onedio
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
KAHRAMAN ŞÖVALYE JUSTIN Manuel Sicilia'nın yönettiği animasyon filmi 'Kahraman Şövalye'nin seslendirmelerini Freddie Highmore, Antonio Banderas, James Cosmo ile Charles Dance yaptı. Filmde bürokratların yönettiği ve şövalyelerin yasaklandığı bir krallıkta yaşayan Justin'in maceraları izlenebilecek.
Formayı Erken Çıkardığı İçin Diskalifiye Edildi!
2014 Avrupa Atletizm Şampiyonasında 3000 engelli finalinde altın madalya kazanmıştı ama son 150 metre formasını çıkarması nedeniyle hakemler tarafından diskalifiye edilen Fransız atlet ''Mahiedne Mekhissi''.
YSK Kesin Sonuçları Açıkladı
Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonuçlarını açıkladıYüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven , düzenlediği basın toplantısıyla Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin resmi sonuçlarını açıkladı. “ Recep Tayyip Erdoğan 12. cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir” diyen Güven “Kesin sonuçlar ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seçildiğine ilişkin mazbata, TBMM Başkanı Cemil Çiçek 'e takdim edildi' açıklamasında bulundu. YSK Başkanı, seçimin tamamlandığını, Anayasa uyarınca Erdoğan'ın tartışılan görev süresine ilişkin sorunun muhatabı olmadıklarını vurguladı. Bu yöndeki bir soruya Güven “Anayasa'nın 79. maddesi görevimizi düzenler. Bu görev seçim başlangıcından bitişine kadardır. Seçimin tamamlanmasından sonraki aşamada Anayasa YSK'ya ayrıca bir görev vermemiştir” yanıtı verdi.T24
The Economist: Erdoğan Zirvede
Haftalık The Economist dergisindeki Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi zaferini ele alan yazıda, Erdoğan'ın bugüne kadar sembolik olan Cumhurbaşkanlığı makamını etkin bir siyasi yapıya dönüştürmesinin 'endişe verici' olabileceği yorumu yapıldı. Erdoğan'ın padişah gibi gösterildiği bir fotoğrafla yayınlanan yazıda, 'Erdoğan kesinlikle seçim kazanmasını biliyor. Son seçimle birlikte Erdoğan 9'uncu seçiminden de zaferle çıkmayı başardı' deniyor. Seçimlerin büyük ölçüde adil geçtiği belirtilen yazıda 'Erdoğan'In demokratik meşruiyeti sorgulanamaz' deniyor. 11 yıllık Başbakanlık döneminde Erdoğan'ın Türkiye'yi hiç bir siyasi liderin yapamadığı kadar büyük bir dönüşümden geçirmeyi başardığı ifade edilen yazıda Erdoğan'In başarıları şöyle sıralanıyor: 'AKP'nin 2002'de iktidara gelmesinden bu yana yıllık ortalama yüzde 5 büyüme yakalandı. Enflasyon kontrol altına alındı. Asker daha güçlü bir sivil kontrolün altına sokuldu. Kürtlere daha önce hiçkimsenin vermediği kadar çok hak tanındı. 2005'te ise Erdoğan'dan önceki liderlerin sadece düşünü kurabileceği Avrupa Birliği (AB) adaylığı statüsü kazanıldı.'Eleştirilere sert yanıt' Ancak Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'ne çıkmasının tedirgin edici olduğu yorumu da yazıda yer alıyor. 'Asker, laik yapılanma ve siyasi muhalefet sindirilince Erdoğan giderek otoriterleşti. Geçtiğimiz yıl Türkler Gezi Parkı protestolarında sokağa çıkınca Erdoğan'ın yanıtı biber gazı ve polis oldu' denen yazıda, yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturmanın ortaya çıkmasının ardındansa yargı üzerindeki denetimin artırıldığı ifade ediliyor. Erdoğan'ın eleştirilere karşı tutumunun da ele alındığı yazı şöyle devam ediyor: 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak (bu gazetecilerin arasında uzun yıllardır The Economist'in temsilciliğini yapan bir isim de var) ve interneti sansürlemek oldu.' 'Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı daha da endişe verici hale getiren konu ise makamı etkin bir siyasi yapı haline getirmek istemesi' denen yazıda, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı Fransa'daki gibi bir yapıya büründürmek istediği ifade ediliyor. 