Osmanlılar Hakkında Az Bilinen 7 Şey
Osmanlı'nın kuruluş tarihi 1299 olarak kabul edilmektedir. Ancak ortaya çıkan yeni bulgular bunun böyle olmadığını gösteriyor. Tarihçilerin kutbu Halil İnalcık yaptığı çalışmalardan sonra şöyle izah ediyor:''Osmanlı, Karacahisar'da payitahtını kurduğu zaman, çoğu Müslüman olan halk, kadı tayin edilmesini ve hutbe okutulmasını istemişti. Bunun üzerine camilerde hutbe okutulup kadı tayin edildi. Bunun olduğu tarihi tarihçiler iki asır sonra 1299 olarak kabul etmişlerdir ve öyle süregelmiştir. Bu zamanlarda sikke basımı da söz konusu değildir. Bunların çoğu hurafeden ibarettir.Türk ananelerinde hakanlığa namzet olanlardan birisinin zafer kazanması gerekiyor. Bu, Tanrının ona bir kut vermesi şeklinde tasvir edilir. O halde araştırmalarımızda bu konuları ön plana çıkaracağız. Osman Gazi, sınırda kendi dönemindeki alplerle mücadele ediyor. Burada tarihçi hangi eseriyle öteki alpleri gölgede bıraktığına bakmalı. İşte bu hadise Bafeus Savaşı'yla gerçekleşmiştir. Yani kendisinden sonra oğlunun hiç itirazsız beylik tahtına oturması yani hanedanın kurulmuş olması tarihçinin tespit edeceği en önemli şeydir. Orta Çağ'da hanedan demek devlet demektir. İşte bunu temin eden, (Osmanlı'nın 1302 yılında Yalova'da Bizans'a karşı kazandığı) büyük Bafeus Zaferi'dir.Bu savaşın neticesinde Osman'ın şöhreti yayılmıştır. Her taraftan onun emri altına Türkler gelmeye başladı. Demek ki bir ordu sahibidir. Demek ki bu zafer Türk ananesine göre kut sahibi olduğu zaferdir. Kendisinden sonra Orhan hiç itirazsız tahta geçmiştir. İşte bu sebeple bu tarihte bir hanedan olarak kurulduğunu söylüyorum' (Kaynak: Halil İnalcık)
500 Ton Siyanürlü Atık Dereye mi Karıştı?
Bergama Ovacık Altın madeninin eski Genel Müdürü Hayri Öğüt'ün şoförlüğünü ve korumalığını yapan eski maden çalışanı Ersan Var, madenin ikinci atık barajına siyanürlü çamur taşıyan borunun patlaması üzerine tonlarca siyanürlü atığın dereye boşaldığını ileri sürdü.Bergama’da yıllardır dile getirilen felaket gerçek mi oldu? Bu iddia doğru ise felaket kapıda!Özer Akdemir'in Evrensel'de yer alan haberine göre, yıllardır tüm karşı çıkışa rağmen siyanürle altın üretimi yapılan Bergama Ovacık Altın Madeninde siyanür kazası olduğu ileri sürüldü. Evrensel'i arayan madenin eski Genel Müdürü Hayri Öğüt'ün şoförlüğünü ve korumalığını yapan eski maden çalışanı Ersan Var, madenin ikinci atık barajına siyanürlü çamur taşıyan borunun patlaması üzerine tonlarca siyanürlü atığın dereye boşaldığını ileri sürdü.ŞİRKETTEN YANIT ALAMADIKİddiaya dair görüşünü almak üzere aradığımız şirket yetkililerinden konuyla ilgili açıklama alamadık.'YILLARIN İHMALİ'Kazanın Narlıca köyü yakınlarında, madenin ağır iş makinelerinin giriş çıkış yaptığı B kapısı civarında meydana geldiğini belirten Var, “Madenden bana bilgi verdi arkadaşlar. Cuma günü meydana gelmiş kaza ve cumartesi sabaha karşı bütün maden geçirilmiş. Bütün vardiyaları çağırmışlar. Öğütücü değirmeni de durdurmuşlar. 500 tonun üzerinde bir sıvı atık çamurunun dereye karışmış” diye konuştu. Madene karşı çıkanların yıllardır bu tehlikeye dikkat çektiğini kaydeden eski maden çalışanı “Hep bunları görmezden geldiler. Ama bir hata yılların ihmalini ortaya çıkarır. Bütün yetkili kurumlar harekete geçirilmeli. Ben Bergama belediye Başkanı Mehmet Gönenç'i de aradım. Kendisine bilgi verdim, kendisi hemen bir ekibi araştırma yapmak üzere görevlendireceğini söyledi. Bütün devlet kurumları harekete geçmeli” diye konuştu.BİLİM YILLARDIR UYARIYORDUÇokuluslu şirketler tarafından kurulan, 2004 yılından bu yana da Koza Altın şirketi tarafından işletilen Ovacık Altın madeni, Türkiye’nin ilk altın madeni özelliğini de taşıyor. Bergama Köylülerinin ve bilim insanlarının yıllarca karşı çıkmasına, eylemler yapmasına rağmen siyanürlü maden hükümetlerin desteği ve yasal düzenlemelerle