onedio
Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 1632 kişiye Kovid-19 tanısı konuldu, 62 kişi yaşamını yitirdi.Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı. Güncel verilere göre, son 24 saatte 114 bin 992 Kovid-19 testi yapıldı, 1632 kişiye hastalık tanısı konuldu.Son 24 saatte 62 kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. 1314 kişinin daha iyileşmesiyle Kovid-19 tedavisi tamamlananların sayısı 296 bin 972'ye çıktı.Toplam test sayısı 11 milyon 846 bin 342'ye ulaştı. Hasta sayısı 338 bin 779, vefat sayısı 8 bin 957, ağır hasta sayısı 1416, aktif hasta sayısı 32 bin 850 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 5,9, yatak doluluk oranı yüzde 48,7, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 65,4, ventilatör doluluk oranı yüzde 32,7, ortalama temaslı tespit süresi 7,6 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,4 olarak kayıtlara geçti.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bugün tespit edilen 1632 yeni hasta var. Ağır hasta sayımız 1416. Ağır hasta sayımız durağan seyrediyor. Ağır hasta sayısını azaltmak elimizde. Tedbirlere birlikte uyarak virüsün önüne geçebiliriz. Birlikte başaracağız, güvenin.' ifadelerini kullandı.Yerli Aşı Ortak Çalışma Grubu'nun ilk toplantısı yapıldıYerli Aşı Ortak Çalışma Grubu'nun ilk toplantısına başkanlık eden Koca, toplantıda, yapılan çalışmaları değerlendirip sonuçlandırma noktasında hızlı bir gayret içinde olacaklarını bildirdi.Toplantıya, Türkiye'de Kovid-19'a karşı aşı çalışmaları yürüten bilim insanları, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve bakanlık yetkilileri katıldı.Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Prof. Dr. Mustafa Gerek, Çin'den gelen Kovid-19 aşısının gönüllüler üzerindeki denemelerine katıldı.Hacettepe, Kocaeli ve İstanbul Üniversitelerinden sonra Ankara Şehir Hastanesinde de uygulanmaya başlayan Çin menşeli Kovid-19 aşısı için Aydın ve Gerek de gönüllü oldu.Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenler için uzaktan eğitim süreçlerinde tasarım ve yönetim becerilerinin geliştirilmesine yönelik kurs programı hazırlandığını ve 2021 yılı içinde öğretmenlerin tamamının bu eğitimi almasını hedeflediklerini bildirdi.Ankara Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. İhsan Ateş, salgında en fazla bulaş riskinin aile içi temas sırasında ortaya çıktığını belirtti.
Gündem Özeti / 14 Ekim 2020
Kurucusu: Mustafa Kemal Atatürk / 6 Nisan 19201- Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşacak.(TBMM/12.30) YASAMA YÜRÜTME SİYASET1- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu sonrası açıklamalarda bulunacak. (Ankara/19.00)2- TBMM'den Genel Kurulda, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilecek. Çevre Komisyonunda, Türkiye Çevre Ajansının kurulmasını öngören kanun teklifi ele alınacak. (TBMM/14.00/15.00) DÜNYA DİPLOMASİ1- KKTC'deki cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması sonrası gelişmeler takip ediliyor.2- Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ'daki çatışmaların durdurulması amacıyla varılan ateşkes süreci ve bölgedeki gelişmeler takip edilecek.(Bakü)3- Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ile konunun Türkiye ve Yunanistan başta olmak üzere uluslararası alandaki yansımaları takip ediliyor.
(Ankara/Atina/Lefkoşa)EKONOMİ1- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 'ICCI 2020 – 26. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı'na video konferans yöntemiyle iştirak edecek.(Ankara/10.45)2- Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 14 Ekim Dünya Standartlar Günü kapsamında, webinar üzerinden standardizasyon konusunda güncel gelişmelerin değerlendirileceği seminere katılacak.(Ankara/15.00)3- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle, MÜSİAD Akıllı Tarım Kent Projesi'nin açılışına iştirak edecek.(Ankara/09.30)4- Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Ankara-Kazan yolu yapım çalışmalarını inceleyecek.(Ankara/08.00)5- TÜİK, eylül ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksini açıklayacak.(Ankara/10.00)GÜNCEL1- FETÖ'nün darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 sanıklı davaya Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilecek.(Ankara/09.30)2- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde, firari sanık eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yargılanmasına devam edilecek.(İstanbul/11.00) 3- Dünya genelinde Kovid-19'a ilişkin gelişmeler takip ediliyor.SPOR1- A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar B Ligi 3. Grup'taki 4. maçında Türk Telekom Stadı'nda Sırbistan'la karşı karşıya gelecek.Karşılaşmayı Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da izleyecek.(İstanbul/21.45)2- UEFA Uluslar Ligi'nin 4. haftası, A, B ve C liglerinde yapılacak grup maçlarıyla tamamlanacak.3- Basketbol THY Avrupa Ligi'nin 3. haftasında Fenerbahçe Beko, Rusya'nın CSKA Moskova takımını konuk edecek.(İstanbul/20.45)4- Basketbol ULEB Avrupa Kupası'nın 3. haftasında A Grubu'nda Bahçeşehir Koleji, İspanya'nın Joventut Badalona takımını konuk edecek.(İstanbul/19.00)5- Kulüpler Birliği Vakfı, yapacağı olağan toplantıda gündemindeki konuları görüşecek.(İstanbul/14.00)6- AXA Sigorta Efeler Ligi'nde 2. haftadan ertelenen Sorgun Belediyespor-Tokat Belediye Plevne, 4. haftadan ertelenen Afyon Belediye Yüntaş-Galatasaray HDI Sigorta, 6. haftadan ertelenen Arhavi Voleybol-Arkas Spor ve Altekma-İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçları yapılacak.(Yozgat/Afyonkarahisar/16.00/Artvin/13.00/İzmir/17.00)7- Futbolda Misli.com 2. Lig'de 5. hafta maçları yapılacak.8- Ziraat Türkiye Kupası'nda tek maç eleme usulüne göre oynanan 2020-2021 sezonu 1. tur mücadelesine 15 maçla devam edilecek.Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
Afyonkarahisar'da Kovid-19 Tedbirleri
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 20 Ekim ile 3 Kasım tarihleri arasında yapılacak etkinliklerle ilgili düzenleme yapıldı.Valilikten yapılan yazılı açıklamada, İl Hıfssıhha Kurulunun Sağlık Bakanlığının ilgili yazısı ile Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda, mevsimsel etkiler de göz önünde bulundurularak, sivil toplum örgütleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek ve üst kuruluşları, birlik ve kooperatiflerce düzenlenecek etkinliklerin 1 Aralık'a kadar ertelendiği belirtildi.Açıklamada, 'Yasal düzenlemeler doğrultusunda milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla, 'kamu kurum ve kuruluşların yapacağı resmi yürüyüşler, siyasi partilerin kongre ve genel kurulları ile ekonomik çıkar elde etmek amacıyla düzenlenecek ticari faaliyetler hariç' katılım sayısı, maske, mesafe, hijyen kurallarına uyulup uyulmadığına bakılmaksızın Afyonkarahisar il sınırları içerisinde '20 Ekim ile 3 Kasım' tarihleri arasındaki 15 gün süreyle her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü, açlık grevi, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, anma toplantısı vb. her türlü etkinlik ve eylemlerin yapılması yasaklanmıştır.' ifadesi yer aldı.Basın açıklamaları ile ilgili de düzenlemenin yapıldığı açıklamada, kentteki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinliklerinde de herhangi bir kısıtlama olmayacağı kaydedildi.
