onedio
Atatürk'ün Niğde'ye Gelişinin 87. Yıl Dönümü Kutlandı
NİĞDE (AA) - Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Niğde'ye gelişinin 87. yıl dönümü düzenlenen törenle kutlandı.Cumhuriyet Meydanı'ndaki törende, Atatürk Anıtı'na çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, yaptığı konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonu, cesareti ve kararlılığıyla çağdaş ve demokratik bir Türkiye bıraktığını, tüm dünyaya kuşaklar boyunca örnek olan ve olmaya da devam eden büyük lider, eşsiz bir kahraman olduğunu söyledi.Atatürk'ün 'Benim Niğde'ye alakam büyüktür ve ben Niğdelileri her zaman sevmişimdir.' dediğini belirten Özdemir şunları kaydetti:'Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 5 Şubat 1934'te ilimizi ziyaret ederek şereflendirmişlerdir. Atatürk'ün sevgi ve takdirlerine mazhar olan Niğde halkı, tarih boyunca barışın, hoşgörünün, sevginin ve kardeşliğin temsilcisi olmuş, onlarca siyaset, kültür, bilim ve devlet adamı yetiştirmiş, her daim devletinin yanında olmuştur. Atatürk’ün işaret ettiği ve hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Atatürk'ü saygı, minnet ve şükran duygularımla yad ediyor, ona ve kahraman silah arkadaşlarına, şehitlerimize ve gazilerimize Allah'tan rahmet diliyorum.'Konuşmanın ardından Niğde Belediyesince düzenlenen '5 Şubat' konulu şiir yarışmasından dereceye giren Feride Özgü Akpınar, Miray Bilgi, Ahmet Cindemir, Berra Eslem Şimşek ve Bengisu Baş'a ödül verildi.Daha sonra Valilik bahçesinde, Atatürk'ün Niğde'ye gelişi ve eski Niğde fotoğraflarından oluşan serginin açılışı yapıldı.Vali Yılmaz Şimşek ve Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Valilik Şeref Defterini imzaladı.Törene, AK Parti Niğde milletvekilleri Yavuz Ergun ve Selim Gültekin, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhuriyet Başsavcısı Harun Karahan, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhsin Kar, İl Emniyet Müdürü Ömer Faruk Karataş, İl jandarma Komutanı Kıdemli Albay Garip Gümüş, bazı siyasi partilerin temsilcileri, kurum müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Ak Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş İnternet Medyası Temsilcileriyle Bir Araya Geldi: (2)
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestoların bir şekilde uluslararası baskı aracı haline dönüştürülmesine müsaade edilemeyeceğini belirterek, 'Hangi uluslararası çevreden ve hangi ülkeden gelirse gelsin Türkiye'ye parmak sallayarak insan hakları konusunda Türkiye'yi hizaya sokmaya çalışanlara söylenecek çok sözümüz vardır.' dedi.Kurtulmuş, internet medyası temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, reformların AK Parti'nin bundan sonraki gündeminin en önemli maddelerinden birisi olduğunu, bunların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.Reform sözü gündeme geldiğinden bu yana bundan rahatsızlık duyan bazı çevrelerin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, ne zaman Türkiye'de reformdan, demokratikleşmeden, halkın taleplerinin daha ileriye taşınmasından bahsedilse birilerinin, birtakım çevrelerin bu reformun gerçekleşmemesi için elinden geleni ortaya koyduğunu dile getirdi.Kurtulmuş, ayrıca muhalefet tarafından gelen bazı eleştirilerin de haksız olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Reform meselesinin onlar tarafından anlaşılmadığını gösteren bir tutumdur. '19 yıldır iktidardasınız, ne reformu yapıyorsunuz?' demek reformun statik bir mesele olduğunu zannetmek, reformu bir kere yaparsınız gelir geçer, bir daha üstüne dokunmasınız, zannedilen bir anlayıştır bu. Bu da tam statükocu anlayışın dışavurumudur. Reform devingen, sürekli gelişen bir süreçtir. Zamanın şartlarına göre, milletin ihtiyaçlarına göre, eldeki siyasi imkanlarla göre gerçekleştirilebilecek hususlardır. Yoksa, biz bir kere reform yaptık, geride kaldı deseydik, bugün çok açık söylüyorum AK Parti iktidarı belki bu kadar güçlü bir şekilde ayakta kalmazdı. Geçmiş dönem reformlar hatırlandığında, vesayet ne zaman ortaya çıksa AK Parti büyük reform iradesiyle Türkiye'nin yolunu açmayı başarmıştır.'Kurtulmuş, reform konusunda Türkiye'deki herkesin, siyasi partilerin desteğini beklediklerini dile getirdi.'Tam manasıyla sivil, demokrat, ileri, katılımcı anayasa yapılmasının vakti geldi'Yeni anayasa meselesinin bir fantezi olmadığını, laf olsun diye ortaya atılmadığını belirten Kurtulmuş, bunu on yıllar boyunca siyasette tartıştıklarını kaydetti.Kurtulmuş, AK Parti döneminde anayasada önemli değişiklikler yapıldığını, Türkiye'deki 90 yıllık yönetim sistemi olan parlamenter sistemin cumhurbaşkanlığı sistemine dönüştüğünü, askeri ve diğer yüksek yargı vesayetlerin geriletilmesini sağlayan adımlar atıldığını, ancak anayasada hala 1961 ve 1982 anayasasının ruhu olduğunu söyledi.Tam manasıyla sivil, tamamıyla millet iradesini yansıtan, Türkiye'nin ihtiyaçlarına, taleplerine cevap verecek gerçekten demokrat, ileri, katılımcı, kapsayıcı bir anayasa yapılmasının vaktinin geldiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:'Bunu Türkiye'nin mutlaka yapması gerekiyor. Sivil ve yeni bir anayasa iradesi. Anayasa tek başına AK Parti'nin yapacağı bir şey değildir. Sayımız yetseydi dahi tek başına yapmamamız gereken bir husustur, çünkü anayasa toplumsal sözleşmedir. Bir partinin anayasası olmaz. Mümkün olduğu kadar geniş bir uzlaşıyla, geniş bir konsensusla yeni bir anayasa yapım sürecinin önünü açmak istiyoruz. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi'nden verilen destek gibi diğer partilerin de bu sürece destek olması. Şu anda henüz içerik konuşulmuyor ama bir sürece destek olunmasını bekliyoruz. Bu sürece destek olunması Türkiye'nin on yıllar boyunca süren büyük beklentisi sivil ve çağdaş bir anayasanın demokrat, kapsayıcı, kuşatıcı bir anayasanın yapılmasının da önünü açacaktır. Bu anayasa meselesi Türkiye siyaseti için de bir sınavdır aynı zamanda.'Kurtulmuş, reformda olduğu gibi yeni anayasa konusunda da AK Parti'nin ciddi, samimi ve diğer siyasi partilerle görüşmeye hazır olduğunu vurguladı. