UEFA Açıkladı: Galatasaray Hükmen Mağlup
UEFA, Anderlecht-Galatasaray U-19 maçında çıkan olaylarla ilgili olarak kararını verdi.UEFA, Anderlecht-Galatasaray U-19 maçında çıkan olay nedeniyle, sarı-kırmızılıları hükmen 3-0 mağlup etti.UEFA Gençler Ligi'nde 25 Kasım'da Anderlecht ile Galatasaray, Belçika'da Van Roy Stadı'nda oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılı taraftarların sahaya meşale atmaları, yasadışı kabul edilen pankart açmaları sebebi ile karşılaşma 90+5'te hakem tarafından tatil edilmiş ve evsahibi ekip 2-0 öndeyken maç yarıda kalmıştı.Bu olaylar nedeniyle Anderlecht -Galatasaray Gençler Ligi maçına soruşturma açan UEFA kararını açıkladı. UEFA'nın kararına göre Galatasaray maçı 3-0 hükmen kaybetmiş sayıldı. Ayrıca Galatasaray Kulübü'ne UEFA tarafından 25 bin euro para cezası kesildi.Sporx
Bu Kış İstanbul'da Hangi Sergilere Gitmeli?
Kışı daha keyifli kılmak için ziyaret edebileceğiniz İstanbul'un çeşitli semtlerindeki 10 sergi...İstanbul’un müze, sanat alanı ve galerileri bu kış da içinizi kültür-sanatla ısıtmak için ellerinden geleni yapıyor. Bazısı sonbahardan kalan, bazısı kapılarını yeni açan onlarca sergi bizi ülkemizin ve dünyanın önde gelen sanatçılarıyla buluşturuyor.The Magger'ın haberine göre, bu aralar, Levent’ten Emirgan’a kentin farklı köşelerindeki (ama en çok da Beyoğlu’nda) ziyaret edebileceğiniz 10 sergi şöyle:1. No.4 - Nesrin Esirtgen Collection | 19 Aralık’a kadar“ Nesrin Esirtgen , uzun yıllardır geliştirdiği ve özellikle son yıllarda üzerine yoğunlaştığı koleksiyonerlik tutkusunu daha da ileri taşımak ve tüm sanatseverlerle bu koleksiyonunu paylaşmak için kurduğu Nesrin Esirtgen Collection’da 4. koleksiyon sergisini bizlere sundu. Esirtgen’in, Mısır Apartmanı’nın 5. katında bulunan bu galeri dönem dönem farklı sanatçılara ev sahipliği yaparak sanata ve sanatçılara desteğini vurguluyor. Bu mekan herhangi bir ticari kaygı taşımayan, sanatçılara hayallerindeki projeleri gerçekleştirebilmeleri için her türlü desteğin sunulduğu bir platform olarak yoluna devam ediyor.” – Ahmet Rüstem EkiciAdres: İstiklal Cad. Mısır Apt. No:163 Kat:5 D:17 Beyoğlu / İstanbul2. İşte Benim Zeki Müren - Yapı Kredi Kültür Sanat | 20 Aralık’a kadar“ Zeki Müren ’in çocukluğundan başlayan kişisel tarihi, 18 yıldır gün yüzüne çıkmamış Türk Eğitim Vakfı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı arşivlerinden alınan fotoğrafları ve özel eşyaları ile tekrar hayatlarımıza giriyor. Semiramis , Ajda ve Neriman Köksal ’lı doğum günü partisi resimleri, plaj anıları, kendi tasarladığı kostümleriyle ‘Paşamız’ arkasında ne hesap olursa olsun, bunu düşündürtmeden, o şaşasıyla kendini tekrar bize sevdirmeyi başarıyor.” – Irmak ÖzerAdres: İstiklal Cad. No:285 Beyoğlu / İstanbul3. Özdemir Altan - İş Sanat Kibele Galerisi | 20 Aralık’a kadarHer sezon Türk resim ve heykel sanatının usta isimlerinin retrospektif sergilerine yer veren İş Sanat Kibele Galerisi’nin bu sezonu açılışında ağırladığı isim Özdemir Altan idi. Halen devam eden sergide, yalnızca kendi kuşağını değil sonraki kuşaklarını da derinden etkileyen Altan’ın sanatının dününü ve bugününü keşfedebilirsiniz.Adres: İş Sanat Kültür Merkezi İş Bankası Kuleleri Levent / İstanbul4. Göçebe Bakış - Arter | 4 Ocak’a kadarSezonun en heyecan verici sergilerinden olan “Göçebe Bakış” da sezon başından beri süren sergilerden… Güneydoğu Asya ülkelerinden 36 sanatçının 40′tan fazla eserini bir araya getiren bu sergiyi gezmek için halen geç kalmış değilsiniz. Türkiye’de fazla tanıma şansı bulamadığınız Güneydoğu Asya çağdaş sanatından; Endonezya, Tayland, Filipinler, Singapur, Myanmar, Kamboçya, Vietnam ve Malezya’dan sanatçıların eserlerini inceleyerek iki coğrafya arasında sandığınızdan çok daha fazla bağ kurabilirsiniz.Adres: İstiklal Cad. No:211 Beyoğlu / İstanbul5. Halüsinasyon Duvarı - Galerist | 10 Ocak’a kadarGalerist, Semiha Berksoy Vakfı işbirliğiyle, bu değerli sanatçının eserlerinin Türkiye ve dünyada tanıtımının yanı sıra Semiha Berksoy Müzesi’nin kurulması için destek sağlamayı da hedefliyor. Opera kariyerinin yanı sıra resimleri ile de önemli izler bırakmış bu önemli sanatçının anısını yaşatmak için; onun aşk, ölüm ve müzik üzerinden hayatına yön veren kişiler ve olaylara odaklanmasını sağlayan otoportrelerini Galerist’te