onedio
Uluslararası Demokratlar Birliğinde Köksal Kuş, Genel Başkanlık Görevini Devraldı
KÖLN (AA) - Almanya'nın Köln kentinde 24 Ocak'ta düzenlenen genel kurulda Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Genel Başkanı seçilen Köksal Kuş, Bülent Bilgi'den görevi devraldı.Köln'deki UID Genel Merkezi'nde düzenlenen devir teslim töreninde, Bilgi'ye hizmetlerinden dolayı teşekkür eden Kuş, şükranla devraldıkları bu bayrağı daha ilerilere taşımanın ve daha büyük işleri başarmanın mücadelesini yine birlikte vereceklerini söyledi.UID Genel Başkanı Kuş, 'Anadolu insanının tarihinde göç olgusu önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda 1961 iş gücü anlaşmasıyla başlayan süreç son yüzyılda Anadolu’dan Avrupa’ya gerçekleşmiş en kapsamlı göç olarak tezahür etmiştir. Avrupa’daki Anadolu insanının hikayesi hem doğdukları hem doydukları yeri vatan belleyenlere dairdir.' dedi.Kuş, şöyle devam etti:'Türk toplumu bilim insanları, sanatçıları, entelektüelleri ve sivil toplum kuruluşları ile Avrupa’ya önemli katkılar sağlamış ve bu kültür havzasının bir parçası haline gelmiştir. Bu bağlamda Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) çok kültürlü Avrupa‘ya entegre, önemli bir sivil toplum kuruluşu olarak çalışmalarını yürütmekte, kültürler ve toplumlar arasında önemli bir köprü vazifesi görmektedir. Bu önemli kurumun 7. Olağan Kongresinde genel başkanlık görevini şahsıma tevdi eden kıymetli delegelerimize teşekkürü bir borç bilirim. Anadolu insanının bütün renklerini yansıtan ve bütün kesimleri kucaklayan bir yönetim anlayışı içerisinde vatandaşlarımıza hizmet etme gayreti içerisinde olacağım. Toplumumuzla kuracağımız sağlıklı bir ilişki, Avrupa’daki geleceğimizin en güzel bir biçimde şekillenmesini sağlayacaktır.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2004'te Köln'de açılışına katıldığı ve Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) ismiyle kurulan örgüt, 2018 yılında Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) ismini almıştı.
Fransa, Onayladığı Astrazeneca Aşısını 65 Yaş Üstü Kişilere Önermedi
PARiS (AA) - Fransa, AstraZeneca'nın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) için geliştirdiği aşının ülkede kullanılmasını onayladı ancak 65 yaş üstü kişilere uygulanmasını önermedi.Ülkedeki Bilim Kurulu, AstraZeneca aşısının kullanılmasını görüşmek için bugün toplandı.Toplantıda, aşının ülkede kullanılması onaylanırken 65 yaş üzeri kişilere etkinliğine dair yeterli veri bulunmadığı, bu nedenle şimdilik 65 yaş altı kişilere uygulanması önerildi.Böylece BioNTech-Pfizer ve Moderna şirketlerinin geliştirdiği aşılardan sonra AstraZeneca Fransa'da onay alan üçüncü aşı oldu.Söz konusu aşı, hemşire ve doktorların yanı sıra eczacılar ve ebeler tarafından da yapılabilecek.Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 29 Ocak'ta Avrupa İlaç Ajansı'nın (EMA) AstraZeneca'nın Kovid-19’a karşı geliştirdiği aşının kullanılmasına ilişkin tavsiye kararını onaylamıştı.
İran, 4 Kat Kapasiteye Sahip İki Kademeli Gelişmiş Santrifüje Sahip Olduğunu Açıkladı
VİYANA (AA) - İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Kazım Garib Abadi, ülkesinin Natanz Nükleer Tesisinde öncekilere oranla neredeyse dört katı zenginleştirme kapasitesine sahip iki kademeli gelişmiş santrifüj kullanmaya başladıklarını açıkladı.Abadi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'Çalışkan nükleer bilim adamlarımız sayesinde, Natanz'da şu anda IR1'in neredeyse 4 katı kapasiteye sahip, iki kademeli 348 IR2m santrifüjü UF6 (Uranyum Hekzaflorür) ile başarılı bir şekilde çalışıyor. Fordo'da (nükleer tesis) 2 kademeli IR6 santrifüj kurulumuna da başlandı.' ifadesini kullandı.Gelişmenin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile paylaşıldığını kaydeden Abadi, UAEA’nın santrifüjleri kontrol edebileceğini bildirdi.
Kovid-19'Un İngiltere Mutasyonu Aşılara Karşı Dirençli Hale Gelmiş Olabilir
LONDRA (AA) - Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ilk olarak İngiltere'de görülen daha hızlı yayılan ve daha öldürücü olan tipinin 'endişe verici' bir şekilde mutasyona uğradığı bildirildi.İngiltere Halk Sağlığı Kurumunun açıklamasında, İngiltere'de tespit edilen Kovid-19'un daha hızlı yayılan tipinin bağışıklık sistemini daha iyi aşabilen bir mutasyonunun tespit edildiği duyuruldu.'E484K' adlı mutasyon, dünyada endişeye yol açan Güney Afrika ve Brezilya mutasyonlarında görülen değişimin aynısını içeriyor.Dolaysıyla yüzde 70 daha hızlı yayılan ve 60 yaş üzeri kişilerde yüzde 30-40 daha öldürücü olan tipin, aşılara karşı daha dirençli hale geldiğinden endişe ediliyor. Leicester Üniversitesinden Dr. Julian Tang, BBC'ye yaptığı açıklamada, mutasyonu 'beklenmedik olmasa da endişe verici bir gelişme' olarak nitelendirdi.Virüsün daha fazla mutasyona uğramasını önlemek için halkın karantina kurallarına uymasının ve vakaları azaltmasının önemine dikkati çeken Tang, 'Aksi takdirde virüs, yayılmaya devam etmekle kalmaz aynı zamanda gelişebilir.' dedi. Bilim insanlarının E484K'yla ilgili araştırmaları, mutasyonun virüsün antikorlara karşı daha korunaklı hale gelmesine yardımcı olabileceğini gösteriyor. ABD merkezli ilaç üreticisi Moderna, geliştirdikleri Kovid-19 aşısının bu mutasyona karşı halen etkili olduğunu açıklasa da, vücudun bağışıklık tepkisinin o kadar güçlü veya uzun süreli olmayabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, en kötü senaryoda aşıların birkaç hafta veya aylar içinde mutasyona karşı çok daha etkili olabilecek şekilde yeniden tasarlanabileceğini belirtiyor.
