onedio
Aytaç Yalman 'Darbeyi Asıl Ben Önledim' Demişti
Eski Genelkurmay Eski Başkanı Hilmi Özkök , 2012 yılında bir televizyon programında 'Darbeyi ben önlemiştim' sözlerine yönelik olarak, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman , 'Darbeyi asıl ben önledim' ifadelerini kullanmıştı.Yeniden görülmeye başlayan Balyoz davasında, 'Bu dava ile ilgili olarak size Balyoz planı ile ilgili istihbarat almadım. Belge ve bilgiye sahip değilim. Basından öğrendim bu konuyu. Bu konu ile ilgili bu haraketin engellenmesi hususunda girişimim olmadı” ifadelerini kullanan, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, 26.09.2012 tarihinde İsmail Küçükkaya'ya verdiği röportajda, 'Darbeyi ben önlemiştim' diye konuşmuştu,Aytaç Yalman'la görüşen dönemin Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya köşesinde ilginç olayı şöyle anlatmıştı:Dün öğlen bülteninde NTV canlı yayınına katılmıştım. Güncel konuları değerlendirmiş ve özellikle Balyoz davasıyla ilgili soruları yanıtlamıştım. Bir süre sonra cep telefonum çaldı. Arayan da bir cep telefonuydu. Açtım, telefondaki ses 'Aytaç Yalman paşamın korumasıyım. Sizinle görüşmek istiyor, uygunsanız kendisine aktaracağım' diyordu. 'Memnuniyetle' diye cevap verdim.Aytaç Yalman telefonu aldı, 'Sana sitem etmek için arıyorum' dedi ve ekledi: 'Biraz önce seni NTV'de izledim. Hilmi Özkök için darbeyi önleyen kişi ifadesini kullandın. Aytaç Yalman'ın rolü ne, diye soruldu. Hiçbir şey söylemedin, geçiştirdin.'Bu sözler üzerine şaşırdım, gerçekten çok ilginç bir durumdu. Sezgilerim, bunun ardından tarihi bir açıklamanın geleceğini söylüyordu. Küçük bir düzeltme yaptım. Televizyonda 'Varsa bir darbe girişimi, Hilmi Özkök'ün önlediğini anlıyorum' demiştim.Kendisine 'Televizyonda ne söylememi beklemiştiniz?' diye sordum.Şöyle yanıt verdi: 'Diyebilirdin ki; iddianameye göre darbeyi önleyen kişi, Aytaç Yalman'dır. Bunu söylemen yeterliydi. Tek bir cümle...'Sonra Yalman'a televizyonda o soruyu neden yanıtsız bıraktığımı anlattım.Çünkü bir gazeteci olarak olup bitene ve söylenenlere bakıldığı zaman Hilmi Özkök'ün buradaki rolünün açık olduğunu, buna karşılık Aytaç Yalman'ın pozisyonunun tam anlaşılmadığını düşünüyorum. Benim için bu telefona kadar da hala net değildi.Bunları konuştuktan sonra Paşa'ya sordum: 'Darbe girişimini gerçekten siz mi önlediniz?'İşte yanıtı: 'Bilmem, Türk Ordusu tek kişi değildir. Tek Genelkurmay Başkanı da değildir. Ucuz kahramanlık kimseye yakışmaz. Türk Ordusu demek Kara Kuvvetleri Komutanlığı demektir. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?'Tekrar ettim; 'Darbe girişimini siz mi önlediniz?''Ben öyle demiyorum, iddianame öyle diyor' diye cevap verdi.Aramızdaki diyalog şöyle sürdü:-İddianame tam ne diyor?'Darbeyi Aytaç Yalman önlemiştir' diyor.Balyoz davası ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin o dönemiyle ilgili gerçekten heyecan verici sözlerdi. Tam bu arada Aytaç Yalman 'Ben bunları yazman için aramıyorum' deyince, ısrar ettim: 'Daha önce başka yerlere açıklamalarınız oldu, beni de düzeltmem için aradınız.''Erken öten horozun kafasını keserler; zamanı gelince konuşurum. Bizim de kafamız gitmesin' karşılığını verdi.Yazma konusunda ısrarcı oldum. Bir süre önce Fazıl Say konserinde karşılaşmış, uzun uzun sohbet etmiştik. 'Yazma, ileride konuşurum' demişti.Aytaç Yalman'ın bu yaşananlarla ilgili durumunun net olmadığını, kamuoyunda farklı izlenimler oluştuğunu vurguladım. Ardından, Ergenekon'un eski savcısı ve o dönemki en kilit ismi Zekeriya Öz'ün bir karşılaşmamızda bana söylediği 'Hilmi Özkök demokrasi kahramanıdır' sözlerini hatırlattım. Şu tarihi açıklamayı yaptı:'O demokrasi kahramanıysa, biz demokrasi düşmanı mıyız? Ömrümüz boyunca devleti, vatanı korumak için canla başla uğraştık. Hem Cumhuriyeti korumaya çalıştık hem de demokrasiyi... Bizim için ikisi de önemliydi.'
