İşçiden İşsizlik Fonu İçin Kesilen 246 Milyon TL Nerede?
SGK işçilerden kesilen milyonlarca lirayı İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarmadı. Fonun kaybı 246 milyon lirayı buldu.İşçinin işsiz kaldığında tek dayanağı olan işsizlik sigortası fonuna yine işçiden kesilen milyonlarca liranın aktarılmadığı ortaya çıktı. Ancak Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) bunun takibini yapmadı. İŞKUR, SGK’yi suçladı. Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'ı haberine göre, işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fonun toplam kaybı 246 milyon lirayı buldu. Ayrıca mevzuata aykırı olmasına karşın İŞKUR’da birçok giderin de fon gelirlerinden karşılandığı belirlendi.Sayıştay’ın İŞKUR denetim raporunda, işçilerin işsiz kaldıklarında bir süre ücret aldıkları işsizlik sigortası fonuna ilişkin usulsüzlüklere dikkat çekildi. Rapora göre, işsizlik sigortası primlerini tahsil etmekle görevli olan SGK, İŞKUR’a eksik ödeme yaptı. Ancak İŞKUR’un gerekli takibi yapmaması nedeniyle bundan doğan alacağı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve alacağın takibine ilişkin herhangi bir işlem yapmadığı ortaya çıktı. SGK tarafından tahsil edilen işsizlik sigortası prim gelirlerinin hesap edilebileceğine dikkat çekilen raporda, şöyle denildi:“Sonuç olarak yüzde 1’i sigortalı, yüzde 2’si işveren payı olmak üzere matrahın yüzde 3’ü tutarındaki 6 milyar 23 milyon 855 bin 789,92 TL’nin SGK tarafından fona aktarılması gerekmektedir. Buna karşın 2013 yılında fona toplam 5 milyar 850 milyon 24 bin 797.42 TL aktarıldığı, tahsil edilmeyen 173 milyon 830 bin 992,50 TL tutarındaki alacağa ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı ve bu tutarın muhasebe kayıtlarında yer almadığı görülmüştür.”Raporda, prime esas kazancın SGK’den yapılan tahsilat üzerinden hesaplanması ve bu hesaplamanın alacağın tamamı üzerinden yapılamaması nedeniyle, işsizlik sigortası devlet payı tutarının da eksik tahsil edildiği kaydedildi. Toplam 246 milyon eksik!Raporda bu durum şöyle ifade edildi:“Kurumun 2013 yılında tahsil etmesi gereken devlet payı tutarının 2 milyar 7 milyon 951 bin 929.97 TL iken Hazine’den toplamda 1 milyar 934 milyon 809 bin 608.09 TL tahsil ettiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fon kaynağında toplamda 246 milyon 973 bin 314.38 TL eksiklik olmuştur.”Mustafa Çakır | Cumhuriyet
Deniz Seki'den Türban Taktiği
'Uyuşturucu ticareti yapmak' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldıktan sonra kayıplara karışan şarkıcı Deniz Seki'nin tanınmamak için sık sık kılık değiştirdiği ve zaman zaman da türban taktığı iddia edildi.İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘uyuşturucu ticareti yapmak’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan şarkıcı Deniz Seki ile ilgili yeni iddialar ortaya atıldı.Yakalanmamak için cep telefonu ve kredi kartı kullanmayan Seki’nin bu yüzden maddi zorluklar yaşadığı, dolaylı yollarla irtibat kurduğu annesinden kendisine para göndermesini istediği öğrenildi.Ünlü şarkıcının yakalanmamak için saç rengi ve giyim şeklini sürekli olarak değiştirdiği, zorunlu kalmadıkça kalabalık ortamlara girmediği, dışarı çıkmak zorunda kalması halinde ise tanınmamak için türban ve başörtüsü ile örtündüğü belirlendi.Polis bu tespitlerinin ardından, bir süre önce Seki’yi yakalamak için İstanbul dışında iki ilde çalışma gerçekleştirdi ancak özel olarak yürütülen bu çalışmalardan bir sonuç alamadı.Ayrıca, daha önce Seki’nin yurtdışına kaçtığı yönündeki bilgilerin ise gerçeği yansıtmadığı öğrenildi. Milliyet
UEFA'dan Beşiktaş'ın Rakibi Partizan'a 'Irkçılık' Cezası
Beşiktaş'ın Avrupa Ligi C Grubu'ndaki rakibi Partizan'a UEFA'dan ceza geldi.Tottenham maçında açılan anti semitik pankarttan ötürü siyah beyazlı Sırp ekibine UEFA, 40 bin Euro para cezası verdi.Para cezasının yanı sıra kısmen seyircisiz oynama cezası da geldi.Öyle ki Partizan'ın stadında, Beşiktaş ile 23 Ekim'de oynayacağı mücadelede Güney Tribünü'nün K Bölgesi'ne seyirci alınmayacak.Eurosport
Hz. Fatıma’nın Sandukası Kurtuldu!