çalışmaya devam ediyor. Ülkenin en üst yargı organı olan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 1997 yılında madene karşı açılan davalarda “siyanürle altın üretiminde kamu yararı yoktur” diyerek madenin çalışmasının önünü açan işlemleri iptal etmişti. Zamanın koalisyon hükümeti ise bu kararı aşmanın yollarını bularak madenin çalışmasına, yargı kararına rağmen devam etmesinin yolunu açmıştı.Altın madeninden olası bir siyanür sızıntısı bilim insanları tarafından yıllardır “felakete yol açabilecek bir risk” olarak ortaya konmuş ve bu risklere sahip madenin çalışmasına izin verilmemesi isteniyor.BERGAMA BELEDİYE BAŞKANI: BANA DA BİLGİ GELDİBergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ise 'Bana da böyle bir bilgi geldi. Bir saat kadar önce çevre mühendisi ve zabıtadan bir arkadaşı görevlendirdim. Fotoğraf falan da çekmelerini istedim' diye konuştu.Özer Akdemir | Evrensel
F-22 ve F-35’lerden Etkileyici Fotoğraflar
F-22 ve F-35 uçakları tarihte ilk defa birlikte uçtu. Dünyanın en gelişmiş savaş uçakları Lt. Col. Matt Renbarger’e göre birlikte oldukça uyumlu ve bu özellikleri kullanılarak savaş stratejileri geliştirilebilir.
Dudak Uçuklatan Savaş Uçağı Videosu!
Oldukça nadir bulunan F-15E kokpit videolarına bir tane daha eklendi. Düşük irtifada zorlu bir güzergahta uçan uçağın videosu ABD ordusu tarafından çekilmiş. Üstelik HD!
"Öğretmenlerin Yüzde 69’u Mesleğini Bırakmayı Düşünüyor"
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın (Eğitim-İş) 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları, öğretmenlerin ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmada öğretmenlerin mutsuz ve borçlu olduğu, mesleğin itibarsızlaştırıldığı, yüzde 69’unun öğretmenliği bırakmayı düşündüğü saptandı.Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, bugün öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, Cumhuriyet döneminden bugüne geçen yıllar içinde sürekli gerilediğine dikkat çekerek, özellikle AK Parti iktidarı döneminde eğitim sisteminde yaşanan köklü değişikliklerin, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbenin, okul dönüşümlerinin, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama hevesinin, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesinin öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirdiğini kaydetti. Öğretmen yetiştirme sürecinin siyasallaştırılarak çökertildiği, öğretmenliğin saygınlığının da bundan büyük zarar gördüğünü dile getiren Veli Demir, son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanmasının, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulmasının, öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırdığını belirterek, 'Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.' dedi.'TOPLU SÖZLEŞMELER ÖĞRETMENİ OLUMSUZ ETKİLEDİ'Veli Demir, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana öğretmenlerin alım gücünde çok fazla bir düşüş olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu saptayarak, '2002 yılında mesleğe yeni başlayan bir öğretmen maaşı ile 24 çeyrek altın alırken, 2014 yılında sadece 14 çeyrek altın alabilmektedir. Bu hesaba göre 2002 yılından bu yana öğretmenlerin maaşlarındaki alım gücü yüzde 41,6 oranında düşmüştür. Yetkili ama etkisiz sendika, Memur-Sen ile Hükümet arasında 2014 yılında imzalanan ihanet sözleşmesi nedeniyle enflasyon farkının ödenmeyecek olması da öğretmenleri olumsuz etkilemektedir.' izahında bulundu.Eğitim-İş’in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle, 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri' adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 93’Ü MESLEĞİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİ YETERSİZ BULDUAraştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 42’sinin erkek, yüzde 58’inin ise kadın olduğu belirlenmiştir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77’sinin hiçbir sendikaya üye olmadığı, sadece yüzde 23’ünün herhangi bir sendikaya üye olduğu tespit edildi.Öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 91’i eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 84’ü gelirindeki yetersizliğin mesleki verimini düşürdüğünü belirtti.Öğretmenlerin yüzde 91’i verilen çocuk yardımının yetersiz olduğunu belirttiÖğretmenlerin yüzde 91’i ek ders ücretlerinin yetersiz olduğunu belirtti.Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını belirttiÖğretmenlerin yüzde 68’i kazandığım para ile çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamadığını, yüzde 22’si ise kısmen karşıladığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını belirtmiştir.Öğretmenlerin yüzde 86’sı öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemediğini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 85’i son on yılda alım gücünün düştüğünü belirtti.'EĞİTİM HER AŞAMASINDA PARASIZ OLMALI'Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir sorunun çözümü için ise yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:'Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını,Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmalı,Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmeli,Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması yönündeki söylem ve uygulamalara son verilmeli,Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmalı,Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmeli,Okullarda ‘kölelik sistemi’ veya ‘mevsimlik işçi’ olarak adlandırılan ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli,Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmeli,Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmalı. Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz.'Cihan
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Doctor Who İzlemenizi Gerektiren 10 Neden
etiket
Keslnlikle şu ana kadar ki en iyi bilim kurgu dizisi diyebiliriz. Hatta filmlerin bile önüne geçer. Bilim kurgu adına çekilmiş en iyi 'şey'i izlememiz için 10 neden sayacağım.
Reklam
İçinde Yaşadığımız Dünyaya Dair İlginç Bilgiler Veren 20 Bilimsel GIF
Bazen herkes, bir şeyleri anlamak için görsel desteğe ihtiyaç duyar. Özellikle bize yardımcı olacak görseller hareket içeriyorsa ve bir şeyin işleme mekanizmasını net bir şekilde gösteriyorsa, işte o zaman işimiz çok daha kolay. Bu içeriğimizde, içinde yaşadığımız dünyaya dair ilginç bilgiler sunan GIF'leri sizler için bir araya getirdik. İşte o ilginç bilgiler;
10 Madde ile Pis Değil, Sadece Dağınık ve Normal Olduğunuzun Kanıtı
Yıllardır bana hep dağınık olduğum söylendi durdu. Bu konuyu tartışmayacağım. Evet, dağınığım. Bir yere yetişmem gerektiğinde, uyanıp kahvaltı yapmadan önce üzerime bir tişort geçirip hazırlanmam 3 ya da 4 dakikamı alır. Hatta çoğu zaman kahvaltı bile yapmam, direkt çıkarım evden.Benim sıkıntım, bana 'pis' gibi şeyler söylenmesinde. Bu biraz daha farklı bir durum. Kimse alınmasın ama bunu diyen kişi, bir boktan anlamıyor demektir.Bu nedenle ben 'dağınık' kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü, hem kulağa daha hoş geliyor hem de ben zaten günlük temel işlerimi gayet düzgün bir şekilde yerine getirebiliyorum fakat sadece biraz 'pasaklıyım'.Her neyse. Eğer tüm işlerinizi ayarlayabiliyorsanız ve 'o dağınıklığın' içinde bile bir düzeniniz varsa bence dağınık olmakta bir sıkıntı yok. Fakat etrafta bunu anlamayan bir sürü insan var.Steve Jobs, Mark Twain ve Albert Einstein'ın çalışma masaları dağınık değil tam anlamıyla bir felaketti fakat görüyoruz ki bu çok da kötü bir şekilde sonuçlanmadı, değil mi?Yaptıklarınızı, şimdi bahsedeceğim 10 madde ile ilişkilendirebiliyorsanız, bu demek oluyor ki 'pis' değil sadece dağınıksınız, ki yukarıdaki örneklere baktığımızda bu da o kadar kötü bir şey değil sanırım.
