. Yeni İçişleri Bakanı Arsen Avakov da polisin “Ukrayna halkına karşı eski liderler tarafından da işlenen suçları araştıracağını” söyledi. 3 – YANUKOVİÇ NEREDE, TEPKİSİ NE OLDU? Parlamento tarafından azledilmesi sonrası Kiev’den kaçan devrik liderin, kalelerinden biri sayılan Rusya yanlısı Donetsk kentinde olduğu sanılıyor. Yanukoviç, açıklanmayan bir yerden yayımladığı video mesajında yaşananları ‘darbe’ diye niteledi ve “Başkan hâlâ benim” dedi. Bu arada, Yanukoviç’in, Kiev’in dışında bulunan 140 hektarlık alana yayılan malikanesi de kamulaştırıldı. 4 – YANUKOVİÇ NE KADAR GÜÇLÜ? Yanukoviç’in Bölgeler Partisi’nden cuma günü kopmalar başlarken, parti bugün yazılı bir açıklamayla eski liderine sırt çevirdi. Yaşananlardan tümüyle Yanukoviç’in sorumlu tutulduğu açıklamada şöyle denildi: “Ülke tarihinin en zorlu ve trajik dönemlerinden birini yaşıyoruz. Uktayna kandırıldı ve soyuldu. Fakat bu durumun etkisi, ihtilafın her iki tarafından sevdiklerini kaybeden onlarca ailenin acısıyla kıyaslanamaz. Ukrayna ihanete uğradı. Tüm bunların sorumluluğu Yanukoviç’e ve yakın çevresine ait.” Açıklamada, Yanukoviç’in Kiev’den kaçışı da kınandı. 5 – TİMOŞENKO KİM, NE KADAR GÜÇLÜ? Yanukoviç’i ezeli rakibi, eski başbakan. 2004’te Yanukoviç’i deviren Batı yanlısı ve destekli Turuncu Devrim’in liderlerindendi. Yanukoviç’e karşı 2011’deki seçimleri kaybetmesi sonrası, Rusya’yla yapılan doğalgaz anlaşmalarında görevini kötüye kullanma suçlamasıyla hapse atıldı; suçlamaların siyasi olduğunu savundu. Cezaevinde hastalanan Batı yanlısı Timoşenko’nun serbest bırakılması ve tedavi için yurtdışına çıkışına izin verilmesi, Avrupa Birliği’nin Kiev’e serbest ticaret anlaşması için dayattığı şartlardan biriydi. Timoşenko serbest bırakılmasının ardından protestoların merkezi olan Bağımsızlık Meydanı’na tekerlekli sandalyeyle geldiğinde AB yanlılarını ‘kahramanlar’ diye selamladı. Fakat son gerilimde ön planda olan muhalif eylemcilerin birçoğu onu ‘demokrasi kahramanı’ olarak görmüyor. Gelecekteki yönetimde rol oynayıp oynamayacağı da kesin değil. 6 – AB YANLILARININ LİDERLERİ KİM? Ukrayna muhalefeti tek bir çatı altında toplanmış değil. Meydan’da ‘boy gösteren’ muhalefet liderleri ve hareketler şöyle: VİTALİ KLİÇKO AB yanlısı eski dünya ağırsıklet boks şampiyonu. Udar (Darbe) hareketinin lideri; seçimlerde başkan adayı olacağını açıkladı. ARSENİ YATSENYUK Ülkenin ikinci büyük partisi, liberal çizgideki Vatan’ın meclis grup başkanı. Timoşenko’nun eski müttefiki. SVOBODA (ÖZGÜRLÜK) HAREKETİ Aşırı sağcı hareket, yılbaşı günü birçoklarının Nazi işbirlikçisi olarak gördüğü Stepan Bandera için anma töreni düzenleyince Bağımsızlık Meydanı’nda gerilim çıktı. SAĞ SEKTÖR Aşırı sağcı, son şiddet olaylarından kısmen sorumlu tutulan grup. 7- KRİZİN TEMELİNDE NE VAR? Kriz, Yanukoviç’in AB’yle ortaklık ve serbest ticaret anlaşması müzakerelerini 21 Kasım 2013’te’te askıya aldı. Brüksel, Kiev’le anlaşma için Timoşenko’nun tedavi görmek üzere özgür bırakılmasını şart koşuyordu. Fakat Ukrayna parlamentosu önce Timoşenko’nun bırakılması tasarısını reddetti, hemen ardından da AB’yle anlaşmanın hazırlıklarını dondurdu. İşte bu kararın ardından, binlerce Avrupa yanlısı Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda kamp kurarak barışçıl gösterilere başladı. Ancak gösteriler kısa süre içinde şiddete döküldü; en az 80 kişi hayatını kaybetti. 