onedio
Duyularımızla Algıladığımız Dünyanın Sahteliğini İrdeleyen 10 Fotoğraf
Çinli fotoğraf sanatçısı Huainan Li 'nin çalışmalarında duyular ön planda. Bu olguyu sanatseverlere fotoğrafları aracılığıyla aktarıyor sanatçı. Bir bakıma sorguluyor. Baktığımız, gördüğümüz ve hissettiğimiz şeylerin gerçekte öyle olup olmadığını sorgulatıyor aynı zamanda hepimize. Bir nevi Antikçağ’ın ünlü filozofu Platon'un, içinde yaşadığımız ve bizim “gerçek dünya” olarak bildiğimiz dünyayı koca bir yalan olarak görmesi gibi. Not: Platon’a göre, içinde bulunduğumuz  bu dünya (varlık alemi) gölgeler dünyasıdır. Biz doğduğumuz andan itibaren duyularımız aracılığıyla bu dünyanın algısına sahip oluruz. Oysa gerçek dünya bu değildir, bizim duyup gördüklerimiz, dokunduklarımız birer gölgeden ibarettir.
Ayrılıklardan Sonra Söylenen 16 Şarkının Bağırarak Söylenen Nakarat Kısımları
Her ayrılık acı dolu ilk fazını atlattıktan sonra, 'umrumda bile değilsin, zaten hiç sevmemiştim ki' moduna giriverdiğinde kendini şarkı sözlerinde bulmayı tadacaktır. Nispetli şarkılara işaret parmağını sürekli sallayarak eşlik edenler, el hareketleriyle şarkıya klip çekenler, şarkının en vurucu kısmını bağırarak söyleyenleri görürseniz, bilin ki onlar sevgilisinden yeni ayrılanlar ve bunu henüz atlatamayanlardır. Türk popunu da oldukça geliştiren bu sistemin nadide 16 örneğiyle karşınızdayız;
Selanik Belediye Başkanı: 'Atatürk'ün Evi Olarak Bilinen Ev Gerçek Evi Değil'
Selanik Belediye Başkanı Atatürk'ün evi olarak tanıtılan evin Atatürk'ün gerçek evi olmadığını öne sürdüSelanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris, bugüne kadar bilinen evin Atatürk'ün doğduğu ev olmadığını, gerçek evinin Selanik yakınlarındaki Langada’da bulunduğunu öne sürdü. Selanik’teki bilinen evin Atatürk’ün büyüdüğü ev olduğunu belirten Boutaris, 'Biz Selanik’teki evin çevresini düzenliyoruz. Langada Belediye Başkanı oradaki evi tanıtmak istiyor. Doğduğu ve büyüdüğü ev bağlantısı kurmak istiyoruz. Atatürk Türk olabilir, ama önce Selanikli. Büyük bir şahsiyet. Turizm için değil, Selanik’in Osmanlı geçmişi bir gerçektir, biz tarihi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyoruz. Düşmanlıklar sona ermeli' dedi. Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’ı makamında ziyaret etti. Boutaris ve Demirtaş, İzmir-Selanik arasında direk uçak seferleri, feribot seferlerinin çok yararlı olacağını, bunun için karşılıklı olarak girişimlerde bulunulması gerektiğini söyledi. Boutaris, 'İnsanlar İzmir ve Selanik arasında iş yapmak için gidip gelmeli. Bu yolu açmak istiyoruz. İş olanaklarını tanıtmak istiyoruz. İTO’nun katkısı önemli' dedi.Boutaris, Selanik yakınlarındaki Langada’da Atatürk’ün gerçekten doğduğu düşünülen evin bulunduğunu söyledi. Selanik’teki evin çevresinde düzenlemeler yapmaya başladıklarını belirten Boutaris, 'TÜRSAB da destek verecek. Çünkü bizim paramız yok. Langada Belediye Başkanı da Atatürk’ün doğduğu evi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyor. Doğduğu ev ve büyüdüğü ev olarak bağlantı kurmak istiyoruz. Atatürk büyük bir şahsiyet. Türk olabilir ama ilk önce Selanikli. Tarihi hatırlamak, tanıtmak istiyoruz. Bu çalışmaları turist toplamak için yapmıyoruz. Tarihi ortaya çıkarmak gereklidir. Selanik’in Osmanlı geçmişi bir gerçek. Bunu tanıtmalıylız. Düşmanlıkların ortadan kalkması gerekli. Selanik’te İslam Sanatları ve Osmanlı Sanatları koleksiyonu sergisi açmak istiyoruz. Bu bir kültür hazinesidir' ifadelerini kullandı. Demirtaş, İzmir’de kruvaziyer turizmini geliştirmek için yıllarca ayak bastı barasını İTO’nun ödediğini söyledi. Kruvaziyer gemilerin Selanik’e uğramadıklarını belirten Boutaris ise daha şehirde yapacak çok işleri olduğunu, limanla ilgili sorunlar da bulunduğunu söyledi. Boutaris, espriyle karışık İTO’nun Selanik Belediyesi danışmanı olabileceğini söyledi. Demirtaş da bunun üzerine Kordonboyu’nun Pasaport bölgesinde yat limanı ve düzenleme projelerini Boutaris’e gösterdi. Boutaris, Selanik için de benzer proje olduğunu belirtti. Kaynak: DHA
