3. Havalimanının İlk Etabının Açılış Tarihi: 29 Ekim 2017
Yıllık 150 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havalimanı olacak projenin temeli Başbakan Erdoğan tarafından atılıyor. Başbakan Erdoğan, 3.Havalimanı'nın teleml atma töreninde yaptığı konuşmasında Gezi olaylarındaki eylemcilerden bahsetti. 'GEZİZEKALILAR MALESEF BU HAVALİMANINI HAZMEDEMEDİLER' Erdoğan, konuşmasında, 'Geçen yılın Mayıs ayında bazı Gezizekalılar türedi. Bu Gezizekalılar malesef bu havalimanını hazmedemediler. ' dedi.  Erdoğan'ın konuşmasından satır başları; 'Sevgili İstanbullular, kardeşlerim sizleri saygıyla selamlıyorum. Evet İstnbul bugün tarihi günlerinden birini yaşıyor. Sadece İstanbul değil, tüm Türkiye tarihi anı yaşıyor. 'DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ' Türkiye, 91 yıl içinde nice büyük yatırımlara, nice büyük projelere şahitlik etti. Ancak bu porje çok ama çok farklı bir yerde duruyor.  76 buçuk milyon metrekarelik bir alan üzerine inşa ediliyor. Bu büyük övgü üzerinde 1 milyon 471 bin metrekare genişliğinde kapalı alan bulunacak. Bu boyutlarıyla havalimanı dünyanın en büyüğü. 'HAVALİMANI DEĞİL ADETA BİR ŞEHİR KURUYORUZ' Yıllık 150 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyüğü olacak. Bu millete bu yakışır. Bu ülkeye bu yakışır. Sadece bir havalimanı değil adeta büyük bir şehir inşa ediyoruz. Burada inşaat dönemi boyunca 80 bin kişi istihdam edilecek. Hizmete girdiğinde ortalama 120 bin kişi istihdam edilecek. Bir şehirde olması gereken ne varsa bir bu havalimanında olacak. 'GEZİZEKALILAR BU HAVALİMANINI HAZMEDEMEDİLER' 77 milyonun gurur duymasını ülkesiyle iftihar etmesini isityorum, arzuluyorum. Geçen yılın Mayıs ayında bazı Gezizekalılar türedi. Bu Gezizekalılar malesef bu havalimanını hazmedemediler. Onların hayalleri bizim fiillerimizin ulaştığı yere ulaşamaz. Ve onlar Türkiye'yi hala 12 yıl önceki gibi görmek istiyorlar. Biz ise, dünyada Türkiye'nin marka olduğu günlere dönmek istiyoruz. Ve inşallah o günler yine geri gelecek. Hedef 2023. Çok çalışacağız, inşallah bunuda başaracağız. Ve bu havalimanını inşallah 2017'de açacağız. ' '3. KÖPRÜ'NÜN ÜZERİNDEN TREN GEÇİYOR'Şimdi buranın yakınından Yavuz Sultan Selim Köprüsü de geçecek. Orada da 5 bin kişi çalışıyor. Daha yapacak çok işimiz var. 3. Köprü'nün üzerinden bir de tren geçiyor.'YIPRATMAK İÇİN ÇOK UĞRAŞTILAR'Marmaray'ın güneyinden lastikli tüp geçiş de seneye açılacak. 3. Köprü'de seneye açılacak. Bu projeler Türkiye'nin artık nereye ulaştığını gösteriyor. Zor zamanlarda ümidimizi kaybetmedik. Yıpratmak için çok uğraştılar ama şu kardeşinizi harcatmadınız.'HAVALİMANI DEĞİL ASLINDA ZAFER ANITI'Bugün biz sadece bir havalimanı değil aslında bir zafer anıtı inşa ediyoruz. Milletin özgüvenini inşa ediyoruz.'İHANETİN ALTINDAN BİR ÖRGÜT ÇIKTI'Onlar maşa olarak kullanıldılar, onlar piyon olarak kullanıldılar. O sokağa çıkanlar Türkiye'nin o kutlu yürüyüşünün durdurulması engellenmesi için açık şekilde kullanıldı. Onların derdi ne ağaçtı, ne fidandı, ne çiçekti. Kendilerini solcu, ulusalcı, anti kapitalist müslüman sananlar, sadece piyon olarak kullanıldıklarını anlayamadılar. Hepsi orada bir araya geldiler. 17-25 Aralık'ta yaptığı ihanetinin altından olan bir örgüt olan bir çete ortaya çıktı. Amaç yolsuzluk değil, Marmaray'ı, 3.Köprü'yü engellemekti. Bugün temeli atıyoruz. Bu büyük projesiyi engelleyemedikleri için onlarda büyük hayal kırıklığına uğradı. Türkiye eski Türkiye değil. ' 3- HAVALİMANI'NIN ÖZELLİKLERİ 22 milyar 152 milyon euroluk kira bedeli ve 10 milyar 247 milyon euro yatırım maliyetiyle Cumhuriyet tarihindeki en yüksek yatırım olacak havalimanı başta Almanya Frankfurt olmak üzere birçok Avrupa şehrini endişelendiriyor.İSTANBUL MERKEZ HALİNE GELECEK Hem İstanbul'un hem de Türkiye'nin dünyaya açılması için önemli bir adım olan projeyle birlikte Avrupa'yla da bağlantı daha hızlı gerçekleşecek. Proje ile İstanbul, sahip olduğu coğrafi konumu tam anlamıyla değerlendirme imkânına kavuşacak. Bu şekilde yolculuk süreleri ve uçuşmaliyetleri ciddi anlamda düşüş gösterecek. Amerika ve Şanghay'a kadar olan çok büyük bir bölgenin havacılık trafiği düşünüldüğünde, İstanbul 'merkez' haline gelecek. 500 UÇAK PARK EDEBİLECEK Yeni havalimanı tamamlandığında 165 yolcu köprüsü, terminaller arasındaki ulaşımın raylı sistemle yapıldığı 4 ayrı terminal binası, 3 teknik blok ve hava trafik kontrol kulesi, 8 kontrol kulesi, her türlü uçak tipinin operasyonuna uygun müstakil 6 pist, 16 taksi yolu, 500 uçak park kapasiteli toplam 6,5 milyon metrekare büyüklüğünde apron, şeref salonu, kargo ve genel havacılık terminali, devlet konuk evi, yaklaşık 70 bin araç kapasiteli açık ve kapalı otopark, havacılık tıp merkezi, oteller, itfaiye ve garaj merkezi, ibadethaneler, kongre merkezi, güç santralleri, arıtma ve çöp bertaraf tesisleri gibi yardımcı tesislerden oluşacak. Yapım maliyetinin 10 milyar 247 milyon Euro olması öngörülen havalimanının 2018 sonunda tamamlanması hedefleniyor. ensonhaber.com
