Russell Crowe’un Filmi Bir Ülkede Daha Yasaklandı!
Russell Crowe’un başrolünde oynadığı, ‘Nuh: Büyük Tufan’ filmi, İslami gerekçelerle Malezya’da da yasaklandı. Malezya Film Sansür Kurulu Başkanı Abdül Halim Abdül Hamid, kararın iki hafta önce alındığını söyleyerek “Bir peygamberin yüzünün gösterilmesi İslam’da yasaktır. Eğer film Malezya’da gösterilseydi çok fazla tepkiye yol açabilirdi” dedi. Film, daha önce Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri’nde de yasaklanmıştı. Mısır’daki El Ezher Üniversitesi de filmin yasaklanması yönünde fetva vermişti. Turkhishny
Defteri Kapat #ŞiirSokakta
Günümüzün en gündem de ve bana göre en güzel akımlarındandır “ Şiir Sokakta ” Defteri kapatıp şiirlerini duvara yazan gençler, çocuklar, yaşlılar, aşıklar, mutsuzlar.. Duvarlarımız artık, “#şiirsokakta” hashtagi ile güzelleşiyor. Daha çok ikinci yeni akımının şairleri olan Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, İlhan Berk şiirleri karşımıza çıkıyor. Hadi başlayalım.. Şiir sokakta azizim… Ayna kenarında, otobüs durağında, çardak köşelerinde, paranın üstünde, ellerde, kollarda… Yaz yahu, ölmezsin. Biri bulur okur mutlu olur. Aklına gelir şu zalımın oğlu. Dertlenir belki, olsun dertlensin… Olgunlaştırır insanı. yaz sen. “biraz birazdım her şeyden dün biraz sinirlenmiştim mesela yarın bir kadını seveceğim biraz biraz biraz kör oldum bügünlerde… haydi sirtaki yapalım palyaço rakı doldur, yine eksildik biraz “ —————————————————– “sen gittikten sonra yalnız kalacağım. yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse… “ —————————————————– “anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz. hayır, sanırım sabahı bekleyemem bilmiyorum. insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.” —————————————————– “o kadar içten gülüyordun ki, içini kıskandım. için olmak istedim. gülüşünden öpüyorum.” Defteri Kapat #ŞiirSokakta
Elif Şafak'tan Seçim Yorumu: 'Savaşta Olmak Gibi'
İtalya'da günlük yayın yapan Corriere della Sera gazetesi, yazar Elif Şafak'la yapılan bir röportaja yer verdi. Monica Ricci Sargentini tarafından yapılan röportajda Şafak, yerel seçimlerden sonra Türkiye'de atmosferin iyice gerildiğini belirterek, 'Bu sanki savaşta olmak gibi' dedi. 'YEREL SEÇİMİ TELEVİZYONA YAPIŞARAK İZLEDİM' Türkiye'de 30 Mart günü yapılan yerel seçimleri Şafak'ın Londra'daki evinde televizyona yapışmış bir halde takip ettiği, ancak sıcağı sıcağına Erdoğan'ın galibiyetini yorumlamak istemediği belirtilen röportajda, 'Yorumunu ülkesinde seçimlerde hile yapıldığı tartışmaları devam ederken yapacak' denildi. Şafak'ın, 'Bu, ülkemin sosyal ve politik yaşamında çalkantılı bir dönem. Yerel seçimler, hükümet tarafından bir güven oylamasıymış gibi görüldü. Şimdi atmosfer fazlasıyla gerildi. Bu sanki savaşta olmak gibi. Erdoğan ve AKP seçmen tabanını güçlendirdi ama halkın yüzde 55'ini oluşturan ve daha sağlamlaşan bir muhalefet de var. Türkiye bölündü, derinden kutuplaştırılan bir ülke haline geldi. Biri diğeriyle kavga eden iki Türkiye'ye sahip olmak gibi' sözlerine yer verildi. 