onedio
'Kendini Kaybediyorsan Bu İşi Yapma'
Gazeteci Mehmet Demirkol, Beşiktaş derbisinde Bilic'e küfür eden Emre Belözoğlu'nu Fenerbahçelilerin eleştirmesi gerektiğini söyledi.Beşiktaş-Fenerbahçe maçındaki küfür görüntüleriyle olay yaratan Fenerbahçe Kaptanı Emre Belözoğlu 'na en sert tepki Mehmet Demirkol 'dan geldi. Demirkol, 'Bu kadar kendini kaybediyorsan, bu işi yapmaman lazım' dedi.hürriyet.com.tr'nin haberine göre, Mehmet Demirkol, Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde küfür ettiği ileri sürülen Emre Belözoğlu'na sert eleştirilerde bulundu. NTV Spor'da bugün yayınlanan Spor Servisi programında Emre’nin küfür olayını değerlendiren Demirkol, “Bu kadar kendini kaybediyorsan olmaz, bu işi yapmaman lazım. Mehmet Topal'a neden yüklenmiyorlar? Caner bile kendini attıracak şeyler yaptı. Ona neden bu kadar yüklenilmiyor da Emre'ye yükleniliyor? Emre besliyor bunları. Emre, Fenerbahçe'nin tartışmasız en önemli oyuncusu. Sakatlandı çıktı, Fenerbahçe bitti. Ne olacağını, sakatlanabileceğini bilmesine rağmen İsmail Kartal çık 50 dakika oyna diyor. Geçen sene Galatasaray maçında kendini attırdı. Buna rağmen bu maçta yine attırmak için çalıştı” dedi.'Emre'nin bilinçli söylediğini gösteriyor'Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic’in Emre’yle ilgili açıklamalarına da değinen Demirkol, şöyle konuştu:“Bilic'in söylediklerinden aktarıyoruz. Sen niye bana küfür ettin diyor. O da diyor ki; “Ne istersem söylerim.” Orada tercümede biraz eksik kaldı. Tercümede Bilic, Emre’nin 'Ben istediğimi söylerim. Sahada hakem var. O karar verirse verir. O tercümede kaynadı. Ben öyle duydum. Bilic bunları söylüyorsa, bilinçli söylendiği ortaya çıkıyor. Emre’nin “Sana ne ben istediğimi söylerim” demesi ayrı bir şey. Bu ifadeler bunun bilinçli olduğunu veya bilinç kaybı olduğunu gösteriyor” diye konuştu.'Önce Fenerbahçeliler eleştirmeli'Fenerbahçeliler'in Emre Belözoğlu’nu sahiplenmesini de eleştiren Mehmet Demirkol, “Bazı Fenerbahçeliler, “Bizim oyuncumuz” diyerek savunuyor. Önce senin eleştirmen lazım. Nasıl takımını böyle önemli maçta yalnız bıraktın diye sormaları lazım. Ahlakı geçtim. Takımın 2-0 öne geçmiş, rakipten de bir oyuncu atılmış, 10 saniye sonra kendini attırmak için çalışıyorsun” ifadelerini kullandı.
İkinci Peşmerge Konvoyu Kobani'ye Gitti
Peşmerge Bakanlığı Basın Sözcüsü Osman Rişeyi, Kobani'de konuşlanan askeri güçleri için yeni bir silah ve mühimmat grubunun gönderildiğini bildirdi.Peşmerge Bakanlığı Basın Sözcüsü Osman Rişeyi, yaptığı açıklamada, 'Türkiye ile Kürdistan bölgesi arasında, Peşmergelerin silah ve mühimmat ihtiyacı duyduğunda gönderilmesine ilişkin bir anlaşma yapılmıştır' dedi.Silah ve mühimmat desteğinin Türkiye üzerinden gönderildiğini belirten Rişeyi, Kobani'deki Peşmergelerin ihtiyaç durumuna göre yardımların bundan sonra da süreceğini ifade etti. AA
'Babama Galatasaray'ın Maçı Var Dersek Madenden Çıkar'
Karaman'ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında mahsur kalan 18 işçiden Mehmet Özcan'ın 5 yaşındaki oğlu Ömer Asaf, 'Babama 'Galatasaray maçı var' dersek madenden çıkar' dedi.KARAMAN- Ermenek ilçesinde mahsur kalan 18 madenciden biri olan 35 yaşındaki işçi Mehmet Özcan'ın yakınları madendeki çalışmaları yakından takip ediyor.Özcan'ın eşi 33 yaşındaki Fatma çocukları Nazife (12), Hüseyin (11) ile Ömer Asaf (5) umutlarını hiç yitirmiyor. Henüz olayın tam farkında olmayan Ömer Asaf ise yaptıkları ve söyledikleriyle dinleyenin yüreğini sızlatıyor.Minik Ömer, çevresinde Galatasaray fanatikliğiyle bilinen babasına, 'Babama 'Galatasaray maçı var' dersek madenden çıkar' dedi.Asaf, dayısından sarı- kırmızı renklerinin olduğu oyuncağıyla fotoğrafını çekip sosyal paylaşım sitesinden babasına göndermesini istedi.Terliklerle oluşturduğu 'Madencileri kurtarma oyununda' ise babasını ve diğer işçileri kurtaran Ömer Asaf, 'Ocakta göçük yıkılmasın tamir olsun. Ondan sonra da kurtulsun insanlar, çocukların babası evlerine dönsün' diye konuştu. AA
Kurt Cobain'in Duyulmamış Kayıtları Ortaya Çıktı
Efsanevi grunge müzik grubu Nirvana'nın solisti Kurt Cobain'in bugüne kadar duyulmamış bir kaydı yayınlandı.Kurt Cobain 'in 21 yaşındayken, 1988'de kaydettiği bir ses kaydı ortaya çıktı. Montage of Heck adlı kayıt Dangerous Minds adlı bir internet sitesi üzerinden yayınlandı.Karışık kasedi Cobain'in Nirvana'nın 1989'da çıkardığı Bleach albümünden bir sene önce kaydettiği anlaşılıyor.Cobain bu kasedi kendi müzik arşivinden, radyodan ve çeşitli kaynaklardan biraraya getirdiği parçalardan oluşturduğu görülüyor.Karşı
CHP'nin Ermenek Raporu: 'AKP'ye Oy Vermezseniz, Ocak Kapatılır'
