onedio
Küçük Oyuncakları Çizim Makinelerine Dönüştüren Yaratıcı Sanatçı
Eindhoven Tasarım Akademisi'nin çalışmalarının bir parçası olarak sanatçı ve grafik tasarımcısı Echo Yang tarafından yapılan bu özgün çalışma ilk bakışta pek sanat eserini andırmıyor. Fotoğraflara bakıldığında da fazla bir fikir vermiyor. Fakat galerinin altındaki videoyu izlerseniz küçük oyuncakların nasıl sanat makinelerine dönüştürüldüğüne inanabilirsiniz.İşte 'Küçük Oyuncakları Çizim Makinelerine Dönüştüren Yaratıcı Sanatçı' galerisi...
Çizgifilm Karakterleri Büyüdü
Artist Celeste Pille 90'ların popüler çizgifilm karakterlerini büyütmüş. Nickelodeon ile ülkemizde bazıları yayınlanmış çizgifilmlerin orijinal isimleri şöyle: Pepper Ann, Rugrats, Hey Arnold!, The Magic School Bus.
Harman Yeri 1915 Tekrar Sahnelerde
Bu yıl 10.yılını kutlayan Tiyatro Prizma ekibinin her yıl düzenli olarak çıkardığı bir oyun 'Harman Yeri 1915'.Gel gelelim bu oyunun içeriğine:20. yüzyıla sarsıntılarla giren Osmanlı, Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile topraklarını kaybeder, Avrupa’da savaş ilerleme göstermediği için İngiltere, Savaş Konseyi’ni toplar. Avrupa taraflarında, vahşice saldırmaya hazırlanan çelikten sırtlanlar, Osmanlı tarafındaysa topraklarına yapı-şıp, yürekleriyle direnecek olan ana kuzuları… Harmanyeri 1915, tarihe sığmayan koca bir destanın nasıl yazıldığını adım adım işliyor ve Çanakkale Savaşı’nın tüm safhalarını bir bir sahneye taşıyor.Oyunda;Savaş öncesi, savaşa giriş, sivil halkın durumu, Türk vekarşı tarafın yönetim kademeleri, karşılıklı cepheler… Deniz savaşı, karasavaşları, cephe gerisi, hasta ve yaralıların tedavileri ve savaşın sonuçlarıbelgesel görüntülerle desteklenerek 20 sahnede 70 karakterle bir bircanlandırılmaktadır.Oyun içinde görecekleriniz;32Belge, 80 Fotoğraf, 20 Dakikalık özel görüntülerle sahneler üç boyutlu olaraksunulmaktadır. 33 özel stüdyo kaydı ve 18 Efekt kullanılan oyun, yaklaşık 2saat sürmektedir.45 kişilik bir ekiple(oyuncu,dekorcu,ışıkçı vs.) çalışıldı.Tiyatro sahnelerinde Çanakkale Savaşlarını baştan sona, tümyönleriyle kronolojik sırada ele alan ve tüm gerçekleri belgeleriyle gözlerönüne sererek Çanakkale’yi tiyatro sahnesine aktarma özelliğini taşıyan İLK veTEK OYUNDUR.Harman Yeri 1915 Başarıları:ŞEHİRTİYATROLARI repertuarına alındı.DEVLET TİYATROLARI repertuarına alındı.TRT RADYO-1‘ de 7 Bölüm “ARKASI YARIN” olarakyayınlandı. (13 / 20 Mart 2006 )T.C. MEB.’lığı “EĞİTİME % 100 DESTEK” projesikapsamında incelemeye alındı.T.C. Çanakkale Valiliği RESMİ ANMA TÖRENLERİNDEsahnelendi. (14 Mart 2006)DİREKLERARASI JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ'nü aldı.Farklı illerde 250’DEN FAZLA GRUP tarafındanoynandı. Yurt dışındaki gruplarca 3 ÜLKEDE(Almanya-Fransa-Avustralya) sahneye kondu.Ekip Kadrosu:DRAMATURJİ : DuyguÇIRÇANIŞIK ve BARKOVİZYON : Uğurcan AĞGÜL DEKOR : Zeki CEYLANKOSTÜM : Esra AKPINAR