Kadıköy Sokak’ta Hayat Var!
Kadıköy Sokak Iletişim:Website:  Kadıköy SokakInstagram:  @kadikoysokakFacebook:  /sokakkadikoyKadıköy’ün insanı içine çeken sıcacık ortamını, yaşanmışlık dolu anıların canlandığı evlerini, bulutsuz, bavulsuz hatta umutsuzken çıkabileceğiniz bir yolculuğa benzetebileceğimiz sokaklarını bilirsiniz. Bazı yazarların ‘’Kadınları ve hayatı öğrendiğimiz Kadıköy Sokakları’’ diye imgelediği ve temelinde çok yönlü, bütünleştirici bir yapıya sahip olması nedeniyle oldukça dikkat çeken Kadıköy, bugünlerde farklı bir yaşanmışlık senfonisine tanık oluyor. Genel olarak eğlenmek için kendilerini açık alanlara atmış yalnız insanlardan ya da çoğunluk gruplarının üzerinden ilerleyen bu senfoni içerdiği ‘’ Siz de tanıdık yüzlere rastlayabilirsiniz!’’ sloganıyla farklı bir ortam yaratmayı amaçlıyor. Hayatın sizi çok sıradanlaştırdığını ve umutsuzlaştırdığını düşündüğünüz bir zaman diliminde, belki de yarın hatırlayamayacağınız bir tebessümünüze ortak olan bir grup insanın faaliyeti olarak tanımlanabilecek bu organizasyon, yaşamdan kolay kolay silinemeyecek anılar yaratabilmeyi umuyor. Aslında hobi olarak başlayan, kısa bir zamanda zarfında da Kadıköy Sokakları’nda bulunan birçok kişinin dikkatini çeken ve adeta bir fotoğraf sergisinden farksız olan bu faaliyetlerin arkasında oldukça genç ve güzel bir ‘’Kadıköy Sokak’’ ekibi yer alıyor.Ekibin ‘’Bu kadar samimi, kalabalık ve popüler bir ortamda insanlar kaynaşıp eğleniyor ve daha sonra kalkıp evlerine dağılıyorlar. Tamam, herkesin akıllı telefonları var. Kendi fotoğraflarını yayınlayabiliyorlar. Ama neden tek bir alanda tüm bu insanları görmeyelim ki? Bu yüzden ‘’Kadıköy Sokak’’ adı altında insanların fotoğraflarını çekip sosyal medyaya yüklemeye başladık. Bu fotoğraflarını çektiğimiz insanlarla hem tanışıp, sohbet etme fırsatı bulduk. Sosyal medyadan geri dönüş yaparak fotoğraflarını takip etmiş oldular ve diğer kişilere de bakarak onları da tanıyabilme fırsatı buldular. İnsanlar bunu sevdi. Çekim yapmadığımız günler bugün neden çekim olmadı diye geri dönenlerin olması bizi mutlu etti. Yaklaşık 4 haftalık bir dilimde iyi tepkiler aldık ve sloganımız olan “Siz de tanıdık yüzlere rastlayabilirsiniz!” bir an da ortaya çıkmış oldu’’ şeklinde tanımladığı ve başlangıcı 22 Mayıs’ı bulan bu etkinlik güzel şeyler ortaya çıktıkça, sokaklar büyüdükçe yeni fikirlere yelken açmayı hedefliyor. Mekânlarda da çekim yapmaya başlamak isteyen ekip yakın zamanda Kadıköy’de oldukça bütünleştirici bir etki yaratmayı amaç ediniyor. Bu kadar samimi bir ortamı, bir fotoğraf karesine dönüştürmek elbette ki zor bir iş değil, ama o an insanların hissettiklerini yansıtmak zor. Eğer etkili bir şekilde kullanılırsa bir fotoğraf gerçekten çok şey anlatabilir. Aşağıda yer alan bazı örnekler kimi zaman iyi bir dostluğu kimi zamansa aşkı anlatırken, sokaklar içinde aslında hiç de yalnız olmadığımızı vurguluyor. Cuma ve Cumartesi günleri yapılan çekimlere bazen siz de denk gelebilir ya da sosyal medya aracılığıyla fotoğraflara ulaşabilirsiniz. Anıl Basılı yazısıdır.
