onedio
"Milan'da Torres Dönemi Başlıyor"
İspanyol yıldızdan iddialı açıklamalar...AC Milan 'ın yeni transferi Fernando Torres , kulübün efsanevi isimlerinden George Weah, Marco van Basten ve Filippo Inzaghi gibi bir döneme damgasını vurmayı hayal ediyor.Chelsea'den iki seneliğine kiralanan İspanyol yıldız, Stamford Bridge'de kabus gibi geçen 3,5 yıllık süreci unutmak istiyor.Londra'dayken FA Kupası, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'ni kazanan Torres, ancak 110 Premier Lig maçında sadece 20 gol kaydederek büyük hayal kırıklığı yarattı. Liverpool ve Atletico Madrid'deki günlerinin çok çok uzağında kalan golcü oyuncu, Chelsea'de olduğu süre boyunca ağır eleştirilere maruz kaldı.İtalyan'ın asi çocuğu Mario Balotelli'nin Liverpool'a transferi sonrası Milan'a kiralanan 30 yaşındaki yıldız, İtalyan ekibinde yeni bir sayfa açmayı planlıyor.Kulübün efsanevi isimlerine vurgu yapan Torres, düzenlediği basın toplantısında, 'Her oyuncu farklıdır ancak Van Basten, Weah ve Inzaghi gerçekten bir döneme damgasını vurdu. Ben de onlar gibi olmayı arzuluyorum. Bu benim için büyük bir fırsat. Artık önümde yeni bir hedef var ve buna inanılmaz ihtiyacım vardı. İyi ki buraya geldim.' açıklamalarında bulundu.Serie A'da oynamak için sabırsızlandığını belirten golcü oyuncu, 'La Liga'da oynadım, Premier Lig'de oynadım ve şimdi sıra üçlemeyi tamamlamaya geldi. Atacağım gollerle kulübü eski şaşaalı günlerine geri döndürmek istiyorum.' dedi.Goal.com
'AB Kapıları Açsa Bile Biz Kendi Kapımızı Kaparız'
Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır, Türkiye’nin AB’ye üye olması durumunda Türk vatandaşlarının iş için Avrupa’ya gideceği iddialarıyla ilgili olarak, “Kapıları açsalar, biz kendi kapımızı kaparız. Belçika’ya gitseler iş yok, güç yok; ne yapacak orada?” dedi.Bozkır Türkiye’nin Kıbrıs sorununu çözmek istediğini belirterek “Fransa’nın ve özellikle de Almanya’nın Kıbrıs sorununun arkasına saklanarak, Türkiye'nin üyeliğini engellemesini teşhir etmek istediklerini” öne sürdü. Bozkır “Kıbrıs sorununda AB tarafından önlerine getirilen tüm taleplerin aslında Rum tarafının talebi olduğunu” söyledi.AB Bakanı, sözlerine Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde ülkesinin iyi bir noktada olduğunu savunarak;“Avrupa Birliği süreci fasıl açmaktan ibaret bir süreç değildir. Uluslararası kuruluşa üyelik de değildir. AB başka bir olay. AB günlük yaşamında her alanda etki yapar. Refah, eğitim ve yaşam kalitesini artıran, geleceğe daha güvenli bakmasını sağlayan bir yapıdır. Okyanusta küçük bir kâğıttan gemidir. AB süreci konusunda çok daha sağlıklı bir noktadayız. Bütün gereksinimleri yerine getirdiğimizde o fasıl bizim için açılmıştır” dedi.Bozkır, üyeliğin Avrupa’ya doğru bir göçe sebep olacağı endişelerine ise şu şekilde yanıt verdi;“Kapıları açsalar, 20 milyon Türk vatandaşı gidecek, diyorlar. Kapıları açsalar, biz kendi kapımızı kaparız. Belçika’ya gitseler iş yok, güç yok; ne yapacak orada? Öyle bir kötü bir ilerleme raporu çıktı ki… Raporu yazan kişiye ‘Sen hiç Türkiye’ye geldin mi?’ dedim. ‘Gelmedim’ dedi. Bayramın üçüncü günü rapor yayımladılar. Dedik ki, “Başka bir gün yayınlayın”, “Hayır” dediler. Yayınladılar ne oldu, hiç kimseye bir yarar sağlamadı. İlerleme raporu için katkılarımızı vereceğiz. Müsteşarımız yakın bir tarihte Brüksel’e gidecek.”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk yurtdışı ziyaretini Kıbrıs’a yapmasına Yunanistan’dan gelen tepkilere de şu yanıtı verdi;“Biz Yunanistan’la çok iyi ilişkiler kurmayı arzu ediyoruz. Yunan iç politikası eski reaksiyonları devam ettiriyor. Türkiye’de bir gelenek vardır. İlk ziyaret KKTC’ye, ikinci ziyaret Azerbaycan’a yapılır. Bunun değiştirilmesinin doğru olduğunu düşünmüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, hiçbir hasmane söz içermeyen mesajları vermiş, KKTC’yi ziyaret etmiştir.”Bakan, Rum tarafının vetosunun kaldırılması ya da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki ambargonun kalkması için Maraş’ın Rumlara verilmesinin gündemde olup olmadığı sorusuna ise;“Biz hiçbir zaman toprak konusunu müzakere malzemesi yapmadık. Aslında Kıbrıs’ta referandum istendiği gibi tecelli etmediği zaman mali işbirliği ve ticaret yönetmeliği de geri kaldı. Ticaret yönetmeliği kısmen de ambargoyu da kaldıracaktı. Ercan’a karşılık Magosa Havaalanı'nı tanıyalım dedik: ona da hayır, dediler. Bir sürü denklem var.'Volkan Bozkır, Türkiye’den Kıbrıs'a elektrik ve su hattı yapılması ile Kıbrıs çevresindeki doğalgaz aramalarının barış umutlarını hızlandırdığını söyledi ve ABD’nin sürece katkısını AB’den görmemekten yakındı;“Doğalgaz ve su faktörü ABD’nin ilgisini buraya çekmiştir. Kıbrıs müzakereleri bir noktaya ilerlediyse bu ABD sayesindedir. Bu AB ile olmuyor. AB’den gelmiş bir kağıt veto yetkisi yüzünden Rum kesiminin kağıdı oluyor. Ben şahsen bu senenin ortalarında çok ümitliydim. Hâlâ umutluyum. Çözüm bulunmazsa ne olur? 30 tane planın olur. Kıbrıs ile ilgili o kadar çok plan var ki.”Bozkır, Almanya ve Fransa’nın Kıbrıs sorununun arkasına saklanarak Türkiye’yi engellediğini de söyledi. Kıbrıs sorununun çözümünün bu sebeple de çok önemli olduğunu belirtti;“Bazı AB üyeleri Kıbrıs’ın arkasına saklanıyor. Örneğin Almanya. Kıbrıs çözülürse Türkiye önünde net bir engel olarak görülmekten korkuyorlar. Fransa’yı da bunun içinde sayabiliriz. Şu Kıbrıs sorunu çözülsün de gerçek karşı çıkanlar ortaya çıksın diye çok istiyorum.”AB Bakanı 2014 yılı ortasına kadar ülkesinin AB üyeliği konusunda çok umutlu olduğunu, kendisinde bu umut azalsa da, devam ettiğini ekledi;“Türkiye’de kaç fasıl açıldı diye kanaat var. Fasıl açmanın önemi o faslın açıldığı katılım konferansıdır. Katılım konferansı fasıl açmaktan önemlidir. AB’nin müzakerelere devamı teyit ettiğinin göstergesidir. Önemli değişiklikler olacak. Bütün AB yetkilileri değişti. Bunlarla meydana gelecek yeni bir enerji. Cumhurbaşkanımız bu sürecin buraya gelmesinin en başmimarıdır. Bu süreci eski rayına oturtmak çok önemli.”T 24
iPhone 6'nın Bugüne Kadar Sızan En iyi Görüntüleri
Evet farkındayız, sizler gibi biz de iPhone 6 söylentilerinden sıkıldık. Ancak yine de merakımıza yenik düşmekten kendimizi alamıyoruz. Tanıtıma çok az bir süre kala iPhone 6’ya ait olduğu söylenen yeni bir daha ortaya çıktı. Rus Rozetked isimli bir YouTube kullanıcısı 4,7 inçlik iPhone 6 ile iPhone 5s’in karşılaştırma videosunu yayınladı.
