onedio
Kayseri Şeker'de "66. Pancar Alım Kampanyası" Başladı
KAYSERİ (AA) - Kayseri Şeker Fabrikası, hasada başlayan çiftçiler için '66. Pancar Alım Kampanyası' başlattı.Kayseri Şeker'den yapılan açıklamaya göre, Bünyan ilçesi Tuzhisar Mahallesi'nde pancar üreticileri için hasat etkinliği gerçekleştirildi.Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, etkinlikte, 'C' pancarında taban fiyatın 250 lira olduğunu, bu rakamın küspe, nakliye ve prim ile birlikte 325 lirayı aşacağını belirtti. Türkiye’de henüz şeker ve pancar fiyatları ile ilgili resmi bir açıklama olmadığını belirten Akay, 'Bu sene C pancarına tonda 250 lira fiyat belirledik. Tabi küspesi nakliyesi ve primiyle beraber 300 lirayı aşacak bir rakam ortaya çıkıyor. Çok şükür küspe fiyatları iyi durumda, çiftçinin tonda 40 lira gibi bir geliri oluyor. Ortalama 35 lira gibi bir nakliye ile değerlendirildiğinde ve prim de üzerine eklendiğinde, 250 liralık pancar fiyatı aşağı yukarı 325 lira gibi bir rakama ulaşıyor.' şeklinde konuştu. Bunun çiftçi açısından önemli bir adım olduğunu kaydeden Akay, 'Biz Kayseri Şeker olarak bu manada gücümüzün en son noktasına kadar bu uygulamayı gerçekleştirmiş olacağız. Öncelikle, bunun hayırlı olmasını temenni ediyorum ve inşallah darısı A pancarına ve şeker fiyatının açıklanmasına diyorum.' ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve beraberindekiler, pancar hasadını izledi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Hammadde ve Şeker Fiyatları Yönetmeliğine göre, yurt içi talebe göre üretilen ve pazarlama yılı içinde iç pazara verilebilen şeker miktarı olarak adlandırılan A kotası ve A kotasının belli bir oranına tekabül eden ve güvenlik payı için bulundurulmak üzere üretilen şeker miktarı olarak tanımlanan B kotası dışında, şeker ham maddesi olarak üretilen ve teslim edilen pancar, C pancarı olarak kabul ediliyor.
Van'da Gösteri Ve Yürüyüşlere Geçici Yasak
VAN (AA) - Van Valiliği, gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının 15 gün süreyle yasaklandığını açıkladı.Valilikten yapılan açıklamada, anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylemler ve saldırı olaylarının önüne geçilmesinin planlandığı belirtildi.Açıklamada, şunlar kaydedildi:'Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerini sağlamak, terör örgütlerinin planlarını bertaraf etmek, milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve genel sağlığın korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin devamının temini ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi ve koronavirüs salgınının görüldüğü andan itibaren, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun önerileri, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda salgının/bulaşın toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme, sosyal izolasyonu temin, sosyal mesafeyi koruma ve yayılım hızını kontrol altında tutma amacıyla Van ili coğrafi sınırları içerisinde 21 Ekim'den geçerli 4 Kasım da dahil olmak üzere 15 gün süreyle Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantıları yasaklanmıştır.'Açıklamada, kentte, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılmasının, çadır ve stand kurulmasının/açılmasının, imza kampanyası düzenlenmesinin, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılmasının ise belirtilen tarihler arasında mülki idare amirinin iznine bağlandığı vurgulandı.
Biberonlar Mama Hazırlanırken Mikroplastikler Salıyor
ANKARA (AA) - Biberonların ısıyla temasının arttığı durumlarda yüksek düzeyde mikroplastik parçacıkları saldığı bildirildi. United Press International haberine göre, İrlanda'da Trinity College Dublin'de görevli bilim insanı Liwen Şiao liderliğinde yapılan araştırma çerçevesinde 10 biberon çeşidi incelendi. Sonuçları 'Nature' dergisinde yayımlanan araştırmada, 7 biberonda mama hazırlanırken ısıyla mikroplastik parçalarının açığa çıktığı tespit edildi. Biberonun, içindeki sıvı ne kadar sıcaksa o kadar çok mikroplastik saldığı da gözlendi.Uzmanlar araştırmanın, bebeklerin mama yoluyla günde yaklaşık 1,6 milyon mikroplastik partiküle maruz kalıyor olabileceğini ortaya koyduğuna işaret etti.Araştırmanın bulgularına eşlik eden bir makale kaleme alan Viyana Tıp Üniversitesi'nden Philipp Schwabl, 'Tespit edilen mikroplastik parçacıklarının sayısı çok yüksek görünüyor. Bu mikroplastik seviyelerini sindirmenin, bebeklere veya genel olarak insan sağlığına etkisini henüz bilmiyoruz.' ifadesini kullandı.
