onedio
Yahudileri Nazilerden Koruduğu İçin Aldığı Madalyayı İade Etti
Hollandalı Henk Zanoli, İkinci Dünya Savaşı sırasında iki Yahudi çocuğu Nazilerden sakladığı için aldığı madalyayı, İsrail’in Gazze saldırılarında altı akrabasının yaşamını yitirmesinin ardından iade etti. BBC’nin haberine göre, 91 yaşındaki Zanoli, Lahey’deki İsrail Konsolosluğu’na mektup yazarak artık bu onuru taşımasının mümkün olmadığını belirtti. Zanoli, “ Bu şartlar altında İsrail devletinin bana verdiği bu onura sahip olmak aileme ve yaşamını yitiren akrabalarıma küfür gibi olurdu ” diye yazdı. Zanoli, 20 Temmuz’da İsrail’in Gazze’ye yönelik hava bombardımanında Filistinli bir ekonomistle evli olan yeğeninin kızının evinin yıkıldığını ve evdeki herkesin öldüğünü söyledi. Emekli avukat, İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlemekten yargılanması gerektiğini belirtti. Dünya Uluslarının Dürüst İnsanları (Righteous Among the Nations) adlı madalya, Yahudileri kurtarmak için hayatını riske atan gayri-Yahudilere veriliyor. Zanoli ve annesi 2011 yılında bu madalyaya layık görülmüştü. Zanoli, babasını da Nazi toplama kampında kaybetmişti.Diken
Terden Elektrik Üreten Pil Yapıldı
Amerika Birleşik Devletleri’nde, California Üniversitesi’nde terden enerji üreten bir “pil” geliştirildi. Dövme şeklindeki “biyopil” terde doğal olarak bulunan laktatla çalışıyor. Uzmanlar, bu yolla elde edilen enerjiyle, nabız ölçen cihazlar, dijital saatler ve hatta cep telefonlarını bile çalıştırmanın mümkün olabileceğini belirtiyor. California Üniversitesi’nden Dr. Wenzhao Jia, “Bizimki terle çalışan ilk cihaz. Konsepti kanıtladık” dedi.Vatan
Göçmen Kuş Katili!
YHT'nin Eskişehir-Ankara güzergahı arasındaki yolu yabani kuşların göç yolu üzerinde. Bu sebepten günde yaklaşık 600 kadar göçmen kuş trene çarparak hayatını kaybediyor. TCDD olayla ilgili yaptığı resmi açıklamada, Ankara- Eskişehir arasını 1 saat 20 dakikada alan YHT'nin ilk yıllarda daha fazla kuş sürüsüne çarptığını belirtti: “Bu artık azalmaya başladı. Çünkü kuşlar da YHT'ye alıştı ve göç yollarını değiştirmeye başladılar. Ancak zaman zaman göç eden kuş sürüleri YHT'ye çarpıyor. Kuş sürüsü yüzünden YHT hızını düşürmeyecek, 250 kilometre hızla seferlerine devam edecek. Zaman içerisinde kuşlar YHT'ye alışıp göç yollarını tamamen değiştirecektir.'Posta
Facebook Üzerinden Sayfa Beğenmek Tarihe Karışıyor
7'den 70'e herkesin bildiği ve Dünya'nın en büyük sosyal medyası olan Facebook politikalarında birkaç değişiklik yapıyor. Neredeyse bütün markaların Facebook sayfaları var. Facebook'ta sevdiğiniz sayfaları beğenerek onlar hakkında haberleri güncel olarak alabiliyorsunuz. Ünlü kişi, giyim, yiyecek içecek, eğlence, haber, uygulama ve program gibi kategorilerde bulunan Facebook sayfalarını beğenerek markaların Facebook üzerinde büyük bir rekabete girmesi de Facebook'un yetkililerini rahatsız etmişe benziyor. Sayfa beğeni sisteminin 5 Kasım'da kaldırılacağını duyan kullanıcıların Facebook'a fazla şikayet göndermemiş olması kullanıcıların bu durumdan memnun olacağı yönünde düşünülüyor. Veteknoloji
Reklam
Yatağan Termik Santrali'nin Satışı Onaylandı
Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK), Yatağan Termik Santrali'nin 1 milyar 91 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Elsan Elektrik Gereçleri Sanayi ve Ticaret AŞ'ye satışını onayladı. ÖYK'nın Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre Kurul, Yeniköy Yatağan Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ'ye ait Yatağan Termik Santrali'nin Güney Ege Linyitleri İşletmesi (GELİ) tarafından kullanılan taşınır ve taşınmazların, 'varlık satışı' yöntemi ile ilgili maden ruhsatları ve bu ruhsatların kapsadığı maden sahalarının 'işletme hakkının verilmesi' yöntemi ile bir bütün halinde 1 milyar 91 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Elsan Elektrik Gereçleri Sanayi ve Ticaret AŞ'ye satışına onay verdi. Kurul ayrıca, Elektrik Üretim AŞ'ye ait Grup 1- Esendal ve Işıklar (Visera) hidroelektrik santrallerinin 1 milyon 850 bin dolar bedelle en yüksek teklifi veren Metek Hidro Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ'ye, Grup 2- Kayaköy Hidroelektrik Santrali'nin 10 milyon 300 bin dolar bedelle Veysi Madencilik İnşaat Nakliyat Petrol Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine, Grup 3- Dere ve İvriz hidroelektrik santrallerinin 2 milyon 300 bin dolar bedelle Ülke Yatırım Araştırma Geliştirme Madencilik İnşaat ve Elektrik Üretim AŞ'ye işletme hakkının verilmesini de onayladı. Sol
