onedio
İlber Ortaylı'dan Kenan Işık'ın Son Durumu Hakkında Açıklama
Geçtiğimiz hafta beyin kanaması geçiren ünlü tiyatrocu ve sunucu Kenan Işık'ın tedavisi sürüyor. Hastaneye gelen İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak ve tarihçi İlber Ortaylı, ünlü sunucunun durumu hakkında bildi aldı.  Spor salonunda çıktığında geçirdiği rahatsızlık sonucu yere düşüp başını betone çarparak beyin kanaması geçiren ünlü tiyatrocu ve TV sunucusu Kenan Işık'ın tedavisine yoğun bakımda devam ediliyor. Yaklaşık 1 haftadır uyutulan ünlü sucunun durumunun iyiye gittiği öğrenildi. Ünlü sunucuyu dostları da bir an olsun yalnız bırakmıyor. Sabah ve öğlen saatlerinde ünlü yönetmen Mehmet Aslantuğ, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, ünlü tarihçi İlber Ortaylı ve Mazhar Alanson'un eşi Biricik Suden hastaneye gelerek Işık'ın durumu hakkında bilgi aldı. Işık'ın durumu hakkında kısa bir açıklama yapan İlber Ortaylı, 'Beril ile görüştüm. Durumu iyiye gidiyor. Tedavisine yoğun bakımda devam ediliyor' dedi. Günlerdir eşinden gelecek iyi bir haberi bekleyen Beril Işık ise gazetecilere verdiği bilgide, büyük kafa travmalarında, sonraki tedavinin uzun sürdüğünü ve beynin iyileşmesi için zaman tanındığını, en önemli durumun ise zaman ve sabır olduğunu söyledi. Sabah
Reklam
Doğuştan Sağır Kadın İlk Defa Duymaya Başlayınca...
İngiltere’nin Birmingham kentindeki bir hastenede ameliyat olan Usher Sendromu hastası 40 yaşındaki Joanne Milne kulağına takılan koklear protezi ile ilk defa sesleri duymaya başladığı anlar izleyenleri duygulandırdı.
"Avrupa’da Kimse Türkiye’de Oynayan Futbolcuları Tanımıyor"
GALATASARAY Teknik Direktörü Roberto Mancini, Four Four Two dergisine çok önemli açıklamalarda bulundu. Roberto Mancini, yabancı kuralı hakkında da şunları söyledi: Bana göre çok kötü bir karar. Bunun milli takıma yardım ettiğini düşünen varsa gerçekten yanılıyor. Avrupa’da kimse Türkiye’de oynayan futbolcuları ve takım çalıştıran hocaları tanımıyor. Çünkü kimse bu ligi izlemiyor! TFF’nin esas problemi bu olmalı. Bu kural devam ederse Türkiye’deki takımların Avrupa’da kupa kazanma konusunda hiçbir şansı kalmaz. Four Four Two dergisinden Ahmet Yavuz'un yaptığı ve Barış Tekin'in görüntülediği randevu sırasında henüz Chelsea maçı oynanmamış, Galatasaray evinde ligin son sırasında bulunan Kayserispor’a kaybetmemişti. Haliyle futbol kamuoyunda da Mancini’ye karşı bir infial yaratılmamıştı. O bir hafta içinde İtalyan hocaya duyulan güven önemli bir yara aldı ve ortam bir anda gerildi. Ancak Mancini, röportajda verdiği cevaplarda başarının zaman isteyen bir hedef olduğu vurgusunu yapmıştı. “Daha gidecek çok yolumuz var” diyor İtalyan hoca. Sezon başı kampında takımın başında olmamasını, takımı kendisinin kurmamış olmamasını handikap olarak yorumluyor. SABIR VE SÜKUNETE DAVET EDİYOR Mancini, 2006-07 sezonunda Inter’i ikinci kez şampiyon yaparken kulüpte üçüncü sezonunu tamamlamıştı. O sezon Inter sadece bir maç kaybetmiş ve tam 97 puan toplamıştı. 2011-12’de Manchester City’yi 44 yıl aradan sonra şampiyon yaparken de takımdaki üçüncü sezonuydu. Her iki takımı da kendisi inşa etmiş ve tarihe iz bırakacak şekilde zirveye taşımıştı. Bu örnekler ve Mancini’nin verdiği cevapların satır arasındakiler, başarı için Galatasaraylıları sabır ve sükunete davet ediyor. G.SARAY TÜM PLANLARIMI DEĞİŞTİRDİ Galatasaray sizi buraya gelme konusunda nasıl ikna etti? Neden Türkiye’yi tercih ettiniz? Manchester City’den ayrıldıktan sonra bir yıl kulüp çalıştırmamaya karar vermiştim. Çünkü 36 yıldır ara vermeden çalışıyordum! Dinlenmeye ihtiyacım vardı. City’de geçirdiğim dört yıl da beni yıpratmıştı. Ekim ayında Galatasaray aradığında biraz düşündüm ve buraya gelmeye karar verdim. Çünkü bu benim için yeni bir deneyim demekti. Türkiye büyük bir ülke, Galatasaray da büyük bir kulüp... Avrupa’nın en iyilerinden biri. Bu yüzden buradayım. ALMAMIZ GEREKEN ÇOK YOL VAR Beklentilerinizi ve burada bulduklarınızı karşılaştırdığınızda mutlu musunuz? Mutluyum... Burada çok iyi bir ekiple çalışıyorum. Oyun formatımızı değiştirme konusunda çok çalıştık ve bence şimdiye kadar iyi iş çıkardık. Elbette hâlâ almamız gereken çok yol var. BENDE KENDİ TAKIMIMI KURMAK İSTERDİM Buraya geleli yaklaşık altı ay oldu. Bu süre içinde sizce takımı tam olarak kontrolünüz altına alabildiniz mi? Elbette her şeyi kontrol eden biri olmak istemiyorum. Benim görevim takımı yönetmek. Ama her teknik direktör gibi ben de kendi takımımı kurmak isterdim. Tabii ki başka bir teknik direktörün kurduğu takımı devralmak zordur. Üstelik başka bir ülkeden geldiyseniz... Ülkenin kültürünü tanımanız, kulübü, oyuncuları anlamanız gerekir. Çok fazla problem var ve bunlarla kısa zamanda başa çıkmak kolay değil. Futbolcuyken de sisteme yönelik düşünceleriniz var mıydı? Mesela “David Platt şurada, Veron burada oynamalı” der miydiniz? Kariyerim boyunca çok büyük oyuncularla oynadım. David Platt, Ruud Gullit, Juan Sebastian Veron, Dejan Stankovic, Sinisa Mihajlovic, Diego Simeone, Alessandro Nesta... Bu futbolcularla oynarken işler kolaydı. Onlara nerede oynamaları gerektiğini söylemenize gerek yoktu. Ama ben sahada bir teknik direktör gibi görev yapıyordum. Tabii bazı kötü huylarım da vardı. Gergin olduğumda takıma zarar verebiliyordum. Beni şimdi Galatasaray’da yardımcılığımı yapan Atillo’ya (Lombardo) sorun. O, İtalya’nın en iyi kanat oyuncularından biriydi. Ama sürekli ondan şikayet ederdim. Aslında bunu pek hak etmezdi (gülüyor). KAPTANDIM VE EN İYİSİYDİM Juan Sebastian Veron da futbolculuk günleriniz hakkında FourFourTwo’ya “Topu sürekli ona vermezseniz çok kızardı” demişti. Bu doğru mu? Evet doğru. Çünkü ben takımdaki en iyi oyuncuydum! Çok normal. Kaptandım ve en iyisiydim (gülüyor). Veron’u Sampdoria’ya getiren kişi de bendim. Çok gençti. Başkana “Onu alın, çünkü çok iyi bir oyuncu olma potansiyeli var” dedim. Ki bana göre dünyanın en iyi oyuncularından biri oldu. Ben kaptandım. Kaptanın çok fazla sorumluluğu var. Her şeyi kontrol etmesi gerekir. BİR MANCİNİ YETER Bugünlerde aktif futbolcular arasında Mancini stili bir oyuncu var mı? Bir tane yeter (gülüyor). Vusolin Boskov, müthiş bir teknik direktördü. Samporia’da, Real Madrid’de çalıştı. Bir gün çok kötü durumdaydım, sahadaki arkadaşlarımla da sorunlarım vardı. Bana takım arkadaşlarımın önünde “Soyunma odasının teröristisin” dedi (gülüyor). O yüzden bir Mancini yeter... Bir teknik direktör olarak efsane bir futbolcu olmanın avantajları ya da dezavantajları neler? Bazen çok zor. Çünkü bir takımın birinci sınıf oyunculardan oluşması genellikle mümkün olmaz. Ortalama yetenekteki oyunculardan da verim almasını bilmeniz gerekir. Bazı futbolcular, çok çalışarak bir şeyleri başarırlar. Özellikle kariyerimin başlarında bu konuda çok zorlandım. Bazı futbolculardan kolayca umudu kesiyordum. Ama deneyim kazandıkça bu konuda mesafe kat ettim. FUTBOLCULAR CİDDİ OLMALI Peki fiziksel ve mental olarak bir futbolcudan ne gibi beklentileriniz var? Futbolcular, futbol oynayabildikleri için çok şanslılar. Üstelik bunun için para kazanıyorlar! Tüm futbolcuların özel hayatlarına dikkat etmeleri gerekir. Çünkü bu işi en çok 20 yıl yapabilirler. Bu süre için ellerinden gelenin en iyisini yapmalılar. Ciddi olmalılar ve antrenmanda çok çalışmalılar. Her gün kendilerini geliştirmeye odaklanmalılar. 30 yaşında olsanız da öğrenecek bir şey vardır. Eğer kariyerinizin sonuna geldiyseniz artık geri dönüş yoktur. BEN POLİS DEĞİLİM Sizce Galatasaraylı oyuncular bunun farkında mı? Ben polis değilim. Geceleri onları kontrol etmek için peşlerine düşmüyorum. Onları özgür bırakıyorum. Ama eğer ciddi olmazlarsa ve özel hayatlarına dikkat etmezlerse iyi oynamayacaklarını anlamalılar. Çünkü sahada her şey ortaya dökülür. BURAK SOL FORVETTE OYNAYABİLİR Bugüne kadar Galatasaray’da çok sayıda taktik diziliş denediniz ve bununla ilgili sorulan sorulara da her seferinde “Önemli olan diziliş değil, mantalite” şeklinde cevap veriyorsunuz. Bununla tam olarak kastettiğiniz şey ne? Sahada her zaman 11 oyuncu vardır. Buna bir oyuncu daha ekleyemezsiniz. Oyuncuların pozisyonları belki ileri ya da geri 10- 15 metre değişebilir. Ancak sahada bir top var ve karşınızda da 11 oyuncu vardır. 