'RTE' Plakalı Serçe'yi 9 Bin Liraya Sattı
1988 model Serçe, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin baş harflerini ve memleketi Rize'nin plaka numarasını taşıdığı için 9 bin liraya alıcı buldu. Özel bir firmada çalışan 44 yaşındaki Bekir Kılıç, arabanın 3 yıldır '06 RTE 53' plakasıyla beraber kendisinde olduğunu söyledi. Kılıç, plakanın eski model bir arabada olmasını istemediğini belirterek, bu yüzden arabayı satmaya karar verdiğini anlattı. Arabaya plakasından dolayı trafikte birçok kişinin sempati duyduğuna değinen Kılıç, 'İlana koydum ve çok yüksek meblağ yazdım. Ama ilan verdiğim yer, bunu kabul etmedi. Sembolik bir ücret yazdım, satışa düşer düşmez de arkadaşımız çıktı geldi. Pazarlığımızı yaptık, plakayı veriyorum ama araç da yanında hediye gitmiş oluyor' dedi. Galerici 36 yaşındaki Polat Fikret Örsçelik de Başbakan Erdoğan'a hayran olduğu için plakasından dolayı arabayı almaya karar verdiğini söyledi. Arabanın değerinin ortalama bin 500 ile 2 bin lira arasında olduğunu belirten Örsçelik, toplamda arabanın satışı için 9 bin lira verdiğini dile getirdi. Sadece plakaya 7 bin 500 lira para verdiğini vurgulayan Örsçelik, 'Tayyip Erdoğan'a karşı 1994 yılından itibaren aşırı bir sempatim var. Bu nedenle de '06 RTE 53' plakasını görür görmez arabayı almaya geldim' dedi. Arabanın çok eski olduğu için kullanılacak durumda olmadığını da kaydeden Örsçelik, şu an için plakayı başka bir arabaya takmayı düşünmediğini dile getirdi.Milliyet
Mars'ta Demir Meteorit Bulundu
Mars keşif robotu Curiosity, demir meteroit içeren kaya tespit etti. NASA'nın fotoğrafını yayımladığı kayanın, geçmişte Kızıl Gezegen'de bulunan demir meteroitlere benzerlik gösterdiği belirtildi. Kızıl Gezegen'deki keşiflerini sürdüren altı tekerli nükleer araştırma laboratuvarı Curiosity, yolu üzerinde demir meteorit keşfetti. NASA, geçmişte ikiz keşif robotları Spirit ve Opportunity'nin keşfettiği kayalara benzerlik gösteren meteoritin yaklaşık 1.8 metre genişlik ve uzunluğa sahip olduğunu belirtti. NASA'nın yayımladığı fotoğrafta görülen büyük parçaya Lübnan adı verilirken, önünde yer alan küçük parça Lübnan B olarak adlandırıldı. Demir meteorite ait fotoğraf, Curiosity'nin ChemCam donanımında yer alan yüksek çözünürlüklü dairesel fotoğraflar çeken RMI (Uzak Mikro Görüntüleyici) cihazı ve MastCam kamerasıyla elde edilen görüntülerle oluşturuldu. NASA, metal kayanın yüzeyinde görülen oyukların, parlak ön yüzeyinde yaşanmış olan erozyondan kaynaklanmış olabileceğini belirtti. Bir diğer olasılık da, kayadaki oyukların bir zamanlar nadir bir meteorit türü olan palazitlerde bulunan olivin kristalleri bulundurmuş olması. Taş-demir yoğunluklu palazit göktaşlarının, bir asteroidin manto ile çekirdek sınırındaki bölgesinde oluştuğu düşünülüyor. Demir meteoritler Dünya'da da bulunsa, taş ağırlıklı meteoritlere kıyasla sayıları çok daha az. Mars'ta ise bugüne kadar keşfedilen az sayıda meteroit arasında demir meteroitler öne çıkıyor. Gökbilimciler, bu durumu demir meteoritlerin Mars'taki erozyona daha dirençli olmasıyla açıklıyor. ChemCam, Curiosity'nin 10 bilimsel donanımından bir tanesini oluşturuyor. Keşif robotu, MastCam'in yanı sıra numuneleri taramak için yüksek çözünürlüklü Mars El Lens Tarayıcısı (Mahli) kamerasına da sahip. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Quentin Tarantino "Kayıt" Dedi
Ünlü yönetmen Quentin Tarantino nihayet The Hateful Eight'in çekimlerine başlıyor.Yapım süreci iyiden iyiye yılan hikayesine dönen ve sinema dünyasında son yılların dedikodu kazanı en harlı projeleri arasında yer alan The Hateful Eight'in çekimleri nihayet başlayacak!Daha önce filmin senaryosu internete sızdığı için projeden elini eteğini çektiğini söylemesine rağmen, senaryoyu 'canlı okuma' şeklinde meraklılarıyla buluşturanQuentin Tarantino, son olarak Cannes Film Festivali'nde de filmini meze yapmaktan da çekinmemişti!Müjdeli haber ise, bir radyo programında baklayı ağzında tutamayan Kurt Russell'dan geldi! Russell'a göre Tarantino, önümüzdeki yıl filmin çekimlerine başlamayı planlıyor!Filmin oyuncu kadrosundaysa Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Zoe Bell, Tim Roth ve Michael Madsen gibi bir kısmı Tarantino'nun gediklileri listesindeki oyuncular yer alacak.Sabah