Reklam
Çölaşan'dan Özdil'e: 'Bizde Sansür Yok, Sözcü'ye Hoşgeldin'
Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan , Yılmaz Özdil ’in Hürriyet’ten çıkarılmasıyla ilgili olarak, “İşadamı patronlar, Türk medyasının başındaki en büyük beladır. Bunlar çıkarcıdır, iş ve para peşinde koşar, yalakalık yapar, hükümet “Höt” deyince korkarlar. Sözcü'nün başarısı işte buradadır çünkü patron Burak Akbay sadece ve sadece gazetecidir. Başka işi yoktur ve dolayısıyla iktidar şantajına açık değildir. Neyse, Yılmaz’a -istifasından vazgeçmeyeceğini varsayarak- ilk mesajı ben şimdi göndermiş olayım: “Bizde baskı yok, sansür yok. Sözcü'ye hoş geldin” dedi. Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, eski gazetesi Hürriyet’ten kovulan Yılmaz Özdil’i Sözcü’ye davet etti. Emin Çölaşan’ın Sözcü gazetesinin bugünkü (16 Ağustos 2014) nüshasında yayımlanan yazısının “Hürriyet nereye koşuyor!” arabaşlıklı ilgili kısmı şöyle: Sevgili okuyucularım, geçmişte “Türk basınının amiral gemisi” olarak bilinen bir gazete vardı. Ne zaman ki Tayyip iktidar oldu, bırakın amiral gemiliğini bir yana, AKP’nin refakat sandalına dönüştü. Gazetenin başındaki Enis Berberoğlu geçtiğimiz günlerde istifa etmek (!) zorunda bırakıldı. Dün Yılmaz Özdil’in yazısını sansür etmişler, Yılmaz da istifa etmek zorunda kaldı. Bu saatten sonra kararını geri alıp orada yeniden yazmaya başlar mı, doğrusu bilemem. Geçmişte Hürriyet’in patronu olan Erol Simavi sadece gazeteci idi ve dolayısıyla iktidarların kucağında değildi. Her şey büyük işadamı Aydın Doğan’ın gazeteyi satın almasıyla başladı ve devam etti. Ben Hürriyet’te bu olayları bire bir yaşamış bir gazeteciyim. Türk basınında siyasi baskıyla ilk kovulan ben oldum ve bundan hep gurur duydum. Tam yedi yıl önceydi, korku dağları bürümüştü. Sürekli baskı yaparlardı: “Aman hükümete bindirme, bizim özelleştirme işimiz var. Star televizyonunu almak üzereyiz, işimiz aksamasın!..” “Sayın başbakan şu yazına çok alınmış, dikkatli ol!..” “Patron bu yazına çok bozuldu, onu zor durumda bırakıyorsun!..” “Eleştireceksen haftada bir eleştir kardeşim, yumuşak yaz!..” Yazılarımı makasladılar, sansür ettiler ama beni istifa ettiremediler. Kaleyi onlara teslim etmedim. Böyle rezil, utanç verici, yüz kızartıcı baskılar yaşadım ve Temmuz 2007 seçimlerini de Tayyip kazanınca iş olacağına vardı… Son çare olarak kovmak zorunda kaldılar! Ama süreç benden sonra da durmadı. Uğur Dündar, Oktay Ekşi, Cüneyt Ülsever, Bekir Coşkun, Rahmi Turan, Özdemir İnce ve daha niceleri aynı baskılarla kovuldular veya ayrılmak zorunda bırakıldılar. Tufan Türenç kovulmadı ama yazılarına son verildi. Gazete, Tayyip kızmasın diye temizleniyordu! Koskoca Hürriyet gazetesi patron ve onun yalakası durumundaki yönetim kademesi tarafından işte bu durumlara düşürüldü. Patron büyük işadamı ve iktidardan büyük çıkarları var. Batırılmaktan korkuyor… Çünkü Tayyip, Hürriyet’e ve patronuna sürekli bozuk atıyor. Yılmaz Özdil olayı bunun en son örneği. Böyle bir gazetenin saygınlığı olur mu? İşin ilginç yanı, Hürriyet’te ben kovulmadan birkaç gün önce Yılmaz için anonslar başlamıştı: “Büyük yazar büyük gazetede.” Oysa Yılmaz onları ve iktidarı yazılarıyla çok acıttı ve beklenen son onun da başına geldi. Hep rahatsız ve tedirgindi. Son cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bile izne ayrılmak zorunda kalmıştı. İşadamı patronlar, Türk medyasının başındaki en büyük beladır. Bunlar çıkarcıdır, iş ve para peşinde koşar, yalakalık yapar, hükümet “Höt” deyince korkarlar. SÖZCÜ’nün başarısı işte buradadır çünkü patron Burak Akbay sadece ve sadece gazetecidir. Başka işi yoktur ve dolayısıyla iktidar şantajına açık değildir. Neyse, Yılmaz’a -istifasından vazgeçmeyeceğini varsayarak- ilk mesajı ben şimdi göndermiş olayım: “Bizde baskı yok, sansür yok. SÖZCÜ’ye hoş geldin.”T24
IŞİD 80 Ezidi'yi Katletti!