4-3-3 ya da 3-5-2 oynayabilirsiniz. Bu çok önemli değil. Eğer maça iyi hazırlanmadıysanız, eğer takım arkadaşınıza yardım etmiyorsanız, eğer yüzde 100’ünüzü ortaya koymuyorsanız taktiği ne kadar değiştirirseniz değiştirin başarılı olamazsınız. Diğer taraftan bana göre her oyuncu farklı pozisyonlarda oynayabilmeli. Örneğin Burak’tan sağ kanatta, sağ forvet ya da sol forvet olarak oynamasını istiyorum. Çünkü Barcelona, Bayern Münih ya da Real Madrid gibi büyük kulüplerde her pozisyonda oynayabiliyor olmanız gerekir. Ayrıca bir oyuncu bencil olmamalı, önce takımını düşünmeli. 6-0 KAZANMAYI İSTERİM AMA City’de çalışırken “1-0’lık skorları severim. Gol yemediğiniz zaman, hele elinizde Dzeko, Agüero, Tevez ve Silva gibi oyuncular varsa yüzde 90 oranında o maçı kazanırsınız” demiştiniz. Galatasaray’da da elinizde Sneijder, Drogba, Burak gibi oyuncular var. Yine aynı şekilde mi düşünüyorsunuz? Her teknik direktörün ilk hedefi takımı defansif anlamda geliştirmek olur. Çünkü savunma tarafınız güçlüyse pozisyon da vermezsiniz. Bu durumda kötü bir hücuma sahip olsanız da her zaman gol atma şansınız vardır. Eğer hücum oyuncularınız da iyiyse o zaman kazanmaya yakın olan taraf siz olursunuz. Bu yüzden takımı inşa etmeye önce savunmayı öğretmekle başlamak gerekir. Ardından hücum yönünüzü geliştirirsiniz. Elbette takımda ikisi arasında bir denge kurmalısınız. Evet, 1-0 kazanmak istediğimi söyledim, çünkü gol yememek ve pozisyon vermemek benim için çok önemli. Tabii ki ben de 5-0, 6-0 kazanmayı isterim ama bu her zaman mümkün olmaz. TAKIM SAVUNMASI MI? HAYIR, DAHA ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKİYOR Takım savunmasının geldiği noktadan memnun musunuz? Hayır, daha çok çalışmamız gerekiyor. Inter’de üç yıl boyunca en iyi savunmayı yapan takım bizdik. Hücumcularımız da aynı şekilde en iyilerden biriydi. Manchester City’de de durum böyleydi. Çok iyi savunma yapıyorduk ve hücumda iyiydik. Tabii ki Galatasaray’da daha fazla gelişmeliyiz. Bu açıdan sezon öncesi hazırlıklar kritik önemdedir. Orada futbolcular teknik direktörün istediklerini daha iyi anlar. Bu benim için mümkün olmadı, ama buna rağmen oyuncularım bugüne kadar iyi çalıştı ve önemli aşama kaydettik. CİTY’DE KİMSEYE GÜVENEMEYECEĞİMİ ÖĞRENDİM Manchester City’de dört yıl geçirdikten sonra orada ne öğrendiniz? Kimseye güvenemeyeceğimi öğrendim. Aralık 2009’da göreve geldiğimde takım yedinci sıradaydı. Bana gelişmek istediklerini söylediler. O sezonu beşinci sırada bitirip Avrupa Ligi’ne katılmaya hak kazandık. Hatta şampiyonlar ligi’ne katılmayı son maçla kaçırdık. Ertesi sezon yönetim bana Şampiyonlar Ligi’ne gitmek istediğini söyledi. O sezon da ikinci Chelsea’nin averajla arkasında üçüncü olduk, üstelik FA Cup’ı kazandık. Göreve geldiğimde dört yıl içinde Premier Lig’i kazanmak istiyorlardı. Bunu üçüncü sezon gerçekleştirdik. Dördüncü sezon ligi ikinci bitirdik ve beni kovdular. Ama neden kovduklarını bilmiyorum. KAFALARI PEK İYİ ÇALIŞMIYOR Görevinize son verdiklerini duyurdukları açıklamada “bütünleştirici tutumun geliştirilmesi gerektiğinden” bahsettiler. Bu ne demekti? Kafaları pek iyi çalışmıyor! Beni gönderirken basına nasıl bir açıklama yapacaklarını bilmiyorlardı. Mesela İtalya’da her kulüp her teknik direktörü her an kovabilir. Fakat İngiltere’de işler böyle yürümez. Kağıt üstünde City sürekli savaştı, üç buçuk yılda gelişti. Her şeyi kazandık, sadece Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olamadık. Ama o ligde de sadece iki yıl oynadık. Daha öncesinde hiç deneyimimiz yoktu. Bu hiç kolay değil. Eğer Şampiyonlar Ligi’ni kazanabileceklerini düşündülerse söyleyecek bir şey yok (gülüyor). Bu sezonki City hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sezon Premier Lig’in en iyi takım onlar. Bir 100 milyon pound daha harcadılar. İyi oyuncular aldılar. Bence ligi kazanırlar. Eğer kazanamazlarsa kötü bir iş çıkarmış olurlar. BALOTELLİ’NİN TÜRKİYE’YE GELMESİ ÇOK TEHLİKELİ Balotelli geçen ay FourFourTwo’ya “Mancini’yle yeniden çalışmak isterim” dedi... (Gülerek araya giriyor) Ben Mario’yla beş yıl çalıştım. Mario’yu seviyorum. Inter’de daha 17 yaşındayken A takımda ona ilk kez şans veren teknik direktör benim. Bu yüzden onu çok iyi tanıyorum. Umarım zamanın çok hızlı geçtiğini anlar. Çünkü o dünyanın en iyi futbolcularından biri olmak için her şeye sahip. Sizce Balotelli Türkiye’ye gelse başarılı olur mu? Mario’nun Türkiye’ye gelmesi çok tehlikeli (gülüyor). Şaka bir tarafa, galiba Milan’da kalacak. Milan onun için çok önemli bir kulüp. Orada kendini daha da geliştirebilir. City döneminde ayrıca soyunma odasıyla aranızdaki bağın da zayıfladığı, ilişkinizin kötü olduğu söylenmişti. Bu doğru muydu? Bu çok bilindik bir hikâye... Manchester City basınının taraftarlara neden gönderildiğimi açıklaması gerekiyordu. O yüzden böyle aptalca şeyler söylediler. Ben de tıpkı diğer teknik direktörler gibi bazı futbolcularla problemler yaşadım. Çünkü ben de çok para kazanıp yüzde 30’la oynayan oyuncuları sevmem. Eğer futbolcu sahaya takımı ve takım arkadaşları için her şeyini koymuyorsa bundan hoşlanmam. Zaman zaman bu tip oyuncuları dışarıda bıraktım. Tabii ki oynamayan oyuncular mutsuz oldu. Ama benim görevim en iyi, en hazır oyuncuları, en çok hak eden oyuncuları sahaya sürmek. Tüm bunlar bir yana, City’de tüm oyunculara eşit mesafedeydim, hepsini severdim, çünkü onları o takıma ben getirdim. Galatasaray’a geldiğinizde takımın fiziksel durumunu nasıl buldunuz? Tabii ki her teknik direktörün farklı metotları vardır. Ben buraya geldiğimde kendi metodumla çalışmaya karar verdim. Benim doğrum buydu. O yüzden hızla adapte olmaya çalıştık. 110 KM GÜZEL BİR RAKAM ANCAK HER ZAMAN DAHA İYİSİ VARDIR Takımın koşu mesafesinin son haftalarda 110 km’lere çıktığını görüyoruz. Bundan memnun musunuz? Hiçbir zaman yetmez. Benim için “yeterli” diye bir şey yoktur. 110 km güzel bir rakam. Ama tabii bunu artırabilirseniz daha iyi. Mesela bazen yüzde 70 oranında topa sahip oluyorsunuz ama gol atamıyorsunuz. Gol atamayınca kazanamazsınız! Elbette koşmamız gerekir ama gol de atmamız gerekir. Akhisar, Bursaspor ve Eskişehirspor karşısında olduğu gibi... Bu maçları 6-1, 6-0, 4-0 kazandık ama tüm bunlar zor maçlardı. Bu takımlar iyi takımlar. Ancak iş deplasmanda değişiyor. O zaman ne kadar koşarsak koşalım anlamı kalmıyor. SON GÜN TRANSFERLERİ HER ZAMAN ZORDUR Kış transfer döneminde dokuz transfer yaptınız. Bu transferlerden memnun musunuz? Ocak ayı transfer için zor bir dönem. Elbette tüm takımı değiştiremezsiniz. Beş altı genç oyuncu aldık. Bazıları doğrudan oynamak için hazır değiller. Önümüzdeki sezon daha hazır olacaklar. Telles’i aldık ve bu çok önemli bir transferdi. Hajrovic keza öyle... Burdisso transferin son günü geldi, bildiğiniz gibi son gün transferleri zordur. YENİ BİR TAKIM İNŞA EDİYORUZ Takımı daha da gençleştirme konusunda çalışma yapacak mısınız? Bilmiyorum. Elbette eğer geleceği düşünerek bir takım inşa ediyorsanız genç oyunculara ihtiyacınız vardır. Üstelik bu genç oyuncular Drogba gibi, Burak gibi, Muslera gibi Sneijder gibi oynayabilmeliler. Eğer genç oyuncularınız varsa gelişime daha açık bir takım olursunuz. DROGBA KARİYERİ BOYUNCA ÇOK ENERJİ HARCADI!!! Sizce Drogba kaç yaşına kadar futbol oynayabilir? Didier kariyeri boyunca çok fazla enerji harcadı. Çok koşuyor, savaşıyor. Bunun ne kadar sürdüreceği ona bağlı. Eğer oyundan zevk alıyorsa, eğer yorulmuyorsa o zaman oynamaya devam etmesi gerekir. Çünkü belli bir yaştan sonra her gün antrenmana gitmek zor, maçtan önce kampa girmek insana zor geliyor. Gün geliyor artık tüm bunlardan yoruluyorsunuz. Mesela 20 yıl oynadıktan sonra öyle bir gün geldi ki, artık çok yorgunum dedim. ÖNCE KAÇ YABANCI İLE OYNAYACAĞIZ ONU BİLMELİYİZ Bu yaz için bir transfer listesi oluşturdunuz mu? İtalya’da bir maç izlediniz ve basında çeşitli dedikodular çıktı... İtalya’ya bazı maçları takip etmeye gittim. Bu işimin bir parçası. Ama önce seneye kaç yabancının oynayacağını kesin olarak bilmemiz lazım (gülüyor). AVRUPA’DA KİMSE TÜRKİYE’DEKİ FUTBOLCULARI, HOCALARI TANIMIYOR Eğer TFF 5+3 kuralıyla devam etme kararı alırsa nolur? Bana göre çok kötü bir karar. Bunun milli takıma yardım ettiğini düşünen varsa gerçekten yanılıyor. İtalya’da da yıllarca aynı düşünceyi savunduk. 