Misak-ı Milli 94 Yıl Sonra Yayınlandı
Yıllardır kayıp olduğu sanılan Türkiye'nin kuruluş belgesi Misak-ı Milli'nin orjinal hali ilk kez yayımlandı.İstiklal Savaşı’nın ruhu, modern Türkiye’nin kuruluş ve varoluş belgesi olarak bilinen Misak-ı Milli’nin orijinal el yazması metni senelerden bu yana aranıyordu ama bir türlü bulunamamıştı.9 SAYFALIK GÖRÜNTÜLERİ 94 YIL SONRA YAYINLANDIMisak-ı Milli’nin Ankara’da ATASE Arşivi’nde saklanan orijinal nüshası geçen hafta Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Daire Başkanlığı tarafından, tarih yazılarıyla tanınan gazeteci – yazar Murat Bardakçı’ya hediye edildi. Kuruluş belgesinin dokuz sayfalık görüntüleri, metnin Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda kabulünün ve ilanının üzerinden 94 sene geçtikten sonra bugün ilk defa Habertürk’te yayımlandı.'ÇAĞDAŞ TÜRKİYE'NİN KURULUŞ SENEDİ''Türkiye’de neredeyse bütün tarihi tartışmalarda ve ilkokullardan başlayarak üniversitelerdeki inkılâp tarihi derslerine kadar eğitimin hemen her seviyesinde hep bir belgeden bahsedilir; çağdaş Türkiye’nin kuruluş senedi olduğu, İstiklâl Savaşı’nın bu belgenin verdiği ruh ile kazanıldığı ve devletin varoluş beyannâmesi olma kimliği taşıdığı söylenir. Misak-ı Milli'den söz ediyorum…6 MADDELİK BİLDİRİMisak-ı Milli, Osmanlı İmparatorluğu’nun son Meclis- i Mebusanı’nın 28 Ocak 1920’de kabul ettiği altı maddelik bir bildiri idi. Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik olarak çıkmamızın ardından, 1918’in 30 Ekim’inde imzaladığımız Mondoros Mütarekesi ile vatan toprakları henüz resmen olmasa da fiilen işgale uğramış ve İstanbul’da toplanan Meclis, ülkenin toprak bütünlüğü ile gelecekte uygulanacak dış politikanın esaslarını belirleyerek altı maddelik bir belge haline getirmişti.121 MİLLETVEKİLİNİN İMZASI VARMisak-ı Milli adı verilen bu belgenin altında, toplantıya katılan ve kararı oybirliği ile kabul eden 121 milletvekilinin imzaları vardı. 'Çağdaş Türkiye’nin kuruluş belgesi', 'varoluş senedi' ve 'Türkiye’nin Magna Carta’sı' diye nitelenen Misak-ı Milli'nin metni sonraki senelerde defalarca yayınlandı ama dokuz sayfalık belgenin orijinalinin görüntüleri şimdiye kadar hiçbir yerde çıkmadı.Habere Dikkat
Travis ve Bob Dylan İstanbul'a Geliyor!
