onedio
Sierra'nın Katil Zanlısına Müebbet
ABD'li Sarai Sierra'nın katil zanlısı Ziya Tasalı, 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 'nitelikli cinsel saldırı' ve 'kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçlarından 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, ABD'li Sarai Sierra'nın katil zanlısı Ziya Tasalı'nın, 'kasten öldürme', 'nitelikli cinsel saldırı' ve 'kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçlarından yargılandığı davayı karara bağladı. Mahkeme, Tasalı'nın cinsel saldırıda bulunmak istediği mağdurenin kendisini engellemesi nedeniyle cinsel saldırı suçunu işleyememekten duyduğu infial ile Sierra'yı öldürdüğünü belirterek, sanığı ''kan gütme saikiyle kasten öldürme'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanığın duruşmalardaki iyi hali ve pişmanlık duymasını göz önüne alan mahkeme, sanığın cezasını müebbet hapse indirdi. Sanık Tasalı'ya ''nitelikli cinsel saldırı'' suçundan 7 yıl hapis cezası veren mahkeme, bu cezayı sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle 5 yıl 10 aya düşürdü. 'Kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçundan da sanığı 3 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, Tasalı'nın duruşmalardaki iyi halini göz önüne alarak cezanın 2 yıl 6 aya indirilmesine karar verdi. Olayın geçmişi Amatör fotoğrafçılıkla uğraşan ve 12 Ocak'ta Türkiye'ye gelen Sarai Sierra, Beyoğlu'nda bir oda kiralamış, 22 Ocak'ta ABD'de olmasını bekleyen ailesi, kadının dönmemesi üzerine kayıp başvurusu yapmıştı. Başvurunun ardından başlatılan arama çalışması sonucu, Sierra'nın cesedi, 2 Şubat'ta Sarayburnu'ndaki sur kalıntılarında bulunmuştu. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Ziya Tasalı hakkında 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'nitelikli cinsel saldırı' ve 'kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçlarından ise 10 yıldan 19 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Muhabir: Muhammed Enes Can- Melike Gallenkuş | AA
Aziz Yıldırım İçin 11 Soruda 'Yeniden Yargılama'
Futbolda şike davasının hükümlülerinden Aziz Yıldırım ile birlikte altı sanığın, Eski Giresunspor Başkanı Olgun Peker, Fenerbahçe yöneticisi İlhan Ekşioğlu, menajer Abdullah Başak, Eski Sivasspor yöneticisi Ahmet Çelebi ve Selim Kımıl yeniden yargılanmasına karar verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bu karar ile birlikte bu altı hükümlünün infazı da (tutuklanma işlemi) durduruldu. Yeniden yargılamaya karar veren mahkeme, bundan sonra ne yapacak? Yeni yargılama süreci nasıl yürüyecek? Sportif cezalar bu gelişmeden etkilenecek mi? Al Jazeera, bu süreci en merak edilen sorularla cevapladı. 1- İlk olarak mahkeme bu kararı kimlere tebliğ (bildirecek) edecek? İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararını sanıklar dahil tüm Türkiye medya aracılığıyla öğrendi. Ancak yasalar gereği kararın Aziz Yıldırım ile diğer beş sanık ve davanın müdahili (katılan) Trabzonspor’a bildirilmesi gerekiyor. Resmi yazı ile birlikte karar, bu isimlerin adreslerine gönderilecek. 2- Mahkemenin bu kararı kesin mi? İtiraz hakkı var mı? Mahkemenin bu kararı henüz kesinleşmedi. Bu kararın taraflara tebliğ edilmesinden sonra itiraz süreci başlıyor. İtiraz süresi ise kararın taraflara ulaşmasının ardından yedi gün. Tarafların yedi gün içinde mahkemenin kararına itiraz etmesi gerekiyor. İtiraz süresi dolduktan sonra itiraz hakkı ortadan kalkıyor. İtirazları, bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi değerlendirip, karara bağlıyor. Karara Trabzonspor adına avukatlarının itiraz edeceği açıklandı. 3- Mahkemenin önünde hangi seçenekler var? “Aziz Yıldırım’ın durumu yargılamanın sonucunda netleşecek. Beraat kararı verilirse Yıldırım ve diğer sanıklar haklarındaki iddialardan aklanmış olacak. Ancak mahkemenin eski kararın aynısını vermesi halinde Aziz Yıldırım yeniden cezaevine girecek. ”İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının kesinleşmesinin ardından mahkeme ilk olarak şike davası dosyasını detaylı bir şekilde inceleyecek. İncelemelerin ardından mahkemenin önünde iki seçenek bulunuyor. a- Dosya üzerinden karar vermek Mahkemenin önündeki birinci seçenek yeniden yargılama sürecini dosya üzerinden yapmak. Mahkeme, dava dosyasını incelemesinin ardından Aziz Yıldırım ile birlikte 5 sanığın taleplerinin bulunduğu dosya hakkında yine dosyanın içeriğini inceleyerek duruşma açmadan karar verir. Bu kapsamda Trabzonspor da mahkemeye itirazlarını içeren taleplerini sunabilir. Mahkeme vardığı kararı taraflara bildirirek dosyayı kapatır. b- Yeniden duruşma yaparak karar vermek Eğer mahkeme duruşma yapmaya karar verirse önce duruşmanın ne zaman yapılacağını belirleyecek. Böyle bir karar alınırsa, adli tatil sonrası yani en erken Eylül ayında dava yeniden başlayabilecek. Bu karar, taraflara tebliğ edilerek duruşmalara gelmeleri istenecek. Sanıklar dinlenecek, sanıkların talepleri (tanık dinleme vs.) yerine getirilecek. Trabzonspor’un talepleri alınacak. Duruşma savcısı sanıkların lehine ve aleyhine delilleri toplayacak. Savunmaların ve tanıkların dinlenmesinin ardından ceza veya beraat istenilecek. Savcının görüşünü vermesinin ardından sanıklara son sözleri sorulacak. Son sözlerinin ardından mahkeme kararını açıklayacak. 