Ünlü Oyuncu Tamer Karadağlı Kaza Geçirdi!
Bursa'nın İznik ilçesinde motosikletiyle kaza geçiren oyuncu Tamer Karadağlı, sağ kolundan yaralandı. Karadağlı, özel hava ambulansıyla İstanbul'a götürüldü.Bursa'nın İznik ilçesinde motosikletiyle kaza geçiren oyuncu Tamer Karadağlı, sağ kolundan yaralandı. Karadağlı, özel hava ambulansıyla İstanbul'a götürüldü.Alınan bilgiye göre, Karadağlı, İstanbul'dan yaklaşık 30 motosikletli arkadaşıyla iş adamı Mert Nayir'i ziyaret etmek için İznik'e geldi.Karadağlı, dönüş sırasında Müşküle köyü yakınlarında kaza yaptı. Sağ kolundan yaralanan Karadağlı için arkadaşları olay yerine özel hava ambulansı çağırdı.Sağ kolu sarılı vaziyette ambulansa bindirilen Karadağlı, İstanbul'a özel bir hastaneye sevk edildi. Kaza yerini çeviren ve basın mensuplarının görüntü almasına izin vermeyen arkadaşları ise Karadağlı'nın motosikletini bir araca yükleyip İstanbul'a götürdü. AA
2014 - 2015 Sezonunun En İddialı 12 Yeni Yabancı Dizisi
Her sezon olduğu gibi TV'nin iddialı kanalları yeni dizi siparişlerinde gecikmiyorlar. Çoğu Premiere yaptı bile. Bakalım hangileri yeni bağımlılığımız olurken, hangileri sezon sonunu göremeden rating kurbanı olup, iptal edilecek?Not : Kısa özetler kaynak : beyazperde
'Silahlı Birliklerimizi Türkiye'ye Geri Gönderdik'
Alman 1. Devlet Televizyonu ARD'nin internet sitesinde Cemil Bayık ile yapıldığı belirtilen bir röportaj metni yayınlandı. Haberde ARD muhabiri Reinhard Baumgarten'e konuştuğu belirtilen Bayık'ın 'Silahlı militanları yeniden Türkiye'ye gönderdik' dediği ileri sürüldü.Haberde, Kandil'de konuştuğu belirtilen KCK Yürütme Konseyi Başkanı Cemil Bayık'ın Kobani gösterilerinde Kürtlerin ölmeye devam etmesi durumunda, yeniden silahlı mücadeleye başlayacaklarını söylediği belirtilerek, Bayık'ın 'Eğer böyle devam ederse, gerilla, halkımızı korumak için savaşacaktır. Gerillanın asıl görevi, halkı savunmaktır' dediği aktarıldı.Haberde, Kobani'de yaşananlar ve Türkiye'de olanlardan hükümeti sorumlu tuttuğunu belirten Bayık'ın 2 yıldan bu yana sürdürülen çözüm süreci görüşmelerinden umutsuz olduğunu aktardığı öne sürüldü.BAYIK: SİLAHLI BİRLİKLERİMİZİ TÜRKİYE'YE GERİ GÖNDERDİKARD'nin haberinde Bayık'ın 'Hükümet Doğu ve Güneydoğu'da askeri yığınak yapmayı sürdürdüğü için biz de harekete geçtik. Türkiye politikalarını aynen sürdürdüğü için biz de silahlı birliklerimizi Türkiye'ye geri gönderdik. Büyük Millet Meclisi'nde Suriye ve Irak tezkeresinin kabulü bize göre savaş ilanı anlamına geliyor. Tezkerede IŞİD sözü neredeyse hiç geçmiyor. Tezkere ile PKK'ya açıktan savaş ilan edilmiştir. Tezkerenin kabulüyle Türkiye barış sürecini sona erdirmiştir' dediği ileri sürüldü.Ahmet YILDIRIM - DORTMUND / DHA
Kemal Kılıçdaroğlu: 'Ey Çırak Başbakan, Ülkede Anarşi Kol Geziyor'
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın devlet yönetme yaklaşımlarına ve üsluplarına dikkat çeken bir açıklama yayımladı.Kılıçdaroğlu, yaptığı yazılı açıklamada Davutoğlu'na hitap ederek 'Ey çırak başbakan, Bir ülkede 38 vatandaş ölmüş, hükümet de seyirci kalmışsa, yaratılan ortamın adı bellidir: Anarşi kol geziyor. Türkiye adeta 12 Eylül öncesine döndü. Zerre kadar aklın varsa Bütün bu olanların siyasi faturasını ödeyeceğini bilmelisin. Çankaya'daki abin de kurtaramaz seni' dedi.'TEZKEREYİ IŞİD'E DESTEK İÇİN Mİ ÇIKARTTIN?'Son dönemde yurt genelinde yaşanan sokak olaylarında silah kullananların ellerindeki silahı nereden bulduğunu soran Kılıçdaroğlu, 'Türkiye en karanlık günlerini yaşıyor. Sokaklarda