onedio
Diyanet Yurtdışı Sözlü Sınav Barajını Neden 80'e Çıkardı?
Diyanet İşleri Başkanlığı yurtdışı din görevlisi görevlendirme sınavı barajına 80 puan kriteri getirerek şartları daha da ağırlaştırmaya başladı.Başkanlık, 15.08.2014 tarihi itibariyle ABD, Avrupa Ülkeleri, Avustralya, Japonya, Kanada, Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Müslüman Topluluklarının bulundukları ülkelere görevlendirilmek üzere sınavla 150 (yüz elli) din görevlisi yurtdışı sınav ilanına çıktı.Şartlara genel itibariyle baktığımızda(Tıklayınız) oldukça ağır gözükmektedir. Bu şartlar neden ağırlaştı?Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yurtdışı kontenjanı çok kısıtlı. Yurtdışı sınav ilanlarına baktığımız zaman sınavla alınacak personel sayısı ya 100 ya da 150. Bu rakamların üzerlerine çıkış olmuyor. Sayıların artması için din hizmetlerinde yurt dışına daha da fazla ağırlık verilmesi gerekiyor. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. M. Emin Özafşar Hocamızın bu alanda gece gündüz çalıştığını biliyoruz. Yakın bir gelecekte bu çalışmalar meyvelerini vermeye başlayacak. Dünya ülkelerinin hemen hepsinde Diyanet'in personeli görev alma imkanına kavuşacak.
AB'den Peşmergeye Silaha Yeşil Işık
AB ülkeleri Dışişleri Bakanları, Irak hükümetiyle anlaşan üye ülkelerin bireysel olarak peşmergeye silah gönderebilmesine onay verdi. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Dışişleri Bakanları, cuma günü Brüksel'de bir araya gelerek, üye ülkelerin IŞİD ile savaşan peşmergeye silah yardımı yapabileceği konusunda görüş birliğine vardı. 28 ülkenin bakanlarının katıldığı ve üç saatten fazla süren toplantıda, özellikle Fransa'nın kabul edilmesini istediği bir konu olan AB'nin Irak'a toplu halde silah göndermesinde anlaşılamadı. Ancak ülkelerin bireysel olarak, Irak hükümetiyle de anlaştıktan sonra, IŞİD ile savaşan Kürtlere silah göndermesinde bir sakınca olmadığı görüşüne varıldı. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Brüksel'deki toplantının ardından gazetecilerin ne kadar silah gönderileceği sorusuna, 'Yasal ve siyasi olarak mümkün olan en fazla miktarda' şeklinde yanıt verdi. Alman hükümetinin bu konudaki kararı, Steinmeier'ın bu haftasonu yapacağıı Irak ziyaretinin ardından belli olacak. Silah gönderilmesi kararına karşı çıkan ülkelerden biri olan Avusturya'nın Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, gönderilecek silahların yanlış kişilerin eline geçmesinden endişe duyduklarını dile getirdi ve temkinli olma çağrısı yaptı.Bakanlar ayrıca Suriye ve Irak'ta insan hakları ihlallerinin acilen soruşturulması gerektiğini, 'insanlığa karşı suçlar' kapsamında ihlaller yaşanmış olabileceğini ifade ettiler. İngiltere de gönderecek İngiltere Başbakanı David Cameron’un sözcüsü, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin (IKBY) talep etmesi durumunda, hükümetin IŞİD’e karşı savaşan peşmerge güçlerine silah yardımı yapmayı ciddi biçimde düşündüğünü söyledi. Sözcü, 'Eğer Kürtler talepte bulunursa, bu durumu olumu bir biçimde ele alacağız. Biz bu seçeneğe açığız’ dedi. Bu açıklamalar, İngiliz hükümetinin Irak’taki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı acil toplantının ardından geldi. İngiltere önce doğrudan yardımdan kaçınmış ve üçüncü ülkeler üzerinden askeri mühimmat göndermekle yetinmişti. Almanya’dan teçhizat, Fransa’dan silah Almanya Savunma Bakanlığı, cuma günü dört nakliye uçağı ile Türkiye üzerinden Erbil’e 36 ton tıbbi ve gıda yardımı göndereceğini açıklamıştı. Hafta başında konuşan Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen ayrıca zırhlı araçlar, miğferler ve çelik yelekler de gönderebileceklerini söylemişti.Alman yasalarına göre, ulusal güvenliği tehdit eden haller dışında Almanya, savaş bölgelerine silah gönderemiyor. Ancak 'IŞİD’in ilerleyişine karşı duranlara yardım etmenin uluslararası toplumun bir görevi olduğunu' söyleyen Almanya Başbakanı Angela Merkel, silah yardımı konusunda gerekli görülürse 'yasanın esnetilebileceğinin' mesajını vermişti. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, ‘Irak Kürdistan Özerk Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’nin ricasına yanıt olarak silah desteğinin en kısa sürede yapılacağını’ aktarmıştı. Kaynak: AA
Heybetiyle Sizi Büyüleyecek 26 Efsane Deniz Feneri
Deniz fenerleri antik çağlardan beri denizcilere yol gösteren ve evlerine dönmelerini sağlayan yapılardır. Bu yapılar genellikle bulundukları yerin simgesi oldukları için oldukça görkemli inşa edilirler. İşte tüm dünyadan nefes kesen deniz feneri manzaraları...İyi eğlenceler dileriz...