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak ve interneti sansürlemek oldu.' Bu dönüşümün sağlanabilmesi için Anayasa değişikliğinin gerektiği de hatırlatılan yazıda, 'AKP tek başına bu değişikliği yapabilecek gibi gözükmüyor. Ancak Kürtlerle anlaşarak yeterli çoğunluğa ulaşabilirler' deniyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Erdoğan'ın güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı ofisinde Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'üncü yıldönümü ve sonrasında görevde kalmaya devam edebileceği de yazıda yapılan yorumlar arasında.'Güçlü lider için güçlü kurumlar gerekli' Ancak bölye bir sonucun çoğulcu demokrasiye inananlar için çok da iç açıcı olmayacağı ifade ediliyor ve yazı şöyle devam ediyor: 'Güçlü başkanların görev yaptığı sistemler işleyebilir. Ancak bunun için kuvvetli kurumlar gerekir ve bu alanda Türkiye'nin eksikleri var. Erdoğan'ın otoriter eğilimleri sorunu daha da kritik hale getiriyor. Peki ama neden Erdoğan tüm bu endişelere kulak assın ki? Bu sorunun iki yanıtı var: Kırılgan bir ekonomi ve kendi siyasi mirası.' Erdoğan'ın bugüne kadar girdiği seçimlerden hep başarıyla çıkmasının ardında yaşam standartlarını hızla yükseltmesinin olduğu ifade edilen yazıda 'Ancak ekonomi artık yavaşlıyor. Yüksek cari açık ülkeyi dış finansmana bağımlı hale getirmiş durumda. Küresel faiz oranları yükseldiği zaman Türkiye darbe alabilir' deniyor. Yazının ekonomi ile ilgili bölümü şöyle devam ediyor: 'Ayrıca Türkiye 'orta gelir tuzağı'na düşme riskiyle de karşı karşıya. İhraç ettiği temel ürünlerde rekabet gücünü kaybederken, daha yüksek teknolojili ürünlerin üretimine geçişi sağlamakta zorlanıyor. Türkiye'nin büyümeye devam edebilmesi için hem reformlara hem de yabancı sermayeye ihtiyacı var. Erdoğan şu ana kadar reformlara çok fazla ilgi göstermedi. Her ne kadar yabancı yatırımcılar otoriter rejimleri hazmedebilse de, Erdoğan'ın yaptığı gibi toplumu kutuplaştırarak sosyal kırılganlık yaratılmasından çok hoşnut olmazlar.''Rota tekrar Avrupa'ya dönmeli' Türkiye'nin bir gün AB üyesi olabileceği ümidinin de yabancı yatırımcıların gözünde artı puan olduğu ifade edilen yazıda, 'Erdoğan tam bu noktada siyasi mirasını düşünmeli. Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli' deniyor. Yazıda AB üyeliğinin şu an uzak bir ihtimal gibi gözüktüğü ifade ediliyor. Ancak ülkenin AB normlarından uzaklaşmasının bu süreci imkansız hale getireceği uyarısı da yapılıyor. 'Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Erdoğan Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli.'Erdoğan'ın niyetleri konusunda ilk sınavın ise Başbakan seçimi olacağı vurgulanıyor. 'Sözünü sakınmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oyunun içinde olduğunu gösterdi. Gül yurtiçinde ve yurtdışında itibara sahip bir isim ve kısa bir süre Başbakanlık koltuğunda da oturmuştu' denen yazıda, AKP'nin kurucularından birisi olan Gül'ün Erdoğan'a karşı bağımsızca durabilecek siyasi etkinliğinin olduğu da belirtiliyor. Yazı şu mesajla sonlanıyor: 'Erdoğan'ın güçlü bir başbakanı kabul etmesi Türkiye açısından daha olumlu olacaktır. Eğer bir kukla başbakan yaratmak konusunda ısrarcı olursa insanlar onu Atatürkle kıyaslamayı bırakıp Putin'le karşılaştırmaya başlayabilir. BBC Türkçe
Reklam
Küçük Çocuk Dev Timsahtan Yüzerek Kurtuldu
Meksika'nın turizm cennetinde amatör bir kameranın çektiği görüntüler izleyenleri şaşkınlığa uğratıyor.Sian Ka'an milli parkında meydana gelen olayda, bir çocuk hızla yüzerek kendisini yakalamaya çalışan dev bir timsahtan kaçmaya çalışıyor. O sırada bir teknede bulunan turistler timsahın dikkatini başka yöne çekmek için ellerinde ne varsa suya atıyorlar.DHA
Reklam
'Medyada Tasfiye' Başladı mı?
