Türkiye Futbol Federasyonu, 12 Kasım’da Brezilya ile Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacak olan milli maçla ilgili ilginç bir davete imza attı.TFF Başkanı Yıldırım Demirören’le ilgili açıklamaları ve kupa törenlerinde el uzatmayarak gösterdiği tavırla dikkat çeken Galatasaraylı Felipe Melo’yu ailesiyle birlikte özel olarak Saraçoğlu’ndaki milli maça davet ettiği ortaya çıktı. TFF Genel Sekreteri Kadir Kardaş imzasıyla Felipe Melo’ya hitaben yazılan ve dün (30 Ekim 2014)de sarı-kırmızılı kulübe gönderilen yazıyla bu daveti resmileştirdi.TFF'nin şu anda Türkiye’de görev yapan diğer Brezilyalı oyuncu ve teknik adamlara da aynı daveti yaptığı öğrenilirken Felipe Melo’nun da aralarında bulunduğu Brezilyalılar'ın maç günü TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile Brezilya Futbol Federasyonu yetkilileriyle bir araya geleceği ifade edildi.TFF’nin 12 Kasım’daki bu tarihi maça ayrıca ülkemizde Voleybol branşında görev yapan 4 ismi de davet ettiği belirtildi. Ülkemize en son 1958 yılında gelen Brezilya milli takımıyla 12 Kasım 2014’de Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynanacak olan bu özel müsabaka ayrıca Türkiye’de görev yapan yaklaşık 30 Brezilyalı sporcuyu da bir araya getirmiş olacak.Sporx
İşçi Sağlığı ve İş Meclisi'nin raporlarına göre, 2014'ün ilk dokuz ayında 289 işçi trafik ve servis kazasında öldü. 2013'te ise 433 işçi yollarda öldü.Isparta'da elma toplamaya giden mevsimlik tarım işçilerinin olduğu minibüs kaza geçirerek en az 17 işçi yaşamını yitirdi.İşçi Sağlığı ve İş Meclisi'nin raporlarına göre, 2013 yılında hayatın kaybeden 1235 işçiden 433'ü trafik ve servis kazasında öldü.Yine bu seneki raporlara baktığımızda 2014 yılının ilk dokuz ayında ölen 1314 işçiden 289'u işçi trafik ve servis kazasında öldü.Son beş ayda trafik/servis kazasında ölenlerin sayısı şöyle: Eylülde 28 işçi, Ağustosta 48 işçi, Temmuzda 33 işçi, Haziranda 30, Mayısta 29 işçi.Bu rakamların içinde mevsimlik tarım işçileri büyük bir yer tutuyor. Mayıs ve ekim ayları arasında memleketlerinden çalışacakları yere giden işçiler genelde çok kalabalık binmek zorunda kaldıkları araçlarda trafik kazası geçirerek hayatını kaybediyor.Nilay Vardar | Bianet
Macaristan'da internet kullanımına vergi konması planları yoğun protestolar üzerine rafa kaldırıldı.Başbakan Viktor Orban 'Vergi bu haliyle uygulamaya konulamaz' dedi.Ülkede Pazar günü başlayan gösteriler sırasında, protestocular eski bilgisayar parçalarını Orban'ın önderlik ettiği Fidesz partisinin genel merkezine fırlatmıştı.Avrupa Birliği'nce kınanan yasa tasarısında, kullanılan her gigabyte için 150 forint (0,50 euro) vergi alınması öngörülüyordu.Protestocular yasanın getireceği mali yükün yanı sıra, ifade ve bilgi alma özgürlüğünün kısıtlanmasından kaygı duyuyorlar. Protestolar ardından hükümet internet vergisini bireyler için ayda 700, şirketler içinse 5.000 forint tavan fiyatı belirledi. Ancak bu karar da göstericileri yatıştırmadı.Başbakan Orban, Kossuth radyosunda yaptığı konuşmada, 2015'te ülke bütçesinin dengelenmesi için özel vergiler gerektiğini ama halk birşeyi sevmiyor ve üstelik mantıksız buluyorsa, o işin yapılmaması gerektiğini söyledi.Vergi kanununun değiştirilmesi ve bu plandan hemen vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Başbakan Orban, konuyla ilgili olarak Ocak ayında halka danışılacağını kaydetti.Avrupa Komisyonu sözcüsü Ryan Heath de, vergi tasarısının prensipte kötü olduğunu, zira küresel bir olguya tek yanlı önlem alındığını belirtti.Komisyon daha önce de Orban hükümetinin, anayasada, siyasi egemenliğini pekiştirme amaçlı görülen değişiklik önerilerini eleştirmişti.BBC Türkçe
ABD'nin Arizona eyaletinde kollarına aldığı gelin ile düğün alanına giriş yapmak isteyen damat, dengesini kaybedip yere kapaklanınca ortaya ilginç görüntüler çıktı.