ziyaret edebilirsiniz.Adres: Meşrutiyet Cad. No:67 Kat:1 Tepebaşı, Beyoğlu / İstanbul6. Polonya Sanatında Oryantalizm - Pera Müzesi | 18 Ocak’a kadarPolonya Sanatında Oryantalizm sergisi, 17-19. yüzyıllar arasında Polonya sanatındaki oryantalist eğilimlerin resim, desen, tekstil ve grafik eserlerdeki etkilerini gözler önüne seriyor. Jan Christian Kamsetzer , Jan Matejko, Wacław Pawliszak , Jan Ciągliński ve Jacek Malczewski gibi sanatçıların eserleriyle tanışma fırsatı yakalayacağınız serginin ardından müzenin diğer katlarında sergilenen kalıcı koleksiyonu da inceleyebilir, bakış açınızı genişletebilirsiniz.Adres: Meşrutiyet Cad. No: 65 Tepebaşı, Beyoğlu / İstanbul7. Karanlıkta Gökkuşağı - SALT Galata | 18 Ocak’a kadarVarşova Modern Sanat Müzesi ve SALT işbirliği ile Sebastian Cichocki ve Galit Eilat küratörlüğünde gerçekleşen, güncel sanat ile din ve dini ritüeller arasında gözleme ve eleştiriye dayalı bir köprü kuran sergide, birçok sanatçının çalışmaları “Karanlıkta Gökkuşağı” başlığı altında toplanmış. “Köhneleşmiş dindar laik karşıtlığını sorgulamayı amaçlayan” sergi vasıtasıyla çağdaş sanat ve din konularının nasıl bir bakış açısı ve nasıl bir eleştirel üslupla kesiştiğini görebilir, arklı dinlere ait öğelerin farklı kültürlerden sanatçıların ürettiği çağdaş sanat eserlerinde nasıl benzer ya da farklı şekillerle yer edindiğini gözleme fırsatı bulabilirsiniz.Adres: Bankalar Cad. No:11 Karaköy, Beyoğlu / İstanbul8. Joan Miró. Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar - SSM | 1 Şubat’a kadarYaz sonunda başlayan, Barselona’daki Joan Miró Vakfı, Mallorca’daki aile koleksiyonu Successió Miró ve yine Mallorca’daki Pilar ve Joan Miró Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen ve sanatçının olgunluk dönemi eserlerine odaklanan sergi halen devam ediyor. Miró’nun özellikle, kadın, kuş ve yıldız imgelerine yer verdiği eserlerine yoğunlaşan ve resim, baskı, heykel ve seramik gibi farklı formlardaki eserlerden oluşan bu sergi sanatçıyı biraz daha yakından tanımanızı sağlayacak.Adres: Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan / İstanbul9. Akram Zaatari - SALT Beyoğlu | 15 Şubat’a kadarSALT Galata’da süren Karanlıkta Gökkuşağı bir yana, kapsamlı bir sergi de SALT Beyoğlu’nda geçtiğimiz hafta kapılarını açtı. Lübnanlı sanatçı Akram Zaatari ’nin işlerinin SALT Beyoğlu’nun üç katına yayılarak üç ayrı temada sunulduğu sergide aynı zamanda sanatçının video çalışmalarının gösterimleri de yapılacak.Adres: İstiklal Cad. No:136 Beyoğlu / İstanbul10. Şahin Kaygun - İstanbul Modern | 15 Şubat’a kadarBildiğiniz gibi İstanbul Modern, kapsamlı tematik ya da retrospektif çağdaş sanat sergilerinin yanı sıra, fotoğraf galerisinde de Türkiye’den ve dünyadan yetenekli fotoğrafçıların işlerine yer veriyor. Müzenin yeni fotoğraf sergisi, Türkiye fotoğrafçılığında farklı arayışlarıyla öncü bir rol üstlenen Şahin Kaygun . Sanatçının bugüne kadarki en kapsamlı sergisi olma özelliği taşıyan sergide Kaygun’un disiplinlerarası sanat dilini inceleyebilirsiniz.Adres: Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrpo 4 Karaköy, Beyoğlu / İstanbulT24
'LG Yılda Yalnızca Tek Bir Telefon Modeli Çıkaracak'
Güney Koreli elektronik devi LG, akıllı telefon kanadında önemli bir strateji değişikliğine gitmeye hazırlanıyor. Gelen haberlere göre şirket, bundan sonra yılda yalnızca bir adet amiral gemisi modeli çıkaracak.Güney Kore merkezli web sitesi heraldcorp.com‘un haberine göre, LG akıllı telefon pazarında “Apple benzeri” bir stratejiye geçiş yapmak üzere. Şirket, Samsung gibi yılda birden fazla model ve o modellerin birden fazla varyasyonunu çıkarmak yerine, tek bir model üzerine yoğunlaşacak. Öte yandan geçtiğimiz günlerde Samsung’un bile artık daha az telefon üreteceği haberleriyle karşılaşmıştık.Gelecek nesil amiral gemisi G4 üzerine yoğunlaşması beklenen şirket, iddialara göre G3′te yaptığı gibi S veya Stylus gibi aynı telefonun farklı sürümlerini çıkarmayı planlamıyor. LG akıllı telefon konusunda henüz Apple ve Samsung gibi devlerle kıyaslanacak seviyede değil. Ancak kendini yarışa dahil etmek adına böyle bir hamle yapması hem şirket için hem de akıllı telefon pazarının geleceğini görmek açısından önemli olarak değerlendirilebilir.LOG
Osmanlıca Öğrenip Okunacak Arşivler Tehlikede Olabilir!