Banksy'nin İlk Eserleri Açık Artırmaya Sunuldu
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy ‘nin ilk eserleri eski menajeri tarafından ‘ Banksy: The Unauthorised Retrospective ‘ adlı sergiyle açık artırmaya sunuldu. Londra’da 11-25 Haziran tarihleri arasında ünlü Sotheby’da düzenlenen ‘ İzinsiz Retrospektif ‘ sergi, sanatçının 10 yıl beraber çalıştığı menajeri Steve Lazarides tarafından düzenleniyor. Sergideki eserlerin birçoğunun şu ana kadar kimse tarafından görülmediğini vurgulayan Lazarides’in açık artırmadan yaklaşık 1 milyon sterlin (yaklaşık 3 milyon 500 bin lira) kazanacağı öğrenildi. Her fırsatta sokak sanatının ‘ para ‘ için yapılmaması gerektiğini vurgulayan ve eserleri üzerinden izinsiz kazanç sağlayanları sert bir dille eleştiren Banksy’nin bu sergiyi de onaylamayacağını söyleyen Lazarides, “Kesinlikle nefret ederdi. Hiçbir zaman bu şekildeki sergileri desteklemedi. Benim galerimde bir sergi fikrine de hiçbir zaman ikna olmamıştı” dedi. Bristol’da yaptığı ‘Mobil Aşıklar‘ eserini duvardan sökerek kulüplerine koyan ve bu sayede bağış toplayan Broad Plains Boys Club’a geçen ay bir mektup gönderen Banksy , ilk defa bir eseri üzerinden para kazanılmasına razı olmuştu. Sokak sanatçısı mektupta gençlik kulübünün ihtiyacı olan parayı, ‘hayır işi’ olması nedeniyle bu eserle sağlamasını onayladığını yazmıştı. Diken
Cem Yılmaz'dan Heceli 'Montaj' Göndermesi
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın 'TÜBİTAK'ta yapılan incelemede Sayın Başbakanımızın 17 aralık sürecinde basına, daha doğrusu internete düşen ses kayıtlarının hece hece montajlandığı ortaya çıktı' sözlerinin ve TÜBİTAK’ın ses kayıtlarıyla ilgili montaj açıklamasının ardından, ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın sosyal medyada paylaştığı bir mesaj dikkat çekti. Cem Yılmaz sosyal medya sitesi Twitter’da yaptığı yorumda “İ..yi..ge..ce..ler...i....yi...uy..ku...laar.. (farklı farklı yerlerden alınmıştır)” derken, akıllara TÜBİTAK ve Bakan Fikri Işık geldi. Hatırlanacağı üzere Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık bugün yaptığı açıklamada 'Benim bildiğim kadarıyla size söyleyeyim. 'Tamamen sıfırlandı mı?' sözünü hece hece keserek yapıştırıp biraz da acemice yapmışlar. Montaj olduğu TÜBİTAK bilirkişisinin verdiği raporuyla ortaya çıktı. Egemen Bağış beyin 'Bakara makara' kelimesinde makaranın da tamamen montaj olduğu ortaya çıktı' demişti. Gerçek Gündem
Ses Mühendisleri 'Montaj' İçin Ne Dedi?
TÜBİTAK’ın hazırladığı raporda, kamuoyunda ‘sıfırlama tapeleri’ olarak bilinen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmeleri kaydının ‘montaj’ olduğu belirtildi. Birgün'ün haberine göre; ses mühendisleri, sözkonusu kaydın montaj olamayacağını söylüyor. ‘SIFIRLAMA’ TALİMATI VERMİŞTİ Geçen şubatta ortaya çıkan ses kayıtlarının 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu günü yapılan dinlemelerle elde edildiği iddia edilmişti. Başbakan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen görüşmede Erdoğan, oğluna evdeki paraları ‘sıfırlama’ talimatı veriyordu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin olayın ardından soruşturma başlatmış ve bilirkişi raporu istemişti. TÜBİTAK uzmanlarınca hazırlanan bilirkişi raporunda, şunlar kaydedildi: HECELİ MONTAJ! »Spektrum incelemesinde tespit edilen, kaydın içinde gözlemlenen çok sayıda ‘çıkıntı’ bu kaydın çok sayıda farklı kayıttan yararlanılarak oluşturulmuş bir montaj olduğunu ortaya koymaktadır. »Montajda dikkat çeken bir husus, konuşma bütünlüğünü sağlamak için sadece tüm kelimelerden oluşan bir montajdan farklı olarak, kelimelerin dahi parça hecelerden oluşturularak, istenen yeni kelimenin türetilerek ortaya çıkarıldığı ilginç bir uygulama ortaya konmuştur. »Bu montajın ortaya koyduğu diğer önemli bir husus, montajı gerçekleştirenlerin elinde Sayın Başbakan’a ve ailesine ait geniş bir konuşma havuzu (gerek telefon dinlemelerinden elde edilmiş veya gerekse diğer yöntemlerle legal/illegal yollarla elde edilmiş) bulunduğudur. ‘Rapor ciddiye alınamaz’ Raporda yer alan iddiaları sorduğumuz Ses Mühendisi Erdem Helvacıoğlu ise raporu “Ciddiye alınabilir bir açıklama değil” şeklinde yorumladı. Helvacıuğlu, TÜBİTAK güvenilir, bağımsız, objektif bir kurum değildir.” değerlendirmesinde bulundu. Helvacıoğlu’nun ‘hece hece birleştirilerek kurgu yapıldı’ iddiasıyla ilgili değerlendirmesi de şöyle: “Anlam, duygu, tonlama bütünlüğü olan ve arka seslerinde süreklilik olan böyle bir kayıt kelime kelime edit ile yaratılamaz. Hece hece de yapılamaz. Stüdyo kaydında tek bir cümleyi hece hece düzgun bir şekilde oluşturmaya çalışmak bile saatler, günler alabilir ki sonuçta tatmin edici olmayacaktır. Tüm bunların dışında zaten konuşmanın olduğunu Başbakan’ın kendisi de kabul etti, ‘Kriptolu telefonlarımız dinlendi’ diyerek. Bu sadece seçim öncesi meydanlarda kullanılmak için yaratılan propaganda malzemesi.” Ses Mühendisi