'OTOSANSÜR, HER YAZARIN HAYATINDA GÜNLÜK BİR EGZERSİZDİR' Bunun yanında, 43 yaşında olan yazarın, Twitter ve YouTube'un yeniden açılması için, Orhan Pamuk ve diğer yazarlarla birlikte açık bir mektuba imza attığına dikkat çekildi, 'Türkiye'de politika sesini sanattan daha çok yükseltir. Nadiren itiraf etsek de otosansür her yazarın hayatında günlük bir egzersizdir' sözleri kullanıldı. Ayrıca Şafak'ın, 'Türk yazarlar apolitik olmayı göze alamaz. İngilizler için zaman neyse, bizim için politika öyledir' dediği ifade edildi. Röportajın devamı şöyle; Erdoğan'ın önünde iki yol var; rakiplerine el uzatmak ya da durumu daha da kutuplaştırmak. Sizce hangisini seçecek? Aklı başında karar tüm halkı kucaklamak, Türkiye'de farklılıklar ve renklerden oluşan bir sivil toplumun varlığını anlamak olacaktır. Ama bunu hayata geçirmek için gerek hükümetin, gerekse muhalefetin savaş söylemlerini bırakması gerekir. Kavga, tansiyon ve uyuşmazlıktan yorgun düştük. Türkiye'de politika erkeksidir; agresif ve erkek egemendir. Demokrasi, basın özgürlüğü ve insan haklarına daha fazla ihtiyacımız var. Ergoğan'ın galibiyet konuşmasının yeni ayrılıklar yaratmasından endişeliyim. Daha sakin ve uzlaşmacı bir ton benimsemesini isterim. Ama o bunu yapmayacak. Twitter ve Youtube yasağının kaldırılması için diğer yazarlarla birlikte açık bir mektuba imza attın. Birçok gazeteci cezaevinde. Uluslararası toplum tedirgin. Türkiye otoriter bir ülke haline mi geliyor? Basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 180 ülke arasında 154'üncü sırada. Korkarım ki daha hoşgörüsüz ve yabancı düşmanı bir ülke haline geliyoruz. Türkiye'de kelimeler ağırdır. Her yazar bunu bilir. Kelimeler başını belaya sokar. Nasıl oldu da ana muhalefet partisi CHP, protesto oylarını kendine çeviremedi? Ana sorunlarımızdan biri güçlü bir muhalefet eksikliği. CHP Ankara'da sıkı çalıştı ama parti olarak biraz eski kafalı gibi görünüyor. Yenilenmeleri gerekiyor. Türk halkı çok tutucudur, sosyal demokratlar toplumun kentli elit ve burjuva olmayan kesimleriyle de iletişim kurma yöntemi bulmalı. Nasıl oldu da yolsuzluk skandalı oyları hiç etkilemedi? Yolsuzluk suçlamaları Erdoğan'ın seçmenlerini daha kararlı hale getirdi. Oy verenler, liderlerinin saldırı altında olduğunu düşündü ve onu korumak için seferber oldu. Seçimler bir tür kurtuluş savaşı haline geldi. Türkiye'de birçok kişi dışarda ve içerde düşmanlarla çevrili olduğumuzu düşünüyor. Komplo teorilerine inanıyor. Buna ek olarak son yıllarda genel ekonominin iyi gittiğini ve insanların bu statükoyu değiştirmek istemediğini göz önünde tutmamız gerekir. Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olacak mı? Muhtemelen evet. Çünkü oylamayı, kendisine yönelik bir güven oylaması olarak gördü. Şimdi kendisi hakkında daha emin. Gezi'den sonra pozisyonu zayıflamıştı. Endişeliyim çünkü; Erdoğan eleştirileri her demokrasi için sağlık sistemi ve gereklilik olarak görmüyor. Kendisiyle aynı fikirde olmayanların 'vatan haini' olduğunu düşünüyor. Bu çok tehlikeli. Demokrasi sadece oy kullanmaya gitmek ve çoğunluğu sağlamak değildir. Aynı zamanda açıklık, kapsayıcılık ve ifade özgürlüğü kültürüdür. Bugün Türkiye'de demokrasi kültürü eksik.sondakika.com
