onedio
'Türkiye Çocuklar İçin Adaletsizlikler Ülkesi'
Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman çocuk hakları açısından Türkiye’nin bulunduğu noktayı değerlendirdi.Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, Türkiye’de çocukların yaşama, sağlık, eğitim, güvenli bir çevre, dil ve kültür, katılım, güvenlik ve onurlu yaşama haklarının ihlal edildiğini söyledi.“Çocuklar yoksulluğun, ayrımcılığın, ırkçılığın çeşitli boyutlarını yaşarken ekonomik sömürünün, çocuk ticaretinin, devlet şiddetinin de doğrudan hedefi oluyor.Son yıllarda çocuk haklarının Türkiye’deki seyrine dair nasıl bir tablodan söz edebiliriz?2000’li yılların başında Türkiye’nin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre yükümlülükleriyle ilgili bazı olumlu gelişmeler olmuştu.Örneğin 2002’de değiştirilen Medeni Kanun’da çocukların evlilik yaşı kız ve erkek çocuklar için eşitlenerek 18’e yükseltildi.2004’te yenilenen Türk Ceza Kanunu’nda ise ceza ehliyetinin alt sınırı 13 yaş olarak hükme bağlandı.2005’te yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu’nda 18 yaş altındaki herkes “çocuk” olarak kabul edildi.İş Kanunu’ndaki değişiklik ile 15 yaşını doldurmayanların çalıştırılması yasaklandı. Ancak 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış çocukların bedensel, zihinsel, ahlaki gelişmelerine ve eğitimlerinin devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilmesi de hükme bağlandı.2004 tarihli Dernekler Kanunu da 12 yaşından büyük çocukların derneklere üye olabilmesine, 15 yaşından itibaren de kendi derneklerini kurabilmesine olanak tanıdı. Ama tabii dernek bürokrasisiyle nasıl baş edecekleri belli değil.Bu noktaları birleştirince fena bir tablo çıkmıyor ortaya...Evet ama bu yasal düzenlemelerin çocukların hayatlarına somut olarak yansımasına bakarsak tablo değişebiliyor.Açıkçası, son 10 yıl üzerinden bakarsak, belli alanlarda çocuk haklarına dair giderek derinleşen ihlaller görülüyor.Mesela?..Mesela çocuk meselesi Kürt sorununda son 10 yılda daha fazla gündeme taşındı.Göçün yaygınlaşması, yoksulluk, ağır insan hakları ihlalleri ve şiddet Kürt çocuklarını derinden etkiledi.Kürt çocukları içine doğdukları politik ortamın bir aktörü oldu.2004’te Mersin’de yaşanan “bayrak yakma” diye bilinen olayı hatırlayalım... Mersin’de bir protesto sırasında bayrak yaktıkları gerekçesiyle çocuklar tutuklandı, yetmedi, dönemin siyasetçileri tarafından açıktan hedef gösterildiler.Aynı mantığın sonra da sürdüğünü söylemek mümkün...2006’da başbakan çocukların da sokakta olduğu Diyarbakır’daki 28-31 Mart olayları sırasında “Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır” dedi ve kolluk güçlerinin çocukları hedef almasının yolunu açtı. O olaylarda beş çocuk yaşamını kaybetti.Bu olaydan sonra Kürt çocuklarının yıllardır anadillerini kullanamadıkları için ve yakınlarının yaşadıklarına tanık olarak gördükleri şiddet farklılaştı.2006’dan başlayarak toplumsal olaylara katıldığı için binlerce çocuk Terörle Mücadele Kanunu kapsamında gözaltına alındı, tutuklandı.Ulusal ve uluslararası düzeyde sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere Kürt çocuklarının kapatılmalarının ve şiddete maruz kalmalarının sonuçlarıyla ilgili uyarılar yapıldı ama bir şey değişmedi.Devlet çocuklarını anlamayı değil şiddeti tırmandırabileceğini bile bile çocukları şiddetle terbiye etmeyi tercih etti.2009’da Pozantı Tutukevi’nde Kürt çocuklarına uygulanan sistematik cinsel şiddet ve işkence ortaya çıktı.Devletin tavrı ne oldu?Çocuk hakları ihlallerinde sıkça görüldüğü gibi savunma pozisyonuna geçti. Devlete göre olay “münferit”ti.Ardından Şakran, Antalya, Erzurum ve son olarak Sincan cezaevlerinde benzer olaylar yaşandı ama devlet Pozantı’dakinin aynıydı. Hatta, kapalı kurumlarda uyguladığı bu şiddeti çocuklar tahliye olduktan sonra da çeşitli şekillerde devam ettirdi. Pozantı’da tutukluluk yaşayan çocuklara asla ödeyemeyecekleri kadar yüksek miktarlarda idari para cezaları verildi.Ya cezaevleri dışındaki durum?Dışarıda da durum çok iç açıcı değil... Kürt çocuklarının maruz kaldıkları başka ağır ihlaller ne yazık ki değişmiyor.Zorunlu göç sonrası yaşadıkları yoksulluk ve yoksunluğun yanısıra faili belli olan ama asla ortaya çıkartılmayan cinayetlerde yaşamlarını kaybetmeye devam ettiler; 2004’te 12 yaşında hayatını kaybeden Uğur Kaymaz ve Lice’de havan mermisiyle vurulan 13 yaşındaki Ceylan Önkol gibi...Son 10 yıl içerisinde 52 Kürt çocuğu sadece devletin şiddeti sebebiyle yaşamını kaybetti. Roboski katliamında ölen 19 çocuk da maalesef bu listeye giriverdi.Çatışmasızlık dönemine denk düşen 2013’te silahlı çatışmalar sebebiyle ölen çocukların sayısı azaldı. Ancak “dağa çıkan çocuklar” meselesi gündeme geldi.2008’deki “taş atan çocuklar” meselesinde olduğu gibi çocuklar yine siyasetin öznesi değil nesnesi haline geliverdi.Oysa her iki durumda da çocukların katılım ve siyaset yapma ihtiyaçları, siyasallaşma süreçleri anlaşılmaya çalışılmalı, bu konuda çocuklara kulak verilmeli ve onların gelişimlerini de sağlayacak olanaklar yaratılmalıydı.Son yıllardaki tabloda Kürt çocukların yaşadıklarının yanısıra neler öne çıkıyor?Belki öncelikle devlet şiddetinin sadece Kürt çocuklara yönelik olmadığını da belirtmek gerekiyor. Gezi olaylarında bu açık bir şekilde ortaya çıktı. Berkin Elvan doğrudan polis tarafından hedef alınarak yaşamını kaybetti. Pek çok çocuk da yaralandı, kolluğun işkencesine ve kötü muamelesine maruz kaldı.Türkiye'deki çocukların yaşadıkları bir diğer hak ihlali de cinsel şiddet...Cinsel şiddet deyince de buna maruz kalan ve faillerinin çoğunun cezasız kaldığı pek çok çocuğun davasından söz etmek zorunlu. N.Ç. davası gibi...13 yaşındayken 24 kişinin tecavüzüne uğraması nedeniyle açılan ve 10 yıl süren davada, olayda N.Ç.’nin rızasının olup olmadığı tartışmaları şiddeti meşrulaştıracak bir rahatlıkla yapıldı.Çocuğa yönelik şiddeti meşrulaştıracak benzer tartışmaların yapıldığı başka utanç davaları da oldu. Sakarya’daki Ö.