Yaz Aylarında Erkeklerin En Büyük 15 Dramı
Kadın olmanın zor olduğu şüphe götürmez bir gerçek ama erkek olmak da zor bazen. Mesela yaz aylarında kadınlar efil efil etek giyerken pantolon giymek zorunda kaldığımız anlar. Ya da kızlara her gözlük, her şapka yakışırken bizlerin sineğe dönüşmesi. Yaz boyu yaşadığımız dramları listeledim:
Depreme Karşı 17 Ağustos'tan Daha Kötü Durumdayız
Marmara depreminin üzerinden 15 yıl geçti, sorunlu bölgeler yine binalarla doldu. 17 Ağustos büyük Marmara depreminin üzerinden 15 yıl geçti. Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde saat 03.02’de meydana gelen depremde resmirakamlara göre 18 bin 373 kişi öldü ve 48 bin 901 kişi yaralandı. Yüz binlerce insanın evsiz kaldığı depremin acıları aradan geçen zamanda unutuldu. Her depremde yaşanan acı ve korku tazelenirken aradan geçen sürede yeterli önlemler alınmadı. Yalova’da depremde 400 kişinin öldüğü ve ardından Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından imara kapatılan Hacımehmet Ovası, 5 yıl sonra 2004 yılında sadece alçak katlı kamu binalarının yapılmasına izin verilerek yeniden imara açıldı. TOKİ 2006 yılında kendi imar planını yaparak ovaya dört katlı konutlar inşa etmeye başladı. 2010 yılında imar planlarında yapılan değişiklikle yapılaşmaya acılan Hacımehmet Ovası, artık çok katlı binaların yükseldiği büyük bir şantiyeye döndü. Depremde en fazla yıkımın gerçekleştiği ve yaklaşık 500 kişinin yaşamını yitirdiği Malazgirt Caddesi’ne ilk yıllarda kat sınırlaması getirilirken, depremde yerle bir olan konutların yerinde son 2 yılda çok katlı binalar yükselmeye başladı. Gazipaşa Caddesi Sema Sokak’ta 10 kişiye mezar olan, onlarca kişinin yaralandığı binanın arazisine son birkaç yılda özel bir hastane yapıldı. Depremde enkaz haline gelen Rüstempaşa MahallesiÇeşme Sokak’taki blokların bulunduğu alan bir süre otopark olarak kullanılırken buraya da dershane ve alışveriş merkezi yapıldı. Yalova Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Recep Hayri Eren ise Yalova’nın  epremlerden çok fazla etkilenmesinin en önemli nedeninin zemindeki sıvılaşma olduğuna dikkat çekti. Mevcut haliyle kentte yapılaşmaya uygun hiçbir alan bulunmadığına dikkat çeken Eren, “Yalova’da alüvyon dediğimiz gevşek zemin var. Atmosferik etkilerden dolayı yerleşime uygun alan bulunmuyor. Yalova’da bina yapılmadan önce kesinlikle iyileştirmelerin yapılması gerekiyor” dedi . Bu yapılar depremi kaldırmaz İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli 7.4 büyüklüğündeki depremin 15. yılında İstanbul’un durumunu değerlendirdi. Şube Başkanı Cemal Gökçe, İstanbul’daki binaların deprem güvenliğinin olmadığını vurguladı. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, düzenlediği değerlendirme toplantısında 17 Ağustos depreminin İstanbul’a 110 km. uzaklıkta meydana gelmesine karşın 30 bin binaya hasar verdiğini, 32’si Avcılar’da 50 binanın yıkıldığını belirtti. “Oysa 17 Ağustos İstanbul depremi değildi” diyen Gökçe, beklenen İstanbul merkezli depremde kentin daha büyük hasar göreceğini kaydetti. Gökçe, Türkiye’de binaların deprem olmadan bile yıkıldığını ifade ederek “Bu yapıların deprem yükünü kaldırma şansı yok. Maalesef arazi rantı ile ülkenin siyasi finanse ediliyor. Bu yüzden yık-yap anlayışı hâkim” dedi. 2007 D e p r e m Yönetmeliği’nin önemli bir kısmının binaların güçlendirilmesi ile ilgili olduğunu aktaran Gökçe, “Yönetmelik güçlendirmenin önemine işaret ediyor ama bugün müteahhit bakışıyla sadace yıkım yapılıyor. Burada mimar ve mühendis bakışı yok. Müteahhit bakışı ise sürdürülemez. Yık-yap anlayışı İstanbul’u ve kaynaklarını tüketiyor. Güclendirme ve onarımda sınıfta kaldık” diye konuştu. Çadıra yer yok Cemal Gökçe, depremden hemen sonra 1999-2002 yılları arasında İstanbul Valiliği tarafından 310’u kesinleşmiş toplam 470 adet toplanma ve çadır yeri belirlendiğini anımsatarak bugün bu alanların dörtte üçünün yapılaştığına dikkat çekti. Kentsel dönüşüm yasasını da eleştiren Gökçe, “Deprem bahane edilerek yeni bir rant düzeni yaratıldı. 2000 yılından sonra kentsel dönüşüm yeni zenginler yaratmanın yolu olarak görüldü. Geldiğimiz noktada İstanbul 1999 yılından daha iyi daha iç açıcı durumda değil” dedi. Cumhuriyet
Reklam
Jimmy Fallon Erdoğan'la Dalga Geçti
Ünlü ABD’li şovmen Jimmy Fallon’ın programında dün gece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili ilginç bir beatbox performansı sergiledi. ABD’nin ünlü talkşovcularından Jimmy Fallon, Hillary Clinton’ın Obama’yı dış politikada azarlamasının haberini verdikten sonra İsrail’in durumunun şu an karışık olduğunu ama bir Recep Tayyip Erdoğan kadar karışık olmadığını söyledi. Ardından ise Erdoğan’ın ismini telefuz etmek için söylerken bir anda beatbox yapmaya başlayan Fallon göstericilerden büyük alkış aldı. Türkiye’de CNBC-E kanalında yayınlanan talkşova henüz Türkiye’den bir tepki gelmedi.