ÖZTEZCANAKSESUAR : Yasemin YILMAZMÜZİK DİREKTÖRÜ : Pelin KÖSEOĞLUGÖRÜNTÜ : Serkan BİLGİLİMONTAJ : Erhan ŞAHİNSES KAYIT : Sedat AKDEMİRSERGİ FUAYE : Sena BİBERCİGENEL KOORDİNATÖR : Ersin TURANİDARİ KOORDİNATÖR : Sibel SALİHOĞLUWEB SİTE : Selda GÜMÜŞ. O Y U N C U L A R . SAZ: Erkut COŞKUNAlaaddin TANRIVERDİ / Cem İLK / Ceyda Esra ALTUN /Coşkun UĞUR / Duygu ÇIRÇAN / Emrah KERVAN / Erhan ŞAHİN/ Esra AKPINAR ÖZTEZCAN / Gizem SÖLÜMBOZ / GörkemSAYGI / Hakan ÖZALAN / Haldun YILDIRIM / Halil ÇOKYÜCE Hasan AYDIN / Muharrem BAYRAK / Murat ANIK /Mustafa KARTAL / Mutlu AKÇAY / Nuri AYDIN / Nuri BALKANLI / OğuzhanKARAMANÖzer GÜLMEZ / Pelin KÖSEOĞLU / Pınar POLAT / SalihYAVAŞ Sena BİBERCİ / Serkan BİLGİLİ / Seyfi AYGIN / SibelSALİHOĞLU / Tolga Can AYDOĞAN / Tuğba KULAK TANRIVERDİ / Yasemin YILMAZ / YusufDÜNDAR Ve Son Olarak Tiyatro Prizma Grubunun Sıcak Davetiyle Noktalıyoruz:Eğer bunlar göğüsleyecek cesaretiniz var ise buyurun sizi1915 li yıllara götürelim. Bu günleri ve elimizdekilerin değerini daha iyianlamak için o günler de nelerin nasıl ve ne için yaşandığını iyi bilmemiz veasla unutmamamız lazım.Emeğimize saygı duyan tüm Çanakkale ve tiyatro sevdalısıgönül dostlarımızı bu acı türküyü birlikte söylemeye davet ediyoruz….Eğer daha önemli bir işiniz yoksa, gelin bir akşam, oyıllara birlikte dönelim… Neler, Nerede, nasıl yaşandığına bir bir tanık olalım…Ne dersiniz? O yılları bizimle birlikte yaşamaya varmısınız?
Vahşi Yaşamın İçinde Büyümüş Tippi'nin 16 Müthiş Fotoğrafı
Vahşi yaşam fotoğrafçısı Fransız bir ailenin kızı olarak Namibya'da doğan ve çocukluğunu vahşi yaşamın içinde geçiren Tippi'nin fotoğrafları 'Afrikalı Tippi' adıyla yayınlandı. 1990 doğumlu Tippi, annesi ve babasına vahşi yaşamdan fotoğraflar çekerken eşlik ediyordu. Gittikçe olayın başrol oyuncusu olan Tippi, hayvanlarla kolayca arkadaşlık kurdu. En iyi arkadaşı, 28 yaşındaki Abu isimli fildi mesela. Abu'nun dışında fotoğraflardan göreceğiniz gibi 'vahşi' bildiğimiz çoğu hayvanla arkadaşlık kurdu.  Yerel halkla da arası çok iyi olan Tippi'nin çocukluğundan 16 fotoğraf sizlerle... 
Rio Karnavalı Başladı
Milyonlarca kişinin dört gözle beklediği Rio Karnavalı başladı...Karnaval Kralı Momo Wilson Dias da Costa Neto'nun (fotoğrafta) Rio de Janeiro Belediye Başkanı Eduardo Paes'in verdiği dev anahtarı almasıyla resmi açılışı yapılan karnaval tam beş gün boyunca sürecek... Dünyanın bir çok yerinden çok sayıda turist çeken karnaval beş gün bounca sürecek. Ünlü Rio Karnavalı'nın ilk gününden objektiflere bu renkli görüntüler yansıdı. akicihaber.com
Beyin Yıkayan 37 Cyriak GIFi
Kabus sanatçısı Cyriak Harris orijinal çalışmalarına hipnoz etkili müzikler ekleyerek insanların bilinç altına sesleniyor. Yaptığı görsel işler birbirini tekrar eden, iç içe geçmiş fraktal çalışmalardan oluşuyor. Zihnimizle oyun oynayan diğer çalışmaları için Cyriak Harris'in youtube sayfasını ziyaret etmenizi öneririm.
