İlber Ortaylı'dan Kenan Işık'ın Son Durumu Hakkında Açıklama
Geçtiğimiz hafta beyin kanaması geçiren ünlü tiyatrocu ve sunucu Kenan Işık'ın tedavisi sürüyor. Hastaneye gelen İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak ve tarihçi İlber Ortaylı, ünlü sunucunun durumu hakkında bildi aldı.  Spor salonunda çıktığında geçirdiği rahatsızlık sonucu yere düşüp başını betone çarparak beyin kanaması geçiren ünlü tiyatrocu ve TV sunucusu Kenan Işık'ın tedavisine yoğun bakımda devam ediliyor. Yaklaşık 1 haftadır uyutulan ünlü sucunun durumunun iyiye gittiği öğrenildi. Ünlü sunucuyu dostları da bir an olsun yalnız bırakmıyor. Sabah ve öğlen saatlerinde ünlü yönetmen Mehmet Aslantuğ, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, ünlü tarihçi İlber Ortaylı ve Mazhar Alanson'un eşi Biricik Suden hastaneye gelerek Işık'ın durumu hakkında bilgi aldı. Işık'ın durumu hakkında kısa bir açıklama yapan İlber Ortaylı, 'Beril ile görüştüm. Durumu iyiye gidiyor. Tedavisine yoğun bakımda devam ediliyor' dedi. Günlerdir eşinden gelecek iyi bir haberi bekleyen Beril Işık ise gazetecilere verdiği bilgide, büyük kafa travmalarında, sonraki tedavinin uzun sürdüğünü ve beynin iyileşmesi için zaman tanındığını, en önemli durumun ise zaman ve sabır olduğunu söyledi. Sabah
50 Madde ile Edebiyat Dünyasından Magazin
Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez. 1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı. 2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti. 3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı. 4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı. 5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu. 6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi. 7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı. 8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi. 9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti. 10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu. 11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı. 12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü. 13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor. 14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri. 15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı. 16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli. 17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı. 18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı. 19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı. 20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di. 21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü. 22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı. 23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu. 24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap. 25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır. 26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti. 27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı. 28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor. 29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı. 30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı. 31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı. 32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap. 33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu. 34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı. 35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di. 36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir. 37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı. 38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor. 39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede. 40- Rapçi Common da. 41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor. 42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı. 43- Süpermen aslında kel ve megaloman. 44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı. 45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü. 46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı. 47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi. 48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır. 49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi. 50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü. Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir Kaynak BuzzFeed