Bugün Hürriyet gazetesinde Yılmaz Özdil'in Başbakan kim olsun? yazısının yayınlanmaması sonrasında yaşanan kriz sıcaklığını korurken Radikal deneyimli muhabirlerinden Fatih Yağmur'un işine son verdi.  2011 yılından bu yana Radikal’de görev yapan polis-adliye muhabiri Fatih Yağmur İHH’ye ait TIR'da silah bulunduğu iddialarını gündeme taşımış, 17 Aralık operasyonuna ilişkin pek çok habere imza atmıştı.  Fuat Avni dün gece Twitter hesabından, AKP aleyhine yazan ve haber yapanları MİT aylardır takip ettiğine ve medyada kıyım listesi oluşturulduğuna yönelik iddialarda bulunmuş,  medyada bir kıyım listesi oluşturulduğunu ve Doğan, Ciner, Demirören ile El Cezire'ye 'atılacakların listesi' gittiğini öne sürmüştü. Fuat Avni: 'Medyada Kıyım Listesi Oluşturuldu' Onedio
Validebağ Korusu Yapılaşma Tehlikesi ile Karşı Karşıya
Üsküdar Belediyesi, İBB’nin desteğini alarak birinci derece SİT alanı Validebağ Korusu’nda “çılgın proje”sini hayata geçirmek istiyor. Korunun yapılaşmamaya açılmaması için gönüllüler nöbete başladı Emrah Temizkan'ın haberine göre, bir süredir yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya olan 354 dönümlük Validebağ Korusu'nun İBB'ye tahsisi için Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) başvurulması üzerine Validebağ Gönülleri koruda nöbete başladı. GEÇEN YIL REDDEDİLDİ Koru arazisinin kullanım hakkı Milli Eğitim Bakanlığı'na, mülkiyeti ise Hazine'ye ait. Birinci derece SİT alanı olan 354 dönümlük Validebağ Korusu'nun tahsisi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) geçtiğimiz MEB'e başvurmuş ancak başvurusu reddedilmişti. Korunun Üsküdar Belediyesi'ne tahsis edildiği yönündeki iddia üzerine İBB ve Üsküdar Belediyesi'nden bilgi almak isteyen Validebağ Gönülleri bu konuda iki taraftan cevap almış değil. BAŞBAKAN DESTEK VERİYOR Üsküdar'ın şu andaki AKP'li Belediye Başkanı Hilmi Türkmen seçim öncesinde Başbakan'dan destek aldığı söylediği, Validebağ Korusu için planladığı ve “çılgın proje” adını verdiği projesini açıklamıştı. Bu projede, koruya çocuk parkı, seyir terası, göletler, açıkhava tiyatroları ve düğün salonları yapılacağı açıklamıştı. Projeyi kimsenin provoke etmesine izin vermeyeceklerini söyleyen Türkmen, burayı kendi çıkarları için kullanan belli bir marjinal grubun tüm engellemelerine karşın, İBB'nin desteğiyle, geniş kapsamlı bir düzenleme yapacaklarını eklemişti. PROJE TEPKİLERLE ASKIYA ALINDI Korudaki yapılaşma tehlikesi 2006 yılında Üsküdar Belediyesi ile MEB arasında imzalanan protokolde ilk kez ortaya çıktı. Protokolün amacı temizlik, bakım ve onarım olarak belirtildi. O dönemde, korunun yapılaşmaya açılacağı endişesi semt sakinleri tarafından yoğun olarak dile getirildi. Bu tepkiler üzerine İstanbul Valiliği bir açıklama yaptı ve protokolle korunun Üsküdar Belediyesi’ne devir, tahsis ya da kiralanmasının söz konusu olmadığını belirtti. Ayrıca belediyenin korunun düzenleme projesini Koruma Kurulu'na sunacağını kaydetti. Tartışmalar sonrasında belediye projeyi askıya aldı. Hilmi Türkmen'in çılgın olarak adlandırdığı projenin bir benzeri 2009 yerel seçimleri öncesi AKP Üsküdar Belediye Başkanı adayı Mustafa Kara tarafından da dile getirilmiş, seçimlere Mustafa Kara belediye başkanı seçilmişti. Üsküdar Belediyesi, 2009 yılında koruda koşu parkuru yapmaya başladı, Türkiye ve Avrupa Kros Şampiyonası burada düzenlendi. Bu organizasyonlar koruya epey zarar verdi. Emrah Temizkan | BirGün
Colin Kazım'ın Yeni Takımı Belli Oldu