Osmanlıca zorunlu ders tartışmalarında, 'yeni nesillerin arşivleri okuyabilmesi' gerekçesinin gösterilmesi, Osmanlı Arşivlerini hatıra getirdi. Geçtiğimiz yıl arşivin, imparatorluğun yönetim merkezi tarihi yarımadadaki binasının yenileme projesi başlatılmış ve arşiv de Kağıthane'ye taşınmıştı. Kağıthane'de dere yatağında inşa edilen binaya uzmanlar karşı çıkmış, 100 milyon belgenin ve 370 bin defterin sel ve rutubet tehlikesi altında olduğu uyarısını yapmıştı. Ancak taşınma gerçekleşti, Ağustos ayında da Sultanahmet'te yenilenen bina otele dönüştürüldü. Yeni binada belgelerin de uyarıldığı gibi rutubet nedeniyle zarar gördüğü iddialara gündeme geldi.Türkiye'nin gündeminde tartışılan konulardan biri de liselerde zorunlu Osmanlıca öğretilmesi. Geçtiğimiz hafta Antalya'da yapılan 19. Milli Eğitim Şurası'nda Eğitim Bir-Sen tarafından getirilen bu teklife tepkiler geldi. Ancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Başbakan Ahmet Davutoğlu da Şura'nın kararları arasında yer alan bu öneriye sahip çıktı ve Erdoğan, 'İsteseler de istemeseler de Osmanlıca öğretilecek, öğrenilecek' dedi. Osmanlıcanın zorunlu öğretilmesinin iki gerekçesi dile getirildi. Birincisi, yeni kuşakların, 'dedelerinin mezar taşlarını okuyabilmesi'; bir diğeri ise yine yeni nesillerin 'Osmanlı arşivlerini okuyabilmeleri'.
Yırca'da Kesilen 6.666 Zeytin Ağacı Köylüye Emanet Edildi
Soma Yırca köyünde cansız gövdeleri kurumaya yüz tutan zeytin ağaçlarının saklanması için verilen ilginç karara göre, onları yediemin olarak teslim alan başta muhtar Mustafa Akın ile köylüler, zarar görmemeleri için korumak zorunda. Muhtar, “Evladımızı öldürdüler, ardından alın cenazesini saklayın diyorlar. Resmen dalga geçiliyor” dedi.Manisa’nın Soma ilçesi Yırca mahallesinde iş makinalarının özel güvenlik korumasında katlettiği zeytin ağaçlarıyla ilgili, İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yapılan sayımda resmi rakam belirlendi. Son olayda, 5.700 ama toplamda 6.666 zeytinin kökünden söküldüğü saptandı.Kolin Grubu, termik santralin yapılacağı Yırca Mahallesi’ndeki zeytinliklerin bulunduğu bölgeye, geçen 7 Kasım’da, ağaç kesimi yapmak üzere iki otobüs dolusu özel güvenlik görevlisi ve iş makinelerini gönderip, iş makineleriyle ağaç katliamı yaptı. Bölgede zeytinlerin kesilmemesi için nöbet tutan köylülerin direnişine rağmen, arazideki binlerce zeytin ağacı iş makinelerince üzerlerindeki ürünüyle birlikte söküldü.Bu sırada özel güvenlik görevlileri, biber gazı da kullandıkları arbede sırasında, mahalle sakinlerinden Mehmet Öksüz, Kamile Çiftçi, Kerem Özkılınç ile Yırca’da zeytinliği bulunan avukat Hasan Namak’ı kelepçeledi. Özel güvenlik görevlilerinin kullandığı ileri sürülen gaz fişeğinin kapsülünün isabet etmesi sonucu mahallelilerden Emin Özkılınç da, başından yaralandı. Binlerce zeytin ağacının kesilmesinin ardından Danıştay 6′ncı Dairesi’nden, “yürütmeyi durdurma” kararı çıktı. Bunun üzerine de, araziye çevreleyen tel örgütler köylüler tarafından söküldü. Yeni zeytin fidanları dikildi.Danıştay’ın kararının ardından 50′si özel güvenlik görevlik görevlisi, geri kalanı inşaat işçisi olmak üzere yaklaşık 100 kişinin işine şirket tarafından son verildi. Bunun yanı sıra, şirket yetkilileri ve özel güvenlik görevlileri de, yaralanan, yerlerde sürüklenen köylülerin, kendilerini dövdükleri gerekçesiyle şikayetçi oldu. Şikayet üzerini harekete geçen jandarma ekipleri, yasal zorurnluluk gereği, aralarında kadınların da bulunduğu köylülerin “şüpheli” olarak ifadesini aldı.KORUMA GÖREVİ İÇİN İLGİNÇ KARARYürütmeyi durdurma kararının verilmesinin ardından Danıştay’ın kesin kararının beklendiği şu günlerde, İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü de, köylülere ait 390 dönüm arazi üzerinde iş