TOKİ 'Alt Gelir Grubu' İçin Yaptı, Vekil, İşadamı ve Eski Belediye Başkanı Aldı
TOKİ’nin, Tunceli’nin Çemişgezek İlçesi’nde 'alt gelir grubu' için yaptığı konutlardan, Ak Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş ve Çemişgezek eski Belediye Başkanı Ak Partili Metin Levent Yıldız ile bazı işadamlarının da daire aldığı ortaya çıktı. Milletvekili Ataş, teşvik için daire aldığını ileri sürerek, 'Hırsızlık yapmıyorum. Parasını ödedim. Milletvekili TOKİ’nin yaptığı yerden neden konut alamaz mı ki?' dedi.Tunceli'nin Çemişgezek İlçesi'nde TOKİ, aile fertlerinin toplam geliri 2 bin 600 lirayı geçmeyen 'alt gelir grubu' vatandaşları konut sahibi yapmak için 2009 yılından itibaren konut projesi uyguladı. Birinci etap konutlardan sonra 2011 yılında 4 bloktan oluşan 98 daireli ikinci etap projeye başlandı. Kullanım alanı 75 metrekarelik konutlar satışa çıkarıldı, Çemişgezek Belediyesi kanalıyla başvurular alındı.Başvuru formunda istenen belgeler arasında 'hane halkı gelirinin en fazla net 2 bin 600 TL olduğunu kanıtlayan gelir belgeleri' de istendi. Toplam 69 bin 100 liraya mal olacak daireleri alanlar peşinatı yatırıp, kalanını 15 yılda ödemek üzere TOKİ ile sözleşme imzaladı.
Eksiklikler Nedeniyle Türkiye'nin En Uzun Tünelindeki Çalışmalar Durduruldu
Türkiye’nin en uzun, dünyanın 2’nci uzun çift tüplü tüneli olan Ovit Tüneli’nde çalışmalar durduruldu.Rize Valiliği, Rize-Erzurum karayolu güzergâhındaki 2 bin 640 rakımlı Ovit Dağı'nda yapımı süren ve tamamlandığında Türkiye'nin en uzun tüneli olması planlanan Ovit Tüneli'deki çalışmaların bazı eksiklikler nedeniyle durdurulduğunu açıkladı.Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, yaklaşık 15 kilometre uzunluğunda olması planlanan ve Rize'nin güneyine bağlantı sağlayacak olan tünel inşaatıyla ilgili durdurma kararı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 14 Temmuz 2014 tarihinde alındı. Ancak İkizdere Kaymakamlığı'nın tebliğine rağmen firma inşaata devam etti ve 2 Eylül'de eksikliklerle ilgili kaymakamlığa bir rapor gönderdi.Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı harekete geçti ve Rize Valiliği 30 Ekim'de firmadan inşaatı durdurmasını istedi. Tünel inşaatı 31 Ekim'de durdu.Durdurulma gerekçeleriİnşaatın durdurulmasıyla ilgili üç gerekçe valiliğin açıklamasında şöyle belirtildi:'Tünelde güvenlik çalışması yapılıyor'Açıklamada, firmanın talebi üzerine Ankara'dan iş müfettişlerinin tünele gelerek incelemelerde bulunduğu ve eksikliklerin tam anlamıyla giderilmemesinden dolayı iş durdurulmasının devamına karar verildiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:'Firma gerekli güvenlik eksikliklerinin tamamlanabilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan tünele girip tünelde çalışabilme izni istemiştir. Bakanlık da sadece güvenlik çalışması yapılabilmesi koşuluyla tünellere girilmesine izin vermiştir. Bu yöndeki izin, 10 Kasım 2014 tarihinde firmaya tebliğ edilmiştir. Firma güvenlik önlemlerine dair çalışmalarını izin dahilinde sürdürmektedir. Bu çalışmalar tamamlandığında iş müfettişleri yeni bir inceleme yapacaktır ve karar verecektir.'Al Jazeera Turk
Üsküdar Açıklarında 800 Kg Ağırlığında Köpekbalığı!