8 – UKRAYNA BÖLÜNÜR MÜ? Tarihi boyunca Avrupa’yla Rusya arasındaki çekişmede sıkışıp kalan ülkede, Yanukoviç’in devrilmesi sonrası bölünme çağrıları gecikmedi. Çoğunlukla Rusça’nın konuşulduğu Kharkiv’de yerel liderler bölünmeye karşı olduklarını söylese de, Kiev’deki mevcut parlamentoyu tanımadıklarını açıkladı. Doğuda yaşayan Ukraynalıların büyük kısmı Rusya’ya ihraç yapan fabrikalarda çalışıyor ve AB’yle yakınlaşma yüzünden işlerini kaybetmekten endişe duyuyor. Batı’daki AB yanlılarıysa, Brüksel’le yakınlaşmanın refah seviyesini yükselteceğine ve hukukun üstünlüğünü tesis edeceğine inanıyor. Yanukoviç karşıtları, ülkenin batısındaki Lviv, Ternopil ve bir dizi başka kentte yönetimi devralmış durumda. 9 – TEPKİLER NE? Yanukoviç’i destekleyen Rusya, gerilimin geldiği noktadan memnun değil. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ‘yasadışı aşırılıkçı grupların silahsızlanmayı reddettiğini ve muhalefet liderleriyle birlikte Kiev’i kontrol altına aldığını’ savundu. Rusya, AB’den uzaklaşma karşılığı Yanukoviç’in hükümetine vaat ettiği 15 milyar dolarlık kredinin bir sonraki taksidini de askıya aldı. Perşembe gecesi arabuluculuk ettiği uzlaşma anlaşması çöken AB’yse, Rusya’ya ‘Uktana’nın içişlerine karışmama’ uyarısı yaptı. Brüksel, ‘demokratik bir hükümetin seçilmesi’ sonrası Kiev’e mali yardım da vaat etti. Ancak olası bir yardımın Rusya’nın teklifini aşması beklenmiyor. Sovyet Rusya’nın son lideri Mihail Gorbaçov’sa, ‘perestroika’nın Ukrayna’da başarısız’ olduğu yorumunu yaptı. diken.com.trBERİL KÖSEOĞLU
"Latif Topbaş'ın Urla'daki Villa İnşaatı 35 Değil, Sadece 2 Yıllık"
Zaman gazetesinde yer alan bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 1. derece sit alanına yapılan Urla’daki villaların inşasına Latif Topbaş’ın söylediği gibi 35 yıl önce değil 2 yıl önce başlandığı yazıldı.Yapılaşmanın tamamen yasak olduğu 1. derece sit alanına yapılan Urla’nın Zeytineli köyündeki villalarla alakalı yeni bir iddia ortaya atıldı. Gülen cemaatinin yayın organı Zaman gazetesinin haberine göre villalar 35 yıl değil iki yıl önce yapılmış. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ile düzenlediği ortak basın toplantısında sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, kendisine ait olduğu iddia edilen birinci derecedeki sit alanında bulunan villaların şahsıyla alâkası olmadığını belirterek, “Önce Urla’daki olay, şahsımla alâkalı değil. Önce bu gazete, iddiasını ispatla mükelleftir. Söylenen yer, 35 yıl önce inşa edilmiş bir yerdir. Şu anda yargı sürecinde olan burayla ilgili şahsa niye yöneltmiyorsunuz da bana yöneltiyorsunuz? Bunu patronlarına sor önce. Şahsımla bunun zerre kadar alâkası yok. Çok sevdiğim bir dostuma ait olan bir yerdir. Orası Hazine arazisi değil, kendi mülküdür” ifadelerini kullanmıştı. Söz konusu villaların sahipleri arasında bulunan işadamı Mustafa Latif Topbaş da yaptığı açıklamada, söz konusu araziyi 35 yıl önce yedi arkadaşıyla birlikte satın aldığını aktararak