Almanya'dan Peşmerge'ye IŞİD İçin Destek
Almanya, IŞİD'e karşı savaşta kullanmak üzere Peşmerge güçlerine silah sevkiyatı kararı aldı. Almanya yapacağı silah yardımı ile 4 bin Peşmergeyi donatacak. İngiltere de Peşmerge'ye 9 ton cephane ulaştırdıDışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Savunma Bakanı Ursula von der Leyen tarafından Berlin'de açıklanan karara göre, Almanya, Iraklı Kürtlere Milan Tanksavar füzeleri ile makineli tüfek gönderecek. Buna göre Peşmergeye 30 Milan tipi tanksavar, 500 tanksavar füzesi, 10 bin el bombası, 8 bin G3 ve G36 tipi silah gönderilecek. Bunların mühimmatla birlikte anti- tank silahları ve araçlar da gönderilecek askeri yardım malzemeleri arasında bulunuyor. Almanya ayrıca insani yardım çerçevesinde 50 milyon Euro da para yardımı yapacak. Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, IŞİD'i durdurmak ve acı çekenlere yardımcı olmak amacıyla insani sorumluluk ve güvenlik çıkarları gereği silah sevkıyatı kararı alındığı belirtildi. Silah sevkiyatı kararı Angela Merkel başkanlığında Dışişleri, Savunma ve Ekonomi Bakanlarının katılımıyla alındı. Merkel, pazartesi günü özel oturumda Federal Parlamento'da silah sevkiyatı hakkında milletvekillerine bilgi verme amaçlı bir konuşma yapacak.İngiltere Peşmerge'ye 9 ton cephane ulaştırdıİngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (RAF) Amerli’nin kurtarılmasının ardından Kuzey Irak’ta IŞİD’e karşı savaşan Kürt Peşmergelere 9 ton cephane yardımı ulaştırdığını açıkladı ancak yardımın hangi ülke tarafından yapıldığı belirtilmedi. BBC konuyla ilgili haberinde başka bir ülke tarafından sağlanan ve İngiliz ordusu tarafından sadece nakliyesi yapılan mühimmatın büyük bir kısmının hafif silah olduğunu belirtti. RAF’ın ayrıca Peşmergelere İngiltere’den gelen, kask ve uyku tulumu gibi 'silah dışı askeri yardım paketleri' ulaştırdığı da belirtildi.BAŞBAKAN SÖYLEMİŞTİİngiltere Başbakanı David Cameron iki hafta önce İngiltere’nin IŞİD’e karşı yürütülen operasyonda oynayacağı rolleri açıklarken “RAF uçaklarının Kuzey Irak’taki Peşmergelere, doğu Avrupa ülkelerinden gelen Sovyetler Birliği’nden kalma cephaneleri ulaştıracağını” söylemişti. Londra Downing Street’deki başbakanlık konutundan BBC’ye konuşan Cameron “Biz Kürtleri destekliyoruz ve Kürtleri desteklemeye devam etmemiz gerektiğini de biliyoruz. İngiltere onlara cephane ulaştırılmasında bir rol oynayacak. Onlar şimdiye dek kullandıklarına benzer silah ve mermiler istiyorlar. Bu cephane onlara ulaştırılıyor ve İngiltere bu süreçte bir rol oynuyor” demişti.Avrupa Gazete
Urla'da 4 Bin Yıllık Batık Heyecanı
İzmir'in Urla ilçesinde Akdeniz'in en eski batıklarından biri olduğu değerlendirilen 4 bin yıllık batıkta ön çalışma devam ediyor.İzmir'in Urla ilçesinde gerçekleştirilen su altı kazılarında çeşitli dönemlerine ait çok sayıda batık saptandı. 4 bin yıllık olduğu tahmin edilen ve ön çalışması yapılan bir batığın, Akdeniz'de saptanmış en eski batıklardan biri olabileceği bildirildi.Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (ANKÜSAM) Urla İskele'deki kampüsünde yoğun bir kazı sezonu yaşanıyor. Türkiye'nin su altında devam eden ender kazı alanlarından olan bölgede kara kazılarından daha fazla miktarda bulgu ve eser su üstüne çıkarılarak müzelerin yolunu tutuyor.Antik Klozemenai kentinin deniz altında kalan bölümü olan Limantepe Kazıları'na başkanlık eden Prof. Dr. Hayat Erkanal, M.