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki olaylarNuman Kurtulmuş, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolarla başlayan sürece değinerek, üniversitelerin çekişmeyle, sürtüşmeyle, politik kavgalarla, öğrencilerin bir şekilde kamplaştırılarak, kutuplaştırılarak üniversitenin üniversite olma özelliğinin zayıflatılmasını asla istemediklerini belirtti.Kurtulmuş, 'Üniversitelerden beklentimiz öğretim üyeleriyle, araştırmacılarıyla, öğrencileriyle üniversite çevresinde oluşan entelektüel ve ilmi çevrelerle birlikte üniversitelerimizin araştırmalarını yapmaları, bilim üretmeleri, projelerini geliştirmeleri ve uluslararası alanda çok iyi rekabet eden üniversiteler haline gelebilmeleridir. Boğaziçi Üniversitesinde gündeme gelen, öğrenciler tarafından başlatılan bu tartışmaların bir şekilde politikacılar tarafından yönlendirilmemesi, bu tartışmanın politik bir tartışma haline dönüştürülmemesini arzu ediyoruz, bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.Kurtulmuş, üniversitelerden beklentilerinin kendi alanlarında ve dünyada yarışan kurumlar haline gelmeleri olduğunu, bunun yolunun da üniversitelerde sükunetin, öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında huzurun sağlanması olduğunu anlattı.'Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolar vasıtasıyla bunun uluslararası alana taşınarak Türkiye'ye karşı ve hükümete karşı baskı haline dönüştürülmesine de asla rıza göstermez, asla müsaade etmeyiz.' diyen Kurtulmuş, 'Türkiye'ye hiç kimsenin elini sallayarak şunu şöyle yapın demeye hakkı yoktur, haddi de yoktur. Boğaziçi'nde öğrenciler de bizim öğrencilerimizdir. Oradaki bazı marjinal grupların varlığı Boğaziçi'ndeki öğrencilerin tamamını bağlamaz.' dedi.Kurtulmuş, üniversitede iyi eğitim almak ve ülkeye faydalı olmak, güçlü ve büyük Türkiye'yi oluşturmak için katkı sunmak isteyen samimi gençlerin bulunduğunu, bir kaç tane marjinal grubun bu gençlerin hareketlerini yönlendirmeye kalkmasının kabul edilemeyeceğini kaydetti.Aynı şekilde bunun bazı partiler tarafından politik bir arenaya dönüştürülmesinin de kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:'Boğaziçi protestolarının bir şekilde uluslararası baskı aracı haline dönüştürülmesine de asla müsaade edilmez. İster Avrupa Birliği'nden olsun, ister Amerika Birleşik Devletleri'nden olsun, ister BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden olsun, hangi uluslararası çevreden ve hangi ülkeden gelirse gelsin Türkiye'ye parmak sallayarak insan hakları konusunda Türkiye'yi hizaya sokmaya çalışanlara söylenecek çok sözümüz vardır. Bunların hepsinin Türkiye'nin iç işlerine müdahale olduğunun farkındayız. Hiç kimsenin hiçbir konuda Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmesine müsaade etmeyiz. Biz kendi meselemizi kendimiz hallederiz. Kimsenin bize ders vermeye, kimsenin bize haddimizi bildirmeye, kimsenin bize parmak sallamaya hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Hele hele Amerika'daki siyahi bir vatandaşın boğazına basarak nefessiz kalarak ölümüne sebep olanların, daha üç beş gün önce 9 yaşındaki Amerika'daki zenci bir kız çocuğunun ellerini arkadan ters kelepçeyle bağlayarak yerlerle sürükleyenlerin, ya da Avrupa'da yapılan protestolarda akıl almaz, aşırı, orantısız güç kavramının dahi yetersiz kaldığı şekilde müdahale edenlerin kalkıp Türkiye'ye bir şey söylemeye hakları yoktur.' Kurtulmuş, dünyada savaş suçları işlenirken, küçük çocukların ellerine silah verip savaşa sürüklenirken, kimyasal silahlarla insanlar öldürülürken bunlara neredeyse ses çıkarmayan, cılız tepkiler veren BM kuruluşlarının da kalkıp Türkiye'ye insan hakları dersi vermeye hakkı olmadığını kaydetti.İnsan hakları eylem planını tartışan siyasi bir irade olarak bu meselede de Türkiye'nin hayrına adımlar atılacağını dile getiren Kurtulmuş, insan hakları meselesindeki adımların zaten atıldığını, sabıkası kabarık olanların Türkiye'ye ders verme hakkı bulunmadığını dile getirdi. (Sürecek)
Samsun'da Kovid-19'U Yenen Hasta Sağlık Çalışanlarına Çiçek Dağıttı
SAMSUN (AA) - Samsun'da hastanede tedavi görerek yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 57 yaşındaki Emine Yılmaz, sağlık çalışanlarına çiçek dağıttı.Nefes darlığı ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran Yılmaz'a, yaptırdığı testlerde Kovid-19 teşhisi konuldu. Gazi Devlet Hastanesinde 8 gün tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşan Yılmaz, taburcu edilmesinin ve Kovid-19'u yenmenin mutluluğunu sağlık çalışanlarına çiçek dağıtarak paylaştı.Yılmaz, AA muhabirine, doktor ve hemşirelerin kendisi ile canları pahasına ilgilendiğini ve sağlığına kavuşmasında çok büyük emekleri olduğunu dile getirerek çiçek dağıtarak onlara teşekkür etmek istediğini belirtti.Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Emine Sehmen ise Kovid-19 nedeniyle dünyanın ve Türkiye'nin zor günlerden geçtiğini söyledi.Sağlık çalışanlarının bu süreçte büyük özveri gösterdiğine işaret eden Sehmen, 'Kovid-19'u yenen hastaların teşekkür etmesi, sağlık çalışanlarını onore etmesi bizlerin motivasyonunu artırıyor. Biz sağlıkta şiddet haberleri duymak istemiyoruz. Bu tip ince jestlerle çalışanlarımıza moral verilmesini arzuluyoruz. Hastalarımız da son dönemde bu tip jestlerini artırdı. Kovid-19'u yenen hastalarımız farklı yöntemlerle minnettar olduklarını gösteriyor, bu da bizi mutlu ediyor.' ifadesini kullandı.Sehmen, Kovid-19 salgınının hala bitmediğine dikkati çekerek temizlik, maske ve hijyen kurallarına uymaya devam etmenin önem taşıdığını vurguladı.Gazi Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar da hastanın kendilerine geldiğinde panik içinde olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:'Hastamızın solunum sıkıntısı vardı, hastaneye yatırdık. Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulunun önerdiği tedaviyi kendisine uyguladık. Geldiği zaman oksijen sıkıntısı yaşıyordu. Şimdi tamamen normal sınırlara geldi ve kendisini taburcu ediyoruz. Hastamızın çiçekle gelip tüm çalışanlara teşekkür etmek için dağıtması bizleri mutlu etti. Son dönemde bu tip jestlerle çok karşılaşıyoruz. Hastalarımızın bize bir güzel sözü, bizi daha güzel çalışmaya teşvik ediyor. Tüm sağlık çalışanlarımızda hastalarımıza en iyi şekilde tedavisi olması için mücadele ediyor.'
Mutasyonlu Virüse Karşı Nasıl Korunmalıyız, Hangi Maskeyi Kullanmalıyız?
Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü , “Virüs yaygın dolaşımda olduğu sürece mutasyona uğrayan virüslerin içinden avantaj kazananlar seleksiyona uğrayacak ve giderek bu avantajlı konuma gelen virüsler hakim hale gelecekti.” dedi. Varyant virüsün daha hızlı yayıldığı için daha çok kişinin ölmesine neden olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, mutasyonlu virüse karşı nasıl korunacağını tek tek anlattı.
