onedio
Anime Ustası Hayao Miyazaki'den Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Başyapıt
Hayao Miyazaki Japonya'nın en büyük animasyon yönetmenlerinden biridir. 50 yılı aşkın bir süredir animasyon dünyasının içindedir ve en yakın çalışma arkadaşı Isao Takahata ile birlikte Studio Ghibli adlı animasyon stüdyosunun kurucusudur. Onun filmlerinde eğlenceli araziler, zorlayıcı karakterler, nefes kesen animasyonlar olağan üstü bir kurgu vardır. Uluslararası bir üne sahiptir.Hayao Miyazaki'nin başarısını kanıtlayacak örnekler(Çeşitli film festivalleri ve ödül törenlerinden yaklaşık 70 ödülü vardır);En iyi animasyon film Oscar'ı 2003Akademi onur ödülü 2014Yılın animasyonu dalında Japon Akademi Ödülü 2014 Wind Rises, 2009 PonyoEn iyi film dalında  Japon Akademi Ödülü 2002 Spirited Away. 1998 Princess MononokeNebula en iyi senaryo ödülü 20007 Howl's Moving CastleVenedik Film Festivali Mimmo Rotella Vakfı Ödülü 2008 PonyoAltın Ayı 2002 Spirited AwayDaha fazlası için: http://www.imdb.com/name/nm0594503/awards
Dizisi Tutunca Kitabı Basılan 10 Yapım
''Bazı diziler o kadar tuttu, o kadar izlendi ki; kitabı basıldı!''Eğer edebiyatla aranız pek iyi değilse böyle düşünebilirsiniz bu kitapları gördüğünüzde. Eğer durum sizin için tam tersi ise; saydığımız diziler sizin için ''kitapta böyle bir şey yoktu ki'' diyerek izlenen hayret verici yapımlara dönüşüyor olabilir.Fakat her nasılsa diziler bu şekli ile de çok sevildi, çok söylendi. Hatta sırf bu yüzden uzun süredir tozlu raflara mahkûm edilmiş eserler yeniden hayatlarımıza, kitaplıklarımıza girdi...Biz de ''peki, öyleyse''dedik ve dizisi çekilmiş, filmi yapılmış bu eserleri bir web sitemizde bir seçki altında topladık. Bir kısmını sizlerle de paylaşmak istedik.İşte o diziler,işte o kitaplar....
Çatalhöyük Kazılarında Yeni Bulgular
19 yıldır devam eden Çatalhöyük kazılarında yeni bulgular ortaya çıktı.Çatalhöyük Araştırma Projesi’nde arazi çalışmalarının son yıllarına yaklaşılırken, çapı genişletilen kazı araştırmalarında, neolitik dönem ile ilgili en eski miras alanlarından birinin tümüyle ortaya çıkarılması hedefleniyor.2014 yılının, hız kazanan çalışmalarla birlikte, 9000 yıllık binaların yapısının ve tarihçesinin anlaşılması açısından oldukça verimli geçtiğini belirten Çatalhöyük Kazı Başkanı Prof. Dr Ian Hodder, “Geçmiş kazılardaki veril­erin etkisiyle, geç dönem binaların bir önceki binanın hemen üzerine yapıldığı düşüncesi hakimdi. Ancak, Bina 77 olarak adlandırılan bu yıl bulduğumuz yapıda yeni bir bilgiye ulaştık. Bu da Bina 77’den önce gel­en yapının, aynı büyüklükte ya da şekilde olmamasıydı. Bunun yerine Bina 77’nin 2 katı genişliğinde ve benzeri görülmemiş kalın­lıkta duvarları olan bir bina bulduk. 2015 kazı sezonunda binanın büyüklüğünün özel bir amaç gösterip göster­mediğini anlamak için yapının tamamını ortaya çıkartmayı planlıyoruz.”dedi.Sıradışı yeni bir resimBina 119 adı verilen alanda sıra dışı bir resmin ortaya çıkarıldığını da belirten Ian Hodder; “Çatal­höyük’teki neredeyse tüm binaların kullanım süreleri boyunca çeşitli şekillerde duvarlarının boyandığı bilgisine ulaşmış bulunuyoruz. Ancak Bina 119’da bulunan resim düz sıva üzerine boyanarak yapılmamış. Öncelikle duvar oyulmuş sonrasında ise boyanmış. Bu duvar resmi hem oyulma hem de boyanma işlemlerinin gerçekleştiği ilk duvar resmi olma özelliğini taşıyor. Bu yıl ayrıca kazı çalışmalarının sürdüğü Kuzey Alanı’nda işlenmiş hayvan kemiğinden bir alet, kilden yapılmış hayvan figürü ve yine kilden yapılmış bir obje bulundu” dedi.Haberler
Ara Güler'den Yaşar Kemal'e: ‘Öleceğini Ne Bilelim Ulan?’
