onedio
Anadolu'nun İlk Telsiz Telgraf İstasyonu 114 Yıl Sonra Restore Ediliyor
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Patara'da bulunan telsiz telgraf istasyonunun bakanlığı tarafından restore edileceğini belirterek, 'Kuzey Afrika'daki son toprağımız Trablusgarp ile bağlantımızı sağlayan telsiz telgraf istasyonunu aslına uygun olarak restore ediyoruz. Hem ecdadımızın sembol anıtlarından birini kazanacak hem de bu yapıyı turizme ve bilim insanlarımızın çalışmalarına açacağız.' ifadelerini kullandı.Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki son toprağı Trablusgarp ile tek bağlantısı olan Anadolu'nun ilk telsiz telgraf istasyonunu 114 yıl sonra restore edecek. Patara Ören Yeri'nde bulunan istasyon, müzeye dönüştürülerek turizme kazandırılacak. 2'nci Abdülhamit'in emriyle kurulan istasyon, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2020'yi 'Patara Yılı' ilan etmesinin ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Batı Akdeniz Kalkınma Ajansının (BAKA) desteğiyle yeniden ayağa kaldırılarak bölgesel kalkınmaya da katkı sağlayacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, çalışmayı sosyal medya hesabından duyururken, 'Kuzey Afrika'daki son toprağımız Trablusgarp ile bağlantımızı sağlayan telsiz telgraf istasyonunu aslına uygun olarak restore ediyoruz. Hem ecdadımızın sembol anıtlarından birini kazanacak hem de bu yapıyı turizme ve bilim insanlarımızın çalışmalarına açacağız.' değerlendirmesinde bulundu.Proje 24 ayda tamamlanacakSanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakat muhtırası ile diplomatik, siyasi, ekonomik ve askeri birçok alanda iş birliğini derinleştiren Türkiye ve Libya, tarihten gelen köklü bağlarını yeniden keşfetmeye başladı. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde bulunan Libya ile olan sıkı ilişkilerini kültürel bir boyuta da taşıyor. Antalya'nın Kaş ilçesinde yer alan ve Likya Birliği'nin başkenti olarak bilinen Patara'daki Osmanlı'nın ilk ve devrinin en ileri telsiz telgraf istasyonu, restorasyonu yapılarak müzeye dönüştürülecek. Başvurusu Antalya Valiliği Yatırım, İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yapılan ve BAKA tarafından belirlenen iştirakçilerden Kaş Kaymakamlığı, Kaş Belediye Başkanlığı, Antalya İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Patara Kazı Başkanlığının katıldığı proje, 24 ayda sonuçlandırılacak. Projeyle Patara Telsiz Telgraf İstasyonu Külliyesi restorasyonu kapsamında telsiz ana istasyonu, tesisat binası, lojman binası, telsiz kulesi tekrar ayağa kaldırılacak. Bölgenin mekanik ve elektrik tesisat kurulumları ile çevre düzenlemesi yapılacak. Trablusgarp ile iletişim için kuruldu2'nci Abdülhamit, Osmanlı ile kara bağlantısı kalmayan Trablusgarp ile daha hızlı iletişim sağlamak amacıyla 1906 yılında biri Patara'da diğeri Derne'de iki istasyon yaptırdı. Döneminin en teknolojik cihazlarıyla donatılan istasyonlar için devlet bütçesinden önemli bir miktar olan 12 bin Osmanlı lirası harcandı. Patara ile Derne arasındaki mesafe, kuş uçuşu 850 kilometreyi bulurken, o dönemde bu mesafede iletişim sağlayan başka bir sistem yoktu. İki istasyon arasında günde 4 bin kelimenin aktarılması hedeflenmişti.Patara'daki istasyonun açılışı, 2'nci Abdülhamit'in tahta çıkışının yıl dönümünde gerçekleştirildi. İstasyon, sadece Derne ile iletişimi sağlamakla kalmıyor, Akdeniz'de seferde olan askeri gemiler ile ticari gemiler de istasyondan, başta meteorolojik bilgiler olmak üzere faydalanıyordu. İtalyanların 1911'de Derne'deki istasyonu bombalamasıyla Patara-Derne irtibatı kesildi. İtalyanlar daha sonra Patara'yı da bombaladı. Mustafa Kemal Atatürk de Libya'daki istasyonun bulunduğu Derne'de yerel halkı teşkilatlandırarak İtalyanlara karşı savaştı.Ardından gelen Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşları sonrasında harabeye dönen Patara'daki istasyon, 114 yıl sonra bu kez müze olarak turistlere ve bilim insanlarına hizmet verecek.'2'nci Abdülhamit'in vizyon projesi'Açıklamada görüşlerine yer verilen Patara Antik Kenti Kazı Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, istasyonun 2'nci Abdülhamit'in vizyon projesi ve son derece önemli bir teknoloji mirası olduğunu bildirdi. İstasyonun Alman Siemens Halske firmasına yaptırıldığını belirten Işık, 'Bu istasyon, 850 kilometreyi kesintisiz aşarak Akdeniz'den Libya'ya ulaşmaktadır. Trablusgarp'ın doğusunda Derne kentinde konuşlanan karşı istasyonumuzla bir haberleşme sağlanmış ve Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kalan son toprakları da böylece güvence altına alınmak istenmiştir.' değerlendirmesinde bulundu.Işık, 1911 yılında Trablusgarp Savaşı'nın ilanından kısa süre sonra İtalyanların Derne'deki istasyonu bombaladığını hatırlatarak, 'Buradaki istasyonumuz da İtalyan donanması Anadolu kıyılarına geldikten sonra bombalandı. O bombalamada Patara Antik Tiyatrosu da büyük hasar gördü.' ifadelerini kullandı. Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kalan son toprağı için verdiği mücadelede asla unutulmaması gereken bir diğer ismin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu vurgulayan Işık, 'O gönüllü bir Osmanlı subayı olarak Derne'de göreve gitmiş ve orada İtalyanlar ile mücadeleyi yürütmüştür. Gözündeki rahatsızlığın nedeni de Derne'deki şarapnel yarasıdır. Dolayısıyla Patara'daki telsiz telgraf istasyonu, Osmanlı'nın son mücadelelerinin ve Türkiye'nin yeniden inşası azminin adeta bir simgesi niteliğindedir. Bu teknoloji mirasımızın ayağa kaldırılması nedeniyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy ile Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank'a teşekkür ediyorum.' değerlendirmesinde bulundu.'Kazı çalışmaları tamamlandı'BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler de istasyon ile ilgili kazı çalışmalarının tamamlandığını ve restorasyona ilişkin ihalenin yapıldığını bildirdi. Güler, şu bilgileri verdi:'Restorasyon çalışması neticesinde ana istasyon binası, lojman binası, depo alanı ve 4 kuleden bir tanesini ayağa kaldıracağız. İstasyon, tarihi, kültürel, diplomatik, teknolojik açıdan önemli. Aynı zamanda o dönemden bugüne ayakta kalan muhtemelen tek eser olduğu için yapıyı bilim insanlarının çalışmalarına sunacağız. Bu projeyle, Libya ile güçlü bir şekilde devam eden tarihi bağlarımızın en önemli sembol anıtlarından birini de inşa etmiş olacağız.' Patara Antik Kenti'nin önemiPatara Antik Kenti, Fethiye-Kalkan bölgesinde Ovagelemiş Köyü yakınlarında bulunuyor. Antik dönemde Likya'nın en önemli ve en eski şehirlerinden olan Patara, tarihte bilinen ilk demokratik federasyon niteliğindeki Likya Birliği'nin de önemli bir üyesiydi. ABD Anayasası'na ilham kaynağı olan Likya'nın federatif sisteminde bir meclis bulunuyor. Patara'daki Likya Birliği'nin Meclis Binası, tarihi önemine atıfla TBMM Başkanlığı tarafından restore edildi. Anadolu'da antik dönemden bugüne ulaşan tek deniz feneri Patara'da bulunuyor. Şehir kapısından suyollarına kadar daha pek çok özelliğe sahip Patara'da 1988 yılından bu yana kazılar sürdürülüyor. 'Caretta caretta'ların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden birine sahip Patara, Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos'un da memleketi olarak kabul ediliyor. Patara, aynı zamanda Anadolu'dan Roma'ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklandığı önemli bir limana da ev sahipliği yapıyor.
Katar İle Türkiye Arasında "Eğitimde İş Birliği" Konusu Ele Alındı
DOHA (AA) - Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu, Katar Eğitim, Bilim ve Toplumsal Kalkınma Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Şeyha Moza bint Nasır ile eğitimde iş birliğini görüştü.'Her şeyden Önce Eğitim' ve 'Katar Eğitim, Bilim ve Toplumsal Kalkınma' kurumlarının Yönetim Kurulu Başkanı Şeyha Moza, Türk Büyükelçi Göksu ile başkent Doha'da bir araya geldi.Eğitimle ilgili konuların ele alındığı görüşmede, Katar Emiri'nin annesi Şeyha Moza'nın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı kurumlarla Türkiye arasında bilimsel araştırma ve eğitim alanındaki iş birliği masaya yatırıldı.
Tse Başkanı Prof. Dr. Şahin'den "Makine İmalatı" Açıklaması
ÇORUM (AA) - Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin, 'Yatırım yaptığımızda makineye ihtiyacımız var. Makineyi yapamadığınız zaman üretimden elde ettiğiniz katma değerin yarısını makine alımı götürüyor. Dolayısıyla üretici, bir şekilde makine imal edenlere çalışır duruma geliyor. Dolayısıyla bizim makine yapma, makine yapan makine yapma aşamasına gelmemiz lazım.' değerlendirmesinde bulundu.Hitit Üniversitesinden (HİTÜ) yapılan açıklamaya göre Şahin, iki kurum arasındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirmek üzere HİTÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk'ü ziyaret etti.Öztürk'ten ihtisaslaşma çalışmaları hakkında bilgi alan Şahin, HİTÜ Bilimsel Teknik Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni (HÜBTUAM) inceledikten sonra üniversite yöneticileriyle Erol Olçok Senato Salonu'nda bir araya geldi. Şahin, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'de üniversitelerin 'Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma' Projesi kapsamında ihtisaslaştığını, HİTÜ'nün de 'makine ve imalat teknolojileri' alanında ihtisaslaşmayı tercih ettiğini hatırlattı. Çorum'un sanayileşme sürecinde bölgedeki illerden mukayese edilemeyecek derecede ileride olduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti:'Hitit Üniversitesi gerekli araştırmasını yapmış ve demiş ki, 'Ben ihtisaslaşacaksam bu imalat sanayisinin geldiği noktadan makine imalata yoğunlaşma şeklinde olmalıdır.' Bu alan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejisinde bir numaraya koyduğu alan. Bunun sebebi şu, sanayileşme için büyümek için yatırım yapacağız. Yatırım yaptığımızda makineye ihtiyacımız var.' Makine sanayisinin stratejik öneme sahip sektörlerden olduğuna işaret eden Şahin, 'Makineyi yapamadığınız zaman üretimden elde ettiğiniz katma değerin yarısını makine alımı götürüyor. Dolayısıyla üretici, bir şekilde makine imal edenlere çalışır duruma geliyor. Dolayısıyla bizim makine yapma, makine yapan makine yapma aşamasına gelmemiz lazım.' ifadesini kullandı. Türkiye'nin makine imalatı noktasına geldiğinde dünyada değişimler yaşandığına vurgu yapan Şahin, şunları kaydetti:'Sadece makine yapmak, makineyi yapan makine yapmak yeterli olmadı. Üniversitenin kendi bilim hayatında olduğu gibi makine de disipliner konu haline geldi. Yazılım, otomasyon bir yerinden tutmaya başladı. Makine sadece makine mühendisinin yapacağı iş olmaktan çıktı. Diğer mühendislikler ve pek çok alanın birlikte çalışacağı ürün haline geldi. Böyle olunca üniversitenin ihtisaslaşmayı destekleyecek alanlardan da kopmaması lazım.'Toplantıya, HİTÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nurcan Baykam, TSE Deney ve Kalibrasyon Merkezi Başkanı Dr. Metehan Çalış, HÜBTUAM Müdürü Prof. Dr. İrfan Kurtbaş, İhtisaslaşma Üst Komitesi Koordinatörü Doç. Dr. Cengiz Baykasoğlu, Samsun Metal Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı (SAMLAB) Genel Müdürü Hami Danış ile Proje Koordinasyon ve Yönlendirme Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Seyfi Polat katıldı.
