İşkenceyle Kedi Öldüren Üniversiteli: 'Zararı Karşılamak İsterim'
Eskişehir’de sahiplendiği kediyi evinde bıçakladıktan sonra kafasını su damacanasıyla ezerek öldüren ve görüntüleri sosyal paylaşım sitesinde yayınlanan üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Mustafa Can Aksoy’un yargılanmasına başlandı. 3 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR Kendisine ait olmayan hayvanı öldürdüğü gerekçesiyle 'mala zarar verme' suçundan 4 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle tutuksuz olarak yargılanan sanık Mustafa Can Aksoy, 4'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün yapılan ilk duruşmaya katılmadı. Duruşmaya Aksoy'dan şikayetçi olan Cafe De Kedi işletmecileri Didem Erşan Üstündağ, Duygu Kurt ve Gülşah Mısırlıoğlu Kabaca ile Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı avukat Buket Ünlü, Mersin Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu, Yaşam Hakkına Saygı Derneği, Seferhisar Doğa ve Hayvan Dostları Derneği, Eskişehir Veteriner Hekimler Odası, Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Derneği ile Engelli Hayvanları Koruma Derneği'ni temsilen avukatlar katıldı. TALİMATLA İFADE VERDİ Eskişehir 4'üncü Asliye Mahkemesi hakimi, duruşmaya katılmayan sanık Mustafa Can Aksoy'un 20 Haziran 2014 tarihinde Bartın Asliye Ceza Mahkemesi'ne talimatla ifade verdiği belirtti. Aksoy, memleketi Bartın'da verdiği ifadesinde olay günü aşırı miktarda alkollü olduğunu söyleyerek şöyle dedi: 'Ben olay tarihinde Eskişehir'de okuyordum. Ara sıra gittiğim bir cafe vardı. Cafe De Kedi isimli bu kafedeki bir bayandan ben bir tane kedi aldım. Kediyi beslemek ve bakmak istiyordum. Bizim Bolu'daki kendi evimizde de bir kedimiz vardır. Orada da kedi beslerim. Olay tarihinde aşırı derecede alkollüydüm. Eve geldiğimde kedinin evde yatağı pislettiğini gördüğümde çok sinirlendim. Kediyi yataktan kovalamak istedim. Ne zaman elime bıçak aldığımı ve kedinin karın boşluğunu ne zaman kestiğimi ve bunları videoya aldığımı hatırlamıyorum. Olaydan dolayı son derece pişmanım. Kediye bilinçli olarak eziyet ettiğimi de hatırlamıyorum. Videoyu paylaştığım ancak daha sora aramız açılan kız arkadaşım beni kötülemek için görüntüleri internet sitesinde paylaşmış. Olay nedeniyle ben ve ailem çok mağdur olduk. Psikolojik olarak da yıprandım. Alkollü olarak da olsa bana emanet edilen kediye zarar verdiğim hususu doğrudur. Müşteki tarafın bu olay nedeniyle kedi ile ilgili faturalandırılmış zararlarını karşılamak isterim.' ZARARIMIZ MAL DEĞİL CANDIR Cafe De Kedi'nin işletmecileri Duygu Kurt, Gülşah Mısırlıoğlu Kabaca ve Didem Erşan Üstündağ ise duruşmada yaptıkları konuşmada vahşice öldürülen kediyi kendilerinin sanık Mustafa Can Aksoy'a verdiklerini söyledi. Olay nedeniyle hem maddi hem de manevi zarara uğradıklarını belirten Gülşah Mısırlıoğlu Kabaca şöyle devam etti: 'Bu olaydan dolayı çok yıprandık. İşyerimizi belli bir süre açamadık. Hem maddi hem de manevi zarara uğradık. Kediyi tutanak karşılığında teslim etmiştik. Kediyi bizzat ben teslim ettim. Bu nedenle herkesten daha fazla üzüntü duyduğumu düşünüyorum. Sahipli mala zarar verme nedeniyle açılan dava kapsamında duruşmamız görülüyor. Burada mal olarak görülen aslında bir candır. Sonuçta öldürülen de mal değil, can taşıyan bir kedidir. Yasalara göre zararın karşılanması durumunda sanığın cezasında indirim uygulanacağı belirtildi. Ancak dediğimiz gibi zarar olarak gösterilen mal değil ve candır. Bir canın kıymeti nasıl ölçülebilir. Sanıktan şikayetçiyiz. Zararımızın karşılanması söz konusu değildir. En üst sınırdan cezalandırılsın.' KEDİ SAHİPLİ OLDUĞU İÇİN YARGILAMA YAPILABİLİYOR Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyon Başkanı avukat Buket Ünlü Hatip de sanığın ifadelerindeki sarhoş olduğu ve yaptıklarını hatırlamadığı yöndeki beyanlarını kabul etmediklerini söyleyerek, 