Ermenek'te incelemelerde bulunan CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın gözlem raporunda, 'işçilerin AKP'ye oy vermesi için Kuran'a el bastırıldığı' iddiası yer aldıCHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı 'nın hazırladığı 'Ermenek' raporunda madenci yakınlarının, 'AKP'ye oy vermezseniz kapatırız bu ocakları işsiz kalırsınız tehdidinde bulunulduğu iddiaları yer aldı.Maden sahibi 2009'da AKP'den aday olmuşMaden ocağında mahsur işçilerin arkadaşları, aileleri ve arama kurtarma yetkilileri ve burada bulunan bakanlarla görüşmeler yaptıklarını ifade eden Atıcı, 'Facianın meydana geldiği maden ocağının sahibinin, kazanın meydana geldiği belde olan Güneyyurt Beldesi'nde 1994 ve 1999 seçimlerinde ANAP'tan iki dönem belediye başkanlığı yaptığı; 2009 seçimlerinde de AKP'den aday olduğu ancak seçilemediği öğrenildi. Bölgedeki kömür madenlerinde zaman zaman kazalar olduğu buna rağmen işyeri güvenliği konusunda önlem alınmadığı öğrenildi' dedi.'Ocakta iki kez su baskını yaşanmış'Söz konusu maden ocağında daha önce de iki kez su baskını yaşandığı ifade edilen raporda, şu değerlendirmelerde bulundu:'Ermenek Cenne Linyit Kömür İşletmelerine bağlı maden ocağında daha önce de iki kez su baskını yaşandığı ancak işçilerin dışarıda olmasının o dönemde faciayı önlediği öğrenildi. İşçilerin su baskını sonrası madende mahsur kalması işyeri güvenliğinin olmadığını desteklemektedir.Madenin 3-4 aydır kapalı olduğu, kısa süre önce çalışmaya başladığı ve bu arada maden işletmesine, usulsüzlükler yüzünden ceza yazıldığı ifade edildi.'Çalışırken kurtulan işçiler ve kıdemli madencilerin aktardıklarına dikkat çekilen raporda şu ifadeler yer aldı: 'Maden ocağında daha önce iki kez kısmi su basmalarının olduğunu, zaman zaman galerilerde su damlamalarının olduğunu, aktif çalışan madene yakın alanda daha önce kullanılmış ve şu anda terk edilmiş maden ocağı olduğunu ifade ettiler.Komşu maden ocağındaki galerilerde su biriktiği buradan sızan suları, kaynak suyu sızıntılarından ayırt etmek için damlayan suyun tadına bakarak ayırt ettiklerini anlattılar.'Madenci yakınlarının aktardıklarına değinilen raporda şu ifadeler yer aldı: 'Yeni torba yasa sonrası işçilerin yemek ve servis imkânlarının ellerinden alındığı söylendi. İşten çıkarılmak istemeyen madencilerin zor şartlar altında ekmek parası için mecburen işlerine devam ettikleri belirtildi. Yemek arası olmadığı, evlerinden getirdikleri yiyecekleri ocağın içinde yiyebildikleri, kazanın da yemek yedikleri sırada gerçekleştiği söylendi.'İşçiler 2-3 maaş alacaklı'Bölgede madencilerin işverenden 2-3 maaş alacaklı olduğu bu yüzden de alacaklarının kendilerini rehin aldığı anlatıldı. Madencilerin bir kısmının işverene ait inşaatlardan ev alarak borçlandığı ifade edildi.'AKP'ye oy vermezseniz bu ocakları kapatırız'Bölgedeki tüm madenlerin birbiriyle bağlantılı olduğunu, bir madenden işten çıkanın diğer madende işe alınmadığını, 'AKP'ye oy vermezseniz kapatırız bu ocakları işsiz kalırsınız' tehdidinde bulunulduğunu, hatta Kur'an'a el bastırarak AKP'ye oy istedikleri iddialarında bulundular.Arama kurtarma sırasında Cumhurbaşkanı ve Başbakan gibi yetkililerin kurtarma işlerini aksattığı, kamuoyuna şirin görünmek için buraya geldiklerini ifade ettiler.T24
Dünyanın İlk Akıllı Valizi
Devamlı olarak yolculuk edenlerin en büyük sorunlarından biri de özenle hazırlanan valizlerin güvenliğidir. Valizinizin kaybolması veya çalınması yolculuğunuzu mahvedebilir. Üzerinde birçok teknolojiyi barındıran akıllı valiz , uzaktan kontrol edebileceğiniz yapısı sayesinde size rahat bir nefes aldırıyor.Akıllı valiz, Android ve iOS üzerinde bulunan uygulaması sayesinde akıllı telefon aracılığıyla kilitlenebiliyor ve açılabiliyor. Ayrıca tutma kolunu çektiğinizde bavulun ağırlığını öğrenebiliyorsunuz. Üzerinde bulunan GPS sayesinde ise gezdiğiniz yerlerin detayları telefon üzerinden görülebiliyor.Bluesmart özellikle güvenli yapısıyla dikkat çekiyor. Valizden çok fazla uzaklaştığınız taktirde valiz kendini kilitliyor ve böylece kötü niyetli kişilerin eline geçmesi de engellenmiş oluyor. Bunun yanı sıra valizin bulduğu konumu da uygulamaya gelen bildirimler aracılığıyla takip edilebiliyor.Uzun yolculuklarda şarjı biten ve sizleri yarı yolda bırakan akıllı telefonlarınızı 6 kereye kadar şarj edebilen akıllı bavul ayrıca laptop ve tablet bilgisayarlar için özel bölümlere sahip olmasıyla birlikte elektronik cihazların taşınmasını daha da kolaylaştırıyor.265 dolar fiyat etiketiyle satışa çıkan bu akıllı valize sahip olmak için 2015′in Ağustos ayına kadar beklemek gerekiyor.LOG
Reklam
Türkiye'ye Gelen Ezidilerin Sayısı; 22.062 Olarak Açıklandı
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, IŞİD’ten kaçıp Türkiye’ye sığınan Ezidilerin gerçek sayısının 9 Ekim 2014 itibariyle 22.062 olduğunu söyledi.Bakanın verilerine göre, Ezidilerin 5.675′i Şırnak’ta, 2.857′ si Batman’da, 5,360′ i Diyarbakır’da, 1.686′sı Siirt’te ve 5.471 ‘i ise Mardin’de bulunuyor.Bakan Kurtulmuş, HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in, Şengal katliamından kaçıp gelen Ezidiler ve durumlarına ilişkin sorularını şöyle yanıtladı:22.062 Yezidi (Ezidi) sığınmak için gelmiştir. Söz konusu kişilerin 5.675′i Şırnak’ta, 2.857′ si Batman’da, 5,360′ 1 Diyarbakır- da, I .686′s1 Siirt’te ve 5.471 ‘i ise Mardin’de bulunmaktadır.Irak’tan ülkemize vönelik nüfus hareketleri kapsamında giriş yapan 22.062 Yezidinin 2.984′i Mardin İlimiz Midvat Geçici Barınma Merkezi’ne yerleştirilmişlerdir. Ayrıca. Diyarbakır Valiliği’nin talebi üzerine illerinde bulunan Yezidi vatandaşların barınmalarının sağlanması amacıyla 1 17 adet aile tipi çadır anılan yere gönderilmiştir.Lojistik depolarda 40.000 ve Kınlay depolarında 48.000 olmak üzere, AFAD’a ait toplam 88.000 adet nitelikli çadır bulunmaktadır.Irak’ta meydana gelen iç karışıklıklar nedeniyle ülkemize sığınan Yezidilerin bir bölümü akrabalarının yanına yerleşirken bir bölümü de Mardin Midyat Geçici Barınma Merkezine yerleştirilmiştir. Ayrıca, Kuzey Irakta AFAD tarafından Zaho Derebun mevkiinde geçici toplanma alam kurulmuş olup, Zaho Bersive mevkiinde ve Duhok Şariya mevkiinde geçici barınma merkezlerinin kurulma çalışmaları devam etmektedir.Tüzel’in Numan Kurtulmuş’a yönelttiği sorular da şöyle:Cihatçı terör örgütü IŞID’ın Musul ve Şengal katliamı sonrası Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Urfa gibi illere sığınan çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan Türkmen ve Ezidilerin sayıları giderek artmaktadır.Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın Demokratik Bölgeler Partisinin sığınmacıların durumuna dair hazırladıkları raporlarda, IŞİD’in Şangal katliamı sonrası bölge illerine sığınan Ezidilerin travma sonrası sağlık hizmeti, psikolojik destek yanı sıra barınma, beslenme, giyim, temizlik malzemelerine ihtiyaç olduğu belirtilmektedir. Basına yansıyan haberlere göre, sığınmacı Ezidilerin ihtiyaçlarının bölge il-ilçe belediyeleri ve kitle örgütleri tarafından karşılanmaya çalışıldığı, AFAD ve Kızılay’ın çadır, prefabrik vb. yardım göndermediği belirtilmektedir.Hükümetinizin Suriyeli sığınmacıları adeta ülkeye davet edip, her türlü hizmeti sunma gayretine girerken, çadır kentler kurup, aylık harcamaları için maddi yardımda bulunulurken, Iraklı sığınmacılara yönelik ne bir açıklamada ne de her hangi bir yardımda bulunulmaması kabul edilemez.Konuyla ilgili olarak;1) IŞİD’ın Musul ve Şengal katliamından sonra Türkiye’ye kaç kişi sığınmıştır? Bunların illere ve ilçelere göre dağılımı nedir?2) Irak’lı sığınmacılara yönelik fiziksel ve sosyal destek sistemlerinin koordinasyonu hangi kurum tarafından yürütülmektedir? Düzenli kayıt sistemi oluşturulmuş mudur?3) AFAD’ın depolarında kaç çadır, kaç prefabrik konut bulunmaktadır?4) IŞİD zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınan Ezidilere AFAD’ın çadır ve prefabrik vermediği iddiaları doğru mudur?5) Iraklı sığınmacıların sağlık hizmetlerine yönelik ihtiyaç tespiti ve bu hizmetin sürekliliği, ruhsal durum tespiti ve takibi, bu kapsamda psiko-sosyal destek programları yapılmakta mıdır?6) Çocukların eğitime ne şekilde katılacakları, erişkinlerin günlük yaşam rutinlerine dönüşlerini sağlayacak programları, kişilerin meslek ve yeteneklerinin tespit edilmesi ve bu alanlarında çalışmalara katılmalarının sağlanmasına ilişkin Hükümetinizin bir programı var mıdır?ZETE
'12 Monkeys' Dizisinin Fragmanı Yayınlandı
SYFY’ın bir süre önce duyurduğu 1995 yapımı aynı adlı filmden uyarlanacak olan 12 Monkeys (12 Maymun) dizisinin fragmanı yayımlandı. Dizi, 2015 yılında gösterilmeye başlanacak.12 Monkeys dizisinin fragmanına geçmeden önce konusuna kısaca değinelim. Yıl 2035 ve insanlık yok olmak üzeredir. Bir salgın nedeniyle insanların büyük çoğunluğu ölmüştür ve geriye kalanlar da küçük topluluklar halinde yer altında yaşamak zorunda kalmışlardır. İnsanoğlu ne zaman yok olmakla karşı karşıya kalsa her zaman bir çözüm yolu bulmuştur. Bu defa da zamanda yolculuk yapmanın bir yolunu bulurlar ve test amacıyla eski bir mahkumu (James Cole) geçmişe yollarlar. James Cole kendisini geçmişte bir akıl hastanesinde bulur. Klasikleşmiş bir şekilde başlarda kimse bu mahkumun gelecekten geldiğine ve salgına inanmaz.Dizide James Cole rolünü Aaron Stanford üstleniyor. Amanda Schull, Kirk Acevedo, Noah Bean gibi isimler de Aoran’a eşlik ediyor. Oyuncuların SYFY ile şu anda 10 bölümlük anlaşmaları bulunuyor fakat bunun dizinin popülerleşmesine göre değişebileceğini de belirtelim.Süper Karga
Reklam
Yaya Algılama Teknolojisi Kazaları Önleyecek
Otomobillerimiz giderek akıllanırken, insan müdahalesinin azaldığı bir ortamda kazaların da önüne geçmek mümkün hale geliyor.İki büyük otomobil üreticisi Ford ve Honda yaya algılama ve fren sistemleri üzerindeki çalışmalarını tamamladılar ve bu özelliğe sahip araçlarını yakında pazara çıkartıyorlar. Yeni otomobiller kişileri tespit ederek, sürücüyü uyarıyor ve çoğu zaman da fren yapmasına yardımcı olmak için radar ve kamera sistemlerini birleştiriyor. Böylece birlikte bu yaya güvenliği özelliklerine liderlik eden Lexus, Mercedes-Benz, Subaru ve Volvo’ya katılıyorlar.Çoğu sistem 15 ile 30 km/saat hızlarında mükemmel çalışıyor. Hızlar 50 km/saate yaklaştıkça algı için gerekli süre kısalıyor ancak en azından aracını hızını düşürmek mümkün oluyor. Böylece yayalara yüksek bir hız yerine daha düşük hızlarda çarparak hasarı en aza indirmek mümkün hale geliyor.Ford’un Teknolojisi: Pre-Collision Assist with Pedestrian DetectionFord’un sistemi Pre-Collision Assist with Pedestrian Detection (yaya algılamalı çarpışma öncesi destek) olarak adlandırılıyor. Radar ve optik (kamera) teknolojilerini birleştiren sistem diğer sistemler gibi öndeki araç ile mesafe hızla azaldığında uyarıyor ve sonra kazayı önlemek için ya hız kesiyor ya da fren yapıyor.Honda’nın Teknolojisi: Pedestrian Collision Mitigation Steering SystemHonda çatı terim “ Honda Sensin g” altında tanımladığı yayaların ve yakındaki araçların