şunları söyledi: “Aynı yıl başladığımız inşaatlar, zaman içinde gelişen biçimde bugün bölgedeki köy yapılaşması çerçevesinde kendimiz, çocuklarımız ve çalışanlarımız için yaptırdığımız, her biri 80 metrekareyi geçmeyen 20-22 yazlık ev, cami ve hayvan barınaklarından oluşmaktadır. Bundan yaklaşık 15 yıl sonra evlerimizin bulunduğu alan, tıpkı komşu köy arazileri gibi 1. derece tabii sit ilan edilince buna itiraz şeklinde verdiğimiz tepkiler, bölgedeki köylü komşularımızın tepkilerinden farksızdır.” Hacılar Koyu’nu gösteren 2010 ve 2014 yıllarına ait iki fotoğrafın ise halen 1. derece sit alanı olan bölgeye yeni villalar yapılmaya devam ettiğini gözler önüne serdiği iddia edildi. Bölgeyle ilgili sosyal medyada Google Earth tartışmaları sürerken söz konusu yerin 2010 ve 2014 yıllarında çekilen iki fotoğrafı yan yana getirildiğinde, daha önce ağaçlık olarak görülen koydaki bölgeye, dört yeni villanın daha yapıldığı ifade edildi.Zete
Reklam
Ak Parti’nin Başörtülü Adayı Hava Yıldırım
Sevgili okurlarımızı saygıyla selamlıyorum. Son zamanlarda yerel seçim sürecindeyiz. Dolayısıyla bana ilginç gelen ve ülkemizin ilklerinden olan bir konuyu ele almak istiyorum. Öncelikle Güdül’ün tarihinden kısaca bahsetmek istiyorum. Sonrasında ise şimdiki Güdül’de neler olduğuna değinmek istiyorum... “ Yapılan araştırma ve incelemelerde Güdül çevresinde tarih öncesi çağlardan beri yerleşildiği anlaşılmıştır. İlçe yakınından geçen Kirmir Çayı boyunca kayalara oyulmuş mağaraların Etiler'e (M.Ö. 2000) ait olduğu anılmaktadır. Daha sonra Frigler (M.Ö. 8. yy) bu yörede hakimiyet sürmüşlerdir.  İn-Önü denilen bu mevkideki mağaralarda haç işaretlerine rastlanmış, Romalılarca Hıristiyanlığın yayılmasısırasında buraların mesken edildiği anlaşılmıştır. Daha sonra Bizanslıların yaşadıkları sanılmaktadır. 1071 tarihli Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış, Güdül ve çevresi Anadolu Selçukluları'nın idaresine geçmiştir. İlçe, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. Mesut'un eniştesi ve Ankara Emiri olan Şehabüldevle Güdül Bey tarafından şimdiki yerinde, tahminen 850 yıl evvel kurulmuş olup, Orta Asya'dan Anadolu'ya ilerleyen 24 Oğuz boylarından bir çoğu, bölgeye hakim olmuşlardır. Bu boylardan en önemlisi Kınık, Kayı ve Afşar boylarıdır. Güdül'ün Afşar ve Kayı adlarında iki köyü vardır. 1 Eylül 1957 yılına kadar Ayaş ilçesine bağlı bir nahiye iken aynı yıl 7030 sayılı Kanun ile ilçe olmuştur. “ Güdül, bazı yönleriyle Ankara’nın önemli ilçelerinden birisidir. Leblebinin asıl vatanı olarak da bilinen Güdül, Tiftik Keçisi’nin ülkemizde en çok üretildiği yerdir. Dahasıyöresel ürünlerinin de çeşitliliğe sahip olan şirin ilçe, kirazıyla, üzümüyle, domatesiyle, hayvancılığıyla ve termal suyu ile ilgiye ihtiyacı olan bir yerdir. Son yıllarda arkeolojik kazı çalışmaları sonucu, hayli önemli tarihi kalıntılara ulaşılmıştır. Orhun abidelerinden daha eski olduğu tahmin edilen yazıtlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca turistik değeri olabilecek Sorgun Göleti, Kirmir Çayı ve çevresi ile turizm alanında da canlandırılması gereken bir yerdir. İnceleme ve kazı çalışmalarının yapılmasına çok ihtiyacı olan Güdül, Ankara’nın gelecek vaat eden ilçelerinden birisidir. Şimdiye kadar, ilçe belediyesi olmasına rağmen, yukarıda saydığım ve daha birçok özelliğini sıralayabilecekolduğum Güdül, neredeyse hiç tanınmayan bir yerdir. Son zamanlarda fark ettim ki Ankara’ da yaşayanların bile birçoğunun bilmediği bu ilçe ne yazık ki tanıtımı yapılmamış bir ücradır.  