Reklam
1. Uluslararası Edirne Kırmızısı E-Sempozyumu
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi (TÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, 15. yüzyılda Edirneli boya ustaları tarafından elde edildikten sonra 1740'lı yıllarda Fransa'da üretilmeye başlanan Edirne kırmızısı (Rouge d'Adrinople) renginin, ihtişamı ve etkileyici yapısıyla casusluk faaliyetlerine konu olmuş bir değer olduğunu söyledi. Edirne kırmızısının, ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması amacıyla TÜ tarafından '1. Uluslararası Edirne kırmızısı e-Sempozyumu' düzenlendi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle on-line gerçekleştirilen sempozyumun açılış programında konuşan Rektör Tabakoğlu, Edirne kırmızısının sadece bir renk değil, aynı zamanda kültürel ve turistik bir değer olduğunu ifade etti.Edirne'nin 8 bin 300 yıllık geçmişiyle birçok önemli medeniyete ev sahipliği yaptığını anımsatan Tabakoğlu, 'Osmanlı'nın en kudretli olduğu dönemde 100 yıla yakın da başkentlik yapmış bir şehir. İstanbul'u fetheden bir şehir. Başkent olması sebebiyle çok sayıda bilim adamı, sanatkar ve usta Edirne'de yaşamış ve kente önemli katkılar yapmış.' dedi.Kentin unutulan değerlerini gün yüzüne çıkarmak için çalıştıklarını ve bunların başında Edirne kırmızısının geldiğini vurgulayan Tabakoğlu, şunları kaydetti:'Edirne kırmızısı kitabının geçtiğimiz yıllarda gündeme gelmesiyle birlikte kitaptaki motiflerden hareket ederek bu kültürel değeri tanıtmaya çalışıyoruz. Edirne kırmızısı kentimiz için çok önemli bir değer olacaktır. Edirne kırmızısı çok özel ve güzel bir renk. Zamanında bu rengi elde etmek için çok mücadeleler verilmiş, casusluk faaliyetleri yapılmış. Bugün bu değeri tekrar ortaya çıkarmak için bir define bulucu gibi çalışıyoruz. Edirne kırmızısı sadece Edirne'nin bir değeri değil. Osmanlı'nın geçmişteki sınırlarını düşünecek olursak o coğrafyada yaşamış tüm insanların değeri.''Edirne kırmızısını günlük hayatta görürüz'TÜ Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Gönenç Güler ise 'Edirne kırmızısının turizmdeki yeri' başlıklı sunumunda, Edirne'nin önemli bir turizm şehri olduğunu dile getirdi.Edirne kırmızısının kentin turizm potansiyeline katkı sağlayacağını aktaran Güler, 'Edirneliler kırmızıyı sever ve Edirne kırmızısını günlük hayatta görürüz. Edirne için kırmızı uzak bir renk değil, tüm turistik ürünlerde kullanılabilecek bir renktir.' diye konuştu.Güler, Edirne kırmızısını daha iyi tanıtıp turizme kazandırmak için çalışmalar yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. Sempozyumda, Türkiye, Yunanistan ve Romanya'dan akademisyen ve araştırmacılar sunum yaptı.
Sma İle 16 Yıldır Mücadele Eden Genç, Başarılarıyla Diğer Hastalara Örnek Oluyor
İSTANBUL (AA) - LALE BİLDİRİCİ BÜYÜKKARAKAYA - SMA hastalığıyla 16 yıldır mücadele eden, azmi ve ailesinin desteğiyle tedavisinde büyük ilerleme göstererek Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden mezun olmayı başaran Ayça Şahin, gelecekte hastalıkların tedavisini araştıran bir bilim insanı olmayı hedefliyor. SMA hastası 23 yaşındaki Ayça Şahin, hikayesi ve azmiyle diğer hastalara umut oluyor. Şahin'e 7 yaşında, kardeşi Burak Can Şahin'e ise 21 aylıkken Spinal Müsküler Atrofi (SMA) tanısı kondu. Teşhisin ardından anne Arzu Şahin bütün yaşamını çocuklarının tedavisine ve SMA hastalığıyla ilgili farkındalık çalışmalarına adadı. O yıllarda hastaların tek umudu ise ABD'de bulunan bir ilaçtı. Anne Şahin'in ve diğer ailelerin verdiği mücadele ses getirdi. Geçen yıl, SMA Tip2 ve SMA Tip3 ilaçları SGK kapsamına alındı. Ayça ve Burak Şahin kardeşler de ilaçlarına kavuştu. Ayça Şahin, 7 yaşından itibaren ailesiyle hastalığa karşı verdiği mücadeleyi AA muhabirine anlattı. Hastalık tanısı konduktan sonra o yıllarda tek umudunun fizyoterapi olduğunu dile getiren Şahin, okulda yürümede güçlük çekmeye başladığı zamanlarda sporu ve fizik tedaviyi hiç bırakmayarak hayata tutunmaya çalıştığını söyledi. Hastalığı sırasında eğitimine ara vermeden devam ettiğini ve liseyi birincilikte bitirdiğini ifade eden Şahin, SMA hastası olarak yaşadığı sıkıntılara değinirken 'İlaç SGK kapsamına alınmadan önce okulda yürüme mesafem çok kısalmıştı ve çok yoruluyordum. Okulda düşmelerim de artmıştı. Korkular ve düşmeler fiziksel zayıflıkla birleşince hoş olmayan sonuçlar ortaya çıkıyor. O yıllarda 10 metre adım atıp, duraklayıp daha sonra tekrar yürüyebiliyordum.' diye konuştu.İlaç tedavisine 21 yaşında başlayabildiğini belirten Ayça Şahin, sözlerine şöyle devam etti:'İlaç tedavisine 2019 Şubat ayının sonunda başladım. Bugüne kadar kas kaybımı önlemek için annemin desteğiyle fizik tedavi, fizyoterapi ve egzersizleri yapmaya çalıştım. Türkiye'de SGK kapsamındaki ilacı alan ilk yetişkin hastaydım. O an çok mutlu olmuştum. İlaç kutusunu aldığımda paha biçilmez bir mutluluk yaşadım. Herkesin bu ilacı alacağını öğrenmek ve herkesin bu ilaca erişmesinde katkımız olması çok güzel bir his. İlaç tedavisine başladıktan sonra da yürümede 10 metrede bir olan duraklama mesafesi, yaklaşık 100 metrede bire çıktı. Dolayısıyla şu an yürümemde 10 kat kadar bir artış var. Bu ilerlememde egzersiz ve tedavinin de payı çok büyük.' 