İki "Avatar" Daha Geliyor
Oscar ödüllü 2009 yapımı bilim-kurgu filmi Avatar'a iki bölüm daha çekilecek.Filmin yönetmeni James Cameron'ın filmi bir üçleme haline getirmek istediği ve çekimleri 3D tekniği ile yapacağı söylentileri uzunca bir süredir kulislerde dolaşıyordu. Yönetmen Cameron ve film şirketi 20th Fox Century, geçtiğimiz gün film hakkında yaptıkları açıklamada, üçlemenin 2016-2018 yılları arasında çekilmesi planladığını açıklarken, oyuncu kadrosunda sürpriz bir isim açıkladı. İlk filmde Dr. Grace Augustine karakterini canlandıran Sigourney Weaver, serinin devamında da rol alacak. Weaver'ın canlandırdığı karakterin ölmüş olması, ünlü oyuncunun sözleşme imzalamasına engel olmadı.Yönetmen James Cameron, yeni ve daha zorlayıcı bir karakterle kamera önüne geçeceğini söylediği Weaver için '1985 yılından beri uzaylılarla (Alien serisi) beraber uzun bir geçmişimiz oldu. Hem iyi arkadaşız hem de beraber çalıştığımızda iyi işler ortaya çıkıyor' ifadelerini kullandı. Filmde ayrıca Sam Worthington, Stephen Lang ve Zoe Saldana'nın da rol alacağı belirtildi.Haber Türk
'Atak' Türk Silahlı Kuvvetlerine Teslim Edildi
Milli imkanlarla geliştirilen taarruz ve taktik keşif helikopteri T-129 ATAK, Türk Silahlı Kuvvetlerine törenle teslim edildi.ANKARA Milli imkanlarla geliştirilen taarruz ve taktik keşif helikopteri T-129 ATAK, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı törenle Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildi. Cumhurbaşkanı Gül, Kara Havacılık Komutanlığı'nda düzenlenen ATAK Helikopteri Teslim Töreni'nde, projenin gerçekleşmesinde emeği geçenleri, 2004 yılında Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde alınan stratejik kararın altında imzası bulunanları tebrik etti. Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu: 'Buraya birkaç kilometre uzak mesafede, TAİ'nin ana üstlenici olduğu yerde, bu helikopterleri Türkiye'de ürettik. Nasıl Boeing, Airbus o zaman ana üstleniciyse bu sefer, burada da TAİ ana üstlenici oldu. Tabii ki başka yerlerden aldığımız destekler de söz konusu oldu. Bu, Türk savunma sanayinin, helikopter yapımında, 'know how' başta olmak üzere geldiği noktayı göstermektedir. Biz, bu helikopterin sadece mekanik kısımlarını değil, çok önemli sistemlerini, elektronik harp, silah ve aviyonik sistemlerini de Türkiye'de yaptık. Bunlar, çok sofistike, ileri teknoloji isteyen noktalardı. Bunların tabii gururunu yaşama hakkımız da vardır.' 'TSK'yı donatacak teçhizatın önemli kısmını üretmeye başladık' Bu coğrafyada yaşayan herkesin 'Hazır ol cenge, istiyorsan sulhu salah' sözünü bildiğini ifade eden Gül, şunları söyledi: 'Savaşmamak için, başkasının yanlışa girip, size karşı yanlış yapmaması için hazırlıklı olmak durumundasınız. Türkiye, uzun süredir bu hazırlığını güçlü bir şekilde yapmakta ve caydırıcılığına her gün yeni güç katmaktadır. Bundan da şüphesiz büyük bir gurur duyuyoruz. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, bize çok şeyler öğretti. Savunma konusunda sadece dışa bağımlılığın doğru olmadığını... O günden bugüne çok önemli siyasi kararlar alındı ve bugün geldiğimiz noktada, Türkiye içerisinde Silahlı Kuvvetlerimizi donatacak teçhizatın önemli kısımlarını üretmeye başladık. Bunları müttefiklerimizle de yeri geldiğinde paylaşmaya başladık. Bugün artık sadece konvansiyonel tehlikelerle karşı karşıya değiliz. Bugün terör, kaçakçılık, radikalizm gibi çağın ortaya çıkardığı tehditler de var. Bütün bunlara karşı en güçlü mücadele vermek, kendinizi en iyi şekilde koruyabilmek, kendinize gelebilecek zararları uzakta tutabilmek için Silahlı Kuvvetlerimizi daima güçlü tutmalıyız. Bu uğurda yapılan büyük gayretleri Türk milleti de büyük bir takdirle karşılamakta ve büyük gurur duymaktadır. Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim, topraklarımızın dokunulmazlığının, Türkiye'nin bağımsızlığımızın garantisi tabii ki Silahlı Kuvvetlerimizdir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Türk milleti daima göz bebeği gibi korumuştur, bundan sonra da daima göz bebeği gibi koruyacaktır ve bunda titiz davranacaktır.' 'Bizim için bir nevi istiklal ve istikbal mücadelesi' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da törende yaptığı konuşmada ATAK helikopterlerinin ülke, millet, Türk Silahlı Kuvvetleri için hayırlara vesile olmasını diledi. ATAK Helikopter Projesi'nin, ülkeyi gelmiş olduğu noktadan daha da ileri taşıyacağı yönündeki inancını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu savunma sistemlerinin, yerli imkanlarla karşılanması, göreve geldiğimiz günden bu yana temel önceliklerimizden biri oldu, olmaya devam edecektir. Biliyoruz ki yerli sanayimizin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının yerli firmalarımız tarafından özgün ürünlerle karşılanması, bunun altını özellikle çiziyorum, bizim için bir nevi istiklal ve istikbal mücadelesidir. 12 yıldır hep bu bilinçle hareket ettik. Yerli firmalarımıza, kendi insanımızın potansiyeline güvendik. Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarının, yurt içinden karşılanması, ordumuzun modernizasyonu, her alanda çok kritik, çok büyük çaplı projeler başlattık. Kara, hava, deniz platformu, insansız hava araçları, uydu teknolojileri, muhabere elektronik ve bilgi sistemleri gibi birçok alanda önemli projelere imza attı. Başlattığımız bu projeler, artık meyvelerini vermeye başladı.' Milli tank ALTAY, milli gemi MİLGEM, insansız hava aracı ANKA, başlangıç temel eğitim uçağı HÜRKUŞ'un son dönemde yerli imkanlarla hazırlanan projelerden sadece birkaçı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: 'İşte bugün bu başarı zincirine yeni bir halka daha ekliyoruz. ATAK Projesi kapsamındaki ilk helikopterimizi, silahlı kuvvetlerimize dahil etmenin bugün bahtiyarlığını yaşıyoruz. ATAK helikopterinin bugün geçmişini bilenler, bugünlere hiç de kolay gelinmediğine, çok büyük emekler sarf edildiğine şahitlik ettiler. Yıllarca ilerleme sağlanamayan diğer pekçok proje gibi bu projeyi gerçek anlamda hayata geçirmek bizlere nasip oldu. 2004 yılında bu konuda verdiğimiz stratejik kararla çıktığımız yolda işte bugünlere geldik. Burada hep birlikte şahit olduğumuz tablo, verdiğimiz kararın ne kadar doğru, ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor.' 'Bize çok büyük güç katacaktır' ATAK helikopterlerinin, görev bilgisayarı dahil olmak üzere cihaz ve ekipmanlarının çoğunun Türk mühendislerce tasarlandığına vurgu yapan Erdoğan, şunları kaydetti: 'Modern elektronik ve silah ekipmanlarıyla donatılan helikopterlerimiz, terörle mücadelede ve ülke bütünlüğümüze yönelik eylemlerde inanıyorum ki bize çok büyük güç katacaktır. Bunun yanında helikopterlerimiz sınırlarımıza yönelik her türlü saldırıda caydırıcı güç oynayacak, barış ortamının güvence altına alınmasına da katkı sağlayacaktır. 2004 Mayısı'nda, aldığımız kararla yalnız helikopter üretimi değil insansız hava aracı ve modern tankın üretimi için de yeni bir yol haritası belirleme çalışmalarına başladık.Helikopter projemiz için Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı personelimiz hakikaten özverili bir çalışma yaptı. Bu çabalar neticesinde böyle büyük proje için kısa sayılabilecek bir sürede ihaleyi gerçekleştirdik. Sözleşmeyi imzalayarak, takvimi başlattık.' 