2. İstanbul Tasarım Bienali, bu yıl 'Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil' cümlesiyle yola çıkıyor ve gündelik hayattan, toplumsal meselelere eksenine geleceği alan çok sayıda soru soruyor2. İstanbul Tasarım Bienali, yarın kapılarını açıyor. 14 Aralık'a dek ücretsiz gezilebilecek bienalin ortak alanı Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, 53 projeye ve etkinliklere ev sahipliği yapacak. Dün düzenlenen bienal basın toplantısında, Görgün Taner sözlerine Karaman'daki maden felaketini anarak başladı ve 'Gezerken çok soru sormanızı hedefliyoruz,' dedi. Aynı şekilde bienalin küratörü Zoe Ryan da, konuşmasında, bienalin ucu açık olduğunu ve yeni düşüncelere yol açacak bir manifestolar bütünü yaratmayı amaçladığını vurgulayarak 'Yanıt aramaktan çok soru sormayı önemsiyoruz,' diye belirtti. Gerçekten de 'Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil' başlığı altında düzenlenen bienal geleceği merkezine alan çok sayıda soruyla izleyicileri baş başa bırakıyor. Bu sorular kimi zaman sergilenen projelerin akılda bıraktıkları sorular kimi zaman da duvarda yazan 'Kırsal mısınız yoksa kentli mi?', 'Gelecek için bavulunuzda ne var?' ya da 'Geleceği koklayabilir misiniz?' gibi direkt izleyicilere yöneltilen sorular.Yayın Bölümü, Kişisel Bölüm, Kaynaklar Bölümü, Norm ve Standartlar Bölümü ve Toplumsal İlişkiler Bölümü’nden oluşan beş farklı bölüm olarak tasarlanan sergide bu bölümler mutlak ayrımlar değil, yol göstericiler olarak kurgulanmış. Bienal kapsamında ayrıca 'POLSKA IN BETWEEN' adlı bir serginin yanı sıra çeşitli atölye çalışmaları ve söyleşiler de gerçekleştirilecek. Antrepo 7’de yer alacak sergi, Polonya güncel tasarımını yansıtıyor.Bienal kapsamında bunların yanı sıra çok sayıda panel, söyleşi, atölye çalışması, film gösterimi, çocuklar için Ülker Çocuk Sanat Atölyesi, İstanbul'da ilginç turlara çıkabileceğiniz Tasarım Rotaları gibi etkinlikler düzenleniyor. Tavsiyemiz, Galata Özel Rum İlkokulu'nu gezmeniz, ama bienal programının sergiden ibaret olmadığını aklınızda tutarak diğer etkinliklere de mutlaka göz atmanız.Kendi manifestonuzu yazın : 'ABC Manifesto Şirketi Yazar ve Danışmanları' projesi Galata Özel Rum İlkokulu'nun en üst katında yer alıyor. Kurmaca şirketin rol yapan danışmanları, izleyicilerin ellerine birer sepet tutuşturuyor. Mekandan bir obje, bir de manifesto seçen izleyici, çığlıklar atacağı bir tur yapıyor. İşin sonunda komik bir makinadan sizin manifestonuz yazılmış halde ortaya çıkıyor. Bu yarı oyun yarı gerçek projeyi es geçmeyin!Çekirge yer misiniz? : 'Lepsis: Çekirge Yetiştirme Sanatı' bienalin gıdaya odaklanan projelerinden biri. Projenin sahibi Mansour Ourasanah, 'Gelecekte protein alabilmek için çekirge yiyebilir miyiz?' diye soruyor.Yumruklarla yazı yazın : Bless'in projesi 'Sporbilgisayarı' işyerinde spor yapamayanlara hitap ediyor. Kum torbalarından oluşan klavyesiyle yazı yazıp stres atabilirsiniz.İnsan içinde uyunur mu? : Tasarımcılar, J. Mayer H., Wilko Hoffmann ve Julien Sarale'ın 'Nap Gap' adlı projesinde pespembe bir oda var. İçine girip uyuyabiliyorsunuz. Amaç ise, 'ortalık yerde uyunmaz' tabusunu sorgulamak. Bienal ortasında kestirmeye cesareti olanları davet ediyor.Maydanozunuzu yetiştirin : Galata Özel Rum İlkokulu'nun giriş katında yer alan bir seradan oluşan Something and Son'ın 'Yetiştirme Manifestosu' projesinde izleyiciler maydanoz, nane gibi bitkileri oracıkta dikmeye davet ediliyor. Sonrasında bitkiler sizin için yetiştiriliyor. Yağmur suyunu da biriktirip proje için kullandıklarını belirtelim.FİSUN YALÇINKAYA | Milliyet Sanat