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’in Sincar’ın en büyük köylerinden biri olan Kojo’da, köylülerin taleplerini yerine getirmeyi reddetmesinin ardından 80 Ezidi’yi öldürdü. Ezidiler uluslararası topluma tepkili. Ezidi ve Kürt kaynakalarına göre, IŞİD, köylülerden kendilerine rehberlik yapmalarını ve erkeklerinin kendi saflarında savaşmalarını istedi. Köylülerin bu talebi reddetmesinin ardından köye saldıran IŞİD erkeleri öldürdü, kadın ve çocukları ise esir alarak Telafer’e götürdü. Irak Dışişleri eski bakanı Hoşyar Zebari, katliama ilişkin yaptığı açıklamada 'Bugün (Cuma) öğlenden sonra araçlarla geldiler ve öldürmeye başladılar. Bunu 'Ya Müslüman ol ya da öl' şeklindeki inançlarından dolayı yaptıklarını düşünüyoruz’ dedi. Al Jazeera Erbil Büro Şefi Ahmed Zaviti, olayla ilgili şu bilgileri verdi: 'Kojo, Sincar’ın güneydoğusunda bir köy. Telafer’e ve Kayrevan’a yakın. Ninova Eyaleti’ne bağlı. Köyün nüfusu yaklaşık bin 200 kişi. Bunların yaklaşık beş yüzü daha önce köyü terketmişti. Biraz önce Ezidi kaynaklardan aldığımız bilgiye göre, geri kalanlar Arap aşireti Mutevte’nin koruması altındaydı. IŞİD geçen hafta köy halkına Müslümanlığı seçmeleri için üç gün süre vermişti. Sürenin bitiminin ardından Mutevte Kabilesi liderleri, tehditlerini yerine getirmemeleri için IŞİD ile görüşmeler yapmıştı. Bunun üzerine yeniden süre verdiler. Bu süre de Cuma günü öğlen saatlerinde doldu. Köye geldiler ve cep telefonlarını topladılar. Dolayısıyla köy halkıyla dışarının irtibatı kesilmiş oldu. Kayravan’daki Arap kaynaklar Kürdistan yetkililerine yaklaşık 200 kişinin idam edildiği haberini ulaştırdı. Kadın ve çocuklar başka bir bölgeye götürüldü. Bazı kaynaklar Telafer’e götürüldüklerini söylüyor.' Amerika'ya öfke Ahmed Zaviti, Ezidilerin ABD’yi ve uluslararası camiada etkin olan ülkeleri eleştirdiğini bildirerek, 'Ezidiler, daha önce bu ülkelere tehdit altında oldukalrını ilettiklerini söylüyor. Ezidi kaynaklara göre Amerika kendilerine güvence verdi. Bundan dolayı Amerika’ya karşı büyük bir öfke var' ifadelerini kullandı. Zaviti, Ezidi mültecilerle ilgili olarak 'Kaynaklar IŞİD’in Sincarı ele geçirmesinden sonra yaklaşık 200 bin kişinin dağlık alana sığındığını söylüyor. Bunların 150 bine yakını Kürdistan Bölgesi’nin bazı mıntıkalarına götürüldü. Bir bölümü hala Suriye topraklarında. Kendilerine yardım yapılıyor ama tam bir trajedi yaşıyorlar' dedi. IŞİD saldırılarından kaçan binlerce Ezidi’nin Türkiye’ye doğru göçü devam ediyor. Birçok mülteci gerekli evraklara sahip olmadığı için İbrahim Halil sınır kapısı yakınındaki bölgede çadırlarda bekliyor. Al jazeera ve Reuters
Reklam
Mark Zuckerberg'e Bill Gates'ten Teknolojik Cevap
Als Hastalığına yardım için Facebook'un sahibi Mark Zuckerberg'in buz dolu suyu başından aşağıya döküp topu Bill Gates'e attığı aşağıdaki videoyu paylaşmıştık:http://onedio.com/haber/mark-zuckerberg-kafasindan-asagi-bir-kova-buzlu-suyu-boca-ediyor-351733Bu videoya Bill Gates'ten gelen teknolojik cevabı izliyoruz...