üstesinden güvenle gelecek bir sistem sunduğunu söylüyor. Yaya güvenliği sistemi Pedestrian Collision Mitigation Steering System (yaya çarpışması azaltma idare sistemi) olarak adlandırılıyor. Radyatör ızgarasında milimetre dalgalı bir radar ve ön camdaki bir video kamera aracın önündeki ve yanındaki yayaları sezebiliyor. Yoldaki yayaların normalden fazla yakınlaşması durumunda araç yayadan uzağa doğru yön değiştiriyor ve belli ki bunu yaparken gelen başka araç olup olmadığına dikkat ediyor.Yayaları korumak için diğer özelliklerRadarlar iyi görse ve optik kameralar da geceleri kısa mesafede yeterli performans sunsa da BMW ve Mercedes-Benz gibi otomobil üreticileri objelerin yaydığı ısıları yolun kızılötesi görünümüyle birleştiren kızılötesi gece görüş sistemlerinde uzmanlaşıyorlar. Bu BMW/Mercedes sistemleri çok ışınlı ve yönlendirilebilir farlarından birini çözerek yayanın ayağına tutup üç kere yakıp söndürebiliyor. Ayrıca geyik ve diğer büyük hayvanların üzerine ışık tutabiliyor. Amerika’da bu sistemler ABD güvenlik standartlarına uymak için basitleştirilmiş durumda.Yaya algılama nerede yetersiz kalıyor?Yaya algılama gündüzleri gece olduğundan daha iyi çalışır. Çarpışma önleyici sistemler (özellikle sadece optik olanlar) kar ve yağmurdan etkilenebilir. Otomobil üreticileri ayrıca yayaların kesinlikle çarpılmayacağı maksimum hız konusunda da emin değiller.Radar ve kamera teknolojileri üçüncü partiler tarafından üretildiği için 2 veya 3 yıla kadar tüm otomobil yapımcıları bir şekilde yaya algılama sistemi sunmaya başlayacaklar. Tüm araçlarda nasıl USB girişleri bir standart halini aldıysa bu tarz teknolojilerin de birer standarda dönüşmesi için önümüzde sadece bir kaç yıl bulunuyor.Özellikle elektrikli otomobillerin yaygınlaşmaya başladığı bir dönem içindeyiz. Bu tarz yenilikçi teknolojiler sayesinde otomotiv dünyası yeni bir çağın içine giriyor. Akıllı ve elektrikli otomobiller Türkiye’nin kaçırdığı otomotiv üretim trendlerini tekrardan yakalaması için bir fırsat oluşturuyor.TechInside
Ağaçlar Kesildi, Domuzlar Şehre İndi
Tarabya sahilinde kıyıda yüzen yaban domuzu çevredekiler tarafından denizden çıkarılarak belediye ekiplerine teslim edildi. Yaban domuzu Belgrad Ormanı’nda doğaya salındı.Hasan Yıldırım ’ın Doğan Haber Ajansı’ndaki haberine göre, Garipçe Köyü civarında ormandan denize düştüğü tahmin edilen yaban domuzu, akıntıyla birlikte sürüklenerek Tarabya açıklarına kadar geldi.Akşam saatlerinde Tarabya Otel’in önünde balık tutanlar, kıyıya çıkmaya çalışan domuzu görünce polise ve belediye ekiplerine haber verdi. Bu sırada, çevrede toplananlar ve polis ekipleri kıyıdaki domuzu kurtarmak için çalışmalara başladı. İp yardımıyla denizden çıkarılan domuz, ayakları bağlanarak bekletildi.Uzmanlar, 3. İstanbul'da çarpık ve yanlış yapılaşmanın, ekolojik sistemi bozduğunu belirterek, domuzun bu yüzden kaçtığını söyledi.Daha sonra gelen Sarıyer Belediyesi ekiplerine teslim edilen domuz, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin gözetiminde Belgrad Ormanı’nda doğaya salındı.
Reklam
'Bulunduğum Yer Bir Zindana Dönüştü'
CHP'den istifa eden Ankara milletvekili Emine Ülker Tarhan, bir basın toplantısı düzenleyerek CHP'nin seçim politikasını, yenilgileri zafer olarak sunuşunu benimsemediğini, partiyi yönetenlerin CHP'nin öneminin idrakinde olmadığını söyledi.CHP'den istifa ederek bağımsız Ankara Milletvekili olan Emine Ülker Tarhan, TBMM'de bir basın toplantısı düzenleyerek istifasının arka planını anlattı.Tarhan; 'Kurultayda, öfke hezeyanları, masaya vurulan yumruklar arasında bir aydınlık bir ışık aradım ama bulunduğum yer bir zindana dönüştü. O yumruklar aslında siyasal anlamda iktidara atılmalıydı ama olmadı. Taban masaya yumruk filan değil iktidar istiyordu aslında. Şimdi, geride benimle aynı tıkanıklık hissini yaşamakla birlikte ses çıkartmayan pek çok iyi insanı da bırakmak pahasına ayrıldım CHP' den. Ayrıldığım kapı kıymetlidir, kurucu partidir. Sorumluluğu vardır, ne yazık ki, yönetenler bunun idrakinde değil' dedi.'Her yenilgiye zafer diyen tekrarlardan sıkılmıştım'Olanlara itirazı olduğunu belirten Tarhan, “CHP, ya kendini kandırmaya devam edecek ya da yeni bir yol seçecek demiştim. Yol filan seçmedi 'yalancıdan başbakan olmazdı ama bak ne oldu?' sorusu kulaklarımda çınlıyordu. Her yenilgiye zafer diyen, her yenilgiyi bir şezlonga yükleyen, tekrarlardan sıkılmıştım, yeni bölüm yazalım istiyordum. Bir an için başka bir dünya mümkün diyenlerin umutlanmasını istemiştim. Olmadı. Yine delege hesapları, kurultay kurnazlıkları. Bu kadar kurnazlık kurgulayabilenler halktan oy almaya gelince niye yeterli olmuyor, anlamıyorum. Türkiye'nin bu olağanüstü döneminde genel seçimde AKP'nin anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşması, Cumhuriyetle hesaplaşma, iç ve dış tehditler, güçlü bir iktidar alternatifi yaratmayı zorunlu kılmışken, çözüm arayışlarının önü kesildi. Bana içerde mücadele etmedi diyorlar, elimden geleni fazlasıyla yaptım. Bakın, beni bir kez dinlediler ama bu kez de yanlış anladılar' dedi.'Tıpış tıpış söylemine karşı Gezi tarzı kitlesel eylem sergilendi'Son seçimde seçmenin yeni bir siyasal tavır ve duruş geliştirdiğini belirten Tarhan; 