"Edebiyat Ve Mimarlık" Panelinde Mekan-İnsan İlişkisi Ele Alındı
İSTANBUL (AA) - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ile üniversitenin Endülüs Fikir ve Sanat Kulübü tarafından çevrim içi düzenlenen panelde metin, mekan ve hafıza üzerinden edebiyat ve mimarlık konuşuldu.'Edebiyat ve Mimarlık' panelinin ilk oturumunu Dr. Öğr. Üyesi Zeynep K. Şerefoğlu Danış yönetti.Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı, 'Viraneden Kaşaneye, Tabuttan Umuda: Edebiyatta Mimari Algıları' başlıklı konuşmasında edebiyatta mimari algıların çok kapsamlı bir konu olduğunu söyledi.Mimari edebiyat konusunda tespit ettiği algı değişimlerine ilişkin bilgiler veren Andı, mimarinin 'Mekanın insan eliyle içinde barınmak ve yaşamak amacıyla şekillendirilmesinden oluşan bir disiplin' olarak tanımlanabileceğini kaydetti.Mekan kelimesinin Arapça kökenli olduğunu bilgisini paylaşan Andı, 'Mekan 'kevn' sülasi mastarından geliyor yani Türkçede 'oluş' demek 'olmak' demek. Bu bağlamda mekanı hem dünyanın oluşu, içinde yaşanılan zeminin oluşu ve oluşumu hem de orada yaşayan insanın oluşumuyla birlikte düşünebiliriz.' şeklinde konuştu.İnsanın varoluşuyla ilgili bir ontolojik kavram ve realite olarak mekanın, dini kaynaklardan yola çıkarak cennette yaratılışı ve arkasından yeryüzüne indirilişi bağlamında dahi algılanabileceğini dile getiren Prof. Dr. Andı, cennetin de dünyanın da bir mekan olduğunu ve insan için bir yaşama zemini olduğunu ifade etti.'Mimarinin arkasında bir medeniyet algısı var'Prof. Dr. M. Fatih Andı, 'Mekan insan eliyle yapıldığında mimari çıkar. Evet mimariyi insanlar yapar ama bu ilişki tek boyutlu ve tekil bir ilişki değildir. Mekanı insan yaptığında mimari oluşur ama mimari de döner insanı yapmaya başlar. İşte ontolojik ilişki burada çok daha kapsamlı bir manzara arz etmeye başlar. Biz mimariyi böyle düşündüğümüzde mimarinin arkasında bir gözün bir bakış açısının hatta daha geniş kapsamıyla bir zihniyetin, daha da genişletirsek bir medeniyet algısının bir varlık tasavvurunun var olduğunu gözden ırak etmemek zorundayız.' değerlendirmesini yaptı.Mekanın insanlığın hayatında medeniyetlere göre farklı zihniyetler ve perspektifler çerçevesinde algılanan bir realite olduğunun altını çizen Andı, şunları kaydetti:'Toplumsal hayatımızda da, yakın tarihimizde de, bizim medeniyet akışımız içerisinde Osmanlı Türk toplumu özelinde mimariye bakış, mekanı kavrayışın bir medeniyet perspektifini yansıtır mahiyettedir. Mimarideki değişim de bir medeniyetten başka bir medeniyete geçişin bir ray değiştirme sürecini bize verecek en önemli imkanlardan birini teşkil eder.Aslına bakarsanız okul müfredatlarında Osmanlı'nın Avrupa ile tanışmasının daha çok ve öncelikle askeri ve sonra siyasi alanlarda başladığı hep söylenegelir. Ben iddia ediyorum ki en az askeri ve siyasi alanlar kadar Osmanlı'nın, bir medeniyetin çocukları olarak Osmanlı toplumunun Batı medeniyetini tanıyışı, askeri ve siyasal alanlarda olduğu kadar mimari alanlarda da başlamıştır.'Prof. Dr. M. Fatih Andı, mimariyle bağlantılı edebi eserlerden örnekler vererek, edebiyatçıların Avrupa ülkelerinde gördüğü mimari eserleri tasvir çabasına değindi.Romanın doğası gereği tasvire dayalı, insan ilişkilerinin mahremiyetinin deşifresi üzerine kurulmuş bir edebi sanat olduğunu belirten Andı, 'Bu insan ilişkileri de Batı romanında genellikle burjuva hayatını esas alır. Burjuvazinin yaşadığı mekanlar görkemli binalar, büyük mimari eserler, büyük yerleşim birimleri veya evler ile salonlar gibi ev içi mekanlardır. Küçücük gecekondu türü evlerde romanlar yürümez. İnsanların birbirleriyle daha çok kişisel ilişkiler, mahremiyet aşınmaları, deformasyonları, gönül ilişkileri gibi bağlantılar kurabilecekleri büyük mekanlar istenilir.' diye konuştu.'Mimarlık hem sanat hem bilim olan bir dal'Kocaeli Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevnihal Erdoğan da panelde 'Mimarlık ve Tasarım Eğitiminde Büyük Edebiyat ve Sanat Yapıtlarının Değerlendirilmesi' başlıklı bir konuşma yaptı.Erdoğan, mimarlık eğitiminin temel konularından birinin stüdyo dersleri olduğunu, bir stüdyo hocası olarak öğrencilere bir projenin nasıl yapılacağı konusunda yol gösterip destek olduğunu söyledi.Öğrencilerin tasarımlar geliştirebilmesi için çeşitli disiplinlerden beslenmeleri gerektiğini vurgulayan Erdoğan, 'Mimarlık hem sanat hem bilim olan bir dal. Sanatsal yönden edebiyattan sinemadan müzikten tiyatrodan tüm bunlardan beslenerek duygu yönlerini geliştirmeleri gerekiyor.' dedi.Türkiye'nin tarihsel miras açısından son derece karakteristik özellikleri ve özgün değerleri bulunan şehirlere sahip olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:'Kentler, kötü tasarımlar özensiz ve sıradan yapılarla doldurularak kimliklerini büyük oranda kaybetmişlerdir. Kuşkusuz tüm bu olumsuzlukların nedeni tek başına mimarlar değildir. Bu olumsuz gelişmelerde toplumsal tutumlar, siyasi tercihler ve çağın getirdiği sorunlar da çok etkili olmuştur. Mimarlık gibi sanatsal yanı ağır basan bir meslek alanında mimar adaylarının nitelikli, estetik ve kültürel eğitimden geçmesi gereklidir.'Toplumda ve mimarlarda yeni bir estetik algı oluşturmak için büyük edebiyat yapıtlarının yakından tanınmasının gerekli olduğuna değinen Erdoğan, 'Mimarlık eğitimi ve mimarlık mesleği nitelikli bir mimarlık ortamı arzularken öncelikle kendisini ve daha sonra da toplumu bu konuda bilinçlendirilmeli ve donatmalıdır.' değerlendirmesini yaptı.'Her edebi eser bir mekanda geçer'Yazar Hikmet Temel Akarsu ise 'Çağdaş Edebiyatta Mimarlık' başlıklı konuşmasında, edebiyata yöneldikten sonra daha çok öykü, roman ve oyun dalında eserler verdiğini ve çok sayıda edebiyat araştırması yaptığını söyledi.Akarsu, 'İlk yazdığı romanlarından 'Aleladelik Çağı' yayınlandıktan sonra, bir daha bu koşullar altında mimarlık yapmayı kabul etmemiş ve mimarlığın estetik boyutunun ve kültürel boyutunun Türkiye'de geliştirilebilmesi için çaba göstermiş bir insanım.' dedi.Edebiyatta mimarlık projesinin ortaya çıkışına değinen Akarsu, edebiyatı akademik formattan çok toplumun özümseyebileceği bir şekilde anlatmak üzere yola çıkıldığını kaydetti.Akarsu, tarihi şehirlerdeki olağanüstü güzellikteki estetiğin dönüştürülmesinin yanlışlığına vurgu yaparak, 'Bu güzelliklerin kaybolmasına biz ancak kültürel yükselişle karşı durabilirdik ve edebiyatta mimarlık kitabı bunun başlangıç noktası oldu.' ifadesini kullandı.Her romanın ve edebi eserin bir mekanda geçtiğini dile getiren Akarsu, şöyle devam etti:'Yani biraz zorlamayla dünyada yayınlanmış bütün eserleri mimarlıkla bağlantılandırmak mümkündür. Fakat bu sonsuz, sınırsız deryada boğulmamak adına biz bazı seçimlerde bulunmak, tasarımcıların, mimarların ve estetik arayışlar içerisinde olan insanların zihninde yeni ufuklar açacak, yeni hayaller kurmalarına neden olacak, yeni yollar açacak bazı özellikler taşıyan eserleri ön plana almaya çalıştık.'