'Hastalıkla beraber yaşamayı öğrenmek ve mümkün olduğunca ileriye gitmek gerekiyor.' diyen Şahin, bu nedenle çocukluğundan beri hep genetik bölümünü okumak istediğini anlattı. Şahin, 'Gözünüzün önünde sürekli kötüleşen hastalar oluyor. SMA, tedavi edilmediği taktirde ilerleyen bir hastalık. Genetik okuyarak diğer hastalara faydam olsun istedim. SMA hastalığı ve diğer hastalıkların tedavisinde bilime katkı sunmak için Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nü tercih ettim ve mezun oldum. Yüksek lisansı da nörobilimde yapmaya karar verdim ve başvurdum. Başvurum kabul edildi ve 2 haftadır yüksek lisansa devam ediyorum.' ifadesini kullandı. SMA hastalıklarının tedavileriyle ilgili de araştırmalar yaptığını söyleyen Ayça Şahin, şöyle devam etti: 'Tedavi için beklerken sığındığımız en güzel limanlardan biri kesinlikle bilim ve bilim insanlarıydı. Allah'a güvendim. Anneme, babama, bilim insanlarına güvendim. Ben de bilim insanlarından biri olmak istedim. Bu nedenle Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünü tercih ettim. Gelecekteki hedeflerimden biri de kesinlikle hastalıklara tedavi bulma ve onların mekanizmasını araştırma konusunda ilerlemek olacak. Bilime bir şekilde katkımın olması ve hastaların hayatlarına dokunmak en büyük amacım oldu. Birinin yüzündeki gülümsenin kökeninde emeğim olsun istiyorum'Dünyada şu an SMA için 3 tedavi şekli bulunduğuna işaret eden Şahin, bu tedavilerden hangisi alınırsa alınsın egzersiz ve doğru beslenmenin önemli olduğunu belirtti. 'SMA annelerin sesi olmaya çalıştım'SMA hastası 2 çocuğunun tedavisi ve diğer SMA hastaları için yaptığı çalışmaları anlatan anne Arzu Uz Şahin, hastalara ve ailerine yardım eden SMA Benimle Yürü Derneği'nin kurucu yönetim kurulu üyesi olduğunu söyledi.Anne Şahin, çocuklarıyla birlikte verdiği mücadeleyi şu sözlerle anlattı:'Çocuklarıma SMA tanısı konulduğunda Ayça 7 yaşında, oğlum 21 aylıktı. O dönemde sığınacağımız tek şey fizik tedavi ve eğitimdi. Doktor, 'Çocuklarınız kas hastası. Günden güne zayıflayacak ve yürüme yetilerini kaybedebilir. Belki bir bardak kaldırıp sularını bile içemeyebilirler. Yapacak hiçbir şey yok ve sadece fizyoterapi var.' dedi. O dönemlerde çocuklarımı fizyoterapi merkezine 'Sizi spor okuluna götüreceğim.' diyerek götürdüm. Biraz daha bilinçlendiklerinde hastalıklarını açıkladık.'SMA hastalarının ilaçlarını SGK kapsamına alınması için büyük mücadele verdiğini ve o yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanlığı ile iletişim kurduğunu anlatan Arzu Şahin, şöyle konuştu:'Hayatımda Meclis'in yolunu bilmiyordum. Meclis'e bir girdim ve çıkamadım. Dernek kurarak bir dernek çatısı altında birleşerek kapılarımızı herkese açtık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a bütün SMA hastaları adına 2 kez ulaştım. Kendisine durumu anlattım ve büyük hassasiyetle dinledi. Sağlık Bakanı ile de görüştüm. Mücadelemiz sonucunda 2019 yılının Şubat ayında, SMA Tip2 ve SMA Tip3 ilaçları SGK kapsamına alındı.' Çocuklarının eğitimde çok başarılı olduğunu ve onlarla gurur duyduğunu ifade eden Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:'Sevgili SMA anneleri ve SMA hastaları, hayat ne kadar zor olursa olsun hayatla mücadele etmekten asla vazgeçmeyin. Oğlum Burak yürüme yetisini kaybetmişti. Hatta kollarını kaldıramıyor ve sağına soluna dönemiyordu. Bu tedaviyle birlikte onda da bazı hareketler oldu. Buzdolabının kapağını açabildi. Günden güne de akülü sandalyeyi daha hızlı çevirebiliyor. Hazırlık okuduğu için İngilizce öğreniyor. Umudunuzu hiçbir zaman kaybetmeyin ve doğru bildiklerinizden şaşmayın.'
Reklam
Kansere Karşı Medikal Sanayi Hamlesi
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin Orta Doğu'ya açılan kapısı Gaziantep'te kanser hastalarına şifa olacak bir tesis inşa ettiklerini belirterek 'Proton Hızlandırma ve Radyofarmasötik Tesisi'nde üreteceğimiz moleküllerle hem ithalatın önüne geçecek hem de yenilikçi bilimsel çalışmaları destekleyeceğiz.' ifadelerini kullandı.Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, güçlü sanayisi ve eşsiz kültürüyle meşhur Gaziantep, sağlık alanında da önemli bir hamleye hazırlanıyor. Proton Hızlandırma ve Radyofarmasötik Tesisi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğünün en büyük bütçeli projesi olacak. Tesiste kullanılacak TR 19 model proton hızlandırıcı montajının ardından 2021'de radyoaktif ilaç üretimine geçilecek. Tesiste Ar-Ge faaliyetleri de yürütülecek.Kanser tedavisinde kullanılacak ilaçların üretileceği tesisin kurulum projesi için martta Gaziantep Üniversitesi ile İpekyolu Kalkınma Ajansı tarafından imzalar atıldı.Yaklaşık 47 milyon lira ile kalkınma ajanslarının bir seferde verdiği en yüksek destekle yapımına başlanacak tesis, Gaziantep Teknoloji Geliştirme Bölgesi'nde kurulacak. Tesiste, özellikle kanserli hastalarda hastalığın teşhisi, hangi evrede olduğu, metastazları gibi yapılacak kritik değerlendirmelerde güvenilir sonuçlar alacak radyoaktif malzemeler üretilecek. Proton hızlandırıcı üreticisi olan Kanadalı bir firma, TR 19 model cihaz üretimine başlarken tesis, 2021'de hizmete girecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, çalışmayı