Altın Portakal Penelope Cruz ile Javier Bardem'i Bekliyor
51- Altın Portakal Film Festivali yaklaşırken, festivali düzenleyen ekipte İş Ortakları Direktörü Nurcan Kuzucan, Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, Eski Direktör Hülya Uçansu, Yapımcı Elif Dağdeviren, Sinema Yazarı Alin Taşçıyan ve İletişimci Serap Engin yer aldı. Dağdeviren, “Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var” dedi. Hürriyet gazetesinden Zeynep Miraç ’a konuşan Altın Portakal ekibi, festivale dair ipuçları verdi. Zeynep Miraç’ın söyleşisi şöyle: Yerel seçimlerin ardından görevi devralan ekip 51. Altın Portakal’a dair tüyolar verdi. Nurcan Kuzucan (iş ortakları direktörü), Zeynep Özbatur Atakan (yapımcı), Hülya Uçansu (eski direktör), Elif Dağdeviren (yapımcı), Alin Taşçıyan (sinema yazarı), Serap Engin (iletişimci) 51. Altın Portakal’ı düzenleyen ekibin kadınlardan oluşması bir tesadüf mü? Elif Dağdeviren : Her konunun iyisini bulduk ve onlar kadınlardı. Özel olarak tasarlamadık. Yerel seçimlerden sonra alelacele bir Altın Portakal ekibi kurmamız gerekti. Tasarlanmış değildi ama başta benim, sonra da buluştuğumuz herkesin kadın olan inancı böyle bir ekibi kurdu. Biz bir araya gelince erkek önerilerine kulaklarımızı tıkamaya başladık. Bütün ekipte yalnızca iki erkek var. Bugüne kadar sinemada bir kadın hâkimiyeti var mıydı? Hülya Uçansu : En ağır yükü kim taşıyor? Genelde kadınlar. Daha çok özveriyle, daha düşük ücretle çalışanlar hep kadınlar. Bu ülkede ağır işçiler kadınlar. Dikkat edin, kadın yapımcılar yükselmeye başladı şimdi. Zeynep (Özbatur Atakan) bunların başında geliyor. Zeynep Özbatur Atakan : Hepimiz Türkiye koşullarında mucize gibi işler üretiyoruz. Hep limitler içinde en iyisini yapmayı öğreniyoruz. Elimizde çok kısa bir süre var. Beni aradılar, ‘Kış Uykusu’nun galasından hemen sonraydı ve “Bu yaz bir planın var mı?” dediler. Ben tatile çıkmayı düşünüyordum. Ama şimdi buradayım ve çalışıyorum. Altın Portakal’ın son döneminde dünya sinemasından pek çok konuk gelmişti. Bu yıl kimleri ağırlayacaksınız? Elif Dağdeviren : Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var. Çok kısa bir süre var ve yapmayı hayal ettiklerinizin bir bölümü eksik kalacak. Bu size bir risk olarak görünmedi mi? Elif Dağdeviren : Bu bir risk. Ama sinema ağırlıklı bir iş yaparsak bu kısa süreyi iyi değerlendirebiliriz. Festival tabii ki yan etkinlikleriyle bir festival haline geliyor. Bazılarını 2015’te ya da 2016’da yapabiliriz, şimdi esas amacımız sinemayla sektör buluşmasını sağlamak. Hülya Uçansu : Önceki yönetimden yeni ekibe pek bir miras kalmadı. Hiçbir bilgi devrolmadı. O nedenle de festival tecrübesi olanların birikimi devreye girdi. Teknoloji olmayan yıllar kâbus gibiydi, ama şimdi teknoloji neredeyse ışık hızında hizmet veriyor. Yanına birikim ve sürat eklendi. Yönetmeliklerin hepsi baştan yazıldı. Hiçbir ekip bunu daha hızlı çıkaramazdı. Bu ekip yalnızca bu yıl için mi bir araya geldi, yoksa önümüzdeki Altın Portakal festivallerinde devam edecek mi? Elif Dağdeviren : İnşallah uzun soluklu olacak. Çıkan sonuç bizi nereye taşıyacak bakalım. Aramızda önümüzdeki seneler için plan yapıyoruz. Menderes Türel kaldığı sürece hepimiz oradaymışız gibi davranıyoruz. Ama Türkiye, dinamikleri çok çabuk değişen bir ülke. Eskiden beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, şimdi bir yıllık zor yapılıyor. Onun için bu bizim temennimiz. Hülya Uçansu : Yaptığımız basın toplantısında gelen haklı bir soru vardı: “Altın Portakal ne zaman kurumsallaşacak?” Belediyeler tarafından düzenlenmesinin yarattığı bir engel var, yönetimler değişiyor. Antalya’da arşiv çalışması yok. Eski jüriler bile bulunamıyor. Şimdi bir bilgi-belge merkezi başlatılması konusunda konuşuyoruz. Alin Taşçıyan : Benim belediyelerin sinemaya verdiği zarar üzerine bir yazım var. Ki bunu yazdığımda Altın Koza ve Altın Portakal için çalışıyordum. Bu işin patronu bile olsa, parasını ve kabiliyetlerini koyup kenara çekilmesi gerek. Onlar değişiyor ama sinema değişmiyor. Aynı insanlar üretime devam ediyor. En büyük eleştirilerden biri de gösterim koşullarının kötülüğü. Türkiye’nin hiçbir yerinde, İstanbul dahil, ideal koşullarda film gösterilemiyor. Biz Menderes Türel’den salonların elden geçirilmesi sözünü alıp yola çıktık. Hatta bir festival sarayı yaratma tasarısı konuşuluyor. Antalya Belediyesi şu an AK Parti’de. Siyasetin festivali etkilemeyeceğine dair bir güvence aldınız mı? Elif Dağdeviren : Menderes Türel bunu net bir şekilde açıkladı. Filmlerin içerikleri dahil hiçbir şeye karışılmayacağının garantisini verdi. Serap Engin : 2007 yılında festivalin açılış filmi olarak Ang Lee’nin “Lust Caution” filmini gösterdik. Venedik Film Festivali’ne gidip izlemiştim. İtalya’da Papalık erotik sahneler nedeniyle itiraz ettiği için film gösterilemiyordu. Oradan Antalya’ya geldiğimde bunu Menderes Bey’e söyledim, “Festival komitesi karar verdiyse neden olmasın?” dedi ve biz o filmi gösterdik. Hülya Uçansu : Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği sorulduğunda da, “Filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir” dedi. Nurcan Kuzucan : Festivalin 51 yıllık geçmişine baktığınızda sürekli tekrarlayan bir ana sponsor, devletin dışında yok. Ya belediye ya Kültür Bakanlığı. Bir güven, bir markalaşma sağlanmamış. Şu ana kadarki çalışma sürecinde de siyasetle ilgili hiçbir kaygıyla karşılaşmadık. 