tüfekle, tabancayla, satırla, bıçakla savaş yaşanıyor. AKP'nin kimlik ve inanç siyasetiyle böldüğü vatandaşlar birlik ve dayanışma ruhunu maalesef giderek yitiriyor. Hükümet sanki maçta tabela tutar gibi, 'Bugün iki grup çatıştı, şu kadar vatandaşımız öldürüldü, biz hiçbir şey yapmadık vallahi' demeyi marifet sayıyor. Ey çırak başbakan öyle görülüyor ki hükümet etmeyi bilmiyorsun. Onlarca kentte iki grup vatandaş çatışma noktasına geldiyse, neden haberin yok? Ellerindeki silahlar nereden geldi? Kim verdi biliyor musun? İstihbarat teşkilatın, polisin, askerin ne güne duruyor? Neden ölümleri engellemiyorsun? Belli ki, senin tek bildiğin suçu başkalarına atmak.Muhalefeti karalamak. Bu ülkeyi 12 yıldır senin hükümetin yönetiyor. Biz de, seçmenler de öyle sanıyorduk.Çünkü son olaylar ortaya koydu ki, sen bırak bu ülkeyi, partini bile yönetmekten acizsin... Sen Kobani'ye yardım nutukları atıyorsun, genel başkan yardımcın çıkıyor, “Kobani'de trajedi falan yok, iki terörist grup çatışıyorö diyor. Madem böyleydi, senin Meclis'ten çıkarttığın tezkereyle Türk askeri hangi teröristin yardımına koşacak söylesene! Yoksa tezkereyi İŞİD'e destek için mi çıkarttın? Sana mı inanalım, yardımcına mı?' ifadelerini kullandı.'ÇANKAYA'DAKİ ABİN DE SENİ KURTARAMAZ'CHP' lideri Kılıçdaroğlu, yazılı açıklamasında şunları kaydetti: 'Ey çırak başbakan, Bir ülkede 38 vatandaş ölmüş, hükümet de seyirci kalmışsa, yaratılan ortamın adı bellidir: Anarşi kol geziyor. Türkiye adeta 12 Eylül öncesine döndü. Zerre kadar aklın varsa Bütün bu olanların siyasi faturasını ödeyeceğini bilmelisin. Çankaya'daki abin de kurtaramaz seni. Abin, iki gündür kendisini ortaya attı. Senin adına bize laf yetiştiriyor. Makamını unuttu, 2 ay önce ettiği yemini çiğnedi. Anayasa'nın 103'üncü Maddesindeki yemini, namusu ve şerefi üzerine etmişti oysa... Bakın ne demişti: “Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.ö Sana söyledim şimdi abine de söylüyorum. Namusu ve şerefi varsa... Ettiği o yemine uyar. Eğer Cumhurbaşkanı ise... Meydan meydan dolaşıp elindeki devlet imkânlarıyla siyaset yapamaz...Siyaset cazgırlığı o makama yakışmaz. Memleket yanarken, vatandaşının yardımına koşar, iktidar partisinin sözcüsü gibi davranamaz. Hem siyaset hem cumhurbaşkanlığı olmaz. Baştan söyledik, anlamadı, dinlemedi. Hem parti sözcülüğü hem cumhurbaşkanlığı bir arada olmaz… Anlaşılan o koltuk abine çok büyük geldi. Kendisini hala başbakan sanıyor. O zaman kalksın, insin Çankaya'dan aşağı. Geçsin karşımıza öyle konuşalım. En yüce makama daha fazla zarar vermesin, kirletmesin'Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
Emniyet Müdürü Saldırısıyla İlgili 4 Kişi Daha Gözaltına Alındı
Kayseri'de Bingöl Emniyet Müdür Atalay Ürker'e düzenlenen saldırı olayıyla ilgil olduğu ileri sürülen bir otomobili Kayseri-Ankara karayolunda durdurdu. Otomobilde bulunan 4 kişi gözaltına alındı.9 Ekim'de Yenişehir Mahallesi Selahattin Kaya Caddesi (Hükümet) ile Yeşim sokağın kesiştiği noktada yaya olarak yürüyen Emniyet Müdürü Atalay Ürker, müdür yardımcıları Atıf Şahin ve Muharrem Ay, güvenlik şube müdür yardımcısı Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu ile koruma görevlisi polis memuru Uğur Adlı'ya uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlenmişti.Saldırı sonucu Emniyet Müdürü Atalay Ürker ağır yaralanırken, Yardımcısı Atıf Şahin ve Komiser Hüseyin Hatipoğlu şehit olmuştu.DHA
Reklam
Riskli Alan İlan Edilen Etiler Polis Okulu Arazisine Yüksek Kat İzni!