İstanbul’da gazı biten Lamborghini’yi ittiren kişileri gören vatandaşlar hemen cep telefonuna sarılıp o anları kayıt altına aldı. Sosyal medyada paylaştıkları bu görüntü hızla paylaşılıyor.
Ermenek'te 18 işçinin mahsur kaldığı maden kazasının üzerinden 72 saat geçti. Mahsur kalan 18 işçiye halen ulaşılamazken Enerji Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 işçinin su altında mahsur kaldığı maden faciasıyla ilgili olarak konuşan Çalışma Bakanı Faruk Çelik , bir soru üzerine, “Aslolan bu kazaların olmamasıdır. Bunların olmamasıyla ilgili temennileri var herkesin. Ama olduktan sonra da hayat devam ediyor” dedi.Karaman’ın Ermenek ilçesinde su baskını yaşanan madende mahsur kalan 18 işçiye ulaşma çalışmaları sürerken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan bir kez daha basın mensuplarının karşısına geçti.Üç bakanın yaptığı açıklamalardan satırbaşları şöyle:Taner YıldızElazığ’da da bir şehidimizin olduğunu görüyoruz. Allah ona da rahmet etsin. Yakınlarına sabırlar diliyoruz.Şantiyeyle alakalı son geldiğimiz noktada, maden ocağının içinde suyun düşürülmesinden daha ziyade, su öncelikler arasından kalmadı, birinci tahkimat ve oradaki malzemelerin çıkartılması. Şu ana kadar sabaha kadar arkadaşlarımız çalıştılar. Bundan sonra su seviyesi 800 metrenin altına düştüğü için daha hassas davranmamız gereken nokta var. 780’den sonra gaz deşarjı olmasın, kurtarma ekipleriyle alakalı herhangi bir risk oluşmasın.Görüntüler alındı, sizlere verildi. O malzemeler nasıl çıkartılıyor, vagonlar nasıl dolduruluyor, bütün ayrıntılarıyla beraber onları da kamuoyuyla paylaşma imkânımız olacak.Faruk ÇelikAcı üzerine acılar yaşıyoruz. 15 kardeşimizi bir trafik kazasında kaybettik. Ben de Allah'tan rahmet diliyorum. Şehidimize aynı şekilde rahmet diliyorum.Bütün milletimiz bu havzada yaşanan, bu kömür kazası olayıyla ilgili kenetlenmiş durumda. Burada da son derece uyumlu güzel bir çalışma gerçekleştiriliyor. Gece 2’ler işçi kardeşlerimizle birlikte olduk. Gerek sahada gerekse yerin altında çalışmalar seri bir şekilde götürülüyor. Bugün biz bakanlar olarak yaklaşık 200 metrenin üzerindeki çalışma yapılan, göçük diyebileceğimiz bir alana indik, bizzat çalışmaları görme imkanını bulduk. Vardiya sistemi çok düzenli çalışılıyor. 10 dakikalık bir sürede vagon dolduruluyor. Seri bir çalışma var.Biz de üzerimize düşen neyse hep beraber, gerek o kardeşlerimizin güvenlik içinde çalışmaları, gerek moralleri, gerekse işlerin seri olarak yürümesi konusunda gece gündüz onlarla birlikteyiz. Su şu anda sorun teşkil etmiyor. Nefeslik bölümünden yoğun su tahliyesi gerçekleşiyor. İnşallah hızlı bir şekilde yer altındaki kardeşlerimize ulaşırız temennisinde bulunuyorum.Lütfi ElvanAslında bakanlarımız aktardı. Bende ilave edecek olursam, su tahliyesinde hızlanma söz konusu ve su tahliye sistemi düzene oturmuş durumda. Bugün sabah aşağıya indik, aşağı yukarı 15 metrelik bir mesafe var. yani su seviyesiyle molozların olduğu bölüm arasında. Oranın temizlenmesine yönelik, hemde tahkimat yapımına yönelik çalışmalar devam ediyor.Ağırlıklı olarak molozların dışarı atılması işlemleri arz ediyor bu aşamada. Dün gece itibarıyla sürecin hızlandığını söyleyebiliriz.