'Özellikle tıpış tıpış söylemine karşı, aslında bir tür Gezi tarzı kitlesel eylem sergiledi. İçine sinmeyen adaya pasif direniş geliştirdi. Milyonlar sandığa gitmedi. Ya da geçersiz oy kullandı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez böylesine geniş ve kitlesel bir boykot olmuştur. Bu şezlong sığlıkları ile açıklanamayacak kadar anlamlıdır. İç Anadolu ve Karadeniz de mi tatildeydi, şezlongtaydı da oy alınamadı? Bunun ciddiyetle tahlili gerekir. Zira seçmenler bunu siyasal duruş yöntemi olarak uygulamıştır, gerektiğinde yine kullanacaktır. Bu sessiz sesi duymak gerekir' dedi.Bir gazetecinin, 'Yeni bir siyasi parti veya başka bir partiye geçmeyi düşünüyor musunuz?' sorusunu Tarhan, 'Ben yalnızım gördüğünüz gibi ama yalnız değilim. Önümüzdeki dönemdeki siyaset kararımı ve planlarımı toplumun beklentileri belirleyecektir. Benim açıklamadığım her şey gerçeğe aykırıdır' diye cevapladı.HaberSol
Erdoğan'ın 'Sigara İçiliyor' Diye Çıkıştığı Kafeye Kaymakamlık Ceza Kesti
Esenler Kaymakamı Yüksel Ünal, 'Burada takdir hakkımızı kullandık. Bu hakkı da ben, üst sınırdan ceza kestirerek kullandım' dedi.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ’ın dün, sigara içildiği için tepki gösterdiği kafeye 6 bin TL ceza kesildi. Kafenin sahibi Deniz Ayvaz , daha öncede bir cezaları olduğu için kesilen cezanın yüksek olduğunu ifade etti. Esenler Kaymakamlığı birimleri mekana kesilen cezada 'takdir hakları'nı kullanarak üst limit olan 6 bin liradan ceza kesti. Esenler Kaymakamı Yüksel Ünal , üst sınırdan kesilen ceza için 'Takdir hakkımı kullandım' dedi.Hürriyet Gazetesi 'nin haberine göre, Esenler Kaymakamı Yüksel Ünal, söz konusu işyerine bu yılın başında da bir ceza kesildiğini ifade ederek 'Dün de ikinci kez yaşandı. Konu kamuoyuna mal oldu. Cumhurbaşkanı gördü. Televizyonlar çekti. Ceza kesme yetkimiz bin 200 lira ile 6 bin lira arasında. Burada takdir hakkımızı kullandık. Bu hakkı da ben, üst sınırdan ceza kestirerek kullandım. Eğer bir yıl içinde üçüncü kez sigara içilmiş olsaydı kapatma cezası verirdik. Burda da süre 10 gün ile 30 gün arasında değişiyor. Böyle bir durumda kapatma cezasını da üst sınır olan 30 günden verirdim' dedi.Olay dün yaşandıCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Esenler’de katıldığı tören sonrası kısa bir süre ilçede beraberindekiler ile yürüdü. Erdoğan ve beraberindeki kalabalık, Davutpaşa Caddesi’ne geldiklerinde kısa bir duraklama yaşandı. Bu sırada Erdoğan, ‘Esenler Samsi Cafe’ isimli mekânın ikinci katında bulunan kişilere yönelik “Cezai müeyyidesi var” dedi ardından, hemen yanında bulunan Esenler Belediye Başkanı Teyfik Göksu’ya, “Zabıtalarınızı hemen gönderin” diyerek ceza kesilmesini istedi.Cezaya itiraz hakkı varCeza işlemi için Esenler Kaymakamlığı devreye girdi. Samsi Cafe'ye gidilerek kesilen ceza tutarı tebliğ edildi. Tutanakta şirkete kesilen ceza 6 bin lira olarak belirlendi. Kafenin sahiplerinden Deniz Ayvaz'ın da imzaladığı tutanağa itiraz hakkı bulunuyor. Bunun için 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurulması gerekiyor.Zabıtalar dün akşam gittiDikkatlerin çevrildiği Samsi Cafe’nin ortaklarından Deniz Ayvaz, hurriyet.com.tr’nin soruları üzerine, dün yaşananlar ve sorasına ilişkin şunları söylemişti, “Cumhurbaşkanı’nın geçişi sırasında kafede bir yoğunluk oluştu. Zaten tören sırasında da, polisler, zabıtalar bizim kafedelerdi. Tam geçiş sırasında kafenin alt katında bulunan veya çevreden kişiler de bizim kafeye geldi; Cumhurbaşkanı’nı görmek için. O sırada biri sigara içmiş. Bizim müşterimiz de değil. Dün akşam zabıta geldi. Sigara içen kişi tespit edilemedi. Bu da tutanak altına alındı. Biz de imzaladık tutanağı. Zabıta bize herhangi bir ceza kesmedi. Zaten cezayı zabıta değil İlçe Sağlık birimleri kesiyor. Bugün ceza kesilir mi bilemiyorum.”T24
Kobanê'de İlaçları, Cephede Yaralananlar Kullansın Diye Halk Hastaneye Gitmiyor
Dayanışmanın hakim olduğu Kobanê’de yaşayanların temel talebi insani yardım koridorunun açılması.IŞİD ile Kürt güçlerinin çatışmalarının sürdüğü Kobanê'de yaşayan insanlar, zorunlu olmadıkça geceleri dışarı çıkamıyor. Zaten birçok insan yıkıntılar içindeki kentten göç etmiş veya burada hayatını kaybetmiş. Karasinek ve koku istilasındaki kentte yaşayan hayvanlar da aç ve susuz. Özgür Gündem muhabiri Ersin Çaksu , Kobanê'deki gözlemlerini anlattı.Ersin Çaksu’nun BBC Türkçe’deki “Kobanê'deki 50 günüm: Ölülerine ağlamayan kent” başlıklı haberi şöyle:Daha önce de gelmiştim buralara. Ama o zamanlar gördüğüm sivillerden birçoğunu artık göremiyorum. Kimi göç etmiş, kimi çatışmalarda hayatlarını kaybetmiş.Kentin doğu tarafı çatışmalar, havanlar, IŞİD militanlarının bomba yüklü araçlarla yaptığı saldırılar ve hava operasyonlarından dolayı enkaz görüntüsünde. Buralar bir zamanlar kentin varlıklı muhitlerindenmiş. Kentin güney tarafında ise yıkıntılar doğuya nazaran az olsa da, orası da viraneden farksız.