BURSASPOR, orta saha oyuncusu Colin Kazım'ı Beşiktaş'ın Avrupa Ligi karşılaşmasında elediği Hollanda ligi takımlarından Feyenoord'a 1 yıllığına kiraladı.Yeşil beyazlı kulübün internet sitesinde transferle ilgili şu bilgiler verildi:'Futbolcumuz Colin Kazım'ın transferi ile ilgili Feyenoord Kulübü'yle yapılan görüşmeler olumlu sonuçlanmıştır. Profesyonel futbolcumuz Colin Kazım Richards'ın 1 yıllığına Feyenoord Kulübüne kiralanması konusunda kulüp ile anlaşma sağlanmıştır.'DHA
Reklam
Ethem Sarısülük 'Örgüt Üyesi' İlan Edildi
Ethem Sarısülük’ün avukatı da dahil 11 kişiye, duruşmalara katılım için düzenledikleri etkinlikler nedeniyle “örgüt üyeliğinden” soruşturma açıldı. Fezlekede Sarısülük için “terör örgütü üyesi” deniyor. Sarısülük hakkında bu çeşit bir soruşturma ya da dava yok. Ankara’daki Gezi direnişinde öldürülen Ethem Sarısülük’le ilgili davanın duruşmalarına katılım için etkinlikler düzenleyen 10 kişi ile Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar hakkında “Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) örgütü üyeliği ve örgüt adına eylem yapmak” suçlamalarıyla soruşturma açıldı. bianet'ten Ayça Söylemez'in haberine göre, 11 kişi, Sarısülük’ü vuran polis Ahmet Şahbaz’ın tutuklandığı son duruşma sonrasında ifade vermek üzere Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne çağırıldı. Avukat Bayraktar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Ethem Sarısülük davasında avukatlık yapma tarzımın siyasal iktidarı rahatsız ettiğinin farkındaydım ve bu nedenle bir şekilde baskı ve tehditlere maruz kalacağımı tahmin ediyordum” dedi. “Tahminlerim boşa çıkmadı ve hakkımda soruşturma başlatıldı. Sarısülük'ün öldürülmesine, yargılama boyunca sergilenen ağır hukuksuzluklara tepki duyan ve bu tepkilerini demokratik eylem ve protestolarla dile getiren, bir kısmı başka dava ve soruşturmalarda müvekkilim olan 10 kişi daha soruşturmaya dahil edildi.”   Suçlama: Duruşmaya çağrı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/155886 soruşturma numaralı dosyası için Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 5 Haziran tarihli fezlekede, “örgüt üyeliğine” basın açıklaması gerekçe gösterildi: “TİKB Terör örgütü üyesi Ethem Sarısülük'ün  (), 23.09.2013 günü yapılan duruşmasına destek vermek amacıyla Ankara Adliye Sarayı önünde yapılan basın açıklamasına katılmak.” Avukat Bayraktar, fezlekede “örgüt üyesi” ilan edilen Sarısülük hakkında “terör örgütü üyeliğinden soruşturma, yargılama ya da mahkumiyet söz konusu değildir” dedi.“Gazetecilere demeç vermek” Şüphelilere yöneltilen diğer suçlamalar ise şöyle: “Basın açıklaması için toplanan gruba hitaben örgütsel içerikli, örgüt üyelerini devlete karşı tahrik edici konuşmalar yapmak”, “28 Ekim 2013’te Sarısülük'ün ölümü ile ilgili olarak Ankara Adliyesinde görülen duruşmaya destek vermek amacıyla, kamu malına zarar verilen protesto amaçlı eyleme ve basın açıklamasına katılmak, basın açıklaması öncesi ve sonrasında örgüt üyelerini motive edici konuşmaların yapıldığı eylemde basın mensuplarına demeç vermek”,“Avukatlık kisvesinde eylem” Avukat Bayraktar’ın yaptığı basın açıklaması da “avukatlık kisvesinde eylem” olarak değerlendiriliyor: “2 Aralık 2013’te Sarısülük'ün Ankara Adliyesinde yapılan duruşmasına destek vermek amacıyıla düzenlenen basın açıklaması ve protesto eylemine katılmak, basın açıklamasına ve protesto eylemine katılan gruba hitaben 'mahkeme heyetinin sözde hukuksuz davrandığını, heyetin yargılamayı yürütemediğini, siyasi iktidarın yargıyı yönlendirerek sanığın korunduğunu, mahkemenin meşru olmadığını' mahkeme heyetini ve siyasi iktidarı tehdit edercesine basın açıklamasına ve protesto eylemine katılan grubu tahrik edici, yargıyı küçültücü, AKP iktidarını aşağılayıcı sözde bilgilendirme amaçlı açıklamalarda bulunarak Avukatlık kisvesi altında eyleme katılmak.” Ayça Söylemez | Bianet