sosyal medya hesabından duyurdu. Varank, 'Türkiye'nin Orta Doğu'ya açılan kapısı Gaziantep'te kanser hastalarına şifa olacak bir tesis inşa ediyoruz. Proton Hızlandırma ve Radyofarmasötik Tesisi'nde üreteceğimiz moleküllerle hem ithalatın önüne geçecek hem de yenilikçi bilimsel çalışmaları destekleyeceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.'3-4 yılda amorti edecek'Gaziantep Üniversitesi Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Elboğa da kanser tanı ve tedavisinde rutin olarak kullandıkları radyoaktif ilaçlar için yurt dışına ciddi miktarda döviz verdiklerini belirterek 'Bu giderlerden kurtulacağız. Sonrasında ürettiğimiz farklı molekülleri çevre, komşu ülkelere ihraç etmeyi planlıyoruz. Bu hedefler tuttuğunda tesisimiz 3-4 yılda kendini amorti edecek.' ifadelerini kullandı.Bu tip ilaçların bir ömrü olduğunu, İstanbul'dan bir ürünün 4-5 saatte Gaziantep'e geldiğini vurgulayan Elboğa, şunları kaydetti: 'İlacın yarı ömrünün 110 dakika olduğunu dikkate alırsak 2 ya da 3 kere yarılanma ömrü demektir. Yani İstanbul'dan bana ilaç gönderilirken burada kullanacağım ilacın yaklaşık 3 misli yüklenip öyle gönderilmesi gerekiyordu. Bu da ister istemez maliyetlere yansıyordu. Bu maliyetler artık ürün Gaziantep'te üretildiğinde yansımayacak.'Elboğa, Türkiye'de üretilmeyen farklı moleküllerden yola çıkarak bakır, zirkonyum gibi elementlerin üretimine odaklanmayı temel amaç edindikleri bilgisini vererek, işin bir de akademik boyutunun olduğunu kaydetti. Farklı elementler kullanarak yeni bilimsel çalışmalar da yapacaklarını dile getiren Elboğa, 'Herkesin kullandığı ürünleri kullanıp onunla ilgili yayınlar yapabiliyorduk. Şimdi hiç kimsenin elinde olmayanları elde edip, kimsenin yapamadığı araştırmaları yapıp dünya bilim literatürüne kazandırmak istiyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.'Teknolojik ve stratejik dönüşüm'İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Burhan Akyılmaz da tesisin 2 bin metrekarelik bu alanda kurulacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:'Bu yatırımla Gaziantep'e yenilikçi, katma değerli, yüksek teknolojili, yerli ve milli üretim esasına dayanan, nitelikli istihdam yaratan bir tesis kuracağız. Burada üretilen ilaçlar iç piyasaya arz edilirken bir yandan da özellikle Orta Doğu ülkelerine ihraç edilebilecek. İpekyolu Kalkınma Ajansı olarak Gaziantep sanayisinin küresel rekabet koşulları içinde ihtiyaç duyduğu teknolojik ve stratejik dönüşüm sürecinin başlangıcını yapmış olacağız. Bu yatırımla Türkiye'nin ilaç endüstrisindeki cari açığının azaltılmasını hedefliyoruz. Kanser ilaçlarının üretimine verdiğimiz bu destekle Gaziantep artık küresel ekosistem içinde nitelikli yüksek teknolojili ürünlerde rekabet edebildiğini dünyaya göstermiş olacak.'Medikal sanayi ve sağlık turizmiJeopolitik olarak önemli bir noktada bulunan Gaziantep'ten, 4 saatlik bir uçuşla 1,8 milyar kişiye ulaşılabiliyor. Bu özelliğiyle Orta Doğu, Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa'yı hinterlandına alan şehirde sanayi ve ticaret en önemli iş kolları olarak dikkati çekiyor. Kurulacak tesisin sağlık endüstrisi ve sağlık turizmi alanlarında da Gaziantep'e artı değer katması amaçlanıyor.
'Vaka Sayısı Düşerse Yoğun Bakımlardaki Zatürre Hastalarının da Sayısı Düşer'
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimi ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Murat Gündüz, ülke genelinde yüzde 5,9 olan zatürre hasta oranının koronavirüsün yapısı gereği çok fazla değişmeyeceğini ancak tedbirlere uyup vaka sayısını azaltarak zatürreden kaynaklı yoğun bakımlara giren hasta sayısının önüne geçilebileceğini kaydetti.
Kocaeli'de Kovid-19 Salgınıyla Mücadelede Yeni Kararlar Alındı
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de, İçişleri Bakanlığının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında yayımladığı ek genelge doğrultusunda yeni kararlar alındı.Kocaeli Umumi Hıfzıssıhha Kurulu, salgınla mücadele amacıyla alınan tedbirlerin uygulanmasına dair takip, denetim, uyarı ekseninde mevcut durumun analiz edilerek, alınan tedbirler ile yürütülen denetim faaliyetlerinin değerlendirilmesi, salgınla mücadelede kurumsal kapasitenin yükseltilmesi amacıyla ilgili kurum ve kuruluşların takip, denetim ve uyarı sistemine daha fazla katkı sunmalarına yönelik hususların görüşülmesi ve karara bağlanması amacıyla Vali Seddar Yavuz başkanlığında toplandı.Toplantıda alınan kararlar şöyle:'1. Covid 19 pozitif ya da temaslı olması nedeniyle evde izolasyonu uygun görülen kişilerin, izolasyon süresince ikamet ettiği daire, bina ve/veya sokakta virüsün çevreye yayılma riskinin yüksek olması nedeniyle Kaymakamlıklarca uygun görülmesi halinde karantina tedbir kararları alınmasına, ilgili daire, bina ve/veya sokağa alınmış olan karantina tedbirini gösterir yazı asılmasına, kolluk birimleri tarafından yapılan denetimlerde karantina tedbirlerine uyulmadığının tespit edilmesi halinde ilgili mevzuat hükümlerince gerekli adli ve idari cezai işlemlerin başlatılmasına,2. 