Güvenlik Bakanlığı Yolda...
Köşk’ün hukukçu ekibinin yaptığı çalışmaya göre, seçimden sonra TSK, Emniyet, MİT ve Jandarma, “Güvenlik Bakanlığı” adıyla tek bakanlık çatısında toplanacak. MİT Müsteşarı Fidan da Güvenlik Bakanı olacak.Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'ın haberine göre, önümüzdeki yıl yapılacak olan milletvekili seçimlerinin ardından hayata geçirilmesi planlanan bakanlığın başına da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın getirilmesi planlanıyor.“Makul şüpheyi” suç haline getiren “güvenlik paketinin” ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yapısını değiştiren yasa tasarısının ardından, tüm güvenlik birimlerinin tek çatı altında toplanmasını öngören yeni bir taslak çalışması daha hazırlandı. Söz konusu taslak çalışması ile Türkiye’deki güvenlik birimlerini tamamının tek çatı altında toplanması öngörülüyor.TASLAK ÇALIŞMA YAPILDIHazırlanan güvenlik reformu paketi taslağına göre, Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen güvenlik hizmetleri, yeni oluşturulacak Güvenlik Bakanlığı çatısı altında toplanacak. İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tasfiye edilmeyecek. Ancak bu bakanlıkların görev alanları daraltılacak. İçişleri Bakanlığı, vali, kaymakam ve belediyelerle ilgili faaliyetleri yürütmeye devam edecek. Milli Savunma Bakanlığı da savunma projelerini takip eden bir bakanlık haline gelecek. Güvenlik birimlerinin, özlük hakları ise Güvenlik Bakanlığı’nda olacak. Habere göre proje, henüz olgunlaşmadı. Cumhurbaşkanlığı ve MİT’in hukukçu ekipleri tarafından gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar örnek alınarak bir taslak çalışma yapıldı. Güvenlik birimleri arasında rahatsızlığa yol açmaması için de gizli tutuluyor. Projenin, 2015 yılı seçimlerinin ardından hayata geçirilmesi planlanıyor.SÜPER GÜVENLİK BAKANIAncak projeyle ilgili tartışmalar şimdiden başladı. Ankara kulislerinde, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ismi yeni oluşturulacak Güvenlik Bakanlığı için geçiyor. Hatta bazı AKP yöneticileri, Ahmet Davutoğlu kabinesinde, ismi Dışişleri Bakanlığı için geçen MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Güvenlik Bakanlığı projesi nedeniyle kabineye alınmadığını öne sürdü. AKP’li yöneticiler, Fidan’le ilgili, “Beyfendi (Cumhurbaşkanı Erdoğan), test döneminde Hakan Bey’in yıpranmasını istemedi” yorumunu yapıyor. AKP koridorlarında, genel seçimlerinin ardından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a hükümette daha aktif rol verilmesine kesin gözüyle bakılıyor.HÜSEYİN ÖZAY | Taraf
'Ayrılık' İsteyen İlk Kürt Partisi Kuruluyor
Çözüm sürecinin sekteye uğrayıp uğramadığı tartışmaları devam ederken ilk kez ‘ayrılık’ talep eden bir parti kuruluş için İçişleri Bakanlığı’na dilekçe vermeye hazırlanıyor.‘Kürdistan’ adıyla kurulan ikinci parti olma özelliğini taşıyan Kürdistan Özgürlük Partisi (Partiya Azadiya Kürdistan-PAK) dilekçesini yetkililere sunacak. PAK, bir süre önce kuruluşunu ilan etmişti.Milliyet’ten Namık Durukan’ın haberine göre, PAK'ın kurucuları arasında bulunan Vahit Aba, 'Kürtlerin devletleşmesini savunuyoruz. Parti programında devletleşme hakkını ön plana çıkarıyoruz. Diğer özgür ulusların sahip olduğu bütün haklara sahip olmalıyız. Mücadele yol yöntem ve açısından da sivil ittatsizliği önümüze koyduk' dedi.Aba, parti programının başlangıcında da 'Kürdistan hemen şimdi' ifadesinin yer aldığını söyledi.