Yozgatlı Profesör Köy Okullarını Gezip Öğrencileri Motive Ediyor
YOZGAT (AA) - ÖMER ERTUĞRUL - İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi devlet okulunda yatılı olarak okuyan Yozgatlı profesör, tek tek köy okullarını gezerek düzenlediği etkinliklerle yol gösterdiği öğrencileri motive ediyor. Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Böyükata, devlete ve millete olan borcunu, kendisi gibi köylerde okuyan öğrencilere yol göstererek ödemek istiyor. Arkadaşlarından, çeşitli derneklerden ve düzenlediği kampanyalarda topladığı kitapları, gittiği okullarda öğrencilere hediye eden Böyükata, köylerin ismine göre, 'Hisarbey'den Farabi çıkabilir', 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' gibi isimlerle düzenlediği etkinliklerle öğrencileri motive ediyor. Derslerde öğrencilere, bilim ve bilim adamları hakkında bilgi veren Böyükata, öğrencilerin sorularını cevaplıyor. Öğrenciler de köylerinde bir profesörü ağırlamaktan, onunla ders işleyip sohbet etmekten mutluluk duyuyor.Böyükata, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinin de köyde doğduğunu, ilkokulu köyde okuduğunu anlatarak, Yozgat'ın Çekerek ilçesine bağlı Bayındırhöyük İmam Hatip Ortaokulunda 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' etkinliği düzenlediğini söyledi. Ortaokul ve liseyi, 'milletin parasıyla, Pazarören'de devlet okulunda, parasız ve yatılı olarak' okuduğunu anlatan Böyükata, 'Bu nedenle köy okullarından gelen talepleri geri çevirmiyorum. Gittiğim yerlerde Farabi'den, İbn-i Sina'dan, Aziz Sancar gibi bilime öncülük etmiş insanlardan bahsediyoruz. Onların hayatlarından örnekler veriyoruz. Bu da öğrenciler arasında merak uyandırıyor.' dedi. Böyükata, gittikleri yöreden de bahsettiklerini kaydederek, 'Yozgat'ta üst düzey birçok devlet adamımız var. Bulunduğumuz köy, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey'in doğduğu köy. Bunlar çocuklarımız için birinci derece motivasyon kaynağı oluyor.' ifadelerini kullandı. 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık'Çekerek Milli Eğitim Müdürü Zeki Akkan da bir öğretim görevlisinin köy, kasaba demeden gelmesinden mutlu olduklarını dile getirdi. Akkan, 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık. Bizim çocuklarımız eğitimin başında profesörden ders alma, onun deneyimlerinden faydalanma fırsatı buldu. Hocamıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Mustafa Bey'i her zaman köyümüzde görmek istiyoruz.' diye konuştu. Bayındırhüyük İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ahmet Erdem ise Prof. Dr. Mustafa Böyükata ile bir etkinlik düzenlediklerini aktardı. Erdem, okulda normal eğitim öğretimin dışında farklı etkinlik düzenlemeyi çok önemsediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:'Ben de köyde okudum büyüdüm, ilk defa profesörü üniversitede gördüm, tanıdım, üniversitede dinledim. Bizim öğrencilerimiz 5. sınıfta profesörle ders yapma imkanı buldu. Bu etkinliğin çocukların ufkunu açma adına büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.''Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi'Öğrencilerden Meltem Akkan da köylerine ilk defe profesör geldiğini ifade ederek, 'Çok mutlu odum, bize sorular sordu, biz de cevapladık. Aziz Sancar'ı, Akşemseddin'i, bilim insanlarını öğrendik.' dedi. Duygu Geçim de 'Profesör hocamız, bize herkesin bilim insanı olabileceğini söyledi, bize güven verdi. Aziz Sancar köyden çıktı, biz de köy okulunda okuyoruz, biz de profesör olabiliriz.' diye konuştu.Esmanur Karaşahin de profesörle ders yaptıklarını, sohbet ettiklerini aktardı.Karaşahin, 'genelde köy okullarından fazla bir şey çıkmaz' dendiğini anlatarak, 'Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi. Bizleri, daha iyi yerlere gelebileceğimiz konusunda motive etti, çok teşekkür ederiz.' ifadelerini kullandı.
Sesil Aktürk Yazio: Cremona Kaplanı! Mina Mazzini
etiket
Müzik hayatınızda ne kadar güçlüdür? Bir şarkı size aşkı veya acıyı ne kadar hissettirebilir? Çaresizliği ya da adanmışlığı? Dünyayı değiştirebilir mi? Bir şarkı insanı değiştirebilir mi? Her şeyi silip yeni baştan başlatabilir mi?