Üsküdar'da, balıkçıların ağına 800 kilogramlık köpek balığı takıldı. Balıkçı tezgahında sergilenen köpek balığı vatandaşların ilgi odağı oldu.Kız Kulesi açıklarında tekneyle balık avlayan Muzaffer Balcı ile arkadaşları, attıkları ağları topladıkları sırada dev bir köpek balığının ağlara takıldığını fark etti. Balcı ve arkadaşları, dev köpek balığını zorlukla tekneye çıkardı. 3.5 metre boyunda, 800 kilogram ağırlığındaki Pamuk cinsi köpek balığı Muzaffer Balcı'nın Bulgurlu'daki balıkçı dükkanında sergilenmeye başladı. Balıkçının önündeki dev köpek balığını gören vatandaşlar, şaşkınlıklarını gizleyemedi. Bazı vatandaşlar köpek balığıyla hatıra fotoğrafı çektirdi.KANSER HASTALARINA DAĞITILACAKKöpek balığını yakalayan balıkçı Muzaffer Balcı, “ Gece saat 03.30 sıralarında Üsküdar Kız kulesi açıklarında ağlarımızı denize bıraktığımız zaman ağlarımız da bir ağırlık hissettik. Ağlarımızı çektik baktık köpek balığı. Arkadaşlar şaşırdı. Üsküdar'da ilk defa köpek balığı yakalanıyor bu kadar büyüğü. Bunu dükkanımızda 2-3 gün sergileyeceğiz daha sonra kanserli olan hastalara ücretsiz dağıtacağız herkese 1 kg. Kansere iyi geldiği söyleniyor. Çok faydalı bir balık cinsi pamuk cinsi köpek balığı yaklaşık 800 kilogram' dedi.Ramazan EĞRİ - İSTANBUL DHA
'Cumhurbaşkanlığı Sarayı Usulüne Uygun Yapılmıştır'
1000 odalı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yanına 250 odalı Cumhurbaşkanlığı Konutu yapılacağı iddia edildi. Bu iddiaya yanıt veren Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Metin Kıratlı, Beştepe'de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili 'Gerek yapılmış ve bitmiş olan inşaat gerekse devam etmekte olan inşaatımızla ilgili tüm yasal süreç tamamlanmıştır. Usulüne uygun olarak yapılmıştır. Binamıza ilişkin inşaat iznini teşkil eden ruhsatımız, ayrıca 8 Ekim 2014 tarihli yapı kullanma izin belgemiz mevcuttur. Dolayısıyla idari açıdan herhangi bir şekilde bir sıkıntı söz konusu değildir' dedi.Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Metin Kıratlı, çeşitli meslek örgütleri tarafından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın bulunduğu alanla ilgili açılan davaların üst mahkemelerde lehlerine sonuçlandığına işaret ederek, inşaatın hukuka aykırı olduğuna ilişkin gerek idari gerek yargı mercileri tarafından verilmiş herhangi bir karar bulunmadığını bildirdi.Kıratlı, Beştepe'de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayının kaçak olduğuna ilişkin iddialarla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Son günlerde kamuoyunda Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili tartışmalar yapıldığını hatırlatan Kıratlı, 'İnşaatımızın, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'mızın kaçak bir inşaat olduğu hakkında bir takım yargı kararları bulunduğu yönünde iddialar var. Bu iddialar tamamıyla gerçek dışı iddialar. Binamıza ilişkin inşaat iznini teşkil eden ruhsatımız, ayrıca 8 Ekim 2014 tarihli yapı kullanma izin belgemiz mevcuttur. Dolayısıyla idari açıdan herhangi bir şekilde bir sıkıntı söz konusu değildir' diye konuştu.Konuyla ilgili idari yargı mercilerine açılmış bazı davalar olduğunu hatırlatan Kıratlı, davaların temelde iki dosyada toplanabileceğini söyledi.Kıratlı, davalardan birinin Türkiye Mimar ve Mühendis Odalarına bağlı bir kısım odalar tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık aleyhine açıldığını hatırlattı.Metin Kıratlı, Ankara 11. İdare Mahkemesi'ndeki bu davada, mülkiyeti Atatürk Orman Çitfliği müdürlüğüne ait 2100 ada 16 parsel ve yine mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediyesine ait 13 bin 585 ada, 12 parsel sayılı 2 taşınmazın doğal ve tarihi sit alanı statüsünün değiştirilmesine ilişkin Ankara Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun kararlarının iptaline ilişkin olduğunu kaydetti.İptal kararları Danıştay'dan döndüMahkemenin 17 Şubat 2014'te toplam 7 hektarlık alanın tarihi sit statüsünün kaldırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verdiğini söyleyen Kıratlı, ancak kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Danıştay 14. Dairesinin 11 Haziran 2014 tarihli kararıyla anılan mahkemenin iptal kararının yürütmesinin durdurulduğunu hatırlattı.Ankara 11. İdare Mahkemesinde açılan ikinci davanın da yine aynı davacılar tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Başbakanlık aleyhine açıldığını söyleyen Kıratlı, bu davanın da Atatürk Orman Çiftliği içinde yer alan Gazi Tesislerinin birinci derece doğal ve tarihi