Ç.’ye cinsel şiddet uyguladığı iddia edilen kişiler tahliye edildi; Siirt’te altı yaşındaki bir erkek çocuğuna tecavüz eden kişi iyi halden indirim aldı...Kamu görevlilerinin her seferinde “münferit” bulduğu çocuklara karşı cinsel şiddet, son olarak bu yıl da yaşandı. Üst üste yaşanan çocuk kaybolmaları yaşandı, sonra da bu çocukların cinsel şiddete maruz kaldıkları ortaya çıktı.Fakat başbakan soruna derinlemesine çözüm bulunması gerektiğini kabul etmek yerine günü kurtarma telaşıyla, çocuklara cinsel şiddet uygulayanların idam edilmesi gerektiğini ancak yasaların buna izin vermediğini söyledi. Böylece hem şiddetin sadece devletin tekelinde olduğunu bir kere daha vurguladı hem de kamuoyunun tepkisinin azalmasını sağladı.Bir ceza tartışması da yaşanmıştı...Evet, popüler söylemlerle çocuğa cinsel şiddet uygulayanlara yönelik cezaların artırılacağı söylendi.Bu konuda çalışanlar ise sadece ceza artırımının işe yaramayacağını, sorunun bütüncül bir çocuk politikasıyla çözülebileceğini anlattılar. Ama bu suçlarda ceza artırımı öngördüğü söylenen yasa tasarısı torba yasayla Meclis’e getirildi.Fakat bazı kadın ve çocuk örgütleri durumun hiç de söylendiği gibi olmadığını farketti. Tasarı cezaları arttırıyor gibi görünmesine karşın Hüseyin Üzmez gibi bazı kişilerin tahliyesine bile sebep olabilecek nitelikteydi.Görüşler hem bakanlıkla yüz yüze yapılan görüşmelerde hem de medya aracılığıyla paylaşıldı,. Nasıl olması gerektiğine ilişkin öneriler getirildi. Ama bir şey değişmedi, tasarı yasalaştı.Çocuk gelinler de son yılların en görünür kılınan sorunlarından...Kısa bir süre önce pedofili mi, değil mi tartışmasıyla medyanın da gündemine oturan çocuk gelinler konusu ağır bir insan hakları ihlali.Sivil toplum örgütleri yıllardır bu sorunla ilgili çabalıyor ama ne zamanki Siirt’te av tüfeği ile vurulmuş şekilde bulunan 14 yaşındaki Kader Erten medyada yer aldı, devlet o zaman adım atarmış gibi görünmek zorunda kaldı.Kader’in ölümünün ardından Diyanet İşleri Başkanlığı açıklama yaparak imamları çocuklara nikah kıymamaları konusunda uyardı mesela. Ancak bütün bilimsel karşı çıkışlara rağmen 4+4+4 diye bilinen eğitim sistemi hayata geçirildi. Oysa kız çocuklarının eğitim ortamından uzaklaşmasına yol açarak çocuk gelinlerin artacağı öngörüsü sivil toplum örgütleri, sendikalar ve uzmanlar tarafından dile getiriliyordu.4+4+4 çocuk gelinlerle ilgili doğrudan bir artışa sebep olup oldu mu henüz bilemiyoruz, ama böyle bir olasılığın olması bile çocuk hakları açısından bu sistemin gözden geçirilmesi için yeterli olmalıydı. Sorunun insan hakları temelinde politik bir kararlılıkla çözülebileceği ortada ama bakanlık bu konuda bütüncül bir yol haritası açıklamış değil.Gelelim çocuk işçiliğine; o da son dönemin sık gündeme getirilen sorunlarındandı...Bu konuda özellikle son 10 yılda herhangi bir iyileşmenin olmadığı devletin kendi verdiği rakamlardan bile anlaşılıyor.Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 1992’de tüm dünyada çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik programını Türkiye’de başlattığında, o dönemde çalışan çocuk sayısının 1,5 milyon olduğu söyleniyordu.ILO’nun programıyla birlikte ve özellikle sekiz yıllık zorunlu eğitimle, 2006’da çalışan çocuk sayısı yaklaşık 1 milyona düştü.Bu sözleşmenin imzalanmasından ve yasalaşmasından bu yana 12 yıl geçti. Fakat konuya hiçbir zaman etkili çözümleri sağlayacak gerçek sebepler üzerinden, varolan ekonomik sistem, ekonomik ve sosyal haklar üzerinden yaklaşılmadı. Sonuç da ortada!Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Haziran 2014’te yanıtladığı soru önergesine göre, Türkiye’de 958 bin çocuk ekonomik bir işte çalışıyor. 2013’te en az 71 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.İstihdam içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocuk sayısı 2006’da 6,5 milyondu, 2012’de ise 7,5 milyon.Aynı altı yıllık dönemde, okula devam ederken çalışan çocukların sayısı da yüzde 64 oranında arttı, 272 binden 445 bine çıktı.Son dönem ağırlığı hissedilen diğer çocuk hakları ihlalleri neler?Çocuk adalet sistemi mesela!20 yıldır çocuklara özgü yakalanma, yargılanma koşullarının iyileştirilmesi için çabalar gösterildi, pahalı projeler, modeller gerçekleştirildi, vs...Çocuğa özgü adalet sisteminin çok basit bir kuralı vardır: Çocuklar yakalanırken kelepçe takılmaz. Polislere verilen onca eğitimin ardından en azından bu basit kuralın benimsenmiş olduğu düşünülebilirdi ama Gezi olayları sırasında, bırakın kelepçe takılmamasını, çocuklar insan hakları standartlarında işkence olarak tanımlanan ters kelepçe uygulamasından bile muaf olamadı.Bir diğer nokta, çocuklara yönelik uygulanan ayırımcılık.Gündem Çocuk Derneği’nin Haziran 2014’te hazırladığı Çocuğa Yönelik Ayırımcılık Raporu; devletin çocuklarını ırka, etnik kökene, cinsiyete, cinsel yönelime, engelliliğe, ekonomik durumuna, çocuğun birinci derece yakınlarının meslek ve/veya işlerine, yakınlarından birisinin cezaevinde bulunmasına, çocuğun gelişimsel, fiziksel farklılıklarına, eğitim sisteminin ürettiği eşitsizliklere, çocuğun anne ve/veya babası ile birlikte olamamasına, çocuğun suça sürüklenerek ya da suç mağduru olarak çocuk adalet sistemine dahil olmasına, çocuğun birinci derece yakınlarından birisinin engelli, hasta ve/veya bakıma muhtaç olmasına dayalı olarak ayırdığını ortaya koydu.Bir başka önemli hak ihlalleri yaratan durum ise çocukların çeşitli uygulamalarla hükümet tarafından siyasete alet edilmesi. Bunu son zamanlarda özellikle muhafazakar politkalara bağlı olarak; eğitim sisteminde görebiliyoruz.Son olarak kılık kıyafet yönetmeliği değişikliğinde de aynı tutum yaşanadı. Dokuz yaşından itibaren başörtüsü ile okula gidebilmesinin önünü açan uygulama çocukların hak ve özgürlüklerini, yüksek yararını temel almadan ve çocuk haklarına aykırı şekilde tartışıldı Bu uygulama ne yazık ki çocuklar için ağır hak ihlalerinin önünü açacak nitelikte.Yüce Yöney | Bianet