51. Altın Portakal’ın bütçesi nedir? Elif Dağdeviren : Şu anda bir bütçe vermem zor. Şu da var. Geçmiş birkaç yılın borçları var. Antalya Belediyesi bu borçları ödemeye karar verdi. Zeynep Özbatur Atakan : Ben aynı zamanda Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği başkanıyım. Geçtiğimiz yıl Antalya’daki ödül paralarının ödenmemesiyle ilgili sektörde sıkıntılar yaşadık. Bunu düzeltmeden güven ortamı sağlamak zordu. Bu borçların ödenmesi çok önemli. Bundan önce Altın Portakal Film Festivali ile ilgili izleniminiz neydi? Sizinki nasıl olacak? Alin Taşçıyan : Yanlış kişiye soruyorsun. Bana kırmızı halı, tören, şatafat de, arkama bakmadan kaçayım. Öte yandan bir gelenek ve talep var. Benim aşırı uçta görüşlerim var, mümkünse hiç tören olmasın. Ama yapılacaksa da durmuş oturmuş, kibar yapılmasını istiyorum. Hülya Uçansu : Alin’in radikal yaklaşımının yanında benim organizasyonun daha evrensel standartlara getirilmesi konusunda isteğim var. Elbette ki 50 yıl önce Türkiye’de bir film festivali başlatıldığında o günün ölçüleriyle bakılmış. İçine sayısız konser, eğlence konmuş. O dönemin Yeşilçam çalışanlarının Antalya Film Festivali’nde geçirilecek on güne çok farklı yaklaşımları olmuş. Ancak bunlar zamanla bir tür imtiyaza dönüşmüş. Eğer biz Antalya’yı uluslararası standartlara taşımak istiyorsak, bu eski kemikleşmiş hatalar geride bırakılmak zorunda. Yapamıyorsak biz de başarısız olacağız. Orası eski sinemacıların tatil yaptıkları bir yer değil. Serap Engin : Altın Portakal, tüm olumsuz eleştirilere rağmen sinema sektörünün en önemsediği festivallerden biri. Geçen yıllardaki hatalar yapılmayacak. Ama kırmızı halı ya da galaları yok sayamayız. En önemli amaç elbette filmlerin seyirciyle buluşması, ancak renkli etkinlikleri göz ardı etmek mümkün değil. 50 yıldır sinemaya ev sahipliği yapan Antalya seyircisinin diğer şehirlerin seyircisinden bir farkı var mı? Alin Taşçıyan : İki döneme ayırmak lazım. İlk dönemde sadece ulusal yarışma yapılır, diğer filmler gösterilmezdi. İzleyici ilgisi azdı. Sonra uluslararası program başladı, izleyici dönmeye başladı. Bir şehirde 50 yıl fil festivali yapılıyorsa, o şehirde bambaşka bir sinema ortamı olmasını bekleriz. Sıkı bir sinefil kitlesi yok ama oluşacak inşallah. Zeynep Özbatur Atakan : Türkiye’deki sinema endüstrisinin neye ihtiyacı olduğuna dair de kafa yoruyoruz. Bu yıl yurtiçi projeleri değerlendireceğiz, önümüzdeki yıl bölgesel projelerin de başvuracağı iki aşamalı bir bölümümüz var. Festivaller artık yalnızca filmleri göstermekle kalmıyor, filmlerin başlamasına motivasyon sağlayan ödüller de veriyorlar. Ben zaten bir projenin fikir aşamasından itibaren finansmanını yaratacağına inanıyorum. Bir de kurgu aşamasındaki filmlerin ödüllendirileceği bir bölümümüz var. Bu şekilde yeni yapımcılar, yönetmenler keşfedilecek.T24
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Demokratik ülkelerde, seçimlerden sonra değerlendirmeler ve bunlara dayalıözeleştiriler yapılır... Türkiye’de değerlendirmeler ve özeleştiriler ise ya palavracı kamuoyuaraştırma şirketlerinin ayıplarını örtmek ya da başarısız olan politikacılarınözgüvenlerini tazelemek için kullanılır.Aşağıdaki listeyi, üç aşağı beş yukarı, bir önem sıralamasını da akılda tutarak yapmaya çalıştım. 1) Seçimin en önemli belirleyicisi, Erdoğan’ın Başbakan olarak yarışmasıdır.
Eylemler, ABD'ye Geri Adım Attırdı
Bir hafta önce polisin sürtüşme yaşadığı silahsız bir siyahî genci vurarak öldürdüğü ABD’nin Missouri Eyaleti’nde halkın geniş katılım gösterdiği ve yer yer şiddet olaylarına da sahne olan eylemler, yerel mercileri tavizler vermeye itti.Ferguson şehrindeki eylemlere ordu benzeri bir teçhizat, plastik mermi ve göz yaşartıcı gazla müdahale eden yerel polis birimi, eyalet valisi tarafından önceki gün siyahî bir polis şefine bağlanırken, dün de daha önceki tavırdan vazgeçilerek 18 yaşındaki Michael Brown’ı vuran beyaz polis memurunun kimliği açıklandı. Başkan Barack Obama’nın da eylemlerin büyümesi ve polisin orantısız güç kullandığı yönündeki haberler üzerine bir açıklamayla müdahale ettiği ve güvenlik güçlerinin göstericilere saygılı davranmasını istediği Ferguson’da durum son gelişmeler sonrasında nispeten yatıştı. Kendisi de bir beyaz olan Ferguson Polis Müdürü Thomas Jackson, Brown’ı vuran polisin Darren Wilson olduğunu, olay sonrasında idari izne çıkarıldığını ve sayısız ölüm tehdidi aldığını açıkladı. Jackson emrindeki yerel polis birimleri, eylemler kapsamındaki faaliyetleri itibarıyla önceki gün eyalet otoyol devriye gücünün siyahî müdürü Ron Johnson’a bağlanmıştı. Johnson göreve getirilir getirilmez eylemlere katılanlarla doğrudan temas kurmak için sahaya indi. Bununla birlikte gösterilerin büyük oranda barışçıl seyretmesi dikkat çekti. Önceki günlerde polisin eylemci ve olayları takip eden gazetecilere orantısız güç kullandığı gözlemlenmiş, bazı göstericiler de çevreye zarar vererek tepki çekmişti. Zaman
DHBT Sınavından Sonra Sözlü Sınav Olacak mı?
Eymen Nezir /Ankara /Dinihaberler.comDiyanet İşleri Başkanlığı  ilgili mevzuatında İmam-Hatip, Müezzin Kayyım ve Kur'an Kursu Öğreticisi kadrolara 15 Ekim 2014 tarihinden sonra atanacaklar için yeterlik şartı kaldırılarak; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan protokol ile KPSS'ye Başkanlık din hizmetleri sınıfına ait kadrolara atanmak isteyenlerin mesleki bilgilerinin ölçüleceği Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) ekledi. Bu doğrultuda okurlarımızdan farklı yorumlar ve bildiri mailleri alıyoruz. İşte  onlardan biri; 'DHBT sınavından sonra sözlü sınav olacak mı?'Okurlarımız bu kanıya nereden vardı?, Bazı kamu kurum ve kuruluşlar KPSS'den sonra sözlü sınav yapmadan KPSS'den almış olduğu puan ve puanlarla kur'a usülü bünyelerine atama yapılmaktadır. Okurlarımız bu sistem acaba Diyanet'te de olur mu beklenti içerisine girdiler.Öncelikle belirtelim ki, Diyanet İşleri Başkanlığı diğer kurumdan hem farklı hem de özel bir kurumdur. Bazı kurumlarda sözlü sınav o kurumun olmazsa olmazıdır. İşte o kurumların başında Diyanet işleri Başkanlığı gelmektedir.