Türk Bilim İnsanları, Igm Hastalığını Ameliyatsız Tedavi Etmeyi Başardı
SAMSUN (AA) - İLYAS GÜN - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Demet Yalçın Kehribar'ın kadınlarda nadir görülen İdiopatik Granülomatöz Mastit (IGM) hastalığını ilaçla tedavi etmeye yönelik araştırmasında başarılı sonuçlar elde edildi.Prof. Dr. Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Kehribar, kadınlarda nadir görülen iltihaplı bir meme hastalığı olan IGM hastalığının ameliyatsız tedavisi için 2 yıl önce başlattıkları çalışmayı tamamladı.Prof. Dr. Özgen, AA muhabirine, bugüne kadar tedavisi yalnızca meme ameliyatı ile olduğu düşünülen genç kadınların IGM hastalığının tedavisini devrimsel şekilde değiştirdiklerini söyledi. IGM hastalığının memede kitle ile belirti verdiğine işaret eden Özgen, hastalığın meme kanseri ile karıştırılması nedeniyle genç kadınlarda hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi sıkıntılara yol açabildiğini anlattı.Bugüne kadar tedavisinde etkili bir ilaç bulunamadığı için tek çarenin memenin bir kısmının ya da tamamının cerrahi olarak alınması olduğuna dikkati çeken Özgen, 'Geçirilen ameliyatlara rağmen pek çok hastada hastalığın tekrarlaması, kadınların korkulu rüyası haline gelmişti. Keşfettiğimiz ilaç ile genç kadınlarımızı ameliyatsız tedavi etmeyi başardık. Böylece gerek operasyonun getirebileceği risklerden gerekse emzirme çağındaki anne adayı kadınlarımızı memelerini kaybetmekten kurtardık.' ifadesini kullandı.'Hastalığın cerrahi uygulama yapılmadan tamamen iyileştiğini belirledik'Kehribar ise araştırmalarında kullanımı kolay, yan etkisi son derece az ve tedavi maliyeti düşük bir ilaçla IGM hastalığında cerrahi müdahaleye göre çok daha başarılı ve kalıcı sonuçlar elde ettiklerini vurguladı. Kanserle çok fazla karıştırılmasının şiddetli şekilde memeyi kaybetme ve ölüm korkusu gibi psikolojik olarak hastaları çok etkilediğinin altını çizen Kehribar, şöyle devam etti:'Bu hastalıkta çok fazla cerrahi yöntem kullanılmakta ve kadınlar genç yaşta meme dokularını kaybetmekteydi. Ya da kortizon tedavisi ile genç bayanlarımız bu hastalıkla uzun yıllar mücadele etmek zorunda kalıyordu. 2 yıl boyunca hastalarımıza metotreksat tedavisi uyguladık. Hastalığın çok hızlı şekilde cerrahi uygulama yapılmadan tamamen iyileştiğini belirledik. IGM hastalığı nedeniyle 4-5 defa ameliyat geçirmek zorunda kalan, buna rağmen hastalığı devam eden kadınlarda ilaç tedavisi ile yüz güldürücü sonuçlar aldık.'Kehribar, bir kadın olarak da bu araştırmadan güzel sonuç alınmasına çok sevindiğini dile getirerek şunları kaydetti:'Bu keşif, Amerika'nın saygın dergilerinden American Journal of the Medical Science'ın Kasım 2020 sayısında yayımlandı. Ayrıca bu çalışmalar Japonya, Kanada, Almanya ve Güney Kore gibi birçok ülkede ilgi gördü. Bu ülkelerde düzenlenen uluslararası bilimsel kongrelerden araştırmayı anlatmak için davet aldık. Son olarak dünyada tüm tıp bilim insanlarının hastalıkların güncel tedavi şekillerini öğrenmek için kılavuz olarak başvurduğu, 'UpToDate' isimli saygın bilim sitesi tarafından kaynak gösterildi.'Kehribar, araştırmada kendilerine büyük destek veren OMÜ yetkililerine teşekkür etti.
Reklam
Reklam
Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Sotriçenko: "Ypg/PKK'nın Moskova'da Ofisi Yok"
ANKARA (AA) - Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı, Rusya Kültür ve Bilim Merkezi Başkanı Aleksandr Sotniçenko, terör örgütü YPG/PKK'nın Moskova'da ofisi olmadığını söyledi.Stratejik Düşünce Enstitüsünün (SDE), 'Soğuk Savaş Sonrası Rusya'nın Dış Politikası' isimli paneline katılan Sotniçenko, Suriye ile Libya ekseninde Rus dış politikasının öncelikleri ve Türkiye-Rusya ilişkileri konusunda değerlendirmelerde bulundu. Sotniçenko, Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından 'umut dönemi' olarak nitelendirdiği 1989-1994 yılları arasında, Rusya'nın Batı sistemine entegre olmak için çaba sarf ettiğini belirterek, 'Dönemin Rusya Devlet Başkanı Gorbaçov, Rusya'nın Avrupa'dan çekilmesiyle ABD'nin de bu bölgeden çekileceğini düşündü ancak böyle olmadı. Böylece bu umut dönemi sona erdi.' ifadelerini kullandı.Batılı devletlerin Rusya'yı dışlamasının ardından 1994-2006 yılları arasındaki süreci 'pragmatist dönem' olarak tanımlayan Sotriçenko, bu dönemde Rusya'nın Batı ile iş birliğini geliştirip çatışmalardan kaçınarak, kendi ulus devletini güçlendirme yoluna gittiğini dile getirdi.Sotriçenko, Rusya'nın 2001'de ABD'nin Afganistan harekatına ulaşım ikmal konusunda destek olduğunu belirterek, 'Ama ABD'nin terörizmle savaşmak üzere Afganistan'a girmesinin ardından bölgede uyuşturucu üretimi olağanüstü artış gösterdi. Bu uyuşturucu sınır yakınlığı nedeniyle Rusya ve Çin'e gitti. Bunun sonucundan kötü etkilendik.' dedi.Batılı devletlerin o dönem Rusya'nın uluslararası ticaret sistemine entegre olmasında da güçlükler çıkardığını söyleyen Sotriçenko, bunun üzerine Rusya'nın 2006'dan itibaren liberal sisteme entegre olmaktan vazgeçerek devletin güçlenmesi sürecine girdiğini belirtti.Sotriçenko, Rusya'nın Suriye politikasına da değinerek, ülkesinin Suriye'de yaşanan iç savaşa terör örgütü DEAŞ ile mücadele etmek üzere müdahale ettiğini kaydetti.ABD'nin yaşadığı iç sorunlar nedeniyle Orta Doğu'dan çekilmeye başladığını öne süren Sotriçenko, 'Şimdi Avrasya'da büyük bir güç vakumu var. Bu, Rusya ve Türkiye için büyük bir şanstır.' dedi.Türkiye ile Rusya'nın terörizme karşı barış için iş birliği yapması gerektiğine vurgu yapan Sotriçenko, 'Suriye ve Libya'da farklı tarafları destekliyoruz ama sınırlarının yakındaki bir savaşı ne Türkiye ne de Rusya istiyor. ABD belki isteyebilir çünkü onlar uzakta, sonuçta teröristler oraya kadar gitmeyecek.' ifadelerini kullandı.Sotriçenko, ABD'nin Suriye'de pay sahibi olmak için YPG/PKK'ya para ve silah yardımı yaptığını söyledi.Rusya'nın Suriye'de tek bir devlet istediğinin altını çizen Sotriçenko, 'Terör örgütü YPG/PKK ile ayrılıkçı tutumları nedeniyle iyi bir diyaloğumuz yok.' dedi.Sotriçenko, YPG/PKK'nın 2015'te Moskova'da ofis açması konusuna da değinerek, şunları kaydetti:'2015 yılında Rus uçağı düşürülmüş, iki pilotumuz öldürülmüş, Türkiye-Rusya ilişkileri çok gerilmişti. Kimin aklına geldi bilmiyorum ama Moskova'da bazı insanlar yaptırım için Türkiye'nin düşmanlarını da destekleme kararı aldılar. YPG/PKK'nın Moskova ofisini televizyon için açtılar. Moskova'ya gittiğimde ofisi ziyaret etmek istedim ama bulamadım. Yüzde yüz söylüyorum böyle bir ofis yok. Bu tamamen siyasi bir aksiyondu.' Rusya'nın, Suriye'de demokrasinin tesisi için çabaları desteklediğini ifade eden Sotriçenko, 'Bu süreç zor bir süreç. Biz buna Astana'da başladık. İnşallah bu süreç devam edecek.' ifadelerini kullandı.Sotriçenko Türkiye ile Rusya'nın Suriye konusunda Astana sürecinde iş birliği içinde olduğunu hatırlatarak, 'Astana tecrübesini inşallah başka alanlarda da kullanacağız.' dedi.Rusya'nın Libya politikasına da değinen Sotriçenko, Moskova'nın Libya'nın bütünlüğünü savunduğunu dile getirerek, 'Biz Libya'da bütün tarafları bir masaya oturtmak istiyoruz.' ifadesini kullandı.Sotriçenko, başta enerji şirketleri olmak üzere bazı Rus şirketlerin Libya'da faaliyet göstermeye istekli olduğunu ifade ederek, 'Savaş bittikten sonra orada çalışmaya başlayacağız. Bunun için bölgede ekonomik istikrar lazım.' diye konuştu.