sit şerhinin kaldırılmasına ilişkin Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 10 Ağustos 2011 tarihli kararının iptali istemiyle açıldığını belirtti.Bu davada da Ankara 11. İdare Mahkemesinin, 17 Şubat 2014'te birinci derecede doğal sit statüsünün kaldırılarak 3. derece doğal sit alanı olarak belirlenmesine ilişkin kısmının konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, alanın tarihi sit statüsünün kaldırılmasına ilişkin kısmının ise iptaline karar verdiğini hatırlatan Kıratlı, bu kararın da temyiz edildiğini bildirdi.Yapılan temyiz incelemesi sonucu bu iptal kararının da Danıştay 14. Dairesinin 22 Mayıs 2014 tarihli kararıyla yürütmesinin durdurulduğunu belirten Kıratlı, 'Söz konusu inşaatın hukuka aykırı olduğuna dair gerek idari gerek yargı mercileri tarafından verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Gerek yapılmış ve bitmiş olan inşaat gerekse devam etmekte olan inşaatımızla ilgili tüm yasal süreç tamamlanmıştır. Usulüne uygun olarak yapılmıştır' diye konuştu.AA'nın haberine göre, Ankara Büyükşehir Belediyesi, AOÇ içinde yer alan Cumhurbaşkanlığı Sarayı binasının yapımı için 17 Temmuz 2012'de ruhsat verdi.Ankara Büyükşehir Belediyesince verilen ve 8 Ekim 2014 tarihinde onaylanan yapı kullanma izin belgesinde de yapının tüm bölümlerinin İmar Kanunu'na, yapı denetimi hakkındaki mevzuata, imar planına, yönetmeliklerine, ruhsat ve eklerine, bilimsel ve teknik kurallara, Türk standartlarına, yapı ruhsatı duyuru hükümlerine uygun olduğu belirtildi.Belgede, kullanılmasında fen ve sağlık bakımından sakınca görülmediği tespit edilerek, İmar Kanunu ve yapı denetimi hakkındaki mevzuat uyarınca yapı kullanma izni verildiği ifade edildi.Ruhsat ve yapı kullanma izin belgesinde, parselin kullanma amacı 'resmi kurum alanı', parselin alanı 487 bin 941 metrekare olarak yer aldı.SİT  alanlarına kamu hizmet binası yapılmasıKültür ve Turizm Bakanlığının 18 Şubat 2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararı doğrultusunda sit alanlarına kamu hizmet binası yapılmasının önü açıldı.Tarihi Sitler Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı ile 1996 tarihli ilke kararı değiştirilerek, tarihi sit alanlarının koruma ve kullanma koşulları yeniden belirlendi.İlke kararı ile sit alanlarının koruma ve kullanma koşullarına, 'Milli park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları, ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu alt yapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağı' düzenlemesi eklendi.Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, alan içinde yapılacak projeleri de inceledi.Projeler, Taşınmaz Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararındaki 'Milli park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları, ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu alt yapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına' ilişkin hüküm kapsamında değerlendirildi.Cami dışında kalan yapıların projelerinin bu hüküm kapsamında uygun olduğu sonucuna varan kurul, cami yapısının ise Selçuklu ve Osmanlı cami, medrese ve türbe görünüşlerinin karıştırılarak eklektik bir görünüm sağlanmış olması, herhangi bir dönemi yansıtmaması nedeniyle yeniden etüd edilerek alternatifli projelerin iletilmesine karar verdi.AA
Dünyanın En Zengin 10 Terör Örgütü
Ünlü Forbes dergisinin İsrail'de çıkan versiyonunda yer alan araştırmasında ise bu gruplar yıllık gelir açısından sıralandı. İşte Forbes İsrail dergisinin en zengin terör örgütü olarak listelediği 10 örgüt.
Zamanın Durduğunu Gören Adam
Zamanın durduğu hissini yaşayan insan sayısı hiç de az değil. Beynimizin oynadığı bu oyun, aslında hepimizin tanık olduğu bir olgunun sonucu mu?Simon Baker adlı 39 yaşındaki adam baş ağrısını gidermek için ılık duş almak istemiş. “Musluğu açıp duşa baktığımda su damlalarının havada asılı kaldığını gördüm,” diyor Baker. “Sanki bir film karesi ağır çekimle dondurulmuş gibi.”Baker ertesi gün baş ağrısı nedeniyle hastaneye gittiğinde doktorlar damar genişlemesi teşhisi koydu. Daha sonraki randevularından birinde su damlalarının havada asılı kaldığını, zamanın durduğunu gördüğünü söylediğinde Chicago’daki Northwestern Üniversitesi’nden nörolog Fred Ovsiew bu deneyimi oldukça ilginç buldu ve NeuroCase adlı dergi için kaleme aldı.Zamanın herkes için aynı hızla geçtiğini farz ederiz. Fakat Baker’in yaşadığı türden deneyimler, sürekli akış halindeki bilincimizin aslında beynimizin zekice yaptığı bir birleştirme çalışmasının ürünü olan oldukça hassas bir yanılsama olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Baker’in başına gelen türden olayları inceleyerek beynimizin, zaman algısında bu oyunları neden ve nasıl oynadığını anlamaya çalışıyor.Baker’ınki en uç örneklerden biri olsa da tıpta daha önce de benzeri olaylara tanık olunmuş. Zamanın hızlandırıldığı hissi veren “ zeitraffer ” olgusu ile bir anlık durduğu hissi veren “ akinetopsia ” olgusundan söz edenler olmuş. 