15 Yaşındaki Çocuk Bir Oyuna Tam 37.000 Euro Harcadı!
Ücretsiz oyunlar içinde sunulan “uygulama içi ödeme”ler bir aileyi daha yaktı. Üstelik bu defa bu çılgın eyleme giren 5-6 yaşında bir çocuk yerine 15 yaşındaki bir genç ve harcadığı miktar da tam 37.000 Euro.Belçika’da yaşayan genç, Game of War: Fire Age adlı ücretsiz ancak oyun içi ödemeler sunan bir oyunda iddia ettiğine göre yanlışlıkla yaptığı harcamalar ile normal bir insanın bir yıllık maaşını birkaç ay içerisinde tüketmiş. Ödemeyi dedesinin kredi kartından yapan gence bu kart annesi tarafından kendi tabletine birkaç e-kitap alması için verilmiş. Avrupa Komisyonu birkaç ay önce artan benzeri olaylardan sonra uygulama içi satın alım sunan uygulamaların “ücretsiz” adı altında yayınlanmaması gerektiğini savunmuştu. Google uygulama mağazası ise kurallarını bu tavsiyelere uyacak şekilde değiştirmişti.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Geçtiğimiz ay BBC adına Gabriel Gatehouse adlı bir gazeteci, Cezza’daki YPG ve YPJ’lilerle görüştü. BBC haber sitesinde 5 Eylül 2014’de yayımlanan haber röportajda “Bêrivan” adlı genç bir kızın fotoğrafına da yer veriliyor.Bir ay sonra kimliği ve kaynağı belirsiz biri ya da birileri bu fotoğrafın altına “19 yaşındaki Batmanlı Ceylan Özalp adında genç bir kız Kobani’de IŞİD’in eline düşmemek için son kurşunu kendine sıktı” şeklinde bir not düşerek bir tweet attı.İnternet siteleri bilgiyi doğrulatmadan, kaynağına ulaşmadan söz konusu tweet üzerinden bu iddiayı sürdürdü. Öyle ki; “Cezza’daki Berivan”, “Kobani’deki Ceylan” oldu. Birinde “Batmanlı” ise bir başka sitede “Sason”lu oldu. YPJ’li iken PKK’lı oldu...Sosyal medyada dolaşıma giren Berivan’ın fotoğrafı; her defasında yeni bir “yalan” üreten kuşkulu bir habere dönüştüğü halde, bir gün sonra aralarında Milliyet’in de olduğu birçok gazete söz konusu haberi yayımladı.
İşte The Big Lebowski'nin Tilt Oyunu!
‘Pinball’ olarak da bilinen tilt oyunlarının yapımcılarından Dutch Pinball, tilt oyunu severler için The Big Lebowski temalı tilt oyunu makinesini görücüye çıkardı. 2015 yılında yayınlanacak olan makine 8500 dolardan satışa çıkacak.
'Ebola Bir Aya Avrupa'da'
İngiliz basını, Batı Afrika'da 3 binden fazla kişiyi öldüren Ebola virüsünün ekim sonuna kadar Fransa veya İngiltere üzerinden Avrupa'ya ulaşabileceğini söyledi.İngiliz basını, Aralık 2013’ten bu yana 3 bin 400 kişinin ölümüne neden olan Ebola virüsünün ekim sonlarında Fransa ve İngiltere'ye ulaşabileceğini açıkladı. Hastalığın yayılma biçimlerini ve uluslararası havayolu trafik verilerini değerlendiren Independent gazetesi, virüsün 24 Ekim'e kadar Fransa'ya ulaşma ihtimalinin yüzde 75, İngiltere'ye ulaşma ihtimalinin de yüzde 50 olduğunu yazdı.Lancaster Üniversitesi'nden virüs uzmanı Dr. Derek Gatherer, Daily Mirror gazetesine yaptığı değerlendirmede, virüsün Batı Afrika ülkelerinden yolcu taşıyan uçaklarla Avrupa'ya gelmesinin an meselesi olduğunu söyledi.Şimdiye kadar Avrupa'da sadece tek bir hastada virüs görünse de, hastalıktan en çok etkilenen Gine, Sierra Leone ve Liberya gibi Afrika ülkelerinden Fransa'ya çok sayıda kişi seyahat ediyor. Bu nedenle, virüsten en çok etkilenen ülkeler arasında Fransa'nın olabileceği tahmin ediliyor.Bilim dergisi PloS 'da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, hastalığın Belçika üzerinden Avrupa'ya taşınması riski yüzde 40, İspanya ve İsviçre üzerinden ise yüzde 14 olarak hesaplandı.Dünya Sağlık Örgütü, virüsten en çok etkilenen ülkelere yönelik bugüne dek hiçbir seyahat sınırlaması koymazken, İngiliz Havayolları ile Emirates bu ülkelere bazı uçuşlarını durdurdu.Batı Afrika’yı yıktıİlk defa Aralık 2013’te Gine'de iki yaşında bir çocukta tespit edilen Ebola virüsü, Batı Afrika'da bugüne kadar 3 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.Henüz kesin bir tedavisi olmayan hastalığın belirtileri halsizlik, ateş, kas ağrıları, kusma, ishal ve kanama. Virüs, kan ve vücut sıvıları dahil yakın temas yoluyla bulaşıyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden (CDC) 1 Ekim Çarşamba günü yapılan açıklamada, Dallas’ta tecrit altında tedavi edilen bir Amerikalıda Ebola virüsüne rastlandığı açıklandı. Liberya’dan uçakla gelen hastanın 20 Eylül’de Dallas’a indiği ifade edildi.Kaynak: DHA, Reuters
Leman Sam'dan Eleştirilere Yanıt