'Alkolü, sanık kendi iradesi ile almıştır. Pişmanlık ifadesi ise bizce samimi değildir. Çünkü saatlerce bir hayvanın acı çekişi kayıt altına alınmıştır ve akabinde de paylaşılmıştır. Burada sahipli hayvan olması nedeniyle öldürülen kedinin şanslı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu traji komik bir olaydır. Çünkü kanunumuzda sahipsiz hayvanların öldürülmesi cezalandırılmış değildir. Davaya konu kedinin sahipli olması nedeniyle bu yargılama yapılabilmektedir' dedi. İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu temsilcisi avukat Hülya Yalçın sanığın rehabilitasyona tabi tutulmasını, Ankara Barosu avukatlarından Burcu Yağcı da sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını istedi. DURUŞMA ERTELENDİ Eskişehir 4'üncü Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Oğuz Han Selçuk, öldürülen kedinin sahipleri olan Duygu Kurt, Gülşah Mısırlıoğlu Kabaca ve Didem Erşan Üstündağ'ın bundan sonraki duruşmalara da müdahil olarak katılabileceklerini belirtti. Hakim Selçuk baro, oda ve dernek temsilcilerinin duruşmaya müdahil olarak katılma taleplerini ise kabul etmediklerini söyledi. Mahkeme, olayla ilgili tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 11 Kasım 2014 tarihine erteledi. TEDAVİYE ALINMALI Duruşma sonrası avukatlar ve hayvanseverler Eskişehir Adalet Sarayı önünde 'Hayvana yapılan şiddet kabahat değil suçtur' yazılı pankart açıp basın açıklaması yaptı. Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı avukat Buket Ünlü Hatip sanık Mustafa Can Aksoy'un tedaviye alınması gerektiğini söyleyerek şöyle konuştu: 'Ülkemizde hiçbir değeri bulunmayan sokak hayvanları karşısında ceza kanunumuza göre sahipli hayvan kategorisinde yer aldığı için 'Mal' olarak değerlendirilen ve bu nedenle de traji komik bir şekilde şanslı olan 'İletki' isimli kedinin faili Mustafa Can Aksoy'un yargılanması süreci nihayet başladı. Karşımızda, masum bir canlının bağırsaklarını dışarı çıkardığı yetmezmiş gibi saatlerce sürünerek acı çekmesini izleyen, bunu kayıt altına alan ve kendisinden ve yaptıklarından utanmak yerine bunu adeta övünme sebebi olarak arkadaşlarıyla paylaşan bir sanık yer almaktadır. Seri katillerin, ırz düşmanlarının, canilerin geçmişine bakıldığında çocuk ve gençken hayvanlara işkence yaptıkları unutulmamalıdır. Dolayısıyla Mustafa Can Aksoy ve onun gibiler insan dahil başka canlılara zarar vermemeleri için sadece ceza almamalı, yaptıkları unutulmamalı, tedaviye alınmalı ve takibi yapılmalıdır. BİZİM MALIMIZ DEĞİL CANIMIZ KATLEDİLMİŞTİR Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği Başkanı ve aynı zamanda Cafe De Kedi işletmecilerinden Duygu Kurt da, Mustafa Can Aksoy'un 26 Eylül 2013 tarihinde 'İletki' adlı tekir kediyi emanet edilme sözleşmesiyle aldığını, 2 gün sonra da oldurduğunu söyledi. Duygu Kurt konuşmasına şöyle devam etti: 'Sanık, bu olayı cep telefonuna kaydederek mesaj yoluyla arkadaşlarıyla paylaşmış ve olay sosyal paylaşım sitelerine düşmüştür. Bu olay herkesi ve öncelikle Cafe de Kedi sahiplerini derinden etkilemiş ve şahsa 'Mala Zarar verme' davası açılmıştır. Kedi aslında bir mal değil candır. Bizim malımız değil canımız katledilmiştir. Bu olay telafi edilemez bir durumdur. Kişinin öğrenci olması, saçlarının uzun olması ya da dinlediği müzik bu vahşice olayın sebebi olamaz. Tüm hayvanların hakkını koruyan hayvan korumacılar türcü olamazlar. Bu şahsın dış görünüşüne takılmak sadece türcülüktür. Bu şekilde giyinen ve öğrenci olan çok kişi sokak hayvanlarına ve kendi hayvanlarına çok iyi bakmaktadırlar. İletki'ye uygulanan vahşice cinayet, vicdan sahibi ve toplumun hayvanlara karşı takındığı tavırla alakalıdır. Bugün savunmasız bir hayvanı işkence ederek öldüren ve sonrasında bunu övünerek paylaşan bir kişinin yarın savunmasız bir insana da aynı şeyi yapma ihtimali unutulmamalıdır. ' DHA | Cumhuriyet