Reklam
İlk Gökkuşağı Mağazası Açıldı
Beyoğlu’ndaki Anzavur Pasajı’nda Türkiye’nin ilk ve tek LGBTİ mağazası açıldı. Amaç LGBTİ bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak ve toplumdan dışlanan bu kişilere istihdam sağlamak Türkiye’nin ilk ve tek LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks) mağazası Limbo Consept 3 aydır İstanbul Beyoğlu Anzavur Pasajı’nda faaliyet gösteriyor. Mağaza sahibi Arzu Çakmaklı hem LGBTİ bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak hem de mağazada satış personeli olarak LGBTİ bireyleri çalıştırarak istihdam yaratmayı amaçladığını söylüyor. “Dünyanın her yerinde LGBTİ bireylere yönelik mağazalar varken ülkemizde neden yok?” sorusuyla yola çıkan 2 kişi geçtiğimiz Mayıs ayında Beyoğlu Anzavur Pasajı’nda Türkiye’nin ilk ve tek gökkuşağı mağazası olan Limbo Consept’i kurdu. Mağazanın sloganı “Ne arada, ne arafta, renklerimiz her tarafta!” Mağazadaki ürünlerin tasarımlarının tümü Semih Büyükkurt’a aitken, mağaza sahibi ise Arzu Çakmaklı.“Transparan satmıyoruz” Çakmaklı üretim ve sunum aşamalarının hepsinde LGBTİ bireyler ile dayanışma içinde olduklarını söylüyor; “LGBTİ bireyler özellikle kıyafet ve iç çamaşırı ihtiyaçlarını Türkiye’de karşılamakta zorlanıyor. Bu kıyafetlere ancak yurt dışında ulaşabiliyorlar. O da burada bulabileceklerinin iki katı fiyata. Biz ticari amaçlı çalışmıyoruz, iş bulamayan LGBTİ bireylere istihdam alanı sağlıyoruz. Ortak bir buluşma olsun istedik, transparan olmayan kıyafetlere yer veriyoruz. Bu yüzden şemsiye rozet bayrak gibi ürünlere yer verdik. Ürünlerin fişinde ‘LGBT Shop’ yazıyor. Bunu bağıra bağıra ‘Buradayız gelin’ demek için yaptık. En çok talep lezbiyen kesimden ve ‘Bear’ grubundan geliyor. Ancak kapımız heteroseksüel bireylere de açık. Çünkü biz onlar gibi ayrımcılık yapmıyoruz.” Her şey var Mağazada sadece gay pride günlerinde kullanılabileceği düşünülen gökkuşağı bayrağı, LGBTİ temalı rozetler, LGBTİ bireyler tarafından tasarlanmış durumda.NUREFŞAN ÖZBEN
Bankayı Soyan Polis Çıktı!
İstanbul Sarıyer’de 2 ay içinde toplam 340 bin TL’lik banka soygunu gerçekleştiren soyguncunun polis memuru O.T. olduğu ortaya çıktı. Memur cezaevine gönderildiİstanbul’un Sarıyer ilçesindeki Zekeriyaköy’de 6 Mayıs’ta saat 17.20’de meydana gelen olayda, banka şubesinin kapanmasına yakın saatte içeriye giren silahlı ve kar maskeli soyguncu bankadan 40 bin TL para alarak kayıplara karıştı. Soyguncu, polisin helikopterli takibi sonucu aldığı paranın bir kısmını ormanlık alanda düşürdü.2 saatte yakalandı Soyguncu daha sonra ortadan kayboldu. Banka soygunu ile ilgili Asayiş şube Müdürlüğü ekipleri tarafından soruşturma başlatırken, yaklaşık 2 ay sonra Tarabya’da bulunan bir banka şubesi aynı yöntemle soyuldu. Tarabya’da bankaya silahlı giren kimliği belirsiz soyguncu, bankadan 300 bin TL para alarak kaçtı. Polis, soygunun bir kişi tarafından gerçekleştirildiğini tespit etti. Ardından kaçış istikametinden yola çıkarak 2 saatte şüpheliyi yakaladı. Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından yakalanan şüphelinin kimliği polisleri şaşırttı. Soyguncu polis memuru O.T. çıktı. Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü’nde görevli olduğu belirlenen O.T.’nin Sarıyer’deki her iki banka soygununu da gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Girdiği maddi sıkıntıdan dolayı soygunları gerçekleştirdiği belirlenen O.T. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savaş Akın
Bugün Hava Nasıl Olacak?
METEOROLOJİK GÖRÜNÜMYapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin kuzey ve doğu kesimleri ile Doğu Akdeniz'in parçalı yer yer çok bulutlu; öğle saatlerinden sonra Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu, Rize ve Artvin çevreleri ile Trabzon ve Van'ın doğu kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.HAVA SICAKLIĞI Ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye devam etmesi bekleniyor.RÜZGARGenellikle kuzey yönlerden, güney kesimlerde batı ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.UYARILARYÜKSEK SICAKLIK UYARISIÜlke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının neden olabileceği olumsuzluklara karşı (güneş çarpması, vb) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.BÖLGELERİMİZDE HAVAMARMARA Parçalı ve az bulutlu, zamanla Trakya kesiminin çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. En Düşük (°C) En Yüksek (°C)BALIKESİR Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 38BURSA Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 36CANAKKALE Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu 36İSTANBUL Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 33EGE Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.A.KARAHİSAR Az bulutlu ve açık 36İZMİR Az bulutlu ve açık 36KUTAHYA Az bulutlu ve açık 36MANİSA Az bulutlu ve açık 39AKDENİZ Az bulutlu ve açık, doğusunun yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.ADANA Parçalı ve az bulutlu 34ANTALYA Az bulutlu ve açık 32ISPARTA Az bulutlu ve açık 36MERSİN Az bulutlu ve açık 33İÇ ANADOLU Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.ANKARA Az bulutlu ve açık 36ESKİŞEHİR Az bulutlu ve açık 36KONYA Az bulutlu ve açık 36SIVAS Az bulutlu ve açık 36BATI KARADENİZ Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.BOLU Az bulutlu ve açık 34DÜZCE Az bulutlu ve açık 35KARABUK Az bulutlu ve açık 37ZONGULDAK Az bulutlu ve açık 28ORTA ve DOĞU KARADENİZ Parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu; öğle saatlerinden sonra Rize ve Artvin çevreleri ile Trabzon'un doğu kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.