1982’den sonra yabancılar ülkeye gelmeye başlayınca homurtular oldu. Ondan sonra iki Dünya Kupası kazandık, iki kez de finale kaldık. Bence federasyon öncelikli olarak ligimiz nasıl gelişir, Avrupa’da sesimizi nasıl duyurabiliriz, teknik direktörlerimizi ve futbolcularımızı Avrupa’ya nasıl gönderebiliriz; bunları düşünmeli. Avrupa’da kimse Türkiye’de oynayan futbolcuları ve takım çalıştıran hocaları tanımıyor. Çünkü kimse bu ligi izlemiyor! TFF’nin esas problemi bu olmalı. Genç oyuncular burada Didier, Wesley gibi oyuncularla ya da Fenerbahçe’de Kuyt’la çalışma fırsatına sahipler. Bu, dolaylı olarak milli takımınıza da katkı yapar. Bu yüzden bence 5+3 tam bir felaket olur. Peki bu karar sizin motivasyonunuzu da düşürür mü? Bu benim için çok zor olur. Türkiye’deki takımların Avrupa’da kupa kazanma konusunda hiçbir şansı kalmaz. ŞAMPİYONLAR LİGİNİ KAZANIRSAK BENİM HEYKELİMİ G.SARAY ADASININ YANINA BOĞAZIN ORTASINA DİKEBİLİRLER Galatasaray’la Şampiyonlar Ligi’ni kazanmak gibi bir hayaliniz var mı? Futbolda her şey mümkün tabii. Eğer Galatasaray’la bu kupayı kazanırsak benim bir heykelimi Galatasaray Adası’nın yanına Boğaz’ın ortasına dikebilirler (gülüyor). Tıpkı Metin Oktay gibi. Ama İstanbul Boğazı’na! (gülüyor) SEMİH, SELÇUK VE BURAK BİR DE ARDA’YI AVRUPA’YA GÖTÜRÜRDÜM Eğer bir gün yeniden Avrupa’da çalışacak olsanız yanınızda götüreceğiniz Türk oyuncular olur muydu? Semih, Selçuk ve Burak... Arda Turan (gülüyor). Türk futbolcular bence çok yetenekli. Ama bazen “Tamam bu kadar yeter” diyebiliyorlar. Eğer bu mantaliteyi değiştirirlerse çok daha fazla gelişirler. Fenerbahçe’de, Beşiktaş’ta, Bursa’da, Eskişehir’de de iyi futbolcular var. FENERBAHÇE İYİ BİR TAKIM 6 Nisan’da Fenerbahçe karşısında çok kritik bir maça çıkacaksınız... Bu maçla ilgili beklentileriniz neler? İlk Fenerbahçe maçı 0-0 bitebilirdi. Onlara hediye gibi bir penaltı verdik. Penaltıya kadar pozisyon vermedik. İkinci yarıda bazı kontrataklar verdik ama bu da normaldi. Berabere bitebilirdi. Ama futbol böyle. Bizi yendiler. Fenerbahçe iyi takım. Deneyimli oyuncuları var. İkinci maç da elbette kolay olmayacak. Yenip, puan farkını azaltmak için elimizden geleni yapacağız. HERKESİ YENMEK İSTİYORUM Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kalmak mı, ligde şampiyon olmak mı daha önemli? Hayatımda hiçbir zaman karşılaştırma yapmadım. Her maçı kazanmak istiyorum. Herkesi yenmek istiyorum! Basında hakkınızda yapılan yorumları takip ediyor musunuz? Sanırım yaklaşık 10 yıldır gazete okumuyorum. Türkiye’de de İtalya’da da hep aynı şeyler. İtalya Milli Takımı’nın Dünya Kupası’ndaki şansını nasıl görüyorsunuz? Belki hazırlık maçlarında ya da eleme maçlarında zaman zaman kötü performans sergilemiş olabilirler. Ama Dünya Kupalarında veya Avrupa Şampiyonalarında her zaman kazanmak için hazır olurlar. Brezilya, Arjantin daha şanslı olarak görünebilirler ama İtalya’yı da hesaba katmak gerekir. Milli takımı çalıştırma gibi bir tutkunuz var mı? Türk Milli Takımı’nı mı? (gülüyor) Türk Milli Takımı’nı ya da İtalya Milli Takımı’nı. .. Her şey mümkün. Burada mutluyum. Gelecekte ne olacağı belli olmaz. 3PUAN
Reklam
“4 Adam Gönderirim 8 Füze Attırırım” TBMM’de
CHP’li Umut Oran, Dışişleri Bakanı’na, skandal ses kaydını sordu: “Süleyman Şah Türbesi ne için imkan gibi değerlendirilecek?” “IŞİD Güçleri arasında Dışişleri veya MİT personeli var mıdır?”“Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve vatana ihanet değil midir?” ANKARA CHP, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Orgeneral Yaşar Güler arasında geçen skandal ses kaydını TBMM’ye taşıdı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Davutoğlu’na, “Süleyman Şah Türbesi ne için imkan gibi değerlendirilecek? IŞİD Güçleri arasında Dışişleri veya MİT personeli var mıdır? Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve vatana ihanet değil midir?” diye sordu. Başbakan, ‘Süleyman Şah imkan gibi değerlendirmeli’ diyor CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye bir soru önergesi verdi. Oran önergesinde, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kamuoyuna yansıyan bazı bilgilere göre 13 Mart 2014 tarihinde Dışişleri Bakanlığı’nda, sizin başkanlığınızda, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Orgeneral Yaşar Güler’in katılılımıyla bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda sizin “Başbakan da bu (Süleyman Şah Türbesi) bir imkan gibi değerlendirilmeli, bu konjuktürde diyor” dediğiniz, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “Ben öbür tarafa (Suriye’ye) 4 tane adam gönderirim 8 tane füze attırırım sorun değil” dediği yine Hakan Fidan’ın bu zamana kadar Suriye’ye 2000’e yakın tır ve malzeme gönderildiğini ifade ettiği, Süleyman Şah Türbesi’nin hükümet için bir anlamı olmadığı, imaj açısından anlamı olduğu, eğer savaşa girilecekse biz bunu baştan planlayalım ve girelim dediği görülmektedir.” Toplantı kaydı bilginiz dahilinde mi? Umut Oran, Dışişleri Bakanı’na şu soruları yöneltti: Bu kayıtlar kim tarafından alınmıştır? 13 Mart’ta yaptığınız görüşmede odanızda bir kayıt cihazı bulunmakta mıdır veya sizin bilginiz dahilinde herhangi bir toplantı katılımcısı kayıt almış mıdır? Dışişleri’nde köstebek mi var? Bu kayıtlar kim tarafından alınmıştır? Dışişleri Bakanlığı mensupları arasında bir köstebek var mıdır? Bu kayıt onun tarafından alınıp, sızdırılmış olabilir mi? Bu konuda suç duyurusunda bulundunuz mu ve tarafınızca başlatılan bir tahkikat bulunmakta mıdır? Ses kaydı Hakan Fidan’ın mı? Bu kayıtlar MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından mı alınmıştır? Kendisi tarafından kayıt alınmakta olduğu tarafınıza bildirilmiş midir? MİT Müsteşarı tarafından bu şekilde alınan başka kayıtlar var mıdır, bu kayıtlar nerededir? Siber saldırı için neden önlem alınmadı? Toplantı sırasında kayıt alınmasına, herhangi bir siber saldırıya veya ortam dinlenmesine karşı önlem neden alınmamıştır? Burada ihmali bulunan bürokratlar kimlerdir? Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı veya MİT Müsteşarı’nın burada herhangi bir kusuru var mıdır? Sorumlular hakkında ilgili amirleri ve sizin tarafınızdan adli veya idari bir soruşturma başlatılmış mıdır? ‘Paralel’ önlemini neden almadınız? Başbakan her yerde paralel devlet iddialarını gündeme getirirken, hiçbir önlem alınmadan bu toplantının yapılması Başbakan’ın paralel devlet iddialarının asılsız olduğunun bir göstergesi midir? Bu iddialar bakanlığınız tarafından ciddiye alınmamakta mıdır? IŞİD’de MİT personeli var mı? Eğer Türk bayrağı indirilmezse Süleyman Şah Türbesini bombalamakla tehdit eden IŞİD Güçleri arasında Dışişleri Bakanlığı veya MİT personeli bulunmakta mıdır? Bu tehdit bilginiz dahilinde mi yapılmıştır? Mehmetçik’e füze attırmak vatana ihanet değil mi? Süleyman Şah Türbesi’nde nöbet tutmakta olan Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve ihanet değil midir? Kendi vatandaşımızı öldürmeyi teklif eden şahıslar hakkında suç duyurusunda bulundunuz mu? Bu tarihe kadar suç duyurusunda bulunmamanızın sebebi nedir? Savaş için işbirliği suç değil mi? Türk Ceza Kanunu’nun 304. Maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tahrik fiilinin basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır” bu tip eylemleri yapmak MİT’in ve Dışişleri Bakanlığı’nın görevleri arasında mıdır? Erdoğan’ın sözünü ettiği Süleyman Şah imkanı nedir? Başbakan’ın “Süleyman Şah Türbesi bir imkan gibi değerlendirmeli” cümlesinde geçen imkan nedir? Burada Başbakan “şayet Süleyman Şah türbesine bir saldırı olursa bu gerekçeyle Suriye’ye savaş açabiliriz, bu fırsatı değerlendiririz” mi demek istemektedir?