Kültür Ve Turizm Bakanı Ersoy, Canlı Yayında Soruları Yanıtladı: (2)
İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Beyoğlu Kültür Yolu projesi kapsamındaki Atatürk Kültür Merkezi'ni (AKM) haziran ayında açmayı planladıklarını belirterek, 'Pandeminin de zayıflamasıyla birlikte haziran ayı itibarıyla Beyoğlu Kültür Yolu'nda festivaller yoğun bir şekilde başlayacak. Amacımız hızlı bir şekilde Beyoğlu'nu eski canlılığına geri getirmek.' dedi.Ersoy, Habertürk TV'de 'Akşam Haberleri' programında Veyis Ateş'in kültür, turizm, sinema ve tiyatrolara ilişkin sorularını yanıtladı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinden etkilenen müzisyenler konusunda yaşanan en büyük sıkıntının kayıt dışı çalışmalar olduğunu dile getiren Ersoy, 'Pandemi bunları daha belirgin hale getirdi. Pandemiden sonra yapmamız gereken, onları kayıtlı hale getirmek. Bu sektör çok büyük bir oranda maalesef kayıt dışı çalışıyor. Çalıştıklarına dair bir belge olmadığı için kısa çalışma ödenekleri veya işsizlik maaşlarından yararlanamadılar.' diye konuştu.Ersoy, 'Müzik Susmasın' başlıklı bir kampanya düzenlediklerinin altını çizerek, şunları söyledi:'Kampanyayı, belli başlı müzik dernekleriyle birlikte yaptık. Başvuruları aldık. Değerlendirmeleri bu dernekler yaptı. Kayıtlı olmadıkları için sanatçı kimliklerini onlar daha kolay tespit edebiliyor. 31 bin başvuru oldu. Ocak, şubat ve mart ayları için 3 bin liralık destek programı vardı. İlk ödemeleri de yapıldı. Bu vesileyle güzel de bir haber vereyim. Kampanyayı 3 aydan 4 aya çıkartarak, nisan ayını da dahil ettik ve ücreti 4 bin liraya çıkarttık. Toplamda da 31 bin kişiye 124 milyon lira Bakanlık olarak kaynak aktarımı yapacağız.' 'Amacımız hızlı bir şekilde Beyoğlu'nu eski canlılığına geri getirmek'Yapımı devam eden Taksim'deki AKM'ye ilişkin son bilgileri de aktaran Ersoy, AKM'nin dünyanın sayılı kültür merkezlerinden birisi olduğunu vurgulayarak, 'Dünyayla kıyaslandığında, çok hızlı bir inşaat yaptık. 2019'un Şubat ayında başladık. Sayın Cumhurbaşkanı'mız temelini attı. Muhtemelen bu yılın haziran ayında orayı açacağız. Yüzde 80'den fazlası tamamlandı, artık montaj işlemlerine başlandı.' dedi.Mehmet Nur, Ersoy, AKM'de 2 bin 38 kişilik büyük bir opera-bale salonuyla 805 kişilik tiyatro ve müzik alanında kullanılacak çok amaçlı ikinci bir salon bulunduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:'Beyoğlu Kültür Yolu projesinin bir parçası ama kendi içinde de bir kültür yolu var. Müzik ve güzel sanatlarla ilgili kütüphanesi, küçük müzik müzesi, galeriler, çok amaçlı salon, cep sineması, kafeler ve restoranlar gibi birçok kültürel aktiviteyi de içerisinde taşıyan, 24 saat yaşayan bir merkez gibi düşünebilirsiniz. 4 bin kişinin aynı anda kullanabileceği bir mekan olacak. AKM bir yaşam merkezi şeklinde konuşlanıyor ve Beyoğlu Kültür Yolu projesinin bir parçası. AKM ile sınırlamıyoruz, dünyanın enleriyle buluşturduğumuz bir güzergah aslında bu yol.'Kültür Yolu projesine dahil olan Galataport'un dünyanın en iyi cruise portu olduğuna dikkati çeken Ersoy, şöyle devam etti: 'Ama aynı zamanda hem yabancı turist hem de İstanbullular için bir cazibe merkezi. Yukarıya doğru çıktığınızda Galata Kulesi var. Eskiden eğlence ve restoran mekanıydı. Şimdi müze ve cazibe noktası şeklinde kullanılıyor. Bizim en çok ziyaretçi alan yerimiz, Topkapı Sarayı'dır. Fakat Galata Kulesi şu anda Topkapı Sarayı ile aynı sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'yle Beyoğlu'na bağlanıyorsunuz. Atlas Sineması'nı restore ettik ve orası Türkiye'nin ilk sinema müzesi olacak. Biraz daha ilerlediğinizde Mısır Apartmanı'nda Mehmet Akif Ersoy Müze Evi var. Onu da martta milli marşımızın 100. yılına yetiştiriyoruz. Taksim Camisi ramazan ayına yetiştirilmeye çalışılıyor, onun altında İslam Eserleri Kültür Merkezi yapılıyor ve orada da sergiler olacak. Devam edince de AKM'ye geliyorsunuz.'Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, AKM'nin yönetim kuruluna, özel sanat kurumlarından temsilciler de alınacağını dile getirerek, 'Pandeminin de zayıflamasıyla birlikte haziran ayı itibarıyla Beyoğlu Kültür Yolu'nda festivaller yoğun bir şekilde başlayacak. Amacımız hızlı bir şekilde Beyoğlu'nu eski canlılığına geri getirmek.' diye konuştu.'2020'de 16 milyon ziyaretçi aldık, 12,1 milyar dolar gelir elde ettik'Mehmet Nuri Ersoy, 2020 yılının turizm verilerine de değinerek, şunları kaydetti:'2020 sonuçlarımız netleşti. Yurt dışından 15 milyon turist hedefi koymuştuk. Ama 16 milyon ziyaretçi aldık. 12,1 milyar dolar gelir elde ettik. 'Bizim rakibimiz kim yurt dışında?' diyorsanız, aslında Yunanistan ve İspanya. Rakiplerimizle kıyasladığınızda, Avrupa genelinde Yunanistan ve İspanya'da kişi sayısında yüzde 80, gelirde yüzde 88 daralma olmuş. Bizim kişi sayısına baktığınız zaman yüzde 69, gelirde yüzde 65 daralma olmuş. Bu sonuçlara göre, geçen yıl biz daha iyi bir performans sergilemişiz. Biz bu performansı kamuyla ve özel sektörle hazırladığımız güvenli turizm sertifikasyonu ile yaptık. Turizm sivil toplum kuruluşlarıyla çok bilinçli ve yoğun bir çalışma yaptık. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu'nun da görüşlerini alarak, sertifikasyon programını çok hızlı bir şekilde hayata geçirdik ve çok disiplinli şekilde uyguladık. Kanunla da bunların düzenlemesini yaptık. İlk etapta 50 oda ve üzeri konaklama tesislerinde sertifikasyon mecbur tutuldu. 1 Ocak'tan itibaren 30 oda ve üzerine mecbur tutuluyor. Nisana kadar bir aşama daha geriye çekeceğiz. Kanunla da disiplinli bir şekilde uygulandığı için dünyaya örnek teşkil etti. Birçok ülke bunu kopyalamaya çalıştı ama beceremedi.'Ersoy, yaz sezonunu nisanda başlatmayı hedeflediklerini belirterke, 'Tabii bu çok yoğun bir şekilde başlayacak anlamına gelmiyor. Soft bir açılış olacak. Özellikle Akdeniz'den başlayacak, sonra güney ve kuzey Ege'ye doğru yayılacak. İlk etapta yerli turist ve Avrupa'dan gelen belli başlı turistlerle başlar. Nisan sonunda Rus bayramı var. 27 Nisan gibi başlar ve 10 Mayıs'a kadar sürer. Bütün Rusça konuşulan ülkelerde tatil dönemidir. Hemen akabinde Ramazan Bayramı var.' ifadelerini kullandı.2021'de 31 milyon turist hedefiBu yıl 31 milyon turist hedeflediklerine dikkati çeken Bakan Ersoy, 'Bu bizim hedefimiz. Biz, 'Bunu nasıl yaparız?' diye sektörle birlikte konsantre olduk. Amaç zaten buna konsantre olmak. 'Niye yapamayız?' diye konuşan bir kitle de var. Geçen sezon da 'Açılamaz.' dediler açtık. '10 milyonu bulamazsınız.' dediler, 16 milyonu bulduk. Önemli olan, sektör olarak bu azmi göstermek, gerekli kuralları disiplinli bir şekilde yerine getirip sonuç almak. Zaten çalıştığınız, dikkat ettiğiniz zaman sonuç alıyorsunuz. Biz 31 milyonluk turist hedefini bu sene mutlaka sağlayacağız.' değerlendirmesinde bulundu.Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, yabancı turistlerin salgın döneminde özellikle Türkiye'den gidenlerin hasta olup olmadığıyla ilgilendiğini dile getirerek, şunları kaydetti:'Karşıdaki ülke, sizden dönüş yapan yolcunun sigorta kayıtlarına bakarak, hastalanıp hastalanmadığını tuşa basınca görüyor. Böyle bir otokontrol sistemi var. Geçen ay Alman Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu'nu ziyaret etti. Orada kendisinin söylediğini söylüyorum, 'Sizin protokolünüz çok iyi çalıştı. Bize çok az vaka döndü.' dedi. Türkiye'den geri dönenlerdeki vaka oranı Balkanlar'a göre çok daha düşük. İşinizi disiplinli yaparsanız, bu iş kontrollü bir şekilde gidiyor. Buna herkesin inanarak uyması lazım. Arada çürük yumurtalar her zaman olur. Onları tespit edip elemek de ilgili kurumların görevidir.''Türkiye'de tanıtımda tek sesliliğe geçiyoruz'Turizmde 2023 hedeflerine de değinen Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:'2023 yılına çok büyük bir turizm hedefi koyduk. 75 milyon turist, 65 milyar dolar hedefi. Bu anlamda 81 vilayete turizmi yaymamız gerekiyor. Çünkü Türkiye'nin her köşesinde bir şey var. Çok fazla da turistik ürünü var. Bizim Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) 'goturkey' diye bir sitesi var. Türkçe ve 6 dilde daha yayın yapmaya başlayacak. Biz şimdi 81 vilayetimizi örgütlüyoruz. İl kültür ve turizm müdürlükleri ve valiliklerle birlikte 81 vilayetin tanıtımını 'goturkey' üzerinde şubat sonuna kadar yapacağız. 50'den fazla şehir kodlanmış durumda. İlk etapta 50'den fazla ürün, cruise, gastronomi, inanç turizmi, bisiklet turizmi, deniz, kongre... Çok rahat 100'e çıkarız. TGA, 81 vilayetin temsilcilerini mart ayında İstanbul'da toplayacak ve bunlara eğitim verilecek. Türkiye'de tanıtımda tek sesliliğe geçiyoruz. İlk kez Türkiye organize bir şekilde turizme giriyor.''Kurallara harfiyen uymaya çalışalım'Salgın sürecinin sürprizlerle dolu olduğunu dile getiren Ersoy, salgınla yaşamayı öğrenmek gerektiğini, bunun da toplum disiplinini sağlamakla olabileceğini söyledi.Bakan Mehmet Nuri Ersoy, kurallara uyulduğunda salgın sürecinin çok daha rahat geçeceğini ifade ederek, 'Tabii bundan zarar gören sektörlerimiz var. Daha az bencil olmamız lazım. Yani bizim kurallara uymamamız, hastalık taşımamız veya kapmamız, başka sektörlerin çok yoğun zarar görmesine sebebiyet veriyor.' şeklinde konuştu.Toplum disiplinine uyulması ve aşılamanın başlamasıyla birlikte sektörlerin yeni başlangıçlar yapacağını, böylece 2021'in daha az hasarla atlatılacağını kaydeden Ersoy, 'Burada benim tek ricam, kurallara harfiyen uymaya çalışalım. Toplum disiplinini koruyalım. Şunun şurasında birkaç aylık bir işimiz kaldı.' dedi.(Bitti)
Reklam
Meb, İlkokul Ve Ortaokullarda Yüz Yüze Eğitimin Usul Ve Esaslarını Belirledi
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 15 Şubat'tan itibaren kademeli başlatılacak yüz yüze eğitime ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Buna göre, Bilim ve Sanat Merkezleri de 1 Mart itibarıyla ortaokul 8. sınıflarla birlikte yüz yüze eğitime geçecek. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk imzasıyla illere gönderilen yazıda, ilkokul ve ortaokullardaki yüz yüze eğitimle ilgili bilgilere yer verildi.Bu kapsamda 15 Şubat itibarıyla, 'birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan okulların tamamı, köy ve benzeri seyrek nüfuslu yerleşim yerlerinde il/ilçe hıfzıssıhha kurullarının il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri iş birliği içinde alacağı kararlar doğrultusunda tüm ilkokul ve ortaokullar ile tüm bağımsız anaokulu ve özel eğitim anaokullarında haftada 5 gün yüz yüze eğitime geçilecek. 1 Mart'tan itibaren ise tüm resmi ve özel ilkokullarda ve bu ilkokulların bünyesindeki ana sınıfları ile özel eğitim sınıflarında, haftada 2 gün yüz yüze eğitim yapılacak, tüm resmi ve özel ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında da yüz yüze eğitime başlanacak. 8. sınıflarda yüz yüze eğitim yapılacak günler ile eğitime başlama ve bitiş saatleri okul yönetimleri tarafından öğretmenlerle birlikte belirlenecek. Ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflarda tüm dersler uzaktan eğitim yoluyla işlenmeye devam edilecek. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı ilkokul ve ortaokul kademesinde eğitim veren özel eğitim okulları ve özel eğitim anasınıfları ile diğer okullar bünyesindeki özel eğitim sınıflarında da 1 Mart itibarıyla haftada 5 gün yüz yüze eğitim yapılmaya başlanacak. Bilim ve Sanat Merkezleri de programları dahilinde yüz yüze eğitime geçecek. Öğrenciler müfredatın tamamından sorumlu olacak. Yüz yüze eğitim saatleri dışındaki diğer saatlerde uzaktan eğitim yoluyla dersler işlenmeye devam edilecek. Bu durumdaki öğrenciler, EBA TV, EBA canlı ders ve harici canlı ders canlı ders uygulamaları gibi yollarla uzaktan eğitim almayı sürdürecek. Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen veliler, okul müdürlüklerine yazılı başvuru yapabilecek. Yüz yüze eğitime gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak. İlkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokullarındaki yüz yüze ve uzaktan eğitimlerde bir ders 30 dakika, teneffüsler ise 10'ar dakika olacak.
Kovid-19 Aşısı Yapılanların Sayısı 2,5 Milyonu Geçti
ANKARA (AA) - Yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında ülke genelinde CoronaVac aşısı yapılanların sayısı 2,5 milyonu aştı.Aşılama çalışmaları, 'Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi' çerçevesinde 14 Ocak'ta ülke genelindeki sağlık çalışanlarıyla başladı. Ardından öncelik sıralamasına göre diğer vatandaşların aşılanmasına geçildi.Bu kapsamda, 19 Ocak'ta huzurevleri ve bakımevlerinde kalanlar ile onların bakımından sorumlu kişilerin yanı sıra 90 yaş ve üstündekilere CoronaVac aşısı uygulanmaya başladı. Sağlık ekipleri, 90 yaş ve üstündekilerin aşılarını evlerine giderek yaptı.Bilim Kurulu toplantısında yapılan değerlendirme sonrasında 21 Ocak'ta 85 yaş ve üstündeki vatandaşlar da evlerinde aşılanmaya başlandı.Ulusal Uygulama Stratejisi doğrultusunda, 25 Ocak itibarıyla da 80 yaş ve üstündekilerin aşılanmasına geçildi. Aşılama çalışmaları, 75 yaş ve üstündeki vatandaşlarla devam ediyor.Bakanlığın 'Kovid-19 Aşısı Bilgilendirme Platformu'nda yer alan bilgiye göre, saat 19.30 itibarıyla ülke genelinde CoronaVac aşısı yapılanların sayısı 2 milyon 500 bin 325'e ulaştı.
