Polonyalı Amatör Fotoğrafçı Babanın Çektiği 14 Sanatsal Fotoğraf
Polonya'nın kırsal bir bölgesinde yaşayan Sebastian Luczywo model olarak kullandığı ailesi ve evcil hayvanlari ile harika siyah beyaz fotoğraflar çekmiş. Asıl işi yatırım danışmanlığı olan  Luczywo hobi olarak gece gündüz fotoğraf çekip ailesiyle yaşadığı her anı ölümsüzleştirmek istiyormuş. İnsanda garip duygular uyandıran bu ilginç fotoğraf serisi sizlerle...
Bu Hafta 5 Film Vizyonda
Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali'nde ''Altın Palmiye'' ödülünü kazanan ''Kış Uykusu'' filmi 39 şehirde, 123 sinemada  gösterime girecek. Bu hafta 2'si yerli 5 film vizyona girecek. ''Kış Uykusu'' Türk sinemasının ödüllü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan'ın 2014 Cannes Film Festivali'nde en büyük ödül olan ''Altın Palmiye''yi kazandığı son filmi ''Kış Uykusu'' izleyiciyle buluşacak. Film, 39 şehirde, 123 sinemada, yaklaşık 150 salonda gösterilecek. Nuri Bilge Ceylan'ın senaryosunu Ebru Ceylan ile kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda; Demet Akbağ, Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Ayberk Pekcan, Serhat Kılıç, Nejat İşler, Tamer Levent ve Nadir Sarıbacak yer alıyor. Dram türündeki ''Kış Uykusu'', eski bir tiyatro oyuncusu olan Aydın'ın, Anadolu bozkırlarının ortasında, kış uykusuna yatmış gibi görünen ıssız bir mekanda, kendisiyle, hayalleriyle, sevdikleri ve taşrayla kurduğu ve düşe kalka sürdürmeye çalıştığı ilişkilerini konu alıyor. ''Tutturamayanlar'' Emir Orhan Kılıç'ın yönettiği ve Devrim Doğuş Akbaş, Ali Onat Tamergil, Göktuğ Engel ile Kutay Kunt'un oynadığı ''Tutturamayanlar'' haftanın diğer yerli yapımı. Belirsiz bir zamanda, ''O-Land'' adlı hayali bir ülkede geçen film, modern hayatın insanlar üzerindeki yabancılaştırma etkisi, insanların toplumdan ve dünyadan soyutlanması, maddi çıkarların manevi olguları yok etmesi ve kolay yoldan paraya ulaşma çabasını konu ediniyor. ''Locke'' Steven Knight'ın yönettiği, Tom Hardy, Olivia Colman, Ruth Wilson ile Andrew Scott'ın oynadığı 'Locke' vizyona giriyor. Hollywood'un yükselen yıldızlarından Tom Hardy'nin başrolünde olduğu film, kariyerinin en önemli gününde hiç kimseye bir şey demeden ortadan kaybolan Ivan Locke'un hikayesini anlatıyor. Gerilim türündeki film, özetle şöyle: ''Locke'un hayatı adeta bir rüya gibidir; mükemmel bir ailesi ve sevdiği bir işi vardır. Bunlara ek olarak bir sonraki gün kariyerinde uzun zamandır beklediği adımı atacaktır. Fakat aniden gelen bir telefon Locke'un bütün hayatını kabusa çevirecek ve her şeyi bir kenara bırakmasına neden olacaktır. Locke'un hayatını bir arada tutma çabası, adeta zamana karşı bir yarışa dönüşür.'' ''Karışık Aile'' Frank Coraci'nin yönettiği ve Adam Sandler, Drew Barrymore, Kevin Nealon ile Terry Crews'in oynadığı ''Karışık Aile'' komedi meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Güney Afrika'da çekilen film, yıldız oyuncular Adam Sandler ve Drew Barrymore'u, romantik komedileri '50 İlk Öpücük' ve 'Düğün Şarkıcısı'ndan sonra bir kez daha buluşturan üçüncü komedi. Sandler ve Barrymore, ''Karışık Aile''de birbirinden hoşlanmayan ebeveyn rolünde izleyici karşısına çıkacak. ''Muppets Aranıyor'' James Bobin'in yönettiği komedi türündeki ''Muppets Aranıyor''un oyuncu kadrosunda, Ricky Gervais, Ty Burrell, Tina Fey ile Steve Whitmire yer alıyor. Filmin konusu özetle şöyle: ''Muppets ekibi dünya turuna çıkıyor ve en heyecan verici şehirlerde büyük salonlarda satılan biletleri tükeniyor. Ama kargaşa Muppets ekibinin peşini yurt dışında da bırakmıyor ve kendilerini istemeden, Dünyanın bir numaralı suçlusu ve Kermit'in tıpatıp benzeri Constantine ve İki Numara adıyla da bilinen, Ricky Gervais’in canlandırdığı, korkak yardımcısı Dominic tarafından yönetilen uluslararası bir suç hareketinin içinde buluyorlar.'' AA
Yeni 'Salak ile Avanak' Filminin İlk Fragmanı
1994 yılında vizyona giren, Jim Carrey ve Jeff Daniels'ın başrollerini paylaştığı 'Salak ile Avanak' filminin devamı niteliğinde çekilen filmin ilk fragmanı yayınlandı.Devam filmi niteliğinde olacak olan 'Dumb and Dumber 2’da çılgın ikili, Jeff Daniels’ın uzun süredir görmediği çocuğunu aramak için yollara düşecek.