61 yaşındaki bir kadın, bir yolculuğu sırasında, tren kapılarını ve diğer yolcuları ağır çekim halinde hareket ederken gördüğünü söylemiş. 58 yaşındaki bir adam ise insanlar konuşurken kötü seslendirilmiş bir film izler gibi ağız hareketleriyle konuşmalar arasında kopukluk olduğunu ifade etmiş. Uzmanlar, bu tür tecrübelerin çok daha fazla sayıda olabileceğini, fakat etkinin geçici olmasından dolayı insanların önemsememiş olabileceğini söylüyor.Beynin oyunuBu tür olaylar hemen hemen her zaman epilepsi ya da inme gibi başka sorunlarla bağlantılı ortaya çıkıyor. Baker’in, duştaki su damlalarını durmuş olarak görmesine, zayıflamış kan damarlarının ağır yük taşıma sonucu kanamaya başlaması sonucu ortaya çıktığına inanılıyor. Kanama sonucu beyninin sağ yarısındaki geniş bir alanda sinir hücreleri hasar görmüş.Peki, nasıl oldu da bu durum Baker’in zaman algısını etkiledi? Beynin arka tarafında bulunan ve V5 olarak adlandırılan görme bölgesinin ayrıca zaman algısından da sorumlu olabileceği düşünülüyor. Lozan Üniversitesi’nden Domenica Bueti ve ekibi manyetik bir alan oluşturarak bu bölgeyi devre dışı bıraktığında deneklerin iki şeyi yapmakta sorun yaşadığı görüldü: Ekranda noktaların hareketini takip etmek, ki bu sonuç bekleniyordu zaten, ve bazı noktaların ne kadar süreyle ekranda kaldığı tahmininde bulunmak.Bu ikili sorunun nedeni ise şu olabilir: Hareket algı sistemimizin kendi kronometresi var ve görme alanımızda nesnelerin ne kadar hızlı hareket ettiğini kaydediyor. Beyinde herhangi bir hasar oluştuğunda ise dünya durmuş görünüyor. Baker olayında, onun ılık duşa girmesi, durumu daha da ağırlaştırmış olabilir; yani sıcak su kanı beyinden uzaklaştırıp uzuvlara akmasına neden olduğu için beyin işlevlerinin daha da kesintiye uğramasına neden olmuş olabilir.Ama bu sadece ihtimallerden biri; zaman algısında çarpıtılma hissi yaşayan hastaların tümünde V5 bölgesinde hasar olmayabilir; başka etkenler bulunabilir.Fotoğraf kareleriBaşka bir açıklama da şu olabilir: Beynimiz algıladığı şeyleri, film makarasından “enstantaneler”, anlık görüntüler şeklinde aralıklı olarak kaydeder. Sağlıklı bir beyin bu tek tek fotoğrafları yapıştırıp birleştirerek görüntüyü canlandırır; fakat beyindeki bir hasar nedeniyle yapışkan ortadan kalkarsa ortaya çıkan görüntü, anlık enstantaneler olarak kalır.Normal görüntünün beynimizde çarpıtılması tecrübesini hepimiz zaman zaman yaşamışızdır. Örneğin, içinde bulunduğumuz aracı hızla geçen bir arabanın tekerlekleri durmuş gibi görünür. Bunun nedeni, beynimizin çektiği aralıklı enstantanelerin tekerleğin tüm çevrim anlarını yakalayamamasıdır. Eğer beynimiz her “kare”yi çekerken tekerlek çevrimini tamamlamışsa, bu kareler onu hep aynı pozisyonda yakaladığı için biz de onu duruyormuş gibi görürüz.LSD uyuşturucusunu kullananlar genellikle “görsel iz” olgusundan bahseder; yani örneğin Matrix filmindeki gibi kurşunun iz bırakarak hareket etmesi hali gibi. Uzmanlar, beynin bu kareleri yapıştırırken bir şekilde üst üste getirmesi durumunda bu görsel yanılsamanın oluşabileceğine inanıyor.Stres hormonlarıHayati tehlike içeren kazalarda da zamanın durduğu hissine dair ifadelere oldukça sık rastlanıyor. Bir araştırmada, ölümle yüzleşen insanların yüzde 70’inin yaşadıkları olayın ağır çekim halinde oluştuğunu belirttiği görüldü. Bazı uzmanlar, olay anında yoğun duyguların yaşanması nedeniyle daha fazla ayrıntı hatırlandığı ve olayın uzun sürdüğü fikrinin olay sonrasında oluştuğuna inanıyor. Fakat tarif edilen belirtiler nörolojik hastalarınkiyle ortak özelliklere sahip.Finlandiya’daki Turku Üniversitesi’nden Valtteri Arstila, ölümcül kazalardan kıl payı kurtulan insanların anormal bir şekilde hızlı düşündüğünü ifade ediyor. Arstilla bu durumu, ölüm kalım anında salgılanan stres hormonlarının tetiklediği bir otomatik mekanizmanın beynin işlem süresini hızlandırmasına bağlıyor. “Bu hızlanma nedeniyle de dış dünya yavaşlamış gibi algılanabiliyor,” diyor.Baker, zamanın durması hissinin, bilinçli deneyimlerimizin ne kadar hassas olduğuna dair ufkunu açtığını söylüyor: “Beyindeki bir bölgenin dünya algımızı nasıl tümüyle değiştirdiğine dair çok somut bir olaydı. Bir an için her şey normaldi, sonra bir anda farklı bir düzleme geçtim sanki.”Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.BBC
