Dünyanın İlk Maden Ruhsatı, Koruma Altına Alındı
Niğde'nin Ulukışla İlçesi'ne bağlı Maden Köyü'nde, Geç Hitit Dönemi'ne ait olan ve dünyada bilinen ilk maden ruhsatı olduğu belirtilen yazıt, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenip koruma altına alındı.Ulukışla Kaymakamı Ferhat Atar, Bolkar Dağları'nda bir kaya üzerinde bulunan ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu belirtilen yazıtın 1973'te arkeolog Mustafa Kalaç tarafından bulunduğunu hatırlattı. Kaymakam Atar, 'İçeriği o zaman okunmuş ve dünyanın ilk maden ruhsatı olduğu tespit edilmiştir' dedi. Köy gezileri sırasında Maden Köyü'nü ziyaret ettiğinde köylülerin kendine yazılı bir taş olduğunu söylemesi üzerine yazıtta incelemelerde bulunduğunu kaydeden Atar, şunları söyledi:'Sayın Valimiz Necmeddin Kılıç başkanlığında yapılan Aralık Ayı ilçe Değerlendirme Toplantısı'nda Maden Köyü Kalkankaya mevkisinde yazılı bir taşın dünyada bilinen ilk maden ruhsatı olduğu ve bunun koruma altına alınması gerektiği belirttim. Sayın Valimizin girişimleriyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelen uzmanların yaptıkları inceleme sonunda, dünyanın ilk maden ruhsatı olan yazıt tescillenip koruma altına alındı. Yaklaşık 3 bin yıllık olduğu tahmin edilen yazıt, çalışma sonucunda mumyalama tekniğiyle kopyalanarak Niğde Müzesi'nde sergilenecektir. Orijinali ise koruma altına alınacak olup Kayseri Rulo ve Anıtlar Müdürlüğü ile Nevşehir Restorasyon ve Konserversiyon Müdürlüğü'nün koordineli bir şekilde tadilatı ve koruması yapılacak.'NE YAZIYOR?Hititçe yazan yazıtın bir kısmı şimdiki hali ile okunup tercüme edildi. Okunan bölümler ise şöyle:'Ben Tarhunazi, Prens Tarhuwartanun oğlu, Kral Warpalawanın kahramanı, vazal hizmetkarıyım.''Ve beyim Kral Warpalawaya iyi hizmet ettim. Ve o bana tanrı Muti Dağını verdi''Ve beyim Kral Warpalawayı iyi şekilde yükseltti''Fakat o bana süratli katırlar verdi.'Ve Tarhunazi bu tanrılara her yıl kurban eder''Ve ona Muti Dağı tanrıları iyi gelirler''Bu yazıyı kim kazırsa silerse parçalarsa''Bu kimseyi fırtına tanrısı ve tanrılar sürsünler''Ve ay tanrısı onu yakalasın''Ve tanrı Nikaruha onu yesin'DHA
Harper Lee Yıllar Sonra Yeni Roman Yayınlıyor
Harper Lee'nin 1960'da yazdığı ve büyük ses getiren tek romanı 'Bülbülü Öldürmek'in ardından tam elli beş yıl aradan sonra Lee'nin yeni romanının yakın bir zamanda kitapçılarda olacağı duyurusu yapıldı.HarperCollins Yayınları tarafından Amerika'da çıkacak yeni roman 2 milyon kopya olarak satışa çıkacak.Harper Lee HakkındaAlabama doğumlu olan yazar Harper Lee, Huntington Koleji ve Alabama Üniversiteleri'nde okudu. Bir süre Alabama'nın Oxford kentinde eğitim gördükten sonra, Eastern Air Lines'ta işe girdi. Birkaç kısa hikâye yazan Lee, 1960 yılında ünlü Bülbülü Öldürmek romanını yazdı. Yazarın tek romanı olan bu eser çok başarılı bulundu, büyük başarı kazandı ve filme çekildi. Ancak Harper Lee bir daha roman yazmadı.'Bülbülü Öldürmek' ilk yayımlandığında satış rekorları kırdı ve yazarını kısa sürede üne kavuşturdu. 1961 Pulitzer Edebiyat Ödülü kazandı, bir yıl sonra Gregory Peck'in başrolünü oynadığı bir filmde beyazperdeye aktarıldığında da Oscar aldı. Bu romanın böylesine büyük başarı sağlamasının nedeni, olayların çocuk ruhuna ve hayal gücüne uygun bir şekilde değerlendirilmesiydi.Truman Capote'nin çocukluk arkadaşı olan Harper Lee, Capote (2005) filminde bu rolüyle Oscar adayı olan Catherine Keener, Infamous'ta ise Oscar ödüllü Sandra Bullock tarafından canlandırıldı. (2006)Sabah
Yeni Steve Jobs Filminin Çekimlerine Ait İlk Fotoğraflar Sızdı
Geçtiğimiz ay Steve Jobs’un hayatını konu alan filmin çekimleri başlamış ve Jobs’un biyografisini kaleme alan Walter Isaacson’ın kitabından yola çıkılarak hazırlanan filmin çekimleri, Jobs’un doğduğu evin garajında start vermişti. İngiliz The Daily Mail gazetesi ise yeni Steve Jobs filminin çekim aşamasını içeren fotoğrafları yayınladı.Paylaşılan fotoğraflara bakıldığında filmde Steve Jobs’u canlandıran Michael Fassbender, Steve Wozniak‘ı canlandıran Seth Rogen ve filmin yönetmeni Danny Boyle görülüyor. Fotoğraflarda dikkat çeken en önemli şey ise Jobs rolüyle karşımıza çıkacak Michael Fassbender’ın Steve Jobs’a hiç benzememesi.