Ö. 7'nci yüzyıldan kalma limanın tabanını açığa çıkarmak üzere çalışmaların devam ettiğini ifade etti.ANKÜSAM'ın yöneticiliğini de yürüten Prof. Dr. Erkanal, çok geniş bir alana kurulu olduğu tespit edilen kente ilişkin kazı çalışmasının yanında bölgenin deniz haritasının çıkarılması için çalışma yaptıklarını, dünya denizcilik tarihi açısından çok önemli bulgulara sahip bölgenin bir deneysel arkeoloji merkezi olması için de proje yürüttüklerini anlattı.Tarihi MÖ 6500 yıllarına dayanan kentin 8'inci yüzyılda yaşanan bir depremle su altında kaldığını aktaran Erkanal, kuruluşundan bu yana bir liman kenti olan Klozemenai'nin çeşitli dönemlere ait çok sayıda batığa ev sahipliği yaptığına dikkati çekti.Limantepe'de 17. yüzyıl Osmanlı teknelerinin yanında MÖ 2 binli yıllara ait teknelerin de saptandığını anlatan Erkanal, bulunan bir batığın ise 4 bin yıllık olduğunun tahmin edildiğini kaydetti.Batığın içinde bulunan malzemelerde bakarak tahminleme yaptıklarını, hangi döneme ait olduğu ve özelliklerinin belirlenmesi konusundaki çalışmanın devam ettiğini vurgulayan Erkanal, 'Batığın 4 bin yıllık olduğunun kesinleşmesi halinde arkeoloji açısından önemli bir bulguya da ulaşmış olacağız. Kaş açıklarından çıkarılarak Bodrum'da sergilenen Uluburun, 3 bin 500 yıllık. Mısır'da bulunan ve Uluburun'dan 150 yıl daha eski olduğu ifade edilen kadın firavun Hatşepsut dönemine ait bir batık daha var. Bulduğumuz batık üzerindeki çalışmalar, tahminlerimizi kesinleştirirse bu batıklardan daha önceki yıllara ait, Akdeniz'in en eski batığına ulaşmış olacağız' diye konuştu.'Batıkları çıkaracağız'Deniz altında çıkarılan batıkların tuzdan ayrıştırılmadığı taktirde parçalandığını, bu nedenle özel laboratuvar işlemlerinin yapılmasının gerektiğine değinen Erkanal, ANKÜSEM bünyesinde Urla'da açılan Mustafa Vehbi Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma Merkezi ve Arkeoparkı'nda daha geniş restorasyon ve konservasyon laboratuvarlarlarına sahip olduklarını bildirdi.Batıkların çıkarılması noktasında çalışma yapabilecek duruma geldiklerini aktaran Erkanal, sözlerini şöyle sürdürdü:'Batıkların çıkarılması konusunda önceliğimiz Türk tarihinde önemli bir eksiklik olan bir Osmanlı gemisinin çıkarılarak sergilenmesi olacak. Bir dönem Akdeniz'e hükmetmiş bir deniz gücünü göstereceğimiz tek bir örneğin olmaması büyük eksiklik. Limantepe'de saptadığımız birkaç Osmanlı dönemi batığı var. Örneğin hemen limana dayalı durumda olan bir Osmanlı savaş teknesi var. Henüz hangi batığın çıkarılacağı belli değil. Bir batığın çıkarılması 7-8 yılı alan bir süreç. Önümüzdeki yıl muhtemelen böyle bir çalışmaya başlamış olacağız.'AA
Ressam Tiraje Dikmen Hayata Veda Etti
Ressam Tiraje Dikmen 89 yaşında hayata veda etti.Dikmen’in cenazesi 3 Eylül Çarşamba günü Büyükada Hamidiye Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Tepeköy Mezarlığı’nda defnedilecek.Yakınları, cenazeye çelenk göndermek yerine, arzu edenlerin Türk Eğitim Vakfı ya da Sokak Hayvanları Koruma Derneklerine bağışta bulunulmasını istedi.Tiraje Dikmen 1925’te doğdu.1943-48 arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’de Prof. Kessler yönetiminde “İstanbul’da Kadın İşçilerin Çalışma Koşulları” konulu doktora tezini hazırlarken, aynı zamanda İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Léopold Lévy ile resim çalışmaya başladı.1949 yılında Fransa’dan aldığı burs ile Paris’e hukuk doktorası yapmaya gitti. Ama bir taraftan Louvre Müzesi’nde ve Güncel Sanatlar ve Gelenekler Müzesi’nde sanat tarihi ve müzeoloji stajları yapıyordu.Dikmen bu dönemde Paris’te ön plana çıkan tarzda soyut resimle ilgilenmedi, figür olgusunu irdeleyen bir çizgide araştırmalarını sürdürdü.İlk kişisel sergisini 1956 yılında, Ernst, Miro ve Arp’ın eserlerini düzenli olarak sergileyen Galerie Edouard Loeb’da açtı ve sadece desenlerini sergiledi. Desenleri, hareket halindeki çizgilere indirgenmiş dinamik figürleri yorumlayan semi-figüratif bir karaktere sahipti.1955-60 yılları arasında yağlıboya resimlere geçti ve “renk olgusu” üzerine yoğunlaştı. 