Oktay Vural'dan Şahan Gökbakar Çıkışı
Şahan Gökbakar'ın AK Parti'nin vizyon toplantısına katılmasını eleştiren MHP'li Vural 'Recep İvedik versiyonuna malzeme toplamak için mi gitti acaba?' dedi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 'Şahan Gökbakar vizyon toplantısına niçin gitmiştir? Belki de yeni bir Recep İvedik versiyonuna malzeme toplamak için mi gitti acaba? Şafak Sezer niye gitmiştir? Sıfırlamada uzmanlaşan Erdoğan'a, beş hırsızın hikayesini anlatan Maskeli Beşler filmine konsept danışmanlığı yapsın diye olabilir mi acaba?' dedi. 'ERDOĞAN, ERDOĞAN'LIĞINI YAPMIŞTIR' Parlamentoda basın toplantısı düzenleyen Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü grup konuşmasını eleştirdi. Erdoğan'ın MHP'yi hedefe koyarak düşmanlığını devam ettirdiğini ileri sürerek, 'Başbakan'ın hedefinde IŞİD, PKK yoktur, MHP vardır. IŞİD, PKK dost, MHP düşmandır. Bölücüler, katiller onun için dosttur ama ülkücüler, milliyetçiler düşmandır. Mübarek ramazan ayında oruçluyuz ama Başbakan mide orucu tutuyor mu tutmuyorum bilmiyorum ama diline hakim olsa da vatandaşa iyi örnek olsa. Başbakan vatandaşa kötü örnek olmaya devam ediyor. Kış kışlığını, Erdoğan Erdoğan'lığını yapmaktadır' diye konuştu. 'YALANA TABİ OLMAMAK GEREK' Başbakan Erdoğan'ın sürekli olarak düşman ürettiğini iddia eden Vural, 'Bu kadar yalan iktidarı olmaz. Yalana tabi olmamak gerekir. (Vatandaşa) yalana tabi olmayın, bu yalanı söyleyeni yanınızdan uzaklaştırın, aksi takdirde bu yalanlara ortak olursunuz' ifadesini kullandı. Başbakan Erdoğan'ın 'eşit bir yarışın içinde değiliz' dediğini ifade ederek, 'Doğru söylüyor. Havuz medyası, iktidar, THY, uçaklar, helikopterler senin, valiler, kaymakamlar senin emrinde, TRT, müteahhitler, devlet imkanları, örtülü ödenek senin emrinde. Bunları sonuna kadar kullanan diğer adaylarla eşit değildir' diye konuştu. 'BAŞBAKAN GİTTİKÇE EVREN'LEŞİYOR' Vural, medyanın kontrol edilmek ve yönlendirilmek istendiğini iddia ederek, sanatçıların vizyon belgesinin açıklandığı toplantıya vitrin malzemesi yapılmak için çağrıldığını savundu. Vural, 'Açılım yapmışlardı, sporcuları, topçuları, popçuları toplamışlardı. Başbakan gittikçe Evren'leşiyor. Evren paşa da sanatçıları toplar, propaganda yapardı. Başbakan vitrinde sergileyeceği ürünü olmadığı için sanatçıları kullanmıştır. Her fırsatta sanatın içine tüküren, sanatçılara artiz bozuntuları diyen, ucube diyen bir Başbakan var. Keşke oraya giden sanatçılar, bu laflara karşı bir şey söyleyebilseydi' sözlerini sarfetti. RECEP İVEDİK ÇIKIŞI Oktay Vural, şöyle konuştu: 'TEKEL'i özelleştirdi, kendi tekelini kurdu. Tek el vardır, o da Erdoğan'dır. Tek el de tek şer de tek bilen de odur. Kitap okumayan Başbakan kitap imzalatıyor. Yakında sanatçıları yine toplayıp, 'doğmamış çocuktan mektuplar' adlı kitabını imzalatacaktır. Sanatçılar oraya gitmiş. Neden gitmiştir? İlham almak için gitmiş olabilirler. Sanatçının sanatını icra ederken ilham alması çok önemlidir. Şahan Gökbakar niçin oraya gitmiştir? Belki de yeni bir Recep İvedik versiyonuna malzeme toplamak için mi gitti acaba? Şafak Sezer niye gitmiştir? Sıfırlamada uzmanlaşan Erdoğan'a, beş hırsızın hikayesini anlatan Maskeli Beşler filmine konsept danışmanlığı yapsın diye olabilir mi acaba? Metin Arolat, Erdoğan'a klip çekimleri için acaba pazarlama işine mi girmiş olabilir? Belki Orhan Baba da 'batsın bu dünyaya, batsın böyle Başbakanlık diyerek, yeni bir şarkısına ilham almak için gitmiş olabilir. İlham kaynakları, perileri oradadır, onun için gitmiş olabilirler.'haberler.com
Zenginler Ölsün! Şahin'den Selamlar
Son günlerde sosyal medyada yayınlanan ve birçok kesim tarafından tepki çeken 'Fakirler ölsün Porsche'den selamlar' adlı videoya rakip çıktı.Müziği açamadım çünkü teyp yokPorsche'li Melda'ya rakip olan Şahinli genç... Şahin marka aracından zenginlere selam gönderiyor.