‘Diktatörle Savaşan Kadınlar'
Gazeteci Özlem Ertan, ilk romanı ‘Âşık Kadınlar Denizhanesi’ ile okuru fantastik bir dünyaya götürüyor. Bu dünyanın kadınları ise diktatör ruhlu bir tanrının baskıcı yönetimine karşı savaşıyor.İstanbul Boğazı’nda, daha önce varlığından dahi haberdar olmadığınız fantastik bir âlem bulunduğunu düşünün… Farklı devirlerde dünyaya gelmiş, hayatı boyunca değişik mücadeleler vermiş kadınların son durağı olan bu âlemin adı, Âşık Kadınlar Denizhanesi. Gazeteci Özlem Ertan’ın, Müptela Yayınları’ndan çıkan bu ilk romanını okuduğunuzda, bu büyülü dünyanın içine sızabilirsiniz.Fantastik bir kurgusu olan “Âşık Kadınlar Denizhanesi” adlı kitap, gerçek yaşama dair pek çok gönderme barındırıyor. Tek suçu âşık olmak olan kadınların, diktatör bir tanrının baskıcı yönetimine karşı nasıl ayaklandığını ve Âşık Kadınlar Denizhanesi’nde demokratik, adil bir yönetim kurma çabasını anlatıyor.Akıcı dili ve merak uyandıran kurgusuyla dikkat çeken roman, bir vapur güvertesinde başlıyor. Kitabın, duygularını sevdiği erkeğe anlatmaya bir türlü cesaret edemeyen başkahramanının etrafı bir anda martılar tarafından çevriliyor. Sonra da başkahraman kendini martıya dönüşmüş olarak buluyor. Sonradan öğreniyor ki, denizden her geçişinde âşık olduğu adamın adını gökyüzüne, martılara fısıldadığı için İstanbul Boğazı’nın acımasız tanrısı Boros’u çok kızdırmış. Boros da, utangaç âşığı martıya dönüştürerek kızgınlığını bir nebze olsun yatıştırmış.Kitap boyunca başkarakterin adını öğrenemiyoruz. Zira Âşık Kadınlar Denizhanesi’nde karşılaştığı tüm varlıklar ona ‘Martı’ diye hitap ediyor. Okurlar, Martı’nın gözünden İstanbul Boğazı’ndaki fantastik âleme bakıyor ve orada hepsi de birbirinden kederli pek çok kadınla tanışıyor.“Âşık Kadınlar Denizhanesi”nin en ayırt edici özelliklerinden biri de içerdiği kadın öyküleri. Martı’nın, tanrı Boros tarafından hapsedildiği dünyada yaptığı yolculuk, bu kadınların hikâyeleriyle anlam kazanıyor. Bu kadınlardan biri olan Füsun, Kız Kulesi'nde yaşıyor. Neredeyse bir asır önce ölüp Âşık Kadınlar Denizhanesi'ne gelmiş. Kız Kulesi'ni terk etmesine izin verilmiyor. Gündüzleri kulenin ıssız yerlerinde saklanıyor, el ayak çekilince ise balkona çıkıp denizi izliyor.