Kurban kesmeyi, IŞİD’in kafa kesme eylemlerine benzetmesi nedeniyle tepkilerin odağına yerleşen sanatçı Leman Sam, yapılan eleştiri ve suçlamalara, ‘Ülkemin daha ciddi sorunları olduğunu zannediyordum’ sözleriyle yanıt verdi.Doğal hayatın korunması ve hayvan hakları konularında duyarlı olan Sam, söz konusu alanlarda toplumu bilinçlendirici faaliyetler yürütüyor.Tepkilerin odağındaki isim Leman Sam, yapılan eleştirilere yanıt verdi.Twitter hesabından saat 02.25 itibarıyla yaptığı paylaşımlarda Sam, şunları yazdı:“Ben ülkemin çok daha ciddi sorunları olduğunu zannediyordum, yanılmışım, bir cümle ile ayağa kalkmış çoğunluk, garip. Her meslekten tanınmış insanların bir kısmı çeşitli nedenlerle susuyor, çoğunluğu ise tribünlere oynuyor,bu yüzden ben topun ağzındayım. Bazılarınızın attığı, gözüme çarpan tweetler, içinizdeki şiddet ve düzey konusunda beni haklı çıkardı, okumuyorum ama yazın özgürsünüz ya!”nediyor.com
Reklam
Kobani Sınırındaki Köyler Boşaltılıyor
Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Kobani sınırında bulunan, Büyük Kendirli ve Küçük Kendirli köyleri valilik tarafından güvenlik gerekçesiyle boşaltılıyor. Askerin köylülerin çıkması için anonslar yaptığı bildiriliyor.Suriye’nin Kobani kentinde YPG ile IŞİD arasında şiddetli çatışmalar sürerken, çatışmaların etkisi sınır köylerine kadar uzandı. Pazar günü Büyük Kendirli köyündeki bir eve, Suriye’den gelen bir havan topu mermisinin düşmesi sonrası, Şanlıurfa Valiliği güvenlik gerekçesiyle köyleri boşaltma kararı aldı.Sınıra yaklaşık 2 km mesafede bulunan evin duvarına isabet eden merminin patlamasıyla, ikisi çocuk, beş kişi yaralandı. Yaralılardan ikisinin tedavisinin hastanede sürdüğü belirtildi.Askerler Pazar günü köye gelerek anons yaptı ve valiliğin kararını köy halkına bildirdi. Ancak köy halkından kimsenin evlerini terk etmediği görüldü.O sırada köyde bulunan HDP milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Faysal Sarıyıldız köyde bulunan partililerin güvenlik gerekçesiyle ayrılmalarını istedi.
Cep Telefonundan Tüm Elektronik Cihazları Kontrol Etmek Hayal Değil!
Evlerimize giren pek çok teknoloji yanında uzaktan kumanda aletleriyle beraber giriyor. Bir süre sonra kafa karmaşıklığına sebep olan bu kumandalardan kurtulmak için yine bir teknoloji yardımımıza koşuyor: cep telefonlarımız ve onları kumandaya çeviren yazılımlar.SureMote bunlardan bir tanesi ve destekleyen bütün ev aletlerini sadece kendi üzerinden kontrol etmeye imkan tanıyor. Akıllı televizyonlardan LED ışıklara ve elektrikli süpürgelere kadar kumandası olan her cihazı kontrol etmeyi hedef edinen SureMote, binlerce cihazı destekleyerek iyi bir başlangıç yapmasına rağmen daha gidecek yolu epey var. Uygulamanın diğer çözümlere göre büyük artıları ise ücretsiz olması ve kolay kullanımı.
Reklam
Telefonlarda Hala Olmayan 7 Şey!
Telefonlarımız çok etkileyici teknolojik cihazlar olabilir, ancak bu özelliklere hala sahip değillerMükemmel ekranlar, yoğun pikseller ve keskin kenarlar... Son nesil akıllı telefonlar, şüphesiz övgüyü hak eden yeniliklere sahipler. Ancak hala gerçeğe dönüştürmedikleri birçok hayalimiz var. Bunların bazısı son derece mümkün, bazısı bilim-kurgunun konusuna giriyor. Ama hayal kurmakta ne sakınca var ki?Daha iyi pilTelefonlarımızın yapabildiklerini düşündüğümüzde, tek şarjla bir günü hala çıkaramıyor olmaları saçma görünüyor. Telefonların performansıyla birlikte elbette piller de geliştiler, ancak pil ömrü hala aynı seviyede.Daha hızlı şarjSamsung, Galaxy Note 4'teki yeni hızlı şarj olabilen pilin 30 dakikada yüzde 50 şarj olabildiğini gösteriyor. 1 dakikada olmasını beklerdik ancak yine de iyi bir başlangıç.Tek bir kablosuz şarj standardıKablosuz şarjda tek bir şarj standardında hala anlaşma sağlanmış olmasa da, buna giderek yaklaşıyoruz. Apple'ın iWatch için sunacağı kablosuz şarj yöntemi, bu alanda tek bir standarda yönelimi hızlandırabilir.Evrensel çevirmenBilim kurgu gibi görünse de gerçek zamanlı tercüme sistemleri, birçok durumda dil bariyerini ortadan kaldırabilir.Farklı şarj yöntemleriÜreticiler neden farklı şarj yöntemlerini denemiyor? Telefonlara güneş paneli eklemek, belki de microUSB üzerinden şarja iyi bir alternatif olabilir. Veya yürürken kinetik enerjiyle kendi kendini şarj edebilen bir telefon, hiç de fena olmazdı.Daha dayanıklı telefonlarSu ve toz geçirmeyen telefonlar, standartlaşmaya başladılar. Peki ya bütün telefonlar daha dayanıklı olsaydı, düşmelere kolayca dayansaydı?Pico projektörlerBu tür projeksiyonları telefonunuza eklemeniz mümkün. Ancak ceplere entegre sunulacak projeksiyon, iş kullanıcılarının ilgisini çekebilirdi.Chip
Beşiktaş'ta Sosa ve Pektemek Şoku!