Hayatının Son Basketi
Yaklaşık 1 yıl önce beyin tümörü teşhisi konan Lauren Hill, parkelerde oynama hayalini gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıl ekim ayında rahatsızlığa yakalanan Lauren, 22 numaralı formasıyla sınıf arkadaşlarıyla birlikte parkeye çıktı.Sadece 47 saniye oynayan Lauren Hill, 4 sayı kaydederken arkadaşlarının büyük desteğini aldı. Maçın ardından açıklamalarda bulunan Lauren Hill, 'Hayatım boyunca bir kolej maçında oynayabileceğimi düşünmemiştim. Ancak parkeye çıkar çıkmaz tribünlerin coşkusunu hissetmek müthiş bir duyguydu' ifadelerini kullandı.
Boğaz'da Tekne Faciası
İstanbul Boğazı'nın Karadeniz çıkışı Rumeli açıklarında bir tekne battı. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Rumeli Feneri açıklarındaki tekne faciasıyla ilgili yaptığı yeni açıklamada can kaybının 21 olduğunu açıkladı. Kaçak göçmenleri taşıdığı belirtilen 12 metre uzunluğundaki 'Torun' isimli tekne, Rumeli Feneri'nin 3 mil açıklarında alabora oldu. Teknede çoğu Afgan ve Suriye uyruklu 43 kişinin bulunduğu öğrenildi. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü verilerine göre, teknede, 12'si çocuk, 7'si kadın toplam 42 kaçak ve bir kaptan bulunuyordu. Sahil Güvenlik'ten yeni açıklamaSahil Güvenlik Komutanlığı, Rumeli feneri açıklarındaki tekne faciasıyla ilgili yeni açıklama yaptı. Yeni açıklamada ölü sayısı 21, kurtarılan kişilerin sayısının ise 6 olduğu açıklandı.Yeni açıklamada, 'İstanbul Boğazı çıkışı 3 mil kuzeyinde içerisinde bir grup göçmenin bulunduğu bir teknenin battığı ihbarının alınmasını müteakip görevli 1 Arama Kurtarma Gemisi, 8 Sahil Güvenlik Botu, 1 Sahil Güvenlik Helikopteri ve 1 Sahil Güvenlik Uçağı tarafından başlatılan arama kurtarma faaliyetinde, 6 kişi sağ olarak kurtarılmış, 21 şahsın cansız bedeni denizden alınmıştır. Arama faaliyetlerine halen devam edilmektedir' denildi.Sabah saatlerinde yapılan açıklamada ise 24 kişinin öldüğünü 7 kişinin de sağ kurtarıldığı açıklanmıştı.Tekne faciasında can verenlerin çoğu çocukİstanbul Boğazı'nda bu sabah saatlerinde yaşanan tekne faciasının detayları belli olmaya başladıkça manzaranın korkunçluğu büyüyor. Mültecileri taşıyan 40 kişilik teknenin batmasının ardından sadece bir kişinin kurtulduğu ve hayatını kaybedenlerin çoğunun çocuk olduğu belirtiliyor.Yardım çalışmalarına katılan kaptanlar denizden topladıkları cesetlerin çoğunun çocuk olduğunu açıkladı.'Burada dehşeti yaşıyoruz'Kurtarma çalışmalarına katılan Kaptan Ali Saruhan faciayı şu sözlerle anlattı:'Balıkçılar da kurtarma çalışmalarına katılıyor. Telsizlerden anonslar yapılıyor. Ölenlerin çoğu çocuklar. Rüzgar çok kötü etkiliyor. Tekne küçük bir tekne bildiğiniz sandal. İçine 40 kişi koymuşlar. Dehşeti görüyoruz. Denizde çocuk cesetleri görüyoruz. Çocuklardan birinin cenazesi gemimizde, sanırım Afrika kökenli. Burada dehşet yaşanıyor'Görgü tanığı olay sonrasını anlattı Görgü tanığı Adem Kan, '1 kişiyi yarı baygın bulduk, hastaneye yetiştirilmeye çalışılıyor. İçlerinde 2 tane çocuk var sanırım. Küçük bir tekne. 30 kişiyi alabilecek bir tekne değil. Göçmen teknesi. Batık bir şekilde, sürükleniyor tekne. Tekne Rumeli tarafında olduğu için Bulgaristan'a gittiğini tahmin ediyoruz. Bu havada çıkıp insanlara kıyım yapıyorlar' dedi.Olay yerinden gelişmeleri aktaran CNN TÜRK muhabiri Göksel Göksu da şunları söyledi; 'Teknenin sürüklendiği bilgisi var ama çelişkili bilgiler geliyor. Teknede yaklaşık 40 kişi olduğu ve Bulgaristan'a gittiği yönünde bilgiler var. Diğer bir bilgi de aşırı yük nedeniyle battığı şeklinde. Balıkçılar da kurtarma çalışmalarına katılıyor'Ölenlerin cenazeleri kıyıya getirildiSarıyer Rumeli Feneri açıklarında içinde kaçak göçmenlerin bulunduğu bir teknenin