2020/105 sayılı İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararımız gereği, hakkında evde/ikametinde izolasyon kararı verilmiş olmakla birlikte “geçici ve mevsimlik işlerde çalışan tarım ve inşaat işçileri ile değişik sebeplerden ötürü izolasyon sürecini geçirecek uygun bir meskeni olmayan kişiler ile evde izolasyonda olması gerekirken yapılan denetimler sonucunda konutlarını terk etmek başta olmak üzere değişik şekillerde izolasyon kararına aykırı hareket eden Covid-19 pozitif ve temaslı olan kişilerin” izolasyon süreçlerini geçirmeleri/tamamlamaları için, İzmit Samiha Ayverdi, Gölcük ve Gebze KYK Yurtları 15.09.2020 tarihinden itibaren Valiliğimize tahsis edilmiş olup, İlçe Sağlık Müdürlükleri ve/veya hastanelerde tespit edilen Covid 19 pozitif ya da temaslı vatandaşlarımızın KYK yurtlarında misafir edilerek izolasyonlarının sağlanmasına,3. İl/İlçe Sağlık Müdürlükleri tarafından gerekli tedbirlerin ivedilikle alınarak, filyasyon ekip sayılarının arttırılmasına, vaka başı filyasyon çalışmalarının azami dikkat ve özenle takip edilerek tüm temaslılarının tespit edilmesine, ortalama filyasyon süresinin en fazla 12 saat olması için gerekli çalışmaların titizlikle sürdürülmesine, Aile Hekimleri tarafından yapılması gereken Covid 19 pozitif vaka ve temaslı izlem sayılarının artırılmasına,4. 2020/101 sayılı İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararımızda “Covid-19 riskini azaltmak için kamu kurumlarına girişlerin “Hayat Eve Sığar (HES)” kodu veya GBT sorgulaması ile yapılmasına, vatandaşlara yardımcı olmak amacıyla bina girişlerinde gerekli tedbirlerin alınmasına,” hükmü yer almakta olup, bu kapsamda her kurumda HES uygulamasının entegrasyonunu sağlayacak bir yetkili belirlenmesine, gerekli altyapı çalışmalarının ivedilikle tamamlanarak uygulamanın başlatılmasına, HES kodu sorgulamasının ilgili kamu kurumlarında çalışan personel girişlerinde de uygulanmasına, kurumlarda HES Kodu sorgulamasına ait çalışmaların sıralı amirlerce titizlikle denetlenmesine,5. İlimizde faaliyetlerini sürdüren sanayi işletmelerinin, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) uzmanları tarafından hazırlanan “Covid-19 Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu”nda yer alan kriterlere göre “Covid 19 Güvenli Üretim Belgesi” alması için gerekli çalışmaların planlanmasına,6. 2020/62 ve 2020/86 sayılı İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararlarımız gereği, İlimiz genelinde konaklama tesislerinin “Güvenli Turizm Sertifikası” almasına yönelik çalışmaların Kaymakamlıklarca titizlikle takip edilmesine,7. Sanayi ve üretim tesisleri ve diğer tüm işletmelerde Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından hazırlanan güncel “Covid 19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi”nde yer alan kurallara titizlikle uyulmasına, bulaş riskinin yüksek olduğu personel servis araçları, yemekhane, çay ocağı vs. gibi ortak kullanım alanlarında gerekli tüm tedbirlerin alınmasına, İl/İlçe Sağlık Müdürlükleri koordinasyonunda Covid 19 pozitif ve temaslısı olan çalışanların zamanında tespit edilerek izolasyonlarının sağlanmasına, 8. İl Sağlık Müdürlüğü ve Kocaeli Üniversitesi iş birliğinde Valilik Basın Birimi ile koordinasyon sağlanarak, vatandaşlarımıza yönelik Covid-19 hastalığı bulaş şekli, korunma yöntemleri, hijyen, maske kullanımı ve sosyal mesafenin önemi ile ilgili billboard ve kamu spotu çalışmaları yapılmasına, eğitim videoları hazırlanmasına, eğitici TV programlarına (Valiliğimizden izin alınarak) katılım sağlanmasına, yazılı ve görsel medya ile ilimizdeki tüm kurum/kuruluşların sosyal medya hesaplarının farkındalık çalışmalarında etkin olarak kullanılmasına, 9. Her türlü kafeterya, restoran, çay bahçesi vb. işletmelerde kış dönemine girilmesi ve kapalı alanlarda daha uzun süre kalınması da göz önünde bulundurularak pandemi kurallarına uygun oturma düzeni oluşturulmasına, oturma düzeni haricinde kalan sandalyelerin kaldırılmasına,10. Covid 19 hastalığı açısından risk grubunda yer alan 65 yaş üstü vatandaşlarımız için 2020/100 sayılı İl Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararımız gereği uygulanan toplu taşıma kısıtlama saatlerinde gerekli denetimlerin Belediyeler ve kolluk kuvvetleri tarafından titizlikle yapılmasına,11. Covid 19 bulaş riskini engellemek için, izin ve/veya tatil sonrası ilimize dönüş yapan vatandaşlarımızın 14 gün süre ile kendi izolasyonlarına dikkat etmeleri hususunda İl/İlçe Sağlık Müdürlüklerince yazılı, görsel basın ve sosyal medya aracılığı ile bilgilendirme yapılmasına,12. Muhtarlar ve hemşehri dernekleri yöneticilerinin pandemi sürecinde daha etkin görev almaları sağlanarak iş birliği içerisinde vatandaşlarımıza yönelik Covid-19 hastalığının bulaş yolları, korunma yöntemleri ile ilgili daha fazla bilgilendirme çalışması yapılmasına, Konu hakkında gerekli hassasiyetin gösterilerek uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesine ve mağduriyete neden olunmamasına, alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanununun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilmesine ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanununun 195. maddesi kapsamında gerekli adli işlemlerin başlatılmasına, oy birliği ile karar verildi.'