Bakan Koca, Yerli Aşı Ortak Çalışma Grubu Toplantısı'na Başkanlık Etti:
ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Yerli Aşı Ortak Çalışma Grubu'nun ilk toplantısına başkanlık etti. Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, toplantıya Türkiye'de yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı çalışmalarını yürüten bilim insanları, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve bakanlık yetkilileri katıldı.Sağlık Bakanı Koca toplantıda yaptığı konuşmada, 'Türkiye'nin umudu bu odada.' ifadesini kullandı.Türkiye'de 14 farklı merkezde Kovid-19 aşı çalışmasının devam ettiğini hatırlatan Bakan Koca, 'Toplantıda yapılan çalışmaları değerlendirip sonuçlandırma noktasında hızlı bir gayret içinde olacağız.' dedi.TÜSEB ve TÜBİTAK'ın salgının ilk günlerinde çağrıya çıktığını, başvuranlar arasından 14 projenin onaylanarak çalışmalarına başladığını vurgulayan Koca, bu süre zarfında pre-klinik ve klinik safhada önemli mesafe alındığını ifade etti.Bakan Koca, gelinen noktada 5 aşının hayvan denemelerinin tamamlandığını belirterek, Kayseri Erciyes Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde geliştirilen iki aşı adayının insan üzerinde denemelerinin başlayacağına işaret etti.Standartlardan taviz verilmeden ama bürokrasiye de boğulmadan hızlı yol alınması gerektiğine dikkati çeken Bakan Koca, şunları kaydetti:'Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz (TİTCK) aşı kılavuzunu hazırlayarak geçen hafta yayınladı. Bu kılavuzda, klinik araştırma öncesi aşı çalışmalarında yapılması gerekenler detaylarıyla yer alıyor. Çalışmalar bu çerçevede ilerlemeye devam edecek. Öte yandan büyük hayvan çalışmalarının yapılacağı ve GLP özelliklerini taşıyan ilk laboratuvarımızın akreditasyon süreci tamamlandı. İstanbul Mehmet Akif Ersoy Hastanemizdeki bu laboratuvarımız, Türkiye'nin tüm aşı, ilaç ve tıbbi cihaz çalışmalarına büyük güç katacak.'Bakan Koca, Kovid-19 aşı çalışmalarını yürüten Erciyes, Marmara, Atatürk, Hacettepe, Yıldız Teknik, Ege, Ankara, Orta Doğu Teknik, Selçuk, Boğaziçi, Akdeniz üniversitelerinden ve İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi'ndeki bilim insanlarından detaylı bilgi aldı. Bilim insanları da projelerinde geldikleri noktayı, ihtiyaçları ve çözüm önerilerini paylaştı.
Mtü, İş Adamı Ahmet Çalık'a Fahri Doktora Unvanı Verdi
MALATYA (AA) - Malatya Turgut Özal Üniversitesinin (MTÜ) 2020-2021 Akademik Yılı açılış töreninde Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’a fahri doktora unvanı verildi.MTÜ'den yapılan açıklamaya göre, 2020-2021 Akademik Yılı Açılış Töreni yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla üniversitenin Malatya Battalgazi Kampüsü ise İstanbul'da on-line gerçekleştirildi.Açıklamada görüşlerine yer verilen MTÜ Rektörü Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, 6 fakülte, 2 yüksekokul, 1 enstitü, 9 meslek yüksekokulu, 11 araştırma ve uygulama merkezi olmak üzere 29 akademik birimle 8 ayrı yerleşkede eğitim ve akademik faaliyetlerini sürdürdüklerini belirtti.Bilgi üretmenin tek başına yeterli olmadığını, misyon ve vizyonlarının, bilgiyi tüm insanlığın kullanımına sunarak üretime dönüştürmek olduğunu vurgulayan Karabulut, 'Çünkü bizim ülkemize, milletimize, gönül coğrafyamıza, bölgemize ve Malatya’mıza dair sorumluluklarımız var. Üniversitemiz, geliştireceği ve uygulayacağı projelerle ulusal ve uluslararası marka bir üniversite olacaktır. Tüm yönetici, öğretim elemanı ve öğrenci kadrosu buna hazır. Buradan üniversitemizin kuruluşunu sağlayan, Turgut Özal ismini kendi memleketinde ölümsüzleştiren, her aşamada tensip ve takdirleriyle desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum.' dedi.Üniversitenin İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi tarafından Ahmet Çalık’a Türkiye ekonomisine ve eğitime sağladığı katkılar dolayısıyla ‘fahri doktora’ unvanı takdim ettiklerini aktaran Karabulut, 'Malatya’mıza, ülkemize ve gönül coğrafyamızda yapmış olduğu hizmetler için Sayın Ahmet Çalık’a, teşekkür ediyoruz. İnanıyorum ki, Ahmet Çalık’ın açmış olduğu girişimcilik yolunda binlerce gencimiz gururla bayrak yarışana girecektir.' diye konuştu.Karabulut'un konuşmasının ardından iş adamı Ahmet Çalık'a, cübbe ve fahri doktora takdim edildi.Çalık da yaptığı konuşmada, 2020-2021 Akademik Yılı Açılış Dersi'nde öğrencilere girişimcilik alanındaki tecrübelerini ve tavsiyelerini aktardı, kendisine tevdi edilen fahri doktora unvanını almaktan büyük onur ve mutluluk duyduğunu belirtti.Dünyada daha önce deneyimlenmeyen olağanüstü bir yıl geçirildiğini, Kovid-19 salgını ile eğitimde ilk kez küresel ölçekli etkilenme söz konusu olduğuna işaret eden Çalık, 'Bu salgında bütün dünya Kovid-19 için aşı geliştirmeye yoğunlaştı. Bizim üniversitemiz de yoğunlaştı. Dünyada ilk aşı uygulaması Osmanlı döneminde 1720’lerde çiçek aşısı ile başladı. O dönemde aşının dünya lideri ülkemizdi.' ifadelerini kullandı.Üniversitelerin amacının eğitim olduğu kadar bilim ve teknolojiyi geliştirmek de olduğunu anlatan Çalık, bunların gelişmesinin, o ülkenin bağımsızlığı ve kalkınması anlamına geldiğine dikkati çekti.Salgın süresince öğrencilerin geleneksel eğitim ortamından uzaklaştığını hatırlatan Çalık, şöyle devam etti:'Uzaktan çalışma, uzaktan eğitim ve dijital okur-yazarlık hayatımızın gerçeği oldu. Çoğu ülke uzaktan eğitime hazırlıksız yakalanırken ülke olarak eğitimde dijital iletişim sürecine çok hızlı adapte olduk ve bu süreci çok başarılı bir şekilde yönettik. Bu noktada vurgulamak isterim ki, birçok değerli üniversitemiz gibi Malatya Turgut Özal Üniversitesi de uzaktan eğitim konusunu ilk yapan öncü başarılı, rol model okulların başından gelmektedir.' Salgın nedeniyle iş dünyasının büyük dönüşüm yaşadığı bir dönemde olduğunu vurgulayan Çalık, 'Önümüzdeki dönemde iş modellerinin değişeceğini, bazı sektörlerin dönüşeceğini ve bazı sektörlerin çok daha fazla ön plana çıktığını, bu değişim, teknoloji ve dijitalleşmenin ön plana çıktığını somut bir şekilde gösterdi. Bu süreç bize krize hazırlıklı olmanın ve kriz döneminde girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Tüm sektörler bu kriz döneminde farklı şekillerde ve farklı seviyelerde etkilendiler. Biz de Çalık Grubu olarak krizin ilk günlerinde krizin olası etkilerini doğru analiz etmeye odaklandık.' diye konuştu.