Reklam
Reklam
Holding Patronu TBMM'ye Sahte Kartla Girerken Yakalandı
TBMM Güvenlik Koordinasyon Kurulu toplantısında 13 bin serbest giriş kartını güvenlik nedeniyle iptal etme kararı alınırken, dün Meclis’te ilginç bir sahtecilik olayı yaşandı.Siyah bir BMW ile ana nizamiye kapısından girmek isteyen bir holding patronunun sahte serbest giriş kartı kullandığı belirlendi. Emniyet birimleri alarma geçilerek holding patronu ve şoförünün ifadesini alırken, TBMM yönetimi savcılığa suç duyurusunda bulundu.Kartta isim yoktuMilliyet’in kamuoyuna duyurduğu yeni güvenlik önlemleri TBMM kulislerinde yankı uyandırırken, dün öğlen saatlerinde bu önlemlerin ne kadar haklı olduğunu ortaya koyan bir sahtecilik olayı yaşandı. G.Y. adlı şoförün kullandığı ve Ş.K. adlı bir holding patronunun içinde bulunduğu siyah renkli BMW marka araç ana nizamiyeden girerken, güvenlik görevlileri serbest giriş kartının üzerinde milletvekili isminin bulunmadığını fark etti. Kartı kimden aldığı ve kiminle görüşmeye geldiği sorulunca holding sahibi, bir milletvekilinin ismini vererek öğlen yemeği için geldiğini anlattı. Kartta yapılan incelemede renkli fotokopiyle çoğaltılan kartta orijinal karttaki milletvekili ismi ve araç plakasının silindiği belirlendi.Sadece holdinge ait araç plaka numarasının yazıldığı kartta TBMM İdare Amiri Salim Uslu’nun imzasının aynen korunduğu tespit edildi. Kart değiştirilirken üzerindeki küçük rakamlarla yazılan sicil numarası değiştirilmediği için kartın orijinalinin hangi milletvekili için düzenlendiği belirlendi. Durum Güvenlik İşleri’nden sorumlu TBMM İdare Amiri Salim Uslu’ya iletildi. Uslu, kendi imzasıyla sahtecilik yapılmasına izin vermeyeceğini belirterek, derhal emniyetin devreye sokulmasını ve suç duyurusu yapılmasını istedi. Bu doğrultuda emniyet birimleri TBMM’ye gelerek söz konusu holding yöneticisi ve şoförünün ifadesini aldı. Uslu da şikayetçi sıfatıyla TBMM yönetimi adına ifade verdi.‘Suç duyurusu yaptık’Uslu şunları söyledi:“Kart üzerindeki sicil numarasında orjinalinin kimde olduğunu belirledik. Şimdi o milletvekili arkadaşımızın haberinin olup olmadığı belirlenecek. Ben imzamla sahteciliğe izin vermem. Derhal emniyeti devreye soktuk. Savcılığa da suç duyurusunda bulunduk. İfadeler alınıyor. Koca holding patronusun, milletvekili seni zaten Meclis’te ağırlar, niye böyle bir yola başvuruyorsun. Bazen vekiller kıyak çekmek için de bu kartları başkalarına verebiliyor. Ama sahtecilik yapılamaz.”Milliyet
Kadınların Yazdığı 20 Hayat Değiştiren Kitap
Harper Lee’nin 1960’da yayımlanan “Bülbülü Öldürmek” adlı romanı “kadınların yazdığı hayat değiştiren kitaplar” oylamasında birinci seçildi.İngiltere’nin prestijli etkinliklerinden Baileys Kadın Yazarlar Roman Ödülü’nün başlattığı kampanyayla sosyal medya üzerinden bir halk oylaması yapıldı ve “kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici ve okurların hayatını değiştiren kitap” Harper Lee’nin “Bülbülü Öldürmek” romanı seçildi. Gelecek sene Baileys Ödülü’nün jüri başkanlığını üstlenecek, halihazırda İngiltere merkezli insan hakları kuruluşu Liberty’nin direktörü olarak görev yapan Shami Chakrabarti, romanı “çoğumuzu insan haklarına duyduğumuz inançla ilk kez tanıştıran kitap” olarak nitelendirdi. “Bülbülü Öldürmek” beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan siyah Tom Robinson’ı savunan avukat Atticus Finch’in hikayesini anlatıyor ve ırksal adaletsizlik ve masumiyetin yok edilmesi gibi temaları merkeze alıyor. Kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici 20 kitap listesinde çocuk kitaplarından klasiklere, bilimkurgudan romansa kadar farklı türde eserler yer alıyor. Listede “Bülbülü Öldürmek”i, Margaret Atwood’un kadınlara mülk gibi davranılmasını anlatan distopik romanı “Damızlık Kızın Öyküsü” takip ediyor. Charlotte Brontë’nin “Jane Eyre”i, J.K. Rowling’in “Harry Potter” serisi ve Brontë kardeşlerden Emily’nin “Uğultulu Tepeler”i listede ilk beşe giren diğer kitaplar oldu. Halk oylamasıyla seçilen 20 kitaplık listenin tamamı şöyle: 1) “Bülbülü Öldürmek” – Harper Lee 2) “Damızlık Kızın Öyküsü” – Margaret Atwood 3) “Jane Eyre” – Charlotte Brontë 4) “Harry Potter” serisi –J.K. Rowling 5) “Uğultulu Tepeler” – Emily Brontë 6) “Gurur ve Önyargı” – Jane Austen 7) “Rebecca” –Daphne du Maurier 8) “Küçük Kadınlar” – Louisa May Alcott 9) “Gizli Tarih” – Donna Tartt 10) “I Capture the Castle” – Dodie Smith 11) “Sırça Fanus” –Sylvia Plath 12) “Sevilen” – Toni Morrison 13) “Rüzgar Gibi Geçti” – Margaret Mitchell 14) “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” –Lionel Shriver 15) “Zaman Yolcusunun Karısı” – Audrey Niffenegger 16) “Middlemarch” – George Eliot 17) “I Know Why the Caged Bird Sings” – Maya Angelou 18) “Altın Defter” – Doris Lessing 19) “Renklerden Moru” – Alice Walker 20) “Kadınlara Mahsus” – Marilyn FrenchMilliyet