Balıkesirspor maçında sakatlanan Jose Sosa'nın sol diz yan bağlarında yırtık tespit edildi.Beşiktaş Teknik Direktörü Bilic, Tottenham maçında 90 dakika oynattığı Jose Sosa'yı dün Balıkesir karşısında da 11'de sahaya sürdü. Arjantinli oyuncu ve Oğuzhan ilk kez yanyana oynama fırsatı buldu. Ancak Sosa, 43. dakikada İlhan Depe'nin müdahalesiyle yerde kaldı. Sonrasında tedavisi için saha içine sağlık ekibi çağırıldı ve Sosa tedavisinin ardından saha kenarına alındı. Oyundan çıkarılan yıldız futbolcu yerini Necip'e bıraktı.Yıldız futbolcu Beşiktaş'a geldiğinde de daha hiç bir maça çıkmadan sol üst adalesinden sakatlanmış 16 gün sonra takıma geri dönmüştü.Beşiktaş'tan açıklamaSpor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu'nun 5. haftasında Balıkesirspor ile oynadığımız karşılaşmada sakatlanan Jose Sosa ile Mustafa Pektemek'in MR'ları, bugün Acıbadem Fulya Hastanesi Sporcu Sağlığı Merkezi'nde çekildi.Jose Sosa'nın sol iç yan bağında rüptür meydana gelirken, Mustafa Pektemek'in sol üst adalesinde yırtık tespit edildi. Futbolcularımızın tedavilerine başlandı.Eurosport 
Akıllı Saate Windows 95!
Bir süre önce akıllı telefonlarda da görerek nostalji yaptığımız Windows 95, şimdi daha da küçülerek kolumuza geldi. 16 yaşında, yani Windows 95 çıktığında daha portakalda vitamin olan Corbin Davenport, aDosBox adlı emülatör yazılımı ile birlikte Android Wear’inde Windows 95 çalıştırmayı başardı. Davenport, daha önce saatinde Doom ve Minecraft da çalıştırmıştı. Tahmin edebileceğiniz gibi programlar çalışmasına rağmen pek kullanışlı değil.
Reklam
Yahoo, Messageme'yi 11.9 Milyon Dolara Satın Aldı ve Uygulamayı Kapatıyor
Yahoo, mesajlaşma uygulaması MessageMe’yi kesin olmayan rakamlara göre 11.9 milyon dolara karşılığında satın aldı.MessageMe, resmi blogu üzerinden yaptığı açıklamayla birlikte satın almayı da doğruladı. Satın almayla birlikte, MessageMe uygulaması da kapatılacak. MessageMe kullanıcıları, 7 Kasım 2014 tarihine kadar mesajlarına erişebilecek ve uygulamaya giriş yapabilecek. Ancak bu tarih sonrasında, tüm kullanıcı bilgileri, mesajlar tamamen silinecek.Satın almayla birlikte, 8 kişilik MessageMe ekibi de Yahoo saflarına katılacak ve Yahoo’nun kendi mesajlaşma uygulaması için çalışmayaca başlayacakları tahmin ediliyor.Satın alma sonucunda Yahoo, önemli bir yetenek satın almasına imza attı diyebiliriz. Fakat MessageMe gibi bir uygulamayı ve milyondan fazla kullanıcısını çöp kutusuna atmak, Yahoo için oldukça radikal bir karar. Bakalım, Yahoo’nun kendi geliştirmesi beklenen mobil uygulama ya da benzeri bir servis ne kadar başarılı olacak?Webrazzi
32 Göz Alıcı Fotoğraf ile 2014 National Geographic Fotoğraf Yarışması
2014 yılı National Geographic fotoğraf yarışması için beklenen süreç başladı ve adaylar birbirinden muhteşem fotoğraflar ile yarışmaya başvurmaya devam ediyor. Son başvuru tarihi 31 Ekim 2014. Yarışmanın birincisi 10 bin dolarlık ödülün sahibi olacak ve National Geographic merkezinde her yıl düzenlenmekte olan fotoğraf seminerine katılma şansı yakalayacak. Bu yıl yarışmaya katılan adayların eserlerinden oluşan bir galeriyi sizler için derledik. Sizin favoriniz hangisi? Sizce hangi fotoğraf büyük ödülü kazanmaya en yakın?
Reklam
"Derin Galatasaray Var; Çok Derin Galatasaray Var"
Faruk Süren, Galatasaray'ın başkanlık süreci hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu.Galatasaray Kulübü’nün Eski Başkanı Faruk Süren, Habertürk Gazetesi’nden Balçiçek İlter’e çok konuşulacak açıklamalar yaptı… Gelecek dönemde aday olabileceğini söyleyen eski başkan, ‘Galatasaray Kulübü’ne ortak şart’ dedi… ‘Şu anda hazırlıklı değilim ancak daha sonra yeniden Galatasaray başkanlığına aday olabilirim’ dedi.İşte Faruk Süren’in bomba açıklamaları…Siz ayrılalı 13 yıl oldu. Niye hep sizin döneminiz ve siz konuşuluyorsunuz?Mütevazı olmayacağım bu konuda. Galatasaray bugün bir yere gelmişse, biz 1996’da iktidara gelip şirketi kurduğumuz içindir. 2001’de o sürece bir sekte vuruldu, tersine döndü ve tamamlanamadı. Neler çektim ben orada… “AIG kendi şirketi, Galatasaray’ı kendine satıyor” falan dediler. AIG eğer benim olsaydı herhalde benim suratımı göremezlerdi, ne başkanlığı? (gülüyor)Siz sahi niye Galatasaray’a başkan oldunuz? Güç müydü aradığınız?O bir sevgi, anlatamam.Nasıl Galatasaraylı oldunuz?İlkokulda olmuşum, neden oldum hatırlamıyorum. Annemde Galatasaray diploması vardı. O zaman kızlar yok okulda ama Fransa’dan gelince olgunluk imtihanına orada girmiş. Babası Marsilya’da yaşıyordu. Belki ondan etkilendim. Sonra basketbol oynadım. 1978’de eşimin amcası Talat Sadıkoğlu, Suphi Batur Başkan’ın ikinci adamıydı ve beni üye yaptı.Fanatik misiniz?Hayır, yapım müsait değil. Üstelik fanatizm kötü bir şey. Seyirci olarak bir derece kabul edilebilir ama yöneticilikte hiç olmaz.