Reklam
Kara Deliğe Düşen Yıldızda Meydana Gelen "Spagettileştirme" Etkisi Gözlendi
ANKARA (AA) - Gökbilimciler, süper kütleli bir kara delik tarafından yutulan yıldızın son anlarını kayıt altına aldı. Space.com'un haberine göre, büyük ölçüde Avrupa Güney Gözlemevi (ESO) teleskoplarından faydalanan bilim insanları, 215 milyon ışık yılı uzaklıkta süper kütleli kara deliğin çekim alanına giren yıldızdan çıkan ışığı gözlemledi. Gözlem sırasında kara deliğe düşen cismin, gelgit kuvvetleri sebebiyle aşırı uzaması veya genişlemesi anlamına gelen 'spagettileştirme' etkisinin izlendiği belirtildi. İngiltere Birmingham Üniversitesinde görevli bilim insanı Matt Nicholl liderliğinde yürütülen çalışmanın ayrıntıları, 'Monthly Notices of the Royal Astronomical Society' dergisinde yayımlandı. Nicholl, 'Bir kara deliğin, 'yakın bir yıldızı yutması' fikri, bilim kurgu gibi. Ancak gelgitli parçalanma olayında tam da bu yaşanıyor.' dedi. Çalışma ekibinin bir diğer üyesi Thomas Wevers da 'Talihsiz bir yıldız, galaksinin merkezindeki süper kütleli kara deliğin çok yakınında dolaşırsa, kara deliğin çok yüksek çekim gücü, yıldızı ince madde akıntıları halinde doğrar.' ifadesini kullandı. Gözlemin, çekim etkisiyle paramparça olduktan hemen sonra yapıldığı da kaydedildi.
İmam Hatip Okulları 108 Yaşında
İSTANBUL (AA) - Osmanlının son döneminde imam ve hatip yetiştirmek amacıyla kurulan imam hatip okullarının açılışının 108. yıl dönümü dolayısıyla İstanbul'da bir program düzenlendi.'İmam Hatipler Haftası Özel Programı', 13 Ekim 1951'de Türkiye'nin 7 şehrinde yeniden açılan okullardan biri olan İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde (İstanbul İmam Hatip Lisesi) gerçekleştirildi.Programda konuşan ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Kamber Çal, imam hatip liselerinin Türkiye'deki serüvenini sürekli gündemde tutmanın kendileri açısından çok kıymetli olduğunu söyledi.İstanbul İmam Hatip ile birlikte 7 imam hatiple başlayan bu serüvenin 69 yıldır halen mücadeleyle devam ettiğini belirten Çal, 'Bu serüvene baktığımızda Türkiye’nin din adamına ihtiyaç duyacağı bir dönemde Celaleddin Ökten hocamız önderliğinde kurulan imam hatipler, 2020 yılına gelindiğinde büyük gelişmeler katetmiş durumda. İmam hatipler artık Türkiye’nin yüz akı olarak eğitim camiasında bir marka olarak serüvenine devam etmektedir. İlk evreden sonra ikinci evrede imam hatiplerin önündeki engeller kaldırılarak her tür mesleğe yöneldiği dönemde Türkiye’de çok değerli pozisyonlar elde etmişlerdir. Üçüncü evrede bir marka olarak imam hatipler, dünyaya yön veren bir yapıya dönüşmüştür. 1 milyon 400 bin öğrencisi, 5 bin 200 imam hatip lisesiyle herkesin çok kolayca ulaşabileceği yapıyı barındırmaktadır.' diye konuştu. Kamber Çal, 1951 yılında başlayan bu serüvenin Türkiye'nin geleceğine yön verdiği gibi gelecekte de yön vereceğine inandıklarını ifade ederek, bu okulların dünya Müslüman'larına örnek teşkil eden bir eğitime devam ettiğini kaydetti.İmam hatip okularının bugün eğitim alanındaki başarılı sonuçlarıyla her alana katkı sağlayan, insan kaynağıyla geleceğe ümitle baktığına dikkati çeken Çal, şöyle devam etti: 'İmam hatiplerimiz proje okullarıyla, akademik başarıda artık Türkiye’ye örneklik teşkil eden bir yapıyı temsil etmektedir. 9 ayrı dilde eğitim veren hazırlık dil okullarımızla imam hatiplerimiz geleceğin ihtiyaçlarına karşılık vermektedir. Spor okullarında imam hatiplerimiz spor dünyasına katkı sunmaktadır. Sanat okullarında sanata katkı sağlamaktadır. Mahalle okullarımız topluma dindar nesil yetiştiren yapısıyla hizmetlerine devam etmektedir. Eğer imam hatiplerimiz tekrar engellenmezse Türkiye’ye yön verir halde çalışmalarına devam etmektedir. Bizler ÖNDER İmam Hatipliler Derneği olarak Türkiyenin her ili ve ilçesinde örgütlenmiş bir STK olarak imam hatiplerin her daim yanındayız. Gençlerimizin eğitim almasına kimsenin engel olmasına müsade etmeyeceğiz. Türkiye’nin ihraç ettiği bir marka olarak imam hatipler geleceğe emin adımlarla ilerlemektedir.' İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Bayram Kefeli de okulun ilk müdürü Celaleddin Ökten liderliğinde başlatılan ve dönemin başbakanı Adnan Menderes ve Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'nin onaylarıyla açılan imam hatip okullarının bugün toplumun merkezinde olan ve toplumu ileriye taşıyacak nesilleri yetiştirdiğini söyledi. 'Bir imam hatipli olarak ben bu okullarda hocalarımızdan imanı öğrendim' diyen Kefeli, şu ifadeleri kullandı: 'Mehmet Akifleri öğrendim. Buralarda biz hocalarımızdan Rabbimize kulluk etmeyi öğrendik, hocalarımızdan ahlakı, edebi, saygıyı öğrendik. Burada biz çalışkanlığı öğrendik, başarıya giden yolda hocalarımızı örnek alarak tutkuyu öğrendik. İnançla hedefe kilitlenmeyi öğrendik, başarıya yürümeyi öğrendik. Biz hocalarımızdan burada stratejiyi öğrendik, güzel yolları öğrendik. Toplumumuzu daha ileriye taşımak için neler yapabileceğimizi öğrendik. Engelleri nasıl aşmamız gerektiğini öğrendik. Ben sorunları gelişme fırsatı olarak görürüm diyen hocalardan çalışmayı, azmi öğrendik. Büyüklerine saygı duyarak küçüklere sevgiyi, merhameti öğrendik. '- 'Öğrencilerimize her türlü desteği vererek onların yanında olmaya devam edeceğiz'İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği (İSTİMDER) Başkanı Habip Bozkurt ise tarihin gördüğü en büyük azim ve kararlılıkla ortaya konan bu kurumların toplumun vicdanı olarak tecessüm ettiğini belirtti. Bugün vicdanlarını sesine kulak vererek toplumun ihtiyaçları doğrultusunda mücadele ettiklerini dile getiren Bozkurt, 'İslam’la yoğrulan bu toprakların samimiyet ve ferasetini devam ettirmek için tüm aşırılıklardan uzak durup Hz. Peygamberin bize tavsiye ettiği hattı vasat üzere olmak, her şartta Müslüman izzetini muhafaza etmek boynumuzun borcudur. Tarihinden aldığı ilham ve kavuştuğu imkanlar sayesinde güzide eğitim kurumları olan imam hatip okulları geleceğimizi şekillendirirken her daim ülkemizin yoluna ışık tutmaya devam edecektir. Biz de geleceği imar edecek öğrencilerimize her türlü desteği vererek onların yanında olmaya devam edeceğiz.' şeklinde konuştu.Fatih Eğitim ve Bilim Vakfı Başkanı Mehmet Kamil Berse de kendisinin 46 yıl önce bu okuldan mezun olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: 'Benim gibi binlerce kişi mezun oldu. Hepsinde Celal hocamızın hatırı ve emeği vardır. Müslüman Türklerin, Müslümanlıklarını yaşatmak için kurulmuştu bu okullar. 