İstanbul’un en değerli yerlerinden birinde bulunan ve kapatılarak boşaltma kararı verilen Etiler Polis Okulu’nun arazisi önce ‘riskli alan’ edildi. Ama daha sonra imar planında yapılan değişiklikle de yükseklik serbest bırakıldı.Etiler Polis Okulu için dün itibariyle boşaltma kararı çıktı. Arazinin tapusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devrolmuştu. Emniyet Genel Müdürlüğü ile 2012 yılında yapılan protokole göre arazinin bedeli yaklaşık 430 milyon TL olarak belirlenmiş, İBB bunun karşılığı olarak da Çatalca’da yeni bir bina yapma sözü vermişti.Radikal’den Ömer Erbil’den haberine göre, arazi önce riskli alan ilan edildi. Daha sonra da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca imar değişikliği yapıldı. Bu değişikliğe göre 32.000 metrekarelik arazi kamusal alandan çıkarılıp ticaret alanı yapıldı, 2,5 emsal ile yükseklik serbest bırakıldı. Yani 100.000 metrekarelik yeni bir inşaat alanı ortaya çıktı.İnşaatlar için riskli alan şu anlama geliyor: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılan alan.Riskli alan parametreleri ise şöyle sıralanabilir: Riskli bina bulunan alan, yeterli ulaşım yolları bulunmayan alan, uygulama bütünlüğü bakımından riskli alana sokulan alan, zeminde sıvılaşma, heyelan bulunan alan.Uzmanlara göre kayalık alanda bulunan Etiler İstanbul’un zemin bakımından en sağlam yerlerinden biri olarak nitelendiriliyor. Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, “Etiler riskli alansa tüm İstanbul’u riskli alan ilan etmek gerekir” diyor ve şöyle devam ediyor:“Polis okulu binaları deprem yönetmeliğine göre riskli olabilir. Bu binalar yıkılıp yerine yenisi yapılabilirdi. Ancak binaları kaldırıp yerine yükseklik serbest yoğunluklu bir imar planı yapmak, riskli alan tercihi ile ciddi çelişki oluşturuyor.”Arazinin riskli alan ilan edilmesiyle, bu bölge üst ölçekli imar planlarından muaf tutulmuş oluyor. Çünkü riskli alan için yapılan 1/5000’lik planların üst ölçekli Çevre Düzeni İmar planlarına uygun olmak zorunluluğu yok. Mimarlar Odası’nın plan değişikliğine itirazının odak noktasını da bu durum oluşturuyor. Oda itirazında ayrıca, ulaşım ve alt yapı sorunları ile Boğazın siluetine de etki edeceği endişesine yer veriyor.Araziyi kim alacağı ya da aldığı bilinmese de hukuken problemli bu alana yapılacak yoğun yapılaşmanın şimdiden 16/9, Gökkafes, Park Otel gibi yargı süreciyle karşı karşıya kalacağı düşünülüyor.ZETE
'Erdoğan 11 Yıllık İktidarının En Zorlu Sınavıyla Karşı Karşıya'
Türkiye’nin yaklaşık bir aydır Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) kuşatması altındaki Kürt kenti Kobani için harekete geçmemesi, hem içerde hem de dışarıda yoğun eleştiri alıyor. Financial Times gazetesinin İstanbul temsilcisi Daniel Dombey’ye göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son 11 yıldaki en zorlu sınavıyla karşı karşıya.Dombey’in ‘ Erdoğan siyasi kariyerinin en zorlu mücadelesiyle yüzleşiyor ‘ başlıklı yazısında, Erdoğan’ın tepkilere rağmen ‘karakeristik özgüvenli ve gürültülü hitabeti ‘nden vazgeçmediğini belirtti.Bazı yorumcuların, ‘ Erdoğan’ın konumunun giderek daha riskli hale geldiği ‘ görüşünde olduğunu aktaran Dombey, yazısında eski AKP milletvekili Suat Kınıklıoğlu şu sözlerine yer verdi: “ Burada bir mutlu son yok, tüm seçenekler kötü. Erdoğan’ın Suriye’deki rejimi değiştirme saplantısı, pratik karar verme sürecini