makinelerinin söktüğü zeytin ağaçları için sayım çalışması başlattı. Görevlilerin sayımı sonrasında, son gün, aralarında 80 yaşının üzerindeki ağaçların da bulunduğu 5.700 zeytinin köklendiği tespit edildi. Daha önce de iki kez araziye giren firmanın elemanlarının, toplamda 6.666 zeytin ağacını yerinden söktüğü belirlendi. Bunun sonrasında bu ağaçların yargı süreci tamamlanana kadar korunması için ise, ilginç bir yöntem kullanıldı. Mal Müdürlüğü, şirkete para cezası verdiği için kamu bünyesine geçen bu ağaçları, korumaları için, onları yaşatmak adına direnen köylülere, yediemin olarak teslim etti. Artık katledildikten sonra arazide korumaya yüz tutmuş olan ağaçları başta Yırca Mahallesi Muhtarı Mustafa Akın olmak üzere köylüler, zarar görmemeleri için korumak zorunda kaldı.EVLATLARIMIZIN CANSIZ BEDENLERİ BİZLERE VERİLDİKararla şaşkına dönen Muhtar Mustafa Akın, zeytinleri toprakta dikiliyken koruyamadıklarını ama kendilerine bu şekilde cansız gövdelerini koruma görevi verildiğini söyledi. Muhtar Akın, “Hukuki süreç sonlanana kadar bizim korumamız altında kalacaklar. Ondan sonra ihaleyle mi satılır yoksa köylüye mi verilir bilmiyordum. Acı bir durum. Evladını öldürüyorlar, elinden koparıyorlar, sonra da al cenazesini sakla diyorlar. Resmen dalga geçiyorlar” dedi.DHA
Wi-Fi Ağınız İçin 5 Hızlı İpucu
Türkiye'de biraz zor ama kablosuz ağ hızınız internet hızınıza yetişemiyorsa, bu öneriler sizin için.Kota kısıtlamalarını saymazsak, çoğumuz internet bağlantı hızında artık büyük sorunlar yaşamıyor. Ancak Wi-Fi kurulumunuzdaki küçük bir hata, internet bağlantınız kağıt üzerinde ne kadar hızlı olursa olsun hızınızı yerlere düşürebilir.Router ayarlarını değiştirmek çok eğlenceli bir iş olmayabilir, ancak kablosuz ağınızı iyileştirmek konusunda kararlıysanız, şu 5 ipucu işinize yarayabilir.1. Doğru kanal ve frekansı seçin. Özellikle çok sayıda Wi-Fi sinyalinin bulunduğu bir apartmanda yaşıyorsanız, kalabalık kanallar hızınızı düşürebilir. En yeni Wi-Fi router'ları, 2.4GHz ile 5GHz frekansları arasında seçim yapmanıza da izin veriyor. Genel olarak 2.4GHz'in büyük, çok odalı evler için ideal olduğunu, 5GHz'in ise düşük menzilde daha yüksek hız sunduğunu söyleyebiliriz.2. Router'ınızı ideal konuma taşıyın. Yüksek ve merkezi bir yer, örneğin evinizin ortasındaki bir odada kitaplığın üstü, iyi bir yer olabilir. Duvarların, su ve pencerelerin sinyali zayıflattığını unutmayın.3. Router'ınızın güvenliğine dikkat edin. Ağınıza başka cihazların girmemesi için tahmin edilmesi güç bir Wi-Fi parolası seçin.4. Yeni bir router alın. Yeni router'lar daha fazla frekansı ve daha yüksek hızları desteklemekteler.5. Bir ağ genişletici satın alın. Router'lardan daha hesaplı olan bu cihazlar, Wi-Fi sinyalini evinizin kuytu köşelerine ulaştırabilirler. Eski bir router'ınız varsa onu genişletici olarak kullanabilirsiniz.CHIP
Reklam
Küçük Prens'ten İlk Fragman Geldi
etiket
Bir çocukluk efsanesinin yaklaşan filmi ve dolan gözler…Marion Cotillard, Jeff Bridges, James Franco, Rachel McAdams, Benicio Del Toro, Ricky Gervais ve daha nicesinin yer aldığı Küçük Prens’in filminden ilk fragmanla güne başladık. Mark Osborne’un yönettiği film, bugün her yetişkinin kalbinde yatan aslan Küçük Prens’i ete kemiğe büründürüyor. Tüm zamanların en çok satan, en çok ürünü satın alınan, en çok sözleri ortamlarda alıntı olarak kullanılan, en çok genç kızların kalbini çalan kitap; beyazperdede arzı endam edecek.Filmden gelen ilk fragmanın tek kötü yanı, tamamen Fransızca olması. 'Ben Fransızca bilmiyorum, nasıl olacak bu iş?' demeyin, iyice izleyin ve ezberleyin. Sonuçta kadrodaki yıldızların hepsinin Fransızca öğrenecek hali yok. Bu fragman Le Petit Prince’a bir saygı duruşudur. Film gelecek sene 7 Ekim’de vizyonda olacak.