“Galatasaray’a başkan olmak zor, derin Galatasaray var” derler. Neden sizi başkan yaptılar?Bilemiyorum. Derin var; çoook derin var hatta bakıp dibini göremiyorsun. O derece derin…‘KIRAÇ EVET DEMEDEN BAŞKANLIK ZOR’İnan Kıraç mı başkan yaptı sizi?Etkisi vardı tabii…İnan Kıraç ‘Evet’ demeden başkan olunabilir mi?Zor… Hatta mümkün değil. O zamanlar daha zor hatta.Peki sonra neden sizden vazgeçti?Mantığı anlamak için soruyorum… O derin toplumun tasavvurunun üzerinde bir hedef koydum çünkü…Bu iyi bir şey değil mi?Ya size deli diyorlar ya da benimsemişlerse gülüyorlar. O iş gerçekleşince o hal fazla geliyor. Bu başarı fazla geldi. Hem de yapı.‘Tenekeyle yolladılar’ diyorsunuz.Ne kavga ettik AIG konusunda. Hedef şuydu. Sportif AŞ kurulacak. Bir müddet sonra AIG girecek para koyacak. Gelir artacak, temettü vasıtasıyla futbolu finanse edeceğiz. 3 yıl sonra AIG çıkacak. Futbol AŞ ile birleştireceğiz ve halka açılacağız. 11 olağanüstü kongre geçirdik, ne tartışmalar ne tartışmalar… Ve 2000’de gerçekleştirdik. Derken bir kriz oldu, bir de benim bu kadar ileri gitmem herhalde rahatsız etti ki, bir kampanya başladı hakkımda. Bir anda düğmeye basıldı. Gazetelerde öyle negatif bir kampanya başladı ki…Madem böyle derin bir yapıyı biliyorsunuz, olacaklara hiç ihtimal vermediniz mi?İhtimal verdim ama ne yapayım? GS camiası diğer başkanlara, rahmetli Özhan’a da böyle bir kampanya başlatıldığında muazzam bir tepki göstermişti, sahip çıkan ilanlar verildi. Bana sağ olsunlar hiçbir şey yapmadıkları gibi, gitmem için de bayağı yardımcı oldular.İnan Kıraç mektepli olmamanıza rağmen desteklemişti, neden vazgeçti sizden?AIG yüzünden.Kendi cebinizi mi doldurduğunuzu düşündüler?Bunu düşünmemişlerdir umarım. “Bu bizi dinlemiyor, aştı, çok büyüdü” diye… Star tavırlarım yoktur benim aslında.Aslıtürk (Eski Şişli Belediye Başkanı Gülay ve eşi Orhan Aslıtürk) operasyonu size kadar uzandı sonra…Onlarınki legal değildi. Bizim durumumuzda bir şey yoktu ama amaç sadece itibarsızlaştırma kampanyasıydı zatenYani Galatasaray Başkanı olmasaydınız özel işlerinizde bu kadar üzerinize gidilmeyecek miydi?Katiyen. Tamamen o konumun varlığı yüzünden‘G.SARAY ELİTİYLE AŞK-NEFRET İLİŞKİSİ VAR’Pişman oldunuz mu başkan oldunuz diye?Çok üzüldüm, eşim ve ailem de çok üzüldü. İtibarsızlaştırıldım. Google’a gir bak ne söylediğimi anlayacaksın. Piyasada başka bir algı oluşturuldu.Nedir o algı?“Adam son derece zeki ama çok kıvrak.” Son derece zeki de değilim, kıvrak da… Yazılmamış etik kurallara bile uyan biriyim ben. Ama o algıyı oturttular. Ne yapayım? 13 yıl oldu bırakalı ama toplum o yaratılan imaj gibi olmadığımı fark ediyor. Galatasaray eliti de bunu fark edecek bir gün.Daha fark etmedi mi?Hayır.Elit ne kadar etkili camiada?Çok etkili. Aşk ve nefret ilişkisi. Hem seviyorlar hem de nefret ediyorlar.Kimden?Bizim gibilerden…Kimsiniz siz?Mesela Alp Yalman da o kategori. Bilemiyorum tarzımız mı hoşlarına gitmiyor, açıklığımız mı?Neden peki?Siz de beyaz Türk’sünüz… Tarzınız da uyuyor o elite aslında. Ben o beyaz Türklerden değilim.Nedir farkınız?Beyazın da beyazı var biliyor musun. Belki de çok uluslararası olmak rahatsız ediyor. Kokteyller yapılıyor örneğin, birbirlerini ağırlıyorlar kendi aralarında. Oysa amaç başkalarını çağırmaktır. Davet ederim, ‘Kim var’ diye sorarlar, kim varsa var, sen gel… Bu bakış açısı rahatsız etti galiba.Derin Galatasaray elitlerinden biri neden başa geçmiyor? İnan Kıraç?Bence de… Etkindi bugüne kadar, artık zamanı gelmiştir. Alp Yalman’ı da katabilirlerdi bu yapıya.İnan Kıraç’tan başka kim var o derin yapıda?Selahattin Beyazıt var… Çok etkindir. Bir tabaka var… Divan Kurulu’na bak yeter. Önemli adamlar var. Çok adam var bana isim sorma…Alp Yalman’ı severler mi?Onu da fazla şey yapmazlar… Alp çok zeki ama çok zor bir görev aldı. Galatasaray ‘başkanlık sistemi’dir. Çok zor, eskisi gibi değil, Alp epey bir süredir kopuk, o beni endişelendiriyor. Rakamlar çok büyük. Ama cesaretine hayran oldum hazırlıksız bir şekilde çıktı, bravo ona…‘ÜNAL AYSAL’I PARALI DİYE SEÇTİLER’Ünal Aysal, Riva meselesi yüzünden mi gitti?Hayır, dedikodular var ama… Yetkisi zaten vardı. Benim anlamadığım bir şey var; onu getirdi Divan’a. Bizim şirketin imtiyazlı hisseleri olur. Bu hisseler kulübe ait ve satılamaz, devredilemez, teminat olarak gösterilemez. Bu Divan’da bu imtiyazdan vazgeçme gibi bir teklif oldu. Divan itiraz etti. Bu sebepten mi acaba? Anlayamadım.Riva’nın etrafındaki arazileri aldı dedikodusu var…Ottoman Fon diye bir fon aldı o arazileri ama… O şirketin Ünal’ın eski eşinin oteli Les Ottomans’la alakası yok. Arap ağırlıklı bir fon. Sanmıyorum.700 küsur milyon dolar borç var. Kazaklar’la hatta Katarlılar ile ortaklık yapılacak, takım satılacak deniyor.Kim olur bilmem ama ortak şart… Riva’nın değerlendirilmesi de lâzım. Ama bu kulübün borcunu, ihtiyacını karşılamaz. Borç da değil sorun. Teminatlar borcu ödüyor zaten. İşletme sermayesi eksikliği dert. Nakit akışı lazım. Gelen ortağın en az 200 milyonla gelmesi lazım. İmtiyazlı hisseler kulüpte kalmak üzere birileriyle ortaklık yapılabilir. Bir sermaye artırımı yapılır. Sonradan yatırımdan çıkacak bir fon olmalı. Galatasaray’ı dış borsalara sürmek lazım.Derin Galatasaray Ünal Aysal’ı neden başkan yaptı peki?