Reklam
Xiaomi İki Akıllı Telefon Daha Satışa Sunuyor
Mobil dünyasının parlayan yıldızı Xiaomi geçtiğimiz haftalarda aralarında Türkiye’nin de yer aldığı gelişmekte olan on yeni pazarda satış işlemine başlayacağı duyurdu. Çinli üretici ilk olarak Hindistan’da 2013 yılı amiral gemisi Mi3’ü bugün satışa çıkardı. 232$ fiyatla listelenen üst düzey akıllı telefonla birlikte, Hindistan’da satışa sunulacak diğer iki akıllı telefon hakkında da detaylar açıklandı. Buna göre Xiaomi kısa süre içerisinde milyonlar satan 5.5-inçlik dev telefonu Redmi Note ve orta düzey akıllı telefon Redmi 1S’i 22 Temmuz’dan itibaren yine Hindistan’da satışa çıkaracak. Redmi Note 166$, Redmi 1S ise 116$ fiyatla raflardaki yerini alacak. Xiaomi özellikle yılın son çeyreğinde belirlenen on ülkede MiPad tablet modeli de dahil olmak üzere birçok ürünle kullanıcılar karşısına çıkacak. Xiaomi’nin önümüzdeki hafta Hindistan’da satışa sunacağı Redmi Note ve Redmi 1S’in özelliklerine değinecek olursak; Redmi 1S’te 4.7-inç büyüklüğünde HD ekran yer alıyor. Snapdragon 400 işlemcisinde güç alan akıllı telefonun bellek kısmını 1GB RAM, 8GB dahili depolama ve hafıza kart desteği oluşturuyor. Telefonda ayrıca 8MP arka kamera, 2MP ön kamera, Android 4.3 Jelly Bean, çift SIM kart desteği ve 2.000mAh kapasiteli pil bulunuyor. Kullanıcıların yoğun ilgi göstermesini beklediğimi Redmi Note akıllı telefon modelinde ise 5.5-inç büyüklüğünde HD çözünürlüklü ekran, 8 çekirdekli MediaTek MT6592 işlemci Mali-450 GPU, 2GB RAM, 8GB dahili depolama, microSD kart desteği, 13MP arka kamera, Android 4.2.2 Jelly Bean tabanlı MIUI arayüz ve 3.200mAh kapasiteli pil bulunuyor.teknolojioku
1960'lı Yıllarda Yaşayan Çocukların Kabuslarının Canlandırıldığı 16 Sürreal Fotoğraf
Çoğumuzun hafızalarında görmüş olduğumuz bir rüyadan kalan ve belleğimizden silemediğimiz bir sahne vardır. Bu korkunç detaylara ilgi duyan Amerikalı fotoğrafçı Arthur Tress 60'lı ve 70'li yıllarda '' Rüya Koleksiyonu '' isimli bir fotoğraf serisi yürütmüş. Bu detaylar sokaklarda, okullarda ve bazı alışveriş merkezlerinde çocuklarla röportaj yapılarak elde edilmiş. İşte 60'lı yıllarda yaşayan çocukların rüyalarındaki ilginç detaylar...
İşte Microsoft'un En Çok Satan Akıllı Telefonu
Nokia’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında lanse ettiği giriş seviyesi akıllı telefon Lumia 520’nin Windows Phone ekosisteminin en çok telefonu olduğu defalarca açıklandı, ancak ilk defa telefonun satış bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı. 2013’ün sonuna kadar satılan Windows Phone işletim sistemli akıllı telefonların %30’unu oluşturan Lumia 520’nin bugüne kadar 12 milyondan fazla sattığı Microsoft tarafından açıklandı. Lumia 520’nin bu denli başarıl bir satış performansı elde etmesine neden olarak, kullanıcıların henüz Android ve iOS kadar popüler olmayan Windows Phone işletim sistemine bütçe dostu bir telefonla geçiş yapması gösteriliyor. Lumia 520’de 4-inç büyüklüğünde 480 x 800p çözünürlüklü ekran, 8GB dahili depolama, 64GB’ye kadar hafıza kart desteği, 512MB RAM, 5MP arka kamera, 1GHz’de çalışan çift çekirdekli Qualcomm işlemci ve 1.430mAh kapasiteli pil yer alıyor.teknolojioku
Reklam
Aşk-ı Memnu'nun Hafızalara Kazınan 14 Repliği
etiket
Yayınlandığı ilk günden itibaren izleyici kendisine tutkun eden yasak bir aşk hikayesi... Final bölümünü yayınlandığı gün Türkiye'nin %65'inin izlediği efsane diziden hafızalara kazınan replikler...
Erdoğan'ın Çocukları Neden Anlaşamıyor?
Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) üyesi bir grup, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını İsrail İstanbul Başkonsolosluğu önünde protesto etti. Protestoya Başbakan Erdoğan’ın büyük kızı Esra Albayrak da katıldı. Albayrak, basına yaptığı açıklamada 'Umut ediyorum bu süreç daha fazla uzamadan son bulur' dedi.  Peki…  Başbakan Erdoğan’ın kızı İsrail’i protesto ederken, büyük oğlu Burak Erdoğan ne yapıyor?   İsrail'le ticaretine 'one minute' dinlemeden tam gaz devam ediyor. Burak Erdoğan'ın “Saf­ran-1 isimli gemisi İs­ra­il’­in Ash­dot Li­ma­nı­’na de­mir­le­diği sırada görülmüştü.   Erdoğan'ın İsrail'le tam gaz devam eden ticareti İsrail gazetesi Yediot Ahronot'ta dahi haber olmuştu.Bu kadar değil... Su­ri­ye li­de­ri Esa­d'la ilişkilerinin gerilmesinin ardından ise bu kez de Burak Erdoğan'ın “G. İne­bo­lu­” isim­li ge­mi­si Rus­ya­’dan Su­ri­ye­’nin Tar­tus Li­ma­nı­’na yi­ye­cek ta­şı­rken yakalanmıştı. Son olarak ise Burak Erdoğan'ın “Cihan” isimli gemisi, Başbakan'ın'darbeci' dediği Sisi ’nin yönetimindeki Mısır’ın Port Said limanda takibe takılmıştı. Kısacası Erdoğan İsrail'e köpürüyor, kızı İsrail'i protesto ediyor ama Burak Erdoğan'ın gemileri İsrail'le ticarete tam gaz devam ediyor.Odatv.com
Reklam
Türkiye-AB İlişkileri: Selçuk Bayraktaroğlu Röportajı
Öncelikle Araştırma ve Dokümantasyon Başkanlığı olarak çalışma alanınız ile ilgili olarak bize bilgi verebilir misiniz? Bunun yanı sıra biriminizin Türkiye’de eş güdümlü çalıştığı kurumlar var mıdır?Araştırma ve Dokümantasyon Başkanlığı, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye-AB ilişkileri konularında yürütülen akademik araştırmaları takip ederek, bu çalışmaları kurum içinde ve kurum dışında ilgili tüm kesimlerle paylaşmaktadır. Araştırma Dokümantasyon Başkanlığı ayrıca, Bakanlığımız internet sitenin genel düzenlemeleri, koordinasyonu ve siteye güncel bilgi girişinin sağlanması gibi birçok çalışmadan da sorumludur.Türkiye’nin AB Katılım Müzakereleri hangi unsurlar üzerinden yürütülmektedir?3 Ekim 2005 tarihinde düzenlenen Hükümetler arası Konferansta, Türkiye’nin AB ile yürüteceği katılım müzakerelerinin hangi usul ve esaslarla sürdürüleceğini belirleyen Müzakere Çerçeve Belgesi kabul edilmiştir. Bu belgeye göre AB Katılım Müzakereleri 3 temel unsur üzerinden yürütülmektedir:Kopenhag siyasi kriterlerinin istisnasız olarak uygulanması, siyasi reformların derinleştirilmesi ve içselleştirilmesi,AB Müktesebatının üstlenilmesi ve uygulanması,Sivil toplum diyalogunun güçlendirilmesi ve bu çerçevede hem AB ülkelerinin kamuoylarına, hem de Türkiye kamuoyuna yönelik olarak bir iletişim stratejisinin yürütülmesi.Avrupa Birliği Bakanlığı, bu 3 temel unsur çerçevesindeki tüm çalışmaları farklı mekanizmalar kurarak koordine etmektedir.Türk Dış Politikasında AB yaklaşık 50 yıldır önemli bir yer tutmaktadır. Sizce AB, Türkiye için ne anlam ifade ediyor ya da ne anlam ifade etmeli? Bunun tersi olarak da Türkiye, AB için ne anlam ifade ediyor? Türkiye’nin AB üyelik sürecini her iki taraf için de bir kazan-kazan ilişkisi olarak görmemiz gerekir. AB süreci bilhassa Türkiye’deki reformların çıpası olması nedeniyle Türkiye açısından büyük önem arz etmektedir. Zira Türkiye için asıl önemli olan AB üyesi bir Türkiye’den ziyade AB standartlarında bir Türkiye’dir. Bu nedenle her ne kadar müzakere süreci istediğimiz hızda gitmiyor olsa da, Türkiye bütün kararlılığıyla çalışmalarını sürdürmeye devam etmektedir.Öte yandan, önemli jeo-stratejik konuma sahip demokratik ve çağdaş bir Türkiye AB’ye büyük faydalar sağlayacaktır. Türkiye’nin katılımı, Avrupa iç pazarının büyüklüğünü arttıracak ve AB’nin küresel ekonomideki göreceli rekabet yeteneğini güçlendirecektir.Eğitimli ve dinamik nüfusu, bölgesindeki saygın konumu ve izlediği vizyoner ve çok boyutlu dış politika ile Türkiye, Birlik için gerçek bir kazanım teşkil edecektir. Türkiye’nin katılımı, AB’ye yük değil, katma değer sağlayacaktır. Bu ilişkiyi üyelik nihai hedefiyle ilerletmek hem Türkiye hem AB için stratejik bir öneme sahiptir.Açıkçası oldukça realist bir bakışa sahip olduğum için AB’nin geleceğini çok iyi görmüyorum. Özellikle tarihsel süreç içerisinde Almanya – Fransa faktörü, ekonomik krizler, son seçimlerdeki tablo ve İngiltere’nin AB’den olası ayrılık