Topkapı Sarayında’ki Kutsal Emanetler arasında yer alan Hz. Fatıma’nın sandukasının Irak’a hediye edileceği haberi asparagas çıktı.Alevilere kırmızı fişleme sorusu yanıtsız!Hz. Muhammed’in kızı ve Hz. Ali’nin eşi Hz. Fatıma’ya ait Topkapı Sarayı’nda bulunan sandukanın, Kerbela’daki İmam Hüseyin Müzesi’ne gönderileceği bilgisi şubat ayında basına yansımıştı. Ancak CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın önergesine gönderilen gecikmeli yanıtta, Bağdat Büyükelçisi’nin ziyareti sonrasında Kerbela’daki Hazreti Hüseyin Müzesi Müdürlüğünün web sitesinde yanlış anlamaya yol açan mesaj konulduğu, daha sonra özür dilenerek bu mesajın kaldırıldığı bildirildi.Bağdat Büyükelçisi Kerbela’yı ziyaret ettiCHP’li Umut Oran, şubat ayında iddianın gündeme gelmesi üzerine konuyu TBMM’ye taşımış ve dönemin Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir soru önergesi yöneltmişti. Oran önergesinde, “Hz. Muhammed’in kızı ve Hz. Ali’nin eşi Hz. Fatıma’ya ait Topkapı Sarayı’nda bulunan sandukanın, Kerbela’daki İmam Hüseyin Müzesi’ne gönderileceği açıklandı. Topkapı Sarayı’ndaki Has Oda’da bulunan Mukaddes Emanetler Dairesi’nde 16’ncı yüzyıldan 20’nci yüzyılın ilk yarısına kadar toplanan Kutsal Emanetler arasında yer alan sandukanın, Irak’la hükümetiniz döneminde gerilen ilişkilerin yumuşaması amacıyla bu ülkeye göndereceğiniz belirtilmektedir” demişti.Bu önergeye Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler imzasıyla hazırlanan yanıt gecikmeli olarak TBMM’ye gönderilirken konunun Irak’taki müze müdürünün yanlış anlamasından kaynaklandığı belirtildi. Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’nin 12-13 Şubat 2014 tarihlerinde Irak’ın Necef ve Kerbela vilayetlerine gerçekleştirdiği gezi sırasında diğer temaslarını yanı sıra Kerbela’daki Hazreti Hüseyin Müzesi Müdürü ile de görüşüldüğü belirtilen yanıtta, “Görüşme sırasında müzede Hazreti Fatıma’nın sandukasının bir replikasının bulunduğu ve sandukanın aslının geçici bir süre müzede sergilenmesinden memnuniyet duyacaklarını belirten müze yetkililerine, bu talebin ilgili makamlarımıza iletileceği yanıtı verilmiştir” denildi.Hz. Hüseyin Müze Müdürü özür dilediBu görüşme sonrasında müzenin internet sitesinde Bağdat Büyükelçisine atıfla, sandukanın Hazreti Hüseyin Müzesine verileceği yönünde açıklamaya yer verildiği görülmesi üzerine büyükelçiliğin müze yönetiminden açıklama istediği ifade edilen yanıtta, “Müze Müdürü kendi bilgisi dışında gerçekleştiğini ileri sürdüğü bu hatadan dolayı Büyükelçiliğimizden özür dilemiş, içeriği basına da aksettirilen söz konusu haber metninin derhal müzenin internet sitesinden kaldırıldığı bilgisini vermiştir” denildi. Yanıtta ayrıca, Hz. Fatıma’nın Sandukasının eserinin kendi ülkelerinde sergilenmesi hakkında Türkiye’ye iletilmiş herhangi bir talebin de olmadığı vurgulandı.Alevilere kırmızı fişleme sorusu yanıtsız!Oran’ın önergesinde yer alan ve kamu personeli alımında kırmızı, mavi, yeşil kodlarla fişleme ayrımcılığı yapıldığı ve kırmızıyla fişlenen Alevilerin işe alınmadığı iddiasına ilişkin şu sorular ise yanıtsız bırakıldı:- İlk aşamada KPSS’ye giren, sonra da sözlü sınava alınan adayların eşitlikçi, adil ve tarafsız bir tutumla değerlendirilmesi gerekirken, kırmızı, mavi, yeşil renklerle işaretlenerek daha sözlü sınav bile yapılmadan memuriyete alınmaması yönündeki uygulama hangi tarihten itibaren uygulanmaktadır?