Reklam
Türkiye'nin Koronavirüsle Mücadelesinde Son 24 Saatte Yaşananlar
ANKARA (AA) - Türkiye'de son 24 saatte 2 bin 26 kişiye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısı konuldu, 75 kişi hayatını kaybetti.Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu, 'covid19.saglik.gov.tr' adresinden paylaşıldı. Güncel verilere göre, son 24 saatte 116 bin 249 Kovid-19 testi yapıldı, 2 bin 26 kişiye hastalık tanısı konuldu.Son 24 saatte 75 kişi Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi, 1424 kişi iyileşti. Böylece Kovid-19 tedavisi tamamlananların sayısı 305 bin 427'ye yükseldi.Toplam test sayısı 12 milyon 524 bin 561'e ulaştı. Hasta sayısı 349 bin 519, vefat sayısı 9 bin 371, ağır hasta sayısı 1447, aktif hasta sayısı 34 bin 721 oldu.Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 5,6, yatak doluluk oranı yüzde 48,1, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 65,2, ventilatör doluluk oranı yüzde 32,1, ortalama temaslı tespit süresi 7,5 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,6 olarak kayıtlara geçti.'Sağlık çalışanlarımızın emeklerini katkı vererek yüceltelim'Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Ağır hasta sayısını azaltmadan mücadelemizi başarıya ulaştırmamız güç. Bunu ancak tedbirlere birlikte uyarak güç birliğiyle sağlayabiliriz. Sağlık çalışanlarımızın emeklerini katkı vererek yüceltelim.' ifadesini kullandı. İçişleri Bakanlığınca 19 ildeki 34 yerleşim yerinde karantina tedbiri uygulandıİçişleri Bakanlığı, Kovid-19 salgını nedeniyle bugün itibarıyla 19 ildeki 34 yerleşim yerinde karantina tedbirinin uygulandığını, buralarda toplam 20 bin 232 kişinin yaşadığını bildirdi.Doktor olan eşinin Kovid-19 testi pozitif çıkan Bartın Valisi Sinan Güner, karantinaya alındı. Süper Lig ekiplerinden Hes Kablo Kayserispor'da bir futbolcunun Kovid-19 testinin pozitif çıktığı açıklandı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Kovid-19 tanısıyla yoğun bakımda tedavisi süren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sağlık durumuna ilişkin, 'Başkan Muhittin Böcek'in sağlık durumunda son birkaç gün içinde olumlu gelişme yaşanmakla birlikte durumu halen kritik.' açıklamasında bulundu.Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Kovid-19 salgınıyla ilgili üstün nitelikli çalışmalarıyla öne çıkan bilim insanlarını, araştırmalarında teşvik etmeyi, desteklemeyi ve onurlandırmayı amaçlayan 'TÜBA COVID-19 Küresel Salgınla Mücadele Özel Ödülü'ne son başvuru tarihini 13 Kasım olarak belirledi.Temasta bulundukları kişiler hakkında yalan beyanda bulunanlara para cezasıTunceli'de, temasta bulundukları kişiler hakkında yalan beyanda bulunan Kovid-19 tanılı iki kişiye 6 bin 300 lira para cezası uygulandı.Kovid-19 tedbirlerine uymadıkları gerekçesiyle Kocaeli'nde 207, Kırklareli'nde 14 kişiye para cezası verildi. Bartın'da, Kovid-19 salgını tedbirleri kapsamında, son 3 ayda 62 kişi yurtlarda karantina altına alındı. Doğu Anadolu'da, Kovid-19 önlemleri kapsamında Ardahan, Kars, Erzincan ve Tunceli'de denetimler gerçekleştirildi.Kovid-19 önlemleri kapsamında Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye'de denetimler yapıldı. Ardahan'ın Damal ilçesinde bir köy, Malatya'nın Doğanşehir ve Pütürge ilçelerinde birer mahalle, Kocaeli'nin Çayırova ilçesinde bir apartman Kovid-19 tedbirleri kapsamında karantinaya alındı.
Madagaskar'da Kovid-19 İçin İlan Edilen Ohal Kaldırıldı
İSTANBUL (AA) - Afrika'nın Hint Okyanusu'ndaki ada ülkesi Madagaskar'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kaldırıldı.Yerel basındaki haberlere göre, Madagaskar Cumhurbaşkanı Andry Rajoelina, ülke genelinde yüzde 96 iyileşme sağlandığını açıkladı.Rajoelina, Kovid-19 hastalarının iyileşmesindeki başarının 7 milyon dozdan fazla dağıtılan 'Covid Organics' ilacının sağladığını öne sürdü.Ülke genelinde acil durum kaldırılmasına rağmen diğer ülkelerdeki Kovid-19 artışları nedeniyle sınırların 29 Ekim'e kadar kapalı kalacağı bildirildi.Birçok şifalı otun karışımından oluşan 'Covid Organics'Madagaskar Uygulamalı Araştırma Enstitüsü bilim insanları, sıtma tedavisinde kullanılan artemisia bitkisi (pelin otu) ve ülkedeki birçok şifalı otun karışımından oluşan 'Covid Organics'i geliştirmiş, Rajoelina, bu karışımı 20 Nisan'da canlı yayında içerek tanıtmıştı. Hükümet, temmuzda da bu ilaçtan vazgeçerek tedavi merkezleri açmaya başlamıştı.Rajoelina, 8 Ekim'de sokağa çıkma yasağını kaldırdığını ilan etmişti. 26 milyon nüfuslu ülkede 16 binden fazla kişi virüse yakalandı ve 238 kişi ise hayatını kaybetti.
Hindistan Bilim Kurulu Nüfusun Yarısının Şubat Ayına Kadar Kovid-19'A Yakalanabileceğini Açıkladı
ANKARA (AA) - Hindistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadeleyle görevlendirilen bilim kurulu, ülke nüfusunun yarısının şubat 2021'e kadar virüse yakalanabileceği öngörüsünde bulundu.Kurul, 1,3 milyar kişinin yaşadığı Hindistan'da, sosyal mesafe ve maske takma gibi önlemlerin göz ardı edilmesi durumunda, nüfusun en az yarısının şubat ayına kadar Kovid-19 ile enfekte olabileceğini ortaya koyan yeni bir matematiksel modele ilişkin bilgi verdi. Bilim kurulunun Hindistan Teknoloji Enstitüsü'nde görevli üyesi Profesör Manindra Agrawal, 'Matematiksel modelimiz, nüfusun yaklaşık yüzde 30'unun (380 milyon) şu anda enfekte olmuş olabileceğini ve şubat 2021'e kadar bu oranın yüzde 50'ye çıkabileceğini gösteriyor.' ifadelerini kullandı.Virüsün yayılma hızının yavaşlatılmasının en önemli nokta olduğunu vurgulayan Agrawal, 'Kayıt altına alınmamış vakaları dikkate alan yeni bir model geliştirdik. Böylece enfekte kişileri iki kategoriye ayırıyoruz. Bunlar, kaydedilen vakalar ve rapor edilmeyen enfekte kişiler.' dedi.Uzmanlar ayrıca Hindistan'da Durga Puja ve Diwali festivalleri sırasında Kovid-19 vaka sayılarının artabileceğini bildirdi.Kovid-19 verilerinin derlendiği 'Worldometer' internet sitesine göre, Hindistan'da 8 milyon 388 bin 13 kişi Kovid-19'a yakalandı, 224 bin 732 kişi virüs nedeniyle yaşamını yitirdi.
Reklam
Mehmet Şakiroğlu Yazio: Üniversiteler Açılıyor mu?
etiket
Üniversiteler yeniden yüz yüze eğitime geçiyor. Önce anaokul ve ilkokul 1, sonrasında ortaokul ve liselerin kademeli olarak açılması ile birlikte gözler üniversitelere çevrilmişti. Üniversitelerin açılması için bilim kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda kabine toplantısının ardından yapılacak açıklama bekleniyor.