Twitter Yetkilileri Ankara'ya Geliyor
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Twitter'ın üst düzey yetkilileri, 3 ay aradan sonra tekrar bir araya geliyor. Görüşme, 25 Ağustos'ta Ankara'da. BTK ile Twitter yetkililerinin 25 Ağustos'ta yapacakları görüşmede, Twitter'ın Türkiye'de ofis açması, vergilendirme, kişilerin hak ve hürriyetleri kapsamında yaptıkları şikayetlere muhatap bulunabilmesi adına yürütülen çalışmalar ele alınacak. BTK Başkanı Tayfun Acarer ve beraberindeki heyet ile Twitter'ın Uluslararası Kamu Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell arasındaki ilk görüşme 14 Nisan'da gerçekleşmişti. Acarer ve beraberindeki heyet, Twitter Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Kamu Politikaları Direktörü Sinead McSweeney başkanlığındaki heyet ile 21 Mayıs'ta İrlanda'nın başkenti Dublin'de ikinci kez bir araya gelmişti. Dublin'deki ikinci görüşmede en somut gelişme, 'Türkçe canlı destek hattının kısa süre içinde devreye gireceğinin' açıklanması olmuştu. Acarer, Ankara'daki ilk toplantıyla Twitter ile resmi temasın sağlandığını, ikinci toplantıda ise teknik konulara girildiğini belirtmişti. AA
Akıllı Telefon Bağımlılığı Stres Yaratıyor
Tatildesiniz ama bir yandan da uyanır uyanmaz iş yerinize ait e-postalarınızı kontrol ediyorsunuz. Kaldığınız otelde kablosuz internet yoksa veya dağın tepesinde cep telefonunuz çekmiyorsa telaşlanıyorsunuz. Telefonunuzun pili azalmışsa huysuzlanıyor, ofiste değilseniz işlerin ters gideceği endişesi taşıyorsunuz. Bunların hepsi, cep telefonu bağımlılığının yarattığı 'sürekli erişilebilir' olma' stresinin tipik işaretleri. Kimileri için, taşınabilir bağlantı cihazları sabah 9, akşam 5 arası çalışma saatlerinin yarattığı kısıtlamalardan kurtulma fırsatı yarattı. Esnek çalışma yöntemi, iş hayatlarında daha özerk olmalarını ve aileleriyle, arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçime imkânı sağladı. Fakat akıllı telefonlar birçoğumuz için ise, kapanıp rahatlamamıza ve kendi pillerimizi şarj etmemize izin vermeyen ceplerimizin tiranları haline dönüştü. Birçok gözlemci, bu sendromdan giderek daha fazla kaygı duymaya başladı. Pittsburgh merkezli yazılım geliştirici Kevin Holesh, iPhone'u için ailesini ve arkadaşlarını ihmal ettiği endişesine kapılınca, cep telefonu kullanımını takibe alan 'Moment' adlı bir cep telefonu uygulaması geliştirdi. Bu uygulama, kullanıcıların cihazlarıyla ne kadar vakit geçirdiklerini görmelerini sağlıyor ve kullanıcının kendi koyduğu sınır aşılınca da uyarılar gönderiyor. Kevin Holesh'in internet sitesinde uygulama şu sözlerle anlatılıyor: 'Moment'ın amacı hayatınızda denge sağlamak. Biraz telefonunuzla, biraz da telefonunuz olmadan çevrenizdeki sevdikleriniz, aileniz ve arkadaşlarınızla geçirdiğiniz vakitten keyif almanız için…' Bazı işverenler, iş ve sosyal hayat arasında denge tutturmanın kolay olmadığını kabul ediyor. Yardıma ihtiyacımız var. Örneğin, Alman otomobil üreticisi Daimler, bazı çalışanları ofisten kopma iradesini gösteremedikleri için 'e-postalar için otomatik silme seçeneği' yarattı. BBC'ye konuşan Coventry Üniversitesi Psikoloji, Davranış ve Başarı Araştırma Merkezi'nde görevli endüstriyel psikolog Dr. Christine Grant, ''Sürekli erişilebilir olma' kültürünün olumsuz etkileri, zihninizin hiçbir zaman dinlenemiyor olması, vücudunuza toparlanması için zaman ayırmıyor olmanız, dolayısıyla da sürekli stresli olma halidir' diyor. Grant, 'Ne kadar yorgun ve stresli olursak, o kadar da hata yaparız. Fiziksel ve zihinsel sağlığımız zarar görür' diye ekliyor. Grant'a göre, dünyanın neresinde olursak olalım iş yerimizle bağlantıda kalabiliyor olmak, derinlerdeki güvensizlik hissini de besliyor. 