ihtimalini göz önüne aldığımızda belki 20 yıl sonra AB’nin yıkılışına şahit olabilir miyiz?Avrupa’nın mevcut durumu bazı kesimleri belli bir karamsarlığa itmiş olsa da, bu sancılı dönemin ancak daha güçlü bir dayanışma ve daha derin bir entegrasyonla aşılabileceği aşikârdır. Tarihinde birçok krize tanıklık etmiş olan AB, bu krizlerden her defasında daha güçlü bir şekilde çıkmıştır. Dolayısıyla, AB’nin bu krizden de daha güçlenerek çıkacağını söyleyebiliriz.2013 Nihai İlerleme Raporumuz sonrası açılan fasılların ne yazık ki devamı gelmedi. Üstüne bir de Türkiye’deki iç politik dinamikler eklenince süreç neredeyse kıpırdamıyor bile. Bu noktada açıkçası Türk hükümeti, AB ile olan sürecin bu şekilde devam etmesini yeterli gördüğünü ve aynı şekilde AB’nin de Türkiye ile yürüttüğü sürecin bu şekilde devam etmesini yeterli gördüğünü düşünüyorum. Her iki tarafın da mevcut durumdan mutlu olması ne yazık ki süreci ilerletmiyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?Sizlerin de bildiği gibi, 5 Kasım 2013 tarihinde Litvanya Dönem Başkanlığı döneminde 22 No’lu Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu Faslı müzakerelere açılmıştır. 3,5 yıl aradan sonra yeni bir faslın açılması katılım müzakerelerindeki durgunluğun aşılmasında önemli bir kırılma noktası olmuştur. Bu faslın açılmasıyla birlikte, 33 teknik fasıldan 14 tanesi müzakereler açılmış, bunlardan 1 tanesi de geçici olarak kapatılmıştır. Geriye kalan 19 fasıldan 16’sı AB Konseyi kararı veya bazı üye ülkelerin siyasi nitelikli tek taraflı engellemeleri nedeniyle de bloke edilmiştir. Bloke edilmemiş 3 fasıl ise genel olarak ülke ekonomisini doğrudan etkiledikleri için müzakerelerin son aşamasında ele alınan fasıllardır. Türkiye hem bloke edilmiş, hem de bu 3 fasılda AB standartlarına ulaşmak için çalışmalara tek taraflı olarak devam etmektedir.Elbette her dönem başkanlığında bir faslın müzakerelere açılması sürdürülebilir bir yaklaşım değildir. Önümüzdeki dönemde AB tarafının müzakerelere hız kazandırılması için somut ve samimi adımlar atmasını bekliyoruz.Avrupa Birliği’nde gerçekleşen son seçimlerde aşırı sağın ve kısmen de aşırı solun gücünü arttırdığını gördük. Bilindiği gibi aşırı sağın ve solun yoğunlukta olduğu bir toplulukta azınlıklara ve yeni üyelere karşı olumsuz bir bakış açısı vardır. Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen İngiltere’de bile bu durum yaşanırken ve bunun yanı sıra Türkiye’deki güncel iç politikadaki dalgalanmalar sonrası Türkiye’nin AB’ye pratik olarak girmesi mümkün müdür?Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları sadece AB’yi değil, katılım müzakerelerini yürüten bir ülke olarak Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir. Seçim sonuçları değerlendirildiğinde farklı tercihlerin sandığa yansıdığı, aşırı sağ ve AB karşıtı görüşleri temsil eden partilere verilen desteğin ciddi bir şekilde arttığı açık biçimde görülmektedir.Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları, Türkiye’nin AB üyeliğinin kıtanın geleceği ve huzuru açısından ne denli elzem hale geldiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. AB’nin bu mesajı doğru bir şekilde algılayarak, Türkiye’nin katılım süreci önündeki yapay engelleri bir an önce kaldırması AB açısından büyük önem arz etmektedir.Bir önceki soru ile bağlantılı olarak Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” tezi ekseninde Türkiye’nin teorik olarak AB’ye girmesi mümkün müdür?Anadolu, yıllarca farklı inanç ve kültürlere mensup insanların bir arada, iç içe ve karşılıklı anlayış ve hoşgörü içinde yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Geniş bir coğrafyanın merkezinde yer alan Türkiye, siyasi, ekonomik ve kültürel bakımdan vazgeçilmez bir istikrar unsurudur.Bugün Türkiye medeniyetler arası diyaloğun geliştirilmesinde önemli bir rol oynamakta ve bölgesindeki barış ve istikrara büyük bir katkı sağlamaktadır. Medeniyetlerin ortak potası olan Türkiye’nin AB hedefine kilitlenmesi, tüm dünya için önemli bir kazanımdır. Türkiye’nin AB üyeliği medeniyetlerin bütünleşmesinin, farklılıkların bir arada hoşgörü içerisinde yaşatılabileceğinin ve her türlü etnik, ırksal ve dini mülahazalardan bağımsız olarak insanlığın ortak değerleri etrafında bir araya gelinebildiğinin de en güzel örneği olacaktır.Avrupa Birliği ile imzalanan “Geri Kabul Antlaşması” yaklaşık 3 sene gibi bir süreç zarfında karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasını öngörmektedir. Ancak gerçekten planlandığı gibi 3 sene içerisinde vizeler kalkacak mı? Ayrıca, Antlaşmadaki göçmenler ve sığınmacılarla ilgili olan hususlar nasıl işleyecek? 