batması sonrası yaşamını yitirenlerden bazılarının cesedi Sarıyer'deki Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı limanına getirildi. Buraya gelen savcı ve jandarma olay yeri inceleme ekiplerinin incelemeleri sürüyor.Kazanın ardından olay yerine hareket eden Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı'na ait arama kurtarma gemilerinden biri saat 11.45 sıralarında limana geri döndü. Gemideki personelin tamamının maske taktığı görülürken, geminin yanaştığı yere savcı, jandarma olay yeri inceleme, sağlık ve Sarıyer Belediyesi'ne ait ekipler geldi. Savcı ve beraberindekiler gemiye girerek incelemeye başladı.Öte yandan Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı limanına İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait 4 cenaze aracının da geldiği görüldü.'Kötü hava koşullarıyla batmış olamaz'Denizde sığınmacıları ilk gören ve onları kurtaranlardan balıkçı Emrehan Kolcu, Al Jazeera'ya yaptığı açıklamada, havanın iyi olduğunu, teknenin kötü hava koşulları sebebiyle batmış olamayacağını ve kamaranın parçalanmış olduğunu da belirtti. Balıkçı, Torun isimli teknenin kaçak yolcu taşıdığı için ışıklarını yakmamış olabileceğini ve bu sebeple de başka bir gemi ile çarpışmış olabileceğini söyledi.Balıkçılar ölen ve sağ kurtarılanların üzerinde can yeleği olduğunu ve ölenler büyük ihtimalle boğularak değil soğuktan hayatını kaybettiğini savunuyor.CNN Türk, DHA ve Al Jazeera
Bülent Yıldırım'ın Notu Belli Oldu
Beşiktaş cephesinin büyük tepki gösterdiği derbi maçın hakemi Bülent Yıldırım'ın aldığı not belli oldu.Spor Toto Süper Lig ‘de Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan derbide, skor ve futbol kadar hakem Bülent Yıldırım ‘ın yönetimi de çok konuşuldu.Yorumculuk yapan eski hakemlerin neredeyse tamamı Yıldırım ‘ın başarısız olduğu görüşünü savundu. Maç sonrası Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ‘ın yerden yere vurduğu hakem Bülent Yıldırım ‘ın gözlemci İlhami Kaplan ‘dan kaç puan aldığı kamuoyunda merak konusu oldu.Hakem Bülent Yıldırım , derbideki yönetimiyle 8.2 not aldı. Bu, ‘iyi, verimli performans’ anlamına geliyor. Yani, gözlemci İlhami Kaplan hakem Bülent Yıldırım ‘ın performansını yeterli buldu. Dolayısıyla Yıldırım ‘ın Merkez Hakem Kurulu tarafından dinlendirilmesi gibi bir durum söz konusu değil.HANGİ NOT, NE ANLAMA GELİYOR?9.0 – 10 Mükemmel performans (Eksiksiz)8.5 – 8.9 Çok iyi (Çok beğenilen performans)8.0 – 8.4 İyi (Verimli performans)7.5 – 7.9 Tatmin edici (Geliştirilmesi gereken noktalar var)7.0 – 7.4 Vasat performans (Beklentilerin altında)6.0 – 6.9 Zayıf performans (Oldukça yetersiz)5.0 – 5.9 Çok zayıf performans (Kabul edilemez)Hürriyet
Reklam
Mahkeme, Munzur Vadisi'ndeki HES Projelerini İptal Etti
Tunceli'de, Munzur Vadisi içinde yapılması planlanan 4 HES projesi, Ankara 3'üncü İdare Mahkemesi tarafından hukuka aykırı ve ÇED yeterliliği olmadığı gerekçesiyle iptal edildi.Tunceli ile Ovacık İlçesi arasında bulunan Munzur Vadisi Milli Parkı içinde yapılması planlanan 4 HES projesinin iptali için, kentte yaşayan 5 avukat ile 19 vatandaş, Ankara 3'üncü İdare Mahkemesi'ne başvurup projelerin iptal edilmesi için dava açtı.DHA'dan Ferit Demir 'in haberine göre, Mahkeme, Temmuz ayında Konaktepe 1, Konaktepe 1 ve Bozkaya Baraj ve HES projelerini hukuka aykırı ve ÇED yeterliliği olmadığı gerekçesiyle iptal etmişti. Son olarak mahkeme 31 Ekim günü yapılan duruşmada Munzur Vadisi'ndeki dördüncü proje olan Kaletepe HES projesini de iptal etti.'Munzur Vadisi'ne çivi bile çakılamaz'Munzur Vadisi üzerindeki 4 HES projesinin iptal edilmesi için mahkemeye başvuran avukatlardan Tunceli Barosu Başkanı Uğur Yeşiltepe, Özgür Ulaş Kaplan ve Haydar Çetinkaya ile