Yaşar Kemal’in ardından, yakın dostu, fotoğraf sanatçısı (kendi adlandırmasıyla foto-muhabir) Ara Güler’le, onun ‘Yaşarı’nı konuşmak için Ara Kafe’de buluşuyoruz. Yanımda Berge (Arabian) var. Berge, birkaç yıl önce Ara Güler’le tanışmış, fotoğrafını çekmiş. Yeniden ustayla buluşacağı için en az benim kadar heyecanlı... Masaya, Yaşar Kemal’in ‘Röportaj Yazarlığında 60 Yıl’ adlı kitabını koyuyorum. Kitapta, yazarın çeşitli şehirlerde, farklı farklı yıllarda çekilmiş 26 müthiş fotoğraf ve portresi bulunuyor. Kemal’in yaşamını, derinliğini, algısını, acısını ifadesinde ölümsüzleştiren bu fotoğraflar, yakın dostu, Ara Güler’e ait...Masaya oturur oturmaz kitaba uzanıyor Ara Güler... Tek tek anlatıyor: ‘Bu fotoğrafları ben çektim. Bu Paris’te. Yanımızda da James Baldwin var. Burada görünmüyor. Üçümüz keyfediyoruz. Hah, bu Kalafat yerinde, İstanbul’u dolaşırdık birlikte… Bu da kahvede, gençlik yılları.” Bir başka fotoğrafta Yaşar Kemal, bahçede köpekle oynuyor, bir diğerinde tavla oynayanların arasında, sonra bir camide... ‘Sayısız fotoğraf var daha bende. Yol uzundu’ diyor Ara Güler.“Yanyana gelsek isyan çıkarırız belki..”“O yolun başını hatırlar mısınız?” diye soruyorum. “Çok oldu” diyor, “20’li yaşlardaydık. O zaman ben Hayat Mecmuası’nda foto muhabiriyim. Yaşar’ı ipleyecek durumda değilim ki! E başlarda tabii. Anadolu’dan yeni gelmiş. İlk tanıdığı kişi de benim burada. Anadolu p.çleriyiz işte.”Bir süre Hayat Mecmuası’nda birlikte çalışmış iki usta. Birbirilerinin kimliklerine şakayla takılacak kadar yoğun çalışmış ve paylaşmışlar hayatı. ‘Ben Ermeni’yim o Kürt. Yanyana gelsek isyan çıkarırız belki’ deyip kahkahayı basıyor. Az konuşuyor, hatırlamadığını söylüyor yer yer, ancak gözlerinde ve gülüşünde yaşanmışlığın taze hafızası var besbelli.En son ne zaman gördünüz onu?Hastaneye gitmiştim. Yoğun bakıma kimseyi almıyorlardı.Burada buluşur muydunuz?Burada. Yukarıda. Ben onların evine giderdim. Onun evi çok güzeldir. Boğazın üstündedir. Yaşar’la benim güzel bir geçmişimiz vardır.Siz onu gazeteci kimliğiyle tanıdınız...O gazeteciydi zaten. Sonradan romancı oldu. Çok iyi gazetecidir. Mesleğe yenilik getirmiştir. Ahtamar’ı o kurtarmıştır, yıkımını o durdurmuştur.Peki ya edebiyatının sizdeki yeri?Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi edebiyatçısıdır Yaşar. Ben en çok ‘Ağrı Dağı Efsanesi’ ve ‘İnce Memed’i severim. Mesela bu ‘Demirciler Çarşısı Cinayeti’ kitabı var... Bir kan damlatacak, 50 sayfa yazıyor. Düşünebiliyor musun?Birlikte gittiğiniz yerleri düşündüğünüzde, ilk hangi kare geliyor gözünüzün önüne?Menekşe diye bir yerde otururdu, bilir misin? Yeşilköy’den biraz ileride, küçücük bir köydür. Orada balıkçılar vardır, sahilde insanlar tavla oynar. Onlarla ahbaptı. Beni