'Erdoğan'ın Başbakan Olarak Yaptığı İşlemler Yok Hükmünde'
Anayasa Hukukçuları Derneği, Anayasa'ya göre, bir adayın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra milletvekili, başbakan ve parti üyesi sıfatlarını kaybedeceğini açıkladıAnayasa Hukukçuları Derneği, Cumhurbaşkanlığına seçilen Recep Tayyip Erdoğan'ın, seçildiği andan göreve başlatığı zamana kadar hiçbir hukuki işlem gerçekleştiremeyeceğini açıkladı. Anayasa Hukukçuları Derneği'nin konuyla ilgili açıklaması şöyle: Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı statüsüne ilişkin bir tartışma sürdüğünü izlemekteyiz. Bu tartışmaların merkezinde bir takım anayasal sorular yer almaktadır. Türkiye’de seçim hukukuna ilişkin yasal ve anayasal düzlemde tutarlı ve uyumlu düzenleme gereğini gözardı etmeksizin; Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği olarak kamuoyunu aydınlatma ve bilgilendirme sorumluluğuyla bu sorulara yanıt vermeyi amaçlıyoruz. Soru 1: Cumhurbaşkanı seçilmiş olmanın Milletvekilliği ve Başbakanlık sıfatına bir etkisi var mıdır? Anayasa’ya göre “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.” (AY md.101/son; 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu, md.4/5). Buna göre bir adayın milletvekilliği ve buna bağlı olan başbakanlığı ile parti üyeliği, “cumhurbaşkanı seçildiği an” düşer. Soru: 2 “Cumhurbaşkanı seçildiği an” ne zamana denk gelmektedir? Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanlığı seçiminde “geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.” (md.102/2). Yani “cumhurbaşkanı seçildiği an” ifadesi adayın Cumhurbaşkanlığı seçimindeki “geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anı” ifade etmektedir. Bu anı saptayan makam Yüksek Seçim Kurulu’dur (YSK). Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’nun “Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Sonuçlandırılması” başlıklı 20’nci maddesine göre “Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Makamına bildirilir, kamuoyuna ilan edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır” . Bu hüküm çerçevesinde seçimlerin yapılmasından sonraki süreç, dört aşamada ilerlemektedir. Birinci aşama YSK Başkanı'nın 10 Ağustos Pazar akşamı Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarıyla ilgili açıklaması, seçilen kişinin kamuoyu bilgisine sunulmasıdır. İkinci aşama 11 Ağustos Pazartesi günü, seçim sonuçlarının YSK web sitesinde duyurulması, bilginin kamuoyuna yazılı olarak sunulmasıdır. Üçüncü aşama Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır. Dördüncü aşama 12’nci Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve and içme töreni yapılmasıdır. Bilgi edinme hakkıyla ilgili olan ilk iki aşamada kamuoyu ve aday, cumhurbaşkanı seçildiğini öğrenmiş olur. Resmi nitelik taşımayan bu aşama, kendisine “tarafsızlık” atfedilen (AY, md.101) Cumhurbaşkanlığı makamına seçilen kişinin, etik açıdan siyasal taraflılık içeren eylemlerde bulunmamasını gerektirir. Seçim sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanması şeklindeki üçüncü aşamada aday, resmen Cumhurbaşkanı seçilmiş olur ve artık partisiyle ilişiğinin kesilmesi ve parlamento üyeliğinin sona ermesi hukuki bir zorunluluk olur. Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra 12’nci Cumhurbaşkanlığına seçilen kişinin başbakanlık, milletvekilliği ve parti üyeliği yapması artık anayasal ve yasal olmayacaktır. Dördüncü aşama ise, yeni Cumhurbaşkanının göreve başlama anını ifade etmektedir. Anayasa’ya göre andiçme, göreve başlarken yapılan bir eylemdir (AY, md. 103/1). Anayasa’nın “ Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder” (md. 102/4) hükmü gereğince 11’nci Cumhurbaşkanı, 12’nci Cumhurbaşkanı yemin ettiği ana kadar görevde kalmaya devam eder. Yan,i 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası “seçimin kesinleşmesi” ile “göreve başlama” konularını ayrı ayrı düzenlemekte ve bunları iki ayrı zaman dilimine yaymaktadır. “Makamın başka bir sebeple boşalması halinde” bu sürenin üç gün olarak belirlenmiş olması da, bu ayrımın Yasa’daki kesinliğini göstermektedir. Yani Anayasa’nın âmir hükmü, adayın statüsündeki hukuki değişimini, “seçilme” işlemine bağlamıştır. Andiçme töreni, göreve başlama koşuludur. Anayasa, böylece, seçilme ile göreve başlama arasında bir “geçiş dönemi” öngörmüş durumdadır. Bu bilgiler çerçevesinde denilebilir ki; Bir aday, “Cumhurbaşkanı seçildikten” sonra milletvekili, başbakan ve parti üyesi sıfatını kaybeder. Bir aday, Cumhurbaşkanı “seçildiği andan” göreve başladığı “andiçme” anına kadar bu sıfatlarla herhangi bir hukuki işlem gerçekleştiremez. Gerçekleştirilen işlemler “yok” hükmünde olacaktır. “Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetmekle” yükümlü (md.104) müstakbel Cumhurbaşkanı’nın, “seçilmesi” ile “göreve başlaması” arasındaki zaman diliminde Anayasa’nın emredici hükümlerinin gereklerine aykırı davranması, Anayasa’nın ihlâli anlamına gelir.'T24
Arazisine Yol Yapan Belediyeye Tepki Gösterdi
Samsun'da tapulu arazisinden caddenin geçmesi üzerine yolu trafiğe kapatan İbrahim Akbulut, belediye tarafından yola konulan 'çalışma var' tabelasını söküp, 'Bu cadde tapulu arazim olduğu için kapatılmıştır' yazılı levha astı. Samsun'un İlkadım İlçesi'nde oturan evli ve 2 çocuk babası İbrahim Akbulut, geçen 19 Haziran'da Gençlik Caddesi'nin 550 metrekarelik bölümünün kendisine ait olduğunu öne sürerek ölçüm yaptırdı. Hiçbir kamulaştırma yapılmadan arazisinin Büyükşehir Belediyesi tarafından alındığını ve yol yapıldığını öne süren Akbulut, demir kazıklarla yolu çevirip trafiğe kapattı. Yolda bulunan çalışma tabelalarını kaldıran İbrahim Akbulut, özel olarak yaptırdığı, 'Bu cadde tapulu arazim olduğu için kapatılmıştır' yazılı levha astı.58 gündür kapalı olan yol için hiçbir yetkilinin kendisini aramadığını ifade eden İbrahim Akbulut, 'Yolu kapattıktan sonra benden 10 gün süre istediler. Ben de 1 ay süre verdim. Hiçbir çözüm bulamadılar. Şu ana kadar gelen giden olmadı. Sanırım belediye başkanına cadde lazım değil, bana da arazi lazım değil. Burayı onlara yar etmeyeceğim. Ben onlara park yapmaları için yer bile bağışladım. Ama şimdi yer vermeyeceğim. 2006 yılından beri dilekçelerim var. Kullandıkları caddemin tazminatını bana ödeyecekler. Bundan sonra hiçbir şey bağışlamayacağım. Bu tabelayı yaptırmamın amacı, vatandaşlar burada yol çalışması olduğu için kapandığını zannediyorlar. Ben de onlara yardımcı olmak için bu tabelayı astım. Yol çalışması olmadığı halde buraya 'yol çalışması var' diye tabela asmışlar. Vatandaşlar buranın tapulu arazim olduğunu bilsin istedim' dedi.İlker AKTAŞ / DHA