"Türkiye'de 26 Stat Yapılıyor, 25 Tanesi Devlet Parası ile Yapılıyor"
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, yapımı devam eden Vodafone Arena ilgili çok önemli açıklamalar yaptı.Siyah beyazlı kulübün yeni stadında yapımı tamamlanan ilk locadan taraftarlara seslenen Orman, BJK TV'ye yaptığı açıklamada inşaatın son durumunu anlattı.'BU CESARETİ BEN GÖSTERDİM'Fenerbahçe ve Galatasaray'la aralarında mali olarak fark olduğunu belirten Fikret Orman 'İki ezeli rakibimize göre gelir farkımız var. Stadı yapmadan rekabet etme şansımız çok azalıyor. Stadı yıkmak büyük bir riskti. Siyasi problemler de vardı. Tevazu yapmayacağım, bu cesareti ancak ben gösterebilirdim.' diye konuştu.Stadın inşasının hızla devam ettiğini söyeleyen Fikret Orman, 'Geçen sene 29 Aralık'ta ilk temelimizi attık. 10.5 ayda da bu noktaya gelebildik. Daha da hızlı gelebilirdik ama şartlar, imkanlar, finansmanlar sonucunda bu noktaya geldik. Allah nasip ederse de 29 Aralık'da stadın kaba inşaatını çıkacağız. Biz hiç durmadık, burası bitecek.' ifadelerini kullandı.Orman ayrıca 'Geldiğimizde borç çok, yatırım yoktu. Mayıs ayında borçlarımız rakiplerimizden az, gelirlerimiz onlardan çok olacak.' ifadelerini de sözlerine ekledi.Vodafone Arena'nın çatısına da başlayacaklarını açıklayan başkan Orman 'Çatıya 15 gün içereisinde başlıyoruz. Ardından hızımız daha da artacaktır.' dedi.Fikret Orman, locaların büyük bir kısmının satıldığını söylerken '146 loca var, 122 tanesi için satış konusunda sözleşme yaptık. Elimizde 24 tane locamız kaldı. Statta bir yılbaşı partisi vermeyi planlıyoruz. Orada loca satışları daha da artacaktır. Sezon sonunda da Şampiyonluk hakkımız olursa burada turu atmak istiyoruz' diye konuştu.'ANKARA VE KONYA'DA OYNAYABİLİRİZ'Stat arayışların ezeli rakiplerinden destek görmediklerini hatırlatan Fikret Orman 'Centinmenlik açısında bütün kulüpler adında tarihi bir şans kaçtı. Geçti artık. Bundan sonra bunları konuşmak aramızdaki dostlukları parçalar.' dedi.Beşiktaş Kulübü Başkanı, kalan maçları için de 'İlk yarıda içeride 4, ikinci yarıda ise 8 maçımız kaldı. Kasımpaşa maçında taraftarın ilgisini görmek istiyorum. Ona göre Trabzonspor ve Galatasaray maçlarını nerede oynayacığımıza bakacağız. Ankara 19 Mayıs veya Yeni Konya Stadı'nda da oynayabiliriz.' ifadelerini kullandı.'TÜRK FUTBOLUNA BEŞİKTAŞ MODELİ...'Türk futbolunun son durumu hakkında da konuşan Orman şu ifadeleri kullandı:'Türk futbolu Beşiktaşla beraber model olarak yukarı çıkabilir. Mali imkansızlıklardan gelip neler yapılabileceğini gösteriyoruz. Yerli oyuncu ruhu olması lazım. Biz buna yatırım yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. 7 tane milli oyuncumuz var. Türk futbolu tekrar eski noktasına gelir. Ama kötüyü örnek yapmamak lazım.'Bu sezon şampiyon olacaklarını iddia eden Fikret Orman 'Buna kalben inanıyorum. Yeter ki taraftarlarımız destek olsunlar. Bu çocuklar pırıl pırıl çocuklar. Biz kendi işimizi yaparız rahat olsunlar, bu stat bitecek.' diyerek sözlerini noktaladı.Ligtv
Reklam
Deniz Seki Nasıl Yakalandı?
Hapis cezasına çarptırılan şarkıcı Deniz Seki, aylarca aranmasının ardından geçtiğimiz günlerde yakalandı. Deniz Seki nerede, nasıl yakalandı?Önceki gün yakalanan şarkıcı Deniz Seki, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne gönderildi. Avukatı, ünlü şarkıcının teslim olmamasını sağlık problemlerine bağlarken, “Kanser riski vardır ve hayati risk oluşturmaktadır” dedi.Uyuşturucu madde bulundurma ve başkalarına temin etme suçlarından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Deniz Seki, kararın Yargıtay tarafından onanmasının ardından kayıplara karışmıştı. Bir dönem tekneyle yurtdışına çıktığı da konuşulan Seki’yi önceki gün nişanlısının Büyükçekmece Alkant 2000 Sitesi’ndeki villasında narkotik polisi buldu. Şarkıcı, kaçmaya çalışsa da gözaltına alınmaktan kurtulamadı. Geceyi Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde geçiren Deniz Seki, dün saat 09.00’da elleri kelepçeli olarak emniyetten çıkarıldı. İlk olarak Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık raporu alınan Seki, daha sonra İstanbul Adalet Sarayı’na götürüldü.‘Ülkemde adalet varsa...’Özge Eğrikar’ın Hürriyet’teki haberine göre, elleri önden kelepçeli olarak polis aracından indirilen Deniz Seki, gazetecilere “Arkadaşlar bu ülkede, benim ülkemde zerre kadar adalet varsa, ki ben olduğuna inanıyorum, benim suçsuzluğum er ya da geç anlaşılacak” dedi. “İkinci kez cezaevine gideceksiniz, ne hissediyorsunuz?” sorusuna ellerindeki kelepçeyi göstererek “Böyle ne hissedebilirim? Ahh ahh! Anlatabiliyor muyum” yanıtını veren Seki, o sırada polislerin arasından uzanarak adliye önünde kendisini bekleyen kardeşi Serkan Seki’nin elini tuttu.Cezası yüzüne okunduSeki adliye içindeki polis karakolunda bir süre bekletildikten sonra infaz savcılığına çıkarıldı. İnfaz savcısı, cezasını Seki’nin yüzüne okudu. Şarkıcı, adliyeden çıkarılırken gözyaşlarına hakim olamadı. Hiç konuşmadan polis aracına bindi, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne götürüldü.Hastalığı ilerlediDeniz Seki’nin avukatı Naim Karakaya, ünlü