Şehir savaşının verildiği Kobanê'nin doğu ve güney kesimindeki evlerin hepsi de açılan deliklerle birbirine bağlanmış. Artık hiçbir evin tek bir kapısı yok. Bu boş evlere girdiğinizde, hiç dışarı çıkmadan deliklerden ilerleyerek; bir evin salonundan öteki evin banyosuna, üçüncüsünün avlusundan komşu evin mutfağına geçerek, 4-5 sokak sonra kentin başka bir yerinden çıkıyorsunuz.Her sokağın başında delik deşik olmuş veya ters yatmış araçlar var. Uzunca bir zamandır temizliğin yapılmadığı kentte havaların soğumasıyla birlikte kokular biraz azalmışsa da, kent karasinek istilası altında.Kentteki sokak köpekleri ve kimi evcil hayvanlar açlık ve susuzluktan sefil haldeler. Artık silah seslerini kanıksamışa benziyorlar. Tavuklar ise silah seslerinden kulak zarları delinmiş olsa gerek, artık hiçbir sese tepki vermiyorlar.67 yaşında cephedePeki kentteki siviller ne yapıyor? Kentte bulunan sivillerin çoğu çocuklar, yaşlılar ve anneler. Yani çatışmaya gidemeyenler ya da gitmelerine izin verilmeyenler...Tabii bazı yaşlıların bu kuralı deldiğini de belirtelim. Mesela 67 yaşındaki Xelîl Osman . İki oğlu ile birlikte cephede direnen Osman, 'Gençler ölürken benim ölümden korkmamı mı bekliyorsunuz?' diye soruyor.Siviller, geceleri çok zorunlu olmadıkça dışarı çıkamıyorlar. Çıkmaları gerekiyorsa da genelde YPG'ye haber veriyorlar; YPG gönderdiği bir araç ve iki savaşçısıyla onları gidecekleri yerlere götürüp getiriyor veya işlerini görüyor. Bu da genellikle hastalık ve acil durumlarda gerçekleşiyor.Bir de sivillerin yaşadığı bölgelerde havan saldırıları veya başka tehditler olduğunda kısa süreli bir olağanüstü hal ile onların oradan tahliyesi ve yeni yerleşecekleri yerlere yerleştirilmeleri sağlanıyor. Bunun dışında geceleri pek hareket olmuyor.Evlerin içinde de geceleri hareketli bir hayat olduğu söylenemez. Havan topu saldırısı olur da toplu kayıp verilir endişesiyle, fazla toplantı olmuyor evlerde.Şu anda kentin güvenli bölgelerinde 4 bine yakın kişi yaşıyor. Oysa bir zamanlar 360 köy ve Kobanê merkezinde 400 bin kişi vardı.Kentte seyahat kolay. Yola çıktığınızda karşınıza çıkan ilk araç hemen yanınıza yaklaşarak 'İstediğin yere bırakayım' diyor ve istediğiniz yere götürüveriyor.Müthiş bir dayanışma ruhu var. Belki de bütün ağır saldırılara karşı 50 gündür Kobanê'nin düşmemesinin sırrı bu dayanışmada gizli.Dayanışma ruhuKentte artık her ev herkesin evi... Şu anda kimsenin kendi evinde yaşamadığını söylersek abartı olmaz. Daha önce köylerde yaşayan ve sadece ihtiyaçları için kente gelen birçok kimse şu anda artık 'şehirli'... Orada akrabalarının evlerinde yaşıyorlar. Daha önce şehirli olanların bir kısmı da büyük ihtimalle şu anda Til Şeîr, Suruç veya başka bir yerde kendi topraklarında göçmen hayatı yaşıyorlardır.Ev sahipleri, kış için stokladıkları peynir, konserve, reçel ve kurutulmuş sebzeleri ihtiyaç sahiplerine veriyor.Paranın değeri yokKentteki bazı evlerin kapıları açılıyor ve insanlar buralara yerleştiriliyor. Aynı zamanda kimsenin şahsi hiçbir şeyinin olmadığını ama herkesin de ihtiyaç duyabileceği birçok şeye ulaşma imkanının olduğunu söyleyebiliriz.Örneğin bir arabaya ihtiyaç duyulduğunda bir garajın kapısı açılıyor ve arabanın kime ait olduğu, plakası kanton yönetimi ve YPG tarafından daha sonra bedeli ödenmek üzere kayıt altına alındıktan sonra kullanılıyor.Kobanê'de geçim kaynağı tarım ve hayvancılığın yanı sıra kuyu kazıcılığıydı. Zira Fırat Nehri'ne 35 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen, Baas rejimi Kobanêlilerin kentlerine ve köylerine su götürmesine izin vermeyince halk da çareyi kuyu kazıcılığında bulmuştu.Bugün kentte hiçbir ticari aktivite yok. Para, altın ve değerli eşyalar da artık o kadar değerli değil.Kentte çalışan tek bir işyeri var; o da fırın. Buradan çıkan ekmekler de herkese dağıtılıyor. Diğer gıda malzemeleri de -ki bunların çoğu stoklarlardaki konserveler ve Kobanê'ye gönderilen yardımlardan oluşuyor- haftanın belli günleri herkese eşit bir şekilde şekilde dağıtılmaya çalışıyor. Tam bir komünal yaşam var.Kentteki aileler daha çok cephe arkası lojistik işleriyle uğraşıyor. Yakıt temini, araç ve jeneratörlerin tamiri (Bu arada kentte son bir buçuk yıldır elektriğin olmadığını hatırlatalım), yaralıların bakımı, cephedeki savaşçılara yemek yapmak, elbise dikimi, silah tamiratı, cephanelerin taşınması vs.'Ağlamayacağız'Gönüllülük temelinde herkes her işi yapıyor. Kentin mezarlığı şimdi çatışma bölgesi. Çatışmalarda yaşamlarını yitiren savaşçılar veya siviller kentte belirlenen bir yerde, fazla bir merasim yapılmadan gömülüyor.Mezarlıkta konuştuğum Xatûn isimli kadın, çatışmada yaşamını yitiren bir YPJ savaşçısını gömdükten sonra gözyaşlarını silerek, 'Şimdi ağlamayacağız. Gün ağlama günü değil. Kobanê özgürleşince iki defa ağlayacağım. Biri toprağa verdiğimiz evlatlarımız için, biri de onların mücadeleleri boşa gitmediği ve Kobanê özgürleştiği için sevinç gözyaşları olacak' dedi.Til Şeîr'deki durum daha kötü. Kobanê'nin doğusunda bulunan bu köyde sınır telleri ile tren hattı arasındaki mayınlı bölgede 5 bine yakın sivil var.IŞİD saldırıları başlayınca halk kurtarabildikleri üç-beş parça eşyayı alıp bu mayınlı bölgeye gelmiş. İlk geldiklerinde mayın yüzünden yaralananlar olduysa da, sonradan mayınsız bölgeye çekilerek yaşamayı öğrenmişler.Bazı ailelerin bütün üyeleri bir arada, bazıları ise ailenin bir bölümünü Suruç'a göndermiş. Kobanê ile Suruç arasındaki tek bağlantı telefonlar. Buradakiler oradakileri, oradakiler