Reklam
Ateş Böceği Yalçın Hayatını Kaybetti
'Ateş Böceği Yalçın' olarak ünlenen usta komedyen Yalçın Otağı, karaciğer yetmezliği yüzünden tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Karaciğer yetmezliği yüzünden geçtiğimiz ay yoğun bakıma alınan usta komedyen, tedavi gördüğü Marmaris'te Yücelen Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Vefat haberini alan Otağı'nın sevenleri ve yakınları hastaneye geldi. Yalçın Otağı'nın eşi Lale Belkıs, '41 yıllık eşimi kaybettim. 41'inci senede nazar değdi, çok üzgünüm. 6 yıldır Yalçın'a çok iyi baktım. Son dört yıldır hep yatıyordu. Kendi istedi, yürümedi. Herkes biliyor ona bebekler gibi baktım, helal olsun. O Can Yücel ile birlikte Datça'yı çok severdi, ikimizin bir yatmamazı isterdi. Buradan yer aldık. Yalçın sirozdan öldü ama içki, sigara içmezdi. Her halde son zamanda yaşadıklarımıza üzüldü. Meslek olarak yaşadıklarımıza da üzüldü. Sanatçı duyarlılığından olsa gerek her şeye çok hassastı. Hiç kötü alışkanlığı yoktu, herkesle barışıktı. Çok iyi bir insandı. Benim dostumdu, arkadaşımdı, biz birbirimizi çok severdik. Onu hiç unutmayacağım.' şeklinde duygularını dile getirdi. Yalçın Otağı'nın cenazesi, cumartesi günü öğle namazını müteakip Datça'da toprağa verilecek. 'Ateş Böceği Yalçın' olarak ünlenen Yalçın Otağı, 'Ateş Böcekleri' olarak Ercan Bostancıoğlu ile birlikte, 70 ve 80'li yıllarda Zeki Müren, Bülent Ersoy, Behiye Aksoy, Gönül Yazar, Neşe Karaböcek, Gülden Karaböcek, Emel Sayın gibi assolistlerle birlikte çalışmıştı. CİHAN - Evrensel
Reklam
Efsane Başkan Süleyman Seba Ardından Kim Ne Dedi?
'Herkesin cenazesinde saygı duyduğu bir kişilik oldu. Çok iyi bir örnek tarafı var. Bir kez daha kendisinin mekanı cennet olsun. Bütün aile fertlerine , bütün Beşiktaş camiasına başsağlığı diliyorum.' Kaynak: DHA
Premier Lig: Vine Paylaşımlarını Engelleyeceğiz
İngiltere Premier Lig yetkilileri BBC'ye taraftarların internete gol videoları koymasının önüne geçeceklerini söyledi.Dünya Kupası sırasında sosyal medyaya binlerce izinsiz gol videosu konuldu.İngiltere'de sezon yarın açılıyor ve bu eğilimin devam etmesi bekleniyor.Fakat Premier Lig, telifli görüntüleri yayınlamanın yasa dışı olduğunu söyleyerek, taraftarları görüntüleri internete koymamaları konusunda uyardı.Üstelik televizyonda görüntüyü dondurup geriye alabilme imkanı her isteyenin bir maçın istediği bölümünü görüntüye almasını müthiş kolaylaştırdı.Dünya Kupası'nda bir golü mü kaçırdınız, ne gam!Vine yoluyla sosyal medyaya bir kaç dakika içinde yüklenen görüntüler taraftarlara belli anları defalarca seyretme ve paylaşma imkanı veriyor.Fakat bir çok futbolsever bu tür videoları Twitter gibi sosyal paylaşım alanlarına koymanın telif yasalarını çiğnemek anlamına geldiğinin farkında değil.Premier Lig yetkilisi Dan Johnson BBC Newsbeat programında 'Taraftarların bir şeyi görüp, anında yakalamalarını ve paylaşmalarını anlıyorsunuz tabi, ama nihayetinde, yasaları çiğnemiş oluyorlar' dedi.Televizyon şirketleri Premier Lig maçlarını gösterebilme hakkını elde edebilmek için milyonlar ödüyorlar.Johnson 'Bu telif haklarının ihlalidir ve futbolseverlere bu görüntüleri paylaşmamalarını tavsiye ediyoruz. Twitter ile işbirliği içinde, bu tür faaliyetleri engellemek amacıyla gif ya da Vine tarama teknolojileri geliştiriyoruz' diye konuştu.Premier Lig yetkilisi 'Biliyorum keyif kaçırıcı gibi geliyor kulağınıza, ama telif haklarımızı korumak zorundayız' diye ekledi.