İstanbul'a İkinci Marmaray Geliyor
İstanbul'a ikinci Marmaray geliyor. İncirli-Söğütlüçeşme arasında yapılacak 28 km'lik metro hattı, Boğaz'ın altından geçerek iki kıtayı birbirine bağlayacak. Hattın etüt çalışmaları 2015'te tamamlanacak. İstanbul'un en önemli ulaşım projesi olarak hayata geçirilen Marmaray'ın benzeri yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından projelendirilen yeni metro hattı için düğmeye basıldı.  Sabah gazetesinin haberine göre, İncirli-Söğütlüçeşme arasında yapılacak 28 kilometrelik hattın, istasyon, ray sistemi ve fizibilite projesi için çalışmalara başlanıyor. Metrobüsün hattının altından geçecek proje, Kuruçeşme-Beylerbeyi'ni deniz altından tünelle birbirine bağlayacak. Proje 2023 yılına kadar tamamlanacak. METROBÜSÜN YERİNİ ALACAK Yeni hat Kadıköy, Üsküdar, Beşiktaş, Kağıthane, Beyoğlu, Eyüp, Zeytinburnu, Güngören ve Bahçelievler'den geçerek İncirli'de son bulacak. Hat üzerinde 15 istasyon bulunacak. Proje, birçok metro ulaşım ağını birbirine entegre edecek. 1.5 SAATLİK MESAFE YARIM SAATE DÜŞECEK İstanbul trafiğinin en yoğun olduğu bölgede kurulacak olan hattın, 1.5 saatlik mesafeyi yarım saate düşürmesi bekleniyor. İBB Planlama Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan yeni projenin hat bazlı ulaşım etütleri, istasyon yerlerinin tespiti, istasyon ön projeleri, işletme senaryolarının belirlenmesi, seçilen güzergâhın imar plan tadilatlarının hazırlanması, mali ve ekonomik fizibilite etütleri için çalışmalar yürütülecek. Etüt çalışmaları, bir yıl boyunca devam edecek. 2015'te metro tesisi ve istasyonlara ilişkin yaklaşık maliyet çıkarılacak. Mevcut ve gelecekteki ulaşım yapısı ile özellikleri, yolculuk talepleri, hattın açılışı için öngörülen yıl, planlanan sistem performansı ve muhtemel maliyetler belirlenecek. Etüt çalışmaları tamamlandıktan sonra yapım ihalesi için takvim belirlenecek. Yeni projenin hizmete girmesiyle metrobüs by-pass edilecek. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılması planlanan proje, Bakırköy Beylikdüzü, 3'üncü Havalimanı, Tekstilkent, Başakşehir, Hacıosman, Üsküdar-Çekmeköy, Kadıköy-Kartal ve Marmaray hatlarını birbirine bağlayacak. İstanbul'un en fazla yolcu taşıma kapasiteli hatlarından biri olacak.  Kaynak: Sabah
Reklam
Rihanna Filistin İçin Attığı Tweet'i 8 Dakika Sonra Silmiş
Amerikan magazin sitesi TMZ, pazartesi sabahı ünlü şarkıcının Twitter hesabından '#ÖzgürFilistin' şeklinde tweet atıldığını ancak hayranlarından 'Hamas'ı mı destekliyorsun?' sorularının gelmesi üzerine söz konusu tweet'in sekiz dakika sonra kaldırıldığını yazdı. TMZ'ye konuşan Rihanna'ya yakın bir isim ise ünlü şarkıcının '#ÖzgürFilistin' yazısını tweet atmak için yazmadığını ve bu yüzden sildiğini, hayranlarından sorular gelene kadar da bunu fark etmediğini söyledi. NY Mag ise Rihanna'nın bu tweet'inin sekiz dakika içinde tam 7 bin kişi