2013'ün Telif Şampiyonu Sezen Aksu
MSG'nin ( Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) WSJ Türkiye ile paylaştığı verilere göre sanatçıların 2011 yılında 16 milyon TL olan telif gelirleri 2013 yılında 24 milyon 175 bin TL'ye yükseldi. 2012 yılının telif şampiyonu Soner Sarıkabadayı olurken, 2013'ün şampiyonluğunu Sezen Aksu aldı. Tarkan listede ikinciliği alırken Soner Sarıkabadayı üçüncü oldu. Bu yıl MSG üyelerinin telif kazancının artış hazı da yükseliyor. 2012 yılında telifteki artış bir önceki yıla göre %11 olurken 2013 yılı teliflerinin toplamı 2012'nin %35 üzerine çıkmış görünüyor. 2 yıllık artış oranı ise yüzde 50'yi aşıyor. MSG bu yıl da yüksek oranda gelir artışı hedefliyor. Ancak, Youtube'un kapatılması bu gelir beklentisini olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Youtube ile yaptığı anlaşmayla 1 yıl için beklediği gelirin 3 milyon TL olmasını hedefleyen MSG'nin Genel Sekreteri Avukat Dr. Barış Şensoy 'Youtube'un Türkiye'de yasaklanması ile gelirlerimiz düşer. Çünkü anlaşmamız müzik videoları önüne konulan reklam gelirleri üzerindendi. Bunlar kapatılırsa o yüzde de alınamayacak' dedi. 1 Şubat'ta devreye giren anlaşma kapsamında şimdiden gelir elde etmeye bşladıklarını dile getiren Şensoy: 'Belli bir ön ödeme de aldık Youtube'da. Reklam gelirleri onun üzerine çıkarsa yıl sonunda hesaplaşacaktık. Uluslararası diğer meslek birliklerinin anlaşma örneklerinden de yüksek bir komisyonla anlaşmıştık. Youtube'un açılmasını bekliyoruz' diye konuştu. MAFYAN: DİJİTAL PLATFORMLARLA ANLAŞTIK MSG Başkanı Garo Mafyan son yıllarda ki müzik teliflerinin artırılabilmesi için, gelişen pazara hızlı adapte olduklarına dikkat çekerek '. Dünya müzik sektöründe gelişen ve değişen müzik satış kanallarını Türkiye'de uyguladık. Türkiye'ye gelen I-Tunes, Spotify, Deezer gibi Uluslararsı dijital müzik platformlarıyla anlaşmalar yaptık. Son yıllarda artan müzik telifi gelirlerimizde bunun bir göstergesi. 2013 yılı gelirimizi iki yılda %50 artırdık. 2014 yılında yaptığımız yeni anlaşma ve çalışmalar sonucunda da bu oranın artmasını bekliyoruz' dedi. Besteci ve sözyazarlarının üye olduğu MSG'nin verilerine göre 2012 ve 2013 yıllarının telif sıralamasında ilk 15'e bakıldığında listede sıralamadan çıkan 4 isim var. 2013'te Muharrem Ömer Özgün, Nazan Öncel, Gökhan Kırdar ve Ersay Üner listeden çıkmış, yerlerine Sıla, Fetah Can, Febyo Taşel ve Ozan Doğulu girmiş görünüyor. AYŞEGÜL AKYARLI GÜVEN  | WSJ Türkiye
CHP Yüzde 32 İle Gençler Arasında Birinci Parti
Umut Oran: Türkiye’nin umudu gençler, gençlerin umudu CHP CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, 30 büyükşehirde 18-25 yaş arasındaki 5600 gençle yaptırılan bir araştırma sonucunda CHP'nin yüzde 32 ile birinci parti olduğunu AKP'nin ise yüzde 22,7'de, MHP'nin de yüzde 16,9'da kaldığını bildirdi. Gençlerin yüzde 55’inin yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşündüğünü, AKP’li gençlerde dahi bu oranın yüzde 26,4 olduğunu vurgulayan Umut Oran, 'Türkiye'nin umudu gençlerimiz, gençlerin umudu ise CHP'dir. İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak' dedi. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: Türkiye çapında 30 büyükşehirde 18-25 yaş arası 5 bin 600 gencimizle yaptığımız geniş katılımla araştırmadaCHP yüzde 32 ile birinci parti çıktı. Gençlerin yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy verecek. Gençler ülkesine duyarlı ve yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini görüyor, “iyiye gidiyor” diyenlerin oranı sadece yüzde 22… Gençlerin yüzde 55’i yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının AKP tarafından engellendiğini düşünüyor; AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu görüşte... Gençlerimiz yerel yönetimlerden gençlere, kadınlara yönelik projeler bekliyor; çevreye duyarlı yönetim istiyor, gençler internet sansürüne tepkili... Gençler çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, olup biteni görüyor,  ülkesine sahip çıkıyor. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP... Gençlerimizin duyarlılığını, taleplerini paylaşıyoruz. Gençler bize ışık tutuyor. Bu baskıcı iktidarı alaşağı etmek, yolsuzluklara son vermek için hafta sonu yapılacak yerel seçimler tarihi bir fırsattır… İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak.  Demokratik, ileri, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. Tüm gençlerimizi hafta sonu sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını hiçbir etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. On bir yılı aşkın süredir Türkiye’nin üzerine kâbus gibi çöken AKP iktidarının zulmünden en fazla nasibini alan kesimlerin başında gençlik geliyor. İktidar imkânlarını kullanarak kendi kişisel servetini büyüten Tayyip Erdoğan, bir yandan da 80 yıllık hukuk devleti ve demokrasi sürecini altüst etti. Tüm toplum kesimlerine eşi görülmemiş baskı, sansür, zulüm ve devlet şiddeti uygulandı. Bu kesimlerin de başında gençler geldi. AKP iktidarı, gençlerin eğitim ve istihdam başta olmak üzere birçok alandaki sorunlarını büyütürken,  düşünen, sorgulayan, eleştiren, talep eden ve iktidarın yanlış politikalarını protesto eden gençlere yönelik baskı ve sindirmenin dozunu her geçen gün artırdı. Başbakan gençleri “Ya dindar olacaksınız ya da tinerci” diye kutuplara ayırdı. Tüm dünyada siyasal ve sosyal ilerlemenin lokomotifi olan gençlikten korkan AKP,  yarattığı düzene ses çıkarmayacak, sorgulamayacak, sadece kendisinin istediği web sitelerine girecek tepkisiz, konuşmaz, düşünmez bir gençlik yaratmaya çalıştı. İktidarın dayatma ve baskılarına karşın gençlerimiz çağı kavrıyor, dünyayı tanıyor, ülkede olup biteni iyi analiz ediyor, sağlıklı çözümler üretiyor, ülkesine sahip çıkıyor. Gençler, siyasetten, yerel yönetimlerden ve merkezi yönetimden beklentileri, ülke meselelerine yönelik duyarlılığı ve bilinçli yaklaşımı ile ülkemizin kurtuluşu ve geleceği için umut veriyor, bize ışık tutuyor. ÜLKENİN UMUDU GENÇLER, GENÇLERİN UMUDU CHP… AKP iktidarında elinden ekmeği, geleceğinden aydınlığı çalınan gençlerimiz, umudu ve çıkışı ise CHP’de görüyor. 30 büyük şehirde 18-25 yaş arasındaki 5.600 gencimizle yaptırdığımız bir araştırmada CHP yüzde 32 oranı ile birinci parti çıktı. Yarınlarımız olan gençler ülkemizin umudu; gençlerin umudu ise CHP… Araştırmadan çıkan sonuçlar özetle şöyle: Gençlerin yüzde 56’sı Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünüyor. İyiye gidiyor diyenleri oranı sadece yüzde 22... Gençlerin yüzde 32’si önümüzdeki yerel seçimlerde CHP’ye, yüzde 22,7’si AKP’ye, yüzde 16,9’u MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Kararsız ve cevap yok diyen gençlerin oranı yüzde 14,2. Bu Pazar bir milletvekili seçimi olsa gençlerin yüzde 32,8’i CHP’ye, yüzde 23,4’ü AKP’ye, yüzde 18,6’sı MHP’ye oy vereceğini söylüyor. Gençlerin yüzde 50’si 17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nu bir “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması” olarak kabul ediyor. AKP’li gençlerin yüzde 17,5’i 17 Aralık operasyonunu rüşvet ve yolsuzluk soruşturması olarak görürken, yüzde 18,7’si hem rüşvet ve yolsuzluk soruşturması hem de hükümete yönelik bir darbe girişimi olduğu kanaatinde. Gençlerin yüzde 54,8’i yolsuzluk soruşturmasının hükümet tarafından engellendiği görüşünde, AKP’li gençlerin bile yüzde 26,4’ü de bu kanaatte. Gençlerin yüzde 56’sı yolsuzluk operasyonu sonrası yaşanan gelişmeler nedeniyle hükümete güvenini kaybettiğini söylerken, AKP’li gençlerin yüzde 22’si de bu kanaate katılıyor. Gençlerin yüzde 46,8’i Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün azaldığı kanaatinde. Gençlerin yüzde 80,7’si Cumhurbaşkanı’nın internet ile ilgili yasayı onaylamasına karşı olduğunu ifade ederken,AKP’li gençlerin