de götürürdü. Tavla oynardık. O konuşurdu, ben fotoğraf çekerdim.Birlikte Anadolu’nun çeşitli yerlerinde de gittiniz. Birlikte yolculuk etmek nasıldı? Yol hatıralarınız var mı?Bir sürü yere. Erzurum’a, Adana’ya. Ama şimdi hatırlamam. Eğlencelidir Yaşar. O sana anlatır, sen ona anlatırsın. Hoş vakit geçer. En son Hemite’ye gittik. Çukurova’da. Doğduğu köydür. Orada heykelini de yaptık. Açılış yapıldı. Halet Çambel onun için bir yemek verdi. Bir sürü mühim adam da vardı.Bazı bazı Ermenice konuşuyoruz Ara Güler’le. Söyleşi içerisinde birkaç kere iyi arkadaş, iyi dost olduklarını vurguluyor; bir kez de Ermenice olarak: ‘Ağek paregam er’ diyor.‘Benimle röportaj yapmak da zor iştir’ diyor gülümseyerek sonra. Masada duran kitabı karıştırıyoruz birlikte yeniden. Yaşar Kemal’in röportaj üzerine yaptığı bir söyleşiyle açılıyor kitap. Şöyle diyor usta yazar: ‘...Röportaj bal gibi edebiyattır. Onu haberden ayıran nitelik onun edebiyat gücüdür. Haber bir yaratma değildir, bir taşımadır. Röportaj bir yaratmadır. Gerçeğe, gerçeğin, yaşamın özüne yaratılmadan varılamaz.’Ara Güler, kitabı kapatarak, ‘Edebiyatın da gazeteciliğin de ustasıydı Yaşar’ diyor bir kez daha. ‘Yaşar Kemal’de en çok sevdiğiniz özellik neydi?’ diye soruyorum en son, vedalaşmadan. ‘Dobra dobra konuşurdu. Kimseden korkusu yoktu’ diyor, ‘Ha bir de kafa dengiydi. Matraktı. Öleceğini ne bilelim ulan?..’Maral Dink / Agos
Yazılımcılarının Nasıl Düşünemedik Demeyi Bırakıp Acilen Instagrama Eklemesi Gereken 15 Filtre
Yakın zamanda 4 yaşına giren Instagram'ın şüphesiz ki en sevdiğimiz özelliği sıkıcı fotoğraflarımızı, filtreleri sayesinde bakmaya doyulmaz hale getirmesi. Ama eminim ki, siz de tıpkı benim gibi bu filtrelerle tatmin olmuyor, fazla mal göz çıkarmaz aslında diyerek, çok daha fazlasını istiyorsunuz. Sizi bilmem ama, Elite Daily'nin benimle aynı fikirde olduğu aşikar. İşte onların yaratıcılığıyla ortaya çıkmış, 15 eğlenceli filtre önerisi;
Kitapların Sadece Okunmak İçin Var Olmadığını Düşünen Ressamın 24 Harika Eseri
Mike Stilkey sıra dışı bir ressam. Onu farklı kılan ise kağıt ya da kanvas yerine eski kitap kapakları üzerine resim yapıyor olması. Sanatçı renkli kalem, mürekkep, yağlı boya kullanarak eski kitapları adeta canlandırıyor. Çizimlerinde şiirsel çizgiler, detayları yakalayan ince bir zeka ve gizem göze çarpıyor. Sizi, Stilkey'in göz alıcı çalışmalarıyla baş başa bırakıyoruz...
İstisnasız Her "Eller Havaya" Barında Çalan 25 Şarkı
Bir akşam kalabalık bir arkadaş grubunuzla dışarı çıkmak istediniz. Nereye gideceğiniz konusunda da bir fikriniz yok ne de olsa herkesin müzik zevki farklı ve ortak bir şeyler bulmanız gerek. Aradığınız yer işte o mekan, binlerce benzeri olan ve her zaman istisnasız aynı şarkıları çalan.