50 Milyon İnsanı Öldüren İspanyol Gribi Yeniden Canlandı
ABD'li bilim insanları, 20'nci yüzyılın başında dünya nüfusunun üçte birine bulaşan ve 50 milyon insanı öldüren İspanyol gribini laboratuvar ortamında yeniden canlandırdı.Bilim insanları, dünyanın gördüğü en öldürücü virüslerden birini yeniden hayata döndürdü. Yaban ördeklerinde bulunan bir kuş gribi türünden yararlanarak ortaya çıkarılan İspanyol gribi, öldürücü virüsün günümüzde ne kadar kolay var olabileceğini de gözler önüne serdi. Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde yapılan deneylerde, 1918'de dünyayı kırıp geçiren salgının sorumlusu virüsün izlerini taşıyan kopyalar dağ gelinciklerine bulaştırıldı. Virüs hayvanlar arasında kolayca yayıldı. Bazı bilim çevreleri, günümüzde bulunan kuş gribiyle genetiği değiştirilmiş İspanyol gribinin laboratuvar ortamında oluşturulmasının büyük bir risk olduğunu ve kontrol edilememesi halinde tehlikeli bir salgına neden olabileceğini öne sürdü. Araştırmanın başında yer alan Profesör Yoshihiro Kawaoka ise yaptıkları araştırmanın gelecekte grip salgınlarının önlenmesi ve kuş gribine karşı aşı geliştirilmesi adına önem taşıdığını belirterek, eleştirileri savuşturdu. Kawaoka çalışmalarında yatan tüm risklerin bilincinde olarak önlem aldıklarını ve herhangi bir salgın riskini minimize edecek şartları oluşturduklarını söyledi. Yüzde 97 oranında benzerlik Kawaoka, en yüksek ikinci derecede güvenlik önlemi bulunan bir laboratuvarda gerçekleştirilen deneylerde, salgının gelişimi ve yaygınlaşmasını gözlem ve kontrol etmek amaçlı her adımı incelediklerini belirtti. Araştırmacı, kuş gribinin doğada mutasyon geçirerek kolayca insanları etkileyebilen bir hale gelebildiğini, bu yüzden çalışmalarının olası salgınların önlenmesi adına büyük önem taşıdığını ifade etti. Kawaoka, yaban ördeklerinden alınan sekiz kuş gribi türüyle oluşturulan virüsün, 1918'deki salgına neden olan virüsle yüzde 97 benzer olduğunu belirtti. Harvard Tıp Okulu'ndan mikrobiyoloji profesörü Robert Kolter, çalışmayı görmezden gelerek, 'Bilim insanlarının hastalıkları gözlemleyebilecekleri düşüncesi her zamankinden daha zayıf' yorumunda bulundu. Paris Pasteur Enstitüsü'nden Simon Wain-Hobson ise 'virüsün laboratuvardan kaçamayacağını ancak hiçbir önemli faydasının da olmayacağını' savundu. Kaynak: Independent
2014 iPhone Fotoğrafçılık Yarışması'nda Ödül Alan 20 Fotoğraf
2007'de başlayan IPhone Fotoğrafçılık Ödülleri, akıllı telefonlarınızla harika fotoğraflar çekebileceğinizi sizlere gösterir nitelikte. 2014 'IPPAWARDS' kazanan fotoğraflarının yanında ilk 20'deki bazı kategori birincilerini göreceğiniz listedeki fotoğrafların hiçbirinde photoshop ya da herhangi bir dijital oynama yok. Sadece izin verilen iPhone uygulamaları kullanılarak çekilen bu fotoğraflar, 17 kategoride değerlendiriliyor.  İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Dünya'da Süpernova Deneyi Yapıldı