tarafından tekrar paylaşıldığını aktardı. ÜNLÜ BASKETBOLCU DA ÖNCE YAZDI SONRA SİLDİ Benzer bir olay ünlü basketbolcu Dwight Howard'ın da başına geldi. NBA takımlarından Houston Rockets'ta forma giyen Howard, 5.2 milyon takipçisiyle 'ÖzgürFilistin' tweet'ini paylaştı ve hemen ardından sildi. Basketbolcu, bir tweet daha atarak, 'Az önceki mesajım bir hataydı. Uluslararası politika konularında hiçbir zaman yorum yapmadım, yapmayacağım. Eğer bir önceki tweet'im bazılarını üzdüyse özür dilerim, bir hataydı' diye yazdı.Gazeteport
Çin'de Dört Kanatlı Dinozor Bulundu
Çin'de dört kanatlı ve uzun kuyruklu yepyeni bir dinozor türü keşfedildi. Changyuraptor yangi (C. Yangi) isimli bu dinozorun mezozoik dönemin sonlarında, Çin'in günümüzdeki Liaoning eyaletinin bulunduğu bölgede yaşamış olduğu düşünülüyor. Dört tane kanadı olmasının yanı sıra bu dinozoru ilginç kılan özelliklerinden biri de kuyruğundaki eşi benzeri görülmemiş uzunluktaki tüyleri. 30 cm'yi bulan bu tüylere iki kanatlı olmayan dinozorlarda şu ana kadar hiç rastlanmamıştı. Bilim insanları, bu uzun tüyler sayesinde C. Yangi dinozorunun uçtuğu sırada ve inerken kendini yavaşlatabildiğini öne sürüyor. C. Yangi'nin 'mikroraptorin' denilen dinozor grubuna ait olduğu düşünülüyor, dört kanat ve kuyruk bu dinozor türünde mevcut. Paleontologlar arasında bu keşfe kadar dört kanatlı canlı türlerinin, iki kanatlı canlı türlerinin evrim sürecinde bir basamak olduğu düşünülüyordu. Fakat C. Yangi'nin bu evrim sürecinin çatallanması sonucu olduğu tahmin ediliyor. Uçuş yetisine sahip canlı türlerinin, günümüzde kuş olarak sınıflandırılan grubunun fizyolojik yapısı dışında da evrim geçirdiği düşünülüyor. C. Yangi'nin iskelet kalıntıları Bohai Üniversitesi ve Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi'nden uzmanların oluşturduğu bir ekip tarafından bulundu. Burnundan kuyruğunun sonuna kadar 132 cm uzunlukta olan bu yeni tür, şu ana kadar rastlanılan en büyük dört kanatlı dinozor. Araştırmacılar bu yeni dinozor türünün arka bacaklarında bulunan çıkıntılı tüyleri uçuş amaçlı kullandıklarını söylüyor. Uzmanlar, C. Yangi'nin uzun kuyruk tüyleriyle uçabildiğini, aksi takdirde o kanat yapısıyla havalanamayacak kadar ağır ve büyük bir canlı olduğunu da belirtiyor. BBC Türkçe
Reklam
Rus Fotoğrafçıdan Peri Masallarını Kıskandıracak Bir Sürreal Fotoğraf Serisi
Margarita Kareva fantezi sanat fotoğrafçılığı konusunda uzmanlaşmış bir Rus sanatçıdır. Fotoğraflarında genellikle salt güzellik temasını işleyen sanatçı çalışmalarını sürreal manipülasyonlarla da desteklemektedir. Kareva bu ilginç çalışmaları yapmak için gereken ilhamı fantastik kitaplarda bulduğunu söylüyor.İyi eğlenceler dileriz...
6.5 Yılını 3 Dakikaya Sığdırdı
Rebecca Brown 14-21 yaş aralığında 6,5 yıl boyunca her gün fotoğraf çekti. Bu fotoğrafları video şeklinde bir arada topladı. 6,5 yıl arasındaki değişim.