de yüzde 55’i bu konuda Cumhurbaşkanı’nı desteklemiyor. Gençlerin yüzde 85,4’ü internette ziyaret ettikleri sitelerin ve aradıkları tüm bilgilerin devlet tarafından arşivlenmesine karşı çıkıyor. Bu oran, AKP’li gençlerde de yüzde 66,7 ile oldukça yüksek. Gençlerin yüzde 21’i Büyükşehir Belediye yönetimlerinden iş imkanı, yüzde 13’ü meslek edindirme kursu ve yüzde 11,2’si kültür sanat faaliyetlerine yönelik projeler bekliyor. Gençlerin yüzde 56,2’si Büyükşehir Belediyesinin topluma dönük çalışmalarında iş bulma imkanı yaratacak yardımları bir öncelik olarak kabul etmesini istiyor. Yerel seçimlerde gençlerin yüzde 34’ü adayın daha önemli olduğunu söylüyor. Gençlerin yüzde 35’i hem aday hem parti önemlidir derken, yüzde 28,4’ü sadece parti önemlidir diyor. Gençlerin yüzde 94,3’ü oy verecekleri partinin kadın haklarına, kadın erkek eşitliğine bakışının oy verme davranışlarında etkili olacağını söylerken, yüzde 94,2’si özgürlüklere, yüzde 93,4’ü engelli haklarına, yüzde 83,3’ü etnik sorunlara bakış açısının oylarını etkileyeceğini ifade ediyor. Gençlerin yüzde 95’i yerel seçimlerde oy verecekleri adayın gençlere yönelik projelerinin oylarının yönünü etkileyeceğini ifade ederken, yüzde 93’ü kadınlara yönelik projelerin oy verme hareketlerini etkileyeceğini söylüyor, yüzde 92,7’si adayın çevre duyarlılığı sahibi olmasını önemsiyor. Gençlerin yüzde 82,4’ü 30 Mart’ta yapılacak olan seçimlerde desteklediği parti veya adaya oy verecek. ERDOĞAN GENÇLİĞİ PERİŞAN ETTİ… 76 milyonu aşan nüfusun 12 milyona yakınını 15-24 yaş grubundakiler oluşturuyor. Bu gençlerin 3.7 milyonu istihdamda gözüküyor, ama bunların 1 milyona yakını “ücretsiz aile işçisi”, yani okuma ya da çalışma imkanı olmadığı için ailesine yardım eden kişiler. Sosyal güvencesi bulunmayan bu kişiler açısından gerçek bir istihdam söz konusu değil. Zaten bir işte çalışan gençlerin toplamda yarıya yakınının sosyal güvencesi bulunmuyor. Gençler kayıt dışı, ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Aynı yaş aralığındaki gençlerin 1 milyona yakını ise iş arıyor. Gençlerin 4.6 milyonu öğrenci olmak üzere toplam 7 milyonu aşkın bölümü ise iş gücü dışında yer alıyor. 2.4 milyon genç ise ne çalışıyor, ne de okuyor. Gençlerde işgücüne katılım oranı yüzde 39, işsizlik oranı ise yüzde 20 dolayında bulunuyor. Ancak bu sadece aktif olarak iş arayanların oranını gösteriyor. Üniversiteye girmek bir dert, bitirip iş bulmak ayrı dert… AKP döneminde YÖK aracılığıyla tüm yükseköğrenimde baskıcı zihniyet egemen kılındı, bilim zayıflatıldı, bilim dallarının, mesleklerin içi boşaltıldı, üniversite eğitiminin kalitesi iyice aşağılara indi. Gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadığı halde daha çok ticari amaçla ya da belli bir dünya görüşü doğrultusunda, çoğu da vakıflar tarafından art arda açılanlarla üniversite sayısı üçe katlanarak 200’e yaklaştı, 1.5 milyon olan üniversite öğrencisi sayısı 5 milyonu aştı. Ancak bu gelişmeye rağmen; liseyi bitirip üniversite sınavına giren gençlerin küçük bir bölümü üniversitelere yerleşme imkanı buluyor, yüksek öğretimde okullaşma oranı yüzde 35.5’te kalıyor. Yani üniversite çağındaki (18-22 yaş) her 3 gençten sadece 1’i üniversiteli olabiliyor. Dört işsizden biri üniversite diplomalı…   Pıtrak gibi çoğalan “tabela üniversiteleri” ilk yıllarda genç işsizliğini gizlerken, mezun vermeye başladıkça tersine, diplomalı işsizlikte hızlı bir artış yaşandı. Umudunu yitirdiği için iş aramayanların dahil edilmediği resmi verilere göre bile üniversite mezunlarında işsizlik oranı yüzde 12’lerde. Ülke genelindeki tüm işsizlerin dörtte birini üniversite diplomalılar oluşturuyor. 