Demirhan Baylan da “Bu olaylar ilk patlak verdiğinde bunun yapılabileceğine dair bir açık kapı bırakmıştım. Fakat ondan sonra o kadar çok kayıt çıktı ki montajın o düzeyde yapılamayacağına kani oldum. Analiz yapmadan kesin konuşmak istemem, ama o kadar çok kayıt var ki montajın o düzeyde yapılabilmesi, o kadar malzeme bulunabilmesi çok zor, inandırıcı gelmiyor” şeklinde konuştu. SES MÜHENDİSİ ALP TURAÇ: Arka plan sesi en büyük ispat TÜBİTAK’ın raporunun ardından BirGün’e konuşan Ses Mühendisi Alp Turaç: Bu işi hayatında altı ay yapmış insan bile rahatlıkla anlayabilir ki öyle bir editing yok orada. Hece hece ya da kelime kelime diye bir şey de yok, zaten arka plan sesi değişmiyor en büyük ispatı o. Artı kelime kelime demek zorundalar bu durumda, konuşurken paralar telaffuz ediyor. Niye çocuğunla konuşurken 10 milyon euro desin? Kelime kelime ya da hece hece keserek insanlara bir şeyler söylettirebilirsiniz ama bunun yapılacağını bilerek kayda girildiğinde bile, ses, müşteri hizmetleri hatlarında olduğu gibi kesik kesik duyulur. Konuşmayı keserek, bir insanın normal tonlamalarına ulaşılması, kaydın bu hale getirilmesi mümkün değil. Birgün
Reklam
Dünyanın En Pahalı 10 Fotoğrafı
Fotoğraf resmi olarak 1839 yılında kayıtlara geçen bir sanat dalıdır. Yaklaşık iki asırdır hayatımızda olan fotoğraf kimi zaman tarihi belgelemek kimi zaman da güzel anıları günümüze taşıtmak için bir araç olarak kullanılmıştır. Bugünlerde özçekimlerle farklı bir boyutta yargılanan fotoğraf, zamanında birilerine servet büyüklüğünde paralar kazandırdı. Kazandırmaya da devam ediyor.
Size Okulda Asla Gösterilmeyecek 30 Harita
etiket
Dünyanın en az fotoğraf çekilen yeri neresidir? Kızıl saçlı insanlar en çok nerede yaşar? Dünyanın en mutlu halkı kimdir? Dünyanın en uzun penisli erkekleri hangi millettendir?  Bu haritalar size bazı cevapları bulmanızda yardım edecek.
Reklam
15 Fotoğraf ve 1 Fragman ile Cem Yılmaz'ın Yeni Filmi 'Pek Yakında'
Yönetmenliğini ve senaristliğini Cem Yılmaz'ın yaptığı ve başrolünde olduğu filmde kendisine Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt, Zerrin Tekindor, Hare Sürel, Ayşen Gruda , Ülkü Duru, Emin Gürsoy, Metin Coşkun, Tuğrul Tülek ve çocuk oyuncu Ata Berk Mutlu'nun yeraldığı zengin bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor.  'PEK YAKINDA' Ekim 2014'te tüm sinemalarda!
Uzay'dan Dünya'ya İlk HD Yayın
NASA, bir ilk olan denemesinde Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) Dünya'ya yüksek çözünürlüklü video iletimi gerçekleştirdi. Video transferi, yeni bir lazer ileticisiyle sağlandı. SpaceX'in Dragon kapsulüyle Nisan ayında Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaştırılan OPALS donanımı, yörünge ile Dünya arasında lazer ışınlarıyla gerçekleştirilen ilk HD veri transferini gerçekleştirdi. 'Hello World' (Merhaba Dünya) adı verilen ilk OPALS deneyinde elde edilen başarı, derin uzay veri transferlerinde yeni bir dönemin de önünü açacak. NASA'nın Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'nda OPALS projesi sistem mühendisi görevini yürüten Bogdan Oaida, 'Elde edilen başarı çevirmeli modemden DSL'e geçmek gibi' ifadesini kullandı. NASA, yakın gelecekte radyo sinyalleriyle iletimi sona erdirerek, çok daha hızlı ve büyük miktarda veri iletilmesini sağlayacak lazer teknolojisini kullanmayı amaçlıyor. OPALS deneyinde, California'daki Table Mountain Gözlemevi'nden UUİ'ye lazer işaretleyici ile sinyal gönderildi. OPALS alıcıları bu sayede hedefe kilitlenerek saatte 28 bin km hızla veri iletimi gerçekleştirdi. 50 Mbps hıza ulaşan veri aktarımı toplamda 148 saniye sürerken, OPALS'ın 175 megabit'lik 'Hello World' mesajının sadece 3.5 saniyede alındığı açıklandı. NASA'nın bugüne kadar kullandığı geleneksel iletişim yöntemleriyle aynı mesajı almak yaklaşık 10 dakika sürecekti. Yöründede bulunan birçok uydunun oluşturduğu uydu ağı, UUİ için iletişim sıkıntısı yaşanmamasını sağlıyor. NASA, lazer ışınlarıyla iletişim teknolojisini başlıca derin uzay görevlerinde kullanılacak keşif araçları için kullanmayı hedefliyor. Al Jazeera
Reklam
Dosya: 11 Madde ile 'Cinsel Suçlar Yasa Tasarısı'
Son dönemde daha görünür olan çocuk cinayetleri hükümeti harekete geçirdi.  Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı yeni yargı paketine göre, çocuğu cinsel istismar eden kişi, 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Suçun ani hareketle işlenmesi halinde 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilecek. Tasarı, çocuklara yönelik bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlara 30 yıl yerine 39 yıla kadar, müebbet hapis cezası alanlara 24 yıl yerine 33 yıla kadar ceza öngörüyor.Hükümetin, kamuoyunda daha çok 'çocuklara karşı işlenen suçlar'ı kapsayan yönleriyle bilinen yeni tasarısında, 15-18 yaş arası gençlerin cinsel birliktelikleri, uyuşturucu suçları, soruşturmaları etkileme amaçlı işlem ve beyanlar gibi konularda tartışmalı düzenlemeler yer aldı.