ÇORUM Az bulutlu ve açık 37GIRESUN Parçalı bulutlu 30SAMSUN Az bulutlu ve açık 30TRABZON Parçalı, yer yer çok bulutlu; öğle saatlerinden sonra doğu kesimleri kısa süreli ve yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 29DOĞU ANADOLU Parçalı ve az bulutlu, kuzey ve doğu kesimlerinin çok bulutlu; öğle saatlerinden sonra Erzurum, Ardahan, Kars, Ağrı ve Iğdır çevreleri ile Van'ın doğu kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.BITLIS Parçalı, yer yer çok bulutlu 31ELAZIĞ Az bulutlu ve açık 40ERZURUM Parçalı yer yer çok bulutlu; öğle saatlerinden sonra ve akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 29VAN Parçalı, zamanla çok bulutlu; öğle saatlerinden sonra doğu kesimleri yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 29GÜNEYDOĞU ANADOLU Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.DİYARBAKIR Az bulutlu ve açık 41GAZİANTEP Az bulutlu ve açık 39KILIS Az bulutlu ve açık 39ŞANLIURFA Az bulutlu ve açık 42DENİZLERDE HAVAFırtına beklenmiyor.KARADENİZ Hava Durumu: Az bulutlu, doğusu parçalı bulutlu, Rüzgâr: Batı Karadeniz’de batı ve kuzeybatıdan, batısı kuzeydoğudan 2 ila 4, Doğu Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan, doğusu güneybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 1,5m Görüş: İyi.MARMARA Hava Durumu: Az bulutlu, Rüzgâr: doğu ve kuzeydoğudan 2 ila 4, öğlen 5 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m Görüş: İyi.EGE Hava Durumu: Az bulutlu ve açık, Rüzgâr: Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğudan, güneyi güneybatıdan, öğleden sonra kuzeybatıdan 2 ila 4, Güney Ege'de kuzeybatıdan 2 ila 4, güneyi ile öğleden sonra geneli 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 1,5m güneyi 2,0m Görüş: İyi.AKDENİZ Hava Durumu: Az bulutlu ve açık, doğusu yer yer parçalı bulutlu, Rüzgâr: Batı Akdeniz'de batı ve güneybatıdan, Antalya Körfezi güneydoğudan 2 ila 4, batısı kuzeybatıdan 3 ila 5, Doğu Akdeniz'de batı ve güneybatıdan 2 ila 4, öğleden sonra batısı 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 1,5m Görüş: iyi.VAN GÖLÜ Hava Durumu: Parçalı az bulutlu, Rüzgâr: doğu ve kuzeydoğudan, sabah güneybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga yüksekliği: 0,25 ila 0,50m Görüş: İyi.
Reklam
Uyuşturucuyla Mücadele Çöktü
Hayat karartan uyuşturucunun gençler arasında hızla yaygınlaşması, mevcut yasalarla engellenemiyor. Geçen sene mahkemeler, uyuşturucudan yakalanan 105 bin kişi için ‘denetimli serbestlik’ kararı verdi. Ceza verilmemesi ve tedavideki yetersizlik, ‘uyuşturucu serbest’ algısı oluştururken emniyet güçlerinin motivasyonu olumsuz etkileniyor.Türkiye siyasi gündeme kilitlenmişken hemen her gün farklı şehirlerden uyuşturucuya kurban gidenlerin haberi geliyor. Mevcut uygulamalar ise uyuşturucuyla mücadelenin iflas ettiğini gözler önüne seriyor. Mahkemeler 2013’te uyuşturucudan yakalanan 101 bin 559 kişi hakkında ‘ara kararla tedavi ve denetimli serbestlik’, 3 bin 359 kişi hakkında ise ‘kesin hükümle tedavi ve denetimli serbestlik’ kararı verdi. Ancak ‘denetimli serbestlik’, mücadeleyi olumsuz etkiliyor. Emniyet’in uyuşturucu raporunda mülakat yapılan bir kullanıcı, “3 kez yakalanmama rağmen esrar kullanmaya devam ettim.” diyerek tabloyu özetliyor. F.S. isimli Emniyet yetkilisi de “Uyuşturucu ile yakaladığımız şüpheliye mahkemede denetimli serbestlik veriliyor.” sözleriyle durumun vahametini ortaya koyuyor. Yoğun başvurudan dolayı adeta çöken 20’ye yakın AMATEM ise tedavide çok yetersiz kalıyor. Hemen her hafta bir genci ölüme sürükleyen uyuşturucuya çözüm bulunamıyor. Son dönemde gençler arasında hızla yaygınlaşan sentetik zehirler de sorunu kronikleştiriyor. Yeni eğitim döneminin başlamasına az bir süre kala, zehir tacirleri okul önlerinde pusuya yatmaya hazırlanırken ailelere ve güvenlik güçlerine büyük görev düşüyor. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı rapor, uyuşturucuyla mücadelenin çöktüğünü gösteriyor. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından kaleme alınan ‘Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Araştırma ve İnceleme Raporu’na göre geçen sene yakalanan 101 bin 559 kişi hakkında tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildi. Bu şahısların sicillerine herhangi bir bilgi işlenmedi. Yani kullanıcılar, kontrolsüz hale getirildi. 