69 yılda çok şeyler yaşandı. Biz bütün bunları bu okulların kapatılması konusunda yaşananların bir daha yaşatılmaması için Allah’a dua ediyoruz ve çok çalışmamız gerektiğini söylüyoruz. Celal hocamızın mücadelesi bize örnek olmalı ve yapacağımız her işte bu mücadelenin izinde olmalıyız. Bugün birçok konuda önder kişilerimiz var, devletin önemli kurumlarının başında bu okullardan mezun arkadaşlarımız var. Biz Müslüman Türklerin temsilcisiyiz. Bütün dünya, Türkiye’ye ve bu okullardan yetişen gençlere bakmaktadır. Onun için sorumluluğumuz büyüktür. Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız. Bizim kapılar güzelliğe, iyiliğe, ilime, adalete, hakkaniyete açılır. Vatan millet duygusunu yüceltmek için açılır. Bu kapıdan giren iyi bir mümin iyi bir vatansever olarak çıkar. Bütün yaptıklarımız bu okulların bu ülkeye ve İslam’a hizmet için yapması gerekenlerdir. Rabbim hepimizi hizmete dahil eylesin.' Koronavirüs nedeniyle öğretmen, öğrenci ve velilerin davet edilmediği program, birçok sosyal medya kanalından canlı yayınlandı.
Reklam
Ankara'nın Başkent Oluşunun 97. Yılı Türk Tarih Kurumunda Özel Programla Kutlandı
ANKARA (AA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında, bu davanın milleti çağıran ve kucaklayan sesi Ankara olmuştur.' dedi.Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumunun ev sahipliğinde 'Ankara'nın Başkent Oluşunun 97. Yıl Dönümü Etkinlikleri' programı düzenlendi.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan programda, konuşmalar öncesinde Ankara'nın Başkent olmasına ilişkin belgesel gösterildi.Belgeselin ardından konuşan Bakan Ersoy, Ankara'nın, medeniyetlerin parlayıp söndüğü nice asırlar boyunca ciddi roller üstlendiğini, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde yönetim merkezi olarak belirlenmesinde, birçok avantajı barındıran bu tarihi kimliğinin etkili olduğunu söyledi.Türk tarihinde başkentlerin, yönetim merkezi olmasının ötesinde milli kimliğin aynası, kültürün ve değerlerin sahnesi, aynı zamanda birer ilim merkezi olduğunu dile getiren Ersoy, 'Devletin merkezi, milletini her alanda kucaklayan, eğiten, geçmişi muhafaza etmekle birlikte çağa uygun olarak insanları dönüştüren ve geleceğe hazırlayan unsurları barındırmak zorundadır. Bu hem fikri hem kurumsal anlamda yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur.' ifadelerini kullandı. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'nın, bu payeyi almadan önce adeta liyakatini ispat ettiği bir süreci yaşadığını belirten Ersoy, istiklal ve istikbal mücadelesinin, birlik ruhunun Ankara'da muhafaza edildiğini vurguladı. 'Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında, bu davanın milleti çağıran ve kucaklayan sesi Ankara olmuştur.' ifadesini kullanan Ersoy, milletin tek vücut olduktan sonra, 23 Nisan 1920'de bu vücuda hükmeden ortak iradenin egemenlik ilanının, Ankara'dan dünyaya duyurulduğunu, nihayet Kurtuluş Savaşı kazanıldığında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu yerin Ankara olduğunu belirtti.Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:'Başkent olmanın gerektirdiği politik, idari ve ekonomik düzenlemeler hızlıca hayata geçirilirken, milli kimlik, kültür ve bilim zenginliği de Ankara'ya kazandırılmaya başlanmıştır. 1924 gibi erken bir tarihte Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın temellerinin atılması, takip eden yıllarda konservatuvarın, Etnografya, Devlet Resim ve Heykel ile Anadolu Medeniyetleri gibi müzelerin açılışı da şehrin kültürel mirasını işlemek ve var olan kültürü zenginleştirmek adına mühim adımlar olmuştur.'Bakan Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığının bizzat ya da ilgili kurumlarla iş birliği halinde gerçekleştirdiği, Ankara'nın tarihi ve kültürel kimliğine yönelik çalışmaların artarak devam ettiğini söyledi.Ersoy, '20. yüzyılın başında yürüdüğümüz, var olmak ile yok olmak arasındaki ince çizgide, aziz milletimizin güven duygusu için sırtını dayadığı, mücadele emri için yüzünü döndüğü, iradesini ve egemenliğini ilan ettiği Ankara'nın başkent oluşu vesilesiyle bir kez daha tarihi anlamak, hafızalarımızı tazelemek ve gelecek nesillere eksiksiz aktarmak sorumluluğumuzu hatırlıyor ve ona sahip çıkıyoruz.' ifadesini kullandı.Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu şanlı tarihi yazan bütün şehit ve gazileri rahmetle, minnetle ve saygıyla anan Ersoy, Ankara'nın başkent oluşunun 97. yıl dönümünü tebrik etti.'Türkiye, kazandığı bütün seviyeyi Ankara'da alınan kararlarla elde etti'Ankara Valisi Vasip Şahin ise Türk milletinin en önemli özelliğinin, fidanı dikerek onu çınara dönüştürmek olduğunu söyledi.Ankara'nın başkent seçilmesinin, o günün şartlarında stratejik ve doğru bir karar olduğunu belirten Şahin, 'Ankara sadece Kurtuluş Savaşı'mızın merkezi olmadı, aynı zamanda ülkenin gelişmesinin sosyal, ekonomik ve kültürel Başkenti haline de geldi. Türkiye bugün gelmiş olduğu noktada kazandığı bütün seviyeyi, Ankara'da alınan kararlarla elde etmiştir.' şeklinde konuştu.