2004 yılında her 10 işsizden biri üniversite diploması taşıyordu. Gelinen aşamada ise artık yaklaşık her 4 işsizden biri üniversite mezunu. AKP’nin dershane çelişkisi… Aileler, gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olacağı düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için yıllarca tüm imkanlarını seferber ettiler. Üniversite öncesi hazırlık kursları için ve üniversite eğitimi süresince aileler tarafından her yıl milyarlarca lira harcandı. Üniversiteye hazırlama hizmeti veren devasa bir dershanesektörü yaratıldı. AKP, kendi iktidarı döneminde aşırı büyüttüğü bu sektörü bir hamlede yok etme kararı aldı. Erdoğan’ın talimatıyla çıkarılan dershaneleri kapatan yasa yürürlüğe girdi, dershaneler tarih oldu. Üniversiteler bilimden uzaklaştı, gençlere bir şey vermiyor… AKP döneminde üniversite sayısı kağıt üzerinde katlandı. Ülkemizde adeta üniversite enflasyonu yaşanıyor. AKP’nin atadığı özel görevli rektörler eliyle giderek bilimden, özerklikten, araştırmacılık ve özgür düşünceden de uzaklaşan üniversiteler, artık ülkenin gelişimi ve kalkınmasına hizmet edemiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini kağıt üzerinde yükseltmeye yarıyor.  Üniversiteler gençlerimizi, çalışma yaşamına ve genel olarak hayata hazırlamaktan yoksunlar. Çünkü üniversitelerimiz ne yazık ki yeterli donanımda akademik kadrolara sahip değiller. Çoğunlukla üniversiteler, gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olmaktan uzakta bulunuyor. Bu yüzden de mezuniyet sonrası gençlerin kolayca iş bulup çalışma yaşamına katılabilmesi, ekonomik özgürlüğünü kazanması, üretime katkı sağlaması giderek zorlaşıyor. AKP’nin izlediği çarpık ekonomik model, istihdam yaratmadı. Sıcak para ve borca dayalı büyüme modelinde yerli sanayi sektörlerinin gelişimi yavaş kaldı, ithal girdi bağımlılığı ve montaj sanayi olgusu büyüdü, bunun sonucunda sanayi-üniversite işbirliği de verimli olamadı. Üniversite diplomalılar artarken, bunların ekonomideki üretim süreçlerinde yer alabilme oranı geriledi. GENÇLER, GELECEĞİMİZDİR…   AKP, gençlerin geleceğini çaldı, ülkenin geleceğini kararttı!...   AKP zihniyeti, gençleri anlama, onların beklenti ve tercihlerine saygı gösterme yerine, onlara yaşam tarzı dayattı…   21. Yüzyılın değerleri ile baskıcı AKP zihniyetinin çatışması, GEZİ ruhunu doğurdu… Düşünen, sorgulayan, araştıran, çağını yakalamış, dünyayı kavramış, özgür düşünceli, ülkesini, toplumunu, insanlığı düşünen, akılcı ve sorumlu bir gençlik var…   İnanıyoruz ki 7 milyon dolayındaki gencimiz bu seçimlerde kendilerinin ve ülkelerinin geleceğine sahip çıkacak. Gençler; kamu kaynaklarını kendi ailesine, eş, dost ve yakınlarına peşkeş çeken, yargı ve medyayı zapturapta alıp suçlarının üstünü örtmeye çalışan “BAŞÇALAN”ın yolsuzluklarına, adaletsizliklerine ve ülkeyi bataklığa sürüklemesine “DUR!” diyecek…   Hafta sonu yapılacak yerel seçimler; Erdoğan iktidarına ve onun “yolsuzluk ve talan” düzenine son vermek için tarihi bir fırsattır… Tüm gençlerimizi sandığa gitmeye ve ülkenin geleceği için son derece önemli olan oylarını etki altında kalmadan özgürce kullanmaya çağırıyoruz. Demokratik, çağdaş, güçlü ve özgürlükçü yeni Türkiye’yi gençlerimizle birlikte dizayn edeceğiz.   Haydi gençler; ülkenize ve geleceğinize sahip çıkın!..   Umut sizde, yarın sizsiniz...
Reklam
Unutulmayacak Kitaplardan, İz Bırakan Sözler
etiket
Edebiyatımızın yakın ve uzak tarihinde yayınlanmış kitapların ve bu kitapları dokuyan yazarların, tarihe iz bırakan sözleri hepimize bir açıdan dokunmaktadır. Buyrun o işte o sözler...*Sıralama alıntı yapılan sayfaya göre yapılmıştır.
Usta Şef Hem Yönetecek Hem Çalacak
Dünyaca ünlü şef Zoltan Kocsis 2 Nisan'da hem yönetecek hem de çalacak.Macaristan Ulusal Filarmoni Orkestrası ikinci konserinde 1997 yılından beri Zoltán Kocsis'in şef ve solistliğinde Haydn ve Mozart’tan Çaykovski’ye uzanan renkli bir program sunuyor. Yurtdışından aldığı çok sayıdaki davet sonucunda 1997'den beri 40 ülkede 100'e yakın konser veren orkestra Kocsis'in Debussy ve Ravel eserlerinin orkestrasyonunu içeren 2003 tarihli CD'si ile ‘Yılın En iyi Macar Klasik Albümü’ ödülüne layık görüldü. Macar sanatçı incelikli şefliğinin tescili olan bu ödülün dışında aralarında Bartok Piyano Konçertoları için bir Edison ve Debussy Albümü için bir Gramophone'un da bulunduğu çok sayıda ödülün sahibi.
Reklam
Kıbrıs'da Ücretsiz Deep Purple Konseri!