- Ulusal basında yer alan bir listeye göre bir şahıs “Kürt asıllı Muşlu olması”, bir başkası “Gaziosmanpaşa’da oturan bir Alevi vatandaşımız olması”, bir diğeri “babasının adının Ali Haydar olması”, bir başkası ise “ulusalcı olması” gerekçesiyle kırmızı listeye alınmış ve memuriyetten men edilmiştir. Vatandaşları etnik tabiyetlerine ve siyasal inanışlarına göre ayrımcılığa maruz bırakan bu uygulamaya karşı Başbakanlık tarafından adli veya idari soruşturma başlatılmış mıdır, bu soruşturmanın sonucu ne olmuştur?- Kırmızı fişlerde yer aldığı biçimiyle “Kürt asıllı”, “Alevi” “babasının adı Ali Haydar” veya “ulusalcı” olmak kamu çalışanı olmaya engel midir?- Söz konusu fişleri kim düzenledi, isim ve görevleri nedir? Bu fişleri düzenleyen kamu görevlilerine herhangi bir idari ceza verildi mi?- Kamu memuriyetine alımlarında etnik köken, dini veya siyasal inanışa bağlı ayrımcılık yapılmasının önüne geçmek için hükümetiniz tarafından alınan önlemler nelerdir?- Bu fişleme uygulaması, tam da kurulması düşünülen Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu’nun görev alanına girmiyor mu? 11 yıllık iktidarınız döneminde kamu bürokrasisinde bu tür ayrımcılığa niçin halen son verilebilmiş değil?
Siber Cinayetler Geliyor: İlk 'Online Cinayet' 2014 Sonunda İşlenecek
Hollywood ünlülerinin iCloud hesaplarının hacklenerek özel fotoğraflarının internete yayılması internet güvenliği hakkındaki endişeleri artırırken, daha ciddi bir tehlike uyarısı Avrupa Polis Ofisi’nden (EUROPOL) geldi.EUROPOL, yaralanma ve muhtemel ölümlere yol açacak online suçların artacağı, üstelik 2014’ün sonunda ilk internet cinayetinin işleneceği değerlendirmesini yaptı.Independent’ta yer alan habere göre, EUROPOL’ün uyarısı Amerikan güvenlik firması IID tarafından yayınlanan bir değerlendirmeye dayanıyor. Değerlendirmede, 2014 sonunda internet bağlantılı bir cihazın hacklenmesiyle ilk online cinayetin işleneceği aktarılıyor. IID Başkanı Rod Rasmussen, firmasının öngörüsünün bu yıl olmasa bile gelecek birkaç yıl içinde büyük ihtimalle gerçekleşeceğini düşünüyor.EUROPOL, hükümetleri internet teknolojilerinin kötüye kullanılmasıyla işlenebilecek ‘online cinayetler’ e yeterli hazırlanmadıkları konusunda uyardı. Buna göre, garaj kapılarından hastane sağlık sistemlerine çok farklı yapıların birbirine teknolojik olarak bağlandığı ‘Herşeyin İnterneti’ (IoE) olarak bilinen sistemlere düzenlenecek saldırılara karşı polisin adli tekniklerini geliştirmesi gerekiyor.Bu online suçlar, akıllı ev ve arabalar, hatta şehirlerin oluştuğu günümüzde para kazanmak ya da saldırı düzenlemek amacıyla hacker’lar tarafından işlenebilir. Online cinayetlere örnek teşkil edecek bir durum henüz görülmüş değil ama Rasmussen, online şantaj ve fidye örnekleriyle intiharların gerçekleştiğini belirtiyor.Değerlendirmede örnek olarak gösterilen bir olay şöyle: ‘İyi hacker ‘ Barnaby Jack, bir eylem sırasında bir bankamatiği hackleyerek paraların dışarı fırlamasını sağlamıştı, aynı zamanda bir diabet hastalarının kullandığı insülin pompasının nasıl hacklenebileceğini göstermişti.Jack, geçen yıl hayatını kaybetmese, bir kalp pilinin nasıl hackleneceğini göstermeye hazırlanıyordu. Yine geçen yıl eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Chaney’nin kalp pili cihazındaki kablosuz erişim olanağı sağlayan aparatları güvenlik endişesi ile devre dışı bıraktırdığı ortaya çıkmıştı. Aynı fikir Amerika’nın ‘terörle mücadele’ yöntemlerini konu alan Homeland dizisinde de işlenmişti.EUROPOL’ün raporu aynı zamanda yeni cihazlarla fidye ve şantaj yöntemlerinin de artacağı uyarısını yapıyor. Buna göre, hacker’lar fidye amacıyla insanları akıllı arabalarına veya evlerine kilitleyebilirler. Online suçlular, önümüzdeki birkaç on yılın ardından birbirine daha da bağlı hale gelen onmilyarlarca cihazı istismar etmek için açıklar aramaya devam edecek. Karmaşık teknolojiler de saldırganların kimliğinin tespitini zorlaştıracak. Bir güvenlik ve özel yaşam şirketinde çalışan Craig Spiezle, arka planda gelişmiş sistemleri kötüye kullanmaya çalışan birilerinin her zaman olacağını vurguluyor.Diken