şarkıcının bugüne kadar teslim olmamasının iki nedeni olduğunu söyledi. Karakaya, şöyle konuştu:“Birincisi, suçsuz olduğunu düşündüğü ve bunun bir gün yargı kararıyla test edileceğine inandığı için beklemiştir. İkinci gerekçesi ise kanser riski vardır ve hayati tehlike oluşturmaktadır. Buna ilişkin raporlarımızı savcılığa sunduk. Ancak Adli Tıp Kurumu bu konuda olumsuz bir yanıt verdi. Bu hastalık ilerlemiştir. Bu süreçte kendisi daha iyi koşullarda sağlık engelini aşmak istemiş, bir anlamda ameliyat olmak istemiştir. Ama bu konudaki başvurumuz reddedildiği için ve yakalamalı konumu gereğiyle sağlanamamıştır.”Sürekli adres değiştirmişPolisin tespitine göre Deniz Seki aranmaya başlandığı ilk günlerde Sarıyer’de gizlendi. Ardından Faruk Salman’la Tekirdağ’a geçti. Sonra yeni adres Beylikdüzü’nde bir ev oldu. Salman daha sonra Bahçelievler’de bir ev tuttu ve Seki’yi buraya getirdi. Son olarak da 1.5 ay önce Alkent 2000 Sitesi’nden villa kiralandı.Sabaha kadar ağladıDeniz Seki, önceki gün Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirildiğinde yorgun ve bitkindi. İlk olarak ifade işlemlerine geçildi. Şarkıcı, sık sık ağlama krizine girerek yarıda bıraktığı ifadesinde polislere şunları söyledi:“Ben bu cezayı hak etmedim. Ben uyuşturucu satmadım, kimseye temin etmedim. Sadece kullandım. Bundan da bin pişmanım. Ben 2 yıl cezaevinde, demir parmaklıklar arkasında nasıl kalacağım? Cezaevinde kalmayı kendime yediremiyorum. Bu kadar ceza bana çok fazla. Orada kalmak kolay mı? Çok büyük haksızlığa maruz kaldım. Ben bunu hak etmedim. Ben polisten kaçmadım, cezaevine girmekten kaçtım. Bu kadar ceza alacak ne yaptım? Ben sadece kullandım. Bunun karşılığı bu kadar ceza olmamalıydı.”Cezaevine girmesine katlanamazdımDeniz Seki’nin kaçmasına yardımcı olan sevgilisi Faruk Salman da geceyi nezarette geçirdi. Şüpheli olarak ifadesi alınan Salman, polislere, “Ben bu kadar ceza almasına ve cezaevine girecek olmasına çok üzüldüm. Deniz Seki’yi seviyorum, ona aşığım. Sevdiğim kadının cezaevine girecek olmasını istemedim. Buna katlanmam mümkün değildi. Üzüntüden hastanede tansiyonum fırladı. Rahatsızlandım” dedi. Salman, ifadesinin ardından emniyetten serbest bırakıldı.Battaniyenin üzerinde uyuduİfade işleminin ardından nezarethaneye alınan Deniz Seki’ye polisler battaniye verdi. İfadesinde olduğu gibi zaman zaman ağlama krizine giren Seki, polislerden peçete istedi.Bir polis, sabaha kadar Seki’nin kaldığı nezarethanenin girişinde nöbet tuttu. Şarkıcı, akşam yemeğinde polislerin karavanasından yedi. Tuvalete de bir kadın polisin nezaretinde gitti. Deniz Seki zaman zaman oturdu, zaman zaman da küçük adımlarla nezarethanenin içinde volta attı. Sabaha karşı battaniyenin üzerinde uyuyakaldı. Seki’ye sabah kahvaltısında zeytin, peynir, yumurta, reçel, bal ve çaydan oluşan mönü ikram edildi. Nezarethaneden çıkarılırken polislerin ellerine kelepçe takmasına itiraz etmedi. Geldiği gibi üzgün ve bitkin olarak emniyetten çıkarıldı.Kardeşi isyan etti: Yetmez taşlanarak öldürünDeniz Seki’nin kardeşi Serkan Seki, ses getirecek açıklamalarda bulundu:“Karar verdim, artık susmayacağım. Çünkü vatandaş anlamıyor. Anlayacakları şekilde açıklayacağım artık. Türkiye’nin en büyük baronları firarda, Deniz Seki içerde. Aşağı yukarı aynı ithamlarla, neredeyse aynı davalarla yargılanan ünlüler dışarıda, ablam içeride. Ablamın şu an dışarıda gezen ünlülerden hiçbir farkı yok. Hatta diğerlerinin fazlası bile var. Bazıları çete üyeliği ile itham ediliyor. Ablam, şüpheli olduğu zamanları bile tutuklu olarak geçirdi. Çünkü günah keçisi ilan edildi. Bu konuda biraz hakkaniyet ve hassasiyet olmalı. Kız içeri girmiş, 8 senedir her türlü iftira hakarete maruz kalmış. Diğerlerine bakıyoruz, ödül törenlerinde boy gösterip ödüller alıyor. Her şeye eyvallah. Ama bundan sonra bari rahat bırakılsın ablam. Lütfen. Artık kız içeride. Lütfen. Biz adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Ülkenin büyük bir sorunu çözüldü tebrik ediyorum. Yetmez gerçi, taşlanarak öldürülmesi lazım.” ‘Ben ihbar etmedim’Serkan Seki, ablası Deniz Seki’nin yerini polise ihbar ettiği iddiasına tepki gösterdi. “Kendisinden bihaberken, nerede olduğunu bilmezken onu nasıl ihbar edebilirim ki?” diyen Seki, ablasının yakalanma süreciyle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi.‘Benim çektiklerimi çekseler ne içeceklerdi?’Arnavutköy’de görüntülenen Bülent Ersoy, Deniz Seki için üzüldüğünü belirterek “Starlığı taşımak çok zordur. Benim çektiklerimi çekseler acaba ne içeceklerdi, merak ediyorum. Hayatımda böyle şeylere tenezzül etmedim” dedi.‘Satıcılara ceza şart’Gani Müjde, tartışmaya Twitter’da katıldı:“Uyuşturucu yasaları yanlış kurgulanmış. Kullanıcı olanın zararı kendine ama arkadaşına ‘al iç’ diyeni de satıcı olarak değerlendirmek doğru mu bilemiyorum. Bunun yaptırımı olmalı ama şikayete bağlı olmalı. Satıcılara ceza şart. Okul önünde bonzai satanlara en ağır cezalar verilmeli. Devletin odaklanması gereken konu bu.”T24
Reklam
Pes Etmeyen Kaleci
İsviçre Süper Lig'de oynanan Aarau - Zurich karşılaşması, sahalarda ender rastlanan bir kurtarışa sahne oldu.