Reklam
Bilim Kurulu Üyesi Güner'den 'Bilinçli Olun' Çağrısı
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner, koronavirüsün yayılmasını önlemek için bilinçli davranmanın önemine vurgu yaptı. Güner, 'Her kademedeki kişinin bilinçli şekilde davranması son derece kıymetli. Toplu halde bir araya gelinmelerin önlenmesi; herkesin olası hastaymış gibi davranıp, biriyle karşılaştığımız vakit 'O kişi henüz belirtisiz; ama hasta olabilir' bilinciyle davranırsak herhalde ülke olarak daha anlamlı bir yerde oluruz' dedi.
Reklam
Gaziantep'te "Müzeyyen Erkul Bilim Merkezi"Nin Temeli Atıldı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) ve Erkul ailesinin iş birliğiyle yapılacak 'Müzeyyen Erkul Bilim Merkezi'nin temeli düzenlenen törenle atıldı.Gaziantep Üniversitesi Kampüsü'nde inşa edilen bilim merkezinin temel atma töreninde konuşan AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, dünyanın çok hızlı bir değişimin içerisinde olduğunu söyledi.Ülkelerin gücünün ekonomik güçleriyle değerlendirildiğini, ekonominin altında yatan en büyük gücün de teknoloji olduğunu dile getiren Bakbak, 'Çağın gerisinde kalmamız mümkün değil. Gaziantep'te yaklaşık 2 milyon nüfusa sahibiz ve nüfusun yarısı neredeyse genç. Genç nesil ve genç beyinler doğru yönlendirildiğinde ülkenin ikbali ve istikbalidirler. Bu konuda bize çok büyük görevler düşmektedir.' dedi.Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de bilim adına atılan temelin kendilerini çok heyecanlandırdığını söyledi.Tam bağımsız Türkiye olabilmek için gençlere yatırım yapılması gerektiğini anlatan Şahin, 'Teknoloji açığını kapatmamız gerekiyor. Eğitim camiasıyla yoğun şekilde çalışıyoruz. Çünkü altyapı belediyeciliği bitmiştir. Hizmet belediyeciliği artık olgunlaşmıştır. Artık kültürel belediyecilik ve şehir ekonomisi yükselen bir değerdir. O yüzden insanı merkeze alan sosyal alanda, bu şehrin gündemine dair ne varsa birlikte çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.Erkul ailesi adına konuşan Sabri Odabaşı da teknolojik gelişmelere uyum sağlayan ve bilimsel ilkeleri benimseyerek pratik olarak uygulayan bir toplumun oluşmasının sağlanması gerektiğini belirtti.Böyle bir genç neslin oluşturabilmesi için bilim ve teknolojiye ulaşılabilirliğin artırılması gerektiğine dikkati çeken Odabaşı, 'Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, çocukların ve gençlerin bilime ilgi ve merakını artıracak, teknolojiyi daha doğru kullanımlarını sağlayacak ve Gaziantep'te yakışır bir bilim merkezinin yapımını bize teklif edince çok sevinçle karşıladık ve kabul ettik.' diye konuştu.Konuşmanın ardından protokol üyeleri butona basarak, projenin temelini attı.Törene, TÜBİTAK Toplum ve Bilim Dairesi Başkanı Bekir Çengelci, GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın, AK Parti Gaziantep milletvekilleri Abdullah Nejat Koçer, Mehmet Erdoğan, Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli ve öğrenciler katıldı.Temeli atılan, 30 bin metrekare alana kurulacak ve 15 bin metrekare kapalı alanının bulunacağı merkezde, temel bilimler, teknoloji ve yapay zeka, uzay ve havacılık, enerji ve ekoloji alanlarında eğitim verilecek.
Reklam
Ayfer Batı Yazio: Eğitim Sistemimiz Beynimize Uygun mu?
etiket
Yaklaşık 2 milyonluk bir öğrenci grubunun tamamına uygun bir müfredat hazırlamak mümkün mü? Türkiye’de bugünkü müfredat, bu öğrenci topluluğunun yüzde 10’luk alt bölümünde yer alanlar için hazırlanıyor. Bu öğrencilerin her birinin farklı bir düşünce yapısı ve algılama dünyası var. Bir de eğitim sistemi okul başarısına odaklı olduğu sürece zekâ ve yeteneği, yani istidattı göz ardı etmekten kurtulamıyor. Oysaki öyle devam ediyor. Eğitimin amacı bütün çocukları ortancalar düzeyine getirmek olmadıkça eğitimde eşitsizlik sarmalı da çözülemez. Bir de kuşağında bulunduğumuz Batı eğitim sistemi ‘innovasyon’ süreci sonucu eğitim sisteminde bağışlayıcılık, merhamet, empati, minnettarlık eğitimi, uzlaşmacılık, yardımlaşma, alçakgönüllülük gibi kapitalizmin önemsemediği değerlerin bizim sistemimizde de dışarıda bırakıldığı düşünülürse, şansımız çok azalıyor.İnsan beyninin sosyal becerileri düzenleyen alanlarının zihinsel becerileri düzenleyen alanları gibi eğitilmeye ihtiyacı vardır. Ezber odaklı ve teorik bilgi yükleyici eğitim sisteminde- ki bizimki tam olarak öyle- sadece tekrarlama vardır, itaati yüceltir, zihinsel itiraz, sorgulama ve yeni deneyimlere açık olma, eleştirisel düşünme önemsenmez. “Sorma, düşünme, itaat et” öğretilir. Bu beyin tabanlı öğrenme modeline aykırıdır, öncelikle Akademik başarı önemsenir. Öğrenmeyi bize hatırlatan eğitim sisteminde – ki bizimki asla böyle değil- ise bilgiye ulaşma yolları öğretilmelidir. “Önce doğru soru sor, sonra farklı düşün, yeni deneyimlere açık ol, daha sonra itaat et” denilir.