'Kontrolü bırakmakla ilgili çok büyük kaygılar duyuluyor' diyen Grant şöyle devam ediyor: 'Araştırmamda, hangi zaman diliminde olurlarsa olsunlar sürekli teknolojiyle seyahat ettikleri için 'tükenen' çok sayıda kişiyle karşılaştım.' Özellikle kadınlar tam gün ofis işiyle hastalık riskine karşı daha hassas oluyorlar. Akşam işten eve geliyorlar, bir çay yapıp çocuklarıyla ilgileniyorlar ve sonra gece yatağa gitmeden önce son bir mesai daha yapıyorlar. Dr. Grant'a göre 'Bu üç mesainin sağlığa ciddi etkileri olabilir.' Endüstriyel Tıp Toplumu Başkanı Dr. Alasdair Emslie de 'İngiltere'de her yıl yaklaşık 400 bin kişi iş hayatlarında, kendilerini hasta edecek seviyelerde stres yaşadıklarını söylüyor' diyor ve şu yorumu yapıyor: 'Teknolojideki değişimler bunda payı olan etkenlerden biri. Özellikle de çalışanlar kendilerini giderek artan talebe karşılık veremeyecek gibi hissediyor veya iş yükünü kaldırmakta yetersiz kalıyorlarsa.' İngiltere medya denetim kurumu Ofcom'un verilerine göre İngiltere'de yetişkinlerin yüzde 61'i akıllı telefonları olduğunu söylüyor ve ev içinde tablet bilgisayar kullanım oranı da geçen seneye göre neredeyse iki kat artarak yüzde 44'e çıktı. Ofcom, özellikle akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber 2010 yılından bu yana, günlük toplam medya tüketiminin 8 saat 48 dakikadan, 11 saate çıktığını belirtiyor. Bu rakamlar, medya araçlarına ayırdığımız saatlerin uygu saatlerinden fazla olduğunu gösteriyor. İnternet bağlantılı akıllı telefonların sayısı arttıkça, kullanımımıza sunulan verilerin sayısı da bir o kadar artıyor. Danışmanlık şirketi PwC'de çalışan Michael Rendell, bu durumun bir nevi 'karar verme felci' yarattığı görüşünde. Rendell bu yorumunu şöyle açıklıyor: 'Bu, iş yerinde daha çok stres yaratıyor, çünkü daha geniş bir veri ve iletişim ağına sahip oluyorsunuz, bunların hepsini aynı anda idare etmek zor.' 'Bu da karar vermenizi güçleştiriyor, çoğu da daha az üretici hale geliyor çünkü tüm bunlar kişileri bunaltıyor ve hiçbir zaman ofisten kaçamayacakları hissine kapılıyorlar.' PwC'nin 'İşin Geleceği, 2022'ye yolculuk' başlıklı raporu için tüm dünya genelinde 50 bin işçiyle görüşüldü. Danışman Rendell'e göre, 'İngiltere'de işgücü, daha geniş iletişim ağları ve daha çok veriye erişim sağlanmasına rağmen, geçmişe kıyasla daha üretici değil.' Blake Morgan avukatlık bürosundan Tim Forer de bu görüşe şu ifadesiyle katılıyor: 'Neden maaşlar enflasyonla uyumlu artmadı? Çünkü daha az iş yapan daha çok insan var.' 'Çoğu üretici olmadan geçen zaman diliminde e-postaları kontrol etmek de iş sayılıyor.' İş hayatını ve sosyal yaşamı birbirinden ayıran çizginin teknolojiyle beraber bulanıklaşması yalnızca çalışanlar için bir sağlık ve güvenlik sorunu değil. Şirketler için de olası ciddi sonuçları var. Avukat Forer, 'Avrupa Çalışma Saatleri Yönetmeliği'ne göre bir çalışma haftası 48 saatle sınırlandırılıyor, bu da her 24 saatlik çalışma dilimi arasında 11 saatlik ara almanız anlamına gelir' diyor. 'Fakat eğer, sabah uyandığınızda ilk iş olarak ve gece yatarken de son iş olarak cep telefonu mesajlarınızı ve e-postlarınızı kontrol ederseniz bu zaman dilimlerinden de çıkmış olursunuz.' Avukat Forer'e göre bu durum da çalışanlarına karşı yasal yükümlülüklerini de riske atıyor. Yazılım şirketi SolarWinds, bilişim teknolojileri şirketleri için faaliyet halinde olmadıkları bir zaman diliminin olmamasının şirketler üzerinde ekstra baskı yarattığını söylüyor. Çalışanlar iş yerindeki uygulamalara giderek daha bağımlı hale geliyor fakat aynı zamanda da işlerin ters gitmesi durumunda daha hoşgörüsüz oluyor. SolarWinds'in araştırmasına göre çalışanların yarısından fazlası kendilerinden daha hızla çalışmaları ve bu yeni 'bağlanabilirlik' durumunun sonucu olarak işlerini verilen süreden önce tamamlamaları yönünde beklenti olduğu hissine kapılıyor. Aynı zamanda neredeyse yarısı da, işverenlerin artık kendilerinden nerede olurlarsa olsunlar sürekli 'çalışabilir halde ve müsait' olmalarını beklediğine inanıyor. Tabi cep telefonu şirketleri ve diğer teknoloji firmaları da mobil bağlanabilirlik durumunun faydalı olduğu, zarar vermediği görüşünü savunurken, birçok genç, ofis çalışanı ve kendi işinin sahibi olanlar da bu görüşe katılır. Samsung UK'de girişim birimi başkan yardımcısı Graham Long, 'Akıllı telefonlar, tabletler… bunlar çevik ve esnek çalışma sağlıyor, bundan da hem iş verenler hem de aynı şekilde çalışanlar da faydalanıyor' diyor. Aruba Networks üst düzey yöneticisi Chris Kozup ise, 'The Future laboratuvarlarıyla ortak yaptığımız araştırma sonunda, 'sürekli erişilebilir olma' fikrinin ve sürekli bağlantıda olma durumunun aslında çalışanların iş ve sosyal hayat dengesini sağlamalarına yardımcı olduğunu gördük' yorumunu yapıyor. Burada kilit, yeni esnek çalışma düzeninin sizin işinize yaracak şekilde ele düzenlemeniz ve akıllı telefon kullanımınızla ilgili belirli bir disiplinde olmanızdır. Eğer plaja inme hazırlığındaysanız, e-posta uyarılarınızı 'ofis dışında' konumuna getirin, telefonunuzu kapatın, yatağa giderken erişime kapatın ve Dr. Grant'e kulak verin: 'Eğer bir sorun varsa, bunu çözebilecek sizden başka kimsenin bulunmaması şaşırtıcı olurdu.'BBC Türkçe