25- yılını görkemli etkinliklerle kutlayan KKTC Yakın Doğu Üniversitesi’nde 24 Mayıs 2014, Cumartesi akşamı konser düzenleyecek olan Deep Purple konserinin ücretsiz olduğu duyuruldu. Bu büyük etkinlik için, Türkiye’den Kıbrıs’a uçuş olan her noktandan uygun bilet avantajları için de çalışmalarını sürdüren Yakın Doğu Üniversitesi, ayrıca “Konser günü tulumunu veya çadırını al, gel!” diyerek konsere gelen herkese kampus içerisinde konaklama imkânı sunuyor. YDÜ kampüsü içinde, 105,000 metrekare alanda, 150,000 kişi kapasiteli seyirci alanına sahip olan Park Near East’te gerçekleşecek Deep Purple konseri için 50 m genişliğinde ve 25 m derinliğinde 1,250 m2’lik devasa bir sahne hazırlanıyor. Etkinliğe katılım için Yakın Doğu Üniversitesi’nin web sayfası “www.neu.edu.tr”den form doldurarak rezervasyon yaptırmak yeterli. haber kaynağı: 365haber.org/kültür-sanat
Dünya’yı Değiştirecek Teknoloji: 3D Yazıcılar
Marshall Mcluhan’a göre biz ilk başta aletlerimize şekil veririz ve daha sonra aletlerimiz bize şekil verir. Mcluhan’ın teknolojik determinizme olan inancını anlatmak için sarf ettiği  sözler  geleceğin teknolojisi olan üç boyutlu printerların tam olarak yaptığı işi tanımlıyor.Sadece teknolojinin şu an içinde bulunduğumuz çevreye şekil verdiğini düşünmekten ziyade üç boyutlu printerlar bedenimizden, ulaşım araçlarına  hatta kullandığımız günlük eşyalara kadar hayatın bir çok alanına şekil verebilecekler.3D Yazıcı Neden Önemli?Öncelikle zaman ve mekan kavramını ortadan kaldırıyor. Örneğin herhangi bir markanın internet sitesinde gördüğünüz bir elbiseyi parasını ödeyip satın alıyorsunuz. Onun DNA’ sı, özellikleri bilgisayarınıza iniyor, düğmeye basıyorsunuz ve elbiseyi yazıcınızdan çıkartıp giyebiliyorsunuz. Akşam bir yere gideceksiniz ve uygun ayakkabınız yok. Ayakkabıyı beğeniyorsunuz, internetten satın alıyorsunuz  ve ardından basıyorsunuz. Ne renk istiyorsanız bilgisayarınızdan çıkıyor. İleride 3D yazıcılardan araba bile basılacağını iddia edenler var.Zaman Kavramı3D yazıcılarla birlikte istediğiniz zaman alışveriş yapabileceksiniz. İhtiyacımız olduğu an bir malı satın alıp kullanabileceğiz. Tüm bunlar bir yere gitmeden gerçekleşecek. Saatin kaç olduğu, mağazanın açık ya da kapalı olması artık önemli olmayacak. Tek yapmamız gereken ürünü beğenip parasını ödemek ve ardından basmak olacak.Mekan KavramıMekan kavramına getireceği yenilik ticareti dünya çapında canlandıracak. Örneğin bir Türk bir Çinli üreticinin ürettiği bisikleti beğendiyse onun parasını ödeyecek. Daha sonra yazıcıdan parçalarını basacak ve onu birleştirip bisikletine binebilecek. Üç boyutlu yazıcının bize getirdiği olağanüstü yenilikler var. Bunun önemli bir kısmı da askeri malzemeleri taşımakla ilgili olacak.  ABD Afganistan’da ki askerlerine her gün onlarca uçakla ikmal desteği veriyor. Silah ya da yiyecek götüremese de  gelecekte, askerlerin kullandıkları bir çok günlük  eşya  yazıcılardan basılabilecek.3D Yazıcılar Güvenliğimiz İçin Bir Tehdit  Oluşturabilir mi?Her yeni teknolojinin getirdiği yararlar kadar zararlar da vardır. Bu konuda 3D yazıcıların zayıf noktasını güvenlik sorunu oluşturuyor. Yazıcıdan basılan silahlar yakın zamanda ABD’de denetlendi. Amerika’da güvenlik dedektörlerine yakalanmayan silah yapmak yasak olduğundan içine metal parça eklendi ama daha sonra BBC İngiltere’de böyle bir yasa olmadığı için dedektörlere yakalanmayan bir silah bastırdı. Basılan silahla güvenlik kontrolünden geçildi ve güvenlik kameraları hiçbir şekilde bunu