!f İstanbul, Berlinale'in Filmlerini Ağırlayacak
14. !f İstanbul Film Festivali bu yıl Berlinale'nin öne çıkan ve çok konuşulan 7 filmini Türk sinemaseverler ile buluşturacak.Berlin Film Festivali'nin programından dikkat çeken yedi film, Berlinale'den hemen sonra dünyada ilk kez !f İstanbul'da gösterim şansı bulacak. 'Motör: Koypa Kültürü & Popüler Türk Sineması' da özel kurgusuyla !f İstanbul'da olacak.12 Şubat’ta başlayacak 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali aynı zamanda Digiturk Galaları bölümünde The Forbidden Room / Yasaklı Oda adlı filmin yönetmeni Guy Maddin, “The Yes Men Are Revolting/Yes Men İsyanda” ile Igor Vamos ve Andy Bichlbaum, diğer adı ile Yes Men'i İstanbul'da ağırlayacak. Öte yandan 'I am Michael' Ben, Michael ile Justin Kelly ve Reiner Werner Fassbinder'le 1970'te yaptığı konuşma ve röportajları buluşturduğu “Fassbinder – To Love without Demands/Fassbinder: Talepsiz Sevmek” ile Danimarkalı sinemacı Christian Braad Thomsen, filmlerinin gösterimleri için İstanbul'da olacaklar.“The Act of Killing” ile şaşırtan, Joshua Oppenheimer'ın yeni filmi Look of Silence (Sessizliğin Bakışı), bilimkurgu ile müzikali buluşturan, camp film sevenler için hazine değerindeki Dyke Hard ve Afrika'da LGBTİ haklarının trajik durumunu gözler önüne seren, ben kısa filmli Stories of Our Lives (Yaşamımızdan Hikayeler) seyirciye merhaba diyecek.Türk asıllı yönetmen Cem Kaya'nın binlerce Yeşilçam filminin ve yaptığı yüze yakın söyleşinin ürünü olarak yedi yılda tamamladığı “Motör: Kopya Kültürü & Popüler Türk Sineması” ülkemizde ilk kez 97 dakikalık özel kopyasıyla seyirciyi selamlayacak. Yapım Yeşilçam’ın Tarzan’dan Drakula’ya, Oz Büyücüsü’nden Uzay Yolu’na, pek çok Batı çıkışlı filmin Türk versiyonlarını çekme süreçlerini konu alıyor.14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleşecek.14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak; 26 Şubat-1 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında merhaba diyecek.Beyazperde
Nobel Barış Ödülü'ne Türk Aday
Araştırmacı-yazar Aydın Türkgücü, son kitabı 'Altın Bilgi Çağı' ile Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildiğini belirtti.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Konferans Salonu'ndaki toplantıda konuşan Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, Türkgücü'nün Nobel ödülünü alması için yapılan başvurularla ilgili bilgi verdi.Bu ödülün alınabilmesi için bir profesörün kitabı tavsiye etmesi gerektiğini ifade eden Kural, Nobel Barış Ödülü yetkilileriyle 2 ay süren mektuplaşmanın ardından önerilerinin kabul edildiğini anlattı.Türkgücü'nü, Prof. Dr. Ahmet İnam ile 30 Ocak'ta Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdiklerini belirten Kural, bu kapsamda kitabın İngilizce'ye çevrildiğini söyledi.Kural 'Nobel Barış Ödüllerinde bir ilk olacak. Biz, 'Bundan sonra kriterlerinizi' değiştirin. Doğayla barışık olan herkese bu ödülün açılmasını istedik. Dileriz bu kitap dünyada bir farklılık yaratır. Bu işin temelinde de doğa ve hayvan sevgisinin