Oscar'a Aday Olan Dünyanın En Kısa Filmi: Fresh Guacamole
PES film tarafından çekilen bu film, Oscar'a aday olmuş Dünyanın en kısa filmi olma özelliğinde. Not: Guacamole, avakodulu değişik bir sos, soğan, domates ve değişik baharatların karışımından oluşan; tercihe göre cipsle (tortilla) yenen bir Meksika yemeğidir.
Dile Gelen Mermerlerin Öyküsü (Heykel Ne Anlatır ?)
Michelangelo Rönesans zamanında yaşamış, gelmiş geçmiş en büyük ustalardan birisidir. Bu çalışmasında gördüğümüz bu meşhur adam bu gün ki İsrail topraklarında yaşamış ve İncil'de hikayesinin anlatıldığı bir kahramandır. Yaşadığı topraklara dadanan dev Golyat'ı kimse yenememektedir. Oldukça güçlü bu devin karşısına, çobanlık yapan Davud çıkmaya karar verir. Elinde sadece sapanı bulunan Davud, tek bir taş ile dev Golyat'ı mucizevi bir şekilde yenmeyi başarır. Ve o topraklarda büyük bir imparatorluk kurar. Büyük usta omuzuna attığı sapanını tutan Davud'u bu şekilde ölümsüzleştirmiştir.
Yeryüzüne Dayanabilmek İçin Edebiyat
En zarif, en içten ve en direnişçi yazarlarımızdandır Tezer Özlü. O da yakın dostu Leylâ Erbil gibi bir put kırıcıdır; insan yaşamını hapishaneye çeviren gelenek, dogma, tabu, kural, sınır, dayatma… ne varsa gözden geçiren; kalıpları kıran, yerleşik değerleri sorgulayan, yeni değerler arayan özgün ve özgür bir yazardır. Onun sıra dışı kişiliği, metinlerinde bütün canlılığı ile varlığını duyumsatır.Yıllar önce okuma günlüğüme şöyle yazmıştım: “ Tezer Özlü’nün asi ruhundan, kendine özgü kişiliğinden yansıyan erdemin, düşüncelerimde sürekli çoğaldığını fark ediyorum. Çünkü yaşamıyla yazdıkları bu denli iç içe olan yazarlara çok rastlanmıyor. Korkmadan, çekinmeden, bütün içtenliğiyle kendini ortaya koymak, ‘ben böyleyim.’ diyebilmek kolay mı? Bence her şeyden önce cesaretin simgesi Tezer Özlü. Kalanlar’ın önsözüne belirtildiği gibi: ‘Kendi üstündeki giysinin örgüsünü çözen ve yazdıklarında kendi çırılçıplak gerçeğini okuruna sunmak isteyen, bu anlamda korkusuz, ender yazarlardan biriydi.’ Yapıtlarında kendini dürüstlükle; yalansız, riyasız gösterirken aynı anda toplumun bütün sahte değerlerini kıyasıya eleştiriyor, yüzlerden maskeleri çekip alıyor. İlk olarak kendine yöneltiyor eleştirel bakışlarını; kendine sansür uygulamadan yazarak bir özgürlük ufku açıyor önce. Sonra bu ufku genişleterek toplumun dayatmalarına, baskılarına, sahteliklerine, ikiyüzlülüğüne savaş açıyor. Farklı olmanın, aykırı kalmanın bedelini ise yalnızlıkla, mutsuzlukla ödüyor Tezer Özlü. ” 1963’ten itibaren edebiyat dergilerindeki öyküleriyle dikkati çeken ve ilk kitabı Eski Bahçe ’de öykülerini buluşturan Tezer Özlü, kendi trajedisini görmekten ve onunla yüz yüze gelmekten korkmayan yazarlardandır. Çocukluğun Soğuk Geceleri ’nde çocukluk korkuları ve sıkıntılarıyla yüzleşir. 1983’te Marburg Yazın Ödülü’nü alan Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı eseri, yaşamlarında intihar düşüncesine çok yer veren büyük yazarlar Kafka, Svevo ile Pavese‘nin yaşadığı yerleri görmek üzere çıktığı 700 km’lik bir yolculuğun notlarından oluşur. Yaşamın anlamını gitmekte bulur Tezer Özlü. Kitabın başkişisi yine kendisidir; ölüm, yalnızlık, bunaltı, varoluş izlekleri onu bırakmaz. Bu romanı da çocukluğuna ve gençliğine göndermelerle doludur. 