4- Yeniden duruşma yapılma kararı davanın en baştan başlaması anlamına mı gelir? Hayır. Duruşma yapılma kararı, davanın sıfırdan başlayacağı anlamına gelmez. Yerel mahkeme Yargıtay'ın onadığı bir kararı tamamen ortadan kaldıramaz, değiştiremez. CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) 311/1-e maddesine göre, yeni bir delil veya olgu ortaya çıktıysa ve bu sanığın cezasının indirimine neden olabilecek bir sonuç doğuruyorsa bunu değerlendirebilir. Sadece yeniden yargılamaya esas alınan husus yargılamanın konusu yapılır. 5- Aziz Yıldırım'ın Anayaya Mahkemesi'ne de yapmış olduğu hak ihlali kaynaklı bireysel başvurusunun bu sürece etkisi olabilir mi? 14- Ağır Ceza Mahkemesi'nin yapılan itirazları incelemesi süresi içerisinde (3 haftayı bulması bekleniyor) Anayasa Mahkemesi'nden konuyla ilgili karar çıkması bu konuda verilecek kararı etkileyebilir. Zira Anayasa Mahkemesi, 'burada hak ihlali yok, deliller hukuka uygun' kararı vermesi halinde, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla çelişecektir. Anayasa Mahkemesi de 13. Ağır Ceza Mahkemesi gibi bir sonuca ulaşırsa, davanın yeniden görülmesi önünde hiç bir engel kalmayacaktır. 6- Mahkeme eski kararı tekralayabilir mi? “Yeniden yargılamanın yapılması sonunda, sanıklar beraat ederse UEFA'ya konunun taşınması mümkün. Bu karar, bir beraat kararı anlamına gelmediğinden şu an için UEFA sürecine etkisi bulunmuyor. ” Evet. Mahkeme Aziz Yıldırım ve diğer sanıklar hakkında daha önce 'İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar doğrudur' diyerek bu kararın aynısını verebilir. 7- Mahkeme başka bir karar verebilir mi? Bu sorunun da cevabı da evet. Mahkeme, sanıkların suçsuz olduğuna kanaat getirerek beraat kararı da verebilir. Mahkeme ne beraat ne de eski kararın aynısını vermek zorunda değil. Yeniden yargılama sonucu heyet, yeni ve farklı cezalar verebilir. 8- Aziz Yıldırım'ın cezaevine tekrar girme ihtimali var mı? Yasalara göre bu ihtimal her zaman var. Ancak infazın durdurulma kararını (bir üye hakim tutuklansın demesine rağmen) veren mahkemenin, Yıldırım hakkında yargılama sürecinde tutuklama vermesi düşük bir ihtimal. 9- Aziz Yıldırım ve diğer sanıkların durumu ne zaman netlik kazanacak? Aziz Yıldırım ve diğer sanıkların durumu yargılamanın sonucunda netleşecek. Beraat kararı verilirse, Yıldırım ve diğer sanıklar haklarındaki iddialardan aklanmış olacak. Ancak mahkemenin eski kararın aynısını vermesi halinde Aziz Yıldırım yeniden cezaevine girecek. Mahkeme, daha az ceza vermesi halinde de Yıldırım’ın daha önceki yatttığı süre (bir yıl) değerlendirilecek. Yıldırım’ın yeni aldığı ceza, infaz kanuna göre yattığı süreyi karşılıyorsa cezaevine girmeyecek, karşılamıyorsa belli bir süre daha cezaevinde yatmak zorunda kalacak. Mahkeme Yıldırım’a ceza vermesi halinde tutuklama için Yargıtay’ın da kararını bekleyebilir. 10- Yeni verilecek karar da Yargıtay’a gidecek mi? Mahkeme öncelikle dava sonunda açıklayacağı kararın gerekçelerini yazacak. Gerekçeli karar taraflara tebliğ edilecek. Tarafların görüşlerinin alınmasının ardından karar Yargıtay’a gönderilecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görüşünün alınmasının ardından dosya, Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderilecek. Davanın son sözünü Yargıtay söyleyecek. 11- UEFA ve CAS sürecine yeniden yargılama kararı nasıl yansıyabilir? Yeniden yargılamanın yapılması sonunda, sanıklar beraat ederse UEFA'ya konunun taşınması mümkün. Bu karar, bir beraat kararı anlamına gelmediğinden şu an için UEFA sürecine etkisi bulunmuyor. Beraat kararı çıkması durumunda da UEFA, 'bu karar beni bağlamaz' şeklinde görüş bildirebilir. Çünkü UEFA disiplin talimatında, devlet mahkemelerinin yargılamalarını dikkate alsa dahi, bunların sonuçlarının kendisi açısından bağlayıcılığının bulunmadığına dair hüküm bulunmakta. UEFA'nın kararı değişmeden, Uluslararası Tahkim Mahkemesi CAS'a konu taşınamaz. Fenerbahçe, İsviçre Federal Mahkemesi'ne yaptığı başvuru ile ilgili sonucu Temmuz başında bekliyor. UEFA da şike süreci kapsamında gelen itirazlarla ilgili 17 Temmuz'da bir değerlendirme toplantısı yapacağını açıklamıştı. Yeniden yargılama kararını, Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım'ın uluslararası kamouyunda iddia etmiş olduğu haklılık konusunda bir dayanak olarak kullanma imkanına kavuşuyor. FENERBAHÇE'DEN ŞAMPİYONLAR LİGİ ATAĞI Fenerbahçe, UEFA'nın 'men' cezasına itiraz için İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvurmuş, “Yürütmeyi durdur” demişti. Şimdi eli daha da güçlendi. Hedef kararı yetiştirmek, bu sezon Şampiyonlar Ligi'ne gitmek. Mahkemenin kararı, Fenerbahçe’nin elini UEFA ve İsviçre Federal Mahkemesi’nde de çok güçlendirecek. Federal Mahkeme’deki UEFA kararlarına itiraz dosyasına yeniden yargılama ile ilgili sıcak gelişmeler de eklenecek. “Bu mahkemenin sonu beklenmeli” başvurusu yapılacak ve somut istekler aktarılacak. Sarı- Lacivertliler 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını masaya koyup UEFA’nın verdiği ve bu sezonu da kapsayan ‘Avrupa’dan men’ cezasında yürütmeyi durdurmaya çalışacak. Yani şampiyon bitirdiği geçtiğimiz sezon doğrultusunda Şampiyonlar Ligi yolunu açmak için mücadele edecek. REKOR TAZMİNAT İSTENECEK Fenerbahçe, yeniden yargılama sürecinden istediği sonucu alırsa o zaman yeni bir süreç daha başlayacak. Sarı-Lacivertli yöneticilerin, “Bize zaman verin, bu dava yeniden görülecek” ifadelerine kayıtsız kalan ve başından bu yana ‘polis fezlekesi’ ile kararlar veren UEFA’ya tarihi bir tazminat davası açılacak.Al Jazeera | sondakika.com