birlikte basın toplantısı düzenledi.Avukat Kaplan, Munzur Vadisi'nde yapım aşamasına gelen 4 HES projesinin mahkemelerce iptal edilmesinin en büyük gerekçesinin geçmiş yıllarda baraj projesi hazırlanırken hukuksuz gerekçeler gösterilmesi ve ÇED muafiyeti olduğunu söyledi.Munzur Vadisi içindeki Milli Park sahası içinde kimsenin tek bir çivi bile çakamayacağını söyleyen Kaplan, 'Bundan böyle Munzur içersinde hiçbir baraj projesinin hayata geçirilmesi imkansız hale geldi. Devlet bir daha vadi içinde baraj projesi hayata geçirmek isterse bu tamamen hukuksuz ve kaçak bir çalışma olur ve buna da kimse müsaade edemez zaten' dedi.Sol
Independent: Türkiye'den Suriye'ye Gece Uçuşları
Independent gazetesi, son 20 gündür Türkiye'den Suriye'ye gece uçuşları yapıldığını öne sürdü.Gazetenin ünlü Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, bu haberini Suriyeli askeri kaynaklara dayandırıyor.Buna göre Akdeniz kıyısındaki Lazkiye'nin hemen kuzeyinde konuşlanan askeri kaynaklar, geceleri sınırın Türkiye tarafından gelen uçakların doğuya, Suriye'nin içlerine doğru gittiğini söylüyor.Robert Fisk 'Bunların (insansız hava aracı ya da pilotlu uçak olabilirler) Amerikalılara ait olup olmadığını bilmiyorlar. Gündüz ya da gece herhangi bir hava akını da duymamışlar. Ancak subaylar, isyancıların eline son zamanlarda TOW cinsi tanksavar silahlar geçtiğinden bahsediyor.'Haberde bu isyancı grupların Suriye'nin Akdeniz kıyısına büyük bir saldırı için 'yoklamalar yapan' IŞİD yanlısı ya da IŞİD'den esinlenen İslamcılar olduğu belirtiliyor.Robert Fisk, Suriyeli subayların kendisine gösterdiği bir güdümlü füze parçasında füzenin Amerikan yapımı olduğuna dair, seri numarasına kadar uzanan kanıtları bulunduğunu da yazmış.Subaylara göre 26 Eylül'de atılan bu füze, kumun altına saplandığı için binlerce parçaya bölünmemiş.Eagle-Piche IND tarafından yapılan füzenin seri numarasını da paylaşan Fisk 'Suriyeliler, 1989 yapımı olduğu sanılan bu silahın nasıl olup da İslamcıların eline düştüğünü bilmiyor. Ancak Amerikalıların bunu bulması zor olmasa gerek.' diyor.Yazı şöyle devam ediyor:'İslamcılar bu Amerikan silahlarını nasıl aldı? Uluslararası silah piyasasından mı? Ya da Amerikalıların verdiği silahları en yüksek fiyatı verene satan 'ılımlı' isyancılardan mı?'Robert Fisk yazısının devamında Çeçen komutan Müslim el Şişani liderliğindeki bir grubun düzenlediği intihar saldırısını anlatmış.Fisk'in konuştuğu Suriyeli kaynaklar, bölgede Türkmen, Mısırlı, Libyalı, Tunuslu, Faslı, Körfez ülkelerinden gelme çok sayıda İslamcı grup olduğunu ve bunların birbirini 'balinalar gibi' yuttuğunu belirterek, büyük bir grubun gelip bu ufak yapılanmaları tek çatı altında toplamasının an meselesi olduğunu söylüyor.Robert Fisk 'Açık açık söylemeseler de bu büyük grup da Arapça adıyla DAİŞ, yani IŞİD olacak herhalde.' diyor.BBC Türkçe
Reklam
Meteoroloji'den Artvin, Ardahan, Erzurum ve Rize'ye Kar Yağışı Uyarısı
Meteoroloji’den yapılan açıklamaya göre Artvin, Ardahan, Erzurum ve Rize’de Salı sabahından itibaren yoğun kar yağışı bekleniyor.Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklama şöyle: Son değerlendirmelere göre halen Doğu Karadeniz kıyılarında yağmur, yükseklerinde kar olarak devam eden yağışların, yarın (Salı) sabah saatlerinden itibaren etkisini arttırarak Rize ve Artvin kıyılarında kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli (21-75mm) sağanak yağmur, Artvin, Ardahan ve Erzurum'un kuzey ilçeleri ile Rize'nin yükseklerinde yoğun kar yağışı (20 cm üzeri) şeklinde olacağı tahmin ediliyor. Yarın akşam saatlerinden sonra etkisini kaybetmesi beklenen kuvvetli yağışların meydana getirebileceği olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.