50 Madde ile Edebiyat Dünyasından Magazin
Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez. 1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı. 2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti. 3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı. 4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı. 5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu. 6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi. 7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı. 8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi. 9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti. 10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu. 11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı. 12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü. 13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor. 14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri. 15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı. 16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli. 17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı. 18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı. 19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı. 20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di. 21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü. 22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı. 23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu. 24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap. 25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır. 26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti. 27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı. 28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor. 29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı. 30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı. 31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı. 32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap. 33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu. 34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı. 35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di. 36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir. 37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı. 38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor. 39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede. 40- Rapçi Common da. 41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor. 42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı. 43- Süpermen aslında kel ve megaloman. 44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı. 45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü. 46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı. 47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi. 48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır. 49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi. 50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü. Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir Kaynak BuzzFeed
Reklam
İşte Türkiye'nin Google'dan Çıkarmasını İstediği İçerikler
Türkiye'de yetkililer, Twitter ardından YouTube'a erişimin engellemesine en büyük neden olarak mahkemelerin kararlarının bu sitelerce uygulanmamasını neden gösteriyor. Mahkemelerin bazı içeriklerin kaldırılmasını istediği teknoloji şirketleri içerisinde yalnızca bu iki şirket bulunmuyor. Dünyanın en büyük internet arama motorundan da bazı içeriklerin kaldırılması isteniyor. Diğer teknoloji ve iletişim şirketleri gibi Google 'da yalnızca Türkiye değil tüm dünyada hükümet yetkililerinden ve mahkemelerden bazı içeriklerin kaldırılması ya da gözden geçirilmesi yönünde taleplerle karşılaşıyor. Google yayınladığı raporda Ocak-Haziran 2013 arasında ülke ülke hangi içeriklerin kaldırılmasının istendiğine ve bu isteklere nasıl yanıt verdiğine de yer veriyor. Hükümetlerin istekleri ise çeşitli nedenlere dayanıyor. Örneğin bazı hükümetler iftira iddiası ile içeriklerin çıkarılmasını isterken bazıları da nefret söylemi ya da yaşça sakıncalı içerikler nedeniyle bu taleplerde bulunuyor. Raporda Türkiye'nin de bu dönem içerisinde hangi içeriklerin kaldırılmasını istediği ve bu isteklerin karşılanıp karşılanmadığına da yer veriliyor. Raporda Türkiye'nin talepleri ve verilen yanıtlar şu şekilde dile getiriliyor: Bir politikacı ve seks skandalları hakkında bilgilere bağlantı veren tüm arama sonuçlarının kaldırılmasına yönelik bir mahkeme emri aldık. Söz konusu arama sonuçlarını kaldırmadık. Bir devlet kurumundan, Kürt partisi ve Kürt eylemcileri hakkında bilgi içeren bir blog'un yanı sıra Kürdistan haritasını gösteren bir Google+ profil resminin kaldırılmasına yönelik iki talep aldık. Söz konusu blog'u veya profil resmini kaldırmadık. Bir devlet savcısının işlerinin kalitesini eleştirerek iftirada bulunduğu iddia edilen bir blog'un kaldırılmasına yönelik olarak üçüncü bir tarafa yönlendirilen bir mahkeme emri aldık. Söz konusu blog'u kaldırmadık. Pek çok devlet görevlisinin özel e-postaları, telefon numaraları, banka hesabı bilgileri ve resmi kimlik numaralarını içeren çok sayıda blog yayınının kaldırılmasına yönelik olarak üçüncü taraflara yönlendirilen üç mahkeme emri aldık. Ürün politikalarımızı ihlal ettikleri için blog yayınlarının büyük çoğunluğunu kaldırdık. Devlet kurumlarından, 5651 numaralı yasayı ihlal ettiği iddia edilen Blogger, Google+ ve Web Araması'na ilişkin toplam 1345 öğenin kaldırılmasına yönelik 1126 talep aldık. Ürün politikalarımızı ihlal eden 188 öğeyi kaldırdık. Devlet kurumlarından, Atatürk'e yönelik eleştiriler içeren toplam 17 YouTube videosunu ve 109 blog yayınını kaldırmaya yönelik 37 talep aldık. Topluluk Kurallarımızı ihlal eden 10 videoyu kaldırdık. Aldığımız içerik kaldırma taleplerinin sayısı, bir önceki raporlama dönemine göre %966 oranında artmıştır. Peki Türkiye dışındaki ülkeler hangi taleplerde bulunuyor ve Google'ın bu ülkelere yanıtı Türkiye ile kıyaslandığında nasıl? Raporda diğer ülkelerin taleplerine ve aldıkları yanıta da yer veriliyor: ABD Federal bir devlet kurumundan ticari marka haklarını ihlal ettiği iddia edilen 89 uygulamanın Google Play Store'da askıya alınmasına yönelik 27 istek aldık. Söz konusu uygulamaları inceledikten sonra, ilgili ticari markalar lehinde karar vererek 76 uygulamayı kaldırdık. Yerel bir kolluk kuvveti görevlisinden, kendi memuriyet sicili hakkındaki bir haber makalesine bağlantı veren bir arama sonucunun kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu arama sonucunu kaldırmadık. Bir şirketin yasa dışı faaliyetlere karıştığını öne sürerek şirket hakkında iftirada bulunduğu iddia edilen haber makalelerine ve Ripoff Report web sitesi iddialarına bağlantı veren altı arama sonucunun kaldırılmasına yönelik olarak üçüncü bir tarafa yönlendirilen bir mahkeme emri aldık. Ripoff Report'a bağlantı veren arama sonuçlarını kaldırdık, ancak söz konusu haber makalelerini kaldırmadık. Aldığımız içerik kaldırma taleplerinin sayısı, bir önceki raporlama dönemine göre %70 oranında artmıştır. Arjantin Bir politikacının adını yasa dışı bir uyuşturucuyla