de buradakileri merak ediyor. Çünkü Suruçtakiler mülteci olarak hayatta kalmaya çalışırken, Kobanê'dekiler de IŞİD'e karşı savaşıyor.Kamyonet kasasında hayatTil Şeir'deki mayınlı arazide arabaların içinde, kamyonet kasalarında yaşayanlar var. Bulabilen çok az sayıdaki kişi de çadırlarda yaşıyor.Burada barınma imkanlarının olmamasının yanında su, yemek, temizlik, tedavi imkanları, temizlik ve tuvalet gibi ihtiyaçlar çok kıt. Burada görüştüğüm insanların çoğu 35-40 gündür banyo yapmadıklarını ve sıcak yemek yemediklerini dile getiriyor.Havaların soğumasıyla birlikte artık hastalıklar da başladı. Su ihtiyacı tankerlerle sağlanıyor. Ekmek ve gıdayı da Kobanê Kantonu hükümeti ve YPG karşılamaya çalışıyor.Mesela üç günde bir buradaki yurttaşlara un dağıtılıyor. Elli kilogramlık bir çuval un 5 aile arasında bölüştürülüyor. Diğer az sayıdaki konserve ve gıda malzemeleri de belirli aralıklarla dağıtılmaya çalışılıyor. Burada kime mikrofon uzatsanız, Türkiye'den yakınmalar işitiyorsunuz:'Suruç'ta bazı hayırsever insanlarımız bize ekmek ve eşya getiriyor, ama Türk askeri geçişlerine izin vermiyor. Bize burada kalmamamızı ve eşyalarımızı burada bıraktıktan sonra sınırı geçmemizi dayatıyorlar. Burada ölürüz ama toprağımızdan vazgeçmeyiz. Bize kendi topraklarımızda bir çare bulunsun.'Temel talepleri ise insani yardım koridorunun açılması. Konuştuğum birçok kimse köylerinden kaçarken sadece üstlerindeki kıyafetleriyle kaçtıklarını ve hiçbir şeylerini almadıklarını dile getiriyorlar.Daha önceki Kobanê ziyaretimde bazılarının evlerine de konuk olduğum bu insanların birçoğu köylerinde hali vakti yerine insanlardı.Ancak hepsi bir gece ya da bir sabaha karşı her şeylerini arkalarında bırakarak göç yollarına düştüler ve şimdi yardıma muhtaç durumdalar.Hemûdê Bekir isimli Kobanêli'ye daha önce Fırat Nehri'nin yanında küçük bir cenneti andıran Degirman köyündeki evinde konuk olmuştum.Bahçesinde birçok meyve ağacının bulunduğu o güzelim ev yerine şimdi Til Şeîr'de evi haline gelen traktör römorkunda ziyaret ediyorum. Gözleri yaşlı bir şekilde, 'Halimizi görüyorsun. Daha önce de gördün, şimdi de görüyorsun' diyebiliyor ancak.Doktora neden gitmiyorlar?Havada susuzluktan ya da çatışmalar nedeniyle telef olan hayvanların yaydığı koku var. Kentte beş hekim var, onlar da imkansızlıklar nedeniyle ancak pansuman yapabiliyor. Kentin üç hastanesi bombalandığından, bu beş doktor iki gözlü bir evde sağlık hizmeti veriyor.Til Şeîr'de hastalanan birçok kimseye 'Neden doktora gitmiyorsunuz?' diye sorduğumda verdikleri cevap, mücadelenin ortaklığını gözler önüne seriyor:'Bize bir şey olmaz. Zaten hastanede bir şey yok; olanları da biz harcamayalım. Çocuklarımız cephede savaşıyor, yaralanıyorlar. Ne varsa onlar için kullanılsın.'T24
Reklam
Ideas Island: Girişimcilerin Fikirlerini Geliştirmesi İçin Ücretsiz Konaklamalı Adalar
Ideas Island; yaratıcı yazar ve profesyonel konuşmacı Fredrik Härén tarafından yaratılmış bir fikir olarak doğmuş. Fredrik Härén; insanların yalnız başına ve dış dünyadan bağımsız bir alanda daha yaratıcı olduklarını düşünerek 3 küçük adayı (Filipinler’deki Palawan Adası ile İsveç’te yer alan Vifarnaholme ve Svanholmen Adası) bu fikrini uygulamak için uygulama alanı olarak belirlemiş.Normal konaklamarda, ziyaretçilerden 1 haftalığına 1000 dolar konaklama ücreti alınmasına rağmen, ücret konusunda girişimcilerden herhangi bir talepte bulunulmadığını belirtelim.Konaklama süresi olarak genelde 1 haftalık bir zaman dilimi belirlenmiş. Bu süreden uzun konaklamak istemeniz halinde uygunluk durumuna göre sürenin uzatılabiliyor. Adaya 4-6 kişilik bir arkadaş grubuyla gelmeniz mümkün. Siz ve konaklamak istediğiniz arkadaşlarınız dışında adada başka kimse bulunmuyor. Yeme/içmenin ücretli olduğu adalarda, konaklama için bağış yapmak isteyen girişimcilerden alınan ücretler ise İsveç’teki evsizler için harcanıyormuş.Konaklamalar başvuru ile kabul ediliyor. Başvuruda bulunurken sizden bazı bilgiler isteniyor. Hangi fikir üzerinde çalıştığınız, neden bu adalarda kalmak istediğiniz gibi sorular soruluyor ve adalarda konaklamak isteyen girişimciler, bu başvurular arasından seçilerek belirleniyor.Amaçlarının iyi fikirlerin yaratılmasına yardım etmek olduğunu söyleyen Fredrik Härén; yalnız, rahat bir ortamda ve doğayla iç içe olunduğunda iyi fikirlerin daha kolay üretilebildiğine inanıyor.Türkiye’den bu adalarda konaklamak isteyen olur mu bilinmez ama bu adalara çok uzak olmayan girişimcilerden çokça başvuru alacağını tahmin edebiliriz. Giderek büyüyen şehirlerde, gürültü ve kargaşanın yarattığı yoğun yorgunluk hissinden uzak, bu gibi alanlarda yeni fikirler bulmak ve var olan fikirleri geliştirmek eminiz daha kolay olacaktır.Fredrik Härén’in inandığı gibi bu adalarda büyük fikirler filizlenir mi bilinmez ama günümüz girişimcilerinin istediği özel bir fikir alanının oluşmuş ve düşünülmüş olması ilerisi için umut verici.Webrazzi
Tadından Yenmez, En İzlenesi 8 Türk Yapımı Animasyon Film
Karikatürist Bülent Üstün'ün oluşturduğu, Türk popüler kültürünün önemli yapıtaşlarından olan Şero, aynı isimli çizgi roman karakteri için yönetmen Mehmet Kurtuluş tarafından hazırlanmış olan, Türk yapımı bir animasyon filmidir.