Türk Bilim İnsanları Yaşlıların Ve Kronik Hastalığı Olanların Kovid-19'U Ağır Geçirme Nedenini Araştırdı
SAMSUN (AA) - İLYAS GÜN - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Özgen ve Dr. Öğretim Üyesi Demet Yalçın Kehribar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunanlarda yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ağır seyretmesinin nedenlerini araştırdı.Prof. Dr. Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Yalçın Kehribar'ın yaşlılar ile tansiyon, şeker, astım gibi kronik hastalıkları olan bireylerin Kovid-19'u neden ağır geçirdiğini bulmak için geçen yıl mart ayında başlattıkları çalışma tamamlandı.Prof. Dr. Özgen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sRAGE yolağının (hücre içinde meydana gelen bir dizi kimyasal tepkime) yaşlılarda istenilen düzeyde çalışmadığını, bu nedenle de kandaki artık ürünlerin iyi temizlenemediğini söyledi.Artık ürünlerin temizlenememesi nedeniyle vücutta iltihabın tetiklendiğini anlatan Özgen, 'Gençlerde ve çocuklarda ise bu ürünler temizleniyor ve hastalığı daha hafif geçiriyorlar.' dedi.Araştırmalarının avantajları olacağına dikkati çeken Özgen, şunları kaydetti:'Bu çöp ürünleri temizleyen, metabolik yolakları uyaran ve aktivite eden ilaçlarımız var. Yaşlılara bu ilaçları verdiğimizde, hastalığın daha hafif, ölümcül olmadan atlatılmasını sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bundan sonraki aşamada metabolik yolağı aktifleyen birtakım ilaçları test edeceğiz. Bunları test ederken Kovid-19 enfeksiyonunun daha hafif geçip geçmediğini tespit edeceğiz. Araştırmamızdan çok ümitliyiz. Kovid-19 tedavisinde başarılı olacağını düşünüyoruz. sRAGE proteinini artıran ilaçlarla ilgili metabolik yolağı test etmek için hayvan deneylerine başlayacağız.''Yaşlıların Kovid-19 enfeksiyonunu ağır geçirmesini durdurabiliriz'Dr. Öğretim Üyesi Demet Yalçın Kehribar ise Samsun'daki yüzlerce Kovid-19 hastasının kan düzeylerini incelediklerini dile getirdi. Kehribar, araştırmada hücre düzeyinde pek çok metabolik mekanizmanın sonunda ortaya çıkan artık ürünlerin Kovid-19 enfeksiyonunu şiddetlendirdiği belirlediklerini anlattı.Kovid-19 enfeksiyonunu belirtisiz, hafif klinik düzeyde geçiren bireylerde metabolik artıkları temizleyen sRAGE düzeyinin arttığı saptanırken hastalığı ağır geçirenlerde bu düzeyin değişmediğinin ortaya konulduğuna değinen Kehribar, şöyle devam etti:'Kronik hastalıkları bulunan kişilerde ve yaşlılarda hastalık ölümcül seyredebiliyor. İnsan yaşadıkça hücrelerinde birçok metabolik aktivite ve her metabolik aktivite sonucunda kanda atık ürünler oluşmaktadır. Vücut birçok sistemle bu atık ürünleri temizlemeye uğraşıyor. Bu atık ürünleri temizleyen sistem ise sRAGE'dir. Bu araştırmada sRAGE sisteminin çocuk ve gençlerde çok iyi çalışırken, yaşlandıkça sRAGE'nin de yaşlandığını, metabolik aktivitesinin çok azaldığını sapladık. Yaşlanan bireyler ve ek hastalıkları olanlar yaşamları boyunca daha fazla artık ürüne maruz kalmış ve böylece bu bireylerde hücresel artık ürünleri temizleyen sRAGE sentez yeteneği zayıflamış, sonuçta artık ürünlerin temizlenme hızı azalmıştı.'Kehribar, yaşlı ve kronik hastalığı olan bireylerin sürekli artık ürünlere maruz kalmasının iltihabın tetiklenmesine yol açtığını belirterek, 'Bu Kovid-19 iltihabı ve sitokin fırtınasını tetikliyor. sRAGE düzeylerini artırıyor. Çünkü yaşamları boyunca daha fazla artık ürüne maruz kalmaları sonucu böyle bir adaptasyon gelişiyor. Araştırmalar, metabolik yolakların iyi çalışması durumunda hastalığın şiddetli seyretmeyeceğini, artık ürünleri temizleyen sRAGE proteinini artıran ilaçların Kovid-19 enfeksiyonunun şiddetli seyretmesini, ölümcül akciğer tutulumlarını engelleyebileceğini ortaya koydu.' ifadesini kullandı.Araştırmanın sağlıklı bireyler, Kovid-19 enfeksiyonunu geçiren fakat akciğer tutulumu olmayanlar ile çok yoğun Kovid-19 enfeksiyonu yaşayan, ciğerlerinde tutunma bulunan ve hayatını kaybeden kişiler üzerinde yapıldığını anlatan Kehribar, 'Bu 3 grubunun kanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bu çöp atıklarını temizleyen sRAGE mekanizmasının ağır geçiren hastalarda resmen çöktüğünü, çalışmadığını gördük. sRAGE sistemini güçlendirecek ilaçlarla devreye girersek belki de yaşlıların Kovid-19 enfeksiyonunu ağır geçirmesini durdurabiliriz.' dedi.Araştırmalarının, İngiltere'de tıp alanında yayımlanan 'Biomarkers' adlı derginin ocak ayı sayısında yer aldığını bildiren Kehribar, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uluslararası Kovid-19 kongrelerinden de davet aldıklarını sözlerine ekledi.
Reklam
NASA, Ay'da Kamp Alanı Arıyor: Dikkat Edilecek Üç Konu Açıklandı!
NASA, Ay'da astonotların barınması için kuracağı üsse uygun bir yer arıyor. Uzay ajansı internet sitesinde, astronotların Ay'da ineceği ve üssün kurulacağı noktayı tartıştığı bir metin yayımladı. Metinde üssün ihtiyaç duyacağı en önemli özellikler sıralandı: Işık, su ve yükseklik.
Yüksek Mahkeme, Üniversite Hastanesinde Uzman Doktora Nöbet Ücreti Ödenmemesini Ayrımcılık Saydı
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, bir üniversite hastanesinde çalışan uzman doktora nöbet ücreti ödenmemesi nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna vardı.Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalında uzman doktor olarak görev yapan Ali Akay, mesaisine ek olarak tuttuğu nöbetlere ilişkin hak kazandığı icap dahil nöbet ücretlerinin ödenmesi istemiyle 2016'da Ege Üniversitesi Rektörlüğüne başvurdu. Rektörlüğün cevap vermemesi üzerine zımnen reddedilen idari işlemin iptali istemiyle İzmir 1. İdare Mahkemesinde dava açan Akay, ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesini istedi.Akay, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında istihdam edilen uzman hekimlere nöbet ücreti ödendiğini ancak 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi uzman hekimlere ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürdü. Davayı kabul eden Mahkeme, 2017'de ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faiziyle başvurucuya ödenmesine karar verdi. Kararın istinafa taşınması üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi, 2547 sayılı Kanuna tabi personele icap nöbeti adı altında ödeme yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığını belirterek, öğretim elemanlarının yorum yoluyla bu haktan yararlandırılmalarının hukuken mümkün olmadığına karar verdi. Kararın tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, diğer personele icap nöbet ücreti ödenmesine rağmen bazı uzman doktorlara ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı bağlamındaki ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini öne sürdü. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, başvurucunun Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesine gönderilmesine karar verdi. Gerekçede, Anayasa Mahkemesinin 2019'da verdiği bir başka kararında, 'diğer sağlık personeline nöbet ücreti ödenip 2547 sayılı Kanun'a tabi çalışan uzman doktorlara ödenememesinin ayrımcı bir muameleye yol açtığı sonucuna vardığı' aktarıldı. Somut olayda da Yüksek Mahkemenin daha önce aldığı bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı belirtilen gerekçede, '2547 sayılı Kanun'a tabi olarak uzman doktor olarak çalışan başvurucuya tuttuğu icap nöbeti ücreti ödenmeyerek 657 sayılı Kanun'a tabi uzman doktorlar ile 2547 sayılı Kanun'a tabi uzman doktorlar arasında nöbet ücreti yönünden bir farklılık yaratıldığı dikkate alındığında bu durumun mülkiyet hakkına yönelik ayrımcı bir muameleye yol açtığı anlaşılmaktadır.' değerlendirilmesi yer aldı. Olayda objektif ve makul bir gerekçe gösterilmeden mülkiyet hakkına yapılan ayrımcı müdahale nedeniyle başvurucuya aşırı bir külfet yüklenmesine yol açıldığı bildirilen gerekçede, mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna varıldığı kaydedildi.