Sezona damgasını vuracak Pozitif Live konserleri İstanbul’un yeni canlı etkinlik merkezi Black Box Istanbul’da! İstanbul ve Türkiye'nin en aktif ve kapsamlı etkinlik mekanlarından biri olmaya hazırlananve canlı konser deneyimi için tasarlanan Black Box Istanbul, Pozitif Live organizasyonu ile Haziran ayında Tiesto, Travis, Bob Dylan ve Pixies gibi dev isimleri ağırlamaya hazırlanıyor. İstanbul’un yeni canlı etkinlik merkezi Black Box Istanbul’da gerçekleşecek olan Pozitif Live konserleri, gelmiş geçmiş en iyi DJ’lerden biri olarak gösterilen Tiesto’nun 06 Haziran’daki performansının ardından, 19 Haziran’da da İskoçya’nın en önemli gruplarından Travis ile devam edecek. Avrupa’nın en iyi akustiğe sahip konser salonlarından biri olmaya aday Black Box Istanbul’da hayranlarıyla buluşacak olan Bob Dylan’ın ardından ise Pozitif Live Haziran ayı konserleri, başka bir efsanenin ilk kez Türkiye’ye gelişi ile sona erecek. Türk hayranlarının yıllardır beklediği Pixies, 24 Haziran’da unutulmaz bir konser ile İstanbul’a merhaba diyecek. 06 Haziran –TiestoBlack Box Istanbul’da, 06 Haziran akşamı ağırlanacak olan DJ ve prodüktör Tiesto, kariyerine elektronik müziğin her geçen gün daha popüler olmaya başladığı 80’li yıllarda Hollanda ve Belçika’da gece kulüplerinde başladı. 90’ların başında Armin Van Buuren ve Ferry Corsten gibi isimlerle birlikte yaptığı çalışmalardan sonra solo kariyerine odaklanmaya karar veren Tiesto’nun şöhrete doğru attığı ilk büyük adım Amsterdam’daki ilk Innercity partisindeki performansı oldu. Daha sonra 6 saatlik solo setleriyle ününü ARTtıran Tiesto, ilki 2002 yılında olmak üzere üç sene üst üste DJ Magazine tarafından düzenlenen “Dünyanın en iyi 100 DJ’i” anketinde birinci sırayı almayı başardı. 2004 Atina Olimpiyatları Açılış Töreni’nde sergilediği “Parade of theAthletes” performansıyla şöhretin zirvesine ulaşan Tiesto’nun kendisine ait 5 stüdyo albümü bulunuyor. Ayrıca 2001 yılında kurduğu MagikMuzik isimli plak şirketiyle diğer sanatçıların prodüktörlüğünü de yapan Tiesto, 2011 yılından beri yaptığı mixlerden oluşan Club Life albüm serisinden de üç adet yayınladı. 19 Haziran – Travis1990 yılında İskoçya’nın Glasgow kentinde kurulan Travis, şu ana kadar iki kere kazandığı BritAwards En İyi Grup ödülüyle İngiltere tarihinin en başarılı müzik gruplarından biri olarak görülüyor. Kariyerinde Glastonbury, Roskilde, Benicassim, Rock am Ring ve Rock im Park gibi önemli festivallerde çok başarılı performansları olan Travis’in ayrıca 1 numaraya yükselmiş 2 albümü, top 10 listesine girmeyi başarmış 10 single parçası ve 12 top 20 single’ı bulunuyor. Bunca başarıdan sonra 2008 yılında müziğe 5 yıllık bir ara veren Travis, 2013 yılında piyasaya sürdüğü “Where You Stand” albümü ile İngiltere en çok satan albümler sıralamasına 3. sıradan girmeyi başardı. Brit pop’un önde gelen ismi 2013 yılından beri dünya turnesinde ve biletleri günler öncesinden tükenen konserler vermeye devam eden Travis, 19 Haziran akşamı gerçekleşecek Black Box Istanbul konseri ile bir kez daha İstanbul’a uğrayacak. 