Bölgenin termal suyunun değerinin fark edilmesi üzerine, bazı yatırımcıların ilgilenmeye başladığı bir yer olmuştur. Ama bu halen çok yetersizdir. Ankara’ya 90 km kadar uzaklıkta olan ilçe, bu yönüyle de diğer çevre ilçelerden  ayrılmaktadır. Dolayısıyla buraya yeterince ilgi gösterilmesi ve özellikle sağlık turizmine kazandırılması gerekmektedir. Yukarıdaki pragraflarda kısaca anlatmaya çalıştığım detaylara, Güdül için biraz araştırma ve seyahat yapan herkes ulaşabilir. Ama bundan ziyade tanıtılmaya çok ihtiyacı olan bir bölgedir. Malumunuz bildiğiniz üzere, yerel seçim dönemindeyiz. Güdül için de birçok aday yarışmaya başladı. Bu adaylardan bir tanesi, Ak Parti’nin kadın adayı ve baş örtülü bir aday. Güdül’de uzun zamandır Avukatlık yapan Hava Yıldırım, bölge insanının takdiri ile memleketine hizmet eden birisi. Hava Yıldırım’dan bahsetmeden önce nasıl aday gösterildiğinden bahsetmek istiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Demokratikleşme Paketini açıklamasının ve hemen bazı maddelerinin yürürlüğe alınmasının ardından, yerel seçim sürecine girdik. Ülkemizin birçok bölgesinde hummalı çalışmalar yapılıp, her parti adayını belirleyip tanıttı. Fakat Ak Parti, Ankara ve ilçelerinin adaylarını açıklarken, bir sürpriz yaptı. Başbakan, Güdül ilçesinin adayının bir bayan olmasını istedi. Dolayısıyla Avukat Hava Yıldırım, Ak Parti’nin Güdül Belediye Başkan Adayı oldu. Bu durum, hem Ak Parti Güdül Belediye Aday Adayları için hem de Hava Yıldırım için sürpriz oldu. Bazı aday adayları bundan çok rahatsız olurken, bazıları da Başbakan’ın takdirine saygı gösterdi. Dolayısıyla bu sürpriz bile Güdül’ün tanınması sürecini başlattı diyebiliriz. Peki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle belirlediği Belediye Başkan adaylarından birisi olan Hava Yıldırım, kimdir? “ 1976 Güdül doğumlu olan Hava Yıldırım, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1997 yılında mezun oldu. Evli ve iki çocuk annesi olan Yıldırım, Güdül’ün ileri gelenlerindendir. Üniversite mezuniyetinin ardından, avukatlığa 1999 yılında, memleketi Güdül’de başladı. Güdül’lülere bu alanda 15 yıl hizmet etti. Halen daha bu görevine devam etmektedir. 2001 yılında AK Parti Güdül İlçe Başkanlığı kurucusu olan Yıldırım, 2009 yerel seçimlerine kadar, 2 dönemde de seçilerek ilçe başkanlığı görevini yürüttü. 2009 yılında Ak Parti’den Ankara İl Genel Meclis Üyesi olarak seçilen Yıldırım, bu görevine de İçme Suları ve Jeotermal Komisyonu Başkanı olarak halen devam etmektedir.  Ak Parti İl Genel Meclis Üyesi olduğu dönemde, Güdül’de yol, su, kanalizasyon ve meydan düzenlemesi olmayanköy kalmadı. Bu özelliği ile Güdül, Ankara’nın tek ilçesi durumundadır. Güdül’e yapılmasında büyük emeği geçtiği, TOKİ toplu konutlarının da yönetim kurulu başkanlığını yürütmektedir. Güdül ilçesinde, Tüketici Sorunları ve Hakem Heyeti Başkanlığı Üyeliği, İnsan Hakları Kurulu Üyeliği, Çocuk Koruma İlçe Koordinasyon Kurulu Üyeliği ve Köylere Hizmet Götürme Birliği Üyeliği görevlerini halen yürütmektedir.  