Eymir Gölü'ne Usulsüz Proje
Ankara Gölbaşı Özel Çevre Koruma Alanı içerisinde yer alan ve ağaçlandırılacak Eymir Gölü yakınındaki bölgeye 225 kişilik otel yapılması hedefleniyor. 100 metre güneyinde İmrahor Deresi'nin bulunduğu alanda inceleme yapan Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, inşaat ruhsatı verilmeden kat irtifakı verildiğini belirterek projede usulsüzlüklerin olduğunu kaydetti.ileri.org'dan Rıfat Doğan'ın haberine göre, Ankara'da 1. derece doğal sit alanı olan Eymir Gölü'ne 150 metre uzaklıktaki alanda 225 kişinin konaklayacağı diplomatik otel projesi hazırlandı. 24 Ekim'de ÇED raporu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde askıya çıkan proje 36 bin 750 metrekarelik alanda hayata geçirilecek. 10 milyon TL proje bedeline sahip olan diplomatik otel projesi 157 odalı olacak. İki adet açık yüzme havuzu, yeşil alanlar ve rekreasyon alanlarının yer alacağı projenin içerisinden Oran-Eymir yolu geçiyor. Projenin 100 metre güneyinde de İmrahor Deresi var.YÜZLERCE KUŞ HAYVAN TÜRÜ VARYüzlerce kuş türü bitkü ve hayvan türüne ev sahipliği yapan Eymir Gölü yakınına yapılacak projeye TMMOB Çevre Mühendisleri Odası sert tepki gösterdi. İncemelerde bulunan Oda Yönetim Kurulu Başkanı Baran Bozoğlu söz konusu otel projesinin alanı Özel Çevre Koruma Alanı içerisinde kaldığını, ağaçlandırılacak alan olarak gösterilen bölgeye ait plan notlarında ise turizm ve konut yapısına dair ifadeler yer aldığını belirtti.ÇANKAYA BELEDİYESİ KARŞI ÇIKIYORBozoğlu, “bu önemli doğal alana yapılması planlanan otel projesiyle birlikte Eymir Gölü ve çeperinin yapılaşmaya açılacağı su götürmez bir gerçekliktir” dedi. Bozoğlu ayrıca, Çankaya Belediyesi tarafından verilen görüşte, 1/25000 ve 1/5000 lik planların mahkemelerce iptal edildiği ve Danıştay tarafından onaylandığı belirtilerek 1/1000 lik plan üzerinden işlem yapılamayacağı bu nedenle bu alanda projenin olmasını istemediklerini belirttiğini söyledi.Projede kimin usulsüzlüklerin olduğunu kaydeden Bozoğlu Proje Tanıtım Dosyası`nda Ek-6`da 92 adet (oda sayısı kadar) 'kat irtifakı' tapusu bulunduğunu, parsel içerisinde kat irtifakı yapılabilmesi için inşaat ruhsatı alınması gerektiğini belirterek ancak ortada herhangi bir inşaat ruhsatı bulunmamaktadır. İnşaat ruhsatı olmadan kat irtifakı nasıl alınmıştır? Açık bir usulsüzlük olduğu görülmektedir” dedi.Bozoğlu açıklamasında şunları söyledi: “Planlarda söz konusu alanın ağaçlık alan olduğu ancak konut için 0.10`luk ve turizm yapısı için 0.20`lik bir inşaat hakkı tanınmaktadır. Yapılmak istenen otel gibi göstererek fazla inşaat alanı almak ve ardından da konut olarak bu yapıları satmaktır. Bunun en önemli göstergesi 'kat irtifakı' tapusunun alınmış olmasıdır. Her bir 'otel odası' için kat irtikafı alınmış olması oteller için normal bir uygulama değildir. Konut projeleri için uygulanan bir yöntemdir.”Bozoğlu, “son olarak, usulsüz olduğu görülen 'kat irtifakı' tapularına dair gerekli incelemeyi yapmaları adına müfettişleri ve savcılığı göreve çağırıyoruz” dedi.Rıfat Doğan | İleri
Reklam
Mehmet Demirkol, Emre'ye Yüklendi
Spor Servisi programında derbiyi yorumlayan Mehmet Demirkol, “Emre Belözoğlu’nu eleştirdi ve bu kadar kendini kaybediyorsan, bu işi yapmaman lazım” dedi.Emre Belözoğlu’nun küfür olayını değerlendiren Demirkol, “Bu kadar kendini kaybediyorsan, olmaz bu işi yapmaman lazım. Mehmet Topal'a neden yüklenmiyorlar. Caner bile kendini attıracak şeyler yaptı. Ona neden bu kadar yüklenilmiyor da Emre'ye yükleniliyor? Emre besliyor bunları. Emre, Fenerbahçe'nin tartışmasız en önemli oyuncusu. Sakatlandı çıktı, Fenerbahçe bitti. Ne olacağını, sakatlanabileceğini bilmesine rağmen İsmail Kartal çık 50 dakika oyna diyor. Geçen sene Galatasaray maçında kendini attırdı. Buna rağmen bu maçta yine attırmak için çalıştı” dedi.Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic’in Emre’yle ilgili açıklamalarına da değinen Demirkol, “Bilic'in söylediklerinden aktarıyoruz. Sen niye bana küfür ettin diyor. O da diyor ki; “Ne istersem söylerim.” Orada tercümede biraz eksik kaldı. Tercümede Bilic, Emre’nin 'Ben istediğimi söylerim. Sahada hakem var. O karar verirse verir. O tercümede kaynadı. Ben öyle duydum. Bilic bunları söylüyorsa, bilinçli söylendiği ortaya çıkıyor. Emre’nin “Sana ne ben istediğimi söylerim” demesi ayrı bir şey. Bu ifadeler bunun bilinçli olduğunu veya bilinç kaybı olduğunu gösteriyor” diye konuştu.Fenerbahçelilerin Emre Belözoğlu’nu sahiplenmesini de eleştiren Mehmet Demirkol, “Bazı Fenerbahçeliler, “Bizim oyuncumuz” diyerek savunuyor. Önce senin eleştirmen lazım. Nasıl takımını böyle önemli maçta yalnız bıraktın diye sormaları lazım. Ahlakı geçtim. Takımın 2-0 öne geçmiş. Rakipten de bir oyuncu atılmış 10 saniye sonra kendini attırmak için çalışıyorsun” ifadelerini kullandı.NTV Spor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Terbiyesiz' Dediği Gençler Konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün 'kapalı alanda sigara içiyorlar' diyerek tepki gösterdiği, 'terbiyesizler' dediği sırada Esenler'deki kafede bulunan gençler konuştu. CHP Gençlik Kollarından oldukları ortaya çıkan iki genç, Cumhurbaşkanı'nın kendilerine yönelik sigara çıkışını 'gündem değiştirme çabası' olarak değerlendirdiler.Hürriyet ’ten Zeynep Gürcanlı’ya konuşan Esenler CHP İlçe Gençlik Kolları Başkanı Ozan Işıklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik bir saygısızlıkları olmadığını belirterek olay anını şöyle anlattı:“Esenlerde yürüyüş yolu var. Bir oranın üzerindeki bir kafede arkadaşlarla oturuyorduk. Cumhurbaşkanı geçiyor denilince ben fotoğraf çekmek için ayağa kalktım. O esnada birçok kişi dışarıda kendisine el sallıyor o da karşılık veriyordu.“FOTOĞRAF ÇEKİYORDUK. HATTA ARKADAŞIM SAYGISIZLIK OLMASIN DİYE SİGARAYI ARKASINA SAKLADI”Biz ise el sallamayıp fotoğraf çektik. Fotoğraf çekerken de kendisinin el sallamasına karşılık vermedik. El sallaması havada kaldı bir bakıma. Bu esnada sigara içen bir genç fotoğraf çekerken, yine sigara içen İlçe Yönetim Kurulu üyelerimizden Didem Cendere arkadaşımız ise hatta sigarasını eliyle arkasına doğru götürerek sakladı. Yalnız sigara içmeye devam eden başka bir genç vardı. O hem fotoğraf çekiyordu ama sigarasını içmeye devam ediyordu. Sanıyorum asıl tepkisi bu arkadaşaydı.”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasına karşılık kendisi ile hiçbir diyaloga girmediklerini ve saygısızlık yapmadıklarını da ifade eden Işık Erdoğan’ın tepkisini şöyle yorumladı:ERMENEK’İ DEĞİŞTİRME ÇABASI“Doğrusu Sayın Cumhurbaşkanın iki alanı sürgülü camlarla açılan açık bir yerde içilen sigaraya karşı hassasiyetini yaşamın diğer alanlarında da göstermesini beklerdik. Hatta sigara içmeyi biz de sağlık açısından zararlı görüyoruz, buna dönük bir zabıta muamelesi de belki anlaşılabilir. Ancak biz Sayın Cumhurbaşkanın asıl başta Ermenek, Yalvaç ve bugünkü mülteci kazasını gündeminde tutmasını isteriz. Ama bunun yerine sigara hassasiyetini manşetlere taşımasını bir gündem değiştirme çabası olarak görüyoruz ve doğru bulmuyoruz.”CAN ACITAN BİR ÇELİŞKİYine Erdoğan’ın tepki gösterdiği sırada kafede bulunan Esenler İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Didem Cendere da, “Ülkemizde sürekli ölümlerin yaşandığı ve oğlu madende sular içinde kalan bir annenin, ‘oğlum yüzme bilmiyordu’ diye feryat ettiği bir ortamda açık mekan bir kafede sigara içen insanların bu kadar gündem yaratması şahsen beni çok üzen ve can acıtan bir çelişkidir” değerlendirmesini yaptı.CHP GENÇLİK KOLLARI BAŞKANI: “ZABITA YETMEZ, POLİS ÇAĞIRMASINI BEKLERDİK”Erdoğan’ın hayatın her alınana