20 Haziran – Bob DylanBob Dylan ya da doğum ismiyle Robert Allen Zimmerman, müzik tarihinin en çok etki bırakmış ozanlarından biri olarak kabul edilmekle birlikte, şu ana kadar geride bıraktığı 35 albüm, yüzlerce efsanevi konser performansı ve etkilediği sayısız müzisyeni de hesaba katınca, müziğin son 50 yılda gösterdiği gelişimin sayılı öncülerinden biri olarak görülüyor. Beat kuşağı şiirini popüler kültüre taşıyarak 60’lar folk müziğinin canlanmasını tek başına sağlayan Dylan, daha sonra rock-n-roll müziğe doğru kaymasına rağmen, şarkı sözlerinde içinde bulunduğu dönemlerin sorunlarına değinmekten, politik eleştiriden ve haksızlığa karşı mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmedi. Folk döneminde “Blowin’ IntheWind”, “Mr. Tambourine Man” ve “The Times TheyAre a-Changin’”, ardından rock-n-roll döneminde “Subterranean Homesick Blues”, “Like a Rolling Stone” ve “Visions of Johanna” gibi hitlere imza atan Dylan’ın kariyerinde 11 Grammy ödülü bulunuyor. Son albümü Tempest’ı 2012 yılında yayınlayan Dylan aynı sene ABD Başkanı Barack Obama tarafından devletin sivil vatandaşlara layık görebileceği en yüksek onur olan Özgürlük Madalyası ile ödüllendirildi. Bob Dylan, 20 Haziran gecesi Black Box Istanbul sahnesinden İstanbullu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. 24 Haziran –PixiesSeattle tabanlı grunge akımı rock müziği ele geçirmeden sadece iki yıl önce, 1987 yılında, ilk 8 parçalık albümü Come on Pilgrim’i yayınlayan Pixies, 1993 yılında dağılana kadar toplam 6 stüdyo albümü piyasaya sürdü. Dinamik, enerjik, zaman zaman gürültülü fakat her zaman insanı yerinde zıplatan müzik tarzıyla Pixies, kendisinden sonra gelen Nirvana, Pavement, Radiohead ve TheStrokes gibi efsane gruplara ilham vermekle kalmamış, Nirvana üyeleri, kimileri tarafından gelmiş geçmiş bir numaralı rock şarkısı kabul edilen “SmellsLikeTeenSpirit” parçası hakkında “Tam bir Pixies şarkısı!” yorumunu yapmıştır. “Fight Club” filmiyle birlikte kitleler tarafından sevilen “Where’s My Mind?”ın yanı sıra “Debaser”, “ThisMonkey’sGonetoHeaven”, “Caribou” , “Here ComesYour Man”, “Hey” ve daha birçok harika parçasıyla ThePixies, her performansında neden 90’ların rock müziğinin tanımlayan gruplardan biri olduğunu tekrar ve tekrar kanıtlıyor. 2004 yılında tekrar bir araya gelen grupta, 2013 yılında kendi isteğiyle ayrılan basçı Kim Deal’in yerine Paz Lenchantin devam ediyor. Pixies, 24 Haziran’da kariyerlerindeki ilk Türkiye konseri ile Black Box Istanbul sahnesinde olacak. Müzikseverler, Türkiye’nin canlı müzik ve performans sektörünü kökten değiştirecek dünyanın sayılı etkinlik mekanlarından biri olmaya aday Black Box Istanbul ile buluşuyor. Birbirinden önemli konserlere ev sahipliği yapacak olan Black Box Istanbul, Haziran ayı boyunca sahnesinde Bob Dylan’dan Pixies’e, Travis’ten, Tiesto’ya kadar müziğin tüm renklerinden dev isimleri ağırlayacak. Black Box Istanbul, açılışıyla birlikte “Avrupa’nın en iyi akustiğe sahip mekanı” unvanına da aday olacak. Mekan, müzik severlere hiç şahit olmadıkları bir müzik deneyimi vaat ediyor. Tribünler ve saha içi ayakta kullanımla 5 bin 800, tamamı oturmalı düzende ise 5 bin kişiyi ağırlayabilen mekan, ‘Tek Amaçlı, Çok Kullanışlı’ mottosu ile Türkiye'de bir benzeri daha olmayan, üstün ses kalitesinin ön plana çıkarıldığı ‘amplified’- yüksek sesli canlı konserlere öncelik veren bir mekan olarak tasarlandı.Black Box Istanbul, üstün ses kalitesiyle seyirciye özgün bir konser deneyimi sunacak. Milliyet
İçinizi Isıtacak 20 Eğlenceli ve Sevimli Sincap Fotoğrafı
Eğer doğada bir sincap görüp onu birkaç dakika izleme fırsatı bulduysanız ne kadar tatlı ve hiperaktif hayvanlar olduklarını biliyorsunuzdur. Fotoğrafçı Max Ellis de bu tatlı hayvanların fotojenikliğini keşfedenler arasında. Boş zamanlarında ilginç sahneler yaratarak sincapları fotoğraflamaya başlamış. Bazı fotoğraflarla da digital ortamda oynayarak çok sevimli portreler oluşturmuş.İyi eğlenceler dileriz...