Bundan sonrası için, Güdül Belediye Başkanı olarak memleketine hizmet etmek arzusundadır.“  Hava Yıldırım’ın öz geçmişini okuduğumda, memleketi için canla başla çalışmış bir insan gördüm. Özellikli veyetenekli bir bayan olarak, Belediye Başkanlığını da çok iyi bir şekilde yürütebileceği kanaatine vardım.  Ayrıca şunu eklemek istiyorum; Belediye Başkanlığı, iyi bir ekip çalışmasını gerektirir. Sadece başkan olmakve kendi meziyetlerine göre hareket etmek çok yetersiz ve yanlış bir şeydir.  İyi bir ekip çalışmasıyla önemli projeler üretmek ve bunları uygulamak bu makamın gereklerindendir.  Türkiye’nin ilklerini yaşadığı bu yerel seçimlerde, Başörtülü Belediye Başkan Adayı olarak, bir anda dikkatleri üzerine çeken Hava Yıldırım’a ve ekip arkadaşlarına başarılar diliyorum.   Haber : Metehan Ceylan
13 Maddede Çevirmen Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Bu memlekette çevirmenlik bir meslek olarak pek bilinmez, öyle muğlak bir iştir. Herhangi bir yabancı dilde üç beş cümle kurabilen herkes çeviri yapabileceğini sanır. Hobi niyetine, öyle günde 2 saatini ayırarak... Çevirmen olarak ne sıkıntılar yaşıyoruz, ne saçmalıklarla karşılaşıyoruz bir bilseniz...
Reklam
Torunlar Büyükanne ve Büyükbabalarıyla Kıyafet Değiştirirse
' İlkbahar - Sonbahar ' adında devam eden bir fotoğraf serisinin bir bölümü olan bu çalışma fotoğrafçı 'Qozop' tarafından tasarlanmış ve çekimleri de ona ait. Gençlerin yaşlı bir aile üyeleri ile kıyafetlerini değiştirmesi ile oluşan ilginç görüntüler ise görülmeye değer. Soldaki fotoğraflarda her şey normal fakat sağdaki fotoğraflarda durum biraz mizahi bir hal alıyor. İşte 'Yaşlılar İle Gençler Kıyafet Değiştirirse Ortaya Nasıl Görüntüler Çıkar?' galerisi...
WhatsApp'a Türk Rakip
Bilkent'li Ozan Yerli, milyonlarca kişinin anlık mesajlaştığı WhatsApp'a rakip yeni bir program yaptı Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü doktora öğrencisi 25 yaşındaki Ozan Yerli, tek başına 'Connected2.me' adında anonim mesajlaşma servisi kurdu. Program bugün 2 milyon 200 bin kullanıcıya aşmış durumda. Üstelik kullanıcıların sadece yüzde 50'si Türkiye'den. Güney Amerika'dan Arjantin'e, Romanya'dan Bulgaristan'a, Bosna-Hersek'ten Balkan ülkelerine kadar birçok üyesi var. TEKLİFLER ALIYOR Yerli, Silikon Vadisi'ndeki girişim sermayesi şirketlerinden ve Litvanya'dan teklifler aldığını anlatıyor. 'Türkiye'den de bir şirketin başarıya ulaştığını dünyaya göstermek istiyorum' diyen Yerli, şöyle konuşuyor: 'Facebook yaygınlaşırken, herkes gerçek isim ve kimliğini kullanıyordu. Ben, tam tersine anonim isimlerle kurulan paylaşım ve mesajlaşma ağlarına olan ihtiyacın artacağını düşündüm.' AYDA 10 BİN $ KAZANIYOR Ozan Yerli, ilk başta Türk kimliğini açıklamadan mesajlara İngilizce yanıt verdiğini anlatıyor. Birkaç arkadaşının Facebook'tan paylaştığı mesajlarla yola çıkmış. Bir anda 50 bin kişiye ulaşınca site çökmüş. Sonra işi daha profesyonel yönetmek için altyapı yatırımı yapmış. Şimdi sanal