Âşık Kadınlar Denizhanesi'nin diğer kahramanları arasında sevdiği ile kaçtığı için babası tarafından öldürülen Cemile, aşkına karşılık bulamadığı için intihar eden Handan, bir trafik kazasında eşiyle birlikte hayatını kaybeden Gülnihal ve asi denizkızı Lilith de var. Kadınları tanrı Boros'a karşı ayaklanmaya teşvik eden de denizkızı Lilith oluyor.Acaba kadınlar, yıllar evvel adaletli bir tanrıçanın idaresinde olan Âşık Kadınlar Denizhanesi'nin yönetimini darbe yoluyla ele geçiren Boros'la girdikleri savaştan galip çıkabilecekler mi? Bu sorunun cevabı, Âşık Kadınlar Denizhanesi adlı kitapta. Kitabında bazı İstanbul efsanelerini de konu edinen Özlem Ertan, olayları birinci tekil şahsın ağzından aktarıyor. Ancak diğer karakterleri de sık sık konuşturarak okura farklı bakış açıları sunuyor.Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
Redmer Hoekstra'dan 'Sıradışı, Tuhaf, Kışkırtıcı' 17 İllüstrasyon
Hollandalı sanatçı Redmer Hoekstra, “tuhaf” bakış açısıyla, hayvanların, insanların, gündelik nesnelerin veya makinelerin sıra dışı ve yaratıcı resimlerini yapıyor. Sanatçı, belirgin olanı tam olarak saptarken canlı ve eşya dünyası arasında beklenmedik bir bağ kuruyor.Hoekstra, zihninin manzarada rahatlıkla yüzebildiği seyahatlerde ya da tren yolculuklarında ilham bulduğunun söylüyor. Bu tuhaf ve ayrıntılı çizimleri tamamlamak için ortama 32-40 saat arasında bir süre çalışan sanatçı, inanılmaz gerçekçilikte ve bir o kadar etkileyici eserler yaratıyor.Gerçek hayattaki öğeleri fantastik bir dünyaya dönüştüren Hollandalı sanatçı Redmer Hoekstra'dan yaratıcı çizimler.
Daha Önce Oscar Kazanamadığına İnanamayacağınız 19 Müthiş Yetenekli Aktör
Bu listede yer alan aktörlerin nasıl ödül alamadıklarına şaşırmamak elde değil doğrusu. Buradaki yıldızlar ya daha popüler olan aktörlere ödüllerini kaptırmış, ya da şanssızlıklarından dolayı oynadıkları filmin en iyi seçilmesi bile onları en iyi oyuncu ödülünü almasına izin vermemiş. Gelin şimdi oyunculukları ile herkesin takdirini kazanmış fakat bir türlü Oscar heykelciğini kazanamamış aktörlere bir göz atalım.
Gücünü Yağmurdan Alan 8 Türkçe Şarkı
Twitter yokken meteorolojik durumlar Türkçe şarkılardan takip ediliyordu. Yağmura karşı duyduğumuz bu garip ilgi geriye güzel şarkılar bıraktı.Tamamen kişisel zevke göre seçilmiş, yağmur konulu 8 şarkılık listemiz aşağıda. Ama hepsi bu mu? Tabii ki değil. Gerisi de dinledikçe sizin aklınıza gelecek.
Dünyadaki İlkleri Konu Alan 15 Şaşırtıcı Bilgi
1850 yılında Portland'a taşındı ve 'şekerli kaymak', 'beyaz dağ', 'dördü birden', 'en büyük ve en güzel' gibi adlarla parafin cikletler üreterek sattı. Bu arada, sattığı cikletlerin içerisine bazı armağanlar koymayı da unutmadı. Sakızla birlikte verdiği ilk armağan, amerikan bayrağıydı.