Tiyatroculardan Afife Jale Ödülleri Jürisine Tepki
Ali Poyrazoğlu, Behzat Uygur, Nilgün Belgün, Levent Özdilek, Zafer Diper ve Kemal Kocatürk'ün de aralarında bulunduğu bazı özel tiyatro sahipleri, düzenledikleri ortak basın toplantısıyla, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri'ne katılmayacaklarını açıkladı.Toplantıya katılan Ali Poyrazoğlu, jüri üyelerinin oyunlarını izlemediklerini ve yetersiz olduklarını öne sürerek, 'Bu yıl kirletildiği ve değersizleştirildiği için Afife Tiyatro Ödülleri verilmemelidir' diye konuştu.'ÖDÜL PEŞİNDE KOŞMUYORUZ'Cihangir'deki Bo Sahnesi'nde düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Ali Poyrazoğlu, açıklamayı, 'Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Nilgün Belgün Tiyatrosu, Kemal Kocatürk Tiyatrosu, Süheyl-Behzat Uygur Tiyatrosu, Levent Özdilek Tiyatrosu, Müjdat Gezen Tiyatrosu, Metin Zakoğlu Tiyatrosu, Zafer Diper Tiyatrosu ve Kartal Sanat Tiyatrosu' adına yaptıklarını söyledi.Poyrazoğlu, Afife Tiyatro Ödülleri jüri üyelerinin tiyatro oyunlarını yeterince izlemediklerini ve yetersiz olduklarını öne sürerek, 'Bu yıl kirletildiği ve değersizleştirildiği için Afife Tiyatro Ödülleri verilmemelidir' dedi.Poyrazoğlu, şöyle konuştu: 'Tüzük, başka tiyatrolarda görev alanlar, kendi dallarında aday olamaz, aday gösterilemez diyor. Ancak buna rağmen aday gösterilenler var. Ödülü alacak olan arkadaşların ödülleri de şaibeli hale getirildi. Taraf tutulduğu ve baskı grubu oluşturulduğu ortaya çıktı. Ahbap-çavuş jürisi kurularak kendilerine yontuluyor. Geçmişte 4 kez bu ödülü aldım. Bizler ödül peşinde koşan insanlar değiliz.'KOMEDİ DALININ KALDIRILMASINA TEPKİAli Poyrazoğlu, bu yıl 18'incisi düzenlenecek olan Afife Tiyatro Ödülleri'nden 'Komedi' dalının çıkarılmasına da tepki gösterdi. Poyrazoğlu, 'Hangi cüretle komedi dalını çıkarıyorsunuz? Geleneksel Türk Tiyatrosu'nu ve eski ustalarımızı ne yapacağız? Orta oyunu, Karagöz-Hacivat'tan yola çıkarak, Aziz Nesin, Haldun Taner, Turgut Özakman gibi ustalarımızı ne yapacağız? Böyle bir densizlik yapılabilir mi? Komedi dalını kaldırmak, edepsizlikten başka bir şey değildir' diye konuştu.Nilgün Belgün de, Afife Tiyatro Ödülleri'ne inanmadığını söyleyerek, 'Ben 40 yıldır tiyatroya hizmet veriyorum. O kadar çok ödül aldım ki. Ancak dert, ödül almak değil. Dert, yapılan yanlışlıkların düzeltilmesidir. Büyük yanlışlıklar yapıldığına, haksızlıklar yapıldığına inanıyorum' dedi.Behzat Uygur da, ödüllerden komedi dalının çıkarılmasına tepki gösterdi. Afife Tiyatro Ödülleri'ni artık ciddiye almadıklarını belirten Uygur, 'Bundan sonra verilecek hiçbir ödül umurumuzda değildir. Tiyatro sadece dram değildir. Komedi dalını kaldırarak, bizim ustalarımıza da hakaret etmiş oldular. İşte Nejat Uygur, Gazanfer Özcan, Erol Günaydın, İsmail Dümbüllü'ye kadar, daha nicelerine kadar gider' ifadesini kullandı.Cumhuriyet
Reklam
Jobs İçin Boyle ve DiCaprio Söylentisi