Can Aydoğmuş Yazio: 2021 = 3.Dünya Savaşı
etiket
Canım Okurlarım, Özellikle aylardır 2020 Eylül sonundan itibaren Satürn’ün düz dönmeye başlaması ile 2020 Ekim, Kasım ve Aralık aylarının özellikle çok sert geçeceğini hatta 2020 yılının Ocak ayının sonunda başlayıp Mayıs ayına kadar süren dönemin tekrar yaşanacağını  söylemiştim. Açıkçası 2020 Ekim, Kasım ve Aralık ayı; terör, saldırılar, yangınlar, doğal afetler, dış düşmanların saldırıları, gizli düşmanların ortaya çıkması ve artması, sel, toprak kayması, ekonomik sıkıntı, bankalar için tatsız süreç, deprem ve açıkçası Türkiye için uykusuz ve gergin geceler anlamına geliyor...  Bir insanın astroloji haritasında böyle bir açı meydana geldiği zaman, endişe ve kaygı bozukluğu yaşanabilir. Düşmanlar saldırabilir, sağlık sıkıntısı yaşanabilir ve alacaklarını alamamanın yanında ekonomik krize 30 yıldır girilmediği kadar yoğun bir şekilde girilebilir!  Açıkçası bu dönemin zaten Amerika ve Rusya için çok kötü bir dönem olduğu ve aynı zamanda Azerbaycan’ın 2023 Ocak sonrasına kadar ciddi bir mücadeleden geçeceği, İran’ın özgürleşme mücadelesine gireceği, birçok Arap ve Afrika ülkesinin sert yönetimlerden daha cumhuriyetçi veya özgürlükçü yönetimlere geçişe yönelecekleri görünüyor. Bu açıdan 2020 yılının; 2021 ve 2022 yıllarına göre bizler ve dünya için de gergin bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
Reklam
Özgür Akın Yazio: Biyomimikri
etiket
Doğada bulunan varlıkların taklit edilmesi prensibine dayanan biyomimikri doğadan öğrenerek, doğada bulunan formları, süreçleri ve sistemleri örnek alarak yine doğanın öğretilerini içinde yer aldığımız evrene en az zarar verecek şekilde kullanır.
Cizre, Restore Edilen Tarihi Yapılarıyla Ziyaretçilerini Ağırlayacak
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Şırnak'ın Cizre ilçesi, sağlanan huzur ikliminde restore edilen tarihi ve kültürel mekanlarında ziyaretçilerini ağırlayacak.Bölgede yıllarca terörün gölgesinde kalan tarihi ve kültürel zenginlikler, tesis edilen huzurla bir yandan restore edilirken bir yandan da ziyaretçilerine kapılarını açıyor.Adı yıllarca terör örgütü PKK'nın saldırılarıyla anılan, devlet eliyle ihya çalışmaları sayesinde büyük bir dönüşümün yaşandığı Cizre, tarihi ve kültürel zenginliklerini yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor.İlçedeki Hazreti Nuh Peygamber Türbesi, İsmail Ebul-İz El-Cezeri Türbesi, Mir Abdal Medresesi, Mem u Zin, Hamidiye Kışlası, Mehmet Ağa Kasrı gibi tarihi yapılar ziyaretçilerini ağırlarken, Dağkapı Mahallesi'ndeki ejder figürlü kapı tokmakları ile ünlü tarihi Ulu Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğünden alınan olurla Cizre Belediyesi tarafından restore ediliyor.Ünlü İslam düşünürlerinden Molla Ahmed Cizirî'nin ders verdiği, dönemin üniversitelerinden biri olan Kırmızı Medrese'nin de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonuna başlandı.'Restorasyon bittikten sonra misafirlerimizin sayısında artış bekliyoruz'Cizre Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Cüneyt Munis, AA muhabirine, ilçenin zengin bir tarihi potansiyele sahip olduğunu söyledi.İlçeye yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda misafirin tarihi mekanları ziyaret ettiğini ifade eden Munis, bu tarihi mekanlar arasında yer alan Hazreti Nuh Peygamber Türbesi, Ulu Cami, Kırmızı Medrese, İsmail Ebul-İz El-Cezeri Türbesi, Mir Abdal Medresesi, Mem-u Zin Türbesi, Hamidiye Kışlası, Mehmet Ağa Kasrı'nın büyük ilgi gördüğünü aktardı.Munis, belediye olarak restore ettikleri tarihi mekanlar kadar çalışmaların devam ettiği yapıların da bulunduğunu dile getirerek, 'İnşallah bu restorasyonlar bittikten sonra ilçemize gelen misafirlerimizin sayısında artış bekliyoruz. Herkesi ilçemize davet ediyoruz.' dedi.'Dünyaca meşhur'Araştırmacı yazar Abdullah Yaşın da ilçenin çok önemli tarihi eserleri bünyesinde barındırdığını belirterek, 14. yüzyılda yapılan Kırmızı Medrese'nin bu tarihi zenginliklerden biri olduğunu vurguladı.'Külliye olarak yapılan medrese, kırmızı tuğlalardan inşa edildiği için 'Kırmızı Medrese' denilmiş. Burası bir eğitim fakültesiydi. Burada birçok bilim adamı yetişmiştir. Burası dünyaca meşhur bir yerdir. Çok ünlü bir tarihi eserdir.' diyen Yaşın, bu tarihi mekanın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.Yaşın, çalışmaların tamamlanmasının ardından Kırmızı Medrese'nin yeniden eğitim ve kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapacağını kaydetti.Dağkapı Mahallesi'ndeki Ulu Cami'nin tarihi önemine değinen Yaşın, 'Ulu Cami, Hazreti Ömer zamanında kurulmuş bir üniversitedir. O zamandan şimdiye kadar binlerce insan yetişmiştir. Birkaç kez restore edilen caminin son restorasyondan sonra tekrar ibadete açılması, bölge turizmi için de önemli olacaktır.' diye konuştu.Yaşın, caminin kapı tokmaklarındaki ejderlerden birinin Dicle'yi, diğerinin Fırat'ı simgelediğini ifade etti.'Buradaki güzellikler anlatılmaz, gelip, yaşanır' Mehmet Ağa Kasrı'nda müzik dersi veren Abdülmecit Çağırıcı, restore edilen tarihi yapının belediyenin bünyesinde hizmet verdiğini aktardı.Herkesin ilçedeki tarihi mekanları gelip, görmesini istediklerini anlatan Çağırıcı, 'Buradaki güzellikler anlatılmaz, gelip, yaşanır. Tarihi zenginlikleri barındıran bölgemize herkesi bekliyoruz.' şeklinde konuştu.Vatandaşlardan Mehmet Emin Önür, evinin Kırmızı Medrese'nin karşısında olduğunu belirterek, restorasyonun ardından herkesi Kırmızı Medrese'yi görmeye davet etti.Süleyman Özbay da Van'dan Mem-u Zin Türbesi'ni ziyaret etmek için geldiklerini anlatarak, çok güzel tarihi yapıları görmekten mutluluk duyduklarını söyledi.Özbay, 'Herkese buraları görmelerini mutlaka tavsiye ediyorum. Çok güzel bir mekan, çok güzel bir ilçe.' dedi.