Gül'e 'Gezi' Sorusu Soran Akademisyen: 'Ülkeme Dönemiyorum'
Harvard Üniversitesi'nde bir konferansta konuşan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e 'Gezi olayları ve insan hakları ihlalleri' ile ilgili soru sorarak dikkatleri üzerine çeken Dr. Emrah Altındiş, olaydan sonra büyük bir komploya maruz kaldığını ifade etti.Muhtemel baskılardan dolayı, çok özlediği Türkiye'ye dönüşünü ertelediğini dile getiren Altındiş, Türkiye'ye dönerse tutuklanma korkusu yaşadığını da dile getirdi. 'Şu an kiminle görüşsem 'sakın Türkiye'ye gelme' diyorlar' diye konuşan Dr. Altındiş'in dönüşü ertelemesinin diğer sebebi ise Türkiye'deki üniversitelerin AK Parti baskısı altında olması.30 Mayıs'ta Gül'e soru sorduktan sonra adeta hayatının değiştiğini söyleyen Dr. Altındiş, Cihan Haber Ajansı'na olayın ardından yaşadığı süreci anlattı. Dr. Altındiş, 17 Temmuz'da kimliği henüz belirlenemeyen birileri tarafından, kendisinin DHKP-C örgütü üyesi ve çok tehlikeli bir terörist olduğunun iddia edildiği, profesyonelce hazırlanmış İngilizce bir mektubun bölümdeki bütün öğretim üyelerine mail atıldığını söyledi.Genç akademisyen, 'Öğretim üyelerine gönderilen e-mailde, hayatlarının tehlikede olduğu, DHKP-C isimli yasa dışı örgüte üye çok tehlikeli bir terörist olduğum ve her an harekete geçebileceğim ifade ediliyordu. Hemen gereğinin yapılmasını istiyorlardı. Hocaların az da olsa bir kısmı bu gönderilen e-maili idrak edemedi. Gül'e soru sorduğumu bilen hocalar ise bu konuda duydukları üzüntüyü ve bana desteklerini dile getirdi. Bir yandan Harvard da bir soruşturma başlattı hakkımda. Benim terörist olup olmadığım araştırıldı. Buradaki soruşturmada aklandım. O esnada çalıştığım bölümden ayrıldım, yine Harvard Üniversitesi'nde dünyaca ünlü başka bir laboratuvarda çalışmaya başladım.' diye konuştu.LİDERLER, SORU SORMA HAKKIMIZI GARANTİ ETSİNTehdit mesajlarından sonra Türkiye'den Tabipler Odası, KESK, DİSK, Eğitim-Sen gibi birçok kurum ve binlerce insandan teşekkür ve destek mesajı aldığını kaydeden Dr. Altındiş, 'Türkiye'de bir insan barıştan, insan haklarından, eşitlik ve demokrasiden yanaysa bu tarz tehditlerle karşılaşıyor; dolaysıyla ben istisna değilim. Maalesef hakaret edenlerin içinde 3 tane öğretim görevlisi de var. Benim tehditleri engelleyecek, bu konuda yapabileceğim birşey yok; ama Türkiye'de yetkililerin yapabileceği bir şey var. 'İnsan hakları ihlalleri konusunda bizlere soru sormak ve bizim hesap vermemiz normal bir durumdur.' şeklinde bir açıklama yaparlarsa belki tehditler azalır. Tehditler devlet tarafından mı yoksa iktidar yanlısı kişiler tarafından mı yapılıyor bilemiyorum.' şeklinde konuştu.Dr. Altındiş, insan hakları konusunda soru sorarak yanlış bir şey yapmadığını ve aldığı tehditler karşısında hukuki hakkını sonuna kadar arayacağını belirtti.GÜVENLİK RİSKİ VE HÜKÜMET KONTROLÜNDEKİ YÖK BENİ ENGELLEYECEĞİ İÇİN DÖNÜŞÜMÜ ERTELEDİMDört yıl önce doktorasını İtalya'da tamamlayan ve hala Harvard'da çalışan genç bilim adamı, doktora sonrası araştırmalarını bitirdikten sonra amacının Türkiye'deki kamu üniversitelerinde çalışmak olduğunu; ancak bu şartlarda ülkeye dönmenin çok mümkün olmadığını söyledi. 'Türkiye'ye dönersem devlete hakaretten ya da saçma sapan bir terör örgütü iddiası ile tutuklanıp tutuklanmayacağımı bilmiyorum, malum memlekette hapse atmadıkları muhalif kalmadı.' diyen Dr. Altındiş, 'Türkiye'de şu an YÖK ve TÜBİTAK dahil bütün kurumlar iktidarın kontrolünde. Üniversitede kadro alabilir miyim? Kadro alırsam laboratuvar kurabilir miyim? Bilim yapabilir miyim? Hem güvenlik risklerinden, hem de şu koşullarda işimi, bilimimi yaptırmayacaklarından ötürü bu planlarımı erteledim. Ama bir gün mutlaka döneceğim tabii ki.' diye konuştu.