'Türkiye ATAK Projesi ile artık helikopter satın alan bir ülke konumundan helikopter üreten ve helikopter satan bir ülke konumuna yükselmiştir' vurgusunu yapan Erdoğan, bunun herkes için büyük bir başarı, tarihi bir adım, ülkemiz ve millet için iftihar edilecek bir durum olduğunu kaydetti. ATAK Projesi'nin, yalnızca silahlı kuvvetlere katacağı güç nedeniyle değil savunma sanayine yönelik rol modellik göreviyle de stratejik öneme sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, projede emeği geçen tüm kurumlara ve çalışanlara teşekkürlerini iletti, ATAK helikopterinin silahlı kuvvetlere ve Türkiye'ye hayırlı olmasını temenni etti. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar da yaptığı konuşmada, Türkiye'nin jeostratejik konumunun, fırsatlar sağlamasının yanı sıra bir çok riski de beraberinde getirdiğini belirtti. Türkiye'yi dış tehditlere karşı korumak, sınırların güvenliğini sağlamak, terörle mücadele, arama kurtarma, insani yardım ve uluslararası barışı koruma faaliyetlerine TSK'nın fedakarlıkla katkı sağladığını ifade eden Akar, bunu yerine getirirken etkin silahlı kuvvetlere ihtiyacın arttığını söyledi. Orgeneral Akar, bunun, disiplinli personelin yanı sıra güçlü birlikler ve milli imkanlarla üretilen harp silah araç ve gereçleriyle mümkün olabileceğini vurguladı. Orgeneral Akar, 'Son dönemde milli imkanlarla geliştirilen silah sistemleri Türkiye'nin sınıf atladığının göstergesidir' dedi. Gül ve Erdoğan pilot kabininde poz verdi Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmasının ardından TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, Milli Savunma Bakanı Yılmaz, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akar ve diğer yetkililerin sahneye gelmesiyle fotoğraf çektirildi. ATAK helikopterinin tanıtım filminin ardından, helikopterler gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan pilot montu giyerek helikopterlerin yanına gitti. Gül, ATAK helikopterlerinin pilotlarıyla tek tek tokalaştı. Pilot kabinine oturan Gül ve Erdoğan, basın mensuplarına poz verdi. Helikopterin önünde gerçekleşen fotoğraf çekiminin ardından resepsiyona geçildi. Törene Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek, Başbakan Erdoğan, Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan ve Emrullah İşler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, Somali Genelkurmay Başkanı Tuğgeneral Dahir Adan Elmi, bakanlar, bazı milletvekilleri, kuvvet komutanları, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir, yerli savunma sanayi şirketlerinin genel müdürleri ile diğer davetliler katıldı. Helikopterin özellikleri Yakın hava desteği görevleri ve çok amaçlı görevler için iki tip tasarlanan ATAK helikopteri, ağır silah yükü ile zorlayıcı 'sıcak hava-yüksek irtifa' görevlerini başarıyla yerine getirebiliyor. ATAK, yakın hava desteği görevleri için güdümsüz roketler (76 adet) ve 20 milimetre top ile donatılmasının yanı sıra çok amaçlı görevlere uygun biçimde en modern elektronik harp gereçleri entegre edilerek, 8 güdümlü anti-tank füzesi 'mızrak', 12 güdümlü 'cirit', 2 'stinger' ile görev yapabiliyor. TSK için 50 helikopterin tedarikine yönelik başlatılan program kapsamında, milli aviyonik ve silah sistemleri ile teçhiz edilmesi sonucu ortaya çıkan ATAK helikopteri, dünyada kendi sınıfındaki en etkin taarruz helikopteri olma özelliği taşıyor. TUSAŞ tesislerinde üretimi tamamlanan ATAK helikopteri prototipi, ilk uçuşunu 17 Ağustos 2011'de gerçekleştirmişti. Muhabir: Kurbani Geyik - Enes Kaplan - Aylin Sırıklı - Ferhat Demircan - A. Eda Ünlü ÖzenAA
Kızılötesi 10 Fotoğrafla İzlanda'nın Büyüsüne Kapılın!