Reklam
Rüştü Reçber: 'Alex'i Değer Vermeden Gönderdik'
Fenerbahçe ve Milli Takım'ın eski oyuncusu Rüştü Reçber, Alex de Souza'nın futbolu bırakmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eski takım arkadaşı Alex de Souza’nın jubilesine değinen Reçber, “Maalesef Alex’i değer vermeden gönderdik. Hakan Şükür’e, Tugay Kerimoğlu’na ve Rüştü Reçber’e de aynısını yaptık” dedi.Radyospor’da Özgür Sancar’ın canlı yayın konuğu olan Reçber, “ Türk futbolunun içerisinde yönetici olarak yer alacağım. Bu anlayışı değiştirmek gerekir. Türk futbolunun düştüğü durum ortada… Bunu düzeltmek için gereken anlayış ve çalışma biçimini getirmek istiyorum” şeklinde konuştu.BEŞİKTAŞ BİREYLERE ENDEKSLİ BİR TAKIM DEĞİL, BİR SİSTEM TAKIMI OLDU Reçber, “Beşiktaş artık bireylerin değil, bir sistem takımı. Kim girerse o sisteme adapte oluyor ve görevini yapıyor. Vodofone Arena bittiği zaman, ki bu takımın ve hocanın değişeceğini hiç sanmıyorum. Oturmuş bir sistem var. Bu sezonu Beşiktaş şampiyon tamamlayabilirse, yeni stadı ve taraftarıyla birlikte Beşiktaş lige 3-4 sezon damga vurur” diye konuştu. BEŞİKTAŞ, BİR ADIM ÖNDETecrübeli futbol adamı, “Hamza Hamzaoğlu ile birlikte Galatasaray futbol takımında değişim oldu. 16. haftadaki Beşiktaş derbisine kadar, puan kaybetmedikleri sürece iki takım arasında çok çekişmeli bir maç olur. Ama ağırlığın Beşiktaş’tan yana olduğunu düşünüyorum. Çünkü her geçen gün üstüne koyarak giden bir takım. Oyuncular birbirlerine alışmışlar. Oynarken zevk alıyorlar. Yaptıkları iş onlara zevk veriyor. 16. haftadaki  derbide Beşiktaş’ın bir adım önde olduğunu düşünüyorum. Ama şöyle bir handikap var. Bilic, geldiğinden bu yana derbi kazanamadı. Belki bu bir stres, baskı oluşturabilir. Ayrıca 3 maçta Galatasaray’ın nasıl değiştiğini de görmek gerekir” ifadelerini kullandı.Reçber, “Şu ana kadar şampiyonluğu hak eden futbolu Beşiktaş oynuyor.  Ama Beşiktaş’ın rakiplerinin yaşadığı sorunlar var. Ama ligin son haftalarına kadar Galatasaray ve Fenerbahçe yarışın içerisinde olacak. Trabzonspor’un bu süreçte alacağı puanlar çok önemli. Ayrıca Şenol Güneş ile çok güçlü gelen bir Bursaspor var. Bu da şampiyonluğu etkileyecek” dedi.  ALEX’E TEŞEKKÜR ETMEK GEREKİRFenerbahçe’de birlikte forma giydiği Alex de Souza’nın futbolu bırakma kararına da değinen Rüştü Reçber, “Alex ile Fenerbahçe’de birlikte oynadık. Fenerbahçe’ye çok büyük katkı ve emekleri oldu. Her şeyden önce kendisine teşekkür etmek gerekir. Hem futboluyla hem de saha dışı yaşantısıyla örnek bir profesyoneldi. Bence çok güzel bir kariyer geçirdi. Çok fazla milli takımda olmadı; ama Türkiye ve Brezilya’da önemli anılar bıraktı. Kendisine bundan sonrası için de başarılar diliyorum” şeklinde konuştu. 'ALEX, HAKAN ŞÜKÜR, TUGAY KERİMOĞLU VE RÜŞTÜ REÇBER’İ DEĞER VERMEDEN GÖNDERDİK' Reçber, “Alex gibi çok değerli futbolcular geldi, Türk ya da yabancı. Maalesef çoğunu biz değer vermeden gönderdik ya da gitmelerine neden olduk. Alex de bunlardan bir tanesi, Hakan Şükür de bunlardan bir tanesi, Tugay Kerimoğlu da bir tanesi, Rüştü Reçber de bunlardan bir tanesi. Değerlerimize sahip çıkmayı daha öğrenememiş durumdayız. Emek veren bu futbolcular değerli bir şekilde uğurlanmayı hak ediyorlar. Yeni yönetim anlayışı ve profilleri futbolumuza yerleştiği sürece bu sorun ortadan kalkacak” dedi.  TÜRK FUTBOLU İÇERİSİNDE YÖNETİCİ OLARAK YER ALACAĞIM Eski milli kaleci, “Türk futbolunun içerisinde yönetici kimliğimle olacağım. Bu belki en tepeye de gidebilir. Hep mücadele ettiğim bir nokta var. Bir çok yöneticiye saygı duyuyorum. Emek veriyorlar. Ama bazı şeylerdin bu ülkede değişmesi gerekiyor. Zaten değişmediği için Türk futbolunun ne hale geldiğini görüyoruz. Ben profesyonel olarak değil. Yönetici olarak görev alacağım. Türk futbolunu değiştirmek ve düzeltmek gerekir. Bu idealle Türk futbolunda yönetici olarak yer alacağım” ifadelerini kullandı.  Fanatik
'Mutluyuz' Plakasıyla Soygun
İstanbul Pendik'te bir kuyumcu dükkânını soyan silahlı dört kişi, kaçtıkları aracın plakasını 'Mutluyuz' yazılı kartonla kapattı.İstanbul Pendik’te araçlarının plakasını ‘Mutluyuz’ yazılı kartonla kapatan maskeli dört soyguncu, pompalı tüfeklerle soydukları kuyumcudan yüklü miktarda altınla kaçtı.Velibaba Mahallesi’ndeki kuyumcuya girmeden önce havaya ateş açarak çevredekileri kaçıran soyguncular, silahla karşılık vermek isteyen kuyumcuyu da yaraladı.Zanlıların Gebze istikametine kaçtığını belirleyen polis, aramalarını bu yöne doğru genişletti. Olay yeri inceleme ekipleri kuyumcu çevresinde çok sayıda boş kovan buldu.Aynı kuyumcuda iki yıl önce ‘Akasya Durağı’ isimli televizyon dizisi için bir soygun sahnesi çekilmişti.Kaynak: DHA, AA