İngiltere Premier Lig maçlarını üç sezon gösterebilmek için Sky Spor ve BT Spor 3 milyar sterlin ödeyerek bir rekora imza attılar.Sun ve Times gazeteleri de maçların internet sitelerinde yayın hakkını satın aldı ve insanların bu görüntülere ücretsiz ulaşabilmesi fikrinden çok rahatsızlar.Premier Lig gollerini gösteren Sun+'ya abone olmak için ayda 8 sterlin (yaklaşık 29 Türk lirası) ödemek gerekiyor.Bu siteler, topun ağlara dokunuşundan itibaren iki dakika içinde videoları izleyicilerine sunmaya çalışıyor.Sun gazetesinin Spor bölümü editör yardımcısı Dean Scoggins da bu yayın hakları için büyük paralar ödediklerini ve gazetenin avukatlarıyla yasadışı paylaşımlar konusunda atacakları adımları değerlendirmekte olduklarını söyledi.Resmi olmayan paylaşımların kalitesi çok iyi olmayabilir ama önemli olan bedava olmaları.İnternetteki en çok kullanılan futbol Vine hesaplarından bazılarının yüzbinlerce takipçisi var.Televizyonlar daha gollerin tekrarını tamamlamadan görüntüleri sosyal medyaya aktaran bir kullanıcı Nick, 'Ben yapmasam, bir başkası mutlaka koyacak' diyor ve golden sonraki saniyeler ve dakikalar içinde çok sayıda görüntünün internete düştüğünü söylüyor.Twitter ise bu konudaki tutumunu, 'Vine kullanıcıları üçüncü tarafların haklarını ihlal eden içerik koyamazlar' diye özetliyor.
'Kol Saati Atsaydım Vekilleri Havada Kapardı'
Ayakkabı polemiğinde Erdoğan'a yanıt veren CHP'li Nazlıaka 'Kendisi ayakkabı kutusunu tercih ederlerdi. Kol saati atsaydım herhalde vekilleri havada karada kapardı' dedi.Cumhurbaşkanı seçilen AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'O ayakkabıyı atma, sana lazım olur. Bunların kalitesi bu, seviyesi' dediği CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'dan Erdoğan'a cevap geldi. Ayakkabı polemiğinde CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan'a, 'Kendisi ayakkabı değil, ayakkabı kutusunu tercih ederlerdi. Kol saati atsaydım, herhalde vekilleri havada karada kapardı' yanıtını verdi. 'KOL SAATİ ATSAYDIM MİLLETVEKİLLERİ HAVADA KAPARDI' Nazlıaka yaptığı açıklamada Erdoğan'a 'Erdoğan tam bir güç zehirlenmesi yaşıyor. Kendisi hem Başbakan hem Cumhurbaşkanı hem Başkumandan hem de parti lideri olan bir milletvekili. Halen parlamentoda olan bitene laf yetiştirmeye çalışıyor. Anlaşılan bana çok sinirlenmiş. Düşündüm de sinirlenmekte haklı dedim; herhalde kendisi ayakkabı değil ayakkabı kutusunu tercih ederlerdi. Kol saati atsaydım; herhalde vekilleri havada karada kapardı.' dedi. 'TAHAMMÜL EDEMEDİĞİ TOPUK TIKIRTILARINI DAHA YÜKSEK SESLE DUYACAK' 'Türkiye'de seviyeden bahsedecek en son kişinin Erdoğan olduğunu iddia eden Nazlıaka, 'Üslubu ve tavrıyla AKP milletvekillerine TBMM çatısı altında seviyesizleşme konusunda öncülük ediyor. Onlara sürekli ne konuşacağını, ne yapacağını, nasıl düşüneceğini söyleyip duran Erdoğan'a hatırlatmak isterim; ben fikri hür, vicdanı hür bir milletvekiliyim. Meclis kürsüsünden ettiğim yeminin sorumluluklarını yerine getiriyorum. Söylediklerimden rahatsız olmasına sevindim, bu doğru yerde durduğumu gösterir. Aksi olsa üzülür, kendimi sorgulardım. Erdoğan, ne yaparsa yapsın kadınları tutsak bir Türkiye yaratamayacaktır. Tahammül edemediği topuk tıkırtılarını her alanda daha yüksek sesle duyacaktır. Verdiğimiz rahatsızlık nedeniyle mutluyuz.' dedi.sondakika.com
Reklam