İzlanda, engebeli lav arazileri ve muhteşem Kuzey Işıklarıyla tartışmasız dünyanın en fotojenik ülkelerinden birisidir. Her yıl yarım milyondan fazla turist bu doğa harikaları için İzlanda'ya gelmektedir. Buraya gelen turistlerden farklı olarak manzaralara başka bir gözle bakmak isteyen İngiliz fotoğrafçı Andy Lee kızılötesi fotoğrafçılık teknikleriyle ortamların ışığını değiştirdi. Bu fotoğraf serisinin ismi de  'Mavi İzlanda' olarak belirlendi. Fotoğraflar biraz karamsar görünse de büyüleyiciliklerinden bir şey kaybetmemişler.İyi eğlenceler dileriz...
Oktay Rifat 100 Yaşında
Kendi hayatını da bir sanat yapıtına dönüştürebilen şair Oktay Rifat 100 yaşında. 100 yıl önce bugün, çağdaş şiirimizin doruklarından Oktay Rifat, Trabzon’da doğdu. Ankara Erkek Lisesi’nde okurken tanıştığı Orhan Veli ve Melih Cevdet’le birlikte kurdukları “Garip” akımıyla şiirimizdeki en büyük yenilik hareketlerinden birini gerçekleştirdi. Garip sonrasında da “Perçemli Sokak” ve “Âşık Merdiveni” kitaplarıyla İkinci Yeni akımına koşut, “gerçeğin gündelik düzenini değiştirmek” olarak adlandırdığı yenilikçiliğini sürdürdü. 1966’da yayımlanan “Elleri Var Özgürlüğün” kitabıyla, geçirdiği bütün yenilik arayışlarının ardından gelen “başyapıtlar dönemi” diyebileceğimiz büyük yaratıcılık yılları geldi. “Şiirler”, “Yeni Şiirler”, “Çobanıl Şiirler” gibi yapıtlarında, Türkçenin ses zenginliği, sınırsız imge zenginliği bir aradaydı. Yaşadığı yıllarda şiir tartışmaları içinde de yer almış, toplum, birey ve şiir üstüne en çok düşünmüş, şiir uğraşının toplumsal yararını da gözetmiş ozanlardandı. “Şiir, sosyalizm ve yalandan sakınma bana kişiliğimin temel direkleri gibi görünür” demişti bir konuşmasında. “İyi”nin ve “güzel”in ardında, kendini ve şiirini yenileye yenileye büyük bir şair hayatı yaşadı Oktay Rifat. “Her şey insan içindir” diyordu, “Bilgi de, sanat da insan için. İnsanın, tabiatın ve toplumun yıkıcı kuvvetlerini yenerek daha rahat, daha kolay, daha insanca yaşaması için. Bu ana kuralın tersine kürek çekmek şairliğe sığmaz gibi geliyor bana.” Şiir üstüne yapılmış belki de en güzel tanımlardan birini de, Metin Eloğlu’nun bir sorusuna verdiği yanıtta söyledikleriyle ona borçluyuz: “Şiir olmasaydı, yaşama dediğimiz oluşun çarklarından biri eksilirdi. Belki kıyamet kopmazdı ama insanlar sevişemez, öpüşemez, beğenemez, yarınların yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşamazdı.” Oktay Rifat, 18 Nisan 1988’de öldüğünde Türk şiiri, doruklara ulaşmış bir ozanını yitirmişti. On altı şiir kitabı, üç romanı, Fransızcadan çevirileri yayımlanmış, çeşitli sahnelerde oyunları oynanmıştı. Bir şiirinin adı gibi, “Nara Benzer”di, çoktu. Çokluğu, yalnızca yetenekli bir sanatçı olması değil, bu yeteneğini, insanlık kültürünün, bilgi ve deneyiminin bütün unsurlarıyla, kısacası insan olmanın o yüce değerleriyle buluşturup, kendi hayatını ve kişiliğini de bir sanat yapıtına dönüştürebilmiş olmasındaydı. Bu yüzden Oktay Rifat, yalnızca birbirinden güzel şiirlerin değil, aynı zamanda örnek, güzel bir hayatın da simgesi oldu. AĞZIMIN