Reklam
Orman: 'Beşiktaş Türkiye'de Destek Görmemiş Bir Camiadır'
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, vefat eden Süleyman Seba'nın herkesin gönlünde derin acı bıraktığını, onursal başkan adına her yıl 'Süleyman Seba Barış Ödülü' organizasyonu düzenleyeceklerini söylediCeylan InterContinental Otel'de gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını, üzerinde dün toprağa verilen Süleyman Seba'nın resmi bulunan kürsüden yapan divan kurulu başkanı Yalçın Karadeniz, sözlerine onursal başkanı anarak başladı.Seba'nın yalnızca Beşiktaş'ın değil, tüm kulüplerin başkanı olduğunu ifade eden Karadeniz, 'O, tüm kulüplerin Süleyman Seba'sıydı. Her toplumda Beşiktaş'ı iyi temsil eden bir zattı. Dün hepimiz gördük. 35 derece sıcak altında, yoğun nem olmasına rağmen binlerce seveni, kendisine olan son görevlerini yerine getirdi. Allah gani gani rahmet eylesin. Süleyman Seba'nın izlediği, tavsiye ettiği yoldan giderek, kendisine erişmeye çalışacağız' dedi.Beşiktaş'ta yönetim kurulu üyeliği ve basın sözcülüğü yaptığı dönemde, Süleyman Seba ile rakip olmalarına rağmen, efsane başkanın kendisine her zaman bir baba gibi davrandığını dile getiren Karadeniz, şu ifadeleri kullandı:'Beşiktaş iskelesinin üst tarafının alınması ve kulübümüze kazandırılması ile ilgili gayretlerim olmuştu. Müracaatlarda bulunmuş fakat başarılı olamamıştım. Bir gün üzgün olduğumu görüp bana sebebini sordu, ben de anlattım. Bana, 'Üzülme, inşallah iyileşirim, beraber gider çözeriz' dedi. Maalesef kalan zamanı yaşam mücadelesi vererek geçti. İnşallah bundan sonra konuyla ilgili gayreti gösterip, ruhunu şad etmiş oluruz.'Süleyman Seba ile ilgili duygu ve düşüncelerini aktardıktan sonra, siyah-beyazlı kulübün divan kurulu üyelerini, bundan sonra yapılacak tüm toplantılara katılmaya davet eden Yalçın Karadeniz, 2013 yılında değişen tüzüğe ilave edilen bir maddeyi hatırlatarak, konuşmasını şöyle noktaladı:'Beşiktaş Kulübü'nün anayasası tüzüğüdür. Bildiğiniz gibi 2013 yılında değişikliğe uğradı. 39-F maddesi gereğince, yeni bir madde ilave edildi. 'Divan Kurulu toplantılarına 3 defa mazeretsiz katılmayanların üyeliği düşer' denildi. Bu konuda itiraz etmeme rağmen, değişiklik kabul gördü. Biz divan başkanlık kurulu olarak, bu tüzüğü uygulamak durumundayız. Bir ömrün yarısı kadar tecrübe sahibi arkadaşlarımızın üyeliklerinin düşmesi, tabii ki beni üzüyor ama yapılacak bir şey yok. Bu çerçevede, 283 divan kurulu üyemiz maalesef üyelik hakkını kaybetmiştir. Bugünden sonra da, takip eden iki toplantıya mazeret bildirmeden katılım olmazsa, bu sayıya 100-150 kişi daha ilave olacaktır. Konuyla ilgili dikkat etmemiz gerek.'ORMAN: 'BEŞİKTAŞ TÜRKİYE'DE HİÇ DESTEK GÖRMEMİŞ BİR CAMİADIR'Ceylan InterContinental Otel'de gerçekleştirilen kulübün olağan divan kurulu toplantısında konuşan başkan Orman, Seba'nın öncelikle herkesin içinde derin acı bıraktığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:'Türk spor alemi ile Beşiktaş'a bazı mesajlar ve dersler vererek aramızdan ayrıldı. Zamanında iki büyüğün olduğu ve Beşiktaş camiasını küçümseme noktasına getirenlere karşı, Türkiye'nin en büyük camiasının Beşiktaş olduğu dersini verdi ve kulüp başkanımızın bütün kulüplerin başkanı olduğunu gösterdi. Bütün siyasetçiler, bütün spor adamları ve bütün renkler, herkes Süleyman ağabeyin cenazesinde buluştu. Demek ki barış içinde ve düzgün işler yapıldığında herkes, her yerde buluşabiliyor. Herkes hiçbir ayrım yapmadan Süleyman ağabeyin cenazesinde buluştu.'Fikret Orman, efsane başkanlarının anısına en kısa sürede bir barış ödülü koyacaklarını dile getirdi.Statlarda gördükleri kavgaların ve demeçlerin bu ödülle beraber bitmesini temenni ettiğini vurgulayan Orman, 'En kısa sürede 'Süleyman Seba Barış Ödülü' organizasyonu yapacağız ve bir heyet oluşturup bunu her sene vereceğiz. Seba'nın toplumsal barışla alakalı ve topluma verdiği barış mesajıyla ilgili bir ödül vereceğiz' diye konuştu.Başkan Orman, Beşiktaş'ın fazla destek görmediğinden şikayetçi oldu.Beşiktaş'ın, Türkiye'nin en büyük camiası olduğunu vurgulayan Fikret Orman, şunları söyledi:'Ama