Reklam
Milli Eğitim Bakanı Selçuk Yüz Yüze Eğitimin Detaylarını Açıkladı:
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 'Köylerimizde salgının hiç olmadığı ya da düşük seyrettiği görüldüğünden çocuklarımızın eğitiminin salgına bağlı olarak daha fazla aksamaması için köy okullarımızı tüm kademelerde 15 Şubat'ta yüz yüze ve tam zamanlı olarak açıyoruz.' dedi. Selçuk, Bakanlık'ta düzenlenen bilgilendirme toplantısında yüz yüze eğitime ilişkin detayları açıkladı.Tüm çaba ve gayretlerinin çocukları okullarıyla sağlıkla ve güvenle buluşturmak olduğunu belirten Selçuk, bundan dolayı her gün ve bazen günde birkaç kez dünyadaki ve Türkiye'deki bilimsel verileri ve raporları gözden geçirdiklerini söyledi.Selçuk, büyük bir ekibin verilerin akışını uygulamalarla ilişkilendirip, il il ayrıntılı verileri takip ettiklerini anlatarak Bilim Kurulu'nun ortaya koyduğu görüşlerin dikkatle değerlendirilip fiziksel ve ruhsal sağlık, psikososyal ve akademik ölçme değerlendirme verilerinin karşılaştırmalı olarak dikkate alındığını aktardı.'Salgının seyrine bağlı olarak bazı köylerde uzaktan eğitim önerebilecek'Türkiye'nin salgın tedbirleri açısından eğitim alanındaki uygulamalarıyla veriye dayalı bir şekilde dünyada örnek gösterilen ülkeler arasında olduğunu ifade eden Selçuk, uzaktan eğitime başlanılan 23 Mart 2020 tarihinden bugüne kadar televizyon kanallarında yayımlanan 10 bin ders videosu ve on milyonlarca saatlik canlı dersle olağanüstü bir performans sergilediklerini kaydetti.Selçuk, tüm öğretmen, eğitim çalışanları ve bu süreçte sabırla destek veren velilere şükranlarını sunarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Kabine Toplantısı'nın ardından ikinci dönem itibarıyla uzaktan eğitimden yüz yüze eğitime geçişle ilgili süreci ana hatlarıyla paylaştığını hatırlattı.Daha önce de eğitim öğretim takviminde belirtildiği gibi 15 Şubat Pazartesi günü ikinci yarı yıla başlanılacağını anımsatan Selçuk, 'Köylerimizde salgının hiç olmadığı ya da düşük seyrettiği görüldüğünden çocuklarımızın eğitiminin salgına bağlı olarak daha fazla aksamaması için köy okullarımızı tüm kademelerde yüz yüze ve tam zamanlı olarak açıyoruz. Elbette salgının seyrine bağlı olarak il hıfzıssıhha kurulları bazı köylerimizde uzaktan eğitimi önerebilecektir.' diye konuştu.'Özel gereksinimli öğrencilerimiz için de özel eğitim okullarımız ve sınıflarımız eğitim vermeye başlayacak'Selçuk, okul öncesi eğitime verdikleri öneme değinip, bunun eğitimin başlangıcı olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:'Bu sebeple çocuklarımın güçlü bir başlangıç yapmaları ve daha da gecikmemeleri için 15 Şubat'ta tüm bağımsız anaokullarımızı da tam zamanlı açma kararı verdik. 1 Mart Pazartesi günü ilkokullarımızın tüm sınıf düzeyleriyle açılması kararını aldık. İlkokul öğrencilerimiz eğitimlerine yine seyreltilmiş şekilde haftanın iki günü devam edecekler. Aynı tarihten itibaren özel gereksinimli öğrencilerimiz için de özel eğitim okullarımız ve sınıflarımız eğitim vermeye başlayacaklar.1 Mart tarihinde okullarımız, sınav döneminde olan 8. ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de kapılarını açacak. Onların verimli bir şekilde sınavlara hazırlık yapmaları ve öğretmenleri ile birebir çalışmaları çok önemli. Bu nedenle öğrencilerimiz eğitimlerine 1 Mart'ta tam zamanlı olarak başlayacak ve Bilim Kurulu'nun öngördüğü şartlar çerçevesinde sınıflarda yerlerini alacaklar. Ayrıca, halihazırda devam etmekte olan Destekleme Yetiştirme Kurslarına bu öğrencilerimizin daha rahat ulaşabilmeleri için sokağa çıkma kısıtlaması olan gün ve saatlerde öğrencilerimiz özel izinli sayılacaklardır.''Lise öğrencilerinin birinci dönemden kalan sınavları mart içerisinde planlanacak'Lise öğrencilerinin birinci dönemden kalan sınavlarının mart içerisinde planlanarak yüz yüze gerçekleştirileceğini ve bu sınavların kapsamının 1 Kasım 2020'ye kadar geldikleri ders konularını içerdiğini bildiren Selçuk, sözlerine şöyle devam etti:'Öğrencilerimizin okullarımızda yüz yüze eğitime katılımları elbette geçen dönemde olduğu gibi yine velilerimizin kararına bağlı olacaktır. Çocuklarını yüz yüze eğitime göndermek istemeyen velilerimizin, durumlarını yazılı olarak bulundukları okullara beyan etmelerini rica ediyoruz. Bu durumda çocuklarımız devamsız sayılmayacak, uzaktan eğitime devam edecek ve müfredattan da sorumlu olacaklar.Hepinizin bildiği gibi öğretmenlerimiz Kovid-19 aşısının uygulama sıralamasında öncelikli gruba alınmıştı. Süreci hızlandırmak adına, yüz yüze eğitime başlayan öğretmenlerimiz için şubat ayı içerisinde aşı uygulamasının yapılması planlanmaktadır. Sağlık Bakanlığımızın da tespitleri doğrultusunda özellikle bazı illerimizde salgınla ilgili vaka sayılarının çok düşük seviyelerde olduğu görüyoruz. Önümüzdeki süreçte salgının da seyrine bağlı olarak il hıfzıssıhha kurullarının ve valiliklerin kararı doğrultusunda farklı sınıf düzeyleri ve okul kademelerinde de il bazlı olarak yüz yüze eğitime başlanmasıyla ilgili kararlar alınabilecektir.''Uzaktan eğitim sürecinde okulların temizliğini standartlara göre belgelendirme işlemleri yapıldı'Selçuk, uzaktan eğitimin devam ettiği süreçte okulların temizliğini standartlara göre belgelendirme işlemlerini çok hızlı bir şekilde yapıldığını ve eksiği olan okullarda önlemlerin de alındığına işaret ederek şu bilgileri verdi:'Biz, Bakanlık olarak çocuklarımızın, öğretmenleri ve akranlarıyla yüz yüze eğitim alamamasından kaynaklı eğitim eksikliklerinin farkındayız ve yakın takibindeyiz. Bu bağlamda öğrenme kayıplarının giderilmesi için kapsamlı bir program başlatıyoruz. Bu konudaki hazırlıklarımızı ve destek kaynaklarımızı önümüzdeki günlerde öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle paylaşacağız.Alınan kararın başarıya ulaşabilmesi ve öğrencilerimizin tamamının yüz yüze eğitime başlayabilmesi ancak ve ancak hijyen kurallarına uyulmasına, maske ve mesafe hassasiyetiyle salgının seyrindeki düşüşe bağlı. Taktığınız her maske, koruduğunuz her mesafe ve uyguladığınız her temizlik kuralı ülkemizin geleceği için çocuklarımızın eğitimi için bir nefes oluyor. Hepinize teşekkür ediyor, dikkat ve özeninizi rica ediyorum.'