Üç bakan daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanların gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:Ne kadar derine inildi?Taner Yıldız: 800 kotunun altına inildi. Bundan sonra her metre aşıldıkça karşımıza hangi tablonun çıkacağını bilemiyoruz. Her iki tarafında su çekme ihtimaline karşı güçleri artırıldı. Kullanmayacak dahi olsak güçleri artırıldı. Şu anda bir önceki gün gibi önceliğimizin su olmadığını bundan sonra tahkimat ve molozların dışarı çıkarılması olduğunu söylemeliyim.İlerlenecek noktada su bir engel teşkil etmeyecek mi?Taner Yıldız: Tabi ki su engel teşkil edecek. Bizim son metreküp suya kadar hepsini çıkartmamız gerekiyor. Dün üçüncü giriş yapılmasını söylemiştim. Onun çalışmaları başladı. Hangisi daha önce bu suyu çekerse, biz elimizdeki bütün imkanları seferber ettiğimiz için onlar geldi. Oradan dip noktaya ulaşmış olacağız.Son denetim raporu ortaya çıktı. 8 ayrı aykırılıktan bahsediliyor. Ne olduğu belirtilmiyor. Bunlar nedir?Taner Yıldız: Arkadaşlar biz işçi kardeşlerimiz çıkartılana kadar denetimlerin müfettişlerin, çalışma bakanımızın görevlendirdiği iş müfettişlerinin her biri işlerine devam ediyorlar. Öncelikle işçi kardeşlerimize ulaşmak. Bunların her biri kamuoyunda sektörde paylaşılacak, kimlerin ne ihmali var bunlarla ilgili atlama olmayacakSigortasız kayıt dışı çalışan var mı?Faruk Çelik: Burada çalışan sayısı 180 ve tamamı sigortalı.Ekonomik açıdan güçlük yaşadıklarını bize anlatıyor madenciler. Bununla ilgili kampanya söz konusu mu?Faruk Çelik: Tabi ki devletimiz büyük ve güçlü. Bugüne kadar olan bütün yaraları sarma konusunda dünyaya örnek teşkil edecek uygulamalarımız var. Aslolan bu kazaların olmamasıdır. Bunların olmamasıyla ilgili temenniler var herkesin. Ama olduktan sonra da hayat devam ediyor. Bunlarla ilgili devletimiz bugüne kadar bütün yaraları sardığı gibi önümüzdeki ana sorunu çözdükten sonra diğer konularda bütün kurumlar üzerine düşeni yapıyorlar. Uzun vadeli kamunun üzerine düşen neyse yerine getirilecektir.Cumhurbaşkanı Erdoğan, işverenler açısından bu sıkıntıların olacağı belliydi dedi. Torba yasada hatalar mı yapıldı?Faruk Çelik: Şimdi torba yasada olan önemli konu başlıklarından bir tanesi madencilerin emeklilik yaşının aşağı çekilmesi, çalışma saatleriyle ilgili düzenlemeler. Bizim o zamanda görüşümüz buydu. Bir düzenleme yapıyor TBMM, bu düzenlemeye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kim varsa uymak zorunda. Ama yapılan sözleşmelerin karşılığında bu yeni düzenleme işletmeler açısından olumsuzluk oluşturuyorsa bunu da düzeltecek olan TBMM’dir, hükümettir.Ama burada garip olan henüz işletme sahipleri yeni yasaya göre daha maaşı ödemeden, işi durdurma gibi, ücretleri ödememe durumları kabul edilebilir değil, izahı da mümkün değil.Bu konu bahane edilerek henüz maaş bile ödemeden bu yola girilmesi ocakların kapatılması doğru değildir.T24
Günlük hayatımızın birçok yerinde olan, kullanmasak da adını duyduğumuz markaların isimlerinin nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? İsim bir marka yaratmak için en önemli aşamalardan birisidir. Güvenilir olması, merak uyandırması önemlidir. Örneğin Nike orijinalde (Blue Ribbon Sports) iken nasıl Nike halini aldı? Çünkü Nike, adını zaferi temsil eden Yunan tanrıçasından alıyor. Sanırım kulağa daha mantıklı geldi?