Reklam
Bu Hafta 10 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 6'sı yabancı 10 film vizyona girecek. Haftanın merakla beklenen filmi 'Nuh: Büyük Tufan/Noah', bugün seyirciyle buluştu.Nuh: Büyük TufanHaftanın merakla beklenen filmi 'Nuh: Büyük Tufan/Noah', bugün seyirciyle buluştu. Cesaret, fedakarlık, umut ve kurtuluşun ilham veren hikayesini anlatan filmi, 1998 yılında çektiği 'Pi' filmiyle Sundance Film Festivali'nde 'En İyi Yönetmen Ödülü'nü kazanan Darren Aronofsky yönetti. Hz. Nuh'u, 'Gladyatör' filmindeki performansıyla 'En İyi Erkek Oyuncu' Oscar'ı kazanan Rossel Crowe'un canlandırdığı filmde, Emma Watson, Logan Lerman ile Jennifer Connely kamera karşısına geçti. Kutsal kitaplarda da geçen Nuh tufanını konu alan film, 130 milyon dolarlık bütçeyle çekildi. 'Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol' Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela'nın yaşamını konu alan 'Mandela: Özgürlüğe Giden Yol' filmi, haftanın merakla beklenen yapımlarından... Hayatını ayrımcılığa karşı mücadeleye adayan ve 2013 yılının Aralık ayında hayatını kaybeden Mandela'nın, siyaseti bıraktıktan sonra kaleme aldığı otobiyografisinden beyazperdeye aktarılan film, Güney Afrikalı liderin tüm hayat hikayesini anlatan ilk film olma özelliğini taşıyor. Yönetmenliğini Justin Chadwick'in üstlendiği filmde, Mandela'yı 'Pasifik Savaşı', 'Prometheus' ve 'Thor' gibi filmlerde rol alan İngiliz oyuncu İdris Elba, Mandela'nın eşi Winnie Madikizela Mandela'yı ise 'Karayip Korsanları' ve 'Skyfall' ile dikkati çeken Naomie Harris canlandırdı. Filmde, Nelson Mandela'nın küçük yaşta çobanlık yaptığı Transkei köyündeki çocukluk yıllarından, Güney Afrika'nın demokrasiyle seçilmiş ilk başkanı olduğu döneme kadar olan etkileyici hayat hikayesi anlatılıyor. 'Çocuk Büyütme Rehberi' Meksika Acapulco'da çekilen 'Çocuk Büyütme Rehberi', oyuncu Eugenio Derbez'in yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metrajlı filmi. Bir baba-kız hikayesini beyazperdeye taşıyan filmde, Derbez aynı zamanda 'Valentine' adlı bir babayı canlandırıyor. Filmde, Derbez'e Loreto Peralta, Jessica Lindsay, Daniel Raymont eşlik ediyor. Sanat yönetmenliğinde 'Robin Hood', 'Blood Diamond', 'Wrath of Titans' gibi önemli yapımlardan hatırlanan Jordan Crock'ın yaptığı filmin müzik tasarımında ise Bafta, Goya, Ariel ödüllü Martin Hernandez bulunuyor. 'Baskın-2' Devam filmi 'Baskın-2/The Raid 2: Berandal'i de ilk filmde olduğu için Gareth Huv Evans yönetti. Iko Uwais, Arifin Putra, Oka Antara ile Tio Pakusadewo'nun oynadığı filmin konusu özetle şöyle: 'Tahmin ettiğinden çok daha zorlu olan baskın operasyonuyla çeteyi çökerten Rama, yeraltı dünyasının çok daha büyük isimlerinin dikkatini çeker. Ailesi tehlike altındadır, karısını ve yeni doğmuş bebeğini korumanın tek bir yolu vardır. Yeraltı dünyasına casus olarak girecek ve yozlaşmış sistemin çürük halkalarını oluşturan en tepedeki politikacı ve polisleri açığa çıkarmak için aralarına sızacaktır. Rama bu gizli görev için çete liderinin oğlunun ekibine girebilmelidir.' 