Temple Run 1 Milyar Kez İndirildi
Sonsuz koşu türündeki Temple Run oyunu, yaratıcısı Imangi Studios’un yayınladığı infografiğe göre bugüne kadar 1 milyar kez indirildi.Imangi Studios’un geliştirdiği ve sonsuz koşu türünde bir oyun olan Temple Run, büyük bir başarıya imza attı. 2011 yılının ağustos ayında ilk olarak iOS için indirilmeye sunulan oyunda şeytani maymunlardan kaçan bir kâşif kontrol ediliyor. Daha sonra Android ve Windows Phone platformları için de geliştirilen oyun, açıklanan verilere göre şimdiye kadar dünya çapında 1 milyar kez indirildi. Bu sayının yüzde 60′ını kadınlar, yüzde 40′ını ise erkekler oluşturuyor.Imangi Studios’ın paylaştığı infografiğe göre, Temple Run’da toplamda 50 trilyon metre koşuldu, 32 milyar defa ölündü, 148 trilyon altın toplandı ve 216.018 yıl geçirildi. Oyunu en çok indiren ülkeler arasında ise yüzde 36 ile Çin, yüzde 21 ile ABD, yüzde 4 ile Hindistan, yüzde 4 ile İngiltere ve yüzde 3 ile Almanya yer alıyor.Stuff
Reklam
'Bir Şey Yapmazsak Bütün Medeniyet Duvara Toslayacak'
Manu Chao, “Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu” diye konuştu. Manu Chao, Radikal’den Hakan Dedeoğlu’na konuştu. Hakan Dedeoğlu’nun Manu Chao ile yaptığı söyleşi şöyle: Merhabalar Manu, Barselona’da havalar nasıl? Hava daha iyi olabilirdi. Ama şehirde bir sürü sorun var, buradaki sosyal hava pek iyi sayılmaz. E, burada da pek iyi sayılmaz… İstanbul seyircisi seni, uzun bir aradan sonra bir kez daha canlı izleyebileceği için çok heyecanlı. İstanbul’a daha önce iki kere geldin. Şehirle ilişkin nasıldı? Bir gün gerçekten İstanbul’da yaşamayı umuyorum. Bence son kalan ilginç şehirlerden biri. Tekrar geleceğim için çok mutluyum. Sanırım ilk geldiğim sene 2002’ydi, şehrin her köşe başında içimi heyecan kaplıyordu. Şehir her saniye yeni bir maceraya davetiye çıkarır gibiydi. İnanılmazdı. Yıllardır tekrar gelmenin yollarını arıyordum... İstanbul’da takılmalık zamanın olacak mı? İstanbul turnenin ilk konseri, amacımız birkaç gün önce gelip şehirde biraz takılmak. Çalacağınız EkşiFest; Baba Zula, Hakan Vreskala gibi muhalif yönleriyle de bilinen grupların sahne aldığı, STK’ların stand açacağı, bağımsız ve bizler için önemli olan bir web sitesinin düzenlediği bir festival... Eminim geçen yıllarda da birçok teklif almışsınızdır Türkiye ’den ama bu festivali kabul ederken saydığım sebeplerin etkisi oldu mu? Tabii ki… Türkiye’de iki, üç yıldır büyük bir sosyal tansiyon ve sokağa çıkıp daha ileri bir demokrasi için protesto düzenleyen insanlar var. Onları desteklemek istiyoruz. Onlara en iyi şekilde ulaşmak, seslenmek, birleşmek istiyoruz. Bu sebeple nereye geldiğimizi, çalan isimleri biliyoruz ve hareketi destekliyoruz. Sokak hareketleri demişken... Geçen hafta Gezi’nin yıldönümüydü... Geçen sene bir Gezi mesajı yayımlamıştın. Gezi bizler için olduğu kadar dünyanın geri kalanı için de önemli miydi sence? Uzun bir süre, tüm dünyada insanlar böyle bir hareketi beklemişti... Türkiye’de insanların yaptığı herkes için çok cesurca ve önemliydi. Sadece Türkler için değil, herkes için bir örnekti bu… Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu... Gezi’den sonra buradaki en önemli kazanımlardan biri ortaya çıkan mahalle oluşumları, platformları oldu... Bence çözümün, kurtuluşun en önemli parçası bu. Biz de burada böyle yapıyoruz. Tüm mahalleni sosyal bir bahçe olarak görüp onunla ilgilenmen gerek. Mücadeleye mahallende organize olup başlaman gerek. Burada Barselona’da, kendi mahallemizde de öyle yapıyoruz. Ve işe yarıyor, bazı şeyleri değiştirebildiğini görüyorsun. Dünyanın dört bir yanında da farklı sebeplerden gerçekleşen ayaklanmalar var... Olup biteni takip edebiliyor musun? Her şeyi internetten takip etmek kolay gibi gözükse de birebir içlerinde olmak zor. Ama gezegenin her yerinde durum kötüye gidiyor, gezegen resmen köpürmekte. Eminim bir şeyler olacak ve değişim gelecek. İnsanlar kapitalizmin insanlığı hiçbir yere götürmediğini görmeye başladı. Bunun yansımalarını görüyor ve yaşıyoruz. Bütün medeniyet, bir şey yapmazsak duvara toslayacak... Senin bir futbol hayranı olduğunu biliyoruz... Haftaya Dünya Kupası başlıyor ve Brezilya’daki kupa etrafında da protestolar var... Bence dünyadaki tüm sosyal sorunların yanında, tüm bunlar olurken futbolun hiçbir önemi yok. Futbolu elbette seviyorum ama izlemekten çok oynamayı... Mahallemizde sürekli yaptığımız aktivitelerden biri de futbol. Haftada üç kez, çocuklarımızı