TADI Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum. SON SÖZ Boğazından lıkır lıkır geçen Şu suyun kıymetini bil Nedir ki bu mavilik deme Pencereden görebildiğin kadar Göğün kıymetini bil Kıymetini bil çiçek açmış bademin Güneşli odanın çamurlu sokağın Beyazın siyahın yeşilin Pembenin kıymetini bil Dirilik öyle bir şey yürekte Sevinçle çırpınır Kavak yelleri eser insanın başında İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır Halk için girişilen savaşta O korkulu sevincin Öfkenin kıymetini bil Bil ki bu Budur işte Güneş yalnız dirileri ısıtır Güneşin kıymetini bil.Turgay Fişekçi / Cumhuriyet
Satürn'ün Uydusunu Denizaltılar Keşfedecek
NASA, Güneş Sistemi'ndeki gezegen ve uyduların keşfedilmesine yardımcı olacak projelerin geliştirilmesi için başlattığı yarışmada 12 projeyi destekleme kararı aldı. Projelerden bir tanesi, Satürn'ün uydusu Titan'ın denizlerini keşfedecek bir denizaltı.iGüneş Sistemi'ndeki keşifleri tetikleyecek projelerin öne çıkması için başlatılan NASA Yenilikçi Gelişmiş Konseptler Programı (NIAC), 12 projeyle yoluna devam etme kararı aldı. Mars'ta dev bir sera kurulmasından, kuyrukluyıldızları takip edecek uzay araçlarına kadar birçok projenin sunulduğu yarışmada, en çok öne çıkan fikir Titan'ın derinliklerinde gezinecek robotik denizaltı oldu. NASA Glenn Araştırma Merkezi'nden Steven Oleson, Titan'ın hidrokarbon gölleri ve denizlerinde gezinecek denizaltı için, 'Olağanüstü ve kesinlikle mühendislikle gerçeğe dönüştürülebilecek bir fikir' ifadesini kullandı. NIAC kapsamında Birinci Safha'ya seçilen projeler arasında yer alan Titan denizaltısı, dokuz aylık süre için 100 bin dolar destek alacak. Birinci Safha'nın sonunda başarı alınması halinde, İkinci Safha'ya geçecek projelere 500 bin dolar daha bütçe verilecek ve Ar-Ge süresi iki yıl daha uzayacak. Uzay keşif tarihinde ilk olabilir Titan denizaltısı, geçtiğimiz yıl öne çıkan Venüs yelkenlisinin ardından en farklı uzay keşif projelerinden birini temsil ediyor. Venüs'ün 450'yi dereceyi aşabilen yüzey sıcaklığına dayanması planlanan Zephyr (Zefir) uzay aracının, atmosferi sülfirik asitle kaplı gezegende rüzgarların yardımıyla hareket etmeyi planlanıyordu. Dünya dışı bir gök cisminde sulara dalması planlanan ilk keşif aracı olan Titan denizaltısı ise bir başka zorlu göreve işaret ediyor. Çükü robotik denizaltının dalacağı yer sıvı su içeren bir gölden çok, süper soğuk metan ve etan içeren Kraken Mare. 1170 km uzunluğundaki gölde, Dünya'da sıvı halinde bulunan gazlar -179'un altını gören sıcaklıklarda gaza benzeyen bir halde bulunuyor. Oleson, 'Denizaltının yüzmesi planlanan yer sıvı doğalgaz benzeri bir maddeyle dolu. Bunu düşünmek bile zor' ifadesini kullandı. Titan, Dünya'nın ardından insanlığın Güneş Sistemi'ndeki muhtemel yeni evlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bilim insanları, 300 metre derine inmesi planlanan denizaltıyla Titan'ın neler sakladığını da öğrenmek istiyor. Al Jazeera
Dünyada Gerçekleşmiş 10 İlginç Olay
etiket
1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri çok ilginç bir biçimde boğuldu.