Hamidiye Kültür Parkı Projesi Sivas'ın Çehresini Değiştirecek
SİVAS (AA) - Sivas'ta aralarında tescilli yapıların da bulunduğu Haralar bölgesinde uygulanan ve yaklaşık 100 milyon liraya mal olan Hamidiye Kültür Parkı Projesi tamamlanma aşamasına geldi. Vali Salih Ayhan, proje uygulama alanında düzenlediği basın toplantısında, 250 bin metrekare alan içerisinde 11 tescilli yapının yer aldığı Haralar bölgesinin, yakın zamana kadar yok olma tehdidi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Gerek konum olarak gerekse tarihi geçmiş olarak bu kadar özel bir alanı şehre kazandırmak amacıyla öncelikli olarak tarihi yapıların restorasyonlarına başladıklarını anımsatan Ayhan, 'Bugün tescilli yapılara verdiğimiz fonksiyonlarla ve bölgeye inşa ettiğimiz diğer yapılarımızla Anadolu'nun yeni cazibe merkezlerinden birini hayata geçiriyoruz.' dedi. Bölgede 22 ayrı projenin bir araya geldiğini ve birbirini bütünleyen bir kompleks proje olduğunu dile getiren Ayhan, 'Tarımdan turizme, kültürden eğitime, doğadan teknolojiye hemen her alanda her yaştan vatandaşımızın ilgi ve ihtiyacına yönelik bir mantık ile kurguladığımız bir proje.' diye konuştu. 'Savaş Atları Müzesi tanıtıma katkı sağlayacak'Alanda bulunan tescilli yapılar arasında Savaş Atları Müzesi, Tarım Müzesi, Abdülhamid Han Anı Evi, hediyelik eşya satış alanı, kafe, restoran ve kitap kafe gibi yerler bulunacağını anlatan Ayhan, şunları kaydetti:'Hamidiye Kültür Parkı'nda, yaklaşık 1800 metrekare alana sahip en büyük tescilli yapıya, tarihsel misyonuna uygun olarak Türklerin at kültürünü içine alan Türkiye ve dünyada ilgi odağı olacak özgün bir Savaş Atları Müzesi kuruyoruz. Müze içerisinde, Sivas'ın Uzunyayla atı başta olmak üzere, dünyada ve Türkiye'deki at cinsleri, savaşlara katılan atlar, savaş kıyafetleri, zırhlar, at sporları sergilenerek anlatılacaktır. Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han'ın atı 'Ferhan' ile Fatih Sultan Mehmet'in atı 'Küheylan', Mustafa Kemal Atatürk'ün atı 'Sakarya' ile canlandırmalarına yer verilecektir. Bunun yanında Metehan, Cengizhan, Alparslan gibi birçok Türk hükümdarının da at üzerinde canlandırmaları yer alacaktır. Türkiye'den ve dünyadan yoğun ziyaretçi alacağına inandığımız Savaş Atları Müzesi, Sivas'ın tanıtılmasına, turizmine ve ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır.' Vali Ayhan, proje alanında egzotik park, engelli aktif yaşam merkezi, organik pazar, kır kahvesi, macera parkı, MiniaSivas, Nuri Demirağ Havacılık ve Gök Bilim Merkezi ile Muzaffer Sarısözen Kültür ve Sanat Evi'nin de yer alacağını sözlerine ekledi. Ayhan ve beraberindekiler, daha sonra proje alanını gezdi. Projenin eylül ayında hizmete sunulması hedefleniyor.
Reklam
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Isparta'da Çevrim İçi Düzenlenen Otizm Kongresi'nde Konuştu:
ISPARTA(AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, otizm spektrum bozukluğu bulunan çocukların hassas emanetler olduğunu belirterek 'Okul öncesi eğitimde de zorunlu eğitime dahil edilmeleri çok hayati bir mesele. Bunu yapıyor olmaktan da tabii ki mutluluk duyuyoruz.' dedi.Bakan Selçuk, Isparta'da çevrim içi düzenlenen Otizm Kongresi'nde yaptığı konuşmada, bu tür toplantılara ihtiyaç olduğunu söyledi.Otizm spektrum bozukluğu bulunan çocukların hassas emanetler olduğunu vurgulayan Bakan Selçuk, bu emanetlere sahip çıkmanın, öğrencilerin eğitimi başta olmak üzere tüm hak ve özgürlüklerine katkı sağlama ve yardımcı olmanın görevlerinden olduğunu ifade etti.Selçuk, otizm spektrum bozukluğu bulunan çocukların potansiyellerini en üst seviyede gerçekleştirmeleri için herkesin toplumsal bir ödev şeklinde onlara yardımcı olmayı sürdürmesinde yarar olduğunu belirterek, bu konferans vesilesiyle çocuklar hakkında daha derin bir istişare yaparak yeni bilgilerle, dünyadaki gelişmeleri takip etmenin mümkün olacağını dile getirdi.Konferansın bilim insanları ile uygulamadaki öğretmenler, veliler ve öğrenciler açısından kıymetli olduğunu düşündüğünü aktaran Ziya Selçuk, şöyle konuştu:'Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarımızın yararlandığı eğitim faaliyetleri elbette var. Bu öğrencilerimize sürdürülebilir, kaliteli eğitim faaliyetleri gerçekleştirebilmek son derece kritik. Okul öncesi eğitimde de zorunlu eğitime dahil edilmeleri çok hayati bir mesele. Bunu yapıyor olmaktan da tabii ki mutluluk duyuyoruz. Evlatlarımızın özel eğitim değerlendirme kurul raporu doğrultusunda eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden aldıkları 8 saat bireysel, 4 saat de grup eğitiminin hizmet bedelleri Bakanlığımızın sorumluluğu altında. Onların sahip oldukları haklardan mahrum olmamaları için de arkadaşlarımızla beraber yoğun çabanın içerisindeyiz.'Selçuk, özel eğitim alan çocuklar için yaptıkları çalışmalardan birkaçını şöyle sıraladı:'Tam zamanlı kaynaştırma, bütünleştirme yoluyla eğitimlerini sürdüren bu öğrencilerimiz ihtiyaç duyulduğunda kendi okullarında, kendi öğretmenleri tarafından destek eğitim odalarında ek eğitim öğrenim alabiliyorlar. Aynı zamanda Türkiye genelinde öğrencilerin faydalandığı 566 meslek edindirme atölyesi, 133 özel eğitim sınıfı, 601 destek eğitim odası, 220 uygulama evinin belli standartlara kavuşturuldu ve bu standartlar çerçevesinde hizmet vermeye devam ediyor. Bunların yanında zorunlu öğretim çağında olup sağlık problemi nedeniyle örgün eğitim kurumlarından doğrudan yararlanamayacak durumdaki öğrencilerimize de ev ve hastanede eğitim hizmeti veriyoruz.' 'Özelim Eğitimdeyim' adlı mobil uygulama hayata geçtiSalgının herkesin hayatında belli kısıtlamalara yol açtığına dikkati çeken Bakan Selçuk, 'Bu kısıtlamalar otizm spektrumlu çocuklarımız için de büyük güçlük ortaya çıkartıyor. Bunun farkındayız. Bizler eğitim faaliyetlerimizi uzaktan eğitim çalışmalarıyla gerçekleştirdiğimiz bu dönemde, bu çocuklarımızın ihtiyaçları için de içerikler hazırladık. Mobil uygulamalar oluşturduk. Özel eğitim okulları ve kaynaştırma eğitimine devam eden tüm öğrenci velileri için 'Özelim Eğitimdeyim' adlı mobil uygulamayı hayata geçirdik. Uzaktan eğitim programı dahilinde etkinlikler, aile bilgilendirme görüşmeleri oluşturuldu. Özel çocuklara özel materyaller kapsamında birtakım araç ve gereçler hazırlandı. Bu, evlatlarımız için tasarlanan tatilde eğlenceli etkinlikler kitabı da ailelere dağıtıldı. Bütün özel gereksinimli çocuklar gibi otizm tanılı öğrencilerimizin de bütün haklarından yararlanmaları için çabalarımız devam edecek.' ifadelerini kullandı.Bu tür bilimsel toplantıların dünyadaki gelişmeleri görüp yenilenmek ve tazelenmek için kıymetli bulduğunu belirten Bakan Selçuk, öğretmenlerin bu toplantılara katılıp bilimsel çalışmalar yapmalarının değer taşıdığını, kongrede ortaya çıkacak verilerin sağlıklı biçimde değerlendirilip Milli Eğitim Bakanlığı camiasına yaygınlaştırılması için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti. Kongreye, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül, Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Bulutçu, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yılmaz, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alim Koşar katıldı.