Reklam
Emre Belözoğlu: 'Ersun Yanal'ı En İyi Şekilde Ağırlayacağız'
Fenerbahçe Futbol takımı kaptanı Emre Belözoğlu, gündeme dair açıklamalarda bulundu.Tecrübeli oyuncunun açıklamaları şu şekilde;Sakatlığımın ne durumda olduğunu hep biliyorduk. Aslında bazı maçlarda oynamayabilirdim ama risk aldık. Şimdi Milli Takım arası var. Bu ara da iyi geldi açıkçası. Bursa maçına büyük ihtimalle yetişeceğim.Oğlumun hayatımdaki önemi çok fazla... Ben saha içinde lider yapılı olsam da, saha dışında evin lideri eşim...Saha içine dönecek olursak, bu sezon fazlasıyla şampiyon olmuş takımdan emareler görüyorum. Bu sene özellikle son 2 maç çok belirleyici oldu. Sezon başı itibariyle kolay şeyler yaşamadık. Bunları atlatmak gerçekten çok kolay değildi. Nedense her seneye çok ciddi problemlerle başlıyoruz ama bunları atlatmayı başarabiliyoruz. Elimizden geldiğince saha içine konsantre olmaya çalışıyoruz.Bizim ülkemizde herkes kendi evladının üstüne fazla gelir. Biz kendi yetiştirdiğimiz evlatlarımıza sert tepkiler göstermeyi seviyoruz. İsmail hoca da bu tepkileri aldı ancak o bunları karşılayabilecek bir hoca. Teknik bilgisi çok yüksek bir isim.Maç taktiklerine, hatta antrenmanlara bile Aziz Yıldırım'ın karıştığı iddialarına sadece gülmek lazım. Bu tür iddialar sadece kulübü karıştırmak için ortaya çıkıyor. Bunlara cevap vermeye tenezzül bile etmiyoruz.Herkesin Fenebrhaçe'nin geleceği için çok önemli olan 1 milyon üye projesine destek olmaya çağrıyorum.Gelen eleştirlere, yaklaşık 7-8 senedir gülüp geçiyorum ancak benimd e bir ailem var. Annem, babam var. Özel hayatımla ilgili, kişiliğimle ilgili kimsenin haddine değil aban karışmak ki, herkes sınıfta kalır tartışacak olursak...Ben sırtımı Allah'tan başka hiçbir şeye dayamadım. Bir şeyleri doğru yaptığım için hala bu takımdayım. Şunu ehrkes bilsin, futbol kuralları neyi gerektiriyorsa ben saha içinde onu yapıyorum. Allah'a şükür ben şu ana kadar kimseyi sakatlamadım. Kimse için kötü bir niyetim yok. Saha içinde ne yaşarsak yaşayalım kimse için kötü bir düşüncem yok. Ben de herkes gibi kendi doğru ve hatalarımla öleceğim.Ben saha içinde yaşananların orada kalma taraftarıyım . Gerektiğinde elimi bile sıkmadılar. Beni belki insan olarak bile görmedikleri için elimi sıkmadılar belki ama herkes kendi ahlakını sergiler gün sonunda... Küfür konusunda da aynı... 'Nasıl olsa Emre yapmıştır' dediler sürekli...Emenike'yle antrenmanlarda konuşmadığım iddiaları da yalan. Bruno Alves için de aynısını söylüyorlar... Onun yanına kırmızı kart gördükten sonra ben gittim. 'Geçen sene de aynı hatayı ben yaptım' dedim ve onu teselli ettim. Emenike konusu daha farklı bir durum. Saha içinde yaşanan bir olaydı. Benim onu uyarmam gerekiyordu, ben de onu uyardım. Fenerbahçe'nin menfaatleri için gereken buydu.Ben kaptanlık pazubandını takıyorum diye kimse beni uyarmayacak diye bir durum da yok. Fenerbahçe'nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yaparım. O gün yaşandı, bugün gerekirse yine yaparım ama asla konuşmuyoruz diye bir şey yok.Emre'nin oynadığı takımlardan seçtiği en iyi oyuncular: Kalede Taffarel (Volkan), Sağ bek Javier Zanetti (Gökhan Gönül kurura bakmasın), stoper Ivan Cordoba, Bülent Korkmaz, sol bek Filipe Luis, orta sahada Veron ve Davids ve Seedorf, Recoba'yı da koyabilirim... İlerde de Michael Owen, Alex ve Hagi, Hakan Şükür, Alan Shearer...Avrupa'da oynamayı çok özledim . Keşke 33 yaşındaki beynim, 24 yaşındaki fiziğim olsaydı ama çok şükür ki Türkiye'nin en büyük kulübünde oynuyorum.Gençlerştirme operasyonu, kulübün menfaatine olacaksa, bizim burada olmamız kulüp menfaatine değilse bizler zaten burada olmayız....Ersun hoca'nın Trabzonspor'a gitmesi hayırlı olsun. Misafir olarak geldiğinde en iyi şekilde onları ağırlayacağız...Milli Takım'da arkadaşlarımın yanında olmak isterdim. Şansımız az ama hala da var. Bunu kabul etmek lazım. Biz tarihin en iyi Milli Takımı'yken de Brezilya'ya yenildik. 'Yenilsen de yensen de' diye besteler yapıyoruz ama o bestenin en çok yakıştığı yer Milli Takım'dır. Dün skordan çok taraftarın bu haline üzüldüm..Eurosport