Amasra'da Termik Santrale Rekor İtiraz
Amasra'da kurulmak istenen termik santrale karşı uzun süredir mücadele eden halk, santral için askıya çıkan ÇED raporuna karşı yaklaşık 40 bin itiraz dilekçesi iletti. Bu ekoloji mücadelesi için en yüksek katılımlı itirazlardan biri. Şimdi gözler Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kararında. Küre Dağları Milli Parkı'nın yer aldığı ve kalesiyle UNESCO Geçici Miras listesine giren Bartın'ın Amasra ilçesinin Gömü Köyü'ne Hattat Holding 1320 megawatlık termik santral kurmak istiyor.ÇED onaylanırsa dava açacaklar Halkın itirazlarına rağmen 11 Haziran'da Çevre Etki Değerlendirme Raporu (ÇED) askıya çıktı. Bartın Platformu, santrale karşı, tarım, turizm, ev değerinin düşmesi, hava kirliği, küresel iklim değişikliği, deniz ve ormanın yok olması konularını işleyen 20 farklı itiraz dilekçe hazırladı. 180 bin nufüsa sahip Bartın'ın beşte biri, yaklaşık 40 bin kişi istediği dilekçeyi imzaladı. Çevre ve Şehircilik Bakanı, ya bu itirazları dikkate alarak ÇED'e onay vermeyecek. Onay verirse de halk ÇED raporunu iptali için dava açacak. Bartın Barosu ve Türkiye Barolar Birliği de destek veriyor. Hema Entegre Termik Santrali; yaklaşık 33 hektarlık termik santral alanı,  200 hektarlık kalker ve kırma eleme tesis alanları, 150 hektarlık kül ve alçı taşı depolama alanlarıyla, toplam 380 hektarlık doğal orman alanları üzerine kurulmak isteniyor. İnsan sağlığı, ekoloji ve ekonomiye etkisi Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi'nden Prof. Dr. Erdoğan Atmış, santralle ilgili şu itirazlarda bulunuyor: Enversiyon: Amasra'da deniz ve kara yüzeyleri arasındaki sıcaklık farkı nedeniyle hava yükselemiyor. Sis tabakası iniyor ve dağ varsa bu havada sabit kalıyor. Böyle bir yerde havaya karbondioksit ya da kükürt salarsanız atmosfere karışarak yere çöker. Bu çok ciddi ölümcül bir tehlike. Ekonomik yıkım: Termik santral yöredeki turizm etkinlikleri sona erdirecek, balıkçılık, çilek, fındık vb. tarımsal etkinlikler ve orman ürünleri zarar görecek. Balıkçılık zarar görecek. Ekolojik yıkım: Soğutma suyunun deniz ekosistemine ciddi zararlar vereceği çok açık. . Kömür madenciliği nedeniyle “Kavşak Suyu Havzası” zarar görecek, nüfusun bedava temin ettiği içme suyu tehlikeye girecek. Yöredeki endemik ve nesli tehlike altında bulunan bitki ve hayvan türleri hakkında yeterince çalışma yok. 'Bakanlık bu itirazı dikkate almalı' Ekoloji avukatı Arif Ali Cangı, uluslararası sözleşmelerde imzası bulunan Türkiye'nin ÇED için mutlaka halkın onayını alması gerektiğini hatırlattı. 'Daha önce birçok yerde halk ÇED toplantılarını protesto etti. Ancak bu durum ÇED raporuna 'toplantı yapılamadı' diye işlendi. Ancak Bartın'da şu ana kadarki en büyük ÇED itirazlarından biri var. Halkın onaylamadığı bir işletmeyi Bakanlığın onaylamaması gerekiyor. İptal davasında da bu itirazlar delildir.' Nilay Vardar | Bianet
Ediz Hun'dan Serenay Sarıkaya Açıklaması
Ediz Hun, Altın Kelebek Ödülleri töreninde Serenay Sarıkaya'nın beline sarılması hakkında yapılan yorumlara cevap verdi. Sarıkaya’nın beline sarılan Hun’un, “Böyle zarif bir hanımefendinin yanında çok heyecanlıyım ama duygularımı kontrol ediyorum” sözleri geceye damga vurmuştu. 'YAKIŞIKSIZ YAKIŞTIRMA OLMUŞ' Ediz Hun, Sarıkaya’nın beline sarılmasıyla ilgili yapılan yorumlar için, “Nezaketten anlamayanların yakışıksız yakıştırması” dedi.medyaradar
Reklam
İran'dan IŞİD Fetvası
Ayetullah Mekarim Şirazi'nin İran medyasında yayımlanan fetvasında, 'Allah yolunda cihat ederek kutsal mekanlar ve türbeler başta olmak üzere Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak, tüm İslam ve Ehli Beyt sevdalılarına vaciptir. Bu yolda canlarını verenler Kerbela şehitlerinin mertebesine ulaşacaklardır' ifadesine yer verildi. Bugün Irak'ta yaşananların, 'Arap ülkeleri, ABD ve İsrail'in Suriye'deki yenilgilerini telafi etme çabası' olduğunu savunan Şirazi, şunları kaydetti: 'Farklı milliyetlerle Şii ve Sünni mezheplerine mensup Müslümanları birbirine düşürerek Irak ordusunun düzenini bozabileceklerini zannettiler. Ancak teröristler ve destekçileri şunu çok iyi bilsinler ki gerekirse birçok ülkeden milyonlarca kişi Erbain’de yalın ayakla en uzak yerlerden imamların kabirlerine yürüyerek geldikleri gibi, bugün de teröristlerle mücadele etmek için Irak silahlı güçlerine katılacaklardır.” Fetvada şu ifadelere yer verildi: “Allah yolunda cihat ederek kutsal mekanlar ve türbeler başta olmak üzere Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak, tüm İslam ve Ehli Beyt sevdalılarına vaciptir. Bu yolda canlarını verenler Kerbela şehitlerinin mertebesine ulaşacaklardır. Kör kalpli düşmanlar ve onların Arap ve Batılı destekçileri çok yakında eşine rastlanmamış milyonlardan oluşan bir orduyla karşı karşıya olduklarını göreceklerdir. İslam ve Ehli Beyt aşığı gençler, Irak hükümetinin talep etmesi durumunda bu ülkenin ordusuna katılmak için gerekli hazırlıkları yapacaklardır.” AA
Reklam
Reklam
Japonya'nın Gönlümüzde Taht Kurmasına Sebep Olan 22 Şey
Japonlar ile aramız hep iyi olmuştur. Naif ve saygılı kişilikleri, çalışkanlıkları, iş ve siyaset ahlakları, kültürlerine olan bağlılıkları ve dünyaya sundukları birçok ürün, hizmet ve icat ile aslında Japonların tüm dünya ile arası iyi sanırız. İşte buna sebep olduğunu düşündüğümüz belli başlı şeyler. Listeyi 100 maddeye kadar uzatmak mümkün ama herkesin işi gücü var...