1960’da, yine Galerie Edouard Loeb’da ikinci kişisel sergisini açan sanatçı, bu kez sadece yağlıboya çalışmalarını sergileyerek, geliştirmiş olduğu kendi resim tarzının ilk olgun örneklerini ortaya koydu1964’te davet edildiği ve bugün gerçeküstücülük tarihinin en önemli sergilerinden biri sayılan “Gerçeküstücülüğün Kökenleri, Tarihi ve İlişkileri” sergisinin kataloğunda kendisinden “genç imgesel resmin en güçlü figürlerinden biri” olarak söz edildi.1960-1970 yıllarında figürden tamamen kopmadan, figürün etrafındaki alanı soyutlamaya yönelmesi, çalışmalarına farklı bir karakter kazandırdı.Mayıs 1968 olayları başladığında Paris’te bulunan Dikmen, öğrenci hareketini, protestoları yakından takip etti. Bu döneme dair izlenimlerini Mai 1968 isimli dizisinde yorumlayan sanatçı, geliştirmiş olduğu soyut yaklaşıma rağmen, özgürlük arayışındaki insanları çalışmalarına konu etti. 1970 yılında, Galeri 1’de, İstanbul’daki ilk kişisel sergisinde Paris’ten getirmiş olduğu bu çalışmaları paylaştı.1980’lerde Büyükada’ya yerleşti. 1990’dan itibaren de çalışmalarında göç temasını ele almaya başladı.Tiraje Dikmen, Ali Artun’un deyişiyle “yapıtlarıyla Batı sanat ortamlarında gerçekten dikkati çekmiş ama bunu olabildiğince az söylemiş bir ressam. Ortalarda pek görünmeyen, orada burada sık sık söyleşileri yayınlanmayan, sessiz ve derinlerde çalışan, durmadan çalışan, ‘has’ bir sanatçı.” (ÇT)
Soma'dan Yine Acı Haber Geldi
MANİSA'nın Soma İlçesi'ndeki bir kömür ocağında, sırtına kömür parçası düşen 36 yaşındaki maden işçisi Metin Keskin yaşamını yitirdi. Soma’da 13 Mayıs’ta meydana gelen ve 310 kişinin yaşamını yitirdiği faciasının ardından meydana gelen bu ölüm, maden ocaklarındaki işçi güvenliği konusunu bir kez daha gündeme getirdi.İmbat Madencilik'e ait kömür ocağında çalışan evli 3 çocuk babası Metin Keskin'in sırtına bugün saat 08.30 sıralarında, büyükçe bir kömür parçası düştü. Sırtına çarpan kömür parçasının etkisiyle göğsünü önündeki direğe çarpan ve direkteki pim göğsüne saplanan Keskin ağır yaralandı. Arkadaşları tarafından madenden çıkartılan Keskin, ambulansla Soma Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken yolda öldü.'HÜKÜMET MADENDE İŞ GÜVENLİĞİ İÇİN KILINI KIPIRDATMIYOR'CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, hükümetin madenlerde iş güvenliği için kılını kıpırdatmadığını öne sürerek şunları söyledi:'Ağlayan anayı parayla, hak arayan madenciyi tomayla susturmaya çalışanlar madendeki iş güvenliği için kılını kıpırdatmıyor, ölümler sürüyor. 13 Mayıs'tan bu yana madenlerde iş güvenliğini artıracak bir arpa boyu karar meclisten çıkmadı. Oysa ki bakanın en güvenli dediği Soma A.Ş.'de 301 madencimizi yaşamını yitirdi. İktidar partisi, patronların maliyetini arttırmamak için hiçbir şey yapmıyor. Türkiye'de işçi sağlığı patronun kazancının yanında maalesef ilgi görmüyor. Maden en riskli iş grubu, güvenlik için ne gerekiyorsa yapılmalı.'Serkan ÖZDEMİR- Mehmed Hakkı ÖZBAYIR/SOMA (Manisa), (DHA)
Samsung Galaxy Note 4'ün Fiyatı Belli Oldu
Media Markt, Best Buy’dan sonra dünyanın en büyük ikinci elektronik perakendecisi ve Avrupa'da bir numara. Online satış mağazası Samsung’un dördüncü nesil phablet telefonu Galaxy Note 4’ün Rusya fiyatını açıkladı. Yeni akıllı telefon selefi gibi yüksek bir fiyat ile piyasalara girecek.Media Markt Rusya'nın üst düzey tedarik yönetici Mirsamed Seidov, Samsung Galaxy Note 4'ün, Rusya’da 34,490 ruble yani 940 dolar fiyat etiketine sahip olacağını açıkladı. Bunu Türk Lirasına çevirdiğimiz zaman 2040.00 TL civarı bir rakam karşımıza çıkıyor. Elektronik fiyatları Avrupa'da ve özellikle Moskova'da pahalı, tipik olarak % 20-30 daha yüksek olduğu göz önüne alındığında, Note 4’ün