1986’da kırk üç yaşındayken göğüs kanseri nedeniyle yaşama veda eden Tezer Özlü, içten ve özgün metinleriyle edebiyatımızın unutulmaz kişilikleri arasında yer aldı; yıllar geçtikçe adının çevresinde efsanevi bir hale oluştu. Leylâ Erbil , “ Tezer Özlü’nün yaşamı acıyla, ölümle, intihar duygusuyla, canlılık ve yaşam tutkusuyla iç içeydi. ”…“ Kendi olmayı hiç reddetmeden, kendi ruhundaki acılardan taşarak akraba acıların dünyasına ulaşmaktadır. Bu ise küçümsenecek bir nitelik değildir; kalıcıdır. ” diyor Zihin Kuşları ’nda. Özyaşam anlatıdan kaçınmayan Tezer Özlü’nün bu tarz anlatıyı sanat katına yükselttiğini ifade ediyor. En son, Tezer Özlü’den kalan bazı yazı ve notlar Kalanlar adıyla 1990’da yayımlanmıştı. Geçen ay Tezer Özlü’nün farklı sanatsal yönleri ve ilgilerini keşfettiğimiz yazıları, kızkardeşi Sezer Duru tarafından Yeryüzüne Dayanabilmek İçin başlığı altında bir araya getirilerek kitaplaştırıldı. Tezer Özlü’nün bir yazısından alınan bu başlık, onun varoluşçu bakışını ve dünyadaki temel meselesini özetliyor: “Neden edebiyat? Yeryüzüne dayanabilmek için.” Tezer Özlü’nün, yurt dışındayken Türkiye’deki dergilere gönderdiği kültür, sanat, edebiyat yazılarından oluşan kitap, onun bir kültür gözlemcisi olarak çevresindeki sanatsal ve yazınsal olaylara dair duygu ve düşüncelerini netlikle görmemizi sağlıyor. Dikkatle ve titiz ayrıntılar üzerinden yazıyor Tezer Özlü. Kendi dünyasına yakın bulduğu yazarlar ve eserlerine yaklaşımında hassasiyeti doruğa ulaşıyor. Kitaptaki yazıların bir kısmı söyleşi ve röportajlardan oluşuyor; ancak kitabın ağırlık merkezinde deneme türünün güzel örneklerini oluşturan metinler yer alıyor. Anı, izlenim ve düşlerin ışıklı yansımalarının yanı sıra eleştirel bir bakış açısı taşıyan bu yazılar Tezer Özlü’nün derin entelektüel kavrayışının; sezgi ve duyuş gücünün birer göstergesi durumunda. Edebiyatla yoğurulmuş engin bir sinema kültürü olan Tezer Özlü, başta Berlin, Venedik olmak üzere Avrupa kentlerindeki film festivallerinde izlediği filmlerle ilgili ustalıklı yorum, eleştiri ve değerlendirmeler yapıyor. Kültür sanat ortamlarında soluk alan yazar, buralardan edindiği izlenimler ve tanıklıklarını nesnel bir bakış açısıyla değerlendirerek Milliyet Sanat’ın ve dönemin başka dergilerinin okurlarıyla paylaşıyor. Bu yazıların çoğunun, Tezer Özlü’nün ölümünden birkaç yıl önce yazılmış olduğunu fark etmek içimizi sızlatıyor. Okudukça onun kültür, sanat, edebiyat güzellikleriyle dopdolu, seçkin ve entelektüel bir yaşamı olduğunu görüyoruz. Yazılarında, kendi yazınsal ve düşünsel dünyasını şekillendiren ve ruhen akraba olduğu yazarlara öncelik veren Tezer Özlü, özellikle Kafka ve eserlerini ince bir duyarlılıkla ele alıyor. “Niçin yazıyorum?” sorusuna yanıt arayışlarını Kafka, Svevo ve Pavese’den cümlelerle destekledikten sonra “ Bir cümle de ben eklemek istiyorum: Yaşamla ve ölümle hesaplaşmakiçin yazıyorum. ” sözleriyle derin etki yaratıyor. Dünyanın acılı bir yer olduğunu, bunun için yazdığını; duyguların taşmasının da bir yazma nedeni olduğunu vurgulayarak, kendi dünyasına egemen olmayı edebiyatla öğrendiğini dile getiriyor. Kafka ile Yaşamak denemesi, sorgulamalarla genişleyen zihin açıcı