Teknoloji devi Apple’ın kurucularından Steve Jobs’ın hayatı tekrar beyazperdeye uyarlanıyor. Steve Jobs’ın hayatını anlatan yeni filmin başrolünde Leonardo DiCaprio’nun olacağı iddia edildi. Aaron Sorkin'in, Steve Jobs'ın Walter Isaacson tarafından kaleme alınan resmi biyografisine bağlı kalarak yazdığı yeni Jobs filminde başrolü Leonardo DiCaprio'nun üstleneceği söyleniyor.  The Hollywood Reporter'a göre, yeni Steve Jobs filminin yapımcısı Sony Pictures, Slumdog Millionaire'in yönetmeni Danny Boyle ve Leanardo DiCaprio ile görüşmelere başladı.  Sony daha önce yönetmenlik için David Fincher, Jobs'ı canlandırması için ise Christian Bale ile görüşüyordu fakat bu anlaşmanın yüksek ücret talepleri nedeniyle suya düştüğü belirtiliyor.Yönetmen koltuğunda Boyle'un oturduğu ve Steve Jobs'ı DiCaprio'nun canlandırdığı bir film, Fincher ve Bale ikilisinden çok daha fazla ilgi çekebilir. Üstelik, Boyle ve DiCaprio 2000 yılında çekilen The Beach'te birlikte çalışmışlardı. (Akşam)
Reklam
Sinema/TV Tarihinin En Dehşetengiz 10 Karakteri
Kötülükleri ve hayali karakterler olmalarına rağmen kitleler üzerinde bıraktıkları etkilerle takdire şayan görsel yayın tarihin  en dehşetengiz 10  karakteri. İlk galerim hatam olduysa affola.
DC Comics 10+3 Geliyor
Kemerlerinizi bağlayın ve uçmaya hazır olun. DC Comics çizgi romanlarından esinlenen on film ve bizi derinden heyecanlandıran üç dizi önümüzdeki yıllar içerisinde seyirciyle buluşacak. Küçük bir dipnotla moralinizi bozacak nitelikte fakat bu bir iptal değil erteleme durumu. Müthiş görselliğin ve detaylı senaryoların bir film haline getirilmesindeki zorluğu anlayacağınızı umarak yazıma başlıyorum. Biraz eleştirel yaklaştım, sürçilisan ettiysem affola.
Reklam
Animeye Başlamak İçin Öneriler
japon çizgi dizileri-filmleri olarak bilinen japoncada da bizzat bu manaya gelen anime kültürüne yabancıysanız küçükken izledik biz pokemonu, digimonu, candy'yi, tsubasayı, ay savaşçısını vs. ama o bilinçle değildi  diyorsanız buyrun listemde yer alan animelere ve konularına bir göz atın. bir parça da olsa yardımcı olur size ancak burdakilerin dışında yığınla kaliteli anime mevcuttur. nerde neon genesis nerde hajime no ippo, slam dunk, mirai nikki, samurai champloo vs derseniz üzgünüm . . .
Rihanna Animasyon Karakterini Seslendirecek
Rihanna da animasyon karakteri seslendiren ünlüler arasındaki yerini almaya hazırlanıyor. Dreamworks yapım şirketinin Adam Rex’in çocuk kitabından beyazperdeye uyarladığı Home/ Ev adlı filmde Rihanna, “Tip”adlı siyahî bir karakteri seslendirecek. Grammy Ödüllü şarkıcı, uzaylıların evlerini bulmalarına yardım eden, ergen bir çocuğu seslendirmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. Jennifer Lopez, Jim Parsons ve Steve Martin de bu yeni projede seslendirme yapacak isimler arasında. Filmin ana karakterinin siyahî olmasının üzerinde durulurken, Shadow and Act adlı sinema blogundan Tambay A. Obenson: “Hollywood yapımı üç boyutlu animasyon filmlerinde başrol olarak siyahî bir karaktere rastlamak pek mümkün değil. Bundan sonra daha sık göreceğiz herhalde” açıklamasında bulundu. Ayrıca, Rihanna’nın, filmin soundtrack’ine de katkı sunması bekleniyor.  Taraf
Reklam
Itzhak Perlman, 20 Milyon Dolarlık Kemanıyla Geliyor