algılamadı. Artık çok yüksek güvenlikli yerlere girip orada bir işbirlikçiniz varsa işbirlikçiniz silahı sizin için basabilecek ve en sıkı korunan insanı bile vurabileceksiniz. Üç boyutlu yazıcılar getirdikleri olumlu ve olumsuz özellikleriyle insanlık tarihini değiştirebilecek nitelikte bir buluştur.Bugüne Kadar 3D Yazıcıyla YapılanlarPrinceton Üniversitesi  geçtiğimiz yaz 3D  yazıcıyı kullanarak bir ilk gerçekleştirdi ve insan kulağı bastı. Kulak, suyla etkileşimde çözülmeyen hidrojel,  insan kalçasından alınan hücreler ve gümüş nano parçacıklarla basıldı. Henüz insana uyumlu halde değil; çünkü sinir uçlarına ve damarlara bağlanamıyor. Bilim adamları yaptıkları açıklamalarda en geç 5 sene içerisinde printerdan basılan organların insana uyumlu hale geleceğini söylüyorlar.Hollanda’da 3D yazıcıdan bisiklet basıldı.NASA, Kasım 2012’de yeni nesil ağır yük roketi için ’’basılmış’’ parçalar test etmeye başladı. DIYROCKETS  basılacak roket motoru geliştirme yarışması başlattı.Boeing 787 Dream Liner üzerinde 30 tane  yazıcıda basılmış parça var. General Electiric şirketinin havacılık bölümü GE AVİATİON iki 3D baskı firmasını satın aldı. Şirketten yapılan açıklama: ”3D havacılığın geleceğini belirleyecek.”Boeing  15 yıl içinde uçakların % 85’ini yazıcıdan basmayı düşünüyor.3D Yazıcılarda titanyum seramik ve reçine gibi malzemeler kullanılmaya başlandı. Yeni materyaller geliştirmek için her yerde çalışmalar var.
Hurda Metalleri İnanılmaz Sanat Eserlerine Dönüştüren Adam
70 yaşındaki Avustralyalı John Piccoli'nin alışılmışın dışında bir sanat anlayışı var. Hurda metalleri şehir mobilyalarına ve heykellere dönüştüren sanatçının eserleri gerçekten görülmeye değer. Bu arada sanatçımız uzun yıllar önce geçirdiği çocuk felci nedeniyle çalışmalarını tekerlekli sandalyesinde ve bir vinç yardımıyla sürdürüyor.
Reklam
'Dr. House' Konser İçin İstanbul'da!
Bir süre önce ekranlara veda eden House dizisinin başrol oyuncusu Hugh Laurie, müzik kariyerine hız kesmeden devam ediyor. Bir süre önce 'Didn’t It Rain' adlı albümünü yayınlayan Laurie, Avrupa turnesi tarihlerini açıkladı. Listede yer alan ülkelerden biri de Türkiye. Hugh Laurie and The Copper Bottom Band konseri, 9 Temmuz akşamı İstanbul Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde gerçekleşecek. Bilet fiyatları ise henüz belirlenmedi.Posta
Metallica'dan İstanbul'a Özel Video
Metallica, 13 Temmuz'da İstanbul'da vereceği konser öncesinde video ile çağrıda bulundu. İstanbul'a gelecek olmalarının mutluluğunu da videoda aktardı.Dünyaca ünlü metal grubu Metallica, bu yaz İstanbul’da vereceği konser öncesi bir video çekerek mesaj yolladı. Videoda İstanbul’a tekrar gelecek olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten grup, konserin setlisti için de çağrıda bulundu. Bileti alanların Metallica by Request çerçevesinde çalınmasını istedikleri parçalara oy verebileceği hatırlatıldı. Kendilerinin de yeni parçaya oy verdiklerini söylediklerini de belirtelim.Türkçe altyazılı olarak videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz. 13 Temmuz’da İtü Stadyumunda gerçekleşecek olan konserin bilet fiyatlarının 15 Nisan’dan sonra pahalılaşacağını belirtelim.
Reklam
Dünyanın En Acayip 20 Yeri
etiket
Sanki bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen ama aslında Dünya'nın farklı yerlerinde gerçekten olan yerleri göreceksiniz. Kaynakta daha fazlası mevcut, hatta Pamukkale de var. Pamukkale bunların yanında pek acayip sayılmaz. Hangilerine gitmeye cesaret edilir?