normal fiyatının yaklaşık 750 dolar civarında olması bekleniyor. Bu fiyat Galaxy S5’in açılış fiyatından da 100 dolar daha fazla.Galaxy Note 4'ün özellikleri aşağıdaki gibi*5.7-inç büyüklüğünde Quad HD çözünürlüklü Super AMOLED ekran (çözünürlük seviyesi kesinleşti)*3G sürümde sekiz çekirdekli Exynos 5433 işlemci (64-bit destekli)*LTE sürümde ise 2.5GHz'de çalışan dört çekirdekli Snapdragon 805 işlemci*3GB RAM, 32GB depolama, 128GB'ye kadar hafıza kart desteği,*Optik Görüntü Sabitleme teknolojisine sahip 16MP çözünürlüklü arka kamera*En az 3.200mAh kapasiteli pil*Gelişmiş S-Pen özellikler*Android 4.4. KitKat işletim sistemi, en güncel TouchWiz kullanıcı arayüzü*Parmak izi sensörü*Ultraviyole sensör ve retina tarayıcısıteknolojioku
Sarıgül Kimi Desteklediğini Açıkladı
Mustafa Sarıgül, kurultay öncesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na destek açıklaması yaptı.Sarıgül yaptığı yazılı açıklamada, 'Partimizde aktif bir görev beklentisi içinde olmadan Sayın Kılıçdaroğlu'na destek vereceğim' dedi.Sarıgül'ün yazılı açıklaması şöyle:'Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, son gelişmelerden sonra büyük bir sorumluluk örneği gösterdi; Özeleştiri yapmak, değerlendirmek ve yenilenmek için olağanüstü kurultaya gidiyoruz.Bu çerçevede benimle ilgili çıkan çeşitli haberlere, yorumlara açıklık getirmek ve kendi duruşumla ilgili olarak üç konuyu CHP'liler ve kamuoyu ile paylaşmak isterim:1-CHP olarak 2015 seçimlerine Sayın Kılıçdaroğlu liderliğinde hazırlanmalıyız.2-Kurultay sürecinde, Sayın Kılıçdaroğlu'na tam desteğimi vereceğim.3-Kurultay sonrası da, CHP'ye enerjimi, siyasi tecrübemi arkadaşlarımla beraber sunacağım.Çok özel bir dönemden geçen ülkemizin mutlu yarınları için hiçbirimizin kişisel makam, konum, sıfat talepleri olamaz. Partimizde aktif bir görev beklentisi içinde olmadan Sayın Kılıçdaroğlu'na destek vereceğim.Gün; kişisel makam, konum, sıfat hesabının yapılacağı gün değildir.Gün; çocuklarımızın güvenle yaşayacağı demokratik bir Türkiye için büyük bir seçim hazırlığına başlamamız gereken gündür'DHA
Reklam
Beşiktaş'tan 52.3 Milyon Euroluk İmza
Gaziantepspor'dan Cenk Tosun, Chelsea'den Demba Ba, Rubin Kazan'dan Gökhan Töre, Corinthias'tan Ramon Motta ve Metalist Kharkiv'den Jose Sosa'yı renklerine bağlayan Beşiktaş 13 futbolcu ile de yollarını ayırdı.Sezonun bitmesi ile birlikte Manuel Fernandes, Hugo Almeida, Julien Escude, Jermaine Jones, Dany Nounkenu ile kontrat yenilemeyen siyah beyazlılar 7 futbolcusunu kiralık olarak gönderip bir futbolcunun da sözleşmesini feshetti. Kiralık giden isimler Muhammed Demirci, Günay Güvenç, Ömer Şişmanoğlu, Filip Holosko, İbrahim Toraman, Sezer Öztürk ve Gökhan Süzen olurken, Michael Eneramo'nun sözleşmesi karşılıklı olarak feshedildi.5 FUTBOLCUYA 15 MİLYON EURO BONSERVİS VE BİR YIL İÇİN 9 MİLYON EURO GARANTİ ÜCRETGaziantepspor'lu Cenk Tosun ile devre arasında anlaşan ve bu futbolcuya bonservis ödemeyen siyah beyazlılar diğer 4 futbolcu için toplamda 15 milyon Euro bonservis bedeli ödeyecek. (Eğer Jose Sosa için 2 milyon Euro satın alma bedelinden vazgeçilirse bu rakam 13 milyon Euro'ya düşecek)Transfer edilen 5 futbolcu ile 2 ila 5 yıl arasında değişen sözleşmeler imzalayan Beşiktaş yönetimi futbolculara garanti ücret olarak toplamda 37.3 milyon Euro ödeyecek. Siyah beyazlıların beş futbolcu için sadece bu sezon kasasından çıkacak garanti yıllık ücret ise maç başılar hariç 9 milyon Euro.(Futbolculara ödenen maç başı ücretler 10 bin Euro olarak belirlendi.)