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan Geri Kabul Anlaşması ve beraberinde imzalanan Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni, vizesiz Avrupa’ya giden yolu açacak en önemli gelişmelerden birisi olmuştur. Bu iki metnin eşzamanlı olarak imzalanması Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşması’nın şartlarını ancak Türk vatandaşlarına AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat imkanı tanınması ile kabul edeceğinin bir göstergesidir. Geri Kabul Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından 3 – 3,5 yıllık bir hazırlık süreci sonrasında AB, Türkiye tarafından şartların yerine getirilip getirilmediğine karar vererek vize konusunda muafiyete onay verecektir. Aynı şekilde Türkiye’nin de AB’nin vize muafiyetine ilişkin taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda Geri Kabul Anlaşması’nı askıya alması mümkündür.Küçük bir ihtimal de olsa Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerini sonlandırması sizce ticari ilişkileri ne yönde etkiler; çünkü malumunuz ticaretimizin %50’ye yakını AB üye ülkeleri ile? Bildiğiniz üzere Türkiye-AB ilişkilerinin en güçlü olduğu alanlardan birisi ekonomik işbirliğidir. Nitekim 2013 İlerleme Raporu’nda da ifade edildiği üzere 2012 yılında toplam 123 milyar Avro olarak gerçekleşen Türkiye-AB ikili ticareti 2013 yılında da artarak devam etmiştir. Türkiye-AB arasındaki ticaret hacmi sayesinde, Türkiye AB’nin altıncı en büyük ticari ortağı olurken AB ise Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olmuştur. Ayrıca Türkiye’nin toplam ticaretinin yaklaşık % 40’ı AB ile gerçekleşmekte ve Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık % 71’i AB’den gelmektedir.Ekonomik verilere bakıldığında şu anda Türkiye’nin performansı, birçok AB üyesi ülkeye kıyasla çok daha iyi durumdadır. Ayrıca OECD tahminlerine göre Türkiye, bu büyüme oranlarını sürdürdüğü takdirde 2050 yılında dünyanın ve Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri olacaktır.Son dönemde Erasmus’un Türkiye ayağının sonlandırılacağı ya da Türkiye’ye ödenen hibe miktarının düşürüleceği konuşulmaktadır. Konu ile ilgili olarak bize bilgi verebilir misiniz? Daha önce “Hayatboyu Öğrenme Programları” bünyesinde yürütülen Comenius, Erasmus, Leonardo da Vinci, Grundtvig Programları ile Gençlik Programı ve 5 uluslararası işbirliği programı (Erasmus Mundus, Tempus, Alfa, Edulink ve Sanayileşmiş Ülkelerle İşbirliği Programı) da dâhil edilerek “Erasmus +” Programı adı altında toplanmıştır. 2014-2020 yılları arasında programlara başvurular bu yapı doğrultusunda işleme alınacaktır. Bunun dışında Türkiye’nin alacağı hibe payında kısmi bir azalma öngörülmekle birlikte Programın Türkiye ayağının sonlandırılacağı bilgisi doğru değildir.Son olarak Türkiye için AB’nin Şangay 5’lisine bir alternatif olabileceğini düşünüyor musunuz?Türkiye’nin AB üyeliği stratejik bir hedef ve vizyon çerçevesinde yarım asırdır devam etmektedir. AB perspektifi, Türk dış politikamızın en önemli unsurlarından birisini oluşturmakta ve Türkiye’nin dış politikasının diğer boyutlarını desteklemektedir.Türkiye bir yandan AB ile üyelik müzakerelerini yürütürken, diğer taraftan NATO’nun etkin bir üyesi olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı, G-20, OECD, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok bölgesel ve uluslararası kuruluşlarda etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’nin AB ile ilişkisi, başka örgütlerle işbirliği geliştirmesine engel teşkil etmemektedir.Türkiye’nin çok yönlü dış politikası gereği farklı uluslararası kuruluşlarla ilişkiler yürütüyor olmasını Türkiye’nin AB üyelik hedefinin bir alternatifi olarak değil, tam aksine tamamlayıcısı olarak görmek gerekir. AB sürecini kararlılıkla sürdüren Türkiye, farklı bölgelerle ve ülkelerle işbirliğini geliştirmeye devam edecektir.Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü ile işbirliğine de bu pencereden bakmakta fayda vardır.