köreltiyor. ”Dünyanın önceliği Esad değil, IŞİDTürkiye’nin koalisyona katılmak için ‘ Esad şartı’ nı öne sürdüğünü hatırlatan Dombey, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin önceliğinin artık Esad değil, IŞİD olduğunu yazdı.Dombey’ye göre bu kriz tam da Türkiye’nin uluslararası şöhretinin, Erdoğan’ın ‘ otoriter eğilimleri ‘ nedeniyle kötülediği bir döneme denk geldi.Erdoğan’ın IŞİD’le mücadelede baskı altında oluğunu belirten Dombey, ABD’nin İncirlik Üssü’nü kullanma talebini ve Birleşmiş Milletler’in Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura’nın Kobani için acil müdahale çağırısını hatırlattı.‘Ankara açık değil’Ankara’nın, IŞİD politikasının yurtiçindeki sonuçlarını şimdiden hissetmeye başladığını belirten Dombey, “ Mezhepçi ve etnik şiddet Suriye’den yayılıyor; radikal İslamcılar ve öfkeli Kürtler Türkiye’de sokaklarda çatışt ı” diye yazdı.Dombey yazısını, Türk dış politikası uzmanı William Hale’in sözleriyle noktaladı: “ Ankara’nın duruşu, Batı ile ilgili politikalarında ve ulusal çıkarlarında açık olmadığı hissine neden oluyor. ”Diken
Reklam
Başkent'te 'Bayrak ve Atatürk' Yürüyüşü
Ankara'da, Türkiye Gençlik Birliği'ne (TGB) üye yaklaşık bin kişi, Atatürk büst ve heykelleri ile Türk Bayraklarının yakılmasını protesto etmek için 'Bayrak ve Atatürk' yürüyüşü düzenledi.Atatürk büst ve heykelleri ile Türk bayraklarının yakılmasını protesto etmek için Türk Gençlik Birliği üyeleri Cemal Gürsel Caddesi üzerindeki Kurtuluş Metrosu önünde toplandı. Ellerinde Türk Bayrağı ve Atatürk posterleri olan grup, yürüyerek Kızılay'a gitmek istedi. Ancak polis ekipleri, provokasyon olabileceği gerekçesiyle grubun yürüyüşüne izin vermedi. Polis ve TGB üyeleri ise slogan atmadan yürüyüş yapma konusunda anlaşınca çevik kuvvet grubun önünden ayrıldı.Ellerindeki Türk bayraklarını sallayan grup, yaklaşık 3 kilometre yürüyerek Kızılay'daki Sakarya Caddesine geldi. Caddeye giren grup, 'Türk,Kürt kardeştir Amerika kalleştir', Mustafa Kemal'in Askerleriyiz' sloganları attı. Grup, yapılan basın açıklamasının ardından olaysız şekilde dağıldı.Haberartıbir
Tüm Kâbusların Bir Araya Geldiği, İçine Gireni Ağlatan, Yeryüzündeki En Ürkütücü Korku Evi
etiket
Bildiğiniz korku tüneli (ya da korku evi) maceralarını unutun! Çünkü bu evdeki yolculuğunuzun, hayatınızdaki en korkunç kabusların bir araya gelmiş hali olacağını garanti ediyorum. Sonu gelmeyen bir tünelde yürüdüğünüzü ve bu esnada kırbaçlanarak işkence gördüğünüzü düşünün. Geri dönüş yok. Merhamet yok.  Pes etmek yok. Yardım dilemek yok. Hiçbir hakkınız yok!Tanıtım videosundaki LA Times muhabirinin 'En vahşisinden, en adrenalin dolusuna kadar dünyada yaşamadığım macera kalmadı, ama ben böylesini görmedim' demesi olayı özetliyor...Gerçek mi, yoksa insanları heyecanlandırmak için yapılmış viral bir kurgu mu bilemiyorum ama bana oldukça gerçek göründü. Siz ne dersiniz? Buraya gitmek ister misiniz?
Bir Anlık Hevesle Alınıp Hiç Kullanılmayan 20 Şey
Genellikle alışveriş sitelerinin fırsat köşelerinde görerek ve çok işimize yarayacağını düşünerek bir anlık hevesle aldığımız fakat 1-2 kullanımdan sonra bir köşeye attığımız bir çok ürün bulunmaktadır. Bu ürünlerin en büyük özelliği almamızın üzerinden aylar yıllar geçmesine rağmen bir gün işimize yarayabileceğini düşünerek atmaya kıyamamamızdır.Sizler de aklınıza gelen şeyleri bizlerle paylaşabilirsiniz.