Silikon Vadisi Yöneticilerinin Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor?
Silikon Vadisi'nde çalışan, gecesi gündüzü teknoloji üretmek ve dünyaya sunmak olan üst düzey çalışanlar; çocuklarını teknoloji barındırmayan okullara göndermeyi tercih ediyor. Son teknoloji ile donatılmış laptoplar, iPadler ve dijital kitaplarla birebir eğitim veren havalı kurumlar yerine; eğitim materyallerinin eski usul tahta-tebeşir, kâğıt-kalem, örgü ve dikiş iplikleri, renkli boyalar, bazen de çamur olduğu ‘Waldorf’ okullarını tercih ediyorlar. Bu okullarda öğretmenler, eğitimi geleneksel tebeşir ve karatahta ile yapıyor; öğrenciler de kâğıt ve kalemle yazılanları not ediyor. Yani şu anki trendin tam zıttı.New York Times gazetesindeki bir araştırmaya göre, Ebay’in teknoloji sorumlusundan tutun da Google ile Apple’ın yöneticilerine kadar, Silikon Vadisinin önemli isimleri çocuklarını içinde bilgisayar bulunmayan okullara göndermeyi tercih ediyor.Waldorf aslında 100 yıllık bir eğitim sistemi. Çocukların sosyal, duygusal, zihinsel, ruhsal ve fiziksel açılardan çok yönlü olarak gelişebilmesini hedefliyor. Waldorf’ta anaokulu sınıflarında iPad bulunmuyor ve çocuklara teknoloji sunmak yerine bol bol masal anlatılıyor, oyun odaklı eğitimler veriliyor.Waldorf’ta çalışan yöneticiler teknolojiye karşı olmadıklarını, fakat her şey için uygun bir zamanın ve mekânın olması gerektiğini savunuyorlar. Veliler de bu felsefeye katılıyor. Örneğin; Google’da yönetici olarak çalışan Alan Eagle’ın konu ile ilgili düşünceleri şöyle:“iPad’de yüklü bir programın çocuklara daha iyi okuma veya aritmetik becerisi katacağı fikri çok komik.”Beşinci sınıfa giden kızının Google’ı nasıl kullanacağını bilmediğini, ondan biraz daha büyük olan oğlunun ise daha yeni yeni arama motorunu kullanmaya başladığını; ama bunun yerine örgü örmeyi öğrendiklerini, resimler yaptıklarını, kendi çoraplarını dikebildiklerini, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerilerinin geliştiğini de ekliyor. Waldorf sistemine göre, bu önemsiz gibi görünen motor beceriler, bilişsel gelişimi destekleyerek ileride problem çözme ve matematik becerisi gibi daha soyut becerilerin temelini oluşturuyor. Örneğin; örgü dersleri matematiksel düşünce yapısını güçlendirebiliyor.Anne babalar 3 yaşındaki çocuklarının iPad ve mouse kullanma becerisiyle övünüyor olabilir. Ama Eagle’a göre Google ve diğer arama motorların uygulamaları, zaten zekâsı en düşük insanın bile rahatlıkla kullanabileceği kadar basit halde sunuluyor. Dolayısıyla çocukların büyüdüğünde ‘teknoloji kullanma becerilerinden eksik kalması’ gibi bir durum söz konusu bile değil. Bununla beraber asıl önemli olan çocuğun edebiyat, matematik, temel bilimler, el becerileri, görsel sanatlar ve performans sanatları gibi alanlarda gelişerek öğrenmeleri. Ve bu öğrenme sanallıkla elde edilebilecek bir deneyim değil.Waldorf sistemi, teknolojisiz eğitim metotlarıyla ömür boyu süren bir öğrenim isteği, yaratıcılık, kişiler arası daha güçlü iletişim ve eleştirel düşünce gibi becerilerin oluşturulmasını hedefliyor. Bu yaklaşımı savunan yöneticiler eğitim felsefelerinin başarısını öğrencilerinin sınavlarda aldığı standart üstü puanlarla ispatlıyor.Çocuğunuzu bilgisayarın karşısına oturtmayı ve mouse kullanma becerisiyle övünmeyi bir kenara bırakmak; bunun yerine onu dikiş dikmek, makas kullanmak, renkli hamurlardan figürler yaratmak gibi daha fazla zekâ kullanımı gerektiren etkinlikleri yapması konusunda desteklemek iyi bir fikir olabilir.Good.is - UpLifers
Ankara Üniversitesi DTCF'de Polis Müdahalesi: Eğitime 3 Gün Ara