Reklam
Koronavirüs Mutasyonu Türkiye'de Görüldü! Mutasyonlu Virüs Nedir, Mutasyonlu Virüs Kaç Kişide ve Kaç İlde Var?
Geçtiğimiz yıldan beri hem dünyayı hem ülkemizi saran koronavirüs için alınan tedbirlerle beraber geçtiğimiz aylarda aşılama aşamasına da geçilmişti. Fakat son aylarda Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde bulaş hızı daha fazla olan mutasyonlu koronavirüs görüldü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın yaptığı açıklamada ise mutasyonlu virüsün ülkemizde de bazı illerde görüldüğü belirtildi. Peki mutasyonlu virüs nedir? Mutasyonlu virüs ülkemizde hangi illerde ve kaç kişide görüldü? Detayları haberimizde sizler için derledik...
"Yök Anadolu Projesi" Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Tanıtıldı
ANKARA (AA) - Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Anadolu Projesi ile kıdemli üniversitelerin uzun yıllar içinde inşa ettikleri akademik ve inovatif birikimlerinin, gelişmekte olan genç üniversitelere açılacağını bildirdi. YÖK Anadolu Projesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törende tanıtıldı. Törenin açılışında konuşan YÖK Başkanı Saraç, YÖK'ün çalışmaları hakkında bilgi verdi ve YÖK Anadolu Projesi'nin detaylarını paylaştı.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın projeyi himaye etmesinden onur duyduklarını aktaran Saraç, dünyanın ve ülkenin küresel salgının etkisi altında bulunduğu bu zor günlerde, istikbale yönelik umut dolu bir projeyle salonda olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Devletin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde memleketin sahip olduğu bütün zenginlik ve imkanların kuvveden fiile çıkması için var gücüyle çalıştığını anlatan Saraç, 'yeni YÖK' olarak Erdoğan'ın gösterdiği 'Büyük Türkiye' idealine, sonuçlarını her yıl bu çatı altında duyurdukları projelerle katkı sağlamaya gayret ettiklerini söyledi. Yükseköğretim tarihinde pek çoğu ilk olan projeler yürüttüklerini belirten Saraç, şöyle devam etti:'Yükseköğretime ilişkin bir felsefemiz var, belli bir bakış açımız var, takip ettiğimiz bir üslup ve tarzımız var ve bir de farkımız var. Yükseköğretime dair parlak söylemlerimiz, epistemolojik, ontolojik gerçeklerden dem vuran entelektüel ve sofistike yaklaşımımız ve gerçekleşmeleri bir başka bahara kalacak karmaşık söylemlerimiz yok. Bunun yerine YÖK Anadolu Projesi gibi gerçekçi, sürekli hayata geçirdiğimiz ve kısa süre içinde sonuçlarını kamuoyu ile paylaştığımız projelerimiz var. Aslında biz, yükseköğretimi belli bir plan dahilinde daimi tekamül esasında tedrici bir usulde yeniden yapılandırıyoruz.' Üniversitelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın döneminde çeşitlenmeye başladığını dile getiren Saraç, tek tip, birbirinin hemen hemen kopyası niteliğindeki üniversitelerden oluşan Türk yükseköğretim sisteminin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destekleriyle bugün araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler, mesleki uygulama ağırlıklı üniversiteler, tematik üniversiteler gibi niteliği itibarıyla farklı misyonlar üstlenen üniversitelere sahip olduğunu söyledi.Genç ve kıdemli üniversiteler eşleştiriliyorYekta Saraç, YÖK Anadolu Projesi ile küresel yükseköğretimde son yıllarda gündemde olan üniversiteler arası iş birliğini gündeme aldıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:'YÖK Anadolu Projesi, dünya örnekleri ve Avrupa yapılanması incelenerek, üniversitelerin eşleşmeleri temelinde yürütülen, bilimsel ve sosyal etki değeri çok yüksek, ortak akıl ile geliştirilmiş projelerimizin artık başında gelecek ve Cumhurbaşkanımızın himayelerinde ve bugünkü tanıtım toplantımızı takiben hemen bahar yarıyılında başlayacak. İnşallah Avrupa ülkelerinden çok daha hızlı ve daha kapsamlı şekilde bu projeyi, bu yıl uygulamaya sokacağız. Küresel salgında nasıl ki ulusal ölçekte uluslararası fuar düzenleyen ilk ülke olma gibi girişimlere imza atmış ve Avrupa ülkeleri arasında küresel salgında yabancı öğrenci sayısını artıran tek ülke olmuşsak bu projeyle de inşallah yeni bir başarıya daha imza atmayı hedefliyoruz.'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Anadolu'nun her ilinde yaktığı bilim meşalesi olan üniversitelerin fiziki altyapısının, bu vizyona uygun istikamette geliştiğine dikkati çeken Saraç, Anadolu'da kurulan üniversitelere Bölgesel Kalkınma Odaklı İhtisaslaşma ile her yıl bir yarış ve rekabet sonunda belli bir misyon verildiğini, bu üniversitelerin misyonları istikametinde desteklendiğini ayrıca dijital dönüşüm gibi başkaca yeni projelerle güçlendirildiğini anlattı. Bugün yeni bir aşamaya geçtiklerini belirten Saraç, 'YÖK Anadolu Projesi'yle kıdemli üniversitelerimizin uzun yıllar içinde inşa etmiş oldukları akademik ve inovatif birikimlerini gelişmekte olan genç üniversitelerimize açıyoruz.' dedi. Yakın gelecekte bu genç üniversitelerin de çok güçlü akademik kadrolara sahip olacağını fakat ülkenin artık vakit kaybına tahammülü bulunmadığını belirten Saraç, 'Onlarca yılın hizmetini kısa bir sürede sunmayı başaran devletimizin, bu genç üniversitelerimize altyapı bağlamında verdiği desteğe biz de 12 üniversitemizle iş birliği içinde YÖK Anadolu Projesi ile destek vermeyi görev bildik. Çalışmalarıyla farklı alanlarda dünya bilimine ve ülkemize katkı sunan akademisyenlerimizin derslerine yansıttıkları birikimleri artık yalnızca mensubu oldukları üniversitelerin öğrencileri için değil, Anadolu topraklarımızda, farklı yörelerde yükselen bilim merkezlerimizin öğrencileri için de ulaşılır olacak.' diye konuştu. 