Osman Balcıgil Yazio: Mu ve Atlantis "Şahane Palavralar" mıdır?
etiket
Merhaba Ezoterist dostları. Giderek derinleşeceğimizi söylemiştik. Neyin doğru olduğunu, ancak neyin yanlış olduğuyla karşılaştırabilirsek anlayabiliriz. Ben de Ezoterist’te öyle yapmaya çalışacağım. Bugünkü konumuz ezoterizme merak salanların en merak ettiği iki konu “Mu” ve “Atlantis”.  Buyurun bakalım. Ezoteristlerin üzerinde en çok tartıştığı konular Mu ve Atlantis’tir. Ve büyük bir ihtimalle, en azından bu konuda hiçbir zaman fikir birliğine varamayacaklardır. Kayıp olduğu söylenen bu sözde iki kıta için, ezoterizme ayağı yere basarak yaklaşanlar “saçmalık” diyor. Hayal kurma yolunda kendisini alabildiğine serbest bırakan öteki ezoteristler içinse, Mu ve Atlantis son derece gelişmiş uygarlıklardı. Dünyada uygarlığın başlangıcını, dört yüz elli bin yıl önce, başka bir gezegenden gelen gelişmiş yaratıklara bağlayanlar bile var. Mu efsanesine inananlar, birbirinden farklı onlarca söylence anlatıyorlar. Üzerinde anlaşma sağlanan, bu medeniyetin bir doğa olayı sonucu denizin dibini boylamış olması. Sözde Mu Kıtası’nda kurulu olan ezoterik organizasyonun adına Naacal Kardeşliği, bıraktıkları söylenen “bilgi hazinesi”ne de Naacal Tabletleri deniliyor.
Siemens Türkiye İle Koç Üniversitesi Dijital Üretim İçin Güçlerini Birleştirdi
İSTANBUL (AA) - Siemens Türkiye ve Koç Üniversitesi dijital üretim ve optimizasyon için sektörde yeni bir iş birliğine gitti. Siemens Türkiye'den yapılan açıklamaya göre, Siemens Türkiye, Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri Kampüsü’nde yer alan Üretim ve Otomasyon Araştırma Merkezi’nde, Koç Üniversitesi-Siemens IOT EDGE Araştırma Laboratuvarı’nı kurarak, SINUMERIK Edge Platformu’nu araştırmacıların kullanımına sundu. SINUMERIK Edge Platformu, bilgisayar nümerik kontrol (CNC), dijital teknolojiler ve bulut teknolojilerinin bir kombinasyonu olan ve dijital üretim desteği ile üretim optimizasyonunu kolaylaştıran uygulamalar geliştirilmesi için makine endüstrisi odaklı bir platform sunacak. Koç Üniversitesi-Siemens IOT EDGE Araştırma Laboratuvarı’nın açılışı için 16 Ekim Cuma günü dijital ortamda gerçekleştirilen törene Siemens Global Yönetim Kurulu Üyesi Klaus Helmrich, Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan ile Koç Üniversitesi yetkilileri ve öğrenciler katıldı. Siemens Global Yönetim Kurulu Üyesi Klaus Helmrich’in “Değişen pazar koşullarında dijitalleşme ve otomasyon” hakkında verdiği ders ile açılışı yapılan laboratuvar, Koç Üniversitesi araştırmacılarına teorik bilgilerini pratiğe dökme, SINUMERIK Edge Platformu ve Edge uygulamaları ile yüksek frekanslı veri işleme imkânı sunacak. Üretim sektörünün dijitalizasyonuna Ar-Ge desteğiSiemens’in 250 bin avro tutarındaki yatırımıyla hayata geçen araştırma laboratuvarı, bu konularda çalışmak isteyen tüm araştırmacılara ve firmalara SINUMERIK Edge Platformu ve yüksek devirli ileri üretim imkanına sahip CNC tezgâhı üzerinde uygulama geliştirme imkânı sağlayacak. Siemens Türkiye, laboratuvarda faaliyet gösterecek araştırmacılara ve firmalara Siemens Kartal Ar-Ge Merkezi’nin de bilgi birikimiyle teknik destek, danışmanlık ve eğitim desteği sağlayacak. Araştırmacılara ve bu konuda çalışmak isteyen tüm firmalara açık olacak Koç Üniversitesi-Siemens IOT EDGE Araştırma Laboratuvarı’nda, Siemens SINUMERIK Edge Platformu üzerinde üretim tezgâhı verileri anlık toplanıp analiz edilebilecek. Buradan elde edilen verilerle, kestirimci bakım, önleyici bakım, görüntüleme gibi dijital uygulamalar geliştirilebilecek. Böylece bir CNC tezgahındaki üretim sürecinin ileri veri analitiği yöntemleri ile yapay zekâ ve derin öğrenme gibi teknikler yoluyla hızlı, güvenli ve daha az hata payı ile gerçekleşmesine yönelik yeni çözümler için çalışılacak. Bu uygulamalar Siemens’in Endüstriyel Bulut Platformu Mindsphere ile bağlantılı olarak yönetilebilecek. “164 yıldır olduğu gibi Türkiye’nin gelişimini desteklemeye devam edeceğiz”Açıklamada görüşlerine yer verilen Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Hüseyin Gelis, “Siemens Türkiye olarak özellikle mühendislik alanında sahip olduğumuz potansiyelin ortaya çıkarılması için eğitim kurumlarının sanayi kuruluşları tarafından desteklenmesinin gerektiğine inanıyoruz. Bu alanda Siemens olarak sorumluluklarımızın farkındayız ve projelerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Gelecek, veriyi kullanabilen, veriden eş zamanlı faydalanabilecek teknolojilerle şekillenecek. Koç Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz araştırma laboratuvarı projesi de bu anlamda önemli bir örnek teşkil ediyor. 164 yıldır olduğu gibi Türkiye’nin gelişimini desteklemeye bundan sonra da devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Umran İnan ise şunları kaydetti:'Koç Üniversitesi olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana bilimde mükemmeliyet merkezi olma hedefiyle çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü araştırma odaklı üniversitelerin, evrensel bilim ve teknolojiye en büyük katkıyı sağlayan akademik kurumlar olduğunun bilincindeyiz. Bu doğrultuda, farklı disiplinlerin bir araya gelmesi ve sanayi-üniversite iş birliği büyük önem arz ediyor. Biz de yeni araştırma girişimlerimizi endüstride uygulanabilir hale getirmek, araştırmacıları desteklemek ve Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayacak gelişimleri tetiklemek amacıyla çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Büyük bir hızla sürdürdüğümüz araştırma-geliştirme projelerimizin yanı sıra bilgi birikimimizi ülkemizin ekonomisine katkı sağlayacak anlayışla değerlendiriyoruz. Bu çerçevede, yenilikçi teknolojileri keşfetmeyi ve endüstrinin iş ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, Siemens Türkiye ile Rumelifeneri Kampüsümüzde bulunan Üretim ve Otomasyon Araştırma Merkezi’nde kurduğumuz Koç Üniversitesi-Siemens IOT EDGE Araştırma Laboratuvarı, SINUMERIK Edge Platformu’nu araştırmacıların kullanımına sunmaktan gurur duyuyoruz.”