Bu sabah okula giriş yapmak isteyen Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) öğrencileri özel güvenlik tarafından aranmak istendi. Üstlerini aratmak istemeyen öğrencilere polis biber gazı ile müdahale etti. Vize döneminde olan fakültede dekanlık 3 gün tatil ilan etti. Gözaltılar olduğu belirtiliyor...Evrensel'in haberine göre ülkücü oldukları belirtilen bir grup, geçtiğimiz hafta perşembe sabahı Öğrenci Kolektifleri üyesi bir fakülte öğrencisine, fakültenin yakınında saldırıda bulundu. Bunun üzerine kampüs içinde çatışma çıktı. Cuma günü ülkücüler öğrenciler tarafından kampüsten çıkarıldı. Akşam saatlerinde ise arabalı bir grup, Kıbrıs Caddesinde iki öğrenciyi satırla yaraladı. Bazı öğrenci evlerinin önüne gidip, “Sıra size de gelecek, sizi de öldüreceğiz” diye tehditte bulundular.Saldırganların polis karakolundan salıverildiği haberi üzerine öğrenciler bu sabah fakülteye topluca girmek istedi. Kapıda yapılan arama sırasında bir süre girişler durdu. Üstlerini aratmak istemeyen öğrencilere polis biber gazı ile müdahale etti.  CHA'nın haberine göre çok sayıda, Evrensel'in verdiği bilgiye göre ise 7 kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor. Fakültede eğitime 3 gün ara verildiği öğrenildi.Evrensel, CİHAN ve ajanslar
Reklam
Philae Topladığı Tüm Bilgileri Gönderdi
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Cumartesi günü uyku moduna geçen Philae keşif aracının 67P kuyrukluyıldızı hakkında topladığı tüm verileri göndermeyi başardığını açıkladı.67P/Churyumov–Gerasimenko kuyrukluyıldızına inerek tarihi bir başarıya imza atan Philae keşif aracının, buzul gök cismi hakkında topladığı tüm verileri Almanya’nın Darmstadt kentindeki merkeze göndermeyi başardığı belirtildi.ESA adına açıklama yapan Rosetta görevinin başındaki isim Stephan Ulamec, Philae'nin 10 deney ve gözlem cihazıyla elde ettiği bilgileri aldıklarını belirtti. Oldukça zor şartlar altında Philae'nin çok iyi çalıştığını belirten Ulamec, keşif aracının başarısından gurur duyduklarını söyledi. ESA mühendisleri, Philae'nin gönderdiği veriler üzerinde analize başladı.Philae, 12 Kasım'da yaptığı tarihi iniş esnasında zıpkınlarının beklendiği gibi çalışmaması üzerine belirlenen noktaya değil, gölgede kalan bir alana iniş yapabilmişti. Eğik konumda yere inen Philae, güneş panellerini de iyi konumlayamadığı için bataryalarını dolduracak Güneş ışınından mahrum kalmıştı.Tüm olumsuzluklara rağmen 67P üzerinde birçok fotoğraf çeken ve gözlem yapan Philae, kalan son enerjisiyle bataryalarındaki enerji neredeyse tükeninceye kadar sondaj yaptı ve sonrasında uyku moduna geçti.'Yerdeki görev tamamlandı'ESA mühendisleri, Philae uykuya dalmadan önce keşif aracının pozisyonunu az da olsa düzeltmeyi başardı.Rosetta mühendislerinden Christopher Carr, Philae'nin dört santimetre daha yukarı konumlandığını ve güneş panellerini 35 derece hareket ettirdiğini belirtti. Carr, 'Tüm deney ve gözlem cihazları görevlerini yerine getirdi. Görev tam bir başarıydı' dedi.Carr, 'Philae görevinin büyük olasılıkla sona erdiğini ancak Rosetta'nın görevine devam ettiğini' belirterek, 'Philae'den ileride belki sinyal alabiliriz. Ama Rosetta bu güzel kuyrukluyıldızı Güneş'e olan yolculuğunda gözlemlemeye devam edecek' ifadesini kullandı.Independent'a açıklama yapan Carr, 67P Güneş'e yaklaştıkça Philae'nin buharlaşabileceğini belirtirken, en heyecan verici gözlemlerin Ağustos 2015'te yaşanacağını belirtti. Güneş'e en yakın noktasına gelecek olan (186 milyon kilometre) 67P, yüksek ısıdan buhar saçmaya başlayacak. Rosetta böylece kuyrukluyıldızın kimyasal yapısını analiz etmek için en iyi fırsatı yakalayacak.Kaynak: Al Jazeera
Eşeği Raylara Bağlayıp Ölüme Terk Ettiler!