Reklam
Doctor Who Modern Serinin Çıtır Kadınları
Herkes biliyordur Doctor Who'yu mutlaka.Sonuçta 50 yıllık muhteşem bir dizi.Bildiğiniz gibi, 2004 yılında modern seri olarak Doctor Who yeniden başladı.Şimdiye kadar 3 Doctor gördük -Savaşçı Doctor hariç- ve yeni sezonda yeni bir Doctor'umuz daha olacak.Fakat aynı zamanda,inanılmaz ve harika yol arkadaşlarını da unutmamak gerek.Bayanların hepsi birbirinden çıtır,zeki ve cesurlar.Peki ya bunları bir sıraya koymak gerekirse..  İyi eğlenceler. :)
'Behzat Amir' Bu Sefer Bir Aşk Öyküsünde
Erdal Beşikçioğlu ile Sezin Akbaşoğulları 'Behzat Ç.'den sonra bu kez de Çiğdem Vitrinel'in çekimlerine bu hafta başlanan uzun metraj filmi 'Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'da buluştu.'Geriye Kalan' isimli filmiyle iki sene önce Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alan Çiğdem Vitrinel ikinci uzun metrajlı filmi 'Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'nun çekimlerine İstanbul'da başladı. İlhami Algör’ün aynı adlı romanından esinlenen filmin başrollerinde Erdal Beşikçioğlu ile Sezin Akbaşoğulları yer alıyor. İki oyuncu daha önce fenomen televizyon dizisi 'Behzat Ç.'de de karşılıklı rol almıştı. Filmin ana karakterlerinden yazar Arif’in aşkı ve kadınları anlamaya çalıştığı bir dönemde Müzeyyen’e rastlamasıyla, onun gizemli dünyasına yaptığı yolculuğun anlatıldığı filmde Harun Tekin, Hare Sürel, Derya Alabora, Ege Aydan, Kerem Atabeyoğlu, Erdinç Gülener ve Barış Yalçın da karşımızda olacak. Senaryosunu Çiğdem Vitrinel ve Ceyda Aşar’ın birlikte kaleme aldığı filmin yapımcılığını Marsel Kalvo, görüntü yönetmenliğini ise Vedat Özdemir gerçekleştirecek. Filmin müzikleri ise Harun Tekin’e teslim. Kaynak: Radikal
Reklam
Yoldaki Luc Besson Filmi ”Lucy”den Yeni Fragman
Angel-A, The Fifth Element ve Leon gibi filmleriyle tanınan yönetmen Luc Besson’un yeni filmi Lucy , 25 Temmuz’da vizyonda olacak. Scarlett Johansson ve Morgan Freeman’ın başrollerinde yer aldığı filmden yeni bir fragman yayınlandı. Bantmag
15 Harika Örnekle Hayvan Figürlü Vücut Boyama Sanatı
Vücut boyama sanatı, doğru ekiple ve doğru seçilmiş kişi üzerinde yapıldığında gerçekten büyüleyici sonuçlar elde edilebiliyor. Bu galeride derlenmiş olan en iyi hayvan figürlü vücut boyama sanatı örneklerine bakarken insan hatlarını bulmakta zorlanabilirsiniz. Doğru ışık ve doğru açıyla çekilen fotoğraflarda ise bu durum gerçekten imkansıza yakın bir hal alıyor.İyi eğlenceler dileriz...
Ben Apaçi Değilim | Belgesel-Film
İstanbul, sadece 'doğu ile batıyı birbirine bağlamak'la kalmıyor, farklı kimliklerin ve yaşam tarzlarının, arada kalmış ruh hallerinin de yüzyıllardır başkenti olarak varolmayı sürdürüyor.Türkiye’de doğudan batıya yaşanan göç dalgaları sonrası İstanbul'da doğup dışında kaldıkları kente uyum sağlamaya çalışan 'Apaçi Gençlik ' üzerine bir belgesel-film.