Nobel Tıp Ödülü Sahiplerini Buldu
ABD'li John O'Keefe ile Norveçli araştırmacı çift May-Britt ve Edvard Moser, bu yıl Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştı. Bilim insanları beyinde dâhili navigasyon sistemi işlevi gören hücreler keşfetmiş, sözkonusu hücrelerin yön tayininde önemli rol oynadığı kanıtlanmıştı. Nobel Tıp Ödülü'nün bu yıl 870 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. 2014 Nobel ödüllerini kazananlar, bu hafta içinde duyuruluyor. Yarın fizik, çarşamba günü kimya, merakla beklenen barış ödülünün sahibi ise cuma günü açıklanacak.Haftaya pazartesi günü ekonomi ödülünün sahibi belli olacak. Edebiyat ödülünün açıklanacağı gün henüz kesinleşmedi. Gözlemciler bu alandaki ödülün sahibinin geleneklere uyularak perşembe günü belli olmasını bekliyor.Nobel Ödülleri, Alfred Nobel'in ölüm tarihi olan 10 Aralık'ta törenle sahiplerine sunulacak. Nobel tıp ödülüne geçen yıl insan hücrelerindeki temel taşıma işleminin veziküller (kesecikler) yardımıyla gerçekleştirildiğini saptayan Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görülmüştü.Deutsche Welle Türkçe
Times: Türkiye 49 Rehineyi 180 IŞİD'liyle Takas Etti
İngiliz Times gazetesi, Türkiye'nin Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarının elinde tutulan 49 kişinin serbest bırakılması için örgütle müzakere ettiği ve bu müzakereler sonucunda aralarında iki İngiliz vatandaşının da bulunduğu 180 IŞİD militanını serbest bıratığını yazdı.Gazetenin haberinde Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'nun IŞİD tarafından basılması sonucu rehin alınan diplomatların ve ailelerinin iadesi için IŞİD ile masaya oturulduğu ifade edildi.'Anti terör yetkilileri Türkiye tarafından serbest bırakılan İngiliz vatandaşı IŞİD militanları Şahbaz Süleyman ve Hişam Folkard hakkında kapsamlı bir inceleme başlatmış durumda' denen haberde, Şahbaz Süleyman'ın 18 yaşında bir öğrenci olduğu, Hişam Folkard'ın ise 26 yaşında olduğu belirtildi.Haberde serbest bırakılan IŞİD militanları arasında Batılı ülke pasaportuna sahip birçok kişinin olduğu da ifade edildi.'Takas edilen IŞİD militanlarının isim listesi Times'a ulaştı. Listede üç Fransız vatandaşı, iki İsveçli, iki Makedon, bir İsviçreli ve bir Belçikalı da var' denen haberde, listeyi Türk hükümetinden bir ismin sızdırmış olabileceği de vurgulandı.Haberde Türkiye'nin takası gerçekleştirebilmek için bölgedeki aşiretler ve silahlı gruplarla temasa geçtiği de ifade ediliyor.Serbest bırakılan İngiliz vatandaşı IŞİD militanlarından Hişam Folkard'ın Hristiyan babasına ulaşan gazete, 'Folkard'ın babası isminin açıklanmasını istemedi' diyerek, şu demeçlerine sütünlarında yer verdi:'Açıkçası çok şaşırmıyorum. Her hafta televizyonda bu gençlerin Suriye ve Irak'a gittiğine dair haberler görüyoruz. İki oğlum var ve ikisiyle de çok sık görüşemiyorum. Anneleriyle yaşıyorlardı. Yemen'e gidip İslam eğitimi alacaklarını söylediklerinde tüm ilişkilerimi kesmiştim.'Hişam'ın kardeşi Ömer Folkard'ın da İngiliz anti terör ekiplerince