Ronaldo Başkanını Ağır Eleştirdi
Real Madrid'in yıldızı Cristiano Ronaldo, kulübün transfer politikasını değerlendirirken Başkan Perez’i de üstü kapalı bir şekilde eleştirdi.Takıma yapılan transferlerin pozitif etki yaratmasını umduğunu belirten Cristiano Ronaldo, “Transferlerle ilgili düşüncelerim var ancak bunları konuşursam yarın gazetelere manşet olurum. Eğer başkanımız Florentino Perez transfer yapılması gerektiğini ve bazı isimlerin de ayrılmasını düşündüyse buna saygı duymaktan başka bir şey yapamayız. Yeni oyuncularla birlikte sistemimiz de değişecek. Umuyorum ki tüm bunlar pozitif yönde gelişir. Di Maria ve Xabi Alonso’nun gidişine üzüldüm çünkü bizim için çok değerli isimlerdi. Kaliteli isimleri transfer ettik ve onlarla mutlu olmaktan başka çaremiz yok. Her şeyin yolunda gideceğini düşünüyorum” diye konuştu.Özel çalışmalar yaptığını da belirten Ronaldo, “bir haftaya kadar tam randımanlı bir şekilde hazır olacağım” ifadelerini kullandı.AMK Spor
'MİT Kişisel Verilere Yargı Denetimi Olmaksızın Ulaşabiliyor'
İnsan Hakları İzleme Örgütü raporuna göre, 'Hükümet internette ifade özgürlüğünü engellemeye yönelik yetkilerini genişletti ancak hükümeti denetleyebilecek bir mekanizma yok!'İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) “Türkiye'nin çevrimiçi (online) ifade özgürlüğü”ne yönelik hazırladığı raporda, “Son aylarda hükümet çevirimiçi içeriği sansürleme ve internet faaliyetlerini takip etme yetkilerini genişletti; bu yetkilerin kullanımını denetleyen bağımsız bir mekanizma ise yok” ifadelerine yer verdi.'Türkiye'nin iktidar partisi uyguladığı politikalara yöneltilen eleştirilere, internet sansürüne daha da hız vererek ve sosyal medya kullanıcıları hakkında davalar açarak yanıt verdi' değerlendirmesinde bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü internet araştırmacısı Cynthia Wong , “Türk Hükümeti'nin çevirimiçi haklara yönelik gerileme anlamına gelen bu yaklaşımını görmezden gelmemelidir” ifadesini kullandı.İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre “Türk Hükümeti'nin web sitelerini engellemekten ve sosyal medya kullanıcıları hakkında savcılık soruşturması ve kovuşturması açmaktan vazgeçmesi, Anayasa Mahkemesi'nin de, yeni MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) yasasındaki hak ihlali anlamına gelen düzenlemeleri iptal etmesi” gerekiyor.Türkiye’de engellenen site sayısının bilinmediğine işaret edilen raporda şu ifadelere yer verildi:“Son yıllarda, Türk makamları 5651 sayılı, son derece katı Internet yasasından aldıkları yetkiyle onbinlerce internet sitesine erişimi engellediler. Engellenen sitelerin kesin sayısı bilinmiyor çünkü Internet erişiminin engellenmesine yönelik hukuki ve idari usul ve süreçler saydam bir şekilde işlemiyorlar. Dahası, hükümetin geçtiğimiz Şubat ayında meclisten geçirdiği değişiklikler, bu yasada zaten varolan sansürleme yetkilerini daha da artırdı. Bu değişiklikler, bir web sitesinde yayınlanan bir paylaşımın, özel yaşamın gizliliği hakkını ihlal ettiğinin sadece iddia edilmesi durumunda bile, o web sitesine erişimin, yetkili makamlar tarafından herhangi bir mahkeme kararına gerek duymaksızın engellenmesine olanak tanıyor.Hükümet ayrıca sosyal medyayı da susturmaya çalıştı. Türk makamları 30 Mart yerel seçimleri öncesinde protesto gösterilerini örgütlemek ve reform çağrısında bulunmak için kullanılan Twitter ve You Tubegibi sitelere erişimi engellediler. Bu engellemeler, üst düzey devlet görevlileri arasında gerçekleşen bazı telefon görüşmelerinin sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna sızdırılması sonucu patlayan bir yolsuzluk skandalının hemen sonrasında vuku buldu.Bu topyekun engelleme, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, uluslararası camiada yaygın bir şekilde eleştirildi. Ancak o dönemde başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası camia ne derse desin, Twitter'ın ve diğer sosyal medya sitelerinin 'kökünü kurutacağına' yemin etti.Twitter ve You Tube'a erişim, Anayasa Mahkemesi tarafından, sırasıyla Nisan ve Haziran aylarında serbest bırakıldı. Anayasa Mahkemesi Twitter'a yönelik topyekun engellemenin bilgi edinme hakkına yönelik ciddi bir kısıtlama getirdiğini belirtti ve bu engellemenin yasadışı ve keyfi olduğu saptamasında bulundu. Ancak 2007'den bu yana You Tube ile birlikte başka bazı sosyal medya sitelerine de erişim uzun süreler boyunca engelleniyor.İster çevirimiçi olsun, ister çevrim dışı, özel yaşamın gizliliği hakkı da tehdit aldında. Türkiye, geçtiğimiz Nisan ayında yeni bir MİT yasası çıkardı. Bu yasa teşkilata mahrem verilerin, belgelerin ve her türden kişisel bilgilerin toplanması için çok geniş yetkiler veriyor.”“Yeni internet yasası ile özel yaşamın gizliliği hakkının zedelendiğini” savunan İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre “Yasa MİT’in kişisel verilere, yargı denetimi olmaksızın, sınırsızca ulaşmasına olanak tanıyor. Ayrıca toplanan verilerin muhafaza edilmesinin veya hükümetin bu verilere erişiminin kapsamını belirleyen açık ve net kısıtlar da yok. Yasa, ayrıca, teşkilatın yetkilerini istismar etmesi halinde, bu istismarı ortaya çıkartabilecek gazetecilerin hapisle cezalandırılmasını öngörürken, MİT personelini de hukuki soruşturma ve kovuşturmadan fiilen muaf tutuyor”.İnsan Hakları İzleme Örgütü, “Dinleme, izleme ve gözlemeye yönelik bu genişletilmiş yetkilerin, hak ihlalleri yapan soruşturma ve kovuşturmaları besleyebileceğini ve hukukun üstünlüğü ilkesini zayıflatabileceği” tezini sunuyor.