bir tarzda yazılmış. Tezer Özlü, “Kafka ile yaşamak, acınacak güncelliğimizin en büyük umudu.” ifadesiyle Kafka’daki düşsel, alegorik ve ironik tutumun önemini vurguluyor. Tezer Özlü’nün kaleminden Kafka’yı okumak, onun duyarlı, sezgisel yaklaşımıyla Kafka’yı yeniden değerlendirme imkânı veriyor. Bir sabah uyandığında kendini böceğe dönüşmüş halde bulan Gregor Samsa’nın, Kafka’nın bütün iç dünyasını yansıttığını belirten Tezer Özlü; “Bürokrasi ve iş çarkının, yüzyılımız insanını böceğe ya da robota dönüştürdüğünü, hepimizin birer Gregor Samsa olduğumuzu kavrayamazsak, biz dünyaya değil, dünya bize bakıyor olmaz mı?” diye soruyor. Yazar dostlarının ardından incelik ve değerbilirlikle yazan Tezer Özlü; Sevgi Soysal, Celal Sılay, Peter Weiss’ı sevgi dolu cümlelerle anıyor. Kitapta, hem yaşamı hem de ölümüyle büyük yankılar uyandıran Stefan Zweig, Tezer Özlü tarafından başarıyla değerlendiriliyor; Zweig’ın 2. Dünya Savaşı yıllarındaki savaş karşıtı tutumu, yaşadığı bunalım ve karısıyla birlikte intiharı üzerinde önemli tespitler yapılıyor. Kitaptaki metinlere, Tezer Özlü’nün insana inanan ve ona değer veren düşünce biçimi damgasını vuruyor. Varoluşçu felsefenin izinde giden ve insanın özgür bir birey olma yönünde çaba göstermesinin gerekliliğini vurgulayan satırlarla sık sık karşılaşıyoruz. “ Yaşam, şöyle bir yaşanıp geçmek için varolmak değildir. Aksine insanları, en insancıl yaşamlara ulaştırmanın mücadelesinin verildiği bir olgudur. ” diyen Tezer Özlü, insanın toplumdan, dünyadan sorumlu bir birey olduğu gerçeğinin altını çiziyor. Yeryüzüne Dayanabilmek İçin Tezer Özlü’nün kültür, sanat, edebiyata dair düşünce ve görüşlerini yakından görme ve anlama olanağı sağlıyor. İlgili ve meraklı okurların, bu kitapta kendilerini Yaşamın Ucuna Yolculuk ve Çocukluğun Soğuk Geceleri ’ne yeniden yönlendirebilecek nitelikte güçlü imgeler ve etkili izlekler bulacakları kanısındayım. Kısacık yaşamına sonsuz bir evreni sığdıran Tezer Özlü, defalarca okunmayı hak eden, duygu dolu radikal bir yazar.
'Şarkısını Söylerken Ahmet Elimden Tuttu, Gülten Sırtımı Sıvazladı'
Ahmet Kaya anısına hazırlanan albümde bir şarkı seslendiren Sezen Aksu, 'şarkıyı söylerken Ahmet Kaya elimden tuttu, iyi geldi' dedi.T24Ahmet Kaya’nın anısına hazırlanan ‘... bir eksiğiz’ albümü 3 Mart günü raflarda yerini alacak. Albümde 27 sanatçı, Ahmet Kaya’nın parçalarını yorumladı.Radikal gazetesi, albümde yer alan 13 sanatçıya albüm hakkındaki düşüncelerini sordu. Albümde yer alan sanatçılardan Vedat Yıldırım , albüm hakkında ‘’Popüler faşizmin saplanan çatallarına mütevazı bir cevap’’ nitelemesi yaparken Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin , “albümün yıllar sonra kimin nasıl hatırlanacağına muktedirin değil, halkın karar vereceğini görmemize vesile olmasını dilerim” şeklinde konuştu.Sanatçıların ‘... bir eksiğiz’ albümü ile ilgili paylaştıkları şöyle:Sezen Aksu Gülten Kaya’nın eşsiz sözlerinin, Ahmet’in kulağımdan gitmeyen sesiyle, aşkla beden bulduğu ‘’Ağladıkça’’yı söylerken, acıdan yeşeren umudu, tüm hücrelerimde yeniden hissettim. Aslında ağladıkça güneşe doğru yürüdüğümüzü bir kez daha hatırlamak, yaşamla ilgili inandığım, söylediğim, tutunduğum her şeyi onayladı sanki. Söylerken