Brezilyalı illüstrasyon sanatçısı Dirceu Veigai kahveyi çok seviyor. Kafe de oturup kahvesini yudumlarken etrafında kahve içen insanların resimlerini çiziyor. Farklı olan ise bu resimleri boyarken kahveyi mürekkep olarak kullanıyor.Kafede oturup kahve yudumlayan insanların kahveyle yapılmış resimleri…
San Juan’da sabaha karşı 04:00’te aracı elektrik direğine çarpan 78 yaşındaki şarkıcı, hastaneye yetiştirilemeden aracının içinde vefat etti. Özellikle salsa tarzı parçalarıyla dikkat çeken Latin müzik efsanesi Feliciano, 2008’deki Latin Grammy’lerinde Hayat Boyu Başarı Ödülü’ne değer görülmüştü. İki yıl önce Türkiye’de de bir konser veren Feliciano, Türkiyeli hayranlarına unutulmaz birkaç saat yaşatmıştı. Porto Riko’nun Lares kentinde 1945’te dünyaya gelen ve doğuştan âmâ olan müzisyen, 17 yaşındayken ailesini geçindirmek için okuldan ayrıldı ve profesyonel müziğe başladı. Çeşitli yerlerde sahne alan Feliciano, özellikle 50’lerin rock müziğinde etkilendi. 60’larda Amerika’ya yerleşen müzisyen, burada çeşitli bar ve pub’larda sahne almaya başladı. İlerleyen yıllarda Joan Baez ve Bob Dylan gibi efsane isimlerle çalmaya başlayan Feliciano, 1965’te ilk albümü The Voice and Guitar of Jose Feliciano’yu çıkardı. Amerika’da büyük beğeni kazanan albümü, pek çok müzik listesinin üst sıralarında yer aldı. Müzik kariyeri boyunca 50’den fazla albüme imza atan sanatçı, en son 2012’de rock’n roll efsanesi Elvis Presley anısına The King, José Feliciano Tribute to Elvis Presley adlı albümünü yayınlamıştı. TUNCA ÖĞRETEN/Taraf
Ünlü İtalyan ressam Botticelli'nin iki tablosuna TV8 rejisinin uyguladığı sansür TV8’de gündüz kuşağında program yapan Oylum Talu'yu isyan ettirdi. Tv 8'de yaşanan sansür skandalını Milliyet Tv yazarı Sina Koloğlu bugünkü köşesine taşıdı. Sina Koloğlu'nun yazısının ilgili bölümü şöyle: TV8’de gündüz kuşağında program yapıyor Oylum Talu. Geçen gün konu Botticelli’nin, ‘Venüs’ün Doğuşu’ ve ‘Primaverra’ adlı iki tablosuna geldi. Rejideki arkadaşlarından yayına alınmasını istedi bu eserlerin. Ara anonsunda “Arkadaşlar yayına hazırlıyorlar” diye ekledi. Aradan zaman geçti. Oylum Talu, “Venüs’ün Doğuşu’nu yayınlayamıyoruz. Bizim ekibimiz sanat eserini sansürlemeye karar verdi. Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli eserini sansürleyerek yayınlayacakmışız. ‘Venüs’ün Doğuşu’ sansürleniyorsa, atalım kendimizi camdan” diye son noktayı koydu. Bu tabloyu yayınlasa ne olurdu TV8? RTÜK’e şikayet yağardı, “Çıplak kadın gösteriyorlar” diye. RTÜK de “Gençlerin ve çocukların ayakta olduğu saat diliminde böyle resim gösterilir mi?’ diye oy çokluğuyla ceza kararı alırdı. Büyük olasılıkla Acun Ilıcalı’ya da ‘muhafazakâr’ çevrelerden tepkiler gelirdi. Oylum Talu’nun da işine son verilebilirdi mesela.Botticelli 1482’de bu resmi yapmış.Geç bunları geç. O tablo Botticelli’nin, kısaca çizdiğim de bizim tablomuz. Kaynak: Milliyet
Lana Del Rey'in yeni albümü tabii ki beklediğimiz üzere yine melankoli kokan karanlık bir albüm olacak. Geçtiğimiz gün kavuştuğumuz yeni single'ı 'West Coast'tan da anlayabileceğimiz üzere, Lana Del Rey bu albümde de hüznünü, şarkılarına işliyor olacak. Hatta, kendisinin de belirttiği üzere, 'bu albüm, ilk albümünden daha yoğun ve daha karanlık olacak.' Sanki tersini düşünmüşüz gibi. Bu albümün ilk albümden daha manevi bir boyutu olacağını söyleyen Lana Del Rey, bu albümdeki sözlerin onu manevi olarak daha fazla etkilediğini düşüyor. Ayrıca, pek sevindirici olmayan bir haber de, geçtiğimiz haftalar da online sızıntıya maruz kalan 'Meet Me In Pale Moonlight' şarkısının bu albümde yer almayacağı!Dream Tv
Game of Thrones dizisinde 8 değil de 9 hane olsaydı ve 9. hane 'Türk Hanesi' olsaydı bizleri nelerin bekleyeceği konusunda bir fikriniz var mı? Bizim var... Siz de öneri ve fikirlerinizi yorumlar kısmında paylaşın, listeye bonus olarak ekleyelim...