ilişkilendiren bir Google Otomatik Tamamlama girişinin kaldırılmasına ilişkin bir telefon çağrısı aldık. Söz konusu girişi kaldırmadık. Bir aktörü pornografiyle ilişkilendirdiği iddia edilen bilgilere bağlantı veren 1385 arama sonucunun kaldırılmasına yönelik bir mahkeme emri aldık. Söz konusu arama sonuçlarını kaldırmadık ve itirazda bulunarak emri iptal ettirdik. Bangladeş Bir düzenleme kurumundan, 'Müslümanların Masumiyeti' adlı filme ait klipler içeren dört YouTube videosunun kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu videoları kaldırmadık. İngiltere Eski bir Parlamento Üyesi'ni temsil eden bir hukuk firmasından, söz konusu Parlamento Üyesi'nin yasa dışı faaliyette bulunduğunu öne sürerek iftirada bulunduğu iddia edilen bir ön izlemenin Google Kitaplar'dan kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu ön izlemeyi kaldırdık. Yerel bir devlet konseyinden, konseye iftirada bulunduğu iddia edilen bir blog yayınını kaldırmaya yönelik bir talep aldık. Söz konusu blog yayınını kaldırmadık. Bolivya Yasama meclisinden, telif hakkını ihlal ettiği iddia edilen bir blog yayınının kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu blog yayınını inceledikten sonra, yayının politik konuşma içerdiğini gördük ve yayını kaldırmadık. Brezilya Yerel bir devlet görevlisinin yasa dışı eleman alımı iddiasıyla eleştirildiği bilgilere bağlantı veren 107 blog yayınının ve arama sonucunun kaldırılmasına yönelik bir mahkeme emri aldık. Mahkeme emrinde bunun yasa dışı olduğu belirtilmediğinden emre itiraz ettik ve söz konusu içeriği kaldırmadık. Bir seçim mahkemesinden, hem bir adayı hem de orijinal içerik kaldırma emrini yayınlayan hakimi eleştiren bir blog yayınını kaldırmaya yönelik bir mahkeme emri aldık. İçeriğin, Brezilya Anayasası'nda yer alan düşünce özgürlüğü kapsamında korunduğunu dayanak göstererek yaptığımız itiraz başarısız olunca söz konusu blog yayınını blogspot.com.br alan adından kaldırdık. Yerel bir yargıçtan, kendisini yolsuzlukla suçlayarak iftira attığı iddia edilen 68 blog yayının kaldırılmasına yönelik bir mahkeme emri aldık. Mahkeme emrine itiraz ettik ve söz konusu blog yayınlarını kaldırmadık. Yerel bir resmi görevlinin göreviyle ilgili performansını eleştirerek iftirada bulunduğu iddia edilen bir blog yayınının kaldırılması için üçüncü bir tarafa yönelik bir mahkeme emri aldık. Konuyla ilgili itiraz hakkı kullanılmış olduğundan ve mahkeme emri nihai karar olduğundan söz konusu blog yayınını blogspot.com.br alan adından kaldırdık. Bir yargıçtan, kendisini eleştiren bir blog yayınının kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu blog yayınını kaldırmadık. Bir kamu şirketinin müdürünü eleştiren bir blog'un kaldırılmasına yönelik bir mahkeme emri aldık. Mahkeme emrine itiraz ettik ve söz konusu blog yayınını kaldırmadık. Bir belediye başkanını eleştiren 220 blog yayınının kaldırılmasına yönelik bir mahkeme emri aldık. Mahkeme emrine itiraz ettik ve söz konusu blog yayınlarını kaldırmadık. Çin Eski bir yerel görevlinin temsilcilerinden yolsuzluk suçlaması hakkındaki haber makalelerine bağlantı veren arama sonuçlarının kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Talep, yerel resmi görevlinin iddia edilen suçlarla bağlantısını gösteren yeterli kanıt olmadığı sonucuna varan 2007 yılına ait bir mahkeme emrini esas alıyordu. Bu talebi değerlendirerek arama sonuçlarını kaldırmadık. Endonezya Endonezya Başkonsolosu'nun, altı YouTube videosunu kaldırmamız için telif hakkı şikayeti gönderme sürecimiz üzerinden ilettiği bir talep aldık. Konsolosluk için çok önemli olduğu anlaşılan videoları kaldırmadık. Ermenistan Bir politikacıdan, kendisiyle ilgili kaba bir dil kullanılan üç YouTube videosunun kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu videoları kaldırmadık. Fransa Bir kolluk kuvvetinden, mahkeme kararlarının resimlerini içerdiği için Google Görsel Arama'dan resimlerin kaldırılmasına yönelik bir istek aldık. Söz konusu resimleri kaldırmadık ve web sitesi sahipleriyle doğrudan iletişim kurmalarını istedik. Yerel resmi görevlilerden, kendi şehirlerine, belediye başkanlarına ve seçimle gelmiş diğer resmi görevlilere iftirada bulunduğu iddiasıyla şehirleri hakkındaki altı blog yayınını kaldırmaya yönelik bir talep aldık. Söz konusu blog yayınlarını kaldırmadık. Aldığımız içerik kaldırma taleplerinin sayısı, bir önceki raporlama dönemine göre %81 oranında artmıştır. Güney Afrika Karşı İstihbarat Ajansı'ndan, ajans tarafından yayınlanmış bir basın bültenini eleştirerek telif hakkını ihlal ettiği iddia edilen bir blog yayınının kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu blog yayınını kaldırmadık. Güney Kıbrıs Rum Kesimi Uyuşturucuyla Savaş Konseyinden, Google Haritalar'daki ihtilaflı bölgelerin adlarının kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Bu isteği uygun bulmadığımız için hiçbir bölgenin adını kaldırmadık. İtalya Bir kolluk kuvvetinden, bir hastanın tartışmalı ölümüyle ilişkilendirilerek yerel bir doktora iftirada bulunduğu iddia edilen 11 blog'un kaldırılmasına yönelik olarak üçüncü bir tarafa yönlendirilmiş bir mahkeme emri aldık. Emrin kapsamına girdiğini belirlediğimiz dokuz blog'u blogspot.it alan adından kaldırdık. Japonya Yerel bir kolluk kuvvetinden, polisin arama emri olmadan bir evde arama yaptığı iddiasıyla söz konusu arama eylemini anlatan bir blog yayınını kaldırmamıza yönelik bir talep aldık. Söz konusu blog yayınını kaldırmadık. Maldivler Bir kolluk kuvvetinden, gizli bilgileri ifşa ettiği iddiasıyla bir YouTube videosunun kaldırılması için, telif hakkı ihlali bildirimine yönelik çevrimiçi araç üzerinden bir talep aldık. Polis için çok önemli olduğu anlaşılan videoyu kaldırmadık. Mısır Düzenleme kurumlarından, 'Müslümanların Masumiyeti' filmine ait klipler içeren 15 YouTube videosunun kaldırılmasına yönelik iki talep ve iki mahkeme emri aldık. Söz konusu videoların Mısır'da görüntülenmesini kısıtladık. Pakistan Şu dönem içinde bir Google ürünü veya hizmeti kesintiye uğradı: Peru Yerel bir devlet görevlisinden yerel konseyi ve üyelerini eleştirdiği için bir Google Sitesi'nin kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu siteyi kaldırmadık. Rusya Yerel bir devlet kurumundan, kurumun kendisine ait olduğunu öne sürdüğü bir fotoğrafı içermesi nedeniyle telif hakkı ihlalinde bulunduğu iddia edilen bir YouTube videosunun kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu video, ayrıca ilgili kurumu eleştiriyordu. Telif hakkı politikamız uyarınca videoyu kaldırdık. Telekom, Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişiminde Yetkili Federal Denetim Servisinden ve diğer devlet kurumlarından, Bilgi, Bilgi Teknolojileri ve Bilginin Korunmasına ilişkin Federal Yasa'yı ihlal eden içerik barındırdığı iddia edilen 235 blog yayını, Google Play uygulaması, YouTube videosu ve resmin kaldırılmasına yönelik 235 talep ve mahkeme emri aldık. Ürün politikalarını ihlal etmeleri nedeniyle 115 içeriği kaldırdık ve 84 içeriğin yerel olarak görüntülenmesini kısıtladık. Aldığımız içerik kaldırma taleplerinin sayısı, bir önceki raporlama dönemine göre %125 oranında artmıştır. Suudi Arabistan Bir devlet kurumundan, bazı resmi görevlilere iftirada bulunduğu ve söz konusu görevlilerin gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla iki YouTube videosunun kaldırılmasına yönelik olarak, telif hakkı ihlali için çevrimiçi bildirim aracı üzerinden bir talep aldık. Resmi görevliler için çok önemli olduğu anlaşılan söz konusu videoları kaldırmadık. Tayvan Bir Parlamento Üyesinden, kendisine iftirada bulunduğu iddia edilen bir haber makalesine bağlantı veren bir arama sonucunun kaldırılmasına yönelik bir talep aldık. Söz konusu arama sonucunu kaldırmadık. Bilgin Gözel Özel Haber / WSJ
İstanbul'un Hangi Semtinde Yaşamalısınız?