Reklam
Grafikli - Mutasyonlu Kovid-19 Virüsünden Korunmada Doğru Maske Kullanımı Ve Mesafenin Önemi Arttı
ANKARA (AA) - YEŞİM SERT KARAASLAN - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede, yayılım hızı daha yüksek mutasyonlu virüsün görülmesiyle, bireysel ve toplumsal korunmada doğru maske kullanımının ve toplum içinde fiziksel mesafenin korunmasının öneminin daha da arttığı belirtildi. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgının tüm dünyada etkisini göstermeye devam ettiğini, hatta İngiltere başta olmak üzere bazı ülkelerde hastalığın tekrar yükseliş eğilimine girdiğini söyledi.Özlü, alınan tedbirlerle yeni vaka, ağır hasta ve vefat sayılarında önemli bir düşüş yakalandıktan sonra tedbirlerin gevşetilmesi, kurallara uyumsuzluk ve mutasyona uğrayan virüsün kendini göstermesiyle hastalık seyrinin değişiklik göstermeye başladığını vurguladı.Yüzde 40-70 oranında daha hızlı yayılan mutasyonlu virüsün ilk olarak İngiltere'de, daha sonra Brezilya ve Güney Afrika'da ortaya çıktığını anımsatan Özlü, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın mutasyon tehdidine karşı dikkatli olunması gerektiği yönündeki uyarısını hatırlattı.Avrupa ülkelerinde görülen vaka artışlarının nedenlerinden birinin mutasyonlu varyant olduğunu anlatan Özlü, son verilere göre Türkiye'de mutasyonlu virüs tespit edilen kişi sayısının 128'e yükseldiğini ve 17 şehirde İngiltere varyantının görüldüğünü aktardı. 'Mutasyonlu virüs daha kolay bulaşıyor ve hızlı yayılıyor. Bu durum, havada asılı damlacık çekirdekleri yoluyla bulaşma olasılığının artması şeklinde değerlendiriliyor.' bilgisini veren Özlü, bulaş hızı yüksek olduğu için hastalıktan korunmak için çok daha dikkatli olunması gerektiğine işaret etti.'Toplumda hala maske kullanımına ilişkin sorunlar yaşanıyor'Prof. Dr. Özlü, hava yoluyla bulaşmadan korunmak için kapalı alanlarda ve kalabalık mekanlarda bulunulmaması ve herkesin mutlaka maske kullanması gerektiğini vurguladı.Virüsün, bir yıldan daha fazla süredir insan hayatını tehdit ettiğini ve riskin sürdüğünü ifade eden Özlü, toplumda hala maske kullanımına ilişkin sorunlar yaşandığını, bu durumun da halk sağlığının riske girmesine neden olduğunu aktardı.Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, hastalıktan korunmak için maskenin doğru kullanılması gerektiğini dile getirerek, şu önerilerde bulundu:'Toplumda maske kullanımında sorunlar var. Maske yüze oturmalı, burun kemeri üzerindeki teli kullanarak yüze göre ayarlanmalı. Maskenin kenarlarından hava giriş çıkışı olmamalı. Maske standartlara uygun 3 katlı ve orta katının filtre özelliği olmalı. Islanınca çıkarılıp yenisi takılmalı. Tekrar kullanılmamalı. Kullanılmış maskeler orta yerlere bırakılmamalı. Maskenin ön yüzüne elle asla dokunulmamalı. Kapalı, kalabalık ve uzun süre kalınacak ortamlarda çift katlı maske kullanılmalı. Kapalı, kalabalık ortamlarda sizin maske takmanız yeterince korumadığı için, ortamdaki herkes usulüne uygun şekilde maske takmalı. Öksürme hapşırma sırasında maskeye rağmen saçılan damlacık sayısı fazla olabildiğinden maskeli de olunsa fiziksel mesafenin korunmasına çok dikkat edilmeli.'Maske doğru kullanılmadığında sağlığı korumadığının altını çizen Özlü, 'Maske kullanmak önemli, ancak maskeyi usulüne uygun şekilde kullanmak şart. Yoksa maskem var zannedip güvende hissedilerek virüs kapılabilir ve başkalarına bulaştırılabilir. Virüsteki mutasyon bu hususları çok daha önemli hale getirdi.' uyarısını yaptı.Özlü, yayılım hızı yüksek mutasyonlu virüsün görülmesiyle birlikte kapalı ortak mekanların havalandırılmasının da çok daha önem kazandığına dikkati çekerek, 'Kapı ve pencereler karşılıklı açık tutulmalı. Soğuk girecek endişesiyle pencerenin kapatılmasından kaçınılmalı.' diye konuştu. Özellikle kalabalık, ortak kullanılan ortamlardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Bu mekanlarda maske usulüne uygun şekilde takılmalı ve etrafındakilerin de maskeli olduklarından emin olunmalı. Maskeli olunsa da diğer kişilerle aradaki fiziksel mesafe korunmalı. El hijyenine özen gösterilmeli.' şeklinde konuştu.Bilimin tüm gayretiyle ilaç çalışmalarını yürüttüğünü ancak şu an için ispatlanmış bir ilaç olmadığını, geliştirilen aşılarla toplumsal bağışıklamanın yapılmaya başlandığını dile getiren Özlü, dünyada hastalık riskinin azaltılabilmesi için küresel anlamda aşılama gerektiğini dile getirdi.Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, aşılanan kişiler için de tedbir kurallarının geçerli olduğunu hatırlatarak, 'Sağlımız için en büyük silah bireysel ve toplumsal korunmadır. Virüsten korunmak için maske-mesafe-hijyen-kalabalık ortamlardan kaçınma ile birlikte aşılama esastır.' ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: "Türkiye Büyüdüğü Zaman Bundan Herkes İstifade Ediyor"
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye büyüdükçe bundan herkesin istifade ettiğini, hayata geçirilen yatırımların bir kesim için değil, bütün toplum için yapıldığını belirtti.Kalın, şair, yazar ve televizyon programcısı Serdar Tuncer'in 'MyMecra' isimli YouTube kanalında 'Kendi Gökkubbemiz' adlı programına katıldı. Merhum babasının mütevazi imkanlarla ciddi bir fakirliğin içinden gelerek kendi işini kurduğunu, annesinin de yokluk ve varlık zamanlarında babasına yoldaşlık ettiğini anlatan Kalın, varlıkta ve yoklukta bir olabilmenin, paylaşabilmenin bir ilişkiyi gerçek ve sahici kıldığına işaret etti.Kalın, 'Bazen insanlar şöyle bir tezatla karşı karşıya geliyor hayatta, yokluğu paylaşıyorlar, çok derin dostluklar kurabiliyorlar, derin sevgiler, aşklar yaşayabiliyorlar ama varlığı paylaşamıyorlar. Varlık üzerinden kavga etmeye başlayınca da her şey dağılıyor. Bazen bir millet için olur bu. Bir millet yokluğu paylaşır, acısını, fakirliği, bir travmasını yaşar ama o yokluk üzerinden başka bir şuur inşa eder. Bir bilinç inşa eder, bir kimlik inşa eder ama bazen de varlığı paylaşamaz. Varlık yüzünden kavga etmeye başlar.' diye konuştu. Türkiye'nin son yüz yılda karşılaştığı zorluklara karşı verdiği mücadeleye işaret eden Kalın, Türkiye'de insanların siyasi görüşünden bağımsız olarak Bosna'ya Kudüs'e aynı anda bir bağ kurabilmesinin, Trablus'a, Üsküp'e yönelebilmesinin imparatorluk varisi bir millet olmanın neticesi olduğunu belirtti. 