Kurt Cobain'in Kızından Lana Del Rey'e Ayar
Melankolik şarkıları ile ünlü Lana Del Ray Guardian gazetesine verdiği bir röportajında genç yaşta hayatını kaybeden müzisyenler Amy Winehouse ve Kurt Cobain’i anarken genç ölümlerin cazibeli olduğunu söyledi ve “keşke ben de ölmüş olsam” dedi. Del Rey’in bu açıklaması ünlü müzisyenlerin 20′li yaşlarında trajik bir sonla hayatını kaybetmesini özendiren bir açıklama şeklinde yorumlandı. Röportajın ardından 1994 yılında henüz 27 yaşında intihar ederek hayata veda even rock yıldızı Kurt Cobain’in kızı Frances Bean Cobain twitter hesabından Lana Del Rey’i eleştirdi. Lana Del Rey’e arka arkaya 3 tweet atan Frances Cobain şunları söyledi: “Genç bir müzisyenin ölümü romantize edilecek birşey değildir. Babam genç öldüğü için onu hiç tanıyamayacağım. Senin gibi insanlar bunun “cool” olduğunu düşündüğü için bu istenilen bir özellik haline geliyor. Hayata dört elle sarıl çünkü sadece bir hayatın var. Bahsettiğin insanlar o hayatı ziyan ettiler. O insanlardan biri olma.” Dipnot Tv
IŞİD'in Haritası Ürkütüyor
Suriye ve Irak'ta önemli petrol noktalarını ele geçiren IŞİD, Ortadoğu'nun en büyük su kaynakları Fırat ve Dicle'yi de büyük oranda kontrolü altına aldı. Al Jazeera Türk, Ortadoğu'da stratejik bir bölgeye oturan IŞİD'in haritasını çıkardı. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) , Suriye'de petrol zengini Rakka ve Deyr Ez Zor ile, Irak'taki petrol bölgeleri Musul ve Beyci'yi ele geçirdi. Örgüt aynı zamanda Ortadoğu'nun en büyük su kaynakları Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde de büyük oranda kontrolü sağladı. İlerleyişini sürdüren IŞİD, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan, İran ve Türkiye sınırlarındaki bazı bölgeleri ele geçirerek bu ülkelerle 'komşu' oldu. Örgüt şu anda Türkiye sınırından başlayan, Fırat ve Dicle nehirlerinin sınırını çizdiği Mezopotamya'yı da içine alan stratejik hat boyunca Ürdün ve Suudi Arabistan sınırına kadar olan Sünni bölgeyi kontrol ediyor. Suriye'nin en büyük kenti Halep'in kuzeyinden itibaren, Irak'ın başkenti Bağdat'ta 40 km yakınına kadar olan Sünni bölgelerde yükselen IŞİD hâkimiyeti, Suriye ve Irak arasındaki sınırı da fiilen ortadan kaldırmış durumda. Irak’ta uzun süredir devam eden kaos, IŞİD’in 10 Haziran Salı günü ülkenin ikinci büyük kenti Musul’da kontrolü ele geçirmesi ve diğer bölgelere ilerlemesi sonrasında daha da şiddetlendi. IŞİD’in bölgeye yaptığı saldırının ardından Irak ordusu askerleri bölgeden çekilmişti. Türkmen nufüsün yoğun olduğu, Musul'un Telafer bölgesi de IŞİD kontrolü altında. Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD), Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren silahlı bir örgüt. Selefi ideolojiye sahip IŞİD; Irak, Suriye, Filistin ve Ürdün topraklarını içine alan bölgede şeriata dayalı bir devlet kurmak istiyor. 2004’te Irak’ta kurulan ve şu anda liderliğini Ebubekir El Bağdadi’nin yaptığı IŞİD, Suriye ve Irak’taki en güçlü silahlı gruplar arasında yer alıyor.Yazete
Reklam
İlk Mars Yılını Selfie Çekerek Kutladı
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın Mars'a yolladığı keşif aracı Curiosity gezegende bugün tamamladığı, 687 güne karşılık gelen bir Mars yılının anısına selfie çekerek NASA Merkezi'ne yolladı. Mars'taki çevresel koşulların mikrobiyolojik yaşama uygunluğunu keşif için gönderilen aracın en önemli keşiflerinden biri Ağustos 2012'de iniş yaptığı bölgede antik bir nehir yatağını bulmak oldu. Curiosity ilk yılında çok önemli keşiflere imza attı ve ana görevini tamamladı. Curiosity, Yellowknife Bay (Sarıbıçak Koyu) olarak adlandırılan bölgedeki büyük kraterde de antik bir göl tabanı keşfetti. Curiosity'nin bölgedeki çamur tabakalarındaki bulguları, Mars'ın mikrobiyolojik yaşama uygun olup, olmadığına ilişkin soruya yanıtı, tarihi bir 'evet' oldu. Bu örneklerin analizi, bölgenin bir dönem göl tabanı olduğunu ve göl tabanında eski döneme ait basit yaşam formlarına ve yaşam için hayati elementlere rastlandı. Bu baharı da Windjana denilen bölgede kumtaşı örnekleri toplayarak geçiren keşif aracı, halen güney batı Mount Sharp (Keskin Tepe) bölgesine doğru ilerlemeye devam ediyor.DHA
Reklam