maalesef Türkiye'de hiç destek görmemiş camiadır. Ülkemizde bütün şehirlere yatırımlar yapılmıştır. Üçüncü lig takımların olduğu yerlere 35 bin kişilik stat yapılmıştır. Bizim stadımız için şu ana kadar bir kuruş katkı görmemişizdir. Bu bir yerde gurur kaynağımızdır. İnşaat devam ediyor, bir an önce bitirmemiz lazım. Sanırım 2010 dönemiydi. Beşiktaş'ın o gün itibarıyla 130 milyon lirayken, gideri ise çok daha fazlaydı. Borçları yüksek miktarda ve hızla artarak devam etmekteydi. Yönetime gelirken gelir 140 milyon lira civarındaydı. Yayın, kira ve sponsorluk gelirleri kullanıldığı için elimizde kalan kaynak sadece tribün gelirleri ve UEFA maçlarıyla ilgiliydi. Son iki dönemdir hak ettiğimiz halde Avrupa'ya gidemedik.'Stadın yapılmasından dolayı bu yöndeki gelirin inanılmaz düştüğünü kaydeden siyah-beyazlı kulübün başkanı,'Gelirlerimizde azalma olurken, hepimizin '10 numaraya kimi alacağız, nasıl şampiyon olacağız?' diye beklentisi var. Bunlar hep kaynak konusu. Gelir olmadan nasıl yapacağız? Bir yandan stadı yapmamız, bir yandan borçları ödememiz ve bir yandan da yatırım olması lazım. Taraftarlarımız sahada başarılı bir takım istiyor. Beşiktaş'ın büyümekten başka çaresi yoktur. Amacımız, gelir seviyesini 400-500 milyon lira baremine çekmektir' ifadelerini kullandı.'Hep beraber elimizi taşın altına koymamız lazım'Rakiplerine göre daha iyi sponsorluk anlaşmaları yaptıklarını anlatan başkan Orman, sözlerini şöyle sürdürdü:'Biz piyasa koşulları içinde rekabet ederek sponsorluklar bulurken, rakiplerimizi, sponsorluklar kesilince ne aşamada olduklarını görüyoruz. Beşiktaş formasının hiçbir yerinde reklam sıkıntısı yoktur. Uzun dönemli anlaşmalar yapılmıştır, sponsorlar da bizimle çalışmaktan mutlu olmuştur. Hep beraber elimizi taşın altına koymamız lazım. Statta geç kaldık ama iyi gidiyoruz. Yeni stadın 146 locası var, 106'sı satılmış durumda. 40 tane kaldı ve yavaş yavaş az arzu edilenlere doğru gidiyoruz. 27 milyon dolar civarında loca ve VIP koltukla alakalı satış gerçekleştirdik. 10 milyon dolar da Vodafone anlaşmasını, üzerine koyarak stadı yapıyoruz. Stat bittiği takdirde Beşiktaş'ın bütün konuları yavaş yavaş planlanabilir. Geçen sezon futbol A takımına önemli yatırımlar yaptık. Kadro ve teknik heyet istikrarıyla beraber iyi günler olacağını arzu ediyoruz.'- 'Kendi stadımıza şampiyon olarak dönmek istiyoruz'Transfer döneminde çok baskı gördüklerini ifade eden Fikret Orman, Beşiktaş'ın her kuruşunu hesap vererek yaptıklarını söyledi.Bu yöndeki çalışmaları hızlı yapmalarının kendisi açısından kolay olduğunu belirten Orman, 'Ama paraları ödemesi zor olduğu için ince eleyip sık dokuyoruz. Gökhan Töre'yi 7,5 milyon dolara alabilirdik, almadık. Belli bir siyaset güttük ve 500 bin avrosu peşin, 6 ay 800 bin avro ödeyecek şekilde aldık. Demba Ba transferi de böyledir. Futbol ve basketbol takımlarımızda çok cüzi borçlarımız vardır. Bu sezon sonunda kendi stadımıza şampiyon olarak dönmek istiyoruz' diye konuştu.Futbol AŞ'nin hisse senetlerine değinen başkan Orman, sözlerini şöyle tamamladı:'(Hisse senetleri rehin verilmesin) dendi. Bizden önceki halka arzda yüzde 15'ten veriyorsunuz. Sayın Demirören döneminde yüzde 15'i sanırım yüzde 22,5 oldu. Bizim dönemimizde sadece yüzde 5'i kullanılmış durumda. Yüzde 51 hisseleri bizdedir. Beşiktaş yönetim kurulunun ve profesyonel ekiplerinin gizli kapaklı işleri yoktur. Her şey şeffaftır. 'Böcekler varmış' deniliyor. 'İnceletip, savcılığa suç duyurusunda bulunalım' talimatını verdim. Maalesef camiada dedikodular, yalanlar ve bilmeden söylenen şeyler oluyor. Bunlar yavaş yavaş beni üzüyor. Ama alıştık ve işimize bakıyoruz. Önümüze bakmamız lazım.'Cumhuriyet
Tanımadığın Kişilerle Öpüşme (Türk Versiyonu)
etiket
Amerikalı yönetmen Tatia Pilieva, birbirlerini tanımayan 20 kişiden ilk kez öpüşmelerini isteyeli 5 ay oldu. İlk öpücüğün tüm gerginliğini, doğallığını ve ürkekliğini kameraya kaydetti.Çektiği First Kiss/İlk Öpücük videosu, dünyada 100 milyondan fazla kez izlendi. Şimdi bu proje Türkiye’de.Melis Özdil’in yönettiği İlk Öpücük, İstanbulluları öpüştürdü.Videoda 12 kişi yani 6 çift var.Eşleştirmeler tamamen tesadüfi, kimse öpeceği insanı önceden görmüyor.“Ben seni beğenmedim” demek yok;  ama “ben vazgeçtim” demek serbest. “Rezalet” deyin ya da gülümseyin ama artık Türkiye’nin de bir “İlk Öpücük”ü var!