Şahin, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Ankara'nın başkent oluşunda emeği geçenlere şükranlarını sundu.'Görevimiz Ankara'mızı inşallah dünya başkentleri ile yarışır hale getirmek' Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise Ankara'nın ilk barajlarından, bugün kullanılmayan Çubuk Barajı'nı eski haline getirmek için çalışmalara başladıklarını, çalışmalar sırasında rastladıkları bazı belgelerde, Ankara'nın çok zor şartlarda başkent olduğunu gördüklerini anlattı.Yavaş, 'Bize düşen görev, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının başkent olarak bize emanet ettiği Ankara'mızı inşallah dünya başkentleri ile yarışır hale getirmek.' dedi.'Türkiye'nin en manalı şehri'Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu ise nadide Anadolu şehrinin, sadece kendi kaderini değil aziz Türk milletinin, mazlum milletlerin kaderini değiştiren, onlara ilham kaynağı olan Türkiye'nin başkentinin kuruluşunun yıl dönümünü kutlamaktan gurur duyduklarını belirtti.Hekimoğlu, 'Ankara'mızın bugün, yarın ve ilelebet ezilenlerin gür sesi ve umut ışığı olması temennisiyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.' ifadesini kullandı.Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin de Ankara'nın başkent olduğunda hiçbir varlığının olmadığını, şehirde elektriğin, suyun bile bulunmadığını ifade etti.Atatürk'ün Ankara için 'Türkiye'nin en manalı şehri' ifadesini kullandığını aktaran Çetin, 'Bugün geldiğimiz noktada, Ankara'nın 13 büyük organize sanayi bölgesi var, 6 milyar dolara yakın imalat sanayiinde ihracatı var. Ankara'mız Savunma Sanayiinin başkenti oldu. Bunda sonra da amacımız Ankara'mızın uzay ve havacılık alanında hedeflenen yere gelmesi.' değerlendirmesinde bulundu.Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Metin Özaslan'ın da konuşma yaptığı program sonrasında Bakan Ersoy, Vali Şahin ve beraberindekiler, Türk Tarih Kurumu fuaye salonundaki Ankara Fotoğrafları Sergisi'ni inceledi, ardından Seğmen Ekibi'nin gösterisini izledi.Programa, Ankara'daki bazı üniversitelerin rektörleri ve kurum başkanları da katıldı.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcıları Kovid-19 Aşı Denemesi İçin Gönüllü Oldu
ANKARA (AA) - DUYGU YENER - Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Prof. Dr. Mustafa Gerek, Çin'den gelen Kovid-19 aşısının gönüllüler üzerindeki denemelerine katıldı. Hacettepe, Kocaeli ve İstanbul Üniversitelerinden sonra Ankara Şehir Hastanesinde de uygulanmaya başlayan Çin menşeli Kovid-19 aşısı için Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Rektör Yardımcıları Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Gerek de gönüllü oldu. Ankara Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniğindeki aşı uygulaması sonrasında Prof. Dr. Aydın ve Prof. Dr. Gerek, AA muhabirine açıklamada bulundu. Prof. Dr. Mustafa Gerek, aşı gönüllüsü olduklarını ifade ederek, 'Türkiye'de bu konuda yapılan çalışmalara, bir sağlık çalışanı olarak kendi meslektaşlarımıza destek olmak ve aşı ile ilgili olabilecek tartışmalarda olumlu bir tarafta yer almak maksadıyla aşı gönüllüsü olduk. Bugün aşılarımız yapıldı. Kolay bir işlemdi.' dedi. Aşı olmadan önce belirli testler yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Gerek, bu testlerde aşı yapılabilmesi noktasında bir sorun olmadığının belirlendiğini ve aşı işleminin bu şekilde yapıldığını söyledi. Prof. Dr. Gerek, aşı esnasında herhangi bir sıkıntı ya da ağrı hissetmediklerini dile getirerek, 'Umarım bu çalışmalarda bizim de bir katkımız olur. Bu düşünceyle buradayız. Aşı tartışmaları noktasında çok olumlu bir katkı sağlayacaktır. Aşıların kabul edilmesi noktasında da toplum içerisinde belli kaygılar var. En azından biz iki bilim adamı olarak ve Rahmet hocamızın da koordinasyonunda, kendimize de aşı yaptırmak suretiyle, bu kaygıları giderme noktasında bir eylemde bulunmuş olduk. Ben hocama çok teşekkür ediyorum ve çalışmalarında da başarılar diliyorum.' diye konuştu. 'En az 3-4 aylık bir süreye ihtiyaç var'Prof. Dr. Kemalettin Aydın ise insan sağlığı için bulunan en kıymetli buluşlardan birisinin aşı olduğunu vurgulayarak, faz 3 aşamasına gelmiş aşının, sağlıklı sağlık çalışanlarına uygulanması noktasında, Prof. Dr. Rahmet Güner'in yönetiminde gönüllü olduklarını söyledi.'İnşallah aşının, bizler üzerinde olumlu sonuçlar göstererek tüm dünyada uygulanabilir duruma gelmesi açısından üzerimize düşeni yapmış oluruz.' diyen Güner, salgının yönetimi, durdurulması ve sonlandırılmasının aşılarla yapılabilmesi için en az 3-4 aylık bir süreye ihtiyaç olduğuna işaret etti.Aydın, 'Salgını bireysel davranışlarımızla maske, mesafe ve temizlikte kontrol altına alma zorunluluğumuzu hiçbir zaman unutmamamız lazım.' dedi. 'Tüm sağlık çalışanlarını aşı gönüllüsü olmaya davet ediyoruz'Ankara Şehir Hastanesi Bulaşıcı Hastalıklar Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner, aşı çalışmalarına ilişkin bilgin verdi. Sağlık çalışanlarını aşı çalışmalarında gönüllü olmaya davet ettiklerini ifade eden Güner, 'Başhekimimizin, kıymetli hocalarımızın bize verdiği destek çok önemli. Hocalarımız, rol model oluyorlar. Ben Kemalettin Hoca'nın yanında yetişmiş bir enfeksiyon hastalıkları uzmanıyım. Onun bu şekilde aşı çalışmasına verdiği destek, Mustafa hocamızın da verdiği destek, manevi anlamda da tartışılmaz. Hocalarımıza teşekkür ediyorum.' Aşı çalışmalarının, Kovid-19 enfeksiyonunda çok önemli bir yer taşıdığının altını çizen Güner, şöyle konuştu:'Maske, mesafe, hijyen dedik ama bir yandan toplumun genelini kapsayacak bir koruyuculuğun oluşması, kişilerin geçirmesi gibi bir yolun gerçekleşmesi tabii ki çok zor ve sıkıntılı bir süreç. Bu sebeple bir an önce etkin aşının kullanıma girmesinin, toplumun, dünyanın sağlığı için son derece kıymetli olduğu açık. Onun için umarım aşı çalışmalarında başarıya ulaşırız. Yerli aşımız da en kısa sürede yetişir ve toplumun sağlığı için kullanıma girer.' Prof. Dr. Güner, aşı denemesindeki sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin de şu bilgileri aktardı:'Bir yıl boyunca hocalarımızın kontrolü devam edecek. 14. gün 1 doz daha aşıları olacak. Daha sonra da aralıklı olarak kan verilecek. Kendilerine takip kartı verildi. Devamlı ateş ölçümleriyle bizlere ulaşacaklar. Daha sonrasında da bütün verilerin toplanıp antikor düzeylerinin çalışılmasıyla da antikor oluşturup oluşturmadığı, kovid enfeksiyonuna karşı koruyup korumadığı da zaman içerisinde daha net bir şekilde ortaya çıkacak.'