da alır top oynarız… Futbol oynamak harika, hayatta en sevdiğim şeylerden biri ama hıyar gibi evde oturup televizyondan futbol izlemek… Artık o işi bıraktım, bağımlısı değilim ve bununla da gurur duyuyorum. Artık hangi müzisyenle konuşsanız, röportaj yapsanız size müzik sektörünün ne kadar kötü durumda olduğundan, internetin müziği bitirdiğinden bahsederler, haksız da sayılmazlar... Senin, sektörünün geldiği noktayla ilgili düşüncelerin neler? İyi ya da kötü yönde değiştiğini söylemek için henüz erken. Müzik sektörü değişti evet ama müzik sektörü zaten öyle matah bir şey de sayılmazdı. Bu sebeple bir değişim olacaksa iyi yönde olmasını temenni ederim. Aslına bakarsan çok bir şey de değişmedi. Sadece bütün büyük firmaların isimleri değişti. Birkaç yıl önce isimleri Sony’di, şimdi Google… Üzücü olan şu: Şirketler isimlerini, logolarını değiştirirken müzisyenler hâlâ aynı pozisyonda kalmış durumda. Şimdilerde bir müzisyen için hayat kurmak daha zor, albüm satmak falan bitti… Tüm bunlar da müzisyeni baştaki önemli noktaya geri getirdi, o da canlı çalmak. Bu da değişimin pozitif tarafı bence. Yaşayabilmek ve ailesini doyurabilmek için canlı çalmak zorunda artık gruplar. Sen de pek albüm yayımlayan bir müzisyen değilsin. Son albümün 2007’de çıkmıştı… Benzer bir sebepten mi albüm yayımlamayıp daha çok canlı çalıyorsun? Zamanımı ve kalbimi müziğimi canlı yapmaktan yana kullanmak istiyorum yıllardır… Turne yapmak istiyorum ya da bu akşam ve dün akşam yaptığım gibi gidip mahalle barımızda, mahallelilere çalacağım. Çünkü ben bu mahallenin müzisyeniyim ve beni canlı tutan şey bu… Mahallemde yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri komşularıma çalabilmek, onlarla paylaşabilmek. Bu yüzden bu akşam bir sürü müzisyen bir araya gelip müzik yapacağız. Ruhum ve bedenim bana hep canlı çalmam gerektiğini söylüyor. Kayıt yapmak bambaşka bir spor . Bir stüdyonun içinde birkaç kişisindir, ekranın başında oturursun. Açıkçası albüm yayımlamamamın asıl sebebi bilgisayar ekranından çabuk sıkılıyor olmam. Bir diğer sebep ise ne zaman yeni bir albüm yayımlasan, istesen de istemesen de anında her şeyin merkezinde olmak... Basın konuşmak istiyor, herkes senden bahsediyor… Bunu pek istediğimi sanmıyorum. Yeni şarkılarımızı konserlerde ya da mahalle barımızda çalıyoruz. Bazı gençler kaydedip internete koyuyor ve parça hemen dünyayı dolaşıyor. Sonra başka bir yere konsere gidiyorsun bir bakmışsın insanlar parçayı biliyor bile… Yeni düzen, organik bir şekilde böyle yürüyor. Yıllar oldu, resmi bir kayıt yayımlamadım ama bu düzeni seviyorum ve işime de yarıyor. Dünyanın her yerinde gençler beş dakikada, mahallemde barımda söylediğim bir şarkıya ulaşabiliyor. 2000 kilometre öteye gidiyorum, bir bakıyorum şarkıyı çoktan biliyorlar. Daha iyisi, parçamı gitarlarıyla çalıp söylüyorlar. Sırada neler var? Bu yaz Avrupa’da turne yapacağız... Sonrasında tekrar Hindistan’a gitmek istiyoruz. Delhi’de bedava konser ayarlamaya çalışıyoruz. Ücretsiz bir konser vermek istiyoruz ama sponsorlarla çalışmıyoruz onun için biraz zor. Sonra Arjantin’e gidip bir ressam ile birlikte bir projeye girişeceğiz. Hayatım böyle... Geziyorum, insanlarla tanışıyorum, çalıyorum... Grubumuz La Ventura gerçekten yakın ailem ve dünyayı gezmeyi seviyoruz. Amacım da La Ventura’yı hayatta tutmak ve seyahatlerimizden yeni şeyler öğrenmek. Seni bekleyenlere bir mesajın var mı? İnsanlara sevgilerimi ilet. Daha iyi bir dünya için savaşan tüm insanlara selam olsun... Onlara lütfen hepimiz için çok önemli olduklarını iletir misin? Teşekkür ediyoruz onlara. T24
Reklam
Bu Hafta 9 Film Vizyonda
Tom Cruise'un oynadığı ''Yarının Sınırında'', yapımcılığını Leonardo DiCaprio'nun üstlendiği ''Kardeşim İçin'' ile Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'ın kaleminden uyarlanan ''Yüksek Risk'' izleyici ile buluşacak.Türkiye sinemalarında bu hafta 1'i yerli 9 film vizyona girecek.  'Yarının Sınırında'Tom Cruise, Emily Blunt, Bill Paxton ile Brendan Gleeson'un oynadığı 'Yarının Sınırında' izleyici ile buluşacak. Senaryosunu Dante Harper'ın kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda Doug Liman var. Bilim-Kurgu ve aksiyon türündeki film, dünyaya saldıran uzaylılar ile savaşı konu alıyor. 