takipte tutulduğu ifade ediliyor ve Hişam'ın Türkiye'ye girip çıkarken kardeşinin pasaportunu kullanmış olabileceği ifade ediliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül ayı sonunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'a uçmadan önce gazetecilerin sorularını yanıtlarken, rehineler için esir takası yapıldığı sorusu üzerine, 'Takas oldu veya olmadı. Neticede bizim 49 vatandaşımız, görevlimiz Türkiye'ye geldi' yanıtını vermişti.Rehinelerin serbest kalmasını 'bir diplomasi zaferi' olarak tanımlayan Erdoğan, 'Siyasi noktada, diplomatik bir pazarlıktan bahsediyorlarsa burada tabii ki siyasi, diplomatik bir pazarlık kesinlikle söz konusu' demişti.Times gazetesinin pazar sayısında ise, 100 İngiliz vatandaşı IŞİD miitanının örgütten ayrılıp Türkiye'ye geldiği, ancak tekrar İngiltere'ye dönmekten korktukları için Türkiye'de mahsur kaldıkları iddia edildi.Habrde, 'İngiliz vatandaşı cihatçılar IŞİD'den kaçsa da İngiltere'ye dönemiyor çünkü tutuklanmaktan korkuyorlar. Bir kısmı anne ve babalarının vatanı olan Pakistan ya da Bengaldeş'e dönmeyi planlıyor' dendi.BBC Türkçe
Tanklar Sınır Hattında, Kara Kuvvetleri Komutanı Suruç'ta
IŞİD’in saldırdığı Kobani’de şiddetli çatışmalar devam ederken, mermilerin sınırı aşması üzerine 2′nci Hudut Tabur Komutanlığı’nda bulunan çok sayıda tank sınır hattının hakim noktalarına sevk edildi. Suriye’yi gören hakim tepelere konuşlandırılan tank ve obüslerin namluları Kobani’ye çevrili. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Suruç’taki askeri birliklerde incelemelerde bulunuyor.Kobani’de çatışmaların yoğunlaşması üzerine Şanlıurfa Valiliği dün sınır hattında bulunan Küçük Kendirli, Büyük Kendirli (Atmanek) ve aynı zamanda Kobani’ye açılan sınır kapısının bulunduğu Mürşitpınar mahallelerinde oturanlar ile Süleymanşah Dostluk Parkı’na kurulan çadırlarda kalan Suriyelilerin tahliye edilmesine karar verdi. Üç mahalledeki 350 hanede yaşayan 2.000 civarında vatandaş ile çadırlarda kalan 3.000 Suriyeli tahliye edildi.Suriye’nin Telabyad ilçesi ile Carablus ilçesini kontrol altına alan IŞİD, üç hafta önce bu iki ilçe arasında kalan PYD kontrolündeki Kobani’ye saldırı başlattı. IŞİD militanlarının ele geçirmek istediği Kobani’ye ulaşmak için geçtiği güzergah üzerindeki köyleri ele geçirmesiyle, binlerce Suriyeli evini terk etti ve sınırı aşarak Türkiye’ye sığındı. Türkiye sınırındaki 300′ü aşkın köyde yaşayan 180.000′i aşkın Suriyeli Türkiye’ye sığındı.Kobani’ye s aldırılarını yoğunlaştıran IŞİD, kentin doğu tarafındaki dış mahallelerinde YPG güçleri ile sokak çatışmalarına başladı. Çatışmalar sırasında Suriye tarafında ateşlenen havan, uçaksavar ve uzun namlulu tüfeklere ait mermiler sınırı aşarak Türkiye tarafına gelmeye başladı. Bunun üzerine sınırda sıkı güvenlik önlemleri alındı ve bölgede yaşanlar tahliye edildi.Mahallelerde yaşayanlar ilçe merkezi ve diğer mahallelerde yaşayan yakınlarının yanına giderken, Suriyeli sığınmacılar ise Suruç’taki YİBO ile resmi kurumların misafirhanelerine yerleştirildi.SINIR HATTINA MERMİ YAĞDIDün öğle saatlerinde şiddetlenen ve gece boyu da devam eden çatışmalar sırasında 13 havan mermisi ile onlarca uçaksavar ve uzun namlulu tüfek mermisi sınırı aşarak Türkiye tarafına düştü. Dün ve bugün Türkiye tarafına isabet eden mermiler iki ev ile bir bakkal dükkanının hasar görmesine, 4 kişinin yaralanmasına neden oldu.Zete
Öcalan Ablasının Cenazesine Katılamayacak