'Kan Kokusu' Yönetmen Jim Mickle imzası taşıyan ve 2010 yılında olay yaratan 'Meksika' filminin yeniden çevrimi olan 'Kan Kokusu/We Are What We Are' adlı filmin başrollerinde, Bill Sage, Ambyr Childers, Julia Garner ve Kelly McGillis rol aldı. Senaryosunu Jorge Michel, Jim Mickle ve Nick Damici'nin yazdığı filmin konusu özetle şöyle: 'Parkers ailesi, babaları Frank'in katı kurallarıyla herkesten uzak, münzevi bir hayat sürmektedir. Annelerinin beklenmeyen ölümünün ardından Iris ve Rose, küçük kardeşleri Rory'ye göz kulak olmanın yanı sıra geçmişe ait ürkütücü bir sırrın yeni yüklenicileri olacaklardır. Fırtına nedeniyle taşan nehir ailenin sakladığı vahşi sırrın ipuçlarını ortaya çıkarınca, evlerinin kapısı yıllarca uzak durdukları kasabalı tarafından çalınmaya başlanacaktır.' 'Büyüler Evi: Sihirbaz Kedi' 'Sammy'nin Maceraları' ve 'Sammy 2'den sonra uzun metrajlı bir film için fikir arayışı içerisine giren yapımcı ve yönetmen Ben Stassen, 10 yıl kadar önce yapılan 12 dakikalık filmin süresini uzatarak, beyazperdeye taşıdı. Tolga Çevik, Altan Erkekli, Volkan Severcan ile Berna Diribaş'ın seslendirdiği animasyon animasyon filmde, terk edilmiş yavru kedicik Şimşek'in, fırtınadan barınacak bir yer ararken, 'Şöhretli Lawrence' olarak da bilinen emekli sihirbaz Lawrence'a ait gizemli malikaneye gizlice girmesinin ardından yaşananlar anlatılıyor. Film, 3 boyutlu olarak da vizyona girecek. 'Meleklerin Mucizesi' Yönetmen Biray Dalkıran imzası taşıyan 'Meleklerin Mucizesi'nin senaryosunu yapımcı Nur Türkşen, Zeynep Uzma ile birlikte kaleme aldı. Hakan Türkşen, Gaye Gürsel, Cem Kılıç, Altan Erkekli, Ayşen Gruda, Dilek Serbest, Murat Parasayar ve Yıldız Asyalı'nın rol aldığı filmde, geçmişin izlerinden kurtulamayan ve kendini affedemeyen Hakan'ın mucizelerle dolu hayatının hikayesi aktarılacak. 'Bırakmak İstiyorum' Sigarayı bıraktırmak amacıyla çekilen 'Bırakmak İstiyorum' filminin yönetmenliğini Yücel Yolcu yaptı. Sigarayı bıraktırma terapisti Emre Üstünuçar'ın 10 yıllık tecrübeleri ışığında sigara bağımlılığına ayna tutan filmin yapımcılığını İpek Sorak üstlendi. 'Mandra Filozofu' Müfit Can Saçıntı'nın yönettiği ve Müfit Can Saçıntı, Rasim Öztekin, Ayda Aksel ile Eser Eyüboğlu'nun oynadığı 'Mandıra Filozofu', haftanın yerli yapımlarından... Yapımcılığını üstlenen Birol Güven'in senaryosunu da kaleme aldığı filmin müziklerini Aydın Sarman ve Burcu Güven yaptı. Çekimleri doğal güzellikleriyle dünya çapında ünlenen Bodrum'un Çökertme Köyü'nde gerçekleştirilen 'Mandra Filozofu' adlı filmde, Robinson Crouse hayatı yaşayan felsefe bölümü mezunu Mustafa Ali'nin bir zengin iş adamı ile karşılaşması ve köydeki aile içi çekişmeler eğlenceli bir dil ile anlatılıyor. 'Aşk Oyunu' Yönetmen Umut Yüksel'in senaryosunu Ezgi Yüksel ile birlikte yazdığı 'Aşk Oyunu' adlı filmde, Kemal Uçar, Pınar Göktaş, Lemi Filozof, Ebru Öztürk, Suzan Kardeş, Ali İhsan Varol ve Dilşah Demir'in rol aldı. Galatasaraylı bir karakterin başından geçenlerin anlatıldığı filmin çekimleri, 3 haftada İstanbul ve Bolu'da tamamlandı.AA
Reklam
40 Ünlü Tiyatrocu Kadın Bir Arada