İNSANLAR ÖLÜYOR, YOLSUZLUKLAR YAPILIYOR; AMA KİMSE KONUŞMUYOR'Türkiye'yi rezil ettin' şeklinde çok hakaret ve tepki aldığını anlatan Dr. Altındiş, 'Sınır Tanımayan Gazeteciler'e göre Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülkeden 154. sırada, OECD rakamlarına göre eğitimde 34. ülkeden son sıradayız. Youtube, Twitter daha geçenlerde kapatılmıştı. Nüfusun yaklaşık yüzde 20'si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Her gün dört işçi iş cinayetlerinde öldürülüyor; Avrupa'da birinci, dünyada üçüncüyüz. Kadın erkek eşitliğinde 140 ülke arasında 124. sıradayız, her gün bir kadın cinayete kurban gidiyor. Saraylar yapılıyor, yolsuzluklar yapılıyor ama kimse konuşmuyor. Türkiye bunları mı hak ediyor? Benim haklı sorum mu bizi rezil ediyor yoksa bu bağımsız raporlar, gerçekler mi ?' şeklinde kendini savundu.SORUDAN DOLAYI HİÇBİR PİŞMANLIĞIM YOK; BU CESARET BULAŞICI!Eski Cumhurbaşkanı Gül'e soru sorduktan sonra hayatı altüst olduğu halde yaptıklarından hiçbir pişmanlık duymadığını belirten genç bilim adamı şöyle devam etti: 'Kesinlikle hiçbir pişmanlığım yok. Gerçekleri dile getirmek bir bilim insanının esas görevi. Ayrıca insan haklarından ötürü zarar görmüş, Gezi'de çocuklarını kaybetmiş aileler ve Roboski'de öldürülmüş ailelerden teşekkür aldım. Azıcık bir iç ferahlaması yarattıysam mağdurlarda, o bana ömür boyu yeter. İnsan haklarına saygı duymak zorunda dünyadaki bütün devletler. Türkiye'deki yetkililer de buna dahil. Sorumlulara tüm bu sorular sorulacak. Türkiye toplumu demokrasi ile ilgili soruları her gün sokakta soruyor ve bu cesaret de bulaşıcı.'LİDERLER BU TARZ SORULARLA YÜZLEŞMEK ZORUNDA'Cumhurbaşkanı veya Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen tüm yetkililer bu tarz sorularla yüzleşmek zorunda; çünkü insan hakları ihlalleri her gün devam ediyor ve onlar sorumlu' diyen Dr. Altındiş, Kobani olaylarında onlarca kişinin öldürüldüğünü; ama bir kişinin bile tutuklanmadığını hatırlattı.Şu ana kadar hakkında herhangi bir dava açılmadığı halde Türkiye'ye dönme planlarını bir süre erteleyen Dr. Altındiş, 'Şu an kiminle görüşsem, siyasetçiler, gazeteciler 'Türkiye'ye sakın gelme.' diyor. Bir süre Türkiye'ye gitmeyi düşünmüyorum. Ailemi özellikle dedemi ve Karşıyaka'yı (İzmir) çok özledim.' dedi.GELECEKTEN ÇOK UMUTLUYUMArkasında birilerinin gücü var iddialarının da birer iftira olduğunu vurgulayan Dr. Altındiş 'Benim ne Amerikan vatandaşlığım var, ne yeşil kartım, ne siyasi bir parti veya bir cemaatle ilişkim. Emeğimle geçinen bir insanım. Sadece Türkiye toplumunun sağduyusu, iyiliği, güzelliği var arkamda. Cesaretimi HES'lere karşı direnen Karadenizli teyzelerden, taşerona direnen işçilerden, eşitlik isteyen Kürtlerden, Alevilerden, İslam'ı gözünü para bürümüşlerin elinden kurtarmaya çalışan antikapitalist Müslümanlardan, cinayetlere karşı direnen kadınlardan alıyorum. Türkiye insanı çok daha güzel bir yaşamı hak ediyor ve ben gelecekten çok umutluyum' diye konuştu...CHA
Reklam
İnternette Yararlı Şeyler İzlemek İsteyenlere: En Çok İzlenen 20 TED Konuşması
'Paylaşmaya değer fikirler' sloganıyla oluşmuş ve açılımı 'Technology, Entertainment, Design' olan kar amacı gütmeyen bir Sapling Foundation'in sahip olduğu uluslararası konferans zinciridir. Konuşmacılar genellikle yazarlar, profesörler ve iş dünyasının ileri gelen kişileri olmakla beraber her konuşmanın insanı bir tarafından vuran yanlarını görmek hiç de zor değil. İnternette yararlı bir şeyler izlemeyi isteyen tüm Onedio okurları için ilaç niteliğinde: Şimdiye kadar izlenmiş 20 TED Konuşması Serüveni! Sıralama TED.com, YouTube, iTunes ve benzeri bir çok sitedeki izlenme sayılarının toplamı baz alınarak hazırlanmıştır.