müdahale etmeyi bir alışkanlık haline getirdiğini savunan Gençlik Kolları Başkanı İrfan İnanç Yıldız, “Hayatın her alanına müdahale etmekten artık vazgeçsin. CHP’nin gençleriyle uğraşmaktan da vazgeçsin. Sigara konusunda gösterdiği hassasiyeti Milli Eğitimin keşmekeş olmuş sisteminin düzeltilmesi konusunda da göstermesini bekleriz. Keşke sigaraya karşı gösterdiği hassasiyeti ülkeyi soyan hırsızlara karşı da gösterebilse. Doğrusu bu çerçevede biz kendisinden zabıta ile yetinmeyip, asıl görevi hırsızlarla mücadele etmek olan polisi çağırmasını beklerdik. Sayın Cumhurbaşkanı ne yaparsa yapsın CHP gençliği toplumsal muhalefetin olduğu her barikatta var olmaya devam edecektir” diye konuştu.Kaynak: Hürriyet
Reklam
Skolkovo City: Rusya Tamamen Girişimcilere Ayrılmış Bir Şehir Kuruyor
Silikon Vadisi her ayrıntısı, yapısı ve konumuyla büyük bir ilgi kaynağı. Teknolojinin, internet tabanlı girişimlerin artması, milyar dolarlık bir pazar oluşturmaları ile Silikon Vadisi oluşturmak isteyen ülkelerin sayısı ise her geçen gün artıyor. Ancak henüz tam anlamıyla başarılı olmuş bir tanesini bile görebilmiş değiliz. İşin özünde Amerika bile kendi içerisinde birçok deneme yapmasına rağmen ikinci bir Silikon Vadisi oluşturabilmiş değil.Rusya yine başka alanlarda yaptığı gibi konuya hakim bir giriş yaparak daha öncesinde Xerox ve SAP’de üst düzey yöneticilik yapan Igor Bogachev öncülüğünde tamamen girişimcilere ve yüksek teknolojiye odaklanacak bir şehir olan Skolkovo City’yi hayata geçirdiğini duyurdu.Skolkovo City projesi aslında yeni değil ilk temelleri 2010 yılında 3 milyar dolar yatırımla atılmış. Ancak şehirde girişimcilerin ve yeni şirketlerin kullanabilecekleri paylaşımlı ofislerin yapımı, MIT ile partnerlik anlaşması bulunan araştırma üniversitesi Skoltech University’nin geliştirilmesi ve diğer alt ve üst yapıların çalışmalarının tamamlanma hedefi olarak 2017 belirlenmiş. Ancak şehrin başkan yardımcısı  ve projenin başındaki isim Igor Bogachev geçtiğimiz hafta Silikon Vadisini ziyaret ederek birçok girişimciye ve şirkete resmi olarak Skolkovo City’e taşınmalarını teklif etmiş.Şehir 2020 yılında 1060 tane teknolojisti toplamda ise 20.000 nüfusa erişmeyi hedefliyor. Şehire gelip kendi girişimlerini kurmak isteyen şirketlere %75 oranında araştırma ve geliştirme desteği ile tohum yatırım imkanı sunuluyor.Igor Bogachev ise projeyi şöyle özetliyor: “Bilim adamları ve programcılardan oluşan bir ordu kurmak istiyoruz. En iyilerin olduğu ve bu en iyiler içerisinden yeni farklı projelerin çıktığı bir ekosistem kurmayı hedefliyoruz.”. Burada Bogachev’in de aktardığı konuya değinmek istiyorum, girişimden kastettiğimiz “e-ticaret” değil. Bogachev yeni bir sosyal ağ, e-ticaret sitesi gibi projelerle ilgilenmediklerini 5 alana odaklarını bunların bilgi teknolojiler, biyoteknoloji, uzay, nükleer ve enerji verimliliği üzerine olan projeler olduğunu aktarmış.Şehrin ve projenin temel taşlarından biri ise Skolkovo University. Kural olarak üniversitede Rus profesörler çalışmıyor ve okul araştırma üzerine yoğunlaşmakla birlikte MIT ile işbirliği yapıyor. Üniversite ücretsiz, bununla birlikte kabul ettiği öğrencilere burs yardımı yapıyor ve onları projelerde çalışmaya teşvik ederek şehirde kurulan girişimlere çalışan gücü takviyesi yapmayı hedefliyor.Bogachev, birebir Silikon Vadisi benzeri bir yapı kurmanın mümkün olmadığını her şehrin ve ortamın içinde farklı dinamikler barındırdığını ancak Sovyetlerden bu yana gelen çok sayıda bilim adamına sahip olduklarını ve bu kişilere inovasyonu aşılayarak bir ekosistem oluşturma hedefinde olduklarını aktarıyor.Skolkovo City’nin en beğendiğim yanı bizde internet girişimi denilince ilk akla gelen ve yaklaşık 10 projeden 6’sını oluşturan e-ticaret ve türevlerini odaklandığı alana almaması. E-ticaret, mobil teknolojilerin önemi ve ekonomisi tabi ki yadsınamaz ama diğer tarafta enerji verimliliği, biyoteknoloji ve bilgi teknolojileri neden ısrarla görmezden gelinir? Donanım ve yazılım bütünleşik uygulamalar neden yeterince teşvik edilmez veya özendirilmez? soruları bizim ülkemiz için aklıma geliyor.Tabi ki meselenin özü bir bina yapmaktan çok oraya nitelikli insanlar yetiştirebilmek, yerleştirebilmek ve sonuç alabilmek. Skolkovo City projesinin başına getirilen kişinin geçmişine baktığımızda bile projeye karşı bir güven oluşuyor.