Niğde'nin Ulukışla İlçesi'nde kimliği belirsiz kişiler, kime ait olduğu belli olmayan eşeği iple demiryoluna bağlayıp ölüme terk etti. Bir yük treni, eşeğe 3 metre kala güçlükle durabildi.Olay, Ulukışla İlçesi'nin Osmancık Mevkii'nde meydana geldi.Konya'nın Ereğli İlçesi'nden Çakmak Köyü İstasyonu'na giden 33081 sefer sayılı yük treninin makinisti 35 yaşındaki Veli Şener, Osmancık Mevkii'ne yaklaştığında raylar üzerinde bir eşek gördü. Korna çalarak uyarmaya çalıştığı eşeğin halen rayların üzerinde durduğunu gören Veli Şener hemen fren yaptı ve hayvana 3 metre kala güçlükle durabildi.'İnsan olamazlar'Treni durduran makinist, lokomotifinden inip eşeğin yanına gittiğinde, hayvanın ayaklarından iple raya bağlandığını fark etti. Gördüğü manzara karşısında şoke olan Şener, ipleri keserek eşeği serbest bıraktı. Eşeğin ölmesi için raylara bağlandığını ve yapılanın vicdansızlık olduğunu belirten Veli Şener, 'Bunu yapan insanlar hayvanın orada parçalanmasından ne zevk alacaklar? Bunu yapanlarda vicdan yok mu? Yazıklar olsun' dedi.Şans eseri lokomotifin arkasında vagonların olmadığını kaydeden Şener, 'Lokomotife bağlı vagon ve yükler olsaydı mümkün değil duramazdık, hayvana çarparak parçalardık. İnsanlar, trenleri arabalar gibi değerlendirmesin. Binlerce tonluk trenlerin arabalar gibi hemen durması mümkün değildir' diye konuştu.Eşeğin kimler tarafından raylara bağlandığı ise araştırılıyor.DHA
Kırmızılı Kadın'a Bir Soruşturma Daha
İTÜ Asistan Dayanışması bir açıklama yayınlayarak Mimarlık Fakültesi Dekanı Sinan Mert Şener’in, Kırmızılı Kadın olarak bilinen Ceyda Sungur’a greve çağrı afişleri astığı için soruşturma açtığını duyurduİTÜ’de Mimarlık Fakültesi Dekanı Sinan Mert Şener’in daha önce attığı e-postayı gerekçe göstererek hakkında soruşturma açtığı Kırmızılı Kadın olarak simgeleşen Ceyda Sungur hakkında bu kez de Grev çağrısı yaptığı için soruşturma açıldı. İTÜ Asistan Dayanışması’nın yaptığı açıklamaya göre Sungur’a açılan soruşturmaya Eğitim-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in 24 Eylül’deki greviyle ilgili astığı “grevdeyiz” afişi bahane edildi.İTÜ Asistan Dayanışması’nın açıklaması şöyle:İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Sinan Mert Şener tarafından, attığı e-posta gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma açılan araştırma görevlisi arkadaşımız, sözlü savunmasını vermek üzere 19 Kasım Çarşamba günü saat 13:30’da Mimarlık Fakültesi 3501 no’lu sınıfa çağrılmıştır.Biz bu satırları yazmaya başladığımızda aynı arkadaşımıza bir soruşturma daha açıldığını öğrendik. Mimarlık Fakültesi Dekanı Sinan Mert Şener bu kez de, Eğitim-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in 24 Eylül’deki greviyle ilgili “grevdeyiz” yazısı asmasını bahane ederek izinsiz afiş asmaktan soruşturma açmıştır.Mimarlık Fakültesi Dekanı Sinan Mert Şener, çalışanların iletişim kanallarını gözetlemesi yetmiyormuş gibi, yasal sendikaların afişlerinin asılmasından da soruşturma çıkartmayı başarabilmiştir. Kendisi artık belli kişiye/kişilere karşı güttüğü kin ve nefret duygularına engel olamamakta ve açıkça bu kişileri hedef almaktadır. Son olarak araştırma görevlisi arkadaşımıza açılan bu soruşturmalar artık mobbing kavramının da ötesine geçmektedir. Dekan Şener adeta fakülte koridorlarında cadı avına çıkmış, kontrolden çıkan öfkesiyle artık dekanlık yapabilecek vakarı kalmadığını ispatlamıştır. Bu nedenle ivedilikle görevden alınmalıdır.Akademik barışın ve özgürlüğün küçük bir kırıntısından dahi söz edilemeyecek duruma düşen Mimarlık Fakültesi’nde süren bu cadı avına karşı tüm akademik camiayı sorumluluk almaya davet ediyoruz. Açılan soruşturmalara karşı arkadaşımızın yanında olmak için tüm İTÜ kamuoyunu 19 Kasım Çarşamba saat 13.30’da Mimarlık Fakültesi 3501 no’lu sınıfa çağırıyoruz.Sendika.Org
Reklam
Doğum Sonrası Koca Şiddeti Spiker Kübra Eken'i Felç Etti