Hülya Karakaş hazırladığı bu özel kitapta 40 ünlü kadın oyuncuyu bir araya getirdi.Şimdi sıra onlarda. Şimdi onlar konuşacak, biz sessizce dinleyeceğiz. Bu kitap, 1860lı yıllardan 1940lı yıllara, oradan günümüze nasıl geçtiğimizi, Mari Nıvarttan Afife Jaleye uzanan oyuncu kadınların hikâyesini anlatıyor. Bu kitap, cesaretleri soy isimlerinden büyük kadınların, günümüz ve gelecekteki oyuncu kadınlara hangi kapıları araladığını söylüyor. Bu kitap, burada olan, olmayan, ulaştığım, ulaşamadığım bütün oyuncu kadınları selamlıyor. Mayıs tadında olsun bu kitap. Kitabı eline alanın yüreğine Mayıs direnci yayılsın. Girdiği her eve Mayıs bolluğu, bereketi versin.Kitapta yer alan sanatçılar:Alev Oraloğlu, Aslıhan Kandemir, Ayça Bingöl, Ayşen Gruda, Ayşen İnci, Ayşenil Şamlıoğlu, Bennu Yıldırımlar, Bercuhi Berberyan, Berfin Zenderlioğlu, Celile Toyon - Tomris İncer, Çiçek Dilligil, Defne Halman, Defne Şener, Derya Alabora - Hasibe Eren, Esmeray, Göksel Kortay, Günay Karacaoğlu, Güzin Özyağcılar, Hikmet Körmükçü, Jale Karabekir - Şengül Özdemir, Kadriye Kenter, Meral Çetinkaya, Müge Akyamaç, Nedret Güvenç, Nesrin Kazankaya, Nevra Serezli, Nilgün Belgün, Nurseli İdiz, Övül Avkıran, Serpil Tamur, Sevinç Erbulak - Füsun Erbulak, Sumru Yavrucuk, Suna Keskin, Tilbe Saran, Ülkü Duru, Zeliha Berksoy
Reklam
8 Ünlü Sanatçı ve Bilginin Günlük Rutini
Geçen sene Nisan ayıda yayımlanan Mason Currey'in 'Daily Rituals: How Artists Work' isimli kitabında tarihteki 161 sanatçı ve bilgin insanın günlük rutinlerine derinlemesine bir bakış atılıyor. Info We Trust sitesindeki veri görselleştirme sanatçısı RJ Andrews, bu kitaptaki 161 kişiden 16'sının 24 saat üzerinden zaman cetvelini tasarladı.
Renklerin Bilmediğimiz Gizli Özellikleri
Olumlu Özellikleri Spektrumun ilk rengi kırmızı atak ve güçlü bir karakteri simgeler. Motivasyonun, teşvikin, aktivitenin ve ihtirasın sembolüdür. Yeni bir başlangıç, yaşama sevinci ve sevginin anahtarıdır. Enerjisi çok kuvvetli kırmızının bizlere aşıladığı en önemli duygu, sıcaklık, heyecan ve bir an önce harekete geçme istemidir. Devamlılık, fiziksel güç ve azim onun özellikleridir. Dostluk ve hoş görü pozitif taraflarındandır. Omurgaya dizilmiş yedi ana enerji merkezinden birincisi olan kök çakranın rengidir. Bizi dünya gezegenine bağlar. Maddesel olanla ilişkimizi yönetir. Fiziksel aktiviteler yanında kırmızı cinsel aktiviteleri de yöneten bir renktir. Olumsuz Özellikleri İleri düzeyde kırmızı kişiye sebepsiz öfke patlamaları yaşatır. Kabalık, umursamazlık, inatçılık halleri görüldüğü gibi kızgınlık ve saldırganlık sık rastlanan özellikleri arasında yer alır. Fiziksel Etkileri: Tembelliğin hüküm sürdüğü yerlerde, hayat ve enerji veren kırmızı tıbbi açıdan kanda kırmızı kan hücrelerinin oluşması için hemoglobin üretimini arttırır. Kan dolaşımını hızlandırır, adrenalin miktarını yükseltir ve vücut ısısını artırır. Felç ve anemi hastalıklarının tedavisinde ağırlıklı olarak kırmızı renk kullanılır.
Reklam
Room 8 - Beyin Yakan Ödüllü Kısa Film
Yönetmenliğini James W. Griffiths'in yaptığı, yazarlığını da Geoffrey Fletcher ile paylaştığı, aktör olarak da Tom Cullen, Michael Gould, Yuri Klimov oynadığı 2013 yapımı çok kaliteli bir o kadarda beyin yakan cinsten kısa film...