Ahmet elimden tuttu, Gülten sırtımı sıvazladı, iyi geldi. Dilerim başkalarına da yeniden iyi gelir bu hüzünlü umudun şarkısı.Bülent Ortaçgil Ahmet Kaya’yı şahsen tanımadım, müziğini de çok fazla bilmiyorum. Ancak milyonları derinden etkilemiş Ahmet Kaya için hazırlanan ‘... bir eksiğiz’de yer almayı istedim. Kaya’nın ne söylediğinden çok, söylemesi gerektiği şeyleri rahatlıkla ifade etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin bu günlerde birbirine empati kurmak ve saygı duymak konularında ortak hareket etmeye ihtiyacı var. Empatileri geliştirecek bu gibi projelere şiddetle ihtiyaç var. Bu albüm Türkiye için örnek olmalı.Cahit Berkay Ahmet Kaya şarkılarıyla ve duruşuyla sevdiğim bir insan. İçimizde acısı büyüktür. Derya Petek’le ‘’Metris’in Önünde’’yi söyledik. Ahmet Kaya albümünde bir Ahmet Kaya şarkısı söylemek bir onurdur benim için.Vedat Yıldırım (Bajar): ‘’Bir eksiğiz’’ sözüdür bizi de bu sofraya katan... İade-i itibarlar, özürler geri getirmiyor giden nice canı. Bir gün Gezi’de, Roboski’de ölen çocuklar için de vicdan sahibi insanların baskıları zorbalara özür diletecek. Lakin bu çocukların ana, baba, kardeşleri, sevgilileri için o büyük kifayetsizlik devam edecek. Popüler faşizmin saplanan çatallarına mütevazı bir cevap bu albüm. Ama asıl cevap bizlerin de Ahmet Kayalar gibi can alıcı meselelerimize değen ürünler vermemiz.Hayko Cepkin Çocukluğumda bir arkadaşım sayesinde sesiyle tanıştım. Arkadaşımın ne mezhebini ne dinini ne inancını bildim. Ne sordum ne merak ettim. Ne sordu ne merak etti. Merak edilen tek şey hep gözümdü. Dinlediği ses daha çok şarkı aralarındaki şiirlerle mücadele veren bir adamın ya da bir kadının ya da birilerinin hayatından bir parça anlatıyordu. Uzun süre dinledim. Neden dinlediğimi bilmeden. Gün oldu hikâyeler netleşti. Bilmek mi hep iyiydi? Bilmeden sevmek mi? Ben bildim ve bir dalından ses oldum.Yaşar Kurt Ahmet Kaya 80’lerdeki ilk göz ağrımız, ilk aykırı sesimiz. Cezaevlerine dikkat çeken, oralarda neler olduğundan bahseden müthiş bir sanatçı. Büyük haksızlığa uğradığını düşünüyorum. ‘Kaçak ve Anne’yi söylüyorum. Benim için tüm şarkıları önemlidir. Şarkıya dokunmadan söylemeye çalıştım, biraz Ahmet Kaya’ya benzesin istedim.Hakan Vreskala İlk kez ‘Şarkılarım Dağlara’ albümünü duymuştum... O zamanlar Türkçe müzik dinlemezdim; varsa yoksa punk, trash, rock... Sözlerindeki isyan, özgünlük ve bunca kafaya kazınan harika ezgi beni bağımlısı yapmıştı. Dinlediğim hiçbir şeye benzemiyordu; ‘Cinayet Saati’nin, ‘Gururla Bakıyorum Dünyaya’nın sözlerini ezberlerken buldum kendimi. Kendi kendime binlerce kez söylediğim parçalarından birini, bu albümünde seslendirmek çok büyük gurur.Harun Tekin Bu albümün birbirimizi dinlememize, Ahmet Kaya’nın değerinin tekrar tekrar hatırlanmasına ve yıllar sonra kimin nasıl hatırlanacağına muktedirin değil, halkın karar vereceğini görmemize vesile olmasını dilerim.Ceza Türkiye’deki müzik tarihinin en önemli isimlerinden biri için toplandık. Barış, kardeşlik, dostluk için. Seslendirdiğim parça Ahmet Kaya’nın seslendirdiği sayısız parçadan birkaçının birleşmiş hali. Sözler kendisine ait diyebiliriz. Protest, duygulu ve anlamlı sözler rap ile tekrardan dile geldi.Küçük İskender