Başbakan'dan Bahçeli'ye: 'İspatlamazsan Alçaksın, Adisin'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin haftalık grup toplantısında konuşuyor. Erdoğan konuşmasında Bahçeli'nin 'Pınarhisar'ı mumla arayacak' sözlerine cevap verirken Pınarhisar yerine yanlışlıkla Pensilvanya dedi.İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:AVRUPA ZİYARETLERİBildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta sonu itibariyle Avusturya ve Fransa’daki vatandaşlarımızın, orada yaşayan çalışan hayat kurmuş kardeşlerimizin samimi sizlere selamları var, bunu iletmek istiyorum. Perşembe günü Avusturya’nın başkenti Viyana’ya gittik, ayağımızın tozuyla kardeşlerimizle bir araya geldik. Avrupalı Türk Demokrat Birliği’nin 10’ncu kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlediği toplantı 10 bin kişinin katıldığı bir salonda yapıldı. Daha büyük bir salon talebi vardı, ancak çeşitli bahanelerle bu karşılanmadı.Avusturya’daki vatandaşlarımız akın akın geldiler. Salon içinde ve salon dışında çok büyük bir coşku çok büyük bir heyecan söz konusuydu. Ve saatlerce orada bekleyen vatandaşlarımızın salon dışında olanları da kapalı salondaki konuşmamızı sonuna kadar dışarda izlediler, beklediler, salon içindeki toplantıdan sonra çıkıp dışarda da açık hava mitingi yaptık.Gerçekten Türkiye’yi aratmayan, mitingleri aratmayan, heyecanın coşkunun muhabbetin zirve yaptığı anları Avusturya’daki kardeşlerim bizlere yaşattılar. Ertesi gün kaldığımız otelde Avusturya Dışişleri Bakanı’nı kabul ettik. Ardından Paris’e geçtik. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Holland ile başbaşa görüşmemiz oldu.Bir güncelleme diyebileceğim geleceğe yönelik bir plan oluşturduk. Cumartesi günü Fransa’nın, aynı zamanda Türkiye’de 1200’ü bulan Fransız şirketi var. Bunların ileri gelenlerinden bir kısmıyla kahvaltı yaptık. Paris’teki bu resmi temaslar esnasındaki yaptığımız bu görüşme, Türkiye’deki yatırımların geleceğine yönelik de bir yeni değerlendirme fırsatı verdi. arzuları talepleri nelerdir, bunları dinlemek suretiyle de bu eksiklikleri gidermek ve geleceğe yönelik de yaptıkları yatırımların daha da artırılması için taleplerimizi kendilerine ilettik.Lyon kentine geçtik. Paris’ten sonra Fransa’nın en büyük kenti. Bölge valisi ve belediye başkanıyla görüşmeler yaptık. Belediye başkanı, aynı zamanda senatör. Lyon’da da yine Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin düzenlediği vatandaş buluşmasına katıldık. 20 bin vatandaşımızla buluştuk, hasret giderdik. Üç vatandaş buluşması gerçekleşti. İlkini Köln, ikincisi Viyana, üçüncüsü ise Lyon olmuş oldu. orada yaşayan vatandaşlarımızın morallerinin yüksek olduğunu bizzat müşahede ettim. Askerlikle ilgili konularda kolaylıklar sağladık, bulundukları ülkede oy verme hakkı, Türkiye ile ilgili irtibatlarını daha da güçlendirdi. Vatandaşlarımız ilk kez olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanacaklar. Tüm genel seçim ve halk oylamalarında Türkiye’ye gelmelerine gerek kalmaksızın demokratik tercihlerini yapabilecekler. Oy kullanma tarihleri tabi ki buradan farklı olacak, bazı ülkelerde 4 bazı ülkelerde 2 gün olarak bu oy kullanma süreci devam edecek.Yurt dışında ilk tur 31 Temmuz 3 Ağustos, seçimler ikinci tura kalırsa 17 ila 20 Ağustos tarihi arasında olacak. Büyükelçiliklerimiz seçimlerinin sağlıklı şekilde yapılmasını, katılımın yüksek olmasını sağlamak için çalışmalarını sürdürüyorlar.Cumartesi akşamı Fransa’dan döndük. Pazar günü çalışmalarımıza devam ettik. İlk olarak Ak Parti İstanbul İl Teşkilatımızın danışma meclisi toplantısına katıldık. Ardından milli irade platformunun düzenlediği STK buluşmasına iştirak ettik. Böyle bir buluşmayı 25 Ocak’ta yapmış, gerçekten istifade etmiştik.'BİZE OY VERENLER - VERMEYENLER DİYE AYIRMADIK'Sevgili peygamberimizin “ümmetimizin ihtilafı rahmettir” diye buyurdu biliyorsunuz. İhtilaftan kasıt çatışma değildi. İstikamet belliyken, menzil belliyken, helal haram çizgileri belliyken, farklı yolların izlenmesi hayırlı bir ihtilaf olarak hazreti peygamber tarafından rahmet olarak tarif edilmişti. Her insan nevi şahsına münhasırdır. Fikirler beceriler farklı olabilir. Mezhepler meşrepler tutulan yollar farklı olabilir. Bu farklılıklar çatışmanın değil, renkliliğin yani zenginliğin belirtisidir.Biz mezheplere meşreplere kültürlere karşı eşit mesafede olduk. Kucaklayıcı olduk, yapıcı davrandık. Hiçbir ferdi grubu bize oy verenler vermeyenler diye asla ayırmadık. Asla ve asla seçim sonuçlarını önümüze almadık. Kimin nereye oy verdiğini kriter olarak kullanmadık. Bizim kriterlerimiz bellidir, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olmak bizim için en önemli kriterdir.'YAŞAM TARZLARI BİZİM İÇİN ZENGİNLİK ALAMETİDİR'Bunun dışındaki her özellik, mezhep meşrep yaşam tarzları bizim için zenginlik alametidir. Türkiye’deki dini yapılanmalara cemaatlere aynen bu nazarla baktık. Bize oy versinler, yöntemlerimizi tasvip etsinler etmesinler, özgürce fikirlerini ifade edecekleri bir zemini inşa etmenin mücadelesi içinde olduk. On yıllar boyunca, örgütlenmenin, örgütlerin, dernek ve vakıfların üzerinde çok ciddi baskılar oldu, zulümler yapıldı. Farklı düşünen herkes ve her grup on yıllar boyunca ötelendi. Kurban derilerini kimlerin toplayacağı dahi bu ülkede bir dönem çok büyük zulümlere sahne oldu.'BU KURBAN SENİNDİR, DERİSİ DE SENİNDİR'Benim kurbanım, benim kurbanımın derisi, sana ne ya. Sen buna nasıl müdahale edersin? Hayır ben nereye istiyorsam oraya vereceksin