Reklam
Grafikli - Gine, Yarın Yeni Cumhurbaşkanını Seçecek
DAKAR (AA) - FATMA ESMA ARSLAN - Gine, Cumhurbaşkanı Alpha Conde'nin 3'üncü dönem adaylık tartışmaları ışığında, cumhurbaşkanı seçimleri için yarın sandık başına gidecek.Ülkenin 1958'de bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk demokratik güç değişimiyle 2010 ve 2015'te seçilen Conde'nin 3'üncü dönem konusundaki ısrarı, yarın yapılacak seçimlerin en önemli gündem maddesi haline geldi. Ülkedeki gerginlik, 82 yaşındaki Conde'nin, üçüncü dönem de seçilebilmesine imkan tanıyacak anayasa değişikliği referandumunu martta genel seçimlerle halkın önüne getireceğini söylemesiyle başladı. Bu açıklamadan itibaren, Conde'nin 3'üncü dönem adaylığına karşı birçok sokak gösterisi düzenlendi.3'üncü dönem adaylığı neredeyse 1 yıl tartışılan Conde yine de geri adım atmadı ve anayasaya değişikliği referandumunu seçmenin önüne getirdi. Marttaki genel seçimle yapılan referandumdan, yüzde 91,5 'evet' oyu çıktı.Muhalefet sonucun 'bir şey ifade etmediğini' savunarak Conde'nin adaylığının yasa dışı olduğunu savunuyor.Conde ise Gine halkının kararına saygı duyulması gerektiğinin altını çizerek, referandumun büyük bir çoğunlukla kabul edildiğine işaret ediyor. 2010'dan bu yana ezeli rakiplerConde'nin en güçlü rakibi olarak Gine Demokratik Güçleri Birliğinin (UFDG) lideri Cellou Dalein Diallo gösteriliyor.Conde karşısında 2010'da ikinci turda, 2015'teki seçimlerde de ilk turda yenilgiye uğrayan 68 yaşındaki Diallo, bu sefer sandıktan zaferle çıkacağına inandığını söylüyor. Diallo, 82 yaşındaki Conde'nin artık yorulduğunun altını çizerek, Conde'nin nüfusunun yüzde 60'ının 25 yaşın altında olduğu Gine'yi yönetemeyeceğini savunuyor.Seçim sonrası ne olacak endişesiHali hazırda 3'üncü dönem tartışmaları nedeniyle gergin bir atmosferin hakim olduğu ülkede, muhalefetin seçim sonrasına ilişkin açıklamaları da tansiyonu iyice yükseltti. Daha önce Conde karşıtı gösterilerde son 1 yılda 90 kişinin öldüğünü duyuran muhalif hareket Anayasanın Korunması Ulusal Cephesi (FNDC), Conde'nin adaylığının yasa dışı olduğunun altı çizerek, kazanması durumunda bile sonucu kabul etmeyeceklerini bildirdi. Diallo'nun partisi UFDG'den yapılan açıklamada ise tersi bir senaryo üzerinde durularak, Conde'nin mağlubiyeti kabul etmemesi durumunda sokağa inileceği kaydedildi. Gine Siyaset Bilim Derneği uzmanlarından Kabinet Fofana, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seçimlerin ertesi gününde şiddet olaylarının yaşanma ihtimaline dikkati çekti. Fofana, seçim kampanyasında sıkça etnik köken vurgusu yapan Conde'nin zaferinin de etnik çatışmalara yol açabileceğinin altını çizerek, siyasi partilerin sorumlu davranarak süreci bu noktaya getirmemesi gerektiğini dile getirdi. Adaylar arasında jinekolog da var iş adamı da Yaklaşık 5,4 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, yarınki seçimlerde, Conde ve Diallo dışında 10 aday daha yarışa katılacak. Adaylar arasında bir zamanlar Conde'ye yakın veya daha önce rakip olmuş isimlerin yanı sıra eski bakanlar, iş adamları, bir jinekolog ve eski büyükelçi bulunuyor.Ousmane KabaEkonomist ve Demokratik Umut Partisinin (PADES) lideri 65 yaşındaki Ousmane Kaba'nın, özellikle Conde'nin kalesi olarak değerlendirilen ülkenin batı kesimlerinde oy potansiyelinin yüksek olduğu biliniyor.İbrahima Abe SyllaCumhuriyet İçin Yeni Nesil (NGR) partisinin lideri ve elektrik mühendisi 69 yaşındaki İbrahima Abe Sylla da 2010'da Conde karşısında aday olmuş ve oyların yüzde 3'ünü almıştı.Abdoul Kabele CamaraConde'nin eski yol arkadaşlarından Abdoul Kabele Camara da Conde'nin 1998 seçimlerinden sonra tutuklandığı dönemde avukatlığını yapan isim olarak biliniyor. Gine Kalkınma Toplantısının (RDG) kurucusu Camara, Lansana Conte döneminde Dışişleri Bakanlığı, Conde döneminde ise Savunma ve Güvenlik Bakanlığı görevlerinde bulundu. Makale CamaraUlusal İttifak Cephesinin (FAN) adayı Makale Camara da Tarım ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. Yarışa katılan 2 kadın adaydan biri olan avukat Camara, Fransa ve Senegal'de büyükelçi olarak çalıştı. Makale TraoreBir diğer kadın