Kudüs'teki kutsal mekanlardan Harem-üş-Şerif, yeniden açıldı. İsrail polisi, Cuma namazından sonra olay çıkabileceği kaygısıyla Haram-üş Şerif'e sadece 50 yaşın üzerindekilerin girmesine izin veriyor.Bir Yahudi eylemcinin vurulmasından sonra alınan kapama kararı Filistinlilerle İsrail yönetimi arasında gerginliği tırmandırmıştı.Filistin Yönetimi, Harem-üş Şerif'i kapatmayı 'savaş ilanı' olarak nitelemişti.Yehuda Glick adlı haham, Yahudilerin Harem-üş-Şerif'i daha fazla kullanabilmesi için düzenlenen bir toplantının ardından uğradığı silahlı saldırıda yaralanmıştı.Glick'in durumunun kritik olduğu ve yaşam destek ünitesine bağlı tutulduğu belirtiliyor.İsrail polisi, saldırının faili olduğu öne sürülen Motaz Hicazi adlı 32 yaşındaki bir Filistinlinin polisle girdiği çatışmada öldüğünü açıklamıştı.Hicazi, yoğun güvenlik önlemleri altında toprağa verildi. Cenaze töreni olaysız geçti.Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Kudüs'te gerilimin tırmanmasından 'aşırı derecede kaygı duyduğunu' açıklamış ve İsrail yönetiminden Harem-üş Şerif'i açmasını istemişti.Kerry açıklamasında iki tarafa da itidal çağrısında bulundu.BBC Türkçe
Ermenek ilçesindeki kömür ocağında suyu ilk fark eden ve arkadaşlarını uyaran Mesut Öner'in hayatta kalmak için verdiği mücadelenin anlatımı, adeta tüyleri ürpertiyor.Ermenek ilçesindeki kömür ocağında suyu ilk fark eden ve arkadaşlarını uyaran Mesut Öner'in hayatta kalmak için verdiği mücadelenin anlatımı, adeta tüyleri ürpertiyor.Madende mahsur kalmaktan son anda kurtulmayı başaran 22 yaşındaki Mesut Öner, yaşadıklarının etkisinden kurtulamıyor. Öner'in hayatta kalmak için verdiği mücadele ise madendeki yaşananları gözler önüne seriyor.Tanık olduklarını AA muhabirine anlatırken o anları adeta yeniden yaşayan Mesut Öner, olayı fark etmesiyle 3-4 kişinin daha madende mahsur kalmasının önüne geçti.Bir yıldır çalıştığı madende olay günü, evden getirdiği tostu 10 dakikada yedikten sonra yukarıdan sulu kömür gelmeye başladığını fark ettiğini belirten Öner, hemen diğer bacaya geçtiğini söyledi.'Su geliyor hadi kaçalım'Oradaki dört kişiyi 'Baca göçüyor, sulu kömür geliyor' şeklinde uyardığını dile getiren Öner, 'Ahmet abi 'bir bakayım geleyim' dedikten hemen sonra 'su geliyor, hadi kaçalım' dedik. O sırada Hasan Tuncer, 'diğer bacadaki arkadaşlara haber vereyim' diyerek yanımızdan ayrıldı' dedi.Su çoğalmaya başlayınca Ahmet ağabeyi ile koşmaya başladıklarını aktaran Öner, suyun içinden diğer arkadaşlarına da haber verdiklerini ifade etti.Suyun içinde 350 metre koştu, bin 100 basamak merdiven çıktıOnlara 'su bastık hadi gidelim' dedikten sonra koşmaya başladıklarını vurgulayan Öner, şunları kaydetti:'Yaşam ile ölüm arasında gidip geldim. Dumandan etkilenmeme rağmen suyun içinde 350 metre koşup, bin 100 basamak merdiven çıktım. Nefes alamamaya başlamış, adım atacak halim kalmamış, artık yaşam ümidimi kesmiştim. Ancak gördüğüm ışık umudum oldu. Işığı görmeseydim ümidimi kesmiş, kendimi bırakacaktım. Suyun şiddetinden vagonların çarpışma sesini duydum. Koştukça arkamdan da su geldiği için geriye dönüp bakamadım bile. İçeride kalan arkadaşlarımıza haber