Reklam
Van'da Ölü Sayısı İkiye Çıktı
Van'daki Kobani protestolarında Perşembe akşamı mahalle aralarında çıkan olaylarda ateşli silahla yaralandığı belirtilen Yunus Aktaş, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Aktaş'ın ölümü ile birlikte Van'da ölenlerin sayısı ikiye yükseldi.Gösterilerde Perşembe akşamı Beyüzümü ve Seyrantepe mahallelerinde olaylar çıkmış, yolları kapatıp ateş yakan ve slogan atan gruba polis gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etmişti. Göstericiler kendilerine müdahale eden polise taş ve molotof atarken, olaylar sırasında Yunus Aktaş ve Savaş Yücedağ ateşli silahla yaralanmıştı.Yücedağ kaldırıldığı hastanede yapılan tedavisinin ardından taburcu edilirken, Aktaş ise yoğum bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Aktaş, bugün sabah saatlerinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.Serhat Mahallesi'nde bayramın dördüncü günü çıkan olaylar sırasında ölen Hamit Caner ile birlikte Van'da hayatını kaybedenlerin sayısı ikiye çıktı.DHA
Van Gaal, Sneijder İçin Devreye Girdi
Sezon başında Louis Van Gaal‘in çok istediği ancak Galatasaray‘ın bırakmaya yanaşmadığı Sneijder‘in, yeniden İngiliz devinin gündemine geldiği iddia edildi.Brezilya‘da düzenlenen 2014 FIFA Dünya Kupası‘nda sergilediği performans ile beğeni kazanan Wesley Sneijder, birçok kulübün radarına girmişti. Bu takımlardan en heveslisi ise, Hollanda Milli Takımı‘ndan ayrılan Van Gaal‘i takımın başına geçiren Manchester United olmuştu. Transferi o dönem bir türlü sonuçlandıramayan Van Gaal‘in, parasını alamadığı için serbest kalma hakkı bulunan Sneijder için yeniden girişimlere başlayacağı öğrenildi.İngiliz medyasında yer alan haberlere göre, Hollandalı yıldızın “Galatasaray‘dan üç aylık alacağım var. Menajerim konu ile ilgileniyor” şeklindeki açıklaması, İngiliz devini harekete geçirdi. Galatasaray‘ın istediği bonservis bedelini sezon başında çok bulan Van Gaal, eski öğrencisini bedelsiz olarak Manchester United‘a kazandırmanın hesaplarını yapıyor. Yazılanlara göre Van Gaal, Sneijder ile ilk görüşmesini gerçekleştirdi bile…Manchester United dışında ABD kulüplerinin de ilgilendiği Sneijder‘in, menajeri aracılığı ile yapılan tekliflere “Burada mutluyum ve ayrılmak gibi bir niyetim yok. Galatasaray‘ın sorunu çözmesi için bekliyorum. Eğer çözüm bulunamazsa alternatiflere bakarız” dediği söyleniyor.AMK
'Kürtler Kobani'de Türk Askeri İstemiyor'
Amerika’nın Sesi Afganistan Bölümü Müdürü Mesut Ferivar’ın sorularını yanıtlayan Kerry, “Kürtlerin, Suriyelilerin ve Iraklıların Türk askerini Kobani’de istemediğini” söyledi.Kerry açıklamasında şunları söyledi: “ Türkiye koalisyonda görev alıyor ve belli alanlarda yardım ediyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, aralarında Kürtlerin, Iraklıların, Suriyelilerin ve diğerlerinin olduğu farklı gruplar, Türk askerlerini Kobani’de istemiyor. Bundan dolayı herkesin sakin olması, yavaş adım atması gerekir. Özel temsilci John Allen Ankara ’da temaslarda bulundu. Tam olarak nerede olduğumuzu bu görüşmelerin sonunda kestirebileceğiz.”Amerika Türkiye’nin IŞİD’le mücadele koalisyonuna askeri katkısını arttırmasını istiyor. Ancak bu beklentinin “kara birliği” gönderme şeklinde olmadığını daha açık bir şekilde dile getiriyorlar. Amerika Savunma Bakanı Chuck Hagel da, Türkiye’den beklentilerinin İncirlik Hava Üssü’nün IŞİD’e yönelik bombardımana katılan uçaklara açılması ve Suriyeli ılımlı muhalefetin eğitilmesi ve silahlandırılması konusunda anlaşmaya varılması olarak sıralamıştı.Bu konuda son açıklama da Amerika Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık sözcüsü Marie Harf, Ankara ile Washington arasında Suriyeli ılımlı muhalefeti eğitmek ve destek vermek konularında anlaşma sağlandığını bildirdi.Harf olağan basın toplantısında, “Türkiye, Suriye ’deki ılımlı muhalefeti eğitme ve teçhizatlandırma çabalarına destek vermeyi kabul etti” diye konuştu.Türkiye’nin koalisyona olası katkıları konusunda Başkan Barack Obama’nın IŞİD’le mücadele koalisyonunun faaliyetlerini koordine etmekle görevlendirdiği özel temsilci John Allen ve yardımcısı Büyükelçi Brett McGurk, iki gündür Ankara’da temaslarda bulunuyordu.Bunun yanı sıra Amerikalı bir askeri planlama heyetinin gelecek hafta Ankara’ya giderek Türk askeri muhataplarıyla görüşmeleri devam ettirmesi bekleniyor.Haber + 1