Philae Kapsülü İlk Fotoğrafı Gönderdi
Avrupa Uzay Ajansı, 67P adlı göktaşına inen Philae kapsülünün çektiği ilk fotoğrafı paylaştı. Fotoğrafta, kayalık bir yüzey ve kapsülün bir ayağı görülüyor.Bu arada zeminde sekmeyi önleyen mekanizmaların çalışmaması sebebiyle Philae’nin iniş sırasında iki kez sektiği açıklandı.Sözcü
Demirtaş'tan Astsubay Açıklaması: 'Bizi Derinden Yaraladı'
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ’ın açıklamalarının ardından HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da 6-7 Ekim olayları konusunda net konuştu. Demirtaş, Diyarbakır’da bir astsubayın, eşinin yanında öldürülmesini, “Kirli güçlerin çirkin ahlaksız yöntemi”’ diye nitelendirerek, “Olay beni de, bizi de derinden yaraladı” dedi. Hürriyet gazetesinden Deniz Zeyrek , Demirtaş’la 6 Ekim’de başlayıp 50 kişinin ölümüyle sona eren olayları ve çözüm süreci üzerindeki etkilerini konuştu.Demirtaş şunları söyledi:“Olaylar sırasında ölenlerin çoğu Hüda-Par üyesi gibi yansıtıldı ama hiç siyasetle ilgisi olmayan insanlar da yaşamını yitirdi. Güvenlikçilerin öldürdüğü kişiler var. Sivillerin öldürdüğü HDP’liler var. Her kesimin muhasebe yapması lazım. Hükümet işin ucuzuna kaçtı, faturayı HDP’ye kesmeye, HDP’yi siyasi lince tutmaya çalışıp işin içinden çıkmak istedi. Bunlardan biz sorumlu olsaydık hesabını vermekten çekinmezdik. Hükümet ‘düşman’ı yanlış yerde arıyor. Tehlike olan HDP değil, açık olan yaradır. Bölgede bu yarayı kaşımak isteyen çok kesim var. Bu yara kapatılırsa, provokasyona uygun zemin ve fırsatlar yaratılmazsa, bir daha bu tür şeyler yaşanmaz. Bu yara açık kaldıkça, HDP olur olmaz, bu yarayı kaşıyanlar hep çıkar.Sokak meşru bir alandır. Meşruiyetin sınırı da kimsenin canına malına zarar gelmemesidir. Sokak gösterisi, evrensel-ulusal düzeyde haktır. Bu hakkımızı her zaman kullanırız. (6-8 Ekim’de) Yaşananlar konusunda kim nerede denetim ve sorumluluk konusunda söz sahibi ise kendi denetimini yapmak zorunda. Gücünüz varsa, onu disipline edemiyorsanız, o güç sizin değildir. Herkes eminim bu konuda muhasebe yapacaktır. Provokasyon riskini ortadan kaldırmak gerekir. Bazı eksiklikler yaşandı. Biz çağrı yaptığımızda, Hüda-Par binalarına saldırılacağına, Hüda-Par'lılarla gerilim yaşanacağına dair en küçük bir öngörümüz yoktu. Ne yönlendirmemiz, ne teşvikimiz vardı. Doğrusu çağrıyı yaparken böyle bir şey aklımıza da gelmedi. Mevzu Hüda-Par mevzusu değil, Kobani’nin düşmemesi için gündem yaratmaktı. Görünen o ki, bu tür durumlarda meseleyi başka bir tarafa çekmek isteyen kontrollü ya da kontrolsüz güçler devreye girebiliyor. Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Yaşamını kaybeden, malını kaybeden herkesin canı, malı, huzuru iktidarda olmasak bile aynı zamanda bizim sorumluluğumuzdadır. Yitip giden her can bizim canımızdır. Onun HDP’li, Hüda-Par’lı, AKP’li olup olmadığına bakmayız. İnsanların yaşam hakkı, mal, can güvenlikleri kutsaldır.Türbülans tam anlamıyla geçti sayılmaz. Diyalog vardı ama tıkır tıkır işleyen bir müzakere yoktu. Bu gelişmelerle diyalog da koptu. Diyaloğun başlaması ve hızlı bir şekilde müzakereye geçmek lazım. Geleceğe bakmak daha mantıklıdır. Gerilim yaşanacaksa da siyasi alanda kalsın. Karşılıklı silahlı çatışmaya, ölümlere dönsün istemiyoruz. Siyasi gerilimden çekinmiyoruz. Siyaset arenasında tansiyon yükselebilir, gerilim artabilir, bu olağandır. Yeter ki ölümler olmasın. Çatışmalı günlere dönülmesin diye üzerimize düşeni yapacağız.Yaşananlar hepimizi tedirgin etti. Bir tek insanın bile ölmesi, kimliğinden bağımsız hepimiz için kayıptır. Yüksekova’da vurulan askerler, Bingöl’de vurulan polisler, Kağızman’da infaz edilen PKK’lılar, Diyarbakır’da eşinin yanında infaz edilen astsubay, bütün bunlar çok vahim olaylar. Ölüm var ölüm var. (Diyarbakır’daki saldırı) Yapanlar her kimse son derece çirkin bir şekilde, ahlaksızca bir yöntem seçmişler. Savaş asla olmasın. Ama savaşın bile bir hukuku, ahlakı vardır. Onu bile ayaklar altına alan çevreler kimlerse bunlar ortaya çıkarılmalı. Kirli güçlerin yöntemleriydi bunlar. Diyarbakır’daki astsubayın, eşinin yanında katledilmesi beni de, bizi de hakikaten derinden yaraladı. Ölümlere alışmamamız, tepki göstermemiz lazım.”T24
Reklam
Nubar Terziyan'ın Adı Doğduğu Sokağa Verilecek