Reklam
IŞİD, Vahşet Videoları İçin Servet Ödüyor
IŞİD, Hollywood sinemasını aratmayacak kalitede büyük bir özenle çekilen vahşet videosu için tam 200 bin dolar yani yaklaşık 453 bin Türk Lirası harcamış.IŞİD terör örgütünün insanlık dışı eylemlerini tüm dünyaya göstermek için HD kalitesinde çekilen o videonun çekimlerinin yaklaşık 6 saatte tamamlandığı, son derece ileri teknoloji ürünü kamera ve ekipmanlar kullanıldığı ortaya çıktı.SANİYE SANİYE İNCELENDİAnalizin sahibi ise ABD merkezli Terörizm Araştırma ve Analiz Konsorsiyumu (TRAC) ile İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Quilliam. Saniye saniye incelenen vahşet videosunun maliyeti de dudak uçuklatacak türden tam 200 bin dolar yani yaklaşık 453 bin Türk Lirası.ELDE EDİLEN BULGULARİşte kasım ayında yayınlanan 'İnanmayanlar Nefret Etse de' başlıklı Peter Kassig isimli Amerikalı rehine ile 22 Suriye askerinin infaz edildiği o propoganda videosuna ait bulgular:-Bu videonun üretimi TRAC'a göre en az 200 bin dolar (454 bin TL). Bir film gibi pek çok açıdan HD kameralarla çekilen videoda profesyonel bir kaliteyle üretilmiş.-Neredeyse tüm katiller maskesiz ve kolayca tanınabiliyor. Hepsi benzer kamuflaj kıyafetleri giyen, çeşitli ırk ve etnisitelerde 22 IŞİD militanı videoda yer alıyor. IŞİD'ciler, İngiliz basınının 'Cihatçı John' diye tanımladığı militan tarafından yönlendiriliyor.-Katillerden sadece birinin kimliği belirlendi, İslam'ı tercih eden Fransız Maxime Hauchard. Diğer ülkeler kendi vatandaşları videoda yer alıyor mu diye inceleme yapıyor.-Işıklar ve gölgeler videonun 4 ila 6 saatte çekildiğini gösteriyor. Video, birkaç seferde çekildi ve pek çok tutarsızlık barındırıyor. Katillerin ve öldürülen rehinelerin sıralaması çekimlerde farklılık gösteriyor. Bazı karelerde, militanların birbirleri arasında sohbet ettiği gözleniyor, bunu çekimler arasında zaman geçirirken yaptıkları tahmin ediliyor.Sondakika.com
Reklam
2014'e Damga Vurmuş, Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 18 Film
Chefhttp://www.imdb.com/title/tt2883512/Carl Casper şık bir restoranda çalışan bir baş aşçıdır. Kendi mutfağına ait yemekleri nefistir ama lokantanın menüsüne bağımlı çalıştıkça yaratıcılığı ve ona bağlı olarak da yemeklerinin lezzeti düşüşe geçer. Üstelik önemli bir gurmenin yemekleri hakkında yaptığı olumsuz eleştiriler Carl için bardağı taşıran son damla olur.
Osmanlıspor Teknik Direktörü Özköylü'den Açıklama
PTT 1. Lig'de Kayserispor'a 3-1 mağlup olan Osmanlıspor'un teknik direktörü Osman Özköylü, basın toplantısında gazetecilerle tartışıp, üzerlerine yürüdü.Ankara ekibinin teknik patronu Osman Özköylü, oldukça sinirli bir havada yüksek ses tonuyla hakem Fırat Aydınus'un yönetimini eleştiren açıklama yaptı. Daha sonra,basın toplantısına katılan Özköylü, sözlerine burada da hakem Fırat Aydınus'u şikayet ederek, maçı katlettiğini öne sürdü.Özköylü bu arada masadan ayağa kalkarak İçinizden biri güldü. 'Burada tiyatro mu oynuyor. Yapmıyorum basın toplantısı' diyerek salonu terk etmek istedi ancak daha sonra kapıdan döndü.Medya mensuplarına parmak sallayıp, üstlerine yürüyen ve 'Terbiyesiz herifler. Bu takımın buralara gelmesinde emeğim vardır. Siz ben burada bir şey söylemeden gülemezsiniz. Ben burada tiyatro yapmıyorum'' diye bağıran Osman Özköylü, TFF gözlemcisi ve güvenlikçiler tarafından güçlükle odadan çıkarıldı.Şampiy10
Reklam
Alev Alatlı Konuştu: Orwell, Erdoğan'ı Neden Ayakta Alkışlardı?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a, 'Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı' demesiyle gündeme gelen yazar Alev Alatlı aldığı tepkilerin ardından ilk kez açıklama yaptı.Bu yılki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri törenindeki ödül konuşmasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı” demesiyle gündeme damga vuran Alev Alatlı, Cumhuriyet gazetesinden Ceren Çıplak'a konuştu.“Hayvan Çiftliği” ile “1984” adlı kitaplarıyla, her türlü muhalefetin yok edildiği bir toplum tehlikesine ve gelecekte oluşabilecek totaliter bir topluma yönelik uyarıda bulunan Orwell, aslında tam da bugünkü Türkiye’ye işaret ederken neden Erdoğan’ı ayakta alkışlardı?Konuşma metnindeki “21. yüzyıl, ekonomik yığışımlar ve ekürilerinden oluşan bir oligarşidir” saptamasından başlayalım: “BM, IMF, NATO gibi oligarkların onayını alan ‘haklı olma hali’nin temyiz edilemez olduğu noktadayız.” Temyiz edilemez, yani? Yani, Filistin’in, Somali’nin, Afganistan’ın, Suriye’nin, Irak’ın, gerisini siz sayın artık, davalarını taşıyabilecekleri bir mahkemenin olmadığı bir düzen.Pepsi Cola yığışımının yıllık cirosu ne kadardır bilir misiniz? 