Çok başarılı ve çok zengin olduğu için. Dediler ki, hem mektepli hem de bizden, para da koyar. Para filan da vermedi, ağalık yaptı tabii biraz ama bekleneni vermedi. Yüzlerce milyon dolar aktarmadı, belki birkaç milyon dolar vermiştir‘EN ÇOK F.BAHÇE İLE KAVGADAN RAHATSIZ OLDUM’Neden vazgeçtiler peki şimdi?SPK ile, federasyonlarla, Fenerbahçe ile kavgalıyız. En çok Fenerbahçe kavgasından rahatsız oldum ben. Niçin kavga ediyoruz? Çok büyük camia, çok büyük bir kulüp. En önemli rakibimiz, müşterek menfaatlerimiz var. Bir gösteri endüstrisinin önemli oyuncularındanız. Neden kavga? Biz birlik olmalıyız.Kavgacı bir yapısı yok aslında Ünal Aysal’ın.Yok. Etrafındakiler onu yanlış yönlendirdi. 3 Temmuz zaten çok alaturka oldu, böyle bir yarası var rakibinin, sen niye üzerine gidiyorsun? Zaten herkes uğraşıyor, sen bırak bari.“Özel hayatım yıpratıldı” dedi.O bir şey değil. Bundan dolayı insan alınıp gidiyorsa eyvah. Ne yaşadı ki?.. Bence sıkıldı. Bir de problemler var tabii. Nakit açığı var, halletmesi lazım. 60 milyoncuk gibi bir nakit lazım. 2015 Mayısı’nda bir 70 milyoncuk daha… Buna kendi mecbur kalacak diye rahatsız oldu belki. Bir de şirketinin merkezi Belçika’da, belki oraya gitmek istiyor…Yurtdışına mı yerleşecek?Öyle düşünüyorum, gidecek. O yüzden derin Galatasaray bir anda bıraktı Aysal’ı. Önce kalması lazım denildi. Belki de Türkiye’den ayrılacağını anladılar. Sıkılmış olabilir, rahatsızlık duyabilir ama bunun bir yolu var. İstifa yoluyla olmaz. Galatasaray elitleriyle toplanılır ve 3 ay sonra olağanüstü seçime gidilir. İstifa olunca tüzüğe göre 1 ay içinde seçim… Gittik ikna etmek istedik. Kesinlikle kabul etmedi. “Siz olun aday” dedi, “Bıktım ayrılıyorum.” İşte bu Galatasaray yönetme bilgisi noksanlığı. Çok zor duruma soktu kulübü. “Yes man”leri topladı etrafına. Sen işi çok iyi biliyorsan ancak profesyonellerle çalışabilirsin. Ama bilmiyorsan 3 yılda öğrenemezsin. Rahle-i tedristen geçmen gerekir. Yönetim kurullarında çalışırsın, pişersin. Öyle tepeden inme olmaz.Önemli isimler uzaklaştırıldı…Evet. Ali Dürüst, Refik, Adnan Öztürk, Ali Gürsoy… Ona, “Sen yönetmiyorsun Ali yönetiyor” dediler.Etraf? Kim?Bu yanlış kararlarda en etkin olan Sedat Doğan’dır!Abdurrahim Albayrak için ne düşünüyorsunuz?Çok önemli bir adam, lazım. Bizim ülkemizde kulüpler gerçek profesyonel seviyeye gelene kadar bize lazım. İngiltere ya da Almanya’da değil ama Türkiye’de lazım. Canla başla kalbini bu işe koyan bir adam. Türk toplumu duygusal. Neden adamı yolluyorsun?‘TALEP GELİRSE ADAY OLACAĞIM’Siz tekrar aday olacak mısınız?Hazırlıklı değilim. İşimin çok önemli bir evresindeyim ve bitirmem lazım. Galatasaray yüzde 100 vaktini alır adamın.Şöyle anlıyorum, bu zor süreç geçecek, ara dönem sonrası siz aday olacaksınız?Olabilir tabii. Neden olmayayım?Tenekeyle yolladılar diye mi geri dönmek istiyorsunuz, bir nevi ‘Oh olsun’ diye mi?Yo, yine tenekeyle yollarlar merak etme…Gerçekten mi?Bu söyleşiden büyük tepki alacağım, gör. Yine yollarlar.Yollanacağınızı bile bile neden adaylık peki?Çünkü bizim temelini attığımız, yaptığımız şey kötü yönetildi ama başarılı oldu. Stadı da kaybettik, bu stat bizim değil, biz Ali Sami Yen’i bilerek kaybettik.Nasıl bilerek?Faruk’un stadı olmasın diye. Net! 2002’de ekonomi düzeldi, faizler düştü. Stadın ihalesi yapılmıştı zaten, tekrar yapılabilirdi. Bir de pislik attılar “Bu paraya bu planlar yapılır mı?” diye… Para götürmüşüm yani oradan… Ondan sonra anladılar ki böyle bir stadın planları ancak böyle bedellerle olabilir. Mahsus itilaf yarattılar.Peki bütün bunları yaşamış biri olarak nasıl tekrar aday olmayı düşünüyorsunuz?Talep olursa aday olacağım çünkü Galatasaray ilişkisi mantıken izah edilecek bir şey değil. Bu bir mikrop hatta virüs, ilaç işlemiyor. Şu anda Galatasaray’dan öç almak isteyenler var, zamanında gönderilenler arasında. O işlere de girmemek lazım. Bu bir endüstri, gösteri endüstrisi. Galatasaray’ın öyle yönetilmesi gerekiyor; kim ne derse desin. Sevdiğim bir Çin atasözü var: Küçük insanların gölgeleri uzadıkça o ülkede güneş batıyor…Habertürk
Google+’a “Material Design” Geldi
Google, uygulamalara daha sade ve daha renkli bir görünüş verecek olan “Material Design”ı Google+’ın Android uygulamasına da getirdi. Güncelleme hali hazırda güzel bir tasarıma sahip olan uygulamayı makyajlamakla kalmadı, başta fotoğraf yükleme ve paylaşma gibi pek çok özelliği çok daha kolay hale getirerek uygulamanın kullanılabilirliğini arttırdı. Android’in kendisi de bu tasarımla tanışana kadar tüm Google uygulamaları yeniden tasarlanabilir.