Osmanlı Tarihinde Pek Bilinmeyen Küçük ve İlginç 78 Bilgi
Eski zamanlarda Fatih ve Bayezid Camilerinin avlusunda sergi kurulur ve bu avlular yiyecek v.s. satan küçük dükkanlarlar dolardı.Topkapı Sarayı bu ismini Eski Sarayın sahilindeki toplu kapısından almıştır. Bu sarayın, Fatih zamanındaki adı Yeni Saray idi.Çadıri Osmanlıların ilk hanesi, ilk sarayı, ilk taht evidir. Osmanlı sarayı, pek muhteşem ve çok odalı idi. Hele havaya dayanıklılığı ve ihtişamı pek meşhurdu.II. Süleyman kadınlarla meşgul olmazdı. Saraylılar harem ağalarıyla rezalete başladılar. Bu yüzden hizmeti olmayan ağaların içeri girmesi men edildi.Sultan Orhan zamanında Bizans’ta taht kavgaları oluyordu. Kantakuzinus’un yardımına giden Türkler, Bizans’ta büyük bir itibar kazanmışlardı. Saraya serbestçe girip çıkabiliyor, Bizanslılara hakim sıfatını takınıyorlardı.Osmanlı şehzadeleri babaları ile beraber harbe giderlerse ihtiyat kuvvetlerini kumanda ederlerdi.
John Holcroft'dan Sisteme ve Onun Çarkları Arasında Ezilen İnsanlığa Dair 21 Eleştirel İllüstrasyon
İngiliz sanatçı John Holcroft, çalışmalarında sıklıkla küresel sistemi eleştiriyor ve onun çarkları arasında ezilen insanlığın problemlerini ele alıyor. Günümüz insanının teknolojiye olan bağımlılığını, mutluluğa belirlenmiş kalıplarla ulaşılmasını ve ortaya çıkan boşluğu, 50'lerin reklam anlayışını andıran bir tarzda çizerek eleştiriyor. The Guardians ve The Economics gibi önemli mecralar için de çalışan sanatçının diğer çalışmalarına kendi sitesinden, Behance sayfasından ulaşabilirsiniz.
İstanbul'un Adeta Instagram İçin Tasarlanmış Gizli, Renkli ve Minimalist Mekanları
Bu güzel, renkli fotoğrafları çeken isim, mimar Yener Torun. Bugüne kadar hep tarihi dokusuyla, muazzam büyüklükteki camiileriyle aklımızda yer eden İstanbul, Torun'un çektiği fotoğraflarla renkli ve modern bir hale bürünebilir. Torun, çektiği mekanları İstanbul'da yaşayanların bile tanıyamadığını belirtirken, böyle renkli ve modern görünümlere sahip mekanları bulmak onun için adeta bir hazinenin peşini sürmek gibiymiş. İleride farklı ülkelerde, farklı şehirlerde de aynı projeyi devam ettirmek istediğini söyleyen Yener Torun,geçtiğimiz yazdan beri Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli gibi şehirlerde de İstanbul projesinin benzerlerini oluşturuyor.Kendisinin çalışmalarını Instagram hesabından takip edebilirsiniz.
Florence and The Machine’den İki Yeni Şarkı Daha
Yeni albümleri How Big How Blue How Beautiful’dan şarkıların haberlerini küçük ve özel konserlerde çalarak veren Florence and the Machine, albümden iki yeni şarkı “Third Eye” ve “St. Jude”u ilk kez dün gece Londra’daki bir etkinlikte çaldı.Şarkılar, video ve ses kaliteleri pek iyi olmasa da dinleyicilerin çektiği Youtube videolarından fikir sahibi olmanızı sağlıyor. Albümden daha önceden “What Kind of Man” ve albümle aynı ismi taşıyan “How Big How Blue How Beautiful” dinleyebilmiştik. Beklenen albüm ise 2 Haziran’da Republic Records üzerinen dinleyiciyla buluşuyor.BantMag
'Komünist Manifesto' Yine Çok Satıyor