Reklam
Türkiye'de Derhal Yıkılması Gereken 10 Şey
Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan'ın Recep Tayyip Erdoğan'a yaptığı 'Boğaziçi, Bilkent ve ODTÜ yıkılmalı' önerisinden yola çıkarak Türkiye'nin derhal yıkılması gereken 10 kurumunu belirledik. Sizler de kendi yıkılmasını istediğiniz kurumları belirleyip, artık halka açılmış olan Çankaya'ya iletebilirsiniz.
İsmail Kartal'ın İlk Maçı
Fenerbahçe, yeni teknik direktörü İsmail Kartal yönetiminde ilk maçına çıkıyor. Sarı Lacivertliler hazırlık maçında Yunanistan şampiyonu Olympiakos ile karşılaşacak. Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanacak mücadele 21:30'da başlayacak. İsmail Kartal, Ersun Yanal'ın istifasından sonra Fenerbahçe yönetimi tarafından yardımcı antrenörlükten teknik direktörlüğe getirilmişti. Sarı Lacivertliler, yeni sezon öncesinde oynadığı beş hazırlık maçında dört yenilgi aldı. İran'ın Sepehan takımını 1-0 mağlup eden Fenerbahçe, Sheffield United'a 2-1, Sevilla'ya 2-0 kaybetmişti. Sarı Lacivertliler, evsahipliğini yaptığı Soma'ya yardım turnuvasında ise 45'er dakikalık maçlarda Beşiktaş'a 1-0, İngiliz temsilcisi Chelsea'ye ise 2-0 kaybetmişti. Fenerbahçe'de sakatlığı bulunan Brezilyalı yeni transfer Diego Ribas bu maçta forma giyemeyecek. Olympiakos, geçtiğimiz sezon Yunanistan Süper Ligi'ni en yakın rakibi PAOK'un 17 puan önünde şampiyon olarak tamamlamıştı. Al Jazeera
Diyarbakır'da Trafik Kazası: 3 Koruma Polisi Şehit
Mardin karayolunda kontrolden çıkan bir aracın karşı şeritte seyir halindeki polis ekip aracına çarpması sonucu meydana gelen kazada 3 polis memuru şehit oldu. Hayatını kaybeden polislerin sanatçı Rojin'i korumakla görevli oldukları öğrenildiDiyarbakır'da bir otomobilin refüjü aşarak karşı yönden gelen sivil polis aracına çarpması sonucu 3 polis memuru hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı. Kazada hayatını kaybeden 3 polis memurunun sanatçı Rojin'i korumakla görevli oldukları öğrenildi. Polislerin cenazesi düzenlenecek törenin ardından memleketlerine gönderilecek. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün ismi henüz öğrenilemeyen 34 UK 9785 plakalı otomobil, Diyarbakır Mardin karayolu Çarıklı mevkisi Karaköprü yakınlarında orta refüjü aşarak karşı şeride geçti. Otomobil, karşı yönden gelen 21 FU 214 plakalı İl Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü'ne ait sivil polis aracına çarptı. Kazada, polis memuru Ömer Mercimek, Ahmet Yıldırım ve Sıtkı Kara olay yerinde yaşamını yitirdi. Diğer araçta bulunan ve isimleri henüz öğrenilemeyen 2 kişi yaralandı. Yaralılar, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazanın ardından İl Emniyet Müdürü Halis Böğürcü olay yerinde incelemelerde bulundu. Kaza nedeniyle bir süre trafiğe kapanan Diyarbakır-Mardin karayolu ekiplerin çalışması sonucu açıldı. İl Emniyet Müdürlüğü'nde tören düzenlenecekHayatını kaybeden polis memurları için İl Emniyet Müdürlüğü'nde tören düzenlenecek. Törenin ardından polis memuru Yıldırım'ın cenazesi memleketi Adıyaman, Mercimek'in Kahramanmaraş, Kara'nın da Burdur'a gönderilecek.Sanatçı Rojin'i korumakla görevliydilerÖte yandan, kazada hayatlarını kaybeden İl Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memurlarının, sanatçı Rojin'i korumakla görevli oldukları öğrenildi. Sanatçı Rojin'in Şırnak'ın Silopi ilçesindeki Yezidileri ziyaret etmek amacıyla yola çıktığı, kazayı önde seyreden sanatçı Rojin'in de bulunduğu araçtakilerin yetkililere bildirdiği belirtildi.AA
Reklam