Reklam
Dünya'ya Çarpan Gezegenin İzleri Bulundu
Bilim insanları, erken dönemlerinde Dünya'ya çarptığı ve ortaya çıkardığı kozmik enkazla Ay'ı oluşturduğu düşünülen Theia adlı gezegenin kimyasal izlerini keşfetti.İlk olarak Apollo görevlerinde Ay'dan toplanan oksijen izotopları incelenerek ortaya atılan 'dev çarpışmanın' gerçekliği, elde edilen yeni bulgularla güçlendi. Teoriye göre, Güneş Sistemi'nin erken dönemlerinde, Dünya'ya Mars büyüklüğünde bir gök cismi çaptı. Dev çarpışmanın oluşturduğu enkaz ise zamanla Ay'ı ortaya çıkardı. Almanya'nın Köln Üniversitesi'nden Daniel Herwartz, Discovery News sitesine yaptığı açıklamada, 'oksijen izotoplarının diğer gazlardan mükemmel bir şekilde ayrılmasını sağlayan bir teknik geliştirdiklerini' açıkladı. Araştırmacılar, Apollo 11, 12 ve 16 görevlerinde Dünya'ya getirilen meteroit örnekleri ve bazalt taşlar üzerinde yeni analizler gerçekleştirdi. Herwartz, 'NASA'nın kendilerine Ay tozu da gönderdiğini ancak mikro meteoritlerin yoğunluğu nedeniyle bu örneklerin analiz için çok uygun olmadığını' not düştü. Ay aslında Theia mı? Analizler, 4.5 milyar yıl önce, Dünya'nın oluşumundan sadece birkaç yüz milyon yıl sonra gezegenimize çarptığı düşünülen Theia adı verilen gezegenin sırrını saklıyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen bilgisayar modelleri, Ay'ın yüzde 70 ile 90'ının Theia'dan oluştuğunu öne sürüyordu. Güneş Sistemi'ndeki birçok gezegenin kendine has izotop bileşimi olduğundan yola çıkan araştırmacılar, Theia'nın kimyasal yapısının Dünya'dan farklı olması gerektiğini savunuyor.  Ancak bazı bilgisayar modelleri de Ay'ın sadece yüzde 8'ini Theia'nın oluşturduğunu, geride kalan materyallerin Dünya'dan geldiğine işaret etti.
21 Maddede "İngiliz Dili ve Edebiyatı Okumak Ne Demektir?"
etiket
Öncelikle bir anlam karmaşasını açığa kavuşturalım: İngiliz Dili ve Edebiyatı demek İngiliz Dili ve İngiliz Dilinin Edebiyatı demek değildir, İngiliz Dili ve İngiliz Edebiyatı demektir. Peki, İngiliz Dili ve Edebiyatı okumak ne demektir? 
Usta Yazar Samuel Beckett'in "Karalama Defteri"
İrlandalı yazar Samuel Beckett'in yayımlanan ilk romanı Murphy'e ait orijinal el yazıları İngiltere'deki Reading Üniversitesi'nde sergilenmeye başlandı. Reading Üniversitesi'nde masada titizlikle serilmiş 6 defter duruyor. Yaklaşık 80 yıllık kitaplar oldukça iyi korunmuş. Kâğıtlarda Beckett'in, yazısı kadar çizdikleri de dikkat çekici.Defterlerde, okunması zor bir el yazısı var. Ama daha da dikkat çekici olanı, Beckett'in en az yazdığı kadar da çiziyor olması. Ayrıca defterlerdeki karalamalarda ünlü simalar, tarihi isimler ve müzik notları var. Aynı sayfada, Charlie Chaplin olduğu açıkça anlaşılan bir resim de bulunuyor.Reading Üniversitesi Beckett'in defterlerini geçen yıl Sotheby's müzayedesinden 1 milyon sterline satın almıştı.Haber Türk
Reklam
Astrofizikçi, Yazar ve Düşünür Carl Sagan Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
Bilim tarihinin modern zamanlardaki en etkili isimlerinden birisi Carl Sagan'dır. Astrofizikçi, Astronomist, Yazar ve Düşünür Carl Sagan bugün eşsiz görüş açısıyla insanlığa umut olmayı sürdürüyor. Kısacık hayatıyla bilimin toplumsallaşması adına ve ufkumuzu açan yeni bakış açısıyla; binlerce insanın önünü açtı. Onun sayesinde yaşadığımız dünyaya, küçücük bir parçası olduğumuz kozmosa ve üyesi olmaktan gurur duyduğumuz insanlık ailesine daha bütüncül bakabiliyoruz artık. Adını unutulmaz arasına yazdıran vizyonuyla eşsiz bir kişiliğe sahipti Carl Sagan. Yazdığı kitaplar, çektiği belgeseller ve yol açtığı bilimsel gerçekçilikle modern algılarımızın oluşmasında eşsiz bir katkının sahibi Carl Sagan'ın hayatında görmezden gelinemeyecek ilginçlikleri sıralamak istedim. Belki Carl Sagan gibi olmak isteyecek yeni birileri çıkar aramızdan. Onun başardıklarının onda birini başarmak için çabalamak isteyenler olacaktır, kim bilir. Ve sessizce süzüldüğümüz bu devasa kozmosta yankılacak yeni bir ses bırakılacaktır aynı onun gibi. İyi seyirler...