İnsan Hakları İzleme Örgütü raporunda “Türk makamları, ayrıca, tekrar tekrar açılan savcılık soruşturmalarıyla, sosyal medya kullanıcılarının çevirimiçi paylaşımlarına karşı da, giderek artan ölçülerde kısıtlayıcı bir yaklaşım sergiliyorlar. Bu soruşturmalar, Türkiye'nin ifade özgürlüğünü korumak yönündeki yükümlülükleri ile çelişiyor. Örneğin, geçtiğimiz Şubat ayında 29 Kişi hakkında Twitter aracılığıyla isyan kışkırtıcılığı yapmak suçlamasıyla bir savcılık iddianamesi hazırlandı. Taksim Meydanı'ndaki Gezi Parkı'na inşaat yapılmasına ilişkin Hükümet planlarına karşı 2013 Mayısında yapılan gösterilerle bağlantılı olarak hazırlanan bu iddianamede, sanıklara yöneltilen suçlamalara kanıt olarak sunulanlar arasında, Gezi Parkı protestoları ile ilgili bilgi paylaşmak, acil yardım birimlerini çağırmak veya eylemciler için tıbbi yardım istemek amacıyla atılan tweetler de vardı” ifadelerine yer verdi.İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün “Türkiye'nin internet faaliyetlerini sınırlandırmak için yaptığı hamlelere” ilişkin raporu şöyle:Internet Sansürü5651 sayılı Internet Yasası internet ve diğer çevirimiçi servis sağlayıcılarını düzenlemek amacıyla 2007 yılında çıkartıldı. Yasa, yer vericileri yabancı ülkelerde bulunan web sitelerine erişimin, bu sitelerin şu sekiz kategori altında toplanan yasaklanmış içeriğe yer verdiklerinden kuşkulanılması halinde engellenmesini öngörüyor: Çocuk istismarı görüntüleri, uyuşturucu kullanımını kolaylaştıran içerikler, sağlığa zararlı maddelerin tedarikine yönelik içerikler, müstehcenlik, fuhuş siteleri, kumar siteleri, intiharı özendiren içerikler ve modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e karşı işlenen suçlar.Engelleme kararları mahkemeler tarafından verilebileceği gibi, tedbir amaçlı olarak savcılıklar veya Telekominikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından da verilebiliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna bağlı bir idari birim olan TİB'in görevi, engelleme kararlarını ve gözetleme izinlerini uygulamak ve Internet içeriğini izlemek.2007 yılından bu yana, bu yasa LGBT camiasının forumlarına, bağımsız medya sitelerine ve Kürt yanlısı yayın yapan haber sitelerine erişimi engellemek amacıyla kullanıldı (ki LGBT camiasının forumlarına yönelik engelleme sonradan, herhangi bir gerekçe gösterilmeden kaldırıldı). Kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriğe yer veren, YouTube, Twitter, Blogspot, Wordpress, Vimeo ve Google Groups gibi bir çok küresel web sitesi, yer verdikleri içeriğin sadece çok küçük bir kısmının engellenmesi gerektiği düşünülmüş olsa dahi, toptan kapatıldı.Bu uygulamalar, başta Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın medya özgürlüğü temsilciliği, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler düşünce ve ifade özgürlüğü özel raportörlüğü olmak üzere, uluslararası camiada defalarca eleştirildi. Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde yazdığı 2012 ilerleme raporunda,'web sitelerinin sık sık yasaklanması ciddi bir kaygı vesilesidir ve Internet yasasının değiştirilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur,' dendi.You Tube'a, web sitesi oluşturma ve yer verme hizmeti sunan Google Sites'a ve müzik sitesi Last.Fm'e erişimin Hükümet tarafından engellemesine karşı, Avrupa İnsan Hakları mahkemesine de beş ayrı bireysel başvuruda bulunuldu.AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), Aralık 2102'de, Ahmet Yıldırım'ın bireysel başvurusu üzerine, Google Sites'a erişimin topyekun engellenmesinin, ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. AİHMbu kararında, 5651 sayılı yasanın keyfi veya hak ihlallerine yol açabilecek engellemelere karşı yeterince koruma sağlamadığı bulgusuna ulaştı.Hükümet AİHM'in bu kararını büyük ölçüde görmezden geldi. Türkiye'de engellendiği rapor edilen siteleri izleyen Engelliweb adlı sivil toplum sitesinin verilerine göre, Ağustos 2014 itibariyle 50.000'nin üzerinde engellenmiş Web sitesi vardır ki bu sayı 2012'de engellendiği rapor edilen site sayısının iki mislidir.Internet yasasında 2014 yılında yapılan değişiklikler TİB'in yetkilerini genişletti. Bu değişiklikler, bir özel ya da tüzel kişinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği iddiasıyla başvurması, ya da bir içeriğin toplumun bazı üyelerine karşı ayrımcı veya kırıcı olduğunun düşünülmesi durumunda, TİB'e idari engelleme kararı verme yetkisi tanıdı. Internet hizmet sağlayıcıları, bir engelleme kararı ellerine ulaştıktan sonra, dört saat içinde belirli URL adreslerine erişimi engellemekle yükümlü kılındı. Bu tür engelleme kararlarının 48 saat içinde bir mahkeme tarafından gözden geçirilmesi zorunlu kılınmış olsa dahi, engelleme kararının hangi hallerde verilebileceğine ilişkin nedenler öylesine geniş ve belirsiz bir şekilde tanımlandı ki, yasanın hak ihlallerine yol açabilecek şekilde uygulanmasına ve yorumlanmasına olanak tanıyacak bir takdir hakkı doğdu.Buna ilaveten, bir URL adresine erişimi engellemek, bir sosyal medya sitesinin tümüne erişimi engellemekten daha hedef odaklı olmakla birlikte, bu tür engelleme bir Internet ağı üzerinden akan Internet içeriğinin incelenmesine olanak sağlayan 'deep packet inspection' (derin veri incelemesi) yönteminin daha çok kullanılması sonucunu doğurabilir. URL engellemesi için kullanılması gerekli olan bu tür veri