Reklam
ABD'de Siyahi Gencin Vurulmasına Öfke Büyüyor
ABD'nin St. Louis kentinde iki gün önce bir polis memurunun görevde olmadığı esnada siyahi bir genci vurarak öldürmesi protesto edildi.ABD'nin St. Louis kentinde iki gün önce bir polis memurunun görevde olmadığı esnada siyahi bir genci vurarak öldürmesi protesto edildi.18 yaşındaki Vonderitt Myers'in vurulması nedeniyle St. Louis'in Clayton bölgesinde toplanan kalabalık grup, tepkilerini daha güçlü dile getirmek amacıyla 13 Ekim'e kadar ilan ettikleri ''Direnme Haftası'' kapsamında protestolar düzenleyeceklerini belirtti.Amerikan toplumuna yönelik sistematik bir kanunsuzluk uygulandığını savunan göstericiler, bu durumun sonlandırılması için topluma birlik olması çağrısında bulundu.''Adalet yok, barış yok'' sloganları atan gruptan 26 yaşındaki Geray Reese, toplumun bir bölümüne yönelik zorlama ve hukuksuzluğun olduğunu söyledi.Vonderitt Myers, ülkede ağustos ayında büyük protesto gösterilerine neden olan, siyahi genç Michael Brown'ın öldürüldüğü Ferguson'a 20 kilometre uzaklıktaki Shaw semtinde vuruldu.St. Louis polisi, siyahi gencin silahlı olduğunu ve güvenlik güçlerine 3 el ateş ettiğini ileri sürmüş, gencin yakınları ise siyahi gencin elinde sandviç olduğunu ve polisin bunu silah sanarak ateş ettiğini savunmuştu.Ağustos ayında Ferguson'da silahsız siyahi genç Michael Brown'un, elleri havadayken, polis memuru Darren Wilson tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protesto gösterileri ve çatışmalar nedeniyle bölgede olağanüstü güvenlik önlemleri alınmış, ABD Başkanı Barack Obama açıklama yapmak zorunda kalmıştı.Michael Brown'un öldürülmesiyle ilgili şimdiye kadar herhangi bir sorumlu gözaltına alınmazken, davanın gelecek ay sonuçlanması bekleniyor.AA
Reklam
Almanya'dan 200 Kişiye "IŞİD" Soruşturması
Spiegel dergisine açıklamalarda bulunan Federal Adalet Bakanı Heiko Maas, şu ana kadar 200'ü aşkın kişi hakkında soruşturma başlatıldığını söyledi.'Yasalar yeterli, sertleştirmeye gerek yok'Aşırı gruplarla mücadele konusunda yasal düzenlemelere gidilmesi ve sert önlemler alınmasını doğru bulmadığını kaydeden Adalet Bakanı Maas, “Yasalarımız yeterli. 200'ü aşkın kişi hakkında soruşturma açılabilmesi bunu gösteriyor. Sadece katı önlemlerle terörü önlemek mümkün değil' ifadelerini kullandı.CNN Türk
'Türkiye ABD'yi Dinlemediği İçin Amerikan Basını Türkiye Aleyhine Yazıyor'
Dünyaca ünlü filozof, dilbilimci ve tarihçi Noam Chomsky , ABD basınında Türk hükümeti aleyhinde haberlerin sıklıkla yer almasının nedeni olarak “Türkiye’nin ABD öncülüğünde IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyona katılmamasını” gösterdi.“1990’da Güneydoğu’da korkunç olaylar olur, binlerce köy yıkılıp boşaltılırken ve bunların hepsi ABD silahlarıyla yapılırken hiçbir haber yapılmadı burada. 2003’de çok ilginç bir şey oldu. ABD Irak işgalinde Türkiye’nin desteğini istedi ve hükümet ABD yerine kendi halkını dinleyerek reddetti. O zaman Türkiye’de insan hakları ihlalleri haberlere girmeye başladı. Çünkü Türkiye ABD’nin talimatını izlememişti” değerlendirmesinde bulunan Chomsky “Şimdi de Türkiye oluşturulan koalisyonla birlikte hareket etmediği için benzer şey yaşanıyor” dedi.