Reklam
Çocuk Vücut Geliştiricilerin Hayret Veren Fotoğrafları
mükemmel fit vücutların üzerine sonradan ilave edilmiş gibi görünen masum suratlar güzel mi yoksa çirkin mi? Kurt Stallaert adlı fotoğraf sanatçısının bu çalışmaları sanki üzerinde oynanmış gibi duruyorlar.  Güzel olup olmadığını bilmiyorum ama çocukların fizyolojileri için hiç uygun olmadıkları kesin.
Snowpiercer'ı İzlemeniz İçin 6 Neden
Japon yönetmenlere karşı bir ön yargım var. Hatta bazen bu ön yargımı kırmak gerçekten zor oluyor. Belki Japon sinemasının çok sayıda abartılı filme sahip olmasıdır bunun sebebi. Bu filmi açmadan önce de öyle bir ön yargıya sahiptim.. Ne İzlesem Derdine Son Veren Blog
Turkiye Neden Yasamak Icin Guzel Bir Yer
Son zamanlarda, ozellikle secimlerden sonra Turkiye'den tasinalim, bak Uruguay'da neden yasanilir veya Norvec'e tasinmak icin 15 sebep diye paylasimlar artarken, ulkemizin neden guzel oldugunu ve binlerce sehidin bu topraklarda verildigini hatirlatmak isterim. Not: Dunya'da muhtesem bir ulke diye birsey yoktur, yolsuzluk, hirsizlik heryerde vardir. Dipnot: Amerika'daki tecavuz orani, Turkiye'den daha fazladir.
Nejat İşler Berkin’i Yazdı
Nejat İşler, OT dergisinin Nisan sayısında “Yoldaşlar, yolu güzel yapanlar” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazısında Gezi eylemleri sırasında biber gazı kapsülüyle başından yaralanan Lobna Alami’yi ziyaret ettiğini dile getiren İşler, Mart ayında yaşamını yitiren Berkin Elvan’la ilgili satırlar da kaleme aldı. Berkin Elvan’ın hastanesinin değiştirilmesi için gösterilen çabayı hatırlatan İşler, yazısında şu ifadeleri kullandı “Taksim İlkyardım’ı “gecelerden” bilirim, Okmeydanı Devlet’i “babamdan”. Taksim İlkyardım’da yaşadıklarımı genelde gülerek anlatırım, Okmeydanı’ndakileri kızgınlık ve yenilmişlikle... Bu yüzden Berkin’in doktorlarına ilk sorduğum soru “Başka bi hastaneye götürebilir miyiz?” oldu. Cevap negatif. Berkin’in uykusu o kadar hafifmiş ki, ufacık bi şeyde uyanır, kızarmış bize. Aileyi sorduk, elleriyle işaret ettiler... Hastane bahçesinde bir konduya giriyoruz sanki. Ayakta karşılanıyoruz, hemen sandalyeler geliyor, çaylar söyleniyor. Daha önce evlat acısı görmüştüm, tarifsiz bi durum. Anne daha saklıyor kendine acısını, Sami abi metanetli, gözünün içine bakıyor ama aslında daha uzağa, şu anda Berkin’ini hemen yanına getirecek kişiye ya da mucizeye bakıyor senin gözlerinde umutsuzca... Komadan çıktıktan 20-25 gün sonra bi gazete geçiyo elime, Berkin’le ilgili haberler var, çekinerek arıyorum Sami Abi’yi. “Abi hayrola” demeden, “Nejat’çım gelemedik yanına, kusura bakma” diyor güzel adam. Zorla biten telefon görüşmesinden arta kalanlar; Sami Abi’nin soğuk sesi, benim mevzuyu anlayıp küçük cümlelerle konuşmayı geçiştirişim, sonra çaresizlik, sonra öfke, sonra tekrar çaresizlik, sonra sessizlik. Kazova işçileri gelmiş hastaneye ben komadayken. Hem kendi ördükleri kazaklardan bırakmışlar, hem de şahane bi hediye getirmiş yoldaşlar, sağolsunlar. Küba genç milli futbol takımının forması, göğsünde “Diren Kazova” yazıyor. Paketi açtığım anda “bu Berkin’e” demiştim. “Yedi bela” Tuna’nın kısmetiymiş. Bizim köyden, sıkı biryoldaşı Berkin’in...” Vatan
Reklam