66-67 milyar dolar. 2013 rakamı. Filistin’in, Afganistan’ın, Somali’nin gayri safi milli hasılalarını toplasanız, sırasıyla 10 milyar, 20 milyar, 3.5 milyar dolar, yani Pepsi’nin cirosunun yarısı etmez. Onların kaderleri, BM Güvenlik Konseyi’nin “daimi üyeleri”nin oluşturduğu oligarşinin iki dudaklarının arasındadır. ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya: Yani, Orwell’in sözünü ettiği, “bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir” durumu. “Eşitlik” lâfzının uluslararası dolandırıcılıktan ibaret olduğu durum.Erdoğan’ın “ Dünya beşten büyüktür” derken, taammüden ya da değil, işaret ettiği durum. Orwell, sonunda dolandırıcılığa ayan birisi çıktı diye sevinir, hatta alkışlardı diye düşünürüm - tabii, kitaplarının arkasında duran, kelâmın haysiyet olduğunu bilen bir adamdıysa ki, benim bildiğim kadarıyla Orwell’in sahici olmadığını düşündürecek bir icraatı da yoktur.Öte yandan, sırf başkaları farklı düşünüyor diye dünyanın ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya beşibiryerdesinden daha büyük olduğunu haykırmaktan çekinen, “Hem budala hem de alçaktır” demektedir, diyen de Daniel Defoe. Ha, birileri susmanın budalalık ve/veya alçaklık olduğunu düşünmezlermiş, anlaşılan o ki, Sayın Erdoğan onlardan biri değil. Nitekim, “One minute” çıkışına da şahidiz.Siz Türkiye toplumunda baskı düzeni olduğunu kabul etmiyor musunuz?“Toplum” dediğinizde ille de baskı olacaktır, Ceren Hanım. Birey bir biçimde ehlileştirilecektir ki, bir kutsal, bir idea, bir dünya görüşü etrafında toplanabilsin ki, bir “toplum”dan söz edebilesiniz. Türkiye özelinde toplumsal baskı var mıdır? Elbette, vardır. Dinsel hassasiyetler, nasslar, gelenekler, örfler, âdetler bireyi baskılar. Mahalle baskısı bir vakıadır. Sosyal medya dedikleri bile başlı başına bir baskı unsurudur.Teşekkür konuşmamda da söylemiştim. “Galile etkisi” derler, ideolojik ve/veya dini, geleneksel ya da asri/teknokrat çetelerin hâkim olduğu toplumlarda umuma hitap eden ve fakat “umumun zihniyeti”ni yansıtmayan düşünceler öfke uyandırır, husumet çeker, bastırılmaya çalışılır. Şimdi diyeceksiniz sosyal medyada da çeteler mi var. Var evet, örgütlü tweet’çilik diye de bir şey var. Siz de ben de “tt” nasıl oldurulur, biliriz, öyle değil mi?Sosyal medyada size yönelik, “Bir edebiyatçının ölümü” gibi sert eleştiriler de oldu. Bu eleştirilere karşılık ne demek istersiniz?İlâhi, Ceren Hanım! Şu söylediğinize eleştiri denmez, “temenni” denir! Hadi, size George Orwell’den bir başka alıntıyla cevap vereyim: “Özgürlük, insanlara duymak istemediklerini söylemektir.”Sanatçılar ve birçok kişi Erdoğan’ı sürekli her konuda enselerinde hissetmekten rahatsız olduklarını sıklıkla dile getiriyor...Siz, Erdoğan’ın Başbakan ve Cumhurbaşkanı yetkilerinin dışına çıkarak bir baba gibi daha doğrusu 1984’teki, “Duvarlara asılı posterlerdeki Büyük Birader’in gözü” gibi, gözünün hep üstümüzde olduğunu hissediyor musunuz?Ne münasebet! Tersine, benim gözüm Erdoğan’ın üstünde! Yadırgadığım önerileri yok mu? Elbette, var. Ona bakarsanız, Atatürk ’ün de, İnönü’nün de, Demirel’in de, Özal’ın da yadırgadığım önerileri vardı. Hatta, bazen Gazi paşa ile yaşamlarımız kesişseydi, fena halde birbirimize girebilirdik diye düşündüğüm olur. Şaka bir yana, bakın, Sayın Erdoğan, benden daha kolay incinebilir konumdadır. Nihayetinde bir siyasidir, olduğu konumunu muhafaza etmesi, benim ona vereceğim oya bağlıdır. Benim derken, “bizim” demek istediğim açık.Ha, benim dahil olmadığım “bizim,” yani aynı vatanı paylaştığım yurttaşlarımın oyu, şahsen haz etmediğim yöne akarmış, n’apalım?! Çaylar, bu defa da bizden olacak. Demokrasi bir tarafıyla da feragat rejimidir. Hayatın ille de sizin istediğiniz gibi akıyor olmamasına tahammül edersiniz.Peki iktidarın, kadının gülüşünden bakışına, cinsel yaşamına bile ayar verişinden rahatsızlık yok mu hiç?“Kadın” derken? Tanımında mutabık olduğumuz, budur diyebileceğimiz bir “model,” homojen bir kimlik bulmalıyız ki, biyolojik benzerliklerimiz dışında bir anlam ifade etsin “kadın”. Bakın, “iktidar” da bir o kadar muğlak bir gönderme. Kimden bahsediyoruz? Hükümet üyelerinden mi? AKP milletvekillerinden mi? Öyleyse hangilerinden? Bir Halide İncekara’yı, mesela, ya da Nimet Baş’ı, yine meselâ, bir Cemil Çiçek’le ya da Ahmet Davutoğlu ile bir tutamayacağımıza göre, “kadının gülüşünden bakışına, cinsel yaşamına bile ayar veren iktidar” Don Kişot’un yeldeğirmenleri gibi kurgusal, oryantalistlerin İslamofobisi kadar manasız bir hasım hüviyetindedir. Beni ancak sahici insanlar rahatsız edebilirler, soyutlamalar değil, kavramlar hiç değil.Peki, Erdoğan sahici bir insan değil mi? Kadın-erkek eşitliği üzerine Erdoğan’ın sahici bir insan olarak söyledikleri sizi rahatsız etmiyor mu?Erdoğan’ın sahici olmasının da ötesinde hasbi ve harbi olduğu muhakkaktır. Öte yandan, Erdoğan’ın kadın-erkek “eşitliği” yerine “eşdeğerliliği”ni savunuyor olmasından rahatsız olmam, çünkü bu tutumu hiçbir zaman inkâr etmediği muhafazakâr dünya görüşünün bileşkenlerinden biridir.