HABERLER KÜLTÜR Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, Türkiye'ye geliyor. Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan'da İstanbul Kongre Merkezi'nde sahne alacak. 'Schindler'in Listesi' filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul'da konser veren Itzhak Perlman'ın konser biletleri, biletix.com üzerinden satılıyor. 20 MİLYON DOLARLIK 1714 YAPIMI SOİL STRADİVARİUS İLE GELİYOR Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin'e ait Stradivari'nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen ve değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin edilen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile müzik ziyafeti verecek. En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü'ne sahip olan Perlman'ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerinde fahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Zaman
Reklam
Onur Ünlü: '+18 Kısıtlamasının Siyasi Olmadığına İnanmak İstiyorum'
“İtirazım Var” filmi Onur Ünlü’ye İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödül’ü kazandırdı. Filme, içinde “insanlık onuru var” gerekçesi ile +18 yaş kısıtlaması getirildi. Ünlü, gerekçenin de gerekçesini merak ettiğini dile getirdi İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü alan Onur Ünlü’nün son filmi İtirazım Var, geçen Cuma gösterime girdi. Film, gösterim tarihine bir gün kala “+18” yaş sınırlandırması şoku yaşadı. Gerekçe ise filmde “insanlık onuru” olması bir de “şiddet” içermesiydi. Camide işlenen bir cinayetin peşine düşen İmam Selman Bulut’u anlatan İtirazım Var, din, polisiye ve mizahi unsurları barındırıyor. Ünlü ile hem filmi, hem de getirilen sınırlandırılmayı konuştuk. Ünlü, “Kararın siyasî olmadığını umuyorum” diyor ve filmin her polisiye kadar belli oranda şiddet içerdiğini belirtiyor. Filminize, gösterimine bir gün kala +18 yaş sınırlaması getirildi. Sizce bu kararın gerekçesi ne? Ve bu süreçte ne yapmayı planlıyorsunuz? Evet, 18 yaşın altındakilerin filmi seyretmesi yasaklandı. İtiraz edeceğiz, itiraz hakkımız var çünkü. Gerekçeli kendi başına çok komik bir metin, içinde “İnsan onuru, genel ahlak ve şiddet barındırdığı” için gibi bir şey söylüyor. Yani filmin içinde “insan onuru var” diyor. Evet, filmde “insanlık onuru” var. Ama çok fazla şiddet sahnesi yok. Bu kadar şiddet sahnesi filmin +18 alması için yeterli mi? Şiddet belli oranda vardı, bir yumruklama sahnesi var, bir de bir iki tane yara görüyoruz ama onu da karanlıkta görüyoruz. Bilmiyorum niye öyle bir karar verdiler, sormak lazım bu gerekçenin de gerekçesini. Mesela 76 milyon insanın ahlakını koruyan iki tane adam var orada. Bu insanlar kendilerini nasıl hissediyor? Gerçekten o derece ahlaklı insanlar mı? Acaba benim de onları denetleme hakkım var mı? “Evet, bu beni ahlaken denetleyebilir” diyebilir miyim? Ben neye dayanarak o adamın ahlakının, benim ahlakımı sorgulamasına izin vereceğim? Kararın siyasî olduğunu düşünüyor musunuz? Bütün iyi niyetimle siyasî olmadığına inanmak istiyorum. Önümüzdeki birkaç gün bunu daha net ortaya çıkartacaktır. Eğer öyleyse yazık bize... Ama filmde, güncel politik göndermeler var. Çok göze batırmayan ama yakın geçmişi hatırlatan... Bu senaryo 2010’da yazıldı. Politik gönderme dediğiniz kısımları, çekerken eklemedik, güncel olana değsin diye tek bir şey yapmadık. Sadece Superman karakteri var filmde, izleyenler görecekler o karakteri ekledim sonradan. Aslında bu, şunu gösteriyor, dört sene içinde hiçbir şey değişmemiş. Bir takım şeyleri hissetmişiz ya da biliyormuşuz... Zaten o kazanın kaynadığının farkındaydık. Estetik olarak, bir eserin siyasete gönderme yapmasını çok da verimli bulmam, eserin değerini düşürür bence. Ama çoğu insan sizin gibi düşündü çok