'Kardeşim İçin' Scott Cooper'ın yönettiği ve Christian Bale, Zoe Saldana, Woody Harrelson, Forest Whitaker ve Willem Dafoe'un rol aldığı 'Kardeşim İçin' gerilim severleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosu Scott Cooper ve Brad Ingelsby'e ait olan filmin yapımcılığını Leonardo DiCaprio üstlendi. ABD ve İngiltere ortak yapımı film, küçük bir kasabada yaşayan iki kardeş Russell ve Rodney'in zorluklarla dolu yaşamını beyazperdeye taşıyor. 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' Seth MacFarlane'nin yönettiği, kendisiyle beraber Charlize Theron, Neil Patrick Harris, Amanda Seyfried ve Liam Neeson'un rol aldığı 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' izleyici ile buluşacak. Komedi türündeki ABD yapımı filmin konusu özetle şöyle: 'Ürkek bir çiftçi olan Albert, kasabaya yeni taşınan gizemli kadına aşık olunca silahlı çatışmalardaki ürkek ve beceriksiz hali gider, yerine cesur bir adam gelir. Fakat kadının belalı kocası kasabaya doğru yola çıkmıştır ve çiftten intikam almayı planlıyordur.' 'Suç Şehri' Orlando Bloom, Forest Whitaker, Tanya Van Graan, Adrian Galley, Conrad Kemp'in oynadığı 'Suç Şehri'nin yönetmenliğini Jerome Salle yaptı. Dram ve gerilim türündeki film, Güney Afrika'ya illegal bir maddenin girişiyle beraber oluşan ırkçı bir katliam ile ilgili soruşturmada görevlendirilen polisler Ali Sokhela ve Brian Epkeen'in başından geçenleri anlatıyor. 'Aşkta Yanlış Yoktur' Jeremiah S. Chechik'in yönettiği ve Ryan Kwanten, Sara Canning, Ryan McPartlin ile Kristen Hager'in oynadığı 'Aşkta Yanlış Yoktur' romantik komedi severlerin ilgisini çekmeye aday. Filmde bir düğün gününde geline aşık olan bulaşıkçı Leo'nun giriştiği maceralar izlenebilecek. 'Paris'te Bir Hafta Sonu' Haftanın bir diğer komedi filmi Roger Michell'in yönettiği 'Paris'te Bir Hafta Sonu' adlı yapım. Parçalanan bir evliliği anlatan dokunaklı komedide, Oscar, Bafta, Emmy ve Altın Küre ödülleri sahibi Jim Broadbent ve Olivier ödüllü Lindsay Duncan rol alıyor. Film, kadın-erkek ilişkileri ve evliliğe dair söylediği sözlerle Paris sokaklarında yaramazlık peşinde koşan iki genç ihtiyarın yıl dönümlerindeki çıkmazları anlatıyor. 'Yüksek Risk' Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'in kaleminden beyazperdeye uyarlanan 'Yüksek Risk', 'A Prophet/Yeraltı Peygamberi' filminden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak nitelendiriliyor. David Mackenzie'nin yönettiği filmde, Rupert Friend, Ben Mendelsohn, Jack O'Connell, Sam Spruell ve David Ajala gibi isimler kamera karşısına geçti. Sarsıcı ve beklenmedik olayların ardı ardına geliştiği ve genç mahkum Eric'in öyküsünün anlatıldığı filmin konusu özetle şöyle: ''Eric genç olmasına rağmen, aşırı şiddete eğiliminden dolayı, yetişkin hükümlülerin kaldığı bir hapishaneye nakledilir. Aynı zamanda babasının da gün doldurduğu bu hapishanede kendini gardiyanlardan koruması, diğer tutuklularla işbirliği yapması ve hatta babasıyla yüzleşmesi gerekecektir.'' 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' Daniel St. Pierre ile Will Finn'in yönettiği ve Dennis Quaid, Zac Efron, Alan Bates ile Kim Dickens'in oynadığı 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' haftanın tek animasyon filmi. Film, Kansas'a dönen ve büyük bir kasırga sonrası kenti darmadağın halde olduğunu gören Dorothy'nin, aniden Oz'a geri gönderilişini anlatıyor. 'Tamaya İfrit' Serkant Yaşar Kutlubay'ın yönettiği ve Su Bilgiç, Derya Aksu, La Milla ile Nicole Kuntzman'ın oynadığı 'Tamaya İfrit' vizyona giriyor. Türk yapımı korku filmi olan 'Tamaya İfrit'in konusu özetle şöyle: '1200 yıl önce etkisiz hale getirilmiş ifrit olan Tamaya, bir kolyenin içine hapsedilmiştir. Bu kolye bir polis baskını sonucu ortaya çıkar ve komiser Buket, kolyeyi ele geçirir. Filmde korku dolu dakikalar, bu andan sonra başlar ve ifrit serbest kalır.'AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Başbakan Erdoğan, Dünya Çevre Günü dolayısıyla evvelki gün yaptığıkonuşmada şöyle demiş:  “Hani böyle Gezicilerin havasına girmek suretiyle 12-13 ağaç söküldü, ‘Katliamyapıyorlar’ diye başlattıkları olayda, yaptıkları çevre katliamını kimsenin unutması mümkün değil. Taksim’de Dolmabahçe’de yaptıkları ağaç katliamı, hepsi ortada. Dozerle nasıl tahrip ettikleri ortadadır.” Haberi okurken düşündüm, “Acaba bir dozerin önünde durarak ağaç katliamına karşı çıkan Sırrı Süreyya Önder, ağaçlar sökülmesin diye nöbet tutarken çadırları sabaha karşı ateşe verilen, polis tarafından gaza ve ilaçlı suya boğulan gençler ve çevreciler, olayları televizyondan canlı izleyen insanlar, bu konuşmayı duyduklarında ne hissetmişlerdir?”