İşte Beşiktaş'ın transfer döneminde attırdığı imzalar ve maliyetleriCenk Tosun 2014-2015 sezonu için 1.7 milyon2015-2016 sezonu için 1.45 milyon2016-2017 sezonu için 1.5 milyon2017-2018 sezonu için 1.6 milyon2018-2019 sezonu için 1.7 milyon Euro garanti ücret5 yıl için toplam maliyet 7.95 milyon EuroDemba Ba Bonservis 6 milyon Euro2014-2015 sezonu için 2.5 milyon2015-2016 sezonu için 2.5 milyon2016-2017 sezonu için 2.5 milyon2017-2018 sezonu için 2.5 milyon Euro garanti ücret + yıllık 700.00 bin Euro bonus4 yıl için toplam maliyet 18.8 milyon EuroRamon Motta Bonservis 1.1 Milyon Euro2014-2015 sezonu için 1.2 milyon2015-2016 sezonu için 1.1 milyon Euro garanti ücret2 yıl için toplam maliyet 3.4 milyon EuroGökhan Töre Bonservis 4.5. milyon Euro2014-2015 sezonu için 1.4 milyon2015-2016 sezonu için 1.5 milyon2016-2017 sezonu için 1.6 milyon2017-2018 sezonu için 1.7 milyon2018-2019 sezonu için 1.8 milyon Euro garanti ücret5 yıl için toplam maliyet 12.5 milyon Euro2014-2015 sezonu için 1.5 milyon2015-2016 sezonu için 1.55 milyon2016-2017 sezonu için 1.6 milyon2017-2018 sezonu için 1.65 milyon Euro garanti ücret4 yıl için toplam maliyeti 9.7 milyon EuroSiyah beyazlı kulüp bu transfer sezonunda maç başı ücretler hariç bonservis ve garanti ücretler ile birlikte toplamda 52.3 milyon Euro'luk sözleşmeye imza atarak transfer dönemini kapatmış oldu.skorer
Maç Sırasında Sulama Sistemi Devreye Girerse
Panathinaikos ile Panionios arasında oynanan Yunanistan Ligi maçının 71. dakikasında sahadaki sulama sistemi devreye girdi, hakem maçı durdurdu.Panathinaikos'un son dakika golüyle 2-1 kazandığı maçın 71. dakikasında oyun devam ederken sulama sistemi devreye girdi ve sahanın dört bir yanında fışkiyeler çalışmaya başladı.Oyuncuların durumu şaşkın bakışlarla izlerken ardından bu problem çözüldü ve maça devam edildi.
Reklam
Belediye Otobüsünde Dehşet
İstanbul’da, başkasına ait indirimli kartla belediye otobüsüne binmek isteyen şahsın kartına sürücü tarafından el konuldu. Kartının alınmasına sinirlenen şahıs, sürücüyü yumrukladı. Hızını alamayıp cebindeki bıçağı çıkaran şahsa diğer yolcular engel oldu. Otobüs şoförünün hastanelik olduğu olay, güvenlik kamerasına yansıdı.
Reklam
Aziz Yıldırım'dan İsmail Kartal'a İlk Veto
Son güncelleme 3 saat önce - Güncellendi 02/09/2014 tarihinde 08:12'deEurosport Türkiye tarafından - 3 saat önceFenerbahçe’nin hocası İsmail Kartal, yerli bir forvetin takıma katılmasını istedi ancak hedefine ulaşamadı.Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal’ın transfer talebi, Başkan Aziz Yıldırım tarafından veto edildi.Süper Lig’in en iyi kadrolarından birine sahip olan sarı-lacivertlilerin hocası Kartal, yerli bir takviye yapılması isteğinde bulundu. Bu durumu Başkan Yıldırım ile paylaşan deneyimli teknik adamın talebi kabul edilmedi. Aziz Yıldırım’ın kadroyu yeterli görmesi ve yönetimin haftalar öncesinde transferi kapatma kararı alması nedeniyle İsmail Kartal’ın isteği gerçekleşmedi.Özellikle yerli forvet konusunda bir alternatif oluşturmak isteyen İsmail Kartal’ın konuyla ilgili çalışmaları vardı. Ancak Başkan ve yönetim bu konuyla ilgili olumsuz bir görüş bildirince bu girişim sonuçsuz kaldı.Yönetim kararıBaşta Başkan Aziz Yıldırım olarak yönetim kurulu üyeleri de kadronun şampiyonluk için yeterli olduğu görüşünü dile getirdi. Bu sezon lig ve kupada yoluna devam edecek sarı-lacivertliler geçen yılki şampiyon kadroya Diego gibi önemli bir ismi dahil etmeyi başarmıştı.‘Hiç şüphe duymadım’Fenerbahçe’nin hocası İsmail Kartal, Karabükspor karşısında galibiyete son bölümlerde ulaşmalarına rağmen 3 puandan şüphe etmediğini söyledi. Sarı-lacivertli hoca, “Ben takımıma güveniyorum. Maç berabere biter diye hiçbir zaman şüphe duymadım. İlk maçımızı kazanmamız gerekiyordu. Çünkü şampiyonluk yolundaki rakiplerimiz galip gelmişti. Trabzonspor deplasmanı öncesi 3 puan almak önemliydi” diye konuştu.Skorer
Bursa'da İnanılmaz Olay! Başı Dönünce...