geldiğini bütün dünya anlar diye düşünüyorum. Savaşlar, iki lidere Nobel Barış Ödülü vermekle sona ermez' diye konuştu.Yazar Aydın Türkgücü de Nobel Barış Ödülü'ne adaylığını duyanların kendisine 'Hangi ülkeyle hangi ülkeyi barıştırdın?' diye sorduklarını dile getirdi.Nobel Barış Ödülü'nün 'insanlar arası barışa' verildiğini anlatan Türkgücü, şunları kaydetti:'Hayvanlarla doğayla ve en başta kendisiyle barışık olmayan insanların bütünsel barışa hizmet edecek gücü olmamaktadır. Tarih bize bunu ispat eder. Biz de diyoruz ki, artık kriterlerde bir değişiklik yapalım. Hayvanlarla doğayla ve kendimizle barışa hizmet eden projelere ödüller verelim. Nobel Barış Ödülü adaylık sürecini başlattık. Kitapta, maddenin değil, bilginin altın olduğu bir çağı anlattık. İnsanın maddeye bakış açısını değiştirerek barışı getirebileceğimizi düşünüyoruz. Final, aralık ayında olacak ve 5 kişi açıklanacak. Karşımızdaki ekip çok profesyonel. Altın Bilgi Çağı, nereden ve niçin geldiğimiz sorusu yerine pragmatik bir değişilik yaparak, soruda neyin için yaşadığımızı sorarak, evrenin rüya alemi ve illüzyon olduğunu ispatlama yönünde ciddi adımlar atmaktadır. İnsanları bu yönde düşündürmeye başlamaktadır.'Sabah
Ya Kitap Okuru Okusaydı?
Kitap alırken neye bakıyoruz? Yazar? Konu? Değerlendirmeler? Herhalde, çoğu insan için bunlardan biri ya da hepsi önemli. Ama genelde ilk seferde aklımıza gelmese de, istisnasız hepimizin kitap alırken baktığı bir şey daha var: Kapak.İyi tasarlanmış bir kapağın çekiciliği tartışılmaz. Bir kitabı rafta gördüğümüzde ilk etkileşimi kapakla yaşıyoruz. Daha sonra okumak için kitabı her alışımızda da ister istemez kapakla başlıyoruz ilişkiye.Peki, okuyucunun kapağı değerlendirdiği gibi kapak da okuru değerlendirse ve tespit ettiği ruh haline göre onun kitabı okumasına izin verse –ya da vermese- ne olurdu?Amsterdam’daki Moore stüdyosunun geliştirdiği “The Cover That Judges You” adlı proje tam da bunu yapıyor. Kitaba entegre edilen bir kamera ve yüz tanıma teknolojisi yazılımı, okurun ruh halini değerlendirerek kitabın açılıp açılmamasına karar veriyor.
Türkiye 3 Yıl Sonra Eurovision'a Dönüyor
Türkiye'nin 1975 yılından bu yana katıldığı Eurovision Şarkı Yarışması'ndaki oylama sistemindeki adaletsizlik gerekçesiyle TRT yönetimi 2013 yılında yarışmaya katılmama kararı almıştı. Yarışmaya 2014 ve 2015 yıllarında da katılmayan TRT yönetimi ile yarışmanın organizasyonunu yapan Avrupa Yayın Birliği (EBU) arasında son dönemde yeni görüşmeler yapıldı.Cumhuriyet Gazetesi'nden Mahmut Lıcalı'nın haberine göre TRT, oylama sistemindeki adaletsizliği eleştirerek 2013 yılından bu yana katılmama kararı aldığı Eurovision Şarkı Yarışması'na organizasyonu gerçekleştiren EBU ile yapılan görüşmelerin ardından 2016 yılında katılma kararı aldı.Eski TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin döneminde EBU yönetiminin Türkiye'den özür dilemesine karşın eleştirilen konularda herhangi bir adım atılmaması nedeniyle gerilen ilişkiler yeni TRT Genel Müdürü Şenol Göka, döneminde yapılan görüşmeler neticesinde düzeldi. TRT yönetiminin yarışmaya katılmama gerekçesi olan oylama sistemindeki adaletsizlikle ilgili olumlu adımlar atıldı. Bu kapsamda 2015 yılındaki başvuru süresinin geçmiş olması nedeniyle TRT yönetimi 2016 yılındaki yarışmaya tekrar katılma kararı aldı.Eurovision'da Türkiye 2003'te Sertap Erener'in 'Everyway That I Can' adlı şarkısıyla birinci olmuştu. 2014'te gerçekleştirilen son Eurovision müzik yarışmasında Avusturyalı transeksüel şarkıcı Conchita Wurst birinci olmuştu.