Türkiye İle Japonya Arasında Teknik İşbirliği Anlaşması İmzalandı
ANKARA (AA) - Türkiye ile Japonya arasında teknik iş birliği faaliyet ve projelerine hız kazandırmak için Teknik İşbirliği Anlaşması imzalandı. Anlaşma, Bakanlık'ta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima ve Dışişleri Bakanlığı Asya Pasifik Genel Müdürü Büyükelçi Namık Güner Erpul'un katılımıyla düzenlenen törende imzalandı.Törende konuşan Çavuşoğlu, 'Japonya bizim için önemli bir dost ve güvenilir bir ortaktır. İlişkilerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. Japonya'yla ilişkilerimizi her alanda geliştirmek için birlikte çalışıyoruz. Doğu Asya'da üçüncü ticaret ortağımızdır.' açıklamasında bulundu. İki ülkenin kültür ve eğitim alanında iş birliğini derinleştirmek için de adımlar attığına dikkati çeken Çavuşoğlu, teknik iş birliği alanında da değişik projelerin hayata geçirilerek örnek bir iş birliği gösterildiğini ifade etti. Çavuşoğlu, teknik iş birliğinin ekonomik ilişkilerinin önemli bir boyutunu temsil ettiğini belirterek, bugün imzalanan anlaşmanın 1959 yılından bu yana Türkiye'de faaliyet gösteren Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansının (JICA) 1994 tarihli düzenlemesinin yerini alacağını bildirdi. JICA'nın Türkiye'de önemli projelere destek verdiğini ve teknik iş birliğine önemli katkılar sağladığını değerlendiren Çavuşoğlu, özellikle doğal afet risk azaltma projelerinin öncelikli iş birliği alanları olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, 1999 ve 2011 depremlerinin ardından JICA'nın Türkiye'ye afet yardım ekipleri gönderdiğini anımsatarak, JICA'nın Türkiye'de katkı sağladığı çok önemli projeler olduğuna dikkati çekti. Bakan Çavuşoğlu, 'Bugün imzalanan anlaşma TİKA ve JICA iş birliğini genişletecek ve özellikle de üçüncü ülkelerde de iş birliği olanaklarını artıracak. JICA ve TİKA sadece Türkiye'de değil dünyanın her yerinde, özellikle en az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çok önemli kalkınma projelerini hayata geçiriyor. Bu iş birliği özellikle ihtiyaç olan ülke ve toplumlara yönelik projelerin hayata geçirilmesini hızlandıracak ve sayısını artıracaktır.' ifadelerini kullandı. 'Üçüncü ülkelere yardımlar dahil kapsamlı projeler yapılacak'Törene mesaj gönderen Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu ise iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da derinleşebilmesi için bugün imzalanan Teknik İşbirliği Anlaşması'nın bir an önce yürürlüğe girmesini dilediğini kaydetti. Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Miyajima da iki ülke arasında teknik iş birliğinin 60 yıl öncesine dayandığını belirterek, 'Anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisinde hızlı bir şekilde onaylanmasının ardından afet önlemleri, Türk-Japon bilim ve teknoloji üniversitesi, Suriyeli yöneticilere yönelik yardımlar, TİKA ile iş birliği çerçevesinde üçüncü ülkelere yardımlar gibi geniş kapsamlı projelerde ilerleme kaydedilmesi beklenmektedir.' dedi. Mijayima, iki ülke arasında siyasi ve ticari ilişkilerin de önemli ivme kazandığına dikkati çekerek, 'Japonya-Türkiye ekonomik iş birliği anlaşmasında ise en kısa sürede uzlaşmaya varmak hedeflenmekte, bu doğrultuda müzakereler devam etmektedir.' ifadesini kullandı. Türkiye ve Japonya'nın coğrafi olarak uzak olduğunu dile getiren Mijayima, 'Fakat kalplerimiz yakındır. Yani iki devlet tek yürektir.' mesajını verdi.
Reklam
Marmara'da Yumurtadan Çıkan Yavruların Bulunduğu "Caretta Caretta Yuvası" Tespit Edildi
ÇANAKKALE (AA) - BURAK AKAY - Marmara Denizi'nde araştırma yapan uzmanlar, Türkiye'de genellikle Akdeniz'de Muğla ile Hatay sahilleri arasında görülen caretta carettalara ait bir yuva ve içinde yumurtalarından çıkan 32 yavru tespit etti.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Kaplumbağaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEKUM) bünyesindeki bilim insanları, Tarihi Gelibolu Yarımadası sınırları içinde yer alan Eceabat ilçesi sahilinde içinde 50 yumurta olan caretta caretta yuvası buldu.DEKUM Müdürü Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara'da caretta caretta yuvası bulunmasının çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.Caretta carettaları 65 milyon yıldır varlığını sürdüren zeki hayvanlar olarak nitelendiren Özdilek, 'Caretta caretta yuvaları bilindiği üzere Muğla'dan başlayıp Hatay'a kadar uzanan bir bölgede bulunurlar. Akdeniz'de bir yuvalama alanları var. Son zamanlarda tek tük olarak tabir edebileceğimiz halde İzmir'in bazı kumsallarında, mesela Kuşadası'nda ve geçen sene de Urla taraflarında görüldü ancak şimdiye kadar İzmir'in kuzeyinde, Kuzey Ege'de ve Marmara'da böyle bir yuva görülmedi. Bölgede hiçbir yuva kaydımız yok.' dedi.Özdilek, yuvaya Eceabat'taki bir otelin sahilinde, Saros Körfezi'nin güneyindeki kumluk alanda rastladıklarını aktardı.Heyecan verici bu keşfin kendileri için sürpriz olduğunu belirten Özdilek, 'Buralarda yuva olabileceği ihtimalini yıllardır öngörüyorduk aslında. Bu konuda da DEKUM olarak 10 yıldır önemli çalışmalar yürütüyoruz. Yaptığımız keşif gezileri dahil böyle bir yuvaya denk gelmemiştik. Bu durum bizleri çok mutlu etti. Artık bölgemizden böyle bir kaydımız var.' ifadelerini kullandı.'Tümü bilimsel olarak incelenecek'Özdilek, son yıllarda deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik politikalar geliştirildiğini hatırlattı.Koruma altındaki bir tür olduğu için caretta carettaların sayısının artmış olabileceğini dile getiren Özdilek, şöyle konuştu:'Çok eski tarihlerde, 1918'de yazılmış kitaplarda gemilerle Gelibolu yakınlarından geçerken sürüler halinde kaplumbağalar gördükleri anlatılıyor ancak bunlar deniz kaplumbağası olarak değil kara kaplumbağası olarak nitelendirilmiş. İnsan neden böyle sürüler halinde kaplumbağalar var diye de düşünüyor açıkçası. Belki de buralar geçmişte yuvalama alanı olarak kullanılmış olabilir. Tabii şu anda bunları bilemiyoruz.Yuvanın Marmara Bölgesi'nde ilk kez görülmesi çok önemli. Bu aslına bakacak olursak sadece ülkemiz için değil, tüm bilim dünyası adına bütün Akdeniz için bu kadar kuzeyde bir yuvanın olması çok önemli. Sürekli olarak küresel iklim değişikliği ve suların ısınmasından bahsediyoruz. Bunların çok yönlü sebepleri olabilir. Tümü bilimsel olarak incelenecek. Bizler gözlerimizi açtık, bundan sonraki olayları detaylı izleyeceğiz.''Çok özel anlar yaşadık'ÇOMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünde yüksek lisansına devam eden Selma Kırbeci ise deniz kaplumbağalarının beslenmesi üzerine çalışma yaptığını bildirdi.Hatay'da koruma ve izleme çalışmalarını tamamladıklarında sezonu kapattıklarını düşünürken bu keşifle çok özel anlar yaşadıklarını vurgulayan Kırbeci, şunları kaydetti:'Yuvayı kontrol ettiğimizde 50 yumurta olduğunu tespit ettik. Bunlardan çıkıp sağ kalan 32 yavruyu denize saldık. Çok şaşırtıcı. Çünkü ağustos ortası ve sonu itibarıyla kaplumbağalar çok nadir yuvalama yapmakta ancak carettalar için bu biraz daha ekstrem bir durum bizim için. Dişinin yumurtalarını 15-20 Ağustos tarihlerinde bıraktığını tahmin ediyoruz. Ekim ayının daha soğuk geçeceğini düşündüğümüz zamanlarda yuvaların çıkması o da çok düşük bir ihtimal. Yumurta sayısına baktığımız zaman bulduğumuz yuvada şu an yüzde 70 başarı mevcut. Bu da Çanakkale ve bizim merkez için çok güzel bir durum.'