inceleme yöntemleri, özel yaşamın gizliliği hakkının ihlali konusunda ciddi kaygılar doğuruyorlar, zira bu yöntemler Internet trafiğinin kitlesel olarak gözetlenmesine ve bu trafiğe yönelik muhtemel müdahalelere olanak tanıyorlar. Bazı medya raporlarında, Türkiye'de derin veri analizi yöntemlerinin çoktandır kullanıldığı belirtiliyor.Son olarak, hükümetin yayınlanmasını uygun bulmadığı içerikleri kaldırmaları için, Türk makamlarının Google ve Twitter'a yaptıkları başvurularda son yıllarda büyük bir artış yaşandı. Twitter'ın kamuoyuna açıkladığı rakamlara göre, Twitter'a 2014 yılının ilk yarısında 304 adet hesap ile ilgili olarak, toplam 186 içeriğin yayından kaldırılması başvurusu yapılmıştır ki, bu sayı 2013 yılının aynı dönemi için belirtilen 30 hesap ile ilgili yapılan toplam 7 başvurudan kat kat fazladır. Twitter bu başvuraların sadece %30'una kısmen ya da tamamen olumlu cevap verdi.Mart ayında Twitter bu engelleme kararlarına itiraz etmek amacıyla Türkiye'de dava açmış ve bu davaların ikisini kazanmıştır ki bunlardan biri eski bir hükümet görevlisini yolsuzlukla suçlayan bir hesabın kapatılması talebine ilişkindir.Türk yetkililer ayrıca, Twitter'dan vergi tahsil edebilmek için, ama bunun yanı sıra, bu şirketi yayınladığı içeriği sansürlemeye veya kullanıcılara ilişkin bilgileri vermeye daha kolay zorlayabilmek amacıyla, ondan Türkiye'de bir ofis açmasını da talep etti. Twitter Türkiye'de bir ofis açmayı planlamadığını belirtti.Gözetleme, Özel Yaşamın Gizliliği ve Kamuoyuna Hesap VerebilirlikMeclis 17 Nisan'da MİT'in yetkilerini genişletirken, hükümetin hesap verebilirliğini, medya özgürlüğünü ve özel yaşamın gizliliği hakkının kullanımını daraltan bir yasa çıkardı. 26 Nisan'da yürürlüğe giren Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair 6532 sayılı kanun, MİT'in faaliyetlerine ilişkin 1983 yılında çıkartılmış 2937 sayılı kanunda değişiklik yapıyor.Yeni yasa, MİT'e, bireyler hakkındaki mahrem bilgileri, belgeleri ve verileri kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalardan, arşivlerden, şirketlerden, diğer tüzel kişilerden ve hatta tüzel kişiliği haiz olmayan örgütlerden, mahkeme kararı olmaksızın toplayabilmesi için çok geniş yetkiler veriyor. Yasa talep edildiğinde bu bilgilerin MİT'e verilmesini zorunlu kılıyor ve diğer yasa, tüzük ve yönetmeliklerde aksine hükümler bulunması halinde, bu yasanın hükümlerinin geçerli olacağını belirtiyor. İstihbarat teşkilatının veri toplamaya yönelik taleplerini yerine getirmemek, hapisle cezalandırılabiliyor.Dahası yeni yasa, teşkilata, mahke kararı gerektiğini belirtmeksizin, 'telekomünikasyon kanallarından geçen dış istihbarat, millî savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplama' izni veriyor. Bu hüküm Internet trafiğinin veya cep telefonu mesajlarının kitlesel olarak izlenmesini mümkün kılabilir. Yeni yasa istihbarat teşkilatına, ayrıca yurtdışıyla yapılan telefon görüşmelerini, yabancıların yaptığı telefon görüşmlerini ve umumi telefonlardan yapılan görüşmeleri dinleme ve bu verileri çözümleme ve saklama yetkisi de veriyor.Yasada yapılan değişiklikler, aynı zamanda, hak ihlallerine yol açan izleme ve istihbarat toplama faaliyetlerini ortaya çıkarmayı bir suç olarak tanımlıyor ve izleme faaliyetleri sonucu toplanan iletişim bilgilerine ve verilere erişimi olan diğer kurum ve kuruluşların hesap verebilirliğini temelden zedeliyor. Yeni yasa istihbarat faaliyetleri ve MİT personeli hakkında kamuoyuna bilgi sızdıran kişilere verilebilecek azami cezayı artırıyor. Yasa, ayrıca, ilk defa, sızdırılan bilgileri 'radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla [y]ayımlayan, [y]ayan veya [a]çıklayan' gazeteci ve editörlerin de üç ila dokuz yıl arası hapisle cezalandırılmasını öngörüyor.Yasa ayrıca istihbarat görevlilerinin yargı önünde hesap vermesini daha da güçleştiriyor. Yasa, istihbarat personeline yönelik olarak bir şikayet veya ihbar söz konusu olduğunda, savcılığın MİT müsteşarlığına bilgi vermesini öngörüyor. İstihbarat biriminin, iddia edilen suistimalin MİT'in 'görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirtmesi veya belgelendirmesi hâlinde' savcılık soruşturması durduruluyor ve teşkilat personeli fiilen yasal dokunulmazlık kazanmış oluyor. Yani suistimal iddiaları karşısında savcıların re'sen soruşturma açma veya teşkilatın faaliyetlerini yargı denetimine tabi tutma yetkisi bulunmuyor. Yasada bulunan başka bir hüküm, MİT personelinin MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin tanıklık yapmasını büyük ölçüde engelliyor.Bu hükümler, birlikte değerlendirildiklerinde, istihbarat teşkilatını fiilen hukukun üstünde konumlandırıyorlar ve insan haklarını ihlal eden MİT çalışanlarının yargı önünde hesap vermesini engelliyorlar. Kendi faaliyetlerinin ne zaman soruşturulacağına ya da kovuşturulacağına, bu faaliyetlere ilişkin bilgileri kamuoyuna sızdıran kişilerin ve bilgileri yayınlayan gazeticilerin, bu bilgilerin yayınlanmasında meşru bir kamu çıkarı olsa dahi, cezalandırılıp cezalandırılmayacağına, yine teşkilatın kendisi karar veriyor.5651 sayılı Internet yasasında yapılan değişiklikler de, yer sağlayıcılara kişisel verileri muhafaza etme yükümlülüğü getirdiği için, özel yaşamın gizliliği hakkıyla ilgili kaygılar doğuruyor. Yapılan değişikler uyarınca yer sağlayıcılar, yer sağlama faaliyetlerine ilişkin iletişim trafiği verilerini muhafaza etmek ve talep edildiğinde TİB'e vermek zorundalar. Yapılan değişiklikler, bu tür talepler için bir mahkeme kararının sunulmasını ya da hukuki bir süreç işletilmesini öngörmüyorlar. Tüm verilerin ayırım gözetmeksizin, topyekun muhafaza edilmesini öngören bu değişiklikler, yasadan etkilenen ve büyük bir çoğunluğu hakkında bir suç veya kabahat kuşkusu bulunmayan çok sayıda bireyin özel yaşamlarının gizliliği hakkına müdahale edildiği anlamına geliyor.Anayasa mahkemesi, geçtiğimiz Temmuz ayında, Yeni MİT yasasını esastan görüşeceğini açıkladı. Mahkeme yeni yasanın hem MİT'e istismar edilmeye müsait gözetleme ve veri toplama yetkileri veren, hem de istihbarat personeline yasal dokunulmazlık sağlayan ve sızdırılan bilgileri yayınlayan gazeticiler için yüksek hapis cezaları getiren hükümlerini iptal etmeli.T24