Sinema tarihinin unutulmaz isimlerinden Nubar Terziyan’ın adı, Büyükdere’de yaşadığı sokağa veriliyor. Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu, geçen yıl bu yönde çalışmalara başlamış, fakat teklif, Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından kabul edilmemişti. Vakıf, daha sonra yeniden bir imza kampanyası başlattı ve teklifini revize ettikten sonra Büyükşehir Belediye Meclisi’nden onay almayı başardı. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’e teşekkürlerini ileten Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Süme, sokağın resmi açılışının önümüzdeki günlerde yapılacağını kaydetti.Agos
Reklam
RTÜK'ten Bir Garip Rapor: 'Lip-O-Suction' Öpüştüler
Dizideki öpüşme sahnesi için rapor tutan RTÜK ünlü metodu adım adım tarif etti, ‘bu erotizm’ dedi.Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), bir dizide Roma sokaklarında öpüşen iki Türk gencin yer aldığı sahneyi “erotik” buldu. RTÜK uzmanları tarafından hazırlanan ihlal raporunda “lip-o-suction” olarak tanımlanan öpüşme yöntemi adım adım anlatılırken, kanalın “çocukların gelişimine aykırı” yayın yaptığı gerekçesiyle cezalandırılması istendi. AKP’li bazı üyeler ceza yönünde oy kullanırken, kanal karar yeter sayısına ulaşılamadığı için son anda kurtuldu.ATV kanalında hafta içi çarşamba günleri ekrana gelen “Kara Para Aşk” adlı dizinin tekrar gösterimi 19 Ekim Pazar günü saat 16.00’da ekrana sunuldu.Senaryoya göre başrolü oynayan sevgililer Ömer ve Elif, Ömer’in amiri Sami ile birlikte Roma’ya giderler. Roma sokaklarında gezen Ömer ve Elif romantik anlar yaşar. İlk ve nispeten daha kısa öpüşme sahnesinin ardından Sami, amirin kısa bir yemek sahnesi verilir ve peşinden sevgililere tekrar dönülür. Bu sefer ikili ellerinde dondurmalarla gezmektedir ve çalan romantik parçanın eşliğinde geniş bir meydanda öpüşmeye başlarlar. Bu sıra kamera da ikilinin etrafında dönmekte ve sevgililerin öpüşmesi merkeze alınarak hem çevrelerindeki tarihi binalar gösterilmekte, hem de öpüşmeleri daha da ön plana çıkarılmaktadır.RTÜK’ün fantezi dünyasıCumhuriyet'ten Fırat Kozok'un haberine göre, ilk gösterimi gece 22.40’da yapılan dizinin tekrarı gündüz saatlerinde yapılınca RTÜK harekete geçti. RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda, birçok dizi ve filmde öpüşme sahnelerine yer verildiği anımsatılırken, Amerikalı Profesör William Cane’in “The Art of Kissing (öpüşme Sanatı)” adlı kitabına atıf yapıldı. Kitaba göre 25 çeşit öpüşme çeşidi olduğu belirtilen raporda, şöyle denildi: “Bu 25 çeşit içinde ise favorisinin ‘lip-o-section’ metodu olarak adlandırdığı ve Amerikalı gençler arasında da moda olan bir stil olduğunu belirtiyor. Lip-o-suction metodunu çiftlerden biri diğerinin alt dudağını emerken, diğeri onun üst dudağını emiyor şeklinde açıklıyor Prof. Cane. Burada izleyiciye seyrettirilen ve aslında ekranlarda görmeye pek de alışık olmadığımız öpüşme sahnesinde de bu öpüşme stili gösterilmiş olmaktadır.”Sözlüklerde genel olarak “müstehcen” kavramı için “açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız” şeklinde tanımlar yer aldığına işaret edilen raporda, “erotizm” kavramı ile ise “aşktan ziyade çıplaklık ve çıplaklığın ön safhalarında gelen öpüşme ve koklaşma ile başlayan, cinsel ilişkiye geçişin davranış ritüellerinin kastedildiği” belirtildi. Söz konusu dizideki sahnenin erotizme kaydığı savunulan raporda, “Çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek” türdeki yayının cezalandırılması istendi.3 AKP’li istedi ama olmadıRTÜK’ün dünkü kurul toplantısında yapılan oylamaya 9 üyeden 7'si katıldı. Oylamada CHP kontenjanından seçilen 2, HDP kontenjanından seçilen 1 ve AKP kontenjanından seçilen Başkan Davut Dursun, kanala ceza verilmesine gerek olmadığı yönünde oy kullanırken, AKP’li 3 üye Hasan Tahsin Fendoğlu, Hamit Ersoy ve Nurullah Öztürk ceza istedi. Oylamada karar için gerekli sayı olan 5 oya ulaşılamadığı için karar alınamadı.Fırat Kozok | Cumhuriyet
RTÜK'ü Delirtmesi Muhtemel 16 Fantastik Öpüşme
ATV kanalında hafta içi çarşamba günleri ekrana gelen “Kara Para Aşk” adlı dizinin bir bölümünde 'lip-o-suction' yani karşılıklı alt ve üst dudakların emilmesi yoluyla gerçekleştirilen öpüşmenin sakıncalı bulunmasının ardından, sizler için RTÜK denetçilerini deli edebilecek öpüşme sahnelerini derledik. Haliyle Lip-o-suction'a veya 'French kiss'e karşı hassasiyetiniz varsa lütfen içeriğe göz atmadan evvel bir kere daha düşünün. Haber için: http://onedio.com/haber/ve-rtuk-ten-lip-o-suction-opustuler-raporu-401577
Reklam