Kutup Ayısı Kalmayacak
İklim değişikliği kutup ayılarını tehdit etmeye başladı. Alaska’da ve Kanada’nın kuzeybatısındaki kutup ayılarının sayısı 900’e düştü.Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre, 2004 yılında, ABD’nin Alaska eyaleti ve Kanada’nın kuzeybatısında bin 500 kutup ayısı yaşıyordu.Son sayım, şu anda bölgede yaşayan kutup ayısı sayısının 900’e gerilediğini ortaya koydu.Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı, söz konusu verileri Ecological Applications adlı dergide yayınlanan bir araştırmaya dayandırdı. Kanadalı ve ABD'li bilim insanları araştırmada, iklim değişikliğinin hayvanların yaşamını tehdit ettiğini vurguladı.Dünya çapında kutup ayılarının toplam sayısının yaklaşık 20 bin ila 25 bin olduğu tahmin ediliyor.Çevre örgütleri Kuzey Kutup Denizi'nde hava sıcaklığının son 100 yılda 5 derece kadar yükseldiğine dikkat çekiyor.Deutsche Welle Türkçe
Çevresine Adapte Olabilen Robot Geliştirildi
Robotlar insanlar Mars’a gitmeden ortamı hazırlamak zorunda kalabilir fakat ya onlar da başarısız olursa? University of Oslo’dan araştırmacılar etrafındaki beklenmedik problemlere adapte olan ve hatta kendisi için 3B yazıcılardan parça bastıran robot tasarladılar. Örnek olarak yukarıdaki robot aslında dört adet bacağa sahipmiş ancak bir bacağı kopunca üç bacakla nasıl ilerleyeceğini keşfetmiş. Bir başka robot türü ise bilim adamlarının sadece “ne yapması gerektiğini, ne kadar hızlı hareket etmesi gerektiğini ve ne kadar verimli çalışması gerektiğini” söylemesiyle tamamen kendi kendini tasarlayan ve otomatik iyileşen bir yapıya sahip olabilir. Bu tip robotların iyice geliştirilmesi uzun sürecek olsa da uzay şartlarında tamamen bağımsız olan robotlar çok önemli olabilir.
Reklam
Ezilmiş Muz ile 3 Boyutlu Baskı!
3B yazıcılarında yiyecekleri kullanarak çikolata, şeker ve hatta dondurma basanları bile gördük. Peki muz kullanarak 3 boyutlu baskı yapabileceğinizi düşünmüş müydünüz? 3Digital Cooks’un kurucusu Luis Rodriguez Alcalde düşündü. Son projesinde muz peltesini ve PLYUMP adını verdiği 3B yazıcılar için püre hazırlayıcısını kullanarak katı objeler basmayı keşfetti. Tahmin edebileceğiniz gibi ezilmiş muz şekil almak konusunda biraz başarısız, dolayısıyla Alcalde patates nişastası da kullanmak zorunda kaldı. İlk ürünü de biraz ürkünç oldu.Pek çoğumuz çevremizde geri dönüşüm için kullanılmak üzere farklı materyaller için farklı çöp kutuları görmüşüzdür: plastikler, kağıtlar, camlar vb. Geri dönüşüm merkezlerinde her şeyin gerçekten ayrı olduğuna emin olmak için ZenRobotics Recycler kullanılabiliyor.Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen sistem gelen materyalleri cinsine göre ayırabiliyor.