sunucular üzerinden bulut teknolojisini kullanarak esnek bir çözüm sunuyor. Ozan Yerli, işin başında gelir kalemlerini oluşturacak adımları atmış. Daha çok lise ve üniversite öğrencilerinin kullandığı serviste herkes mesajlaşma platformunu dilediği gibi kullanabiliyor. Profil sayfalarında reklam gösterimi var. Buradan elde ettiği para dışında kullanıcılara sunduğu ekstra servislerle mobil ödeme üzerinden de gelir elde ediyor. Ayda kazandığı 10 bin dolarlık geliri altyapıyı ayakta tutmaya ayırdığını ifade eden Yerli, 'Profil fotoğraflarında uygunsuz resimleri temizlemek uzun zaman alıyordu. Ben de Facebook fotoğrafları hariç diğerlerinden mobil ödemeyle 1 TL almaya başladım. Silme işini keyifle yapıyorum' dedi. Kaynak: Sabah
Kedisini Mikrodalga Fırında Pişirdi
İngiltere’de 23 yaşındaki Laura Cunliffe kedisini mikrodalga fırına atarak 5 dakika pişirdi. Kadının bu tuhaf davranışının sebebi ise kediyi süs balığına saldırdığı için cezalandırmaktı.Laura Cunliffe kedisini 5 dakika mikrodalgada tuttuktan sonra kedi fırından çıktığında patileri yanmış haldeydi.
‘Cem Kendini Öldürse de Kurtulsak!’
Münevver Karabulut , 3 Mart 2009’da erkek arkadaşı Cem Garipoğlu tarafından testereyle kafası kesilerek öldürüldü. Baba Süreyya Karabulut ‘Körebe: Kızım Münevver’in Ardından’ adlı kitapla cinayet sonrası dönen hesaplaşmaları kaleme aldı.Kitapta; Garipoğlu ailesinin cinayet sonrası oğulları Cem’in ölmesini isteyecek psikolojiye sahip oldukları ve olayı örtbas etmek için katı ‘pazarlıklar’ yaptıkları detaylı bir şekilde anlatılıyor.Milliyet'in haberine göre, Cem Garipoğlu tarafından başı kesilerek öldürülen 17 yaşındaki Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut, ‘Körebe: Kızım Münevver’in Ardından’ isimli bir kitap yazdı. Cinayetin ardından Karabulut ailesinin yaşadıklarının anlatıldığı kitapta Süreyya Karabulut, daha önce hiç söz etmediği Ayfer Garipoğlu’yla yaptığı 10 görüşmeyi de anlattı.Karabulut cinayeti davasında ‘suçluyu kayırmak’ suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırılan katil Cem Garipoğlu’nun amcası Hayyam Garipoğlu’nun eşi Ayfer Garipoğlu’nun bir gün önüne çıktığını anlatan Süreyya Karabulut, “‘Ben Cem’in yengesiyim. Lanet olsun, inşallah ölür Cem!’ dedi. Birden ağlamaya başladı” dedi. Ayfer Garipoğlu’nun ilerleyen günlerde kendisini aradığını ve defalarca buluştuklarını söyleyen Karabulut, Garipoğlu’nun kendisine “Kiradan kurtul” diyerek ev almak istediğini, kendisinin okul yaptırmak için ısrar ettiğini anlattı.Cinayetten 197 gün sonra teslim olan Cem Garipoğlu, suçu işlediğinde 17 yaşında olduğu için indirimle 24 yıl hapse mahkum edildi. Karabulut’un vahşice öldürülmesi aylar hatta yıllarca ülke gündeminden düşmedi.Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut ‘Körebe: Kızım Münevver’in Ardından’ isimli bir kitapla cinayetin ardından dönen hesaplaşmaları kaleme aldı. “Sizin hiç canınızdan can alındı mı? Benim alındı. Ne yazık ki canım alındı...” önsözüyle başlayan kitapta Karabulut’un ölüm haberini ailenin alma süreci, Münevver’in doğumundan, Cem Garipoğlu ile yaşadıkları ‘aşk’a, son yolculuğuna uğurlandığı günden, mahkeme sürecine, basında bu cineyete ilişkin çıkan haberlere kadar cinayetin ardından geçen her gelişme yer alıyor.Kitabın en dikkat çekici bölümü ise cinayetin ardından Garipoğlu ailesinden bir ferdin baba Karabulut’un yolunu bir anda “Lanet olsun, inşallah ölür Cem!” sözleriyle kesmesi ve ardından esrarengiz Garipoğlu ile baba Süreyya Karabulut arasından geçen görüşmeler.Postiga Yayınları’ndan piyasaya çıkan kitapta bugüne kadar ortaya hiç çıkmamış ayrıntılar yer alıyor.