veremedik diye kendimi kötü hissediyorum. Bir yandan suçlu hissediyorum.''Yemeği dışarıda yiyelim' demişlerÖner, dışarı çıktıktan sonra kusmaya başlayınca hemen çevredekiler ne olduğunu sorunca durumu anlattığını belirterek, 'Beni ambulansa aldılar. Olaydan iki hafta önce 'yemek işini dışarıya alalım' demiştik. İçeride şu an mahsur kalan şefimiz, '9 maden ocağı karar aldık. İçeride yenilecek. O karardan dışarıya çıkamayız' demişti. Üç aydır maaş alamıyorduk. Hatta olayın olduğu gün maaşımızın yatacağını söylemişlerdi' diye konuştu.AA
Türk siyasetinin önemli isimlerinden, ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün oğlu ve eski SHP Genel Başkanı Prof. Dr. Erdal İnönü, ölümünün 7′inci yıldönümünde anılıyor.Prof. Dr. Erdal İnönü, ölümünün 7'inci yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.2007 yılında 81 yaşındayken hayatını kaybeden Erdal İnönü için düzenlenen törene eşi Sevinç İnönü, yeğeni ve Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü başta olmak üzere İnönü ailesinin üyeleri ile CHP Genel Başkan Yardımcıları Burhan Şenatalar, Veli Ağbaba ve Sezgin Tanrıkulu, CHP Milletvekilleri Umut Oran, Süleyman Çelebi, Milletvekili Hurşit Güneş, Şişli Belediyesi Eski Başkanı Mustafa Sarıgül ve CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da katıldı.Sağanak yağış altında gerçekleştirilen anma töreni Kuran-ı Kerim okumasıyla başladı. Edilen duaların ardından bir konuşma yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhan Şenatalar, Erdal İnönü'nün yaşamı boyunca Türkiye ve insanlığa hizmet eden istisnai bir insan olduğunu söyledi. İnönü'nün Türk siyaseti için çok özel bir insan olduğunu ifade eden Şenatalar, 'Erdal Bey'i bugün burada sadece çok sevdiğimiz bir kişi olarak anmıyoruz, aynı zamanda onun sahip olduğu ve bizlere örnek oluşturan değerleri ile birlikte anıyoruz' diye konuştu. Şenatalar, 'Erdal Bey herşeyden önce dürüst siyasetin sembolüdür. Siyasetin son derece kirlendiği bu ortamda Erdal Bey'i özellikle anmak gerekir. İnsan haklarını son derece inanmış, özümsemiş bir insandı. Bütün yaşamı boyunca barış için örnek tavırlar sergiledi ve her zaman bilgiye dayalı siyaseti savundu. Siyaseti zarif espirileriyle süsledi. Bugün bizler onun temsil ettiği değerlere sahip çıkmalıyız, onun temsil ettiği değerleri Türkiye siyasetine hakim kılmalıyız' dedi.Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü de basın mensuplarına yaptığı açıklamada merhum amcası Erdal İnönü'nin Türk siyasi hayatında örnek alınması gereken bir kişilik olduğunu söyledi. İnönü, 'Amcam çok çalışkan ve üretken bir insandı. Son anına kadar da çalıştı' diye konuştu. Törenin sonunda Hayri İnönü ve Sevinç İnönü, merhum İnönü'nün kabrine kalp şeklinde beyaz güllerden hazırlanan çiçek demeti bıraktı.DHA