Ödüllere Doymayan İtalyan İkizler Anna ve Elena Balbusso'dan 19 İllüstrasyon
İtalyalı ikizler, Anna ve Elena Balbusso, 1998 yılından bu yana illüstrasyon çalışmalarına bir ikili olarak devam ediyorlar. İkizler dünyanın en önde gelen sanatçılarından kabul ediliyorlar. Onları bu denli başarılı kılan unsur ise edebiyat ile olan ilişkileri. Anna ve Elena'nın çalışmalarının büyük çoğunluğu dünyaca ünlü romanlarda ve çocuk masallarında kullanılıyor. Dhası ikili, aralarında New York Times gibi birçok büyük gazete medya kuruluşunun yayınları için de illüstrasyonlar oluşturuyorlar. İkizlerin bugüne kadar aldığı ödüller oldukça dikkat çekici. Ancak en önemlilerinden bazıları şunlar:Kitap Kategorisinde üst üste 3 kez Altın Madalya  (2011-2012-2013) (Society of Illustrations New York)Uluslararası İllüstrasyon Profesyonel Sergi Ödülü 3 kez Gümüş Madalya ((2010-2012-2014)V&A İllüstrasyon Ödülü Kazananı (2012)
Ece Temelkuran'dan Yeni Roman: Devir
Gazeteci - yazar Ece Temelkuran'ın yeni kitabı 'Devir' Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Ankara’da, 1980 Mayıs’ının son günlerinde başlayan romanın arka kapağından: 'Ben artık susmak istemiyorum. Çünkü insan belki hiç konuşamaz bir kere susarsa. Kuğu gibi dili dışarıda kalır, ses çıkmaz. Ben artık hep konuşacağım.'Bu bir devir romanı. Herkesin zamanı bir başkasına devrettiği hayatta, Ali ve Ayşe'nin beraber kurdukları gizli bir dünya var içinde. Sadece o iki çocuğun gördüğü ve bir tek dilsiz kuğuların bildiği bir yer. O dünyada bugün yaşadıklarımıza asıl biçimini verenler, yani unuttuğumuzu hatırlamadığımız şeyler var... Ece Temelkuran, yalnızca çocuk gözümüzle bakınca hatırlayacaklarımızı anlatıyor. Dilsiz kuğuların dün söylediklerini yarına devrediyor...
'Bilge Olgaç Başarı Ödülü'nü 3 Kadın Paylaşacak
Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kapsamında verilen Bilge Olgaç Başarı Ödülleri; Aylin Zoi, Deniz Eyüboğlu ve Emine Yıldırım'a takdim edilecek.Festival koordinatörlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, 18. yaşını kutladığı bu yıldan itibaren daha fazla gence seslenme arzusunu taşıdığını '18'in Halleri' temasını vurgulayan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kadınların emeğini kattığı filmleri bir kez daha 8-18 Mayıs tarihlerinde takipçilerinin beğenisine sunacak.Bu kapsamda festivalin önemli bir geleneği haline gelen Onur Ödülü, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri ve Genç Cadı Ödülü de sahiplerini bulacak.Sinemanın farklı alanlarında emek veren kadınların başarılarını ve emeklerini görünür kılma amacı taşıyan Bilge Olgaç Başarı Ödülleri'nin takdim edileceği isimler de belli oldu.2010 yılında Altın Portakal En İyi Kurgu Ödülü'nü kazanan Aylin Zoi kurgu alanındaki çalışmalarıyla; Deniz Eyüboğlu görüntü yönetmenliği alanındaki çalışmalarıyla; Emine Yıldırım ise Kusursuzlar filmine yazdığı senaryoyla Bilge Olgaç Başarı Ödülleri'ni kazanan isimler arasına girdi.Ödüller kazananlara, festivalin açılış gecesinde takdim edilecek.AA