'Proje, gönüllülük esasına dayalı olacak'Rektörlere ve dersleri sunacak öğretim üyelerine teşekkür eden Saraç, 'Zira bu proje gönüllülük esasına dayalıdır. Planlama aşamasında aldığımız geri bildirimler, projenin yarattığı heyecanı ortaya koyuyor. Özellikle pandemiden önce başlattığımız Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi, şimdi bu Anadolu projesini uzun soluklu kılmak için de önemli bir avantaj sağlıyor. Gerek dijital imkanlarla gerekse bölgeye giderek veya bölgede misafir edilerek Türk akademisinin birikimini azami ölçüde öğrenciye aktarılabilecek kıdemli hocalarımız genç öğretim üyelerimize rehberlik yapacak ve üniversitelerimiz farklı sesler ile farklı derslerle canlılık kazanacak.' değerlendirmesinde bulundu. Değerlerinin bilginin bir güç değil erdem olduğunu gösterdiğini belirten Saraç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülke için koyduğu yüksek hedeflere ulaşmak adına, ülkenin küresel bir güç olma yolundaki yürüyüşüne katkı sunmak, memleket için bilimsel faaliyetler yapmak, bilim emperyalizmine yenilmemek, eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliği sağlamak için gayret göstermeye ve çalışmaya devam edeceklerini bildirdi.Gerçekleştirdikleri her projenin arkasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güveni ve desteği bulunduğunu ifade eden Saraç, bilime, bilim dünyasına, bilim sevdalısı gençlere kıymet veren Erdoğan'a, bu projeye verdiği destek ve himaye için müteşekkir olduklarını söyledi.YÖK Anadolu Projesi'yle yükseköğretim hayatındaki değişikliklerYükseköğretimde ilk kez uygulanacak olan YÖK Anadolu Projesi, yeni kurulan veya gelişmekte olan genç üniversitelerin, belirlenen bazı alanlarda gelişiminin diğer üniversitelerce desteklenmesi amacıyla akademik insan gücü ve araştırma alt yapısı bakımından daha gelişmiş kıdemli üniversitelerle eşleştirilmesini öngörüyor. Proje kapsamındaki ön çalışmalar neticesinde, genç ve kıdemli üniversiteler arasında eşleştirme protokolleri imzalanarak, eşleştirmelerin alanları, niteliği, öğrenci, akademik ve idari personel hareketliliği, eğitim ve öğretim, Ar-Ge ve proje alanlarında yapılacak iş birliklerinde üniversitelerin hak ve yükümlülükler belirlendi. YÖK Anadolu Projesi'nde 12 kıdemli üniversitenin kıdemli öğretim üyeleri 2006'dan sonra kurulan 15 genç üniversitenin çeşitli bölümlerdeki öğrencilerine ders verecek ve araştırma alanlarında danışmanlık yaparak yol gösterecek. Üniversiteler araştırma alt yapılarını ve kütüphane olanaklarını birbirlerine açacak. Proje, lisansta olduğu kadar, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki genç akademisyenlere de önemli katkılar verecek. Üniversitelerin 'açık bilim-açık erişim' ve uzaktan eğitim olanakları da salgın döneminde projenin yürütülmesine geniş kolaylık sağlayacak. YÖK Anadolu Projesi'nden yararlanacak genç üniversitelerdeki öğrenci sayısı 170 bin 480 olacak. 'Genç' ve 'Kıdemli' üniversiteler belirlendiProje kapsamında YÖK ilk olarak 'Genç Üniversiteler' diye adlandırılan 2006 sonrası kurulan 15 devlet üniversitesi ile 'Kıdemli Üniversiteler' şeklinde isimlendirilen 2006'dan önce kurulmuş, belirlenen alanlarda insan gücü ve araştırma alt yapısı bakımından daha gelişmiş 12 devlet üniversitesini belirledi. Genç Üniversiteler Ağrı İbrahim Çeçen, Ardahan, Artvin Çoruh, Bartın, Bayburt, Bingöl, Bitlis Eren, Erzincan Binali Yıldırım, Hakkari, Iğdır, Kilis 7 Aralık, Munzur, Muş Alparslan, Siirt ve Şırnak üniversiteleri, Kıdemli Üniversiteler ise Ankara, Bursa Uludağ, Çukurova, Ege, Erciyes, Gazi, Gebze Teknik, Hacettepe, İstanbul Teknik, İstanbul, Orta Doğu Teknik ve Selçuk üniversiteleri olarak belirlendi.
Milli Eğitim Bakanlığı Bu Eğitim Öğretim Yılında 250 Tescil Almayı Hedefliyor
BURSA (AA) - Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Bakanlığa bağlı okullardaki fikri mülkiyet çalışmaları kapsamında, bu eğitim öğretim yılında 250 patent, faydalı model, marka ve tasarım tescili almayı hedeflediklerini belirtti.Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Özer, kentteki bazı liseleri ziyaret ederek incelemelerde bulundu.Açıklamada ifadelerine yer verilen Özer, fikri mülkiyet konusunun eğitim ile ekonominin birbirini desteklediği önemli ara yüzlerden biri olduğunu vurguladı.Mahmut Özer, Milli Eğitim Bakanlığınca bu alanda 2019-2020 eğitim öğretim yılı için konulan 100 tescil hedefinin aşıldığını anımsatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:'Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında 12 patent, 8 faydalı model, 109 tasarım ve 59 marka olmak üzere toplam 188 tescil alındı. 2020-2021 yılı için hedefimiz 250 tescil. BİLSEM'lerdeki öğrencilerimiz hem ulusal hem de uluslararası etkinliklerde ülkemizi temsil ediyor. BİLSEM'ler 2020'de patent, faydalı model, tasarım ve marka üretimine odaklandılar ve önemli mesafe aldılar. Özel yetenekli öğrencilerin yeteneklerini geliştirmeleri için Bakanlığımız tarafından tüm BİLSEM'ler kütüphaneler ve tasarım ve beceri atölyeleriyle güçlendiriliyor. Bursa'da da Bilim Sanat Merkezlerimizdeki çalışmalar memnuniyet verici. Tüm okulları birbirine yaklaştırmak amacıyla hayata geçirdiğimiz Mesleki Eğitimde 1000 Okul Projesi kapsamında okullarımızın yürütecekleri iş birlikleri, öğrencilerimizin ve aynı zamanda kurumlarımızın da ufuklarını açacak, vizyonlarını geliştirecektir.'19 ilde 36 Ar-Ge merkeziBakan Yardımcısı Özer, 19 ilde kurulan 36 Ar-Ge merkezinden 3'ünün Bursa'da olduğunu aktardı.Tüm Ar-Ge merkezlerine, fikri mülkiyet konusunda hazırlayacakları projeler için 10 milyon liralık başlangıç desteği sağlandığına değinen Özer, şunları kaydetti:'Fikri mülkiyet konusunda tescil sürecine fen liseleri de katılacak. Türkiye genelinde 325 fen lisemiz var. Her okulumuz en az bir tescil alacak. Bizim inovasyonla ileri teknoloji, nanoteknoloji ve savunma sanayi ile ilgili katma değeri yüksek teknolojik ürünleri elde edecek hale gelmemiz lazım. Bunun sadece yükseköğretim planlamasıyla olması yeterli değil. Temel eğitimde, ortaöğretimde bu kültürü yerleştirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızın farklı türdeki el becerilerini geliştirerek bunun filizlerini yükseköğretimde görmemiz lazım. Ülkemizin ihtiyacı olan bu. Bununla ilgili gerekli inovasyonları yapıyoruz.'Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Celal Sönmez Spor Lisesi ziyaretinde ise okulun öğrencisi olan Bursasporlu genç futbolcularla bir araya gelen Mahmut Özer'e yeşil-beyazlı takımın forması takdim edildi. Özer, gençlere teşekkürlerini iletti.Özer, ayrıca Bursa'da İl Milli Eğitim Müdürü Sabahattin Dülger ile BTSO Hayri Terzioğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, BTSO Kamil Tolon Bilim ve Sanat Merkezi, BTSO Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu, Bursa Erkek Lisesi ve Tofaş Fen Lisesini ziyaret ederek, sektör temsilcileriyle buluştu.
Reklam