Bursa'da, şiddet gördüğü için evi terk ederek boşanma davası açan eşinin ailesiyle birlikte oturduğu eve molotof kokteyli atan genç, 2,5 yıl hapse mahkum oldu. Mahkeme, tutuklu sanığın tahliyesine hükmetti. Genç kadına destek için duruşmaya gelen Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri ise kadın hakime 'Sanığı tahliye ediyorsunuz, o gidip bu kızı öldürürse ne olacak?' diye sordu. Bunun üzerine hakim, yasalara göre hüküm verdiklerini söyledi.İddiaya göre, Sibel K. geçen sene evlendiği Rıdvan K.'nin kendisine şiddet uyguladığı ve uyuşturucu kullanmaya zorlamasıyla 6 ay önce evi terk ederek Bursa'daki ailesinin yanına geldi. Sibel K., Ankara 7. Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek Rıdvan K.'dan boşanmak istediği bildirdi. Eşinin boşanma davası açtığını öğrenen Rıdvan K., geçtiğimiz Eylül ayında sabaha karşı Osmangazi İlçesi, Sakarya Mahallesi, 28. Sokak'taki eşinin ailesine ait eve 2 adet molotof kokteyli attı. Balkonda çıkan yangını gören komşuların zile basmasıyla uyanan Sibel K. durumu polise bildirdi. Olayın ardından Rıdvan K. Sırra kadem bastı. Molotofun sebep olduğu yangın büyümeden söndürülürken evin çevresinde yapılan incelemede hazır halde 2 adet daha molotof kokteyli bulundu.Polise verdiği ifadesinde, eşinin sürekli kendisine şiddet uyguladığını ve uyuşturucu kullanmaya zorladığını anlatan Sibel K., evliliğininn ikinci ayından beri şiddet gördüğünü söyledi. Sibel K.'nın ifadeleri doğrultusunda harekete geçen Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Gasp Büro Amirliği ekipleri zanlı Rıdvan K.'ı Osmangazi ilçesi Alemdan Mahallesi'nde yakaladı. Emniyetteki ifadesinde eşiyle sürekli tartıştıklarını belirten Rıdvan K., 'Telefonda konuştuktan sonra sinirlerim bozuldu ve olayı gerçekleştirdim.' dediği ileri sürüldü. Nöbetçi mahkemeye sevkedilen zanlı tutuklanarak cezaevine konuldu.Cihan Haber Ajansı'ndan Fatih Karakılıç'ın haberine göre hakkında Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'Mala zarar vermek, korku ve panik yapacak şekilde patlayıcı madde kullanmak ve silahla tehdit' suçlarından dava açılan 25 yaşındaki Rıdvan K., ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkemede savunma yapan sanık, eşinin kendisini aldattığını öğrendiğini, bunun üzerine öfkelendiğini öne sürdü. Yaptıklarımdan dolayı pişman olduğunu dile getiren sanık, 'Olayda silahım yoktu. Silahla tehdit suçunu kabul etmiyorum. Daha önce uyuşturucu madde kullanımından dolayı tedavi görmüş, evlenince uyuşturucu kullanmayı bırakmıştım. Eşim beni terk ettikten sonra yine alkol ve uyuşturucu kullanmaya başlamıştım. Ama 50 gündür cezaevinde olduğum için alkol kullanmıyorum.' diye konuştu. Mahkeme, sanık Rıdvan K.'yı 'Silahlı tehdit' suçundan önce 3 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ardından sanığın cezası duruşmadaki iyi hali sebebiyle 2 yıl 6 aya indirildi. Ayrıca 'mala zarar verme' suçunun eşe karşı değil de kayınvalidesinin evine yapılmış olmasını göz önünde bulundurarak, sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar veren hakim, silahlı tehdit suçunun cezasının ağır olması sebebiyle ayrıca 'genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak' suçundan da hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetti.Mahkeme kararını temyiz edeceklerini belirten Sibel K. ölüm tehditleri almasına rağmen sanığın tahliye edildiğine dikkat çekti. Kent Konseyi Kadın Meclisi adına duruşmaya katılan Elif Yuvayapan Soner de şunları kaydetti: 'Karar sonunda hüküm veren bayan hakime soru sorduk. 'Nasıl böyle karar veriyorsunuz? Çünkü yarın kadın öldürülürse bunun kim olacak' diye sorduk. Hakim sadece karar verdiklerini bu işle kolluk kuvvetlerinin ilgilendiğini söyledi. Zaten kadınlarımız çantalarındaki koruma kararlarıyla öldürülüyor.CHA