Reklam
Ölmek için ısrar eden kız
Rusya'da, koşarak yolun karşısına geçmeye çalışan genç ve güzel bir kızın aracın altında kalmaktan son anda kurtulması ve ardından yaşananlar ilginç görüntülere sahne oldu. Rusya'da üzerinde mini şortu genç ve güzel bir kız, yol ayrımında, karşıya geçmek için hamle yaptı. Trafiği kontrol etmeden koşarak yola fırlayan genç kızı fark eden bir araç sürücüsü, bir yandan kornaya bastı, diğer yandan da frene bastı. Paniğe kapılıp hızla ilerleyen genç kız, sürücünün çabası sonucu sağ salim karşıya geçmeye başardı. Aracın hafif şekilde çarptığı kız
Kızı Prenses Olsun Diye 'Krallığını' İlan Eden Adam!
ABD'li bir baba, kızı prenses olmak istediği için Afrika'da küçük bir toprakta 'krallığını' ilan etti. Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı Jeremy Heaton, kendi yarattığı bayrakla Afrika'ya gitti ve bayrağını diktiği toprağın 'yeni Kuzey Sudan Krallığı'nı temsil ettiğini' söyledi. Heaton'ın bahsettiği alan, Mısır ile Sudan arasında kalan 800 kilometre karelik kurak bir çöl bölgesi. Her iki ülkeye de kendi krallığının tanınması talebiyle başvuran Heaton, henüz bir yanıt alamamış. Heaton'ın asıl amacıysa kızını prenses yapabilmek. Kızının prenses olmayı çok istediğini belirten baba, bunun için tüm şartları zorladığını söylüyor. Kızının yedinci yaş doğumgünü için 'Bir Tawil' adı verilen ve ne Mısır ne de Sudan tarafından sahiplenen çöl bölgesinde geziye çıkan Heaton, burada krallığını ilan ederek, kızı Emily'nin hayallerini gerçekleştirdiğini ileri sürüyor. Washington Post gazetesine konuşan baba, 'Bazen hiç yapmayacağınız şeyleri çocuklarınız için yapabiliyorsunuz' diyor. Üç çocuk babası Heaton, çocuklarına 'onlar için her şeyi yapabileceğini göstermek istediğini' ifade ediyor. Heaton, talebinin oldukça meşru olduğu konusunda iddialı. Hatta destek almak için Afrika Birliği'ne başvurmayı düşündüğünü söylüyor. Bugüne kadar tüm ülkelerin bir bayrağın dikilerek ilan edildiğini, ABD'nin bile böyle kurulduğunu vurgulayan baba, kendi ülkesinin farklı olduğunu belirtiyor. Çünkü Heaton, bu ülkeyi kızına duyduğu sevginin bir ifadesi olarak kuruyor. Aile bireyleri Emily'ye şimdiden 'Prenses Emily' olarak hitap ediyor. Emily sürekli kraliyet tacını takıyor ve prenses olmanın 'çok havalı' olduğunu söylüyor.BBC Türkçe
Reklam
ASELSAN Mühendisinin Ölümünü Adli Tıp da Çözemedi
Otomobilinde, 2006'da ölü bulunan ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen'in intihar mı ettiği, cinayete mi kurban gittiğine ilişkin rapor hazırlayan Adli Tıp Genel Kurulu üyeleri farklı görüşlere vardı. Çoğunluk, Başbilen'in ölümüne neden olan kesiklerin kendisince yapılmış olabileceği sonucuna varırken, bazı üyeler 'kesiklerin Başbilen tarafından oluşturulmalarının varit görülmediği', bir kısmı ise 'kendisi ya da başkasınca oluşturulup oluşturulmadığının tıbben ayrılamayacağı' gerekçeleriyle çoğunluk görüşüne muhalif kaldı. Başbilen'in ölümünü soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp İhtisas Kurulunun, ölümün 'intihar mı, cinayet mi' olduğuna ilişkin oy birliğiyle bir sonuca varamaması üzerine Adli Tıp Kurumu Kanunu uyarınca, Adli Tıp Genel Kurulundan 'kesin kanaat' bildirmesini istedi. Genel kurul, hazırladığı 46 sayfa raporu başsavcılığa gönderdi. Raporun sonuç kısmında, Başbilen'in zehirlenerek öldüğünün ve kesik vasıfta yaralanma dışında başka bir travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı kaydedildi. Başbilen'in vücudunda iki adet kesik vasıfta yara saptandığı aktarılan raporda, boyunda tarif edilen yaralanmanın cilt ve cilt altı dokularını içerdiği, büyük damar yaralanması bulunmadığından ölüm oluşturacak nitelikte