Bursa'da başı dönüp tren raylarına düşen bir şahıs, tramvay sürücüsünün inanılmaz refleksiyle son anda ölümden kurtuldu.Alınan bilgiye göre, olay merkez Osmangazi ilçesi Gökdere metro istasyonunda öğle saatlerinde meydana geldi. 50-55 yaşlarında henüz kimliği belirlenemeyen bir kişi, Gökdere metro istasyonunda tramvay gelirken başı dönüp raylara düştü. 12 yıllık tren sürücüsü Atilla Poyraz ise şahsı fark ederek acil frenine bastı. Yaklaşık 50 kilometre hızla seyreden ve istasyona yaklaşan tramvay raylardaki adamın ayaklarının yanı başında durdu.Görevliler hemen inerek raylardaki kişiyi kontrol etti. Fenalık geçirdiği görülen şahıs hemen raylardan kaldırılarak olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırdı. Şahsın herhangi bir yara almadan olayı atlattığı öğrenilirken, Bursa Büyükşehir Belediyesi Burulaş Genel Müdürü Levent Fidansoy, sürücü Atilla Poyraz'ı dikkatinden dolayı tebrik etti.Olay herhangi bir adli vaka olmadığı için polis de tutanak tanzim etmedi. Şahıs ise daha sonra evine gönderildi.Milliyet
Reklam
Hıncal Uluç'tan Olay Transfer Yorumu: Kakaladılar
Sabah gazetesinin usta yazarlarından Hıncal Uluç, Galatasaray'ın yeni transferlerini değerlendirirken sert bir dil kullandı.İşte Uluç'un yazısından dikkat çeken kısımlar:'Tarık Çamdal iyi bir transfer. Galatasaray'da uzun süre oynayacak bir isim. En önemli tarafı da Türk pasaportunun olması. Bu yabancı kısıtlamaları Türk oyuncularının maddi-manevi değerini çok arttırdı. Ama Napoli'den alınanlar hakkındaki istihbaratım...Biz nasıl Galatasaray olarak bir takım adamları mesela Dany ve Amrabat'ı, işte Fenerbahçe Yobo ve Baroni'yi falan birilerine itelemeye çalışıyorsak bu ikisini de Napoli aynen Galatasaray'a itelemiş. Yani İtalyan futbolunu yakından takip eden, izleyen arkadaşlarım var. Geçen akşam tesadüf bendeydiler, onlarla konuştum. Kullandıkları kelime, 'Napoli bize kakaladı. Roma'ya kakalamaya çalıştı. Roma yemedi ama Galatasaray yedi' dediler. Yani vakti zamanında bir şeyler oynamış olabilirler ama geçen sene bir şey oynamamışlar.Prandelli ile bu iş olmaz. Yani adamın kafası G.Saray'a uygun değil. Ne yaptığı belli değil! Akla hayale gelmez birtakım düşünceler içinde. Yani lige en kötü başlayan takım Bursaspor, Gürcistan gibi dünya futbolunda adı geçmeyen bir ülke takımı Chikhura Sachkhere'ye ön elemede elendiler. İki maç toplam 210 dakika oynandı ve onlara gol atamayan Bursaspor, G.Saray'a beş tane atardı. Yani bırakın Muslera'nın hayatının maçlarından birini daha oynamasını, adamların Muslera'ya rağmen de atabilecekleri, kullanamadıkları pozisyonlar var. Buna karşılık G.Saray'ın oynadığı oyun futbola çok uzak...Ne yapmak istediği belli olmayan bir Prandelli var.Adam hala göremiyor ki Burak tek santrfor olarak oynayamaz. Verimi yüzde 10'a düşer. Burak çift santrfor oynayan, ikinci santrfor ile oynayan ikinci santrforla çapraz koşu yapan, rakip defansta boşluk arayan, bulan, yaratan birisi. Şimdi Umut Bulut'u kenarda oturtup da Burak'ı tek başına ileri koyarsan facia olur. Kanatları öldürmüş, kanat akını yok. Kanat adamı kullanmıyor. Amrabat'ı gönderiyor, Olcan'ı kenarda oturtuyor. Yani Prandelli'nin ne düşündüğü hakkında fikir sahibi dahi olamıyorum.G.Saray'ın işi çok zor. Allah taraftarlara sabır versin.'skorer
iPhone 6 Kredi Kartı Yerine Kullanılacak
Bilindiği üzere Apple mobil cihazlarında şimdiye kadar NFC özelliğini bir türlü eklememişti. Bu konudaki istekler ve şikayetlerden sonra görünüşe göre Apple , iPhone 6'yı NFC özelliğiyle birlikte satışa çıkaracak. Bunun yanında geçtiğimiz günlerde, Apple'ın iPhone 6'daki NFC ile birlikte yeni bir mobil ödeme sistemi üzerinde çalıştığı iddia edilmişti .Şimdi ise bu iddialara dair detaylar geldi. Bloomberg'in yapmış olduğu habere göre, Apple bu projeyi hayata geçirebilmek için kredi kartı şirketleriyle anlaşmak üzere. Bu şirketler arasında American Express, Visa ve MasterCard gibi büyük şirketler de bulunuyor.Görünüşe göre Apple , Touch ID ve NFC ile birlikte kullanıcılarına güvenli ve kolay bir mobil ödeme hizmeti sunacak.Diğer taraftan Apple cephesinden bu konuda herhangi bir açıklama gelmedi. Ancak muhtemelen Apple bu yeni hizmetini büyük etkinlikte duyuracaktır.teknokulis