Arkeologlardan Aizanoi'nin Tiyatro Ve Stadyumuna "Antik Çağ" Dokunuşu
KÜTAHYA (AA) - MUHARREM CİN - Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde geçmişi 5 bin yıl öncesine uzanan Aizanoi Antik Kenti'ndeki tiyatro ve stadyum yapılarına orijinal görünümlerinin kazandırılması amacıyla, zamanla yerinden sökülen 1 ton ila 3 ton arasında değişen ağırlıklara sahip 2 bin 400'e yakın taş bloğun kaldırılması işlemi tamamlandı.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2012'de dahil edilen, 'İkinci Efes' olarak da nitelendirilen Aizanoi'de kazı ve alan araştırması, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özer başkanlığında 9 yıldır sürüyor.Özer, AA muhabirine, Roma dönemine ait 20 bin kişilik tiyatro ile bitişiğindeki 13 bin 500 kişilik stadyumun restorasyonunun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kütahyalı iş insanı Rıza Güral arasında imzalanan sponsorluk protokolü kapsamında sürdüğünü belirtti.Kütahya Valiliğinin de destek verdiği çalışmaların bu yılki bölümüne 16 Haziran'da başladıklarını belirten Özer, 'Restorasyon çalışmalarını tamamlayarak burayı Antik Çağ'daki görünümüne kavuşturmayı ve bölgeye daha fazla turist çekmeyi hedefliyoruz.' dedi.Özer, tiyatro ve stadyumdaki çalışmaların 5 yıl daha sürmesinin hedeflendiğini aktardı.Deprem ve toprak kayması gibi doğal afetler nedeniyle yerinden sökülen taşların yerleri tespit edilip sınıflandırılarak, 130'ar ton kapasiteli iki vinçle çevredeki boş alanlara alındığını bildiren Özer, şöyle devam etti:'3 aydan beri antik tiyatroda yaptığımız çalışmalarda, meydana gelen depremler, toprak kaymaları gibi doğal afetler nedeniyle yerinden çıkan ağırlıkları 1 ila 3 ton arasında değişen yaklaşık 2 bin 400 devrilen kaya ve taşlar kaldırıldı. Her bir taşın vaziyet planı ve rölevesi çıkarılarak restorasyona hazır hale getiriliyor. Ayrıca tiyatroda biriken topraklar çıkarılarak bilimsel kazılar yapıldı. Yaklaşık 70 kamyon toprak çıkarıldı. Burada 60 işçi ve 13 teknik elemanla çalışmaları yürütüyoruz. Aynı zamanda burada bir istihdam da sağlamış oluyoruz.' 'Taşlar konuşmaya başladı'Prof. Dr. Özer, tiyatroda taşların kaldırılmasının yanı sıra yürütülen kazı çalışmalarında buluntuların da ortaya çıktığını dile getirdi.Adeta 'taşların konuşmaya başladığını' vurgulayan Özer, şunları kaydetti:'Sahne binasından orkestra bölümüne devrilen pek çok heykel parçası gün yüzüne çıkmaya başladı. 3 katlı olduğu düşünülen sahne binasının bir katının frizlerinde, Eroslar ile hayvan avının betimlendiği ortaya çıkarıldı. Ayrıca olasılıkla bir imparatora ait ve başkumandan gibi betimlendiği düşünülen zırhlı heykelin parçaları yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Heykel parçalarının işleniş biçimine bakıldığında, Roma dönemi ve özellikle milattan sonra 2'nci yüzyıl heykel üslubuna göre üstün bir işçilikle yapıldıklarını gözlemledik.'Özer, bu sene için çalışmaların aralık ayına kadar kesintisiz devam edeceğini sözlerine ekledi.Aizanoi Antik KentiKütahya il merkezine 57 kilometre uzaklıkta yer alan ve Frigya'ya bağlı Aizanitislerin ana yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen Aizanoi kent alanının, milattan önce 3000'li yıllardan itibaren kullanıldığı tahmin ediliyor.Milattan önce 133'te Roma egemenliğine giren, bir piskoposluk merkezi de olan kentin, erken Bizans döneminde önemini yitirdiği belirtiliyor. 13'üncü yüzyılda Çavdar Tatarlarının üssü olan, sonraları Çavdarhisar ismini alan kent, Avrupalı gezginlerce 1824 yılında keşfedildi.Aizanoi'de, Alman Arkeoloji Enstitüsünce 1970-2011 yıllarında yapılan kazılarda Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus tapınağı, tiyatro, stadyum, iki hamam, dünyanın ilk borsa yapısı, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde 5 köprü, 'Meter Steunene' kutsal alanı, nekropoller, bent ve su yolları gün ışığına çıkarıldı. Tapınağın çevresinde milattan önce 3000'li yıllara ait yerleşim tabakaları bulundu.Antik kentte 1970'ten itibaren 41 yıl yaz aylarında çalışma yürüten Alman Arkeoloji Enstitüsünün lisansı Bakanlar Kurulu kararıyla 2011'de iptal edilerek kazı görevi Türk arkeologlara verildi.
Reklam