Akdeniz Ve Ege'de Deniz Canlısı "Pina"Ları Yok Eden Parazit Tehdidi
ÇANAKKALE (AA) - MURAT YÜKSEL - Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesince yapılan araştırmada, Ege Denizi'nden Marmara'ya doğru yayılan bir parazit türünün, pina (kalem kabuklu yumuşakça) neslini tehdit ettiği belirlendi.Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Avlama Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Altınağaç, AA muhabirine, pinalarla ilgili araştırma başlattıklarını söyledi.Pinanın, Latincede 'kanat' ya da 'yüzgeç' anlamına geldiğini belirten Altınağaç, 'Pina, çift kabuklular dediğimiz midye türlerinden bir canlıdır. Dik bir şekilde yarısına kadar deniz tabanına gömülü yaşarlar, aynı ağaç gibi. Suyu filtre eden, denize yararlı bir canlıdır.' dedi.Altınağaç, pinaların 1992 yılında imzalanan Barcelona Sözleşmesi'nde Avrupa Konseyinin tavsiyesiyle koruma altına alınan canlılardan biri olarak kırmızı listeye alındığını dile getirdi.Pinaların neslinin bir parazit nedeniyle tehlike altında olduğunu vurgulayan Altınağaç, şöyle devam etti:'Eskiden balık yemi yapılıyordu. Bunun yanı sıra kıyı tahribatı, kıyıların dolması, ağlara takılıp yerlerinden çıkmaları nedeniyle balıkçılık aktivitelerin verdiği zarar gibi pek çok etkenlerle bu canlı ölüyordu fakat bugün hepsinden daha büyük bir tehlike var; 'haplosporidium pinnae' adında bir parazit. Bu parazit Akdeniz'den bu yana bütün bu türü öldürüyor. Şu an Çanakkale Boğazı'nın orta noktalarına Ege Denizi'nden Kepez tarafına kadar hiçbir canlılık yok fakat Marmara'ya doğru canlılık var. Yani bu da yavaş yavaş hastalığın Akdeniz'den Ege'ye, Ege'den de Marmara'ya doğru yürüdüğünü gösteriyor. Akdeniz ve Ege pina mezarlığına dönmeye başladı diyebilirim.''Çanakkale Boğazı'nın yarısındaki pinaları tamamen öldürdüler'Hastalığın Akdeniz'de başladığını ve Marmara'ya doğru ilerlediğini, yavaş yavaş ilerleyen parazitlerin Ege'yi etkisi altına aldığı ve Çanakkale Boğazı'nın girişinde de görüldüğü bilgisini veren Altınağaç, 'Yaptığımız araştırmalarla boğazın yarısına kadar pinaların tamamen öldüğünü tespit ettik. Burada sonra da canlılık gittikçe yani hastalıklı bireylerin daha çok olduğunu belirledik. Hastalık Marmara'ya doğru kayıyor ama o bölgedeki balıkçılar ve araştırmacı arkadaşlarımızdan gelen haberlere göre pinalar Marmara'da daha canlı. Canlılık oldukça fazla fakat hastalığın oraya gideceğini öngörüyoruz.' diye konuştu.Bu konuda yapılabilecek bir şey olmadığını belirten Altınağaç, ekonomik değeri bulunan midyelerin de bundan etkilenebileceğini sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: 'Yağmurda Islanan Maske Özelliğini Kaybeder'
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, 'Yağmurdan dolayı maske ıslanmış ise özelliğini kaybeder. Maskeler belli mikroskobik delikler içeren yapılardır. Maske ıslanırsa bu mikroskobik delikler büyüyor, bazı yerlerde iplikçikler birbirine yapışıyor. Oradan damlacıkların girmesi kolaylaşıyor' dedi.
Reklam
Koronavirüsü Yenen Doktor: '7 Yaşındaki Kızımın Saçına Ak Düştü, Oğlum 4 Kilo Verdi'
Şanlıurfa'da yakalandığı koronavirüsü yenen Harran Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Serap Satış, hastalık sürecinde kendini felçli ve enkaz altında kalmış gibi hissettiğini anlatarak, 'Karantinadan çıktıktan sonra 7 yaşındaki kızımın saçında beyaz teller gördüm. O ağladı ben ağladım. Oğlum da bu süreçte 4 kilo verdi' dedi.
Reklam
Sakarya'da Maske Takmayanlara 3 Gün Karantina Ve Para Cezası
SAKARYA (AA) - Sakarya İl Hıfzıssıhha Kurulu tarafından yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında, maske takmayanlara ilk ihlalde 392, ikinci ihlalde 900 lira para cezası kesilmesi ve 3 gün karantina yurdunda izole edilmesi kararı alındı.Valilikten yapılan açıklamada, İl Hıfzıssıhha Kurulu'nun, Vali Yardımcısı Ersin Emiroğlu başkanlığında toplandığı ve gelinen aşamada izolasyon konusunda vatandaşların yeterince duyarlı olmadığının görüldüğünden bazı kararlar alındığı kaydedildi.Açıklamada, daha önce alınan maske takmayan vatandaşlara ilk ihlalde uyarı yapılması ve tekerrürü halinde 3 gün karantinada kalacakları ve en az 3 kitap okuma yaptırımı uygulanacağının kararının değiştirildiği belirtilerek, 'Denetimlerde maske takmayan vatandaşlarımıza ilk ihlalde Kabahatler Kanununun 32. Maddesine göre 392 lira, ikinci ihlalde Umumi Hıfzıssıhha Kanuna göre 900 lira para cezası uygulanması ve üç gün karantina yurdunda izole edilmesine' şeklinde değiştirilmiştir.' denildi.Sağlık kuruluşunda veya evinde Kovid-19 için numune veren vatandaşlara sağlık personeline sonucu çıkana kadar kendilerini izole edileceklerine dair taahhütname imzalatılacağı aktarılan açıklamada, buna rağmen izolasyona uymayanlara da Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereğince 900 lira para cezası uygulanacağı kararının alındığı vurgulandı.Açıklamada, kurulda, yeni eğitim öğretim döneminde ortaöğrenim ve yükseköğrenim öğrencilerinin (tıp fakültesi 6. sınıf öğrencileri hariç) devam eden salgın sebebiyle sağlık tesislerinde beceri eğitimi, staj, klinik uygulama adı altındaki tüm iş yeri uygulamalarının yaptırılmamasına karar verildiği aktarıldı.57 köy okulunda yüz yüze eğitim kararıAyrıca kurulun 15 ilçede 57 köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki okulun, Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği esaslar ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun önerileri doğrultusunda bütün sınıf seviyelerinde yüz yüze eğitime başlamalarına karar verdiği bilgisi de açıklamada yer aldı.