göze batmadığı konusunda. Bunun böyle olma sebebi bizim samimiyetimizdir diye tahmin ediyorum. Yani içimizden geleni eğmeden, bükmeden, kırıcı olmadan ama olan bitenle ilgili ne düşünüyorsak o şekilde söyledik. İtirazım Var “Millî Cinayet Koleksiyonu”nun bir parçası. Fakat diğer filmlerinize kıyasla, polisiye türünün özelliklerini çok daha fazla taşıyor. En başında bunları toplayıp 10 film yaparız diye düşünmüştük. Ben gençlik yıllarımda polisiyeyle ilgilenmeye başladım, bayağı da kafayı takmıştım. Hatta ilk polisiye eser Ahmet Hamdi Efendi’nin Rabıta romanı derler eskiler. 1876’da yazılmış bir kitap. Bu kitaptan sadece altı tane kalmıştı, bir tanesi Atatürk Kitaplığı’ndaydı, ben oradan fotokopisini aldım o kitabın. Osmanlıca öğrenmeye başladım kitabı okumak için. Böyle konuşuyorum havalı havalı ama sürece olağanüstü hâkim olduğumdan değil işte de birazcık biliyorum polisiyeyi. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi gibi polisiye sayılabilecek filmler yaptım ama gerçek anlamda bir polisiye yapmak istiyordum. Polisiyelerde olay örgüsü en önemli şeylerden biri. Ben o kadar hâkim olmasam da polisiyeye, hep öyle gibi gelir. İtirazım Var’da evet bu örgü var ama öte yandan Selman Bulut karakteri de çok ön planda. Evet, polisiyenin olay örgüsü önemli ama bütün büyük polisiyelerde bizler, karakterlerin isimlerini biliriz. Sherlock Holmes gibi... Dolayısıyla polisiyede karakterler çok önemli. Çünkü onun peşinde takılır izleyici, eğer karakterin peşine takılmazsak ve onu tanımazsak inanmayız, korkarız, güvenmeyiz. Onun için karaktere güvenmemiz gerekiyor. O yüzden önce karakter sonra olay örgüsü gelir. Polisiye de eğer biraz kalburüstüyse o zaman tadından yenmez. Birincisi karakterin böyle bir önemi var. İkincisi bu karakter bana çok benziyor. Ben hiç boks yapmadım ama gerçekten antropolojiyle ilgilendim, biraz müzikle ilgileniyorum, Alevi deyişleriyle ilgilendim. Ama böyle bir adamı, tabiri caizse imam diye yutturmak ne kadar mümkün olabilirdi. İşte orada Serkan Keskin denen acayip adam devreye giriyor ve bizi o adam olduğuna ikna ediyor. İslam’ın doğası anti-kapitalisttir Filmde, dinî referanslı çok şey var. Ama en hissedilir olanı, dinin kapitalizmle bağdaşmayacağı. Bunla ilgili her şeyi yazacak, söyleyecek kadar bilgili değilim başta bunu söyleyeyim. Ama benim anladığım kadarıyla Kuran’ın kendisi zaten anti-kapitalisttir. Ama birçoğu, aynı kitaplarla üstelik öyle olmadığına dair deliller getirip bütün bir sistemi öyle kurar. Bu da bin 400 senedir devam eden bir çiledir. Misal gerçek anlamda malın ve ortaya çıkan kârın bölüşülmesidir Kuran’ın önerdiği. Oysaki zenginler sadaka vererek vicdanlarını rahatlatıyor. Filmde de söylüyor, “kırkta birlik” diye bir şey var. Malının kırkta birini vererek zekât’tan kurtulamazsın. Bu sadece alt sınır. Ama neden alt sınırdan hareket ediyorsun? İslam benim görebildiğim kadarıyla doğası itibariyle tekrarlıyorum anti-kapitalisttir zaten. SUZAN DEMİR/TARAF
Aşırı Kahve İçmenin 8 Zararı
Bir önceki yazımda 'Kahve İçmek İçin 11 Nedeni' sizlere sunmuştum.Kahve içmenin keyif verici ve yorgunluk,dikkat dağınıklığı gibi sorunlara geçici çözüm olduğu doğrudur.Ama fazla kahve içmek bu kısa sürede verdiği faydaları yok eder ve zarara dönüştürür.İşte çok kahve içmenin verdiği zararlar;
Reklam