‘Gezi’ hangi açılardan totaliter bir rejime başkaldırı anlamı taşır?Ne rejim totaliterdir, ne de Gezi totaliter bir rejime başkaldırı. Sokağa dökülenler de ille “ergen” değildiler, nitekim. Olsa olsa, kendilerini içinde buldukları, sürdürmek zorunda hissettikleri hayat, idealize ettikleri hayatla örtüşmeyen, yanlış zamanda, yanlış mahallede doğmuş olmaktan mustarip yurttaşlarımız. Mustarip derken ironi yapıyor değilim. Mutsuzlukları bana hüzün verirken, teselliyi, rejimle mutmain olan daha büyük kitlelerde bulurum.Yeni Türkiye’den siz ne anlıyorsunuz? Nasıl bir Türkiye öngörüyorsunuz?Öngörmekten ziyade umuyorum, diyelim. Hormonları normal seviyelerine gerilemiş, atar ergenliğini arkasında bırakmış, akıl baliğ, rasyonel bir Türkiye umuyorum. Şimdilerde böyle değil mi, diyeceksiniz, değil. 2014 itibarıyla önyargıların, mesnetsiz korkuların güdümünde, koyunun altında buzağı arayan, esrik bir toplum hüviyetindeyiz. Alev Alatlı’nın teşekkür konuşmasının tt olmadığı, abuk sabuk gündemlerin rağbet görmediği bir Türkiye düşlüyorum.Kaynak: Cumhuriyet
Facebook Yeni Güncellemesiyle Geçmiş Paylaşımları Bulmayı Kolaylaştırıyor
Facebook gerek kullanıcılarının gizliliğine olan tutumu gerekse kullanıcılarını “ürünleştirme” politikası yüzünden sık sık eleştiriliyor. Ancak bu büyük sosyal ağın başka kusurları da var. Kullanıcıların geçmiş paylaşımlarını da tarayabilen bir arama motoruna ne dersiniz?Sosyal ağ devi Facebook 8 bin çalışanı ve 1,35 milyar kullanıcı sayısıyla global ve güçlü bir servis. Son zamanlarda kaybettiği aktif kullanıcı oranı ile de harekete geçen sosyal ağ devi, kullanıcılarını ürünleştirme politikasından vazgeçmiyor ancak daha kolay ve rahat bir servis sunmak için yeni bir güncelleme getiriyor.Facebook’un sahip olduğu arama motoru, kullanıcı postları taramanın da aksine aradığınız kullanıcıyı bile ilk etapta size sunamayabiliyor. Oldukça eleştirilen ve çok da gelişmiş olmayan arama motoru ise yeni güncelleme ile çok daha kullanışlı hale geliyor. Graph Search olarak bilinen beta uygulamasını bir süredir web tarayıcı üzerinden siteye giren kullanıcılarla test eden sosyal ağ devi, kullanıcılardan aldığı geri dönüşler üzerine yeni güncellemesinde geçmiş postları bulmayı çok daha kolay hale getiriyor. Bunun yanı sıra Graph Search’ü mobil platforma taşıyor.Yeni güncellemeyle Facebook arama kısmına artık sadece isim değil cümle ve hatta anahtar kelimeler girerek bile arama yapabiliyorsunuz. Yapılan aramalar tamamen kullanıcıya özel oluyor ve sadece kullanıcıyla paylaşılan durumlar listeleniyor. Yeni güncelleme bu hafta masaüstü bilgisayarların yanı sıra iPhone üzerinden Facebook kullanan kullanıcılara açılacak. Ancak güncelleme şimdilik ne yazık ki sadece İngilizce aramaları destekliyor. Facebook’un bu yeni güncellemesine dil desteğinin gelip gelmeyeceği ise belli değil.LOG
'Sığınmacı Krizi Kırılma Noktasında'
Uluslararası insani yardım kuruluşları, Suriye’deki sığınmacı krizinin bölge ülkeleri üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu belirterek, sorumluluğunu yerine getirmeyen ülkelerin harekete geçmesi çağrısı yapıyor.30’dan fazla insani yardım kuruluşu ve örgütü, sığınmacıların ağırlanması konusunda görevini yerine getirmeyen ülkelerden 180 bin sığınmacıyı kabul etmesini istedi.İnsani yardım kuruluşlarına göre eğer bu ülkeler 180 bin sığınmacıyı kabul ederse bu durum komşu ülkeleri sınırlarını Suriyelilere açık tutmak konusunda cesaretlendirebilir.İnsani örgütler, kapasitesi kısıtlı olan ve sığınmacılar konusunda sıradışı bir cömertlik ortaya koyan Ürdün ve Lübnan’daki durumun ‘kırılma noktasına’ geldiği uyarısında bulunuyor.Yaklaşık 1.6 milyon Suriyeli sığınmacıyı ağırlayan Türkiye de, sığınmacılar konusunda Batı ülkelerini üzerine düşeni yapmadıkları gerekçesiyle eleştiriyor.En fazla Suriyeli sığınmacıyı ağırlayan ülkeler arasında Lübnan, Türkiye ve Ürdün başı çekiyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta yaptığı açıklamada uluslararası toplumun Suriye meselesi ve sığınmacıların durumuyla ilgili tavrını, “Yakılmış yıkılmış bir Suriye var. Benim ülkem bunu bedelini ödüyor. 1 milyon 600 bin kişi benim ülkemde. Şu ana kadar 5 milyar dolar harcadık. Dünyadan bize gelen 200 milyon dolar” sözleriyle eleştirmişti.
Reklam