Akdoğan: 'Öcalan Süreci Daha Doğru Okuyor'
Başbakan Başdanışmanı Akdoğan, PKK liderinin çözüm sürecini diğer Kürt aktörlerden daha iyi değerlendirdiğini savundu, BDP Eşbaşkanı Demirtaş için 'Süreci sabote etmek için çırpınan adam görüntüsü veriyor' dedi. Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan Kürt sorununun çözümü için yürütülen süreci PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, Kürt siyasi hareketinin diğer temsilcilerinden daha doğru okuduğunu söyledi. Akdoğan, Öcalan için 'Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır.' dedi. Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan'a konuşan Akdoğan, (Öcalan'ı kast ederek) 'İmralı ile diyalog sağlıklı gidiyor mu?' sorusuna şu yanıtı verdi: 'Ben Öcalan’ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum. Belki televizyon imkânı, birçok tartışma programı izlemesi rol oynamıştır. Suriye’de vesaire birçok ülkede farklı aşamalardan geçti. Onlarca yıldır bu işlerin içinde olduğu için farklı bir bakış açısı da vardır. Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır. Dikkat ederseniz onun verdiği mesajlar diğerlerinin verdiği mesajlara göre sürecin geleceğini daha çok düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.' 'Süreci sabote etmek için çırpınan adam görüntüsü' Akdoğan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ı ise, Öcalan'ın aksine, 'çok tahrik edici açıklamalar' yapmakla suçladı. Akdoğan, 'Demirtaş başkan olduğunda bu bir şans olabilir diye bir köşe yazısı yazmıştım. Ama zaman içerisinde bunu boşa çıkardı. Biz tabii gençliğine verdik. Zamanla olgunlaşır dedik ama daha 40 fırın ekmek yemesi gerektiği anlaşılıyor. Sözü sürekli tahrik edici olursa o zaman anlamsızlaşmaya başlar. Ve üstleneceği misyon da zayıflar. Sözün ağırlığı ortadan kalkarsa ciddiye alınmamaya başlar. Diyarbakır’da yerel siyaset yapan, ülke gerçeklerini gözardı eden bir kişi gibi konuşursanız kuşatıcı bir genel başkan gibi davranamazsınız. Şu an süreci sabote etmek için çırpınan, sağa sola saldıran bir adam görüntüsü veriyor.' dedi. Öcalan ile siyasi görüşmeler Gazete, Akdoğan'a 'İmralı heyetinde Sırrı Süreyya Önder’ın ‘siyasi heyetlerle görüşmeler yürütülüyor’ sözü çok tartışma yarattı.' şeklinde bir hatırlatma yaptı. Akdoğan bununla ilgili de şunları söyledi: 'Beşir Bey (Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay), İçişleri Bakanı (Efkan Âlâ) ve Adalet Bakanı (Bekir Bozdağ) ile zaten görüşüyorlar. Bizim de sürekli görüşmelerimiz olmuştur. Diyalog kanalları açık. Herkes herkesle görüşüyor. HDP’lileri öcü gibi görmenin bir anlamı yok. Ancak bu ağırlığı taşımaları lazım. Tahrik edici açıklamalar yıkıcı etki yapıyor.' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hafta içinde Al Jazeera'nin bu yöndeki sorusuna 'Ham hayal bir şey. Böyle bir görüşme söz konusu değil. Böyle yaklaşmaları halinde kendi kapılarını da kapatırlar, açıkça söyleyeyim. (İmralı'ya) Bizim müsaade ettiğimiz HDP mensupları ve istihbarat teşkilatımız gitmektedir. Zaman zaman uluslararası veya sağlık noktasında gitmesi gerekenleri gönderdiğimiz olaylar olmuştur. Asla bunun dışında siyasi bir heyetin, ekibin oraya gitmesi veya basın mensuplarının oraya gitmesi böyle bir şeye müsaade etmiş değiliz, böyle bir şey yok, olamaz. İleride olur mu? Bunlar şartların olgunlaştıracağı şeylerdir' diye yanıt vermişti. 'Af beklentisi oluşturmak yanlış' Yalçın Akdoğan Öcalan'ın Kandil üzerindeki etkisinde problem yaşanıp yaşanmadığıyla ilgili soruyu, 'HDP’nin rolünü önemsiyoruz ama HDP’lilerin çok tahrik edici mesajlar verdiklerini görüyoruz. Bu HDP’yi anlamsızlaştırır, Öcalan’ı da boşa düşürür. Bunun sorumluluğunu müdrik olarak hareket etmeleri gerekiyor. Başbakanımıza, hükümete dönük hakaretvari açıklamalar var. Öcalan’ın kendi geleceği ile ilgili gündeme getirdiği bir konu var mı? Ama siz şehir merkezlerinde ‘Öcalan’a özgürlük’ diye standlar açıp eylemler yapıyorsunuz.' diyerek yanıtladı. Sürecin hukuki altyapısıyla ilgili çalışmaların da medya önünde konuşulamayacağını söyledi. Akdoğan, 'Mevcut yasa kapsamında zaten her hafta birileri gelip teslim oluyor. Ama yasanın kapsamı ne olmalıdır, biraz daha genişletilebilir mi o da tartışılan bir konu. ‘Şu olacak’ demek ya da böyle bir af beklentisi oluşturmak doğru şeyler değil. Çünkü hem toplumsal tepkiye sebep oluyor hem de insanlara gereksiz bir umut aşılamak anlamına gelir.' dedi. Cumhurbaşkanlığı seçimi Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili de konuşan Akdoğan, Başbakan Erdoğan ile ilgili 'padişahlık' yorumlarını 'afakî' olarak değerlendirdi ve doğru olmadığını savundu: 'Liderlik özelliklerine sahip genel başkanlar dönemi, Tayyip Erdoğan’a kadar neredeyse kapanmıştı. Atatürk, İnönü, Menderes dönemi var, daha sonra Özal, Erbakan, Türkeş, Demirel. Ondan sonra güçlü liderler ortaya çıkmadı. Bu yüzden de Tayyip Erdoğan Türkiye’nin geleceğinde en önemli lider olmaya devam edecektir. Ama burada halkın seçtiği cumhurbaşkanı, padişah olacak gibi yorumlar yapmak da, tedirginlikler üretmek de doğru değil. Her şeye o karar verecek, her şeyi o idare edecek gibi afakî değerlendirmeler yaparak, tedirginlik üretmeyi ben doğru bulmuyorum.' '...Ama halkın seçtiği cumhurbaşkanı, elbette farklı bir misyon üstlenebilir. Tedirginlik pompalamak doğru değil. ‘Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olsun hiçbir şeye karışmasın’ demek de son derece yanlış olur.' 