Reklam
Gezi Davasında 12 Kişiye Yakalama Kararı
Kocaeli'nde, haklarında dava açılan 236 sanığın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme, duruşmaya katılmayan 12 sanık hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar vererek duruşmayı yarına erteledi.Kocaeli'nde, Gezi Parkı odaklı eylemler nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında haklarında dava açılan 236 sanığın yargılanmasına devam edildi. Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklardan Hakan Eroğlu, Hasan Gazel ve Lütfi Biçer ile avukatları katıldı.Duruşmada söz alan Eroğlu, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, yürüyüşlere demokratik tepkisini göstermek için katıldığını savundu. Sanık Gazel de suçlamaları reddederek, yürüyüşe katılmadığını, iş bitiminin ardından çalıştığı kahvehanenin altında bulunan pasajda gözaltına alındığını öne sürdü.Sanıklardan Biçer ise yürüyüşlere katılmadığını, yol güzergahındaki Cumhuriyet Parkı'nda müdahale sırasında biber gazından kaçtığı sırada gözaltına alındığını iddia etti.Mahkeme, duruşmaya katılmayan 12 sanık hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar vererek duruşmayı yarına erteledi.Kocaeli'nde, Gezi Parkı odaklı eylemlere destek vermek amacıyla çeşitli tarihlerde düzenlenen gösterilerde, 'polise mukavemet, kamu malına ve esnafa zarar vermek' suçlarından 236 kişi hakkında dava açılmıştı. AA
Beşiktaş Taraftarı TFF'ye Yürüyecek
Yazılı bir açıklama yapan Beşiktaş taraftarları, önümüzdeki cumartesi günü Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) İstinye'deki binasına yürüme kararı aldı.Derbi öncesi Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ile Fenerbahçe Başkanı arasında yaşanan polemiğin ardından derbi maçtaki hakem kararları da camiayı ayağa kaldırdı. Geçen sezon olduğu gibi bu sezonda Beşiktaş’ın engellenmek istediğini savunan siyah-beyazlılar “Adalet Yürüyüşü” kararı aldı. Gökhan Töre ve Olcay Şahan’a gösterilen kırmızı kartlar ile Fenerbahçeli futbolcuların kameralara yansıyan küfürleri siyah-beyazlılar oldukça öfkelendirmişti.TFF’yi protesto yürüyüşüyle ilgili “Büyük Beşiktaş Taraftarları” imzalı yazılı açıklama şöyle:“Hak için, Adalet için, Beşiktaş için,TFF’YE YÜRÜYORUZ !Beşiktaş’a karşı adaleti yok sayanlara “DUR!” demenin vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Her sene değişik senaryolar eşliğinde aynı amaçlarla yürütülen bu düzen bir derbi sonrası daha açıkca gözler önüne serilmektedir. Geçtiğimiz yıllarda akıllarda kalan en büyük soru işaretleri Galatasaray-Ankaragücü maçıyla başlamış, 101.yılımızda Samsunspor maçıyla, geçtiğimiz sezon ise Galatasaray maçıyla sürdürülmüştür. Bu sezon ise bazı tv kanallarında “Beşiktaş’ı şampiyon yapmak istiyorlar!” sözleriyle ilgili yerlere mesaj verilmiş, derbi öncesi rakip takımın sözde başkanı çıkıp tehtitler savurmuş ve sezonun en formda, Avrupa’da kök söktüren bir takım tepe taklak edilmiştir. Bu olanlar sadece örneklerin genellemesidir. Futbol ahlakı ile hiç bir bütünlüğü olmayan E.B. isimli şahısın teknik ekibimiz ve oyunlarımıza yaptığı hakaretleri dile dahi getirmeyeceğiz. Saygıdan, sevgiden, haktan, adaletten bahsedilerek Efsane Başkanımız Sayın Süleyman Seba’nın adının bu kahpe düzene alet edilmesini de kati surette istemiyoruz.Bizler hiçbir zaman Beşiktaşımıza ayrımcılık veya kayrılma gibi beklentiler içine girmedik. ŞEREF’imizle çıktığımız yeşil sahalardan HAKKI’mız ne ise onu alabilmeyi istedik. Fakat ne bir hak verildi ne de adalet yerini buldu. Bu düzen böyle gittiği sürece de Beşiktaş ne zaman fırtına gibi esip gürlese hak ve adalet çanları Beşiktaş için çalmamaya devam edecek. Fakat bizler bu düzeni bozacağız, bozmak için elimizden geleni yapacağız.8 sene boyunca Beşiktaş’ı türlü dertlere sokan bir adamın TFF Başkanı olduğu ve çanakcılarının TFF Yönetim Kurulu, MHK gibi makamlarda yer aldığı bir oluşumda Beşiktaş’a düşmanlık aramamak elde değil. Beşiktaş için kenetlenme vaktini şimdi şimdi başlatıyor, 7’den 70’e Siyah Beyaz renklere gönül vermiş herkesi, Beşiktaş JK Başkanı Fikret Orman’ı ve yönetim kurulunu bizimle birlikte 8 Kasım Cumartesi günü saat 14:00’da İTÜ-Maslak Metro İstasyonunda buluşarak İstinye’de ki TFF Binasına kol kola, omuz omuza adalet için yürümeye davet ediyoruz. Bilin ki, öfkemizin ve nefretimiz aşkımız kadar derin. Bu sebeple yürüyüş genelinde abi egomanyasıyla gelerek basın açıklması yaparak dönecek bir kişiyi dahi istemiyor ve hiç bir mikrofona veya kameraya konuşmayacağımızın altını çiziyoruz.”Amk Spor
'1000 Oda Hangi Amaçla Kullanılacak?'
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı TBMM gündemine taşıyarak, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun cevaplandırması istemiyle, 'Sarayın içindeki 1000 oda hangi amaçla kullanılacak?' diye sordu. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın TBMM'ye verdiği Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yazılı olarak cevaplandırması istemiyle verdiği soru önergesi şöyle:'Atatürk'ten miras kalan Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı tartışmaları da beraberinde getirmiş, 1000 odalı olduğu söylenen sarayın maliyetinin de milyarlarca lira olduğu iddia edilmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardan beri süre gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları'nın Çankaya Köşkü'nü kullanma geleneğini de bitirmiştir. Bu sarayın yapımına harcanan maliyet kadar, bu büyük sarayın yıllık bakım masrafının nasıl ve nereden karşılanacağı da merak konusudur. Bu nedenle; Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yapımına harcanan maliyet ne kadardır? Sarayın 1.000 odalı olduğu doğru mudur, sarayda neden bu kadar çok odaya ihtiyaç duyulmuştur? 1000 odalı olduğu iddia edilen bu sarayın odaları ne amaçla kullanılacaktır, bu kadar çok oda nasıl değerlendirilecektir? Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı için Cumhurbaşkanlığı bütçesine konulan yıllık bakım ve onarım miktarı ne kadardır? Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı 12'nci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan sonraki Cumhurbaşkanları tarafından da kullanılmaya devam edecek midir?'DHA
Ankara'da Ortaokul Öğrencisi Müdür Yardımcısını Vurdu
Ankara'da 8. sınıf öğrencisi müdür yardımcısını silahla vurdu.Ankara Esertepe'de bulunan Mustafa Necati Ortaokulu'nda okuyan Ulaş A. isimli ortaokul öğrencisi, okulun müdür yardımcısı Hayri Ö.'yü silah ile yaraladı. Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, yaralanan müdür yardımcısına ilk müdahaleyi olayın meydana geldiği okulda gerçekleştirdi. 112 ekipleri, yaralı müdür yardımcısını Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü.8. sınıf öğrencisi Ulaş A.'nın olay yerinden kaçması sonucu emniyet güçleri çalışma başlattı. Kısa süren takip sonucunda Ulaş A. yakalanarak polis merkezine götürüldü. Bazı öğrenciler ise Ulaş A.'nın derslere girmediğini ve müdür yardımcısını yaralayan öğrencinin sürekli okuldan kaçtığını iddia etti. Polis olay ile ilgili soruşturma başlattı.DHA
Reklam