Potanın Perileri Farklı Kazandı
Uluslararası Ankara Basketbol Turnuvası’nda Türkiye, Belarus’u 57-40 yendi.Takımların sayı bulmakta zorlanarak başladığı karşılamada Nevriye Yılmaz ile ilk basketine ulaşan Türkiye, 4. dakikayı 2-0 önde geçti. İlk 7 dakika rakibine sayı atma şansı tanımayan milliler, Cansu Köksal, Işıl Alben ve Bahar Çağlar’ın basketleriyle 7. dakikaya 8-0 üstün girdi. Şaziye İvegin ve Sanders’ın da skora katkı yapmasıyla farkı biraz daha açan Potanın Perileri, ilk çeyreği 14-3 önde bitirdi.2. periyodun ilk dakikalarında da sert savunmasını sürdüren milli takım, rakibine kolay sayı bulma şansı vermezken, hücumda Sanders ve Birsel Vardarlı ile sonuca giderek 14. dakikada farkı 13 sayıya (18-5) çıkardı. Drozd’un dış atışlardan bulduğu sayılarla farkı azaltmaya çalışan rakibi karşısında Nevriye Yılmaz ile pota altını etkili kullanan Türkiye, 18. dakikaya 22-14 önde girdi ve soyunma odasına 25-19 üstün gitti.3. çeyreğe hücumda etkili giren Belarus, Snytsina ve Leuchanka’nın basketleriyle 6-0′lık seri yakalayarak 24. dakika içinde skora denge getirdi: 25-25. Cansu Köksal, Nevriye Yılmaz, Birsel Vardarlı ve Sanders’ın sayılarıyla rakibine 11-0′lık seriyle karşılık veren ay yıldızlılar, 26. dakika içinde farkı yeniden çift hanelere (36-25) taşıdı. Kalan sürede aradaki farkı koruyan milli takım, final periyoduna 41-30 önde girdi.İyi savunma yaparak 4. çeyreğe başlayan Türkiye, 3 dakika boyunca rakibine sayı attırmazken, Işıl Alben’in art arda basketleriyle 33. dakikada farkı 15 sayıya çıkardı: 45-30. Birsel Vardarlı-Şaziye İvegin ikilisinin 3 sayı çizgisinin gerisinden bulduğu sayılarla oyunun kontrolünü tamamen eline alan Potanın Perileri, 37. dakikasına 52-36 üstün girdiği karşılaşmadan 57-40 galip ayrıldı.AMK Spor
Reklam
Korkusundan 4,5 Yıldır Havaalanında Yaşıyor
Havalimanı'ndan ayrılamayan bir yolcunun hayat hikayesinin anlatıldığı 'Terminal' filmi neredeyse gerçek oldu. Ölüm korkusu yüzünden kalabalık ortamlarda dolaşabilme fobisi olan yaşlı adam, 4 buçuk senedir Atatürk Havalimanı'ndan ayrılamıyor.Edinilen bilgiye göre, akli dengesi bozuk olduğu iddia edilen inşaat mühendisi Ahmet Avunca (70), yaklaşık 4 buçuk senedir Atatürk Havalimanı'nda yaşıyor.Ölüm korkusu yüzünden kalabalık ortamlarda dolaşabilen yaşlı adam, her gün personel gibi geldiği havalimanında gündüzleri zaman geçiriyor.Kişisel eşyalarını yanında dolaştıran Avunca, gezmekten yorgun düşünce de bir bankta yatıyor, akşam olduğunda ise havalimanından ayrılıyor.Sabah
Burak Can Karamanoğlu Davası Başladı
Berkin Elvan'ın cenaze töreninin ardından Okmeydanı'nda çıkan olaylarda öldürülen Burak Can Karamanoğlu cinayeti ile ilgili olarak üçü tutuklu, biri firari toplam 5 sanıklı davaya başlandı.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, ölen Burak Can Karamanoğlu'nun ailesinden kimse katılmazken, tutuklu sanıklar Oğuz K., Volkan G. ve Zafer Karadağ ile tutuksuz sanık Mustafa S. ve avukatları katıldı.Burak Can'ın vurulduğu silahı kullandığı iddia edilen sanık Oğuz K., sorgusunda, terör örgütü üyesi olmadığını belirterek, “Terörist hiç değilim. Vatanını milletini seven biriyim. Örgütün çağrısı üzerine orada bulunuyor değildim. Orada oturduğum için, olay tarihinde orada bulunmam normaldir' dedi.'KIZLARA HAVA ATMAK İÇİN HAVAYA ATEŞ ETTİM'Olay günü ilk olarak 18.00-18.30 sıralarında Burak Can'ı vuran silah ile kızlara hava atmak için 4-5 el havaya ateş ettiğini söyleyen Oğuz K., “Pınarbaşı kasabının önünde ateş ettim. Burası ölenin vurulduğu yerden 200 metre mesafededir. Yanımdaki arkadaşım Volkan G. de ateş etmek istedi. Silahı ona verdim. O da 2-3 el havaya ateş açtı' dedi.Saat 20.00 sıralarında aynı kasabın önünde yeniden birkaç el havaya ateş açtığını söyleyen Oğuz K., “Bir amacım olmaksızın, havam olsun diye ateş açtım. Saat 20.30-21.00 sıralarında yine havam olsun diye 2-3 el aynı kasabın önünde ateş açtım. Ateş ettiğim yer ölenin düştüğü yere uzaktır' dedi.Burak Can'ın saat 21.45 sıralarında vurulduğunu söyleyen Oğuz K., kendisinin 21.27 sıralarında olay yerinden aracıyla ayrıldığını, silahını da firari sanık Gökhan K.'ya verdiğini belirterek, “21.27'de olay yerinden ayrıldığıma dair kamera kaydı bulunmaktadır' dedi.'BURAK CAN'I GÖKHAN K. VURDU'Oğuz K., olay yerinden ayrıldıktan sonra kız arkadaşı ile birlikte gece 03.00'e kadar dolaştığını, ardından da evine gittiğini belirterek, “Diğer gün Gökhan'ın yanına gittim. Silahımı geri aldım. 1-2 gün sonra da silahı Zafer K.'ya sattım. 