(....) Tazminat davasının sonuçlanmasına yakın beni aramaya başladı. Garipoğlu ailesinin darmadağın olduğunu, çok zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Cem’le ilgili de ‘Bu psikopat keşke kendini öldürseydi...’ dedi (...)“(...) Bir görüşmemizde A. Garipoğlu bana ‘Sana 5 bin lira para göndereceğim, Münevver’in adına mevlit okut’ dedi. Ben de nasıl olduysa ‘peki’ demiş bulundum. Bazen sonradan içinizi rahatsız eden ama o an gaflete düşüp ‘olur’ dediğiniz anlar olur ya, tam böyleydi durum. Birkaç gün sonra şoförüyle zarf içinde 5 bin lira para gönderdi. Parayı Münevver adına DiyanetVakfı’na bağışladım. (...) Ayfer Garipoğlu, tazminat davasının sonuçlanmasına yakın beni aramaya başladı. Garipoğlu ailesinin darmadağın olduğunu, çok zor şartlar altında yaşadığını söyledi. Cem’le ilgili de ‘Bu psikopat keşke kendini öldürseydi...’ dedi. Kocasının suçsuz olduğunu söylüyordu. Ama Hayyam’ın suçlu olduğu tescillenmişti zaten.”(...) Oturduğumuz kafelerde bile hesabı ödemesine izin vermiyordum, her bir çayımın, hatta onun çay paralarını ödedim, o kimdi ki bana para teklif edecek, çaylar ısmarlayacaktı. (...)“Bir gün önümde bir kadın durdu. ‘Ben Cem’in yengesiyim’ dedi. Bir anda buz gibi oldum. Hemen lafa girdi. ‘Lanet olsun, inşallah ölür Cem!’ dedi. Ailenin darmadağın olduğunu, üzgün olduklarını, Garipoğlu ailesinin artık bu ülkede yaşayamayacağını, lekenin yüzyıllar boyu süreceğini söyledi. Ağladı. (...)İlerleyen günlerde ben onu aramadığım halde beni aradı, Bakırköy’de bir kafede oturduk. Sonraki günlerde de peşimi bırakmadı, yaklaşık on kez bir araya geldik. Bu konuşmalarımızda ben cinayeti çözmeye çalışıyordum, ser verip sır vermiyordu.Bana Avrupa Konutları’ndan bir daire alacağını söyledi. Okul diye ısrar ediyordum. Bu kez ‘Size lüks bir hayat sağlayacağım’ diyordu. Münevver öldükten çok hayır yaptırdığını, dua okutturduğunu söylüyordu. Hatta şirketlerinden maaş bağlamayı bile teklif ettiler. Oturduğumuz kafelerde bile hesabı ödemesine izin vermiyordum, her bir çayımın, hatta onun çay paralarını ödedim, o kimdi ki bana para teklif edecek, çaylar ısmarlayacaktı.(...) Ayfer Hanım, ‘Allah bir, namus bir, ben bu projeyi (okul) yaptırırım. Bizim için büyük para değil. Eğer ben ölürsem, iki tane yetişkin oğlum var, onlara vasiyet ettim. Onlar yaptıracaklar’ dedi. (...) Ben Encümen’den geçen belgeyi belediyeden aldım, Ayfer Garipoğlu’na verdim. Kendisi de sevindi, ‘Bak yerimiz hazır, MEB’den gelecek evrakları, projeyi bekliyoruz’ dedim. Müteahhide gittim, projenin maliyetini sordum. 