Ahmet Kaya çok önemsediğim biriydi. Kimi şiir akşamlarımızda bize katılırdı. İlkeli duruşuna hep saygı duydum. Katı, sert, radikal bir söylemi olsa da daima güler yüzlüydü. Bu, onun hümanist yanıydı. Farklı bir platformda, Ahmet Kaya ve Yusuf Hayaloğlu ortaklığındaki bu şarkıyı seslendirebilmek mutluluk verici.Cem Adrian Bir Ahmet Kaya şarkısını söylemek için uzun zamandır bekliyordum. Bu albüme katılmamın istenmesi, Ahmet Kaya’nın sevgili eşi Gülten Kaya tarafından bana iletilmesi ve en sevdiğim şarkılardan olan ‘Yakamoz’u söyleyebilmem beni çok mutlu etti, onur duydum.Redd Eskiye göre rahat görünmesine karşın, hâlâ sanat dalları baskı ve otosansüre tabi. Tüm şarkıları dinledik, bize ve bugüne uygun bir şarkıyı formuyla oynayarak değişik bir şekle soktuk.Gece Yolcuları Çok değerli şiirleri bestelemiş, bir döneme damga vurmuş, her kesimin kucakladığı bir sanatçı... Tüm diskografisini bildiğimiz bir sanatçının bu albümünde olmak büyük keyif verdi.Aylin Aslım ‘İçimde Ölen Biri Var’ı ilk kez Ahmet Kaya’yı kaybedişimizin 10’uncu yılındaki anma gecesinde Yavuz Bingöl piyano çaldı, ben söyledim. Bu saygı albümü düşünüldüğünde Gülten Abla bu şarkıyı benim söylememi istedi. Onur duydum albümde yer almaktan. Tek bir keşkem var, kayıt esnasında 40 derece ateşim vardı. Kırk yılda bir hastalanırım, o da kayda denk geldi. Erteledim ama bir ay iyileşemeyince girdim artık stüdyoya.
Aynı Rolle 4 Kez "En İyi" Seçildi, Ödülleri Reddetti
Ferhunde Hanımlar'ın Nevzat'ı, Bizim Evin Halleri'nin Sali'si, Keşanlı Ali Destanı'nın Zilli Zarife'si İpek Çeken, kendisine verilen 'en iyi kadın oyuncu' ödüllerini kabul etmiyor. Çeken, geçen sezonda büyük beğeni kazanan '33 Varyasyon' oyunundaki performansıyla 4 farklı kurumdan ödüle değer bulunduğunu ancak bunlardan sadece birini aldığını belirtti.Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri, Tiyatro Eleştirmenler Birliği, Spor Yazarları Derneği ve Direklerarası Seyirci Ödülleri'nde 'en iyi kadın oyuncu' seçildiğini anlatan Çeken, bu ödüllerden yalnızca Spor Yazarları Derneğinin törenine gittiğini bildirdi. Tiyatrodaki ödül sisteminin samimiyetine inanmadığını söyleyen Çeken, 'Bu ödülleri Türkiye'de veren, ödül mekanizmasında bulunan insanlar hep aynı. Ben hayatımın sonuna kadar bir daha ödül almayacak kadar şimşekleri üzerime çekmeyi göze alarak bunları söylüyorum çünkü adları değişik olan ödüllerin aynı kişilerce verilmesini samimi bulmuyorum' dedi. Çeken, tiyatroda ödül alan pek çok sanatçının da aynı sıkıntıları hissettiğini ancak bunları dile getiremediğini savundu. 'Biz devletin tiyatrosuyuz, üzerimizde bir misyon var' 33 Varyasyon oyununun, çok beğeni toplamasına rağmen uzun zamandır perde açmadığını dile getiren Çeken, İstanbul'da sahne alan ve 40 yılını geride bırakan Cats müzikali gibi yurt dışında, birçok oyunun yıllarca oynandığına dikkati çekti. Çeken 'Neden Türkiye'de bu olmasın? İyi oyunlarımız neden yıllarca oynamaz? Biz devletin tiyatrosuyuz, bizim üzerimizde bir misyon var. Kapalı gişe oynayan birçok oyun maalesef kaldırılıyor' diye konuştu. 