Gazeteci Kübra Eken doğum yaptıktan iki gün sonra beyin kanaması sonucunda felç kaldı. Eken, ifadesinde eşinin yumrukla kafasına vurduğunu ve bu yüzden beyin kanaması geçirdiğini söylediBaşarılı ekonomi gazetecisi Kübra Eken (30) doğum sonrası beyin kanamasına bağlı olarak felç geçirdi. Bilinci açılan Eken, ilk ifadesinde eşinden gördüğü şiddet sonucu beyin kanaması geçirdiğini söyledi. Eken, alfabedeki harfleri göstererek verdiği ilk ifadesinde eşinin başına yumrukla vurduğunu anlattı. Adli Tıp da darbı doğruladı. Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitiren Kübra Eken, İngiltere Bournemouth’da Uluslararası Gazetecilik dalında yüksek lisans yaptı. Beş dil bilen Eken, Londra’da Bloomberg TV’de işe başladı. Eken, 2010 yılında da Türkiye’de faaliyet gösteren bir televizyon kanalının Londra temsilciliğini üstlendi.Başarılı gazeteci Eken, 2011 yılında evlendikten sonra İstanbul’a yerleşti. Ancak Kübra’nın hayatı evlendikten sonra değişti. Kocasıyla sorunları olduğu için boşanmak isteyen Kübra hamile kalınca bu düşüncesinden vazgeçti. Sezaryanla bir kız çocuğu dünyaya getiren Kübra doğumdan iki gün sonra kocası Neptün Bülent Eken tarafından hastaneye kaldırıldı.İddiaya göre Eken herkese eşinin sezaryan sonucu beyin kanaması geçirdiğini söyledi. Kübra’nın annesi Nuran Yelkenci’nin anlatımlarına göre ise gerçek iki ay sonra ortaya çıktı. İddiaya göre, Kübra’yı ameliyat eden doktorun, Yelkenci ailesine, “Kızınız darp edilmiş, haberiniz yok mu?” demesi üzerine aile durumdan haberdar oldu. Doktorun hazırladığı darp raporu nedeniyle savcılık tarafından bir soruşturma yürütüldüğünü öğrenen aile hemen davaya müdahil oldu.‘Kafama vurdu’ dediYaklaşık 6 ay yoğun bakımda kalan Kübra bilinci kapalı olduğu için ilk duruşmada ifade veremedi. Doktorların “Yaşama ümidi çok az” dediği Kübra hayata tutundu ve bilinci açıldı. Yatağa mahkum olmasına rağmen ellerini kıpırdatmaya başlayan Kübra bir alfabe yardımıyla ailesiyle konuşmaya da başladı. Kübra ailesiyle yazışarak iletişim kurduğu alfabeyle duruşmaya katıldı ve yazarak ifade verdi.İlk olarak mahkeme başkanının, “Olay nasıl oldu” sorusuna cevap veren Kübra tek tek harflere dokunarak, “Kafama vurdu” yazdı. Hakimin, “Kim vurdu” sorusuna ise, “Neptün” yazan Kübra, “Neyle vurdu” sorusuna ise, “Yumrukla” cevabını verdi. Kübra daha önce darp edilip edilmediği sorusuna ise, “Hayır” cevabını verdi.Sanık koca Neptün Eken ise mahkemede verdiği ifadede suçlamaları kabul etmeyerek, “Mağdureyi darp etmem için hiçbir sebep yoktur” dedi.Epilepsi krizi savunmasıEşinin başka bir odada yattığını ve ara ara kendisine gidip baktığını anlatan Eken, “Çok başım ağrıyor hastaneye mi gitsek dedikten sonra saçlarından tutarak epilepsi krizi geçirir gibi titremeye ve kafasını sallamaya başladı. Ben hemen 112’yi aradım. Dilinin dönmemesi için sürekli dilini dışarı çıkarıyordum. Kübra’nın yanında bulunduğum sırada kafasını hiçbir yere çarptığını görmedim” dedi. Ancak Adli Tıp Kurumu, Kübra’nın darp sonucu felç kaldığını belirtti.‘Çocuğu kaçırıldı’Kardeşinin çocuğunu 7 aydır kucağına alamadığını söyleyen Kübra’nın ağabeyi Önder Yelkenci, mahkeme kararıyla haftada iki gün Kübra’nın çocuğunu görebilme hakkı olmasına rağmen çocuğun kaçırıldığını iddia etti. Psikologların Kübra’nın daha hızlı iyileşmesi için çocuğuna ihtiyacı olduğunu vurguladığını anlatan Önder Yelkenci, “Sistematik bir uzaklaştırma durumuna girdiler. Damadın kız kardeşi bana ‘Kübra çocuğu görmek istiyorsa ifadesini değiştirsin’” dedi.Damla Güler | Milliyet
Meltem Ünal Erzen Anadolu Partisi’ne Katıldı
Eski Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in eşi Meltem Ünal Erzen de ANA – PARTİ’nin kurucuları arasında yer aldı.Yrd.Doç.Dr. Meltem Ünal Erzen halen İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Ve Tanıtım Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev alıyor.