İMRALI Cezaevi’ndeki Abdullah Öcalan, Adana’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren ablası Havva Keser’in cenazesine mevzuat engeli nedeniyle katılamayacak.75 yaşındaki Keser, yüksek tansiyon, şeker ve beyin kanaması teşhisiyle yaklaşık bir aydır hastanede tedavi görüyordu. Keser, bugün yaşamını yitirdi. Hürriyet'ten Oya Armutçu'nun haberine göre Öcalan cenazesine katılamayacak. Çünkü, mevzuata göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunanlar da dahil olmak üzere tehlikeli olmayan hükümlülerle tutuklulara, yakınlarının cenazelerine katılmaları için iki güne kadar izin verilebiliyor. Ancak, yüksek güvenlikli F tipi cezaevi statüsündeki İmralı Cezaevi’nde kalan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis mahkumu Öcalan kapsam dışında kalıyor. Adalet Bakanlığı kaynakları Hürriyet Dünyası’na Öcalan’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olduğu için cenaze nedeniyle mazeret izni verilmesinin mümkün olmadığını bildirdiler.Kaynak: Hürriyet
'Diego Transferi Gereksizdi...'
Geldiği günden beri bir türlü beklenen katkıyı sağlayamayan Diego hemen her maçtan sonra eleştiri oklarının hedefi oldu.Konya maçında da hayal kırıklığı yaşattı. İsmail Kartal ise öğrencisine sahip çıkarak, “Onun kalitesini kimse tartışamaz. Takıma adapte olduktan sonra gerçek performansını göreceğiz” yorumunu yaptı.Kartal ayrıca Diego’nun form düşüklüğünün oyun sistemiyle alakalı olmadığını da söyledi. Mustafa Denizli de yaptığı yorumda, “Diego gibi tecrübeli ve kaliteli bir oyuncuyu birkaç maçın ardından kesip atamazsınız” değerlendirmesinde bulundu.Fenerbahçe’nin eski patronu Aykut Kocaman ise Sambacı’yla ilgili farklı bir çıkış yaparak, “Fenerbahçe’de o bölgede oynayacak 4 oyuncu bulunuyordu. Diego transferi gerekli değildi” dedi.Şampiy10
Altın Portakal'da Sansür ve Otosansür Tartışması Sürüyor
Altın Portakal’daki belgesel yarışmasından çıkarılan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı film küfürlü bir İngilizce altyazının çıkarılmasıyla yeniden yarışmaya alındı. Belgesel Sinemacılar Birliği “Sansür kadar sansür baskısıyla oluşan otosansüre karşı da daha güçlü kararlılık” gerektiğini açıkladı. Birlik, benzer uygulamalara davetiye çıkarmamak adına festivalden çekildi.Reyan Tuvi’nin yönettiği ve Gezi Direnişi belgeseli “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in yarışma seçkisinden çıkarılmasıyla büyük bir kriz yaşayan 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali, filmin yeniden yarışmaya alınmasıyla çöküşün eşiğinden döndü.Ancak, Altın Portakal yönetiminden yapılan açıklamada, belgeselin “yeniden gönderilen versiyonunun yapılan değerlendirmesi sonucunda” yarışmaya davet edildiğinin belirtilmesi, kafalarda soru işaretleri uyandırdı.Tuvi’nin filminin, “bir İngilizce altyazının kaldırılması” sonucunda festivalde yarışabileceği öğrenildi.Yönetmen Reyan Tuvi ise, twitter hesabından yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi:“Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması’nda yarışacak. Bir haftaya yakın süredir devam etmekte olan ve sinema sektöründe topyekûn çok önemsediğim bir tartışma başlatan bu durum, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmamla sora erdi. Belgeselimiz, İstanbul Film Festivali ve diğer festivallerde izleyici ile buluştuğu haliyle, kurgusuna dokunulmadan Antalya izleyicisi ile buluşacak. Sokaklarda, duvarlardan küfürleri boyayarak silen ve “küfürle değil, inatla diren” diyen kadınları selamlıyorum. Bana destek veren, yanımda duran herkese, içtenlikle teşekkür ederim.”Ceren Çıplak/Cumhuriyet