Reklam
Operasyondan 'Şikayetçi Erdoğan' Çıktı
Yolsuzluk operasyonu değil darbe girişimidir diyerek 17-25 Aralık operasyonlarını yapan polislerden şikayetçi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan , CHP lideri Kemal Kılıçdaroğl u’ndan da 25 Aralık günü Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantısında bazı telefon görüşmeleri dinlettiği için şikayetçi oldu.Al Jazeera ’de yer alan habere göre dava dosyasına Erdoğan’ın, avukatı Ali Özkaya aracılığıyla sunduğu yedi sayfalık şikayet dilekçesinin de konulduğu öğrenildi.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 'paralel yapı' iddiaları hakkında yürüttüğü soruşturmanın dosyasına ulaştı. Dosyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şüpheli polisler ve CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkındaki şikayet dilekçesi de yer aldı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet teşkilatında Gülen Cemaati'ne yakın olduğu öne sürülen polislere yönelik bir süredir soruşturma yürütüyor.Dosyada müştekiler yani şikayetçiler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da var. Erdoğan hem şüpheli polisleri hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu şikayet etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 11 Şubat 2014 tarihinde TBMM Grup toplantısında 25 Aralık yolsuzluk soruşturması kapsamında elde edilen bazı telefon görüşmelerini dinletmişti. Bunun üzerine Erdoğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak ‘Kılıçdaroğlu ve soruşturmanın gizliliğini ihlal ederek dinleme kayıtlarını temin eden kamu görevlilerinden’ şikayetçi olmuştu.Şikayet dilekçesini inceleyen Ankara savcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.Yetkisizlik kararının yer aldığı dosyaya, Erdoğan’ın avukatı Ali Özkaya aracılığıyla sunduğu yedi sayfalık şikayet dilekçesi de konuldu.Şikayet dilekçesinin müşteki bölümünde Recep Tayyip Erdoğan, şüpheliler bölümünde Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanısıra, soruşturmanın gizliliğini ihlal eden kamu görevlileri de yer aldı.Erdoğan'ın şikayet dilekçesinde, Başbakan, bakan ve milletvekilleri hakkında soruşturmanın nasıl yürütüleceğinin yasalarda yer aldığı vurgulanırken, ‘Başbakan ve bakanlar kurulu üyeleri hakkında suç şüphesinin öğrenilmesinden itibaren iddianamenin kabulüne kadar geçen sürede Cumhuriyet Savcılarının hiçbir görev ve yetkisi yoktur. Savcılar yürüttükleri soruşturmalar sırasında, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasanın 100. Maddesi kapsamında Meclis soruşturmasına konu edilebilecek ‘suç işlendiğini tespit eden, ihbar alan, delillere ulaşan’ her kişi ve makam gecikmeksizin ve derhal TBMM’ye bilgi vermek zorundadır.” denildi.TBMM’ye bilgi verilmeden soruşturmaya devam etmenin suç olduğunun belirtildiği dilekçede, şu ifadeler yer aldı.“Dolaylı dinleme kararları alıp tesadüfen elde edilen delilere ulaşma çabalarının anayasal ilkelerin ve kuralların tamamını çiğneyen ve suç teşkil eden, elde edilen deliller itibariyle kanunsuz delil olan bilgi ve belge olacaktır. Bu itibarla Cumhuriyet Savcılarının, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında yaptıkları tüm delil toplama girişimleri suç teşkil edeceğinden haklarında şikayetçiyiz.”Erdoğan’ın şikayet dilekçesinde, ‘yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine yürütülen soruşturmaları’ darbe girişimi olarak nitelendirildi:'Yolsuzluk ve rüşvetle ilgili soruşturma iddiası altında, esasen Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkma ve yargı yoluyla darbe yapma girişim sonrası, soruşturmanın şüphelisi olan kişilerden gizli ancak soruşturmayı yürüten savcıları canhıraş savunan medya organlarına açık olduğu yayınlanan telefon kayıtları ve soruşturma evraklarıyla anlaşılan, basın yayın organlarında ve medyada daha soruşturmanın başladığı ilk dakikalardan itibaren birçok görüntü ve bilginin servis edildiği herkesin malumudur.”Bilgilerin sızdırıldığı soruşturmada gizlilik kararı bulunduğunun belirtildiği dilekçede, “Müvekkilim (Cumhurbaşkanı Erdoğan) ülkenin yürütme organı olan Bakanlar Kurulunun ve hükümetin Başbakanı olarak bu bilgilerin gizliliği nedeniyle resmi olarak bilgilere sahip değildir.” denildi.Cumhuriyet Savcılarının anayasayı ihlal ettiğinin vurgulandığı şikayet dilekçesinde, ‘Başbakan Erdoğan’ın sürekli görüştüğü kişilerin önemli bir kısmının telefonları dinlenilerek, aslında Erdoğan’ın dinlenildiği’ ifade edildi. Dilekçede, dinleme kayıtlarının kanuna aykırı elde edildiği, bunları imha edilmemesinin de suç olduğu belirtildi.