Reklam
Dünyadaki Okyanus Derinliklerini Gösteren Uydu Fotoğrafı Yayınlandı
University of California San Diego’dan bir grup araştırmacı Avrupa Uzay Ajansı’nın CyroSat-3’ünden ve NASA’nın Jason-1 uydusundan gelen verileri yorumlayarak dünya üzerindeki okyanusların en derin noktalarını gösteren bir harita çıkardı. Harita ayrıca okyanus altındaki dağları ve üzerinde çok az çalışma yapılmış olan uzak okyanus havzalarını da gösteriyor.
Endoğan Adili, Türk Vatandaşlığı İçin Mahkemede
Babası Türk olan Galatasaraylı oyuncu, vatandaşlık hakkı alıp Türk statüsünde oynamak için mahkemeye başvurdu. 20 yaşındaki Endoğan Adili, İsviçre Milli Takımı'nın genç takımlarında defalarca forma giydi.Galatasaray’ın Basel’den kadrosuna kattığı İsviçre asıllı Endoğan Adili, Türk vatandaşlığına geçmek için mahkemeye başvurdu... 1994 doğumlu oyuncu, babası Türk vatandaşı olmasına rağmen İsviçre vatandaşı olarak gözüktüğünü ve bu nedenle de mesleğini yapamadığını belirterek Türk vatandaşlığı istedi.İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Adili, 1964 Mülga Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda belirtildiği üzere babası Türk vatandaşlığına alınan küçük çocukların Türk Vatandaşı olacağı hükmünün olduğunu vurguladı. Endoğan Adili bu durumda kendisi iki yaşındayken kendisinin de Türk vatandaşlığı kazandığını iddia etti.İsviçre vatandaşı olması nedeniyle mesleğini yapamadığını dile getiren Adili’nin durumu mahkemece Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne sorulacak.Kaynak:Şampiy10
Kelebeğin Rüyası'na İtalya'da Büyük Ödül
Yönetmenliğini Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı ve başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin ve Mert Fırat’ın paylaştığı” Kelebeğin Rüyası” İtalya’da Terra di Siena Film Festivali’nde “En İyi Film” kategorisinde birincilik ödülü aldı. Terra di Siena Film Festivali uluslararası ölçekte filmlerin yarıştığı Avrupa kıtasının en önemli festivallerden biri olarak kabul ediliyor.Pek çok yurt dışı ve yurt içi festivalden ödülle dönen “Kelebeğin Rüyası” en son Arnavutlık’ta düzenlenen 7.Dures Film Festivali’nde “Balkanların En İyi Filmi” ödülüne layık görülmüştü.Medyafaresi
IŞİD Kobani'deki Kritik Tepe İçin Saldırıyor
Suriye'nin Türkiye sınırındaki Kobani’de, IŞİD'le YPG arasındaki çatışmalar stratejik tepe Mıştenur ile kasabanın doğu girişinde yoğunlaştı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bir kadın YPG'linin IŞİD mevzisine intihar saldırısı düzenlediğini duyurdu.Suriye'nin Türkiye sınırındaki Kürt kasabası Kobani'de IŞİD ile YPG arasındaki çatışmalar havanın kararmasının ardından daha da şiddetlendi. Çatışmaların sürdüğü iki nokta var. Biri IŞİD saldırılarının son iki gündür yoğunlaştığı stratejik tepe Mıştenur, diğeri de kasabanın doğu girişi. Özellikle Kobani'nin doğusunda yoğun çatışmalar var. Al Jazeera'ye bilgi veren yerel kaynaklardan biri bu noktadaki çatışmaları 'göğüs göğüse' diye niteledi. Kobani'den Türkiye tarafına da sık sık havan mermileri düşüyor. Sadece bugün düşen havan mermisi sayısı 15 civarında.Al Jazeera'ye konuşan Kobani Kantonu Diş İlişkiler sorumlusu İdris Nehsan'ın verdiği bilgiye göre IŞİD güçlerini Mıştenur tepesi çevresine yığdı. Şu an çatışmalar Mıştenur tepesi ile Kobani'nin doğusundaki Mızırdavut arasında devam ediyor. Nehsan, tepeyi halen kontrol ettiklerini, Kobani'nin batısında güneyinde çatışma olmadığını söyledi. Kobani'de üç gece üst üste IŞİD mevzilerini vuran koalisyon ülkelerine ait uçaklarsa pazar günü bölgede herhangi bir hedef bombalamadı.Nehsan, yoğun çatışmaların meydana geldiği kasabanın doğusundan da IŞİD'in sızma girişimleri olduğunu ancak şu ana kadar başarılı olamadıklarını söyledi.IŞİD mevzisine intihar saldırısıİç savaşın başından beri ülkedeki protestolar ve ölümler hakkında bilgi geçen Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), kadın bir YPG üyesinin IŞİD’e intihar saldırısı düzenlediği bilgisini geçti. SOHR’un Başkanı Rami Abdürrahman, YPG üyesinin Kobani’nin doğusundaki bir IŞİD mevzisine girip mermisi bitene kadar çatıştığını, ardından üzerindeki bombaları infilak ettirdiğini söyledi. Abdürrahman, saldırıda kaç IŞİD üyesinini öldüğüne dair ellerinde bilgi bulunmadığını belirtti.Stratejik tepe: MıştenurKobani Kantonu Dış İlişkiler Bakanı İbrahim Kurdo’nun Al Jazeera’ye verdiği bilgilere göre, IŞİD Mıştenur'a doçka ve ağır silahlarla saldırıyor. Kürt yetkililer Mıştenur'un kasabayı gören stratejik bir tepe olduğunu ve kaybedilmesi halinde IŞİD'in kasabaya daha fazla sokulabileceği yorumunu yapıyor.'IŞİD'den 33, YPG'den 23 kişi öldü'Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) de 3 haftadır IŞİD kuşatması altındaki Kobani’de cumartesi günkü çatışmalarda 33 IŞİD üyesiyle 23 YPG üyesinin öldüğünü duyurdu.SOHR, cumartesiyi pazara bağlayan geceki çatışmalarda da 11 YPG'li ile 16 IŞİD üyesinin öldüğünü belirtti.Saldırıların ardından kasabadaki 186 bin kişi Türkiye’ye kaçtı.Al Jazeera
Reklam