Bir uçakta cam kenarında oturmanın en güzel yanı manzaradır. Fotoğrafçı ve lisanslı pilot Alex MacLean küçük Cessna 182'sinin kokpitinden yıllarca fotoğraflar çekti. İşte bu nefes kesen görüntüler.İyi eğlenceler dileriz...
Grace Chon hayvanlar alanında uzmanlaşmış bir doğa fotoğrafçısı ve bu fotoğraf serisindeki modelleri ise oğlu Jasper ve köpekleri Zoey. Fotoğraf çekimleri için bebeğini ve 7 yaşındaki köpeğini kılıktan kılığa sokan Chon sonuç olarak aşırı sevimli bir çalışmaya imza atmış. İyi eğlenceler dileriz...
'Slapstick' yani vücut dilinin ön planda olduğu, oyuncuların yaptığı hareketlerle izleyiciyi güldüren bir komedi türü olan hareket komedisinin başarılı oyuncularından Chaplin, sinema dünyasına farklı bir bakış açısı getirmiştir. Filmlerinde politik mesajlarını komedi ile birleştirerek içinde bulunduğu döneme gönderme yapmış ve bu yüzden Amerika'dan sınırdışı edilmişti. Ancak buna rağmen iki kere Oscar Onur Ödülü kazanmış ve 1975 yılında 'Sir' ünvanı almıştır. Onedio
Çocukluğumuzda oynadığımız alanların yerini gökdelenlerin alması sonucu ortaya çıkan ve değişen yaşam biçimini konu edinen, İstanbul 48 Saat Film Projesinde, en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi sinematografi ödüllerini alan Delik/The Hole filmi. (Küfür İçerir)
Onur Ünlü'nün son filmi 'İtirazım Var', bağlama çalan, boksörlük yapmış bir imamın hikâyesini anlatıyor. Selman Bulut adındaki karakter daha ilk sahneden itibaren sizi alıp, peşine takıyor. Senarist ve yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi ‘İtirazım Var’ 15 Nisan'da İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma kategorisinde gösterilmesinin ardından 18 Nisan Cuma günü vizyona giriyor. Selman Bulut adında boksör, bağlama çalan bir imamın polisiye bir maceranın ortasında kaldığı ‘İtirazım Var’ gerek hikâyesi, gerek ana karakteri, gerekse anlatım dili itibariyle büyük bir film. İmam olarak görev yaptığı camide namaz kılıp, kıldırırken cemaatinden birinin gizemli bir şekilde vurulması ile başlayan hikâyede Selman Bulut, katilin peşine düşüyor. Klasik polisiyelere selam veren sahnelerinin yanında zekice oluşturulmuş polisiye kısmı sürükleyici, sıcak ama yüz göz olmayan, komik ama izleyiciyi hafife almayan bir film. ‘İtirazım Var’ başka bir isimle yıllar önce yazılmış bir senaryosuydu Onur’un. Ben de iki yıl kadar önce okumuş, meraklanmıştım. Selman Bulut, kâğıt üzerinde okurken, büyük laflar eden, sahip olduğu vasıflarla fazla övünen, bir deyişle insanın canını sıkan bir adamdı. Merak ettiğim ise insanın hassasiyetlerini çok iyi bilen Onur Ünlü gibi bir yönetmenin bu ‘ukala’ adamdan yani Selman Bulut’tan nasıl bir kahraman yaratacağıydı. Bu arada Onur bu iki yılda iki film daha yaptı. Biri ‘Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’, diğeri ise ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi.’ İkisi de birbirinden çok farklı filmlerdi. İkisi de çok sevildi. Leyla İle Mecnun ve Ben De Özledim dizilerini çekti televizyon için. ‘Bir Selman Bulut polisiyesi’ Meşguldü yani Onur. Hastalığı ve tedavi süreci bir yandan, yapmak istedikleri ve yapmak zorunda kaldıkları diğer yandan uğraşıp durdu. Sonunda vakit buldu ve bir ay içerisinde çekimlerini tamamladığı ‘İtirazım Var’ı nihayet hazır etti. Geçen hafta izlediğim filmde, daha ilk sahneden itibaren nereye gittiğinizi sorgulamadan Selman Bulut’un peşine takılıyorsunuz. Onunla birlikte katilin de izini sürüyorsunuz haliyle. Belli ki aradan geçen tüm bu zamanda Selman Bulut, Onur’un aklının bir köşesinde dönüp durmuş. Döne döne de bir dervişe, gerçek bir