“Life İn Color” 9 Ağustos'ta İstanbul'da
Amerika, Kanada, Meksika, İsveç ve Norveç’ten sonra 9 Ağustos tarihinde Türkiye’ye gelecek olan Life in Color aynı zamanda dünyanın en iyi DJ’lerini de İstanbul’a taşımış olacak. AN21, ARTY, Deniz Koyu, DVBBS, Twoloud ve YellowClaw müzikseverlere unutulmaz bir gün yaşatacak.2006 senesinde Florida’da üniversite kampüslerinde başlayan ve Amerika’da hızla yayılan etkinliğin yenilikçi yönüne değinen Life in Color Pazarlama Direktörü LukaszTracz, Türk müzik tutkunlarına seslendi:“Sınırlarımızın ötesine geçtiğimizde, hepimiz bir bütünün parçası haline geliriz. Müzik, tutku ve en önemlisi renkler ile bağlanarak… Bunu Life in Color deneyimini yaşamış olanlardan daha iyi hiç kimse bilemez. Türkiye’ye gelmekten ve katılımcılarımıza unutamayacakları bir gün yaşatacak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Gelin ve bizim ile sınırlarınızın ötesine geçin!”sanattakvimi.info/müzik
Reklam
Akıllı Telefon Fotoğrafçılığının Kitabı Yazıldı
Gazella Turizm ve Türkiye’nin önde gelen gezi-belgesel fotoğrafçılarından Faruk Akbaş, telefonla fotoğraf çekmenin püf noktalarını dünyanın dört bir yanında çekilmiş örnek fotoğraflar ile anlatıyor. Akıllı telefonlar günümüzde pek çok konuda rüştünü ispatlamış durumda. Artık hem bilgisayarımız, hem özel sekreterimiz, hem de en pratik iletişim aracımız olarak hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu “akıllı” cihazlar, aynı zamanda gelişmiş kamera ve lens teknolojileriyle tutkularımızın, hayallerimizin ve heyecanlarımızın sınırlarını genişleterek önümüzde eşsiz anları kolayca ölümsüzleştirmek adına yeni kapılar açıyor. İletişimi ve yeni diyalog yöntemlerini geliştiren akıllı telefonlar, bugün dünyayı kasıp kavuran “selfie” fırtınasının da ötesinde, artık toplumsal olaylarda bile en etkili görsel paylaşımların altına imza atıyor. İşte mobil fotoğraf sanatının ve mobil haberciliğin gündelik hayatımıza bu kadar işlediği bir dönemde, akıllı telefonla çekilen fotoğraflarda görsel anlatım sanatının derinliklerine inen yepyeni bir kitapla karşı karşıyayız. Uyum, zıtlık, renk gibi kompozisyon öğelerinden farklı ışık koşullarında en iyi çekim tekniklerine kadar farklı konu başlıklarını örnek fotoğraf ve yorumlarla işleyen kitap, Gazella Turizm’in uzmanlık alanı olan seyahat fotoğrafçılığına ağırlık verirken, son yıllarda dünya gündemini yönlendiren yurttaş gazeteciliğinin ve sosyal ağların önemine de değiniyor. Kitabın sonunda yer alan sözlük ise, temel fotoğrafçılık tekniklerine hâkim olmak için iyi bir başlangıç. Editörlüğünü Emrah Yaralı’nın yaptığı, metinlerini Gökhan Korkmazgil ve Umut Ersoy’un kaleme aldığı 138 sayfalık Fotoğraf Cepte, fotoğraf meraklısı gezginler için başucu kitabı olabilecek nitelikte. stuff
Vali Mutlu'dan 'Suriyeli Dilenci' Açıklaması
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, kentte dilencilik yapan ve sokaklarda yaşayan Suriyeli sığınmacılar ile ilgili olarak, 'Çok kısa sürede ciddi ve yeni bir uygulama başlatacağız' dedi. İl Koordinasyon Kurulu 2014 Yılı 2'nci Dönem Toplantısı, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun başkanlığında yapıldı. İstanbul Valiliği'nin Vatan Caddesi'nde bulunan Ek Hizmet Binası'nda gerçekleştirilen toplantıya, İstanbul'daki bazı ilçelerin kaymakamları, kamu kurum ve kuruluşlarının birinci derecedeki yetkilileri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sanayi ve ticaret odaları, ilgili derneklerin temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında bir konuşma yapan Vali Mutlu, İstanbul'da devam etmekte olan 1.026 yatırım projesi olduğunu söyledi. 