25 Mart'ta gözaltına alındım. Kendimi temize çıkarmak için Zafer'i arayarak silahın teslimini sağladım. Suç işleyen biri bunu yapmaz. Biz cezaevindeyken Gökhan K. bize avukat yolladı. Mahkemede ismini vermememizi istedi. Rahmetli Burak Can'ın ailesine başsağlığı diliyorum. Burak Can'ı vuran Gökhan K.'dır. Silahımı olay günü 21.27'de ona verdim, bir gün sonra da aldım. Adliye'de Burak Can'ın benim silahımla vurulduğunu öğrendim. Polis bana Gökhan'ı tanıyıp tanımadığımı sordu, korkudan tanımadığımı söyledim' dedi.'OĞUZ BİR ANDA SİLAHINI ÇIKARARAK ATEŞ ETTİ'Burak Can'ın öldürüldüğü silahla olay günü ateş ettiği öne sürülen bir diğer tutuklu sanık Volkan G. de, “Olay günü Oğuz bir anda silahı belinden çıkartarak birkaç kez ateş etti. Niye ateş etti, bilmiyorum. Kavga yoktu, olay yoktu, polis yoktu, kızlar vardı. Ben de istedim. Silahı verdi, 2 kez de ben havaya ateş ettim. Saat akşam 6,5-7 arasıydı. Oğuz birkaç dakika sonra yeniden havaya ateş etti' dedi.'GÖKHAN K. BENİ TEHDİT ETTİ'Firari sanık Gökhan K.'dan korktuğunu, bu nedenle hem kendisi hem de ailesi için koruma istediğini beyan eden Volkan G., “Oğuz'un o gece silahı Gökhan'a verdiğini gördüm. Karanlıktı, saati tam olarak hatırlamıyorum. Tahminen 20.00 sıralarıydı. Olaydan sonra da Gökhan silahın bana verildiğini bir yere söylememem için beni tehdit etti. Gökhan K. herkesi korkutur' dedi.26 Mart tarihinde gözaltına alındığını, örgütle işi olmadığını belirten Volkan G., “Burak Can'ın vurulduğu yeri bilmiyorum. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum' dedi.Olayda kullanılan silahın Oğuz K. tarafından kendisine getirildiğini kaydeden tutuklu sanıklardan Zafer K., “Ben de silahı tamir etmesi için tutuksuz sanık Mustafa S.'ye verdim, satmadım ona. Korktuğum için polise silahı sattığımı söyledim. Silah ticareti yapmadım, bir silah tamiratı ne duruma getirdi beni. Suçsuzum, tahliyemi istiyorum' dedi.SANIK MUSTAFA S: BURAK CAN ARKADAŞIMDIDavanın tutuksuz sanığı Mustafa S. ise ölen Burak Can Karamanoğlu ile arkadaş olduğunu, 3 yıl aynı binada oturduklarını belirterek, “İstanbul'un OHAL'i Okmeydanı. Örgüt esnafa zorla kepenk kapattırır. Burak Can olayından sonra kendimizi korumak için silahı aldım. Orada tekstil işi yapıyoruz, kendi yerimiz var. Bu nedenle aldım silahı. Suçsuzum, beraatimi istiyorum' dedi.Duruşma sonunda, tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tutukluluk halinin kaldırılmasını istedi. Ancak mahkeme, üç sanığın da tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.İDDİANAME...Berkin Elvan'ın cenazesinin kaldırıldığı 12 Mart tarihinde Okmeydanı'nda çıkan olaylarda, Burak Can Karamanoğlu silahla vurularak öldürülmüştü. Yapılan operasyonda, Oğuz K., Volkan G., Gökhan K., Zafer Karadağ ve Mustafa S. gözaltına alındı. Burak Can'ın vurulduğu silah da Mustafa S.'de ele geçirildi. Araştırmada, ruhsatsız silahın Oğuz K.'ya ait olduğu tespit edildi. Oğuz K.'nın, olaydan sonra silahı Zafer K.,'ya, Zafer K.'nın da Mustafa S.'ye sattığı tespit edildi. Oğuz K., daha sonra silahı olay gecesi Gökhan K.'ya verdiğini söyledi.Soruşturma sonucunda 5 kişiye dava açıldı. Oğuz K., Volkan G. ve Gökhan K. hakkında “Terör örgütüne üye olmak', “Örgüt adına eylem yapmak', “Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet', “Ruhsatsız silah bulundurmak' ve “Kasten cinayet' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Üç sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 12 yıl 9 aydan 52 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.Şüphelilerden Mustafa S. “Ruhsatsız silah bulundurmak' ve “Kasten adam öldürmek' suçlarından müebbet hapis ve 6 aydan 3 yıla kadar, Zafer Karadağ ise “Ruhsatsız silah ticareti'nden 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.DHA
Reklam
IŞİD, Amerikalı Bir Gazeteciyi Daha İnfaz Ettiğini Duyurdu
Irak ve Suriye’de terör estiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, James Foley’nin ardından elinde rehin tuttuğu bir diğer Amerikalı gazeteci Steven Sotloff’u da infaz ettiğini duyurdu. Örgüt, infaza ait olduğunu öne sürdü bir de video yayınladı.Reuters kaynaklarına göre Sotloff’un infaz videosunu yayınlayan IŞİD, ardından yine esir tuttuğu David Haines adlı İngiliz vatandaşını göstererek İngiltere hükümetinin IŞİD’e karşı ABD’yle ‘ şeytani işbirliğini ‘ sonlandırmasını istedi.Foley’nin başının kesilerek vahşice öldürüldüğü videonun sonunda IŞİD militanı Ağustos 2013′ten beri haber alınamayan Sotloff’u göstererek, “Obama, bu Amerikan vatandaşının hayatı senin bir sonraki kararına bağlı” demiş ve ABD’ye hava saldırılarını durdurma çağrısında bulunmuştu.Beyaz Saray yetkilileri ise infaz edilen kişinin Sotloff olup olmadığını henüz teyit edemediklerini açıkladı.ABD, IŞİD'in Sotloff tehdidini dinlemediABD Başkanı Barack Obama ise Foley’nin öldürülmesinin ardından yaptığı, saldırıların devam edeceği mesajını vererek, “ABD halkını korumak için gereken yapılacaktır. Teröre karşı umutla mücadele etmeye devam edeceğiz” demişti.Annesi Bağdadi'ye çağrıda bulunmuştuSotloff’un annesi ise kısa bir süre önce CNN International’ın yayınına çıkarak IŞİD lideri El Bağdadi’ye seslenmiş ve şöyle konuşmuştu: “Sizden oğlumu serbest bırakmanızı rica ediyorum. Bir anne olarak, sizden merhametli olmak ve oğlumu hiçbir kontrole sahip olmadığı konularda cezalandırılmaması için adalet istiyorum.”Sizden otoritenizi kullanarak onun hayatını bağışlamanızı ve Ehl-i kitabı himaye eden Hazreti Muhammed’in örneğine göre davranmanızı istiyorum. Ben her annenin istediğini, çocuklarının çocuklarını görmeyi istiyorum. Sizden onu bana bağışlamanızı rica ediyorum.”Diken
Android One'lı İlk Telefonlar Geliyor mu?