'Modern kapitalizmin zihnimizle oynadığı en büyük oyunlardan biri'Derin tefekkürün insanı şükre götürdüğünü ifade eden Kalın, şunları kaydetti:'İnsan bazen şöyle bir muhasebesini yapıp 'Hayatımda ne var, ne yok? Ne fazla, ne eksik?' diye sorduğunda şükre vesile çok şeyin olduğunu görecektir. Buradan bir 'Polyannacılık' fikri çıkmasın. Yani sorunları görmezden gelelim, işte fakirlik, suç, başka toplumsal sorunları yok sayalım, görmezden gelelim gibi bir şeyin içinde değilim. Tam tersine o sorunlarla mücadele edebilmek için de böyle bir şuura ihtiyacımız var. Neye sahip olduğumuzu bilmeliyiz ki neye ihtiyacımız olduğunu da tespit edelim. Biz bazen tersini yapıyoruz. Bize arzular, istekler ihtiyaç diye tanıtılıyor, takdim ediliyor. Modern kapitalizmin zihnimizle oynadığı en büyük oyunlardan birisi budur.' Tüketim kültürünün insana elindekileri de unutturmayı öğrettiğini dile getiren Kalın, maddi anlamda 'minimum standardın' mutlaka olması gerektiğini belirtti.Hiçbir ayrım yapmadan bütün vatandaşlara bu imkanı sağlamak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çalıştıklarını dile getiren İbrahim Kalın, şöyle devam etti: 'Türkiye büyüdüğü zaman bundan herkes istifade ediyor. Bir kesim için yapılmıyor ki bunlar. Yol, köprü, hastane yaptığınız zaman, okul açtığınız, bilim teknolojiye yatırım yaptığınız Ar-Ge'ye bütçe ayırdığınız zaman bunu bütün toplum için yapıyorsunuz. Olması gereken de bu zaten. Bunun övünülecek yanı yok. Türkiye'nin bütün ekonomik standardı, yaşam standardı yükseldikçe, yaşam kalitesi yükseldikçe elbette bundan herkes istifade edecek. Kentte yaşayan da kırda yaşayan da köyde yaşayan da doğuda batıda yaşayan da.'İbrahim Kalın, son yıllarda yaşam standardı anlamında, şehir hayatıyla kırsal hayatı, doğuyla batıyı, kuzeyle güneyi birbirine çok yaklaştırdıklarını, her şehirde üniversite, hastane bulunduğunu, daha önce hayal bile edilemeyecek alt yapı, köprü, yolların yapıldığını anlattı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, şunları söyledi:'İlginç bir şey bunlar nasıl sağlandı? Biz petrol bulmadık. Petrol ülkesi değiliz. Enerji bağımlı bir ülkeyiz. Altın, uranyum gibi büyük doğal kaynaklar da bulmadık. Bu konularda da çok zengin bir ülke değiliz. Coğrafyamız böyle yani başka bir yerden de bir şey bulmadık. Bir yerden hani gizli hazine bulduk çıkarttık Karun'un hazinelerini bulduk da zenginleşmedik. Nasıl oldu bu? Güçlü bir liderlik, iyi bir ekonomi yönetimi ve millete olan inançla kendi yağıyla kavrularak bu millet kişi başına milli geliri 2500 dolarlardan 10 bin dolara kadar getirdik. Bunu bu millet yaptı. Aynı yerdeyiz başka bir yere taşınmadık coğrafyamız değişmedi. Nüfusumuz arttı. İstihdam ihtiyacı arttı ama kendimize inandık. Yani görece yokluğumuzdan yeni bir varlık, yeni bir zenginlik çıkarttık. Bunu yönetebilirsek, paylaşabilirsek, adil ve müşfik bir şekilde bunu yapabilirsek millet olarak toplum olarak biz buradan gene daha da zenginleşerek çıkarız. Herkes bu zenginlikten bir pay alır. Pasta büyüdükçe herkesin payı artar. Olması gereken de bu.'
Duygu Özkan Kılıç Yazio: Akademik Özgürlük ve  İyi ki Varsınız
etiket
Anaokulundan itibaren önce okullarda,Sonra ebeveynlerde,sonra eğitim kariyerlerinde, sonra beklentilerde,sonra kişi niteliklerinde,sonra kelime dağarcığı ve eğitimin doğru yanlış her yerinde kullanılır durur akademik kelimesi. Bir eğitimci olarak da belirtmeden geçemeyeceğim anlamını kavramadan kullanılan 'akademik başarı' söyleminin yüzeyselliğini.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın Ardından Millete Seslendi: (5)
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüksek enflasyonun hem üretici hem de tüketici cephesinde oluşturduğu tahribatın farkında olduklarını belirterek, 'Üç beş açgözlü tüccarın milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin veremeyiz.' dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, geçen yıl girişimcilerin salgına rağmen yatırım taleplerini artırdıklarını söyledi.Erdoğan, 'Teşvik tarihimizin rekorunu 2020'de kırarak toplam 10 bin 505 yatırım teşvik belgesi düzenledik. Bu belgelere istinaden 238 milyar liralık sabit yatırıma destek vereceğiz. Söz konusu yatırımlar tamamlandığında 305 binin üzerinde ilave istihdamı ülkemize kazandırmış olacağız.' diye konuştu. Tüm sıkıntılara rağmen 2020'yi 169,5 milyar dolarlık ihracatla tamamladıklarını ve program hedefini aştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Kamu maliyesi tarafı da güçlü olduğumuz alanlardan biridir. Mali disiplinin korunmasına gösterdiğimiz özen sayesinde 2020 yılı bütçe açığını yüzde 3,6 civarında tuttuk. Üstelik bu başarıyı gelişmekte olan ülkelerin, ortalama yüzde 11'lere varan bütçe açığı verdiği bir dönemde yakaladık. Aynı anlayışla 2021 yılı bütçe açığı hedefimizi de yüzde 3,5 olarak belirledik.' ifadelerini kullandı. -'Türk lirası değer kaybında değil, değer kazanıyor'Türkiye'nin finansal piyasalarda son 3 aydır pozitif görünüme sahip olduğunu kaydeden Erdoğan, 'Türk lirası, dolara karşı yüzde 18, avroya karşı yüzde 16 düzeyinde değer kazanarak gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi performansı sağladı. Türk lirası değer kaybında değil, değer kazanıyor. Türk lirasındaki güçlenme ve altın fiyatlarındaki gerilemeyle beraber merkezi yönetim toplam borç stokumuz yaklaşık 173 milyar lira azaldı.' bilgisini paylaştı.Erdoğan, vatandaşların tasarruflarında Türk lirasına dönmeye başladıklarını belirterek, bu vesileyle tüm vatandaşlara teşekkür etti. Gerçek kişilerin, son 3 aylık dönemde piyasaya 4 milyar dolara yakın döviz sattıklarını belirten Erdoğan, ülkenin risk priminin de düştüğünü aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışındaki portföy yatırımcılarının, Türkiye'nin finansal piyasalardaki varlıklarına talebinin güçlü seyrettiğini dile getirerek, son 3 ayda 16 milyar doların üzerinde portföy girişinin olduğunu kaydetti.'Gıda enflasyonu önümüzdeki en büyük tehditlerden biridir'Bu olumlu gelişmelerin yanında, ekonomideki sorunlu alanları bildiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:'Serbest piyasa kurallarından taviz vermeksizin bu sorunların üzerine gidiyoruz ve gideceğiz. Yüksek enflasyonun hem üretici hem de tüketici cephesinde oluşturduğu tahribatın farkındayız. Gıda enflasyonu önümüzdeki en büyük tehditlerden biridir. Gıda ürünlerinde, tarla veya fabrika ile market arasındaki fiyat farklarının ekonomik süreçler ve gerekçelerle izah edilemeyecek seviyelere çıkması, milletimizle birlikte bizi de rahatsız ediyor. Nitekim bugün yine gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi de oydu. Üç beş açgözlü tüccarın milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin veremeyiz. Bununla birlikte hükümet olarak, görevimizin meseleyi tüm boyutlarıyla incelemek ve ona göre tedbir almak olduğu açıktır. Sıkıntının kaynağına indiğimizde, kimi tüccarların açgözlülüğü yanında uluslararası alanda gıda fiyatlarında yaşanan yükselişi, bununla birlikte kuraklığın ve yapısal sorunların etkilerini de görüyoruz.''Bitkisel üretimimiz, Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı'Erdoğan, kuraklığın bazı bölgelerde üretimi düşürmesinin, Çin ve Hindistan gibi yüksek nüfuslu ülkelerin ürün taleplerinin artmasının tüm dünyada gıda fiyatlarını hareketlendirdiğini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Özellikle uluslararası piyasalarda, ayçiçeğinde 2 kata varan, soya fasulyesinde yüzde 50'yi, buğday ve mısırda yüzde 40'ı bulan fiyat artışları yaşandı. Avrupa ve Amerika'daki boş market rafları görüntülerinin gerisindeki sebeplerden biri de budur. Türkiye'de aldığımız tedbirler ve kendi üretim gücümüz sayesinde hamdolsun böyle görüntülerin ortaya çıkmasına müsaade etmedik ve etmeyeceğiz.' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl verdikleri 22 milyar liralık destekle tarımsal üretimin kesintisiz devamını sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:'Bu sayede bitkisel üretimimiz, bir önceki yıla göre 7 milyon ton artışla 124 milyon tonun üzerine çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Cumhuriyet tarihinde bu gerçekten bir örnektir. Tarımsal büyüme ve ihracatta da oldukça güzel gelişmeler yaşandı. Bu yıl da 24 milyar liralık tarımsal destek ödemesi ile üretimin sürmesini temin edeceğiz. Çiftçilerimizin ekmeğe, biçmeye, üretmeye devam etmeleri için onları artan girdi maliyetlerinden koruyacak tedbirleri de alıyoruz. Yılın ikinci yarısında dünyadaki gelişmeler ve ülkemizde aldığımız tedbirler çerçevesinde gıda fiyatlarındaki oynaklığın azalacağını düşünüyoruz.' 'Gıdada piyasa gözetimi ve denetimini kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz'Erdoğan, kuraklığın etkilerini ve gıda fiyatlarındaki artışı yakından takip ettiklerinin altını çizerek, şöyle konuştu:'Öncelikle gıdada piyasa gözetimi ve denetimini kararlılıkla uygulamaya devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum. Nitekim gıda komitesi harekete geçerek, üretimden perakendeye kadar zincirin halkalarını değerlendirmeye ve gereken tedbirleri almaya başladı. Erken uyarı sistemi kurarak çok hızlı ve etkin bir karar alma mekanizması oluşturacağız. Rekabet Kurulunu da etkin bir şekilde harekete geçireceğiz.Tarımsal üretimle ilgili kronik sorunların çözümü hususunda 2019 yılında düzenlediğimiz Tarım Orman Şurası'nda alınan kararların uygulamasına da hız vereceğiz. Bu ancak özel sektörle iş birliği içinde yürüyebilecek bir süreçtir. Elbette piyasa dostu ve kalıcı adımlardan yanayız. Ama özel sektörün de kendi üzerine düşenleri yapması şarttır.'İstihdamın artırılmasıDertlendikleri bir diğer önemli konunun istihdamın artırılması olduğunu söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Salgındı, mutasyondu derken, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de alınan tedbirler maalesef iş gücü piyasamızı menfi etkiliyor. Bu konuda da özel sektöre çağrı yapıyorum, 'Gelin, bu işi daha önce yaptığımız gibi bir seferberliğe dönüştürelim. Kadın ve genç istihdamı başta olmak üzere, bu konuda atacağımız vizyoner adımlarla dünyaya örnek olalım. Her türlü teklife açığız. Tüm hazırlıkları masaya koyalım, hep birlikte tartışalım, en iyisi ne ise, yarınlarımız için bir an evvel onu hayata geçirelim. Bu ülke bizim, hepimizin. Ayağa kalkarsak hep birlikte kalkacağız ama unutmayın ki kaybedersek hep birlikte kaybedeceğiz. Ben kaybetmeye inanmıyorum.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin ve milletin kazanacağına inandığını vurgulayarak, '2021'i, salgın sonrası dönemin hazırlık yılına hep birlikte çevirelim.' dedi. Buna mani hiçbir şeyin olmadığını, bunların aşılacağını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:'Dünya aşı bulamazken hamdolsun bizde bu sıkıntı da yok. Burada da çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Enflasyon hedefine birlikte ulaşalım ama yüksek faizle asla bu mümkün değil. Orada da yine düşük faizle bu işi başarabiliriz. Cari açıkla mücadele için gerekli önlemleri birlikte uygulayalım. İstikrarlı ve kaliteli büyümenin önündeki tüm engelleri birlikte kaldıralım. Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı politikalarla ki bu düşük faizle olur, kalkıp da yatırımcı yüksek faizle yatırıma girebilir mi? Giremez. Ancak düşük faizle yatırıma girmesi mümkün. Bu olduğu zaman istihdam olacaktır. Bu olduğu zaman üretim olacaktır. Bu olduğu zaman ihracat olacaktır. Bütün bunlar olduğu zaman da, biz dünya ile yarışır hale geleceğiz. Ülkemizi 2023'e inşallah hedeflerini gerçekleştirmiş olarak ulaştıralım. Bütün bunları salgın tehdidini en aza indirerek yapmamız gerekiyor.'Yerli aşı çalışmalarıToplantıda salgın tedbirlerini yeniden gözden geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, 'Aşı çalışmalarının hızla sürmesi önümüzdeki dönemi görmemiz bakımından önemlidir. Sahadaki aşı uygulaması belirlenen öncelikler doğrultusunda sürüyor. Kovid-19'un mutasyona uğraması herkes gibi bizim de işimizi zorlaştırıyor. Buna rağmen Allah'ın izniyle bu küresel sağlık krizinin üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. Dışarıdan aşı tedarikinin sürdürülebilirliği şüphelidir. Dünyada bu konuda yaşanan ve giderek ayyuka çıkan kriz, bize yerli aşı çalışmalarına hız vermemiz gerektiğini gösteriyor. Salgınla mücadelede en kritik hususlardan biri olan yerli aşı çalışmalarını yakından takip ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl mart ayından bu yana süren salgın tedbirlerinin ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerinin farkında olduklarını vurgulayarak, 'Bunların değerlendirmesini kazanımlarımıza halel getirmeyecek şekilde sürekli yapıyoruz. Bilim insanlarımızın görüşleri yanında milletimizin her kesiminden gelen seslere de kulak veriyoruz.' diye konuştu.(Bitti)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın Ardından Millete Seslendi: (4)
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Son uluslararası analizler, G20 ülkeleri içinde 2020 yılını pozitif büyüme ile kapatabilecek iki ülkenin Türkiye ve Çin olduğunu gösteriyor.' dedi.Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının son 1 yılda ülke ayrımı yapmaksızın tüm dünyada üretimi, tüketimi, ticareti, yatırımları, turizmi ve sosyal hayatı derinden etkileyen sıkıntılara yol açtığını, bu dönemde en güçlü ekonomilerin bile küçülmeye, daralmaya başladığını söyledi. Hasarın boyutunu gösteren çarpıcı bazı rakamları paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:'Yapılan son tahminlere göre, 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,5, gelişmiş ülkelerin yüzde 4,9, AVRO Bölgesi'nin yüzde 7,2 ve gelişmekte olan ülkelerin yüzde 2,5 oranında küçülmesi bekleniyor. Görmeye alışık olmadığımız bu oranlar veya bu rakamlar yaşanan krizin ne kadar derin olduğunu işaret ediyor. Bu denli bir ekonomik küçülme aynı zamanda işsizlik demektir. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre 2020 yılında çoğu da gençlerden ve kadınlardan oluşan 255 milyon iş kaybı yaşandı. Sadece bu iş kayıplarının ekonomik değeri 4 trilyon dolara yakın. Böylesine zorlu bir küresel konjonktürün Türkiye'yi olumsuz etkilememesi elbette mümkün değildir. Fakat bizi dünyadan ve özellikle de gelişmiş ülkelerden ayıran çok önemli avantajlarımız var. Biz son 18 senedir sağlığa, sosyal güvenliğe, sanayiye, teknolojiye yani toplumun refahını artıracak her alana büyük yatırım yapan bir ülkeyiz. Yaptığımız yatırımların karşılığını da işte bu gibi zor günlerde alıyoruz.' Salgın süresince Türkiye'nin direncinin kırılmadığı gibi tam tersine önüne yeni fırsatlar çıktığını söyleyen Erdoğan, milletin azmini, çalışkanlığını ve yardımseverliğini bu dönemde yeniden tüm dünyaya gösterdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Sağlıkçıların özverisini, sanayide, tarımda, hizmet sektöründe çalışan kardeşlerimin alın teri tamamladı. Aşı ve ilaç geliştirmeye kendini adayan bilim insanlarımızın tutkusunu uzaktan eğitimle öğrencilerine ulaşan öğretmenlerimizin çabaları tamamladı. Salgına karşı hep birlikte topyekün bir seferberlik yürüttük. Hükümetimiz de bu süreçte sağlıktan sosyal desteklere kadar her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımları attı. Hafızalarınızı tazelemek adına verdiğimiz desteklerin bazılarını kısaca özetlemek istiyorum. Yaklaşık 650 bin emeklimizi kapsayan en düşük emekli maaşı ödemesini 1000 liradan 1500 liraya yükselttik. Sosyal destek kapsamındaki tüm ailelere ilave nakdi yardım yaptık. Büyüklerimize sahip çıkarak yalnız yaşayan 80 yaş üstü vatandaşlarımızı yakın takibe aldık. Ekonomiyi canlandırmak ve istihdamı korumak için geliştirdiğimiz bir dizi tedbiri kararlılıkla uyguladık. Bay Kemal öyle danışıklı dövüşle, öyle gidip de çöp konteynırlarının içerisinden aldatmak suretiyle vatandaşlarımızı 'bak aç, açık, sefil' gibi yalan yanlış haberlerle, spekülasyonlarla sen bu milleti aldatamayacaksın. Zaten böyle söyledikçe de bak partin kendi içinde dağılmaya başladı.'Kısa çalışma ödeneğinin şartlarını kolaylaştırdıklarını, kapsamını da genişlettiklerini söyleyen Erdoğan, ayrıca kısa çalışmadan ve işsizlik sigortası şartlarından yararlanamayıp ücretsiz izne çıkarılanlar için nakdi ücret desteği vermeye başladıklarını anlattı.Erdoğan, 'Bunları biz yapıyoruz. Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında bugüne kadar çeşitli kesimlere verilen hibe desteklerinin rakamı 49 milyar lirayı geçti. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, 49 milyar lirayı geçti. SGK teşviklerimiz ve İŞKUR desteklerimiz ile birlikte bu rakam nereye ulaşıyor biliyor musunuz, 71 milyar liraya ulaştı.' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl salgın şartlarına rağmen 16 milyonluk turist sayısına ulaşıldığını da vurgulayarak, şunları kaydetti:'İhracatçılarımıza stok finansman desteği sağladık. Eximbank kredi vadelerini uzattık. İhracatçılara, destekleme ve fiyat istikrar fonu kapsamında 2,4 milyar lira destek ödemesi yaptık. Dijital ortamda yapılan pazara giriş çalışmalarını destekledik. Mart 2020'den itibaren belirli sektörler için mücbir sebep hali ilan ederek vergi yükümlülüklerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu prim ödemelerini 6 ay erteledik. Böylece 29 milyar lira vergi alacağını ve 40 milyar lira Sosyal Güvenlik Kurumu alacağını erteleyerek, 2,5 milyon vergi mükellefini rahatlattık. Yurt içi yolcu taşımacılığını, eğitim, öğretim hizmetleri, yeme içme, sinema ve konaklama hizmetlerini KDV oranını yüzde 1'e indirdik. İşyeri kiralamaları, otomotiv, motosiklet, bisiklet, küçük ev aletlerinin bakım onarımı, terzilik, kuru temizleme gibi genel orana tabi esnaf hizmetlerinde KDV'yi yüzde 8'e düşürdük. Bu vergi indirimleri ile 2020'de 15 milyar lira, 2021 yılında ise yaklaşık 12,5 milyar vergiden vazgeçmiş olduk. Vergi dairelerine, SGK, gümrük idaresine ve belediyeye ödenecek vergi, prim, para cezası gibi kamu alacaklarının yeniden yapılanmasını sağladık. Bu uygulamadan yararlanmak için şu ana kadar 7,5 milyon vatandaşımız 108 milyar liralık alacağı yapılandırmak amacıyla vergi dairelerimize başvurdu. Salgın sebebiyle faaliyetleri tamamen durdurulan kıraathane, kahvehane, internet kafe ve sinema salonu gibi işletmelerin mücbir sebep hükümleri kapsamında vergi yükümlülüklerini de erteledik. Küçük esnafımızın tamamına ve kısıtlamalar nedeniyle gelir kaybına uğrayan esnaflarımıza da hibe şeklinde destekler vermeye başladık.''Esnaflarımıza 5 milyar liranın üzerinde bir nakdi destek veriyoruz'Salgının en çok etkilediği kesim olan taksi, dolmuş, servis işletmecileri, pazarcılar, terziler, oto tamircileri gibi basit usule tabi tüm esnaf ve sanatkarları doğrudan destek ödemesi kapsamına aldıklarını dile getiren Erdoğan, 'Aynı şekilde lokantacılık, pastanecilik, kadın ve erkek kuaförlüğü, pansiyon, yurt-kreş işletmeciliği gibi faaliyetleri kısıtlanan sektörlerdeki esnaf ve sanatkarımızı da aynı kapsama dahil ettik. Böylece 1 milyon 240 bin esnafımız 3 ay süreyle ayda 1000 lira almaya devam edecek. Ayrıca esnafımıza büyükşehirlerde 750, diğer şehirlerde 500 lira kira desteği ödemesi yapıyoruz. Sadece bu iki program sayesinde esnaflarımıza 5 milyar liranın üzerinde bir nakdi destek veriyoruz.' diye konuştu.Lokanta, restoran ve kafe sahibi esnaflara yeni bir hibe desteğinin müjdesini kısa bir süre önce verdiğini hatırlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Buna göre 2019 yılı cirosu 3 milyon liranın altında olan işletmeler eğer 2020 yılında yüzde 50 ve üzerinde bir ciro kaybı yaşadılarsa azalan cirosunun yüzde 3'ü kadar hibe alabilecekler. Bu hibenin tutarı da en az 2 bin lira, en fazla 40 bin lira olabilecek. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin, vatandaşımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Uyguladığımız ekonomi politikalarının olumlu etkileri 3'üncü çeyrekten itibaren makro ekonomik verilerimize yansımaya başladı. Öncü göstergeler 2020 yılını yüzde 1'in üzerinde bir büyüme ile kapatabileceğimize işaret ediyor. Son uluslararası analizler, G20 ülkeleri içinde 2020 yılını pozitif büyüme ile kapatabilecek iki ülkenin Türkiye ve Çin olduğunu gösteriyor. Ekonominin üretim, tüketim, yatırım harcamaları ve ihracat tarafı oldukça güçlü seyrediyor. Büyüme bakımından önemli bir gösterge olan imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi kesintisiz 8 aydır yüzde 50'nin üzerinde gerçekleşiyor. Yeni ihracat siparişleri ile ağustostan bu yana endeksteki güçleniş daha da hızlanırken istihdamda 2017 sonundan beri en yüksek seviyeye ulaştık. Amacımız yatırımların çoğalması, üretim kapasitemizin gelişmesi ve sektörlerimizin rekabet gücünün artmasıdır.'(Sürecek)
Reklam
Burçak Yüce Yazio: Akıllı mısın Yoksa Zeki mi?
etiket
Belki sana çok klişe bir konu gibi geldi...Peki, cevabını bu zamana değin kendine verebildin mi? Bir fizikçi olarak konuyu elbette fizikle ilişkilendirecek ve akıl ile zekâ arasındaki farkı iki meşhur bilim insanı üzerinden örnekleyeceğim. Sonra karar verirsin akıllı mı yoksa zeki misin?
Reklam