Şu an İstanbul'un neresinde yaşadığınız önemli değil, sizin ruhunuza, yaşan tarzınıza uygun İstanbul semtlerini sizin için buluyoruz. İstanbul'da yaşıyorsanız veya İstanbul'a gelme planlarınız varsa bakın bakalım size en uygun İstanbul semtleri hangileriymiş.
Vahdettin Köşkü Gizlice Yıkıldı mı?
Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in tahta geçmeden önce yaşadığı ve aslına uygun yapılmayan restorasyon çalışmaları sonucu harap hale gelen Vahdettin Köşkü’nün gizlice yıkılarak yerine Başbakan Tayyip Erdoğan için çalışma ofisi inşa edildiği öne sürüldü. İddiayı bir soru önergesiyle TBMM gündemine taşıyan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a, “Vahdettin Köşkü’nün gizlice yıkıldığı iddiası doğru mudur” diye sordu. Tanrıkulu’nun soru önergesi şöyle: Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in tahta geçmeden önce yaşadığı ve restorasyon geçiren ancak aslına uygun yapılmayan çalışmalar sonucu harap hale gelen Vahdettin Köşkü’nün gizlice yıkıldığı iddiası doğru mudur? 1984 yılında, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenen Vahdettin Köşkü neden ve hangi gerekçe ile yıkılmıştır? Yıkılan tarihi Vahdettin Köşkü’nün yerine inşa edilen iki dev yapı halindeki Replika Vahdettin Köşkü’nün Recep Tayyip Erdoğan tarafından çalışma ofisi olarak kullanılacağı iddiası doğru mudur? Vahdettin Köşkü’nde başlatılan restorasyon çalışmalarının aslına uygun olarak kasıtlı olarak yapılmadığı restorasyon çalışmalarının köşkün yıkılması için düzenlenmiş bir plan olduğu iddiası doğru mudur? Tarihimizin bir parçası olan ve son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in tahta çıkmadan yaşadığı tarihi Vahdettin Köşkü’nün Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yıkıldığı iddiası doğru mudur? -Vahdettin Köşkü’nde yapılan başarısız restorasyon ile diğer tüm mimari ve inşaat projeleri için kişi ve şirketlere devlet kaynaklarından yapılan harcamaların toplam tutarı ne kadardır? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin talebi üzerine 18 Haziran 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onaylamasından sonra 2 Temmuz 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan toplam 4.010,89 metrekarelik taşınmazların acele kamulaştırılması kararının da Recep Tayyip Erdoğan’ın köşke gelip gidişi sırasında trafiğe takılmaması için yapıldığı iddiası doğru mudur? Replika Vahdettin Köşkü’nün yenileme çalışmalarına Ekim 2013’te başlandığı ve tüm çalışmaların kamuoyu ve basından gizli olarak yürütüldüğü iddiası doğru mudur? 50.000 metrekare orman alanı içinde bulunan arazinin mevcut imarlı kısmı 10 bin metrekare iken imarlı kısmın 30.000 metrekareye çıkarıldığı iddiası doğru mudur? İmar izinli alan miktarının genişletilmesinin, arazinin özel konut inşa projelerine açılmasının önünü açmak için yapıldığı iddiası doğru mudur? Vahdettin Köşkü’nün mülkiyeti ve ayrıca konuşlandığı yaklaşık 60.000 metrekarelik arazinin mülkiyeti 6 Şubat 2014 tarihi itibarıyla kime veya kimlere aittir?  Ankara- ZETE
Reklam
Uzaydan Tweet Atan Astronot
Chris Hadfield 20 yıldır kendi halinde bir astronottu. Fakat son görevi Hadfield'e dünyaca ünlü bir şöhret getirdi. Uluslararası Uzay Üssüne gönderdiği tweetler bir milyondan fazla kişi tarafından takip ediliyordu. Hadfield, David Bowie'nin Space Oddity isimli şarkısını uzayda gitarıyla seslendirmesi sonrası gerçek şöhretine kavuştu. Hadfield’in videosu Youtube'da 20 milyondan fazla kişi tarafından izlendi. BBC, Hadfield'e uzaydan dünyaya bağlanmanın nasıl bir şey olduğunu sordu. Astronot, uzaydan internete bağlanmanın evde bilgisayarı açıp kablosuz ağa bağlanmak kadar kolay olmadığını belirtiyor. Bilgisayarının bir kablo ile uzay üssüne bağlı olduğunu belirten Hadfield, dünyaya nasıl gönderdiğini şöyle açıklıyor: “Üssün dışında bir iletişim kutusu var. 'Bu kutu anten sinyalini dönüştürerek dünyadan binlerce kilometre uzaklıktaki geostationary uydulara gönderiyor. Bu uydular aldıkları sinyali New Mexico'ya gönderiyor. New Mexico ve Maryland arasındaki iletimden sonra sinyal sabit hat ile Houston’a iletiliyor. Houstan'daki kontrol merkezine gelen sinyal buradan internete açılıyor' Uzayda söylediği şarkıyı bu kez yer altında söyledi Uluslararası Uzay İstasyonu'nunda görev yapan Kanadalı astronot Chris Hadfield, bu yılın başlarında uzayda müzik videosu çeken ilk insan olmuştu. Yörüngede şarklı söyleyen Hadfield bu kez yerin altında, BBC stüdyolarındaydı.Hadfield son yıllarda Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA uzay üssünde bağlantı kalitesini geliştirmeye çalıştığını söylüyor. Birkaç yılldır Twitter kullandığını belirten Hadfield kendisi uzayda bulunduğu sürede bağlantı kalitesinin daha ileri bir seviyeye ulaştığını belirtiyor. Bağlantı aralığının Twitter için yeterli olduğuna işaret eden Hadfield Twitter'ın gökyüzünden ilişki kurmak için harika bir araç olduğunu vurguluyor. Hadfield aslında uzaydan ilk tweet atan kişi değil. Ama uzay üssünden ilk tweet 3 yıl önce daha sınırlı bir takipçi listesine gönderilmişti. Hadfield uzay üssünde astronotların günlük işlerden teknik konulara birçok sorumluluğu olduğunu belirtiyor. Astronot, uzay üssünde aynı anda 50 tane dizüstü bilgisayar çalıştırdıklarını söylüyor. Onun için astronotların teknik konularda oldukça iyi eğitimli olması gerekiyor. Ama yakında teknoloji konusunda daha az bilgili kişilerin de uzaya gitmesi bekleniyor. Uzaya turistik amaçla gitmek için sıra bekleyen birçok kişi var. Belki yakında uzaydan gönderilen daha çok tweet göreceğiz.