Google'ın 100 doların altında telefon üretme girişimi Android One'ın ilk modelleri ortaya çıkıyor!Google'ın gelişmekte olan pazarlara 100 doların altında telefon üretme girişimi Android One 'ın ilk meyveleri, iddiaya göre sonunda ortaya çıkıyor.Yeni bir rapora göre Google, 15 Eylül'de Hindistan'da yapacağı bir etkinlikte Android One ile çalışan ilk telefonları tanıtacak. Firmanın 100 doların altında telefon üretmek üzere şimdiye kadar anlaştığı üreticiler arasında Micromax, Karbonn Mobile ve Spice Mobile bulunuyor. Üreticilerin uygun fiyatlı bir telefon üretecekleri işin bilinen kısmı; ancak diğer detaylar şimdilik pek belirgin değil. Bununla birlikte Google, Micromax'ın telefonunun 4.5 inç ekrana, çift SIM kart slotuna , SD kart slotuna ve FM radyoya sahip olacağını Google IO 2014 etkinliğinde söylemişti.Google, alt seviye akıllı telefon piyasasını bütçeye uygun, aynı zamanda iyi bir deneyim sunan cihazlarla doldurmak istiyor. Bunun için firma, Android One telefonlarına yüklenecek her yazılımı kendisi gözden geçiriyor. Android One, sadece birkaç ' yerel işlevler taşıyan ' üçüncü parti uygulama dışında tamamen saf Android deneyimi sunuyor. Bu yüzden Android One, aynı Nexus ve Google Play cihazları gibi güncellemeleri çok hızlı alabiliyor.Android One'lı telefonları Türkiye'de görme ihtimalimiz de var. Google'ın planları yolunda giderse Android, dünya üzerinde çok daha fazla kişiye ulaşacak demektir.
Reklam
'Cumhurbaşkanlığını Yeni Yapılan Yere Taşıyacağız'
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’nı Atatürk Orman Çiftliği’nde yeni yapılan “Başbakanlık” binasına taşıyacaklarını söylerken Gül’ün şu an oturduğu Dışişleri Konutu’na da Davutoğlu’nun taşınacağını söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Azerbaycan’a hareketinden önce Ankara’da basın toplantısı düzenledi.İşte gazetecilerin sorularını da cevaplayan Erdoğan’ın açıklamaları:Yargı kararını verdi. Takipsizlik kararının ne anlamam geldiğini hukukla ilgisi olan varsa bilirler. Bu konuda itirazı olan varsa itirazlarını yaparlar. İtirazda da kimin hakkı vardır yoktur bu hukukta bellidir.Şu anda oturduğum yer ikamet adresimdir. Henüz yeni ikamet adresim, şöyle ifade edeceğim, Sayın Cumhurbaşkanımızın (Abdullah Gül) oturduğu yerden (Dışişleri Konutu) ayrılmasıyla orada bir süre daha oturmaya devam edeceğiz. Daha sonra da inşallah yeni yapılan binalara, Cumhurbaşkanlığı olarak taşınmayı planlıyoruz. Şu andaki Cumhurbaşkanlığı Binası’na da ve aynı zamanda konutlarına da Başbakanımızın taşınmasını aramızda planlamış durumdayız.Partimizin kuruluş yıldönümü resepsiyonunda bir açıklama yapmıştım. Ben bir davet ederim iki üç davet ederim. Gelirler, gelirler gelmezlerse bir daha davet etmem. Burası duygusallığı taşıyan yer değildir. Burası ülkenin zirvesi cumhurbaşkanlığı makamıdır. Davete icabet edilmezse bir daha davet etmek gibi bir mecburiyeti yoktur.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Esenboğa Havalimanı’ndan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve diğer yetkililer uğurladı.Erdoğan ile birlikte eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da Bakü’ye gitti.ZETE
'Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın Kayıp Bölümü Basılıyor
Guardian'ın haberine göre tüm zamanların en sevilen çocuk kitaplarından “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”nın kayıp bölümü ilk defa yayımlandı50 yıl önce içeriği çocuklar için uygunsuz bulunduğu için çıkarılmış “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”nın kayıp bölümü ilk kez yayımlandı. Kitabın kalanına göre daha fazla karakterin bulunduğu ve Sir Quentin Blake’in illüstrasyonlarıyla süslenen bölüm çocuklara göre çok vahşi ve yıkıcı bulunduğu için bugüne kadar kitapların baskısında yer almamıştı.Kayıp bölüm, ölümünden sonra yazar Roald Dahl’ın belgeleri arasında bulunmuştu. Kitabın ilk taslaklarında beşinci bölüm olarak yer alıyordu fakat ABD’de 1964, İngiltere’de 1967’de basılan ilk versiyondan çıkarılmıştı.Bölümde Charlie Bucket, annesi ve başka çocuklarla beraber “Vanilyalı Şekerleme Odası”na götürülüyor ve burada “Dövme ve Doğrama Odası”nın korkunç manzarasıyla yüz yüze geliyorlar.“Charlie’nin Çikolata Fabrikası” ilk çıktığı hafta 10 bin adet satılmıştı. Kitabın baskısı hiç tükenmedi ve yalnızca İngiltere baskılarının 30 milyon kopyadan fazla satıldığı tahmin ediliyor. Kitap ayrıca iki kere filme uyarlandı, bunlarda Willy Wonka’yı Gene Wilder ve Johnny Depp canlandırdı.Milliyet Sanat
Reklam
Mehmet Görmez'den Papa'ya Sert Gönderme