Bilim insanları Evren'deki en güçlü patlama olarak bilinen süpernovayı, laboratuvar ortamında oluşturduklarını açıkladı. Yapay süpernovada, yüklü parçacık saçan şok dalgaları da ortaya çıktı.İngiltere'nin Oxford Üniversitesi'nde yapılan deneyde, süpernova patlaması yaşayan bir yıldızın maruz kaldığı değişimi anlamak için yapay süpernova patlaması gerçekleştirildi. Gianluca Gregori ve Jena Meinecke'nin başını çektiği araştırma ekibi, Cassiopeia A adlı yıldızın süpernova ardından manyetik alanlarında görülen bozulmayı anlamayı amaçladı. Deneyde, galaksilerarası uzayda bulunan manyetik alanların nasıl tahmin edilenden milyar milyon kat daha güçlü olduğu anlaşılmaya çalışıldı. Gregori, Dünya'dan bakıldığında kozmik arka planda görülen radyasyonun, Büyük Patlama'nın yansımasını taşıyan mikrodalga sinyallerinden oluştuğunu ve neredeyse her yerde aynı belirdiğini belirtti. Yıldızlararası elektrik yükünün çok fazla olmadığını ve zayıf manyetik alanlar oluşturduğunu belirten Gregori, yeni araştırmalarında kozmik arka plandaki manyetik alanların aslında çok daha güçlü olduğuna işaret eden bulgular elde edildiğini söyledi. Süpernova gizemi çözülüyor mu Yapılan deneyde, sadece 500 mikron kalınlığındaki bir karbon çubuğu, argon dolu bir hücreye yerleştirildi. Karbonun yanına da, yıldızlararası kozmik yapıları temsil edecek plastik şerit konuldu. Karbona ateşlenen güçlü lazer ışını çubuğa isabet ettiğinde, karbon buharlaştı ve aynı noktadan yüklü parçacık saçan şok dalgalarır yayıldı. Saniyenin dörtte biri kadar süren yapay süpernova, çıplak gözleri kör edebilecek çok güçlü bir ışık saçarak sona erdi. Deney sonucunda, patlamada ortaya çıkan plazmanın tıpkı Cassiopeia A'daki gibi dağınık yayıldığı ve düzensiz manyetik alanlar oluşturduğu görüldü. Plastik şerit olmadan deney yenilendiğinde, plazma daga dügün yayıldı ve güçsüz manyetik alan ortaya çıkardı. Laboratuvarda yapılan deneyler, süpernovada ortaya çıkan düzensiz dalgalarla ilerleyen girdapların, manyetik alanları güçlendirdiğine işaret etti. Ancak Gregori, minyatür süpernovaların istedikleri tüm cevapları veremeyeceğini düşünüyor. İlk sonuçlar, süpernova patlamalarının yaydığı şok dalgalarının, yıldızlarası maddelerle temasa geçtiği zaman düzensiz ve çok daha güçlü manyetik alanlar oluşturduğunu gösterdi. LiveScience | Al Jazeera
Reklam
Ali Lidar'ı Sevmek İçin 7 Neden
Şiirlerini yazılarını http://lidar-kkyy.blogspot.com.tr/ ve http://alilidar.com/ adreslerinden bulabileceğiniz ve takip etmek istiyorsanız https://twitter.com/alilidar - https://www.facebook.com/alilidar/about adreslerinden takip edip yazılarını ve eğlenceli karakterini anlayabileceğiniz Ali Lidar hakkında bilinmesi gerekenleri derledim. Bende hakkında çok şey bilmiyorum ama felsefe öğretmeniymiş kendisi. Şiirlerindeki sokak yakınlığına, sadeliğine, samimiyetine bağlanacağınız biri. Benim gibi şiiri sevmeyen birine dahi şiiri sevdirdi kendisi ve en kısa sürede yeni kitap çıkarmalı kanaatimce. Hatta ekşi sözlükte başlık bile açılmış kendisi adına.