Bir Yapay Zeka Turing Testini Geçmeyi Başardı
Eugene Goostman adlı bir yapay zeka, İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Alan Turing tarafından geliştirilen Turing testini geçmeyi başardı. Turing testi, bir makinenin düşündüğünü söylemenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığını sorguluyor. Teste göre makine, gönüllü bir insanla birlikte, sorgulayıcının görüş alanının dışında bir yere saklanıyor. Sorgulayıcı ise yalnız soru sormak şartıyla hangisinin insan, hangisinin bilgisayar olduğunu saptamaya çalışıyor. Sorgulayıcının sorular ve daha önemlisi aldığı yanıtlar, tamamen ses gizlenerek, klavye ile yazılarak veya bir ekranda gösterilerek veriliyor. Sorgulayıcıya bu soru cevap oturumunda elde edilen bilgiler dışında hiçbir bilgi verilmiyor. Dizi halinde tekrarlanan testler sonucunda sorgulayıcı, tutarlı bir şekilde insanı saptayamadığı takdirde makine Turing testini geçemiyor. İşte Eugene Goostman isimli makine, bu denli zor olan Turing testini geçmeyi başardı. Bugün kadar testi geçmeyi başaran ilk yapay zeka olan Eugene Goostman, bilgisayar programcıları Rus Vladimir Veselov ve Ukraynalı Eugene Demchenko tarafından geliştirildi. Yazılım, 13 yaşındaki bir çocuğun kişiliğini taşıyor. Jüri üyeleri yukarıda yazıldığı gibi testi uyguluyor, sorular soruyor ve alınan cevaplara göre oy veriyor. Toplamda yüzde 30 ve üzerinde oy alan yapay zeka, testi geçmiş oluyor. Eugene Goostman ise yüzde 33 oranında oy alarak, juriyi 13 yaşında bir erkek çocuğu olduğuna inandırmayı başardı. Veselov, yazılımın karakterini geliştirmek için çok çalıştıklarını belirtti. Ancak bazı uzmanlar, Turing testinin ilk kez bir yapay zeka tarafından geçilmesinden kaygı duyduklarını belirtti. İngiltere Reading Üniversitesi profesörü Kevin Warwick ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Yapay zeka alanında Turing testinden daha ikonik ve tartışmalı bir dönüm noktası olamaz. Bir programın insanları bir başka insan, hatta başka bir şey olduğuna inandırabilmesi, siber suçlara karşı dikkat edilmesi gerektiği anlamını taşıyor.”Stuff
Reklam
Game of Thrones'ta Ölmek 20 Bin Dolar
Yakın zamanda Game of Thrones dizisinin uyarlandığı Buz ve Ateşin Şarkısı serisine sekizinci kitabı yazacağıiddia edilen George R.R. Martin, 20 bin dolar veren iki kişiyi serinin yeni kitabına karakter olarak ekleyeceğini açıkladı. İnternette düzenlenen yarışma sonucu açıklanacak kazananlar, karakterlerinin kitaptaki mevkilerini de seçebilecek. Ancak karakterlerin birer şövalye, lord, köylü veya fahişe olmaları arasında bir fark yok. Her iki karakteri de kitabın sonunda ölüm bekliyor.20 bin dolarınız yoksa üzülmeyin! Toplanan paranın Martin’in doğduğu şehir olan Santa Fe, New Mexico’daki kurt barınağına bağışlanacağı yarışmaya 10 dolar vererek de katılmak mümkün. Yapılan bağışın büyüklüğüne göre değişen ödüllerin arasında imzalı Westeros haritası, Martin’le kahvaltı etme şansı ve Martin’e ait bir şapka da var.
Nefes Kesen Manzaralarıyla Dünyanın En Güzel 10 Teleferik Yolu
Midesi kaldırmayan yolcular kesinlikle dağın tepesine bakmamalıdır. Riode Janeiro’nun Sugarloaf dağında bulunan bu teleferiğe ulaşmak için 2 ayrı teleferiğe binilmesi gerekiyor. Bunların biri 20 metredeki Moro de Açúca’ya diğeri ise limandan 396 metre yükseklikteki Pão de Açúcar’a ulaşıyor. Fotoğraf tanıdık geldiyse şunu ekleyelim. James Bond’un Moonraker filminde bu teleferikte çekilmiş sahneleri bulunuyor. 
Reklam