Reklam
12 Çarpıcı Fotoğrafla Zamanın Tek Yumurta İkizleri Üzerindeki Etkisi
Konfüçyüs'a göre insanlar kaderlerini 50 yaşına geldiklerinde anlamaya başlarlar. Bu durumu görsel bir şekilde ortaya koymak amacıyla fotoğrafçı  Gao Rong Guo '' tek yumurta ikizleri'' isimli fotoğraf serisini başlattı. Bu çalışma görünümleri neredeyse aynı olan 50 yaşındaki insanların zamanla, yaşadıklarıyla, kaderleriyle görünümlerinin değişimini ortaya koymak adına yapılmış mükemmel bir çalışma.
Scarface'in Yeniden Çekileceği Kesinleşti
1929 yılında yazılan ve daha önce iki kez beyazperdeye uyarlanan Scarface, bu kez Şilili yönetmen Pablo Larrain tarafından yeniden çevrilecek.Aslında bu iddialar 2011 yılından bu yana ortalıkta dolaşıyor ama en son geçen yıl Ağustos ayında Harry Potter serisinin de bazı filmlerini yöneten David Yates tarafından hazır bir senaryo üzerinde çalışmaların başladığı dedikoduları dolaşıyordu.Görünüşe göre bu iddialar doğru değilmiş. Çünkü Universal Pictures’dan yapılan açıklamaya göre, daha önce No adlı yapımı yöneten Şilili yönetmen Pablo Larrain, Scarface’in yeniden çevriminde görev alacak.Film hakkında bilinenler ise Meksikalı bir çetenin günümüz Los Angeles’ında kuracağı imparatorluk ve efsaneleşen Tony Montana karakterinin Tony’sinin tutulup, başka bir soyad ile yeni bir karakter olarak karşımıza çıkacağı. Başka bir bilgi henüz ne yazık ki bilinmiyor.
Japonya'da Nasrettin Hoca Damgası
Türkiye'nin UNESCO listesinde yer alan 12 önemli kültürel mirası, Tokyo'da düzenlenen 'Anime-2014' fuarında Nasreddin Hoca'nın yer aldığı animasyonlarla tanıtıldı. 'Anime-2014' fuarında Türkiye'yi tanıtırken yaptığı Japonca esprilerle özellikle Japon çocukların yoğun ilgi gösterdiği 'Anime Nasreddin Hoca', ziyaretçilere Türk kültürü ile ilgili ayrıntılı bilgiler sundu. Yunus Emre Enstitüsü ile Bunkyou Gakuin Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen projede Nasreddin Hoca karakterini, Japon eğitimci Prof. Kawamura Junichi seslendirdi. Tokyo Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Telat Aydın, anime kültürünün yaygın olduğu Japonya'da geniş bir kitleye ulaşmayı hedeflediklerini, Nasreddin Hoca gibi uluslararası bir figür aracılığıyla Türk kültürünü tanıtmayı amaçladıklarını belirtti. Aydın, Nasreddin Hoca animasyonu ile Türkiye'nin soyut kültür mirasları ve Türk mutfağınının tanıtımına yönelik projele çalışmalarının sürdüğünü sözlerine ekledi.
Kimsenin İstemediği Ödül: Altın Bamya
Türkiye sinemasındaki erkek egemen bakışa ve cinsiyetçiliğe tepki olarak verilen Altın Bamya Ödülleri dağıtıldı. Altın Bamya Film Ödülü, Osman Sınav'ın yönettiği Aşk Kırmızı filminin oldu. Jüri filmin Zeynep karakterini de kadın karakter dalında ödüllendirdi. Erkekler adlı film isminin yarattığı beklentiyi boşa çıkarmadı, hem Adam ve Nazım karakterleriyle erkek karakter hem de homofobi dalında ödüle layık görüldü. Üstüne bir de senaryo ödülünü aldı. İzleyici Bamyası’nı ise Celal ile Ceren filmi kazandı. Jüri özel ödülü de dört filme birden verildi. Kedi Özledi, Düğün Dernek (Tek taşlı Bamya), Sabit Kanca (Eşekarısı Bamyası), Testesteron (Hormonlu Bamya).Adayları hatırlayalım Ödülü kaptırdılar ama Celal ile Ceren tüm dallarda; film, kadın karakter, erkek karakter ve senaryo dallarında da adaydı. Üç Altın Bamya’lı Erkekler sadece film dalında ödülü kazanamadı. Film dalının kazananı Aşk Kırmızı’nın erkek karakter ve senaryo dalında da aday olduğunu unutmamak lazım. Senin Hikayen’in Meral ve Esra’sı kadın karakter dalında diğer adaylardı. Senaryo ödülünü Erkekler aldıysa da Aşk Kırmızı ve Celal ile Ceren’i bu alanda yabana atmamak gerek.Bianet
Reklam