Reklam
5 Bin Yıl Öncesine Ait Ayak İzleri
Danimarkalı arkeologlar Baltık Denizi'nde balık tutan ilk insanlara delil sunan en eski ayak izlerine ulaştı. Ayak izleri ilk insanların Kuzey Avrupa'daki günlük yaşamları hakkında yeni bulgular sundu.Bilim insanları Baltık Denizi'nin güneyinde yapılan araştırmalarda 3 bin yıl öncesine uzanan ayak izleri ve balık yakalamak için kullanılan bir düzenek ortaya çıkardı.Araştırmada yer alan arkeolog Terje Stafseth, bugüne kadar yapılan kazılarda eski insanlara ait çanak çömlek ve el araçları bulduklarını, ancak ayak izlerinin bir ilk olduğunu belirtti.Arkeologlar, Danimarka'nın Lolland Adası'nı Almanya ile birleştirecek sualtı tünelinin inşası öncesinde bölgedeki antik kalıntıları kurtarmak için zamanla yarışıyor. İnşa edilecek tünel, ayak izlerinin bulunduğu suları çekilmiş birçok fiyortla beraber muhtemelen binlerce yıldır gün yüzü görmeyen kalıntıları da ortadan kaldıracak.Livescience sitesine konuşan arkeolog Lars Ewald Jensen, kurumuş olan fiyortların tarihi eser aramak için çok ideal olduğunu, Taç Çağı'nda insanların günlük faaliyetlerini gerçekleştirmek için fiyortları sıkça kullandığını söyledi.Ağı kurtarmak için suya atladılarArkeologlar, Taş Çağı'nda yaşamış iki balıkçıya ait ayak izinin M.Ö 5000 ile 2000 yılları arasında oluştuğuna inanıyor. Söz konusu zamanda, Baltık Denizi'nin suları Arktik'te eriyen buzullar nedeniyle yükseliyordu ve insanlar fiyortları balık tutmak için kullanıyordu.Balıkçılar, ağaçlardan yonttukları kafes benzeri bir düzeneği sığ sularda balık yakalamak için kullanıyor ve gerektiğinde fiyortların kaygan yüzeyinde bu düzeneği kaydırıyorlardı. Ayak izlerinin de, yaklaşan bir fırtına öncesi av düzeneğini kaldırmak isterken geride kaldığı düşünülüyor.Arkeologlar, insanlara ait kalıntıların yanı sıra bir zamanlar suların kapladığı bölgede birçok hayvana ait kafatası ve kemik buldu. Hayvanların, 4 bin yıl öncesine uzanan dönemde bölgede yaşamış insanlar tarafından suya kurban edildiği tahmin ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Sahte Baz İstasyonları Havada Geziniyor
Perşembe günü ortaya çıkan bir habere göre ABD'nin Adalet Bakanlığı, Cessna tipi hava araçlarına yerleştirdiği, baz istasyonu taklidi yapan cihazları kullanarak suçluları hedef alan ancak binlerce ABD vatandaşını da etkileyen bir yöntem ile cep telefonlarının bulundukları yerleri belirliyor.Wall Street Journal'ın isimsiz iki kaynak göstererek belirttiğine göre program, ABD Adalet Bakanlığının 'U.S. Marshals Service' bölümü tarafından yönetilmekte ve bilindiği kadarıyla en azından 2007'den beri aktif durumda. Habere göre hava araçları en az beş havalimanından havalandı ve ABD nüfusunun büyük çoğunluğunu kontrol edebilmekte.Cep telefonları, yakın baz istasyonlarından en güçlü sinyali hangisi sağlıyorsa ona bağlanmak üzerine programlanıyor. Hava aracındaki sahte baz istasyonu cihazları, telefonları kandırarak kendilerini en güçlü sinyal sahibiymiş gibi gösteriyor ve telefondan gelen sinyal ile telefonun kendine özel olan kayıt numarasını edinebiliyor. Amaç, uyuşturucu satmak gibi suçlara sahip kişiler ile bağlantısı olan cep telefonlarını takip etmek ancak bu işlem sırasında suçsuz olan pek çok kişi hakkında da veri toplanmakta. Sahte baz istasyonları, hangi telefonların suçlulara ait olduğunu ayırıyor ve geri kalan telefonları 'serbest bırakıyor.'Bu istasyonların yan etkisi ise, cep telefonu görüşmelerinin durup dururken kesilmesi. Söylenenlere göre, otoriteler meydana gelen hasarın en aza indirgenmesi için uğraşmaktalar ve acil numaralara bu sahte kuleler üzerinden de ulaşılabilmekte...CHIP
Google Glass'a İlgi Azalıyor
Google tarafından geliştirilen ve henüz resmî olarak dünya çapında satılmayan akıllı gözlük Glass'a olan ilgi azalmaya başladı. Yazılım geliştiriciler gözlükle ilgili çalışmalarını iptal etmeye başladı.Google'ın 2012 yılında duyurduğu ve önceleri seçilmiş, sonradan isteyen herkese 1500 dolar karşılığında sattığı teknolojik gözlüğü Glass'a ilgi azalmaya başladı.Reuters'ın haberine göre, Glass için uygulama geliştirmek üzere anlaşma yapan 16 geliştiricinin dokuzu operasyonlarını durdurdu. Çalışmalarının durmasının temelinde ise kullanıcıların ilgisinin olmamaması ve cihazla ilgili kısıtlamalar yatıyor. Halen Glass için uygulama geliştirmeye çalışan firmalar ise ağırlıklı olarak kurumsal tarafa yönelmeye başladılar.Sadece uygulama geliştirme tarafından değil, aynı zamanda Google'da da Glass'a faydalı olabilecek kişiler işten ayrıldı. Bunlar arasında gözlüğü geliştiren ekibin başındaki kişi Babak Parviz, Adrian Wong ve Ossama Alami gibi isimler yer alıyor.Resmî olarak ne zaman satılacağı belli değilGlass ilk piyasaya çıktığında firmanın seçtiği kişilere satıldı. Ardından isteyen herkes tarafından bir form doldurup talep etmek kaydıyla satılmaya devam edilen Glass'ın son kullanıcıya resmî olarak ne zaman ulaşacağı konusunda bir bilgi bulunmuyor. Google da bu konuda resmî bir açıklama yapmıyor.Birçok uygulama varGoogle Glass için sayısı yüzü aşan birçok uygulama geliştirildi. Ancak bunlar resmî bir mağaza üzerinden değil, APK uzantılı dosyalar yardımı ile yükleniyor. Kullanıcılara ek bir yük getiren bu durum cihazın yaygınlaşmamasının bir diğer nedeni. Gözlükle ilgili bir ekosistem oluşmadığı için geliştiriciler de ürüne mesafeli duruyor.Hediyesi 1500 dolarGiyilebilir bir bilgisayar olarak tanımlanabilen Google Glass'ın fiyatı 1500 dolar. Sesli komutlarla ve dokunarak kullanılan Google Glass akıllı telefon üzerinden internete de girebiliyor.Kaynak: Reuters ve Al Jazeera
Reklam