Marx ve Engels'in yazdığı, dünya tarihinin en önemli siyasi yazılarından olan manifesto, Penguin Readers'ın 'Küçük Siyah Klasikler' serisinde bir haftada 70 bin 545 kopya sattı. İkinci baskı 100 binlik çıkacakGuardian'da yer alan habere göre, Penguin Reader Yayınevi'nin 80. yılı dolayısıyla çıkardığı, klasiklerin son derece düşük fiyatlara satıldığı 'Küçük Siyah Klasikler' serisinin satışlarında dikkat çeken bir liste ortaya çıktı. Şimdiye kadar 80 bin kopya satan seride, Karl Marx ve Friedrich Engels'in kaleme aldığı 1848 tarihli 'Komünist Manifesto'nun satış rakamı bir haftada yükselişe geçti.'Küçük Siyah Klasikler' serisini geçtiğimiz hafta yayımlayan yayınevi, Nielsen BookScan'dan aldığı sonuçları da web sitesinde yayınladı. Bu sonuçlara göre, 'Komünist Manifesto' bir haftada 70 bin 545 kopya sattı. Penguin Reader Yayınevi, bu satış rakamının ardından 100 binlik baskıya geçildiğini duyurdu. 'Komünist Manifesto', İncil'den sonra en fazla dilde çevrilen yayın olarak dünyada hâlâ en çok satılan kitaplardan biri. Listenin ilk 10 sırasında ise bu eserin yanında 'Sokrates'in Savunması' ve Tolstoy'un 'İnsan Ne ile Yaşar?' kitapları dikkat çekiyor.Guardian
Elif Şafak'ın 'Baba ve Piç' Romanı Sahneye Uyarlandı
Elif Şafak’ın Türkiye’de çok tartışılan Baba ve Piç adlı romanı İtalya’da tiyatroya uyarlandı. Serra Yılmaz’ın da başrollerinde yer aldığı eserin Floransa’daki prömiyeri büyük ilgi gördü.Floransa’daki Rifredi Tiyatrosu, Tarkan, Sezen Aksu ve Baba Zula şarkılarının eşlik ettiği, ezan sesinin duyulduğu, aşurelerin pişirilip, tarifinin verildiği, Türk ve Ermeni mutfağının vazgeçilmez lezzetleriyle sofraların kurulduğu bir temsile; Baba ve Piç’e ev sahipliği yaptı. Böylece Elif Şafak’ın bir romanı ilk kez tiyatro sahnesine uyarlanmış oldu.
Maria Tiurina'dan İnanılmaz Detaylarıyla İnsanın Aklını Başından Alan 2 Farklı İllüstrasyon Projesi
İngiliz illüstratör Maria Tiurina'nın işleri gerçekten görülmeye değer. Çizimlerindeki detaylar insanı gerçekten hayrete düşürüyor. Tiurina hayata bakışını şu şekilde açıklıyor, ' Seyahat etmek, görmek, hissetmek ve tecrübeleri biriktirmek.' Sanatçı aşağıdaki projelerin her birini tamamlamak için ortalama 2 ay çalışmış. Ortaya çıkan işi görünce, insan bu durumu fazla şaşırmıyor.
Tarih Kitaplarında Büyük İhtimalle Adı Bile Geçmeyen 10 İlginç Arkeolojik Buluntu
Küçükken Indiana Jones olmak ister miydiniz? Esas sorun arkeoloji oldukça zor bir alan. Bazen de çok zaman harcadığınız için sıkıcı gelebilir. İtiraf etmeliyiz ki bir arkeoloğun yaşamı, Nazi pataklayan Indiana Jones gibi atraksiyonlu geçmiyor. Fakat arada bir çok harika ve çılgın bir arkeolojik keşif gerçekleştiriliyor. İşte sizin için derlediğimiz 10 az bilinen arkeolojik buluntu.
Kısa Ömrüne Pek Çok Eser Sığdırmış Ömer Seyfettin'in Hayat Hikayesi
Babası, aslen Kafkas Türkleri'nden Binbaşı Ömer Şevki Bey; annesi, Ankaralı Topçu Kaymakamı Mehmed Bey'in kızı Fatma Hanım'dır. Aile İstanbullu olduğu halde, Ömer Şevki Bey'in resmî vazîfesi dolayısıyla Gönen'de bulunmaktadırlar. Ömer'in çocukluk yıllarında, aynı sebeple, İnebolu ve Ayancık'ta da bulunmuşlardır. Çocukluk hâtıralarına dayanan hikâyelerinde bu yılların ve çevrelerin izleri görülür.
Çocuklarının Çizdiği Resimleri Renklendiren Yaratıcı Babadan 20 Çalışma
Dövme sanatçısı ve mucit olan Fred Giovannitti sahibi olduğu Jaxton (5), Sofia (8) ve Federico (9) adındaki 3 çocuğunun çizdiği resimleri hiçbir detayını değiştirmeden sadece boyayarak dikkat çekici çalışmalara dönüştürüyor. 4 yıl önce başlattığı geleneği hala sürdüren baba en küçük çocuğu büyüyene kadar devam ettirmeyi planlıyor.Web Sitesi