olmadığı, sol el bileğinde tanımlanan yaralanmanın, müstakilen öldürücü nitelikte olduğu bildirildi. Kesiklerin, olay yerinde elde edilen maket bıçağı ile husullerinin mümkün olduğu kaydedilen raporda, ölümün, büyük damar kesisinden gelişen dış kanamadan meydana geldiği aktarıldı. Başbilen'in olay öncesi fiziksel açıdan sağlıklı olduğunun bildirildiği, majör depresyon tanısıyla tedavi gördüğünün anlaşıldığı, 4 Ağustos 2006'da işe gitmek üzere evinden ayrıldığı, bir gün sonra aracı içinde ölü bulunduğu kaydedilen raporda, intihar notu ile araç içerisinde bulunan maket bıçağı hatırlatıldı ve şunlara yer verildi: 'Olay yeri inceleme bulguları, cesedin bulunduğu ortam, bulunuş şekli, çürümeyle oluşabilecek düzeyde olan ve ölüm öncesi alkol alımına bağlı olması durumunda da kişinin savunmasını engelleyecek düzeyde olmayan etil alkol bulunduğu; uyutucu, uyuşturucu herhangi bir madde bulunmadığı, olay yeri görüntülerinin yapılan incelenmesinde kan lekelerinin lokalizasyonu ve dağılım şekli, otopsisinde tespit edilen kesik vasıfların lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları, kişinin vücudunda ölümüne müessir başkaca bir travmatik değişim ve toksik madde bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde; kesik vasıftaki yaraların bir başkası tarafından oluşturulduğunun delillerinin bulunmadığı, ölümüne neden olan kesik vasıftaki yaraların kişinin kendisi tarafından husullerinin mümkün olduğu oy çokluğuyla mütalaa olunur.' Rapordaki bu görüşe, 38 üyeden 17'si katıldı. Kalan üyeler ise farklı gerekçelerle bu görüşe muhalif kaldı. Muhalif görüşler Üyelerden 7'sinin muhalefet şerhinde, 'kemik ya da kıkırdakta aletin neden olduğu yaralanma varlığının cinayeti, yokluğunun ise daha ziyade intiharı düşündürmesi gerektiğinin tıbben bilindiği' belirtilerek, 'Cesette, boyun sol yanındaki kesi bölgesinde tiroit kıkırdak korpusunda kesilerin bulunması, eylemin, kişinin kendisi tarafından meydana getirilmesinden ziyade başkası tarafından oluşturulduğunu düşündürmektedir' denildi. Adli tıp literatüründe, 'tereddüt kesileri' bulunmayan intihar olgusunun bildirilmediğine işaret edilen şerhte, Başbilen'in bileğindeki tereddüt kesilerinin eşlik etmediği tek ve derin kesi ile boyunda tiroit sol korpusunda saptanan iki kesiyi oluşturan yaralanmaların, kişinin kendi eylemiyle oluşturulmalarının varit görülmediğine yer verildi. Başbilen'in gittiği psikiyatri uzmanının, 'majör depresyon' tanısı koymakla birlikte, intiharını beklemediği ifade edilen görüşte, Başbilen'in aracının kilit mekanizmasının özelliklerine dikkat çekildi ve aracın, Başbilen tarafından içeriden kilitlenebileceği gibi, 'kilitli hale de getirilebileceği' bildirildi. Başbilen'in ölümünün, kesici vasıfta alet yaralanmasına bağlı büyük damar kesilmesinden gelişen dış kanama sonucu meydana geldiği belirtilen görüşte, 'Cesedin durumu, aracın kilit mekanizmasının özellikleri, kişinin intihar etmesini gerektirecek yeterli tıbbi bilgi ve bulgu bulunmaması, otopsi raporunda tarif edilen kesik vasfındaki yaraların lokalizasyonları, kesik atardamarların anatomik ve fizyopatalojik özellikleri ile meydana gelen harabiyet birlikte değerlendirildiğinde, kendisi tarafından oluşturulmalarının varit görülmediğine dair oy çokluğuyla alınmış genel kurul kararına karşılık muhalefet şerhimizdir' ifadesi kullanıldı. Bazı üyeler ayrımın mümkün olmadığını savundu Muhalif 14 üye ise dosyadaki raporlara göre, ceset bulunduğunda tüm vücutta çürümenin ilerlediğini, dış muayenede çürüme nedeniyle yumuşak dokulara yönelik travmatik değişim bulunup bulunmadığının ayrımının yapılamadığına işaret etti. Çürümeye bağlı ciltte yaygın soyulmalar