Son dönemlerde akıllı telefonlarda ekran boyutu büyürken kasaların ve çerçevelerin küçüldüğüne şahit olmaktayız. Geçtiğimiz gün Oppo tarafından tanıtılan dünyanın en ince telefonu da buna kanıt olarak gösterilebilir.Aynı şekilde LG'nin geçtiğimiz yıl piyasaya sunduğu LG G2'de adeta yeni bir segment oluşturdu. Kullandığı ekran sayesinde kendinden daha küçük ekranlı telefonlardan bile daha küçük yapısıyla öne çıkan telefon ' çerçevesiz ' akıllı telefonların ilki oldu diyebiliriz.LG'nin G3 modeliyle devam ettirdiği çerçevesiz tasarım anlayışı kullanıcılardan çok iyi yorumlar aldı ve markanın pazar payının artmasında büyük rol oynadı. Ortaya çıkan son bilgilere göre ise firma yeni geliştirdiği ekran ile sınırları zorlayacak gibi gözüküyor.Gerçek çerçevesiz ekranlar geliyor!LG'den gelen son haberlere göre firma, 5,3 inç boyutunda ve 0,7 mm çerçeve kalınlığına sahip ekran üretebiliyor. Yeni ekranlarını basının karşına da çıkaran LG, bir kredi kartının et kalınlığının 0,8 mm olduğu düşünülürse bu alanda oldukça iddialı.Su ve toz geçirmiyor!Ayrıca LG'nin yeni çerçevesiz ekranları, kullanılan yeni bir teknoloji sayesinde su ve toz geçirmiyor. Bu sayede üretici yeni nesil telefonların su ve toz konusunda çok daha dayanıklı olacağının ipuçlarını vermiş oldu.ShiftDelete.Net
Kasımpaşa Teknik Direktörü Şota Arveladze, zorlu Galatasaray maçı öncesi FANATİK’in sorularını yanıtladı.Galatasaray'ın hocası Prandelli’ye sahip çıkan Şota, “Ben anlamıyorum, Galatasaray liderin sadece 1 puan gerisinde, ayrıca lig uzun bir maraton. Medyanın yarattığı bu baskı niye?” ifadesini kullandı. Hafta içindeki kupa mücadelesinde farklı oyunculara görev verdiğini hatırlatan Gürcü çalıştırıcı, “Maçın cuma günü oynanması bizim için iyi olmadı. Çünkü hazırlanmak için az bir süremiz vardı. Yine de iyi bir maç bekliyorum. Açık oynayan iki takım karşı karşıya gelecek. Güzel bir statta, güzel bir atmosferde mücadele vereceğiz” dedi.Hatırladığınız için sağolun!Kendine has üslubuyla medyaya da sitemde bulunan Şota, “Bu arada Galatasaray maçı öncesi medya bizim de bu ligde oynadığımızı hatırladı ve oyuncularımla söyleşiler yaptı. Futbolcularım için iyi bir deneyim oldu” açıklamasını yaptı. Şota, “Hocam, medyaya sitem edip, Prandelli’ye sahip çıkıyorsunuz. Peki sizin takım 1 ayda 12 gol yese ne yapardınız” diye sormamız üzerine ise, “Aman Allah korusun!” cevabını verdi.Fanatik
Cumhurbaşkanı ve Başbakan “son maden kazasından sonra” da “Bu işin takipçisi olacaklarını” söylediler.Cumhurbaşkanı, “tedbir almayan işverenler” i suçladı.Başbakan da, aynen Torunlar’ın evlat öldüren asansöründen sonra dediği gibi, “Bizzat ben takip edeceğim” dedi.Bunlar ümit verici sözler.Zaman tanımak lazım.Çünkü ikisi de yeni seçildi!Yukarıdaki yazı formatını, “Evlat öldüren Torun asansörü” kısmı hariç, “Havuz Medyası” na bırakıyorum.Diledikleri gibi, kaynak belirtmeden kullanabilirler.Doğru mu? Doğru!