aday, Çalışma Yoluyla Vatandaş Hareketi Partisinin (PACT) lideri Makale Traore de Conde'nin 2010'daki seçim kampanyasını yönetti. Hukukçu ve ekonomist olan Traore, kendini 'Kadınların adayı' olarak tanımlıyor. Ousmane DoreUlusal Kalkınma Hareketinin (MND) lideri 63 yaşındaki Ousmane Dore de Afrika Kalkınma Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) üst düzey görevlerde bulundu. Bouya KonateCumhuriyet Çıkarlarını Savunma Birliğinin (UDIR) lideri 40 yaşındaki iş adamı Bouya Konate de diğer adaylardan farklı olarak özel sektör tecrübesiyle dikkati çekiyor.Konate, 'siyasete dinamik bir soluk getirmeyi ve 'kamu düzeninde temizlik' vadediyor. Mandiouf Mauro SidibeFransa'da eğitim almış 69 yaşındaki jinekolog Mandiouf Mauro Sidibe de Değişim Kuvvetleri İttifakının (AFC) adayı olarak seçimlere katılıyor. Abdoulaye KouroumaMarttaki genel seçimlerde vekil seçilen Rönesans ve Kalkınma Mitingi (RRD) partisinin lideri Abdoulaye Kourouma da muhalefetin sesini sandığa taşımak istediğini söylüyor.Laye Souleymane DialloÖzgürlük ve İlerleme Partisinin (PLP) lideri 37 yaşındaki iş adamı Laye Souleymane Diallo da yolsuzlukla mücadele etmek istediğini ifade ediyor.
Reklam
"Meslek Lisesi Memleket Meselesi" Şiarıyla 11 Ton Dezenfekte Solüsyonu Ve 600 Bin Maske Ürettiler
KIRŞEHİR (AA) - ABDULLAH YILDIZ - Kırşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri yaz tatili ve hafta sonu izinlerinde bile yeni tip koronavirüs (Kovid-19) mücadelesinde aktif görev alarak tonlarca dezenfekte solüsyonu ve yaklaşık 600 bin maske üretti.Kent merkezinde bulunan okulun idarecileri, öğretmenleri ve öğrencileri, 'Meslek lisesi memleket meselesi' sloganıyla mart ayından itibaren Kovid-19 mücadelesinde aktif görev aldı. Kimya ve Bilim Teknolojileri bölümlerindeki 12 öğrenci ile 5 öğretmen, başta okullar olmak üzere resmi kurumlardan fabrikalara kadar ihtiyaç duyulan yerler için gönüllü olarak maske ve dezenfektan üretti.Okulda yaklaşık 7 ayda 600 bin maske, 11 ton dezenfekte solüsyonu, 83 ton yüzey temizleyici ve 5 ton diğer temizlik ürünlerinden üretildi, başta okullar olmak üzere resmi kurumlara ve fabrikalara verildi. Ankara, Nevşehir, Niğde ve Yozgat başta olmak üzere çevre illere de maske ve dezenfektan desteği sağlandı.Okul müdürü Turan Altıok AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını ile mücadeleye marttan itibaren başladıklarını, eğitime ara verildiği dönemde ve yaz tatilinde bile çalışmaları gece gündüz demeden sürdürdüklerini söyledi.Şehrin dezenfektan ve maske ihtiyacını karşıladıkları gibi çevre illerin yardımına da koştuklarını belirten Altıok, öğretmen ve öğrencilerin vardiya usulü tatil ve izin günlerinde de çalışmaya devam ettiğini vurgulayarak şunları kaydetti:'Pandemi ile mücadeleye meslek liselerinin de katkı vermesi gerekiyordu. 'Meslek lisesi memleket meselesi' diye söylüyoruz. Pandemi süresince bu çocuklarımız yaz demeden, cumartesi-pazar demeden çalıştı. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz adeta savaşta askerlere mermi yetiştiren fabrika gibi kimisi maske kimisi dezenfektan üreterek ülkemizin Kovid-19'la mücadelesinde ellerinden geleni yapıyorlar.'Bilişim Teknolojileri Bölümü Şefi Deniz Toksöz de çok sayıda makine ile önce siperli maske üretimine başladıklarını daha sonra cerrahi maske ürettiklerini aktardı. Toksöz, 'Bu mücadelede ne yapabiliriz diye planlama yaparak çalışmalara başladık. Geçen sürede 600 bin maske ürettik. Bu maskeler okullarımıza, sağlıkçılara ve diğer kamu kurumlarına dağıtıldı.' dedi.Maske üretimine katılan 12. sınıf öğrencisi Ayhan Avcı da okul idaresinin çağrısı ile gönüllü olarak üretime katıldıklarını, Kovid-19 ile mücadeleye katkı vermekten mutluluk duyduğunu dile getirdi.Avcı, 'Öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla ülkemizin geçirdiği bu zorlu pandemi sürecine maske atölyemizde üretim yaparak katkıda bulunuyoruz. Yaz tatili, cumartesi-pazar demeden öğretmenlerimiz ve öğrenci arkadaşlarımızla vardiyalı şekilde maske atölyesinde maske yapmaya devam ediyoruz. Hayırlı bir iş yaptığımız için memnunuz. Daha çok çalışarak katkı yapmak istiyoruz.' diye konuştu.