bulunduğu aktarılan ve herhangi bir etkili eylem sırasında meydana gelebilecek nitelikte sıyrık, ekimoz gibi yüzeysel travmatik değişikliklerin, çürümenin ilerlediği olgularda ayırt edilemeyebileceği bildirilen görüşte, 'kişinin olay sırasında başka kişi veya kişilerle fiziksel mücadeleye girip girmediğinin kesin olarak söylenemeyeceği' ifade edildi. Başbilen'in vücudundaki kesiklerden boyundakinin ölüme yol açacak nitelikte olmadığı, sol el bileğindekinin ise müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olduğu kaydedilen görüşte, 'Tarif edilen yaraların niteliği, lokalizasyonları dikkate alındığında, kişinin kendisi tarafından oluşturulabileceği gibi başkası tarafından da oluşturulabileceği, bu hususta tıbben tefrik yapılamayacağına dair muhalefet şerhimizdir' değerlendirmesine yer verildi. Başbilen, 4 Ağustos 2006'da sabah saatlerinde, otomobiliyle işine gitmek üzere evinden ayrılmış, ancak ASELSAN'a gitmediği anlaşılınca eşi tarafından aynı gün Yenimahalle Merkez Karakoluna kayıp başvurusunda bulunulmuştu. Başbilen, bir gün sonra akşam saatlerinde Ankara'nın Kavaklı köyü Aydıncık Mahallesi Mezarlık Üstü mevkisinde tarla içinde, park halindeki otomobilinde, boynu ve sol bileği kesilmiş şekilde ölü olarak bulunmuştu. Jandarma raporunda, otomobilin kapı ve bagajının kilitli olduğu, cesedinin boyun ve bilek kısmında kesikler bulunduğu kaydedilerek, otomobilde 'elveda' başlığıyla başlayan bir not ele geçirildiği kaydedilmişti. Cinayet iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında rapor istenen İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 5 üyesi olayın ''intihar'', 3'ü ise ''cinayet'' olduğu yönünde görüş bildirmişti. Başbilen, ölmeden önce Milli Tank Projesi Atış Kontrol Sistemi Projesinde görev yapıyordu. AA | Cumhuriyet
Hayatın Karanlık Tarafından 9 Etkileyici Belgesel
Şüphesiz belgeseller, kolaylıkla göremeyeceğimiz veya yalnızca sözel olarak ifade edilince tam manasına varamayacağımız olguları bize çok daha açık ve güçlü bir şekilde anlatabiliyor. Aşağıda yer alan 9 belgesel ise içinde yaşadığımız toplumların karanlık tarafı ile ilgili. Suç, suçlular ve bunun etkilerini apaçık ortaya koyan bu belgesellerin şok edici içeriği gözümüzü kapattığımız ama varolduğunu bildiğimiz bir gerçeği ortaya koyuyor: Kötülük var.
Reklam
Yakın Zamanda Dünyayı Güzelleştirecek 11 Fıstık Gibi İcat
Dünyayı kurtarmak, insan ihtiyaçlarını çok daha ucuz, kaliteli ve kolay karşılamak için illa her seferinde bilimde çığır açacak bir buluş yapmak gerekmiyor. Bazen çok basit ve uygun çözümler milyonlarca insanın çok daha iyi koşullarda ve sağlıklı yaşamasına neden oluyor. Aşağıda yer alan 11 yeni teknoloji çok basit çözümlerle dünyayı çok daha güzel bir yer yapmaya aday.
Sokak Köpeğinin Mucize Kurtuluşu
Hindistan'da istasyonda rayların üzerinde yürürken, trenin altında kalan sokak köpeği, şans eseri kazadan yara almadan kurtuldu. Hindistan'da sevimli bir sokak köpeği tren istasyonunda rayların üzerinde yürürken, karşı yönden düşük hızda lokomotif gelmeye başladı. Lokomotifi fark eden köpek, yönünü değiştirip lokomotifle aynı yöne doğru ilerlemeye başladı. Ancak lokomotif önünde giden köpeğe çarpıp altına aldı. Acı acı sesler çıkaran sevimli köpek, bir anda trenin altından kurtularak koşmaya başladı.
İncir Reçeli 2 Fragmanı
'Herkesin bir hikâyesi vardır...Kimi kâğıda kazır hikâyesini, kimi etine...Kâğıt yanınca, et gömülünce biter hikâye...' İçine kapanık Metin ve hayata cıvıl cıvıl bakan Duygu'nun hüzünlü aşk hikayesini konu alan ilk filmin ardından üç yıl sonra gelen ikinci yapımda yine Halil Sezai başrolde oynuyor...İncir Reçeli 2, Ekim'de sinemalarda!
Reklam