18 Haziran 2014 itibarıyla ‘uyuşturucu madde kullanmak’ suçunun cezası 2 ila 5 yıl hapis olarak artırıldı. Ancak ‘şahıslar hakkında 5 yıl kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir’ hükmü getirildi. Bu çerçevede bağımlılar hakkında hapis yerine denetimli serbestlik verilmeye devam ediliyor. Raporda bir esrar kullanıcısının anlattıkları da durumu özetliyor: “Ben üç kez farklı illerde yakalanmama rağmen esrar kullanmaya devam ettim.” Kolluk görevlisi F.S. ise yaşanan kısırdöngüyü şöyle ifade ediyor: “Uyuşturucu ile yakalanan şüpheli, mahkemede içici olduğunu söyleyerek serbest kalıyor. Hakkında denetimli serbestlik veriliyor. Ertesi gün aynı ortama girince, ‘polis menfaat karşılığı serbest bıraktı’ deniyor.” Uyuşturucudan yakalananlara hapis cezası verilmemesi, caydırma politikalarını işlevsiz hale getiriyor. Söz konusu uygulamalar hem kullanıcılar arasında hem de toplumun diğer kesimlerinde ‘Uyuşturucu kullanmak serbest’ algısı uyandırıyor. Bu algı, kolluk güçlerinin motivasyonunu da olumsuz etkiliyor. Bir diğer handikap ise tedavi sürecinde yaşanıyor. ‘Tedavi ve denetimli serbestlik’ kararıyla salıverilen bir kullanıcının tedavi sırasında uyuşturucu kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması durumunda tekrar suç duyurusunda bulunulması iyileşme sürecini olumsuz etkiliyor. Ayrıca mahkemelerin tedavi sırasında uyuşturucu kullanımını ihlal olarak kabul etmemesi de söz konusu şahıslar hakkında yeniden tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmesine sebep oluyor. Bu kararlar birikiyor ve şahıslar ne tedavi olabiliyor ne de ceza alıyor. Bu durumda bağımlı kişiler uyuşturucu kullanmanın bir müeyyidesi olmadığını fark ederek tedavi ve rehberlik programlarına katılmıyor. TEDAVİ MERKEZLERİ CİDDİYETTEN UZAK Denetimli serbestlik ile salıverilen kullanıcıların çoğu, tedavi olmak amacıyla değil cezadan kurtulmak için merkezlere gidiyor. Tedavi sırasında madde kullanımına devam edilmesine rağmen tedavinin başarıyla sonuçlandığı kayıtlara yansıyor. Ayrıca yakalanma ile tedbir gereği tedavi merkezine sevk tarihi arasında geçen süre uzun olduğu için hastaların tedavi olma isteklerinin kaybolduğu görülüyor. Aynı raporda, hakkında iki kez denetim kararı verilen bir kullanıcının şu sözleri gelinen noktayı gözler önüne seriyor. Tedavi için genellikle merkeze yatırmadıklarını, ayakta takip edildiklerini, hile ile tahlillerini birbirleriyle değiştirdiklerini anlatan şahsın kan donduran ifadeleri şöyle: “Dışarıda olunca zaten seni durduran yok. Kullanmaya devam ediyorsun. Kontrol günü gelince başkasının tahlil numunesini veriyorsun ve kurtuluyorsun. Bunun için güvenlikçiyi ayarlayanlar da var. Böylece tedavi ve denetimli serbestlik başarıyla uygulanmış görünüyor. Aslında birbirimizi kandırıyoruz.” Satıcılar, hâkime ‘içiciyiz’ deyip kurtuluyor Uyuşturucu satıcılarının büyük bir bölümü aynı zamanda kullanıcı olarak kabul ediliyor. Zehir tacirleri, yakalanmaları durumunda mahkemede satıcı değil, kullanıcı olduklarını söyleyerek serbest kalıyor. Bu durum, uyuşturucu satıcısının hak ettiği cezayı almamasına yol açarken diğer taraftan denetimli serbestlik kapsamında tedavi merkezlerine yönlendirilen satıcılar, buralarda tedavi görmekte olan daha fazla kullanıcıyla tanışarak ağını genişletiyor. Cem Yılmaz’ın oynadığı bir reklam filminde sahte cips üreticisi olarak polislere yakalandığında ‘satıcı değil, yiyiciyiz’ esprisi, uyuşturucu dünyasında adeta cezadan kurtulma taktiği olarak işe yarıyor. Ortak karar: Yasalar fayda sağlamıyor Emniyet raporuna göre Yargıtay, Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı ile Mücadele İzleme Merkezi (TUBİM), sağlık kurumları, mahkemeler ve kolluk güçlerinin ortak kararı uyarınca mevcut yasalar, bağımlılığı tedavi sisteminde iyileşme sağlayamadı. Mevcut uygulamalar, uyuşturucu kullanımını cezasız AMATEM’de bekleyen çoğu evrak kayboluyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü yetkilisinin raporda yer alan ifadeleri, sürecin nasıl tıkandığını açıklıyor: “Sağlık Bakanlığı’nın Denetimli Serbestlik ile ilgili ‘82 Sayılı Genelgesi’nden sağlık kuruluşlarının haberi yok ya da uygulayacak kapasiteleri yok. İstanbul’da AMATEM çökmüş durumda. Aksayan işlemleri gündeme getirdiklerinde ‘personelimiz, bilgisayarlarımız yok’ şeklinde mazeretler üretiyorlar. Aslında bakanlık tam olarak görevini yerine getirmiş olsa şu anki 24 bin dosyanın 10 bini kapatılacak durumda. Şu an AMATEM’lerde bir evrak 1,5 yıl bekliyor. Sonra bir yıl da Denetimli Serbestlik’te bekliyor. Maalesef AMATEM’lerde evraklar kayboluyor.” Fikirtepeli gençler sokakta bonzai yaktı Son dönemde Bursa ve İstan-bul’da 6 gencin sentetik uyuşturucu bonzaiden hayatını kaybetmesi infiale yol açtı. Gençlerin 5-10 liralık uyuşturucuya feda edilmesine tepki gösteren vatandaşlar mücadeleyi kendisi buldu. Daha çok kentsel dönüşüm çalışmalarıyla gündeme gelen Kadıköy ilçesine bağlı Fikirtepe, isyan bayrağını çekti. Semtlerinin uyuşturucunun merkezi haline geldiğini söyleyen gençler, geçen hafta eylem yaparak metruk bir binada buldukları 2,5 kilo bonzaiyi ateşe verdi. Uyuşturucuyu mahallelerinde istemediklerini söyleyen gençler, “Artık kardeşlerimiz ölmesin, ailelerimiz üzülmesin.” diyerek tepkilerini dile getirdi. Polisin torbacılara karşı mücadelede yetersiz kaldığını savunan mahalleli, sorunun çözümü için tek yürek olduklarını dile getirdi: “Herkes bu maddeye karşı olmalı. Bu eylem çağrımız inşallah boşa gitmeyecek. Polisimizden de bu illeti temizlemek için işin peşini bırakmamasını istiyoruz. Uyuşturucu yaşı 13’e kadar düştü. Kardeşlerimizin uyuşturucu yüzünden ölmesine göz yummayacağız.” Bonzai yakarak seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirten gençler, sözlerini şöyle bitirdi: “Hepimizin ailesi var, kardeşleri var. Tek düşüncemiz körpe gençlerimizi kurtarmak. Ölümle sonuçlanan olaylardan bıktık. Artık bir ölümü daha kaldıracak gücümüz yok.” Bursa’da 3 genç daha yoğun bakımda Sokak aralarında 5-10 liraya satılan sentetik uyuşturucu bonzai, hayat karartmaya devam ediyor. Bursa’da, bonzai kullandığı iddia edilen 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakımda tedavileri süren gençlerden 2’sinin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Osmangazi ilçesi Aktarhüssam Mahallesi Aydın Sokak’ta uyuşturucu kullandığı belirlenen S.S. (20) rahatsızlanınca çevredekilerin yardımıyla Bursa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hayati tehlikesinin bulunduğu belirtilen S.S. yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Bursa Emniyet Müdürlüğü, S.S. hakkında ‘Kullanmak için uyuşturucu satın almak veya bulundurmak’ suçundan işlem yapıldığını duyurdu. Yıldırım ilçesi Şükraniye Mahallesi Kurtuluş Caddesi’nde de bonzai içtikten sonra fenalaşan T.A. (18), ihbar üzerine olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan gencin durumunun ağır olduğu belirtildi. Yine Yıldırım Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde fenalaşan S.Ç. (23), soluğu hastanede aldı. Polise ifade veren genç, “İki şişe içki aldım, boş bir arsada içtim, sonra bayılmışım. Gözümü hastanede açtım.” dedi. Bursa Emniyeti S.Ç. hakkında uyuşturucudan işlem yapıldığını açıkladı. TUĞBA MEZARARKALI, ABDULKADİR ÇALGIN, FATİH KARAKILIÇ Zaman
'İstanbul'daki Hortumların Nedeni Ağaçların Kesilmesi ve Aşırı Şehirleşme'
Sıcak yaz günlerinde giderek yükselen nem ve aniden bastıran yağmurlar sırasında oluşan hortumların ana nedenlerinden biri, şehirleşme. Amerikalı uzmanlar, Türkiye’deki iklim değişikliğini ‘şehirleşme, yeşil alanların yok edilmesi ve atmosferi ısıtan sera etkisi yaratan gazların salımının giderek artmasına neden olan insan etkilerine’ bağladı. Hürriyet gazetesinden Razi Canikligil’in Maryland’de, Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne (NOAA) bağlı Ulusal Hava ve İklim Tahmini Merkezi’nde görüştüğü Meteoroloji Uzmanı Marty Hoerling, ağaçların kesilmesi ve şehirleşme konusunda uyarılarda bulundu. Hoerling, İstanbul’da 2 Ağustos’ta görülen hortumların küresel ısınmadan kaynaklandığını söyledi. Amerikalı uzman, kömür gibi fosil yakıtların kullanılmasıyla atmosferin ısındığını, yeşil alanların azalmasıyla da havada karbondioksit artarken İstanbul üzerindeki nemli havanın, soğuk hava kütlesiyle birleşmesi sonucu bu hortumların oluştuğunu anlattı. Uzmanlara göre, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz bölgesindeki aşırı sıcaklar daha da artacak. Hoerling, son 10 yılda Akdeniz havzasında kış aylarında kuraklığın arttığına ve bunun kısmen de olsa insan kaynaklı iklim değişikliğinin sonucu olduğunu anlatıp, ” Kışları yaşanan kuraklığa rağmen, özellikle yaz aylarındaki aşırı yağışlar 21’nci yüzyıl sonuna kadar artmaya devam edecek ’’ dedi. Hoerling’e göre, “ Türkiye küresel ısınmadan en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Akdeniz’de en çok etkilenen bölgede bulunuyor .” Öyle ki, ” Türkiye’nin Karadeniz bölgesinin güneyinden itibaren kuvvetli bir kuruma ve iklimde ısınma olacak. Türkiye’de 2046-2065 tarihlerinde, havada yüzde 5-10 derecelik sıcaklık artışı olacak. Bunun anlamı şu; sıcaklık 3 derece artarsa, yağmurlar yüzde 20-30 arası düşecek. 1986-2005 yılları arasındaki rakamlar averaj alındığında 2081-2100 yılları için de projeksiyon aynı. Yazları daha az yağmur düşecek. En önemli etkilerinden biri yağmur sayısı azalıp şiddetli yağmurların olması. Düşen yağış ciddi oranda azalacak. ”Hürriyet
Reklam
Gazetelerde Bugün | 16 Ağustos Cumartesi
Hürriyet: Ağaçlar gitti hortum geldi Milliyet: Bundan sonra tolerans yok Sabah: Paralelin suyu kaynaktan geliyor Vatan: İlk kez aynı karede Taraf: Dakika bir, kriz bir Akşam: Hezimeti fırsat bildi Cumhuriyet: Yeni rejim itirafı Star: Temayül ortaya çıkıyor Birgün: Çeyrek cumhurbaşkanı Zaman: Uyuşturucuyla mücadele çöktü Yeni Şafak: Hayalet savcı Evrensel: Devlet eziyeti
Üsküdar'da İstinat Duvarı Çöktü
Üsküdar Çavuşdere Caddesi'nde inşaat halindeki belediye ait sosyal tesislerin istinat duvarı çöktü.İSTANBUL Üsküdar Çavuşdere Caddesi'nde inşaat halindeki belediye ait sosyal tesislerin istinat duvarı çöktü. Tesislerdeki göçük nedeniyle toprak kayması oluştu. Toprak üstünde bulunan ve içinde hiçkimsenin yaşamadığı 2 gecekondu da toprakla birlikte kayarak çöktü. Olay yerine AKUT, itfaiye, doğalgaz, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Göçük altında kimsenin olmadığı öğrenildi. Polis, vatandaşları çökme meydana gelen yerden uzaklaştırıp çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Çöken gecekondulardan birinin 1 hafta önce, diğerinin ise önceki gün boşaltıldığı belirlendi. Gecekondu sahiplerinin iki gün önce toprak kayması olduğunu ve önlem alınması için Üsküdar Belediyesine dilekçe verdiği öğrenildi. Üsküdar Belediyesi başkan yardımcılarından Abdullah Ayaz, çökme meydana gelen sahada incelemelerde bulundu. İtfaiye ile arama ve kurtarma ekipleri göçükte çalışma yapıyor. Kompleks içinde belediye binası, kongre merkezi, şehir otoparkı, spor ve nikah salonu inşaatları bulunuyor. Üsküdar Belediyesinden açıklama Üsküdar Belediyesi Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamada, belediyenin Çavuşdere'de devam eden hizmet binası inşaatının istinat perdesinde ani bir hareketlenme sonucu saat 04.30 sularında kısmen göçük meydana geldiği kaydedildi. Açıklamada, 'Öncesinde tedbirleri alındığından can ve mal kaybı olmamıştır. Hiçbir vatandaşımızın tedirgin olmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur' ifadelerine yer verildi. Muhabir: İbrahim Halil Çekici
Reklam