'Ödül sistemi objektif olamaz ' Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV) Başkanı Tamer Levent, sanat için önemli bir sorumluluk olan ödülün, eleştiriyle başladığını ve eleştirinin de ülkenin sosyal, toplumsal yapısına katkı sağladığını belirtti. Ödül verenlerin de her zaman bu sorumlulukla davranması gerektiğine işaret eden Levent, 'Eğer ödül verme sistemine karşı güvensizlik ortamı doğuyorsa, ödüller değer kaybeder, bu da sanatın değer kaybetmesi anlamına gelir. Bundan da herkes zarar görür' diye konuştu. Levent, bir sanatçının ödül almak istememesinin ödüle duyulan güvensizliğin göstergesi olduğunu söyleyerek, değişik kurumların ödül jürisinin zaman zaman denk gelebileceğini ancak bunu genellemenin ödül mekanizmasına aykırı olduğunu dile getirdi. 'Ödül sistemi objektif olamaz çünkü ödüller jüride bulunan kişilerin beğenisine göre verilir' ifadesini kullanan Levent, tiyatro jürisinin önünde de tıpkı dans yarışmalarındaki gibi bir değerlendirme cetveli konulması gerektiğini, bunun yanı sıra jüri üyelerinin geçerli sistemdeki gibi ayrı ayrı zamanlarda değil aynı anda oyunu izleyip yorumlamasının daha doğru olacağı görüşünü bildirdi. Tuğba Özgür DurmazAA
Bob Ross'un Fırça Temizleme Hareketi
Bob Ross'un fırçasına bulaşan van dyke kahverengisi, titanyum beyazı, karmen kırmızısı gibi renklerin fırçadan nasıl atıldığını; o mutlu küçük bulutcukların fırçada bıraktığı izlerin nasıl temizlendiğini ve Bob amcanın bundan aldığı hazzı  bir kolaj halinde izliyoruz.
Kitap Kapaklarıyla Bütünleşen 12 İlginç İnsan
Corpus Libris adı verilen fotoğraf serisinin tam Türkçe karşılığı ' Vücut Kitapları'. Bu fotoğraflar Los Angeles Bağımsız Kitabevi'nde, buraya gelen müşterilerle çekildi. Bu çalışmanın yaratıcısı olan Emily Pullen çekimler sırasında tam simetriyi yakalamak ve kitap ile vücutları hizalamak konusunda çok zorlandıklarını söylüyor... İşte 'Kitap Kapaklarıyla Bütünleşen 12 İlginç İnsan' galerisi...
Bob Marley'in Veliahtı: Mitchell Brunings
Hollanda'nın ses yarışması The Voice of Holland'da sahneye çıkan yarışmacı Mitchell Bruning'in seslendirdiği Redemption Song'u duydukları anda tüm jüri üyeleri Bob Marley'in yeniden doğduğunu sandılar ama tabi çok uzun sürmedi bu çünkü tipe bakınca pek andırmıyo mitchel abimiz. kısacası kulaklarımızın pasını silmek için geldi diyelim ve dinlemeye başlayalım !
Silkelenen Köpeklerin Aşırı Sevimli Yavaş Çekim Fotoğrafları
Ödüllü fotoğrafçı ve hayvan terbiyecisi  Carli Davidson 'Shake' ismini verdiği fotoğraf serisini kitap olarak yayınladı. Başlarını sallarken çok komik şekillere giren köpeklerin galerisi ise görülmeye değer.  Saniyede 10 kare çekebilen fotoğraf makineleriyle yapılan çekimler sayesinde köpeklerin şapşal hallerini görebiliyoruz.  İşte 'Silkelenen Sevimli Köpeklerin Yavaş Çekim Fotoğrafları' galerisi...
20 Harika Örnekle Çocuk Resimlerinin Oyuncağa Dönüşmesi
Child's Own Studio'nun kurucusu Wendy Tsao, oyuncak sektörünün klışe çalışmalarından sıyrılıp, ortaya çıkarttığı yeni akımla oldukça ilgi çekiyor. Bu stüdyoya çocuğunuzun çizdiği bir resmi gönderiyorsunuz. Stüdyo ise çocuğunuzun kendi elleriyle çizdiği şeyi, oyuncak-pelüş haline getiriyor. Fikir oldukça yaratıcı, çocuğunuzun çizdiği şeyin oyuncağına sahip olması, onlar için oldukça güzel bir hediye. Ayrıca aynı oyuncağın bir ikincisinin olmaması da, işin bir başka boyutu. İşte çalışmalardan 20 örnek...