kahramana benzemiş. Serkan Keskin’le birlikte filmin 98 sahnesinin 96’sında olup da insanın yine de daha fazla görmek istediği bir karakter kurmuşlar. Hayatta vicdanlı ve iyi insan olmayı kendine düstur edinmiş, Allah sevgisini didaktik olmadan, aracı unsurları, kurumları, ahlak, çevre, mahalle baskısı gibi etkenleri devre dışı bırakarak yaşayan Selman Bulut, bu sevgi haricindeki her şeyi sorgulanabilir kılmış. Selman Bulut’un bir başka özelliği de katili ararken de kendine ait, sıra dışı yöntemler kullanması. Bu arayışta çoğu zaman komik durumlar ortaya çıksa da, bunlar zorla yapılan şakalar ya da yaratılan komiklikler değil. Ayrıca Onur Ünlü’nün diğer filmlerinden farklı olarak mekân duygusunu çok daha fazla aktaran bir film olmuş bu. ‘İtirazım Var’ 30 farklı mekânda çekilmiş bir İstanbul filmi olarak da düşünülebilir aynı zamanda. Selman Bulut, katili İstanbul’un 30 ayrı yerinde ararken kimi zaman şu an evcil balık alıp satan emekli asker rolündeki Sırrı Süreyya Önder’den, kimi zaman da devasa bir Gustav Klimt heykelinden yardım alabiliyor. Dünyalar arasında Kısacası, bir Onur Ünlü filmiyle daha karşı karşıyayız. Ama bu defa dünya izleyicisine de daha çok hitap edecek, 2010’ların İstanbul’unda geçen, toplumun sosyal yapısından, günün hassasiyetlerine kadar pek çok ayrıntıyı bulabileceğimiz zamansız bir film izleyeceksiniz. Tabii Onur Ünlü sinemasının bazı değişmez unsurlarını da bulacaksınız. Mesela duygularınızla asla oynanmayacak zira bu film izleyicinin daha çok aklı, vicdanı ve kalbiyle meşgul oluyor. Onur Ünlü, İtirazım Var’daki yönetmenlik performansının ötesinde, kendi filmlerini insanları daha fazla ağlatma ya da acıtma deneyleri yaptığı bir laboratuvar gibi kullanmadığı için ayrıca önemli bir yönetmen. Bu yüzden bu büyük filmin yolculuğuna tanıklık etmek gerekiyor. Selman Bulut’un devamı gelecek maceralarının ilkinin bir parçası olmak için ‘İtirazım Var’ şahane bir başlangıç filmi. Zira bu maceralar, bizim bilmediğimiz bir dünya ile bizim bilmediğimiz bir başka dünya arasında yaşanmaya devam edecek. Bedia Ceylan Güzelce|Al Jazeera
Akıllı telefonlar, sosyal medya sağolsun artık her an nereden flashların patlayacağı, hangi mecrada fotoğraflarımızın paylaşılacağı belli değil. Dikkat olmak lazım eğer özel bir güne davetliyseniz, fotoğraf sever bir arkadaşınızla buluşacaksanız, anında sosyal medyada yer almanız kaçınılmaz. Hiç fotojenik değilim, olduğumdan daha az güzel çıkıyorum, diyenlerdenseniz işte size pratik birkaç öneri:
Sanatçı Justin Gershenson-Gates eski saat parçalarını ve hurda metalleri harika bir şekilde birleştirip onları minik metal heykeller haline getiriyor. Aynı zamanda bu hurdalarla takı da yapan sanatçı bu ürünlerin bazılarını kendi sitesinde satışa çıkartmış. Daha detaylı incelemek isteyenler http://www.amechanicalmind.com sayfasını ziyaret edebilirler.İyi eğlenceler dileriz...
Bizimkiler, Türk televizyon tarihinin 1989-2002 yılları arasında 13 yıl boyunca kesintisiz yayınlanan tek yerli dizisidir. Biz 80'lerin sonu 90'ların başında çocuk olanlar bu diziyi çok iyi biliriz. Özellikle pazar akşamlarını çekilir hale getiren en nadir programdı Bizimkiler, hemen arkasından Parliament Cinema Club'unun mükemmel filmleri gelirdi annelerin ütü yapma zamanıydı tam o sırada aile saadeti güzel bir çay partisi yanına kurabiye, poğaça gibi el işleri ile taçlandırılırdı. Dizide herkes kendinden bir şey bulurdu. Tüm karakterler rolüne cuk otururdu ve bu samimiyet bizi 13 yıl ekrana bağlayacak kadar güçlüydü. İşte o efsane dizinin çoğunun aramızdan ayrıldığı efsane oyuncuları.