1 trilyon 850 milyar gibi dedi. Dönüşte ‘Ben projeyi çizdirdim, temeli atmamız lazım’ dedim. ‘Aaa çok iyi’ dedi ve tüm evrakları benden aldı. Beşinci görüşmemizde, ‘Bak ben insan içine çıktım, daire vs. hiç önemli değil, gerekirse ben tazminat davasının bir kısmından da feragat ederim ve okula aktarırım, okul yapılsın’ dedim. Bunun üzerine ‘Ben kaynım Nida Garipoğlu ile görüştüm, bana dedi ki kızının adına okul olmasın’ bu cümleyi duyar duymaz başımdan aşağı kaynar sular indi.”(...) Bankadan kredi çekeyim, altınları da vereyim, neyim varsa al. Kesinlikle çocuklarıma dokunma, istersen canımı al, istediğin yere de gelirim, benim için hiç fark etmez, ben zaten ölmüşüm. (...)“Tazminat davası kesinleştikten 1 gün sonraydı. Avukatımız Rezan Epözdemir’in ofisine gitmiştim. Telefonum çaldı. ‘Ben Tülay Makbule Garipoğlu, sizinle görüşmek istiyorum’ dedi. ‘Ne görüşeceksin?’dedim. Bana, ‘Bize bir rakamla gel sana bu parayı ödeyeceğiz’dedi. ‘Kesinlikle böyle bir şey olamaz son kuruşuna kadar alırım, çünkü ben okul yaptıracağım’ dedim. Bir süre sonra tekrar aradı, ‘Sizinle karşılıklı görüşmem lazım’ dedi, bunca ısrardan sonra açıkçası ne yüzle gelecek, ne konuşacak diye düşünüyordum ve ‘Tamam’ dedim. Yalnız geldi. Görünce tüylerim diken diken oldu. Onu öldürmemek için kendimi zor tuttum. Onunla görüşeceğimden kimseye bahsetmemiştim. Oturdu, soğuk bir selamlaşmanın ardından, ‘Bizim iki trilyon paramız yok, anlaşmaya varalım. Bankadan kredi çekeyim, altınları da vereyim, neyim varsa al. Kesinlikle çocuklarıma dokunma, istersen canımı al, istediğin istediğin yere de gelirim, benim için hiç fark etmez, ben zaten ölmüşüm. Cem cezaevinde kendini öldürse de kurtulsak, bu iş kapansın’ dedi. (...)(...) Cem’i araştırdıkça edindiğim en net bilgi; ortada kalmış bir çocuk olduğuydu, yani ne Türk ne Avrupalı, ne sevgiyle büyümüş, ne de sahiplenilmeyi bilmiş. Cebine parası konulmuş, eğitim maksadıyla başlarından atılmış bir çocuk. (...)Baba Karabulut, kitapta ‘Cem’e dair’ adlı bölümde kızını öldüren Cem Garipoğlu için ise şöyle diyor:“Cem’i anlamak için uğraşmadığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, kızımın saf ve temiz dünyasında ne aradığını, onun bir çiçek gibi güzel ve naif ruhuna niye sızmaya çalıştığını anlamak için günlerce, gecelerce kafa yordum. Aileden uzak, karanlık sokakların çocuğu olarak yetişen bu çocuğun kızımda ne aradığını, ne bulduğunu ve niye öldürdüğünü anlama niyetim çok da yeterli değildi. Elbette ona sağlıklı bir biçimde bakamazdım. Ama Cem’i araştırdıkça edindiğim en net bilgi; ortada kalmış bir çocuk olduğuydu, yani ne Türk ne Avrupalı, ne sevgiyle büyümüş, ne de sahiplenilmeyi bilmiş. Cebine parası konulmuş, eğitim maksadıyla başlarından atılmış bir çocuk. Türkiye’ye döndüğünde karşılaştığı tablo; küçük kızlarıyla yakından ilgilenen bir anne, annesine bağlı olmayan bir baba ve çeşitli yolsuzluklara adı karışmış, dünyanın ıncığını cıncığını bilen bir amca.”Karabulut, duruşma salonunda Cem’i gördüğündeki hislerini ise şu cümlelerle paylaşıyor:“Cem’in yüzünü gördüğümde tüylerim diken diken oldu. ‘Bu benim damadım mı olacaktı’ diye düşündüm. O anda benim elime verseler de kıymık kıymık parçalasam yine hırsımı alamaz haldeydim. Göz göze geldik, tebessümle bakıyordu, öyle rahattı ki sanki o cinayet işlememiş de ben işlemişim cinayeti... İçimden haykırmak geliyordu ama susuyordum.”
Reklam