Ülkemizde de yapımı uzun süredir konuşulan ve artık belli bir noktaya geldiği söylenen Bilişim Vadisi projesi de aslına bakarsanız Skolkovo City ile benzer bir amacı taşıyor. Ancak geniş çerçeveden baktığımızda ülkemizdeki kuluçka merkezlerine ve girişim hızlandırıcıların çıkar(ama)dıkları şirketlere baktığımızda, vizyon olarak ve bütünlük olarak ciddi eksiklerimiz olduğunu ve bu işin içindeki bizlerin bile bu çeşit projelere inanmakta güçlük çektiğini söyleyebiliriz.Webrazzi
Hunharca Dans Eden Dayı
etiket
Dans ederken kendinden geçen adam, enerjisi hiç bitmeyecek gibi ölümüne dans ediyor.
Reklam
Microsoft Lumia Markalı İlk Akıllı Telefon İnternete Sızdı
Microsoft’un Nokia markasını kullanmadığı ilk Lumia cihazına ait fotoğraflar internete sızdı. Yazılım devi bundan iki hafta önce Lumia serisi akıllı telefonlarında Nokia markasını kullanmayı bırakacağını açıklamıştı. Microsoft klasik cep telefonlarında ise Nokia markasını kullanmayı sürdürecek.Çin’in popüler sosyal ağı Weibo’da yayınlanan fotoğrafların RM-1090 kod adlı bir cihaza ait olduğu iddia ediliyor. Bu kod adının açılımı konusunda bir fikir yürütmek mümkün olmasa da, kalınlığı ve tasarımı itibarıyla cihazın uygun fiyatlı bir model olması bekleniyor. Lumia 520 ve 525 ayarında olabileceği belirtilen akıllı telefon, Çin’deki dağıtımı için gerekli olan MIIT sertifikasını almış durumda.Logo kısmında sadece Microsoft’un adı olsa da, tasarım konusunda halen Nokia’nın dilinin geçerli olması dikkat çekiyor. Nokia’nın bugüne kadar ortaya koyduğu Windows Phone cihaz tasarımları göz önüne alınınca bu durumu sevindirici bir gelişme olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Ancak halen değişim sürecinin ilg günlerinin yaşandığını ve ileride daha farklı Windows Phone tasarımlarının görülebileceğini unutmamak gerekiyor.Teknoblog
İç Ses İşitilebilir Hale Geliyor!
Birinin konuştuğunu duyduğumuzda beynimizde belli nöronlar çalışıyor. Bununla birlikte bu nöronlar özel ses frekanslarına göre tepki veriyorlar. Bu iki keşfi yapan University of California, Berkeley’den araştırmacılar “bir gazete veya kitap okurken beynin içinde duyulan sesi beyni inceleyerek çıkartabilir miyiz” sorusuna cevap arıyor. Bu “düşünce dekoder” i için ekip her bir test kişisi için özel algoritma  geliştirmiş. Katılımcıdan önce bir yazıyı sesli şekilde okuması istenerek temel veri alınmış. Ardından içlerinden okuması ve sonra da hiçbir şey yapmadan oturması istenmiş ve toplanan verilerin ışığında insanların içlerinden bir şey okuduklarında hangi nöronların aktif hale geldiği saptanmış. Son olarak da bu beyin dalgalarını sese dönüştürecek bir düzenek hazırlanıp hangi nöronların çalıştığına bağlı olarak kelimeler tahmin edilmiş ve belli bir başarıya ulaşılmış.Teknoloji mükemmelden çok uzak olsa da araştırma takımı bir gün konuşma yetisini kaybetmiş olanlara bu yeteneklerini geri kazandırabileceklerinin hayalini kuruyor.
Güneşte Son 24 Yılın En Büyük Lekesi!
1990 yılından bu yana güneşin üzerinde görünen en büyük güneş lekesi görüntülendi. 17 ve 29 Ekim arasında görüntülenen leke teleskop olmadan görülebilecek kadar büyüktü. Ancak büyüklüğü ve çok fazla ateş çıkarmasına rağmen “Taçküre kütle atımı” adı verilen bir güneş patlamasına sebep olmadığı açıklandı.
Reklam