“Almanya ve Fransa başta olmak üzere AB ülkelerinin “ırkçı” davranarak Türkiye’yi birliğe almak istemediğini” kaydeden Chomsky, “Avrupa Birliği ırkçı bir biçimde şunu çok açık ortaya koydu ki Türkiye ne yaparsa yapın AB’ye alınmayacak. Hep insan hakları ihlallerini öne sürdüler. Türkiye’yi üye olarak görmek istemediler. Türkiye’de de ilerleme durdu” ifadelerini kullandı.Chomsky'nin Amerikan medyası ve Türkiye'ye ilişkin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:-Türkiye ABD medya gündeminde pek fazla yer almıyor. Gezi protestoları ya da Soma’da madencilerin ölümü gibi çok büyük olaylar ya da trajediler dışında.Sadece Türkiye değil hiçbir ülke haber olmuyor burada zaten.-Ama yine de Çin, Hindistan, Brezilya Türkiye’ye oranla daha çok haber oluyor.Birkaç yıllık New York Times arşivlerini taradım. İsrail çok haber oluyor. Ancak ‘ABD’nin çıkarı’ söz konusuysa diğer ülkeler haber oluyor. Türkiye’nin haberleştirilmesi ise oldukça ilginç bir durum sergiliyor.-Bugünlerde CNN ‘Türkiye nerede?’ sorusunu soruyor. ‘Biz yıllardır ekonomik, askeri yardım yapıyoruz. Nerede Türkiye? Bu savaş zaten onların savaşı, bizim savaşımız değil. Biz değil onlar savaşmalı’ vurgularını işitiyoruz sıklıkla .Şimdiye dek Türkiye sadece ABD politikası ile ilişkili olarak haberleştirildi. 1990’da Güneydoğu’da korkunç olaylar olur, binlerce köy yıkılıp boşaltılırken ve bunların hepsi ABD silahlarıyla yapılırken hiçbir haber yapılmadı burada. 2003’de çok ilginç bir şey oldu. ABD Irak işgalinde Türkiye’nin desteğini istedi ve hükümet ABD yerine kendi halkını dinleyerek reddetti. Türkiye’de nüfusun % 95’i karşıydı. Ve o zaman burada medya korkunç saldırı başlattı Türkiye’ye karşı. O zaman Türkiye’de insan hakları ihlalleri haberlere girmeye başladı. Çünkü Türkiye ABD’nin talimatını izlememişti. Şimdi de Türkiye oluşturulan koalisyonla birlikte hareket etmediği için benzer şey yaşanıyor.-Türkiye’de Meclis’ten müdahale onayı ve yetkisi çıktı gerçi şimdi öncekinden farklı olarak.Ama yine de çok istekli değiller.-Evet. Gazetecilerin ve haberciliğin Türkiye’deki durumu da oldukça kötü son yıllarda.Yıllar önce bir mahkeme için gittiğimde medyanın çok açık olduğunu, TV kanallarının bana sorular sorduklarını ve epey iyileşme olduğunu gözlemiştim. Ama şimdi öyle değil. Ancak bana göre olan şey şu. Avrupa Birliği ırkçı bir biçimde şunu çok açık ortaya koydu ki Türkiye ne yaparsa yapın AB’ye alınmayacak. Hep insan hakları ihlallerini öne sürdüler. Ama Türkiye ne zaman testten geçse yine durum değişmedi. Türkiye’yi üye olarak görmek istemediler. Almanya, Fransa çok ırkçı davrandılar, ABD’den bile beterler bu konuda. Türkiye’de de ilerleme durdu.-ABD’de nitelikli, derinlikli haber bulmak mümkün oluyor. Fox TV’de değil elbet ama New York Times gibi diğer ana akım yayın organlarında bile bu mümkün. Ama bu duruma rağmen Ferguson olaylarının temsilinde de gördüğümüz gibi ırkçı ifadelere rastlayabiliyoruz. New York Times’da çıkan ve çok eleştiriye uğrayan bir yazıda, polis tarafından öldürülen Michael Brown’ın bir melek olmayıp uyuşturucu kullandığı ve zaten okulda da başarılı olmadığı gibi kurbanı suçlayan ifadeler yer aldı. Gizli bir ırkçılık devam ediyor yani. Kişisel olarak eğer ırkçılık karşıtı güçlü bir siyah örgütlenmesi olmasa aralarında dayanışmayla bu tür olayları etkili bir biçimde protesto etmeseler daha kötü şeyler de olabileceğini düşünüyorum.Doğru.. Boston’da kırmızı metro hat banliyölere gitmez. Batı tarafı banliyölerine Arlington ve Lexington’a kadar genişletilsin metro diye önerildi bir ara. Lexington liberal, ilerici bir yer aslında. Ama reddedildi. Çünkü eğer izin verilseydi, o zaman şehir merkezindeki siyah bir çocuk metroya binip Lexington’a gelebilecekti.