Reklam
Motosiklete Binmenin Kadınlara Çok Yakıştığının 20 Kanıtı
etiket
Gerçekten de öyle. Ne otomobil, ne cip ne kamyon hiçbir vasıta kadına bu kadar yakışmıyor. Yani biz öyle düşünüyoruz.Özellikle yollarda karşımızdan motosikletiyle gelen bir 'Abla' bize selam çaktığında çok mutlu oluyor, yollarda yardıma ihtiyaçları olduğunda hemen varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz.Yol anılarınızı dinlerken de ayrıca mutlu oluyoruz.Yani motosiklete binin kadınlar...
Samsung'dan Katlanan Ekranlı Telefon
Dünyanın en büyük ekran üreticilerinden Samsung, 2015 yılı içerisinde ortadan ikiye katlanabilen ekranlar ve bu ekrana sahip bir telefon üretecek.Eylül ayında tanıttığı Galaxy Note Edge modeli ile, artık kıvrımlı ekrana sahip telefonlara ağırlık vereceğinin sinyalini veren Samsung , 2015 yılında bilim kurgu filmlerinde de gördüğümüz ortadan katlanan ekrana sahip bir telefon üretecek.Büyük ihtimalle 2015 yılı son çeyreğinde tanıtılacak olan kıvrılan ekranlı telefonlar, geçtiğimiz yıl tanıtılan LG G Flex ve Samsung Galaxy Round ’un sunduğu kullanım kolaylığını bir üst seviyeye taşıyacak.Zaman avantajını kullanacakSamsung ’un 2015 yılı bitine kadar her ay 30.000 – 40.000 arasında bükülebilen ekran üreteceği düşünülüyor. Hali hazırda dünyanın en büyük ekran üreticilerinden birisi olan Samsung Display ’in bu üretim kapasitesine yetişmek pek kolay değil. Diğer üreticilerin Samsung Display ’e en erken 2016 yılında yetişebileceği düşünülüyor.1 yıllık zaman avantajını doğru kullanmak isteyen Samsung , bükülebilen ekranlı telefonlarını da diğer üreticilerden 1 yıl erken tanıtacak.YOUM ekran gelişmeyecek mi?Samsung ’un Galaxy Note Edge ’de kullandığı ve şimdilik beğenilen YOUM ekran teknolojisinin geleceği ortadan kıvrılabilen ekranlar ile tehlikeye girdi. Samsung ortadan kıvrılabilen ekranlara yönelerek YOUM teknolojisini daha fazla geliştirmeme karar almış olabilir.ShiftDelete.Net
CERN'de Atomaltı Parçacık Keşfi
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bilim adamları, iki atomaltı parçacığı keşfetti. CERN'den yapılan açıklamada, keşfin, dünyanın nasıl meydana geldiğini tanımlayan parçacık fiziğinin 'Standart Model'inin ötesinde işlerin nasıl yürüdüğüne ışık tutacağı belirtildi.BİRİNİ BULMAYA ÇALIŞIRKEN İKİSİNİ KEŞFETTİKBüyük Hadron Çarpıştırıcısı kullanılarak yapılan deneylerde keşfedilen atomaltı parçacıklar, devasa bir gücün bir araya getirdiği üç zerreciğin oluşturduğu baryondan meydana geliyor.CERN'e bağlı LPNHE Laboratuvarı'nda görevli Matthew Charles, 'Doğa bize cömert davrandı. Birini bulmaya çalışırken ikisini birden keşfettik' dedi.PROTONLARDAN 6 KAT DAHA AĞIRKeşfedilen yeni parçacıkların, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamını yaratmayı amaçlayan 10 milyar dolar tutarındaki deney sırasında, 27 kilometrelik tünelde birbirleriyle çarpıştırılan protonlardan 6 kat dağa ağır olduğu belirlendi.Araştırma sonuçları, 'Physical Review Letters' dergisinde yayımlanacak.NOBEL ÖDÜLLÜK DENEYBüyük Hadron Çarpıştırıcısı kullanılarak daha önce de parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığı keşfedilmişti. 'Tanrı Parçacığı' olarak da bilinen Higgs Bozonu'nun keşfi, geçen yıl Belçikalı fizikçi François Englert ile İngiliz bilim adamı Peter W. Higgs'e Nobel Fizik Ödülü getirmişti.
Reklam