dediler. Bunların hepsine biz son verdik. Dedik ki kardeşim bu kurban senindir, derisi de senindir. Nereye istersen oraya verirsin. Hristiyan, Musevi, Müslüman tüm inanç sahiplerinin, önündeki engelleri tek tek kaldırdık kaldırıyoruz.Azınlıklara ait gayrimenkuller el konulmuştu. Şimdi bu vakıflara tek tek biz iade ettik. Gayrimenkullerin toplam değeri 2 milyar doları aşmış vaziyette.Bundan dolayı Türkiye zayıflamadı. Toplumu korkuttukları gibi Türkiye bölünmedi. Azınlık vakıflarıyla ibadethaneleriyle ilgili bu adım, muhalefet partileri tarafından adeta sürekli sömürüldü. Bu Türkiye’nin sonu olur dediler, oldu mu? Hayır. Başörtüsünü yasaklayanlar, başörtüsünün Türkiye’yi böleceğini ifade ediyorlardı. Türkiye bölündü mü? Parçalandı mı? İşte biz serbest bıraktık. Dinlerle kültürlerle inançlarla ilgili yaptığımız her reformun öncesinde, başta CHP ve MHP olmak üzere, muhalefet karanlık tablolar çizdiler. Şu dilde tv açarsanız bölünür, klavyelere özgürlük getirirseniz Türkiye parçalanır. Peki ne oldu? hiçbir dedikleri çıkmadı. Ne oldu biliyor musunuz? CHP ve MHP’nin onların egemen zihniyetlerinin bizden önceki on yıllar boyunca gereksiz yere zulmettikleri ortaya çıktı.'CHP VE MHP VARLIK ZEMİNİNİ KAYBEDİYOR'Korkuları kendileri ürettiler. Korkularla milleti tehdit ettiler. Millete istedikleri gibi istikamet çizmeye çalıştılar. Aslında şu anda CHP ve MHP’nin hırçınlaşmasının altında bu yatıyor. CHP bölünme parçalanma korkusuyla işi idare etti. Varlık zeminini kaybediyor. MHP terör korkusuyla şehitleri istismar ederek işi idare etti. Şimdi bu korku ortadan kalkınca, o da varlık zeminini kaybediyor.Bu sabah yaptığı konuşmaya bakıyorsunuz Bahçeli’nin, aman yarabbi. Baştan aşağı, yine ifade ediyorum bu kürsüden ağzından salyalar akıyor. Biz öyle konuşmayacağız. Ve tamamıyla bir müfteri edasıyla yaptığı konuşma. İftiralarla dolu bir konuşma. 16 – 17 yıldır partinin başındasın geldiğin yer ortada. Ben MHP’li kardeşlerime hep sesleniyorum. MHP’yi küçülten bu adamla bir yere varamazsınız. Bu adam siyasette çırak bile olamadı, olamayacak da. Bunun varlığı MHP teşkilatı için bir tehlikedir. Bu denli bir tehlikedir. Bugün yine iftiralarla dolu, yolsuzluklar şu bu filan falan.'İSPAT EDEMEZSEN ALÇAKSIN ADİSİN'Kalkıp evladıma hazine arazilerinin tahsisinden bahsediyor. Bakın bu kürsüden söylüyorum. Terör örgütünün başıyla aynı sofraya oturup oturmamaktan bahsediyor. Ey Bahçeli, bunları ispat edemezsen sen alçaksın adisin.Üç buçuk yıl başbakan yardımcılığı yaptık. Takımın yargılandı. Niye kaçıp gittin iktidardan? Sakarya düzce depremlerinin altında kalan sensin sen. Oraları ayağa kaldıramadınız. Kaçıp gittiniz. Biz geldik ayağa kaldırdık. Bu ülkede faiz lobisinin ihya edilmesinin tek sebebi sizsiniz. Şu anda da beraber yandaş olduğunuz CHP o da aynı işi yaptı. CHP’nin yavrusu DSP ile beraberdiniz. Görev zararı adı altında, bu ülkede sıkıntılarının en önemli sebebi siz oldunuz. Ziraat Bankasını, Halkbank’ı batırdınız. Biz Halkbank’a şahsiyetini kazandırdık, kişiliğini kazandırdık. Esnafıma yüzde 47 ile kredi verirken, öbür tarafta aynı şekilde ziraat bankası yüzde 59’la kredi verirken. Biz bunları adeta sıfırladık, 0-5 aralığına indirdik. Bu halka zulmeden siz oldunuz.AYAKKABI KUTUSUNA MİLYARLARLA NE AVRO NE DOLAR SIĞMAZİkide bir ayakkabı kutularıyla konuşup duranlara sesleniyorum. Milyarlarla ne avro ne dolar sığmaz. O ancak sizin kasalarınıza sığar. Siz önce bunu ortaya koyun. Neler yaptıklarınızın hepsi ortada, o yüzden kaçıp gittiniz. Ben davalarımı yine açacağım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanına köksüz diyecek kadar kökten binasip olan kişi bunun hesabını verecektir. Despot diyen bir adam bunun hesabını verecektir.“CEMAAT MASKESİ ALTINDA İHANET ŞEBEKESİ İNŞA EDİLDİ”Görünürde öğrenci yetiştiriyor, yoksul öğrencilerin elinden tutuyorlardı. Milletimizin değerlerinin şefkatinin merhametinin yardım etme hissiyatının görünenden çok farklı amaçla kullanıldığı acı bir şekilde ortaya çıktı. 40 yıl boyunca cemaat maskesi altında ince ince sinsi şekilde bir ihanet şebekesinin inşa edildiğini gördük. Öyle bir notaya geldi ki, benden olmayanın söz hakkı yaşam hakkı yoktur demeye başladı. Hiçbir alanda başkalarının varlığına tahammül edemez hale geldiler. Tatmin edilemez bir hırsla, kendileri gibi her grubu son derece iğrenç metodlarla saf dışı bırakmaya başladılar. Kendilerine rakip olan herkes, yanlarındaki arkadaşlarını, telefonlarını dinleyerek, iftira atarak saf dışı bırakma gayreti içine girdiler.“BUNLARIN BİZİM DÖNEMİMİZDE BÜYÜDÜKLERİ GELİŞTİKLERİ İDDİASI ASILSIZ BİR İDDİADIR”Öyle bir noktaya öyle bir azgınlık seviyesine ulaştılar ki, Türkiye’nin istikametini tek başlarına belirlemek gibi bir şehvete kapıldılar. Orada maskeleri düştü. Gerçek yüzleri ortaya çıktı. Dertlerinin talebe yetiştirmek, yoksulların elinden tutmak olmadığı, dertlerinin iktidar olduğu güç olduğu orada ortaya çıktı. Başta emniyet ve yargıya yerleştirdikleri maşaları dışında teşebbüslere giriştiler. Bize farklı göründüler. Ama başka işlerin içine girdiler. Bunların bizim dönemimizde büyüdükleri geliştikleri iddiası asılsız bir iddiadır. 