'Cumhurbaşkanı ve Başbakan uyumlu olmalı' Akdoğan 'Başbakan'ın Köşk'e çıkması, (Cumhurbaşkanı) Abdullah Gül'ün başbakanlığı devralmasının sigortası olabilir mi?' şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi: 'Tayyip Erdoğan ile uyumlu olmak da burada her zaman en önemli noktadır. Cumhurbaşkanı-başbakan uyumu küçümsenmemesi gereken bir durum. Cumhurbaşkanımız belki de tarihin en başarılı cumhurbaşkanlıklarından birini ortaya koydu. ‘Köşk’e gider, hiçbir şeye karışmaz’ ya da ‘karışmasın’ türü bir yaklaşım gayritabii olur ve doğru bir yaklaşım da olmaz. Sayın Başbakanımız devlet terbiyesine sahip biri olarak her makamın gerektirdiği teamülleri dikkate almıştır. Halkın seçeceği cumhurbaşkanı kavramının ne tür teamüller oluşturulacağı da önemli bir konudur. Ama her kim olursa olsun Ak Parti’de başbakanlık yapacak isim güçlü bir siyasi aktör olacaktır ve uyumlu çalışacak birisi olmalıdır.' Başbakan kim olur? Akdoğan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması durumunda başbakanın kim olacağı yönündeki yorumları da değerlendirdi. Genel seçime kadar Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın başbakan olabileceği yönündeki haberler için 'Herkes bir şey konuşur ama partinin yetkili kurulları karar verir. İsim düzeyindeki spekülasyonlar kişileri yıpratır.' ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlığa, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da dışişleri bakanlığına getirilebileceği yönündeki haberler için de, ''Üçüncü dönem sıkıntısı olan biri olmazsa kim olabilir' diye bakıldığında Davutoğlu ismi elbette gündeme geliyor. Bütün milletvekilleri gündeme gelebilir tabii. Her arkadaşımız kıymetlidir.' dedi. Kaynak: Milliyet
Dersim 38 Katliamı'na Ait Toplu Mezar Bulundu
1938 yılında Hozat’ın Bargini Köyün’de yakılarak katledilen 24 insana ait toplu mezar bulundu.  Katliamına ait toplu mezarlar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Hozat’ bağlı Bargini köyünde Dersim 38 Katliamında katledilen 24 kişiye ait toplu mezar bulundu. 24 kişinin yakılarak katledildiği toplu mezarın olduğu noktada taşların altından insan kemikleri çıkıyor. Hozat’a bağlı Bargini Köyü, Dersim Alevi Ocaklarından biri olan Ağuçan (Ağuiçien) Ocağı‘nın merkezi. Ağuçan pirinin türbesi 800′yıldan fazladır bu köyde. Bargini’nin yeni adı ise Karabakır. Bargini Köyü, Hozat merkeze 18 km. uzakta. Bargini köyünün diğer bir özelliği ise Dersim 38 Soykırımı’nda katliamların yapıldığı 100 noktadan biri olması. Dersim 1938 Katliamı’nda Bargini’de yaşayan Ağuçan Ocağı’nın mensupları da katliama maruz kalırlar. Tarih 14 Ağustos 1938‘i gösterdiğinde Hozat’ın Bargini Köyünü askerler basar. Bu köyde yaşayan Ağuçan Ocağı mensubu 24 kişinin ellerini kollarını bağlayıp köye 3 km. uzaktaki Saqa Sure denilen mevkiiye getirirler. Askerler, en küçüğü 2 aylık en büyüğü 53 yaşında olan aralarında kadın ve çocuklarında olduğu 24 kişiyi Saqa Sure mevkiinde bulunan bir ahırın içine soktuktan sonra ahırı ateşe verirler. 24 insan diri diri yakılarak katledilir. Gökyüzüne duman ve yanık et kokusu yükselir. 24 kişinin yakılarak katledildiği bu alana bir daha kimse gitmez. Eskiden köylülerin yayla olarak kullandığı Saqa Sure 38′den beri harabe olarak kalır. Hüseyin Baran 39 yaşında. Bargin’i köyünde yaşıyor. Saqa Sure’de katledilen 24 kişinin arasında dedesi, nenesi, amcaları ve amcalarının çocukları var. 24 insanın nasıl yakılarak katledildiğini babası ona anlatmış. Hüseyin Baran, geçtiğimiz hafta Saqa Sure’de bulunan katliam yerinin etrafına duvarla örmek istemiş. Duvar için harabeden çıkardığı taşların altından katledilen 24 insanın kemikleriyle karşılaştığını anlatıyor. “Ben yeri deştikçe kemikler fışkırdı. Sadece insan kemikleri değil yanan ahırın külleri hala duruyor.” diyor. Bize toplu katliamın yapıldığı noktaya götürüyor. Manzara karşısında kanımız donuyor;  yakılarak katledilen insanların kemikleri gördüğümüzde. Hüseyin Baran, kemikleri bulduğu yeri elleriyle eşiyor taşları kaldırıyor. Kemikleri bize gösteriyor. Kemikleri güzelce beyaz bir beze sarmış zarar görmesinler diye. Kemiklerin fotoğraflarını çekiyoruz. Hüseyin Baran, gözyaşları içinde o kemikleri tekrar beze sarıp çıkardığı yere gömüyor üstünü toprakla kapatıyor. Toplu mezardan kemikleri çıkan insanlar Hüseyin Baran’ın akrabaları. ANIT MEZAR YAPMAK İSTİYORUZ Toplu katliamın yapıldığı yer oldukça büyük bir alan. Hüseyin Baran sadece 1 metrelik bir alanı kazımış diğer alan taşlar ve toprakla örtülü. Hüseyin Bara, İstanbul’da bulunan köy derneğinin konuyla ilgili çalışma yaptığını aktarıyor bize. “Burada anıt mezar yapmak istiyoruz” diyor. Konuyla ilgili Tunceli Barosu avukatlarından Cihan Söylemez‘den sürece ilişkin hukuki destek aldıklarını aktaran Baran, “diri diri yakılarak katledilen atalarımızın anılarını yaşatmak istiyoruz” diye ekliyor. 14 Ağustos 1938 tarihinde 24 insanın askerler tarafından yakılarak öldürüldüğü Saqa Sure mevkiinde çıkan insan kemikleri… YAKILARAK KATLEDİLEN 24 KİŞİNİN İSİMLERİ Saqa Sure mevkiinde yakılarak katledilen 24 kişi iki aile mensubu. 12 kişi Baran ailesinden, 12 kişi Canan ailesinden. Yakılarak katledilen 24 Ağuçan mensubunun en küçüğü 2 yaşında, en büyüğü ise 53 yaşında. Aralarında kadınlar ve çocuklarda var. Askerlerin yakarak katlettiği 24 kişinin isimleri şöyle: CANAN AİLESİ  1- Xece (Hasanın annesi, Turabi’nın halası)2- Hasan – 18943- Gülsüm -1984 (Hasan’ın eşi)4- Dertli – 1913 (Hasanin büyük oğlu)5- Hidir – 1928 (Hasan’ın oğlu)6- Ahmet -1930 (Hasan’ın oğlu)7- Ismihan-1937 (Hasan’ın kızı)8- Gare -1923 (Hasan’ın kızı)9- Besime 1931 (Hasan’ın kızı)10- Sultan 1934 (Hasan’ın kızı)11- Zeynep …(Dertlinin hanimi,nüfus kaydı yok, Xeliki Muco’nun halası)12- Feremuz..(Dertlinin oğlu, 2 yaşında, Nüfusta kaydı yok) Dersimnews.com /ÖZEL HABER - Dersim 38
Reklam