Şikayet dilekçesinde, soruşturma ile ilgili bilgilerin medyaya servis edilerek 'algı operasyonu' oluşturmak istendiği savunuldu ve 'Hükümeti devirmek için plan yapanların elbette ki bu davranışlarının sonuçlarına katlanması gerekmektedir.” denildi.Dilekçede, soruşturmadaki görevlilerin gizli belgeleri Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği, Kılıçdaroğlu’nun da bu konuşmaları yayınladığı belirtildi. Kılıçdaroğlu’nun da 'Hırsız oğlunu arabayla götürüyor' diyerek hakaret ettiği ifade edildi.Erdoğan’ın dilekçesinde soruşturma belgelerinin yayınlanması ile adil yargılanmanın etkilendiği, tüm şüphelilerin halk nezdinde baştan mahkum edildiği ve masumiyet karinesinin çiğnendiği vurgulandı.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM Grup toplantısında dinlettiği telefon konuşmaları sonrasında Erdoğan, kayıtların ‘montaj’ olduğu yönünde açıklamalar yapmıştı.T24
TİB 3'e Bölünecek
Yasadışı dinlemeler gerekçe gösterilerek Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı önümüzdeki dönemde 3’e bölünecek..TİB’in bazı yetkileri MİT’e, bazıları Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne, bazıları da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na devredilecek. YASADIŞI dinlemeler ve casusluk girişimlerinin ardından iletişimin takibi konusunda faaliyet gösteren birimlere ilişkin yeniden yapılanma çalışmalarında sona gelindi. Dünya örnekleri de incelendikten sonra Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) 3’e bölünmesi, güvenlik ve denetim konusunda özel bir sistem kurulması benimsendi.HANGİ BİRİME HANGİ GÖREV?Telefon dinlemelerine ilişkin mahkeme kararlarının uygulanması, teknik altyapının kurulması ve işletilmesinden TİB’in bağlı olduğu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) sorumlu olacak. İnternet yayın içerikleri nedeniyle kişilik haklarının ve özel hayatın gizliğinin ihlal edilmesine ilişkin mahkemelerce verilen erişim engelleme kararlarının uygulanmasına Erişim Sağlayıcılar Birliği bakacak. Sistemin daha verimli çalışması ve daha sıkı denetlenmesinden MİT sorumlu olacak. Mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin sonuçlandırılması izlenecek.Ses dosyalarının nereye, kime verildiği takip edilecek. Yasalar çerçevesinde iletişimin izlenmesi ve takibiyle ilgili birimlerde ‘kripto’ kurallar geçerli olacak. Buralarda görev yapacak personel, aynen MİT’e personel alımında olduğu gibi sıkı güvenlik soruşturmasından geçirilecek. Mahkeme kararıyla elde edilen kayıtların soruşturma dışında başka amaçlarla kullanılması ve dışarı çıkarılması mümkün olmayacak.Sansürsüz Haber
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
AKP 2002’den beri iktidarda. Bu durum yakın bir zamanda değişeceğe benzemiyor. Değişmemesinde kendi çabalarının yanısıra muhalefetin de payı var. Özellikle CHP’yi kastediyorum. CHP, tarihinin hemen hemen hiçbir aşamasında “popüler” bir parti olmamıştır. Ecevit zamanında “sosyal- demokrat” değil, ama popülist bir parti oldu; “popüler”liği de yakalamış gibiydi o dönem. Sonra, adım adım, eskisine döndü. Bu, “geleneksel” diyebileceğimiz “antipatik” duruşuna, partinin şimdiki yönetici kadrolarının beceriksizliği de eklenince, daha sittin sene muhalefetten başka bir şey olacağı yok.MHP de parti olarak varacağı yere varmış durumda. Ayrıca, yeni politik çizgisiyle Erdoğan “Memlekete faşizm gerekirse onu da biz getiririz,” dediği için, MHP tarzı milliyetçiliğe öyle fazla bir ihtiyaç da kalmıyor.“Yeni Türkiye” kalıbını durmadan tekrarlayan AKP kendisi ne kadar “yeni”? Bence hiç öyle değil, ama muhalefetteki iki partiye bakınca, evet, onlara kıyasla “yeni”. Kazanmasının asıl nedeni de bu.Muhalefette bir parti daha var: yeni adıyla HDP. HDP’nin “yeni” olmasına imkân verecek potansiyelleri var; hattâ, bunların önü açılabilse, AKP’den çok daha “yeni” olmayı başarabilir.
Reklam