2013'ün Telif Şampiyonu Sezen Aksu
MSG'nin ( Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) WSJ Türkiye ile paylaştığı verilere göre sanatçıların 2011 yılında 16 milyon TL olan telif gelirleri 2013 yılında 24 milyon 175 bin TL'ye yükseldi. 2012 yılının telif şampiyonu Soner Sarıkabadayı olurken, 2013'ün şampiyonluğunu Sezen Aksu aldı. Tarkan listede ikinciliği alırken Soner Sarıkabadayı üçüncü oldu. Bu yıl MSG üyelerinin telif kazancının artış hazı da yükseliyor. 2012 yılında telifteki artış bir önceki yıla göre %11 olurken 2013 yılı teliflerinin toplamı 2012'nin %35 üzerine çıkmış görünüyor. 2 yıllık artış oranı ise yüzde 50'yi aşıyor. MSG bu yıl da yüksek oranda gelir artışı hedefliyor. Ancak, Youtube'un kapatılması bu gelir beklentisini olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Youtube ile yaptığı anlaşmayla 1 yıl için beklediği gelirin 3 milyon TL olmasını hedefleyen MSG'nin Genel Sekreteri Avukat Dr. Barış Şensoy 'Youtube'un Türkiye'de yasaklanması ile gelirlerimiz düşer. Çünkü anlaşmamız müzik videoları önüne konulan reklam gelirleri üzerindendi. Bunlar kapatılırsa o yüzde de alınamayacak' dedi. 1 Şubat'ta devreye giren anlaşma kapsamında şimdiden gelir elde etmeye bşladıklarını dile getiren Şensoy: 'Belli bir ön ödeme de aldık Youtube'da. Reklam gelirleri onun üzerine çıkarsa yıl sonunda hesaplaşacaktık. Uluslararası diğer meslek birliklerinin anlaşma örneklerinden de yüksek bir komisyonla anlaşmıştık. Youtube'un açılmasını bekliyoruz' diye konuştu. MAFYAN: DİJİTAL PLATFORMLARLA ANLAŞTIK MSG Başkanı Garo Mafyan son yıllarda ki müzik teliflerinin artırılabilmesi için, gelişen pazara hızlı adapte olduklarına dikkat çekerek '. Dünya müzik sektöründe gelişen ve değişen müzik satış kanallarını Türkiye'de uyguladık. Türkiye'ye gelen I-Tunes, Spotify, Deezer gibi Uluslararsı dijital müzik platformlarıyla anlaşmalar yaptık. Son yıllarda artan müzik telifi gelirlerimizde bunun bir göstergesi. 2013 yılı gelirimizi iki yılda %50 artırdık. 2014 yılında yaptığımız yeni anlaşma ve çalışmalar sonucunda da bu oranın artmasını bekliyoruz' dedi. Besteci ve sözyazarlarının üye olduğu MSG'nin verilerine göre 2012 ve 2013 yıllarının telif sıralamasında ilk 15'e bakıldığında listede sıralamadan çıkan 4 isim var. 2013'te Muharrem Ömer Özgün, Nazan Öncel, Gökhan Kırdar ve Ersay Üner listeden çıkmış, yerlerine Sıla, Fetah Can, Febyo Taşel ve Ozan Doğulu girmiş görünüyor. AYŞEGÜL AKYARLI GÜVEN  | WSJ Türkiye
Reklam
Miley Cyrus'ın Çıplak Olunca Kendini Seksi Sanması
Daha düne kadar Disney Channel'da yayınlanan Hannah Montana adlı diziyle çocukların gözdesi olan 21 yaşındaki Miley Cyrus, 'Ben büyüdüm artık' dercesine saçma sapan hareketlerine her geçen gün bir yenisini ekliyor. Bangerz World Tour adını verdiği konserlerinde bir türlü kapatamadığı bacak arası ve sürekli dışarıda duran dili ile kendini seksi sanan Miley Cyrus'un sahnedeki hareketleri hepimize ibret verecek türden.
CHP Yüzde 32 İle Gençler Arasında Birinci Parti
Umut Oran: Türkiye’nin umudu gençler, gençlerin umudu CHP CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, 30 büyükşehirde 18-25 yaş arasındaki 5600 gençle yaptırılan bir araştırma sonucunda CHP'nin yüzde 32 ile birinci parti olduğunu AKP'nin ise yüzde 22,7'de, MHP'nin de yüzde 16,9'da kaldığını bildirdi. Gençlerin yüzde 55’inin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşündüğünü, AKP’li gençlerde dahi bu oranın yüzde 26,4 olduğunu vurgulayan Umut Oran, 'Türkiye'nin umudu gençlerimiz, gençlerin umudu ise CHP'dir. İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak' dedi. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: Türkiye çapında 30 büyükşehirde 18-25 yaş arası 5 bin 600 gencimizle yaptığımız geniş katılımla araştırmadaCHP yüzde 32 ile birinci parti çıktı. Gençlerin yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy verecek. Gençler ülkesine duyarlı ve yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini görüyor, “iyiye gidiyor” diyenlerin oranı sadece yüzde 22… Gençlerin yüzde 55’i yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşünüyor; AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu görüşte... Gençlerimiz yerel yönetimlerden gençlere, kadınlara yönelik projeler bekliyor; çevreye duyarlı yönetim istiyor, gençler internet sansürüne tepkili... Gençler çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, olup biteni görüyor,  ülkesine sahip çıkıyor. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP... Gençlerimizin duyarlılığını, taleplerini paylaşıyoruz. Gençler bize ışık tutuyor. Bu baskıcı iktidarı alaşağı etmek, yolsuzluklara son vermek için hafta sonu yapılacak yerel seçimler tarihi bir fırsattır… İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak.  Demokratik, ileri, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. Tüm gençlerimizi hafta sonu sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını hiçbir etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. On bir yılı aşkın süredir Türkiye’nin üzerine kâbus gibi çöken AKP iktidarının zulmünden en fazla nasibini alan kesimlerin başında gençlik geliyor. İktidar imkânlarını kullanarak kendi kişisel servetini büyüten Tayyip Erdoğan, bir yandan da 80 yıllık hukuk devleti ve demokrasi sürecini altüst etti. Tüm toplum kesimlerine eşi görülmemiş baskı, sansür, zulüm ve devlet şiddeti uygulandı. Bu kesimlerin de başında gençler geldi. AKP iktidarı, gençlerin eğitim ve istihdam başta olmak üzere birçok alandaki sorunlarını büyütürken,  düşünen, sorgulayan, eleştiren, talep eden ve iktidarın yanlış politikalarını protesto eden gençlere yönelik baskı ve sindirmenin dozunu her geçen gün artırdı. Başbakan gençleri “Ya dindar olacaksınız ya da tinerci” diye kutuplara ayırdı. Tüm dünyada siyasal ve sosyal ilerlemenin lokomotifi olan gençlikten korkan AKP,  yarattığı düzene ses çıkarmayacak, sorgulamayacak, sadece kendisinin istediği web sitelerine girecek tepkisiz, konuşmaz, düşünmez bir gençlik yaratmaya çalıştı. İktidarın dayatma ve baskılarına karşın gençlerimiz çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, ülkede olup biteni iyi analiz ediyor, sağlıklı çözümler üretiyor, ülkesine sahip çıkıyor. Gençler, siyasetten, yerel yönetimlerden ve merkezi yönetimden beklentileri, ülke meselelerine yönelik duyarlılığı ve bilinçli yaklaşımı ile ülkemizin kurtuluşu ve geleceği için umut veriyor, bize ışık tutuyor. ÜLKENİN UMUDU GENÇLER, GENÇLERİN UMUDU CHP… AKP iktidarında elinden ekmeği, geleceğinden aydınlığı çalınan gençlerimiz, umudu ve çıkışı ise CHP’de görüyor. 30 büyük şehirde 18-25 yaş arasındaki 5.600 gencimizle yaptırdığımız bir araştırmada CHP yüzde 32 oranı ile birinci parti çıktı. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP… Araştırmadan çıkan sonuçlar özetle şöyle: Gençlerin yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünüyor. İyiye gidiyor diyenleri oranı sadece yüzde 22... Gençlerin yüzde 32’si önümüzdeki yerel seçimlerde CHP’ye, yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Kararsız ve cevap yok diyen gençlerin oranı yüzde 14,2. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Gençlerin yüzde 50’si 17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nu bir “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması” olarak kabul ediyor. AKP’li gençlerin yüzde 17,5’i 17 Aralık operasyonunu rüşvet ve yolsuzluk soruşturması olarak görürken, yüzde 18,7’si hem rüşvet ve yolsuzluk soruşturması hem de hükümete yönelik bir darbe girişimi olduğu kanaatinde. Gençlerin yüzde 54,8’i yolsuzluk soruşturmasının hükümet tarafından engellendiği görüşünde, AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu kanaatte. Gençlerin yüzde 56’sı yolsuzluk operasyonu sonrası yaşanan gelişmeler nedeniyle hükümete güvenini kaybettiğini söylerken, AKP’li gençlerin yüzde 22’si de bu kanaate katılıyor. Gençlerin yüzde 46,8’i Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün azaldığı kanaatinde. Gençlerin yüzde 80,7’si Cumhurbaşkanı’nın internet ile ilgili yasayı onaylamasına karşı olduğunu ifade ederken,AKP’li gençlerin de yüzde 55’i bu konuda Cumhurbaşkanı’nı desteklemiyor. Gençlerin yüzde 85,4’ü internette ziyaret ettikleri sitelerin ve aradıkları tüm bilgilerin devlet tarafından arşivlenmesine karşı çıkıyor. Bu oran, AKP’li gençlerde de yüzde 66,7 ile oldukça yüksek. Gençlerin yüzde 21’i Büyükşehir Belediye yönetimlerinden iş imkanı, yüzde 13’ü meslek edindirme kursu ve yüzde 11,2’si kültür sanat faaliyetlerine yönelik projeler bekliyor. Gençlerin yüzde 56,2’si Büyükşehir Belediyesinin topluma dönük çalışmalarında iş bulma imkanı yaratacak yardımları bir öncelik olarak kabul etmesini istiyor. Yerel seçimlerde gençlerin yüzde 34’ü adayın daha önemli olduğunu söylüyor. Gençlerin yüzde 35’i hem aday hem parti önemlidir derken, yüzde 28,4’ü sadece parti önemlidir diyor. Gençlerin yüzde 94,3’ü oy verecekleri partinin kadın haklarına, kadın erkek eşitliğine bakışının oy verme davranışlarında etkili olacağını söylerken, yüzde 94,2’si özgürlüklere, yüzde 93,4’ü engelli haklarına, yüzde 83,3’ü etnik sorunlara bakış açısının oylarını etkileyeceğini ifade ediyor. Gençlerin yüzde 95’i yerel seçimlerde oy verecekleri adayın gençlere yönelik projelerinin oylarının yönünü etkileyeceğini ifade ederken, yüzde 93’ü kadınlara yönelik projelerin oy verme hareketlerini etkileyeceğini söylüyor, yüzde 92,7’si adayın çevre duyarlılığı sahibi olmasını önemsiyor. Gençlerin yüzde 82,4’ü 30 Mart’ta yapılacak olan seçimlerde desteklediği parti veya adaya oy verecek. ERDOĞAN GENÇLİĞİ PERİŞAN ETTİ… 76 milyonu aşan nüfusun 12 milyona yakınını 15-24 yaş grubundakiler oluşturuyor. Bu gençlerin 3.7 milyonu istihdamda gözüküyor, ama bunların 1 milyona yakını “ücretsiz aile işçisi”, yani okuma ya da çalışma imkanı olmadığı için ailesine yardım eden kişiler. Sosyal güvencesi bulunmayan bu kişiler açısından gerçek bir istihdam söz konusu değil. Zaten bir işte çalışan gençlerin toplamda yarıya yakınının sosyal güvencesi bulunmuyor. Gençler kayıt dışı, ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Aynı yaş aralığındaki gençlerin 1 milyona yakını ise iş arıyor. Gençlerin 4.6 milyonu öğrenci olmak üzere toplam 7 milyonu aşkın bölümü ise iş gücü dışında yer alıyor. 2.4 milyon genç ise ne çalışıyor, ne de okuyor. Gençlerde işgücüne katılım oranı yüzde 39, işsizlik oranı ise yüzde 20 dolayında bulunuyor. Ancak bu sadece aktif olarak iş arayanların oranını gösteriyor. Üniversiteye girmek bir dert, bitirip iş bulmak ayrı dert… AKP döneminde YÖK aracılığıyla tüm yükseköğrenimde baskıcı zihniyet egemen kılındı, bilim zayıflatıldı, bilim dallarının, mesleklerin içi boşaltıldı, üniversite eğitiminin kalitesi iyice aşağılara indi. Gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadığı halde daha çok ticari amaçla ya da belli bir dünya görüşü doğrultusunda, çoğu da vakıflar tarafından art arda açılanlarla üniversite sayısı üçe katlanarak 200’e yaklaştı, 1.5 milyon olan üniversite öğrencisi sayısı 5 milyonu aştı. Ancak bu gelişmeye rağmen; liseyi bitirip üniversite sınavına giren gençlerin küçük bir bölümü üniversitelere yerleşme imkanı buluyor, yüksek öğretimde okullaşma oranı yüzde 35.5’te kalıyor. Yani üniversite çağındaki (18-22 yaş) her 3 gençten sadece 1’i üniversiteli olabiliyor. Dört işsizden biri üniversite diplomalı…   Pıtrak gibi çoğalan “tabela üniversiteleri” ilk yıllarda genç işsizliğini gizlerken, mezun vermeye başladıkça tersine, diplomalı işsizlikte hızlı bir artış yaşandı. Umudunu yitirdiği için iş aramayanların dahil edilmediği resmi verilere göre bile üniversite mezunlarında işsizlik oranı yüzde 12’lerde. Ülke genelindeki tüm işsizlerin dörtte birini üniversite diplomalılar oluşturuyor. 2004 yılında her 10 işsizden biri üniversite diploması taşıyordu. Gelinen aşamada ise artık yaklaşık her 4 işsizden biri üniversite mezunu. AKP’nin dershane çelişkisi… Aileler, gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olacağı düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için yıllarca tüm imkanlarını seferber ettiler. Üniversite öncesi hazırlık kursları için ve üniversite eğitimi süresince aileler tarafından her yıl milyarlarca lira harcandı. Üniversiteye hazırlama hizmeti veren devasa bir dershanesektörü yaratıldı. AKP, kendi iktidarı döneminde aşırı büyüttüğü bu sektörü bir hamlede yok etme kararı aldı. Erdoğan’ın talimatıyla çıkarılan dershaneleri kapatan yasa yürürlüğe girdi, dershaneler tarih oldu. Üniversiteler bilimden uzaklaştı, gençlere bir şey vermiyor… AKP döneminde üniversite sayısı kağıt üzerinde katlandı. Ülkemizde adeta üniversite enflasyonu yaşanıyor. AKP’nin atadığı özel görevli rektörler eliyle giderek bilimden, özerklikten, araştırmacılık ve özgür düşünceden de uzaklaşan üniversiteler, artık ülkenin gelişimi ve kalkınmasına hizmet edemiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini kağıt üzerinde yükseltmeye yarıyor.  Üniversiteler gençlerimizi, çalışma yaşamına ve genel olarak hayata hazırlamaktan yoksunlar. Çünkü üniversitelerimiz ne yazık ki yeterli donanımda akademik kadrolara sahip değiller. Çoğunlukla üniversiteler, gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olmaktan uzakta bulunuyor. Bu yüzden de mezuniyet sonrası gençlerin kolayca iş bulup çalışma yaşamına katılabilmesi, ekonomik özgürlüğünü kazanması, üretime katkı sağlaması giderek zorlaşıyor. AKP’nin izlediği çarpık ekonomik model, istihdam yaratmadı. Sıcak para ve borca dayalı büyüme modelinde yerli sanayi sektörlerinin gelişimi yavaş kaldı, ithal girdi bağımlılığı ve montaj sanayi olgusu büyüdü, bunun sonucunda sanayi-üniversite işbirliği de verimli olamadı. Üniversite diplomalılar artarken, bunların ekonomideki üretim süreçlerinde yer alabilme oranı geriledi. GENÇLER, GELECEĞİMİZDİR…   AKP, gençlerin geleceğini çaldı, ülkenin geleceğini kararttı!...   AKP zihniyeti, gençleri anlama, onların beklenti ve tercihlerine saygı gösterme yerine, onlara yaşam tarzı dayattı…   21. Yüzyılın değerleri ile baskıcı AKP zihniyetinin çatışması, GEZİ ruhunu doğurdu… Düşünen, sorgulayan, araştıran, çağını yakalamış, dünyayı kavramış, özgür düşünceli, ülkesini, toplumunu, insanlığı düşünen, akılcı ve sorumlu bir gençlik var…   İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak. Gençler; kamu kaynaklarını kendi ailesine, eş, dost ve yakınlarına peşkeş çeken, yargı ve medyayı zapturapta alıp suçlarının üstünü örtmeye çalışan “BAŞÇALAN”ın yolsuzluklarına, adaletsizliklerine ve ülkeyi bataklığa sürüklemesine “DUR!” diyecek…   Hafta sonu yapılacak yerel seçimler; Erdoğan iktidarına ve onun “yolsuzluk ve talan” düzenine son vermek için tarihi bir fırsattır… Tüm gençlerimizi sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. Demokratik, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte dizayn edeceğiz.   Haydi gençler; ülkenize ve geleceğinize sahip çıkın!..   Umut sizde, yarın sizsiniz...
Nagehan Alçı'dan 'Vatan Haini' Çıkışı
CNN Türk'te yayınlanan Dört Bir Taraf programında yine gergin anlar yaşandı. Program yorumcuları arasında sert tartışmalar yaşandı. Youtube düşen ve Suriye'ye yapılacak operasyonla ilgili Kadri Gürsel, Cumhuriyet gazetesinin RTÜK yasağı hakkındaki açıklamasını okudu. Nazlı Ilıcak, Cumhuriyet gazetesin bu açıklamasını alkışladı. Bunun üzerine Nagehan Alçı çıldırdı. Alçı, 'Ben de burada vatan hainleriyle bulunmaktan utanç duyuyorum. Utanmazsanız. Bu ortam dinlemesini yapanlar dünyanın her yerinde casustur. Hem millete hem de devlete ihanet ediyorsunuz. Tamam AK Parti kaybetsin, Tayyip Erdoğan gitsin ama, ulusal güvenliğimiz tehlikede' diye konuştu. Onedio
Reklam