Covid-19 Hastalarında 'Pıhtı Atması' Riski
Başkent Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Hastanesi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tankut Akay, hastanede uzun süre yatan Covid-19 hastalarında pıhtı ortaya çıktığının fark edildiğini söyledi. Prof. Dr. Akay, 'Yani pandemi döneminde Covid-19’a yakalanan hastalar pıhtı atması açısından risk altında' dedi.
İsrail İle Bahreyn'in Diplomatik İlişkileri Başlatma Anlaşması Yapacağı İddiası
WASHINGTON (AA) - ABD'nin öncülüğünde Birleşik Arap Emirlikleri'yle (BAE) birlikte İsrail ile siyasi ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşması imzalayan Bahreyn'in bu kez İsrail'le ikili diplomatik ilişkilerin başlatılmasına yönelik ortak mutabakat imzalayacağı bildirildi. Amerikan Axios haber sitesinin ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, iki ülkenin bu pazar günü diplomatik ilişkilerin kurulması için masaya oturacağı ileri sürüldü.İki ülkeden de henüz resmi açıklama yapılmazken, kaynakların, Bahreyn'in tam teşekküllü bir anlaşma yerine şimdilik diplomatik ilişkilerin başlatılması için ortak bir mutabakat imzalamayı tercih edeceği aktarıldı. Anlaşmanın Manama'da imzalanacağı belirtilen haberde, İsrail ve Bahreynli yetkililerin yanı sıra ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin, Beyaz Saray Uluslararası Müzakereler Müsteşarı Avi Berkovitz'in de imza töreninde bulunacağı ifade edildi. Anlaşmada İsrail ile Bahreyn'nin diplomatik ilişkileri başlatıp iki ülkede elçiliklerinin açılmasının öngörüleceği vurgulanırken, aynı zamanda iki ülke arasında finans, yatırım, sivil havacılık, turizm, ticaret, bilim ve teknoloji ile sağlık ve tarım alanında iş birliğine ilişkin hükümlerin yer alacağı kaydedildi. 15 Eylül'de ABD'nin başkenti Washington'da BAE, Bahreyn ve İsrail arasında siyasi ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin bir anlaşma imzalanmıştı.
ABD İlaç Şirketi Pfizer, Kovid-19 Aşısının Başkanlık Seçimlerine Yetişmeyeceğini Duyurdu
NEW YORK (AA) – Amerikan ilaç şirketi Pfizer, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının resmi onay başvurusu için en iyi tahminle kasım ayının üçüncü haftasına kadar bekleyeceklerini açıkladı.Pfizer üst düzey yöneticisi Albert Bourla, ''aşı tarihiyle ilgili halktaki kafa karışıklığını'' gidermek için şirketin internet sitesinden kamuoyuna 'açık mektup' yayımladı.Mektupta, 'Açıkça belirteyimki Pfizer, verilerin pozitif devam edeceği varsayımıyla güvenli bir aşamaya ulaştıktan sonra kasım ayının üçüncü haftasında (Kovid-19 aşısı için) ABD'de Acil Durum Yetkilendirme Kullanımı için başvuruda bulunacaktır.' ifadesi paylaşıldı.Belirtilen zaman çizelgesinin tahmin edilen en iyi tarih olduğuna işaret edilen açıklamada, verilerin ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) yetkililerinin yanı sıra bağımsız bilim insanları tarafından oluşturulan halka açık bir panel tarafından da inceleneceği kaydedildi.-Trump, seçime kadar aşının yetişeceğini savunmuştuABD Başkanı Donald Trump, daha önce yaptığı açıklamalarında Kovid-19 aşısının 3 Kasım başkanlık seçimleri öncesine yetişeceğini savunmuştu.Pfzer Üst Yöneticisi Bourla ise 5 Ekim’de çalışanlarına yönelik yazdığı diğer açık mektupta Kovid-19 aşısı konusunda 'bilimin yanında' olduklarını belirtmiş ve aşının zamanı konusunda 'siyasi baskıya boyun eğmeyeceklerini' ima etmişti.27 Temmuz’da ABD, Arjantin ve Almanya’nın aralarında olduğu diğer ülkelerde 30 bin gönüllünün katılımıyla 3. aşama klinik denemelere başlayan Pfizer, 12 Eylül’de denemenin katılımcı sayısını 44 bine çıkarmak için ABD Gıda ve İlaç İdaresine (FDA) başvuruda bulunmuştu.ABD hükümeti, testlerin başarılı olması durumunda aralıkta 100 milyon doz, sonrasında 500 milyon doz daha aşı satın almak üzere Pfizer ile 1,9 milyar dolarlık anlaşma yapmıştı.Öte yandan, diğer Amerikan ilaç üreticisi şirketleri Johnson and Johnson (J&J) ile Eli Lilly de bu hafta, “güvenlik endişesi' nedeniyle yürüttükleri Kovid-19 aşısı ve antikor klinik deneyleri durdurduklarını açıklamıştı.
Reklam