2014 yılı için çok ciddi bir ödenek olduğunun altını çizen Mutlu, '8 milyar 829 milyon hem genel bütçe hem de yerel yönetimler itibariyle önemli bir kaynak var. Bizim hedefimiz, bu kaynağın İstanbullulara yatırıma dönüştürülebilmesidir. Bunun süratle tamamlanabilmesi için bürokrasimizin iyi bir takip içinde olması gerekiyor. Halen ihalesi tamamlanmadığı için çalışmalara başlanmayan pek çok projemiz var. Hem başlanmamış olanların süratle başlatılması hem de mevcutların ödeneklerinin kullanılma oranlarının yükseltilerek elimizdeki ödeneklerin yatırıma dönüştürülebilmesi, kurum yöneticisi olarak bizlerin diğer pek çok önemli işlerimizin yanı sıra önemli işlerimizden biridir' diye konuştu. İstanbul'da 2014 yılında yapımı devam etmekte olan yatırımların görüşüldüğü toplantıda, ilgili kamu kurum ve kuruluşların yetkilileri çalışmalar hakkında bilgiler verdi. SURİYELİ SIĞINMACILAR Vali Hüseyin Avni Mutlu, toplantının sonunda sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine söz vererek, sorularını yanıtladı. Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Levent Küçük, İstanbul'da yaşayan Suriyeli sığınmacıların sorunlarına dikkat çekerek, Vali Mutlu'ya, 'İstanbul'da her geçen gün artan bir Suriyeli sığınmacı sorunu var. Çeşitli şehirlerde bir takım olumsuzluklar yaşanıyor. Dilencilik yapan, viyadük altlarında yaşayan Suriyeli sığınmacıların barınmaları için tedbir almak adına toplama kampları düşünülüyor mu?' şeklinde bir soru yöneltti. 'İSTANBUL'DA 67 BİN SURİYELİ MİSAFİRİMİZ VAR' Vali Mutlu, şu yanıtı verdi: 'Bugün ülkemizde statüleri itibariyle sığınmacı, geçici sığınmacı gibi sıfatları kullanmadığımız ve oldukça kalabalık bir Suriyeli misafirimiz var. Biz, bunların İstanbul'da nerede oturduklarını, nasıl geçindiklerini, eğitim durumlarını, bunun gibi pek çok farklı bilgiyi elimizdeki envanterlerimizde kayıt altına aldık. Şu anda İstanbul'da 67 bin Suriyeli misafirimiz var. Bu rakamın üzerine çıkma ihtimali yok. Son üç ay içerisinde adeta bu rakama sabitlendi.' 'ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DAHA İYİ NETİCELER ALACAĞIMIZ BİR ÇALIŞMA BAŞLATACAĞIZ' İstanbul'da özellikle mali durumu daha iyi, mesleği olan ve kendi ayakları üzerinde durabilen Suriyelilerin daha fazla olduğunu söyleyen Mutlu, şöyle devam etti: 'İstanbul'da orta halli, eğitim seviyesi biraz daha yüksek bir kesim var. Ancak tamamı böyle değil. Özellikle hepimizi üzen ve meşgul eden ve sokakta dilenmek suretiyle geçimini temin etmeye çalışan, şehrin meydanlarında, yollarında, çok farklı mekanlarda karşımıza çıkan tablolar var. Dilencilik ile ilgili mevzuatımızda, zabıta ekipleri dilencilikle mücadele eder ve buna müsaade etmez. Fakat öyle bir tablo var ki, hem Sultanahmet'te olsun hem Taksim Meydanı'nda olsun bir takım uygulamalar var. Buna rağmen bunun çok da fazla önüne geçilemediğini hep birlikte görüyoruz. Biz sokakta kalanlar için geçtiğimiz kış itibariyle biri Tuzla, diğeri Pendik olmak üzere iki tane misafirhane oluşturduk. 700 civarında misafiri 5-6 ay kadar orada muhafaza ettik. Bunlardan 500'den fazlasını geçtiğimiz ay itibariyle kendi rızalarıyla Şanlıurfa'ya gönderdik. Geri kalanları da İstanbul'da ev tutmak itibariyle kaldı. 'Kendi rızası olmayanların kamplara gönderilmesi' konusunda bir mevzuat düzenlemesi üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda çok daha iyi neticeler alabileceğimiz bir çalışmayı başlatmış olacağız.' 'BAZI SURİYELİLER, DİLENCİLİK YAPAN SURİYELİLERDEN RAHATSIZ' İstanbul'daki Suriyeli vatandaşların sorunları için kendileriyle çalışan Suriyeli temsilcilerin de bu durumdan rahatsızlık duyduklarını dile getirdiklerini aktaran Mutlu, 'Bu durumdan sadece İstanbullular değil, İstanbul'da kalan Suriyeliler de rahatsız oluyor. Suriyeli temsilciler bizlere gelerek, 'Bunlar bizim buradaki Suriyeli misafir olma imajımızı zedeliyorlar. Bu imaj bütün Suriyelileri olumsuz etkiliyor' diyorlar. Dolayısıyla bu konu ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor. Çok kısa sürede ciddi ve yeni bir uygulama başlatacağız' diye konuştu. Enver ALAS / İstanbul DHA
Reklam