12 Eylül darbesine bakın bunların oradan güç devşirdiklerini görürsünüz 28 Şubat’ta görürsünüz. Uluslararası bazı çevrelerden özellikle de istihbarat örgütlerinden bunların güç devşirdiklerini görürsünüz. Her işlerinde tedbir adı altında 40 yıllık gizlenme taktiklerini kullandılar.“BÖCEK’TE BİZ İKİ YIL BEKLEMEDİK ONLAR ENGELLEDİ”Nasıl hukuk cinayetlerini işlediklerini geçmişte fark edebilmek kolay değildi. Evet mağdurlar biliyorlardı fakat ateş düştüğü yeri yakıyor. Bizim de milletimin de gerçeklerden haberdar olmamız engelleniyordu. İşte böcek soruşturması. Bazıları soruyor, neden iki yıl beklediniz? Biz iki yıl beklemedik, onlar maşaları yoluyla iki yıldır soruşturmanın üzerini örtüyorlar. Biz bunun takipçisiyiz. Bunu takip edeceğiz.“MASUM İNSANLARI DAHİ NASIL ZİNDANA ATTIKLARI TEK TEK ORTAYA ÇIKIYOR”Sırf kendileri gibi düşünmüyor diye masum insanları dahi nasıl zindana attıkları tek tek ortaya çıkıyor. Darbeyle mücadele ediliyor görüntüsü altında masum insanların nasıl mahkum edildiği tek tek ortaya çıkıyor.“BUGÜN EVET HAYIRCILARA YARADI”2010 yılında halkın oyuyla yaptığımız anayasa değişikliği bugün geç de olsa hatan dönüşün vasıtası olmuştur. O değişikliği olmasa halen içerde olacaklardı. AİHM’e gittikleri zaman böyle bir tabloyu karşılarında bulabilecekler miydi? Hayır. Fakat biz bireysel başvuruyu getirmek suretiyle böyle bir imkanı yakalamış oldular. Bugün bahçeli yine aynı şeyleri konuşuyor, diğeri konuşacak. Çünkü bunlar o referandumda biliyorsunuz bizim getirdiğimiz değişikliğe ‘hayır’ dediler. Biz ‘evet’in mücadelesini verdik, bugün evet hayırcılara yaradı.“HALA KENDİNE GELEMEMİŞSİN”Bazıları cezaevinden çıkınca, oradan intikam ifadeleriyle bağırıp çağırıyorlar. Sen bir defa kendine gel. Hala kendine gelememişsin. Bunu bir defa hal yoluna koymak gerekir. Ne olacak? Kılavuz ortada, kendileri de ortada. Bunların birbirinden farkı olmaz.O anayasa değişikliği olmasa 12 Eylül sorumluları yargıda da mahkum olmayacaklardı. AYM, HSYK değişikliğiyle ilgili seçimi yapmasa yargı tartışılıyor olmayacaktı. Yargı Türkiye’deki tüm devlet kurumları içinde son sıraya düşmüş durumda, güvenilirliği itibariyle.“İNANIN ORTAYA ÇOK DAHA FAZLA BİLGİ BELGE ÇIKACAK”Yargı ne CHP’nin ne MHP’nin ne Pensilvanya’nın egemenliğine asla teslim olmayacak. Yargı birilerinin arka bahçesi değil, milletin yargısı olacak. İnanın ortaya çok daha fazla bilgi belge çıkacak. Yargı emniyet içinde nasıl ahlak dışı vicdan dışı komplolara giriştikleri ortaya çıkacak. Ben milliyetperver olan yargı mensuplarına güveniyorum. Bu süreci onlar aslına dönüştürecekler.Hem yargı hem emniyet içinde vatanını milletini seven bütün vatandaşlarımız o mücadeleyi inanıyorum ki yüreklerini gönüllerini ortaya koyarak sürdürecekler. Daha önce de söyledim. Polis fezlekesine şüpheli diye isim koyacaklar, neye bakıyorlar, şüphelinin çocuğu hangi okulda okuyor, malum gazetelere üye mi değil mi? Buna bakıyor şüpheli yapıyorlar. Yargı bu urun temizlenmesi için cesur olmak zorundadır. Savcılarla ilgili öyle iddialar ortaya çıkıyor ki, hediyeler, tatiller vesaire. HSYK da ortada bu kadar deliller şüphe varken maalesef bunu izlemekle yetiniyor. Bir ülkenin başbakanın ofisine dinleme cihazı koyulması, sadece başbakanın şahsına değil, o ülkenin tamamına yapılmış bir ihanettir.“BİZ YARGIYA MÜDAHALE ETMİYORUZ, YARGIYA GÖREVİNİ HATIRLATIYORUZ”Başbakanın ofisine bu böcekleri koyanlar, kim bilir millete neler yaptılar, yapıyorlar. Binlerce on binlerce sanatçısına varıncaya kadar herkesi dinlemişler. Polis üniforması içinde birileri çıkıp da başbakanın ofisine koyuyorsa, yarın gidip hakimin savcının yatak odasına kamera koymaktan da çekinmez. Koymadıkları ne malum?Kitap yazma hazırlığını yaptı diye insanlar mahkum ediliyor. Ama dinleme cihazı koyan zanlılar, dışişleri bakanlığındaki toplantıyı dinlenmesinden haberi olanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşabiliyorlar. Biz yargıya müdahale etmiyoruz, yargıya görevini hatırlatıyoruz. İşte 17-25 aralık’ta biz dik durmasaydık, ortada yargı diye bir şey kalmayacaktı.“O PENSİLVANYA’DAKİ (PINARHİSAR) YATIŞIMIN NEDENİ BENİM ASİLLİĞİMİN İFADESİDİR”SELAM örgütü diye bir örgüt uydurdular. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi toplamış olacaklardı. Hazırladıkları fezlekeyle, sizler burada, kendilerine tabii olmayan kim varsa alıp götüreceklerdi. Şimdi CHP MHP bu Pensilvanya çetesinin arkasında duruyor.Ne diyor Bahçeli biliyor musunuz? Pınarhisar’da yattığın günleri arayacaksın diyor. Ey Bahçeli, o Pensilvanya’daki (Pınarhisar yerine yanlışlıkla Pensilvanya dedi) yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir. Sen bir defa kendine bak. Pınarhisar günleri, senin düşündüğün ya da düşlediğin günler değil zaten. Eğer bizim için o tür günler yine gelecekse, biz öper başımıza koyarız. Bundan herhangi bir sıkıntımız yok. Yeri geldiği zaman Ziya Gökalp dersin…“Minareler süngü, kubbeler miğfer, Camiler kışlamız, müminler asker” Cümlelerinden rahatsız oluyorsan bu millet seni gerekli olan yere zaten mahkum edecek.“SON KULLANMA TARİHLERİ GEÇİNCE ONLARI DA SIRTLARINDAN HANÇERLEYECEKLER”CHP MHP Pensilvanya’nın arkasında duruyorlar. Son kullanma tarihleri geçince onları da sırtlarından hançerleyecekler. Kılıçdaroğlu mu dik duracak, Devlet Bahçeli mi dik duracaklar? Şimdi ki genel müdüre kurmayacaklarını mı zannediyorsunuz? Anayasa oylamasında parlamentoda bize bu haber geldiğinde, Baykal’la ilgili onu hemen yarım saat içerisinde yayından kaldıran benim. Fakat Kılıçdaroğlu hala bunu farklı şekilde yorumlama yollarına gidiyor.“BİZ CHP İÇİN DE MHP İÇİN DE DİK DURDUK, DİK DURACAĞIZ”Çünkü kendisi o kasetle geldi. MHP’li vekillere kurduklarının aynısını Devlet Bahçeli’ye kurmayacaklar mı? Onu da yayından süratle kaldırtan biz olduk. Bu Pensilvanya çetesi var olduğu sürece o kayıtları da muhafaza edecek. Gün gelecek CHP’yi MHP’yi yeniden dizayn etmek bunlar için önemli, o kayıtlar da ortaya çıkacak. Biz CHP için de MHP için de dik durduk, dik duracağız. Bu çetenin siyaseti yargıyı yasamayı dizayn etmesine asla müsaade etmeyeceğiz. CHP ve MHP bu çeteyi korusa da biz bu çetenin inlerine gireceğiz. Zaten girdik, giriyoruz.Cumhurbaşkanlığı seçimlerine artık 47 gün kaldı. Adaylık başvurusu için de 10 günlük süre var. Son değerlendirmeleri yapacak, adayımızı 1 Temmuz Salı günü açıklayacağız. Hemen ardından yollara revan olacak. Milletimizden adayımızdan yetki isteyeceğiz.Kendileri aday olamadılar. Siyasetin güç kazanmasını istemediler. Hatta şu ifadeleri de kullandılar 'Biz cumhurbaşkanlığı makamının siyasetçi olmasını da istemiyoruz'Yani siyasetçi olmasını istemeyecekseniz de apoletli olmasını mı isteyeceksiniz? adayımız kim olursa olsun, AK Parti'nin istikametinde, heyecanında, gücünde hiçbir değişiklik olmayacak. Bu konuda yapılan tartışmaları hem gereksiz hem de art niyetli tartışmalar olarak görüyorum. Önemli olan AK Parti'yi kimin yönettiği değil AK Parti'nin ne olduğudur. Şunu unutmayın.Baki olan davalar, fanilerden öte hizmetkarlarıyla yürür. Önemli olan şahıslar isimler değil muhtevadır. Allah’a çok şükür mayası sağlam, ilkeleri politikaları sağlam bir partimiz var. AK Parti şahıslara göre istikameti değişen değil, şahıslara istikamet belirleyen bir partidir.AK Parti başta parlamento grubu olmak üzere kulislerin bir partisi olmamalıdır olamaz. Şunu da açıkça söylüyorum. Ganimet paylaşımı peşinde olmayı arzu etmek bizim şiarımız değildir. Bizim hedefimizde sadece cumhurbaşkanlığı seçimi vardır. 2015’ten sonrası nasıl gidecek, bunları konuşmanın yanlış bir yaklaşım türü olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bırakın küçük hesapların peşinden başkaları koşsun. Küçük hesapların peşinden muhalefet koşsun. Biz büyük bir dava çınarının kollarıyız, büyük hedeflerin peşinden koşacağız. Küçük hesapların peşinden küçük insanlar koşar.Diyarbakır’da evlatları için yüreklerini ortaya koyan ağlayan anneleri burada görüşeceğiz. Neler yaptık, neler yapabileceğimizin değerlendirmeleri yapacağız. Bizler bu anneleri yalnız bırakmamak için bütün imkanlarımızla seferber olmuş durumundayız. Başta HDP olmak üzere burada yapmaları gereken görevler var. gittik dağdan şunları aldık getirdik diyeceksin, öbür tarafta sessiz kalacağız, belediyenin önünden kalkıp gitmesi için her şeyi yapacaksın. Hani siz özgürlük barış diyordunuz? Galatasaray annelerine gösterdiğiniz ilgiyi alakayı Diyarbakır’daki annelere niye göstermiyorsunuz?haberler.com
Sevimli Köpekten Emekleme Dersi
ABD'de Jack Russell Terrier cinsi Buddy adlı köpeğin, sahibinin 7 aylık minik kızına nasıl emeklemesi gerektiğini gösterdiği o anlar, saniye saniye görüntülendi ABD'nin Atlanta kentinde Jack Russell Terrier cinsi Buddy adlı köpeğin, sahibinin 7 aylık minik kızına nasıl emeklemesi gerektiğini gösterdiği o anların görüntüleri, internette büyük ilgi gördü. Video paylaşım sitesi Youtube'de yayınlanan bir video, 'köpek, insanın en iyi dostudur' sözünü hatırlattı.
Yunan Lokantasında Aniden Çıkan Kavga
Avustralya'nın Melbourne kentindeki bir Yunan restoranında mekan çalışanlarıyla iki müşteri arasında çıkan kavgada, sandalye ve masalar havada uçuştu.Melbourne'deki bir Yunan restoranına giden iki turist arkadaş ile mekan sahipleri arasında tartışma yaşandı. Tartışma sırasında müşterilerden biri, yanından geçtiği çalışanlardan birinin yüzüne doğru tokat savurunca ortalık fena karıştı.
Reklam