-Lexington’dakiler buna ne diyor eğer ilerici görüştelerse?Konuşmazlar bunun hakkında. Okullardaki ırksal ayrışmaya karşı İrlanda ve siyahları birbirine getirme çabası oldu. Ama banliyöleri dışladılar. Siyah banliyöler ve zengin banliyöler bir araya gelmiyor. Bu tür şeyler pek haberleştirilmiyor… Boston’da çok büyük bir siyah nüfus yok ama Philadelphia’da mesela çok siyah var ve büyük süpermarket yok siyahların yaşadığı yerde. Her şeyin daha pahalı olduğu küçük dükkanlar var. Ama uyuşturucuya karşı açılan ve siyah erkekleri hedefleyen ırkçı savaş en ilginci. Hapishanelerde çok büyük bir siyah nüfus var. 1980’den beri uyuşturucuyla savaş siyahları hedefledi ve onları suçla ilişkilendirdi. İç savaştan sonra sokağın köşesinde siyah bir erkek beyaz bir kadına baktı diye bile suçlandı. Hapishanedeki siyah nüfus köle gibi kullanılmıştır endüstri tarafından. 2. dünya savaşında bu bitti. 1950 ve 1960’larda görece daha iyi işler bulup sendikaya girebildiler, ev aldılar ve çocuklarını okula gönderdiler. Ama neo-liberal dönemde sendikalar zayıfladı ve ücretler düştü. Cezaevlerinde yine siyah nüfus hala (elbette Hispanikler de) emek gücü olarak kullanılıyor.-Nüfus istatistikleri ABD’de önümüzdeki yıllarda siyah ve Hispaniklerin çoğunluğu oluşturacağını söylüyor. Bu bir fark yaratır mı?Hayır. Beyazlar azınlık oluyor, evet. Başta Hispanikler, siyah, Asyalı nüfus hızlı büyüyor. Güney’deki aşırı tepkisel hareketin artış nedeni de bu. Artık azınlığız ve burası bizim ülkemiz değil diyorlar. Öyle diyorlar. Almanya da öyle. Merkel ne diyor, sarışın ve mavi gözlü olmayı reddediyorlar, asimile olmuyorlar diyor Türklere. Avrupa inanılır gibi değil. Çok daha ırkçı. Danimarka’da olan çok ilginçti hatırlarsanız.-Muhammed karikatürlerinin çizilmesiyle başlayan olaylar mı?Evet. Ama tarihi çok ilginç. % 7 Müslüman orada. Kültür bakanının Müslümanlara karşı açıklamasından çok kısa bir süre sonra bu gazete Muhammed’le alay eden karikatürleri yayınladı. O tarihten 2 yıl önce aynı gazete İsa’yla alay eden karikatürleri yayınlamayı reddetmişti. Bu İslamofobi işte.-Teknolojinin alternatif amaçlarla kullanılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Burada Snowden açıklamaları oldu NSA hakkında mesela. Türkiye’de de yolsuzlukların ortaya çıkması ve en azından dolaşıma sokulmasına tanık olduk.İki tarafı var konunun. Bu teknoloji aynı zamanda ırkçılara da olanak sunuyor. İnternetle olan şey şu, kişiler internette kendininkilere benzeyen pozisyonlar almaya itiliyor. New York Times, evet çok eleştiri alır ama, okuduğunuzda pek çok görüşü görebilirsiniz. Ama internette insanların yaptığı, kendi görüşlerinin ifade edildiği yerlere gitmek. Eğer ilericiyseniz Democracynow seçmeniz ya da sağda iseniz Fox seçmeniz başka bir görüşü duymamanıza yol açıyor. Sadece kendi görüş açıları daha güçlenmiş oluyor, çünkü duydukları bu.-Pew Research Internet Project tarafından gerçekleştirilen bir araştırma da sessizlik sarmalının hala geçerli olduğunu ortaya koymuş. Snowden’ı sosyal medyada pek kimse tartışmak istemiyor mesela. İnsanlar zaten ancak kendi görüşleriyle uyumlu olan ortamlarda konuşuyor.Ben de kendi çevremdeki çocuklarla bir araştırma yaptım. Pek umursar gözükmüyorlar.*Noam Chomsky ile 7 Ekim 2014 tarihinde ağırlıkla Amerikan medyası ve ırkçılık üzerine yaptığımız söyleşinin kısaltılmış çevirisidirMine Gencel Bek / T24
Afrika Kupası'nda Ebola Endişesi
Afrika Futbol Konfederasyonu Başkanı Issa Hayatou ile bir araya gelen Fas Spor Bakanlığı’na bağlı bir heyet, Güney Afrika’nın geneline yayılan virüs nedeniyle şampiyonanın ertelenmesi gerektiğini dile getirdi.NTV Spor’da yer alan habere göre, Fas’lı heyet turnuvanın planlandığı gibi 17 Ocak ile 8 Şubat 2015 tarihleri arasında oynanması halinde Ebola virüsünün daha da yayılabileceği yönünde bir rapor hazırladı ve raporu Afrika Futbol Konfederasyonu Başkanlığına sundu.Ebola virüsü nedeniyle Gine, Liberya, Nijerya ve Sierra Leone’de yaklaşık 4.000 kişi hayatını kaybetti.ZETE
Reklam