Gorillaz Geri Dönüyor
Geçtiğimiz yıl Damon Albarn’ın çeşitli röportajlarında sık sık ipuçlarını verdiği haber doğrulandı: Gorillaz geri dönüyor.Grubun yaratıcılarından Jamie Hewllet önceki gün Instagram hesabından siyah beyaz bir Murdoc fotoğrafı paylaşıp takipçilerini meraklandırdı. Sonra da Noodle ve Murdoc’un renkli görsellerini paylaşan Hewllet, hayranların ısrarlı sorularına “Evet Gorillaz dönüyor” diye cevap yazarak haberi doğruladı.Yayınlanan en son Gorillaz albümü 2011 yılında The Fall olmuş ve albüme Paul Simonon ve Bobby Womack gibi isimler de katkıda bulunmuştu.Hafifmüzik
Soul Müziğin Kraliçesi İstanbul'da
Alice Russell, 7 Şubat 2015’te İstanbul Babylon’daRed Bull Music Academy Nights, 2015 sezonuna soul müziğin 21. yüzyıldaki kraliçelerinden biriyle giriyor.Caz, funk ve gospel’ı kendine özgü tarzıyla harmanlayarak neo-soul ile buluşturan Alice Russell, 7 Şubat 2015’te İstanbul Babylon’da olacak. Alice Russell ile müzik üzerine derinlemesine sohbet etmek isteyenler için herkesin katılımına açık bir söyleşi de yapılacak.7 Şubat’ta 14.00’da SALT Beyoğlu Açık Sinema’da yapılacak Alice Russell söyleşisine katılım ücretsiz.1998’den beri dünyanın dört bir yanında müzik efsanelerini ve yeni müzisyenleri dinleyicilerle buluşturan Red Bull Music Academy, 2015 sezonuna İngiliz soul müziğini yeni binyıla taşıyan isimlerden biriyle başlayacak. Red Bull Music Academy Nights’ın 7 Şubat’taki ilk konserinde İngiliz şarkıcı Alice Russell, İstanbul Babylon sahnesinde olacak. Alice Russell’dan önce Ahu, soul ve funk parçalarından oluşan DJ setiyle Babylon sahnesini gecenin ruhuna hazırlayacak.Amy Winehouse’tan Adele’e uzanan yeni nesil İngiliz soul şarkıcıları arasına adını yazdıran Alice Russell, güçlü ve etkileyici sesiyle caz, funk, blues ve gospel tınılarını harmanlıyor. New York Times, Mojo ve Rolling Stone eleştirmenleri tarafından yere göğe sığdırılamayan Alice Russell, Aretha Franklin ve Chaka Khan gibi divaların çizgisinde ilerlerken Stevie Wonder’ın müziğinden de esinleniyor. BBC, Russell’ı “Kült bir sanatçı olmaktan çıkıp İngiliz soul müziğinin kraliçesi olmayı hak ediyor” diye tanımlıyor. The Independent’ın “İngiltere’nin en büyük gizli cevherlerinden biri” dediği Alice Russell, Rolling Stone yazarlarına göre Adele’i tahtından edebilecek kadar güçlü bir ses.İngiliz soul müziğinin 2000’li yıllarda yeniden atağa geçmesinde büyük pay sahibi Alice Russell, ilk olarak The Quantic Soul Orchestra’nın vokalisti olarak ün kazandı. Şarkıcı, sahnede de en az stüdyoda olduğu kadar güçlü, saf, çarpıcı ve kendine özgü vokalleriyle tanınıyor.Bugüne kadar Massive Attack, Fatboy Slim, Mr. Scruff, De La Soul, David Byrne ve Lonnie Liston Smith gibi isimlerle çalışarak rüştünü ispatlayan Alice Russell, “Mad Men” dizisinin yedinci sezonunun tanıtım şarkısı olan “Breakdown”u da seslendirerek 2014’te hayran kitlesini genişletti. Alice Russell, 7 Şubat’ta RBMA Night’ın konuğu olarak Babylon sahnesinde yer alacak. Öncesinde ise RBMA söyleşisi kapsamında Alice Russell müzik serüvenini hayranlarına anlatacak. Salt Beyoğlu Açık Sinema’da saat 14.00‘da yapılacak söyleşide katılım herkese açık ve ücretsiz.Habertürk
Sıradan Bir Mağaza Vitrinini Sanat Galerisine Dönüştüren 22 Enstalasyon
Zim & Zou, Nancy merkezli bir Fransız tasarım stüdyosu. Lucie Thomas ile Thibault Zimmermann tarafından kurulmuş. Kâğıt heykel, enstalasyon, grafik tasarım, illüstrasyon gibi farklı alanlarda araştırmalar yapıyorlar. Henüz 2o'li yaşlarında olan ikili, üniversitede üç yıl güzel sanatlar eğitiminden sonra birlikte çalışmaya karar vermişler. Yaratmak istedikleri kompozisyonları bilgisayarda yaşama geçirmek yerine, gerçek yaşamda üç boyutlu kâğıttan nesneler oluşturarak grafik derinlik katmayı tercih ediyorlar.İngiltere Doğa Tarihi Müzesi'nden ilham alarak, Şangay'da -dünya çapında- oldukça tanınan bir giyim mağazasının vitrini içine yerleştirilen son enstalasyonları, vahşi hayvanlar alemiyle modanın, rafine yetenekle azmin dünyasını buluşturuyor. Sanatçıların bu son projeyi hazır hale getirmeleri tam 3 aylarını almış. Kağıt dışında deri parçalarından da faydanlanmışlar. Behance'de ve birçok moda sitesinde ikiliyi takip edenlerin tam not verdiği bu havalı ve renkli çalışmayı beğeneceğinizi umuyoruz.