Dsö: Kovid-19 Aşısı Aralıktan İtibaren Onaya Sunulmaya Hazır Olabilir
CENEVRE (AA) - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının regülatörlerin onayına sunulmak üzere aralık ayı veya 2021'in başında hazır olacağını bildirdi.DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün İsviçre'nin Cenevre kentindeki merkezinde video konferans yöntemiyle DSÖ salgın uzmanlarıyla toplantı düzenledi.AA muhabirinin, Türkiye, ABD, Rusya, Çin ve İngiltere'deki aşı çalışmalarındaki son duruma ilişkin sorusunu, DSÖ bilim heyetinden başuzman Dr. Soumya Swaminathan ve DSÖ Genel Direktör Yardımcısı Dr. Mariangela Simao cevapladı.Dünyadaki aşı çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirten Swaminathan, 'Tüm dünyada gerçekleşen klinik deneylerdeki ilerlemeyi görmek gerçekten çok cesaret verici. Bildiğiniz gibi şu anda klinik deneylerin bazı aşamalarında yaklaşık 40 aşı adayımız var ve bunların 10'u son aşama olan FAZ-3 denemelerinde. Bunlar (son aşamadaki aşılar) bize aşıların hem etkinliği hem de güvenliği açısından bilgi verecek.' dedi.Dr. Swaminathan, Kovid-19 aşısının regülatörlerin onayına sunulmak üzere aralık ayı veya 2021'in başında hazır olacağını bildirdi.Bilim insanı Swaminathan, Kovid-19 için pek çok adayı olmasının, etkili ve güvenli bir Kovid-19 aşısı bulunma şansını artırdığına dikkati çekti.DSÖ Genel Direktör Yardımcısı ve İlaçlar ve Sağlık Ürünleri Sorumlusu Dr. Simao ise 'Bu aşının, denemenin yapıldığı ülkede, deneye tabi tutulduğu ülkede ruhsatlandırılması gerekecek.' dedi.Simao, DSÖ'nün Kovid-19 aşısı için 'ulusal regülatör makamlarla çok yakın çalıştığını belirterek, FAZ-3 denemelerinin fiilen sona ermesinden sonra yaygın bir aşılama için pek çok adım atılması gerektiğini kaydetti.
İngiltere Başbakanı Johnson Koronavirüs Tedbirleri Kapsamında Yeni Kısıtlamaları Açıkladı
LONDRA (AA) - İngiltere Başbakanı Boris Johnson, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında vaka sayılarındaki artışının tehlikeli bir noktaya ulaştığını belirterek, 'orta, yüksek ve çok yüksek' olmak üzere 3 yerel uyarı seviyesi oluşturduklarını duyurdu. Johnson, Avam Kamarasında yaptığı açıklamada, virüsün yayılmasına izin verdikleri takdirde 'engellenemez bir ölüm oranıyla' karşılaşacakları ve bu nedenle sağlık çalışanlarının diğer hastalarla ilgilenemeyeceği uyarısında bulundu.Ülke genelinde okulları ve iş yerlerini kapatmanın, insanlara evlerinde kalmalarını söylemenin mümkün olmadığına işaret eden Johnson, ikinci bir ulusal karantinanın doğru bir yöntem olmayacağını söyledi.Johnson, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden birçok genç olduğuna dikkati çekerek virüsün yalnızca yaşlıları öldürdüğü düşüncesinin yanlış olduğunu belirtti.3 aşamalı yerel Kovid-19 uyarı seviyesiJohnson, yeni önlemler kapsamında yerel vaka oranlarına bağlı olarak İngiltere genelinde 'orta', 'yüksek' ve 'çok yüksek' olmak üzere üç 'Yerel Kovid-19 Uyarı Seviyesi' oluşturduklarını söyledi.'Orta Uyarı Seviyesinin' ülkenin genelinde uygulanacağını kaydeden Johnson, buna göre 'altı kişi kuralı' ile bar ve restoranların 22.00’den sonra kapalı olmaya devam edeceğini bildirdi.Johnson, 'Yüksek Uyarı Seviyesinin' belirlendiği bölgelerde yaşayanların başka evlerde ve kapalı alanlarda diğer ailelerle sosyalleşmesinin engelleneceğini ve 6 kişi kuralının bu bölgelerdeki hanelerin özel bahçelerinde de geçerli olacağını aktardı.Johnson, Manchester ve Birmingham şehirlerinin yüksek uyarı seviyesinin olduğu bölgeler içerisine alındığını da bildirdi.'Çok Yüksek Uyarı Seviyesinin' vaka sayılarının çok hızlı arttığı ve Ulusal Sağlık Sisteminin (NHS) “dayanılmaz baskı” altında olabileceği bölgelerde geçerli olacağını kaydeden Johnson, bu bölgelerde evde ve dışarda sosyalleşmenin tamamen yasaklanacağını, barlar ve restoranların da kapalı olacağını açıkladı.Johnson, pazartesi gününe kadar ülke genelinde her bölgeye bir uyarı düzeyinin verileceğini sözlerine ekledi.Günlük 50 bin vakadan korkuluyorAvrupa'da Kovid-19'dan en çok ölümün olduğu İngiltere'de vaka sayısı ağustostan itibaren yükselişe geçmişti.İngiltere'de hükümetin bilim danışmanı Patrick Vallance, 20 Eylül'de yaptığı açıklamada, Kovid-19 vakalarının her hafta 2 kat arttığına dikkati çekerek, bu şekilde devam etmesi durumunda ekim ayı ortalarında günlük 50 bin vakanın görülebileceği uyarısında bulunmuştu.TedbirlerÜlkede 24 Eylül'de yürürlüğe giren önlemler kapsamında, tüm bar ve restoranlar sadece masalara hizmet vermeye ve saat 22.00'den sonra kapanmaya başlamıştı.Perakende mağazaları, taksiler ve konaklama sektöründeki mekanlarda da maske takmanın zorunlu hale geldiği ülkede, düğünlere katılacak kişi sayısı da 30'dan 15'e düşürülmüştü.Ülkede artan vakalar karşısında 14 Eylül'den itibaren 6'dan fazla kişinin bir araya gelmesi yasaklanmış, stadyumların 1 Ekim'de kısmen açılmasına ilişkin plan da rafa kaldırılmıştı.Önlemler kapsamında ayrıca maske takmama veya 6 kişi kuralına uymamanın cezası 2 kat artırılarak 200 sterline çıkarılmıştı.
Reklam