İslam dini ve dünyasının tarihin en zor süreçlerinden geçtiğini belirten Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Vatikan'a sert bir gönderme yaptı. Eski Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yeni bir düzenlemeyle doğrudan Başbakanlığa bağlanması ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı konferans salonunda düzenlenen programla diyanet personeline veda etti.Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İslam dini ve dünyasının tarihin en zor süreçlerinden geçtiğini vurgulayarak, Batı'daki İslam düşmanlığı ile ilgili konuştu.Vatikan'a açık çağrı yapan Görmez, 'Bugün İslam dininin karşı karşıya kaldığı en büyük sorun, hangi güç olduğunu ifade etmeme gerek yok, belli güçler istiyorlar ki İslam dininin her hangi bir ülkedeki varlığı, bir güvenlik ve bir meşruiyet sorununa dönüşsün. Bugün İslam dünyasında oluşturulan uydu hareketler de bunu meydana getirmek, buna zemin hazırlamak için yoğun bir çaba içerisindeler. Dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'na çok daha büyük görevler düşüyor. Güvenlik ve meşruiyet sorunu haline getirme çalışmalarını ve buradan hareketle İslam üretme çalışmalarını hepimiz ibretle izliyoruz. Ama Müslümanlar olarak bir şeyler de yapmıyoruz, yapamıyoruz. Sadece Müslümanlar değil, sadece Müslümanlara ait dini kurumlar değil, başta Vatikan olmak üzere bütün dini kurumların bu konu üzerinde durması gerekiyor.' dedi.Almanya'da 2001'den 2013 yılına kadar 22 caminin saldırıya uğradığına işaret eden Görmez, bu sayının 2013'te 36, 2014'te ise 70'e yükseldiğini vurguladı.**Sabah**
Banksy Belgelseli Geliyor
Tüm dünyanın işlerini dizi izler gibi takip ettiği Banksy’nin belgeseli geliyor.Geçtiğimiz sene New York’u ele geçiren İngiliz sanatçı Banksy, kariyerinin altın günlerini yaşıyor. Kimsenin görmediği, tanımadığı ve henüz yüzü halka mal olmayan Banksy, aynı zamanda koca bir gizem hayranları için. Bu gizemin ekmeğini yemeye karar veren HBO, Banksy’nin New York’ta geçirdiği zamanı belgeselleştirmeye karar verdi.Banksy Does New York isimli belgesel, şehir halkının Banksy’nin işlerine karşı olan tavrından yola çıkacak. Chirs Mourkarbel tarafından hazırlanacak olan Banksy Does New York, 17 Kasım’da yayınlanacak.Play Tuşu
Reklam
IŞİD Militanları Ne Kadar Maaş Alıyor?
İsrailli Haaretz gazetesinin haberine göre terör örgütü IŞİD, saflarına katılanlara ayda 400 dolar ödüyor. Evlenen militana bir seferde bin 200 dolar veriyor. Yaklaşık 20 bin savaşçısı olan örgütün sadece yıllık maaş ödemeleri 100 milyon doları buluyor. Esad rejiminde ise aylık ortalama 150 doların altında kazanan gençler için örgütün sunduğu bu koşullar cazip görülüyor.Haberde, Suriye ve Irak’ın kuzey bölgelerinde hâkimiyet kuran Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) üye kazanmasında en etkili unsurlardan birinin de savaşçılarına sağladığı yüksek maaşlar olduğu belirtildi. Örgüt, üyelerine ayda 400 dolar (yaklaşık 800 lira) maaş ödüyor. Ayrıca, evli olan IŞİD savaşçıları sahip oldukları eş başına 100 dolar (215 lira) ve her çocuk başına da 50 dolar (108 lira) aylık ek para alıyor. Zvi Bar’el imzalı analizde Suriye’de Esad rejiminin yönetiminde ayda ortalama 150 doların (yaklaşık 320 lira) altında kazanan Suriyeli gençler için bu durum IŞİD’i cazip hale getiren önemli bir faktör.Öte yandan IŞİD terör örgütü, evlenen üyelerine tek seferlik bin 200 dolar (yaklaşık 2 bin 600 lira) ödüyor ve dayalı döşeli bir daire veriyor. Bu evlerin IŞİD’in girdiği bölgelerden kaçanların geride bıraktığı konutlardan sağlandığı ifade ediliyor. Habere göre yaklaşık 20 bin savaşçısı olan örgütün sadece yıllık maaş ödemeleri 100 milyon doları (yaklaşık 215 milyon lira) buluyor. Bunun yanı sıra on milyonlarca dolar da silah alımı ve örgütün kontrolündeki yerlerde günlük yaşamı sürdürmek için harcanıyor.Haaretz
TSK'da 671 Bin 275 Personel Görev Yapıyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinde, 346'sı general/amiral, 38 bin 856'sı subay olmak üzere, 671 bin 275 personelin görev yaptığı bildirildi.ANKARAGenelkurmay Başkanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada, kara, deniz ve hava kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının personel mevcutlarına ilişkin bilgi verildi.Buna göre, kuvvet komutanlıklarında 313, Jandarma Genel Komutanlığında 32 ve Sahil Güvenlik Komutanlığında 1 olmak üzere 346 general/amiral bulunuyor. Subayların 32 bin 417'si kuvvet komutanlıklarında görev yaparken Jandarma Genel Komutanlığında 5 bin 836, Sahil Güvenlik Komutanlığında ise 603 subay çalışıyor.Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerinde 70 bin 289, Jandarma Genel Komutanlığında 23 bin 304, Sahil Güvenlik Komutanlığında ise bin 389 astsubay bulunuyor.Kuvvet komutanlıklarında 279 bin 674, Jandarma Genel Komutanlığında 119 bin 230, Sahil Güvenlik Komutanlığında ise bin 474 olmak üzere, 400 bin 378 erbaş/er silah altında bulunuyor. Kuvvet komutanlıklarında, ayrıca 3 bin 462 sözleşmeli erbaş/er görev yapıyor.Yedek subay, sivil memur/işçi, uzman, yükümlü personelle Türk Silahlı Kuvvetlerinin toplam mevcudu 671 bin 275 kişi oluyor. Askeri personel içinde uzman oranı yüzde 35'i buluyor.AA
Reklam