Dünya Kupaları Tarihindeki 10 Siyasi Kare
Geniş kitleleri peşinden sürükleyen futbol, her zaman güç ve iktidar  sahiplerinin egemen olmak ve kendilerini meşrulaştırmak istediği bir  alan oldu. En büyük futbol organizasyonu olan Dünya Kupası da “Futbolun ideolojisi yoktur” sözünü yalanlayan birçok siyasi olaya tanıklık etti.
Reklam
Bu Tabloda Boya Yok!
Californialı cam sanatçısı Loren Stump’ın “murrine” tekniğini kullanarak yaptığı çalışmalar görenleri büyülüyor Bu teknik, blok halindeki camın, enine kesit alındığında ortaya çıkan renkli desen ve resimlerle süslenmesi olarak tanımlanıyor. Stump’ın cam çubukları bir araya getirerek ürettiği blok kesildiğinde inanılmaz detaylarla bezenmiş bir sanat eseri ortaya çıkıyor. Eserin en önemli özelliği, son halinin ancak cam kesildikten sonra görülebilmesi. Sanatçı tekniğini otuz beş yılda o kadar geliştirmiş ki, şu anda cam blok üzerine portre ve resimleri bütün halinde döşeyebiliyor. Bugüne kadarki en büyük çalışması Leonardo da Vinci’nin “Kayalıklar Bakiresi” adlı tablosunu detaylı bir şekilde yorumladığı eseri, fakat küçük çaplı çalışmalarının da işçilikte ondan aşağı kalır yanı yok.Milliyet Sanat
Reklam
Yağmurda yürümek mi, yoksa koşmak mı daha az ıslatır?
Hava şartlarını kontrol etmemiz mümkün değil. Farz edin ki bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve siz evden çıkmadan önce saçlarınızı özenle taramıştınız. Otoparktan marketin girişine kadar da bozulmasını istemiyorsunuz. Acaba daha yavaş yürüyerek yağmur altında daha çok vakit geçirmek mi, yoksa koşarak yanlardan daha çok yağmur damlacığıyla temas etmek mi sizi daha çok ıslatır?Minute Physics’in yaratıcısı Henry Reich, fizikle ilgili konuları açıklamak için, yaptığı çizimleri time lapse tekniğiyle videolara dönüştürüyor. Birazdan izleyeceğiniz videoda ise yağmurda koşmanın mı yoksa yürümenin mi bizi daha kuru tutacağı sorusuna değinmiş.Reich, bu çok eski sorunun cevabını bulabilmek için paralelogramlardan ve toplam ıslanma miktarı gibi denklemlerden yola çıkarak analizler yapıyor. Minute Physics videosu, bu sorunun cevabını bilimsel olarak açıklayabilmek için yapılan ilk girişim değil...
Beynin Nasıl Şuur Kazandığı Anlaşıldı
Bilim insanları, yeni bir araştırmanın sonucuna dayanarak narkoz etkisinden veya komadan çıkan beynin nasıl tekrar bilinç kazandığı sorusuna yanıt bulduklarına inanıyor. Araştırmada yer alan New York Weill Cornell Medikal Yüksel Okulu'ndan anestezi uzmanı Dr. Alex Proekt, 'İlaçlar beyni terk ettiği zaman oluşturdukları etkinin ortadan kalktığını ve narkoz sonrası bilincin geri geldiğini zannediyorduk. Ancak bu süreci yeterli anlayamadığımız ortaya çıktı' ifadesini kullandı. Bilim insanları, beynin faaliyet esnasında oluşturduğu izleri inceleyerek, bilinç kazanmaya doğru spesifik bir şekilde ilerlediğini düşünüyordu. Araştırmada, beynin bilinçliliğe doğru adım adım mı ilerlediği yoksa aynı anda birçok hale geçiş yapıp yapamadığı anlaşılmak istendi. Proekt ve meslektaşları, anestezi altındaki farelerin beynindeki belli bölgelerin elektriksel faaliyetini inceledi. Deneyde, fareler uyanıncaya kadar verilen anestezinin etkisi azaltıldı. Gözlemler, beynin tekrar bilinç kazanmak için birçok belli aşamadan geçtiğini gösterdi. Bilinç kazanma esnasında, beyindeki bazı basamaklar arasında net bir dönüşüm yaşandığı, beynin diğer haller arasında bağlantı kurmak için de bir nevi bağlantı merkezi oluşturduğu görüldü. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada, beynin bilinç kazanma sürecinde farklı 'güzergahlar' seçebileceği, ancak basamaklar arasında geçişi sağlayan merkezlerin ana rolü üstlendiği ifade edildi. Yeni tedaviler keşfedilebilir Bilim insanları, elde edilen yeni bulguların ileride komadaki insanlara yardım etmek için kullanılabileceğini belirtti. Proekt, 'komadaki ve baygın insanların beyninde uyku halinin periyotlara bağlı olarak elektriksel faaliyetler gerçekleştiğine değinerek, 'beynin koma ve genel anestezi altında bazen normal faaliyetlere dönmeyi başaramadığını' belirtti. Beynin şuur kazanmasını sağlayacak uyanma basamaklarını sonuçlandıramaması, bazen insanların uzun yıllar komada kalmasına neden olabiliyor. Bilim insanları, insanlara yardımcı olabilmek için ilk olarak farelerde gözlemlenen sürecin insanlarda da var olup olmadığını anlamak istiyor. Proekt, ileride şuursuzluğa neden olan halleri ortadan kaldıracak ve nihayetinde hastaları uyandıracak tedavinin geliştirilebileceğini belirtti. Hastaların sadece fiziksel değil, faaliyetleriyle de bilinç kazandıklarını ortaya koyabilmesi, bir gün insanların gerçekten nasıl bilinç kazandığına da net bir açıklama getirebilir. Livescience | Al Jazeera
Reklam
Genç Müzisyen Ömür Kılıçaslan Yaşama Veda Etti
Hariçten Gazelciler grubunun vokalisti ve çağlama isimli enstrümanın mucidi Ömür Kılıçaslan, sabaha karşı evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. 2001 yılında İzmit’te kurulan Hariçten Gazelciler adlı alternatif müzik gurubunun solisti, İstanbul müzik piyasasının tanınan isimlerinden Ömür Kılıçaslan’ın vefat haberi, grubun sosyal medya hesaplarından duyuruldu. Mucidi olduğu çağlama isimli enstrumanıyla adını müzik tarihinin sayfalarına altın harflerle yazdıran Kılıçaslan, 1998 yılında Türk Rock müzik grubu Çamur’un bas gitaristliğini üstlenmişti. Kılıçaslan'ın cenazesi yarın ikindi namazına müteakiben Sarıyer Eski Bahçeköy Mezarlığı'na (Orman Fakültesi yanı) defnedilecek...Tamar Melike Tegün / Milliyet.com.tr
Banksy: 'Robin Hood’daki Karakterlerden Biri Olma Hayaliyle Büyüdüm'
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy , nisan ayında ses getiren ‘ telekulak ‘ çalışmasının kendisi yaptığını birinci ağızdan teyit ederken, önceki eserlerinin açık artırmada satıldığı sergi hakkında da ilginç bir yorum yaptı. Websitesini yeniden aktif hale getirip soru-cevap kısmında hayranlarının merak ettiği konulara açıklık getiren ‘ Gerilla sanatçı, ‘ Telekulak ‘ isimli eseri ilk kez sahiplendi. Britanya’nın iç istihbarat servislerinden GCHQ ‘nun bulunduğu Cheltenham’daki eserin Banksy’ye ait olup olmadığı uzun süre boyunca tartışılmıştı. Banksy ayrıca eski menajeri Steve Lazarides ‘in Londra’da Sotheby’da düzenlediği ve sanatçının eserlerini içeren sergi ile açık artırma hakkında şu yorumu yaptı: “Küçük bir çocukken hep Robin Hood’daki karakterlerden biri olma hayaliyle büyüdüm. Sonunda oradaki altınlardan biri olacağımı hiç tahmin etmezdim.”10 yıl beraber çalıştığı eski menajeri Lazarides de Banksy’nin bu yorumunu önceden tahmin edip, “Banksy bu sergiden kesinlikle nefret ederdi. Hiçbir zaman bu şekildeki sergileri desteklemedi” ifadelerini kullanmıştı. Banksy sitesindeki soru-cevap bölümünde hiçbir sanat galerisi tarafından temsil edilmediğini ve Facebook’la Twitter’ı kullanmadığını bir kez daha vurguladı. Diken
Reklam